FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Dini Sohbet
Nefsin Tezkiyesi
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Nefsin Tezkiyesi ile ilgili Benzer Konular
56 Kez Görüntülendi
Nefsin halleri
Dini Sohbet
Nefsin iç dünyasına doğru
Dini Makaleler
Nefsin Arzusuna Uymamak
Kıssalar & Hikayeler
Nefsin Mâhiyeti
Dini Sohbet
Nefsin İç Dünyasına Doğru ..
Güzel Yazılar / Makaleler
Nefsin Mâhiyeti
|
önemli dini günler
Konu Araçları
13-06-2008
#
1
Profil Bilgileri
FataL
Nefsin Tezkiyesi
Nefsin Tezkiyesi başlıklı yazı Mumsema Nefsin Tezkiyesi Forum Alev
Nefsin Tezkiyesi
----------------------------------------------------------
Tezkiye lügatte, temizlemek, arındırmak mânâlarının yanısıra, artırmak, geliştirmek, bereketlendirmek ve feyizlendirmek anlamını da ihtiva eder
Bu mânâ çerçevesinde tezkiye, esasen manevî eğitimin bütün seyrini ifâde eder
Nefsi tezkiye; öncelikle onu küfür, cehalet, kötü hisler, yanlış îtikadlar, fena ahlâklardan temizlemektir
Yâni şer'-i şerife aykırı her türlü îtikâdî, ahlâkî ve amelî yanlışlıklardan arındırmaktır
Onu temizleyip kötülüklerden koruduktan sonra da, îmân, ilim, irfan, hikmet, hayırlı duygular, güzel huylar gibi takva hasletleriyle terbiye ve tezyîn ederek, onu rûhâniyetle doldurmaktır
Tasavvufta tezkiye, nefsin isteklerini azaltarak onun beden üzerindeki hâkimiyetini kırmak ve bu suretle ruhun hükümranlığına imkân sağlamaktır
Bu da ancak nefse karşı irâdeyi güçlendirecek olan riyâzât yoluyla, yâni yiyip içme, uyuma ve konuşmada îtidâle riâyet gibi usûllerle sağlanabilir
Bundan dolayıdır ki, tasavvufta nefsi dizginlemenin usûlü; kıllet-i taam (az yemek), kıllet-i menâm (az uyumak) ve kıllet-i kelâm (az konuşmak)'dır, denilegelmiştir
Çünkü bunlar riyâzât ile nefse hâkimiyetin ilk adımlarıdır
Fakat her hususta olduğu gibi, bu usûlleri tatbîkte de îtidâli elden bırakmamak gerekir
Çünkü beden, Allah'ın insanlara bir emânetidir
Yâni kul, nefsini tezkiye ederken ifrat ve tefritten sakınmalı, onun azgınlıklarına set çekeyim derken, riyâzât ve mücâhedede aşırılığa düşmemelidir
Çünkü din, bütün hâl ve davranışlarda îtidâli emreder
İnsanlara her türlü ifrat ve tefritten uzak durmayı öğütler
Üstelik nefsi, mutlak surette bertaraf etmek mümkün olmadığı gibi, bu, matlûb da değildir
Buna göre nefsin tezkiye edilmesi, nefsânî temayüllerin ilâhî emirler çerçevesinde dizginlenip terbiye edilmesi demektir
Nefsin terbiye ve tezkiye edilmesi, beşerî akıbetin felâket veya saadet olarak gerçekleşmesinde en belirleyici faktördür
Bu terbiye ve tezkiye için evvelâ ilâhî irâdeye ram olup şehevî ihtiraslar ve çirkin hâllere karşı koymaya çalışmak îcâb eder
Her mümin, kendi kusur, noksanlık, acziyet, hîçlik ve cahilliğini idrâk ederek; Rabbini bütün azamet, kudret ve kemâliyle kavramalı ve fiillerine bu idrâk ile yön vermelidir
İşte bu yapılabildiği takdîrde, -Kur'ânî tâbirle- "kötülüğü şiddetle emreden" (Bkz
Yûsuf Sûresi, 53
âyet-i kerîme
) nefs, mezmûm sıfatlardan arınıp makbul bir hâle gelir
Nefsi tezkiyeye çalışmak ve bu uğurda ciddî bir gayret ile seyr u sülûke girmek, ehemmiyetine ve zorluğuna binâen "cihâd-ı ekber" kabul edilmiştir
Nitekim bu tâbiri Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, pek zorlu geçen Tebük Gazvesi'nden dönüşlerinde bizzat ifâde ederek ashabına:
"- Şimdi küçük cihâddan büyük cihâda dönüyoruz
" buyurmuşlardır
Hâlbuki dönmekte oldukları sefer, pek büyük bir gazveydi
Zira seferin evvelinden nihayetine kadar münafıkların fitneleri ve şeytanın vesveseleri eksik olmamıştı
O yıl şiddetli bir sıcaklık ve kuraklık hüküm sürmüştü
Katedilen yol, oldukça uzundu ve yaya yürümeye müsâid değildi
