FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Dini Sohbet
Sâhibini Yiyen Ateş: Hased!
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Sâhibini Yiyen Ateş: Hased! ile ilgili Benzer Konular
302 Kez Görüntülendi
gelde sahibini ısırma!!!
Komik Resimler
ateş-yüksek ateş-yeni doğan bebekte ateş
Çocuk Sağlığı ve Bakımı
köpeğine bak sahibini al
Komik Resimler
Altın Ayı Sahibini Buldu
Kültür Sanat Haberleri
İşte sahibini yiyen köpek
Haber Arşivi
Ya Kahhar Zorbalar, Gazabın Bekler!
|
Fetva vermenin mesuliyeti
Konu Araçları
01-06-2008
#
1
Profil Bilgileri
mumsema
Sâhibini Yiyen Ateş: Hased!
Sâhibini Yiyen Ateş: Hased! başlıklı yazı Mumsema Sâhibini Yiyen Ateş: Hased! Forum Alev
Sâhibini Yiyen Ateş: Hased!
İnsan bu; birisini kendisine rakíb görecek, rekábet ettiği kişinin de kendisinden üstün vasıfları olduğunu bilecek, sonra da içten içe yanmayacak; mümkün mü? İşte bu yakıcı ateşin adına “hased” deniyor
Kılıç-kalkanın revâcda olduğu eski devirlerde Bizans keferesinin “Grejuva” (Rûm ateşi) dedikleri değişik bir silâhları varmış
İstanbul’u kuşatan yabancı ordulara karşı o ateşi -tahmînen petrolle ilgili, molotof kokteyli gibi bir silâh türü olmalı- kullanırlar; tanımadıkları bir ateşle karşılaşan askerler de ürkerek geri çekilirlermiş
İşte bu “hased” de öyle garîb bir ateş türü
Fakat, bu ateş, kendisini yakan kişiyi yakıyor! Elde patlayan bomba gibi bir şey…
İnsanoğlunun ateşi bulduktan sonra medenîleşmeye adım attığı söylenir
Bu büyük dost, eğer kullanma ta’rîfi bilinmezse veyâ yanlış maksadla kullanılırsa, gerekli tedbîrler de alınmamışsa; illâ büyük zarâr vermekte de gecikmez
Yâni, “ateş” de “bıçak” gibidir; karpuz da kesilir, adam da öldürülür!
Bu “hased” ateşinin ise zerre kadar faydalı tarafı yoktur, sâfî zarârdır
Girdiği kalbi yakar, mahveder
Binâenaleyh, böyle faydasız ve zarârlı bir unsurun insana ârız olması, tedâvîsi olmayan bir hastalık mikrobunun bünyeye girmesi gibi bir şey
İnsana yakışmayan bu ma’nevî mikrobun, insanlığın en son mertebesine yükselme yolundaki bir Mü’mine yakışması ise hiç mümkün değildir
İşte bundan dolayıdır ki, Bedîüzzamân Hazretleri, Mü’minler arasındaki uhuvveti (kardeşliği) zedeleyen üç büyük belâdan birisi olarak “hased” hissini gösterir
“Tarafgirlik” ve “inâd” hissiyle berâber “Mü’minlerde nifâk ve şikák, kin ve adâvete sebebiyyet veren” üçüncü kötü huy olarak da “hased” maddesini zikreder (Mektûbât, 22
Mektûb, s
270)
Diğer ikisi gibi bu üçüncü mezmûm hasletin de “hakíkatca, hikmetce, insâniyyet-i kübrâ olan İslâmiyyetce, hayât-ı şahsiyyece, hayât-ı ictimâıyyece, hayât-ı ma’neviyyece” nasıl “çirkin ve merdûd, muzır ve zulüm” olduğunu güzelce îzâh eder
İnsan niçin hased eder? Rekábet ettiği veyâ kendisine rakíb gördüğü kişinin üzerinde gördüğü maddî ve ma’nevî fazlalıklardan dolayı, değil mi? Peki, o fazlalıklar, o kişiye gökten mi düşmüştür? Kâinâtta tesâdüfe tesâdüf edilemediğine göre, “Niçin onda var?” dediğimiz fazlalıklar da, bütün âlemi kabza-i tasarrufunda tutan Zât’ın takdîr ettiği ni’metler değil midir? O hâlde, hased eden kişi, farkında olmayarak da olsa, kaderi tenkíd etmiş olmuyor mu? Halbuki, “Kaderi tenkíd eden, başını örse vurur kırar” sözü de o muhterem müellife âittir
