FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Dini Sohbet
Allah Yolunda Cihad ve Hizmet...
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Allah Yolunda Cihad ve Hizmet... ile ilgili Benzer Konular
94 Kez Görüntülendi
Hizmet Yolunda
Dini Makaleler
Hizmet etmeyi mi seviyorsunuz, hizmet edilmeyi mi?
Dini Makaleler
Ben, Allâh yolunda verebileceğim bir tek canım olduğu için ağladım
Kıssalar & Hikayeler
Cihad Allah İçindir Ve Allah Yolundadır
Kıssalar & Hikayeler
Cihad (Hadislerle)
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
ölümle ilgili
|
Tarihe kaydolan kaybolmaz...
Konu Araçları
20-05-2008
#
1
Profil Bilgileri
mynq
Allah Yolunda Cihad ve Hizmet...
Allah Yolunda Cihad ve Hizmet... başlıklı yazı Mumsema Allah Yolunda Cihad ve Hizmet... Forum Alev
Allah Yolunda Cihad ve Hizmet
ALLAH YOLUNDA CİHAD VE DÎNÎ İLİMLERDE TEFAKKUH
Kur’ân-ı Kerim’de Cenâb-ı Hak, cihâdı terk veya ondan geri kalanların durumunu ve acıklı sonlarını bize şöye haber vermektedir:
“
Ey iman edenler! Size ne oldu ki, ‘Allah yolunda cihâda çıkın’ denildiği zaman yere çakılıp kalıyorsunuz? Âhiret (hayatına) dünya hayatını tercih mi ediyorsunuz? Fakat dünya hayatının faydası, âhiretin yanında pek azdır
Eğer (gerektiğinde, size emrolunan bu cihâda) çıkmazsanız, (Allah) sizi pek acıklı bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka (emirlerine itâat edecek) bir kavim getirir; siz (cihâda çıkmamakla) ona hiçbir zarar veremezsiniz
Allah her şeye kadirdir
”(1)
Unutmamak gerekir ki; Allah yolunda cihad, maldan-mülkten, candan-cânndan, eşten-dosttan, evlâd u iyâlden ayrılmak demek değildir
Aksine, fânilerin sonsuzluk sırrına erdiği; neticesinde, “cennet ve Cemâl-i İlâhî”nin bulunduğu kutlu, fakat zorlu bir yoldur
Zaten Müslüman, İslâmî hüviyetini koruyabilmek, şahsiyetini muhâfaza edebilmek için, Allah yolunda bir takım sıkıntı ve meşakkatlere katlanmak zorundadır
O bakımdan cihad niyet ve arzusu, mü’minin kalbinde mutlaka yerini almalıdır
Resûlüllah (s
a
v
),
“Cihâda iştirak etmeden veya cihad niyeti taşımadan ölen, bir çeşit nifak üzere ölmüştür”(2)
buyururlar
Bilindiği gibi İslâm’da Allah yolunda cihad bir farîzadır
Allah yolunda bir cihaddan, vaziyete göre, yine ancak Allah yolunda bir başka çeşit cihad ve hizmet için geri kalınabilir
Bunun dışında bir özür kabul edilmez
Cihaddan geri kalma hususu bir âyet-i celilede şöyle açıklanmıştır:
“
Mü’minlerin topyekûn sefere çıkmaları doğru değildir
Onlardan her topluluktan bir grup dinde (dinî ilimlerde tefakkuh etmek) geniş bilgi elde etmek ve kavimleri (cihaddan) döndüklerinde, (onları Allâh’ın azâbı ile) korkutmak için geride kalmalıdır
Olur ki böylece (dikkatli davranıp yanlış hâl ve hareketlerden) kaçınırlar
”(3)
Bu âyet-i kerimeden anlaşıldığına göre, zâhirî savaş için bir milletin topyekûn cihâda çıkması doğru ve isabetli bir hareket olmaz
O bakımdan bir kısım insanlar cihâda çıkarken, diğer bir kısmının da ilmî faâliyetleri devam ettirmeleri gerekir
