FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Dini Sohbet
Gerçek Adaletin Yaşandığı Toplumlardaki Huzur
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Gerçek Adaletin Yaşandığı Toplumlardaki Huzur ile ilgili Benzer Konular
47 Kez Görüntülendi
Adaletin Bu mu..
Aşk-Sevgi-Evlilik
Günün 3 Saat Yaşandığı Şehir
Konu Dışı Başlıklar
Huzur ne demektir ve namazda huzur nasıl olur?
Sorular ve Cevaplar
Aşkın en doğru yaşandığı yer sizce neresi ?
Yudumla Anket Bölümü
Günün 3 Saat Yaşandığı Kent
Konu Dışı Başlıklar
Ahir Zamanda Yaşanan Büyük Kuraklık: Hz. Mehdi'nin Çıkış Alametlerinden Biridir
|
Hz. İsa Nasıl Tanınacak? (Hz. İsa'nın Faaliyetleri)
Konu Araçları
01-09-2008
#
1
Profil Bilgileri
Rebiulevvel
Gerçek Adaletin Yaşandığı Toplumlardaki Huzur
Gerçek Adaletin Yaşandığı Toplumlardaki Huzur başlıklı yazı Mumsema Gerçek Adaletin Yaşandığı Toplumlardaki Huzur Forum Alev
Bir ülkede toplumsal barışın ve huzurun tesis edilmesi, ancak adaletin tam olarak sağlanmasıyla mümkün olur
Bu da, her şeyden önce yürürlülükte bulunan hukuk kurallarının tüm vatandaşlara hiçbir ayrım yapılmaksızın eşit bir şekilde uygulanmasıyla sağlanabilir
Aksi yönde uygulamalar söz konusu olduğunda, toplumun adalet sistemine olan güveni azalır
Adaletin ihtiyaç duyulduğu şekilde uygulanabilmesi içinse, insanlara, adalet uğruna kendi çıkarlarını bir kenara bıraktırabilecek bir ahlaka ihtiyaç vardır
Bu ahlak, Yüce Rabbimiz'in bizlere bildirdiği Kuran ahlakıdır
Çünkü Kuran ahlakı insanlar arasında hiçbir ayrım gözetmeden, sadece haktan ve doğrulardan yana, katıksız bir adaleti emretmektedir
Yüce Allah Kuran'da gerçek adaleti, insanlar arasında hiçbir ayrım yapmadan adaletle hükmetmek, insanların hakkını korumak, zulme asla rıza göstermemek, zalime karşı mazlumdan yana tavır almak, ihtiyaç içinde olanlara yardım eli uzatmak olarak emretmektedir
Bu adalet, bir karar vermek gerektiğinde her iki tarafın da hakkını korumayı, olayları çok yönlü değerlendirmeyi, ön yargısız düşünmeyi, tarafsızlığı, hakkaniyeti, dürüstlüğü, hoşgörüyü, merhameti ve şefkati gerektirir
Bunlardan birinin eksikliğinde gerçek adaleti uygulamak zorlaşır
Örneğin olayları itidalli değerlendiremeyen, heyecanına ve hislerine kapılan bir insan, sağlıklı karar veremez, bu duygularının etkisinde kalır
Oysa adaletle hükmeden bir kişi, tüm kişisel duygu ve düşüncelerini bir tarafa bırakmayı, kendisinden yardım talep eden iki tarafa da hakkaniyetli davranmayı, her şart ve durumda doğrulardan yana olmayı, dürüstlükten ve doğrulardan asla taviz vermemeyi Kuran ahlakı ölçüsünde kendine yol edinmelidir
Kişi, öyle bir ahlaka sahip olmalıdır ki, kendi çıkarlarından önce karşı tarafı düşünmeli, kendisine bir zarar gelecek olsa dahi, eğer hak karşı taraftan yanaysa, adil olabilmelidir
İnsanın Allah'ın rızasını kazanması, cehennem azabından kurtulması ve Allah'ın sonsuz nimetlerine kavuşabilmesi için yapması gereken, Kuran ahlakını eksiksiz bir şekilde yaşamaktır
