FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Dini Sohbet
Niçin Musibet
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Niçin Musibet ile ilgili Benzer Konular
105 Kez Görüntülendi
bir musibet bin nasihattan iyidir
Kıssalar & Hikayeler
Bin nasihatten bir musibet yeğdir. [ Açıklaması ]
Atasözleri
Oruç ve zekâtı terk etmenin getirdiği musibet
Oruç
Her musibet bir saadetin habercisidir, deniliyor. Musibet nasıl saadet getirir?
Sorular ve Cevaplar
Bir Musibet...
Kıssalar & Hikayeler
Ey benim Allah'im
|
Kur’an Nuru ve Akıl Gözü
Konu Araçları
14-04-2008
#
1
Profil Bilgileri
mum
Niçin Musibet
Niçin Musibet başlıklı yazı Mumsema Niçin Musibet Forum Alev
Niçin Musibet
Allah bu alemi kendisini tanıtmak için yarattığına göre, bu dünya hayatında hiç hastalık ve musibet olmasaydı, Allah’ı tanımamız yine gerçekleşmez miydi? O halde, böyle bir takdirin hikmeti nedir?”
Bazen şöyle bir soru ile karşılaşırız:
“Cenâb-ı Hakk bu âlemi kendisini tanıtmak için yarattığına göre, bu dünya hayatında hiç hastalık ve musibet olmasaydı, Allah’ı tanımamız yine gerçekleşmez miydi? O halde, böyle bir takdirin hikmeti nedir?”
Sorunun aslı bir kudsî hadise dayanıyor:
“Ben gizli bir hazine idim, bilinmek istedim (bilinmeye muhabbet ettim) ve kâinatı yarattım
”
Kâinatın ömrü milyarlarca yıl ile ifade ediliyor; insanlık âleminin ömrü ise on binlerce seneyle
Henüz insan nevi yaratılmadan, bu hadis-i kudsîde verilen haber, öncelikle melekler âlemine bakıyordu
Allah’ı bilen, eserlerini temaşa ve tefekkür eden, Ona isyandan uzak bu mübarek varlıklar, hadis-i kudsîde verilen haberi ibadetleriyle, tesbihleriyle, itaatleriyle, marifet ve muhabbetleriyle tahakkuk ettirmiş oluyorlardı
Hayvanlar alemi de yaratılış gayelerine tam uygun bir hayat sürmekle, ruhları yönüyle, melekleri andırıyorlardı
Bitkiler âlemi ve cansız varlıklar da mükemmel bir itaat ile vazife görüyorlardı
“Hiç bir şey yoktur ki Allah’ı tesbih ve Ona hamd etmesin,” mealindeki âyet-i kerimede geçen “şey” tabiri, canlı cansız her varlığı içine alır
Her şey Onu tesbih eder ve Ona medih ve senada bulunur
Cenab-ı Hakk, bütün bu tesbih ve ibadetlerin çok daha ileri derecesini icra etmeye kabiliyetli bir başka mahiyet daha yaratmayı irade buyurdu: İşte bu ulvi mahiyet, arzın halifesi olacak olan insandı
Cenab-ı Hakk, topraktan bir insan yaratacağını meleklere haber verdiğinde, yukarıdakine benzer bir soru, meleklerden de gelmiş ve onlara cevaben, “siz benim bildiklerimi bilemezsiniz,” buyrulmuştu
İmtihana tabi tutulan ve kazanmaları halinde melekleri geçecek olan bu yeni misafirler, âyet-i kerimede de haber verildiği gibi, ancak Allah’a ibadet için yaratılmışlardı
“Ben, cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım
” (Zariyat Suresi, 56)
Âyette geçen “ibadet” kelimesine bir çok tefsir aliminin “marifet” manası verdiği dikkate alındığında, bu insanın, Allah’ı tanımak, varlığını, birliğini bilmek, sıfatlarının sonsuzluğuna inanmak
Mahlukat âlemini de hikmet ve ibret nazarıyla temaşa ve tefekkür etmekle vazifeli olduğu anlaşılıyordu
Bu mümtaz mahluk, sadece cemal tecellilerine muhatap olmayacak, Cenab-ı Hakk’ın hem cemal, hem de celal tecellileri ile ayrı ayrı imtihanlara tabi tutulacaktı
Nitekim öyle oldu ve öylece devam ediyor
Nimetler, ihsanlar, ikramlar, güzellikler, sıhhat, afiyet, ferah, gibi haller hep cemal tecellileridir
Ve insanoğlu bunlara karşı şükredip etmeme şıklarından birini tercihle karşı karşıya
Maalesef, nefis ve şeytanın galebesiyle çoğu insan, cemal tecellileriyle sarhoş olup bu imtihanı kazanamıyorlar
İmtihanın diğer yönü, hastalık, musibet, bela, afet, ölüm gibi celal tecellileri
Ve neticede sabır, tevekkül, teslim, rıza, imtihanına tabi tutulma
Akıl aksini düşünse de gerçek şu ki, bu imtihanı kazananlar, birincilere nispetle çok daha fazla
