FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Dini Sohbet
Sabır (Sabrın Fazileti)
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Sabır (Sabrın Fazileti) ile ilgili Benzer Konular
91 Kez Görüntülendi
Sabrın sonu selamettir[Açıklaması]
Atasözleri
Sabrın sonu mutlaka selamet midir ?
Konu Dışı Başlıklar
çocukların sıkıntılarına sabrın mükafaatı
Kıssalar & Hikayeler
Sabrın Ve Yaratıcılığın Böylesi
Komik Şeyler (Yazı Eklenebilir)
Kuran'da Sabrın Önemi!
Dini Programlar
İhlâs Ve Niyet (Gizli Ve Açık Bütün İşlerde, Sözlerde Ve Hallerde İyi Niyet Ve İhlâs)
|
Allah nasıl heryerde
Konu Araçları
10-06-2008
#
1
Profil Bilgileri
FataL
Sabır (Sabrın Fazileti)
Sabır (Sabrın Fazileti) başlıklı yazı Mumsema Sabır (Sabrın Fazileti) Forum Alev
Bu bölümdeki beş ayet-i kerîme ve yirmidokuz hadîs-i şerîften; temizliğin imanın yarısı olduğunu, elhamdülillah diyerek yaşanan hayatın sevabının mizanı dolduracağını, namazın müslümanın hayatında nur olduğunu, Kur’ân-ı Kerîm’in mü’minlerin leh veya aleyhlerinde delil olacağını, herkesin sabahleyin evinden çıkarken kendisini sattığını ya ateşten kurtulup ya da helak olacağını, istemekten çekinip iffetli davrananlarının iffetinin artırılacağını, tok gözlü olmak isteyenlerin başkalarına muhtaç olmaktan kurtarılacağını, sabretmeye gayret edene sabır verileceğini, sabırdan büyük bir nimet olmadığını, mü’minin her durumunun imrenmeye değer olduğunu, sevinirse şükretmek suretiyle bela gelirse sabretmek suretiyle hakkında herşeyin hayırlı olduğunu, Rasûlullah (sav)’in vefatı esnasında kızı Fatıma (r
ah) ile yaptıkları konuşmaları, yine kızı Zeynep (r
ah) oğlu ölmek üzereyken Peygamber (sav)’i çağırmalarını ve aralarında geçen konuşmalarını, geçmiş ümmetler arasında bir padişah ve onun ihtiyarlayan bir sihirbazının uzunca hikayesini yani (Burûc: 85/4-11
) Ayetlerin muhtevasını, felaketle ilk karşılaşınca sabretmenin gerekli olduğunu, kişinin sevdiği dostu elinden alınınca sabrederse mükafatının cennet olacağını, tedavisi zor hastalıklara yakalananların mükafatını Allah’tan bekleyerek sabretmeleri karşılığında şehid sevabı kazanacaklarını, gözleri kör edilerek imtihan edilen kimseye sabrettiği takdirde gözlerine karşılık cennet verileceğini, hastalıklara sabredilirse mükafatının cennet olacağını, tüm peygamberlerin ümmetlerine hayırlı duada bulunduklarını, her türlü sıkıntı ve hastalıkların günahların bağışlanmasına vesile olacağını ve ağacın yapraklarının döküldüğü gibi günahların döküleceğini, Allah’ın hayrını dilediği kimseyi sıkıntıya sokacağını, başına musibet geldi diye ölümü istememenin gerekliliğini, sabırsızlanmanın iyi olmadığını, peygamberlerin büyük sıkıntılara katlandıklarını ve mükafatlarının da büyük olduğunu, mükafatın büyüklüğünün belanın şiddetine göre olduğunu, Ümmü Süleym denilen sahabiyyenin çocuğu ölmesine rağmen nasıl sabırlı davrandığını, gerçek pehlivanın öfkesini yenen kimse olduğunu, kızgınlık hali geçmesi için söylenmesi gereken sözün ne olduğunu, öfkesini yenen kimseye kıyamette istediği huriyi seçmesinin serbest olacağını, öfkelenmemenin gerekliliğini, mü’mine imtihan için belalar verildiğini, affetmek ve iyiliği emretmenin gerekliliğini, müslümanın gerekenleri yapıp hakkını Allah’tan bekleyeceğini, savaşın istenmeyeceğini, savaş çıkarsa da savaşa katılıp sabredilmesi gerektiğini öğreneceğiz
[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz.
Üye Olmak İçin Tıklayın...
]
“Ey iman edenler! Zorluklara ve sıkıntılara sabırla katlanın ve birbirinizle bu sabırda yarışın, cihad için hazırlıklı ve uyanık bulunun ve yolunuzu Allah ve kitabıyla bulun ki, mutluluğa erebilesiniz
”
(Âl i İmrân: 3/200)
“Muhakkak ki, ölüm tehlikesiyle, korku ve açlıkla, mal, can ve ürünlerin eksiltilmesiyle sizi sınayacağız
Ama zorluklara karşı sabredip sebat ve dayanıklılık gösterenlere iyi haberler müjdele
”
(Bakara: 2/155)
“Her türlü güçlüklere göğüs gerenlere mükafatları tartılmaksızın, ölçülmeksizin, hesapsızca bol bol verilir
”
(Zümer: 39/10)
“Kim eziyetlere sabreder, yapılan kötülüklere de, intikam almayıp affetme yolunu tutarsa, şüphesiz bu hareketi yapılmaya değer işlerdendir
”
(Şûrâ: 42/43)
“Ey iman edenler! Sarsılmaz bir sabır ve namaza sarılarak Allah’tan yardım isteyin
Allah her türlü zorluğa karşı sabredenlerle beraberdir
”
(Bakara: 2/153)
“Ve hepinizi mutlaka sınayacağız ki, bizim yolumuzda üstün gayret gösterenleri ve sıkıntılara göğüs gerenleri diğerlerinden ayırabilelim
Çünkü biz iman ve cihadla alakalı bütün iddialarınızın doğruluğunu deneyeceğiz
”
(Muhammed: 47/31)
26
Ebû Mâlik Hâris İbni Âsım el–Eş’arî
radıyallahu anh
’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem
şöyle buyurdu:
“Temizlik imanın yarısıdır
Elhamdülillah duası mizânı, sübhânellah ve elhamdülillah sözleri ise yer ile gökler arasını sevap ile doldurur
Namaz nurdur; sadaka burhandır; sabır ziyâdır
Kur’an senin ya lehinde ya da aleyhinde delildir
Herkes sabahtan (pazara çıkar) nefsini satar; kimi onu âzâd kimi de helâk eder
”
[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz.
