FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Dini Sohbet
hastalık ve musibetler sabırla güzelleşir
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
hastalık ve musibetler sabırla güzelleşir ile ilgili Benzer Konular
151 Kez Görüntülendi
sen ve son [sabırla izleyin]
Dini Sohbet
Sel, fırtına ve zelzele gibi musibetler
Risale-i Nur
İsminizi anmakla hâşâ Siz değil ; şiirler,şarkılar güzelleşir...
Dini Videolar
Musibetler de Nimettir
Güzel Yazılar / Makaleler
Hastalık ve musibetler sabırla güzelleşir
Dini Sohbet
Bayram Şiiri
|
Bir Destek
Konu Araçları
14-10-2007
#
1
Profil Bilgileri
kalbimsin06
hastalık ve musibetler sabırla güzelleşir
hastalık ve musibetler sabırla güzelleşir başlıklı yazı Mumsema hastalık ve musibetler sabırla güzelleşir Forum Alev
Hastalık ve musibetler sabırla güzelleşir
Hiç düşündük mü, acaba başımıza gelen sıkıntı ve musibetlerin hikmetleri nelerdir? Bu “davetsiz misafirlerimizi” nasıl karşılamalıyız? Her nimet, aslında bizim için bir imtihandır
Şükürle kurtuluşumuza vesile olabileceği gibi, şükürsüzlükle felaketimize de sebep olabilir
Bu bizim “nimet” ve “külfet”ten güzelce istifademize bağlıdır
Bazen nimet sandığımız hususların, aslında tersi bizim için nimettir
Allah bazen en büyük nimetleri en büyük musibetler içinde saklar
O bela ve musibetleri nimete ulaşmak için kö
pr
ü yapar
Genellikle nimete nimetle kavuşulmaz
Rahata rahatla erişilmez
Sıkıntı ve musibet günahları temizler
İnsan, bu dünyada misafir bir memurdur
Önemli bir görev için buradadır
Sermayesi olan ömür dakikalarıyla ebedî mutluluğu kazanacaktır
Yaptığımız her iyilik bize puan kazandırdığı gibi, gerektiğinde dişimizi sıkarak sabrettiğimiz her sıkıntı da bize derece kazandırır
Peygamberimiz, mü’minin ayağına batan bir dikene varıncaya kadar başına gelen her güçlük ve üzüntünün onun günahlarını temizlemeye vesile olduğunu müjdeler
Sadece şahsına değil, malına ve çoluk çocuğuna gelen bir belanın da Allah’ın huzuruna tertemiz çıkmasına vesile olabileceğini ifade eder
Kulun günahları olup da, sildirecek yeterli sevabı yoksa, üzüntü ve hastalık bu fonksiyonu görür ve onu ahiretin acı ve sıkıntılarından kurtarır
Dünyada geçici bir süre için sıkıntı çekmek, oradaki ebedi sıkıntıdan kurtarabilir
Alimlerimiz, “Eğer dünya musibetleri olmasaydı, ahirete müflis olarak giderdik!” derken bu gerçeğe işaret etmişler
Allah’ı kullara şikayet etmemek, yakınıp sızlanmamak şartıyla geçici hastalık dakikaları bire bin ahiret sevabı kazandırır
Bir dakika hastalık bazen bir gün ibadet hükmüne geçer
Ahirette çok tatlı meyveler verirler
Musibetler, kişiyi inançsızlıktan korur
Asıl büyük hastalık inançsızlık, ibadetsizlik musibetidir
Bizi ikaz edip bu gibi dehşetli hastalıklardan kurtarmaya vesile olan maddî dertlerimiz, aslında dert değil dermandır
Allah’ı tanıyan ve ona kulluk edenin dünyası aydınlık ve mutlulukla doludur
Kişi imanın kuvvetine göre bunu hisseder
İmanın verdiği manevi sevinç ve şifa yanında küçük maddi hastalıklar hiç kalır
