FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Dini Sohbet
Nikah ile ilgili herşey
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Nikah ile ilgili herşey ile ilgili Benzer Konular
226 Kez Görüntülendi
modifiye ile ilgili herşey
Wallpaper / Resim
Formula 1 ile ilgili herşey...
Diğer Spor Dalları
FTP ile ilgili herşey
Network ve İnternet
düğünle ilgili herşey!!
Abiye ve Gelinlikler
XP iLe iLgiLi NerdeySe Herşey....
Windows XP
Yemeği neden sağ elle yemeliyiz
|
Aşure günü ve gecesi
Konu Araçları
28-01-2007
#
1
Profil Bilgileri
mumsema
Nikah ile ilgili herşey
Nikah ile ilgili herşey başlıklı yazı Mumsema Nikah ile ilgili herşey Forum Alev
NİKÂH
Evlenme, kocaya gitme, cinsî temasta bulunma, sarhoş etme, evlenmeleri yasak olmayan bir erkekle bir kadın arasında yapılan ve müşterek hayat ve nesli sürdürmek için bir bağ meydana getiren akit
Tarih boyunca, çeşitli milletlerde ve hukuk sistemlerindeki evlilik anlayışı ve tatbikatı aynı olmamıştır
ilâhî vahye dayanan semavî dinlerde erkekle kadının ortak bir yuva kurması ancak nikâh akdiyle mümkün kılınmıştır
Nikâh akdi eşlerin veya temsilcilerinin serbest iradesiyle oluşur
Aile Usulleri:
Karı kocadan meydana gelen aile yuvasında tarih boyunca, çeşitli topluluklarda üç usul uygulanmıştır
I) Koca Hakimiyetine Dayanan Evlilik:
Tarihin eski çağlarından beri yaygın olan evlilik şekli budur
Onsekiz ve ondokuzuncu yüzyılda Avrupa'da meydana gelen çok önemli siyasî ve sosyal gelişmelere rağmen koca, evlilik birliği içinde hâkim rolünü bazı hukuk sistemlerinde korumuştur
Meselâ, Fransız Medeni Kanunu büyük ihtilalden sonra da evlilik birliğinde kocanın hakimiyetini sürdürmüştür
Eski Roma hukukunda evlilik tamamen kocanın hakimiyetine dayanıyordu
Napolyon da bu sistemi devam ettirmiştir
2) Eşlerin Eşitliği Esasına Dayanan Evlilik:
Ondokuz ve yirminci yüzyıllarda gelişen sosyal ve ekonomik şartlar, kadının da ekonomik hayatta ve birçok idarî kademelerde görev almasına yol açmıştır
Bunda üst üste geçirilen savaşların da etkisi olmuştur
Bazı ülkelerde "Koruma ve itaat prensibi" terkedilerek, karıkocanın mutlak eşitliği esası benimsenmiştir
Meselâ, Rusya'da karı koca mutlak surette eşittir
Bu yüzden Rus kadını, kocasının soy adını taşımak zorunda olmadığı gibi, ikametgâh değişikliği hâlinde isterse kocasını takip etmeyebilir
Sonuç olarak orada, evlilik kadının ehliyetine tesir etmez
İskandinav ülkelerinde de durum böyledir
Ancak bu kadar serbestlik, aile yuvasını sarsmış, sıcak anne kucağı görmeyen çocuklar bu ülkeler için problem halini almıştır
3) Ortalama Sistem:
Bu sistemde karıkoca esas itibariyle eşit olmakla birlikte, evlilik birliğinin korunması ve devamı için erkeğe bazı hususlarda üstünlük tanınmıştır
Bu cümleden olarak, erkek ailenin reisidir
Karı, kocanın soyadını taşır ve onun rızası olmadan bir sanat ve meslekle iştigal edemez
Ancak bu durum, kocaya her yönde bir hâkimiyet sağlamaz
İslâm'daki duruma gelince; bu konuda genel bir prensip söylemek güçtür
Çünkü kadın şahsi bakımdan kocasına tabi olmakla birlikte, kendisine ait bir mal üzerinde serbestçe tasarruf edebilmekte, her türlü hukukî muameleyi yapabilmektedir
O, her konuda dava açabilir
Bunun için kocasının rızasına da muhtaç değildir
Evlenme, kocaya karısının malları üzerinde hiçbir hak vermez
Serveti ne olursa olsun, kadın evin masraflarına katılmak zorunda değildir
Eşler arasında mal ayrılığı esası uygulandığı için boşanma veya ölüm halinde problem çıkmaz
Mal varlığı bakımından bu şekilde geniş hürriyete sahip olan kadın, şahsî bakımdan kocasına tabidir
Bu sebeple ailenin reisi kocadır
Çünkü o, daha güçlü ve hayat olayları karşısında daha dayanıklıdır
Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur: "Erkekler kadınlar üzerinde hakimdirler
O sebeple ki, Allah onlardan kimini (erkekleri) kiminden (kadınlar) daha üstün kılmıştır" (en-Nisâ', 4/34)
"Erkekler kadınlar üzerinde daha üstün bir dereceye sahiptirler" (el-Bakara, 2/228)
Ancak İslâm, kadına, kocaya itaatı emrederken, kocaya da kadına karşı bir takım ödevler yüklemiştir
Nitekim, Bakara sûresinde yukarıdaki âyetin devamında: "Erkeklerin meşru şekilde kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da onlar üzerinde hakları vardır" buyurulur
Nikâh teriminde erkeğin, kadının cinsel yönlerinden yararlanma anlamı vardır
Nitekim Hanefîlerin tarifi şöyledir: Nikâh; şer'an evlenme engeli bulunmayan bir kadının cinsel yönlerindşn yararlanmayı erkeğe mübah kılan bir akittir
Müteahhirûn fakihleri bunu şöyle formüle etmişlerdir: Nikâh, kasten mülk-i mut'ayı ifade eden bir akittir (bk
İbnül-Hümâm, Fethul-Kadîr, vd
, Bulab: 1315, II, 339 vd
; el-Meydânî, el-Lübâb, İstanbul (t
y
), III, 3; İbn Âbidîn, Reddül-Muhtâr, II, 355-357;eş-Şirbinî, Muğnil-Muhtâc, lII,123; İbn Kudâme, el-Muğnî, Kahire (t
y
), VI, 445)
Evliliğin Meşrûluğu:
Evliliğin meşrûluğu Kitap, Sünnet ve İcmâ delillerine dayanır
Kur'an-ı Kerîm'de şöyle buyurulur:
"Size helal olan kadınlardan ikişer, üçer ve dörder tane nikâh edin" (en-Nisâ, 4/3); "Sizden bekârları ve kölelerinizle cariyelerinizden salih olanları evlendirin