Meyvelerin toplanacağı hasad mevsimi de gelip çatmıştı
Kendilerini kalabalık bir Bizans ordusunun beklemekte olduğu haberi ise, bu gazveyi daha da zorlu bir sefer kılmaktaydı
Otuz bin kişiyi aşan sahâbî ordusu, bin kilometre gitmiş ve geri dönmüştü
Medîne'ye yaklaşırken adetâ şekilleri değişmişti
Derileri kemiklerine yapışmış, saç-sakal birbirine girmişti
Hâl böyleyken Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'in söylediği bu sözün hikmetini merak eden bâzı sahâbiler, hayretler içinde:
"- Yâ Rasûlâllâh! Hâlimiz meydanda! Bundan daha büyük cihâd olur mu?" dediklerinde Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
"- Evet! Şimdi küçük cihâddan en büyük cihâda; nefsin hevâsı ile mü-câhedeye dönüyoruz!" (Bkz
Suyûtî, Câmiu's-Sağîr, II, 73
) buyurdular
Diğer taraftan bütün gazvelere katılıp sâdece Tebük Gazvesi'nden -mazeretsiz- geri kaldıkları için ihtilâftan men (yalnızlığa terkedilmek) ile cezalandırılan ve bu sebeple ashâb ve Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'in yüzlerine bakmadığı, kendileriyle konuşmadığı, selâmlarına bile mukabele etmediği üç sahâbînin tasvîre sığmayan pişmanlık ve perişanlığı meşhurdur
(Bu üç sahabi, Mürâre bin Rabîi'l-Amrî, Hilâl bin Ümeyyeti'l-Vâkıfî ve şâir Ka'b bin Mâlik'tir
Bunlar, bütün gazvelere iştirak etmişlerdi
İçlerinden Ka'b hâriç, diğer ikisi Bedr'e de katılmıştı
Ne var ki Tebük'e iştirak etmemekle içine düştükleri hatâ yüzünden kendilerine alınan tavır karşısında, dünyâ gönüllerine dar gelmişti
Hele Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ve ashabın, selâmlarını dahî almayacak derecede onlardan yüz çevirmesi karşısında, yeryüzü adetâ kendilerine yabancılaşmıştı
Öyle ki, hanımları bile kendileri için artık bir yabancı gibi idi
Zîrâ haklarında vahy-i ilâhî gelene kadar onlarla her türlü irtibat kesilecek ve tecrîd edileceklerdi
Çaresizdiler
Bu sebeple, gece gündüz nedamet gözyaşları döktüler
Erimiş mumlara döndüler
Hatâ yapmışlardı ama, ihlâs, doğruluk, teslîmiyet ve tevbeden uzaklaşmamışlardı
Bu minvalde tam elli gün geçti
Nihayet gerçeği olduğu gibi îtirâf etmeleri ve samîmî bir şekilde tevbe etmelerinin bir mükâfatı olarak şu âyet-i kerîme ile affa mazhar oldular:
"Allah, geri bırakılan üç kişinin de (tevbelerini kabul etti)
Yeryüzü, genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları kendilerini sıktıkça sıkmıştı
Nihayet Allah'tan (O'nun azabından) yine Allah'a sığınmaktan başka çâre olmadığını anlamışlardı
Sonra (eski hâllerine) dönmeleri için Allah onların tevbesini kabul etti
Çünkü Allah tevbeyi çok kabul eden, pek esirgeyendir
Ey îmân edenler! Allah'tan korkun ve sâdıklarla beraber olun
" (Tevbe, 118-119)
(Tafsilatlı malumat için bkz
Osman Nuri TOPBAS, Nebiler Silsilesi, IV, 289-294)
)
Şimdi insaf ile düşünmeli ki, böyle bir cihâd, küçük cihâd addedilir ve küçük cihâddan geri kalmak, insanı daha dünyâ hayâtında bu kadar hakîr ve hacîl bırakırsa, en büyük cihâd olan nefislerin tezkiyesi ve kalelerin tasfiyesi hususundaki gaflet ve ihmâl, yarın huzûr-i ilâhîde insanı ne derece zor ve müşkil bir vaziyete duçar eyler!
Bu ürpertici hakîkat önünde her akıllı mümin, nefsini derhal derin bir muhasebeye tabî tutmalıdır
Yarın çok geç olmadan ve ilâhî hesap gelmeden evvel kendimizi, yine kendi irâdemizle hesaba çekmek mecburiyetindeyiz
Zîrâ yüce Mevlâmızın âyet-i kerîmedeki şu îkâzı gayet şiddetlidir:
"Sizi boş yere yarattığımızı ve bize geri döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?" (el-Mü'minûn, 115)
Diğer bir âyet-i kerîmede de Cenâb-ı Hak:
"İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder?!