Mezkûr “Uhuvvet Risâlesi” de dediğimiz “22
Mektûb”, “Mü’min” olanları muhâtab almıştır
Kişi hased ettiği zamân -bilerek veyâ bilmeyerek- “kader” inancına aykırı hareket etmiş oluyor ki, taşıdığı “îmân” sıfatı otomatik olarak tahrîbe uğruyor
Bedîüzzamân Hazretleri bu kötü huyların inanca te’sîri noktasından taşıdığı ciddî tehlikelerden dolayı üstüne basa basa “tarafgirlik ve inâd” ile berâber “hased” hissinin de îmân kardeşliğine verdiği zarâra dikkat çekiyor
Bu üç kötü hasletten bilhassa bu sonuncusu, o hissi taşıyan için bizâtihî belâ olarak yetiyor
Diyelim ki, Mü’min kişi, diğer Mü’min kardeşine duyduğu hasedden dolayı cemâat anlayışına zarâr verdi de birlik dağıldı veyâ keyfiyyetin ağırlığını düşürdü; görünüşte kendisi bir derece zarâr görmemiş gibi zannedilebilir
Lâkin, “kadere i’tirâz” ma’nâsı taşımasından dolayı inancı zedelendiği gibi, içinde yanan “hased ateşi” dahi başlı başına bir ince hastalık olarak o kişiye yetecektir
İslâm Âlemine şöyle bir kuşbakışı, bir de çok yakın plandan baktığımızda; Müslüman topluluklara en çok zarâr veren ma’nevî mikropların başında gerçekten de bu “hased” dediğimiz kıskançlık virüsünü görüyoruz
Müslüman cemâatlar bazından devletlere doğru çıtayı yükselttikçe, karşımıza hep bu mikrop çıkıyor
“Niye bende yok da onda var? Neden ben değil de o?” zihniyeti, piramidin alt tabanından zirvesine kadar her yerde kendisini hissettiriyor
O yüzden de bir türlü ne cemâatlar arasında ciddî “ittifâk”, ne de devletler arasında ciddî “ittifâk” kurulabiliyor
En âmî kişi de artık biliyor ki; Müslümanlar omuz omuza vermediği, bir tarağın dişleri gibi aynı gáye etrâfında dizilmediği, bir binânın taşları gibi sımsıkı kenetlenmediği müddetçe ne ferden, ne cemâaten, ne de ümmeten kurtuluş ümidi yoktur, olamaz! Ne zamân bir buçuk milyar inanan insan etten duvar olmayı becerir; işte o zamân İslâm Âlemini çepe çevre kuşatan demir prangalar kırılır, işte o zamân kendi zenginlik kaynaklarımız kendi insanımızın refâhı için kullanılır hâle gelir
Yoksa, on binlerce kilometre öteden demirden zırhlarla ve çelikten kuşlarla gelen Haçlı sürüleri hem topraklarımızı işgál eder, hem hürriyyetlerimizi kendi arzusuna göre şekillendirir, hem nâmusumuzu pâyimâl eder, hem de bizim yiyemediklerimizi âfiyetle yer, kazûrâtını da angarya olarak bize bırakır!
Hani, “hased” dediğimiz ateş, kendisini yakan kişiyi yakardı ya; hasedin çapı ferd planından devlet planına doğru yükseldikçe, hem ateşin mikdârı ve hem de çapı gittikçe büyüyor
Bu sefer koca koca devletlerin -bir avuç mutlu azınlık dışındaki- tebaaları o ateşin içine düşüyor, yangının şekli, cinsi ve büyüklüğüne göre herkes hissesini o ateşten alıyor
Ferd planında kalan ateş, “Külüm yok, dumanım yok” türünden görünmez bir ateş olarak yakarken; devlet bazına çıktığı vakit, artık kitleler Pavarotti oluyorlar
Irak, Filistin, Bosna, Keşmir, Doğu Türkistan, Çeçenistan, Afganistan ve koca bir İslâm coğrafyası bize bir ibret levhası olarak yetmez mi?
