Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Dini Sohbet

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
Münafıkların özellikleri ile ilgili Benzer Konular
57 Kez Görüntülendi

Pug , özellikleri Kedi ve Köpekler
Pappilon , özellikleri Kedi ve Köpekler
Münafıkların özellikleri Devamı Dini Sohbet
Münafıkların Sıfatları ve Hükümleri Sünnet & Hadis
Münafıkların Fİtne Çıkarma Özellikleri Dini Sohbet

Münafık Neden Ibadet Eder, Neden Müminlerle | Münafıkların özellikleri Devamı
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 02-09-2008   #1
Profil Bilgileri
Standart Münafıkların özellikleri



Münafıkların özellikleri başlıklı yazı Mumsema Münafıkların özellikleri Forum Alev


Ki (bunlar) Allah'ın ahdini, onu kesin olarak onayladıktan sonra bozarlar, Allah'ın kendisiyle birleştirilmesini emrettiği şeyi keserler ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarırlar Kayba uğrayanlar, işte bunlardır (Bakara Suresi, 27)
Münafığın kelime anlamı 'karışıklık ve bozgunculuk çıkaran'dır İçinde bulundukları mümin topluluğun arasına giriş sebepleri de, asıl olarak budur Yaptıklarında kararlıdırlar Her fırsatta müminlerin düzenine karşı bir hareket yapmayı adeta görev edinmişlerdir Mümin olmadıkları halde kendilerini mümin gibi göstermeye ve bu sayede onların imkanlarından faydalanmaya çalışan münafıklar, başlarına bir zorluk veya sıkıntı geldiğinde hemen onlardan ayrılır ve karşı cepheye geçerler; gerçek karakterleri ancak zor zamanlarda ortaya çıkar Bu durum, müminlerin yanında, menfaatleri doğrultusunda kaldıklarının açık bir göstergesidir Bu karakterin Kuran ayetleri ile tanıtılmış yüzlerce özelliği vardır Yalnız münafık karakterini tanımak için, öncelikle Allah'a olan inançlarını bilmek gerekmektedir
ALLAH'A VE AHİRETE İNANÇLARI YÜZEYSELDİR
Dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın her insan, Allah'a iman etmekle, O'nu tek olarak ilah edinmekle ve O'na ibadet etmekle yükümlüdür Bundan dolayı da, Allah'ın sözü olan Kuran'a ihtiyacı vardır
Ancak kendisine henüz hiçbir ilim gelmemiş yani Kuran'a hiç davet edilmemiş kişinin yükümlülüğü ile Kuran'ı yaşaması için teklifte bulunulmuş, onun inceliklerini anlamış olan kişinin üzerindeki yükümlülük elbette ki bir değildir İkinci grup, Allah'a karşı ibadetlerini yerine getirmekle 'tam anlamıyla' sorumludur Münafık, Allah'a inandığını ve Kuran'ı kabul ettiğini söylemekle bu büyük sorumluluğun altına girmiştir Öncelikle, Allah için yaşaması gerektiğini öğrenmiştir Müminlerin arasında kaldığı süre içinde sürekli olarak Allah'ın ve Kuran ayetlerinin anıldığına şahit olmakta, ayrıca elçiyi de tanımaktadır Fakat herşeye rağmen yüz çevirmektedir Allah, bu davranışta bulunanlara şu şekilde hitap etmektedir:
Allah'ın ayetleri size okunuyorken ve O'nun elçisi içinizdeyken nasıl oluyor da inkar ediyorsunuz? (Al-i İmran Suresi, 101)
Yukarıdaki ayet münafıkların Allah'ın ayetlerine karşı olan bakış açılarını ortaya koyması bakımından oldukça önemlidir Zira Kuran'ı okumak ve dinlemek müminin imanını arttırır Elçiyle aynı ortamı paylaşan münafığın da "inanıyorum" dediği ayetleri işittiğinde, normal şartlarda imanının artması ve kalbinin yumuşaması gerekir Fakat o imanını artırmak değil, dünya hayatından kar ve çıkar elde etmek peşindedir Bu nedenle de, işte bu mucize gerçekleşir; Kuran ayetlerini sürekli dinliyor ve uygulama yöntemleri kendisine sürekli gösteriliyor olsa da, kalbindeki hastalık bir türlü şifa bulmaz Unutulmamalıdır ki sadece Allah'ı razı etmek için yapılan şeyler birer kıstas olabilir ve cenneti hak etmeye vesiledirler Oysa münafığın en belirgin özelliklerinden biri, "bir şekilde" iman ediyor gözükse bile, Allah'ı razı etme konusunda gösterdiği gevşek tavırlardır Nitekim bu zayıflık ve gevşeklik, karşısına çıkan en ufak bir zorlukta kendini hemen gösterir Allah şöyle buyurmaktadır:
Fakat iş, kesinlik ve kararlılık gerektirdiği zaman, şayet Allah'a sadakat gösterselerdi, şüphesiz onlar için daha hayırlı olurdu (Muhammed Suresi, 21)
Görülüyor ki, münafık zor bir zamanda daha önce verdiği sözleri unutur ve sadakatsiz bir tavır ortaya koyar Her an alabora olup dağılmaya, göstermelik inancını kaybetmeye müsait bir yapısı vardır Bu da, Allah'a gerçek anlamda iman etmemesi, "inanıyorum" dese de aslında ahirete kesin bir bilgiyle inanmaması nedeniyledir
Hz Muhammed (sav)'in komutasındaki müminler inkarcılara karşı savaşırlarken, aralarından bir grup, düşman karşısında imanlarını yitirmişler, Allah ve Peygamberimiz (sav) hakkında zanlarda bulunmaya başlamışlardır; böylece gerçek yüzlerini göstermişlerdir:
İşte orada, iman edenler, sınanmış ve şiddetli bir sarsıntıyla sarsıntıya uğratılmışlardı Hani, münafık olanlar ve kalplerinde hastalık bulunanlar: 'Allah ve Resulü, bize boş bir aldanıştan başka bir şey vadetmedi' diyorlardı (Ahzab Suresi, 11-12)
Mümin olanlar ise münafıkların gösterdiği zaafın tam tersine daha da güçlenmişlerdir:
Müminler (düşman) birliklerini gördükleri zaman ise (korkuya kapılmadan) dediler ki: 'Bu, Allah'ın ve Resûlü'nün bize vadettiği şeydir; Allah ve Resûlü doğru söylemiştir' Ve (bu,) yalnızca onların imanlarını ve teslimiyetlerini arttırdı (Ahzap Suresi, 22)
İMANLARINDAN SONRA İNKARA SAPARLAR
Allah'a and içiyorlar ki (o inkar sözünü) söylemediler Oysa andolsun, onlar inkar sözünü söylemişlerdir ve İslamlıklarından sonra inkara sapmışlardır ve erişemedikleri birşeye yeltenmişlerdir (Tevbe Suresi, 74)
Münafıklar kendi aralarında çeşit çeşit olabilmektedir Örneğin kimi, mümin topluluğunun içine yalnızca kendisine maddi çıkar sağlamak için girerken, kimi de -sırf onlara olan kininden- aralarına gelip, aleyhte planlar uygulama niyetindedir Bunların yanında, iman ederek müminlerin aralarına katılan, ancak sonradan kalpleri katılaşarak imanlarını yitiren ve onlardan ayrılan münafıklar da var olabilmektedir Bu tarz kişiler iman ettikten sonra niyetlerini bozmuşlar ve inkara sapmışlardır Oysa onlar, daha önce Allah'a ve müminlere bağlılık sözü vermişler, imanlarında kararlı olacaklarına dair vaatte bulunmuşlardır Bu ikiyüzlü davranışları Kuran'da şöyle ifade edilmektedir:
Ki (bunlar) Allah'ın ahdini, onu kesin olarak onayladıktan sonra bozarlar (Bakara Suresi, 27)
MÜMİN TOPLULUĞUNUN İÇİNDEN ÇIKARLAR
Doğrusu, uydurulmuş bir yalanla gelenler, sizin içinizden birlikte davranan bir topluluktur (Nur Suresi, 11)
Peki münafıklar mümin topluluğunun içine nasıl girebilmektedirler? Bu sorunun cevabı Kuran'da bildirilmektedir
Münafık kendini mümin olarak tanıtma konusunda oldukça yeteneklidir Mümin gibi namaz kılarak, Allah'ı anarak kendini -bir süre de olsa- gizleyebilir Kendini gizleyebilmesinin bir başka nedeni de, müminlerin hüsn-ü zanla, yani iyi gözle bakmaları, onları olumlu değerlendirmeleridir Aralarına "ben müminim" diyerek gelen bir kişiye samimi mümin gözüyle bakmaları da, tamamen güzel ahlaklarından ve Allah'ı razı etme çabalarından kaynaklanmaktadır Nitekim çoğunlukla, başından itibaren kişinin niyetinin çarpık olduğu farkedilse bile, "belki zamanla iman edip düzelir" düşüncesiyle müminlerin arasında bulunmasına izin verilir
Kitabın bu bölümünde ele alınacak olan münafıkların genel özelliklerini, bu açıklamalar doğrultusunda incelemekte fayda vardır