Bunun için her insanın, bu ahlaka ulaşmak için bireysel olarak çaba sarf etmesi, tüm bencil isteklerini ve kişisel menfaatlerini bir yana bırakıp, adaleti, merhameti, hoşgörüyü, şefkati ve barışı kendine yol edinmesi gerekir
Allah Kuran'da gerçek adaleti ayrıntılı olarak bildirmekte, her türlü anlaşmazlığın adaleti ayakta tutmakla çözüleceğini haber vermektedir
Adil yöneticilerden ve adil insanlardan oluşan bir toplumda her türlü anlaşmazlığın kolaylıkla çözüleceği açıktır
Kuran'da adaletin eksiksiz olarak tarifi yapılmış, iman edenlere olaylar karşısındaki tutumları ve adaletin nasıl uygulanacağı açıkça bildirilmiştir
Bu, iman edenler için çok büyük bir kolaylık ve Allah'tan bir rahmettir
Bu nedenle de iman edenler hem Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak, hem de huzurlu, güvenli ve barış içinde bir hayat yaşayabilmek için insanlar arasında eksiksiz bir şekilde adaleti uygulamakla sorumludurlar
Bu önemli hüküm, Kuran’da şöyle bildirilmiştir:
"Şüphesiz Allah, size emanetleri ehline (sahiplerine) teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor
Bununla Allah, size ne güzel öğüt veriyor!
Doğrusu Allah, işitendir, görendir
"(Nisa Suresi, 58)
Yalnıca; insanlar arasında hiçbir ayrım gözetmeden, sadece Allah rızası gözetilerek, Allah’tan korkarak sağlanan adalet gerçek adalettir
Böyle bir adalet hedeflendiğinde, ne şahsi bir menfaat, ne dostluk, ne düşmanlık, ne de kişinin hayata bakış açısı, dili, ırkı, teninin rengi kararlarına etki edemeyecek, sadece ve sadece haktan yana karar verilecektir
Kuran ahlakının yaşandığı toplumlarda gerçek adaletin, gerçek huzurun ve güvenin de yaşanacağı mutlaktır
Çünkü ancak Allah’tan korkan, hesap gününde yaşamı boyunca tüm yaptıklarından hesaba çekileceği bilen bir insan, gerçek adaleti sağlayabilir
İdeolojik Ayrılıklar Müminleri Adaletten Alıkoymaz
Bir insanın adil karar vermesini, sağduyulu düşünmesini ve akılcı davranmasını engelleyebilecek etkenlerden biri, karşısındaki kişiye ya da topluluğa olan kızgınlığı ve kinidir
Aslında bu, din ahlakının yaşanmadığı toplumlarda oldukça yaygın bir bakış açısıdır
Bu toplumlarda insanlar ideolojik ayrılıklar yaşadıkları kişilere karşı her türlü adaletsizliği, ahlaksızlığı kolaylıkla yapabilirler
Fikren karşı oldukları kişinin üzerine işlemediği suçları atar, masum olduğunu bilseler dahi bu kişi aleyhinde şahitlik yapabilirler
Günümüzde dahi sadece bu gibi düşmanca tutumlardan dolayı birçok insan suçsuz yere çok büyük mağduriyetler yaşayabilmektedir
Bazı kişiler doğruyu bilmelerine rağmen kendilerine düşman gördükleri kişilerin lehinde şahitlik yapmaz, ellerinde bu kişinin suçsuzluğunu kanıtlayacak delil olsa bile ortaya çıkarmazlar
Hatta bu kişinin başına kötü bir olay gelmesi, haksızlıklarla karşılaşması ya da zulüm görmesi, söz konusu kişilerde büyük bir sevinç uyandırır
En büyük tedirginlikleri ise adaletin üstün gelmesi ve bu kişinin suçsuzluğunun ortaya çıkmasıdır
İşte bu nedenle de Kuran ahlakının yaşanmadığı toplumlarda insanların birbirlerine güvenmeleri çok zordur
