FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Dini Sohbet
Hz.Ali (kv)'nin şehadet yıldonumu
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Hz.Ali (kv)'nin şehadet yıldonumu ile ilgili Benzer Konular
152 Kez Görüntülendi
Kelime-i Şehadet Getirelim
Hergün Dua Edelim
Çanakkale'de Şehadet ile ilgili şiir
Özel Günler Şiirleri
Hakan Aykut - Şehadet Uykusu
İlahi - Ezgi Sözleri
Kelime-i Şehadet Ve Onun Dil İle İkrarının Hükmü hadisler
Sünnet & Hadis
Şehadet getir cinnetime...
Aşk-Sevgi-Evlilik
Arkdaslar Dikkaatlice Okuyun Lutfen Bunlar
|
Huzurlu Bir Hayat
Konu Araçları
23-01-2007
#
1
Profil Bilgileri
mumsema
Hz.Ali (kv)'nin şehadet yıldonumu
Hz.Ali (kv)'nin şehadet yıldonumu başlıklı yazı Mumsema Hz.Ali (kv)'nin şehadet yıldonumu Forum Alev
Allahın arslanı ve Resûlullahın dâmâdı:
Hz
ALİ BİN EBÎ TÂLİB
Şehadetinin Yıldönümü - 28 ocak 2007 Pazar (miladi 661)
Hz
Ali Resûlullah efendimizin amcasının oğludur
Hâne-i saâdette büyüdü
10-12 yaşlarında iken, birgün Resûlullah ile Hz
Hatice’nin beraber namaz kıldığını gördü
Namazdan sonra Resûlullaha sordu:
- Bu nedir?
- Bu Allahü teâlânın dînidir
Seni bu dîne da’vet ederim
Allahü teâlâ birdir, ortağı yoktur
Lat ve Uzza isimli putları terketmeni emrederim
- Önce babama bir danışayım
- İslâma gelmezsen, bu sırrı kimseye söyleme!
Hz
Ali ertesi sabah, Resûlullahın huzuruna gelerek dedi ki:
- Yâ Resûlallah! Bana İslâmı bildir
Bunun için göremiyorum
Böylece Müslüman oldu
Müslüman olanların üçüncüsü, çocuklardan ise birincisidir
Peygamberimiz, bazen kuşluk vaktinde, Mekke vâdilerine doğru çıkıp gider, Hz
Ali de, babası Ebû Tâlib’den, bütün akrabâlarından ve halktan gizli olarak Peygamberimizle birlikte gider, namazlarını oralarda kılarlar, akşamleyin de, dönerlerdi
Birgün, Hz
Ali’nin annesi Fâtıma hâtun, kocası Ebû Tâlib’e dedi ki:
- Ali’nin, Muhammed’in yanına devam ettiğini görüyorum
Senin başına, Muhammed tarafından, oğlun hakkında, güç yetiremiyeceğin bir iş gelmesinden korkuyorum!
- Demek, oğlumu bunun için göremiyorum?
Hemen, Peygamberimizle Hz
Ali’nin ardına düştü
Onlara, Batn-ı Nahle vâdisinde, namaz kıldıkları sırada, rastladı
Peygamberimize sordu:
- Ey kardeşimin oğlu! Edindiğini gördüğüm bu din, ne dînidir?
- Ey Amca! Bu, Allahın dînidir
Allahın meleklerinin dînidir
Allahın peygamberlerinin dînidir
Babamız İbrâhim’in dînidir ki, Allahü teâlâ, beni, Peygamber olarak bununla, bütün kullara gönderdi
Ey Amca! Doğru yola çağıracağım kimselerden, buna, en çok sen lâyıksın! Bu yoldaki da’vetimi kabûl etmeye ve bana yardımcı olmaya, sen, herkesten daha lâyıksın!
Peygamberimiz, amcasını, İslâmiyete, tevhîde, Allahın birliğine inanmaya ve putlara tapmaktan vazgeçmeye da’vet etti
Ebû Tâlib dedi ki:
- Vallahi, yaptığınız veya söyledikleriniz şeylerde bir mahzûr yoktur
Ey kardeşimin oğlu! Ben, atalarımın dîninden ve ona bağlılıktan ayrılmaya güç yetiremiyeceğim
Fakat, sen, gönderildiğin şey üzerinde dur!
Ben sağ oldukça
Ebû Tâlib şöyle devam etti:
- Vallahi, ben sağ oldukça, yapmak istediğini tamamlayıncaya kadar, sana, hoşlanmıyacağın bir şey erişmeyecektir!
Hz
Ali’ye de, hoşlanmayacağı bir şey söylemedi
Ona sordu:
- Ey oğulcuğum! Üzerinde bulunduğun bu din, nedir?
- Babacığım! Ben, Allaha, Allahın Resûlüne îmân ve onun, Allah tarafından getirdiklerini de, tasdîk ettim
O’na tâbi oldum!
- O, seni, ancak, hayır ve iyiliğe da’vet eder
Sen, onun yolunu tutmakta devam et! Yavrum! Amcanın oğlunun da’vet ettiği şeye, senin de, istiyerek girmen, yaraşır
Sevgili Peygamberimiz Allahü teâlânın emriyle Mekke’den Medîne’ye hicret ederken Hz
Ali’ye kendi yatağında yatmasını, bıraktığı emânetleri sahiplerine vermesini söyliyerek buyurdu ki:
- Bu gece yatağımda yat, uyu! Şu hırkamı da üzerine ört! Korkma, sana hiçbir zarar gelmez!
Hz
Ali, Peygamber efendimizin emrettiği şekilde yattı
Habîbullahın yerine, hiç korkmadan, kendi nefsini fedâ etmeye hazırdı
Burada ne bekliyorsun?
Hicret gecesi müşrikler, Resûlullah efendimizin saâdethânelerinin etrafını sarmışlardı
Peygamber efendimiz, evlerinden çıktılar
Yâsîn-i şerîf sûresinin başından on âyet-i kerîmeyi okudular ve bir avuç toprak alıp kâfirlerin başına saçtılar
Resûlullah efendimiz sıhhat ve selâmetle aralarından geçip, Hz
Ebû Bekir’in evine ulaştı
Müşriklerden hiçbiri onu görememişti
Bir müddet sonra müşriklerin yanına biri gelip sordu:
- Burada ne bekliyorsunuz?