 

Rebiulevvel is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Alt 02-09-2008   #2
Profil Bilgileri
Standart --->: Münafıkların özellikleri



KARAKTERLERİ VE RUH HALLERİ
FİTNECİ KARAKTERLERİ VARDIR

Kendilerine: 'Yeryüzünde fesat çıkarmayın' denildiğinde: 'Biz sadece ıslah edicileriz' derler Bilin ki; gerçekten, asıl fesatçılar bunlardır, ama şuurunda değillerdir (Bakara Suresi, 11-12)
Mümin sahip olduğu Allah korkusu sebebiyle, vaktini kesintisiz olarak hayır ve güzellik düşünerek geçirir Din gününde her türlü amelinden ve düşünüp, aklından geçirdiklerinden dahi sorguya çekileceğini bildiği için, sürekli hayra yönelir
Münafık ise hesap vereceği gerçeğinden sürekli tereddüt içinde olduğu için, aklını hayır için kullanmaz Bütün uğraşları fesat üzerinedir Daima bozgunculuk çıkarmak ve müminlere sıkıntı vermek ister
İçinde barındırdığı fitneci karakter ortaya çıktığında ise bunu yine inkar etmeye ve Allah'ın elçisini yalan sözleriyle aldatmaya çalışır; ama elbette başarı sağlayamaz Çünkü Allah onların söyleyecekleri sözleri de müminlere önceden bildirmiştir:
Onlardan bir kısmı: 'Bana izin ver ve beni fitneye katma' der Haberin olsun onlar fitnenin (ta) içine düşmüşlerdir (Tevbe Suresi, 49)
Münafıkların tamamında fitneci bir karakter vardır Gizli ve sinsice yollarla ya da açık açık fitne çıkarmaya çalışırlar Fitnenin anlamı, daha önce de belirttiğimiz gibi, mümin topluluğunun içinde bozgunculuk ve karışıklık yaratmaktır Münafıklar, bu kelimenin tam karşılığını içlerinde barındıran ve dışlarına yansıtan insanlardır Ruhları iyiye ve güzelliğe değil, fitneye ve nifaka açıktır
Kuran incelendiğinde, münafıkların tarih boyunca her dönemde fitne çıkarttıkları anlaşılmaktadır Genel özellikleri Kuran'da çeşitli örneklerle bildirilmektedir Örneğin 'fitneci' karakter gösteren insanlar, aslında hiçbir zaman farklı birşey yapmamışlardır ve izledikleri yöntemler de her zaman birbirinin aynı olmuştur
Kuran'da fitneci karakterine verilen bir başka örnek de Hz Musa'nın kavmindeki münafıkların öncüsü olan Samiri'dir Hz Musa'nın yokluğunu fırsat bilen Samiri, kavmin içinde fitne çıkarmış, birçoğunun haktan sapmasına neden olmuştur
KUVVETİ VE ONURU İNKARCILARDA ARARLAR
'Kuvvet ve onuru (izzeti)' onların yanında mı arıyorlar? şüphesiz 'bütün kuvvet ve onur' Allah'ındır (Nisa Suresi, 139)
Münafıkların bütün değer yargıları sapkın olduğu için, inkarcılara olan bakış açıları da tamamiyle bozuktur Allah'a inanmayan, din ahlakını yaşamayan ve yaşanmaması için mücadele eden bu insanlara karşı sevgi beslerler Çünkü inkarcılardan bazı çıkarlar sağlayabilmektedirler ve bundan dolayı onların kıstaslarını önemli saymaktadırlar Onlar tarafından yüceltilmek, onların değer yargılarına göre üstün konumda olmak, kendileri için en önemli ayrıcalıklardan biridir Kuvvet ve onurun yalnızca Allah Katında olduğunu kavrayamazlar İnkarcıların kalabalık bir topluluk olması, onları aldatır Bu nedenle inkarcıları daha güçlü ve daha üstün sanırlar
Ancak münafıkların bilmedikleri, daha doğrusu kavrayamadıkları bir gerçek daha vardır; o da, Allah'ın daima müminlerin koruyucusu ve destekleyicisi olduğudur Allah inkarcılarla olan mücadelelerinde, müminleri her zaman desteklemiş, onları galip kılmıştır Nisa suresinde bu gerçek "Allah, kafirlere mü'minlerin aleyhinde kesinlikle yol vermez" (Nisa Suresi, 141) şeklinde bildirilmiştir
İNKARCILARI DOST EDİNİRLER
Onlardan çoğunun inkara sapanlarla dostluklar kurduklarını görürsün (Maide Suresi, 80)
Allah müminleri, inkarcıları dost edinmekten men etmiştir Bunun nedeni de açıktır; inkarcılar, Allah'a inanmamakla, O'na yönelmemekle, O'nun ayetlerinden yüz çevirmekle, dost edinilmeyecek bir karaktere sahip olduklarını ispatlamaktadırlar Ahireti tamamen unutmuşlardır Şeytani bir içgüdüyle karşılarındakilere de dünyayı sevdirmeye çalışırlar Onların bu yönlerini çok iyi bilen müminler, inkarcılardan uzak durur, onları asla dost ve sırdaş edinmezler
Münafıklar ise inkarcıları dost bilip, Allah'a inanan, hayatlarını O'nun rızası için çalışarak geçiren, son derece samimi ve temiz insanları düşman edinirler Ayette "Onlar müminleri bırakıp kafirleri dost edinirler" (Nisa Suresi, 139) denmektedir Bunun nedeni, münafıkların inkarcılarla temelde aynı özellikleri taşıyor olmalarıdır Her iki grup da Allah'ı inkar ederek ahireti unutmakta ve çevrelerindeki insanları da bu doğrultuda yönlendirmeye çalışmaktadır Daha önce açıkladığımız gibi her iki grup da 'şeytanın fırkasıdır ve ona hizmet etmektedirler
GÜVENİLMEZ İNSANLARDIR
Buraya kadar anlatılmış olan bütün özelliklerinden anlaşıldığı gibi, münafıklar son derece güvenilmez insanlardır Müminlerin arasındadırlar, ama onlara düşmandırlar Üstelik bu düşmanlıklarını içlerinde gizlemektedirler Sahtekarca davranışlarının bir belirtisi olarak içlerinde gizledikleri bu düşmanlık, onların sinsiliğinin ve vefasızlığının açık bir göstergesidir Dolayısıyla güvenilirliğe dair en ufak bir alamet dahi göstermezler ve verdikleri sözlere asla sadık kalmazlar Ayette şöyle buyrulmaktadır:
Bunlar, içlerinden anlaşma yaptığın kimselerdir ki, sonra her defasında ahidlerini bozarlar Onlar sakınmazlar (Enfal Suresi, 56)
Daha önce belirttiğimiz gibi 'fitne' ve 'fesat' çıkarmaya olan düşkünlükleri onların güvenilmezliklerini tasdiklemektedir Herhangi bir zorluk, sıkıntı anında bu kişilerin sözlerine itimat ederek hareket etmek müminler için mümkün değildir Aksine böyle dönemlerde müminlerin en çok dikkat etmesi gereken, içten içe sinsice bir faaliyet yürüten bu insanlardan Müslümanları korumaktır Güvenilmezlikleri genellikle zorluk anlarında daha da belirginleşen münafıklar hakkında Kuran ayetlerinde onların gerçek karakterleri müminlere haber verilmekte ve müminler dikkatli olmaya çağırılmaktadır
Onlar (hiç) bir mümine karşı ne akrabalık bağlarını, ne de sözleşme hükümlerini gözetip tanırlar (Tevbe Suresi, 10)

