FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Dini Sohbet
Dostluk öldü Mü?
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Dostluk öldü Mü? ile ilgili Benzer Konular
102 Kez Görüntülendi
Öldü diye morga konulan bebek öldü!
Yurt Dısı Haberler
DostLuk... (:
Wallpaper / Resim
Dostluk Mesajları (Dostluk Hazır / SMS Mesajları)
Diğer Özel Gün Smsleri
Aşk, Dostluk ve Güven
Konu Dışı Başlıklar
dostluk aşkla dostluk
Aşk Doktoru
Moralin mi Bozuk ?
|
Elde var aşk ...
Konu Araçları
18-05-2008
#
1
Profil Bilgileri
mumsema
Dostluk öldü Mü?
Dostluk öldü Mü? başlıklı yazı Mumsema Dostluk öldü Mü? Forum Alev
[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz.
Üye Olmak İçin Tıklayın...
]
DOSTLUK ÖLDÜ MÜ?
Küçüklüğümüzden beri büyüklerimizden duyduğumuz bir söz vardır:
‘‘Yalnızlık Allah’a mahsustur
’’
Bu hakikate vurgu yapılırken amaç;
‘‘insan insana muhtaçtır
’’
gerçeğine dikkat çekmektir
İnsan sosyal bir varlıktır, kendini toplumdan soyutlayamaz
Çünkü toplumu terk etmek, sorumluluktan kaçmaktır… İnsan sosyal ilişkiler ağı içinde ancak yükümlülüklerini hafifletebilir… Biliyoruz ki; Allah önce Adem’i yarattı
Sonra ondan da eşi Havva’yı yarattı
Adem Havva’ya, Havva Adem’e muhtaçtı
Hayatın hayrı ve huzuru iştirakten geçiyordu
Evet, ilk günden itibaren hayat müşterekti… Fıtrat ve hılkat buna müsaitti
Zaten
‘‘insan’’
kelimesinin sözlük anlamında ünsiyet geçmiyor muydu? İnsan insan olma hassasını korudukça ülfet ve ünsiyet devam edecekti… İnsanlıktan koptukça nefret ve husumet galebe çıkacaktı… İşte kardeşlikten nefret üreten Kabil… İnsan Halık ile barışık olmayınca hayatla, halkla, herkesle hatta kendisi ile de kavgalı olacaktır… Bu durumda insanın ilk yapacağı iş; Allah’ı dost edinmek ve Allah’a dost olmaktır… O taktirde Veli olanın, Vekil olanın, Kefil olanın himayesinde ademoğlu gücüne güç katabilecektir…
‘‘Haberiniz olsun; Allah’ın dostları, onlar için korku yoktur, mahzunda olmayacaklardır
’’ (Yunus-62)
Tabii ki; O’na dost olmanın bir bedeli vardır… Elbette tek taraflı dostluk olmaz, karşılıklıdır…
İnsanlık tarihinin en güzel ve en özel dostu, Halilullah, az mı bedel ödedi? Canından da çok sevdiği İsmail’ini bıçaklara yatırdıktan sonradır ki,
‘‘halil’’
olma pâyesine hak kazanıyor… En güzel Vekil’e tevekkül ve teslimiyetini en üst düzeyde arzettikten sonradır ki, ateş selama duruyor… Demek ki
‘‘halil’’
olmanın yolu ateşin üstüne yürümekten ve bıçaklara yatmaktan geçiyor…
Halilullah için böylede Habibullah için farklı mı?
‘‘Habib’’
liğe yürürken tüm sevdalar bir sevdaya kurban edilmeli mi? Sevr’den Seniyyetül-Veda’ya uzanan sefer
‘‘habib’’
olmanın şifresini vermiyor mu bizlere?
Bu günde İbrahimi bir duruş bizi
‘‘halil’’
kılacaktır… Muhammedi bir çıkış bizi ‘‘habib’’ edecektir…
Allah’a dost olmanın güvencesi ile yola çıkanlar bu defa kendi araların da dostluklar kuracaklardır… Çünkü O’na dost olmak, O’nun dostlarına da dost olmayı zorunlu kılıyor… Başka türlü kulluk yürüyüşü nasıl sürdürülebilir?