Dünyanın acıları ahirette nimet olarak kendini gösterecek
Dünyanın tatlı gördüğümüz günahlı birçok sahnesi ise, orada acı birer tablo halinde karşımıza çıkacak
Dünya hizmet ve çalışma yurdudur
Ücret ve mükâfat yeri değildir
Kişinin başına bir sıkıntı geldiğinde soğukkanlılığını kaybetmez, isyan etmez ve Allah’a hamd ederse, alacağı diğer sevapların yanı sıra kendisi için cennette bir köşk inşa edilir
En büyük musibet olan ölüm bile, mü’min için bir rahatlık vesilesidir
Musibetler, birer sabır sınavıdır
Kişinin değeri göstereceği sabır ölçüsüne bağlıdır
Sabır, imanımızın göstergesidir
Altın ile bakır, elmas ile cam sıkıntı ateşiyle sınama sonucu belli olur
Peygamberimiz, “Şüphesiz, büyük mükâfat büyük belalardadır
Allah bir topluluğu severse onları sıkıntılarla imtihan eder
Rıza gösteren rıza bulur
Hoşnutsuzluk gösteren de hoşnutsuzluk bulur”
Bu gibi durumlarda sabır ve sebat gösteren, “sabırlılar defteri”ne kaydedilir
“Mü’minin durumu hayret vericidir
Her hali hayırdır
Bu ondan başkası için söz konusu değildir
Kendisine bir nimet gelse şükreder, mükâfat alır
Bir hastalık gelse sabreder, yine mükâfat alır
Kısacası, Allah’ın mü’min için her hükmü hayırdır
Hastalık ve musibet Allah’a yaklaştırır
Ölüm gerçeğini, dünyanın faniliğini hatırlatıp asıl vatanını düşünmeye sevk eder
Gönlü Rabb’e bağlar
Yapılan işte daha samimi olunmasını sağlar
Büyük bir ibadet olan dua kapısını açar
“Biz insana nimet verdiğimizde o yüz çevirir, başını alır uzaklaşır
Fakat kendisine sıkıntı dokununca bir de bakarsın uzun uzun yalvarır durur!’ (Fussilet, 51) ayeti bu gerçeğe işaret eder
Böyle durumlarda gerçek mü’min, sadece Allah’tan yardım diler, O’na yalvarır
Şifa için derman aramakla beraber, falcıya, medyuma, üfürükçüye gitmez, mezardan, türbeden medet ummaz
Malını ve servetini, hatta çoluk çocuğunu kaybeden, dil ve kalbi hariç bütün bedenini hastalık kaplayan, buna rağmen halini kimseye şikayet etmeyen, sonunda da şu samimi sözleriyle O’na seslenen Hz
Eyyûb gibi davranır: “Rabb’im, zarar bana dokundu, Sen merhametlilerin en merhametlisisin” (Enbiya, 83)
Allah da, vazifesini bitirmiş hastalığını kaldırır ve onu över: “Biz onu sabredici bulduk
Ne iyi kuldu o! Gerçekten Allah’a yönelirdi
” (Sad, 44)
Gönülde kulluk bilincini uyandırır
Hastalık ve musibetler, ruh dünyamızda çeşit çeşit kulluk çiçekleri açtırır
Nice hastalık ve musibet vardır ki kul için bir şok görevi yapar
Fıtratının rayına oturmasını sağlar
Hayatına istikamet kazandırır
Tövbe ile kulluk görevine döndürür
Böyleleri için hastalık bir sıhhat, sağlık ise bir hastalıktır
Nice sağlığı yerinde, güçlü kuvvetli, tuzu kuru insan vardır ki, bu dünyayı tatlı görüp, ahireti unutup gaflete gömülmüş asıl büyük hastalığa tutulmuşlardır
Hastalık sayesinde dünyanın faniliğini anlamış, asıl yurdunun özlemi içine girmiş, dinî görevlerini merak edip araştırmaya koyulmuş görünüşte acıdığımız, aslında gıpta edilesi bahtiyar insanlar vardır
Böyleleri için hastalık bir nimet ve rahmettir