 

Rebiulevvel is offline  
Alt 02-09-2008   #3
Profil Bilgileri
Standart --->: Münafıkların özellikleri



YALAN SÖYLERLER

Münafıklar yalanı alışkanlık haline getirmişlerdir Hiç düşünmeden hesapsızca yalan söylerler Oysa Allah insanları yalan söz söylemekten sakındırmakta, onları yalana karşı uyarmaktadır:
Öyleyse iğrenç bir pislik olan putlardan kaçının, yalan söz söylemekten de kaçının (Hac Suresi, 30)
Münafıklar ise Kuran'da, " Allah onların şüphesiz yalancı olduklarına şahidlik etmektedir" (Tevbe Suresi, 107) ayetiyle bildirildiği gibi sürekli olarak yalan söylemektedirler Yalan, samimiyetsizliklerinin açık bir belirtisidir Ayrıca sürekli yalan söylemeleri kendi ruh halleri açısından çok doğaldır Çünkü kalplerinde hiç yaşamadıkları bir sistemin içerisinde hayatlarını sürdürmektedirler Mümin gibi davranmak, içinde yaşadıkları topluluğa karşı durup dinlenmeksizin rol yapmalarına neden olmakta, 'bir mümin gibi' yaşadıklarını, doğru olmasa da kanıtlamaları gerekmektedir Bu durum ise kendilerini, gerçekte hissetmedikleri, yani kalplerinde olmayan şeyleri, ağızları ile söylemelerine mecbur kılmaktadır Onların bu durumları Kuran'da şöyle haber verilir:
Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı (Al-i İmran Suresi, 167)
Nitekim münafıkların en bilinen yalan örneği, mümin olmadıkları halde "müminim" demeleridir Çıkarları uğruna kolayca yalan söylerler ve karşılarındakileri aldatmaya çalışırlar Yalanlarını söylerken de, Allah'ın adını zikrederek, O'nu şahit getirmeye kalkışırlar Bu kişilerle ilgili olarak bir ayette şöyle buyrulmaktadır:
İnsanlardan öylesi vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider ve kalbindekine rağmen Allah'ı şahit getirir; oysa o azılı bir düşmandır (Bakara Suresi, 204)
Kalplerinde iman olmadığı halde mümin oldukları yalanını sürdürmeleri dışında da çıkar sağlamak için çok çeşitli yalanlara başvururlar Bu yalanlarını gerek müminlere, gerekse inkar eden dostlarına rahatlıkla söylerler Bir söz söylerken onlar için önemli olan, insanları hoşnut ederek çıkarlarını en fazla sağlayabilmektir İnsanlara yaranmak maksadıyla söyledikleri bazı yalanlar ayetlerde şöyle haber verilmiştir:
Eğer yakın bir yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi Ama zorluk onlara uzak geldi "Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte (savaşa) çıkardık" diye sana Allah adına yemin edecekler Kendi nefislerini helaka sürüklüyorlar Allah onların gerçekten yalan söylediklerini biliyor (Tevbe Suresi, 42)
Münafıklık edenleri görmüyor musun ki, Kitap Ehlinden inkar eden kardeşlerine derler ki: "Andolsun, eğer siz (yurtlarınızdan) çıkarılacak olursanız, mutlaka biz de sizinle birlikte çıkarız ve size karşı olan hiç kimseye, hiçbir zaman itaat etmeyiz "Eğer size karşı savaşılırsa elbette size yardım ederiz" Oysa Allah, şahidlik etmektedir ki onlar, gerçekten yalancıdırlar (Haşr Suresi, 11)
BİRBİRİNİ TUTMAYAN SÖZLER SÖYLERLER
Siz, gerçekten birbirini tutmaz bir söz (çelişkili ve aykırı görüşler) içindesiniz (Zariyat Suresi, 8)
Yukarıdaki ayette de bildirildiği gibi münafıkların konuşmaları çelişkilerle doludur Zira sık sık yalan söyledikleri için sözleri çoğunlukla birbirini tutmaz Müminlerinki gibi bir akla sahip olmadıkları ve yalnızca zekalarını kullanarak konuştukları için sözlerinin çelişki dolu olması çok normaldir Çünkü Kuran'da 'akledemeyen' bir kavim olarak bahsedilen münafıklar, akılsız olmaları nedeniyle incelikleri kavrayamayan, olaylardaki detayları göremeyen bir yapıya sahiptirler Üstelik akledemedikleri için 'birbirini tutmaz sözlerle' ne kadar küçük duruma düştüklerinin farkına da varamazlar Oysa kendileri hariç herkes birbirini tutmayan konuşmalar yaptıklarının farkındadır
TEVEKKÜLSÜZDÜRLER
İmanın en önemli alametlerinden biri, kişinin Allah'a duyduğu güven ve teslimiyettir Kuran'da "tevekkül" olarak adlandırılan bu özellik gerçekten iman edenlerle, gerçek anlamda iman etmeyenler arasındaki en belirgin farklardan biridir Allah'a gerçekten iman eden kişi, karşısına çıkan her olayın, kendisi için mutlaka hayır olduğunu bilir ve tevekküllü davranır Allah Kuran'da müminlerin bu özelliklerini şöyle haber vermiştir:
Onlar sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir (Nahl Suresi, 42)
Münafık ise başına gelen olaylara karşı tevekküllü değildir O herşeyin kendi aleyhinde gelişeceğine inanır Her an başına bir kötülük gelebileceği endişesi içinde yaşar Bunun ardındaki ana neden, Allah'tan uzak yaşamasının bir sonucu olarak, dünyaya ait korkulara ve kaygılara kapılmasıdır
Buna en önemli delil, kendilerince hiç hesapta olmayan zorluk zamanlarıdır Kuran'da, mücadele dönemleri bunun için açıklayıcı bir delil kılınmıştır Peygamberimiz (sav)'in zamanında münafıklar, savaş anı geldiğinde, Allah'a tevekkül etmemişler ve ölüm baygınlığı geçirircesine bir korkuya kapılmışlardı
Şayet korku gelecek olsa, ölümden dolayı üstüne baygınlık çökmüş kimseler gibi gözleri dönerek sana bakmakta olduklarını görürsün (Ahzap Suresi, 19)
Hani onlar size hem üstünüzden, hem alt tarafınızdan gelmişlerdi; gözler kaymış, yürekler hançereye gelip dayanmıştı (Ahzap Suresi, 10)
Allah, Kuran'da, savaş sırasında münafıkların kapıldıkları korku durumunu bir başka ayette şöyle vurgulamaktadır:
Eğer onlar bir sığınak ya da (kalacak) mağaralar veya girebilecekleri bir yer bulsalardı, hızla oraya yönelip koşarlardı (Tevbe Suresi, 57)

