Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Dini Sohbet

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
Sevgi Mi Düşmanlık Mı? ile ilgili Benzer Konular
150 Kez Görüntülendi

Bu Düşmanlık Bitsin Beşiktaş
Sevgi Sözleri , Sevgi mesajları Aşk Smsleri
"5 Sevgi Dili" Sizin Sevgi Diliniz Hangisi? ( cevaplar bekleniyor :) ) Aşk-Sevgi-Evlilik
Müslüman, Müslümana Kıskanç Olamaz, Kin Besleyip Düşmanlık Yapmaz Sünnet & Hadis
Nedir Bu Başartüsüne Karşı Düşmanlık...? Seviyeli-Ciddi Konular

Aklım Bana Yeter Mi? | Dünyanın İnce Ayarları
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 14-04-2008   #1
Profil Bilgileri
mum
Standart Sevgi Mi Düşmanlık Mı?



Sevgi Mi Düşmanlık Mı? başlıklı yazı Mumsema Sevgi Mi Düşmanlık Mı? Forum Alev


Sevgi Mi Düşmanlık Mı?

İNSANÎ özellikleri hırpalayan ve insanı bazen canavarlara rahmet okutacak kadar alçaltan bir his var: Düşmanlık! Toplumda çoğu kimsenin bu hisse mağlup olduğunu ve iç aleminin sürekli bir çalkantı içinde bulunduğunu görüyoruz Bu tehlikeli sonuca çıkan nice yollar mevcut Bunlardan sadece birkaçı: Dünya sevgisi, menfaat çatışması, haset, kıskançlık, kibir …
Ben bunları sayarken aklım bir noktaya takıldı: Bu his insan ruhuna niçin verilmişti? Her halde bu saydığım kötü sonuçların doğması için değil
İnsan ruhuna işlenen her duygunun, her hissin birer ilâhî ihsan olduğu muhakkak Şu var ki insanoğluna “cüz’i irade” verildiğinden bu çok çeşitli ve zengin sermaye, doğru yolda kullanılabildiği gibi, yanlış sahalara da yönlenebiliyor
İnsanların düşünce ve davranışlarındaki farklılık yanında ahiretteki saadet ve azap menzillerindeki çeşitlilik de hep bu sermayenin şöyle veya böyle kullanımıyla ortaya çıkıyor
Görme duygusunun “kâinattaki ilâhî sanatları seyretme” yahut “haram sahaları dolaşma” şeklinde iki ayrı kullanım sahası olduğu gibi, insandaki her bir manevî cihazın da böyle doğru ve yanlış kullanışları, serbest ve yasak bölgeleri var Bunların tamamını burada sayacak değilim Sadece “sevmek ve düşman olmak” üzerinde biraz durmak istiyorum
İnsanın görme, işitme gibi “zahirî duyguları” yanında bir de “batınî duyguları” var Bunlardan ikisi konumuzla yakından ilgili: Kuvve-i şeheviye ve kuvve-i gadabiye; yani menfaatı celb etme ve zararları def etme duyguları
Her ikisinin de yerinde kullanılmaları kalp alemine büyük bir huzur ve kazanç getirirken, yanlış istimalleri de yine büyük zararlara yol açıyor

İRADESİZ ve isteksiz bir insan düşünülemeyeceği gibi, öfkesiz, gazapsız insan da düşünülemez Burada karşımıza İslam’ın şu temel hükmü çıkıyor: Allah için sevmek ve yine Allah için düşman olmak
“İlahi ahlakla ahlâklanma”nın bir yönü de bu olsa gerek
Allah için sevmenin ölçüsü Allah’ın sevdiği kimseleri, O’nun razı olduğu işleri ve halleri sevmektir Başta iman, salih amel ve takva olmak üzere güzel ahlakın bütün şubelerini hayatına mal etmeye çalışan kişi, Allah için sevme yolundadır
Gazap kuvvesini de bunun aksi olarak düşünmek gerekiyor Allah için düşman olmanın gereği de, iman ve inanç düşmanlarına karşı öfke duymak, onlara kalben olsun düşmanlık beslemek, ayrıca başta küfür ve şirk olmak üzere bütün batıl inançların ve kötü huyların da karşısında olmak, onlardan nefret etmek ve uzak durmaktır

