FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Dini Sohbet
Riya
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Riya ile ilgili Benzer Konular
85 Kez Görüntülendi
Riya Tehlikesinden Nasil Kurtuluruz?
Sorular ve Cevaplar
Riya Ve Zararları
Dini Sohbet
İhlas, Niyet, Riya, İhsan, Îtidâl
Sünnet & Hadis
Olum Ne Zaman ?
|
İbadette Samimiyetin Önemi (İhlas)
Konu Araçları
24-10-2007
#
1
Profil Bilgileri
mumsema
Riya
Riya başlıklı yazı Mumsema Riya Forum Alev
Riya
Bu çalışmada "riya" konusunu öncelikle âyet-i kerîmeler ve hadîs-i şerîflerde geçtiği şekliyle anlamaya çalışacağız
Âyet-i kerîmelerde riyâ konusunu sadece "riyâ/gösteriş" kelimesinin yer aldığı âyet-i kerîmeler itibarı ile incelemeye uğraşacağız
Ancak konuyu siyak-sibak bütünlüğü içerisinde anlamanın daha uygun olduğunu düşündüğümüz yerlerde önceki ve sonraki âyet-i kerîmelerle de irtibat kurmanın önemli olabileceğini düşünmekteyiz
Ayrıca bazı İslam büyüklerinin bu konudaki görüşlerine yer verecek, riya sayılan/sayılmayan hususlara değineceğiz
Âyet-i Kerîmelerde Riya
Türkçemizde özü sözü bir olmamak, inandığı gibi hareket etmeyiş, gösteriş, iki yüzlülük gibi manalara gelen "riya" kelimesi, Kur'ân-ı Kerîm'de beş kadar âyet-i kerîmede yer almaktadır
Bu âyet-i kerîmelerden ikisinde, Allâh yolunda malını harcayan kimselerin insanlara gösteriş yapmasından haber verilmekte ve Müslümanlar ikaz edilmektedir
Diğer ikisinde ise namazlarını ya da daha geniş ifadesi ile ibadet ü taatlerini insanlara göstermeyi adeta huy edinmiş kimselerin varlığından haber verilmekte ve gösteriş amaçlı bu tutum yerilmektedir
Son âyet-i kerîmede ise dini gayret adına hareket edenlerin şımarıklık ve insanlara gösteriş maksatlı davranışlarından haber verilerek bir dizi emir ve tavsiye yer almaktadır
Şimdi bu âyet-i kerîmeleri sırası ile görmeye çalışalım
Bakara suresinde Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
"Mallarını Allah yolunda harcayıp da infaklarının ardından minnet altında bırakmayanlar, rahatsızlık vermeyenler yok mu, işte onların Rab'leri katında mükâfatları vardır
Onlara hiç bir endişe yoktur ve onlar üzüntü de duymayacaklardır
Bir tatlı söz, bir kusur bağışlama, peşinden incitme gelen maddî yardımdan (sadakadan) çok daha iyidir
Zira Allah ganî ve halîmdir
Ey iman edenler! Sadaka verdiğiniz kimseleri minnet altında bırakmak, incitmek suretiyle o sadakalarınızı boşa çıkarmayın
Allah'a da, âhirete de inanmadığı halde sırf insanlara gösteriş yapmak için malını harcayan kimsenin durumuna düşmeyin
Onun durumu, üzerinde toprak bulunan kaygan bir kayaya benzer ki, şiddetli bir yağmur yağar yağmaz toprağı kayıverir, cascavlak kalır
Öyleleri işledikleri hiçbir şeyden sevap ve mükâfat elde edemezler
Zira Allah inkârcılar güruhunu hidayet etmez, emellerine kavuşturmaz
" (Bakara Suresi, 2/262-4)
Bu âyet-i kerîmelerde riya ile ilgili yer alan pek çok unsurdan görebildiklerimizi şu şekilde sıralamak istiyoruz:
a
Sadaka verenlerin, sadaka verdikleri kişileri minnet duygusu altında bırakacak tavır ya da onların ağırına gidecek bir söz, tutum ve davranış içerisinde bulundukları takdirde sadakalarının Allâh katında geçersiz olacağı gerçeği hatırlatılmaktadır
b
İman sahiplerinin böyle bir riya ve gösterişten uzak durmalarını belirten açık bir yasaklama bulunmaktadır