 

Rebiulevvel is offline  
Alt 02-09-2008   #4
Profil Bilgileri
Standart --->: Münafıkların özellikleri



HEMEN UMUTSUZLUĞA DÜŞERLER

Müminlerin en üstün özelliklerinden biri, kendilerine isabet eden bir zorluk veya sıkıntı karşısında asla umutsuzluğa kapılmamaları, sabırlı ve tevekküllü davranıp olayları hayra yormalarıdır Nitekim müminler çok önemli bir gerçeği kavramışlardır Bu, Allah'ın herşeyin, her olayın, her anın yaratıcısı olduğu gerçeğidir Dolayısıyla başlarına gelen olay, mutlaka Allah'ın kontrolünde olacaktır Bu durumda müminler, kendilerine isabet eden güçlükleri, birer sıkıntı veya zorluk unsuru olarak değil, hayır olarak değerlendirirler:
Onlara bir musibet isabet ettiğinde, derler ki: 'Biz Allah'a ait (kullar)ız ve şüphesiz O'na dönücüleriz (Bakara Suresi, 156)
Münafık müminin tam tersine, başına gelen her olayı kendi aleyhine olarak değerlendirir Hiçbir şekilde mutlu olmaz, olaylara hep olumsuz gözle bakar Kendi aleyhinde gibi görünen bir olay karşısında sabır gösterip tevekkül etmeyi bilmez ve derhal umutsuzluğa kapılır Zira beklentisi Allah'tan değildir; Rabbimizin sonsuz gücünü takdir edememektedir Kendilerinden yardım umduğu insanlar ve dünyada elde etmeye çalıştığı çıkarları da beklentilerini karşılamamaktadır Dolayısıyla münafığa hakim olan umutsuz ruh hali, yanlış beklentilerinin oldukça doğal bir sonucudur
Münafık, yaşamı içinde sürekli güzel gördüğü şeylerin kendisinin olmasını ve istediği herşeyin gerçekleşmesini arzu eder Olaylar bu yönde geliştiği sürece de 'normal' davranır Ancak elbette istediği şeyler her zaman gerçekleşmez ve bu durumda da açıkça bir nankörlük göstererek umutsuzlaşır İşte Allah'a tam bir teslimiyetle iman etmeyenlerin ve kalplerinde hastalık bulunanların bu özelliği aşağıdaki ayetle bildirilmiştir:
İnsana bir nimet verdiğimizde sırt çevirir ve yan çizer; ona bir şer dokunduğu zaman da umutsuzluğa kapılır (İsra Suresi, 83)
KİBİRLİDİRLER
Onlara: 'Gelin Allah'ın Resulü sizin için mağfiret (bağışlanma) dilesin" denildiği zaman başlarını yana çevirdiler Sen, onların büyüklük taslamışlar olarak yüz çevirmekte olduklarını görürsün (Münafıkun Suresi, 5)
Kibir şeytana uymanın, alçakgönüllü ve tevazulu olmak ise imanın getirdiği özelliklerdir Kitabın başlarında da anlatılmış olduğu gibi, münafık haksız yere bir kibir ve büyüklenme içindedir
Mümin, aklıyla ve imanıyla herşeyin tek sahibinin Allah olduğunu, kendisinin Allah'a karşı acz ve fakr içinde olan bir 'kul' olduğunu anlamıştır ve bu nedenle de asla büyüklenmez Ancak, iman, akıl ve kavrayış açısından zayıf olan münafık kendini beğenir ve eksikliklerini görmez
Oysa, kendinden milyonlarca kat küçük bir virüse yenilen, göremediği ve karşı koyamadığı bir mikrop yüzünden hastalanıp yatağa düşen, yaşı ilerledikçe elleri, dizleri titreyen, doğru dürüst yürüyemeyecek kadar aciz olan bir varlıktır insan Elbette ki bu durum apaçık ortadayken, tevazu esas olmalıdır Fakat kavrayamayan ve akledemeyen münafıklar, sanki bütün bu gerçekler kendileri için geçerli değilmiş gibi davranıp, hiç de hakları olmadığı halde büyük bir kibir ve büyüklenme içinde yaşarlar Bu halleriyle de, hem Allah'ın Katında, hem de aklı selim insanların gözünde küçük düşerler Allah böyle kişilerin durumlarını bir ayette şöyle bildirmektedir:
İşte yeryüzünde haksız yere büyüklenmeniz (istikbarınız) ve fasıklıkta bulunmanızdan dolayı, bugün alçaltıcı bir azap ile cezalandırılacaksınız (Ahkaf Suresi, 20)
KISKANÇTIRLAR
Yoksa onlar Allah'ın kendi fazlından insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar? (Nisa Suresi, 54)
Münafıkların bir başka şeytani özellikleri de kıskanç olmalarıdır Başkalarının sahip oldukları üstünlükleri kabullenemezler İyi olan herşeye yalnızca kendilerinin layık olduğunu düşünür, bu nedenle, her türlü nimeti kıskanırlar Kıskandıkları kişiler de genellikle müminlerdir Müminlerin sahip oldukları akıl, heybet, zenginlik, haset ettikleri konuların başında gelir Bu kıskançlık, içlerindeki kinin daha da artmasına da sebep olmakta, bu yüzden müminlerin inkara sapmasını içten arzu etmektedirler