- Evden çıkmasını bekliyoruz
- Yemîn ederim ki, Muhammed aranızdan geçip gitti, başınıza da toprak saçtı
Müşrikler, ellerini başlarına götürdüler
Hakîkaten, başlarında toprak buldular
Derhal kapıya hücum edip içeri girdiler
Hz
Ali’yi, Resûl aleyhisselâmın yatağında görünce, Resûl-i ekremin nerede olduğunu sordular
Hz
Ali cevap verdi:
- Bilmem! Beni, onun muhâfazasına me’mur mu ettiniz?
Bunun üzerine Hz
Ali’yi tartakladılar
Kâ’be’nin yanında bir müddet hapsettikten sonra bıraktılar
Hz
Ali, Resûlullah efendimizin Kâ’be-i şerîfte devamlı bulundukları makâma oturdu
“Resûl-i ekremde kimin nesi var ise, gelsin alsın!” diye nidâ ettirdi
Herkes gelip, nişânını söyleyerek emânetini aldı
Böylece emânetler sâhiplerine teslim edildi
Mekke-i mükerremede kalan Eshâb-ı güzîn, Hz
Ali’nin kanadı altına sığındılar
Resûlullahın saâdethâneleri Mekke’de olduğu müddetçe, Hz
Ali de orada kaldı
Allahın arslanı Hz
Ali, Kureyş kâfirlerinin toplandıkları yere giderek dedi ki:
- İnşâallahü teâlâ yarın Medîne-i münevvereye gidiyorum
Bir diyeceğiniz var mı? Ben burada iken söyleyin!
Nihâyet Ali'de hicret etti
Hepsi başlarını eğip, hiçbir şey söylemediler
Sabah olunca, Hz
Ali, Resûl-i ekrem efendimizin eşyâlarını toplayıp, Resûlullah efendimizin Ehl-i Beyti ve kendi akrabâları ile berâber yola koyuldu
Resûlullah efendimize, şişmiş olan ayaklarından kanlar akar vaziyette, Kubâ’da yetişti
Gündüzleri saklanıp, geceleri yaya olarak yürüdüğü bu yolculuğun sonunda, Peygamberimizin huzûruna gidemiyecek bir hâle gelmişti
Resûl-i ekrem efendimiz bunu haber alınca, bizzat kendisi teşrif etmiş, Hz
Ali’yi görünce hâline acımış, Onu kucaklamış, mübârek elleriyle nârin, nâzik ayaklarını okşamış, kendisine âfiyeti için duâ buyurmuştu
Bunun üzerine;
(İnsanlardan öyleleri vardır ki, Allahü teâlânın rızâsı için nefsini fedâ eder)
[Bekara 207] meâlindeki âyet-i celîlesi nâzil oldu
Peygamber efendimiz, bir gece eve vardıklarında buyurdu ki:
- Yâ Âişe! Hiç yemeğin var mıdır?
Sözleri biter bitmez kapı çalındı
Kapı açıldığında, Hz
Ebû Bekir, Hz
Ömer ve Hz
Ali’nin gelmiş olduğunu gördüler
Peygamber efendimiz sordu:
- Bu vakitte gelmenizin sebebi nedir?
- Yâ Resûlallah! Üç gündür birşey yemedik
Çok acıktık
Mübârek yüzünüzü görerek açlığımızı unutmak için geldik
Hasan ile Hüseyin de açtır
Hz
Ali ayrıca dedi ki:
- Yâ Resûlallah! Hz
Fâtıma ile Hasan ve Hüseyin de üç gündür açlar
Peygamber efendimiz buyurdu ki:
- Üç gündür ben de birşey yemedim
Sonra Hz
Ali dedi ki:
- Yâ Resûlallah! Dün yoldan geçerken Mu’âz bin Cebel’in avlusundaki hurma ağacında, hurmalar gördüm
Peygamber efendimiz:
- Kalkınız, Mu’âz’ın evine gidelim
Bizi hurma ile misâfir etsin,
buyurdu
Resûlullah efendimiz ve üç büyük Eshâbı, Hz
Mu’âz’ın kapısına vardılar
Hz
Ebû Bekir:
- Yâ Mu’âz devlet kuşu başına kondu
Allahın Resûlü evine teşrif etti, diye seslendi
Fakat, evde bu sesi kimse duymadı
Yalnız Mu’âz hazretlerinin küçük kızı duymuştu
Annesine, Hz
Ebû Bekir’in kapıya geldiğini söyledi
Annesi inanmadı ve dedi ki:
- Kızım, bu vakitte Hz
Ebû Bekir’in kapımızda işi ne?
Tekrar yattılar
Sonra Hz
Ömer ve Hz
Ali seslendi
Kız çocuğu tekrar annesine gitti ise de annesini inandıramadı
Yine yatıp uyudular
Daha sonra Peygamber efendimiz,
“Yâ Mu’âz!”
diye seslenince, kızcağız, bu sefer, babasına gidip seslendi:
- Babacığım, ne duruyorsun, başımıza devlet kuşu kondu
Allahü teâlânın Resûlü ve üç Eshâbı kapıya gelmişler, seni çağırıyorlar
Hurmalar hiç eksilmedi
Mu’âz hazretleri hemen kapıya koştu
Misâfirlerini içeri aldı
Peygamber efendimiz buyurdu ki:
- Yâ Mu’âz! Üç gündür ben ve Eshâbım hiç yemek yememişiz
Dün Ali yoldan geçerken sizin avludaki hurma ağacında hurmalar görmüş
Geldik ki bizi hurma ile misâfir edesin!
Hz
Mu’âz çok üzülerek cevap verdi:
- Yâ Resûlallah! Bugün hurmaları toplayıp bir kısmını yedik, geri kalanını da fakîrlere dağıttık
Hiç hurmamız kalmadı
Bunun üzerine Peygamber efendimiz, evde gördüğü büyük bir sepeti Hz
Ali’ye vererek buyurdu:
- Yâ Ali, bu sepeti eline al! Hurma ağacının yanına var! Benden selâm söyle, Resûlullah senden hurma istiyor diye söyle!
Hz
Ali emredildiği şekilde gidip, Resûlullahın selâmını söyleyince, ağaç hurma ile doldu
Sepeti doldurup getirdi
Herkes yediği hâlde hurmalardan hiç eksilme olmadı
Muhtaç olduğu hâlinden belli olan fakîr biri, Hz
Ali’nin huzûruna gelip oturdu
Hz
Ali kendisine sordu:
- Benden bir isteğin mi var?
