FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Dini Sohbet
MEZHEB, İslâm Tarihinde Mezheblerin Çıkış Sebebleri
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
MEZHEB, İslâm Tarihinde Mezheblerin Çıkış Sebebleri ile ilgili Benzer Konular
364 Kez Görüntülendi
İslam, toplumu önce insan, sonra İslam kardeşi yapıyor...
Dini Sohbet
İslam ülkeleri İslam Ordusu’nu kurmalıdır
Yurt Dısı Haberler
Mezheb taklîdi nasıl yapılır?
Sorular ve Cevaplar
Psikofizyolojik sebebleri ve Sonuçları olan Dua
Dua
İslam Tarihinde Bilimin Biyoğrafik/Kronolojik Seyri
Sahabeler ve Alimler
Siz hangisini besliyorsunuz?
|
İnsanlarla İlişkileriniz Nasıl?
Konu Araçları
13-03-2007
#
1
Profil Bilgileri
mumsema
MEZHEB, İslâm Tarihinde Mezheblerin Çıkış Sebebleri
MEZHEB, İslâm Tarihinde Mezheblerin Çıkış Sebebleri başlıklı yazı Mumsema MEZHEB, İslâm Tarihinde Mezheblerin Çıkış Sebebleri Forum Alev
MEZHEB
Sözlük anlamı gitmek, izlemek, gidilen yol demektir
Mecazi olarak kişisel görüş, inanç ve doktrin karşılığında da kullanılır
Terim olarak bir müctehidin, dinin ayrıntılarına ilişkin, kendine özgü kural ve yöntemlerle oluşturduğu inanç ya da hukuk sistemini dile getirir
slâm tarihinde, mezheb kelimesi genel olarak itikadi, siyasi ve fıkhi görüşlerin hepsi için kullanılmıştır
Buna karşılık siyasi ve itikadi mezhepler daha çok Fırka, Nihle, Makale kelimeleriyle ifade edilmiştir
Fırka (çoğulu fırak), farklı görüşlere sahib insan topluluğu demektir
Nihle (çoğulu nihal), görüş, inanış ve kabul ediş tarzı demektir
Makale (çoğulu makalat), fikir, inanış, görüş ve söz demektir
Çeşitli dinleri belirtmek için de Milel (tekili mille) kelimesi kullanılmıştır
Bazı mezheb tarihçileri, İslâm mezheblerini Hz
Peygamber'den rivayet edilen bir hadise göre taksim etmişlerdir
Bu hadiste Yahudilerin yetmiş bir, Hristiyanların yetmiş iki, fırkaya ayrıldığı, İslâm ümmetinin ise yetmiş üç fırkaya ayrılacağı, müslümanlardan Cehennem'den kurtulacakların Rasulullah'ın ve ashabının yolunu takib eden fırka (başka bir rivayette de birlik ve beraberlikten ayrılmayan cemaat) olduğu beyan edilmektedir (Tirmizi, İman, 18; Ebu Davud, Sünnet, 1; İbn Mace, Fiten 17; ed-Dârimî, Siyer, 75
Bu hadisin çeşitli rivayetleri için bk
Abdulkahir el-Bağdadi, el-Fark beynel-Fırak, Kahire, t
y
s
4-10
)
Bazı mezheb tarihçileri bu hadiste söylenen rakamın çokluktan kinaye olmayıp hakiki sayı olduğuna inanarak yazdıkları eserlerde ana mezhebleri tesbit etmiş ve bunları da kendi aralarında kollara ayırarak mezheblerin sayısını yetmiş üçe ulaştırmışlardır
Yetmiş üç sayısını doldurmak isteyen bu âlimler, ne ana fırkaların, ne de kollarının sayısında ittifak edebilmişlerdir
Abdulkahir el-Bağdâdî (v
429/1037) "el-Fark beynel-Fırak" isimli eserini, Ebul-Muzaffer el-Esferayînî (v
471/1078) "et-Tabsir fi'd-Din"isinıli eserini bu şekilde yazmışlardı
Bazı âlimler de hadiste bildirilen rakamın yalnızca çokluğu ifade ettiğini kabul ederek, eserlerini mezheblerin sayısına önem vermeden yazmışlardır
Ebul-Hasen el-Eş'arî (v
324/936) "Makalatü'l-İslamiyyin"i, Fahrettin er-Râzî (v