Kaldı ki bu hüküm, ilim tahsîlinin farz-ı kifâye olduğu vaziyete göredir
Çünkü o zaman, bir miktar âlim kâfidir
Günümüze gelince
Bugün düşman yani dinî cehâlet, evlerimize kadar hulûl etmiş; dolayısıyla bütün âile fertlerini ifsat etme, hak yoldan saptırma işi oldukça kolay hâle gelmiştir
Bu itibarla ilmî cihâdın zarûretini ve farz-ı ayn hâle gelişini anlamak, herhalde zor olmasa gerek
Bilhassa dinî ilimlerde cemiyetin ihtiyacını karşılayacak seviyede ilim adamları yetiştirilmelidir ki, cemiyeti aydınlatıp, Allâh’ın emir ve yasaklarını onlara doğru-dürüst öğretsinler
Zira bir milletin ayakta kalabilmesi, hayatiyetini devam ettirebilmesi için din ve ilim adamlarının iman, ilim ve teknik bakımdan o cemiyeti beslemeleri ve desteklemeleri gerekir
Bu sebeple, mecbur kalmadıkça yetişmiş elemanların, din ve ilim adamlarının zâhirî cihad alanına götürülmeleri doğru değildir
Çünkü bir millet için ilmî çalışma ve araştırma faâliyetleri de, hiçbir zaman terki câiz olmayan aslî cihâd cümlesindendir
Bir millet, ilim ve teknik alanında geri kalmışsa, askerî alanda kuvvetli dahi olsa çabuk çöker
Ama ilim ve teknikte ileri gitmiş milletler, askerî alanda zayıf bile olsalar, noksanlarını çabuk telâfi edebilirler
Nitekim âyet-i kerimede de Cenâb-ı Hakk, maddî savaşın farz-ı ayn olduğu bir anda bile, topyekûn sefere çıkmak yerine, dinî ilimlerde tefakkuh gâyesiyle bir kısım ilim ehlinin geride kalmasının doğru olacağını beyan ediyor
Bundan da anlaşılıyor ki; ilmî cihad, maddî kuvvetlerle yapılan cihaddan önde geliyor
O bakımdan, “
i‘lâ-yı kelimetullah
” gâyesine yönelik çalışmalara ve çalışanlara mâli imkân sağlamak da, aynen gâziyi techiz etmek gibidir, denilmiştir
İman ve ihlâs sahibi her Müslüman, dünyaları aydınlatacak enerjiyi üretmeye hazır bir unsur gibi, “
i‘lâ-yı kelimetullah
” mefkûresini gerçekleştirmek potansiyeline sahip yegâne müsbet ve dinamik güçtür
Onun en bâriz vasfı; insanları aydınlatmak gâyesiyle çalışmak, bunun için de İslâm esaslarına tam bir teslimiyetin gerektiğine tereddütsüz inanmaktır
Zira din binâsının çatısı, kulluk gayretlerinin zirvesi demek olan Allah yolunda bedenî-ilmî-mâlî cihad, Müslüman’ın temel vazifeleri arasındadır
***
ALLAH YOLUNDA YARIM GÜN YÜRÜMEK
Sevgili Peygamberimiz (s
a
v
) Efendimizin mihmendârı, İstanbul’umuzun mânevî sultânı Ebû Eyyûbi’l-Ensârî (r
a
) hazretleri anlatıyor:
“Resûlüllah (s
a
v
) şöyle buyurdu: ‘
Allah yolunda bir sabah ya da bir akşam yürüyüşü, Güneş’in, üzerine doğup battığı her şeyden daha hayırlıdır
”(4)
Allah Teâlâ insanı ve cinni, yalnız kendisine kulluk etsinler diye yaratmıştır
Bu mükellefiyetlerine zemin olmak üzere de, dünya ve nimetlerini onların hizmet ve ihtiyacına âmâde kılmıştır
İşte bu nimetlerden istifade süresi demek olan hayat ise, çok çeşitli faâliyetlerin yanında bedenî-ilmî-mâlî cihâda da sahne olmaktadır
İnsan, muhtelif âmillerin tesiri ile hangi işinin en önemli, en kârlı veya en zararlı olduğunu her zaman doğru olarak tâyin edemez
