FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Dini Sohbet
Kardeşlik Payı
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Kardeşlik Payı ile ilgili Benzer Konular
174 Kez Görüntülendi
Borsada yabancı payı yükseldi
Finans Borsa Ekonomi
Pazarlık payı
Kayseri Fıkraları
Dudak payı
Resimli Şiirler
Memurlar da katılım payı ödeyecek
Sağlık Haberleri
ßöyle şans görülmedi kıl payı!
Komik Resimler
“Ben” Deme Sakın…!
|
İçki içmenin Yasak Oluşunun Nedenleri [hikmetleri]
Konu Araçları
31-03-2008
#
1
Profil Bilgileri
mumsema
Kardeşlik Payı
Kardeşlik Payı başlıklı yazı Mumsema Kardeşlik Payı Forum Alev
KAREŞLİK PAYI
Hayat, paylaşmaktır…
Kalabalıkları toplum yapan paylaşım ruhudur… Sağlıklı bir toplumun oluşum sürecinde “paylaşma bilinci” oldukça belirleyicidir…
İnsan sosyal bir varlıktır… Kişi, sosyal bir çevre olmadan “insan” kalamaz…
Dikkatinizi çekti mi, bilmiyorum;
“Yaşayamaz” demiyorum, “insan” kalamaz diyorum…
Tek kişilik hayatlar kabul edilemez… Ve sürdürülemez…
Toplumsal duyarlılıktan yoksun bireyler sürü mantığından kurtulmaları oldukça zor…
Toplumsal kalitemiz ise paylaşım ruhu ile bağlantılıdır…
Paylaşmak en soylu bir davranıştır… Kişinin asaleti bunda saklıdır… Zaten herkes paylaşmaz
Bu yüce bir ruh halidir… Paylaşmak aynı zamanda insan olma sanatıdır…
Yaşamı, sadece kendi dünyasından ibaret görme sığlığından kurtulamayanlar “benlik zindanı”nda çürümeye mahkum kalırlar… “Ben” önemli olabilirim ama dünya “ben”den ibaret değil ki!
Batı insanı, “vefa”yı lügatinden sildi… Çünkü tek “önemli” kendisi… Benliği merkeze alınca bir içe kapanma, akabinde tedirgin, telaşlı bir ruh hali beliriyor… Kapitalizmin insanoğluna yaptığı en büyük kötülük, paylaşma ruhunu katletmesidir… Komünizm, buna karşı çıkayım derken, o daha beter bir cürüm işledi; insanın ruhunu yok etti… Paylaşımla ilgili cennetler vaat etti ancak görüldü ki, meğer cennet zannedilen şey cehennemin ta kendisiymiş… Sosyal adalet, eşitlik, özgürlük tatlı bir rüya olarak kaldı…
Peki, bu çağ bizi nereye çekiyor?
“Seyirci” kalmamızı istiyor… Seyir medeniyeti… Sorunlara lakayt kalan, sorumluluk kuşanmayan, duyarlılık göstermeyen kitleler, egemenlerin ömrünü uzatmaktan başka bir özellik taşımıyorlar…
Mekanik bir düzenin boyunduruğunda bir makine misali işletilen insanlar, son kullanma tarihini bekliyorlar… İnsanı bencilleştiren beşeri sistemler, onu yalnızlığın gayyasına ittiler… Yaşam alanı daralan yığınlar, şimdilerde sanal dünyalara sığınıyorlar…
Fakat sancı derinleşiyor, insan yalnızlaşıyor…
Kim kime? Kime ne? Herkes kendi keyfinde… Herkesin kendi “özeli” önemli… “Büyüme”yi biricik gaye edinip, “paylaşma”yı unutan insanlar nefrete nefret katıyorlar demektir…
En kötü körlük, toplumsal sorunlara lakayt kalıp, nankörlüğü meslek edinmektir…
Bu şartlarda; nasıl bir bilinçle olayı ortaya koymalıyız ki, kimse: “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” demesin… İnsanlar, “Her koyun kendi bacağından asılır” kolaycılığına kaçmasın… Yahut “Aldırma, bu dünya böyle gelmiş, böyle gider” vurdumduymazlığına kapılmasın…
Bunun için önce; “vicdan-ı şahsi”nin, “vicdan-ı ictimai”ye inkilab etmesi gerekir…
Yani, duyarlı olmak… Kafa yormak… Dert edinmek…
Bu sorun benden sorulur… Çare bendedir, diyebilmek… Önce, şunu kendimize sormamız gerekiyor: Antenlerimiz, algılarımız, yüreklerimiz toplumsal sorunlara açık mı?