606/1210) "İtikadatü Fırakıl-Müslimîn vel-Müşrikîn"i bu tarzda yazmışlardır
İbn Hazm da (v
456/1064) sahih olmadığını iddia ederek bu hadisi reddetmiş ve "el-Fasl fil-Milel ve Ehvai ve'n-Nihal" isimli eserinde tesbit edebildiği mezhebleri yazmıştır
İslâm Tarihinde Mezheblerin Çıkış Sebebleri
Müslümanlar arasında mezheblerin çıkışını etkileyen başlıca sebepler şunlardır:
1- İnsanların anlayış ve idrak seviyelerinin farklı oluşu, arzu ve isteklerinin uyuşmazlığı
2- Metod ve ölçülerin farklı oluşu
Mesela; Mu'tezile aklı esas almış ve nakli buna tabi kılmış, Ehl-i Sünnet nakli esas almış ve aklı bunu destekleyici mahiyette kullanmış, İslâm filozofları sadece aklı esas almışlardır
3-Arab ırkçılığı
Hz
Peygamber zamanında ortadan kalkan Hz
Osman'ın hilafetinin son yıllarında yeniden açık bir şekilde ortaya çıkarak anlaşmazlıklar üzerinde etkili oldu
4- Hilafet münakaşaları ve bunun neticesinde ortaya çıkan fitne ve iç savaşlar
Bu savaşlarda müslümanlardan ölenlerin ve öldürülenlerin durumu, öldürme (katl), büyük günah işleyenlerin (mürtekib-i kebirenin) durumu meselesi, büyük günah işleyenin kâfir olup olmaması, kader, cebir ve kulun iradesi meselesi, bu iç savaşlarda kaderin rolü, gibi meseleler müslümanlar arasında farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur
5- Karşılaşılan eski kültür ve inançların etkisi
Fethedilen ülkelerin değişik kültür ve dinlere mensub halkının bir kısmı samimi olarak ve bir kısmı da zahiren müslüman olmuşlardı
Bunlar eski din ve inanışlarının etkileri altında cebir, ihtiyar, Allahın sıfatları hakkında fikirlerini ortaya koşmuşlar ve bir kısım müslümanları da tesirleri altına almışlardı
Selef alimlerinin bunlara cevap vermekte yetersiz kalması sebebiyle Mutezile mezhebi ortaya çıktı
Bu mezhebin salikleri de akaidde akla önem veren bir metod geliştirmişlerdi
6- Eski Yunan, Hind ve İran felsefesinin Arapçaya tercüme edilmesi
Eski felsefenin pek çok hükümleri İslam akaidi ile uyuşmuyordu
Bazı müslümanlar İslam Akaidini felsefenin tesiri altında kalarak mütalaa etmişler ve çeşitli görüş ayrılıklarına sebep olmuşlardır
Mutezile, felsefe ile meşgul olmuş, İslam akaidini açıklamada felsefi metodları uygulamışlardır
7- Bir takım kıssacı ve hikayeciler, İslamla uyuşmayan asılsız hikayeleri nakletmişler ve müslümanlar arasında yaymışlardır
İsrailiyat denilen ve İslâmla bağdaşmayan bu hikayeler tefsirlere ve İslâm tarihlerine girmiş ve bu da müslümanlar arasında ihtilaflara yol açmıştır
8- İslâmın tanıdığı fikir hürriyeti
Hicri I
asrın sonlarından itibaren herkes istediği gibi düşünür ve görüşünü söylerdi
Açıkça zarurat-ı diniyyeden birini veya birkaçını inkâr etmek hâriç, fikirler ve kanâatler üzerinde baskı yoktu
İlim adamları ortaya atılan meseleler üzerinde deliliyle birlikte hakikati arar, fikir ve kanaatını serbestçe beyan ederdi
9- Nassların karakteri
Kuranda muhkem ve müteşahih ayetlerin bulunması
Müteşabih nasların belirlenmesi ve bunların tefsir ve te'villeri ihtilafa yol açmıştır
10- Hadislerin, zabt edilme ve senedi konusunda konulan şartlar sebebiyle sahih, hasen ve zayıf kısımlarına ayrılması, zayıf hadisle amel edilip edilemeyeceği de ihtilaflara yol açmıştır