c
Yaptıkları maddi yardımları, minnet altında bırakma veya başa kakma sureti ile verenlerin, aslında mallarını Allâh'a ve âhiret gününe inanmaksızın sırf insanlara gösteriş yapma, caka satma amacı sebebi ile boşa harcamış kimseler gibi olacakları uyarısı yapılmaktadır
d
Böyle kişilerin durumu, kayanın üzerini kaplayan ve yağmurla hemen gidiveren incecik toprak tabakasına benzetilmiştir
Son maddede yer alan benzetme üzerinde biraz durmak istiyoruz
Bilindiği üzere sadakalardaki temel hedeflerden bir tanesi, zenginlerin fakirlere karşı kalplerinin yumuşamasını temin etme ve fakirlere maddi anlamda yardımcı olmadır
Öyle ise, sadakayı alan kişiyi minnet altında bırakacak, adeta aşağılayacak, 'görünürde' insanî yardım olan katı kalpli bir davranış yerine, âyet-i kerîmede emir buyrulduğu şekilde kalbî yumuşaklığı gösteren bir tatlı söz veya bir kusur bağışlamanın dahi insanı aşağılayan ve gösteriş maksatlı bir yardımdan daha iyi olduğu görülmektedir
Âyet-i kerîmedeki benzetme gerçekten de muhteşemdir
Yağmurun yağması ile birlikte toprak tabakasının akıp gitmesi sonucunda nasıl kaya tabakası çıplak bir şekilde kalıyorsa, Allâh'a ve âhiret gününe yeterince iman edememiş ve sadakalarını insanlara sırf gösteriş olsun diye sarf etmiş insanların kalplerinin katılıkları ve taş gibi oldukları hesap ve mizan gününde açığa çıkacaktır
Dolayısı ile bu âyet-i kerîmede kaya kısırlığa, yağmur berekete, toprak unsuru ise doğurganlığa benzetilmiştir denilebilir
Mallarını sırf başkalarına gösteriş için sarf eden kişileri Cenâb-ı Hakk'ın sevmediği, o kişiye şeytanın arkadaş olduğu da şimdi aktaracağımız âyet-i kerîmeden anlaşılmaktadır:
"Mallarını halka gösteriş için harcayıp Allah'a ve âhiret gününe iman etmeyen kimseleri de Allah elbette sevmez
Şeytan kimin arkadaşı olursa, artık o arkadaşların en kötüsüne düşmüş demektir
" (Nisâ Suresi, 4/38)
Gösteriş ile ilgili diğer âyet-i kerîmede ise Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır:
"Münafıklar Allah'ı aldatmaya çalışırlar, ama Allah onların hilelerini ve oyunlarını bozar
Onlar namaza kalkarken üşene üşene kalkarlar, müminlere gösteriş yaparlar
Yoksa aslında Allah'ı pek az hatırlarlar
" (Nisâ Suresi, 4/142)
Bu âyet-i kerîmede yer alan ana hususlardan bir tanesi, aslında Allâh'a, peygamberlerine, meleklerine, âhiret gününe tam olarak inanamamış ve dolayısıyla da nifak/münafıklık içerisindeki kişilerin, imanın oldukça ehemmiyetli bir tezahürü olan namaz esnasındaki psikolojilerini yani namaza üşenerek kalkmalarını ve namaz içindeki gerçek durumlarını tasvir etmesidir
Bu psikolojik tasvirde pek çok unsurdan ikisi dikkatimizi çekmektedir:
a
Bu şekildeki insanların özellikle de cemaatle eda edilen namazlar esnasında namazlarını üşene üşene, istemeye istemeye kılmaları
b
Namaz kılmak zorunda kaldığında da insanların beğenisi için gayret etmeleri, diğer insanlar görsünler diye ruku ve secdeleri uzun tutmaları, ta'dîl-i erkâna riayet etmeye çalışmaları
Münafıkları resmeden yukarıdaki âyet-i kerîmeye bir yönü ile benzer ve hemen her Müslüman'ın ezberinde olduğunu düşündüğümüz Mâun Suresindeki âyet-i kerîmelerde ise şöyle buyrulmaktadır:
