FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
Hayat-Yaşam
>
Aşk Sevgi
>
Aşk Doktoru
Hoşlanma, Sevgi ve Aşk Arasındaki Farklar
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Hoşlanma, Sevgi ve Aşk Arasındaki Farklar ile ilgili Benzer Konular
291 Kez Görüntülendi
Windows 32 (x64) Bit ve 64(x86) Bit Arasındaki Farklar ve Özellikleri
Genelbilgi ve İpucu
kadınlar ve kızlar arasındaki farklar
Konu Dışı Başlıklar
J2ME & Symbian arasındaki farklar
Diğer Gsm Telefonlar
Hoşlanma, Sevgi ve Aşk Arasındaki Farklar.....
Aşk-Sevgi-Evlilik
PHP ve ASP Arasındaki Farklar
HTML-PHP-ASP-JAVA
aşkın bana tanımını yapabılen varmı.acısını unutabılırmı ınsan soruyorum sıze
|
YaLnızLıqımın Yarını...
Konu Araçları
16-03-2008
#
1
Profil Bilgileri
DereeN
Hoşlanma, Sevgi ve Aşk Arasındaki Farklar
Hoşlanma, Sevgi ve Aşk Arasındaki Farklar başlıklı yazı Mumsema Hoşlanma, Sevgi ve Aşk Arasındaki Farklar Forum Alev
Hoşlanmadan anlaşılan şey, tarafların algılamalarındaki benzerliktir
İnsan hoşlandığı kişi hakkında olumlu değerlendirmelerde bulunur ve hoşlanan iki insan arasında karşılıklı güven sözkonusudur
Sevgi ise şemsiye bir tanımdır
Hoşlanmayı da içinde barındırmakla birlikte sevginin karakteristik özelliği bağlılıktır
Sevgi; ilahî sevgi, insanî sevgi, erotik sevgi diye farklı gruplara ayrılabilir
İnsanın olgun özelliklere, güçsüz ve zayıf insanlara, hayvanlara olan sevgisi bu alt grupları oluşturur
Aşk, sevginin tutkulu ve derin biçimidir
Aşkın en önemli özellikleri; sadakat, bağlılık ve şefkattir
Bu üç hususiyet, aşk ile sevgi arasındaki farkı gösterir
Âşık olan kişide önceliği duygular almış ve muhakeme ikinci plâna düşmüştür
İhtirasla seven kişilere ‘delicesine âşık’ denilmesinin sebebi de budur
Âşık, sevdiği için kendi çıkarını terk eden kişidir
Aşkta hoşlanma ve sevgide yaşanandan farklı olarak şefkat vardır
Genel olarak aynı doğru üzerinde bulunduğu düşünülse de sevgi ile şefkat birbirinden ayrı şeylerdir
Bir insanın aşık olup olmadığı onun şefkatine bakarak anlaşılabilir
Ayrıca şefkat, karşılık beklemez ve şarta bağlı değildir
Şefkat hisseden kişi aşık olduğu insanı ne pahasına olursa olsun mesut etmek ister
Âşık, ‘Onu mutlu etmeliyim’ düşüncesiyle hareket eden, sevdiğine karşı her türlü fedakarlığa hazır insandır
Hakiki aşk, tanımlanarak yaşanan aşktır
Aşk, samimiyet ve içtenlik taşıyan bir histir
Âşık, ‘sevdiğime bütün sırlarımı anlatabilirim ve o hayatımdaki en özel kişidir’ diye düşünür
Ayrıca aşkta mantığın ikinci plânda olduğu, tutkunun yaşandığı bir boyut vardır
Aşk ile bağlılık arasında da yakın bir ilişkiden sözedilebilir fakat her aşk bağlılık, her bağlılık da aşk demek değildir
Bazı insanlar birbirlerine bağlı olduklarını zannetseler de onları bir arada tutan, ortak menfaatleridir
Çıkar ortadan kalktığında sevgi ve aşkta uçar
Menfaat özellikle mecazî sevgilerde görülür
Meselâ, bir insanı fizikî güzelliği için seven kimse, güzellik ortadan kalkınca sevmekten vazgeçer
Oysa gerçek aşkta karşıdaki insanın kimliğini sevme duygusu hâkimdir
Bir kimse sevdiği kimse için ‘onunla beraber olmadığımda mutlu değilim’ diye düşünüyorsa bu aşktan kaynaklanan bağlılıktır
Ama vatanî görev gibi mecburen hissedilen bağlılıklar da vardır
Kadın erkeğe, erkek kadına sadıktır lâkin; sevmez ve öfkelene öfkelene bağlıdır
Pek çok evlilikte olduğu gibi itaat vardır ancak bu, askerî görevden kaynaklanan bir itaate benzer
Burada zaman zaman bağlılıkla karıştırılan bağımlılık kavramını da açıklamakta fayda var: Bağlılıkta kişi sevdiği insan tarafından psikolojik ihtiyaçları karşılandığı için tatmin duygusu yaşar
Oysa bağımlılık çıkar ilişkisidir
Tıpkı başka şansı olmadığı için oluşan şirket ortaklığı gibi…
Aşk Nedir?
Prens Charles ile Lady Diana evlenirken, gazeteciler ‘birbirinize aşık mısınız?’ diye sorduklarında onlar ‘aşk ne demekse biz oyuz’ dediler
Bu cevap üzerine gazeteciler, ‘aşkın ne olduğunu bilmiyorlar’ diye yazarak, yeni evli çiftle dalga geçtiler
Biraz politik bir cevap olmakla beraber Prens Charles’in söylediği, doğruydu
Yani aşktan ne anlıyorsanız aşk,odur
Aşk, yüzyıllardan beri sadece duygularla yaşandığı farz edilerek, filozoflar ve şairler tarafından tarif edilmiş, bilim adamları aşkın tarifiyle uğraşmamıştır
Çünkü bilim denilince insanların aklına analitik, soğuk, ciddi, sebep-sonuç ilişkilerine dayanan bir şey gelir
Fakat aşkın anlaşılmasında son 30-40 yılın, bilimsel analizleri ciddî bir yardımcı olmuştur
Atomdaki nötronla proton arasındaki çekim gücü, kadınla erkeğin ilişkisi, liseli aşıkların yaşadıkları duygu seli, yada Yaratıcı’ya olan bağlılık… Bunların hepsi aşk tanımı içinde açıklanmaktadır
Aşk, gerçekten hepsini kucaklayacak kadar geniş bir şemsiye midir?