TARTIŞMACI VE SALDIRGANDIRLAR
Hayır, onlar 'tartışmacı ve düşman' bir kavimdir (Zuhruf Suresi, 58)
İnkarcılar gibi tartışmacı olan münafıklar, güzel sözden de anlamazlar Onlar ancak kavgadan, tartışmadan zevk alırlar ve işlerini saldırganlıkla halledebileceklerini zannederler Kuran'da münafıkların bu yönleri de şöyle haber verilmiştir:
Şunların hiçbirine itaat etme: Yemin edip duran, aşağılık, alabildiğine ayıplayıp kötüleyen, söz getirip götüren (gizlilik içinde söz ve haber taşıyan), hayrı engelleyip sürdüren, saldırgan, olabildiğince günahkar, zorba, saygısız, sonra da kulağı kesik (Kalem Suresi, 10-13)
ÖLÇÜYÜ TAŞIRIRLAR VE SINIR TANIMAZLAR
Allah'tan korkan kişi, O'nun sınırlarını korumaya karşı derin bir hassasiyet içerisinde olur Allah'a karşı en ufak bir kusurda bulunmak istemez Münafıkların ise böyle bir titizliği yoktur Ahiretten yana kuşku içindedirler ve hesap vereceklerini ummadıklarından dolayı rahatlıkla Allah'ın sınırlarını aşıp, ölçüyü taşırırlar Din gününü unutan kişilerin nasıl insanlar oldukları Kuran'da şöyle bildirilir:
Ki onlar, din gününü yalanlıyorlar Oysa onu, 'sınır tanımaz, saldırgan', günahkar olandan başkası yalanlamaz (Mutaffifin Suresi, 11-12)
Allah'tan korkmayan, O'nun sınırlarına göre yaşamayan insanlar her türlü günaha ve ahlaki dejenerasyona açıktırlar Kimi insanlar kendine göre birtakım sınırlar çizmeye kalkışsalar da, bu sınırlar yine de hakka uygun olmaz
Bu özelliği gösteren münafıklar da, rahatça en dejenere hayat şeklini benimseyecek yapıdadırlar Kulluk ettikleri şeytan onları kolaylıkla yoldan çıkarıp, en uç noktalara doğru sürükleyebilir Allah'ı için için inkar halinde olduklarından, Allah'ın azabı onlar için caydırıcı bir unsur olmaz Haddi aşmada hiçbir sınırı olmayan bu insanların kurdukları düzen ise, kuşkusuz Allah'ın düzeni karşısında bozulmaya, yok olmaya mahkumdur
NANKÖRDÜRLER
Nankör olduklarının en büyük göstergesi, aralarında bulundukları müddet içinde kendilerine hep iyi gözle bakan, yardımcı olmak için çaba gösteren, Allah'a imana davet eden, ahirette sonsuz azaptan kurtulmaları için öğüt veren müminlere kin ve öfke duyarak onlara karşı cephe almalarıdır İnkarcılarla birlik olup müminlere karşı tuzak kurmaya girişmeleri de, nankörlüklerinin açıkça fiiliyata dökülüşüdür Ancak elbette bu yaptıkları onların yanına kar olarak kalmayacak, aksine sonsuz bir azabın ahirette karşılığını bulacak ve içine gireceklerdir Allah özellikle münafıklara öğüt veren, onları Allah'ın dinine davet eden elçiye karşı yapılan nankörlüğü kesinlikle affetmeyeceğini bildirmektedir:
Sen, onlar için ister bağışlanma dile, istersen dileme Onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen de, Allah onları kesinlikle bağışlamaz Bu, gerçekten onların Allah'a ve elçisine (karşı) nankörlük etmeleri dolayısıyladır (Tevbe Suresi, 80)
ÇOKLUKLA ÖVÜNÜRLER
(Mal, mülk ve servette) Çoklukla övünmek, sizi tutkuyla oyalayıp, kendinizden geçirdi Öyle ki (bu), mezarı ziyaretinize (kabre gidişinize, ölümünüze) kadar sürdü (Tekasür Suresi, 1-2)
Münafıkların övünç kaynakları, sahip oldukları dünyevi değerlerdir Bu değerlerle (güzellik, maddi zenginlik) övünüp insanlara gösteriş yaparlar
Övünç duydukları bir nokta da, inkarcıların sayılarının müminlerden daha çok olmasıdır Akılsızlıklarından dolayı, bununla ilgili kavrayamadıkları bir gerçek ise, Allah'ın bunu Kuran'da zaten bildirmiş olduğu ve bunun müminlerin aleyhine değil, lehine olduğudur Zaten aklın gerekleri ile hareket eden küçük bir topluluğun, akılsızca davranan kalabalık bir topluluğa mücadelede her zaman üstün geleceği ve onlardan çok daha avantajlı olacağı herkesçe bilinen bir gerçektir