Kollektif bir ruhla yürekler buluşmadan şeytanın dostlarını altetmek mümkün değil…
Dekyanus’a karşı kıyama duran
‘‘yedili’’
nin direniş ruhunun hangi dostluk ve kardeşlik zemininde yeşerdiğini Kur’an bize haber vermiyor mu? Artık o ‘‘yedi güzel dosta’’ yedi düvel bile bir şey yapamazdı…
Meryem’i yarınlara taşıyan müşfik ve münib yürek Zekeriya değil miydi?
‘‘Hak’’
kelimeyi Firavun’a taşırken Musa’nın Harun gibi bir dosta ihtiyacı vardı…
Hira’da gök sofraları Muhammed’e sunulurken meleklerden bir dost, Ruhul Kudüs devredeydi, Hira’dan Mekke’ye indiği zaman insanlardan bir melek onu karşılıyordu ismi, Hatice idi…
Risaletin bidayetinde ilk olarak dostluk mektebi açıldı; burası Daru’l-Erkam’dı… Bu kapıdan giren herkes dost olarak çıkıyordu… Bundan böyle İslam’ın tüm çilesini bu yürekler taşıyacaktı…
Akabe’de dostluk sözleşmesine imza koyanlar, ölüme ve çağlara meydan okuyorlardı…
Hicret gecesi yatağa uzanan Ali’de hiçbir tereddüt ve tedirginlik yoktu… Dostluğun yüce hatırı vardı… Çünkü onlar gerçekten gözü kara dostlardı…
Sıddık’ın dostluğuna melekler bile gıpta ediyordu…
Havari olmak, ensari olmak, rabbani olmak nedir? Bunun Türkçe karşılığı özetle, dost olmaktır…
İnsanlığın en soylu damarı; dostluk ve vefadır…
Tabii ki; kavli değil kavi dostluklar… Afaki değil, kalbi… Hesabi değil, hasbi olanını kast ediyoruz…
‘‘Adl’’
in,
‘‘emn’’
in,
‘‘sıdk’’
ın adresi olacak dostluklar…
Bizim muhtaç ve mecbur olduğumuz dostluk; bizi ukbaya hazırlayacak, davaya bağlayacak, takvaya taşıyacak dostluktur…
‘‘Allah’ın arşının gölgesinde gölgelenmek’’
ancak bu yolla mümkündür…
‘‘Birbirimizi sevmedikçe iman etmiş sayılmayacağımıza’’
göre dostluk bir akide meselesidir… İman olayıdır…
Kulluğumuzu sosyalleştirmek için önce dostluk ve kardeşlik diyeceğiz… Fesadın kökünü kurutmak, fitnenin önünü almak velayet ve uhuvvet bağlarını pekiştirmekle mümkündür…
‘‘Kafirler birbirlerinin velileridir
Eğer siz bunu yapmazsanız(birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk olur
’’ (Enfal-73)
Yeryüzünün salahı, beşeriyetin felahı için böylesi bir dostluk iklimine ihtiyaç vardır…
Arzın ıslahını zulmün izalesini, hakkın ikamesini, üstlenen o aziz dostları Allah destekliyor:
‘‘… Onlar öyle kimselerdir ki, (Allah) kalplerine imanı yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir…’’ (Mücadele-22)
Çürüyen toplumlara yeni bir ruh aşılayacak olanlar, dostluğun gereğini yapabilenlerdir…
Gayet tabii ki, bu dostluğun muhkem ve meşru olması gerekiyor… Sürece, çıkara, kurallara bağlı olmayan kalıcı ve köklü dostluklar inşa etmeliyiz… Ruhumuza sinmiş korku, evham, endişe ve tasaları başka nasıl üstümüzden atabiliriz… Fırtınalı süreçlerde hangi limana sığınacağımız önemlidir… Hangi yüreğe demir atacağımızı şimdiden bilmek durumundayız…
Bu gün bize ekmek gibi, su gibi dost lazım…
Günahtan günaha sürüklendiğimizde bize
‘‘dur’’
diyecek, dostlar… Elleriyle, dilleriyle, kalpleriyle münkerle aramızda siper olacak olanlardır…
Rotayı şaşırdığımızda pusulamız olacak, kol-kanat gerecek, ruhunun penceresini bize açık tutacak dostluklara muhtacız… İnşirah bulacağımız, itminan olacağımız, teselli ve teskin mercii olan yürekler… Öyle ki onların yokluğunu en büyük yoksulluk bilmeliyiz…
İnsan sıkıntıya düştüğünde
‘‘alo’’
diyecek bir ses bekler… Kulaklar kapının zilindedir bir dokunan olmayacak mı?
