Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Dini Sohbet

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
Hz.Huseyin ve Kerbela ile ilgili Benzer Konular
244 Kez Görüntülendi

Kerbela İlahi - Ezgi Sözleri
Kerbela Yolcusu Şiir-Şiirler
Matem-i muharrem* (kerbela) Şiir-Şiirler
Kerbela Kıssalar & Hikayeler
Hz. hüsseyin ve Kerbela Peygamber Efendimiz (S.A.V)

İslamİyet Gelmeden Önce / Cahİlİyye DÖnemİ | Aşura
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 23-01-2007   #1
Profil Bilgileri
Standart Hz.Huseyin ve Kerbela



Hz.Huseyin ve Kerbela başlıklı yazı Mumsema Hz.Huseyin ve Kerbela Forum Alev


Hz HÜSEYİN (ra)

Hz Peygamber (sas)'in Hz Fatıma (ranha)'dan torunu, Hz Ali ve Hz Fatıma'nın ikinci oğlu Hicretin dördüncü yılı Şaban ayının beşinde dünyaya geldi

Hz Hüseyin'in ismini Peygamber Efendimiz koydu Hz Hüseyin doğduğu zaman, Cebrail (as) gelip "Ya Muhammed! Rabbin sana selâm söylüyor Oğluna, şu Harun'un oğlunun ismini koy diyor" dedi

Peygamber Efendimiz "Ey Cebrail: Harun'un oğlunun ismi nedir?" diye sordu

Cebrail (as) "Şebir" dedi

Peygamberimiz "Benim dilim, Arapça:" buyurdu

Cebrail (as) "Öyle ise, bunun Arapça karşılığı olan Hüseyin ismini koy" dedi (Diyar bekrî, el-Hamîs, 1,471)

Hz Hüseyin, Hz Peygamber (sas)'e çok benziyordu Hz Ali (ra) "Hasan, Rasûlüllah'a göğsünden başına kadar olan kısmında, Hüseyin de bundan aşağı olan kısmında çok benzerdi" (Ahmed b Hanbel Müsned, 1, 108) demişlerdir

Hz Peygamber (sas) Hz Hasan ve Hz Hüseyin (ra)'a son derece düşkün olup onları çok severdi Onların hakkında,

"Allah'ım: Ben, bunları seviyorum Sen de sev bunları" (Tirmîzî Sünen V, 661)

"Hasan ve Hüseyin, benim dünyada kolladığım iki reyhanimdir" (Ahmed b Hanbel, Müsned, II, 288);

"Hasan ve Hüseyin'i seven, beni sevmiş, onlara kin tutan da bana kin tutmuştur" (Ahmed b Hanbel, Müsned, II, 288);

Peygamber Efendimiz (sas) Hz Hasan ve Hz Hüseyin'in gönüllerince oynayıp eğlenmeleri için onlara eşlik eder, bir çocuk gibi onlarla oynardı Hz Hüseyin, Rasûlüllah (sas)'dan deve olmalarını istediklerinde hemen yere eğilir ve onları mübarek sırtına alırdı Arkasından da "Bundan güzel deve olabilir mi?" buyururlardı

Peygamber Efendimiz, bir gün, cenazelerin konulduğu yerde oturuyordu Hz Hasan ile Hz Hüseyin, güreşmeye başladılar Peygamber Efendimiz gülerek "Ha gayret Hasan; Göreyim seni, yakala Hüseyin'i!" diyerek Hz Hasan'ı kayırınca, Hz Ali: "Yâ Rasûlüllah: Sen Hüseyin'i kayırmalı değil miydin? Hasan daha büyüktür" dedi Peygamberimiz "Baksana Cebrail'de, Hüseyin'e: (Ha gayret Hüseyin göreyim seni) diyor" buyurdu (Zehebî, Siyer Alâmü'n-Nübelâ, 111, s 190-191)

Hz Peygamber (sas) torunlarından olan Hz Hüseyin'in çocukluk yılları Peygamberimizin otağından geçmiştir Rasûlüllah'ın eğitiminden yetişip imanı yudumlaya yudumlaya büyüyen Hz Hüseyin'in sonu da şehadet ikliminde gerçekleşmiştir İnsanın hayatında Allah ve Rasûlü'nün hükmünden başka hiç bir hükmün geçerli olamayacağını derinden kavramış olan Hz Hüseyin, bu gerçeğe gölge düşürenlere zerre kadar meyletmemiş; bilakis destansı bir tavırla onların önlerine dikilmiştir

