FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Dini Sohbet
"Salavatın bir sırrı..."
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
"Salavatın bir sırrı..." ile ilgili Benzer Konular
80 Kez Görüntülendi
Bir Türkçü, neden asla ve kat'a "aydın", "çağdaş" ve "barış"sever bir "demokrat" olamaz?
Seçkin Forum
Başarının Sırrı "Kasa'da" Değil "Yürektedir
Güzel Yazılar / Makaleler
""Eğer" değil "çünkü" değil "rağmen" sevin
Güzel Aşk Sözleri
İsveç'te devletten vatandaş "uzun yaşam" sırrı
Yurt Dısı Haberler
"Mutluluğun Sırrı" ..
Seviyeli-Ciddi Konular
Rabbin sana küsmedi...
|
"Peygamber Kıssaları..."
Konu Araçları
25-05-2008
#
1
Profil Bilgileri
suleyman75
"Salavatın bir sırrı..."
"Salavatın bir sırrı..." başlıklı yazı Mumsema "Salavatın bir sırrı..." Forum Alev
"Salavatın bir sırrı
"
O, önce kendine karşı nebî ve resuldür, Resul-i Ekrem (a
s
m
)
Sonra, kendisini unutmaksızın, bilakis kendisiyle birlikte, ailesine resuldür
Sonra, kendisini ve ailesini ihmal etmeksizin, tüm insanlığa resuldür
Kur'an ayetlerinin nüzul sırasına baktığımızda, karşımıza manidar bir tablo çıkar
İlk âyetler doğrudan Resul-i Ekrem'in (a
s
m
) şahsını hedef almaktadır
Evvelâ ve bizzat, ona emirler vermektedir
Ona, ubudiyetini; Rabbinin tüm âlemleri kuşatan küllî rububiyetine karşı nasıl bir ubudiyetle mukabele edeceğini bildirmektedir
Ancak Resul-i Ekrem'in (a
s
m
) bu noktada gösterdiği mutlak ve mükemmel teslimiyetten sonra, sıra 'sair insanları uyarma'ya gelir
Burada da bir sıra vardır
Aileni, yakın akrabanı uyar emri gelir öncelikle
Kavmini ve tüm insanları uyarma emri, aile ve akrabayı uyarmanın ardından gelir
Resul-i Ekrem'in hayatına bakıldığında, el-Emîn ünvanıyla anılan o eşsiz insanın, bu sıraya aynen uyduğu gözlenir
O, ilk vahiy geldiğinde ne ailesini, ne sair insanları 'yaratan Rabbinin ismiyle okuma'ya çağırmış; bu emri en başta yalnız kendi şahsında yaşamıştır
Gelen emir budur
Rabbi, vahyini tebliğ görevini, bu emrin tam anlamıyla ifasından sonra ona vermiştir
Burada, gözden kaçmaması gereken bir husus daha vardır: Resul-i Ekrem (a
s
m
) ilâhî vahyi önce kendine, sonra ailesine, sonra yakın akrabasına ve kavmine, sonra tüm insanlara tebliğ etmiştir, doğru
Fakat, bir sonraki adımı attığında, öncekini terketmemiştir
Ailesini uyarmaya başladığında, kendi şahsî dünyasındaki iman tâlimini bırakmamıştır
Kavmine tebliğde bulunmaya başladığında, kendinin ve ailesinin o güne dek alageldiği imanî dersleri bir kenara atmamıştır
Bir sonraki görev, önceki görevlerin rağmına ifa edilmemiştir
Bir sonraki görev, öncekilere rağmen değil, öncekilerle birlikte gerçekleştirilmiştir
Nitekim, siyer kitapları, Resul-i Ekrem'in her gün bu sırra riayet ettiğini kaydederler
Peygamberin bir günü, hemen hemen eşit üç bölüme ayrılmıştır
Günün üçte biri, "gözü uyur, kalbi uyumaz" olduğu ânlar da dahil, şahsî ubudiyetine;
üçte biri hanımları, çoluk-çocuğuyla birlikte yaşadığı ailevî ubudiyetine;
kalan üçte bir ashâbıyla yaşadığı cemaatî ubudiyetine ayrılmıştır
Yani, tüm insanlığa hakikatı tebliğe memur kılınan Resul-i Ekrem, bunu yaparken en çok tesbihat yapan, Kur'ân'ı şahsı için en ziyade okuyan, ailesinin imanî talimiyle en yoğun bir şekilde meşgul olan insandır da
Bir görevi, bir diğer görevini perdelemiş değildir
