Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Dini Sohbet

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
Semavi Dinlerde Örtünme ile ilgili Benzer Konular
64 Kez Görüntülendi

Diger Dinlerde ORUÇ Oruç
Semavi kitapların müjdesi Siyer
Farklı kültür ve dinlerde Tufan Efsanesi Konu Dışı Başlıklar
Islam Ve Tasavvufta örtünme Dini Sohbet
İslam dinine göre Örtünme Adabı..! Dini Sohbet

Ölmeyen 4 peygamberin hayat mevkiisi | Saliha bir hanim nasil olunur (islamda örnek bayan) Bayanlara özel
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 11-09-2008   #1
Profil Bilgileri
Standart Semavi Dinlerde Örtünme



Semavi Dinlerde Örtünme başlıklı yazı Mumsema Semavi Dinlerde Örtünme Forum Alev


Semavi Dinlerde Örtünme

İnsanı ve varlıksal boyutlarını yakından tanıma, günümüzde de büyük bir istekle sürdürülen çok geniş ve kapsamlı bir konudur Biyoloji, Psikoloji, Sosyoloji ve Tarih gibi çok farklı ilim dallarının her biri özel bir bakış açısıyla insanın çeşitli boyutlarını araştırma konusu yaparak, çok yeni ve değerli buluşlar sağlamışlardır Ama bütün bu çalışmalara rağmen insan hakkında araştırmaları sürdürülen çok sayıda soru vardır
Meşhur İngiliz bilgini L Aubrey de şöyle diyor: “Neden uzaklara gidelim ki? Henüz kendimizi bile tanıyamıyoruz, ne olduğumuzu bilemiyoruz! Tabiat ile var olan ilişkilerimiz hakkında gerçek bir bilgiye sahip değiliz [1]
Bu yüzden bilim ilerledikçe insan bizzat kendisini tanımak konusunda aciz olduğunun farkına varmaktadır Bu yüzden insanı ve mutluluk yolunu tanımak için alemlerin Rabbinin ve insanın gerçek yaratıcısının dergahına yönelmeli, vahiy ekolünün bakış açısıyla insanı yeniden tanımalı ve vahyin hidayet öğretilerini hayatımızın en önemli ödevi edinmeliyiz
Yaratılış ve Yasama Sistemlerinin Uyumu