Muâviye, hicretin altmışıncı yılında Recep ayının ortalarında Şam'da vefat etti Muâviye'nin vefatından sonra Şamlılar Muâviye b Ebi Sûfyan'ın oğlu Yezid'e bey'at ettiler

Yezid'in iktidara geçmesi saltanat seklinde gerçekleşti Yezid, kendisinin bu şekilde idareyi ele alışına başta Hz Hüseyin olmak üzere pek çok Sahabe'nin rıza göstermeyeceğini, hatta şiddetli tepkilerle karşılayacağını biliyordu İktidarı elden kaçırmamak için çok süratli davranıyordu Hemen Medine valisi Velid b Utbe b Ebi Sufyan'a bir mektup gönderdi

Mektubunda şöyle yazıyordu: "Mektubum sana geldiği zaman, Hüseyin b Ali ile Abdullah b Zübeyr'i buldur, onların bana bey'atlarını al! Eğer, bey'attan kaçınırlarsa, boyunlarını vur, başlarını bana gönder: Halkın da bey'atlarını al, Bey'attan kaçınanlar hakkında, Hüseyin b Ali ve Abdullah b Zübeyr hakkında olduğu üzere, hükmü yerine getir, Vesselam "

Yezidin; Medine valisine yazmış olduğu mektubunda Hz Hüseyin'den ve ileri gelen sahabilerden bey'atlarını almasını, bu konuda gevşek davranmamasını istediği de kaynaklarda kaydedilir

Yezid'in iktidarı ele almasından sonra Kûfeliler Hz Hüseyin (ra)'e mektuplar göndererek, onu dâvet edip, yanlarına geldiği takdirde kendisini Emirü'l-mü'minin ilan edeceklerini üst üste yazdıkları mektuplarda belirtmişlerdi Ayrıca şu anda emirleri olmadığından cuma namazına çıkmadıklarını bildirmişlerdi

Hz Hüseyin, Medine'den Mekke'ye gidip buradan Küfelilerle haberleşmeye başlamıştı Kûfelilerin durumunu kesin olarak anlamak için de amcasının oğlu Müslim b Akil'i Kûfe'ye göndermişti Müslim Kûfe'de durumun iyi olduğunu, insanların bey'at için hazır bulunduklarını bildiren bir mektup gönderdi Hz Hüseyin bu haberden sonra kesin karar verip Kûfe'ye gitme hazırlıklarına başladı

Hz Hüseyin Kûfe yolculuğuna hazırlanırken, Abdullah İbn Abbâs, bu yolculuktan vazgeçmesini ısrarla istemişti Aynı şekilde Abdullah ibn Ömer ve tabiunun ileri gelen âlimlerinden İmam Şa'bî de Hz Hüseyin'in Kûfe'ye gitmemesini istemişler, özellikle Iraklılara güvenilmeyeceğini vurgulamışlardı Ama Hz Hüseyin Kûfe'ye gitme konusunda kesin kararlıydı

Yezid, Hz Hüseyin'in Kûfe'ye doğru yol aldığını haber alınca, Kûfe valisini değiştirmiş, Basra valisi olan Ubeydullah ibn Ziyad'a ek bir görev olarak, Kûfe valiliğini de vermişti

Ubeydullah b Ziyad, Kûfe valiliğini de üstlenince ilk iş olarak Müslim b Akil'i çok feci bir şekilde şehid etti

Yezid, Kûfe valisi Ubeydullah b Ziyad'a Hz Hüseyin hakkında şu emri veriyordu:

"Şimdi sen, benim istediğim gibi olmakta devam ediyorsun Yaptığını akıllı ve beceriklilere yaraşır bir biçimde yaptın Sebatlı, azimli bir kahraman saldırışıyla saldırdın Başkalarına ihtiyaç bırakmayıp bu işin üstünden geldin Bana erişen habere göre: Hüseyin b Ali, Mekke'den ayrılmış, senin tarafına doğru gelmekte imiş O'na hemen casusları kavuştur Yollara gözcüler dik Olanca duruşla bunun üzerinde dur Seninle çarpışmadıkça sakın kimse ile çarpışma Her gün, olan bitenlerin haberini bana yaz"

Hz Hüseyin'in Kûfe yolculuğu sürerken, gelen haberler hiç de iyi değildi Müslim b Akil'in şehid edildiği haberi bile kendisine ulaştığında artık geri dönmek mümkün değildi Yol esnasında pek çok kişi Kûfe'ye gitmemesini, mutlaka geri dönmesi gerektiğini söylemişlerdi