Sonraki bir görev, öncekilerin ihmali pahasını gerçekleşmemiştir
Bilakis, "İlâhî! Beni bir an olsun nefsimle başbaşa bırakma" duası da, "Muhammed'in nefsi yed-i kudretinde olana andolsun ki" hitabı da asla dilinden eksik olmamıştır
Ne kendi kalb, ruh, akıl ve nefsine karşı imanî vazifesini unutmuştur; ne ailesine karşı imanî vazifeyi
*
Hayatı, Resul-i Ekrem'in (a
s
m
), şahsı, ailesi ve sair insanlara karşı imanî görevini ne denli tutarlı ve dengeli bir şekilde ifa ettiğinin en birinci delilidir
İkinci delili ise, ailesi teşkil eder
Hanımlarıyla öylesi bir imanî bağ kurmuş, öylesi yoğun bir imanî beraberlik yaşamış, dünyasına gelen iman nurlarını onlarla öylesi bir yoğunlukla paylaşmıştır ki,
meselâ Hz
Hatice ve Hz
işe ( r
a
), meleklerin mertebece en yükseği olan Cebrail'in (a
s
) kendilerine selam verdiği insanlar makamına çıkmışlardır
Çocuklarıyla öylesi bir imanî terbiye şuuruyla her daim meşgul olmuştur ki, kızı Fâtıma, Hz
Meryem'den sonra, cennet kadınlarının en büyüğü, mertebece en âlîsi olarak anılmıştır
Yine Fâtıma'nın ( r
a
) ulaştığı marifetullah mertebesine hürmeten, o yanına geldiğinde, babası bile ayağa kalkmıştır
Keza, yanında büyüyen kuzeni Ali (r
a
), onun imanî terbiyesi sonunda, "Gayb perdesi açılsa, yakînim ziyadeleşmeyecek" diyebilen, imanı o derece yakîne ulaşmış bir insandır
'İlim şehrinin kapısı'dır
'Allah'ın aslanı'dır
Yine yanında bulunan azatlı kölesi Zeyd ile ellerinde büyüyen Üsame b
Zeyd ( r
a
), imanî hakikatlerin önde gelen alemleri ve alemdarları olmuşlardır
Resul-i Ekrem, ikisi de onun imanî talimine muhatap olmuş Fâtıma ile Ali'nin çocukları olan iki torunu, Hasan ve Hüseyin (r
a
) ile de öylesi bir imanî terbiye bağı kurmuştur ki,
her iki torun, kıyamete kadar devam edecek olan, bindörtyüz yıldır ümmeti nurlandıran iki nuranî silsilenin başı olmuşlardır
Unutmayalım: Tüm bunlar, başka insanlara karşı tebliğ görevini ifa ederken ne kendini, ne ailesini unutmayan; kendine ve ailesine yönelik imanî dersleri asla geri bırakmayan bir Resul-i Ekrem'e (a
s
m
) nasip olmuştur
Önce kendine karşı nebî ve resuldür Resul-i Ekrem (a
s
m
)
Sonra, kendisini unutmaksızın, bilakis kendisiyle birlikte, ailesine resuldür
Sonra, kendisini ve ailesini ihmal etmeksizin, tüm insanlığa resuldür
Tıpkı, ceddi İbrahim (a
s
) gibi
İbrahim aleyhisselâm da, en başta kendi dünyasında yoğun bir imanî tefekkür yaşamış; en başta kendi fıtratını Fâtır-ı Hakîm'in marifet ve huzuruna açmıştır
Sonra, Meryem sûresinde zikredilen o tatlı "Yâ ebetî" nidasıyla,
"Babacığım
Ey babacığım!" hitabıyla, babasını imana çağırmıştır
Hanımını ve Hacer'i uyarmıştır
Ve, gerek kendisine, gerek ailesine karşı imanî sorumluluğunu asla geri bırakmamıştır
Bilakis, Kur'ân'da, kabulünün en muazzam delili Muhammed-i Arabî olan, ailesine dönük bir duayla anılır İbrahim ( a
s
)
Bu sorumluluk hissine, bu çabaya, bu duaya karşılık, iki evlâdı iki nuranî silsilenin başı olacaktır
Bir yanda, İsmail'le (a
s
) başlayan, Muhammed (a
s
m
) ve âliyle devam eden nuranî silsile;
öte yanda, İshak, Yâkub, Yusuf, Musa, Hârun, Yûşa, Zekeriya, Yahya
derken Hz
İsa'ya uzanan nuranî silsile
Bu sırdandır ki, ümmet, her namazın sonunda Resul-i Ekrem'e, âline ve ashâbına salât ve selâm ile bereket duası okur
Ve "Tıpkı İbrahim'e, âline ve ashâbına olduğu gibi" diye ekler