Anlık heyecanlarla, duygusal hamlelerle, bireysel çabalarla bu sorunları aşmanın kolay olmayacağını unutmadan konuya eğilmemiz gerekiyor…
Toplum içinde mağdurların günübirlik bir takım ihtiyaçlarının karşılanıyor olması bizi vebalden kurtarmayacaktır… Günübirlik düşünmek, günübirlik yaşamak bu çağın hastalığıdır… Günü, dünü ve yarını birlikte düşünmek durumundayız…
Kurucu, üretici bir irade ile geleceği inşa etmeliyiz…
Bunun için de öncelikle güven vermeliyiz…
Bu toplumdan ne devşirebiliriz değil, ne verebiliriz? Bu bizim toplumsal sınavımızdır… Bu toplum bizim hangi halimize şahitlik edecek?
Maddi- manevi birikimlerimizi bu insanlarla nasıl paylaşabiliriz? Çevreyi eleştirmek kolaydır… Topluma kattığımız değer nedir? Kitlelerde kabaran nefreti, öfkeyi rahmete dönüştüremez miyiz? Alemlere rahmet olanın izinde olmanın bizdeki yansıması nedir?
Evet, önce şu sorunun netleşmesi lazım… Kiminle, neyi paylaşacağız?
Zamanı, bilgiyi, düşünceyi, duyguyu, duayı, tasayı, eşyayı, metaı, hayrı, hikmeti, çileyi, acıyı, hayali, rüyayı, pratiği, teoriyi, güzeli, doğruyu, değeri, kolayı, zoru… Hülasa; Rabbimizden bize sunulan tüm ikramları… Bize tashih edilen tüm imkanları… Maruz kaldığımız tüm imtihanları paylaşarak başarabiliriz…
Paylaşımı sadece ekonomik olarak düşünemeyiz… Kimi sosyal, siyasal, kültürel sorunlara eğildik… Yeter mi? Yaşamı ve toplumu kuşatacak bir paylaşım projesi…
Hatta toplumsal paylaşım sorumluluğunu sadece iyi insanlara yönelik de tutamayız… Öyle ki; paylaşım ruhumuz kötüleri de kuşatabilmeli… Yoksa, “nehyi anil münker”in anlamı nedir?
Rabbani olmanın yolu, paylaşmak ve katlanmaktan geçiyor…
Müslüman’ca yaşamak, paylaşmakla eş anlamlıdır… Vahyin öğretisinden bunu öğreniyoruz… İlk inen sure Alak’tır… Hemen sonrasında ikinci olarak Kalem suresi inzal oluyor… Bu sürede Bahçe sahipleri kıssası dikkatimizi çekiyor… Toplumsal paylaşımdan kaçınanların acı akıbetine vurgu yapıyor:
“Nihayet sabah vakti birbirlerine seslendiler
Eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden kalkıp-çıkın
Derken aralarında fısıldaşarak çıkıp-gittiler
Bugün sakın oraya hiçbir yoksul girip karşınıza çıkmasın
” (Kalem, 21-24)
Kur’an ilk günden itibaren bu anlayışı yerden yere vuruyor… Kendi insanına paylaşım aşısı vuruyor…
Dantel
Mumsema
Frmacil
31-03-2008
#
2
Profil Bilgileri
mumsema
--->: Kardeşlik Payı
Yine Kur’an’ın sunduğu kıssalardan anlıyoruz ki; peygamberler toplumsal sorunlara bigane kalmadılar ve bunu onlarla paylaştılar…
Hz
Musa (as), zulüm ve zillet altında yozlaşan ve yok oluşa maruz kalan bir kavmi özgürlüğe taşıdı…
Hz
Lut (as), iğrenç ilişkiler içinde kokuşan bir toplumu kurtarabilmek için son saate kadar çırpındı, durdu…
Hz
Yusuf (as), Mısır’da kıtlık ve kuraklığın tehdit ettiği nesillerin sorununu çözmek için sorumluluk almakta tereddüt etmedi…
Hz
Şuayb (as) Meyden halkında yaygınlaşan ticari hayattaki kokuşmaya duyarsız değildi…
Hz
İsa (as), din simsarlarının elinde tahrife uğrayan dini, aslına döndürmek için yola çıktı…
Hz
Muhammed (sav), daha Risalet gelmeden önce Hılfu’l- Fudul’da yerini almıştı bile… Mekke’de diri diri toprağa gömülen her kız çocuğu onun yüreğini dağlıyordu…
Toplumdan topluma, zamandan zamana öncelikler değişebiliyor, fakat sorumluluklar sakıt olmaz…
Ancak, bir öncelik var ki, bu tüm zamanların birinci gündemidir… Toplumların inanç problemi… Paylaşılması, konuşulması gereken temel mesele bu olsa gerek… Akide açmasında savrulan nesillerin tükenişi karşısında kendi payımıza ne yapabiliriz?
Mus’ab, Yesrib’de… Muaz, Yemen’de… Cafer, Habeş diyarında… Önce neyi paylaştılar?
Toplumsal yaşamı tevhitle temellendirme… Toplumu takva ile tahkim etme…
Müslüman olarak insanlara çağrımız şu değil midir?