" (el-Kıyâme, 36) buyurmuştur
Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
"Akıllı, nefsine hâkim olup onu hesaba çekerek ölümden sonraki hayat için çalışan, ahmak da nefsini hevâsına tabî kıldığı hâlde Allah'tan (hayır) umandır
" (Tîrmizî, Kıyamet, 25; ibn-i Mâce, Zühd, 31) buyurmuştur
Bu itibarla her mümin, tezkiyesi ile mükellef olduğu nefsine karşı ciddî bir mes'ûliyet şuuruyla hareket etmelidir
Kişinin, nefsini tezkiye etmeye çalışırken, bu işin ehemmiyet ve usûllerine vâkıf olması gereklidir
Aksi hâlde «kaş yapayım derken göz çıkarma» meselinde olduğu gibi bir hatâya düşülebilir
Nefsin tehlikelerine karşı Cenâb-ı Hak biz kullarını şöyle uyarır:
"(Ey Rasûlüm!) Nefsânî arzularını kendisine ilâh edinen kimseyi gördün mü? Artık ona sen mi vekîl olacaksın?" (el-Furkan, 43)
Bir hadîs-i şeriflerinde -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz de:
"- Ümmetim adına en çok korktuğum şey; nefislerinin hevâlarına uymalarıdır
" (Suyûtî, Câmiu's-Sağîr, I, 12) buyurmuştur
Bu sebepledir ki nefs tezkiyesi, her mümin için son derece hayatî ehemmiyeti hâiz ve büyük mes'ûliyeti mûcib bir keyfiyettir
Bu mes'ûliyeti Cenâb-ı Hak Kur'ân-ı Kerîm'de:
"Muhakkak ki nefsini tezkiye eden (kötülüklerden arındıran) kurtuluşa ermiş, onu fenalıklara gömen de ziyan etmiştir
" (eş-şems, 9-10) şeklinde ifâde buyurmaktadır
Yâni nefsini terbiye edip uslandıran, selâmetle yolunu katetmiş, bunun aksine onu azgınlık ve vahşîliğiyle başbaşa bırakan da ebedî bir hüsran ve ziyana duçar olmuştur
Görüldüğü üzere nefs, kendisine ölçüsüzce tabî olunduğu zaman ebedî bir felâket sebebiyken, terbiye edilip itaat altına alındığında ise insanı meleklerden üstün bir mevkiye yükselten bir kazanç vesilesidir
Diğer taraftan infak, sadaka, hizmet gibi sâlih ameller, zahiren başkalarına faydalı olmak suretinde görünse de, hakikatte nefse doğruyu, güzeli ve hayırlıyı telkindir
Çünkü iyilikler bu suretle benlikte yer eder ve ruh, bunlarla ünsiyet peyda eder
Diğer bütün sâlih amellerle birlikte sözlerin en güzeli ve en doğrusu olan Kur'ân-ı Kerîm'i okumak, nasihatlerini can kulağıyla dinlemek ve ahkâmıyla âmil olmak da, nefsin ıslâhına en büyük vesilelerden biridir
Hayatını bütünüyle Kur'ân istikâmetinde tanzîm eden bir kul, nefsinin şerrinden ve şeytanın desîselerinden kurtulur ve yalnız Hakk'ın rızâsını talep hâlinde yaşar
Kalbi ilâhî lütuf tecellîlerine mazhar olur
Bu duruma gelen bir kul için, artık gözün gördüğü, kulağın işittiği zahirî iklîmin ötesine manevî bir pancur açılmış ve kâinat, hikmetli ve azametli bir kitâb hâline gelmiştir
O hâlde hiçbir mümin, Kur'ân-ı Kerîm'deki ilâhî emir ve nehiylerden gafil olmamalı, ebedî saadet ve selâmetini tehlikeye almamalıdır
Yüce kitabımız Kur'ân-ı Kerîm'de nefs tezkiyesiyle alâkalı pek çok âyet-i kerîme mevcuttur
Bu âyetlerde "tezkiye":
-Allah Teâlâ'nın tezkiye etmesi,
- Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'in tezkiye etmesi,
- Kişinin kendi nefsini tezkiye etmesi şeklinde, umumiyetle üç kısımda mütâlâa edilmiştir
Dantel
Mumsema
Frmacil
Tags
:
nefsin
,
tezkiyesi
Nefsin Tezkiyesi ile ilgili Benzer Konular
56 Kez Görüntülendi
Nefsin halleri
Dini Sohbet
Nefsin iç dünyasına doğru
Dini Makaleler
Nefsin Arzusuna Uymamak
Kıssalar & Hikayeler
Nefsin Mâhiyeti
Dini Sohbet
Nefsin İç Dünyasına Doğru ..
Güzel Yazılar / Makaleler
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
07:47
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552
553