Herkes bir an sonra karşısındaki kişiden kötülük göreceği endişesiyle yaşar
Birbirlerine karşı güvenlerini kaybetmelerinin sonucunda ise yardımlaşma, hoşgörü, şefkat, merhamet, kardeşlik gibi insani özelliklerini zamanla yitirir, birbirlerinden nefret eder hale gelirler
Oysa bir topluluğun ya da kişinin karşıt fikirden olması, iman eden bir kişinin aldığı kararlarda kesinlikle etkili olmaz
Karşısındaki kişi ne kadar kötü ahlaklı olursa olsun, ne kadar düşmanca bir tutum içinde olursa olsun, iman eden kişi bir karar vermesi gerektiğinde tüm bu duygularını bir kenara bırakıp, adaletli davranır, adaletle karar verir, adaleti tavsiye eder
O kişiye karşı hissettikleri aklının ve vicdanının önüne geçemez
Vicdanı ona her zaman Allah'ın emirlerine uymayı, güzel ahlaktan asla taviz vermemeyi söyler
Çünkü bu, Allah'ın iman edenlere Kuran'da bildirdiği bir emirdir
Maide Suresi'nde şu şekilde bildirilir:
"Ey iman edenler, adil şahidler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun
Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın
Adalet yapın
O, takvaya daha yakındır
Allah'tan korkup-sakının
Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır
"(Maide Suresi, 8)
"Söylediğiniz zaman –yakınınız dahi olsa- adil olun
Allah’ın ahdine vefa gösterin
İşte bunlarla size tavsiye (emr) etti; umulur ki öğüt alıp-düşünürsünüz
"(Enam Suresi, 152)
Adalet, Dil, Irk, Etnik Köken Gözetilmeden, Tüm İnsanlar Arasında Eşit Olarak Uygulanmalıdır
Dünya üzerinde gelişen olayları incelediğimizde adaletin yer, zaman ve kişilere göre farklı şekilde uygulanabildiğine şahit oluruz
Örneğin bazı toplumlarda kişilerin tenlerinin rengi adaleti uygulayan kişilerin kararına etki eder
Beyaz ten rengi olan bir kişiyle siyah ten rengi olan kişiye aynı durumlarda, aynı kararla hükmedilmez
Geçtiğimiz yüzyılda Hitler'in Ari ırkı diğer ırklardan üstün görüp, milyonlarca insanı sırf ırkları nedeniyle yok etmek istemesi de bu adaletsizlik anlayışının ve vicdansızlığın bir örneğidir
Oysa Kuran ayetlerinde farklı halkların ve kabilelerin yaratılmasının hikmetlerinden biri, insanların "birbirleriyle tanışmaları" olarak bildirilir
(Hucurat Suresi, 13)
Farklı ırk ve milletlerin var olmasının amacı, çatışma ve savaş değil, kültürel bir zenginliktir
Bu çeşitlilik Allah'ın yaratışındaki bir güzellik ve hikmettir
Bir insanın daha uzun boylu, birinin kısa boylu olması, bir kişinin teninin beyaz diğerinin sarı renk olması bu kişiye herhangi bir üstünlük getirmediği gibi, bir eksiklik olarak da nitelendirilemez
Bunların her biri Allah'ın takdir etmesiyle ve çok büyük hikmetlerle yaratılmıştır
Ancak bu farklılıkların Allah Katında hiçbir önemi yoktur
İman eden bir insan tek üstünlüğün takva ile, yani Allah korkusu ve Allah'a imandaki üstünlükle olduğunu çok iyi bilir
Allah, Hucurat Suresi'nde bu gerçeği şu şekilde bildirir:
"Ey insanlar, gerçekten, Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık
Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır
Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır
"(Hucurat Suresi, 13)
Peygamberimiz Hz
Muhammed (sav) de, kavmine, Kuran ahlakına uygun davranılmadığında insanların sadece renkleri ya da ırkları farklı olduğu için birbirlerine karşı düşmanca duygular besleyebildiklerini hatırlatmış ve Müslümanları Kuran'da uygun olmadığı bildirilen bu davranıştan sakınmaya davet etmiştir
Bundan 1400 yıl önce Peygamberimiz Hz
Muhammed (sav) aracılığıyla insanlara bir rahmet olarak gönderilen Kuran'da, tüm bu ilkel mantıklar ortadan kaldırılmış, rengi, ırkı, dili ne olursa olsun tüm insanların eşit olduğu bildirilmiştir
Peygamberimiz (sav) iman etmeyen toplumlarda var olan, insanları ırka ve renge göre değerlendirme anlayışının basitliği üzerinde durmuş ve Veda Hutbesinde Arap kavmine hitaben şöyle söylemiştir:
"Soylarla övünülmez
Araplar, Arap olduklarından Acemlerden; Acemler de, Acem olduklarından Araplardan üstün sayılamazlar
Çünkü Allah Katında en yüce olanınız, ona karşı gelmekten en fazla kaçınanınız (en takvalınız)dır
"
Dantel
Mumsema
Frmacil
01-09-2008
#
2
Profil Bilgileri
Rebiulevvel
--->: Gerçek Adaletin Yaşandığı Toplumlardaki Huzur
Kuran Ahlakında Kişinin Zengin Ya da Fakir Olması Uygulanan Adalet Anlayışını Değiştirmez
Kişinin fakir ya da zengin olması da müminin adaletle hükmetmesini engellemez, kararlarını etkilemez
Bir insanın sadece maddi güç sahibi olduğu için diğer insanlara haksızlık yapması, zulmetmesi ve bundan da hiçbir karşılık görmeden kurtulması çok büyük bir adaletsizliktir
Oysa günümüzde bazı dünya devletlerine baktığımızda, zenginleri kollayan, fakirlere ise ikinci sınıf insan muamelesi yapan bir anlayışın hakim olduğu görülmektedir
Buna göre bazı zenginler adaletten daha fazla faydalanmakta, fakirlerden üstün tutulmayı kendilerinde bir hak gibi görmektedirler
Dahası, adalet mekanizmalarını kendi menfaatleri için yönlendirmeye çalışmaktadırlar
Bu anlayış din ahlakının yaşanmadığı toplumlarda çok büyük adaletsizliklere neden olmakta, insanların bir bölümü çok büyük bir sefaletle mücadele ederken, diğerleri zenginliklerinin verdiği ayrıcalıkları kullanmaktadır
Ancak tüm bunlara rağmen adaletin hakim olması, insanlar arasında toplumsal barışın sağlandığı bir hayatın hakim kılınması mümkündür
Bu da, Kuran ahlakının yaşanmasıyla ve insanların Kuran ahlakından taviz vermemeleriyle olabilir
Çünkü Allah bir ayetinde şu şekilde emreder:
"
Allah için şahidler olarak adaleti ayakta tutun
(Onlar) ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah onlara daha yakındır
Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkuları)nıza uymayın
Eğer dilinizi eğip büker (sözü geveler) ya da yüz çevirirseniz, şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır
"(Nisa Suresi, 135)
Allah'ın bu emri uyarınca Allah'tan korkan mümin, karşısındaki kişi fakir de olsa zengin de olsa, her ne şart olursa olsun, mutlaka adaletle hükmeder, o kişinin maddi durumu nedeniyle farklı bir tutum içine girmez