Adam utancından, söz ile cevap veremeyip işâret ile muhtaç olduğunu bildirdi
Hz
Ali yanında bulunan, giyecek ve yiyecekleri verdi
Muhtaç kimse çok sevindi, sonra da çok güzel bir beyit okudu
Okuduğu beyitten hoşlanan Hz
Ali, çocukları için ayırdığı üç altını da verdi
Değeri yaptığıyla ölçülür
Fakîr, sevincinden ne yapacağını şaşırdı
Hz
Ali, Peygamber efendimizden işittiği şu hadîs-i şerîfi ona nakletti:
(Herkesin değeri, söylediği güzel sözlere, yaptığı iyi işlere göre ölçülür
)
Harbin birinde, Hz
Ali’nin ayağına bir ok saplandı
Ok, kemiğe girdiği için çıkarılamadı
Sonra doktor çağırdılar
Doktor dedi ki:
- Bu oku çıkartabilirim
Fakat, çok ağrı yaptığı için tahammül edilemez
Onun için bayıltmam lâzım
Hz
Ali şöyle cevap verdi:
- Bayıltmana lüzûm yok
Biraz bekleyin, namaz vakti girince namaza duracağım
O zaman ayağımdaki oku çıkartırsınız
Dediği gibi yaptılar
Namaza durunca ayağını yarıp oku çıkardılar, hiçbir şeyi hissetmedi
İşte büyüklerimiz böyle namaz kılarlardı
Hz
Ali buyurdu ki:
- Müslümanlar, âhırete inanıyor
Kitapsız kâfirler, inkâr ediyor
Tekrar dirilmek olmasaydı, inanmıyanlar birşey kazanmaz, müslümanlar da, zarar etmezdi
Fakat, kâfirlerin dediği olmayınca, sonsuz azâb çekeceklerdir
Peygamber aleyhisselâm, birgün kızı Hz
Fâtıma’nın evine teşrif etmişti
Hz
Ali’yi evde bulamayınca kızına sordu:
- Amcamın oğlu nerededir?
- Babacığım, aramızda küçük birşey olmuştu da, dışarı çıktı
Ali nerededir?
Resûl-i ekrem efendimiz, Hz
Ali’yi aramaya çıktı
Yolda rastladığı Hz
Sehl’e sordu:
- Ali nerededir, gördün mü?
Hz
Sehl arayıp, mescidde olduğunu haber verdi
Resûlullah Hz
Ali’nin yanına geldi
Hz
Ali, toprağın üzerine yatmış, hırkası omuzundan düşmüş, vücudu toz-toprak içinde kalmıştı
Resûl-i ekrem bir taraftan toprakları silkeliyor, bir taraftan da:
- Kum, yâ Ebâ Türâb! Ya’ni kalk, ey toprağın babası,
diyordu
Fahr-i kâinat efendimiz, Hz
Ali ile birlikte evlerine gittiler
Hz
Ali kendisine, Ebû Türâb denilmesinden çok hoşlanırdı
Çünkü bu lakâb, ona, Allah Resûlünün verdiği ma’nevî bir taltif idi
Bir gün Hz
Ali’nin annesi Fâtıma hâtun, Ebû Tâlib’e sordu:
- Oğlun nerede?
- Ne yapacaksın onu?
- Âzâdlı kadın kölem, Ecyad’da, onu, Muhammed’le birlikte namaz kılarken gördüğünü, bana haber verdi
Sonra da Ebû Tâlib’e, “Sen, oğlunun dînini değiştirmesini uygun görüyor musun?!” diye çıkışınca, Ebû Tâlib şu cevâbı verdi:
Üstünlük sırası
- Sus! Amcasının oğluna arka ve yardımcı olmak, elbet, herkesten çok, ona düşer! Eğer, nefsim, Abdülmuttalib’in dînini bırakmak husûsunda bana boyun eğmiş olsaydı, ben de, muhakkak, Muhammed’e tâbi olurdum! Çünkü, o, halîmdir, emîndir, tâhirdir!
Bu cevap üzerine, Fâtıma hâtun da, sustu
Osman-ı Zinnûreyn’den sonra üstünlük sırası Hz
Ali’dedir
Hilâfeti, ümmetin icmâ’ı ile sâbittir
Resûlullah, kızı Hz
Fâtıma’yı ona nikâh etmiştir
Daha önceleri de putlara saygı göstermediği için, “kerremallahü vecheh” lakâbı verilmiştir
Allahın, kerîm, şerefli, mübârek kıldığı yüz, ma’nâsındadır
Hz
Ali buyurdu ki:
Ben, Resûlullah efendimizden işittim, şöyle buyurdu:
(Akıllı insana yaraşan; geçim husûslarının, âhıreti ilgilendiren hâllerin ve aîlevî mes’elelerin dışında, konuşmamaktır
Aklı başında olana yaraşan, hâline bakmak, dilini ve karnını faydasız şeylerden ve harâmdan korumaktır
)
Hz
Ali bir kalabalığı eğlence içinde görüp, böyle eğlenip neş’elenmelerinin sebebini sorduğunda, onlar dediler ki:
- Bugün bayramımızdır
Bunun üzerine Hazret-i Ali de buyurdu ki:
- Günâh işlemediğimiz günler de bizim bayramımızdır
Hz
Ali buyurdu ki:
- Amellerin en fazîletlisi, iyiliği emredip kötülükten vazgeçirmek ve günâh işliyeni sevmemektir
Kim ki iyiliği emrederse, mü’minin sırtını muhkemleştirmiş, sağlamlaştırmış olur
Kim de kötülüğü men eder ve ondan vazgeçirirse, münâfığın burnunu yere sürtmüş olur
Hz
Ali Hendek savaşında, bir düşman askerini altedip, yere yatırdı
Kılıcını çekti
Tam vuracağı zaman, düşman askeri Hz
Ali’nin yüzüne tükürdü
Niçin öldürmedin?