"Vay haline şöyle namaz kılanların: Ki onlar namazlarından gafildirler (Kıldıkları namazın değerini bilmez, namaza gereken ihtimamı göstermezler)
Namazlarını gösteriş için kılarlar, zekât ve diğer yardımlarını esirger, vermezler
" (Mâûn Suresi, 107/4-7)
Büyük müfessir Elmalılı Hamdi Yazır'ın bu âyet-i kerîme ile ilgili yaklaşımını buraya almak istiyoruz
Hamdi Yazır'a göre riya kelimesi ile akla gelen manalardan bazıları şöyledir:
1
Mesela namaz kıldığı vakit Allah için halis niyet ile kılmayıp dünyevî bir takım maksatları için kılma
2
Başkalarının kendisini görebileceği yerlerde namaz kıldığı halde diğer yerlerde namazı kılmama ya da hafif tutma
3
Kıldığı namazlarda Hakk'ı huşu içerisinde tazim olarak değil de 'iki yatış bir kıntış bakış' tan ibaret bir gösteriş halinde olma
Elmalı'lı, bu âyet-i kerîmede "musallî" kelimesi geçtiği için büsbütün namazı terk etmekte olanların namazda riyakarlıklarından bahsedilemeyeceğinin açık olduğunu belirtiyor
(Elmalı'lı, Hak Dini Kur'ân Dili, 9/342)
Enfal Suresi 47
âyet-i kerîmede ise Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır:
"Memleketlerinden savaşa çalım satarak, halka gösteriş yaparak çıkan ve Allah yolundan insanları uzaklaştıranlar gibi olmayın
Allah onların bütün yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır
" (Enfâl Suresi, 8/47)
Şimdi, çok geniş anlam tabakalarına sahip olan bu âyet-i kerîmeye, görebildiğimiz bazı açılar itibariyle bakmaya çalışacağız
Bugün, toplumlararası ilişkilerde sadece silahlı savaşların cereyan etmediği hemen herkesin malumudur
Günümüz fen ve tekniğinin ilerlemesi ile savaşlar aynı zamanda ekonomik, siyasî, kültürel, fikrî, sınaî ve teknolojik alanlarda alabildiğine cereyan etmektedir
Bu âfâkî alanlara ilaveten bir de enfüsî alanda verilen savaşlar vardır
Anlamaya çalıştığımız 47
âyet-i kerîmede "fieten" (topluluk, birlik) kelimesinin Kur'ân-ı Kerîm'de dokuz yerde "askerî birlik" manasına geldiği, diğer iki istisnasında ise doğrudan "topluluk" manasına olduğu görülmektedir
Allâhu a'lem bu durumda, 47
âyet-i kerîmede yasaklanan "şımarıklık, gösteriş ve Allâh yolundan alıkoyma" yanlışlıklarının, sırf silahlı savaşlar esnasında uzak durulması gereken tutum ve davranışlara inhisar ettirilmemesi, aynı zamanda kültürel, fikrî ve enfüsî manada cereyan eden savaşlarda da "şımarıklıktan uzak durma, insanlara gösteriş yapmama ve İslâmî-imanî hizmetleri tenkit vb
yollarla baltalamama" gibi manalar anlaşılabilir
Hadîs-i Şerîflerde Riya Konusu
Riya-gösteriş konusunun anlatıldığı hadîs-i şerîflerden bir kısmını burada vermeye çalışacağız
Öncelikle riya/gösteriş, bir hadîs-i şerîfte geçen ifade ile "debîbü'n-neml"i andıran, yani geceleyin yürüyen "karıncanın ayak izi" gibidir
(Ahmed b
Hanbel, 4/403) Ayrıca Efendimiz (s
a
s
), riya/gösterişi "küçük şirk" olarak da vasıflandırmaktadır
Bir defasında Nebiyy-i Ekrem (s
a
s
) Efendimiz söyle buyurdular:
- "Sizin hakkınızda en çok korktuğum şey küçük şirktir
" Ashab-ı Kiram dediler ki:
- "Ya Resûlallah, küçük şirk nedir?" Resûlullah (s
a
s
):
- "Riyadır
Yani başkalarına gösteriş için ibadet yapmaktır
Allahu Teala, kıyamet günü herkesin amelinin karşılığını verirken, insanlara gösteriş için ibadet yapanlara şöyle der: "Dünyada kendileri için gösteriş yaptığınız kimselere gidin