Üye Olmak İçin Tıklayın...
]
* Bu hadîs-i şerîf çok kapsamlı konulara işaret etmektedir
Şöyle ki: Kişinin maddî temizliğe riayet etmesi, dininin direği olan namazının ve diğer ibadetlerinin temelini teşkil eder
Manevî temizlik diyebileceğimiz temizlik ise; kişinin küfür, şirk ve münafıklık gibi tevhid inancı dışındaki inanç kirlerinden temizlenmesidir
Bu da imanın yarısı veya tamamlayıcısı anlamına gelmiş oluyor
Sonucunda Elhamdülillah diyebilecek bir hayat yaşamak kıyamette terazinin sevap gözünü doldurur
Müslüman yaptığı her bir işin sonucunda Elhamdülillah diyebiliyorsa, yaptığı tüm işler kulluk gereğidir ve ona sevap kazandırır
Sonucunda Elhamdülillah denemeyen işler ise müslümanın günahını artırır
Sübhanallah ve Elhamdülillah sözlerinden birincisi Allah’ın tek ilah oluşunun kainatta bu sözle vasfedilecek kimsenin olmayışının simgesi olması hasebiyle kendisini yaratan Allah’ı böylece tanıyan müslümanın her işinin sonunda da Elhamdülillah diyebilecek bir hayat sergilemesiyle her taraf müslümanın emrine geçer
Bu kelimelerle yer ve gök arası müslümanların emrine ve idaresine geçecektir
Namaz kişiyi her türlü kötülüklerden alıkoyan ışığını imandan alan ve doğruya yönelten bir nurdur
Bu nur dünyada müslümanların yüzlerinden farkedilir
(Feth: 48/29) Ahirette de yine önlerinde ve sağlarında onları aydınlatacaktır
(Hadîd: 57/12)
Sadaka kişinin özverili oluşuna, cömertliğine ve imanının en üstün durumda olduğuna delildir
Çünkü zekat, sadaka, hayır ve hasenât gibi şeyler kişinin imanının alametidir
Sabır mü’min için kaynağı kendi içinde olan bir enerjidir
Kişi her türlü sıkıntı ve güçlüklere göğüs germekle huzura erişir ve böylece de sabır onun önünde bir ışıktır ve her türlü karanlıklardan müslümanı aydınlığa çıkarır
Kur’ân kıyamette kişinin kendisini okuyup okumadığına, kendisine uyup uymadığına ve yolunda gidip gitmediğine göre lehinde veya aleyhinde şahitlik yapacaktır
Her yeni gün insanlar için bir pazardır
Bu pazarda dünya ve ahireti alınıp satılmaktadır
Kişi Allah ve Rasûlüne uyarsa kazançlı çıkar hem dünyası hem de ahireti huzurlu olur
Allah ve Rasûlüne uymaz da şeytan ve dostlarına, arzu ve heveslerine uyarsa bu dünya pazarındaki alışverişinden dolayı zararlı çıkar ve cehennemlik olur hem dünyası hem de ahireti perişan olur
[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz.
Üye Olmak İçin Tıklayın...
]
Dantel
Mumsema
Frmacil
10-06-2008
#
2
Profil Bilgileri
FataL
--->: Sabır (Sabrın Fazileti)
27
Ebû Saîd Sa’d İbni Mâlik İbni Sinân el–Hudrî
radıyallahu anhüm
â’dan nakledildiğine göre, Medineli müslümanlardan bir kısmı Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem
’den bir şeyler istediler
O da verdi
Sonra yine istediler
Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem
, elindekiler bitinceye kadar verdi
Verebileceği şeyler tükenince onlara şöyle hitab etti:
“Yanımda bir şeyler olsaydı, onları sizden esirgemez, verirdim
Kim dilenmekten çekinir, iffetli davranırsa, Allah onun iffetini arttırır
Kim tok gözlü olmak isterse, Allah onu başkalarına muhtaç olmaktan kurtarır
Kim de sabretmeye gayret ederse, Allah ona sabır verir
Hiç bir kimseye, sabırdan daha hayırlı ve büyük bir lutufta bulunulmamıştır
”
[4]
* Mü’min için en sağlam siper sabırdır
Sabrı sayesinde mü’min fakir de olsa zengin de olsa rahat ve huzurludur
Sabretmeyi bilmeyen ve istemekten vazgeçmeyenler zengin de olsalar fakir de olsalar doyuma ulaşamazlar, asla doymazlar
Kişi zamanın her türlü bela ve sıkıntılarına karşı kendisini sabırla frenleyip hem dünya hem de ahiret kazançlarını elde edebilir
[5]
28
Ebû Yahyâ Suheyb İbni Sinân
radıyallahu anh
’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem
şöyle buyurdu:
“Mü’minin durumu gıbta ve hayranlığa değer
Çünkü her hâli kendisi için bir hayır sebebidir
Böylesi bir özellik sadece mü’minde vardır: Sevinecek olsa, şükreder; bu onun için hayır olur
Başına bir belâ gelecek olsa, sabreder; bu da onun için hayır olur
”
[6]
29
Enes İbni Mâlik
radıyallahu anh
şöyle dedi
Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem’
in hastalığı ağırlaşınca sıkıntıları çoğaldı
Durumu gören Fâtıma
radıyallahu anhâ
:
– Vah babacığım, ne büyük sıkıntın var! dedi
Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem:
– “(Kızım), bugünden sonra babanın sıkıntısı olmayacak”
buyurdu
Resûl–i Ekrem
sallallahu aleyhi ve sellem
vefat edince, bu defa Fâtıma
radıyallahu anhâ:
– Allah’ın çağrısına icâbet eden babacığım vah, mekânı Firdevs cenneti olan babacığım vah, kara haberini ancak dostu Cebrail’le paylaşacağımız babacığım vah, diye ağladı
Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem
’in defninden sonra da Hz
Fâtıma duygu ve üzüntülerini şöyle dile getirdi:
– Resûlullah’ın üzerine (çarçabuk) toprak atmaya eliniz nasıl vardı, gönlünüz nasıl râzı oldu?