Aşk, sevginin tutkulu ve derinlikli biçimidir
Aşkı sevgiden ayıran en önemli üç özellik, sadakat, bağlılık ve şefkattir
Sevdiğine delice bir tutkuyla bağlanan âşık onun için kendi çıkarını terk eden kişidir
Aşık olan kişide muhakeme ikinci plana düşmüş, öncelik duyguların olmuştur
Aşk aynı zamanda gerçeklerin dışına çıkmış, hayal dünyasında yaşanan romantik bir duygudur
Aşktan anlaşılan şey romanstır
Güzel bir aşk yaşamak için romansı mahveden ve artıran şeylerin iyi bir senaaai gerekir
Dantel
Mumsema
Frmacil
16-03-2008
#
2
Profil Bilgileri
DereeN
--->: Hoşlanma, Sevgi ve Aşk Arasındaki Farklar
Aşkın Ömrü
Aşk, 1,5 – 3 sene arasında değişen bir ömre sahiptir
Ondan sonra buhar olup uçar
Süreç sevgi ve aşkla başlar ama; mantıkla devam eder
Mantık içermeyen aşk, bir müddet sonra yok olmaya mahkûmdur
Aşk, uzun bir yolculuğa çıkmak yada yanan bir ateşi seyretmek gibidir
İnsan ateşe şevkle bakar fakat onu canlı tutmak için çabalaması gerekir
Ateş yanarken arada bir sönmeye yüz tutsa da gereken bakım ve ilgiyi gördüğünde tekrar alevlenir
Aşkın kısa sürmesinin sebebi, aşıkların aşk ateşinin içine atlayıp, yanmak gerektiğini düşünmeleridir
Halbuki aşk, yönetilmesi icap eden bir ateştir
Ateşe dışardan takviye yapmak, onun ısı ve enerjisinden faydalanmayı sağlar
Âşıklar, birlikte alevlendirdikleri ateşi izleyerek mutlu olurlar
Fakat mantıksız bir biçimde alevlerin içine dalmak, onu iki sene de sönen bir kül yığınına çevirir
Yani aşk; sebep değil, iyi bir ilişkinin sonucudur
Burada akla şöyle bir soru gelebilir: Aşk bir sonuç ise, başlangıçta yaşanan nedir? Aşk merdiveninin ilk basamağında kadın ve erkek arasında cazibe meydana gelir
Birbirinin çekim alanına giren iki kişi, birbirlerinden hoşlanırlar
Eğer bu yakınlık iyi bir ilişkiye dönüşürse, aşka kapı aralanır
Aşkın oluşmasında başlangıç itibariyle tarafların birbirinden nefret etmemesi yeterlidir
Tarafların birbirleri hakkında ciddi boyutlarda olumsuz değerlendirmeleri yoksa ve iyi bir ilişki yaşanıyorsa, bu aşkı filizlendirebilir
Fakat her ilişki aşkla başlamak zorunda değildir
Önemli olan iki kişinin birbirini tanımasıdır
Aşkın Disiplini
Aşkın kendine ait bir disiplini vardır
İnsanın aşk hakkında bilgilenmesi, ‘aşk nedir, nasıl aşık olunur?’ gibi soruların cevabını bulması gerekir
Çünkü aşk vahşi bir ormanda gezmeye benzer
Kaliteli bir yolculuk için bilgi ve donanım gerekir
İnsan ormandan ancak hazırlıklı olduğu taktirde zevk alıp, iyi vakit geçirebilir
‘Ormanı seviyorum ve bir süre orada yaşamak istiyorum’ diye tedbirsiz bir yola çıkış, bizi baş edemeyeceğimiz tehlikelerle karşı karşıya getirerek, mahvedebilir
Oysa aşk konusunda edinilen bilgi yaşanan sorunları kazanca çevirmemizi sağlayacaktır
Aşklarını uzun yıllar devam ettiren çiftler, fırtınalı dönemler yaşasalar da gemiyi terk etmemiş ve bağlılıklarından taviz vermeden beraberliklerini sürdürmüşlerdir
Bu da ancak ilişkiye emek vermekle mümkündür
Bir insandan ‘otuz, kırk senedir aynı kişiye aşığım’ sözünü duymak çiftlerin birbirlerini mutlu etme çabalarının sonucudur
Uzun süre devam eden aşklarda iyi niyet ve sevgi azalsa bile hiçbir zamankaybolmamıştır
Çiftler, aşk ateşi sönmeye yüz tuttuğunda onu tekrar nasıl alevlendirecekleri konusunda çözüm aramış ve problemi ortadan kaldırmışlardır
Zamanla ilişkilerin heyecanını kaybedip, insanların birbirlerinden sıkıldıkları da olabilir elbet
Bunun sebebi, birlikteliklerine ayırdıkları zamanın, enerjinin, ilginin azalmasıdır
Bir erkek ‘eşimden sıkılıyorum’ diyorsa ilgisi işe, aynı şeyi kadın söylüyorsa, ilgisi çocuğuna yada ev işine yönelmiştir
Ancak bu kalıcı bir durum değildir
Çiftler, karşılıklı olarak ilgilerinin azaldığını farkediyorlarsa, sevdikleri insanı hoşnut etmeye çalıştıklarında aşk ateşi yeniden alevlenir
Pek çok ilişki ve evlilik bu gayret gösterilmediği için bozuluyor
‘Ben Doğru İnsan mıyım?’
