Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Dini Sohbet

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
hastalık ve musibetler sabırla güzelleşir ile ilgili Benzer Konular
151 Kez Görüntülendi

sen ve son [sabırla izleyin] Dini Sohbet
Sel, fırtına ve zelzele gibi musibetler Risale-i Nur
İsminizi anmakla hâşâ Siz değil ; şiirler,şarkılar güzelleşir... Dini Videolar
Musibetler de Nimettir Güzel Yazılar / Makaleler
Hastalık ve musibetler sabırla güzelleşir Dini Sohbet

Bayram Şiiri | Bir Destek
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 14-10-2007   #1
Profil Bilgileri
Exclamation hastalık ve musibetler sabırla güzelleşir



hastalık ve musibetler sabırla güzelleşir başlıklı yazı Mumsema hastalık ve musibetler sabırla güzelleşir Forum Alev


Hastalık ve musibetler sabırla güzelleşir



Hiç düşündük mü, acaba başımıza gelen sıkıntı ve musibetlerin hikmetleri nelerdir? Bu “davetsiz misafirlerimizi” nasıl karşılamalıyız? Her nimet, aslında bizim için bir imtihandır Şükürle kurtuluşumuza vesile olabileceği gibi, şükürsüzlükle felaketimize de sebep olabilir Bu bizim “nimet” ve “külfet”ten güzelce istifademize bağlıdır Bazen nimet sandığımız hususların, aslında tersi bizim için nimettir Allah bazen en büyük nimetleri en büyük musibetler içinde saklar O bela ve musibetleri nimete ulaşmak için köprü yapar Genellikle nimete nimetle kavuşulmaz Rahata rahatla erişilmez


Sıkıntı ve musibet günahları temizler
İnsan, bu dünyada misafir bir memurdur Önemli bir görev için buradadır Sermayesi olan ömür dakikalarıyla ebedî mutluluğu kazanacaktır Yaptığımız her iyilik bize puan kazandırdığı gibi, gerektiğinde dişimizi sıkarak sabrettiğimiz her sıkıntı da bize derece kazandırır Peygamberimiz, mü’minin ayağına batan bir dikene varıncaya kadar başına gelen her güçlük ve üzüntünün onun günahlarını temizlemeye vesile olduğunu müjdeler Sadece şahsına değil, malına ve çoluk çocuğuna gelen bir belanın da Allah’ın huzuruna tertemiz çıkmasına vesile olabileceğini ifade eder Kulun günahları olup da, sildirecek yeterli sevabı yoksa, üzüntü ve hastalık bu fonksiyonu görür ve onu ahiretin acı ve sıkıntılarından kurtarır Dünyada geçici bir süre için sıkıntı çekmek, oradaki ebedi sıkıntıdan kurtarabilir Alimlerimiz, “Eğer dünya musibetleri olmasaydı, ahirete müflis olarak giderdik!” derken bu gerçeğe işaret etmişler Allah’ı kullara şikayet etmemek, yakınıp sızlanmamak şartıyla geçici hastalık dakikaları bire bin ahiret sevabı kazandırır Bir dakika hastalık bazen bir gün ibadet hükmüne geçer Ahirette çok tatlı meyveler verirler


Musibetler, kişiyi inançsızlıktan korur

Asıl büyük hastalık inançsızlık, ibadetsizlik musibetidir Bizi ikaz edip bu gibi dehşetli hastalıklardan kurtarmaya vesile olan maddî dertlerimiz, aslında dert değil dermandır Allah’ı tanıyan ve ona kulluk edenin dünyası aydınlık ve mutlulukla doludur Kişi imanın kuvvetine göre bunu hisseder İmanın verdiği manevi sevinç ve şifa yanında küçük maddi hastalıklar hiç kalır Dünyanın acıları ahirette nimet olarak kendini gösterecek Dünyanın tatlı gördüğümüz günahlı birçok sahnesi ise, orada acı birer tablo halinde karşımıza çıkacak Dünya hizmet ve çalışma yurdudur Ücret ve mükâfat yeri değildir Kişinin başına bir sıkıntı geldiğinde soğukkanlılığını kaybetmez, isyan etmez ve Allah’a hamd ederse, alacağı diğer sevapların yanı sıra kendisi için cennette bir köşk inşa edilir En büyük musibet olan ölüm bile, mü’min için bir rahatlık vesilesidir