[7]
* Bu hadîs-i şerîften de alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber (s
a
v
)’in ölüm acılarına nasıl sabrettiğini, kızı Fâtıma (r
anha)’nın da babasının vefatına nasıl sabrettiğini görmekteyiz
Her ikisi de insan gücü üzerinde bir dayanıklılıkla nasıl sabrettiler ve bize örnek oldular
[8]
30
Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem
’in azadlısı, dostu ve dostunun oğlu olan Ebû Zeyd Üsâme İbni Zeyd İbni Hârise
radıyallahu anhümâ’
dan nakledildiğine göre o şöyle dedi:
Kızı (Zeynep), Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem
’e:
– Oğlum ölmek üzeredir, lutfen bize kadar geliniz, diye haber gönderdi
Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem
:
– “Alan da veren de Allah’tır
O’nun katında her şeyin belli bir vakti vardır
Sabretsin ve ecrini Allah’tan beklesin”,
buyurarak kızına selâm gönderdi
Bunun üzerine Kızı, Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem’e
;
– Ne olur, mutlaka gelsin, diye tekrar haber yolladı
Bu defa Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem
yanında Sa’d İbni Ubâde, Muâz İbni Cebel, Übeyy İbni Kâ’b, Zeyd İbni Sâbit ve başka bazı sahâbîler olduğu halde kalkıp kızına gitti
Çocuğu Hz
Peygamber’e verdiler, kucağına aldı
Yavrucak pek zor nefes almaktaydı
Resûlullah’ın gözlerinden yaşlar boşandı
Durumu gören Sa’d İbni Ubâde:
– Ey Allah’ın Resûlü, bu ne haldir? dedi
Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem
de:
– “Bu, Allah’ın, kullarının kalbine koymuş olduğu merhamet duygusudur”
buyurdu
Hadisin bir başka rivâyetinde Hz
Peygamberimiz,
“Bu, dilediği kullarının kalbine Allah’ın koyduğu bir rahmettir
Zaten Allah ancak, merhametli kullarına rahmet eder”
buyurmuştur
[9]
10-06-2008
#
3
Profil Bilgileri
FataL
--->: Sabır (Sabrın Fazileti)
31
Suheyb (–i Rûmî)
radıyallâhü anh
’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem
şöyle buyurdu:
“Sizden önceki ümmetler içinde bir padişah, bir de onun sihirbazı vardı
Bu sihirbaz yaşlanınca, padişaha:
– “Ben yaşlandım, bana genç birini göndersen de ona sihirbazlığı öğretsem” dedi
Padişah da ona bir genç gönderdi
Gencin yolu üzerinde bir rahip bulunmaktaydı
Genç ona uğradı, yanında oturdu ve konuşmalarını dinledi, beğendi
Sihirbaza her gittiğinde rahibe uğrar ve yanında bir süre kalırdı
Sihirbaz ona “niçin geç kaldın?” diye kızar ve döğerdi
Delikanlı bu durumu rahibe şikâyet etti
O da şöyle dedi:
– Sihirbazdan korktuğunda, “evdekiler alıkoydular”de; âilenden çekindiğinde de “sihirbaz alıkoydu” de
Genç, durumu böylece idare edip giderken, bir gün yolda insanların gelip geçmesine engel olan büyük ve yırtıcı bir hayvana rastladı ve kendi kendine “Sihirbazın mı yoksa râhibin mi daha üstün olduğunu işte şimdi öğreneceğim” diyerek bir taş aldı ve “Ey Allahım, rahibin yaptıklarını sihirbazın yaptıklarından daha çok seviyorsan, şu hayvanı öldür ki insanlar yollarına devam etsinler” dedi ve taşı hayvana doğru fırlatıp onu öldürdü
Halk da geçip gitti
Daha sonra delikanlı râhibe gelip olayı anlattı
Râhip ona:
– Delikanlı! Şimdi artık sen benden daha üstünsün
Zira, sen bu gördüğüm mertebeye erişmişsin
Öyle sanıyorum ki, sen yakında bir belâya uğratılacaksın
Böyle bir şey olursa, sakın benim bulunduğum yeri kimseye gösterme! dedi
Delikanlı, körleri, alaca hastalığına tutulmuş olanları kurtarır ve diğer hastalıkları da tedâvî ederdi
Padişahın o sıralarda kör olmuş bir yakını bunu duydu, değerli hediyelerle birlikte delikanlıya gitti ve:
– Eğer beni tedâvî edersen, bütün bunlar senin olacak dedi
Delikanlı:
– Ben kendiliğimden kimseye şifâ veremem
Şifayı ancak Allah Teâlâ verir
Eğer sen Yüce Allah’a inanırsan, ben ona dua ederim, o da (dilerse) sana şifa verir, dedi
Adam iman etti
Allah Teâlâ da ona şifa verdi
Adam eskiden olduğu gibi padişahın yanına gelip meclisteki yerini aldı
Padişah:
– Senin gözünü kim iyi etti? diye sordu
O da:
– Rabbim, dedi
Bu defa Padişah:
– Senin benden başka rabbin mi var? diye gürledi
Adam:
– Benim de senin de rabbin Allah Teâlâ’dır, dedi
Bunun üzerine sinirlenen padişah adamı tutuklattı ve gencin yerini gösterinceye kadar ona işkence ettirdi
Sonuçta adam gencin yerini söyledi
Delikanlı getirildi
Padişah ona:
– Delikanlı, demek senin sihirbazlığın körleri ve alacaları iyi edecek dereceye ulaşmış
Duydum ki sen epeyce işler yapıyormuşsun, öyle mi? diye sordu
Delikanlı:
– Hayır, ben kimseye şifa veremem
Şifa veren Allah Teâlâ’dır dedi
Padişah delikanlıyı tutuklattı ve rahibin yerini gösterinceye kadar ona işkence ettirdi
Neticede râhip getirildi ve kendisine “dininden dön!” denildi
Râhip bu teklife yanaşmadı