İhtiyaç halinde umutlar depreşir, acaba vefalı bir dost
‘‘hızır’’
olup yetişmez mi?
Şefkat elini elimizde göreceğimiz… Güvenli kolları ile bizi kucaklayacak… Yaslandığımızda yıkılmayacak, gölgesine sığınabileceğimiz, serinleyebileceğimiz çınar gibi dostlar… En mahrem sırlarımızı vermekte tereddüt yaşamayacağımız… En derin dertlerimizi döküp ferahlayacağımız ortamların özlemi içindeyiz…
Her şeyden önce kesin bir güven olacak, övse de, sövse de bu güven zedelenmeyecek… Bizi yanlış anlamayacak… Zanla hareket etmeyecek… Herkes bizi iterken onlar sinelerini bize açacak… Başkaları bizi yuhalarken, onlar
‘‘gel dostum’’
diyerek bize doğru koşacak…
Issızlığın, yalnızlığın en ürkütücü anında, gecenin en koyu saatinde ışığımız olacak, nefeslerinin sıcaklığını yüreklerimizde hissedeceğimi güzel dostluklar…
Bizi anlayan, anlamamıza anlam katan… Bize katlanan, bizi taşıyan vefa ve cefa abideleri…
Onlar ne bizi, ne de başkasını satmayanlardır, sömürmeyenlerdir… Hep sahiplenenlerdir…
Biz ağlarken onlar kıskıs gülmezler…
Onlar, gerçekten sırdaştır, gardaştır, yoldaştır…
Fakat, biz dostluğun gereklerini hep başkasından bekleyenlerden olamayız ki! Kendimiz beklentilere ne zaman cevap vereceğiz?
Bize düşen görev; dostluk temennisinde bulunmak değil, dostluk dersi vermekte değildir… İmanımız bize müminlerle dost olmamızı emrediyor… Bizden beklenen örnek dostluklar sunmaktır…
Pazarlıksız, ön yargısız, kuralsız, sınırsız gerçek dostluklar…
‘‘Ah nerede eski dostluklar’’
diyerek hayıflanmak yerine, dostluğa hazırlanmak bize düşer…
Ortamlarımızda, kurumlarımızda dostluk meltemleri yürekleri okşamalıdır… Resmiyet, bürokrasi, formalite, protokol dostluklarımızı zedelememeli… Biz her şeyden önce kardeşiz! Bunu nasıl unuturuz? Sınıflaşma, kamplaşma, itişme, didişme… El insaf! Bu ne hâl!
Dostluğu tıkayan kıdem, kariyer, makam, ünvan, statü, sınıf farkını biz aşamaz isek kim aşacak?
Dünyamızın, ufkumuzun, yüreğimizin genişliği dostluk çemberimizin çapından bellidir…
Bizi çokça meşgul eden: Ticari ortaklıklarımız, mesai birlikteliklerimiz, sosyal etkinliklerimiz, kültürel faaliyetlerimiz, müşterek organizasyonlarımız, ekonomik teşebbüslerimiz dost ve kardeşçe mi? Yoksa seküler bir algının, popüler bir kültürün kural ve kabuller mi bizi sürüklüyor?
Şayet bu çalışmalar kardeşlik zemininde hayat bulursa ibadi bir sorumluluk olarak belirecek, uhrevi bir kazanımın
‘‘hak edişini’’
şimdiden yakalamış olacağız…
Dostlukla damıtılmamış ilişkiler hamdır… Kardeşlikle yoğrulmamış yapılar yavandır…
Yarınlarda
‘‘keşke’’
nin fayda vermeyeceği dostluklara prim veremeyiz…
‘‘Vah yazıklar olsun bana, keşke filanı dost edinmeseydim
Çünkü o, gerçekten bana geldikten sonra beni zikirden(Kur’an’dan) saptırmış oldu
Şeytanda insanı yapayalnız ve yardımcısız bırakandır
’’ (Furkan-28-29)
Rasulullah (sav) de buyurmuyor mu?