Hemen her salâvatın o, ailesi ve ashâbı sırasını taşıması; her selâmın aynı sırayla gönderilmesi, yine aynı nebevî sırdandır
Her salâvatta tekrar teyid ettiğimiz bu gerçek, bizim için de çok ciddi uyarılar taşır
Bize, eğer dikkat eder ve unutmazsak, kendi dünyamızda da aynı sırayı her daim yaşamamız gerektiğini hatırlatır
Hiçbir görev, kendi iç dünyamızdaki görevin; kendi kalb, ruh, akıl ve nefsimize karşı taşıdığımız imanî sorumluluğun engeli ve rakibi olmamalıdır öncelikle
Aynı şekilde, ailemize, çoluk-çocuğumuza karşı imanî sorumluluğumuzdan gaflete de gerekçe yapılmamalıdır
Bilakis, herşey, önce kendi dünyamızda imanî hakikatlerin yerleşmesiyle birlikte ilâhî emrin kendi kalbimizde hükümferma kılınmasıyla başlar
Ve bu görev, hiçbir zaman, hiçbir yerde, hiçbir aşamada atlanamaz, bırakılamaz
Aynı şekilde, hiçbir hizmet ve hiçbir vazife, ailemizi; çoluk-çocuğumuz ile kendi hanemizde imanı hükümferma kılma çabasını ihmalin mazereti değildir
Olmamalıdır
Nebîlerin verdiği ders bu iken, bilhassa Nebiyy-i Zîşan'ın (a
s
m
) verdiği ders bu iken, üstelik her salâvatta ve her namazın sonunda salât ve selâmlarda bu ders bir daha, bir kez daha hatırlatılırken,
tüm bunları elimizin tersiyle itercesine öncelikle ve yalnız başkalarını irşada kalkışmak ne derece haklı, ne kadar tutarlıdır?
Oysa, salâvatın bu sırrı, yaşadığımız onca keşmekeşin iksirini, onca sancının devasını olabildiğince berrak bir şekilde gösteriyor
Bize bu sırrı ders verenlere, sonsuz salât ve selamlar olsun
İmanî vazife diyoruz
Çünkü, şu modern çağın medenî engizisyonu ile kavramlar o kadar daralmış ve sığlaşmış ki, 'vazife' deyince, sadece maddî mideye bakan, ve ailemizin de sadece maddî ihtiyaçlarına bakan hususlar akla geliyor
Onları aç bırakmamak, eve yiyecek götürmek, hanıma ve çocuklara elbise almak, ve ceplerine harçlık koymak yeterli sanılıyor
Yalnız bunları yaparak, 'vazifesini ifa etmiş bir insanın huzuru' ile dolaşabiliyoruz
Resulullah da ailesinin bu maddî ihtiyaçlarını karşılamıştır;
ama yalnız bu ihtiyaçları değil
Ve bu ihtiyaçları da, imanî ölçülerden soyutlayarak karşılamış değildir
En başta onları hakikatı tanıma, bâtıldan uzak olma nimetiyle müşerref kılmış; maddî ihtiyaçlarını da, o rızık ve nimetleri gönderenin Rezzâk-ı Kerîm olduğunu her daim bildirerek karşılamıştır
Ki, onun attığı her adım, yaptığı her fiil, sofraya oturuşundan elbisesini giyişine kadar, imanî derslerle yüklüdür
Her fiilinde, bizi Rabbü'l-âlemîne yönelten bir vecih vardır
Bunun içindir ki, 'imanî vazife' diyoruz
Yoksa, imanî vazifeyi ihmal pahasına ve de imanî bir vecihten soyutlanmış biçimde yapılan hiçbir işle, 'vazife'mizi yapmış olamayız
Dantel
Mumsema
Frmacil
Tags
:
bir
,
quotsalavatin
,
sirriquot
"Salavatın bir sırrı..." ile ilgili Benzer Konular
80 Kez Görüntülendi
Bir Türkçü, neden asla ve kat'a "aydın", "çağdaş" ve "barış"sever bir "demokrat" olamaz?
Seçkin Forum
Başarının Sırrı "Kasa'da" Değil "Yürektedir
Güzel Yazılar / Makaleler
""Eğer" değil "çünkü" değil "rağmen" sevin
Güzel Aşk Sözleri
İsveç'te devletten vatandaş "uzun yaşam" sırrı
Yurt Dısı Haberler
"Mutluluğun Sırrı" ..
Seviyeli-Ciddi Konular
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
02:36
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552
553