Bunun üzerine padişah bir testere getirtip başının tam ortasından rahibi ikiye biçtirdi
Rahibin parçalarının her biri bir yana düştü
Sonra Padişahın adamı getirildi ona da “dininden dön!” denildi
Ancak o da kabul etmedi
Padişah onu da parçalarının her biri bir tarafa düşünceye kadar testere ile başının ortasından ikiye biçtirdi
Daha sonra delikanlı getirildi ve “dininden dön (yoksa öleceksin)” diye tehdid edildi, fakat delikanlı direndi
Padişah delikanlıyı adamlarından bir gruba teslim etti ve onlara şu tâlimatı verdi:
– Bunu şu dağın tepesine çıkarın, dininden dönerse ne âlâ, değilse, aşağıya yuvarlayın gitsin
Delikanlıyı götürdüler, dağın tepesine çıkardılar
Delikanlı:
“Allahım, beni bunların elinden nasıl dilersen öylece kurtar!” diye dua etti
Bunun üzerine dağ sarsıldı ve onlar aşağı yuvarlandılar
Delikanlı sapasağlam yürüyerek padişahın yanına döndü
Padişah ona:
– Yanındakiler ne oldu? dedi
Delikanlı da :
– Allah beni onların elinden kurtardı, dedi
Bunun üzerine padişah, delikanlıyı adamlarından bir başka gruba teslim etti ve:
– Bunu Kurkur denilen bir gemiye bindirip denizin ortasına götürün
Dininden dönerse ne âlâ, değilse, denize atın gitsin, dedi
Delikanlıyı alıp götürdüler
O:
“Allah’ım, beni bunların elinden dilediğin şekilde kurtar!” diye dua etti
Gemi içindekilerle beraber ala–bora oldu, hepsi boğuldu
Delikanlı sağ–sâlim padişahın yanına döndü
Padişah onu görünce:
– Yanındakiler ne oldu? diye sordu
Delikanlı da:
– Allah beni onların elinden kurtardı, dedi ve ilâve etti:
– Benim sana söyleyeceklerimi yapmadıkça beni öldüremezsin
Padişah:
– Neymiş onlar? dedi
Delikanlı :
– Halkı geniş bir meydanda topla
Beni de bir hurma kütüğüne bağla
Okdanlığımdan bir ok al, yayın tam ortasına koy
Sonra da “Delikanlının rabbinin adıyla de ve at
İşte ancak bunu yaparsan beni öldürebilirsin” dedi
Padişah halkı geniş bir meydanda topladı
Delikanlıyı hurma kütüğüne bağladı
Sonra delikanlının sadağından bir ok aldı, yayına yerleştirdi
“Delikanlının rabbi olan Allah adıyla” deyip oku fırlattı
Ok, delikanlının şakağına isabet etti
Delikanlı elini şakağına koydu ve oracıkta öldü
Bunun üzerine halk:
– Biz, delikanlının rabbine iman ettik, dediler
Daha sonra durumu padişaha ileterek:
– Gördün mü çekindiğin şey nihâyet başına geldi; halk iman etti, dediler
Bunun üzerine padişah, sokak başlarına büyük hendekler kazılmasını emretti
Hendekler ateşle doldurulmuştu
Padişah:
– Bu yeni dinden dönmeyen herkesi, zorla ateşe atın, (yahut “onları ateşe girmeye zorlayın”) dedi
Emri yerine getirdiler
En sonunda kucağında çocuğu ile bir kadın geldi, bir ara ateşe girmemek ister gibi yaptı, sendeledi
Çocuk:
– “Anneciğim, sık dişini, sabret, çünkü sen hak din üzeresin!” de(mek suretiyle annesini cesaretlendir)di
[10]
10-06-2008
#
4
Profil Bilgileri
FataL
--->: Sabır (Sabrın Fazileti)
* Bu hadîs-i şerîfi daha iyi anlayabilmek için kitabımızın 85
Sûresi olan Bürûc sûresi birkaç tefsirden mutlaka okunmalıdır
[11]
32
Enes İbni Mâlik
radıyallahu anh
’den rivâyet edildiğine göre Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem
, (çocuğunun) mezarı başında (bağıra–çağıra) ağlayan bir kadının yanından geçti
Ona:
– “Allah’dan kork ve sabret!”
buyurdu
Kadın:
– Çek git başımdan; zira benim başıma gelen felâket, senin başına gelmemiştir, dedi
Kadın Hz
Peygamberimiz’i tanıyamamıştı
Kendisine, onun Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem
olduğunu söylediler
Bunu duyar duymaz Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem
’in kapısına koştu, orada kapıcılar yoktu
(Özür beyân etmek üzere Hz
Peygamberimiz’e):
– Sizi tanıyamadım, dedi
Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem
de:
– “Sabır dediğin, felâketle karşılaştığın ilk anda dayanmaktır”
buyurdu
[12]
* Bu hadisten de Peygamberimiz (s
a
v
)’in burada yaptığı ve bize de pekçok hadislerde tavsiye ettiği üzere iyiliği emir ve kötülükten sakındırma işi her zaman ve zeminde yapılmalıdır
Yapılan nasihat esnasında gösterilecek tepkilere hazır olmalı ve onlara göğüs germeli, kırıcı davranışlara döndürmemelidir
İyi bir davetçi ve eğitimci yaptığı hizmetlerden dolayı şahsına yapılan hakaretlere bile soğukkanlı davranıp aldırmamalı ve gündeme bile getirmemelidir
[13]
33
Ebû Hüreyre
radıyallahu anh
’den rivâyet edildiğine göre, Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem
, “Allah Teâlâ şöyle buyurdu demiştir
“Dünyada sevdiği bir dostunu aldığım zaman, (sabredip) ecrini Allah’tan bekleyen mü’min kulumun katımdaki karşılığı cennettir
”
[14]
* Bu kudsî hadisten de gerçekten kişinin dünyada sıkıntılara sabretmesi karşılığında derecelerin en büyüğü olan cennete kavuşacağını öğrenmekteyiz