İnsan ve evrenin yaratıcısı tarafından Peygamber aracılığı ile insana sunulan vahiy ekolünün hüküm ve emirleri insanın farklı boyutlarını göz önünde bulundurarak onun doğal ve yaratışsal ihtiyaçlarına cevap vermiş ve neticede insanın gelişimsel süreciyle uyumluluk içinde bulunmuştur Ayrıca insani değerlerin yücelmesi boyutunda da alim bir kılavuz, hatta insanın farklı boyutlarını en iyi ortaya çıkaran ve yön veren bir yol gösterici olmuştur
Başka bir deyişle insanı, varlık aleminin efendisi ve yaratılışın şaheseri karar kılan Allah onun kabiliyetlerinin filizlenmesi ve gelişmesi için de bir takım kanunlar ve yasalar koymuş, bunu elçileri vasıtasıyla insanlara bildirmiştir İşte bu emir ve yasaların tümünü biz “din” diye tanımlamaktayız
Evrenin ve bu evrenin bir parçası olan insanın “O’ndan” ve “O’na” diye tabir edebileceğimiz özelliği göz önünde bulundurulduğu takdirde açık bir dille söylenebilir ki insanın saadet ve mutluluğunu sadece ve sadece bu ilahi öğretiler ve kanunlar temin edebilir Şehit Mutahhari bu konuda şöyle söylemektedir: “Evrenin “O’ndan” (inna lillah) ve “O’na” (inna ileyhi raciun) diye ifade edebileceğimiz iki yönü vardır Evrendeki varlıklar da uyumlu bir sistem içinde bir yöne ve bir merkeze doğru bir gelişim seyri içindedir Hiçbir varlığın yaratılışı abes, gereksiz ve hedefsiz değildir Bütün varlıklar arasında çok özel bir yücelik ve azamete sahip olan insanın da çok özel bir görevi ve misyonu vardır Bu yüzden de insan kendini ve içinde yaşadığı toplumu geliştirmek ve terbiye etmek sorumluluğunu taşımaktadır Evren adeta insanın okuludur ve Allah her insana doğru niyeti ve çabası ölçüsünde ödül verecektir [2]
Başka bir yerde ise şöyle söylemektedir: “Allah insanı sadece kendisine ibadet etsin, emirlerine uysun diye yaratmıştır O halde insanın görevi sadece Allah’ın emirlerine itaat etmektir ”[3]
Dini hükümler hiç şüphesiz fıtri/yaratışsal ve tabiat ile uyum içindedir İnsanın yaratılış ile dini emirler arasında iki yönlü karşılıklı bir ilişki vardır Yani bir taraftan fıtri yol gösterimler insanı vahiy ekolünün hüküm ve emirlerine uymaya çağırmakta ve diğer yandan da dini hükümler bizleri fıtri yol gösterimlere tabi olmaya davet etmektedir
Bu çok açık ve hissedilir bir gerçektir Çünkü her insan geçici isteklerini tatmin ederek yatıştırdığında kendinde maneviyatına yönelme sezgisinin varlığını açıkça hissetmekte, ve genelde Allah’a ve emirlerine oranla derin bir aşk duymaktadır Kur’an da bizzat bizlere şöyle buyurmaktadır: “Hakka yönelerek kendini Allah'ın insanlara yaratılışta verdiği dine ver Zira Allah'ın yaratışında değişme yoktur; işte dosdoğru din budur, fakat insanların çoğu bilmezler ”[4]
Gördüğünüz gibi bu ayet-i şerife de hanif ve sağlam din, Allah’ın herkesin varlığında karar kıldığı genel ve fıtri yol gösterimler ile uyum içinde olduğu ifade edilerek hatta bu ikisi eşit olarak tanımlanmıştır