BURADA akla bir soru geliyor? Bu kötü huyları ve yanlış inançları taşıyanlara daima düşman mı olacağız? Onlara her zaman ve her ortamda düşmanca mı davranacağız?
Bu sorunun en güzel cevabını Nur Müellifi’nin şu veciz ifadesinde buluyoruz:
“Bir adam zatı için sevilmez, belki muhabbet sıfat veya san’atı içindir” (Münazarat)
Bu ifadeden hareketle şöyle diyebiliriz:
“Bir insana zatı için düşman olunmaz, düşmanlık onun kötü sıfatları içindir
Meselâ, sahtekâr insanları sevmeyiz Burada nefretimiz sahtekârlık sıfatınadır ve onun bir sonucu olarak da o özelliği taşıyanadır
İyi olsun, kötü olsun bütün insanlar zatları itibariyle Allah’ın kuludurlar, O’nun eseridirler O’nun isimlerinin tecelli mahalleridirler Nefislerine ve şeytana uyarak bu güzelim eseri küfür ve isyanda kullanıyorlarsa, biz o eserlere değil, onların yanlış kullanımına karşı olacağız
Bütün peygamberler kötü yolda olan insanları ıslah için gönderilmişlerdir Eğer o kötü kişilere zatları için düşmanlık besleselerdi, onlara hakkı tebliğ etmeleri ve bu kişileri batıldan men etmeye çalışmaları gerekmezdi Demek ki, Allah, kendi yolunu terk edip nefsine ve şeytana uyan kullarının kurtuluşlarını istiyor ve bunun için peygamberler gönderiyor, kitaplar indiriyor

O HALDE, birisine düşmanlık beslerken çok iyi düşünmemiz gerekiyor Mülk Allah’ın olduğuna göre, biz bir insana düşman olurken Allah’ın bir kuluna, bir eserine düşman olmuş oluyoruz Allah’ın bundan razı olmayacağı muhakkaktır Öyleyse düşmanlığımız o şahısların zatlarına değil, kötü sıfatlarına olmalı Onları taşıyanları ikaz etmeye ve kendilerine doğruyu bildirmeye, güzeli göstermeye çalışmalıyız
Şu var ki, o kimseler yanlış inançlarını ve bozuk hayat düzenlerini sadece yaşamakla kalmayıp diğer kulları da bu tehlikeli yola sevk etmek için çaba gösteriyorlarsa, yani doğrudan imana ve ahlaka cephe almışlarsa artık onlar Allah’ın kulu olma şerefini terk edip şeytana asker olmuşlardır Ve bizim, şeytana düşman olduğumuz gibi onlara da düşman olmamız ve insanları onların şerrinden korumak için gayret göstermemiz imanımızın gereğidir
Bu noktaya kadar düşmanlık üzerinde durduk Biraz da sevgiden, muhabbetten söz edelim Yeniden Üstad Bediüzamanın vecizesine dönelim:
“Bir adam zatı için sevilmez, belki muhabbet sıfat veya san’atı içindir

İNSANIN taşıdığı sıfatlar iki gruba ayrılıyor Birisi yaratılışında kendisine ihsan edilen özellikler Diğeri de kendi iradesi ve gayretiyle kazandığı bilgiler, beceriler, faziletler Nedense, birinciler çoğu zaman hatıra gelmez de ikincilere bakılır ve onlardan söz edilir
Bilgili insanları severiz, burada sevgi bilgi sıfatınadır, dolayısıyla da ona sahip olan insanadır Alçak gönüllü insanları da severiz Burada da sevgimiz tevazu sıfatınadır O sıfatı taşıyanlar da dolayısıyla sevilirler
İnsana kendi iradesi dışında bir ilâhî ikam olarak takılan sıfatlara gelince, bunların başında “o insanın Allah’ın en mükemmel eseri olması” gelir Allah her eserini sever, her canlıya rahmet ve merhamet eder Ancak en mükemmel eserini, bir başka deyişle, isim ve sıfatlarına en fazla ve en ileri derecede mazhar kıldığı mahlukunu daha fazla sever O halde insanı Allah’ın eseri olarak görmek ve onu öylece sevmek de Allah için sevmenin tarifine girer
Nur Külliyatında geçen şu cümle konumuza ışık tutuyor:
“Hem, bu gördüğünüz ihsanat ile size muhabbetini gösteriyor
Siz dahi itaat ile Ona muhabbet ediniz” (Sözler)