 

Rebiulevvel is offline  
Alt 02-09-2008   #5
Profil Bilgileri
Standart --->: Münafıkların özellikleri



NİMET VERİLİNCE ŞIMARIP SEVİNİRLER

Kendilerini çok beğenen, her zaman en üstün ve en akıllı olduklarına inanan münafıklar, kendilerine nimet verildiğinde "nihayet değerlerinin anlaşıldığı" zannına kapılarak daha da şımarırlar Örneğin, müminler onlara öğüt verdiği, hatalarını eleştirdiği zaman öfkelenen ve umutsuzluğa kapılan münafıklar, en ufak bir ilgi, saygı gördüklerinde birdenbire büyüklenmeye, saygısız tavırlarda bulunmaya başlarlar Veya taklidi olarak gösterdikleri güzel bir tavır sebebiyle övülürse, aniden kendilerini herşeyden müstağni görmeye, karşılarındaki insanları ise küçük görmeye başladıkları hissedilir Aynı ruh halleri maddi olarak ellerine geçen nimetler karşısında da ortaya çıkmaktadır
Oysa Allah onları denemek için nimetini artırmaktadır, fakat onlar bunun farkında değildirler Allah'ın düzenini kavrayamayan bu topluluğun ruh hali ve sonları Kuran'da şöyle haber verilmiştir:
Derken kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, onların üzerlerine herşeyin kapılarını açtık Öyle ki kendilerine verilen şeylerle sevince kapılıp şımarınca, onları apansız yakalayıverdik Artık onlar umutları suya düşenler oldular (Enam Suresi, 44)
NİMETLERİ ÜSTÜNLÜK KONUSU EDİNİRLER
Münafıkların kendilerine verilen nimetleri üstünlük konusu edindiklerine Kuran'da tarif edilmiş klasik bir inkarcı olan Karun örneğinde rastlıyoruz Allah'ın deneme için çok bol servet verdiği Karun, elindeki nimetlerden dolayı şımararak, bunları kavmine karşı üstünlük konusu edinmiştir Oysa servetini hak ettiğini düşünmekte, bunların Allah'tan gelen büyük nimetler olduğunu hesaba katamamaktadır Bu, elbette Allah'ı takdir edememesi ve kendi acizliğinin farkında olmamasından kaynaklanmaktadır Karun'un durumu, aynı mantığa sahip münafıklar için Kuran'da verilmiş önemli bir örnektir
Gerçek şu ki, Karun, Musa'nın kavmindendi, ancak onlara karşı azgınlaştı Biz, ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarları, birlikte (taşımaya) davranan güçlü bir topluluğa ağır geliyordu Hani kavmi ona demişti ki: 'şımararak sevinme, çünkü Allah şımararak sevince kapılanları sevmez (Kasas Suresi, 76)
KORKAK KARAKTERLİDİRLER
Gerçekten sizden olduklarına dair Allah adına yemin ederler Oysa onlar sizden değillerdir Ancak onlar ödleri kopan bir topluluktur (Tevbe Suresi, 56)
Garip, şeytani bir mantığı üzerlerinde taşıyan münafıklar aslında hiç de dışarı yansıtmaya çalıştıkları gibi cesur bir karaktere sahip değildirler Savaş ve zorluk anları kalplerindeki hastalığın ortaya çıkması açısından önemli zamanlardır Örneğin, Peygamberimiz (sav) döneminde savaşa çağırıldıklarında mutlaka bu çağrıya icabet edeceklerine dair sözler veren münafıklar, savaş çıkar çıkmaz insanlara karşı duydukları şiddetli korku sebebiyle arkalarını dönüp kaçmışlardır Bu da onların korkak karakterli olduklarına apaçık bir delildir:
Oysa savaş üzerlerine yazıldığında, onlardan bir grup, insanlardan Allah'tan korkar gibi -hatta daha da şiddetli bir korkuyla- korkuya kapılıyorlar ve: "Rabbimiz, ne diye savaşı üzerimize yazdın, bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?" dediler (Nisa Suresi, 77)
FİZİKEN VE RUHEN PİSTİRLER
Münafıkların "cahiliye dini"nin mensupları olduklarından daha önce söz etmiştik Bu dini yaşayanlar, Allah'ın insanlar için seçip beğenmiş olduğu yaşam şeklinden uzak bir hayat sürerler Bu hayatın kurallarını, şeytanın ilhamıyla belirlerler Birbirlerini maddi kıstaslara göre değerlendirmeleri, birbirlerini kıskanmaları ve daha yüzlerce şeytani davranış bu dinin kaidelerini oluşturmaktadır
Bu davranışlarının sonucunda ortaya çirkin bir cahiliye ruhu çıkar Sürekli kötülük tasarlayan, olayları hiçbir zaman hayra yormayan, insanların aleyhinde faaliyet sürdüren, adeta 'şeytanın ruhunu andıran bir ruhtur bu
Nitekim içlerinde böylesine çirkin bir ruh hali yaşayan münafıklar için Allah şöyle hüküm vermektedir:
Onlara geri döndüğünüzde kendilerinden vazgeçmeniz için Allah'a and içecekler Artık siz onlara sırt çevirin Onlar gerçekten pistirler Kazanmakta olduklarının bir cezası olarak, barınma yerleri cehennemdir (Tevbe Suresi, 95)
Yukarıdaki ayette de belirtildiği gibi, bu kişilerin fizik anlamda da temiz bir yapıya sahip oldukları söylenemez Nitekim ruh ve fizik güzellik, birbirleriyle yakından bağlantılı iki kavramdır Kalbinde kötülük olanın elbette ki yaşantısı da pis olacaktır Ayrıca Allah, kalplerindeki hastalık sebebiyle pisliklerini artırdığını da bir ayette şöyle bildirmektedir:
Kalblerinde hastalık olanların ise, iğrençliklerine iğrençlik (murdarlık) ekleyip arttırmış ve onlar kafir kimseler olarak ölmüşlerdir (Tevbe Suresi, 125)
Kalplerindeki hastalık sebebiyle ruhlarında oluşan karanlık, yüzlerinde de kendini gösterir Bu kişilerin yüzleri Kuran'ın benzetmesiyle "sanki bir karanlık gecenin parçalarına bürünmüş gibidir" (Yunus Suresi, 27) Müminlere verilen 'nur' bakanlara ferahlık verirken, münafıkların yüzlerindeki karanlık ifade özellikle dikkat çekicidir
CİMRİDİRLER, CİMRİLİĞİ EMREDERLER
Münafık erkekler ve münafık kadınlar, bazısı bazısındandır; kötülüğü emrederler, iyilikten alıkoyarlar, ellerini sımsıkı tutarlar (Tevbe Suresi, 67)
İnfak etmek, Kuran'da emredilen, Allah'ı razı edecek ibadetlerden biridir Allah birçok ayetle infak etmenin önemini vurgulamakta ve buna özellikle, infak eden kişinin kendisinin buna ihtiyacının olduğunu bildirmektedir Zira infak eden kişi, ahiretteki derecesini, cennetteki yerini artırmak için infak etmektedir Allah, Kendi Katından nimetlerini müminlere bolca vermektedir
Ancak bu önemli ibadetin kendileri lehine olacağını kavrayamayan münafıklar infak etmeye asla yanaşmazlar Zira bütün çabaları maddi imkanlarını arttırmak olduğu için, infak ettikleri takdirde büyük bir kayba uğrayacaklarına inanırlar Onların amacı zaten mümin topluluğunu dağıtmak, onları birbirlerinden ayırarak din ahlakının yaşanmasına engel olmaktır Böylelikle kendileri de hiçbir vicdani sıkıntıya girmeden, hiçbir zorlukla karşılaşmadan cahiliye toplumunun bir bireyi olarak yaşayabilecek, din ahlakından uzaklaşabileceklerdir Bu yüzden de ne kendileri maddi veya manevi mümin topluluğuna fayda sağlamak isterler ne de müminlerin birbirlerine fayda vermesini kabul edebilirler Onlar hem kendileri cimrilik yaparlar hem de etraflarına cimriliği tavsiye ederler
Mümin topluluğunun hiçbir şeye muhtaç olmadığının, Allah'ın yardımının hep onlarla beraber olduğunun şuuruna varamayan bu kişilerin, insanları nasıl cimriliğe davet ettikleri şöyle bildirilir:
Onlar ki: "Allah ve Resulü yanında bulunanlara hiçbir infak (harcama)da bulunmayın, sonunda dağılıp gitsinler" derler Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır Ancak münafıklar kavramıyorlar (Münafikun Suresi, 7)
KENDİLERİNİN HOŞLANMADIKLARI ŞEYLERİ İNFAK EDERLER
Kendinizin göz yummadan alamayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki, şüphesiz Allah hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır, övülmeye layık olandır (Bakara Suresi, 267)
Münafıklar infakta bulunsalar da, infakta bulundukları şeyler ancak hoşlanmadıkları şeylerden ibaret olur Bu aynı zamanda cahiliye dininin de bir kuralıdır Aynı kuralı devam ettiren ve sadece müminlere gösteriş yapmak amacıyla zaten işlerine yaramayan şeyleri infak eden münafıklardan, harcadıkları şeyler de hiçbir şekilde kabul edilmez Allah Kuran'da bunun nedenini şöyle açıklamaktadır:
İnfak ettiklerinin kendilerinden kabulünü engelleyen şey, Allah'ı ve elçisini tanımamaları, namaza ancak isteksizce gelmeleri ve hoşlarına gitmiyorken infak etmeleridir (Tevbe Suresi, 54)

 

Rebiulevvel is offline  
Alt 02-09-2008   #6
Profil Bilgileri
Standart --->: Münafıkların özellikleri