>Kur’an-ı Kerim’in bu öğretisi esasınca hak dini batıl ve sapık ekollerden ayırmada en önemli ölçülerden biri hüküm ve emirlerinin insanların içindeki yaratılış sesiyle uyum içinde olmasıdır
Fıtratın bu deruni sesinin kökeni, uyulduğu zaman insanı kurtuluşa sevk eden, yüz çevrildiği zaman ise insanın hüsrana uğramasına neden olan ilahi ilhamlardır Kur’an-ı Kerim bu konuda da şöyle buyurmaktadır:
“Kişiye ve onu şekillendirene, sonra da ona iyilik ve kötülük kabiliyetini ilham edene and olsun ki, kendini tezkiye eden kurtuluşa ermiştir Kendini fenalıklara gömen kimse de ziyana uğramıştır ”[5]
Yukarıdaki ayet-i şerifede fıtratın deruni ilhamları esasınca nefsi tezkiye etmenin insanın kurtuluşuna sebep olacağı, bunu görmezlikten gelmenin ise insanın hüsranına neden olacağı açık bir şekilde beyan edilmiştir
Başka bir ayette ise ilahi sınırları çiğnemenin insanın hüsrana uğrama nedeni olduğu ifade edilmiştir
“Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır Allah'ın sınırlarını kim aşarsa, şüphesiz, kendine yazık etmiş olur ”[6]
Yukarıdaki iki ayete dikkat edildiğinde fıtrat ve ilahi emirler arasındaki uyum açık bir şekilde ortaya çıkmakta ve insana fıtrat veya ilahi sınırlara tabi olunduğunda kurtuluşa ereceği, fıtri yönelimler ile ilahi sınırları görmezlikten geldiği takdirde ise hüsrana uğrayacağı hatırlatılmaktadır
Ayrıca Peygamberlerin amaç ve metotlarından biri de bu fıtri hususları hatırlatmak olmuştur Allah-u Teala defalarca Peygamber (saa)’i bu görevini yerine getirmeye çağırarak şöyle buyurmuştur:
“Sen hatırlat ver! Esasen sen sadece bir hatırlatıcısın”[7]
Hakeza:
“Hatırlat; doğrusu Hatırlatmada İman edenlere fayda verir ”[8]
Kur’an-ı Kerim sadece Peygamberlerin değil, bütün ilahi ayetlerin görevinin akıl ve iman sahibi kimseler için hatırlatma olduğunu bildirmektedir Söylenmesi gerekir ki “zikir” ve “tezekkür” (hatırlama ve hatırlatma) kelimesinin türevleri Kur’an’daki ayet-i şerifelerde üç yüze yakın yerde zikr edilmiştir Bu kadar çok tekrar edilmesi zikir ve tezekkürün (hatırlama ve hatırlatmanın) önemini gözler önüne sermektedir
İşte kadına örtünme emri de insanlardaki yaratılış gereği akıl ve kalbin kadınları kendisine davet ettiği çok önemli bir husustur
Fizyologlar ve psikologlar cinsel ahlakın, özellikle de utanma duygusu ve örtünün kökeni hususunda uzun uzadıya tartışmış, bir çok gerçekleri tespit etmeye çalışmıştır Haya ve örtünün fıtri kökenini inkar eden batılı bilginlere cevap olarak dişi hayvanlardaki utanma duygusunun tümüyle iç güdüsel ve doğal olduğunu kabul edip, kadınların utanma ve iffet duygusunun başka nedenlere bağlanmasına ve bunun sonradan kazanılmış veya zorla kabullendirilmiş bir husus olduğuna inanmanın mümkün olmadığı hatırlatılmıştır Böylece kadının örtünme duygusunun da kalp veya akıl fıtratından kaynaklandığını söyleyebiliriz
İki Yönlü Delil