Bundaki hikmet şu olsa gerek:
Musibet ve hastalıklar, insana kul olduğunu, aciz bir varlık olduğunu çok iyi hatırlatıyor, ders veriyorlar
Bilindiği gibi ubudiyetin yani kulluğun iki esas rüknü var: Aczini bilerek Rabbinden istimdat ve fakrını bilerek Ona itimat
Konumuza ışık tutacak bir Nur cümlesi:
“Fâtır-ı Hakîm, insanın mahiyet-i maneviyesinde nihayetsiz azim bir acz ve hadsiz cesim bir fakr dercetmiştir
Tâ ki, kudreti nihayetsiz bir Kadîr-i Rahîm ve gınası nihayetsiz bir Ganiyy-i Kerim bir zâtın hadsiz tecelliyatına câmi’ geniş bir âyine olsun
” Sözler
İbadet ve marifet için yaratılan insan bu vadide mertebe kat edebilmek için aczini ve fakrını hissedecek, sürekli olarak Rabbine sığınacak ve Ondan medet dileyecektir
Duadan geri durmayacak, huzuru yakalamaya çalışacaktır
Bunlar ise başta nefis ve şeytan olmak üzere, dünya hayatında insanı, medet dilemeye ve sığınmaya götüren her türlü musibet, hastalık, çaresizlik ve sıkıntılarla mümkün
Çaresizlik içinde kalıp Rabbine sığınan ruhlar, bu dünya imtihanını kazanma noktasında müspet bir puan almış oluyorlar
Ama, refah, sıhhat ve saadet gibi tecellilerde insanoğlu, aczini anlamak yerine, bunlara meftun olup, kul olduğunu unutup, gaflete dalabiliyor
Dünyanın fani, ahiretin ise baki olduğu ve insanın şu kısa ömürde ahiret hesabına mühim bir imtihan geçirdiği dikkate alındığında, insanın ebedî saadetine vesile olan hastalık ve musibetlerin, hakikatte, çok büyük bir ihsan olduğu daha iyi anlaşılır
Konunun çok önemli bir yanı da şu:
Marifetullah, yani Allah’ı tanıma denilince, bütün isim ve sıfatları dikkate almak gerekiyor; sadece cemalî isimleri değil
Allah, Rahman olduğu gibi Kahhar’dır da
İzzeti tattıran da O’dur zilleti çektiren de
Soru sahibinin temenni ettiği gibi, bu dünyada sadece cemalî isimler tecelli etse ve insan sadece bunlara muhatap olsa idi marifeti noksan kalırdı
Bu imtihan meydanında, insanoğlu Allah’ı hem celal, hem de cemâl sıfatlarıyla tanımak durumunda
Ahirette ise, yollar ayrılacak
İnsanların bir kısmı ibadet, ihlas, salih amel ve güzel ahlaklarına mükafat olarak, cennete girecek ve lütuf, kerem, ihsan gibi nice cemal tecellilerine, azami ölçüde ve ebediyen muhatap olacaklar
Küfür ve şirk yolunu tutarak dalalet ve sefahate düşenler ise celal, izzet ve kahır tecellileriyle karşılaşacaklar
Böylece, ahiret yurdunda, Allah’ın hem cemalî hem de celâli isimleri en ileri manada tecelli etmiş olacak
Nur Külliyatında bir dua cümlesi var:
“Bize gösterdiğin nümunelerin ve gölgelerin asıllarını, menba’larını göster
” Sözler
Lütuf gibi kahrın da aslı ahirette
Burada her ikisi de gölge kadar tecelli ediyorlar
Yani, bu dünyadaki varlıklar, ahirete nispetle, gölge kadar zayıf bir tecelliye muhatap oluyorlar
Ve bu gölge hayatın gereğini yapan ve hakkını vermeye çalışanlar, asıla kavuşuyorlar
Nur Külliyatından bir başka hakikat dersi:
“Bir sultanın sağında lütuf ve merhamet ve solunda kahr ve terbiye lâzımdır
Mükafat, merhametin iktizasıdır
Terbiye de mücazatı ister
Mükafat ve mücazat menzilleri âhirettir
” Mesnevî-i Nuriye
İtaat edenlere mükafat verememek gibi, isyan edenleri cezasız bırakmak da padişahın izzetine yakışmaz; her ikisi de acizlik ve zaaf ifadesidir
Cenab-ı Hakk bu gibi noksanlıklardan münezzehtir
Onun kahrının tecelli etmemesini istemek, iki manaya gelir:
Birisi, isyankârlara, azgınlara, zalimlere karşı hiçbir ceza tatbik edilmemesi
Bu, Allah’ın izzetiyle, gayretiyle, hikmet ve adaletiyle bağdaşmaz
Bu şık mümkün olmadığına göre, geriye bir tek şık kalıyor:
İnsanların isyansız bir yaratılışa sahip olmaları, hep itaat üzere bulunmaları
Bu ise insanın değil, meleğin tarifidir
Hastalığın olmamasını farz etmek de iki netice doğuruyor:
Birisi, Allah’ın çok harika eserleri olan mikroplar âlemine hayat yüzü göstermemek
Allah, bu ince sanatlarını da sergileyecek ve o küçük canlılarına da hayat nimetini tattıracaktır
Diğeri, insanın hiç hasta olmaması
Bu ise, insanların en dinç ve sıhhatli zamanlarında, birden bire ölümü tatmaları demektir ki, buna tahammül oldukça zordur
Ani ölümlerde ölü sahiplerinin ıstıraplarının ne kadar derin olduğunu görür ve şu hükmü vicdanen tasdik ederiz: Hastalanarak ölmek ayrı bir nimet
Öte yandan, hastalıklar, sabırlı bir kul için ayrı bir ibadet çeşidi
“İbadet iki kısımdır: Bir kısmı müsbet, diğeri menfi
Müsbet kısmı malûmdur
Menfi kısmı ise, hastalıklar ve musibetlerle musibetzede za’fını ve aczini hissedip Rabb-ı rahimine ilticakârane teveccüh edip, onu düşünüp, ona yalvarıp hâlis bir ubudiyet yapar
Bu ubudiyete riya giremez, hâlistir
Eğer sabretse, musibetin mükafatını düşünse, şükretse, o vakit herbir saati bir gün ibadet hükmüne geçer
Kısacık ömrü uzun bir ömür olur
” Lem’alar
Ahiret yolcusu olan insanı, bu ikinci tip ibadetlerden mahrum bırakan bir telakki, ancak onun cennetteki derecesinin noksan kalmasını netice verir
Yine baştaki hadis-i kudsîye dönelim:
“Ben gizli bir hazine idim
Bilinmek istedim ve mahlukatı yarattım
”
Bu hadisi okuyanların büyük çoğunluğu nazarlarını hemen şu dünyaya çevirirler; ahireti pek hatırlamazlar
Bu noksan telakki ve bu eksik değerlendirmenin kaynağı da Cenab-ı Hakk’ın zamandan münezzeh olduğundan gaflet etmeleridir
Halbuki, bu kudsî hadis sadece bu kısa dünya hayatına bakmıyor
Bu mana, kemaliyle, ahirette tahakkuk edecektir ve mirac mucizesi, bunun müjdecisidir
O Yüce Peygamber (a
s
m
) O Şanlı Nebi (a
s
m
), bu mucize ile bütün sema tabakalarını gezmiş, cennet ve cehennemi müşahede etmiş, bu celal ve cemal sahnelerinin ardından, bu tecellilerin sahibine muhatap olma ve O’nun Mukaddes Cemalini görme şerefine ermiştir
Ve Nur Külliyatında Mirac için, “velayet-i Ahmediyenin keramet-i kübrası” tabiri kullanılır
Bilindiği gibi Allah Resûlünun (a
s
m
) iki vechesi vardır: Kulluğu ve peygamberliği
Kulluk cihetiyle Rabbine en ileri manada iman ve ibadet eder
O’nu en fazla sever ve O’ndan en çok korkar
Farz ibadetlerin birkaç katı kadar da nafile ibadetlerde bulunur
Kulu Rabbine en fazla yaklaştıran secde nimetinden, azamî ölçüde istifade eder
Allah Resûlünün (a
s
m
) en mükemmel manada gerçekleştirdiği kulluk vazifelerinden biri de sabırdır
O (a
s
m
) sabır imtihanını da hicretlerle, harplerle, nice musibet ve sıkıntılarla en ileri manada kazanmıştır
İfadeye dökmekten aciz olduğumuz, böyle nice ulvî ve kudsî ibadetler, Onu (a
s
m
) mirac mucizesiyle tanıştırır
Namaz da mü’minin miracıdır
Musibet ve hastalıklar ise bir başka terakki merdivenidir
Bir ömür boyu böyle değişik tecellilerle farklı imtihanlar geçiren insanlar, bu kısa dünya hayatının ardından ebediyet yurduna göç edecekler
Bu gölgelerin asıllarına kavuşacak, marifet ve muhabbet nimetini de kemaliyle orada bulacak ve tadacaklar
Kısacası:
Musibetsiz ve hastalıksız bir ömür farz etmek, dünya imtihanını ve bu imtihanın neticeleri olan cennet ve cehennemi de yok saymak olur
Bu ise gölgede boğulup ve onunla yetinip, asıldan gaflet etmek demektir
Prof
Dr
Alaaddin Başar
Dantel
Mumsema
Frmacil
Tags
:
musibet
,
nicin
Niçin Musibet ile ilgili Benzer Konular
105 Kez Görüntülendi
bir musibet bin nasihattan iyidir
Kıssalar & Hikayeler
Bin nasihatten bir musibet yeğdir. [ Açıklaması ]
Atasözleri
Oruç ve zekâtı terk etmenin getirdiği musibet
Oruç
Her musibet bir saadetin habercisidir, deniliyor. Musibet nasıl saadet getirir?
Sorular ve Cevaplar
Bir Musibet...
Kıssalar & Hikayeler
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
01:44
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542