Rabbimizden bir mağfirete ve genişliği göklerle yer arası olan cennete…
Evet, müteal değerlere… Mutlak doğrulara… Ulvi hedeflere… Önce bunları paylaşmak durumundayız…
Unutmayalım ki; nasıl bir toplum? Sorusunun cevabı, Hz
Muhammed’dedir… O üsve’dir (örnektir)… Paylaşımın en güzel modelini ilk Kur’an neslinde görüyoruz…
O’nun öğretisinde, mümin yalnız kendisi için yaşamaz… Kendi nefsi için istediğini kardeşleri için istemedikçe, bu bir iman sorunu olarak karşısına çıkar…
Hatta işin daha ileriye götürüldüğünü görüyoruz… “İsar” aşaması… Bu seviyede insan başkasını kendisine üstün tutar, kendini feda eder
Canını, menfaatini, şöhretini, mutluluğunu, huzurunu, malı, gelirini bu uğurda gözden çıkarır…
Ancak bunun üzerine oturduğu bir zemin vardır: Cemaat ve kardeşlik… Paylaşımın toplumsallaşması cemaat ruhundan ve kardeşlik bilincinden geçiyor… Kur’an bize “Ey iman edenler” diyerek muhatap alırken bir cemaat olduğumuzu, aynı bedenin parçaları olduğumuzu hatırlatıyor… Gerçekten biz bir beden miyiz? Bu yoksa, İslam’ı vicdanlara itmiş oluruz…
Her gün beş defa ezanla bize ulaşan çağrı neye çağrışım yapıyor?
Cami toplumsal paylaşımın merkezi olmayacaksa, anlamı nedir?
Camilerde aynı safları paylaşan cemaat, sorunlarını paylaşmaları gerekmiyor mu?
Camiler, kalabalıklar cemaat olsun diye değil mi? Orada dertleşmeyeceksek, paylaşmayacaksak, yaraları sarmayacaksak… Nerede, kime sığınacağız?
Bizden olmayanlara, kendimizi terk edebilir miyiz?
Hayır, önce birbirimize döneceğiz… Velayet neyi gerektiriyorsa, uhuvvetin omuzlarımıza yüklediği hukuk ne ise bunu netleştireceğiz…
Ama! Kardeşlere vakit ayıracak zamanımız mı yok? Çok mu yoğunuz? Çok mu yorgunuz? Allah aşkına söyler misin? Vaktinizi kiminle paylaşıyorsunuz? Ekranla mı? Oyunla mı? Kendi özelinizle mi? Hobilerinle mi?
Sonuçta “dünyanın bir oyun ve eğlence” olduğunu biliyoruz… Ve bizi bekleyen bir hesabın yakınlaştığının da bilincindeyiz… Geriye ölüm ötesi yatırımlarda bulunmak kalıyor… İnsanların derdiyle dertlenmek… İnsanlara faydalı olmak…
Öyle olmalı ki, insanlar bizimle rahat bir nefes alabilsinler…
Gizli bir el olup yoksulları, mazlumları kollamalıyız… En çaresizler bile her an kendilerine ulaşacak bir “görünmez el”in umudu ile yaşama tutunacak… Görünürde “eli” olacak ama kendisi olmayacak… Hani, “Hızır gibi yetişmek” derler ya, öyle bir hal… O riyasız el, Rabbinin işaret ettiği adreslere mutlaka ulaşacak… O meçhul elin gündeminde reklam, rekabet, rant, reyting olmayacak…
Şefkatimizle yürekler ısınacak…
Gök sofralarının bize açılmasını istiyorsak , önce lokmamızı paylaşmasını öğrenelim…
Kalplerin yumuşaması, öfkelerin dinmesi başka türlü nasıl mümkün olabilir?
Varımızı, varlığımızı elden çıkaralım, ta ki kardeşlik elden gitmesin…
Sermayemizi sadece kâra ve kazanca bağlamak ne kadar doğru? Bu sermaye ile nice dost kazanmakta mümkün… Daha da ötesi sevap kazanmak en önemlisi…
Bunu kim başarabilir?
“Haza min fadli rabbi (Bu Rabbimin lütfundandır)” (27-40) deyip mülkün Sahibi’ni unutmayanlar…
Bu paylaşımı kim yapamaz?
“Bu, bende olan bir bilgi dolayısıyla bana verilmiştir
” (28-78) diyenin yapabileceği bir iş değildir…
Biz ne dersek diyelim, öyleleri var ki, günahını bile paylaşmaz…
Ne yapalım?
Biz doğru bildiklerimizden şaşmayalım…
Ramazan KAYAN
Tags
:
kardeslik
,
payi
Kardeşlik Payı ile ilgili Benzer Konular
174 Kez Görüntülendi
Borsada yabancı payı yükseldi
Finans Borsa Ekonomi
Pazarlık payı
Kayseri Fıkraları
Dudak payı
Resimli Şiirler
Memurlar da katılım payı ödeyecek
Sağlık Haberleri
ßöyle şans görülmedi kıl payı!
Komik Resimler
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
04:36
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552
553