FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Dini Sohbet
Bir hikaye....
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Bir hikaye.... ile ilgili Benzer Konular
295 Kez Görüntülendi
Yaşanmış bir hikaye bir hikaye...Gerçek dostluk
Güzel Yazılar / Makaleler
Çapa Tıp'tan Hikaye gercek hikaye (%100 kopma garantili) + süper fıkralar
Fıkra
Hikaye 3
Şiir-Şiirler
Biçimsiz Hikaye
Aşk Hikayeleri
Yaşanmış bir hikaye...
Aşk Hikayeleri
Bediüzzaman Said Nursi'den Teröre ve Anarşiye Çözümler
|
MahŞerde Haklarin İadesİ Ve GÜnahkarlarin TartiŞmalari
Konu Araçları
22-06-2006
#
1
Profil Bilgileri
keremy
Bir hikaye....
Bir hikaye.... başlıklı yazı Mumsema Bir hikaye.... Forum Alev
Arkadaşlar biraz uzun ama her satırı için inanın değer
Kolay kolay etkisinden kurtulamayacak bana hak vereceksiniz
BİR MÜDDET ZEYTİN YİYECEĞİZ, SONRA
Kendisini karşılayan sekretere; Nazif Beyle görüşmek istediğini söyledi
Bunun üzerine sekreter birden ciddileşti: "Nazif Bey mi?" dedi
"Evet, Nazif Bey!" diye cevap alınca, hüzünlü bir ses tonuyla "Nazif Bey sizlere ömür efendim, onu kaybedeli dört yıl oldu
" dedi
Hiç beklemediği bu haberle bir acı saplandı yüreğine
"Ya, öyle mi
?" diyebildi sadece
Hicranlı bir suskunlukla bir müddet öylece kalakaldı
Gözlerine hücum eden yaşlar yanaklarından süzülüp göğsüne damladı
Kendisini toparlayıp
"Onun adına görüşebileceğim bir yakını var mı acaba?" diye sordu
"Evet var, oğlu Selim Bey
"
Titrek bir sesle "Öyleyse Selim Beyle görüşebilir miyim?" dedi
Görevli hanım, insanda saygı uyandıran bu kibar beyefendiye, "Selim Bey oldukça meşgul bir insan, randevusuz görüşmek pek mümkün olmuyor; ama ben yine de kendisine bir haber vereyim
" dedi ve telefona yöneldi
Sonra "Kim diyelim efendim?" diye sordu
"Kendimi ona ben tanıtmak istiyorum kızım
" cevabı üzerine sekreter dahili telefonu çevirdi
Daha sonra mütebessim bir çehreyle, "Selim Bey sizinle görüşmeyi kabul etti, lütfen beni takip edin
" dedi
Beraber merdivenden çıktılar
İnce bir zevkle döşenmiş geniş bir salondan geçip büyük bir kapının önünde durdular, sekreter kapıyı açarak, 'Buyurun!' dedi
O da içeri girdi
Kendisini ayakta bekleyen vakur ve mütebessim gence doğru hızlı adımlarla yürüdü, elini uzatarak, "Merhaba, ben Prof
Dr
Mehmet Baydemir
" dedi
"Bendeniz de Selim Cebeci
Lütfen buyurun, oturun
" dedi, genç iş adamı
Mehmet Bey, kendisine gösterilen yere oturur oturmaz: "Yirmi üç yıl, tam yirmi üç yıl
Vaktiyle bana burs verip okumama vesile olan insanın elini öpmek için bu ânı bekledim
" dedi ve dudakları titredi, gözleri doldu
"Ama o büyük insanın elini öpmek nasip değilmiş, bunun için ne kadar üzgünüm anlatamam
" Yaşarmış gözlerini kuruladıktan sonra Selim Beye döndü: "Fakat en azından o büyük insanın mahdumunun elini sıkmaktan da bahtiyarım
" Misafirin bu sözleri üzerine Selim Bey yerinden fırladı, kulaklarına inanamıyordu
Kelimelerinin her biri birer hayret nidâsı gibi dizildi cümlelerine: "Mehmet Baydemir demiştiniz değil mi, Tosyalı Mehmet Baydemir mi?" Profesör, delikanlının bu heyecanlı haline bir anlam veremeyerek başıyla "Evet" dedi