Eğer onlar yoksul iseler, Allah onları fazlu kereminden zenginletir
Allah her şeye gücü yeten ve her şeyi bilendir" (en-Nûr, 24/32)
Evlilik konusunda pek çok hadis-i şerifler nakledilmiştir: Allah elçisi, gençlere hitaben şöyle buyurmuştur: "Ey gençler topluluğu! Sizden kimin evlilik yükümlülüklerine gücü yeterse evlensin
Çünkü evlilik gözü daha çok öne eğer ve iffeti daha fazla korur
Kimin evlenmeğe gücü yetmezse, oruca devam etsin
Çünkü oruç onun için bir kalkandır" (Buhârî, Savm,10, Nikâh, II, III; Müslim, Nikâh,I, III; Ebû Dâvud, I; Tirmizî, Nikâh, I; Nesâî, Sıyâm, 43, Nikâh, III; İbn Mâce, Nikâh, I; Dârimî, Nikâh, II; Ahmed b
Hanbel, I, 378; 424, 425)
Üç kişi Allah Elçisinin eşlerine onun gece ibadetini sormuşlar; belki azımsayarak birincisi "Sürekli gece namazı kılmaya", ikincisi "sürekli oruç tutmaya", üçüncüsü de "kadınlardan sürekli ayrı kalmaya ve hiç evlenmemeye" karar verir
Bunu işiten Hz
Peygamber şöyle buyurur: "Bazı kimselere ne oluyor ki şöyle şöyle demişler
Fakat ben hem namaz kılıyorum, hem uyuyorum; oruç tutuyorum, tutmadığım da oluyor; kadınlarla da evleniyorum
Kim benim sünnetimi terkederse, o benden değildir" (Müslim, Nikâh, 5; Nesâî, Nikâh, 4; Dârimî, Nikâh, 3; Ahmed b
Hanbel, II, 158, III, 341, 359, V, 409)
Mümin, Allah korkusundan ve O'na itaattan sonra, iyi bir kadından yararlandığı kadar hiç birşeyden yararlanmamıştır
Çünkü ona emretse sözünü dinler, yüzüne baksa kendisini sevindirir, üzerine yemin etse, yeminini doğru çıkarır, başka tarafa gitse, kendisinin bulunmadığı sırada namusunu ve malını korur" (İbn Mâce, Nikâh, 5)
Evlenmenin meşrûluğu üzerinde bütün ümmetin görüş birliği vardır
Evlenmenin Hükmü:
Evleneceklerin durumuna göre nikâhın hükmü farz, vacib, sünnet, haram, mekruh veya mübah kısımlarına ayrılır:
1
Evlenmediği taktirde zinaya düşeceği kesin olan kimsenin -mehri verecek ve eşinin geçimini sağlayacak durumda ise- evlenmesi farzdır
2
Yine evlenmezse zinaya düşme tehlikesi bulunan kimsenin -mehir ve nafakayı sağlayacak durumda ise- evlenmesi vacibtir
Hanefiler dışındaki çoğunluk farz ve vacib arasında bir ayırım yapmaz (İbnül-Hümâm, a
g
e
, II, 342; el-Kâsânî, el-Bedâyî', II, 260 vd
)
3
Evlenince, eşine zulüm yapacağına kesin gözüyle bakılan kimsenin evlenmesi haramdır
Hem zinaya düşme, hem de eşine zulüm yapma korkusu bulunan kimsede haramlık yönü tercih edilir
Çünkü bir konuda helâl ve haram birleşince, prensip olarak haram üstün tutulur ve ondan kaçınmak gerekir
Nitekim ayet-i kerimede, "Evlenmeye güç yetiremeyenler, Allah kendilerine fazlu kereminden zenginletinceye kadar iffetlerini korusunlar" (en-Nûr, 24/33) buyurulur
4
Eşine zulüm yapacağından korkulan kimsenin evlenmesi mekruhtur (el-Mevsılî, el-İhtiyâr, III, 82)
5
Cinsel bakımdan itidal halde bulunanların evlenmesi sünnettir
İtidal; evlenmezse zinaya düşeceğinden korkulmayan, evlenirse de eşine zulüm yapacağından endişe duyulmayan kimsenin halidir
Toplumda çoğunluğun bu durumda olması asıldır
Yukarıda zikrettiğimiz, evlenemeyen gençlere oruç tutmayı tavsiye eden, evlilik konusunda aşırı çekimser kalmağa karar veren üç sahabeyi uyaran hadisler bunun delilidir
Diğer yandan Hz
Peygamber ve Ashab-ı kiram evlenmişler ve onlara uyanlar da bu sünneti sürdürmüşlerdir
Tercih edilen görüş budur (bk
el-Fetâvâl-Hindiyye, I, 267)
İmam Şâfiî'ye göre ise, bu durumda evlenmek mubahtır
Evlenmek veya bekâr kalmak caiz olur
O'na göre, vakitlerini ibadete ayırmak ve ilimle uğraşmak evlilikten daha üstündür
Dayandığı deliller şunlardır: Cenab-ı Hak Yahyâ peygamberi şu sözlerle övmüştür: "
efendi, nefsine hakim, iffetli" (Âl-i İmrân, 3/39)
Ayetteki hasûr ifadesi; gücü yettiği halde kadınla cinsel temas kurmayan kimse anlamına gelir
Evlilik daha üstün olsaydı, bunu terketmek övülmezdi
Çoğunluk fakihler bu örneğin daha önceki şeriat uygulaması olduğunu, İslâm ümmetini bağlamadığını söylemişlerdir
İmam Şâfiî'nin diğer bir delili şu ayettir: "Haram olanlar dışındaki kadınlar, onları mallarınızdan harcayarak almak, onlarla evlenmek ve zinâ etmemek şartıyla size helal kılındı" (en-Nisâ, 4/24)
Bir şeyin helal olması mübah olması demektir
Çünkü bu iki kelime birbirinin eş anlamlısıdır
Diğer yandan evlilik, kişiye cinsel yönden yarar sağlar
Yararına olan bir işi yapmak ise bir kimseye vacib olmaz
Böylece evlilik yeme, içme, alış-veriş gibi mübah olan muamelelerdendir (ez-Zühaylî, el Fıkhu'l-İslâmî ve Edilletüh, Dimaşk 1405/1985, VII, 33, 34; İbn Hacer el-Askalânî, Bülûğul-Merâm min Edilletil-Ahkâm, Terc
Ahmed Davudoğlu, İstanbul 1967, II, 228 vd
; Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslâm Hukuku, İstanbul 1983, s
183, 184)
Eş seçimi Evlilikte eş seçimi önemlidir
Yuvayı yapacak, çocukları eğitecek, erkeğe ömür boyu iyi veya kötü günde destek ve mutluluk verecek olan eşi seçerken güzelliğinden, soyundan ve malından çok, dindarlığına ve iyi ahlâk sahibi olmasına dikkat edilmelidir
Hz
Peygamber şöyle buyurmuştur:
"Kadınla dört şeyden dolayı evlenilir: Malı, soyu, güzelliği ve dindarlığı
Sen dindar olanı seç, mutlu olursun” (Buhârî, Nikâh, 15; Ebû Dâvud, Nikâh, 2; Nesâî, Nikâh, 13; İbn Mâce, Nikâh, 6; Mâlik, Muvatta', Nikâh, 21)