Bakın bakalım onların yanında size verecekleri bir şey bulabiliyor musunuz?" (Ahmed b
Hanbel, Müsned, V, 428)
Şeddad b
Evs, Efendimiz (s
a
s
)'in
- "Ümmetim hakkında iki şeyden korkuyorum: Şirk ve gizli şehvet
" uyarısı üzerine:
- "Ey Allah'ın Resulü! Senden sonra ümmetin Allah'a ortak mı koşacak?" demiş, Efendimiz (s
a
s
) de:
- "Evet, ama onlar Güneş'e, Ay'a, taşa ve puta tapmayacaklar
Fakat amelleri ile gösteriş yapacaklar" buyurmuştur
(Ahmed b
Hanbel, Müsned, IV/124)
"Riya"nın, Efendimiz (s
a
s
)'in yüksek beyanları içerisinde "küçük şirk" olarak vasıflandırılması, şimdi aktarmaya çalışacağımız kudsî hadîs-i şerîf ile de desteklenmiş olmaktadır
Ebû Hüreyre (r
a) Resûlullah (s
a
s
)'i şöyle buyururken dinlemiştir:
- "Allah Teâlâ buyurdu ki: "Ben, kendisine şirk koşulmasından en uzak olanım
Kim işlediği amelde benden başkasını bana ortak kabul ederse, o kişiyi ortak koştuğu ile baş başa bırakırım
" (Müslim, Zühd, 46)
Bilindiği üzere dini açıdan insanların Allâh'a olan yakınlıklarında, onlara Allah tarafından ihsan edilen maddi-manevî lütufların vesilelik planında büyük önemi bulunmaktadır
Mesela şehidler, Efendimiz (s
a
s
) ile beraber haşrolma gibi oldukça kıymetli bir manevi makama aday yüksek şahsiyetlerdir
Keza Müslüman fertler, Allâh'ın kendilerine ihsan etmiş olduğu manevi donanımlarını takva elbisesi ile süsleyip Allâh'ın rızası istikametinde çalışmak durumundadırlar
Aksi durumda olanların, Cennet'in kokusunu bile duyamayacakları konusunda Efendimiz (s
a
s
)'in şiddetli bir uyarısı bulunmaktadır
(Ebu Davud, İlim, 12) Zenginler de kendilerine verilmiş bulunan maddî zenginlikleri Allâh yolu ve rızasında kullanma ile mükellef tutulmuşlardır
İşte bu üç kategorinin yer aldığı ve şimdi aktarmaya çalışacağımız hadîs-i şerîf, bizlere gerçekten de çok önemli ikazlarda bulunmakta, insanlara gösteriş yapmamayı, onların beğenisini esas maksat haline getirmemeyi, aksi bir niyet ve düşüncenin, kişiyi sorgu-sual anında nasıl müflis bir duruma düşürebileceğinin uyarı ışıklarını adeta yakıp söndürmektedir
Resûlullah (s
a
s
) şöyle buyuruyor:
"Kıyamet günü hesabı ilk görülecek kişi, şehit düşmüş bir kimse olup huzura getirilir
Allah Teâlâ ona verdiği nimetleri hatırlatır, o da hatırlar ve bunlara kavuştuğunu itiraf eder
Cenâb-ı Hak:
- "Peki, bunlara karşılık ne yaptın?" buyurur
- "Şehid düşünceye kadar senin uğrunda cihad ettim" diye cevap verir
- "Yalan söylüyorsun
Sen, "Ne babayiğit adam!" desinler diye savaştın, o da denildi" buyurur
Sonra emrolunur da o kişi yüzüstü cehenneme atılır
Bu defa ilim öğrenmiş, öğretmiş ve Kur'an okumuş bir kişi huzura getirilir
Allah ona da verdiği nimetleri hatırlatır
O da hatırlar ve itiraf eder
Ona da:
- "Peki, bu nimetlere karşılık ne yaptın?" diye sorar
- "İlim öğrendim, öğrettim ve senin rızan için Kur'an okudum" cevabını verir
- "Yalan söylüyorsun
Sen "âlim" desinler diye ilim öğrendin, "ne güzel okuyor" desinler diye Kur'an okudun
Bunlar da senin hakkında söylendi" buyurur
Sonra emrolunur o da yüzüstü cehenneme atılır
(Daha sonra) Allah'ın kendisine her çeşit mal ve imkân verdiği bir kişi getirilir
Allah verdiği nimetleri ona da hatırlatır
Hatırlar ve itiraf eder
- "Peki ya sen bu nimetlere karşılık ne yaptın?" buyurur