İnsanlar ilişkiye girerken yada ilişki isterken doğru insanı arama çabası içindedirler
Bu esnada ‘Benim için doğru insan kimdir?’ sorusunu sormalarına rağmen, ‘Acaba ben doğru kişi miyim?’ sorusunu sormazlar
Karşı tarafı kendi yapılarına uydurmaya, başlangıçta çizdikleri protipe münasip bir eş bulmaya çalışırılar
Halbuki insanın ‘kendime uygun kişiyi arıyorum’ derken, ‘kendimi değiştirip, geliştirme çabasında mıyım?’ sorusunu da sorması gerekiyor
Evlilikte ve genel olarak kadın erkek ilişkilerinde rastladığımız en büyük problem, düşünce katılığıdır
Düşünce katılığı yaşayanlar yani inatçılar değişime kapalıdırlar
Böyle bir insan kendisini geliştirmemiş, bulunduğu yerde kalmıştır
Fakat ilerlemeye açık kişi, yerde gördüğü bir kağıt parçasından bile birşey öğrenir
Sabit fikirli olmakta ısrar eden, ‘Ben yeterliyim, ben oldum’ diye düşünen bir insanın gelişimi farkındalık bilincinin oluşmasıyla mümkündür
‘İyi yönlerinin olduğu muhakkak ama; bazı taraflarının da değişime ihtiyacı var’ diyerek önce gelişim gerçeğini kabullenmesini sağlamak bu hususta yapılabilecek en önemli noktadır
Evlendiğinde nasıl bir eş olacağı sorusunu kendine soran kişi, doğru ilişkinin ilk adımını da atmış demektir
Fakat böyle bir sorudan kaçıyorsa, karşı cinsle ilişkiye hazır değildir
Kendini mükemmel gören bir kimse, yalnız yaşamaya mahkumdur
Aşktaki Başarı
Aşktaki başarı kişilikle bağlantılıdır
İnsan kapalı kutu gibidir
Biz onun dış görünüşüne bakarak, içinden bilgi almaya çalışırız
Bunun içinde biraz zaman geçmesi lâzımdır ki; kapalı kutu anlaşılabilsin
İnsanlar aşık oldukları kimsenin kişiliğini yeterince tanımadan, ‘delicesine sevdim’ diyorlar ama; aşık olunduğunda nasıl davranılacağını bilmiyorlar
İyi bir aşk için sevmek yetmez
Önemli olan onun kurallarını bilmek ve iyi yönetmektir
Aşk, dünyayı döndürecek derece etkili bir güçtür
Bir motorun dönmesi için nasıl hareket gerekiyorsa, dünyanın dönmesi için de aşkın etkileyici gücü gerekmektedir
Ayrıca aşk, iyileştirici bir güce, büyüleyici bir etkiye sahiptir
İnsanlık tarihinde bazen otorite, bazen de halk tarafından toplumsal hayattan uzaklaştırılmış, yalnız bırakılmış bilgeler vardır
Fakat onların kimisinde ilahî, kimisinde insanî şekilde aaaahür eden öyle bir aşk vardır ki; belli bir süre sonra insanları kendi etraflarına çekmişlerdir
Hz
Mevlâna bunun en güzel örneğidir
Yaşadığı aşk, Onu büyük bir cazibe merkezine dönüştürmüştür
Aşkta Kadın Erkek Farkı
Aşk duygusu kadınlarda erkeklere nazaran daha güçlüdür ve kadınlar aşk kahramanıdırlar
Kadınlar kendilerine doğuştan verilmiş bu hususiyet sebebiyle bir çekim alanı oluştururlar ve bu çekim güçleriyle evliliklerini devam ettirirler
Evrimsel psikoloji açısından bakıldığında, türün devam edebilmesi için kadının cazibesi gerekir
İnsan neslinin devamında beynimize yazılan bu program işlemektedir
Aşkta insana tesir eden ilk şey dış güzellik ve cinsel çekiciliktir
Fakat Sokrates’in söylediği gibi ‘güzelliğin saltanatı kısa sürer’
Fizikî güzellik, ilk etkileme gücü olduğundan kısadır
Ondan sonra da iç güzelliğin saltanatı başlar
İç güzellik kapalı kutu gibidir
Katları açtıkça onu bilir ve bulursunuz
Ancak nazik davranmayıp duyguları incitirseniz aşk zarar görür
Kişinin aşktaki başarısı, kutudan çıkan özellikleri bozmamaya ve dağıtmamaya bağlıdır
Bundan sonra akıllıca sevmek, akıllıca vermek ve akıllıca almak gerekir
Bu da ancak insanoğlunun niteliklerini bilmesiyle gerçekleşir
Yalnız karşı tarafı tanımak için kendini tanımak esastır
Eğer karşımızdaki insanın vasıflarına, tanıma ve anlama gayesiyle bakarsak yeni yeni keşifler yapmak mümkün olacaktır
Çünkü insan ruhu engin bir deniz gibidir
Meselâ, Kızıldeniz’e girenler bilirler ki; denizin etrafı kupkuru çöl olmasına rağmen suya daldığınızda rengarenk bir dünya ile karşılaşırsınız
Dışardan görünmez ama; içerde mercanlar, balıklar, birbirinden farklı denizaltı yaratıkları vardır
İşte aşkta Kızıldeniz’de yüzmek gibidir
Yüzeyden baktığınızda görünmeyen bir dünya içine girdiğinizde bütün renkliliğiyle karşınıza çıkar
Aynı kişiyle yıllar süren, mutlu bir beraberliğin sırrı budur
16-03-2008
#
3
Profil Bilgileri
DereeN
--->: Hoşlanma, Sevgi ve Aşk Arasındaki Farklar
Nitelikli Aşkın Özellikleri
Nitelikli bir aşk yaşamanın kuralı, duyguları ürkütmemek ve acıtmamaktır
İnsanın içinden geldiği gibi davranması güzel şeydir ama; nazik olmak daha da güzeldir
Bu kişinin gelişmiş bir ruha sahip olduğunu gösterir
Sevdiğinin hislerini incitmemek kaygısıyla hareket eden, onun ruh halini anlamaya çalışan insan iyi bir aşıktır
Meselâ sevdiği adamın kaza yaptığını duyan bir kadın kazadan sağlam kurtulan ve durumu kendisine anlatan erkeğe, ‘sen ne biçim adamsın! Hiç araba sürmeyi bilmiyorsun zaten’ derse, onun yaşadıklarını anlamamış demektir
Kadının söylemesi gereken şey, ‘Eyvah! Büyük bir tehlike atlattın
Nasıl oldu?’ diye sormak ve onun yanında olduğunu erkeğe hissettirmektir
Bunu söylemeyen bir kadın karşısındaki erkeği ne kadar severse sevsin, yine de onu anlamamıştır
Varolan sevgi, bu manevî hasarı engelleyemez
Gerçek Aşk
Hakiki aşk, romantik duyguların ön plâna çıktığı, ergenlikle birlikte başlar
Aşkın Kimyası