İnsana gerçek tevekkülü kazandırır
Çaresizlik halinde kalbin sadece Allah’a çevrilmesi ve kurtuluşun yalnızca ondan beklenmesidir
Bu beklenti başlı başına büyük ve halis bir ibadettir
Ağır hasta ve musibetzedelerde bu engin tevekkül hali açıkça görülür
Beden dilleriyle adeta şu mesajı verirler: “Ya Rabbi, senden başka sığınılacak kapı kalmadı
Son çare Sensin
Ümit Sendendir
”
Bu samimi iltica, makbul bir dua hükmüne geçer
Öyle zaman olur ki, doktorlar hastadan ümit kesildiğini belirtir o da inancının verdiği moral ve ilhamla samimi olarak Rabb’ine yalvarır
Derken bir anda olmazlar oluverir
Bu güzel duygu büyük bir kerameti gerçekleştirir
Doktorlar bile olanları hayret ve ibretle seyrederler
Kötü duygu ve düşünceleri giderir
Hastalık ve musibetler insanın kibir, gurur kendini beğenmişlik gibi kötü duygularını giderir
Mütevazı, merhametli ve sevimli kılar
Ömür boyu işleri yolunda gitse, burnu bile kanamasa, aslını ve akıbetini unutup yoldan çıkabilir
Hastalık ve musibetlerin verdiği dersle, taştan ve demirden olmadığını, her an dağılmak üzere et ve kemikten ibaret, bin bir türlü ihtiyaç ve noksanlık içinde yuvarlanan aciz bir varlık olduğunu anlar
Kendi başına en ufak bir bakteri ile baş edemediğini, faydasının, zararının, hayatının ölümünün kendi elinde olmadığını kavrar
Hastalık iyi bir kul olmanın işaretidir
“Yüksek dağların başı dumanlı olur
” “Allah dağına göre kar verir
” sözleri büyük bir gerçeğe işaret ederler
“Allah birinin hayrını dilediğinde ona musibet verir
” hadis-i şerifi de aynı gerçeği dile getirir
Ömür boyu, sıkıntı, hastalık ve musibet görmeyen, burnu bile kanamayan bir insan çoğu zaman olgunlaşmamış, tecrübesiz ve ham insandır
Bu hamlık onun hem dinî hem de dünyevî davranışlarına yansır
Yapamadığımız iyiliklerimiz aynen yazılır
İnsan genişlikte Allah’ı hatırlamalı ki, Allah da darlık ve sıkıntıda onu gözetsin
ışte hastalık ve musibetin günahları silip temizleme fonksiyonu yanında, bir de engellemesi sonucu yapamadığımız ibadetlerimizin yazılmaya devam etmesine vesiledir
Bir insan, daha önce devam ettiği bir ibadet ve hayırlı işi, hastalık ve musibet yüzünden sürdüremiyorsa bile, sevap ve mükafatı aynen yazılmaya devam eder
Hatta bunama, aklını yitirme gibi aylarca, hatta ömür boyu süren engeller de böyledir
Bir hadis-i şerif, bu gerçeği belirtmiş ve böyle bir durumda Allah’ın, yazıcı meleklere, kendisinin engellediği bu süre içinde daha önce gece veya gündüz yaptığı bütün iyilikleri yazmalarını emrettiğini bildirmiştir
Sağlığın kıymetini bilmeyi öğretir
Her şey zıddı ile bilinir
Gece olmazsa gündüz, soğuk olmazsa sıcak, kötü olmazsa iyi, açlık olmazsa tokluk, susuzluk olmazsa suyun değeri bilinmez
Hastalık da olmazsa sağlığın ne büyük nimet olduğu anlaşılmaz
“Sağlık sağlam insanların başında öyle bir taçtır ki, onu sadece bundan mahrum olanlar görür” sözü ünlüdür
Kanuni’nin “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” beyti de, dünyada hiçbir servet ve devletin sağlık kadar değerli olmadığını belirtir