[15]
34
Âişe
radıyallahu anhâ
’dan rivâyet edildiğine göre, kendisi Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem
’e tâun hastalığını sormuş, o da şöyle buyurmuştur:
“Tâun hastalığı, Allah Teâlâ’nın dilediği kimseleri kendisiyle cezalandırdığı bir çeşit azaptı
Allah onu mü’minler için rahmet kıldı
Bu sebeple tâuna yakalanmış bir kul, başına gelene sabrederek ve ecrini Allah’tan bekleyerek bulunduğu yerde ikâmete devam eder ve başına ancak Allah ne takdir etmişse onun geleceğini bilirse, kendisine şehit sevabı verilir
”
[16]
* Tâûn yani veba hastalığı hem bulaşıcı hem de çabucak ölüme götüren bir hastalık olup buna yakalanan kimse gerekli çarelere başvurduktan sonra başkalarına bulaştırmamak ve mükafatını da sadece Allah’tan bekleyerek sabredip bulunduğu yerde oturursa, hem karantina dediğimiz şeyi gerçekleştirmiş hem de sabrından dolayı şehid sevabı almaya hak kazanmıştır
Çünkü müslümanın namazdan başka bir silahı da sabırdır
(Bakara: 2/45) ayetinde olduğu gibi
[17]
35
Enes İbni Mâlik
radıyallahu anh
Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem
’i şöyle buyururken dinlediğini söylemiştir:
“Allah Teâlâ buyuruyor ki: “Kulumu, iki gözünü kör etmekle imtihan ettiğim zaman sabrederse, gözlerine karşılık olarak cenneti veririm
”
[18]
* Bu kudsî hadiste de kaybedilen nimetler ve onların yokluğuna sabretmekle cennetin kazanılabileceği bildirilmektedir
Çaresizlikten dolayı hadiselere katlanmak sabır sayılmaz, müslümanca yaşantıya devam etmekle birlikte başına gelen herşeye sabreden mü’min Allah tarafından çok üstün ve değerli nimetlere kavuşturulacaktır
[19]
36
Atâ İbni Ebî Rebâh’dan şöyle dediği rivâyet edilmiştir:
Abdullah İbni Abbâs
radıyallahu anhümâ
bana:
– Sana cennetlik bir kadın göstereyim mi? dedi
Ben:
– Evet, göster, dedim
İbn Abbâs şöyle dedi:
– Şu (iri yarı) siyah kadın var ya! İşte bu kadın (birgün) Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem
’e geldi ve:
– Beni sar’a tutuyor ve üstüm başım açılıyor
İyileşmem için Allah’a dua ediniz, dedi
Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem
:
–”Eğer sabredeyim dersen, sana cennet vardır
Ama yine de sen istersen, sana şifa vermesi için Allah’a dua ederim”
buyurdu
Bunun üzerine kadın:
– Ben (hastalığıma) sabrederim
Ancak sar’a tuttuğu zaman üstümün başımın açılmaması için dua buyurunuz, dedi
Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem
de ona dua etti
[20]
* Bu hadiste de cennetle sağlıklı bir hayat arasında tercih yapan imanlı bir hanımın durumu sergilenmektedir
[21]
37
Ebû Abdurrahman Abdullah İbni Mes’ud
radıyallahu anh
şöyle dedi:
Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem
’in, gönderildiği kavim tarafından dövülüp yüzü kanatılan, bir taraftan yüzündeki kanı silen bir taraftan da
“Ey Allahım, halkımı bağışla, çünkü onlar bilmiyorlar”
diyen bir peygamberi anlatması hâlâ gözlerimin önündedir
[22]
* Sabrın peygamberlerin hayatındaki yerini gösteren bu hadis peygamberlerin tavsiye ettikleri şeyi önce kendilerinin yaşadıklarını bize göstermektedir
Davetçi ve lider durumunda olanların ümmetten herhangi bir farklarının olmadığını da bu hadisten anlıyoruz
Uhud ve benzeri savaşlarda geri hizmetlere kaçmayıp bizzat savaşta ön saflarda yer alan Peygamber (s
a
v
)’in durumu da bunun canlı bir örneğidir
[23]
38
Ebû Saîd ve Ebû Hüreyre
radıyallahu anhümâ
’dan rivâyet edildiğine göre Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem
şöyle buyurdu:
“Yorgunluk, sürekli hastalık, tasa, keder, sıkıntı ve gamdan, ayağına batan dikene varıncaya kadar müslümanın başına gelen her şeyi, Allah, onun hatalarını bağışlamaya vesile kılar
”
[24]
39
Abdullah İbni Mes’ûd
radıyallahu anh
şöyle dedi:
Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem
’in huzûruna vardım
Kendisi sıtmaya yakalanmıştı
– Ey Allah’ın Resûlü! Gerçekten şiddetli bir sıtma nöbetine tutulmuşsunuz, dedim
– “Evet, sizden iki kişinin çekebileceği kadar ızdırab çekmekteyim”
buyurdu
– (Herhalde) bu iki kat sevap kazanmanız içindir, dedim
– “Evet, öyledir
Allah, ayağına batan bir diken veya başına gelen daha büyük bir sıkıntıdan dolayı müslümanın günahlarını bağışlar
O müslümanın günahları ağaç yaprakları gibi dökülür”
buyurdu
[25]
40
Ebû Hüreyre
radıyallahu anh
’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem
şöyle buyurdu:
“Allah, hayrını dilediği kişiyi sıkıntıya sokar
”
[26]
41
Enes İbni Mâlik
radıyallahu anh
’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem
şöyle buyurdu:
“Başına bir musibet geldi diye hiç biriniz ölümü temenni etmesin