Bütün bu olumsuzluklara rağmen, Hz Hüseyin büyük bir kararlılıkla Kûfe'ye doğru yol almaya devam ediyordu Bu arada kendisi için tuzaklar kuruldu Gelişen olumsuz olaylar nedeniyle, Hz Hüseyin beraberindekilere "dileyen dönebilir, ben sizi yanımda zorla götürmek istemem" demişti Ama hiç bir kimse ondan ayrılmadı (Zehebî- A'lâmü'n-Nübelâ, 111, 201-202)

Hz Hüseyin, Hurr b Yezid et-Temimî'nin kumandası altındaki bin kişilik Kûfe süvârî birliği ile karşılaştı Hurr b Yezid, Ubeydullah b Ziyâd'ın emrine uygun olarak hareket ediyordu Hurr, Ubeydullah'ın emri gereğince Hz Hüseyin'i Kerbelâ'ya doğru sürükledi

Ubeydullah b Ziyad olayın ciddiyetini fevkalade kavramıştı O sırada Merv valiliğine tayin edilmiş bulunan Ömer b Sa'd Kûfe'de hazırlıklarını yapıyordu Ancak Ubeydullah; Ömer b Sa'd'ı Hz Hüseyin'e karşı kullanmak istedi ve hemen ona emir vererek ordusuyla beraber Kerbelâ'ya gelmesini istedi Ömer b Sa'd, Hz Hüseyin'in karşısına çıkmak istemiyordu Bu durumu anlayan İbn Ziyad: "eğer, onunla çarpışmaya gitmeyecek olursan, seni Merv valiliğinden azleder, evini yıkar, boynunu vururum" (Zehebî aynı yer) diyordu

Durum giderek vahimleşiyordu Hz Hüseyin bu durumun önüne geçmek ve kanların akıtılmasına meydan vermemek amacıyla Ömer b Sa'd'a şu teklifleri yapmıştı: "Ey Ömer! Şu üç teklifimden birini kabul ediniz;

Bırakınız da ben, cihad etmek üzere, hudut boylarına gideyim Yahut Yezid'in yanına varıp kendisiyle görüşeyim Yahut dönüp Medine'ye gideyim" (Zehebî, A'lâmü'n-Nübela, 111, 208-209) Ama İbn Ziyâd bu teklifleri asla kabul etmiyor ve Hz Hüseyin'i artık bırakmak istemiyordu

Ömer b Sa'd ise Hz Hüseyin'e karşı her hangi bir saldırıda bulunmuyor ve günler böyle geçip gidiyordu Ubeydullah b Ziyâd, son emrini verdi Ömer b Sa'd'a yazdığı son emrinde şöyle diyordu:

"Ben seni, Hüseyin'le günler geçiresin, onun selâmet ve bekâsını dileyesin ve benim katımda onun şefâatçısı, kayırıcısı olasın diye göndermedim Ona ve adamlarına hemen teklif et; hükmüme boyun eğsinler Eğer, sana teslim olurlarsa, onu ve etrafındakileri bana gönder Şayet kabule yanaşmazlarsa üzerlerine yürü Çünkü, o asi ve şakidir"

Bu emirden sonra Hz Hüseyin'e saldırılar başladı Hz Hüseyin'in yanındaki bir avuç mücahid ve Ehl-i beytten hanım ve çocuklar binlerce askerden oluşan orduya karşı büyük bir direnç gösteriyor ve bir bir şehadet şerbetini içiyorlardı En son Hz Hüseyin kahramanca savaştı ve almış olduğu otuzüç mızrak ve otuzdört kılıç yarasıyla bedeni toprağa yığılırken, ruhu şehidlerin ruhlarına karışıyordu

Kerbelâ'da Hz Hüseyin'in akrabalarından yetmişiki kişi şehid düştü Adeta Ehl-i beyt, tümden imha edilmek istenmişti Kufelilerden de seksensekiz kişi ölmüştü

Hz Hüseyin, Hicrî altmışbirinci yılın on Muharreminde şehid olmuştu Şehid düştüğünde elliyedi yaşında idi

Hz Hüseyin'in şehadeti Ömer b Sa'd'ı ve Yezid'i derin bir şekilde etkilemiş ve üzülmelerine yol açmıştı Ancak bu üzülmelerin ne anlamı olabilirdi Hz Hüseyin'in şehadetine yol, açan öncelikle Yezid olmuştu