11- Arabçanın gramer ve belâgatını bütün incelikleriyle bilememek
İslâmın maksadını anlamamak, hüküm çıkarırken cehalet sebebiyle Kur'ân'ın bütünlüğüne riayet edememek
12- Heva ve nefse uymak, arzulara tabi olarak delilsiz hüküm vermek, başkalarını delilsiz taklid etmek
13- Örf ve âdetlerin değişik olması da mezheblerin çıkış sebeplerinden birisidir
Mezheplerin Çıkışı
Hz
Peygamber (s
a
s), hayatta iken sahabiler arasında herhangi bir ihtilaf' yoktu
Dinin usul ve füruunda sahabilerden bazısının anlamadığı bir mesele çıkarsa, Hz
Peygamber'e sorar, o da açıklardı
Hz
Ebubekir ve Hz
Ömer devirleri ile Hz
Osman'ın hilafetinin ilk yıllarında da herhangi bir ihtilaf çıkmamıştı
Sahabe ve tabiin devirlerinde akaidde bir mesele çıkarsa, hemen güvenilir alimlere müracaat olunur, hükmü alınır, ihtilafın çıkmasına fırsat verilmezdi
Akaid konularında vukua geldiği zaman ihtilaf ve çekişme ümmet için zararlı olur
Sahabe ve tabiin zamanlarında Ferâiz meseleleri gibi amele ait bazı ayrıntılarda görüş ayrılıkları olmuşsa da ameli sahadaki ihtilafın, çekişmeye sebep olması şöyle dursun İslâm toplumu için bir rahmet olmuştur
Hz
Osman'ın şehadetinden sonra tehlikeli olan siyasi ihtilaflar çıkmaya başladı
Özellikle hakem olayından sonra İslâm'da ilk siyâsî ayrılık ve bid'at mezhebleri kendilerini gösterdiler
İlk çıkan mezhebler siyası mahiyette olup bunlar dini bir kisveye bürünmüşlerdi
Müslümanlar arasında zuhur eden iç savaşlarda Hz
Ali'nin yanında yer alan sahabe ve tabiine Şia-i ûlâ denilmişti
Daha sonra ortaya çıkan Hz
Ali taraftarı mutaassıb grubların da Şia diye anılmaları sebebiyle Şia-i Ûla'ya bu "Ehl-i Sünnet vel-Cemaat" denilmiştir
Hakem olayına itiraz edip Hz
Ali'nin ordusundan ayrılanlara Havâric (hariciler) veya Marika veyahut Muhakkime-i Ülâ denilirdi
Diğer taraftan Hz
Osman'ın katillerinin yakalanıp kısas yapılmasını isteyenlere Şia-i Osman denilmişti
Hz
Osman'a sevgi besleyip Muaviye tarafını tutanlara da Nasıba deniliyordu
Emeviler devletinin yıkılmasından sonra Nasıba tamamen silinip gitmiştir
Hz
Ali'nin vefatından (40/660) sonra İbn Ömer, İbn Abbas gibi daha bir kısım sahabe hayatta iken akaidde meydana gelen ilk bid'at mezhebi, Kaderiyye olmuştur
Kader kulun ihtiyar ve iradesi hakkında ilk konuşan, Ma'bed el-Cüheni (80/699), sonra bunun görüşlerini yayan Gaylan ed Dımeşki (126/743) olmuştur
Ma'bed, kulun tam ve mutlak bir iradesi olduğunu, kaderin bulunmadığı fikrini ortaya atınca, o zaman hayatta olan İbn Ömer ve İbn Abbas, bu fikirlere karşı çıkarak onu şiddetle kınamışlardı
Sonra Ca'd b
Dirhem (v
118/726 cebir fikrini ortaya atmış, talebesi Cehm b
Safvan (v
128/745) Ermenilere karşı bir ayaklanmaya katıldığı için öldürülünceye kadar bu fikrin yanında Allah'ın sıfatları hakkında görüşlerini yaymıştı
Hz
Ali'nin şehid edilmesinden (40/660) sonra, ashabın yolunda giden Ehl-i Sünnetin karşısında olan beş ayrı ana bid'at mezhebi ortaya çıkmıştır ki bunlar ileride zuhur edecek diğer bid'at mezheplerine kaynaklık etmişlerdir