Çünkü zenginlik ya da fakirliğin Allah'ın insanları denemek için yarattığı geçici dünya şartları olduğunu bilir
İnsan öldüğü zaman dünyadaki malının ve mülkünün hiçbir değeri kalmayacak, sadece takvasıyla karşılık bulacaktır
Allah'ın hoşnut olacağını bildirdiği tavır ise hakkaniyettir, adalettir, dürüstlüktür, doğruluktur ve bu güzel ahlakın karşılığı, sonsuz ahiret mükafatları olacaktır
Toplumdaki her türlü kötülüğün kökeni adaletsizliktir
Adaletsizliğin yaygınlaştığı toplumlarda ahlaksızlık, suç ve kargaşa da yaygınlaşır
Verilecek Karar Kendi Yakınları ile İlgili Olsa Dahi, Mümin Adaletle Hükmetmekle Sorumludur
Din ahlakının yaşanmadığı toplumlarda bir kişi sevdiği bir kişiye, başka birine olduğundan daha toleranslı davranabilir, bir an olsun bazı gerçekleri görmezden gelebilir
Ancak asıl önemli olan insanın her şart ve durumda adaletten hiçbir şekilde taviz vermemesi, Allah'ın "Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, Allah için şahidler olarak adaleti ayakta tutun
"(Nisa Suresi, 135) ayetine titizlikle uymasıdır
İnsanlarda güven duygusu oluşturacak olan da karşılarındaki kişinin her şart altında doğrulardan yana tavır alacağını bilmektir
Sadece kan veya dostluk bağı olduğu için yakınların korunup-gözetilmesinin, adalet bekleyen kişilerde huzursuzluk oluşturacağı ve güvensiz bir ortam meydana getireceği kesindir
Özellikle de yönetici konumundaki kişilerden bu yönde bir tavır görmek, toplumda çok büyük bir tahribat meydana getirir
Ancak Kuran'ın hükümlerine göre hareket eden bir kişi, Allah'ın " Söylediğiniz zaman -yakınınız dahi olsa- adil olun
Allah'ın ahdine vefa gösterin
İşte bunlarla size tavsiye (emr) etti; umulur ki öğüt alıp-düşünürsünüz
"(Enam Suresi, 152) şeklinde bildirdiği emirlerine uyar
Bu tavır, onun Allah'a olan güçlü imanının ve güzel ahlakının bir göstergesidir
Türk İslam Tarihinden Adalet Örnekleri
Peygamberimiz Hz
Muhammed (sav)'den sonra da Kuran ahlakından taviz vermeyen ve elçilerin yolunu izleyen adil yöneticiler, barış ve huzur dolu toplumlar oluşturmayı başarmışlardır
Kuran'da haber verilen gerçek adalet, doğruluk ve dürüstlük, bu yöneticiler döneminde de hüküm sürmüş ve bu yönetimler kendilerinden sonra gelecek insanlara birer örnek teşkil etmişlerdir
Çok şerefli bir geçmişe sahip olan Türk halkı da adaletli, hoşgörülü ve dürüst yönetimiyle tarihe geçmiş bu ender topululuklardan biridir
Bu gerçek, Batılı pek çok tarihçi tarafından teyit edilmekte, geçmişte Türklerin yönetiminde asırlarca yaşamış halklara mensup araştırmacılar tarafından da samimiyetle dile getirilmektedir
İki büyük Türk imparatorluğu olan Büyük Selçuklular ve Osmanlı İmparatorluğu bu konuda akla gelen ilk örneklerdir
Bu imparatorlukların yönetimi altında asırlar boyunca yaşayan çeşitli halklar arasında gerçek adalet sağlanmış, toplumda barış ve hoşgörü hakim olmuştur
Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nun Adaletle Hükmeden Hakanları