Hastalığın temelinde ise çok basit, gözle bile görülmeyen virüslerin yattığını ehli görmüş, bize haber de vermiş
Pek çoğu hevâ-i nefsin zırvalarından ibâret olan günlük hayhuylarımızdan başımızı azıcık kaldırma zahmetine katlanır da, Allâh (cc)’nün Kitâbındaki “İnneme’l-mü’minûne ihvetün” kelâmına, Rasûlü (asm)’ın teblîğindeki “Ey Allâh’ın kulları kardeş olunuz” fermânına, asrında vâris-i Nebevî olan Bedîüzzamân (ra)’ın “Uhuvvet Risâlesi” isimli eserine bakma fırsatı bulursak; derdimizin dermânını da bulmakta gecikmiş olmayız inşâallah
Bu yolun ortası yoktur, iki görünüyor
Ya Mü’min kardeşlerimize karşı içimizden doğan hased ve kıskançlık hissine yol vermekte devâm ederek hem kendi rûhumuzu ateşler içinde bırakacağız, hem de “Ve lâ teferrakú” (Ayrılmayın!) âyetine muhâlefet etmek sûretiyle Müslümanların birliğine bir dinamit de biz koymuş olacağız; ya da Kur’ân eczâhânesinden alınıp bize takdîm edilen “îmân” reçetesine sarılarak içimizdeki hased ve kıskançlık ateşinin itfâiyecisi olacağız
Birinci yol ne kadar kolay görünüyorsa, ikincisi de o kadar zor gözüküyor
Velâkin, imtihân da bu değil midir zâten?
Yakın plana dönecek olursak; aynı inancı paylaşan bir mü’minler topluluğu içinde zâten her bir ferd diğerinin aynısı hükmüne geçtiğine göre, her ferdin ma’nevî kazancı da -nûrâniyyet sırrıyla- hiç kendisinden eksilmeden diğer kardeşlerinin de defterlerine geçtiğine göre, bu “hased” denilen kıskançlık mikrobunun canlanmasında aklen ve mantıkan bir sebeb zâten yok ki! Olmayan şeyin kavgasını mı vereceğiz?
“Tarafgirlik, inâd ve hased” denen üçlünün bir an önce İslâm topraklarını terk etmesi gerekmektedir
Bu üç ahlâksızı bizzât Rabbimize şikâyet ediyoruz, başımıza açtıklarından muztaribiz
Onlar gitsin ki, yerlerine “İslâm kardeşliği” gelebilsin
Ancak o zamân dertlerimize dermân gelecek, ağlayan yüzlerimiz gülebilecektir
Eğer biz kendi irâdemizle “İttihâd-ı İslâm” hedefine giden yolu açma gayretinde bulunmazsak; semâvî âlemin buldozerleri yolu açmaya geldiklerinde, bizi de kaya niyetine sürükleyip götürecektir
İrâdemizi istediğimiz tarafa kullanmakta serbestiz…
Mustafa KAPLAN
Dantel
Mumsema
Frmacil
01-06-2008
#
2
Profil Bilgileri
Gülehasret
--->: Sâhibini Yiyen Ateş: Hased!
Haset nedir, zararları nelerdir?