‘Aşkın Kimyası’ kavramı insanlara ilaç verilerek onlarda romantik duyguları uyandırmak yada tam tersine bir ilaçla bu duygusal eğilimlerin yok edilebileceğini anlatmak için kullanılan bir kavramdır
Burada akla şöyle bir soru gelebilir: Aşkın ilaçlarla yönlendirilmesi, tıbbın insan duygularına bir müdahalesi değil midir?Evet, duygusal bir müdahaledir ve bilimsel etik açısından da ciddî bir tartışma konusudur
Kimyasal silah diye nitelendirdiğimiz bu ilaçların doğru şekilde kullanılması gerekir
Aksi halde bu ilaçları kullanan hasta sonradan çok pişman olacağı birine aşık olabilir
Bilhassa antidepresan etkisi olan ilaçlar, beyinde manik uyarılmaya ve mutlulukla ilgili alanların fazla çalışmasına sebep olabilir
Neticede evli olduğu halde, ilaçların tesiriyle rastgele birine aşık olan kimse daha sonra ki bir tedaviyle normal haline dönebilir
Bu da gösteriyor ki; ilaçlarla yapay bir aşk oluşturulması mümkündür
İyi Aşıklar
Gerçek aşıklar, beyin sağlığı iyi olanlar arasından çıkar
Çünkü ruh beyin vasıtasıyla kendini ifade eder
Bilhassa depresyon geçirenlerin doğru aşkı yaşamaları zordur
Zira depresyon, sağlıklı düşünme ve muhakemeyi bozarak yanlış yönelimler doğurur
Gizli depresyonlar da bu tip durumlara yol açmaktadır
Genç bir kadın hastam, kapısına gelen tüpçüye âşık olmuştu
Tedavi olduktan sonra ‘ben nasıl böyle bir şey yaptım?’ diyordu
Olayı kadın hastamın eşi açısından düşündüğünüzde eğer hastalığı yok sayarsanız evliliği hemen bitirmesi gerekirdi
Ancak bu, altta yatan bir depresyonu işaret ediyordu ve tedavi sonrasında her şey normale döndü
Bu örneğe benzer şekilde liseli aşıkların yaşadığı hastalıklı aşklar vardır
Lise yıllarının yaşandığı devirler psikoloji de normal şizofrenik dönem periyotlarındandır
Hz
Muhammed’in, ‘deliliğin bir şubesi’ dediği gençler, bu dönemde çılgınca aşık olup, kısa bir süre sonra sevdiklerini söyledikleri insanı unutabilirler
Bunlar gerçekçi aşklar değildir
Hassaten ergenlik döneminde yaşanan aşklarda muhakkak büyüklerin yardımı gerekir
Aşkın Yaşı
Aşkın yaşı yoktur
Bir insan seksen yaşına dahi gelse iyi bir âşık olabilir
Yalnız bu aşkın hormonal yönünden ziyade duyguların ağır bastığı bir boyutu olacaktır
Çünkü ilerleyen yaşlarda aşkın biyolojik yönü ve bununla beraber gelen cinsel beraberlik ikinci plâna düşer, ruhların uyuşması öne çıkar
Ancak ihtiyarlık, fiziksel temasa engel değildir
İleri yaştaki bir kimsenin sevdiği insanda mutluluk kimyasalını salgılatabilmesi -tıpkı gençlerde olduğu gibi- karşılıklı güzel sözlerin söylenmesi, duygusal çağrışımların harekete geçirilmesiyle mümkün olabilir
Eşinin ölümünden kısa zaman sonra kendisi de ölen pekçok insan duymuşuzdur
Her ne kadar çiftlerin birbirine alışma ve bağımlılık boyutu da olsa kısa aralıklarla gerçekleşen bu ölüm, iki kişinin karşılık bulmuş aşkının aaaahürüdür
Alzheimer hastası olup da kendini tanıyamayan, tuvaletini dahi tutamayan eşine, küçük bir çocuğa bakar gibi bakan aşıklar olduğunu bu konudaki uzmanlık tecrübelerim neticesinde biliyorum
Böylesine seven insan, bu fedakârlığı da büyük bir zevkle yapmaktadırlar
İnsanın vefalı bir hayat arkadaşının olması kadar mutluluk verici başka birşey yoktur
Seven kimse, sevdiği kişi öldüğünde kolu, bacağı kopmuş gibi hisseder kendisini
İşte gerçek aşk budur
O sebeple ileri yaşlarda varlık bulan aşk, gençlik dönemlerine göre daha kaliteli, psikolojik ihtiyaca daha fazla cevap verir tarzdadır
Aşk ve Cinsellik
Aşkın üç sacayağı vardır
Bunlar dış görünüş, ruhî olgunluk ve cinselliktir
Fakat bu üç unsurdan hiçbirisi aşk için tek başına yetmez, ancak beraber olduğu zaman birbirini tamamlar
Çok güzel bir insanın sakat birisine aşık olması akıl yürütme yöntemleriyle açıklanamasa da bağlılık ve mutluluğun getirdiği kaliteli bir beraberlik yaşanabilir
Kadın erkek ilişkisinde dış görünüşün önemi % 20 oranındadır
Geri kalanı iç güzellikle alâkalıdır
Dikkat çekici bir fizikî güzellik, aşk için yeterli değildir
Önemli olan içteki niteliklerin dışa doğru şekilde yansımasıdır
Meselâ, fiziken çok güzel bir kadın oturmasını, kalkmasını, giyinmesini, kendine bakmasını bilmez; buna mukabil ortalama güzelliğe sahip bir başka kadın, çok dengeli bir biçimde bunları yaparsa diğerinden daha fazla beğenilebilir
Bu beğeniyi sağlayan şey zihinsel güzellik, kişinin kendine olan güveni ve kusurlarını cesaretle karşılayabilmesidir
Bunları yapabilen kadın çok güzel olmasa da sevimli ve alımlı demektir
Cinsel uyarılma kadında dokunma ile, erkekte görsel unsurlarla ortaya çıkar
Bu genetik eğilim sebebiyle erkek kadının dış görünüşüyle çok ilgilenir
Erkek iyi bir fiziksel temas sayesinde kadını cinsel açısından etkileyebilir
Kadının cinsellik uyarısı, beyninin duygusal yönünün harekete geçmesiyle mümkündür
O da sevgiyle söylenmiş güzel sözcüklerle olabilir
Aşk ve Güzellik
Aşk için fiziksel güzelliğin şart olmadığını söylemiştik
Hattâ çok yakışıklı yada çok güzel kimseler iyi âşık olamayabilirler
Çünkü bu insanlar başka tarafından çok iltifat gördükleri için önlerine yeni seçenekler çıkabileceğini düşünürler
Bu sebeple de sadakatleri zarar görür
Yakışıklı yada güzel insanlarla evlenenler kendilerini daha kıskanç olmak mecburiyetinde hissederler
Bu da doğal bir durum
16-03-2008
#
4
Profil Bilgileri
DereeN
--->: Hoşlanma, Sevgi ve Aşk Arasındaki Farklar
Aşkın Tek Doğru Sonu, Evlilik ya da Hüsran mıdır?