- "Verilmesini sevdiğin, razı olduğun hiç bir yerden esirgemedim, sadece senin rızânı kazanmak için verdim, harcadım" der
- "Yalan söylüyorsun
Hâlbuki sen, bütün yaptıklarını "ne cömert adam" desinler diye yaptın
Bu da senin için zaten söylendi" buyurur
Emrolunur bu da yüzüstü cehenneme atılır
(Müslim, İmâre, 152)
Cömert bir insan hakkında başkalarının "ne cömert adam!" demesi her zaman bir tehlike midir? Yoksa esas tehlike insanın iç dünyası itibarı ile böyle bir övgüyü talep etmesi ve neticede de başkalarının takdirkâr sözlerine ulaşmış olmak mıdır? Burada daha ziyade ikinci kısımda yer almanın tehlikeli olacağı, iç dünyası itibarı ile böyle bir talebi olmadığı halde insanların övgüsüne maruz kalmanın çok büyük bir problem meydana getirmeyebileceği şimdi aktaracağımız hadîs-i şerîften anlaşılmaktadır
Ebû Zer (r
a
)'in naklettiğine göre ashabtan birisi bu konuda aydınlanmak istemiş ve Resûlullah (s
a
s
)'e şöyle bir soru sormuştur:
- Ya Resûlallah! Bir kimse hayır yapar da halk bu sebeple onu överse, buna ne buyurursunuz? Efendimiz (s
a
s
) onun bu sorusuna:
- "Bu, mü'min için bir peşin müjdedir" şeklinde cevap vermiştir
(Müslim, Birr, 166)
Riya Konusundaki Değerlendirmeler
Âyet-i kerîmeler ve hadîs-i şerîflerden sonra riya konusunu hem İmam Gazali hazretlerinden hem de çağımızın büyük mütefekkirlerinden kısaca görmeye çalışacağız
İmam Gazalî hazretlerine göre riya, Allâh'a ibadetle kulları hedeflemek, onları avlamaya çalışmaktır
Kendisi ile riya yapılan konular genellikle şu şekillerdedir:
a
Varlık ile gösteriş
Bu kısımdaki riya ve gösteriş güzel elbiseler, kıymetli vasıtalar, geniş evler, rengârenk ev eşyaları vb
dir
b
Davranışlarla gösteriş yapma
Mesela, dini davranışlar itibarı ile namazlarda başkasının görmesini umarak uzun rükûlar ve secdeler yapmak, renginin ahiret endişesi ile sarardığını ima etmek, zayıflığını az yediği iması ile göstermeye çalışmak, dini faaliyetlerinin saç-sakalını düzgün tutmaya fırsat vermediğini göstermeye çalışmak vb
gibi
Dünyevi davranışlar itibarı ile ise kibir ve çalımla yürümek, başkalarını küçümsemek vb
gibi
Gazalî'ye göre riya ve gösterişteki temel rükünler üçtür:
1
Doğrudan riyanın, gösterişin kastedilmesi
En tehlikeli kategori budur
2
Riyakârlıkla ulaşılmak istenen hedef
Bu mal, makam veya daha başka herhangi bir hedef olabilir
Dürüstlük görüntüsü vererek halkı aldatmaya çalışma, vatanperver görünerek aslında nefsinde yerleşmiş bulunan başkalarına düşmanlık duygularını tatmin etmeye çalışma gibi
3
Kendisi ile gösteriş yapılan davranış ya da nesne
İman esasları konusunda tam bir inanç hali bulunmadığı halde inanıyormuş gibi yapma
Dinin asıllarını kabul etmekle birlikte ibadetler vasıtası ile gösteriş yapma
Gayesi rükû ve secdeleri hafif bir şekilde namaz kılmak olan bir kimsenin başkalarının yanında iken ibadetlerinde hassasmış gibi davranması
Kişinin, özellikle ibadetlerdeki riya ve gösterişinin en açık alameti, halkın kendi ibadetini görmesine sevinme hissidir
Bu durum, Hakk'a değil de halka iltifat anlamı taşımaktadır
Hâlbuki kişinin kalbinde, insanların ibadetlere muttali olması ile olmaması arasında bir fark bulunmamalıdır
(İ
Gazali, İhya, C
7, ss
433-567)
Riya-Gösteriş Kategorisine Giren Durumlar