Fudayl bin İyaz’ın, “Mü’min gıpta eder, münafık haset eder
” buyurur
Bu söz bizim için hem güzel bir ölçü, hem de büyük bir tehdit içerir
Bir insan, bir başkasının nâil olduğu maddî veya manevî bir ihsana kendisinin de erişmesini arzu edebilir
Bu haset değil gıptadır
Hasette ise, haset edilen şahıstan o ihsanın mutlaka geri alınması arzu edilir
Yani, zengin komşusuna haset eden adamın temel hedefi, kendisinin zengin olması değil, komşusunun fakir olmasıdır
Bu ise, ancak münafıklara yakışacak kadar aşağı ve bayağı bir düşüncedir
Bununla beraber, bu güzel sözü yanlış yorumlayarak, haset edenlere hemen münafık damgası vurmak elbette doğru değil
Çünkü münafığın tarifi açık: Münafık, gerçekte iman etmediği halde iman etmiş gözüken kimsedir
Haset eden bir mü’mine, bu mânâda, münafık demek mümkün değildir
O halde bu sözü, “Sakın haset etmeyiniz, zira bu ancak münafıklara yakışan alçak bir sıfattır
” şeklinde anlamamız gerekir
Haset hastalığına tutularak, kendi kaybına değil de, başkalarının kazancına üzülen bir insan ticaret bilmezliğin en ileri örneğini sergiler
Hasetten kurtuluş için Bediüzzaman Hazretleri’nin bir tavsiyesi var: “Hasit adam haset ettiği şeylerin âkıbetini düşünsün
Tâ anlasın ki, rakibinde olan dünyevî hüsün ve kuvvet ve mertebe ve servet; fânidir, muvakkattir
”( Mektûbat)
Haset hastalığının temelinde, haset edilen kimseyi ve onun elindeki dünya nimetlerini ebedî zannetme gafleti yatar
Akıl planında, gerçeğin böyle olmadığını herkes bilir; ama, hissiyat hükmünü icra etti mi, zavallı akla kıvranmaktan öte bir şey kalmaz
Bir asır sonra bütün haset edenler ve edilenler gibi, hasede konu olan mevki ve makamlar, servet ve devletler de başka insanların eline geçecekler; bir süre de onları oyalayacak ve hiçbirine gerçek yâr olmadan, bir başka gruba intikal edecekler
Hasedin bir de kadere itiraz yönü var
“Yoksa onlar, Allah’ın lütfundan verdiği şeyler için, insanlara haset mi ediyorlar?” (Nisa Sûresi, 54)
Âyet-i kerimede, “Allah’ın lütfundan verdiği” şeklinde çok hikmetli bir kayıt var
Bu kayıttan hareketle müfessirlerimiz, meşru olmayan kazançlara haset edilebileceğini belirtmişler ve “Vurguncunun elindeki malın gitmesini temenni etmek haset değil, gayrettir, adalettir
” demişler
Buna göre bir adam hırsızlık ederek zengin olsa, o malın ondan alınmasını arzu etmek haset değildir
Haset; “Allah’ın lütfüyle verdiği” meşru servet, makam yahut fazileti çekememektir
Bunların, bir müminden alınmasını arzu etmek ise, kaderi tenkit ve rahmete itiraz mânâsı taşır
Bir insan düşünelim: Belli bir nimete ulaşmak için elinden gelen gayreti göstermiş, meşru dairede çalışmış, fiilî ve kavlî duasını yaptıktan sonra Rabbinin rahmetini, inayetini gözlemeye başlamıştır
Bu insana yapılan İlâhî lütuf karşısında mü’mine düşen vazife, o nimete kendisi nâil olmuş gibi sevinmektir
Kadere iman da, İslâm kardeşliği de bunu gerektirir
[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz.
Üye Olmak İçin Tıklayın...
]
02-06-2008
#
3
Profil Bilgileri
fecr
--->: Sâhibini Yiyen Ateş: Hased!
Allah (c
c) cümlemizden uzak tutsun hasedi
Tags
:
ates
,
hased
,
shibini
,
yiyen
Sâhibini Yiyen Ateş: Hased! ile ilgili Benzer Konular
302 Kez Görüntülendi
gelde sahibini ısırma!!!
Komik Resimler
ateş-yüksek ateş-yeni doğan bebekte ateş
Çocuk Sağlığı ve Bakımı
köpeğine bak sahibini al
Komik Resimler
Altın Ayı Sahibini Buldu
Kültür Sanat Haberleri
İşte sahibini yiyen köpek
Haber Arşivi
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
12:58
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552
553