Bir insan evleneceğim kişiye mutlaka aşık olacağım diye düşünüyorsa, o kişi aşkı da, evliliği de bilmiyor demektir
Evlilik, aşk olmadan yürüyebilir ama; kalitesiz olur
Aşk, evliliğe kalite katar
Bir bitkiyi ekip, büyütmek gibi evlilikte de aşkı büyütüp, geliştirmemiz mümkündür
Aşkın Coğrafyası
Aşk edebiyatı belki kültürel yapı, belki kromozomal bir eğilim belki de sebebini tam olarak açıklanamayan bir gerekçeyle Akdeniz coğrafyasında dünyanın diğer bölgelerine nazaran daha fazla gelişmiştir
Kerem ile Aslı’lar, Leyla ile Mecnun’lar, Ferhat ile Şirin’ler bilinen örneklerden bazıları
Şu bir gerçek ki; büyük aşklar doğu dünyasında hep vardır
Buna mukabil Kuzey Avrupa gibi soğuk ülkelerde, soğuk insan özellikleri görüldüğü için buralarda aşkın yaşanması da, yazılması da doğu’ya oranla daha azdır
Tabii bunda kilisenin baskıcı tutumunu da göz ardı etmemek gerekiyor
Batı’da aşk kavramı daha ziyade Ortaçağda kilise baskısı kalktıktan sonra canlanmaya başlamıştır
Kainattaki en zor şey, insanı çözümlemektir
Ademoğlunun analizi yalnız ilmî ölçeklerle yapılamaz
Bilimsel veriler geliştirerek bir standarda oturtsanız da, insanı çözümlemenin özel yetenekle yoğrulmuş bir sanat yönü vardır
Anlaşılması zaten güç olan insan, ilişkiler konusunda daha da müphemleşebilir
Meselâ, birbirine aşık iki kişi her zaman uyumlu bir ilişki yaşayamayabilirler
Kadınlar beraber yaşadıkları erkeklerin bir yandan olgun ve beyefendi olmasını isterken, diğer yandan da içlerinde yaramaz bir çocuk taşımasını beklerler
Bu konuda her iki tarafında birbirini anlama çabası, ilişkiyi sekteye uğratan empati sağırlığını giderecektir
Aşkın Matematiği
Aşkı bir spektrum olarak sayı doğrusu üzerinde düşünürsek; 1, hoşlanma duygusu; 2, sevgi; 3, aşktır
Nötrden yani sıfır noktasından geriye doğru gidersek eğer bu sefer de; -1, antipati; -2, nefret; -3, düşmanlıktır
Sayı doğrusu üzerine yerleştirildiğinde artı ucun üst noktası aşk, eksi ucun üst noktası ise nefret olarak karşımıza çıkıyor
Sıfır noktası sevginin nötr derecesini ifade etmektedir
Sevginin derecesi ona yüklenen anlam ve değer ile değişir
Bu kapsamda sevgi, düşünceyle yoğrulduğunda mertebesi yükselir
Sevgi, nefretten başlayıp aşka dönüşebilir ve aslında insan nefret ettiği birine de aşık olabilir
Ya da aşık olduğu birisinden bir müddet sonra nefret edebilir
Bu da göstermektedir ki; sevgi değişken bir yapıdadır
Aşkın Tuzakları
Aşkın tuzakları olduğunu, çok tutkulu aşıkların dahi birbirlerini öldürmeye kalkışmalarından görebiliriz
Aşk tanımını tekrar hatırlarsak, aşk: bir insanın diğer bir insan içinde kaybolmasıdır
Yani kişinin egosunu bir başka insanın ego havuzu içine atarak eritmesidir
Ancak gerçekçi olmayan aşklarda, seven benliğini sevilende erittikten bir süre sonra ona düşmanlık da besleyebilir
Bu problemin kaynağı, aşık olan kişinin karşısındakini değil, idealize ettiği bir kimliği yani zihninde tasarladığı ‘Onu’ sevmesidir
Fakat sevdiği ile yakınlaştığında, onun idealindeki insan olmadığını görerek hayal kırıklığına uğramaktadır ki, sonuçta nefret yaşanabilir
Delicesine büyük bir sevdayla başlayan aşkın bir süre sonra buhar olup uçmasının sebebi, aşığın her şeye pembe gözlükle bakmasıdır
Oysa gerçekçi tarzda yaşanan aşk, çiftin engelleri beraber aşıp, ilişkinin derinlik kazanmasıyla devam eder ve yok olma tehlikesiyle de karşılamaz
Aşkın tuzaklarından birisi aşk nezlesidir
Tıpkı mide ya da burun nezlesi gibi… Aşk nezlesi, varolan bir ilişkiye başka tehlikeli ilişkiler karıştırmak demektir
Aşk nezlesi insanı kısıtlar, huzursuz eder ve yakınlarına rahatsızlık verir
Gribin diğer insanlara zarar vermesi gibi… Aşkı nezleden kurtarmanın yolu, onu tehlikeye sokacak şeyler yapmamaktır
Aşksız Yaşamak
Duygularını bastıran insanlar hayatın en güzel anlarını kaçırırlar
Meselâ, eşini ya da çocuğunu çok sevdiği halde küçük düşeceğim endişesiyle bu hissini zapturapt altına alanlar o anda yaşanacak büyülü andan nasiplenemezler
Etraflarındaki insanlara sıkıntı verecek kadar düzenli, gereğinden fazla mükemmeliyetçi ve ayrıntıcı kimseler diğer insanlara nazaran iç dünyalarını daha fazla gizler ve birçok güzelliği tatmadan yaşayıp giderler
Bu tip kişiler, herşeyin ölçülü ve net olmasını ister, belirsizliğe tahammül edemezler
Bunun sonucunda da duyguları hasar görür
İnsanın pasifleşmeden mahcup ve çekingen olması, sade yaşaması bir noktaya kadar güzeldir
Ancak hareketsizleşmemek kaydıyla
Haddini bilen, kendinden emin aynı zamanda da başkalarının hakkına saygı duyan bir kimse hissettiklerini bastırmasına lüzum kalmadan da özgüven sahibi olabilir
Düşüncelerini makul sınırlarda ifade etmekten kaçınanlar gergin, kendileriyle çatışan, mutsuz insanlardır