Bu, inanan insanlar için de aynıdır; inandıkları ve yapmak istedikler işlerin, hakikaten hangisinin daha mühim olduğunu her zaman isâbetli olarak tesbit ve icrâ etmeleri mümkün olmayabilir
Dünyada insanı, değer olarak kendine bağlayan bir çok şey vardır
Herkes ehemmiyet verdiği hususla daha sıkı, daha ciddî ve ısrarlı bir şekilde meşgul olmak ister
Yaptığı işin değeri mevzuunda kendi içinde belli bir kanaate sahip olmayan insan ise, işinde kâr etse bile huzursuzdur, memnun değildir
Başka işler ve mesleklere karşı daima açık bir ilgi içinde olmaktan kendini kurtaramaz
Hadîs-i şerifte,
Allah yolunda yani insanların İslâm’ın getirdiği hidâyetten nasibedâr olabilmeleri
, iki cihan saâdetine kavuşabilmeleri maksadıyla yarım günlük bir hizmetin, “
üzerine Güneş’in doğup battığı her şeyden
”, bir başka rivâyette ise, “
dünya ve dünyadakilerden
” daha hayırlı olduğu açıklanmakta
Böylece Müslümanlar, bütün insanlığın saâdeti için, Allah yolunda hizmete teşvik edilmektedir
Bir başka hadîs-i şerifte ise Resûlüllah Efendimiz, Hz
Ali’ye hitâben, “
Senin vesîlenle bir kişinin hidâyete kavuşması, kırmızı develerden teşekkül eden sürülerin sahibi olmandan senin için daha hayırlıdır
” buyuruyor
Bu ve benzeri ifadeler, anlatılan meselenin kıymet ve ehemmiyetinden kinâyedir
Ayrıca, mânevî meselelerin önemini anlatabilmek için, maddî değerler ile temsiller-tasvirler ve teşbihler yapmanın cevâzı yanında, bunun bir hizmete teşvik üslûbu olduğunu da göstermektedir
***
KİMLER ALLAH YOLUNDADIR?
Ka‘b bin Ucre radıyallâhü anh anlatıyor:
“Bir adam Nebiyy-i Muhterem sallallâhü aleyhi vesellem’e uğramıştı
Resûlüllah’ın (s
a
v
) ashâbı, bu adamın kuvvet ve kabiliyetini görünce,
− Yâ Resûlellah, bu adam Allah yolunda cihad etseydi ne güzel olurdu, dediler
Resûlüllah (s
a
v
) şöyle buyurdu:
− “Bu adam, küçük çocuklarının geçimini temin etmek için çıktı ise, Allah yolundadır
“Yaşlı anne ve babasına hizmet için evinden çıkmışsa, Allah yolundadır
“Çalışıp nefsini dilencilikten korumak için çıkmışsa, Allah yolundadır
“Âilesinin geçimini temin etmek için çıkmışsa, Allah yolundadır
(Çalışıp kazandığının) çokluğuyla övünmek, (zenginliğiyle gururlanmak) için çıkmışsa, tâğutun (şeytanın ve nefs-i emmârenin) yolundadır
”(5)
Hadîs-i şerîfin bir başka rivâyetinde, sahâbîlerin yukarıda zikri geçen temennileri üzerine Sevgili Peygamberimiz (s
a
v
) Efendimiz sözlerine,
“Allah yolunda olmak, sadece ölmekle mi olur sanıyorsunuz?”
buyurarak başlamıştır
***
ASIL TEHLİKE NEDİR?
Müslümanlar’la Rum ordusu arasında çetin bir harp devam ediyordu
Herkes kendi gücü-kuvveti nisbetinde gayret sarfediyor, dolayısıyla tehlikeli durumlar yaşanıyordu
Kimileri Allah yolunda şehîd veya gâzî oluyor, kimileri de nefs-i emmârenin hevâ ve heveslerine, şeytânın hîle ve tuzaklarına mağlup olup gidiyordu
Bu cihad meydanında Müslümanlar’dan birisi, Rum ordusuna hücûm ederek aralarına daldı
Bunu gören mücâhidlerden bazıları şöyle dediler:
− Sübhânallâh! Adam kendi elleriyle kendini tehlikeye attı!