Bu beş ana bid'at mezhebi Havaric, Kaderiyye, Cebriyye (Cehmiyye), Şia (Keysaniyye, Zeydiyye, İmamiyye) ve Mürcie'dir
İslamda Mezheplerin Hükmü
Usul-i dinde (akaidde) ihtilaf zararlıdır
Akaidde ihtilaf, bid'at ve sapıklığa götürür
Sapıklık da büyüdüğü zaman küfre kadar iletir
Akaidde ihtilaf, İslam ümmetinin birliğini bozar, dinde tefrika doğurur
Bu sebeple, sahabe ve bunlara güzellikle tabi olan selef alimleri Usul-i dinde (akaidde) ihtilafı haram saymlş1ar ve buna asla cevaz vermemiş1erdir
Çünkü ümmetin birlik ve dayanışmasını aynı iman esasları etrafında ittifak etmek sağlar
Kamil imanın mü'minleri birbirleriyle birleştirdiği kadar başka hiç bir şey birleştiremez: "Ve (Allah) onların gönüllerini (iman ve Allah sevgisiyle birleştirendir
Sen yeryüzünde bulunan her şeyi harcamaz olsaydın yine onların (müslümanların) gönüllerini bu derece kaynaştıramazdın Çünkü Allah onların aralarını (iman ile) birleştirip kaynaştırdı
Çünkü O mutlak galibtir, yegane hüküm ve hikmet sahibidir" (el-Enfal, 8/63)
İslam birliğini parçalayıcı nitelikteki akide ayrılıklarının haram olduğuna delalet eden ayetler çoktur: "Hepiniz toptan Allah'ın ipine sarılınız
Ayrılıp parçalanmayınız
" "Siz kendilerine apaçık deliller geldikten sonra ihtilaf ederek dağılıp parçalananlar gibi olmayın"(Alu İmran, 3/103,105)
Hz
Peygamber'in Allah tarafından' getirmiş olduğu kesin delillerle sabit olan bir hükmün kendisi ihtilaf konusu yapılamaz
Dinden olduğu kesin delillerle bilinen esaslardan (zarurâtı diniyyeden) birini veya birkaçını inkâr eden bir mezhebin İslâm ile alakası kesilir
Fıkıhtaki ihtilaflar, itikattaki ihtilaflar gibi bid'at ve delâlete götürmez
Usul-i din ile füru-ı dindeki (amelî hükümdeki) ihtilaf arasında büyük fark vardır
İslâm dininin akaidinde kesin delilsiz ihtilaf haram, bid'at ve dalalet sayılırken fıkhi meselelerde içtihadların farklılığı rahmet sayılmıştır
Böylece zaman ve mekânlara göre Muhammed ümmetine geniş imkânlar sağlanmış olur
Hz
Peygamber (s
a
s
) Muaz İbn Cebel'i (v
19/640) Yemen'e vali olarak gönderirken ona sordu
"Ne ile hükmedeceksin?" O da "Allah'ın kitabıyla" "-Onda bulamazsan
" Muaz: "Rasulullah'ın sünnetiyle hükmederim" dedi- "Bunların herikisinde de bulamazsan ne yaparsın
" diye sorunca, Muaz: "O zaman re'yimle içtihad ederim
" dedi
Rasulullah bu cevaptan memnun kalarak
"Rasulünün elçisini, rasulünün razı olacağı bir şeye muvaffak kılan Allah'a hamdolsun " dedi (Ebû Dâvûd, el-Akdiye, 11; Ahmed b
Hanbel,Müsned, V, 230, 236)
Böylece Rasulullah Kitab ve Sünnet'te hükmü bulunmayan meseleler hakkında ictihad etmesine izin verdi
Fakih sahabiler de Muaz b
Cebel'in yolunu takip ettiler
Yalnız "mevrid-i nas'da içtihada mesağ yoktur" yani Kitab ve Sünnet'te hükmü bulunan bir mesele içtihad konusu olamaz
Nasslardaki hükmü ne ise onunla hüküm verilir
Hadisler mütevatir, meşhur, ahad, muttasıl, munkatı, mürsel gibi kısımlara ayrılır
Mütevatir (bunun sayısı çok azdır) ve meşhur hadisi her müctehid delil olarak alır
Hanefiler hadis hususunda titiz davrandıkları için çoğu zaman ahad haberi delil olarak kabul etmezlerdi
Şâfiî, ahad haberi kıyasa tercih ederdi