Bu tip kişilerin beyninde stres hormonu fazla salgılandığından devamlı olumsuz senaryo yazarlar ve bu da onları gerilime sürükler
Neticede ortaya çıkan negatif enerji, sevdikleri insanı kendilerinden uzaklaştırmalarına sebebiyet verir
Halbuki duyguları bastırmak yerine beden dili ile ifade etmek böyle bir problemle karşılaşmayı önleyecektir
16-03-2008
#
5
Profil Bilgileri
DereeN
--->: Hoşlanma, Sevgi ve Aşk Arasındaki Farklar
Aşkın Önüne Takılan Engeller
İnsanın aşkla ilgili karşılaştığı en büyük sorun, yaşadığı aşkı devam ettirememesidir
Bilhassa çok kolay aşık olan genç kızlar aşkın arızalarını bilip, onları tamir edemedikleri için ziyan olabilirler
Aşk, deneme yanılma yöntemi ile sürdürülebilecek bir olgu değildir
Hayat tecrübesi olan büyüklerin aşkın karşılaşılması muhtemel krizlerinde nasıl davranmaları gerektiğini gençlere öğretmeleri, onların daha az hatayla ilişki yaşamalarını sağlayacaktır
Böylece gençler aşkı ders alacakları bir tecrübeye dönüştüreceklerdir
Aşkın önüne takılan diğer büyük engel ise, karşıdaki insandan kabiliyetinin üstünde fedakârlıklar beklemektir
İnsanın sevdiğinden kendisi için özveride bulunmasını istemesi son derece doğaldır
Ama bu talebin sınırlı ve mantık süzgecinden geçmiş olması şartıyla
Kişi sevdiğinin şahsiyetinden ve insanî ilişkilerinden vazgeçmesini istiyor, ‘herkesi unut, sadece beni düşün ve benimle yaşa’ diyorsa hayal kırıklığına uğraması kaçınılmazdır
Seven kimse bunları bir müddet rahatlıkla yapar ama daha sonra hayatın acı gerçekleriyle yüzleşir
Beklentilerin eskisi gibi cevaplanmadığı bu süreç, hastalığa tutulmuş bir ilişkinin ilk sinyallerini verir
Bir müddet sonra gerçeğin soğuk yüzü ile burun burna gelen taraflar ‘aşk karın doyurmuyormuş’ demeye başlarlar
Aşkla filizlenen bir ilişkinin bu riskleri yaşamaması ve kalıcı olması için mutlaka düşünce ile yoğrulması lazımdır
Aşka Zarar Veren Şeyler
Feminizm, kadın erkek ilişkisini savaş alanına dönüştürdüğü için aşka zarar vermiştir
1960’lardan sonra Amerika’da yaygınlaşan ve bütün dünyayı kaplayan bu akım bilhassa çağımızda kendisine pek çok taraftar topladı
Feminizm, kadının özgürleşmesini savunmuş, fakat özgürleşme uğruna neleri kurban edeceğini hesaba katmamıştır
Bu süreçte pek çok evlilik zarar görmüştür
Kadın sosyal hak ve hürriyetler konusunda özgür olmalı ama bunu evliliğini feda etmeden yapmalıdır
Feminizm öncesi psikiyatri ofislerine gelen çiftler şöyle bir tablo sergiliyorlardı: Yaşı elliye yaklaşmış, maddî kazancı artmış, ‘eşime karşı bir şey hissetmiyorum
Dünyaya bir defa geldim, bari canımın istediği kişiyle yaşayayım’ diye düşünen, karısından boşanmaya hazır bir erkek ve bu durumun çaresizliğiyle kıvranan, ağlayan gözlerle psikiyatrdan medet uman bir kadın
Feminizm etkisi taşımayan ailelerde bu tablo hâlâ sürmektedir
Ancak feminist akımın kuvvetli estiği hanelerde durum tersine dönmüş ve kadın da hayatında değişiklik yapmaya karar vermiştir
Duyarsız, otoriter bir erkekle karşılaşan kadın erkeğin cinsel isteğini bir görev gibi yapmaktan bıkarak, ‘Bu adam beni sıkmaya başladı’ dedi
Eğer ekonomik anlamda kocasına bağımlılığı yoksa yuvayı daha kolay terk edebileceğini düşündü
Tabii bunun faturasını da çocuklar ödediler ve ödemeye de devam ediyorlar
Günümüzde özgür olmak için yalvaran erkek ve değişim isteyen kadın modelleriyle karşı karşıyayız
Bu tabloyu sağlayan şey, Feminist hareketin ortaya çıkış noktasından saparak bir nevi erkekten nefret etmeye dönüşmesidir
Bununla beraber Feminizmin, kadındaki romansı yani aşık olma duygusunu yok ettiğini de söyleyebiliriz
Kadına ‘erkeğe sadece cinsellik için ihtiyacın var, onun dışında kimseye bağımlı olmadan dilediğin gibi yaşayabilirsin’ mesajını verdiği için nikâh karşıtı akımlar ortaya çıktı
Kadın ve erkeğin birbirleri için var olduğu gerçeği feminizmin etkisiyle maalesef unutuldu
16-03-2008
#
6
Profil Bilgileri
DereeN
--->: Hoşlanma, Sevgi ve Aşk Arasındaki Farklar
Sevginin Genetik Yönü
Sevgi genetik bir eğilimdir
Beynimizde duygulardan sorumlu alan zenginleştikçe bu his de gelişip, aşka dönüşür
Kadını erkeğe, erkeği kadına yönlendiren bu meyil yani aşk olmazsa, iki cins birbirine katlanması gerektiği zaman bunu yapamaz
Aşkta ideal olan sadakate dayalı, sevgi, saygı ve güven bağlarıyla sarmalanmış bir ilişkidir
Bu ilişkinin iyi olduğu kadar fırtınalı ve zor geçen günleri de olacaktır
Ancak sevginin gücü bu zorlukları aşmaya yeter
Beynin sevgiyle ilgili bölümü, çocukluğun ilk dört yılında gelişir
Bu sebeple anne çocuk arasındaki ilk dört senelik ilişki son derece önemlidir
Çocuğun bir bakış yada dokunuşla bile olsa sevildiğini hissetmesi, bu alandaki hislerinin inkişafına yardımcı olur