Mutlaka böyle bir şey temenni etmek zorunda kalırsa: ‘Allahım, benim için yaşamak hayırlı olduğu sürece beni yaşat, hakkımda ölüm hayırlı olduğu zaman da beni öldür’ desin
”
[27]
10-06-2008
#
5
Profil Bilgileri
FataL
--->: Sabır (Sabrın Fazileti)
42
Ebû Abdullah Habbâb İbni Eret
radıyallahu anh
şöyle dedi:
Hırkasını başının altına yastık yapmış Kâbe’nin gölgesinde dinlenirken Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem
’e (müşriklerden gördüğümüz işkencelerden) şikâyette bulunduk ve :
– Bize yardım dilemeyecek, Allah’a bizim için dua etmeyecek misiniz? dedik
Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem
şöyle cevap verdi:
– “Önceki ümmetler içinde bir mü’min tutuklanır, kazılan bir çukura konulurdu
Sonra da bir testere ile başından aşağı ikiye biçilir, eti–kemiği demir tırmıklarla taranırdı
Fakat bütün bu yapılanlar onu dininden döndüremezdi
Yemin ederim ki Allah mutlaka bu dini hâkim kılacaktır
Öylesine ki, yalnız başına bir atlı, Allah’tan ve sürüsüne kurt saldırmasından başka hiç bir şeyden endişe etmeksizin San’a’dan Hadramut’a kadar emniyetle gidecektir
Ne var ki, siz sabırsızlanıyorsunuz
”
v
Buhârî’nin bir başka rivayetinde ifade, “Peygamber
aleyhisselâm
hırkasına bürünmüştü
Bizler müşriklerden çok işkence görüyorduk” şeklindedir
[28]
* İslâm’ı hayata hakim kılmak için sabretmenin ne önemli bir iş olduğunu bu hadisten öğreniyoruz
Çünkü semâvî din dediğimiz Allah’ın şeriatı yani müslümanlık sabırla ve pekçok fedakarlıklarla Hz
Âdem’den bu güne kadar gelmiştir, kıyamete kadar da yine aynı fedakarlık ve sıkıntılara sabretmek ve şehidler verilmek suretiyle toplumların hayatına hakim olacaktır
Cihad etmeksizin, sıkıntılara göğüs germeksizin yattığımız yerden biz de müslümanız demekle bu din yayılmaz ve cihana hakim olmaz
Çünkü cennetin yolu sıkıntılara göğüs germekte ve kılıçların gölgesi altındadır
[29]
43
Abdullah İbni Mes’ud
radıyallahu anh
şöyle dedi:
Huneyn Savaşı ganimetlerini taksim ederken Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem
bazı kişilere diğerlerinden fazla hisse verdi
Akra’ İbni Hâbis’e yüz deve, Uyeyne İbni Hısn’a da bir o kadar verdi
Arapların ileri gelenlerine de o günkü taksimde biraz fazla pay verdi
Bunun üzerine bir kişi:
– Vallahi bu taksimde hakkâniyet yoktur, Allah rızâsı da gözetilmemiştir! dedi
Ben de:
– Allah’a yemin ederim ki bunu ben Resûlullah’a söyleyeceğim, dedim
Gittim, adamın söylediklerini anlattım
Bunun üzerine, kızgınlığından Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem
’in yüzü kıpkırmızı kesildi
Sonra şöyle cevap verdi:
– “Allah ve Resûlü de adâlet etmezse, hiç kimse adâlet etmez
”
Daha sonra da şöyle buyurdu:
“Allah, Mûsâ’ya rahmet etsin
O bundan daha ağır bir ithama maruz kalmıştı da sabretmişti
”
Ben (kendi kendime), “Bundan sonra kimsenin sözünü Resûlullah’a iletmeyeceğim” diye karar verdim
[30]
* Bu konuda Musa’ya yapılan eziyetler için bkz
(Bakara: 2/55-56, Maide: 5/24, Ahzab: 33/69)
[31]
44
Enes İbni Mâlik
radıyallahu
anh’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem
şöyle buyurdu:
“Allah, iyiliğini dilediği kulunun cezasını dünyada verir
Fenalığını dilediği kulunun cezasını da, kıyamet günü günahını yüklenip gelsin diye, dünyada vermez
”
Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem
(yine) şöyle buyurmuştur:
“Mükâfâtın büyüklüğü, belânın şiddetine göredir
Allah, sevdiği topluluğu belâya uğratır
Kim başına gelene rızâ gösterirse Allah ondan hoşnut olur
Kim de rızâ göstermezse, Allahın gazabına uğrar
”
[32]
* Şu içinde bulunduğumuz imtihan dünyasında başımıza gelecek her türlü hadise ve sıkıntılara karşı Allah’tan geliyor diyerek sabretmemiz ve dirençli davranmamız gerekiyor
[33]
45
Enes İbni Mâlik
radıyallahu anh
şöyle dedi:
Ebû Talha
radıyallahu anh
’ın hasta bir erkek çocuğu vardı
Ebû Talha evde değilken çocuk öldü
Eve döndüğü zaman:
– “Oğlumun durumu nedir?” diye sordu
Çocuğun annesi Ümmü Süleym:
– O şimdi eskisinden daha rahat, dedi
Akşam yemeğini hazırlayıp getirdi
Ebû Talha yemeğini yedi sonra da hanımıyla yattı
Daha sonra hanımı ona “Çocuğu defnediniz” dedi
Ebû Talha sabahleyin Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem
’e gitti ve olup biteni anlattı
Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem:
– “Bu gece ilişkide bulundunuz mu?”
diye sordu
Ebû Talha:
– Evet, dedi
Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem
:
– “Allahım, bu ikisine mübârek kıl”
diye dua etti
(Zamanı gelince) Ümmü Süleym bir erkek çocuk doğurdu
Ebû Talha bana:
– “Çocuğu al, Peygamber’e götür” dedi
Ümmü Süleym de bir miktar hurma verdi, Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem:
– “Çocuğun yanında herhangi bir şey var mı?”