İslâm hukukuna göre nikâh akdi hem medenî bir muâmele, hem de bir ibadettir
Çünkü nikâhın rükûn ve şartlarını İslâm belirler ve evlilik sebebiyle eşlerin pek büyük ecirlere ulaşacakları açıklanır
Bu konuda İbnül-Hümâm (ö
861/1457) şöyle der: "Nikâh, ibadetlere daha yakındır
Hattâ evlenmek, sırf ibadet niyetiyle bekâr kalmaktan daha faziletlidir" (İbnül-Hümâm, Fethu'l-Kadîr, Bulak 1315, II, 340)
Son devir hukukçularından İbn Abidîn (ö
1252/1836), Reddül-Muhtar adlı ünlü eserinde nikâh konusuna şu cümlelerle başlar: "Bizim için Hz
Adem devrinden bugüne kadar meşrû olmuş, sonra Cennette de devam edecek, nikâh ile imandan başka ibadet yoktur" (İbn Abidîn, a
g
e
, II, 258)
Nikâhın cami içinde aktedilmesi ve mümkünse cuma gününe rastlatılması müstehaptır
Bu da onun ibadet yönünü güçlendirir (el-Askalânî, a
g
e
, III, 229)
Şâfiîlere göre, evlilik satım akdi gibi dünyaya ait işlerden olup, bir ibadet değildir
Dayandığı delil, gayri müslimlerin nikâhının da İslâm nazarında geçerli sayılmasıdır
Eğer ibadet olsaydı, bu nikâhların geçersiz olması gerekirdi
Nikâhtan amaç, kişinin şehvetini teskin etmesidir
İbadet yapmak ise Allah için bir iş yapmaktır
Bu nedenle Allah için iş yapmak, kendi nefsi için iş yapmaktan daha faziletlidir
Şâfiîlerin bu görüşüne çoğunluk fakihler karşı çıkmıştır
Çoğunluğa göre nikâhın mümin veya gayri müslim için geçerli olması dünyada toplum düzeni ile ilgilidir
Nitekim mescit, yol yapımı ve benzeri hayır işleri müslüman için bir ibadet olduğu halde, gayri müslim için bir ibadet sayılmaz
Genel anlamda Allah'ın hoşnut ve razı olduğu her iş müslüman için ibadettir
İslâmî esaslara göre kurulan ve buna göre yürütülen evlilik de ibadet kabilindendir
Çünkü nikâh akdi ile, nefsi haramlardan korumak ve nesli sürdürmek gibi bir çok toplum maslahatları gerçekleşir
Nitekim Hz
Peygamber (s
a
s) "Sizden birinizin evliliğinde sadaka sevabı vardır" (Müslim, Zekât, 52; Ebû Dâvud, Tatavvu', 12, Edeb, 160; Ahmed b
Hanbel, V, 167, 168) buyurmuştur
İslâm'da nikâh akdi sırasında evlenecek erkekle kadının veya hukukî temsilcilerinin ve şahitlerin dışında dinî veya resmî bir görevlinin bulunması zorunlu değildir
Bu durum onun dinî niteliği ve ibadet yönü için bir engel teşkil etmez
Çünkü bir İslâm âliminin nikâh meclisini yönetmesi, gerekli soru ve cevapları alması nikâhın rükün veya şartlarından değildir
Hristiyan toplumlarında nikâhın dinî veya medenî niteliği uzun süre tartışma konusu olmuş; kimi ülkelerde nikâh tamamen kiliselerde akdedilirken, kimi ülkelerde de medenî nikâh esası benimsenmiştir
Fransa'da 1787 Kasımında çıkarılmış olan bir kral buyruğu ile Katolik olmayanların evlenmelerini dilerlerse ikametgâhlarının bulunduğu yer kilisesinde, dilerlerse aynı mahallin hakimi önünde akdedebilecekleri kabul edilmiştir
Birincisi dinî, ikincisi medenî nikâh niteliğindedir
Osmanlı Devleti uygulamasında 1917 tarihli "Hukuk-ı Aile Kararnamesi" Hristiyanlar için kısmen dinî ve kısmen medenî bir evlenme usulü getirmiştir
Buna göre, İsevîlerin nikâhı, dinî ayinler çerçevesinde rûhânî memurlarca akdedilir
Ancak rûhânî memur, en az yirmi dört saat önce mahallî mahkemeye haber verir
Hakim, belirtilen saatte nikâh meclisine özel bir memur gönderip kıyılan nikâhı deftere kayıt ve tescil ettirir (Hukuk-ı Aile Kararnamesi, madde, 40-44)
Bazı hristiyan ülkeler sonradan medenî evlenmeyi kabul etmekle birlikte, önce dinî nikâhın akdedilmesini şart koşmuşlardır
Meselâ; Yunanistan ve Romanya, medenî nikâhtan önce dinî nikâhın akdedilmesi esasını benimsemişlerdir (Halil Cin, İslam ve Osmanlı Hukukunda Evlenme, Ankara 1974, s
133)
A
B
D
'de, İngiltere'de ve İskandinav ülkelerinde ise toplum dinî veya medenî nikâhtan dilediğini seçme hakkına sahiptir
Eşlerin tercihine göre kilisede veya resmî nikâh memuru önünde akdedilen nikâhla ilgili belgeler nüfus kütüklerinde birleşmiş olur
Bazı ülkelerde medenî evlenme şekli zorunlu hale getirilmiştir
Hollanda, İsviçre ve Türkiye gibi ülkeler bunlar arasındadır
Bu gibi ülkelerde resmî memur önünde kıyılmayan nikâh yok hükmünde sayılmaktadır (Halil Cin, a
g
e
, s
134; Hamdi Döndüren, a
g
e
, s
244, 245; T
M
K
mad
108)
Nikâh'ın Rükünleri Bir şeyin varlığı kendi varlığına bağlı olan ve onun yapısından bir parça teşkil eden ana unsura "rükün" denir
Evlilik akdi için "icap ve kabul" bir rükündür
Çünkü evlenme akdinin varlığı, icap ve kabulün varlığına bağlıdır ve bu akdin bir parçasıdır
Bir şeyin varlığı kendi varlığına bağlı olmakla birlikte, onun yapısından bir parça teşkil etmeyen iş veya niteliğe ise "şart" denir
Meselâ, namaz işin abdest bir şarttır
Abdestsiz namazın varlığından söz edilemez, fakat bununla birlikte abdest, namazın niteliğinden bir parça değildir
Evlilik akdinde şahitlerin bulunması, akdin şartıdır
Hanefîlere göre evlilik akdinin rükünleri icap ve kabulden ibarettir
Çoğunluk müctehitlere göre ise evliliğin rükünleri dört tane olup; sîyga (icap ve kabul), kadın, koca ve veli'dir
Akdin konusu; eşlerin evlilikten amaçladıkları birbirinin cinsel yönlerinden yararlanmadır
Bu nedenle, yalnız ev hizmetlerini görmek üzere yapılacak bir akit bir iş akdi olabilir