Hz
Ali kılıcını kınına koydu
Onunla savaşmaktan vazgeçti
Ölümünü bekleyen kimse, bu işten bir şey anlamadı
Hayretle kendisine sordu:
- Kılıcını çekmiştin
Beni öldürmene hiçbir engel yokken neden vazgeçtin? Öfken birden yatıştı
Hz
Ali şöyle cevap verdi:
- Ben kılıcımı Allah için vuruyordum
Ben Allahın arslanıyım
Nefsin esîri değilim
Sen, benim şahsıma karşı yaptığın hareketten sonra seni öldürseydim, nefsim için öldürmüş olabilirdim
Hâlbuki her yaptığımı Allah için yapmam lâzımdır
Hz
Ali, hayvanlarını kuyudan su çekerek sulayan bir bedevî ile anlaştı
Kuyudan çekeceği her kova su için, bedevîden bir avuç hurma alacaktı
Hz
Ali su çekmeye başladı
Son kovayı çekerken, kovanın ipi kopup, kova, derin kuyunun içine düştü
Bedevî, kızgınlıkla Hz
Ali’nin mübârek yüzüne bir tokat vurup ücreti olan hurmayı da verdi
Hz
Ali kovayı kuyudan çıkardı
Bedevîye verip oradan uzaklaştı
Onun dîni haktır
Bedevî, Hz
Ali’nin, derin kuyudan kovayı çıkarmasına hayret edip, kendi kendine, “Eğer onun dîni hak olmasaydı, bu derin kuyudan kovayı çıkaramazdı
Küstahlık yapan el bana lâzım değil” diyerek elini kesip Hz
Ali’nin evine gitti
Hz
Ali kapıyı açıp Bedevîyi görünce, içeride bulunan Resûlullaha haber verdi
Peygamber efendimiz, Bedevîye, niçin böyle hatâ ettiğini sordu
Bedevî, ağlayarak yaptığı küstahlıktan özür dileyip îmâna geldi
Resûlullah, kesik eli yerine koyup duâ buyurdu
Hak teâlânın izni ile eli sapasağlam oldu
Hz
Ali, şehîd edileceği gün sabah namazına giderken yolda şu beyiti okuyordu:
Ölüme hazır ol ki, ölüm elbet gecikmez,
Ölüm gelince artık feryâd fayda vermez
Ramazan-ı şerîfin 17
Cum’a günü sabah namazına giderken, İbni Mülcem tarafından kılıçla alnına vurularak şehîd edildi
Kûfe’de, ya’nî Necef denilen yerde medfûndur
Diğer üç halîfe gibi Cennetle müjdelenenlerdendir
Hz
Ali’nin kızı ve aynı zamanda Hz
Ömer’in hanımı olan Ümmü Gülsüm, hâdiseyi duyunca dedi ki:
- Babam da, kocam Ömer gibi sabah namazında suikaste uğradı
Hz
Ali, vefât etmek üzere iken buyurdu ki:
- Yemînle söylüyorum ki, umduğuma kavuştum
Sonra Kelime-i şehâdet getirerek vefât etti
Altı nasîhat
Peygamber efendimiz Hz
Ali’ye buyurdu ki:
- Yâ Ali! Altıyüz bin koyun mu istersin, yahut altıyüz bin altın mı veya altıyüz bin nasîhat mı istersin?
- Altıyüz bin nasîhat isterim
Peygamber aleyhisselâm buyurdu ki:
- Şu altı nasîhata uyarsan, altıyüz bin nasîhata uymuş olursun
1
Herkes nâfilelerle meşgul olurken, sen farzları îfa et
Ya’nî farzlardaki rükünleri, vacibleri, sünnetleri, müstehabları îfa et!
2
Herkes dünya ile meşgul olurken, sen Allahü teâlâyı hatırla! Ya’nî din ile meşgul ol, dîne uygun yaşa, dîne uygun kazan, dîne uygun harca!
3
Herkes birbirinin ayıbını araştırırken, sen kendi ayıplarını ara! Kendi ayıplarınla meşgul ol!
4
Herkes, dünyayı imar ederken, sen dînini imar et, zînetlendir!
5
Herkes halka yaklaşmak için vâsıta ararken, halkın rızâsını gözetirken, sen Hakkın rızâsını gözet! Hakka yaklaştırıcı sebep ve vâsıtaları ara!
6
Herkes çok amel işlerken, sen amelinin çok olmasına değil, ihlâslı olmasına dikkat et!
Hz
Ali, Hendek savaşında müşriklerin en azılıları ile savaştı
Savaşın iyice şiddetlendiği 22
gün, Amr bin Abdûd adlı müşriklerin en azılılarından biri, Hendek kenarlarına gelip meydana er istedi
Müslümanlardan kimse Amr’ın da’vetine cevap vermedi
Çünkü Resûlullahtan emir bekliyorlardı
Amr’ın meydan okuması yedi kere devam etti
Yedincide Resûlullah efendimiz, Hz
Ali’yi çağırıp huzûruna oturttu ve buyurdu ki:
- Yâ Ali! Benim atıma bin, kılıcımı al, Amr bin Abdûd’un önüne yiğitçe, cesâretle var! Onun heybetinden, uzun boyundan endîşe etme! Ben, Hak teâlâdan sana yardım etmesi için, senin elinle Müslümanların, bunun şerrinden kurtulmaları için duâ ediyorum
Avını gözetliyen arslan
Hz
Ali kılıcını kuşandı
Atına bindi
Avını gözetliyerek giden bir arslan gibi, Amr’ın önüne varıp dedi ki:
- Yâ Amr! Duydum ki sen Kâ’be’nin karşısında ahdetmişsin ki, Kureyşten bir kişi senden iki şey istese, birini yaparmışsın
- Evet öyle söz verdim
- Biliyorsun ben Kureyş’tenim
Senden iki şey isteyeceğim
Hiç olmazsa birini kabûl et! Birinci isteğim, Allahın birliğini ve Muhammed aleyhisselâmın O’nun Resûlü olduğunu kabûl ve tasdîk etmendir
- Bunu kabûl etmiyorum, başka ne istiyorsun?
- İkinci isteğim, bu iki kuvveti hâllerine bırakıp, Mekke-i mükerreme’ye gitmendir
- Bunu kabûl ettim, yalnız Ebû Bekir, Ömer ve Osman’ın başlarını keserim
- Ey ahmak! Benim başımı kesmeden onların başını nasıl kesersin?