GÖZÜMÜZ ve kulağımız, elimiz ve ayağımız bize birer ihsan olduğu gibi, beden hanesinde misafir edilen ruhumuz ve ona takılan aklımız, hafızamız, hayalimiz, his dünyamız da hep birer ilâhî ikramdır Ve bütün bunlar Allah’ın bize olan muhabbetini gösteriyorlar Bizim de öncelikle O’nu sevmemiz aklın ve vicdanın gereğidir Ancak bu muhabbetin bir ölçüsü, bir göstergesi olmalı Bu da “itaat” olarak karşımıza çıkıyor Nitekim şu ayet-i kerime bu konuda bize büyük bir ufuk açıyor:
“(Resulüm!) De ki, Eğer Allah’ı seviyorsanız, bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın…”
(Âl-i İmran, 31)

ALLAH’I böylece seven bir insanın kalbinde O’nun kullarına ve diğer mahluklarına karşı da bir sevgi hissi uyanır
Kardeşimizi niçin severiz? “Aynı anne ve babadan geldiğimiz için” değil mi?
Bütün varlık alemini Allah’ın birer eseri olarak görme şuuruna erdiğimiz ölçüde onlara karşı ulvî bir muhabbet taşırız Aksi halde, kendimizi de onları da müstakil varlıklar olarak görür ve onlara menfaat ölçüsüyle nazar ederiz Fayda gördüklerimizi kendi nefsimiz için severiz, diğerlerinin ise yüzüne bile bakmayız
Teknolojinin bu kadar ilerlemesine rağmen, insanlarımızın birine karşı bu kadar yabanileşmesi, birbirinin etini yemeye can atarcasına menfaat kavgası vermeleri hep bu şuurdan mahrumiyetin acı sonuçlarıdır
Günümüzde çoğu zaman sevgilerin de düşmanlıkların da nefis eksenli olduğunu görüyoruz Nefis ise doymak bilmiyor, kavgalar da böylece sürüp gidiyor
“Ben nefsimi temize çıkarmıyorum Çünkü, nefis daima kötülüğü emredendir Meğer ki, Rabbimin merhamet edip koruduğu (bir nefis) ola
(Yusuf, 53)

BÜTÜN insanlar, nefisleriyle sürekli bir çarpışma halindeler Şeytan onlarla durup dinlenmeden uğraşıyor Bu harp meydanında çok şeyler kırılıp dökülüyor; nice sevgiler eziliyor, nice insanî değerler harap olup gidiyor
Hal bu merkezde iken, bu asrın çirkef ortamında insanlarımızın melek gibi tertemiz, saf ve lekesiz olmasını beklersek yanılırız Kalpleri iman nuruna kavuşmuş insanlarımız bile asrın esintilerinden az çok etkileniyor, birtakım kötü hislere mağlup düşebiliyor ve hatalı davranışlar sergileyebiliyorlar
Bu kişiler, harpte ölümden kurtulmuş ama çok yerinden nice yaralar almış kimseleri andırırlar
Onların yaralarına bakıp imanlarını önemsememek büyük bir hatadır İman en büyük şeref, en ileri üstünlüktür Ehl-i sünnet itikadına göre büyük günah işleyenin kâfir olmaması, en büyük hataların bile iman güneşini perdeleyemeyeceğini açıkça ders verir
Öyleyse, Müellifin, “Mü’min, kardeşini sever ve sevmeli Fakat fenalığı için yalnız acır Tahakkümle değil belki lütufla ıslahına çalışır” (Mektubat) sözü kulaklarımızda daima çınlamalı, idraklerimizde sürekli yankı bulmalı O zaman düşmanlıklar yerini acımaya terk edecek ve aramızdaki sevgi ve muhabbet büyük ölçüde zedelenmeyecektir

BAZEN hisler araya giriyor, nefis işi karıştırıyor, habbe kubbe yapılıyor ve sevgiler yerini düşmanlığa terk ediyor Halbuki, Allah için buğz etme (düşmanlık besleme)” düsturunca bir davranış İslam’da ne ölçüde yasaklanmışsa ona o kadar karşı olmak gerekiyor Mesela, bir iş İslam’da mekruh ise yani kerih görülüyor, çirkin bulunuyorsa, biz de o işi çirkin görmeliyiz Hududu tecavüz edip mekruha haram muamelesi yaparsak muhatabımıza zulmetmiş oluruz
Geliniz, “adavete adavet, muhabbete muhabbet” edelim, yani düşmanlığa düşman olalım ve sevgiyi sevelim O zaman hem kendi ruh iklimimizde hem de toplum hayatımızda huzur ve saadet çiçeklerinin açtığını göreceğiz
Prof Dr Alaaddin Başar

 

mum is online now  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Saat 17:13.
Arşiv Sayfaları Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552