Nikâh akdinde karı koca hayatı yaşamı asıldır
Mehir, akdin kendisine bağlı olduğu bir unsur değil; nafaka gibi evliliğin hükümlerindendir
İcap, evlenme akdi taraflarından birisinin ilk olarak yaptığı tekliftir
"Benimle şu anda evlenmeyi kabul ediyor musun?" teklifine, diğer tarafın "Kabul ettim" şeklindeki cevabı "kabul" niteliğindedir
Burada ilk teklifin karı veya koca tarafından yapılması sonucu etkilemez
İlk teklif icap, ikincisi kabul niteliğindedir
Çoğunluk İslâm fakihlerine göre icap, kadının velisi veya vekili tarafından erkeğe yapılan evlendirme teklifidir
Kabul ise, kocanın bu teklife verdiği olumlu cevaptan ibarettir (el-Kâsânî, el-Bedâyi', II, 229 vd
, V, 133; İbn Manzûr, Lisânül-Arab, XIII,185; Hamdi Döndüren, a
g
e
, s
187, 188)
İcap ve Kabulde Bulunurken Uyulacak Şartlar:
1
Taraflar evlenme iradelerini nikâh meclisinde açıklamalı ve icapla kabul hemen birbirini izlemelidir
Taraflardan birisi normal konuşma işitilemeyecek şekilde diğerinden uzaklaşmışsa, nikâh meclisi terkedilmiş sayılır
Ebû Yusuf'a bir taraf nikâh meclisinde hazır değilken, diğer taraf şahitlerin önünde icapta bulunsa, akit, bulunmayan tarafın icazetine bağlı olarak meydana gelir
Karşı taraf bunu öğrenince olumlu cevap verirse akit kesinleşir; aksi halde ortadan kalkar (el-Kâsânî, a
g
e
, II, 232, 233; el-Cezîrî, Kitabül-Fıkh Alel-Mezâhibil-Erbaa, Mısır 1969, IV,14 vd
)
2
İcap ve kabul her bakımdan birbirine uygun bulunmalıdır
İcap ve kabul arasında yanılma, hile yüzünden bir ayrılık varsa evlenme meydana gelmez
3
İcap ve kabul taraflarca işitilmeli ve anlaşılmalıdır
Ancak sağır ve dilsizler özel işaretleriyle irade beyanında bulunabilecekleri gibi, İslâm hukukunda mektupla evlilik akdi yapma kolaylığı da getirilmiştir
Mektup diğer taraf ve şahitler huzurunda okunur, bu tarafın da kabulü ile nikâh akdi tamamlanır
Burada nikâh meclisi hükmen bir sayılır (el-Kâsânî, a
g
e
, II, 231; el-Cezîrî, a
g
e
, IV, 16)
4
İcap ve kabul için kullanılan sözler açık veya kinayeli olur
Yalnız evlilik akdi meydana getirmede kullanılan "inkâh" ve "tezvîc" sözcükleri ile bunların başka dildeki karşılıkları açık sözlerdir
"Tezevvüc ettim, nikâhladım, nikâh ettim, nikâhla aldım, nikâhla verdim, tezvic ettim, evlendim, evlendirdim" sözcükleri gibi (en-Nisâ, 4,'22; el-Ahzâb, 33/37)
Buna karşılık mülkiyetin nakli sonucunu doğuran satış, hibe, sadaka ve temlik gibi sözler de, nikâh konusunda mecâz olarak icap ve kabul için kullanılabilir
"Kendimi sana şu kadar mehir karşılığında hibe ettim" diye icapta bulunmak gibi
Burada mehrin zikredilmesi, şahitlerin hazır bulunması, meclisin bir nikâh meclisi olması tarafların gayelerinin evlenmek olduğunu açıkça gösterir
Buna karşılık kira, rehin, ibra, vedia gibi deyimler evlenmede icap ve kabul için kullanılmaya elverişli değildir
Çünkü bunlar mülkiyetin nakli sonucunu doğurmayan terimlerdir (el-Cezîrî, a
g
e
, IV, 14 vd
; ez-Zühaylî, a
g
e
, VII, 39; İbn Âbidîn, a
g
e
, II, 364, 365, 369 vd
)
Şâfiî ve Hanbelîlere göre ise evlilik akdi yalnız nikâh ve tezvic sözcükleri ile meydana gelir
Delil, Kur'an-ı Kerim'de bu akit için yalnız belirtilen sözcüklerin kullanılmasıdır (bk
en-Nisâ, 4/22; el-Ahzâb, 33/37; İbn Rüşd, Bidâyetül-Müctehid, Kahire (t
y
), II, 4,5)
5
İcap ve kabulün şarta bağlanmaması ve kullanılan siyganın da "gelecek zaman" olması gerekir
Evlilik akdinin geçmiş zaman siygasiyle oluşması konusunda görüş birliği vardır
Kadının "şu kadar mehirle kendimi sana nikâhladım" icabına, kocanın; "Kabul ettim" diye cevap vermesi gibi
Çünkü bu siyganın anlamı, akdi o anda meydana getirmektir
Bununla akit bir niyet ve karineye ihtiyaç olmaksızın o anda meydana gelir
Şimdiki zaman siygası ise Hanefi ve Mâlikîlere göre akdi o anda meydana getirmeye delâlet eden bir karînenin bulunması halinde evlilik akdi meydana getirmeye elverişli sayılır
Erkek kadına, "Şu kadar mehirle seni kendime nikâhlıyorum" dese, kadın da, "Kabul ediyorum" veya "Razı oluyorum" diye cevap verse, bu geleceğe ait bir va'd olmaması ve bir nikâh meclisi bulunması şartıyla akit meydana gelir
Ancak nikâh meclisi olmaz ve akdin o anda yapıldığını gösteren bir karine de bulunmazsa bu bir nikâh değil, geleceğe ait bir "söz verme" niteliğindedir
Evlilik akdinde emir siygası da kullanılabilir
Erkek kadına "Beni kendine nikâhla" dese ve bununla o anda evlilik akdi yapmayı kasdetse; kadın "Sana kendimi nikâhladım" diye cevap verince akit tamam olur
Hanefîlere göre buradaki emir siygası ile erkek kadına evlenme için vekâlet vermiş olur
Böylece kadın kendisinden asîl, erkekten vekil sıfatıyla icap ve kabulde bulunmuş olur
Mâlikîlere göre ise burada emir siygası icap niteliğindedir
Soru siygası icap sayılmaz, belki icaba çağrı niteliğindedir (bk
el-Kâsânî, a
g
e
, II, 231; İbnül-Hümâm, Fethul-Kadîr, II, 344, 345; İbn Abidîn, Reddül-Muhtâr, II, 371; İbn Kudâme, el-Muğnî, VI, 532-534; Hamdi Döndüren, a
g
e
, s
188,189)
Evlilik Akdinde Velînin Rolü:
Akıllı ve ergin erkek, velisi olmaksızın kendi irade beyanı ile evlenebilir
Onun bir vekil aracılığı ile evlenmesi de mümkündür
Hanefîlere göre hür, akıllı ve ergin kadın da evlenme akdinde bizzat taraf olabilir