Bediüzzaman Hazretleri kanaatsizliğin riya kapısını açabileceğini belirtmektedir
(Bediüzzaman, Lem'alar / On Dokuzuncu Lem'a, s
660) Müstağni olmada ise riya kapısı kapanmakla birlikte ihlas kapısı açılmaktadır
(Bediüzzaman, Lem'alar / On Dokuzuncu Lem'a, s
661) Sevap hırsının ve ahirete ait vazifelerdeki kanaatsizliğin insanı riyaya sevk edebileceğini belirten Bediüzzaman, (Bediüzzaman, Lem'alar / Yirminci Lem'a - s
663) hayır ve hasenatın halis bir niyet sayesinde hayat bulabileceğini, riya ile de bozulup yok olacağına işaret etmektedir
(Bediüzzaman, Mesnevî-i Nuriye, Şemme, s
1348)
Riyanın sebeplerinden birisinin korku olduğunu ifade eden Bediüzzaman, (Bediüzzaman, İşârâtü'l-İ'câz, Bakara Suresi, Ayet 8, s
1190) insanları riyaya sevk eden sebepleri şu şekilde ele almaktadır:
1
İman zayıflığı,
2
Hırs ve tamah,
3
Şöhret düşkünlüğü,
4
Emsallerini geçme arzusu,
5
Kendini fazla önemli görmek,
6
Layık olmadığı yüksek makamlarda bulunma arzusu
(Bediüzzaman, Kastamonu Lâhikası, Mektup no: 116, s
1639; Muhakemat, s
1992)
Riya-Gösteriş Kategorisine Dâhil Edilemeyecek Durumlar
Bediüzzaman Hazretleri insanların ibadet maksatlı bazı davranışlarının riya-gösteriş kategorisi içerisinde değerlendirilemeyeceğini belirtmektedir
Bediüzzaman, ibadetleri genel anlamda müspet ve menfi şeklinde ikiye ayırmaktadır
Müspet kısım herkesin malumu olan ibadetler, menfi kısım ise bela ve musibetler karşısında kişilerin sabır-şükür ekseninde ve tam bir itikatla Allâh'a (c
c) sığınması, O'nu düşünüp, yalvarmasıdır
Böyle bir davranış halis bir ibadet olacağından, dolayısı ile riya-insanlara gösteriş düşüncesi olmayacaktır
(Bediüzzaman, Lem'alar / İkinci Lem'a, s
581)
Bediüzzaman, dinî açıdan "sünnet" hükmündeki davranışlardan bir kısmının İslâmiyet alameti sayılan ya da "şeâir" dediğimiz dini tutum ve davranışlar olduğunu, bu türden dini davranışlarda ise riya-gösteriş bulunamayacağını belirtmektedir
Çünkü "şeâir" İslam toplumunun bütününü ilgilendiren bir ibadet şeklidir
Dolayısı ile bu şekilde "şeâir"den sayılan dini davranışlara da riya girmemekte, hatta bu ibadet nafile nevinden bile olsa şahsi farzlardan daha üstün hale gelmektedir
(Bediüzzaman, Lem'alar / On Birinci Lem'a, s
609)
Bediüzzaman Hazretleri bu husustaki oldukça orijinal tespitlerini Kastamonu Lahikası adlı eserinde biraz daha tafsilatlı bir şekilde anlatmaktadır
"Farz ve vaciplerde ve şeâir-i İslâmiyede ve sünnet-i seniyenin ittibâında ve haramların terkinde riya giremez; izharı, riya olamaz-meğer, gayet za'f-ı imanla beraber, fıtraten riyakâr ola
Belki, şeâir-i İslâmiyeye temas eden ibadetlerin izharları, ihfâsından çok derece daha sevaplı olduğunu, Hüccetü'l-İslâm İmam-ı Gazâlî (r
a
) gibi zatlar beyan ediyorlar
Sâir nevafilin ihfası çok sevaplı olduğu halde, şeaire temas eden, hususan böyle bid'alar zamanında ittibâ-ı sünnetin şerafetini gösteren ve böyle büyük kebâir içinde, haramların terkinde takvâyı izhar etmek, değil riya, belki ihfâsından pek çok derece daha sevaplı ve hâlistir
" (Bediüzzaman, Kastamonu Lahikası, s
1639)
Ancak dini vazife itibarı ile makamın iktiza ettiği yüksek vaziyetleri takınmanın riya olmayacağını belirten Bediüzzaman, (A
y
) bir imamın vazife esnasında tesbihleri açıktan yapmasının riya olmayacağını ifade etmektedir