Bu sözü duyan büyük sahâbî Ebû Eyyûbi’l-Ensârî (r
a
) şu tarihî hakikatleri ifade etti:
− Ey Ensâr cemaati! Bu âyet-i kerime bizim hakkımızda nâzil oldu
Allâh celle celâlühû bu dîni kuvvetlendirip güçlendirdirirken, biz bazan ev, tarla, ticâret işlerimizi aksatıyorduk
Bazılarımız,
‘Biraz mallarımızla uğraşsak da kayıplarımızı telâfi etsek (dolayısıyla cihâda ara versek)’
dediler
Bazıları da bu düşünceyi sağda-solda dile getirince, şu âyet nâzil oldu:
‘Mallarınızı Allah yolunda harcayın
Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın
İhsanda bulunun
[Yani Allah yolunda bedenen, ilmen mücâhede edenlere yiyecek-içecek-giyecek ve sâir yardımlarla iyilik edin
] Çünkü Allah, muhsinleri (iyilikte bulunanları) sever
’
(6)
Ebû Eyyûbi’l-Ensârî (r
a
) hazretleri bu durumu ifade ettikten sonra sözlerine şunları ilâve etti:
‘
Asıl tehlike; mallarla ve onların ıslâhıyla meşgul olup da Allah yolunda cihâdı terk etmektir
Asıl tehlike; mal ve mülk sevdâsına düşmektir
Ve bununla gaflete dalmaktır
Asıl tehlike; İslâm için canımızla, malımızla, bütün varlığımızla mücâdele ve mücâhede etmek gerekirken, bundan kaçınmaktır
’
Yaşlı hâline rağmen, cihad meydanında kılıç sallayan Ebû Eyyûbi’l-Ensârî (r
a
) hazretleri şehid düşerek mübârek bedeni, âdeta İstanbul’un fethi için bırakılan bir tohum oldu
Ve fetih de böylece, mübârek ceddimiz Sultan II
Mehmed Hân’a nasip oldu ve Fâtih ünvanını aldı
***
ALLAH YOLUNDA HİZMET İÇİN NE YAPMALI?
Temîmü'd-Dârî (r
a
) rivâyet ediyor:
Resûlüllah (s
a
v
) buyurdu ki: “
Kim Allah yolunda bir at beslemek üzere arpa hazırlarsa, sonra da atını onunla yemlerse, Allah Teâlâ her bir arpa tanesi karşılığında ona bir hasene yazar
”(7)
Bilindiği gibi Asr-ı Saâdet'te at, cihâdın vazgeçilmez bir unsuruydu
O itibarla bir ordunun kuvvetli veya zayıf olması, atlarının sayısına göre tesbit ediliyordu
Hatta bu vaziyet, sonraki devirlerde de bir müddet daha devam etti
Bunun içindir ki Resûlüllah (s
a
v
) Efendimiz, pekçok hadîs-i şeriflerinde ümmetini cihâdın en mühim unsurlarından biri olan at beslemeye teşvik etmiştir
İşte yukarıdaki hadîs-i şerif de bunlardan sadece bir tanesidir
Günümüzde ise cihadın, artık atla, kılıç-kalkanla ve okla değil, en modern silahlarla yapılmakta olduğu herkesin mâlumudur
Daha da ötesi, cihad, büyük ölçüde maddî olmaktan çıkmış, mânevî bir alana kaymıştır
Yani top-tüfek yerine, ilimle-irfanla, eğitimle-öğretimle, fikirle yapılır olmuştur
Bu sebeple ta‘lim-terbiye, tebliğ-telkin ve irşad faâliyetleri için adam yetiştirme, kısaca talebe okutma, ümmet-i Muhammed’in evlâdına dînini-kitabını öğretip onu ahlâklı bir nesil olarak yetiştirme gayret ve hizmetleri ön plana çıkmıştır
Ayrıca basın ve medya da maddî ve mânevî cihâdın önemli unsurlarını teşkil etmektedir
O bakımdan gazete, dergi, kitap, radyo ve televizyon gibi vâsıtalar da göz ardı edilmemelidir
Bütün bu sebep ve gelişmeler nazar-ı dikkate alındığında görülür ki, izâhını yapmaya çalıştığımız hadîs-i şerifi sadece at beslemeye hasretmek doğru olmaz
O bakımdan bunun mânâsını, çok geniş bir muhtevâda düşünmek gerekir
Böyle olunca da, hadîs-i şerifteki sayılan hasene, ecir ve sevap; günümüzde ihlâslı bir şekilde, canla-başla vatan için, memleket için, insanlık için hizmet veren derneklere-vakıflara, basın-yayın yolu ile faâliyet gösteren müesseselere yardımcı olan insanlar içindir
***
FAZİLET VE ŞEREF NE İLEDİR?