Çünkü burada velinin bulunması evliliğin sıhhat şartlarından değildir
Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Eğer mümin bir kadın kendisini Peygamber'e hibe edip de, Peygamber de onu nikâhla almak isterse
" (el-Ahzâb, 33/50)
Bu ayet-i kerime kadının nikâh akdinde bizzat taraf olabileceğini gösterir
Hulle bildiren ayette de aynı anlamı görmek mümkündür: "Yine erkek, karısını (üçüncü defa olarak) boşarsa; ondan sonra kadın, kendinden başka bir erkeğe nikâhlanıp varıncaya kadar ona helâl olmaz" (el-Bakara, 2/230)
Bu ayette de, başka bir erkekle evlenmede kadın taraf olarak gösterilmiştir
Hz
Peygamber'in şu hadisleri de yukarıdaki ayetlerin açıklaması niteliğindedir
"Dul kadın hakkında velinin yapabileceği bir iş yoktur" (Ebû Dâvud, Nikâh, 25; Ahmed b
Hanbel, I, 334)
"Bekâr kadın, kendisi hakkında velisinden daha fazla hak sahibidir" (Ebû Dâvud” Nikâh, 25; Tirmizî, Nikâh, 18; İbn Mâce, Nikâh, 11; Dârimî, Nikâh,13)
İmam Şâfiî, Mâlik ve Ahmed b
Hanbel'e göre, kadın için nikâhta erkek bir velinin bulunması şarttır
Veli, kadının asabesinden en yakın olan erkektir (bk
"Asabe" mad
)
Kadının nikâhta doğrudan taraf olması caiz değildir
Yaşının küçük veya büyük olması, kendisinin dul veya bâkire bulunması, sonucu değiştirmez
Bu müctehitlere göre kadının kadını evlendirmesi de caiz değildir
Dayandıkları deliller şunlardır:
Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur: "Kadınların kendilerini, kocalarına nikâh etmelerine engel olmayın" (el Bakara, 2/232)
Burada velilerin, boşanan kadının yeniden evlenmesine engel olmaması istenmektedir
Eğer kadının bizzat evlenmeye yetkisi olsaydı, velisine böyle bir yasak koymanın anlamı kalmazdı
"İçinizden bekârları evlendirin
" (en-Nûr, 24/32) ve İslâm'ı kabul etmedikçe (mümin kadınları) Allaha ortak koşan erkeklere nikâhlamayınız" (el-Bakara, 2/221) ayetlerinde de erkeklere hitap edilmekte ve velâyet yetkisi onlara verilmektedir
Çoğunluk hukukçular bu konuda bazı hadis-i şeriflere de dayanmışlardır
Ezcümle Herhangi bir kadın, velisinin izni olmadan evlenirse, onun nikâhı batıldır, batıldır, batıldır" (Ebû Dâvud Nikâh,19; Tirmizî, Nikâh, 14; Dârimî, Nikâh, 11; Ahmed b
Hanbel, VI, 166)
"Kadın kadını evlendiremez, kadın bizzat kendisini de evlendiremez" (İbn Mâce, Nikâh, 15)
"Nikâh ancak veli ile olur" (Buhârî, Nikâh, 36; Ebû Dâvud, Nikâh, 19; Tirmizî, Nikâh, 14)
Hanefiler çoğunluğun bu görüşünü ve delillerini şu şekilde eleştirmişlerdir:
Yukarıda zikredilen el-Bakara, 232
ayet, nikâh fiilini kadına isnat eder
Çünkü bu ayet Sahabe'den Ma'kıl b
Yesar (r
a)'ın, dul kız kardeşinin yeniden eski kocasıyla evlenmesine karşı çıkması üzerine inmiştir
Ayet baş tarafı ile bir bütün olarak ele alınınca; böyle bir kadının velinin müdahalesi olmaksızın serbestçe evlenebilmesi anlamı ortaya çıkar
Bekârları evlendirmeyi emreden âyetler ise yalnız velilere değil İslâm toplumuna hitap etmektedir
Hanefiler velisiz nikâh olmayacağını bildiren hadislerin zayıf, hattâ bazısının mürsel olduğunu ortaya koymuş ve velisiz evlenme konusunda "Bekâr kadının kendini evlendirme hususunda velisinden daha fazla hak sahibi olduğunu" bildiren Ebû Dâvud hadisine dayanmışlardır
Çoğunluğun delil olarak aldığı hadisleri sahih kabul etsek bile, bunların nedb'e (bk
"müstehap", "mendub" maddeleri) de ihtimali vardır
Onun için akıllı ve ergin kadının evlenmesinde velinin bulunması vacib değil mendub hükmündedir
Devamı var
Dantel
Mumsema
Frmacil
29-01-2007
#
2
Profil Bilgileri
mumsema
--->: Nikah ile ilgili herşey
Evliliğin Tek Kişi Tarafından Akdedilmesi:
Evlilikte tek kişinin asîl veli veya vekil sıfatıyla iki tarafı birlikte temsil ederek, şahitlerin önünde akdi meydana getirmesi mümkün ve caizdir
Şu durumlarda temsil tek kişide toplanır:
1
Bir kimsenin her iki tarafın velisi olarak hareket etmesiyle akit oluşur
Bir dedenin veli olarak oğlunun küçük yaştaki oğlunu, diğer oğlunun yine küçük yaştaki kızı ile evlendirmesi gibi
2
Asil ve veli sıfatının tek kişide toplanması
Veli durumunda amca oğlunun, amcasının kızını kendisine nikâhlaması gibi
3
İki tarafın vekâletinin tek kişide toplanması mümkündür
Ukbe b
Âmir (r
a)'den rivayete göre, Hz
Peygamber bir adama "Seni filanca kadınla evlendirmeme razı mısın?" diye sordu
Adam "Evet" dedi
Kadına da "Seni filanca erkekle evlendirmeme razı mısın?" diye sordu
Kadın da; "Evet" deyince, onları birbiri ile evlendirdi (Ebû Dâvud Nikâh, 31)
4
Asil ve vekil sıfatlarının tek kişide toplanması mümkündür
Abdurrahman b
Avf (r
a), Ümmü Hakîm (r
anhâ)'ya "Evlenmek için bana yetki veriyor musun?" diye sordu
Kadın "Evet" deyince de; "Seni kendime nikâhladım" dedi (Buhârî, Nikâh, 37)
Şâfiîler yalnız iki tarafın velisi sıfatıyla, bir kişinin iki tarafı temsil edebileceğini söylerler (eş-Şirbînî, Muğnîl-Muhtâc, Mısır (t
y
), III,168; el-Kâsânî, a
g
e
, II, 231; el-Mevsılî, el-İhtiyâr li Ta'lîlil-Muhtâr, III, 97 vd
)
Nikâh Akdinde Özel Şartlar Belirlemek:
Evlilik akdi yapılırken eşlerden birisi diğerini yük altına sokacak bir şart öne sürse ve karşı taraf da bunu kabul etse, böyle bir şart bağlayıcı olur mu?