Tabiin ve Tebe-i Tabiin devrinde Hicaz'da hadis bilenler çok olduğu için Hicaz fukahasına "Ehlül-Hadis" denmiştir
Irak'ta daha çok rey, kıyas ve içtihad yoluyla hüküm verildiği için, Irak fakihlerine de "Ehl-i Rey" denilmiştir
Hicri I
asrın sonlarından itibaren mezheblerin kurucuları, akaid ve fıkıhtaki görüşlerini beyan ederler, meselelerin hükümlerini açıklarlardı
Bunlardan okuyanlar ve yazanlar, sözlerini ve içtihadlarını duyan insanlar, bunların görüş ve açıklamalarına uyarlardı
Böylece bu zatların görüş ve içtihadları halkın anlayışlarında bir mezheb olarak yerleşir kalır
Mezheb sahibi olan bu büyük âlim ve imamlar hiç bir zaman, biz bir mezheb kuruyoruz, bize uyunuz, diye halkı görüşlerine uymaya çağırmazlardı
Hükümdar, emir gibi kimselerin davet ve emriyle de bir mezheb kurmaya yeltenmemişlerdi
Fıkhi ihtilafın cevazıyla beraber mezhebi içtihadın Kur'ân'ın ruhuna uygun olması gereklidir
Yani içtihat tevhid, mahlukata şefkat, başkalarının can, namus ve mal haklarına hürmet, iffet, adalet, eşitlik, istikamet, emanet ve vazifelere riayet, iyilik ve bunda yardımlaşma esaslarına aykırı olmamalıdır
Peygamberimiz, müctehidin içtihadında isabet ederse, iki sevab, iyi niyetle Allah rızası için yaptığı içtihadında hata ederse, bir sevab alacağını söylemiştir (Buhari, el-İ'tisam, 21; Müslim, el-Akdıye, 6)
Bid'at Mezheplerinin Özellikleri
Bid'at; bazı kimselerin dinde olmayan bir şeyi sonradan ortaya atıp bunu şer'î imiş gibi göstermeleri ve bununla Allah'a ibadeti kasdetmeleridir
Bid'atlar, küfre götüren ve küfre iletmeyen olarak iki kısımdır
Mesela; Bahaîlerin Hz
Muhammed'in son peygamber olmayıp ondan sonra rasullerin geleceğini iddia etmeleri
Nusayrîlerin Hz
Ali'ye ulûhiyyet isnad etmeleri küfürdür
Mu'tezile'nin Kelâmullah'ın mahlûk olduğu görüşünde olmaları ise, küfre götürmeyen bir bid'attir
Acaba akaidde hangi ihtilaf sünnet dairesinde, yani Rasulullah ile ashabının takib ettiği yola uygun, hangisi Rasulullah'ın akide sünnetinin dışındadır
Küfre giren bir mezhebi tesbit etmek kolaydır
Fakat akaid sahasında ortaya atılan bütün bid'atları tesbit etmek, imkânsız değilse de çok zordur
Bid'at mezheblerinin bütün alâmetlerini tam olarak vermek zor ise de bunların açık ve genel özellikleri şöyle sıralanabilir
1- Müslümanların büyük kalabalığından, ehl-i İslâmın büyük çoğunluğundan ayrılmak
Sahabiler ve büyük müçtehid imamların yolundan gidenler, müslümanların büyük kalabalığını teşkil ederler
Bunlara da sünnîler denilir
2- Kendi heva ve heveslerine tabi olmak
Delilsiz takib edilen yollar eğridir ve bid'at yoludur
3-Mütevatir hadisten başkasını kabul etmemek küfre götürmezse de sahih hadisleri kabul etmemek eğrilik ve sapıklığa götürür
4-Kitab ve Sünnet'te bulunmayan bir kavli veya bir fiili şer'î ve dini olarak ortaya attıklarında, halkı bunu kabul etmeye zorlamak, halkı buna uyması için baskı yapmak
5- Kur'an'ın muhkemini bırakıp müteşabihlerine tabi 6lmak ve muhkem âyetleri de delilsiz keyfi olarak te'vil etmek
6- Hüküm çıkarırken Kur'anın bütünlüğüne riayet etmemek