(A
y
) Bediüzzaman bu düşüncesini kendi uygulamalarında da devam ettirmiştir
Yapmış olduğu tespihleri başkaları duyduğunda acaba bu davranışına riya girer mi endişesi duyduğunda, bu ibadetinin başkalarının istifadesi ya da taklidine sebep olabilmesi itibarı ile sevaplı hale dahi gelebileceğini kabul etmektedir
(Bediüzzaman, Şualar, On Üçüncü Şua, s
1002)
Bediüzzaman Hazretleri dini vazifelerin gerektirdiği vakur duruşların da insanların suistimal etmedikleri müddetçe riya sayılamayacağını kabul etmektedir
Mesela vazifeli bir imamın namaz tesbihatlarını insanların işiteceği derecede yüksek sesle yapmasını bu minvalde değerlendirmektedir
(A
y
)
Muhterem Fethullah Gülen, başkaları hakkında "riya yapıyor" düşüncesi ile sorumsuz bir şekilde davranamayacağımızı, bu konuda hiç kimsede bir mihenk taşı olmadığını belirterek önemli bir noktaya parmak basmaktadır
Gülen, insanların kendi nefisleri hakkında katı davranabileceklerini, ancak başkaları söz konusu olduğunda aslolanın hüsnü zan olması gerektiğini belirtmektedir
(Kırık Testi)
Hocaefendi, riyanın pek çok çeşidi olduğunu, bazılarının kalemi, düşüncesi, çok kitap karıştırması, bibliyografyadan haberdar olması vb
ile dahi riyaya girebileceğini belirtmektedir
Başkalarında olabilecek riya emarelerini fark etmede bazı işaretlerden söz edilebileceğini belirten Muhterem Gülen, meselâ, bir insanın diliyle, irfanıyla, tavrıyla mütevazı görünürken, kendinden daha aşağı olan kimselerin yanında çalıma geçtiğini belirtir
Demek ki o kişi, gerçekte mütevazı değildir
Günümüzde riyanın oldukça yaygınlaştığını belirten Hocaefendi; ödüller, plaketler, alkışlar, övgüler, yarışlar, vb
hemen hepsinin neredeyse mücessem birer riya, mücessem birer yalan olduğunu ifade etmektedir
(A
Ünal, F
Gülen'le Amerika'da Bir Ay, "Riya, Riyayı Tanıma ve Ondan Kurtulma")
Sonuç
Riya ya da gösteriş, insanın kalp, ruh ve zihin dünyasını oldukça fazla kirletebilecek, Cenâb-ı Hakk'ın sevmediği ve razı olmadığı bir kötü ahlak türüdür
İnsan, zaman zaman çevresinin kendisine yapmış olduğu mukayese baskılarına karşı koruyabilmek, kalp ve gönül huzuru ile Allâh'a yönelebilmeli, içinde bulunduğu görünür-görünmez bütün nimetlerinden dolayı Cenâb-ı Hakk'a şükür hisleri ile dolmalıdır
Salim bir kalp, mutmain bir nefis, kendisini ilgilendirmeyen hususlardan uzak bir zihin dünyası ile Allâh'a yaraşır bir kul olma yolunda ilerleme niyet ve azmine Allâh rızası refik olabilir
Bu ise bir insanın bekleyebileceği en büyük ihsandır
Sadece görünen dünyanın dar cidarlarında lüzumsuz mukayeselerle kalp, gönül ve ruh ufkumuzun aydınlığını yok etme, riya, gösteriş, başkalarına beğendirmeye çalışma vb
kötü ahlakın tesirlerine açık hale gelme yerine, Allâh'ın sonsuz bağışlayıcılığı, şefkati ve merhametine sığınma ve rıza eksenli davranmanın büyük ilâhi lütuflara vesile olacağı şüphesizdir
Dr
Musa Kazım GÜLÇÜR
Dantel
Mumsema
Frmacil
Tags
:
riya
Riya ile ilgili Benzer Konular
85 Kez Görüntülendi
Riya Tehlikesinden Nasil Kurtuluruz?
Sorular ve Cevaplar
Riya Ve Zararları
Dini Sohbet
İhlas, Niyet, Riya, İhsan, Îtidâl
Sünnet & Hadis
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
20:55
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552