diye sordu
Ben:
– Evet, bir kaç hurma var, dedim
Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem
hurmaları ağzına alıp çiğnedi
Sonra çıkarıp çocuğun ağzına koydu ve damağını hafifçe oğdu, adını da Abdullah koydu
[34]
v
Buhârî’nin bir rivayetine göre Süfyân İbni Uyeyne; “Ensardan bir kişi (İbâye İbni Rifa’a) Abdullah’ın dokuz çocuğunu gördüğünü, hepsinin de Kur’an’ı okuyan ve mânasını anlayan kimseler olduğunu söylemiştir
”
[35]
v
Müslim’in rivâyetinde ise, olay şöyle anlatılmaktadır:
Ebû Talha’nın, Ümmü Süleym’den olma bir oğlu vefat etti
Ümmü Süleym, ev halkına:
– Ebû Talha’ya ben haber vermedikce, oğlu hakkında hiç biriniz bir şey söylemeyiniz! diye tenbihledi
Sonra Ebû Talha eve geldi
Ümmü Süleym akşam yemeğini getirdi
Ebû Talha yemeğini yedi
Yemekten sonra Ümmü Süleym, eskiden olduğundan daha güzel süslendi
O da hanımıyla yattı
Ebû Talha’nın karnı doyup tatmin olduğunu görünce Ümmü Süleym ona:
– Ey Ebû Talha, bir millet, bir aileye emânet bir şey verseler de, sonra emânetlerini isteseler, iade etmeyebilirler mi, ne dersin? dedi
Ebû Talha:
– Hayır, (vermemezlik edemezler) dedi
Ümmü Süleym:
– O halde oğlunu geri alınmış böyle bir emânet bil, dedi
Ebû Talha kızdı ve:
– Mademki öyle, niçin hiç bir şey olmamış gibi davrandın? Şimdi de tutmuş, oğlumun durumunu bana haber veriyorsun, öyle mi? dedi
Derhal kalkıp Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem
’e gitti ve olanı biteni olduğu gibi haber verdi
Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem
:
– “Geçen gecenizi Allah hakkınızda bereketli kılsın”
buyurdu
Ümmü Süleym hâmile kaldı
Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem
bir sefere çıkmıştı
Ümmü Süleym de bu sefere iştirak etmişti
Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem
seferden döndüğünde Medine’ye gece girmezdi
Medine’ye yaklaştıklarında Ümmü Süleym’i doğum sancıları tuttu
Bu sebeple Ebû Talha onun yanında kaldı, Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem
yoluna devam etti
Ebû Talha şöyle demeye başladı:
– Rabbim! Sen çok iyi bilirsin ki ben, Resûlün ile beraber Medine’den çıkmaktan, onunla beraber Medine’ye girmekten son derece memnun olurum
Fakat bu defa bildiğin sebepten takılıp kaldım
Bunun üzerine Ümmü Süleym:
– Ebû Talha! Şimdi artık sancım kalmadı
Sen git, dedi
(Enes diyor ki) Biz yolumuza devam ettik
Medine’ye geldiklerinde Ümmü Süleym’i yine doğum sancısı tuttu ve bir erkek çocuk doğurdu
Annem (Ümmü Süleym) bana:
– Enes, bu çocuğu sen sabahleyin Resûlullah’a götürmeden kimse emzirmesin, dedi
Sabahleyin ben çocuğu alıp Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem
’e götürdüm
Resûlullah’ın elinde bir dağlama âleti vardı
Beni görünce:
– Herhalde Ümmü Süleym doğum yaptı, buyurdular
– Evet, dedim
Hemen elindeki dağlama âletini bıraktı
Ben de çocuğu kucağına verdim
Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem
, Medine’ye has acve hurmasından bir tane istedi
Onu ağzında iyice çiğnedi, sonra da çocuğun ağzına çaldı
Çocuk yalanmaya başladı
Bunun üzerine Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem
:
– “Medinelilerin hurma sevgisine bakın!”
buyurdu
Çocuğun yüzünü okşadı ve ona Abdullah adını verdi
[36]
10-06-2008
#
6
Profil Bilgileri
FataL
--->: Sabır (Sabrın Fazileti)
* Bu hadîs-i şerîften bir annenin çocuğunun ölümüne karşı ne kadar sabırlı ve metanetli olduğunu öğreniyoruz
Dolayısıyla müslüman verilen her nimete karşı veren de alan da Allah’tır, güldüren de ağlatan da Allah’tır inancı ve şuurunda olmalıdır
Herşeyin yani mal, mülk, karı, koca, sıhhat, evlat, göz, kulak, makam, mevki, zenginlik bizlere emanet olarak verilmiş olup bir gün elimizden alınacaktır inancında hayatımızı sürdürmeliyiz
[37]
46
Ebû Hüreyre
radıyallahu anh
’den rivayet edildiğine göre Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem
şöyle buyurdu:
“Gerçek babayiğit, güreşte rakîbini yenen değil, öfkelendiği zaman nefsine hâkim olan kimsedir
”
[38]
* Kişinin kendi istekleriyle mücadelesi her türlü mücadelenin en zorudur
Kişisel ve toplumsal zararlarını düşünerek müslüman öfkelenmemeye çalışmalı ve bu uğurda çok gayret etmelidir
[39]
47
Süleyman İbni Surad
radıyallahu anh
şöyle dedi:
Bir gün Nebi
sallallahu aleyhi ve sellem
’in yanında oturuyordum
İki kişi birbirine sövüp duruyordu
Bunlardan birinin yüzü öfkeden kıpkırmızı olmuş, boyun damarları şişmiş, dışarı fırlamıştı
Bunu gören Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem
şöyle buyurdu:
“Ben bir söz biliyorum, eğer bu kişi onu söylerse, üzerindeki bu kızgınlık hali geçer
Eğer o, “Eûzü billâhi mine’ş–şeytânirracîm = İlâhi rahmetten kovulmuş şeytandan Allaha sığınırım” derse, üzerindeki hâl kaybolur
”
Oradakiler Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem
’in ona
“İlâhî rahmetten kovulmuş şeytandan Allah’a sığın!”
tavsiyesinde bulunduğunu ilettiler
[40]
* Bu hadisin daha iyi anlaşılması için Fussilet: 41/36 ve A’râf: 7/200 ayetlerine bakınız
[41]
48
Muâz İbni Enes
radıyallahu anh
’den rivâyet edildiğine göre Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem
şöyle buyurdu:
“Gereğini yapmaya gücü yettiği halde öfkesini yenen kimseyi Allah, Kıyamet günü herkesin gözü önünde çağırır, hûriler arasından dilediğini seçmekte serbest bırakır
”
[42]
49
Ebû Hüreyre
radıyallahu anh
’den rivâyet edildiğine göre, bir adam Nebî
sallallahu aleyhi ve sellem
’e:
– Bana öğüt ver, dedi
Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem
de ona:
– “Kızma!”
buyurdu
Adam dileğini bir kaç kez tekrar etti
Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem
de (her defasında ısrarla) :
– “Kızma!”