KESKİN DİLLİDİRLER

Korku gidince hayra karşı oldukça düşkünlük göstererek, sizi keskin dilleriyle (eleştirip inciterek) karşılarlar İşte onlar iman etmemişlerdir; böylece Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır Bu Allah'a göre pek kolaydır (Ahzap Suresi, 19)
Korkak ve zayıf yapılarına rağmen keskin dilleriyle müminlere saldırmaya, onları sözleriyle incitmeye çalışırlar Bunu yapmaya cesaret buldukları ortam ise, ilginçtir ki, güvenliğe kavuştukları kendilerince herhangi bir tehlike durumunun söz konusu olmadığını zannettikleri bir ortamdır Ayette belirtilen 'korku gidince' ifadesi bu durumu açıklamaktadır
Bütün bu tavırlarının kaynağı şeytandır Bilindiği gibi şeytan, insanların doğru yollarına oturup, onlara zarar vermeye çalışır Münafıklar da şeytandan örnek aldıkları bu yönleriyle, müminlere sözle zarar vermek, onları tedirgin etmek için uğraşırlar ve bunun için her fırsatı değerlendirirler Ancak hiçbir şekilde müminlere zarar veremezler
ŞÜPHE İÇİNDEDİRLER
Çünkü onlar kuşku verici bir tereddüt içinde idiler (Sebe Suresi, 54)
Münafıklar kalplerinde sürekli olarak bir şüphe duyarlar Bu şüphe, Kuran, elçi, ahiret gibi dinin temel konularına yöneliktir
Kalplerinde taşıdıkları hastalıktan dolayı vicdanları da bir türlü rahat edememektedir Bir yanda müminlerin Allah'a olan bağlılıklarına şahit olmakta, bir yanda da kendi nefislerinin sahtekarlığını görmektedirler Nitekim Allah, Peygamberimiz (sav) döneminde Müslümanlardan ayrı olarak onlara karşı bir mescid kuran münafıkların, kalplerindeki hastalıktan kaynaklanan şüphelerinin daima sürüp gideceğinden şöyle bahsetmektedir:
Onların kalpleri parçalanmadıkça, kurdukları bina kalplerinde bir şüphe olarak sürüp-gidecektir (Tevbe Suresi, 110)
İnsanlara karşı da güvensizdirler Herkesten şüphelenir, her an birilerinin kendilerine bir oyun oynayacağından ya da onları küçük düşüreceğinden korkarlar Öyle ki Allah bir ayette onlar için ' her çağrıyı kendileri aleyhinde sanırlar' (Münafikun Suresi, 4) demektedir Bu derece endişeli bir yapılarının olması, Allah'a güvenmemeleri, O'nu dost edinmemeleri dolayısıyladır
Zalimdirler
Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar zalim olanlardır (Maide Suresi, 45)
Müminlerin dünyada kazanmak istedikleri başarılardan biri, insanlar arasında hakkı ve iyiliği yerleştirip, zulüm ve kötülüğü yeryüzünde ortadan kaldırabilmektir Bu idealleri, sahip oldukları güzel ahlakın bir sonucudur Bu zorlu göreve talip olmalarının sebebi ise Allah korkularıdır
Cahiliye toplumu içinde hakim olan zulmü dağıtmak ve iyiliği geçerli kılmak için çaba gösteren müminlere karşı mücadeleye girişmek, üstelik bunu içlerine kadar girerek, onların aralarındayken yapmaya kalkışmak, münafıkların ne kadar zalim bir ruha sahip olduklarını açıkça ortaya koymaktadır
İman ettikten sonra imanlarından dönen münafıklar, zulüm dolu bir dünyanın içine düşmekten kendilerini kurtaramazlar Dolayısıyla, zannettikleri gibi huzur ve güvenlik dolu bir hayat da yaşayamazlar
Nitekim "İman edenler ve imanlarını zulümle karıştırmayanlar, işte güvenlik onlar içindir ve onlar hidayete ermişlerdir" (Enam Suresi, 82) ayetinde de bildirildiği gibi, huzur ve güvenlik ancak iman eden ve imanlarında kararlı davranan müminlerin sahip olabileceği bir nimettir
DIŞ GÖRÜNÜŞLERİ ALDATICIDIR
Sen onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır Konuştukları zaman da onları dinlersin (Oysa) Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler (Münafıkun Suresi, 4)
Münafıklar dünyada yaşadıkları süre içinde ahirette hüsrana uğrayacaklarının bilincinde değildirler Aksine cennete gideceklerinden emindirler Onları en çok yanıltan sebeplerden biri de birtakım teknik ve fiziki değerlere sahip olmalıdır
Örneğin bir münafık zengin ya da görünüm olarak güzel olabilir O, bunu kendi için bir kazanç olarak görüyor olsa da aslında bu onun için bir imtihan sebebidir Malına, mülküne ya da güzelliğine aldanan münafık herşeyin yolunda gittiğini zannetmekte ve yaptığı fesada rahatça devam etmektedir Oysa o farkında değilken yaptığı herşeyin hesabı tutulmaktadır ve bütün kötülükleri cehennemde karşısına azap olarak çıkacaktır
Ayrıca daha önce de belirttiğimiz gibi Allah dünyada da onları belli bir süreye kadar yaşatmakta, zamanı geldiğinde de elçiye ve müminlere münafıkların içlerindeki karanlık ruhu göstermektedir Böylece onların münafıklıklarını gören Müslümanlar da onların aldatıcı dış görünümlerine kanmayarak Allah'ın emrini yerine getirmekte ve onlarla mücadeleye başlamaktadırlar
YARATILMIŞLARIN EN AŞAĞILIK OLANLARIDIRLAR
Kalpleri vardır bununla kavrayıp anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar (Araf Suresi, 179)
Allah'ın varlığını bildikleri, Kuran'ın emir ve tavsiyelerini öğrendikleri, elçiyi ve müminleri tanıdıkları halde, bütün bunlardan yüz çevirdikleri ve imanlarından sonra inkara saptıkları için Allah onları ayetteki şekilde tanımlamaktadır İmana davet edildikleri halde iman etmedikleri ve Allah'tan gereği gibi korkmadıkları için, Allah onları hayvanlardan daha aşağılık bir karakterde yaratmıştır ve inananlara da onların bu durumunu haber vermiştir
DÜŞÜNMEZLER
Cahiliye dininin en bilinen yönüdür düşünmemek Düşünmemek yoluyla mutlu olduklarına, zihnen sağlıklı kaldıklarına kendilerini inandırmışlardır Düşünürlerse, bunun kendilerine zarar vereceğini zannederler Veya kimi zaman da bir şey düşünmeleri gerektiğinin bilincinde bile değildirler
Düşünmedikleri konuların başında 'ölüm' gelir Her an ölümle burun buruna olduklarının, Allah'ın dilediği anda canlarını alabileceğinin farkında değildirler Onlar binlerce yıl yaşayacakları, bu dünyanın nimetlerini rahatça kullanacakları zannına kapılmışlardır
Düşünmedikleri bir başka konu da ölümden sonraki hesap günü ve ahirettir Hiçbiri ölümden sonra diriltileceğini ve dünyadayken yaptıklarının hesabını vereceğini, sonsuz hayatı, cennet ve cehennemi düşünmez, daha doğrusu düşünmek istemez Hatta çoğu zaman böyle bir olaya ihtimal de vermez
Düşünmeye karşı kendilerini adeta mühürlemişlerdir Bu tutumları onları 'akleden bir varlık' olma özelliğinden uzaklaştırır; en basit konuları bile akledemez hale gelirler Düşünen insan ise her zaman doğruları arayacaktır Nereden geldiğini, içinde bulunduğu evrenin, kendi bedeninin nasıl oluştuğunu ve tabii ki kendisinin nereye doğru gittiğini düşünür Böylece Kuran'a kuvvetle sarılarak 'akleden' insan olma özelliğini kazanır
Fakat inkarcılar gibi münafıklar da, düşünmeyerek kendi gözleri önünde bir 'gaflet perdesi' meydana getirirler Düşünmeyerek dünyayı daha rahat yaşayabileceklerini zannettikleri için, hayatlarını bomboş geçirirler 'Düşünmeden uzak' oldukları için de içlerindeki pisliğin, karanlığın ve en önemlisi yalnızca kendilerini aldattıklarının farkına varamazlar

 

Rebiulevvel is offline  
Alt 02-09-2008   #7
Profil Bilgileri
Standart --->: Münafıkların özellikleri