Bunun üzerine Selim Beyin gözleri sevinçle parladı
"Babamla sizi uzun yıllar aradık; ama bulamadık
" dedi
Profesörün yanına gelerek iki eliyle elini tuttu, candan bir dost gibi sıktı ve "Sizi karşıma Allah çıkardı
" dedi
Bu sözler profesörü çok şaşırtmıştı
"Uzun yıllar beni mi aradınız? Peki ama neden?" dedi
Selim Bey gülen gözlerle profesöre bakarak "Bizdeki emanetinizi vermek için
" deyince, profesörün şaşkınlığı iyiden iyiye arttı
"Emanet mi?" dedi
Selim Bey cevap vermeden yerine geçip telefonu çevirdi
Karşısındakine "Gelebilir misiniz?" deyip telefonu kapattı
Mehmet Bey, şaşkın gözlerle Selim Beye bakarken kapı çalındı, odaya iyi giyimli bir bey girdi
Selim Bey ona yanına gelmesini işaret etti, sonra kulağına bir şeyler fısıldadı
Gelen kişi bir şey söylemeden geldiği kapıya yöneldi
O çıkarken Selim Bey, misafiriyle tatlı bir sohbete başladı
Sohbetleri koyulaştıkça, çehrelerindeki şaşkınlık, yerini birbirlerine hasret kırk yıllık ahbapların yeniden buluşmalarındaki sevinç, samimiyet ve güvene bırakmıştı
Mehmet Bey yurt dışındaki tahsilinden, araştırmalarından ve yirmi üç yıl boyunca her yıl büyüyen memleket hasretinden bahsetti
Sonra Nazif Beyin duvardaki portresini göstererek, "Bu günlerimi şu büyük insana borçluyum
" dedi
"Bana yalnızca maddî destek vermedi, mânen de beni hiç yalnız bırakmadı
Yurt dışında tahsil görürken yanlışa her yeltendiğimde hayalen yanımda hazır oldu
'Sana bunun için burs vermedim
' diyerek bana istikamet verdi
Ona her namazımda dua ediyorum
" dedi ve gözlerini Nazif Beyin duvardaki fotografına mıhladı
Sonra gözleri portrenin altındaki ilk anda mânâ veremediği diğer tabloya kaydı
Son derece şık bir çerçevenin içinde, bazı yerleri yamalı ve tamir görmüş oldukça eski bir çift çorap duruyordu
Biraz daha dikkatli baktığında çerçevede bazı cümlelerin de sıralandığını fark etti:
"Bir müddet zeytin yiyeceğiz, sonra
"
Selim Bey, kendisine bir soru sorduğu için başını ona çevirdi; fakat aklı tabloda kalmıştı
Selim Beye cevap verirken tabloya bir daha baktı
İkinci cümle de birinci cümle gibi üç nokta ile bitiyordu:
"Bir müddet sabredeceğiz, sonra
"
İyice meraklanmıştı
Bu ilk görüşmeleri olmasaydı, yanına gidip tabloyu iyice inceleyecekti; fakat bu uygun düşmez, düşüncesiyle yalnızca sohbet arasında göz ucuyla merakını gidermeye çalışıyordu
Ancak her seferinde biraz daha artan bir merakın içinde kalıyordu
Üçüncü cümlede:
"Bir müddet yürüyeceğiz, sonra
" diye yazıyor ve altta böyle birkaç cümle daha sıralanıyordu
Artık aklı hep tablodaydı
Sonunda dayanamayıp, "Selim Bey merakımı mazur görün
Şu tabloya bir mânâ veremedim
"
Selim Bey kendisine has bir gülüş ile misafirine baktı, derin bir nefes alarak:
"Malumunuz, babam varlıklı bir insandı
Oldukça iyi bir hayatımız vardı
Sonra ne olduysa her şeyimizi kaybettik
O zenginlikten geriye hiçbir şey kalmadı
Köşkümüzdeki hizmetçiler de gitti
Yemekleri artık annem yapıyordu