‘‘ Kişi dostunun dini üzeredir
’’
Defolu dostluklar… Dumura uğramış duyarlılıklar… Kardeşler! Bize dalkavuk değil, dost lazım
Sırtımıza basıp yükselme hesapları yapan sahte dostlarla, bizi bağrına basacak sahici dostları ayrıştırabilmeliyiz…
Aslında biz dostlarımızı tanırız…
Kim ki, tek kıbleli ise ve bu kıble de Kabe ise o bizim dostumuzdur… Onları alınlarındaki secde izinden tanırız… Kuşandıkları takva örtüsünden biliriz… Üzerlerinde taşıdıkları Allah’ın boyasından seçeriz…
‘‘Görüldüklerinde Allah’ın hatırlandığı’’
hayırlı kullardır, onlar…
Onların başları dik, alınları ak, elleri açıktır…
İsar
sahibidirler… Kendileri ihtiyaç sahibi olsalar da dostlarını kendi nefislerine tercih ederler… Kişisel çıkar ve ihtiraslar karşısında eğilip küçülmezler…
Küfre karşı onurlu, kardeşlerine karşı mütevazidirler…
Bizim dostluklarımızda kriter: İrsiyet, cinsiyet, milliyet, hamiyet, asabiyet, kavmiyet değildir… Eksende menfaat, maslahat hesapları da yoktur… Dostluğun olmazsa olmazı, imandır…
Allah rızası aradan kayıp gittiğinde her şey tersyüz oluyor… Bu gün dostluklar neden kalıcı değil? İnsanlar kalabalıklar içerisinde yalnız, çaresiz, kimsesiz… Sesler içinde sağır… Renkler içinde kör… Kendisi ile görebileceği, duyabileceği, hissedebileceği yürekler arıyor… Bu kaygan seküler zeminde dost bulmak, dost kalmak günbe gün zorlaşıyor… Çünkü toplumsal virüsler bünyeyi sardı
İnsanlar bireyselleşiyor, bencilleşiyor, dünyevileşiyor, cimrileşiyor… Liberal rüzgarlar kişilikleri parçalıyor… İlkesiz, ölçüsüz özgürlük alanları toplumsal dokuyu bozuyor… Artık dostluklar birer fantezi… Yüzler maskeli… Güzensiz, doyumsuz, dayanıksız ruhlar dağınık… Bu insanların önce Rableri ile barışmaları lazım… Fıtratları ile buluşmaları gerekiyor… Yalansız bir dünya, riyasız bir yaşam insanlığın ortak ihtiyacı…
Bu gün toplumsal hayat sosyal bir mezarlığa dönmüş durumda… Yorgun-argın işten eve kendilerini atan yığınlar televizyonların karşısında yığılıp kalıyorlar… İnsani temastan, sıcak dostluktan, duyarlılık ve duygudan uzaklaştıkça uzaklaşıyorlar…
Modernizm, teknoloji belki bize çok şey kazandırdı fakat bir o kadarda aldıkları var… Dostlarımızı çaldı… Dünya öncelendikçe, dostluk ucuzladı…
Rekabet dünyası, rant kavgası, riya virüsü ruhları kemiriyor… İnsanlar birbirini rakip görme marazından kurtulup refik olamıyorlar…
Toplum politize oldukça, popülizme kaydıkça dostluk yitimi ivme kazanıyor…
Bu toplumsal tabloyu acı ve hüzünle izleyen her insaf ehli, şunun altını çiziyor:
Şimdi dostlukları ayağa kaldırma vaktidir…
Bizim için, hayat dost kazanma sanatıdır…
Dostsuzluk, insanın en hazin gurbetidir…
‘‘Dostluk öldü mü?’’ diye soranlara… ‘‘Hayır’’ demeliyiz…
Çünkü; ‘‘biz varız ya!’’
Ramazan KAYAN
Dantel
Mumsema
Frmacil
Tags
:
dostluk
,
oldu
Dostluk öldü Mü? ile ilgili Benzer Konular
102 Kez Görüntülendi
Öldü diye morga konulan bebek öldü!
Yurt Dısı Haberler
DostLuk... (:
Wallpaper / Resim
Dostluk Mesajları (Dostluk Hazır / SMS Mesajları)
Diğer Özel Gün Smsleri
Aşk, Dostluk ve Güven
Konu Dışı Başlıklar
dostluk aşkla dostluk
Aşk Doktoru
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
20:27
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552