Türklerin İslamiyet’i kabulüyle birlikte hakanların, padişahların yönetimi de İslam ahlakına göre olmuştur
Kuran'da Allah'ın bildirdiği adaleti uygulayan yöneticiler, bu tutumları neticesinde çok büyük başarılar elde etmiş, büyük fetihler gerçekleştirmiş ve İslam'ın yayılmasında önemli katkılarda bulunmuşlardır
Örneğin Selçuklu İmparatorluğu'nun en parlak devrinde yönetimde olan Melikşah, Kuran'ın hükümlerini uygulama konusunda oldukça hassas davranmıştır
Ele geçirdiği topraklardaki halka karşı büyük bir hoşgörü ve merhametle yaklaşmış, bunun neticesinde de fethettiği ülkelerin halkları tarafından büyük bir sevgi ve saygıyla anılmıştır
Ermeni tarihçisi Urfalı Mathiu, Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nu şu şekilde anlatır:
"Melikşah'ın saltanatı Allah'ın lütfuna mazhar oldu
Hakimiyeti uzak ülkelere kadar yayıldı ve Ermenilere huzur verdi
Kalbi Hıristiyanlara karşı şefkatle dolu idi
Geçtiği ülkelerin halklarına karşı bir baba gibi davrandı
Birçok şehir ve vilayetler kendi arzuları ile onun idaresine girdi; bütün Rum ve Ermeni beldeleri onun kanunlarını tanıdı
"
(Osman Turan, Türk Dünya Nizamının Milli, İslami ve İnsani Esasları, Cilt 2, s
138)
Tüm tarafsız tarihçiler Melikşah'ın adaletini ve hoşgörülü tavrını içtenlikle dile getirmektedirler
Onun hoşgörüsü Kitap Ehlinin kalbinde de kendisine karşı bir yumuşama oluşmasına vesile olmuştur
Hatta bu nedenle tarihte eşine az rastlanır şekilde, birçok şehir kendi isteğiyle Melikşah'ın idaresi altına girmeyi kabul etmiştir
Tarihçiler tarafından yazılan bu satırlar, İslam ahlakının savaş ya da zorluk döneminde de adaleti gerektirdiğinin örnekleridir
Türklerin -tüm dünyanın zorba imparatorlarla yönetildiği, zulmün hüküm sürdüğü bir dönemde- gösterdiği bu üstün tavır, Kuran ahlakına olan bağlılıklarının ve yüksek karakterlerinin önemli göstergelerinden biridir
Fatih Sultan Mehmet Döneminde Gerçek Bir Adalet Sağlanmıştır
Fatih Sultan Mehmet döneminde yapılan fetihlerle İmparatorluk üç kıtaya yayılmış, İstanbul'un fethi ise bir çağın kapanıp, yeni bir çağın açılmasına neden olmuştur
Bu fetih Osmanlı'da olduğu gibi, Avrupa tarihinde de bir dönüm noktasıdır
İstanbul'u olağanüstü bir askeri deha ile fetheden ve böylelikle dünyada bir çağı değiştiren Fatih, gittiği her yeni ülkeye İslam ahlakının adaletini ve hoşgörüsünü götürmüştür
Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethi, ilk başlarda gayrimüslim halk arasında büyük bir korkuya neden olmuştur
Baskılara ve saldırılara maruz kalacaklarını düşünen bu kişilerin büyük bir bölümü ya firar etmiş ya da Ayasofya'da toplanmıştır
Ancak Fatih Sultan Mehmet onlara hoşgörü ve adaletle yaklaşmış, her türlü korkudan uzak olarak evlerine dönmelerini ve işleriyle rahat bir şekilde uğraşmalarını istemiştir
(Prof
Dr
Bilal Eryilmaz, Osmanlı Devletinde Gayrimüslim Tebaanın Yönetimi, Risale Basın-Yayın LTD
Mart, 1996, s