buyurdu
[43]
* Öfkenin büsbütün yok edilmesi mümkün değildir
Abdullah ibn Mubârek’e güzel ahlak nedir? Anlat demişlerdi de O da öfkelenmemekten ibaret olduğunu söylemiştir
Kişi öfkelenmeyi doğuran sebeblerden uzak durmalı her zaman ve her yerde öfkelenmemelidir
Öfke ancak dînî değerlerin korunmasında olursa hoş karşılanabilir
Değilse öfkelenen kimse şeytanın avucuna düşmüş olur ve şeytan ona her türlü kötülüğü yaptırabilir
[44]
50
Ebû Hüreyre
radıyallahu anh
’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem
şöyle buyurdu:
“Erkek olsun, kadın olsun mü’min, Allah’a günahsız olarak kavuşuncaya kadar kendisinden, çoluk çocuğundan, malından belâ eksik olmaz
”
[45]
* Bu dünya imtihan dünyasıdır
İnsanlar değişik ve rengarenk şekillerle Allah tarafından imtihana çekilirler
Kişi imtihanı kazanabilmek için başına gelecek her türlü sıkıntıya karşı sabırlı ve dirençli olmalıdır
[46]
51
Abdullah İbni Abbâs
radıyallahu anhümâ
şöyle dedi:
Uyeyne İbni Hısn (Medine’ye) geldi ve yeğeni Hurr İbni Kays’a misafir oldu
Hurr, Hz
Ömer’in danışma meclisi üyelerindendi
Zaten genç olsun yaşlı olsun âlimler (kurrâ), Hz
Ömer’in danışma meclisinde bulunurlardı
Bu sebeple Uyeyne, yeğeni Hurr İbni Kays’a:
– Yeğenim, senin devlet başkanı yanında önemli bir yerin vardır
Beni kendisiyle görüştür, dedi
Hurr, Ömer’den izin aldı
Uyeyne Ömer’in yanına girince:
– Ey Hattâb oğlu, Allah’a yemin ederim ki, bize fazla bir şey vermiyorsun
Aramızda adâletle de hükmetmiyorsun, dedi
Ömer hiddetlendi, Uyeyne’ye ceza vermek istedi
Bunun üzerine Hurr:
– Ey Müminlerin emiri, Allah, Peygamberine
“Affı seç, iyiliği emret, cahilleri cezalandırmaktan vazgeç!”
(A’raf: 7/199) buyurdu
Benim bu amcam da câhillerdendir, dedi
Allah’a yemin ederim ki, Hurr bu âyeti okuyunca Ömer, Uyeyne’yi cezalandırmaktan vazgeçti
Zaten Ömer, Allah’ın kitabına son derece bağlı idi
[47]
52
Abdullah İbni Mes’ûd
radıyallahu anh
’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem:
– “Hiç şüphesiz, benden sonra, adam kayırmalar ve yadırgayacağınız bazı işler olacaktır”
buyurdu
Ashâb–ı kirâm:
– Ey Allahın Resûlü! O zaman nasıl davranmamızı tavsiye edersiniz? dediler
Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem
de:
–
“Siz üzerinize düşen görevleri yapar, kendi hakkınızı ise, Allah’tan beklersiniz”
buyurdu
[48]
* Sabrın toplum ve sistemle ilgili yönünü ortaya koyan bu hadîs-i şerîfte de yönetenlerin yönetilenlerin kabalık ve cahilliklerine ceza vermek suretiyle karşılık vermemeleri gerektiğini zekat, cihad gibi görevlerin yerine getirilirken mahrum edilen kimselerin bu haklarını Allah’tan beklemeleri gerektiğini, bu tür basit şeylerden dolayı İslâmî idareye baş kaldırarak hak almak için kargaşa çıkarılmaması ve sabredilmesi gerektiğini öğrenmekteyiz
Allah Rasûlü (s
a
v
):
“Allah’a isyan olunan yerde kula itaat yoktur
”
[49]
hadisiyle de bunun sınırını çizmiş olmaktadır
[50]
53
Ebû Yahyâ Üseyd İbni Hudayr
radıyallahu anh
’den rivâyet edildiğine göre Medinelilerden bir adam:
– Ey Allahın Resûlü, falan kişi gibi beni de vâli tayin etmez misiniz? dedi
Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem:
– “Siz, benden sonra adam kayırma olayları göreceksiniz
Havuz başında bana kavuşuncaya kadar sabrediniz!”
buyurdu
[51]
* İşler ehil olmayan kimselere geçince pekçok yanlışlıklar yapılacaktır
Bu hadîs-i şerîfte de her sahada yapılacak olan bu yanlışlıklara müslümanın sabretmesi gerektiği hatırlatılmaktadır
[52]
54
Ebû İbrahim Abdullah İbni Ebû Evfâ
radıyallahu anhümâ
’dan rivayet edildiğine göre, düşmanla karşılaştığı gazalardan birinde Resûlullah
sallallahu aleyhi ve sellem
güneş tepe noktasından batıya doğru meyledinceye kadar bekledi, sonra kalktı ve:
– “Ey müslümanlar! Düşmanla karşılaşmayı arzu etmeyiniz; Allah’tan âfiyet dileyiniz
Fakat düşmanla karşılaşınca da sabrediniz ve biliniz ki, cennet kılıçların gölgesi altındadır”
buyurdu
Sonra Nebi
sallallahu aleyhi ve sellem
şöyle dua etti:
“Ey kitab’ı (Kur’an’ı) indiren, bulutları gökyüzünde gezdiren ve düşman saflarını darmadağın eden Allah’ım, şu düşmanı perişan et ve bizi onlara karşı muzaffer kıl!”
[53]
Tags
:
fazileti
,
sabir
,
sabrin
Sabır (Sabrın Fazileti) ile ilgili Benzer Konular
91 Kez Görüntülendi
Sabrın sonu selamettir[Açıklaması]
Atasözleri
Sabrın sonu mutlaka selamet midir ?
Konu Dışı Başlıklar
çocukların sıkıntılarına sabrın mükafaatı
Kıssalar & Hikayeler
Sabrın Ve Yaratıcılığın Böylesi
Komik Şeyler (Yazı Eklenebilir)
Kuran'da Sabrın Önemi!
Dini Programlar
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
08:43
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545