Halbuki Kur'an'ın birbirleriyle çelişen hiç bir âyeti yoktur
"Eğer o (Kur'an) Allah'tan başkası tarafından olsaydı, elbette içinde birbirini tutmayan pek çok şeyler bulurlardı" (en-Nisa, 4/82)
7- Zarurat-ı diniyyeden birini veya bir kaçını inkâr etmek, iman esaslarının zıddı olan bir takım inançlar taşımaları sebebiyle bazı mezhebler küfre düşmüşlerdir
Mezheblerin genel tasnifi
islâm tarihinde zuhur etmiş mezhebler başlıca üç kısımdır:
A) Siyasi mezhebler: Bunlar önceleri siyasi bir maksatla ortaya çıkmış, sonraları itikadî bir kisveye bürünmüşlerdir
İlk önce zuhur eden siyâsî mezhebler üçtür
Nasıba: Hz
Osman ve Muaviye taraftarları, Şia: Hz
Ali taraftarları; Havaricde: Hz
Ali ve Muaviye'ye karşı çıkanlardır
B) İtikadi Mezhebler (akaid mezhebleri): İkiye ayrılır:
1- Ehl-i Sünnet mezhebleri: Bunlar da ikiye ayrılır: a) Eh1-i Sünnet-i hassa denilen Selefiyye
Selefiyye'nin mütekaddimini ve müteahhirini vardır
b) Eh1-i Sünnet-i amme: Matüridiyye, Eş'ariyye
Bunlara Halefiyye de denir
2- Ehl-i Bid'at: Ehl-i Bid'at mezhebleri de ikiye ayrılır:
a) Küfre düşmeyenler
İki kolu dışında Hariciye, Kaderiyye, Mutezile, Cebriyye (sorumluluk yoktur diyenleri hariç), Zeydiyye, İmamiyye (İsna Aşeriyye), Kerramiyye, Naccariye, Haseviyye
b) Küfre düşen bid'at mezhebleri: Haricilerden Acâride'nin Meymuniyye kolu, Yezidiyye, Batıniyye-i Nizariyye (ki bu mezheb hicri 5
asrın sonlarına doğru Hassan Sabbah tarafından kurulmuştur), Nusayriyye, Dürziyye (Dürzilik), Babilik ve Behailik (Behaiyye)
C) Fıkhî mezhepler: Fıkıh mezheblerinin hepsi de Kur'an ve Sünneti esas alırlar
Bunlar da ikiye ayrılır:
1- Bugün tabileri bulunan mezhebler: Hanefiyye, Şafüyye, Malikiyye, Hanbeliyye, Caferiye, Zeydiye ve Zahiriyyedir
Bu sonuncusunun müntesibi pek az kalmıştır
Hindistan taraflarında Zahiri mezhebine bağlanan pek az kimse vardır
2- Tabileri kalmamış olanlar: Bugün tabi ve müntesibleri kalmamış ve fıkıh tarihine geçmiş olan mezheblerin imamları şunlardır: Abdullah b
Şübrüme (v
h
144), Abdurrahman el-Evzai (v
157), Süfyan es-Sevri (v
161), Muhammed b
Abdurrahman b
Ebi Leyla (v
148), İshak bin Rahuye (Raheveyh, v
238), Ebu Cafer Muhammed b
Cerir et-Taberi (v
310), Leys b
Sa'd (v
175), Müzeni (v
264), Ebu Sevr İbrahim b
Halid Muhammed b
İshak b
Huzeyme (v
311)
Akaid mezheblerin muhtelif açılardan taksimi:
A) Allah'ın sıfatları
Allah'ın sıfatlarını, zat-ı Bari ile kaim, hakiki ve vücudi olarak kabul edenlere Sıfatiyye denilir
Ehl-i Sünnet mezheblerinin hepsi, Hişâmiyye ve Kerramiye gibi
Yalnız Hişamiyye ve Kerramiyye Mücessime (Allah'a cismiyet isnad edenler) ve Müşebbihe'den (Allah'ı başkalarına benzetenlerden) idi
Allah'ın zatından başka sıfatları yoktur, O'nun sıfatları zatının aynıdır, zatının tealluk ettiği şeylere göre bir durumudur diyenler; Cehmiyye ve Mu'tezile'dir
Bunlar, Allah bilir, âlimdir ama onun zâtına zaid hakiki bir ilim sıfatı yoktur, zatının bilme hali (alimiyyet = biliciliği) vardır, derler
Allah'ın sıfatlarını zatının aynı kabul edenlere, sıfatları nefy ettikleri için "muattıla" denilir
B) İmanın hakikatı konusunda mezhebler