29-30) Onlara dinleri konusunda hiçbir baskı yapmamış, aksine birçok din mensubunu büyük bir hoşgörüyle karşılayarak, onların dinlerini rahatça yaşayabilecekleri bir ortam hazırlamıştır
(Cumhuriyet Gazetesi, Fatih ve Fetih 4, Erdoğan Aydın, 31 Mayıs 2000, s
9)
01-09-2008
#
3
Profil Bilgileri
Rebiulevvel
--->: Gerçek Adaletin Yaşandığı Toplumlardaki Huzur
Allah Korkusu Adaletin Temel Kaynağıdır
Allah'tan korkmayan insanlar, Allah'ın beğenmediği her türlü tavrı gösterebilirler
Allah'a hesap vereceğini unutmuş insanlardan oluşan bir toplumda kişilerin dürüst olması, insanlara fedakarlıkta bulunması, adil ve namuslu olması, kısacası güzel ahlaklı olması için hiçbir neden yoktur
Oysa "… Allah'tan korkup-sakının ve bilin ki Allah, muhakkak ki korkup-sakınanlarla beraberdir
" (Bakara Suresi, 194) ayetinin hükmü gereği Yüce Allah'tan korkan ve vicdanını dinleyen insanların oluşturduğu bir toplumda insanlar hangi mevkide ya da kesimde olurlarsa olsunlar kendi aralarındaki ilişkilerinde adaletsizlik yapmaktan titizlikle sakınır, hukuk sisteminin uygulayıcıları da toplum baskısı, kişisel husumetler ve ideolojik farklılıklar gibi nedenlerden hiçbir şekilde etkilenmezler
Böyle bir adaletin ve hoşgörünün hüküm sürdüğü bir toplum yapısı, günümüzde dünyada en çok özlenilen modeldir
Bunun için de tek çözüm, Kuran ahlakını eksiksizce yaşamaktır
Yukarıdaki örneklerde de görüldüğü gibi Müslüman Türk halkı da tarih boyunca adaletiyle, hoşgörüsüyle, merhametiyle, vicdanıyla, haysiyetiyle dünyaya nizam vermiş şerefli bir geçmişe sahiptir
Kuran'da emredilen ahlak yaşandığı için, toplumun her kesiminden ve seviyesinden insanın adaletli, merhametli, hoşgörülü, sevgi dolu, saygılı, affedici, dürüst olması, toplumlara huzuru ve barışı getirmiştir
Bu huzur dolu ortamın bugün de yaşanması ve devamlılığının sağlanabilmesi için tek yapılması gereken, milli birlik içinde olmak ve Kuran'da bildirilen gerçek adaleti hakim kılmak için ciddi bir çaba göstermektir
Adl (adil olan, adaleti emreden) isminin sahibi ve adalet yapanların en hayırlısı olan Rabbimiz, adaletin Kendi Katındaki önemini Kuran’da şöyle haber vermiştir:
"… Aralarında hükmedecek olursan adaletle hükmet
Şüphesiz, Allah, adaletle hüküm yürütenleri sever
"(Maide Suresi, 42)
Hz
Muhammed (sav)’in Tüm İnsanlığa Örnek Adaleti
Hz
Muhammed (sav)’in peygamberlikle görevlendirildiği dönemde, Arabistan'da, özellikle de Mekke'nin toplumsal düzeninde, birçok sorunlar vardı
"Cahiliye dönemi" olarak adlandırılan İslamiyet’ten önceki bu zamanda, ırklar ve dinler arasında çok şiddetli bir ayrım ve bu ayrımdan kaynaklanan huzursuzluklar, farklı dinlere mensup kavimler arasında hoşgörüsüz bir ortam, aşiret kavgaları, adaletsiz bir ekonomik düzen, yağmalamalar, zengin ve fakirler arasında çok büyük uçurumlar ve daha pek çok adaletsiz uygulamalar mevcuttu
Adalet sağlanamıyor, zayıf olanlar gücü ve parası olanlar tarafından olabildiğince eziliyor, insanlara ırkları, dinleri ve dilleri yüzünden zulmediliyordu
Ancak bu olumsuz şartların yaşandığı dönemde Hz