Musibetler, birer sabır sınavıdır
Kişinin değeri göstereceği sabır ölçüsüne bağlıdır Sabır, imanımızın göstergesidir Altın ile bakır, elmas ile cam sıkıntı ateşiyle sınama sonucu belli olur Peygamberimiz, “Şüphesiz, büyük mükâfat büyük belalardadır Allah bir topluluğu severse onları sıkıntılarla imtihan eder Rıza gösteren rıza bulur Hoşnutsuzluk gösteren de hoşnutsuzluk bulur” Bu gibi durumlarda sabır ve sebat gösteren, “sabırlılar defteri”ne kaydedilir “Mü’minin durumu hayret vericidir Her hali hayırdır Bu ondan başkası için söz konusu değildir Kendisine bir nimet gelse şükreder, mükâfat alır Bir hastalık gelse sabreder, yine mükâfat alır Kısacası, Allah’ın mü’min için her hükmü hayırdır

Hastalık ve musibet Allah’a yaklaştırır

Ölüm gerçeğini, dünyanın faniliğini hatırlatıp asıl vatanını düşünmeye sevk eder Gönlü Rabb’e bağlar Yapılan işte daha samimi olunmasını sağlar Büyük bir ibadet olan dua kapısını açar “Biz insana nimet verdiğimizde o yüz çevirir, başını alır uzaklaşır Fakat kendisine sıkıntı dokununca bir de bakarsın uzun uzun yalvarır durur!’ (Fussilet, 51) ayeti bu gerçeğe işaret eder Böyle durumlarda gerçek mü’min, sadece Allah’tan yardım diler, O’na yalvarır
Şifa için derman aramakla beraber, falcıya, medyuma, üfürükçüye gitmez, mezardan, türbeden medet ummaz Malını ve servetini, hatta çoluk çocuğunu kaybeden, dil ve kalbi hariç bütün bedenini hastalık kaplayan, buna rağmen halini kimseye şikayet etmeyen, sonunda da şu samimi sözleriyle O’na seslenen Hz Eyyûb gibi davranır: “Rabb’im, zarar bana dokundu, Sen merhametlilerin en merhametlisisin” (Enbiya, 83) Allah da, vazifesini bitirmiş hastalığını kaldırır ve onu över: “Biz onu sabredici bulduk Ne iyi kuldu o! Gerçekten Allah’a yönelirdi” (Sad, 44)

Gönülde kulluk bilincini uyandırır

Hastalık ve musibetler, ruh dünyamızda çeşit çeşit kulluk çiçekleri açtırır Nice hastalık ve musibet vardır ki kul için bir şok görevi yapar Fıtratının rayına oturmasını sağlar Hayatına istikamet kazandırır Tövbe ile kulluk görevine döndürür Böyleleri için hastalık bir sıhhat, sağlık ise bir hastalıktır Nice sağlığı yerinde, güçlü kuvvetli, tuzu kuru insan vardır ki, bu dünyayı tatlı görüp, ahireti unutup gaflete gömülmüş asıl büyük hastalığa tutulmuşlardır Hastalık sayesinde dünyanın faniliğini anlamış, asıl yurdunun özlemi içine girmiş, dinî görevlerini merak edip araştırmaya koyulmuş görünüşte acıdığımız, aslında gıpta edilesi bahtiyar insanlar vardır Böyleleri için hastalık bir nimet ve rahmettir

İnsana gerçek tevekkülü kazandırır

Çaresizlik halinde kalbin sadece Allah’a çevrilmesi ve kurtuluşun yalnızca ondan beklenmesidir Bu beklenti başlı başına büyük ve halis bir ibadettir Ağır hasta ve musibetzedelerde bu engin tevekkül hali açıkça görülür Beden dilleriyle adeta şu mesajı verirler: “Ya Rabbi, senden başka sığınılacak kapı kalmadı Son çare Sensin Ümit Sendendir Bu samimi iltica, makbul bir dua hükmüne geçer Öyle zaman olur ki, doktorlar hastadan ümit kesildiğini belirtir o da inancının verdiği moral ve ilhamla samimi olarak Rabb’ine yalvarır Derken bir anda olmazlar oluverir Bu güzel duygu büyük bir kerameti gerçekleştirir Doktorlar bile olanları hayret ve ibretle seyrederler