Hayatının ilk zamanlarında sevgi görmeyen çocuk kendisini güvende hissetmeyecek ve beyin büyüme hormonu salgılamayacaktır
Büyümesi yavaşlayan çocuğun fizikî gelişimi de zayıflayacaktır
Meselâ, Batıda bebek kutularına koyulan, bizde ise cami önlerine bırakılan çocuklar vardır
Bu çocuklara yuvalarda çok iyi fiziksel imkânlarla bakılmasına rağmen sık sık bakıcı değiştirdikleri için insanlarla teke tek, kararlı ve tutarlı iletişim kurmakta zorlanırlar
Yeterince sevgi alamayan çocuk, temel güven duygusunda eksiklik olduğu için dış dünyaya kapanır
İçe kapanıklık başta anne yoksunluğundan kaynaklanan bir protesto dönemiyle başlar
Çocuk bu safhada yanına yaklaşan her şeye ağlar
Daha sonra içe kapanma dönemi yaşar, dünyadan kopar ve adeta otistik bir hayatın içine girer
Bunun belirtileri, okuma yazmayı öğrenemeyen, hayattan kopuk davranışlar sergilemesidir
Anne yoksunluğu yaşayan çocukların bir kısmında beyin büyüme hormonu salgılayamaz
Çünkü sevgi, beynin nörofizyolojik ihtiyacıdır
Çocuk yuvalarında ‘hospitalization - Yuva Hastalığı’ şeklinde adlandırılan bir hastalık vardır
Bu sendromun gözlendiği çocuk çok sık rahatsızlanır ve ani ölümler yaşanır
Yuva hastalığını engellemenin yolu, bir enerji olarak çocuğun sevgiye olan ihtiyacı mutlaka karşılanmaktır
Kadın beyninde duygusal alanlar gelişkin olduğundan sevgi ihtiyacı erkeğe nazaran birkaç misli daha fazladır
Erkeğin ihtiyacı bir ise, kadının üç, dörttür
Ancak erkekler kadınları kendileri ile kıyasladıklarından onların bu taleplerini anlayamamaktadırlar
İşte cinsler arası ilişkilerde en sık rastladığımız sorun da budur: Yani erkeklerin sevgilerini ifade etmemeleri sonucu kadınların sevilmedikleri hissini fazla yaşamalarından kaynaklanan problemler
Erkek ‘Zaten seni seviyorum
Bunu yıldızlı laflarla söylemeye ne gerek var?’ diye düşünürken, kadın sevilmediğini hissettiğinde erkeği çekmek için daha fazla sevgi verir
Böylece geri dönüşü olan bir yatırım yapar
Ama erkeklerin çoğu verilen bu sevgiyi israf eder ve maalesef değerini de bilmez
Bu durumu tarlaya buğday ekmeye benzetebiliriz
Ekilen darının bir avucu kuşlar, bir avucu toprak ve ancak bir avucu buğday içindir
Bu misaldeki gibi bir bakış açısı kadının mutsuzluğunu önler
Yani sevgi verirken üç koyan kadın erkekten bir beklerse hayal kırıklığına uğramamış olur
Zira erkekler kadınlara nispeten duygusal bakımdan kör ve sağır sayılabilirler
Böyle bir insan karşı tarafın hissîyatını anlayamadığı için sevgi ilişkisi kurmakta zorlanır
Yapılması gereken gönül işlerinde erkeklerin gözlerini ve kulaklarını açmaktır
Sevme Kapasitesi
Aşk insandaki temel duygulardan birisidir ve bunun dengeli bir biçimde karşı cinsle paylaşılması gerekir
Tabii aşk bir tek noktaya yönelirse diğer alanlar güdük bırakılmış olur
Meselâ, insan mesleğine aşıksa onunla yatıp onunla kalkar
Erkeklerin aşkları genellikle mesleklerine yöneldiğinden iyi bir iş adamı olsalar da iyi bir eş yada iyi bir baba olamayabilirler
Benzer şey kadınlar için de geçerlidir
Onlarda çocuklarına olan aşırı bağlılıkları sebebiyle ilgilenmeleri gereken diğer tarafları atıl bırakabilirler
Demek ki, aşkın önem ve öncelikler piramidi olması gerekmektedir
Bu piramit kişinin kendisine soracağı şu sorular ve bunların cevaplarıyla belirlenebilir: İnsan en şiddetli aşkı neye duymalıdır? Aşk piramidinin tepesine koyulması gereken soyut idealler mi, karşı cins mi, yoksa varoluş gayesi midir? Bir hedef uğruna ölünmesi icap etse, bu hedef ne olmalıdır? Soyut idealden sonra aşk şemsiyesi altına sırasıyla hangi sevgiler girebilir? İnsan kendisine bu ve benzeri soruları sormadan aşk yaşarsa bu aşk içinde acı tohumlar barındıran mecazî bir boyutta kalır
16-03-2008
#
7
Profil Bilgileri
DereeN
--->: Hoşlanma, Sevgi ve Aşk Arasındaki Farklar
Sevginin Ölçüsü
İnsan sevgisini belli bir ölçüde tutup, akıllıca yürütüyorsa bu hem kendisi hem de sevdiği için avantajdır
Ama sevgisiyle karşı tarafı boğuyorsa bir müddet sonra ‘olmaz olsun böyle sevgi’ sözlerini duyacaktır
Bu sebeple sevgideki başarı, dengeden geçmektedir
Fakat sevgisiz geçen bir ömür, çok yazık edilmiş bir ömürdür
İnsan hayatının anlamsızlaşması demektir
Kişi sevdiğinin yanında olduğu zaman kendini güvende hisseder
Ondan aldığı destekle zorluklara dayanma gücü artar
İki gözle bakan kişi, bir anda dört gözle bakmaya başlar
Birinin göremediğini öbürü görür
Sevenler birbirleri adına düşünür ve kaygılanırlar
Bu tarzda yaşanan sevgi bolluğunun hiçbir sakıncası olmaz çünkü iki tarafta sevgiyi kullanmayı biliyordur
Böyle bir evlilik iki kişinin beraber yaşaması değil, birbirlerini tamamlaması demektir
Sevginin İfadesi
Sevginin herkesçe farklılaşan bir ifade biçimi vardır