Hatırlıyorum da bir sabah, kahvaltıya sadece zeytin koyabilmişti
O zengin kahvaltılarımıza bedel, yalnızca zeytin
Şaşkınlık içinde, 'Başka bir şey yok mu?' diye sormuştum
Bu soru karşısında annemin hüngür hüngür ağlayışı gözümün önünden hiç gitmiyor
Annemin ağlayışına mukabil babam: 'Bir müddet zeytin yiyeceğiz, sonra
' dedi ve durdu, güçlü bakışlarını üzerimizde gezdirdi, 'Alışacağız
' dedi
Ve iştahla bir zeytin alıp ağzına attı
Birkaç gün sonra haciz memurları gelip köşkümüzü de elimizden aldılar
Kenar bir mahallede küçük, eski bir eve taşındık
Doğru dürüst bir eşyamız da kalmamıştı
Annem bezgin bir sesle: 'Bu evde hiçbir şey yok! Burada nasıl yaşayacağız
' diye haykırdı
Bunun üzerine babam: 'Bir müddet sabredeceğiz, sonra alışacağız
' dedi
Gittiğim özel okuldan ayrılmış, bir devlet okuluna yazılmıştım
Sabahleyin okula servisle gitmeyi umarken, babam elimden tuttu, 'Bu ilk günün, okula beraber gideceğiz
' dedi
Yürümeye başladık
Okul oldukça uzak gelmişti bana, yorulup geride kaldığımı hatırlıyorum
Babam kim bilir hangi düşüncelere dalmıştı
Geride kaldığımı fark etmemişti
Biraz sonra fark edince bana döndü
İsyan dolu bakışlarımı yüzünde gezdirdim
Bir an bana ızdırapla baktıktan sonra, yanıma geldi
Bir şey söylemesine fırsat vermeden, kızgın aynı zamanda nazlı bir tavırla, 'Yoruldum
' dedim
Babam oldukça sakin bir şekilde: 'Bir müddet yürüyeceğiz, sonra alışacağız
' dedi
Babam her sabah erkenden çıkıyor, geç saatlerde ancak dönüyordu
Döndüğünde ise küçük odaya çekiliyor, bazen saatlerce orada kalıyordu
Çoğu zaman buradan gözyaşları içerisinde çıktığını görüyordum
Bir gün, merakıma yenilip babamın küçük odasına girdim
Yerde bir seccade, seccadenin üzerinde de bir tespih vardı
Duvarda ise Arapça bir ibarenin altında şu yazı vardı: 'Allah borcunu ödeme niyetinde olanın kefilidir
' Babamın dediği gibi oldu, zor da olsa zamanla alıştık
Bu hal birkaç yıl sürdü
Bir gün babam eve çok farklı bir yüz ifadesiyle geldi
Ağlamaklı bir yüz ifadesi vardı
Her birimize bir paket getirmişti
Köşkten ayrıldığımız günden beri ilk defa paketlerle eve geliyordu
Bizi bir araya topladı
'Bugün, benim için ne mânâya geliyor biliyor musunuz?' dedi, kelimeleri boğazına düğümlendi, gözlerine yaşlar hücum etti
Sözlerini kesmek zorunda kaldı
Her birimize hediyelerimizi teker teker verdi ve bizi ayrı ayrı kucaklayıp yanaklarımızdan öptü, kendisi de bir koltuğa o turdu
Cebinden gazeteye sarılı bir şey çıkardı
O sırada da ağlıyordu
Hepimiz şaşkınlık içinde babama bakıyorduk
Gazeteyi açtı, içinden bir çift yeni çorap çıkardı
Bu gözyaşlarıyla, bir çift çorabın alâkasını kurmaya çalışırken babam, beklemediğimiz bir şey yaptı
Çorabı burnuna götürdü, kokladı, kokladı
Arkasından hıçkırarak ağlamaya başladı
Hepimiz şok olmuştuk, tek kelime bile söylemeden bekledik
Babam nihayet kendisini topladı ve 'Bir zaman önce, büyük bir borcun altına girmiştim
Borcumu ödeme niyetiyle yeniden çalışmaya başladığım zaman kendi kendime 'bütün kazancım, borçlarımı ödeyinceye kadar alacaklılarımın hakkıdır