Kötü duygu ve düşünceleri giderir

Hastalık ve musibetler insanın kibir, gurur kendini beğenmişlik gibi kötü duygularını giderir Mütevazı, merhametli ve sevimli kılar Ömür boyu işleri yolunda gitse, burnu bile kanamasa, aslını ve akıbetini unutup yoldan çıkabilir Hastalık ve musibetlerin verdiği dersle, taştan ve demirden olmadığını, her an dağılmak üzere et ve kemikten ibaret, bin bir türlü ihtiyaç ve noksanlık içinde yuvarlanan aciz bir varlık olduğunu anlar Kendi başına en ufak bir bakteri ile baş edemediğini, faydasının, zararının, hayatının ölümünün kendi elinde olmadığını kavrar

Hastalık iyi bir kul olmanın işaretidir

“Yüksek dağların başı dumanlı olur” “Allah dağına göre kar verir” sözleri büyük bir gerçeğe işaret ederler “Allah birinin hayrını dilediğinde ona musibet verir” hadis-i şerifi de aynı gerçeği dile getirir Ömür boyu, sıkıntı, hastalık ve musibet görmeyen, burnu bile kanamayan bir insan çoğu zaman olgunlaşmamış, tecrübesiz ve ham insandır Bu hamlık onun hem dinî hem de dünyevî davranışlarına yansır

Yapamadığımız iyiliklerimiz aynen yazılır

İnsan genişlikte Allah’ı hatırlamalı ki, Allah da darlık ve sıkıntıda onu gözetsin ışte hastalık ve musibetin günahları silip temizleme fonksiyonu yanında, bir de engellemesi sonucu yapamadığımız ibadetlerimizin yazılmaya devam etmesine vesiledir Bir insan, daha önce devam ettiği bir ibadet ve hayırlı işi, hastalık ve musibet yüzünden sürdüremiyorsa bile, sevap ve mükafatı aynen yazılmaya devam eder Hatta bunama, aklını yitirme gibi aylarca, hatta ömür boyu süren engeller de böyledir Bir hadis-i şerif, bu gerçeği belirtmiş ve böyle bir durumda Allah’ın, yazıcı meleklere, kendisinin engellediği bu süre içinde daha önce gece veya gündüz yaptığı bütün iyilikleri yazmalarını emrettiğini bildirmiştir

Sağlığın kıymetini bilmeyi öğretir

Her şey zıddı ile bilinir Gece olmazsa gündüz, soğuk olmazsa sıcak, kötü olmazsa iyi, açlık olmazsa tokluk, susuzluk olmazsa suyun değeri bilinmez Hastalık da olmazsa sağlığın ne büyük nimet olduğu anlaşılmaz “Sağlık sağlam insanların başında öyle bir taçtır ki, onu sadece bundan mahrum olanlar görür” sözü ünlüdür
Kanuni’nin “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” beyti de, dünyada hiçbir servet ve devletin sağlık kadar değerli olmadığını belirtir Ömür boyu sağlık ve refah içinde yaşayanlar, sahip oldukları nimetin değerini bilemezler Tıpkı, deryada yüzüp de denizin farkında olamayan balıklar, her ân doya doya havayı teneffüs edip de etrafındaki atmosferi göremeyen insanlar gibi Bilindiği üzere hangi yerimiz ağrısa vücudumuzun en önemli organının o olduğunu zannederiz Diş, göz, kulak vs ağrısı çekenler, ömür boyu sağlık ve afiyet içerisinde istifade ettiğimiz bu cihazlarımızın ne büyük nimet olduğunu daha iyi anlarlar İşte hastalık ve musibetlerin bir hikmeti de şükrünü gereği gibi yerine getiremediğimiz nimetlerin farkına varmamıza yardımcı olmasıdır Ayrıca hastalık ve musibetler de derece derecedir Herkes kendinden daha kötü durumda olanı görünce haline şükreder

Sonucu şifa olan acı birer ilaçtır

Her hastalık ve musibet bizim için acı bir ilaç gibidir Bilelim veya bilmeyelim, dünyamıza ya da ahiretimize yönelik mutlaka bir veya birkaç hikmeti vardır Yüce Allah, “Ne bilirsiniz belki hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayır, hoşunuza giden bir şey de sizin için şerdir Allah bilir, siz bilmezsiniz!” (Bakara, 216) buyurarak bu gerçeğe işaret eder Bize düşen, “Hak şerleri hayr eyler; zannetme ki gayr eyler / Mevla görelim neyler; Neylerse güzel eyler” diyerek isyandan kaçınmak, tatlı neticeyi, musibet karlarının altında açacak sevimli bahar çiçeklerini beklemektir