Ömür boyu sağlık ve refah içinde yaşayanlar, sahip oldukları nimetin değerini bilemezler
Tıpkı, deryada yüzüp de denizin farkında olamayan balıklar, her ân doya doya havayı teneffüs edip de etrafındaki atmosferi göremeyen insanlar gibi
Bilindiği üzere hangi yerimiz ağrısa vücudumuzun en önemli organının o olduğunu zannederiz
Diş, göz, kulak vs
ağrısı çekenler, ömür boyu sağlık ve afiyet içerisinde istifade ettiğimiz bu cihazlarımızın ne büyük nimet olduğunu daha iyi anlarlar
İşte hastalık ve musibetlerin bir hikmeti de şükrünü gereği gibi yerine getiremediğimiz nimetlerin farkına varmamıza yardımcı olmasıdır
Ayrıca hastalık ve musibetler de derece derecedir
Herkes kendinden daha kötü durumda olanı görünce haline şükreder
Sonucu şifa olan acı birer ilaçtır
Her hastalık ve musibet bizim için acı bir ilaç gibidir
Bilelim veya bilmeyelim, dünyamıza ya da ahiretimize yönelik mutlaka bir veya birkaç hikmeti vardır
Yüce Allah, “Ne bilirsiniz belki hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayır, hoşunuza giden bir şey de sizin için şerdir
Allah bilir, siz bilmezsiniz!” (Bakara, 216) buyurarak bu gerçeğe işaret eder
Bize düşen, “Hak şerleri hayr eyler; zannetme ki gayr eyler / Mevla görelim neyler; Neylerse güzel eyler” diyerek isyandan kaçınmak, tatlı neticeyi, musibet karlarının altında açacak sevimli bahar çiçeklerini beklemektir
Daha büyük bir musibete perdedir
Meselâ humma gibi ateşli bazı hastalıklar vücutta bazı kimyevî reaksiyonlar oluşturup bazı zararlı maddelerin çözülüp atılması, ya da savunma sistemimizde görevli bazı antikorların imal edilmesi fonksiyonunu görür
Nitekim, humma hastalığına lanet eden bir kadına Peygamberimiz (sas), böyle yapmamasını, çünkü körüğün demirdeki pası giderdiği gibi, bu hastalığın da insanoğlunun hatalarını giderdiğini belirtmiştir
Yine, hadislerde bir günlük humma hastalığından gelen sıkıntının bir yıllık günaha kefaret olduğu ifade edilmiştir
İlâhî birer ikazdır
Hastalık ve musibetlerin bir hikmeti de, birer ilâhî ikaz olması, insanı korkuyla uyandırması ve Allah’ın yoluna yöneltmesidir
Mümin, hastalığın hikmetini bildiği için ondan gerekli ders ve ibreti çıkarır
İnançsız kimse ise, niçin hastalandığını nasıl iyileştiğini ibretle düşünmez
Hadis, böylelerini sahibi tarafından niçin bağlandığını ve bağının niçin çözüldüğünü bilmeyen deveye benzetmiştir
Şu halde hastalık bizim için emin bir nasihatçi, merhametli bir mürşittir
Bu açıdan ona minnettar olmalıyız
Ancak çekilmesi zor bir hal aldığında sabır için Allah’a dua etmeliyiz
Gerçek ömrümüz, sadece içinde bulunduğumuz ândır
Birçok hastalığın temelinde psikolojik nedenler yatar
Yersiz korku ve endişeler sebep olur
Oysa, hastalıkların sebep ve hikmetleri düşünüldüğünde hastalığın o kadar da korkulacak, dehşete kapılacak bir şey olmadığı anlaşılır
Bunun yanı sıra ömrümüzü bulunduğumuz an bilmeliyiz
Günler öncesinden çektiğimiz acı ve sıkıntılara ileride yaşayacaklarımızı da katıp birlikte düşünerek yükümüzü artırmamalıyız