İçlerinde Süheyl bin Amr, Ebû Süfyan bin Harb (r
anhümâ) gibi Kureyş’in asilzâdelerinin de bulunduğu bir grup Müslüman; Hazret-i Ömer’in (r
a
) huzuruna girmek üzere kapısına gelmişlerdi
Onları Hz
Ömer’in (r
a
) kapıcısı karşıladı
Bilâl-i Habeşî ve Ammar (r
anhümâ) gibi Bedir Harbi’ne iştirak etmiş ashâb-ı kirâmın, içeri öncelikle girmelerine müsâade etti
Süheyl ve Ebû Süfyan hazretleri, herkesten evvel girmek için davrandılarsa da, kapıcının şu sözleriyle karşılaştılar:
− “Mü’minlerin Emîri Hz
Ömer, Bedir Harbi’ne iştirak etti
Bu sebeple, o savaşa katılanları çok sevmekte ve her yerde onlara öncelik tanınmasını istemektedir
Biraz sabredin, az sonra siz de girersiniz
”
Kapıcının bu sözleri Ebû Süfyan’ı (r
a
) çileden çıkarmaya kâfi gelmişti
Uzun yıllar Kureyş’e reislik yapan kendisi gibi soylu kimselere, Bilâl ve Ammar gibi kölelikten âzâd olmuş kişilerin tercih edilip öncelik tanınması, onun açısından hazmedilecek şey değildi doğrusu… Kapıcıya sert sert çıkışmaya başladı:
− “Ben, bugünkü gibi bir aşağılanmaya ömrümde hiç rastlamadım
Kapıcı, bu kölelere müsâade ediyor da, biz soylulara bakmıyor bile…”
Ebû Süfyan’ın bu sözleri, bir kısım yeni Müslümanlar’ı tahrik etmiş, bazı hoş olmayan konuşmalara sebep olmuştu
Havanın birden elektriklendiğini gören Süheyl bin Amr (r
a
), derhal duruma müdâhale etti ve Müslümanlar’a hitâben şunları söyledi:
− “Arkadaşlar, bazılarınızın yüzlerinde öfke alâmetleri görüyorum
Eğer kızıyorsanız kendinize kızın
Onlar İslâm’a çağrıldılar, derhal İslâm’ı kabul ettiler
Sizler de onlarla birlikte İslâm’ı kabûle çağrıldınız; ama siz ağırdan aldınız, geç kaldınız
Allâh’a yemîn ederim ki, din uğrunda sizden önce yaptıkları ile elde ettikleri fazilet; sizin bu kapı önünde övünmekte olduğunuz şereften çok daha üstündür
Onlar bu faziletleriyle sizlerden şeref bakımından çok daha ileridirler
Sizler, bir savaşı gözleyin ve ona mutlaka katılın
Belki bu vesîleyle, azîz ve celîl olan Allah Teâlâ sizleri de cihad sevabı ve şehidlikle mükâfatlandırır
Umulur ki böylece, onların faziletlerine yaklaşırsınız
”
***
Dantel
Mumsema
Frmacil
20-05-2008
#
2
Profil Bilgileri
mynq
--->: Allah Yolunda Cihad ve Hizmet...