Daha büyük bir musibete perdedir
Meselâ humma gibi ateşli bazı hastalıklar vücutta bazı kimyevî reaksiyonlar oluşturup bazı zararlı maddelerin çözülüp atılması, ya da savunma sistemimizde görevli bazı antikorların imal edilmesi fonksiyonunu görür Nitekim, humma hastalığına lanet eden bir kadına Peygamberimiz (sas), böyle yapmamasını, çünkü körüğün demirdeki pası giderdiği gibi, bu hastalığın da insanoğlunun hatalarını giderdiğini belirtmiştir Yine, hadislerde bir günlük humma hastalığından gelen sıkıntının bir yıllık günaha kefaret olduğu ifade edilmiştir

İlâhî birer ikazdır

Hastalık ve musibetlerin bir hikmeti de, birer ilâhî ikaz olması, insanı korkuyla uyandırması ve Allah’ın yoluna yöneltmesidir Mümin, hastalığın hikmetini bildiği için ondan gerekli ders ve ibreti çıkarır İnançsız kimse ise, niçin hastalandığını nasıl iyileştiğini ibretle düşünmez Hadis, böylelerini sahibi tarafından niçin bağlandığını ve bağının niçin çözüldüğünü bilmeyen deveye benzetmiştir Şu halde hastalık bizim için emin bir nasihatçi, merhametli bir mürşittir Bu açıdan ona minnettar olmalıyız Ancak çekilmesi zor bir hal aldığında sabır için Allah’a dua etmeliyiz

Gerçek ömrümüz, sadece içinde bulunduğumuz ândır

Birçok hastalığın temelinde psikolojik nedenler yatar Yersiz korku ve endişeler sebep olur Oysa, hastalıkların sebep ve hikmetleri düşünüldüğünde hastalığın o kadar da korkulacak, dehşete kapılacak bir şey olmadığı anlaşılır Bunun yanı sıra ömrümüzü bulunduğumuz an bilmeliyiz Günler öncesinden çektiğimiz acı ve sıkıntılara ileride yaşayacaklarımızı da katıp birlikte düşünerek yükümüzü artırmamalıyız Bir dakika öncesinin bile elemi ile birlikte geçip gittiği, sevabını bıraktığını, bir dakika sonrasının ise henüz gelmediğini, gelmediği için de şimdiden düşünüp feryat etmenin anlamsız olduğunu düşünmeliyiz

Kainat O’nun (cc) esmâ aynasıdır
Rabbimiz güzel isimlerine bizi değişik yönlerden ayna yapar Bundan şikayet etmeye hakkımız yoktur Açlık duygusu vererek ardından türlü rızklarla bizi besleyip; Rezzak ismini tanıttığı gibi, hastalık ve dert vererek ardından şifaya kavuşturup da, şafi ismine bizi ayna yapıyor Eğer perde açılsa ve biz: hastalık ve musibetlerin hikmetlerini görebilsek, ürküp nefret ettiğimiz dertlerimizi sevecek ve bundan dolayı Rabbimize şükredeceğiz Sonu ölüm de olsa, mü’min için korkulacak bir şey değildir Hastalıktan korkulması, bazen ölümle sonuçlandığı içindir Oysa, ölüm mü’min için asla korkulacak bir şey değildir O bizim için bir anne rahmini andıran bu dünyadan ahiret alemine ikinci bir doğuştur Hayat memuriyet ve askerliğinden bir terhis ve paydostur Çalışmalarımızın ücretini almaya gidiştir Milyonlarca akraba ve dostlarımıza kavuşmadır vs Şu halde “Ucunda ölüm yok ya!” sözü yerine bütün bu manalarını düşünüp “Ucunda ölüm var ya” diyerek hastalığı adeta sevmeliyiz Ölümün, asıl bizi hazırlıksız yakalamasından endişe etmeliyiz

Sızlanmak ya da tevekkül

En büyük musibetler peygamberlere, sonra evliyalara sonra da diğer insanlara gelmiştir Başta Hz Eyyub olmak üzere bütün o salih insanlar, musibetlere ilâhî bir hediye gözüyle bakmışlardır Bu mübarek nurlu kafileye katılabilmek için, onların gözüyle hastalık ve musibete bakmak, şikayet değil sabır, hatta şükretmek gerekir Bazı hastalıklar, ölümle sonuçlandıklarında kişiye şehitlik derecesini bile kazandırır Doğumdan, karın sancısından, boğulmak ve yanmaktan ve vebadan vefat etmek böyledir Hastalığa karşı yakınmak, “Ne yaptım da bu başıma geldi” diye sızlanmak, Allah’ı kullara şikayet etmek, maddi hastalıktan daha büyük manevî bir hastalık ve musibettir Kırılmış el ile dövüşmeye çalışmak gibidir Hastalığı daha da artırır “Bir musibet geldiğinde ‘Biz Allah’ınız ve yine O’na döneceğiz”! (İnna lillahi ve innâ ileyhi râciûn) diyerek Allah’a teslim olmak en iyisidir