1
Akdin niteliği ile bağdaşan ve şer'î hükümlerle çelişmeyen sahih şart, nikâh akdinde karşı tarafı bağlar
Meselâ kadının, koca evinde, kocasının ailesi veya kuma olmaksızın oturmayı, yahut kadının ailesi izin vermedikçe sefer mesafesinden uzak beldeye göç edilmemesini şart koşması, kocayı bağlar
Çünkü bu gibi şartlarla evlilik akdi bağdaşır niteliktedir
2
Akdin niteliği ile bağdaşmayan veya şer'î hükümlerle çelişen fasit bir şart belirlenmişse, evlilik akdi geçerli olur
Fakat yalnız şart batıl olur
Eşlerden birisi için muhayyerliği şart koşmak gibi
Şartla ilgili bir yasak bulunursa, böyle bir şartı yerine getirmek mekruh olur
Evleneceği erkeğin, ilk eşini boşamasını şart koşmak gibi
Hz
Peygamber (s
a
s) bu konuda şöyle buyurmuştur: "Bir kadın için, kocasından kumasını boşamayı istemesi helal değildir" (Ebû Dâvud, Talâk, 2)
Evliliğin hükümlerinden olan, eşlerin birbirinin cinsel yönlerinden yararlanması ve kadının nafaka hakkı gibi vazgeçilmez özlük haklarını ihlâl eden şartlar da geçersizdir
Sadece ev hizmetlerini yürütmek veya kadının maişetini sağlamamak şartıyla evlenmek gibi (bk
İbnül-Hümâm, a
g
e
, III, 107 vd
; Zeylaî, Tebyînül-Hakâik, II, 148; İbn Âbidîn, a
g
e
, II, 405; ez-Zühaylî, el-Fıkhul-İslâmî ve Edilletüh, Dimaşk 1405/1985, VII, 45)
Evliliğin Sıhhat Şartları:
Evliliğin geçerli olması için şu şartların gerçekleşmesi gerekir:
1
Eşler arasında sürekli veya geçici bir evlenme engeli bulunmamalıdır
Bain talâkla boşanıp iddet beklemekte olan kadını nikâhlamak, biri kadın diğeri erkek olduğu takdirde birbirine haram olacak derecedeki iki hısımı bir nikâh altında toplamak gibi
Bu durumlarda nikâh fasit olur
Eğer kadın erkeğe ebedî olarak haram olan hısımlardan ise, akit ittifakla batıl olur
Artık bu bir meydana gelme şartı sayılır
Kız, kız kardeş, hala veya teyze ile evlenmek gibi
Buna göre, haramlık kesin ise; bu, butlan sebebi olur
Eğer zannî olursa fesat sebebi olur
2
İcap ve kabul siygası geçici değil, süreklilik bildiren bir uslûbla ifade edilmelidir
Evlilik belli bir süre için yapılmışsa akit batıl olur
Erkeğin kadına "Bir ay süreyle senin cinsel yönlerinden yararlanayım" veya seni bir ay veya bir yıl yahut bu beldede oturduğu sürece kendime nikâhladım" dese, kadın bu teklifi kabul edince birincisi "mut'a", ikincisi "muvakkat nikâh" adını alır (bk
"Mut'a" nikâhı)
3
Evlilik akdi sırasında iki şahidin bulunması sıhhat şartıdır
Veli dışında iki şahit bulunmadıkça akit geçerli olmaz
Delil şu hadislerdir: Hz
Âişe (r
anhâ), Hz
Peygamber (s
a
s)'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Bir veli ve iki adaletli şahit olmadıkça nikâh olmaz" (Ebû Dâvud, Nikâh, 19; Dârimî, Nikâh, 11); "Şahitler bulunmadıkça nikâh olmaz" (Buhârî, Şehâdât, 8); Dört kimsenin hazır bulunmadığı evlilik ancak fuhuştur
Bunlar; evlenecek olan erkek, kızın velisi ve iki şahittir" (eş-Şîrâzî, el-Mühezzeb, II, 42)
Akit sırasında şahit bulundurulmasını bildiren ayet evlilik akdini de kapsamına alır (el-Bakara, 2/282)
Akitlerde şahit, genellikle anlaşmazlık halinde tarafların haklarını korumada ispat kolaylığı sağar
Evlenme akdi de eşlerin lehine ve aleyhine hukuki sonuçlar meydana getiren bir akittir
Mehir, nafaka yükümlülüğü, nesebin sabit olması, sihrî hısımlığın meydana gelmesi bunlar arasındadır
Diğer yandan evlilik akdinin alenen yapılması ve akit sırasında şahitlerin bulunması, eşleri zina töhmetinden korur
Evlenme Şahidinde Aranan Nitelikler:
Evlenmede şahidin fonksiyonu, evlenmeye ilişkin icap ve kabulü işitmek ve anlamaktan ibarettir
Bunun için şahitlerin aynı yerde ve birlikte bulunmaları gerekir
Ayrı ayrı yerlerde veya aynı yerde olmakla birlikte, birbiri ardından evlenme iradelerine şahit olan kimselerin şahitlikleri geçerli sayılmaz
Şahitte aranan nitelikler şunlardır:
a
Şahit akıllı ve ergin olmalıdır
Akıl hastası veya küçük çocukların şahitliği yeterli değildir
b
Şahitlerin iki erkek veya bir erkek iki kadın olması gerekir
Tek şahitle nikâh geçerli olmaz
Çünkü hadiste "Bir velî ve iki adaletli şahit olmadıkça nikâh olmaz" buyurulmuştur (Ebû Dâvud Nikâh, 19)
Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Erkeklerinizden iki şahit tutun
Eğer iki erkek bulunmazsa, bu takdirde razı olacağınız şahitlerden bir erkekle iki kadın yeter" (el-Bakara, 2/282)
İmam Şâfiî'ye göre bu ayet nikâh akdini kapsamaz
Kısasta ve diğer şer'î cezalarda olduğu gibi, nikâhta her iki şahidin erkek olması şarttır
Hanbelî ve Mâlikîler de ayni görüştedir
Hanefîlere göre, kadınlar nikâhta taraf oldukları gibi, bir erkek için iki kadın olmak üzere şahitlik yapabilirler
Bunların şahitlikleri yalnız had ve kısas davalarında unutma ve gaflet sebebiyle kabul edilmez
Çünkü hadler şüphe ile düşer (bk