HAYATI BOŞA HARCAMAMAK LÂZIM
Cenâb-ı Hakk’ın biz kullarına meccânen bahşettiği hayat nimeti, en büyük fırsattır
Aynı zamanda bir imtihandır
Öyle ise bu fırsatı, bu imtihanı iyi değerlendirmeli, sonradan pişmanlığı gerektirecek şekilde boşa harcamamaya gayret etmeliyiz
Nitekim Kur‘ân-ı Kerim’de mü’minler, bu hususta ikaz edilerek,
“İnsanlar imtihandan geçirilmeden, sadece iman ettik demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?”(8)
buyuruluyor
Evet, mü’minler cihad emriyle ve diğer bazı nefse güç gelen tekliflerle imtihan edilecek; öbür âlemde, itaat ve isyanları önlerine konulacaktır
O bakımdan, sadece iman ettik demek kâfi değil; hayatın ondan sonraki safhalarına da katlanıp, sıkıntılarına göğüs gererek, her türlü kulluk vazifelerini îfa için gayret sarfetmek gerekiyor
Aksi halde sonraki pişmanlık, feryâd ü figân fayda vermez
Zira hayata bir defa gelinir, gidildikten sonra da, bir daha geriye dönüşü yoktur
Bizlere bunu hatırlatan âyet-i kerimede buyuruluyor ki:
“
Nihayet onların birine ölüm gelip çattığında, ‘Rabbim, der, beni geri gönder
Tâ ki boşa geçirdiğim dünyada iyi amel (ve hareketlerde) bulunayım
’ Hayır, onun söylediği bu söz, boş laftan ibarettir
Onların gerisinde ise, yeniden dirilecek güne kadar (süren) bir berzah vardır
”(9) Onun için bu fırsat iyi değerlendirilmeli; en faydalı, en güzel tarzda kullanılmalıdır
Âyette geçen “
berzah
”, mânia-engel demektir
Ölüm ile başlayıp, yeniden dirilmeye kadar geçen süreyi ifade eden dînî bir ıstılahtır
Müslüman olsun olmasın, hemen her insan hayatını çok değişik ve farklı şekillerde değerlendirir
Kendisine sorduğunuz zaman da, dolu-dolu bir hayat yaşadığını söyler
Gayet tabii ki, hayat dolu dolu yaşanmalı; boşa geçirilmemelidir
Ama bu doluluk hangi yöndedir? Mühim olan bu! Müsbet mi, menfî mi? Öbür âlemde bize faydalı olacak neviden mi, yoksa bize bu hayatı bahşeden Yüce Mevlâ’mızın huzurunda, bizi mahcup edecek cinsten mi? İşin bu yönü çok önemli!
Peki bu durumda hayat fırsatını en iyi, en faydalı şekilde nasıl ve ne türlü hizmetlerle değerlendirebiliriz? Yani bize verilen bu hayatı nerede harcamalıyız ki, sonunda pişman olmayalım
Elhamdülillah, hayatımızı en iyi şekilde, en güzel yerlerde sarf ettik, diyebilelim
Evet böyle diyebilmek için bakacağız:
İnsana hizmet etmiş miyiz? Şayet insana hizmet etmiş, ona yatırım yapmışsak, diyebiliriz ki; çok şükür Rabb’imize
Hayatımızı en kıymetli hizmetlerde değerlendirme imkânı verdi
En makbul amelleri yapmaya muvaffak kıldı
Bahşettiği ömür sermayemizi boş ve lüzumsuz yerlerde tükettirmedi
Çünkü insana hizmet, onun yetişmesi için sarfedilen gayret, hizmetlerin en büyüğüdür
Neden? Her şey insana bağlıdır da ondan
İnsanı yetiştirdiniz mi, her şeyi düzelttiniz; onu ihmâl ettiniz mi, her şeyi berbât ettiniz demektir
Maddeten de böyledir bu, ma’nen de
Dilerseniz yazımıza bir fıkra ile devam edelim
***
HARİTA VE İNSAN
Baba, bir haftalık zorlu mesâiden sonra pazar sabahı kalktığında, haftanın bütün yorgunluğunu çıkarmak için eline gazetesini aldı ve gün boyunca evde oturup dinleneceğini düşündü
Tam bunları düşünürken oğlu koşarak geldi ve müzeye ne zaman gideceklerini sordu
Çünkü baba oğluna söz vermişti, bu hafta sonu müzeye götürecekti onu
Ama hiç de canı dışarıya çıkmak istemediğinden, bir bahane bulması gerekiyordu
Tam bu esnada gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritasına gözü ilişti
Önce dünya haritasını küçük parçalara ayırdı ve oğluna:
– “Eğer bu haritayı düzeltebilirsen seni müzeye götüreceğim”
dedi
Sonra da,
‘Oh be
Kurtuldum! En iyi coğrafya profesörünü bile getirsen, bu haritayı akşama kadar düzeltemez!’
diye düşündü
Aradan on dakika geçtikten sonra oğlu babasının yanına koşarak geldi ve:
– “Baba haritayı düzelttim! Artık müzeye gidebiliriz”
dedi
Adam önce inanamadı ve görmek istedi
Gördüğünde ise hayretler içindeydi
Harita tamamlanmıştı
Oğluna, bunu nasıl yaptığını sordu
Çocuk cevapladı:
– “Bana verdiğin haritanın arkasında bir insan resmi vardı
İnsanı düzelttiğim zaman, dünya kendiliğinden düzeldi
”
***
Evet, her şeyin başı insan
O bozulursa her şey berbât!