Akletmezler
Bir insanın yalnızca insan görünümünde olması, insanlara ait bazı özellikler taşıyor olması, onun gerçekten akıllı bir varlık olduğuna yeterli bir delil değildir Akıl çok farklı bir kavramdır; birtakım özellikler sonucu ortaya çıkmaktadır Allah Kuran'da aklın sırlarını bildirmiş, insanları bu sırlara vakıf olmaya teşvik etmiştir Bu sırlardan bazıları Allah'a kayıtsız şartsız iman edilmesi, O'na tam bir güven ve teslimiyet duyulması, Rabbimizden başka hiçbir ilah ve yardımcı aranmaması, O'na karşı saygı dolu bir korku duyulması, O'nun bir an bile unutulmamasıdır Bütün bunları kavrayan ve gerçek akla ulaşan insanlar yalnızca müminlerdir
Münafıklar ise 'akıllı'nın taklidini yapmaya çalışırlar Ancak bu halleriyle, çok basit ve yüzeysel bir tavır sergilerler Ne kadar taklit yaparlarsa yapsınlar, gerçek akıl alametlerini hiçbir zaman gösteremezler Nitekim 'gerçek akıl', ancak samimi olan müminlerde oluşmaktadır
Münafıklar dahil tüm inkar edenler, Kuran'da 'akletmeyen' insanlar olarak anılmaktadırlar:
Bu şüphesiz onların, akletmeyen bir kavim olmaları dolayısıyla böyledir (Haşr Suresi, 14)
Akledemeyen varlıklar olduklarının başka bir göstergesi de, yapılan bütün uyarılara kapalı olmalarıdır Kendilerine ölümün yakınlığını, cehennemin acı azabını hatırlatan müminleri duymuyormuş gibi davranıp, aynı yanlış tavrı göstermeye devam ederler Allah'ın zikri kalplerinde bir etki uyandırmaz, kendilerine hatırlatılan ayetlere duyarsız kalırlar Bu yüzden de Allah Kuran'da onlar için şöyle demektedir:
Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler Bundan dolayı dönmezler (Bakara Suresi, 18)
Kavrayamazlar
Daha önce de değindiğimiz gibi, münafıklar düşünmeyerek şuurlarını hakkı kavramaya karşı kapatmışlar, kalplerinin üzerine adeta bile bile kilit vurmuşlardır Allah da onların üzerlerindeki bu kilidi mühürlemiştir Ayetlerde bu konudan şu şekilde bahsedilmektedir:
Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir; gözlerinin üzerinde perdeler vardır Ve büyük azap onlaradır (Bakara Suresi, 7)
Onların kalpleri mühürlenmiştir Bundan dolayı kavrayıp-anlamazlar (Tevbe Suresi, 87)
Bir insan için olabilecek en büyük kayıplardan biri, aklını ve kavrama kabiliyetini yitirmesidir Münafıklar sahtekarlıkları ile doğru orantılı olarak bütün akıl ve kavrayış güçlerini kaybetmişlerdir Güçlerini kötülük ve isyan yönünde kullandıkları için, kendilerini yakından ilgilendiren en belirgin olayları bile kavrayamazlar Buna en güzel örneklerden biri, ölümün yakınlığını kavrayamamalarıdır İnsanın ölümlü bir varlık olduğu ve kendilerinin de eninde sonunda bir gün öleceği çok açık bir gerçek iken onlar, hala dünyadan kendilerine çıkar sağlama peşindedirler Bu halleri, kavrayamadıklarının ve akıl erdiremediklerinin en açık örneğidir Allah bir ayetinde onları şöyle tanıtır:
Gerçekten onlar, kavramayan bir topluluk olmaları dolayısıyla, Allah onların kalplerini çevirmiştir (Tevbe Suresi, 127)
YÜZLERİNDEN VE KONUŞMALARINDANDAN TANINIRLAR
Münafıklar fark edilmemek için büyük çaba harcarlar Fakat bunun yanında Allah, ayette elçisine şu şekilde hitap etmektedir:
Eğer Biz dilersek, sana onları elbette gösteririz, böylelikle onları simalarından tanırsın Andolsun, sen onları, sözlerin söyleniş tarzından da tanırsın (Muhammed Suresi, 30)
Açıkça görülüyor ki, münafıklar -Allah'ın dilemesiyle- elçi tarafından tanınabilmektedirler Münafıkları ele veren ana özellikleri dengeli bir ruha sahip olmamaları ve bunun yanı sıra yüzlerinin müminlerinki gibi aydınlık, konuşmalarının da yine müminler gibi şuurlu ve tutarlı olmamasıdır Yüzleri ayetlerde bildirildiği şekilde zillet içindedir, konuşmaları ise kalplerindeki şüpheyi ve karanlığı dışarı vurmaktadır:
Hiç şüphesiz Allah'a ve Resulü'ne karşı (onların koydukları sınırları tanımayıp kendileri sınır koymaya kalkışmakla) başkaldıranlar; işte onlar, en çok zillete düşenler arasında olanlardır (Mücadele Suresi, 20)
Müminlerin yüzlerinde bir nur, samimi ve dingin bir ifade vardır Dışarıdan da açıkça belli olan bu özellik güvenilirliğin açık bir göstergesini teşkil eder Münafığın yüzündeki ifade ise kalbindeki reddi ve inkarı dışa vurmaktadır:
Onlara karşı apaçık olan ayetlerimiz okunduğu zaman, sen o inkar edenlerin yüzlerindeki 'red ve inkarı' tanıyabilirsin (Hac Suresi, 72)
Mutsuzdurlar
Münafıklar yaptıkları kötülükler karşısında her ne kadar bir kazanç elde etmeyi umut etseler de sıkıntı ve üzüntüden başka birşey bulamazlar Ellerine geçen en büyük fırsatı geri çevirmişler, bu yüzden Allah'ın gazabını kazanmışlardır Kötülükleri yapıp ettikten sonra hala mutlu olmayı bekleseler de, hayatları boyunca ve en önemlisi ahirette mutsuzluk, bereketsizlik, sıkıntı ve hüsran peşlerini bırakmayacaktır Allah yaptıklarına karşılık verdiği cezayı şöyle bildirmektedir:
Öyleyse kazandıklarının cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar (Tevbe Suresi, 82)
Nitekim münafıklar, her ne kadar büyüklenseler, kendilerini insanlardan üstün ve iyi konumda görseler de, aslında hayatlarını ayette belirtildiği gibi sıkıntı içinde geçirirler Bu Allah'ın tanınmaları için onlara musallat ettiği bir bela çeşitidir Dünyadaki güzelliklerden zevk alamadıkları gibi ahiretten de umutlarını kestikleri için, mutluluğu tadamazlar ve sürekli bir ağlama eğilimi içinde olurlar Bu, kimi zaman dışarıya yansıyan bir ağlama olmayabilir ancak ruhlarına hakim olan sürekli bir sıkıntı, tatminsizlik, kendine acıma, umutsuzluk gibi olumsuz duygulardır
KENDİ ARALARINDA DARMADAĞINIKTIRLAR
Kendi aralarındaki çarpışmaları ise pek şiddetlidir Sen onları birlik sanırsın, oysa kalpleri paramparçadır (Haşr Suresi, 14)
Yalnızca birbirlerini dost ve sırdaş edinmelerine rağmen aslında birbirlerine de güvenmezler Bunun nedeni, bilinçaltlarında kendilerinin ikiyüzlü olduklarını bildikleri gibi, karşılarındaki münafığın da ikiyüzlü olduğunu bilmeleridir Bu yüzden birbirleriyle tam anlamıyla yakın dost olmazlar
Kendi aralarında birlik oldukları zannedilen münafıklar, aslında aralarında hiçbir şekilde sıcak bir dostluk, sevgi ve kardeşlik yaşamamaktadırlar Zaten kalpleri de, bu tip duyguları barındıramayacak kadar pis ve katıdır En ufak bir zorlukta hiç çekinmeden birbirleri aleyhinde ifadeler verebilir ve birbirlerini tuzağa düşürmeye kalkabilirler Kendi çıkarları için karşılarındaki herkesi rahatlıkla gözden çıkarabilirler

 

Rebiulevvel is offline  
Cevapla
Tags: munafiklarin, ozellikleri


Münafıkların özellikleri ile ilgili Benzer Konular
57 Kez Görüntülendi

Pug , özellikleri Kedi ve Köpekler
Pappilon , özellikleri Kedi ve Köpekler
Münafıkların özellikleri Devamı Dini Sohbet
Münafıkların Sıfatları ve Hükümleri Sünnet & Hadis
Münafıkların Fİtne Çıkarma Özellikleri Dini Sohbet


Saat 01:44.
Arşiv Sayfaları Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542