İman edilecek konular mü'menün bih veya imanın müteallakı denilir
Mü'menün bih, Hz
Peygamber'in Allah tarafından getirip tebliğ etmiş olduğu kesinlikle bilinen esas ve hükümlerdir
Bunlara zarurat-ı diniyye de denilir
Namaz kılmak, zinadan kaçınmak gibi zarurat-ı diniyyenin neler olduğunda -bunlar hem subutu, hem de manaya delaleti kat'i nasslar ile sabit olduğu için, küfre düşen mezhebler hariç- bütün İslâm mezhebleri ittifak etmiştir
Mü'menun bihe inanmak keyfiyetine imanın hakikatı denilir
İmanın hakikatı konusunda başlıca 5 mezheb vardır:
1- Cumhur-ı Muhakkikin
Bunlar Matüridiyye'nin çoğunluğu ve Eş'ariyye'nin bir kısmıdır
Bunlara göre; irnan kalb ile tasdiktir
Mü'menün bihi kalbiyle kabul edip doğrulamaktır
Bir kimseye diliyle ikrar, müslüman olduğunun bilinip ona İslâm muamelesinin uygulanması için lazımdır
2- Kavl-i Meşhurcular
Bunlar Şemsül-Eimmeti's-Serahsi, Muhammed Pezdevi gibi bir takım Hanefiyye fukahasına uyanlardır
Bunlara göre iman, kalb ile tasdik ve dil ile ikrardır
Bunlar, "öldürülmek veya evinin yakılması korkusu gibi bir mazereti olmadan diliyle de ikrar etmeyen, mü'min olmaz" diyenlerdir
3- Hariciler, Mu'tezile, Zeydiyye
Bunlara göre, iman kalb ile tasdik, dil ile ikrar, farzları ile ifa etmek ve haramlardan kaçınmaktır
Büyük günahına tevbe etmeden ölen kimsenin ebediyyen cehennemde kalacağına inandıkları için bu mezheblere bağlı bulunan kimselere Va'idiyye de denilmiştir
4- Kerramiyye
İman sadece dil ile ikrardır, diyenlerdir
Bu mezheb zamanla ortadan kalkmıştır
5- Mürcie
"İman Allah'ı bilmektir
Kâfire yaptığı iyilik fayda vermediği gibi mü'mine de günah zarar vermez
Günahkâr mü'min cehenneme girmez, hasenâtı kabul edilir, seyyiâtı affedilir" diyenlerdir
Böyle diyenlere, mezhebler tarihinde "Mürcie-i ehl-i dalal" da denilir
Bu mezheb de zamanla yok olmuştur
C- Kulun ihtiyarı ve kader konusunda çıkmış olan başlıca üç mezheb vardır
1- Cebriyye: Kulun ihtiyar ve iradesinin olmadığını iddia edenlerdir
2- Kaderiyye ve Mu'tezile: Kulun mutlak hür olduğunu ve işini kendisi dinleyip yarattığını iddia edenlerdir
3- Ehl-i Sünnet mezhebleri: Kulun hür olduğunu kabul etmekle beraber kadere de saygılı olan kimselerin mezhebidir
(Ş
İslam A
)
Dantel
Mumsema
Frmacil
21-03-2007
#
2
Profil Bilgileri
birbey25
--->: MEZHEB, İslâm Tarihinde Mezheblerin Çıkış Sebebleri
Allah [c
c]sizden razı olsun
mezhep konusunu çok güzel ifade etmişsiniz
müslümanların birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğu bu günlerimizde nasihatınız için teşekkür ederim
Tags
:
cikis
,
islm
,
mezheb
,
mezheblerin
,
sebebleri
,
tarihinde
MEZHEB, İslâm Tarihinde Mezheblerin Çıkış Sebebleri ile ilgili Benzer Konular
364 Kez Görüntülendi
İslam, toplumu önce insan, sonra İslam kardeşi yapıyor...
Dini Sohbet
İslam ülkeleri İslam Ordusu’nu kurmalıdır
Yurt Dısı Haberler
Mezheb taklîdi nasıl yapılır?
Sorular ve Cevaplar
Psikofizyolojik sebebleri ve Sonuçları olan Dua
Dua
İslam Tarihinde Bilimin Biyoğrafik/Kronolojik Seyri
Sahabeler ve Alimler
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
09:20
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545