es-Serahsî el-Mebsût, Mısır 1324-1331/1906-1912, V, 32, 33; ez-Zühaylî, a
g
e
, VII, 74, 75; Hamdi Döndüren, a
g
e
, s
208, 209)
c
Şahit hür olmalıdır
Hanbeliler dışındaki çoğunluk, şahitlerin hür olması gerektiğini söylerler
Hanbelîlere göre ise, köle diğer haklar konusunda şahitlik yapabildiği gibi nikâhta da şahit olabilir
Çünkü bunu yasaklayan bir ayet, hadis veya icma yoktur (ez-Zühaylî, a
g
e
, VII, 75)
d
Müslüman olmalıdır
İki tarafın müslüman olduğu bir evlenmede her iki şahidin de müslüman olması gerektiğinde görüş birliği vardır
Çünkü gayri müslimin müslüman üzerinde velayet hakkı yoktur (bk
en-Nisâ, 4/141; el-Kâsânî, a
g
e
, II, 253)
Ebû Hanîfe ve Ebû Yusuf'a göre, iki taraf veya yalnız kadın ehl-i kitaptan olursa şahitler de ehl-i kitaptan olabilir
e
Çoğunluk fakihlere göre, görme yeteneği şart olmayıp, işitme ve anlama yeteneğinin bulunması şarttır
Bu nedenle şahidin nikâh akdinde konuşulan sözleri anlaması gerekir
Çünkü şahitliğin amacı budur
Aksi halde şahit, bir söz kesme veya nişan merasimini nikâh akdi sanabilir
Bu da toplumda yanlış anlamalara neden olur
f
Şahitler evlenecek kimselerin usûl, fürû veya diğer hısımlarından olabilir
Buna göre, ana, baba, dede ve nine ile, eşlerin oğul veya kızları nikâhta-yukarıda belirtilen niteliklere sahip iseler-şahit olabilirler
Çoğunluğa göre bu hısımlardan birisi veli olarak akde katılıyorsa şahit sayılmaz (el-Kâsânî, a
g
e
, II, 253, 254; el-Fetâvâl-Hindiyye, I, 267, 268)
g
Hanefîlere göre, şahitlerin adaletli olması şart değildir
İki fasık şahidin şahitliği de yeterlidir
Çünkü fasık veli olmaya ehildir (bk
"Fasık" maddesi)
İmâmiyye Şîası da bu görüştedir
Hatta İmâmiyye mezhebine göre, nikâhta şahit bulundurma, akdin sıhhat şartı değil, menduptur
Onlar sürekli nikâhta şahit bulundurma, ilân ve açığa vurmayı müstehap sayarlar
En sağlam görüşe göre, kadın reşid, ergin olunca iki şahit ve velinin hazır bulunması şart değildir (bk
el-Muhtasaru'n-Nâfi' fî Fıkhıl-İmamiyye, Dârul-Kitabil-Arabî, Mısır (t
y), s
194)
>>>>>
Nikâh’ın Manası:
‘Nikâh’ sözlükte, akit yani anlaşma yapmak demektir
Bundan amaç evlenmedir
İslâma göre birbirleriyle evlenmeleri yasak olmayan erkekle kadının beraber hayat sürdürmek ve çocuk yetiştirmek için yaptıkları bir anlaşmadır (akit’tir)
‘Nikâh’ kelimesinden kocaya gitme, evleme ve meşru cinsel ilişkide bulunma da kasdedilmiştir
Bazı ilim adamlarına göre ‘nikâh’, evlilikle beraber beraber meşru cinsel ilişkiyi de içerisine alan bir akit’tir, bir beraberliktir
Nikâhlanma, nikâh yapma, yani evlenme insan için fıtrí (yaratılışa uygun) bir faaliyettir
Tıpkı konuşma, yeme-içme, giyinme, ve benzeri işler gibidir
İlk insan Hz
Âdem’den bugüne kadar insan nikâh olayını tanımaktadır
Çünkü evlenme hem kişinin maddi ve manevi olarak korunması, hem de neslin devamı etmesi için gerekir
Kıyafetsiz bir insanlık olamayacağı gibi, nikâhtan soyutlanmış bir insanlık ta düşünülemez
Bazı modern toplumlardaki artan evlilik dışı ilişkilerin ve bu ilişkilerin normal sayılması insanlık ailesinde bir arızadır, bir hastalıktır
Bu hastalığın geçici olduğunu ve tedavi edilebileceğini ümit ediyoruz
Çünkü nikâhsızlık temiz yaratılışa uymamaktadır
İslâmda Nikâh İbadeti:
İslâma göre nikâh, kadın ve erkek arasında yapılan çok önemli ve hayatí bir anlaşmadır
Bu akitle beraber bir aile yuvası kurulur, eşler beraber yaşamaya başlar, eşler de bulunan pek çok özellikler kaynaşır, yeni nesiller bu yolla meydana gelir
Ailedeki beraberlik elbette, ne işyeri beraberliğine, ne okul arkadaşlığına, ne de asker arkadaşlığına benzer
İki karşı cins hayatlarını, sevgilerini, varlıklarını, eksik ve mükemmel yönlerini, sahip oldukları güzellikleri, ellerindeki imkanları, duygularını ve isteklerini paylaşırlar
Ortaklaşa bir aile yuvasını kurarlar ve beraberce hayatı sürdürürler, hem de yeni nesiller yetiştirirler
Nikâh, yalnızca neslin devamını sağlayan veya cinsel arzuları doyurup gideren bir olay değildir
Nikâh bunlarla beraber daha önemli işlevi olan toplumsal bir kuruma atılan ilk adımdır
Nikâhta, insanlar için çok bereketli ve faydalı amaçlar vardır
İnsan yaratışı gereği yalnız yaşayamaz
Ana-babaya, aile kurumuna, sevgiye, ilgiye, konuşmaya, alış-veriş yapmaya, hatta kimi zaman diğer insanlarla mucadele etmeye ihtiyacı vardır
Kişi, bazı insanların yardımına muhtaç olduğu gibi, hayatını ve duygularını başkalarıyla bölüşmeye, hatta başkalarına yardım etme arzusuna bile ihtiyacı vardır
Bunun ilk örneğini ailede buluyoruz
İnsanların ön önemli özelliklerinden birisi de organize olmalarıdır
Yani birarada yaşayıp toplum oluşturmalarıdır
Fertler aileleri, aileler kabileleri, kabileler kavimleri, kavimler de insanlık ailesini meydana getirir