- Yâ Ali! Sen henüz gençsin, dünyanın tadını almamışsın, ben senin başını kesmek istemem
- Ben Allahü teâlânın yardımı ve Resûlünün duâsı ile senin başını kesmek isterim
Hz
Ali’nin bu sözü üzerine Amr, atından inip Hz
Ali’ye doğru yürüdü
Hz
Ali de atından indi
Birbirlerine hamle ettiler
Hz
Ali bir fırsatını bulup, Amr’ın uyluğunu, bir kılıç darbesiyle kopardı
Artık işi bitti, diyerek geriye dönmüş gelirken, Amr, kendi kopmuş bacağını Hz
Ali’ye fırlattı
Hz
Ali de hemen geri dönüp Amr’ı öldürdü
Resûlullah efendimiz tekbîr getirip buyurdu ki:
- Ali’nin Amr bin Abdûd ile bir kere karşılaşması, ümmetimin kıyâmete kadar olan ibâdetinden hayırlıdır
Dünya aldatır
Hz
Ali’nin hikmetli sözleri çoktur
Bunlardan ba’zıları şunlardır:
Affetmek fazîlettir
Kararlı olmak metâ’dır, sahip olunan maldır
Kararsız olmak ise zâyi olmaktır
Yalancılık hıyânettir
İnsâf rahatlık, şer küstahlıktır
Güleryüzlülük ihsândandır
Doğruluk kurtarır, yalan felâkete sürükler
Kanâat insanı zengin yapar, yerinde kullanılmayan zenginlik azdırır
Dünya aldatır, şehvet kandırır
Hased yıpratır, nefret çökertir
Akıllı kimse, günâhlarını tevbe ile örtendir
Cömert, kötülük yapana iyilikle karşılık verendir
Âlim; sözü, işine uygun olandır
Âlim ilme doymaz
Hz
Ali, Hayber kalesinin fethinde, kalenin kapısını koparıp, kalkan olarak kullanmıştır
Bu savaşta Hz
Ali'nin gözleri ağrıyordu
Resûlullah efendimiz onu çağırtarak gözlerine üfledi ve şifa bulması için Allahü teâlâya duâ etti
Hz
Ali'nin gözlerinde bir ağrı sızı kalmadı
Bu savaşta, yahudilerin meşhur pehlivanı Merhab:
-Hayber halkı iyi bilir ki: ben, gelip çatan harplerin tutuştuğu, kızıştığı zamanlarda, tepeden tırnağa kadar silâhlanmış, cesaret ve kahramanlığı denenmiş Merhab'ımdır
Ben, kükreyerek geldikleri zaman aslanları bile kâh mızrakla, kâh kılıçla vurup yere sermişimdir, diyerek Müslümanlardan er diledi
Bunun üzerine Hz
Ali:
-Ben oyum ki: anam bana Haydar, Arslan adını takmıştır! Ben, ormanların heybetli görünüşlü arslanı gibiyimdir
Sizi, geniş ölçüde ve çarçabuk tepeleyici bir er kişiyimdir, diye şiir söyleyerek Merhab'ın karşısına dikildi
Bu şiir Merhab'a o gece gördüğü rüyâyı hatırlattı
Rüyâsında kendisini bir arslanın parçaladığını görmüştü
Hz
Ali, Merhab'la karşı karşıya geldiğinde, Merhab'ın tepesine öyle bir kılıç indirdi ki, kılıç, Merhab'ın siperlendiği kalkanını ve demirden miğferini kesti
Başını, ikiye ayırdı
Merhab'ın başına inen kılıncın çıkardığı ses o kadar fazla idi ki, Hayber karargâhında bulunan Ümm-i Seleme:
-Merhab'ın dişlerine kadar inen kılıcın sesini ben de işittim, demiştir
Hz
Ali, o gün yahudilerin en namlı kişilerinden sekizini öldürmüştür
Hayber gazâsından dönen Hz
Ali'ye Peygamber efendimiz:
-Yâ Ali, eğer halk, Îsâ'ya söylediklerini söylemiyecek olsalardı, senin hakkında çok sözler söylerdim
O zaman herkes, bereketlenmek için, ayağının tozunu alır, abdest suyunu şifâ için hastalarına verirlerdi
Seni şehid ederler
Âhırette havzımın üzerinde halîfemsin
Cennete en önce sen girersin
Seni sevenler nurdan minberler üzerinde olur,
buyurunca, Hz
Ali şükür secdesi yaptı
Hz
Ali bir müfreze gönderdiği vakit başına tâyin ettiği kimseye şöyle derdi:
-Sana Allahtan korkmanı tavsiye ederim
O, hem dünyaya, hem de âhirete mâliktir
Vazîfene sarıl
Seni Allaha yaklaştıracak olana yapış
Çünkü dünyada yapıp da bıraktıklarını, yarın karşında hazır bulacaksın
Sakif'ten bir zat anlatır:
Hz
Ali, beni vâli tâyin etti ve şehrin halkının yanında bana şöyle dedi:
-Vergiyi tam olarak al! Bu işte sakın sende bir zaaf görmesinler
Daha sonra bana şöyle dedi:
-O sözü onların yanında söylememin sebebi, onlar hîlekâr bir kavimdir
Onlara âit bir elbiseyi, yedikleri bir şeyi, taşıt olarak kullandıkları bir hayvanı alıp satma
Para yüzünden onları kırbaçlama ve ayakta da bekletme
Vergi olarak aldıklarından, onlara bir mal satma! Eğer bu sözlere muhâlefet edersen Allah benim yerime seni yakalar
Emre muhâlif bir hareketini duyarsam seni azlederim
Hz
Ali, İslamiyeti kabul ettikten sonra, bütün Mekke devrini teşkil eden on üç sene Peygamber efendimizin yanında, O’nun huzur ve hizmetlerinde bulundu
Peygamber efendimizin sevgi ve iltifatlarına kavuştu
Mekkeli müşriklerin bütün eza ve cefalarına katlanarak Peygamber efendimizin en yakın yardımcılarından oldu
Mescid-i Nebevi’nin inşaatında çok gayret gösterdi
Bedr, Uhud, Hendek ve diğer bütün gazalarda bulundu ve fevkalade gayret ve kahramanlık gösterdi
Yalnız Uhud Gazasında on altı yerinden yara aldı
Pekçok gazada Resulallah sallallahü aleyhi ve sellem sancağı Hz
Ali’ye teslim etmiştir
Vâhiy kâtipliği yaptı
Hz
Ali, Hudeybiye Antlaşmasında sulh şartlarının yazılmasında vazife aldı
Hayber Gazasında bulunup, büyük kahramanlıklar gösterdi