Muhammed (sav)'in tebliği ve güzel ahlakı, tüm Arap Yarımadasında çok büyük bir etki uyandırmış ve onun döneminde insanlar akın akın İslam’ı kabul etmişlerdir
Kuran'da bildirilen adil hükümler, güzel ahlak, hoşgörü ve barış, sosyal hayata bir düzen ve huzur getirmiştir
Bunun en önemli sebeplerinden biri de Hz
Muhammed (sav)'in, "
insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor"(Nisa Suresi, 58) ayeti gereği, insanlar arasında hiçbir ayrım yapmaksızın adaleti korumasıdır
Peygamber Efendimiz (sav)’in Kitap Ehlinden Necran Halkı ile yaptığı bir sözleşme de bunun bir örneğidir
Bu metin Hz
Muhammed (sav)'in o dönemde benzerine rastlanmayan bir adalet anlayışını insanlar arasında uyguladığını göstermektedir
Peygamberimiz Hz
Muhammed (sav)'in "Adalet isteyen bulacaktır, ne zalim ne de mazlum olacaktır
"</I>(Majid Khoduri, İslam'da Savaş ve Barış, Fener Yayınları, İstanbul, 1998, s
209) şeklindeki sözü, insanlar arasında nasıl bir adalet uyguladığının da ifadesidir
İşte bu benzersiz yönetiminden dolayı Allah'ın elçisine karşı o dönemde çok güçlü bir güven oluşmuş, hatta en şiddetli düşmanları dahi, onun dürüstlüğünü kabul etmişlerdir
Peygamberimiz (sav)'in Allah'ın emirlerini eksiksizce uygulaması sonucunda ortaya çıkan bu güzel ahlak örnekleri, elçilerin sosyal hayata getirdikleri adil, hoşgörülü, barışçı, huzurlu düzeni de tarif etmektedir
Kuran ahlakının eksiksizce yaşandığı bir ortamda ise aynı yukarıdaki örnekte gördüğümüz gibi kardeşçe ve huzur içinde bir yaşam sağlanacağı açıktır
İman Edenlerin Adaleti Her Kesimden İnsanın Saygısını Kazanır
İman eden bir kişi, ancak adaletle davrandığı zaman Allah Katında bir hoşnutluk kazanacağını bilir
Bir müminin güzel ahlakına şahit olan her insan bu kişiye güvenir, yanında rahat eder, her türlü sorumluluğu ve görevi gönül rahatlığı ile kendisine verebilir
Böyle kişiler, düşmanları tarafından dahi saygı ile karşılanır
Hatta onun bu tavrı, iman etmeyen birçok insana örnek olarak iman etmelerine vesile olabilir
Nitekim bu konuda bizim için en güzel örnek Hz
Muhammed (sav)'dir
Peygamberimiz (sav)'in, hiçbir ayrım yapmadan, hoşgörü ve merhameti herkese göstermiş olması, o dönemde yaşayan Hıristiyan, Yahudi, dinsiz, müşrik her kesimden insanın kalbinin İslam ahlakına ısınmasına vesile olmuştur
Bu makale, İlmi Mercek Dergisi
[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz.
Üye Olmak İçin Tıklayın...
]
(Ağustos 2008) 12
sayfada yayınlanmıştır
Tags
:
adaletin
,
gercek
,
huzur
,
toplumlardaki
,
yasandigi
Gerçek Adaletin Yaşandığı Toplumlardaki Huzur ile ilgili Benzer Konular
47 Kez Görüntülendi
Adaletin Bu mu..
Aşk-Sevgi-Evlilik
Günün 3 Saat Yaşandığı Şehir
Konu Dışı Başlıklar
Huzur ne demektir ve namazda huzur nasıl olur?
Sorular ve Cevaplar
Aşkın en doğru yaşandığı yer sizce neresi ?
Yudumla Anket Bölümü
Günün 3 Saat Yaşandığı Kent
Konu Dışı Başlıklar
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
17:16
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552