Peygamber Efendimiz (sas)'in torununu ve büyük İslâm kahramanını canevinden vuranlara müslümanların iyi nazarla bakması ise asla mümkün değildir

Merhum Mevdûdî Kerbelâ olayını ele aldığı "Hz Hüseyin'in Şehadeti Üzerine" adlı yazısında İslâmî yönetimin temel ilkeleri açısından Hz Hüseyin'in karşı çıktığı, reddettiği yönetimin durumunu şöyle belirler: "Yezid'in, babası Muâviye'ye halef tayin edilmesi, kişilerden Allah'ın hakimiyetine dille inanmalarının istendiği monarşi türünün başlangıcının işaretidir Uygulamada bütün önceki monarklar gibi müslüman yöneticiler de hâkimiyetin tek kaynağı imişcesine davranmışlardır, yani hakimiyet monarkın ve kanunî haleflerinindir Monarkın hayat, mülkiyet, şeref ve tebaanın her şeyinin tartışmasız sahibi olduğu sanılmıştır İslâm devletinin en önemli amacı Allah'ın sevmediği kötülükleri önlemek ve yok etmek olduğu gibi, râzı olduğu iyilik ve faziletleri de yerleştirmek ve emretmek iken; otokratik yönetimlerin amacı arazi gasbetmek, mal-mülk sahibi olmak, haraç-vergi toplamak ve hayvanî arzuları doyurmaktan öte geçmiyordu Bu dönemde müslüman yöneticiler ve hükümet Sezar'ın ihtişam ve debdebesini adaletin yerine ise zulmü ve otoriteyi benimsediler Lüks ve israf aldı yürüdü Yöneticiler meşrû olanla gayri meşrû olanı birbirinden ayırmadılar Politika artık ahlâktan yoksun hale gelmişti Memurlar halkın içinde Allah korkusunu yerleştirmek yerine, onları kontrol altında tuttular, bilinçlerini artırma yerine, tahrik ve rüşvetle onları kazanmaya çalıştılar Yezid'in kendisine halef olarak atanmasıyla İslâmî yönetim sistemi temellerinden sarsılmış ve yerini babadan oğulla geçen bir monarşizme bırakmıştı O andan itibaren halifenin seçimini belirleyen ilke askıya alınıp zeki ve zengin olanlar ümmetin serbest oylarıyla seçilme yerine, yönetimi birer birer ele geçirmişlerdir Krallığın egemen olmasıyla birlikte şûrâ sistemi de köklü bir değişime uğradı Monarşik yönetim kişisel ve despotik yöntemlere dayanıyordu Artık şûrâ heyetinin üyeleri, prensler, dalkavuklar, saraylılar, eyalet valileri ve askerî komutanlar olmuştu Kralların egemen olmasıyla birlikte vicdanların sesi boğuldu ve söz hürriyeti tümden inkâr edildi Bu dönemde ağzını açan ancak hükümdarın ve hükümetin lehine konuşabiliyordu Aksi durumda ise susması gerekiyordu Vicdanların üzerindeki baskı öylesine ağırdı ki, gerçeği söylemekten kendisini alamayan olursa, ya özgürlüğünü yitirip zindana tıkılıyor, ya da hayatından oluyordu İmparatorluk rejimi sorumlu yönetim kavramından tümüyle yoksundu Onun için Allah önünde sorumluluk sözde kalan bir şeydi ve pek az olarak uygulamada kendini gösterebiliyordu Halk önünde sorumluluk duygusuna gelince; kimsenin imparatorlardan bir açıklamada bulunmalarını istemek cesareti yoktu Hilâfet otokratik yönetime dönüşünce kamu hazinesi ilâhî veya kamu malı olacağı yerde tümüyle kıralın özel mülkü haline geldi Hem meşru, hem meşru olmayan yollarla para alındı ve meşru olsun olmasın rasgele harcandı Kimsede en ufak bir hesap sorma cesareti kalmamıştı Devletin gelirlerinin tümü, sıradan bir postacıdan devlet yöneticisine kadar herkesin harcayabildiği ölçüde bir zevk ve eğlence aracı haline geldi Yöneticilik yetkisinin kamu malını rasgele harcamak için bir belge olmadığı gerçeği kimsenin umurunda bile değildi Kamu hazinesini diledikleri biçimde tüketebileceklerine ve kimsenin kendilerinden hesap sormaya cesaret edemeyeceğine iyiden iyiye inanmışlardı