Bu savaşta, ağır bir demir kapıyı kalkan olarak kullanmıştır
Huneyn Gazasında da büyük kahramanlıklar gösteren Hz
Ali, Tebük Gazasında, Resulullah efendimiz tarafından vazifeli olarak Medine’de bırakıldığı için bulunamadı
Daha sonra Yemen Muharebesinde ordu kumandanı olarak vazifelendirildi
Mekke-i mükerreme feth edilince, Kabe’deki putları imha vazifesi ona verildi
Peygamber efendimiz vefat edince, o yıkayıp kefenledi
Bu son mübarek vazife, ona ve Hz
Abbas, Üsame bin Zeyd, Fadl ve Kusem’e nasib oldu
Definden sonra halife seçilen Ebu Bekr’e biat edip onun devlet işlerini yürütmede istişare ettiği zatlardan oldu ve kadılık (hakimlik) görevlerinde bulundu
Hz
Ömer’in halifeliğine de biat edip, halifenin danışmanı ve hakimliğini yaptı
Hz
Osman’ın da halifeliğine biat edip, hilafet işlerinde onun vezirliğini yaptı
Hz
Osman’ın şehit edilmesinden sonra 656 Zilhicce ayında halife oldu
Hz
Osman’ı şehit edenlerin cezalandırılmaları hususunda çıkan ictihad ayrılıklarından dolayı karşı karşıya gelen iki ordu arasında tam anlaşma olmuştu ki, Abdullah bin Sebe’ ismindeki Yahudi, gece karanlığında grubu ile birlikte Basralıların üzerine saldırdı
Gece karanlığında kimse ne olduğunu anlayamadı
Üç gün savaş devam etti
Cemel (Deve) Vak’ası olarak bilinen bu hadisede Aişe-i Sıddika esir alınınca, Hz
Ali hürmet ve ikram edip kendi askerleri arasında bulunan kardeşi Muhammed bin Ebu Bekr ile Medine’ye gönderdi
Bir sene sonra Sıffin denilen yerde Hz
Muaviye’nin ordusu ile yüz günde doksan meydan muharebesi yaptı
Askerlerinden yirmi beş bin, karşı taraftan kırk beş bin kişi şehid oldu
Karşı taraftan gelen sulh teklifi ile antlaşma olunca, ordusundan yedi bin kişi ayrıldı
Bunlara harici denildi
660 senesinde Ramazan-ı şerif ayının on yedinci Cuma günü sabah namazına giderken İbn-i Mülcem adlı bir harici tarafından başına kılıçla vurularak şehit edildi
Kabirleri Necef denilen yerdedir
Halifeliği devrinde zuhur eden fesatçılarla mücadele ettiğinden, sükun ve huzur bulamamıştır
Hükumet idaresinde Hz
Ömer’in yolunu tutmuştur
Her işin emniyet ve istikamet dairesinde yapılmasına çalışır, halka şefkat gösterirdi
Her tarafta askeri birer merkez vücude getirmişti
Hakkında bir kaç ayet-i kerime nazil olup, pek çok hadis-i şerifle medhedildi
Ehl-i sünnetin gözbebeği, evliyanın reisi, kerametler hazinesidir
Adalet, ilim, cömertlik, merhamet ve diğer yüksek faziletleri kendisinde toplamıştır
Peygamber efendimiz Hz
Ali’ye cömertlerin sultanı manasına Sultan-ül-eshiya buyurmuşlardır
Buğday benizli, orta boylu, uzun gerdanlı, güler yüzlü, iri siyah gözlü, geniş göğüslü, iri yapılı ve sık sakallı görünüşe sahib olan Hz
Ali, ilim ve amel bakımından en yüksek derecede idi
Allah korkusundan devamlı ağlardı
Namaza durunca, alem alt-üst olsa, haberi olmazdı
Hz
Ali'nin Hz
Fatıma'dan Hasan, Hüseyin ve Muhsin adında 3 erkek, Zeyneb ve Ümmü Gülsüm adında iki kızı olmuştur
Hz
Fatıma'dan sonra evlendiği hanımlarından 15 erkek, 16 kız çocuğu olmuştur
Hz
Ali, fevkalade beliğ ve fasih konuşurdu
Peygamber efendimizden sonra, onun derecesinde beliğ hutbe okuyacak bir başkası yok idi
Arap lisanının ilk kaidelerini koyan odur
Bu sebeple Kur’an-ı kerimin lisanına herkesten çok aşina idi
Devamlı Peygamber efendimizin yanında bulunması ve onun feyizli nurlarına ilk kavuşanlardan olması sebebiyle Kur’an'ın hükümlerini en iyi bilen o idi
Tefsire dair birçok rivayetler bildirmiştir
Bilhassa ayetlerin iniş sebepleri konusunda birçok rivayetleri vardı
Bu konuda buyuruyor ki:
-
Sorunuz, bana ne sorarsanız, size cevabını veririm
Allahın kitabını bana sorunuz
Vallahi bir ayet yoktur ki, ben onun gecede mi, gündüzde mi, kırda mı, dağda mı nazil olduğunu bilmiyeyim
Bu sebeplerden dolayı, hakkında birçok rivayet olup, anlaşılması güç meselelerde, onun rivayeti tercih edilmiştir
Hacc-ı Ekber’in kurban bayramı olduğuna dair olan rivayeti gibi
Hz
Ali, Ehl-i beytten olması sebebiyle, Peygamber efendimizin sünnetine herkesten daha fazla vakıftı
Bu hususta herkesin müracaat kapısıydı
Bizzat Resulullah efendimizden duyarak yazdığı bir hadis sahifesi vardı
Bu sahife, Sahifetü Ali bin Ebi Talib adıyla 1986’da yayınlanmıştır
Kendisinden 586 hadis-i şerif bildirilmiştir
Bunlardan 20 tanesi hem Buhari’de, hem de Müslim’de bulunur
Bundan başka 9 hadis-i şerif Buhari’de, 15 hadis Müslim’de, tamamı da Ahmed bin Hanbel’in Müsned adlı kitabında vardır
Hz
Ali, Eshab-ı kiramın en büyük fıkıh alimlerindendi
Halledilemeyen mevzular ona havale edilirdi
Hatta Hz
Ömer buyurur ki:
-Şayet Hz
Ali olmasaydı, Ömer helak olurdu
Fıkha dair bildirdiği hükümler, Mevsûatü Fıkhı Ali bin Ebi Talib adıyla yayınlanmıştır
Hz
Ali’nin hikmetli sözleri birçok kitaplarda toplanmıştır