 

fecr is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Alt 11-09-2008   #2
Profil Bilgileri
Standart --->: Semavi Dinlerde Örtünme



Örtünmenin fıtri bir eğilim olduğu ve ilahi hükümler ile fıtri hükümlerin uyum içinde olduğu gerçeğinden yola çıkarak şu neticeleri almak mümkündür:
Tüm semavi dinler kadın için örtüyü farz ve gerekli kabul etmiş, insanlık toplumunu örtünmeye davet etmiştir Çünkü:
1- Örtünme duygusu doğal olarak kadınların fıtratına yerleştirilmiştir
2- İlahi dinlerin emir ve hükümleri, insanın fıtratı ile uyumludur
O halde tüm ilahi dinlerde kadının örtünmesi farz kabul edilmiştir
Görüldüğü gibi bu delil de, örtünün fıtri oluşundan hareket etmiş ve şer’i farz oluşu da algılanmıştır Ama bu delili tersinden almak da mümkündür Yani ilahi dinlerde örtünün şer’i açıdan farz oluşundan, bunun fıtri bir duygu olduğunu algılamak da olasıdır Başka bir tabirle semavi dinlerdeki meşruiyeti, örtünün fıtri delili olarak kabul etmek ve şöyle demek mümkündür:
1- Bütün semavi dinler Allah tarafından kadının örtünmesini farz olarak kabul etmiştir
2- İlahi dinlerin emir ve hükümleri insanın fıtri yapısıyla uyumludur
Bundan da Allah'ın örtünme duygusunu kadının fıtratına yerleştirdiği sonucunu alıyoruz
Bu önemli ve temel nükte esasınca söylemek gerekir ki doğru bir yasa sürekli olarak insan fıtratıyla uyum içinde olmalıdır Zira içgüdüsel ihtiyaçlar, fıtri zevkler ve doğal yaratılışlar göz önünde bulundurulmadan koyulan kanunlar, her ne kadar yüksek bir makamdan, her ne kadar şiddetli ve korkutucu yaptırımlar birlikte ifade edilmiş olsa da süreklilik kazanamaz [9] Yani bir müddet yaygınlaşsa da sonunda toplumdan silinip gidecektir Dolayısıyla vahiy ekolleri örtünmenin farz olduğunu ifade ediyorsa bu, o hususun insan fıtratına aykırı olmadığının, hatta insani zevk ve tabiat ile uyum içinde bulunduğunun en açık delilidir
Zerdüşt, Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam dinine göre kadınların örtülmesi farzdır Bu dinlerin mukaddes kitaplarında yer alan emirler, bu ilahi din mensuplarının pratik hayatlarındaki yerleşmiş olan normlar, uyguladıkları dini merasimler ve adap da bunun büyük şahidi konumundadır
Bu konuya bir çok düşünürler de işaret etmiştir Bu konuda sadece bir örnek olarak Allame Nakdi’nin “Caygah-i zen nezd-i ümmetha-i kablez İslam” adlı kitabından şu alıntıyı yapmakla yetiniyoruz:
“İslam’dan önce yaşayan İran Mecusileri (Zerdüştler), Brahmanlar, Budistler, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Araplar arasında kadınların örtünmesi yaygın bir adet haline gelmişti
İranlı kadınların bazısı örtülü, bazısı ise örtüsüz idi Elbette o zamanlar kadına büyük baskılar yapılıyor ve bütün hayatını dört duvar arasında geçirmesi isteniyordu Brahmanlar arasında ise özel bir örtü şekli vardı Kadının evinden çıkmaya ve dinlerinin kendisine belirttiği yabancıları tanımaya hakkı yoktu Budistler arasında da örtü aynı şekilde idi Günümüzde de Hintliler arasında bunun kalıntıları göze çarpmaktadır Yahudiler hususunda ise Tevrat’ta “Tekvin seferi”, 24 Bab, 64 Ayet; 13 Bab, 38 ve 65 ayetler; 3 Bab 14 ve 47 ayetlerde örtünün farz olduğu belirtilmiştir
Hıristiyanlık ise kadınlar hakkında, “Akıllı, evinde oturan, iffetli ve itaatkar kimseler olmalıdır” diyen Timoteus’a, Pavlus’un söylediği sözlerden de ilk başta Hıristiyanlıkta da örtünmenin farz olduğu anlaşılmaktadır Araplarda ise bazı erkekler kadınlarını örtünmeye, diğer bazıları ise süslenmeye teşvik ediyordu Ama Arapça şiirlerden de anlaşıldığı üzere Aristokrat sınıf nezdinde kadınların örtünmesi yaygındı
Bütün bunlardan anlaşıldığı üzere her ne kadar sadece bazı Arap kadınları örtünmüş olsa da örtü, İslam daha gelmeden önce de Araplar arasında yaygındı ”
Buradan da anlaşıldığı üzere örtünme bütün semavi dinlerde var idi İleride Hıristiyanlık ve Yahudilikte örtünmeyi ayrıca ele alacağız
Dinlerin Mensuplarının Pratik Uygulaması