Bir dakika öncesinin bile elemi ile birlikte geçip gittiği, sevabını bıraktığını, bir dakika sonrasının ise henüz gelmediğini, gelmediği için de şimdiden düşünüp feryat etmenin anlamsız olduğunu düşünmeliyiz
Kainat O’nun (cc) esmâ aynasıdır
Rabbimiz güzel isimlerine bizi değişik yönlerden ayna yapar
Bundan şikayet etmeye hakkımız yoktur
Açlık duygusu vererek ardından türlü rızklarla bizi besleyip; Rezzak ismini tanıttığı gibi, hastalık ve dert vererek ardından şifaya kavuşturup da, şafi ismine bizi ayna yapıyor
Eğer perde açılsa ve biz: hastalık ve musibetlerin hikmetlerini görebilsek, ürküp nefret ettiğimiz dertlerimizi sevecek ve bundan dolayı Rabbimize şükredeceğiz
Sonu ölüm de olsa, mü’min için korkulacak bir şey değildir
Hastalıktan korkulması, bazen ölümle sonuçlandığı içindir
Oysa, ölüm mü’min için asla korkulacak bir şey değildir
O bizim için bir anne rahmini andıran bu dünyadan ahiret alemine ikinci bir doğuştur
Hayat memuriyet ve askerliğinden bir terhis ve paydostur
Çalışmalarımızın ücretini almaya gidiştir
Milyonlarca akraba ve dostlarımıza kavuşmadır vs
Şu halde “Ucunda ölüm yok ya!” sözü yerine bütün bu manalarını düşünüp “Ucunda ölüm var ya” diyerek hastalığı adeta sevmeliyiz
Ölümün, asıl bizi hazırlıksız yakalamasından endişe etmeliyiz
Sızlanmak ya da tevekkül
En büyük musibetler peygamberlere, sonra evliyalara sonra da diğer insanlara gelmiştir
Başta Hz
Eyyub olmak üzere bütün o salih insanlar, musibetlere ilâhî bir hediye gözüyle bakmışlardır
Bu mübarek nurlu kafileye katılabilmek için, onların gözüyle hastalık ve musibete bakmak, şikayet değil sabır, hatta şükretmek gerekir
Bazı hastalıklar, ölümle sonuçlandıklarında kişiye şehitlik derecesini bile kazandırır
Doğumdan, karın sancısından, boğulmak ve yanmaktan ve vebadan vefat etmek böyledir
Hastalığa karşı yakınmak, “Ne yaptım da bu başıma geldi” diye sızlanmak, Allah’ı kullara şikayet etmek, maddi hastalıktan daha büyük manevî bir hastalık ve musibettir
Kırılmış el ile dövüşmeye çalışmak gibidir
Hastalığı daha da artırır
“Bir musibet geldiğinde ‘Biz Allah’ınız ve yine O’na döneceğiz”! (İnna lillahi ve innâ ileyhi râciûn) diyerek Allah’a teslim olmak en iyisidir
Şifa Allah’tandır
Allah her derdin dermanını yaratmıştır
Yeryüzü büyük bir eczanedir
Bu ilaçları araştırıp bulmak, kullanıp istifade etmek Allah’ın emridir
Ancak bunda da insanlar için büyük bir imtihan söz konusudur
O da tesiri ilaçlardan beklemek, iyileştiğinde ilacın veya doktorun iyileştirdiğini söylemek insana imtihanı kaybettirir
Sıhhati veren Allah’tır
İlaçlar ve doktorlar sadece birer vasıtadır
Hastalık dostlukları güçlendirir
Hastalık ve musibetler, başta anne ve babalar olmak üzere tüm gerçek dostlarımızın bize olan küllenmiş dostluk, şefkat ve yakınlığını canlandırır
Ziyaretimize koşturur
Etrafımızda pervane yapar
Bize olan sevgilerini yeniden yaşarız
Kucaklaşmaya, birbirinin imdadına koşmaya vesile olan hastalık ve musibet kendi acısını unutturur