Düzelirse her şey âbâd
Hayatını insanların selâmet ve hidâyeti için harcayan insan, ömür sermayesini boşa harcamamış demektir
Çünkü bir milleti ıslâh eden de, ifsad eden de insandan başkası değildir
Bundan dolayıdır ki, mâneviyat büyüklerinin hemen hepsi de, her şeyden önce insana yani onun yetişmesine ehemmiyet vermişlerdir
Onların kafalarını, gönüllerini tenvîr etmekle meşgul olmuşlar, ömürlerinin son demine kadar bu hizmetin îfası ile alâkadar olmuşlardır
İnsansız hiçbir dâvâ, hiçbir iş neticeye ulaşamamış, yetişmiş insanlarla da hiçbir hizmet sürüncemede kalmamıştır
Nerede bir kayıp varsa, yetişmiş insan yokluğundandır
Nerede bir kazanç varsa, yetişmiş insanların çokluğu ve onların iyi ve yerinde istihdâm edilmeleri bahis mevzuudur
Yetişmiş ve de gönüllerine hizmet şuuru yerleşmiş insanlar, başkalarına hizmet için onları ayaklarına beklemez
O daima hizmetin, hizmet olunması gerekenlerin ayağına gider
Onun lûgatinde; uzak-yakın, zor-kolay, doğu-batı, kuzey-güney mefhumları yoktur
Dünyanın hangi coğrafyası olursa olsun, onun hedefinde insan vardır
O sadece insana yapacağı hizmeti düşünür, kendisine nerede ihtiyaç varsa, oraya koşar
Şu halde, hayatını en iyi şekilde değerlendirmek isteyenler; insan yetiştirmeye ehemmiyet vermelidir
Bu fırsat iyi değerlendirilmeli, son pişmanlığın fayda vermediği akıldan çıkarılmamalıdır
Çünkü
bu hayatı hepimiz bir defa yaşayacağız; reenkarnasyoncuların saçma düşünceleri gibi ikinci, üçüncü, dördüncü
defa değil
Sadece bir defa
Onun için kıymetini iyi bilip, en güzel şekilde değerlendirmeliyiz
Dilerseniz yazımızı bir Doğu’dan, bir de Batı’dan iki güzel sözle noktalayalım:
◙ “Fırsat, yaz bulutu gibidir, tez geçer
”
◙ “Fırsatların kazâsı olmaz!”
DİPNOTLAR
(1) K
K
, Tevbe sûresi, 9/38-39
(2) Müslim, Sahîh, İmâre, 158
(3) Kurân-ı Kerim, Tevbe sûresi, 9/122
(4) Buhârî, Sahîh, Cihad, 7, 73
(5) Taberânî, Mu‘cemü’s-Sağîr, (Terc
) 2, H
no: 650
(6) Kur’ân-ı Kerim, Bakara sûresi, 2/195
(7) Ibn Mâce, Sünen, Cihad, 14
(8) Kur’ân-i Kerim, Ankebût sûresi, 29/2
(9) Kur’ân-i Kerim, Mü’minûn sûresi, 23/99-100
Tags
:
allah
,
cihad
,
hizmet
,
yolunda
Allah Yolunda Cihad ve Hizmet... ile ilgili Benzer Konular
94 Kez Görüntülendi
Hizmet Yolunda
Dini Makaleler
Hizmet etmeyi mi seviyorsunuz, hizmet edilmeyi mi?
Dini Makaleler
Ben, Allâh yolunda verebileceğim bir tek canım olduğu için ağladım
Kıssalar & Hikayeler
Cihad Allah İçindir Ve Allah Yolundadır
Kıssalar & Hikayeler
Cihad (Hadislerle)
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
06:59
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545