Bunlardan Emsalü İmam Ali, Gurer-ül-Hikem ve Dürer-ül-Kilem adlı eserler basılmıştır
Bu kitaplardaki sözlerinde Hz
Ali buyuruyor ki:
Affetmek fazîlettir
Kararlı olmak metâ'dır, sahip olunan maldır
Kararsız olmak ise zâyi olmaktır
Doğruluk emânet, yalancılık hıyânettir
İnsâf rahatlık, şer küstahlıktır
Emânete hıyânet etmemek, îmândandır, güler yüzlülük ihsândandır
Doğruluk kurtarır, yalan felâkete sürükler
Kanâat insanı zengin yapar, yerinde kullanılmayan zenginlik azdırır
Dünya aldatır, şehvet kandırır
Lezzet oyalar, nefsin arzuları alçaltır
Hased yıpratır, nefret çökertir
Akıllı kimse, günâhlarını tövbe ile örtendir
Cömert, kötülük yapana iyilikle karşılık verendir
İlim; güzel bir mîrâs, genel bir ni'mettir
İnsaf, ihtilâfı giderir, ülfeti getirir
Adâlet; îmânın başıdır, ihsânın birleştiği noktadır ve îmânın en yüksek mertebesidir
Âlim; sözü, işine uygun olandır
Âlim ilme doymaz
Hikmet; akıllıların bahçesi, ermişlerin mesîresidir, gezinti yeridir
Akıllı; şehvetten uzaklaşan, âhıreti dünya ile değişmeyendir
Akıllı, yalnız ihtiyâcı kadar ve delille konuşur, sâdece âhıretinin ıslâhı için çalışır
Akıllı, günâhlardan sakınır, ayıplardan uzak durur
Cömertlik günâhları siler, kalblere sevgi eker
Câhil; dayakla uslanmaz, nasîhatlerden payını almaz
İlim; insanı akla götürür, kim ilim öğrenirse akıllanır
İlim; rûhu ihyâ eder, diriltir
Aklı aydınlatır, cehâleti öldürür
Zulüm; ayakların kaymasına, ni'metin yok olmasına, milletlerin helâkine sebep olur
Gerçek mü'minin sevgisi, kızması, birşeyi alması, yapması ve terki, hep Allah için olur
Kâmil mü'min gizli şükür eder, belâya karşı sabır eder, ümîd hâlinde iken bile korkar
Akıllı kimse, ibâdetle, nefsin arzusuna karşı gelendir
Câhil kimse, günâh işleyerek nefsin arzusuna uyandır
Allaha kavuşmak, kötü insanlardan uzak durmakla olur
İhtiraslı kimse, bütünüyle dünyaya mâlik olsa bile yine fakîrdir
Doğruluk, İslâmın direği, îmânın desteğidir
Allahın azâbından korkmak, müttekîlerin, takvâ sahiplerinin nişânıdır
Dînin esâsı, emâneti yerine vermek, sözünde durmaktır
Hased eden dâimâ hastadır, cimri insan, dâimâ fakîrdir
Başa kakan, nefret ateşini körükler
Kanâatkâr olmak, boyun eğme zilletinden daha hayırlıdır
Olgunluk üç şeyde gereklidir: Musîbetlere sabır, isteklerde aşırıya kaçmamak ve istiyene vermektir
Yumuşaklık, durulmayı çabuk sağlar ve zor olan şeyleri kolaylaştırır
Âlim, câhili hemen tanır, çünkü daha önce o da câhildi
Câhil âlimi tanımaz, çünkü daha önce âlim değildi
Akıl ve ilim, birbirinden ayrılmayan ve zıt olmayan iki kardeş gibidir
Îmân ve hayâ, birbirinden kopmayan bir bütündür
Îmân ve ilim, ikiz kardeş ve birbirinden ayrılmayan arkadaş gibidir
Öfke, tutuşturulmuş bir ateş gibidir
Her kim ki öfkesine hâkim olursa, onu söndürür ve her kim onu salıverirse, ilk yanan kendisi olur
Ahmaklık, dermânı bulunmayan bir dert, şifâsı olmayan bir hastalıktır
Allah için kardeş olanların sevgisi, sebebi dâim olduğu için devam eder
Dünya için kardeş olanların sevgisi, sebebi devam etmediği için, kısa sürer, bir an gelir son bulur
Akıllı, sustuğu vakit tefekkür, konuştuğu vakit zikir eder, baktığı vakit de ibret alır
Kendisi amel etmeksizin Allah yoluna çağıran kişi, oksuz yaya benzer
Sükût, sana vakar kazandırır ve seni özür dileme zahmetinden kurtarır
İhtiras, gâfillerin kalbinde şeytanların sultânıdır
Hasedcilerin en ehveni, hased ettiği kişinin elindeki ni'metlerin yok olmasını ister
İlim, insanı Allahın emrettiği şeylere götürür, zühd ise o şeylere erişilmesini kolaylaştırır
Korkaklık, ihtiras ve cimrilik, Allaha karşı kötü zannın bir araya getirdiği kötü arkadaşlardır
Mal, harcandığı kadar sâhibine ikrâmda bulunur
Kişinin yaptığı cimrilik kadar ona ihânet eder
Fakîh öyle biridir ki, insanları Allahın rahmetinden ümitsizliğe düşürmez ve onları Allahın rahmetinden yüz çevirtmez
Mal ve çocuklar, dünya hayâtının zînetidirler
Sâlih amel de, dünyadan âhırete götürülen mahsûldür
Allah için seven bir kardeş, en yakından daha yakın, anne ve babalardan daha merhametlidir
Amel eden câhil kişi, yoldan başka yerde yürüyen gibidir
Bu yürüyüşü ona, ihtiyâcından uzaklaşmaktan başka birşey kazandırmaz
İnsan, sözü ile tartılır veya işi ile değerlendirilir
Seni zînet yönünden ağır getirecek şeyi söyle ve kıymetini artıracak şeyi yap
Yalancı, sözünde suçludur, isterse delîli kuvvetli ve ağzı lâf yapan biri olsun
İstişâre, danışma sana rahatlık, başkasına yorgunluktur
Dünya mü'minin hapishânesi, ölüm hediyesi, Cennet de varacağı yerdir
Dünya kâfirin Cenneti, ölüm korkulu rü'yâsı, Cehennem de varacağı son duraktır
Allaha tâatle uğraşmak en kârlı iş, doğru konuşan dil ise, en güzelidir
Gaddarlık, herkes için kötü bir şeydir