Bu aynı zamanda etrafımızdaki insanlar için de bir test, bir sınav
Kara gün dostlarımızı ortaya çıkarır
Yeni dostluklar kurmaya vesile olur
Onlara ne kadar ihtiyacımız olduğunu anlarız
Bencillikten kurtuluruz
Bütün bunlar manevî bir haz ve lezzet verirler
Rahmet ve kurbiyete vesiledir
Allah, rahmet ve dostluğuyla her zaman hastaların yanındadır
Bu çok özel bir ilgi ve yakınlıktır
Bir hadiste belirtildiğine göre, Yüce Allah, “Ademoğlu, falan kulum hastalandı da sen yanına uğramadın
Eğer uğrasaydın, orada beni bulacaktın!” buyurur
Yine, “Ben gönlü kırıklarla beraberim!” buyurmuştur
Hastalık, musibet, gurbet ve kimsesizlik, diğer insanların şefkat ve merhametini, celp edip dostluklarını kazandırır da bütün merhametlileri yaratan, bütün annelerin yüreklerini şefkat ile parlatan, her bahar rahmet ve kereminin parıltılarıyla yeryüzünü büyük nimet sofrası haline getiren Merhametliler Merhametlisi’nin (cc) şefkat ve rahmetini celp etmez mi? Mademki O var ve bizi görüyor, bizim için her şey var
Asıl gurbette ve kimsesiz olan kimse, iman ve teslimiyetle O’na bağlanmayan veya buna önem vermeyendir
Hastalıklar manevî derece kazandırır
Felç ve inme gibi hastalıklar insanı dünyadan iyice soğutur
Dünyanın fani ve geçici, insanın önemli görevleri bulunan misafir bir memur olduğunu fiilen gösterir
Böylelerini dünya artık boğamaz
Gözünü kapayamaz
Nefsin kötülüklerinden kurtulur
Kısa zamanda bu hastalık sayesinde büyük bir evliya gibi manevî yüksek bir dereceye çıkar
Hastalık kendisi için artık çok ucuz düşer
Bunun şartı iman, teslimiyet ve tevekküldür
Yardımseverlere müjdeler vardır
Hastalıkların bir de evindeki hastalara bakanlara yönelik hikmetleri var
Anne ve babalar hiçbir karşılık beklemeden büyük bir fedakarlık ve özenle baktıkları hasta yavrularından dolayı çok büyük sevaplar kazanırlar
Hasta anne, baba ve akrabalara bakmak da aynı şekilde çok sevaplıdır
Bunun yanında onların dualarını alma, kırık gönüllerine merhem olma, onlara hizmet etme fırsatı verir
Bu da kişiye hem dünyada hem de ahirette saadeti kazandırır
Bu şekilde başta büyüklerine hizmet eden bir kişi yaşlandığı ya da hastalandığında evlat ve yakınlarından hizmet görür
Yaşlı; hasta ve kimsesizlere hizmet sadece yakınlarla sınırlı tutulmamalı, din kardeşliği yönüyle bütün bu durumdaki insanlara fedakârca, şefkat ve merhametle hizmet etmek Müslümanlığın gereğidir
Sayı:165Bölüm:Kavramlar
Dantel
Mumsema
Frmacil
Tags
:
guzellesir
,
hastalik
,
musibetler
,
sabirla
hastalık ve musibetler sabırla güzelleşir ile ilgili Benzer Konular
151 Kez Görüntülendi
sen ve son [sabırla izleyin]
Dini Sohbet
Sel, fırtına ve zelzele gibi musibetler
Risale-i Nur
İsminizi anmakla hâşâ Siz değil ; şiirler,şarkılar güzelleşir...
Dini Videolar
Musibetler de Nimettir
Güzel Yazılar / Makaleler
Hastalık ve musibetler sabırla güzelleşir
Dini Sohbet
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
12:57
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552
553