Bir ümmetin örf, adet, gelenek, adap ve tek kelime ile sireti (tutum ve davranışları), onların kültürel boyutlarını göstermektedir Zamanla bir takım adet ve gelenekler her ne kadar değişse veya terk edilse de tarihi kökeni ilk dönemlerden kalma bir takım uygulamalara ulaşılarak elde edilen sonuçlar vesilesiyle onun kültürel ve dinsel köklerini de elde etmek mümkündür
Bu bölümde ilk önce siretin ne olduğunu öğrenmeye çalışacak, sonra siretin delil olup olmadığını açıklayacağız Çünkü ileride, örtü hususunda dinlerin mensuplarının pratik uygulamaları ve siretleri bir delil olarak sunulacaktır
Usul-i Fıkıh (fıkıh metodolojisi) alimleri sireti şöyle tanımlamaktadırlar: “Şeriata uyan veya akıl sahibi kimselerin bir işi yapma veya terk etme hususundaki sürekli adetleri ve pratik uygulamaları siret olarak adlandırılmaktadır Siret iki kısımdır:
1- Akıl sahiplerinin sireti ki bunda bütün akıl sahibi insanların bir işi yapma veya terk etme hususunda ittifakı ölçüdür
2- Müteşerria (şeriata uyanların) sireti ki bunda da bir dinin mensupları sürekli olarak bir işi yapma veya yapmama hususunda uyumlu hareket etmeleri ölçü kabul edilir
Usul alimleri siretin delil olduğu konusunda şöyle söylemişlerdir:
Müteşerria’nın (şeriata uyanların) bir işi yapma veya terk etme hususundaki sireti gerçekte bir tür icma ve hatta icmanın en önemlisidir Çünkü siret, alim veya alim olmayan herkesin sergilediği ameli bir icmadır Oysa fetvadaki icmalar sadece alimler tarafından beyan edilen sözlü icmadır
“Peygamber (saa) veya Ehl-i Beyt İmamları (as) döneminde bizzat kendilerinin de amel ederek onayladığı bir siretin varlığı hakkında ilim sahibi olunursa şüphesiz o siret kesin bir delil kabul edilmelidir”[10]
Bu esas üzere örneğin Müslümanların pratik sireti Peygamber (saa) ve Ehl-i Beyt İmamları nezdinde de sergilenmek şartıyla o siretin İslam dinindeki meşruiyetini göstermektedir
Bu konuya Üstad Haşeminejad’ın “el-Meretu Reyhanetun” adlı kitabından şu alıntıyı yaparak son veriyoruz: “Örtü (hicap) üç kısımdır:
1- Korku örtüsü (başkalarından korkarak örtünmek)
2- Taklide dayalı örtü (anne veya nineleri taklit ederek giyilen örtü)
3- İman örtüsü
Komşular veya çevrenin baskısıyla giyilen örtü, korkunun yok oluşuyla da ortadan kalkmaktadır
Taklide dayalı örtü ise taklit ettiği kimsenin ortadan gitmesiyle, örneğin anne ve nine veya başkalarının olmayışıyla sona ermektedir
İman örtüsü ise her zaman bakidir ve asla yok olmaz ”[11]
Şimdi de Yahudilik ve Hıristiyanlıkta hicabın varlığını ele alıp incelemeye çalışacağız İlahi din mensuplarının hiç birisi örtüyü korkudan veya birilerini taklit ederek tercih etmiş değillerdir Aksine iman ve inanç ile örtünmeye sarılmışlardır ve bu yüzden de kolayca iman örtüsünü terk etmeye yanaşmazlar

 

fecr is offline  
Alt 11-09-2008   #3
Profil Bilgileri
Standart --->: Semavi Dinlerde Örtünme



[1] - L Aubrey, Mutluluk, s 33

[2] - Şehid Mutahhari, Cihanbini-i Tevhidi, s 22

[3] - Bu konuda, “Cinleri ve insanları sadece bana ibadet etsinler diye yarattım” ayetini de şahit olarak göstermiştir Şehit Mutahhari, “İnsan der Kur’an”, s 12

[4] - Rum Suresi, 30 ayet

[5] - Şems Suresi, 7-10 ayetler

[6] - Talak suresi, 1 ayet

[7] - Gaşiye suresi, 21 ayet

[8] - Zariyat suresi, 55 ayet

[9] - Filozofların tabiriyle tabiata aykırı ve determinist uygulamalar asla kalıcı olamaz

[10] - Muhammed Rıza el-Muzaffer, Usul’ul Fıkıh, c 2, s 171-174

[11] - Haşiminejad, el-Meretu Reyhanetun, s 126

 

fecr is offline  
Saat 04:01.
Arşiv Sayfaları Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545