Bir insana aşkımızı anlatmak için mutlaka ona şiirler yazmamız, herkesin içerisinde ‘seni seviyorum’ dememiz gerekmez
Duygusal paylaşım için uzun uzun konuşmak da şart değildir
Sıcak bir tebessüm, birkaç güzel söz onlarca kelimenin anlatamadığını anlatır
İki tarafında en büyük ihtiyacı olan aşk, anlamlı bir bakışla bile karşımızdaki insanda yerini bulacaktır
Hattâ bu bağlılığını beden diliyle ifade eden aşıkların aşkının daha gerçekçi olduğunu söylemek dahi mümkündür
Çünkü birbirini gerçekten seven iki kişi hiç konuşmadan saatlerce bakışabilirler
Bulundukları mekânda o kadar yakın otururlar ki; vücut diliyle ‘aramıza kimse girmesin’ mesajını verirler
Bu, kadını ve erkeği rahatlatan bir sevgidir
Sevgi, kalemdeki mürekkep gibidir
Mürekkebin varlığını anlamak için yazmak kâfidir
Kalemin içini açıp baktığın zaman da mürekkebi görürsün ama kaleme zarar verirsin
İşte bunun gibi kadında erkeğin sevgisini kendisi için yaptığı fedakârlıktan anlayabilir
‘Eşim beni seviyor mu?’ diye kurcalayarak ilişkisine zarar vermek yerine erkeğin ona olan muamelesinden bir sonuca varabilir
Erkeğin sevgisini izhar etme yolu istirahatından fedakarlık edip kadının mutluluğu için bazı sıkıntılara katlanmasıdır
Fakat kadın sevildiğini sözle duyma konusunda ısrar ederse, erkeğin hisleri savunmaya geçer ve kadından uzaklaşır
Kişi sevildiğini muhatabının davranışlarından anlayamıyorsa bazı testler uygulayabilir
Ancak bu testler, karşıdaki insanın olumsuz duygularını ortaya çıkarmak için yapılmamalıdır
Erkeği kıskanıp, kızdırdıktan ve üstüne giderek en ağır sözleri söylettikten sonra ‘düşündüğüm gibi bu adam beni sevmiyor’ diyen kadın evliliğiyle kumar oynuyor demektir
Halbuki evlilik kumar oynanmayacak kadar ciddî bir iştir
Seven erkek zaten bellidir
Erkeğin eve zamanında gelmesi, evliliğinde mutlu bir atmosfer oluşturmak için çaba sarfetmesi, sevgisinin davranışlar aracılığıyla aaaahürüdür
Kadının bu muameleden sevildiği hükmüne varması en tabii olanıdır
Sevgi aynı zamanda psikolojide,
psikolojik pain
yani psikolojik ağrı denilen korkunun ilacıdır
Nasıl romatizma vücudumuzu kapladığı zaman her tarafımız ağrı çekerse, korku da bütün psikolojimizi etkileyen bir ağrıdır
Ancak sevgi öyle bir ateştir ki o yandığı zaman endişe yok olur
Korkunun yerini alan güven duygusu beyindeki stres hormonu salgısını azaltır ve mutluluk artar
Beynin her hisle ilgili kimyasal bileşimi vardır
Kişi hangi duyguyu yaşıyorsa beyninde ona bağlı salınımlar olur
Aşık olmak sarhoş edici bir duygudur
Aşkın kimyası üzerine yapılan araştırmalarda, aşk esnasında beyinde keyif verici, gevşetici, vücuttaki ağrıları giderici, morfin benzeri bir madde salgılandığı tespit edilmiştir
Tabii bu insanın sevgi ve mutlulukla ilgili zihnî melekelerini harekete geçirmesiyle mümkündür
Ayrıca böyle bir beceriyi kazanmak isteyen kimsenin elinde doğru ölçüler olması şarttır
Eğer bir insan aşkı iyi tanımış ve sevgi yatırımını doğru kanala yapmışsa, bağlandığı kimse ya da sevdiği şey elinden alınsa bile bu muhabbetini onun hatırasına saygı duyarak devam ettirebilir
Neticede de uzun vadeli bir aşk ortaya çıkar
Bu konudaki en önemli örnek, Hz
Mevlâna’dır
Ölüme ‘düğün gecesi, vuslat’ diyen Mevlâna, yaklaşık bin sene önce yaşadığı halde aşkının oluşturduğu çekim gücüyle sevilmeye devam ediyor
Onun söylediğine benzer fikirleri başka filozoflarda söylemesine rağmen, Rumî’deki ilahî aşk bir kara delik gibi onu cazibe merkezi kılmayı sürdürüyor
Üstelik yaşadığı hakiki aşkı kendisine bağlanan insanlara da tattırarak, güçlü bir frekans oluşturuyor
Sevgi, olgunlaştırılması gereken ham duygulardan birisidir ve değişkendir
Sevgi de eli açık davranmak ve bunu sevdiğine cömertçe dağıtmak nitelikli bir ilişkiyle mümkündür
Ciğerlerini geliştiren bir yüzücünün iyi yüzmesi ya da kaslarını çalıştıran bir sporcunun hızlı koşması gibi aşıkta sevgisini renklendirip, yenilediğinde sevdiği kimseyle kalitesi ispatlanmış bir münasebet kurar
Sevginin devamı için yapılacak uzun soluklu bir yatırım, ilişkinin ileride karşılaşacağı badireleri kolaylıkla atlatmasına yardımcı olur
Tags
:
arasindaki
,
ask
,
farklar
,
hoslanma
,
sevgi
Hoşlanma, Sevgi ve Aşk Arasındaki Farklar ile ilgili Benzer Konular
291 Kez Görüntülendi
Windows 32 (x64) Bit ve 64(x86) Bit Arasındaki Farklar ve Özellikleri
Genelbilgi ve İpucu
kadınlar ve kızlar arasındaki farklar
Konu Dışı Başlıklar
J2ME & Symbian arasındaki farklar
Diğer Gsm Telefonlar
Hoşlanma, Sevgi ve Aşk Arasındaki Farklar.....
Aşk-Sevgi-Evlilik
PHP ve ASP Arasındaki Farklar
HTML-PHP-ASP-JAVA
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
10:35
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542