Şan, şeref sâhibi ve büyük zâtlar için daha çirkindir
Takvâ, dîni ıslâh, nefsi muhâfaza eder ve mürüvveti süsler
Akıllı; alçak dünyadan el çeken, Cennet-i a'lâya göz dikendir
Sabır en güzel huy, ilim en şerefli süs eşyasıdır
Kalblerin gafletine, gözlerin uyanık olması fayda vermez
Sıkıntıya düşmeden önce emniyet tedbirini alan kimse, ayağını sağlam yere basmış olur
Sabır, insanın başına gelene katlanması demektir
Onu kızdırana karşı da kendisine hâkim olmaktır
Korku kaderi değiştirmez, yalnız sevâbın yok olmasına sebep olur
İhtiras, rızkı artırmaz
Kârlı olan, dünyayı âhıretle değiştirendir
Cimri, dünyada kendi nefsine cömert davranmaz, bütün malını mîrâsçılara vermeye râzı olur
Mal, sâhibini dünyada yükseltir, âhırette alçaltır
Hased, bir dert ve hastalık olup, hased eden veya olunan helâk olmadıkça çâresi bulunmaz
Günâhlar birer dert olup, devâsı istigfârdır
Sabır iki kısımdır: Sevmediğin şeye sabretmek ve sevdiğin şeye sabretmek
Sabır, en güzel îmân kisvesi ve insanların en şerefli ahlâkıdır
Şek ,şüphe, yakîni bozar, îmânı yok eder
Mürüvvet; insanın, kendisini lekeleyecek şeylerden kaçınması ve güzellik kazandıracak şeylere yaklaşmasıdır
Cömertlik ve cesâret, şerefli maksatlar olup, Allahü teâlâ bunları sevdiği ve denediği kişilere ihsân eder
Sıkıntıya karşı sabır etmek, bolluk ânındaki âfiyetten daha efdaldir
Akıllı, iyiliklerini canlandıran, kötülüklerini öldürendir
Tûl-i emel, fazla yaşama arzusu, serâb gibidir, bunu gören su sanıp aldanır
İyiliği tamamlamak, yeniden başlamaktan daha hayırlıdır
Kendi nefsinden râzı olan, aldanmıştır
Ona güvenen, mağrûr ve yolunu şaşırmıştır
Gerçek dost, ayıbını görüp nasîhat eden, gıyâbında seni koruyan ve seni kendisine tercîh edendir
Ahmaklık; herşeyi fuzûliymiş gibi hiçe saymak ve câhil insanlarla arkadaşlık kurmaktır
Allah için dost olan, kişiye doğru yolu gösteren, fesattan uzaklaştıran ve ibâdetlerinde yardımcı olandır
İlim, maldan daha hayırlıdır
İlim seni, sen de malı korursun
Fazîlet; çok mal ve büyük işlerle değil, güzel kemâliyet ve hayırlı işlerle olur
İslâmiyet, teslimiyettir
Teslimiyet, yakîndir
Yakîn, tasdîktir
Tasdîk, ikrârdır
İkrâr, edâdır, yerine getirmektir
Edâ ise ameldir
Fazîlet, en iyi maldır
Cömertlik, en güzel mücevherdir
Akıl, en güzel zînettir
İlim, en şerefli meziyettir
Adâlet, halkın dirliği ve düzeni, idârecilerin süsü ve güzelliğidir
Akıllı kimse; dilini kötü söz ve gıybetten koruyan, mü'min; kalbini şek ve şüpheden temizleyendir
İyilikle emretmek, insanların en fazîletli amelleridir
İffet; nefsin koruyucusu ve kinlerden paklayıcıdır
Sabır iki kısımdır; belâya sabır iyi ve güzeldir
Bundan daha güzeli, harâmlara karşı sabırdır
Harâmlardan çekinmek, akıllıların şânı, şereflilerin tabiatındandır
Allah korkusundan dolayı göz yaşı dökmek, kalbi nûrlandırır
Tekrar günâh işlemekten insanı korur
Yaptığı günâh bir işle öğünmek, o günâhı yapmaktan daha kötüdür
Ârifin, yüzü nûr ve tebessüm, kalbi korku ve hüzün doludur
Dünya; güzel, aldatıcı ve geçici bir serâb, çabuk yıkılan bir dayanaktır
Sevgi, kalblerin birbirine yakınlaşması ve rûhların ünsiyetidir
Yumuşaklık, öfke ateşini söndürür
Hiddet ise öfke ateşini körükler
Mü'min, baktığında ibret alır
Bir şey verilirse, şükür eder
Musîbet ve belâya uğrayacak olursa, sabır eder
Konuşacak olursa, Allahü teâlâyı hatırlatır
Akıl, mü'minin dostu; ilim, vezîri, sabır, askerlerinin komutanı ve amel ise silâhıdır
Îmân ile amel, ikiz kardeş olup, birbirinden ayrılmazlar
Hased edenin sevgisi sözlerinde görülür
Kinini işlerinde gizler
Adı dost, fiili düşmancadır
Yumuşak başlı olanlar; en sabırlı, derhal affedici ve en güzel huylu olan kimselerdir
Allahü teâlâdan hayâ etmek, insanı Cehennem azâbından korur
Gaflet, insana gurûr getirir, helâke yaklaştırır
Mü'min, dünyaya ibret gözü ile bakar
İhtiyâcı için karnını doyurur
Dünyadan konuşulduğu vakit, nefret ve tenkid kulağı ile dinler
Fazîlet, gücü yettiğinde affetmektir
Hayâ ve cömertlik, ahlâkların en efdalidir
Kötü insan, hiç kimseye iyi zan beslemez
Çünkü o, herkesi kendisi gibi görür
Kâmil olan kimse, aklı, arzu ve isteklerine galip gelendir
Söz ilâç gibidir
Azı faydalı, çoğu zararlıdır
Dantel
Mumsema
Frmacil
Tags
:
hzali
,
kvnin
,
sehadet
,
yildonumu
Hz.Ali (kv)'nin şehadet yıldonumu ile ilgili Benzer Konular
152 Kez Görüntülendi
Kelime-i Şehadet Getirelim
Hergün Dua Edelim
Çanakkale'de Şehadet ile ilgili şiir
Özel Günler Şiirleri
Hakan Aykut - Şehadet Uykusu
İlahi - Ezgi Sözleri
Kelime-i Şehadet Ve Onun Dil İle İkrarının Hükmü hadisler
Sünnet & Hadis
Şehadet getir cinnetime...
Aşk-Sevgi-Evlilik
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
06:39
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552
553