Bu toplumların en küçük birimi ailedir
Kur’an-ı Kerim’de insanların bir erkekle bir kadının yaratıldığı, sonra da kabileler ve kavimler haline getirildikleri açıklanıyor
(49 Hucurât/13)
Allah (cc), evlenen eşler arasındaki sevgiyi ve birbirlerine olan merhameti âyet olarak nitelemektedir:
“Onda huzur bulmanız için size kendi nefsinizden eşler yaratması ve aranızda sevgi ve merhamet meydana getirmesi de O’nun âyetlerindendir
Hiç şüphe yok ki bunda, düşünebilmekte olan bir kavim için gerçekten âyetler vardır
” (30 Rûm/21)
Öyleyse evlilikte öncelikli amaç nesil yetiştirmedir, yalnızca cinsel doyum değildir
İnsanın rahat edebileceği, huzur duyabileceği bir ortama ihtiyacı vardır
Aile içerisinde bu huzur ve rahatlığı kişi eşinde bulabilir
Kur’an bunu ‘sükûnet’ bulma diye tanımlıyor
Bu kelime hem huzuru, hem de bir yerde rahat edip kalmayı ifade etmektedir
Nikâh bu huzura kapı açmaktadır
Bu huzur yalnızca gece rahatı veya diğer maddi ihtiyaçların karşılanması değildir
Bu aynı zamanda duyguların, arzuların, hedeflerin, sevgilerin ve yeteneklerin paylaşılmasından, karşılıklı merhamet ahlâkının işletilmesinden, başkası adına yapılan fedakârlıktan doğan bir huzurdur
İslâm evlenmeyi yüceltiyor, tavsiye ediyor, evliliğin şartlarını ortaya koyuyor ama bunu ‘nikâh’ akdine bağlıyor
Yani evlilik mutlaka ‘ağır bir akit olan’ (4 Nisa/21) nikâhla başlayabilir
Nikâh bir anlamda evliğe adım atmak ve bunu insanlara duyurmaktır
Aynı zamanda evlilik sorumluluğunu yüklenmektir
Çünkü yapılan evlilik akdinde (anlaşmasında) evliliğe ait, aileye ilişkin görevleri yüklenme şartı vardır
İslâm, nikâh dışı bütün beraberlikleri gayri meşru saymakta ve haram demektedir
Evlilik dışı ilişkiler İslâma göre iffetsizlik ve hayasızlıktır
Zina haram olduğu gibi zinaya götüren sebepler de haramdır
Nikâh olmaksızın evlilik öncesi cinsel ilişkiler, dost hayatı (anlaşarak zina etmek) bir ihtiyacı karşılama değil, nefsin arzusunu uyup hata etmektir
Şüphesiz Allah’a ve O’nun koyduğu ölçülere inanan mü’minler, mü’min gençler bu noktada duyarlı olurlar
Nikâhın Önemi:
Evlilik yaratılışın gereği bir duygudur
İnsanın buna ihtiyacı vardır
Hayatın en güzel bir şekilde devam etmesi buna bağlıdır
Aile kurumunu koruyan milletlerin her bakımdan sağlıklı olduğu, insan yetiştirmenin daha kaliteli olduğu, sosyal ilişkilerin iyileştiği, çocukların daha nitelikli yetişmesine zemin hazırladığı bilinmektedir
Ailesi çöken toplumlar, her açıdan çökmeye mahkumdur
Aileyi kurup, yücelten de nikâh bağıdır
Nikâh sosyal bir faydadır
Nesiller bu yolla çoğalır, devam eder
İnsan türü aile ile korunur
Nesil, ancak nikâh akdini ile korunmaya alınır
İslâmın amaçlarından biri de nesli korumaktır
Kişiyi aile daha iyi eğitir
Her toplum kendi kültürünü aile kurumunda yeni nesillere daha iyi öğretir
Fuhuş (gayri meşru ilişkiler) bir çok bedensel ve ruhsal hastalıklara yol açar
Bunu aile hayatı azaltabilir
Kişi aile hayatıyla ruhsal huzura kavuşur, çocuk sevmenin, çocuk yetiştirmenin, onlara fedakârlık yapmanın, onlarla hayatın güçlüklerine katlanmanın, bir çok şeyi onlarla paylaşmanın zevkini yaşayabilir
Babalık şefkati, analık merhameti ancak aile hayatıyla tadılabilir
Analık kurumunun yüceliğini düşünürsek bunu daha iyi anlarız
İslâmda anaya, analık kurumuna ve anaya iyilik etmeye ne denli önem verildiğini düşünelim
Nikâhla beraber insanın hayatında önemli değişiklikler olur
Kişinin sorumluluğu artar, hayatını ve sevgisini paylaşabileceği bir insanla yaşamaya başlar
Bölüşmeyi, sevmeyi, merhamet etmeyi, iyilik etmeyi, cömertliği öğrenir
İnsanlarla beraber yaşamayı ve onlarla geçinmeyi bilir
Aile hayatı insana bu anlayışı verebilir
Nikâhla beraber insan bir zorluğun bir güçlüğün altına girer, sorumluluğu artar
Bu bilinen bir şeydir
Bütün evliliklerin de çok güzel olduğu söylenemez
Ancak bunlar aile kurumunun, nikâhın önemini azaltmaz
Şüphesiz nikâhın verdiği lezzet, getirdiği acıdan kat kat fazladır
Özellikle avrupada gelişen nikâhsız beraberlikler ve cinsel hürriyet, nikâhı ve aile kurumunu, giderek insanlığı tehdit ediyor
Onların da en doğal olan yola, yaratılışa dönmelerini umuyoruz
‘Nikâhta kerâmet var diyenler’ ne güzel demişlerdir
KAYNAK: İqra' islam Ansiklopedisi
Tags
:
hersey
,
ile
,
ilgili
,
nikah
Nikah ile ilgili herşey ile ilgili Benzer Konular
226 Kez Görüntülendi
modifiye ile ilgili herşey
Wallpaper / Resim
Formula 1 ile ilgili herşey...
Diğer Spor Dalları
FTP ile ilgili herşey
Network ve İnternet
düğünle ilgili herşey!!
Abiye ve Gelinlikler
XP iLe iLgiLi NerdeySe Herşey....
Windows XP
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
00:38
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552
553