Yalnızca krallar, prensler, soylular, memurlar ve kumandanlar değil, sarayla uzaktan yakından ilgisi olan erkek ve kadın hizmetçiler bile hukukun üstünde sayılıyorlardı Halk gerek bedenen, gerekse ahlâken devlet görevlilerinin merhametine kalmıştı Halkın kaderini çizen iki zıt ölçü vardı: Biri güçlüler, diğeri ise zayıflar için Mahkemede yargıçlara baskı yapılıyor, kararlarında adaletli olmaya çalışanlar, karşılığında ağır fiyat ödemek zorunda kalıyorlardı Allah'tan korkan kadılar ilahi cezaya çarpılmamak için işkence ve zindanları zulmün ve şımarıklığın elinde oyuncak olmaya tercih ediyorlardı" (Hz Hüseyin-Bir Uyar /Bir Sembol, İst 1985)

Emevilerle birlikte bunu hızla diğer alandaki çözülme ve sapmalar izlemiştir Hz Hüseyin'in biat ederek bu çözülüş ve zulmü onaylaması elbette ki düşünülebilecek bir şey değildir "Hüseyin'in bu arzu edilmez gelişmeye kayıtsız kalmamasının nedeni işte budur O, en kötü sonuçları bile karşılamayı göze alarak yerleşmiş bir yönetime karşı ayaklanmakla yükselen şer güçler dalgasının önüne set çekmeye karar verdi Bu yiğitçe karşı duruşun sonuçlarını herkes bilmiyordu Hüseyin'in kendisini ağır bir tehlikeye atıp sonuçlarına da kahramanca katlanarak vurgulamak istediği gerçek, İslâm devletinin temel ilkelerinin vazgeçilmez değerde birer servet olduğudur Bir mü'minin bu serveti korumak için hayatını feda etmesi ve aile üyelerinin de katledilmelerine neden olması hiç bir zaman kötü bir pazarlık değildir"

Böylesine önemli zamanlarda hesap peşinde koşanlar ancak uzlaşmacı ve kolaya kaçıcı kimseler olabilir "Kendini takva ve hakka adamış kişi hiç bir zaman sonuçları önemsemez Mücadelenin sonucu her zaman adaletin ve hakkın yanında olan gücün elindedir Zulüm, sayı ve kaynak bakımından, aşırı üstünlüğüne rağmen, neticede yok olur gider Böyle durumlarda şartları göz önünde bulundurup tedbir hesapları yapmak, sonucun çok miktarda kan verilmesine değip değmeyeceği tartışmalarında bulunmak Hakk'ın koruyucularının zihinlerinde kuşkular doğuran lanetli şeytanın işidir"

Hz Hüseyin, hiç bir hesap peşinde koşmadan kendisini Hakk'a adayan gerçek ve örnek müslüman tipini simgeler Bir konuşmasında, "Olup bitenleri görüyorsunuz Dünyanın rengi değişti; tümüyle faziletten yoksun hale geldi Yalnızca her iyiliğin tortusu kaldı Dikkat! Görmüyor musunuz? Hak ve doğru, yerin altına gönderildi Bilerek batıl işler peşindeler Kötü gidişi önleyecek kimse kalmadı Zaman, her mü'minin Allah uğrunda hakkı savunma zamanıdır Şehid olmak istiyorum Zalimlerle bir arada yaşamak zulmün ta kendisidir" diyen Hüseyin'in eyleminden, şehadetinden alınması gereken dersi Mevlâna Ebu'l Kelâm şöyle dile getirir: "Hüseyin Allah'ın iradesini kendi kişisel seçimine; Hakk'a bağlılığı, hayat ve hayatın lükslerine duyulan sevgiye tercih etti Yalnız, Hakk'ın aşığı olmakta yarar görerek hayatını ortaya koydu Bu vakur olaydan çıkarılabilecek en değerli ders, Cihad ve Hak yolundan sabırlı, kararlı ve metin olmak gerektiğidir"

Şâmil İslam Ansiklopedisi

 

mumsema is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Cevapla
Tags: hzhuseyin, kerbela


Hz.Huseyin ve Kerbela ile ilgili Benzer Konular
244 Kez Görüntülendi

Kerbela İlahi - Ezgi Sözleri
Kerbela Yolcusu Şiir-Şiirler
Matem-i muharrem* (kerbela) Şiir-Şiirler
Kerbela Kıssalar & Hikayeler
Hz. hüsseyin ve Kerbela Peygamber Efendimiz (S.A.V)


Saat 09:12.
Arşiv Sayfaları Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545