Şifa Allah’tandır

Allah her derdin dermanını yaratmıştır Yeryüzü büyük bir eczanedir Bu ilaçları araştırıp bulmak, kullanıp istifade etmek Allah’ın emridir Ancak bunda da insanlar için büyük bir imtihan söz konusudur O da tesiri ilaçlardan beklemek, iyileştiğinde ilacın veya doktorun iyileştirdiğini söylemek insana imtihanı kaybettirir Sıhhati veren Allah’tır İlaçlar ve doktorlar sadece birer vasıtadır

Hastalık dostlukları güçlendirir

Hastalık ve musibetler, başta anne ve babalar olmak üzere tüm gerçek dostlarımızın bize olan küllenmiş dostluk, şefkat ve yakınlığını canlandırır Ziyaretimize koşturur Etrafımızda pervane yapar Bize olan sevgilerini yeniden yaşarız Kucaklaşmaya, birbirinin imdadına koşmaya vesile olan hastalık ve musibet kendi acısını unutturur Bu aynı zamanda etrafımızdaki insanlar için de bir test, bir sınav Kara gün dostlarımızı ortaya çıkarır Yeni dostluklar kurmaya vesile olur Onlara ne kadar ihtiyacımız olduğunu anlarız Bencillikten kurtuluruz Bütün bunlar manevî bir haz ve lezzet verirler

Rahmet ve kurbiyete vesiledir

Allah, rahmet ve dostluğuyla her zaman hastaların yanındadır Bu çok özel bir ilgi ve yakınlıktır Bir hadiste belirtildiğine göre, Yüce Allah, “Ademoğlu, falan kulum hastalandı da sen yanına uğramadın Eğer uğrasaydın, orada beni bulacaktın!” buyurur Yine, “Ben gönlü kırıklarla beraberim!” buyurmuştur Hastalık, musibet, gurbet ve kimsesizlik, diğer insanların şefkat ve merhametini, celp edip dostluklarını kazandırır da bütün merhametlileri yaratan, bütün annelerin yüreklerini şefkat ile parlatan, her bahar rahmet ve kereminin parıltılarıyla yeryüzünü büyük nimet sofrası haline getiren Merhametliler Merhametlisi’nin (cc) şefkat ve rahmetini celp etmez mi? Mademki O var ve bizi görüyor, bizim için her şey var Asıl gurbette ve kimsesiz olan kimse, iman ve teslimiyetle O’na bağlanmayan veya buna önem vermeyendir

Hastalıklar manevî derece kazandırır

Felç ve inme gibi hastalıklar insanı dünyadan iyice soğutur Dünyanın fani ve geçici, insanın önemli görevleri bulunan misafir bir memur olduğunu fiilen gösterir Böylelerini dünya artık boğamaz Gözünü kapayamaz Nefsin kötülüklerinden kurtulur Kısa zamanda bu hastalık sayesinde büyük bir evliya gibi manevî yüksek bir dereceye çıkar Hastalık kendisi için artık çok ucuz düşer Bunun şartı iman, teslimiyet ve tevekküldür


Yardımseverlere müjdeler vardır
Hastalıkların bir de evindeki hastalara bakanlara yönelik hikmetleri var Anne ve babalar hiçbir karşılık beklemeden büyük bir fedakarlık ve özenle baktıkları hasta yavrularından dolayı çok büyük sevaplar kazanırlar Hasta anne, baba ve akrabalara bakmak da aynı şekilde çok sevaplıdır Bunun yanında onların dualarını alma, kırık gönüllerine merhem olma, onlara hizmet etme fırsatı verir Bu da kişiye hem dünyada hem de ahirette saadeti kazandırır Bu şekilde başta büyüklerine hizmet eden bir kişi yaşlandığı ya da hastalandığında evlat ve yakınlarından hizmet görür Yaşlı; hasta ve kimsesizlere hizmet sadece yakınlarla sınırlı tutulmamalı, din kardeşliği yönüyle bütün bu durumdaki insanlara fedakârca, şefkat ve merhametle hizmet etmek Müslümanlığın gereğidir Sayı:165Bölüm:Kavramlar

 

kalbimsin06 is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Saat 12:57.
Arşiv Sayfaları Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553