Onların hakkını vermeden ayağıma bir çorap almak bile bana haram olsun
' demiştim
Bugün ise, Allah'ın yardımıyla, borcumu bitirdim
Artık kimseye tek kuruş borcum kalmadı
" dedi
Sonra gözyaşları içinde ayağındaki çorapları çıkarıp yeni çoraplarını giydi
Ben de o eski çorapları hem aziz bir baba yadigârı, hem de bir ibret nişanesi olarak sakladım
Bu çoraplar her gün bana: 'Paralarını ödeyinceye kadar bütün kazancım alacaklılarının hakkıdır
' diyor"
Selim Beyin bakışları bilinmez âlemlere dalarken o, nemlenen gözlerini kuruladı, sonra dönüp duvardaki siyah-beyaz fotografa hayran hayran baktı
"Babanız sandığımdan da büyükmüş Selim Bey
Ben olsaydım öyle müreffeh bir hayattan sonra anlattığınız gibi bir darlıkta, herhalde çıldırırdım
" Selim Beye döndü ve "Siz ne yapardınız?" diye sordu
Selim Bey kendisine has tebessümü ile: "Bir müddet zeytin yerdim, sonra
" dedi ve gülümsedi
O sırada kapı çalındı, biraz önceki beyefendi elinde bir kutuyla içeriye girdi
Kutuyu Selim Beyin masasına bırakıp çıktı
Selim Bey yerinden kalkıp kutuyu alarak Mehmet Beye uzattı
'Buyurun, yıllarca size vermek istediğimiz emanetiniz
' dedi
Mehmet Bey bilinmez duygular içerisinde kutuyu açtı
İçinden kadife bir kese çıktı
Keseyi açıp içini kutuya boşalttığında merakı iyiden iyiye arttı
Keseden birkaç tane cumhuriyet altını ile bir not çıkmıştı
Mehmet Bey hassasiyetle katlanmış kâğıdı açıp okumaya başladı
Sevgili Mehmet Bey oğlum,
Bazen istediğimizi yaparız, çoğu zaman da mecbur olduğumuzu
Tahsil hayatınız boyunca size burs vermeyi taahhüt etmiştim
Ancak eğitiminizin son altı ayında size burs verme imkânını bulamadım
Bir müddet sonra imkânlarıma yeniden kavuştum; lâkin bu sefer de size ulaşamadım
Dolayısıyla size borçlandım ve borçlu kaldım
Eğer böyle bir borcu gözyaşı ve ızdırapla ödemek mümkün olsaydı, ben bu borcu fazlasıyla ödemiş olurdum
Zira sevgili oğlum, bu altı aylık zaman diliminde bursunu verememenin ızdırabıyla kaç gece ağladım onu Rabb'im bilir
Her neyse, bursunuzu tarihlerindeki değeriyle altına çevirdim
Bu altınlar sizindir
Bunlar elinize ulaştığında, borçlarımın tamamını ödemiş olacağım
Sevgilerimle, Nazif Cebeci
Mehmet Bey neye uğradığını şaşırmıştı
Bu büyük insanın yüceliği karşısında bir çocuk gibi yalnızca ağlıyor, ağlıyordu
Selim Bey de bir hayli duygulanmıştı
Onun da yanaklarından yaşlar süzülüyordu
Bir ara yaşlı gözlerle babasının siyah-beyaz portresine baktı
Kendisine yıllarca hüzünle bakan gözleri, bu sefer sevinçle bakıyor gibiydi
Dantel
Mumsema
Frmacil
Tags
:
bir
,
hikaye
Bir hikaye.... ile ilgili Benzer Konular
295 Kez Görüntülendi
Yaşanmış bir hikaye bir hikaye...Gerçek dostluk
Güzel Yazılar / Makaleler
Çapa Tıp'tan Hikaye gercek hikaye (%100 kopma garantili) + süper fıkralar
Fıkra
Hikaye 3
Şiir-Şiirler
Biçimsiz Hikaye
Aşk Hikayeleri
Yaşanmış bir hikaye...
Aşk Hikayeleri
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
05:47
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552
553