FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Dini Sohbet
MahŞerde Haklarin İadesİ Ve GÜnahkarlarin TartiŞmalari
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
MahŞerde Haklarin İadesİ Ve GÜnahkarlarin TartiŞmalari ile ilgili Benzer Konular
212 Kez Görüntülendi
Seni sevdiğimi sevgilim sana mahşerde söyleyeceğim
Yazılı Sevgi Resimleri
Nihat Hatipoğlu - Mahşerde Hayvanlar Olacakmı ?
Dini Videolar
Mahşerde sevap ve günah tartılması
Dini Sohbet
Bir hikaye....
|
YEN!LG! yeniden döndü!
Konu Araçları
23-06-2006
#
1
Profil Bilgileri
keremy
MahŞerde Haklarin İadesİ Ve GÜnahkarlarin TartiŞmalari
MahŞerde Haklarin İadesİ Ve GÜnahkarlarin TartiŞmalari başlıklı yazı Mumsema MahŞerde Haklarin İadesİ Ve GÜnahkarlarin TartiŞmalari Forum Alev
Kıyamet günü Yüce Allah adaletini kullarının üzerinde en ince bir şekilde tecelli ettirecektir
Zor ve baskı yoluyla veya hile, aldatma, rüşvet, gasp, ölçü ve tartıda yanıltma, emanete hıyanet, faiz, kumar, tefecilik gibi değişik yöntemlerle Allah'ın kullarını aldatanlar, özgürlüklerini kısıtlayanlar, şeref ve izzeti nefislerini ayaklar altına alanlar veya herhangi bir şekilde onlara zulmedenler büyük bir hesap vereceklerdir
"(O gün) Bütün yüzler (insanlar), diri ve her şeye hâkim olan Allah için eğilip boyun bükmüştür
Zulüm yüklenen ise, gerçekten peri-şan olmuştur
" (Ta-ha, 111) Alaya alarak, iftira ederek ve kusur arayıp kötü lakap takarak Allah'ın kullarını incitenler bu hesaptan hiçbir şekilde kaçamayıp o gün hak ödeyeceklerdir
Dünyada haksız bir şekilde akıtılan kan ve göz yaşı, Arşı-alâya yükselen mazlumların feryatla-rının hesabını o gün Yüce Allah tek tek zalimlerden soracaktır
Karşılıklı olarak hak sahiplerine ödettirilecek olan bu hakların iade edilmesinde gerçekleşecek olan adalet ve titizlik öyle bir noktaya varacak ki o gün boynuzsuz hayvanın hakkı dahi boynuzlu hayvandan alınacaktır
Sahabelerden Ebû Zerr (r
a
) anlatıyor: "Bir gün Peygamber (s
a
v
)'in gözüne, boynuz boynuza dövüşen iki koç ilişti
Bana dönerek: "Ya Ebû Zerr, şu koçların ne üzerine boynuzlaştıklarını biliyor musun?" diye sordu
Ben O'na 'hayır, bilmiyorum' diye cevap verdim
O bana dedi ki: "Fakat Allah (c
c
) bu kavganın sebebini biliyor ve Kıyamet Günü aralarında hüküm verecektir
"
O gün nice insanlar namaz, zekât, oruç, hac gibi belirli ibadetleri yapmış olarak Rahman'ın huzuruna gelir
Fakat bu ibadetler kendilerini ateşten kurtaramaz
Zira bu insanlar bu ibadetlerle beraber öyle günahlarla da Rahman'nın huzuruna gelmişler ki kiminin kanını akıtmışlar, kiminin malını yemişler, kimine iftira etmişlerdir
Bu durum karşısında, ibadetlerinden elde ettikleri sevapları onlardan alınıp hak sahiplerine dağıtılır
Eğer ibadetleri, bu hakları ödemeye kâfi gelmezse hak sahiplerinin günahlarından alınıp onların günahına eklenir
Bunlar hayatları boyunca nice zorluklara katlanarak elde ettikleri sevapları bu şekilde kaybetmişler ve o gün müflis durumuna düşerek cehenneme müstehak ol-muşlardır
Sahabelerden Ebû Hureyre'den (r
a
) rivayet edildiğine göre, Resulullah (s
a
v
) şöyle buyurdu: "Bilir misiniz müflis kimdir?" Biz: 'Aramızda müflis; parası, pulu ve malı kalmamış kimsedir yâ Resulullah' diye cevap verdik
Bunun üzerine Peygamber (s
a
v
) şöyle buyurdu: "Ümmetimin asıl müflisi kıyamet günü Allah (c
c
)'ın huzuruna namaz, oruç ve zekât ile geldiği halde falana küfrettiği, filâna iftira ettiği, berikinin malını yediği, ötekinin kanını döktüğü, bir başkasını dövdüğü ortaya çıktığı için yaptığı iyiliklerin bir kısmı falan, öbür kısmı filâna verilen ve borçları karşılanmadan iyiliği bittiği takdirde hak sahiplerinin günahları kendisine devredilerek böylelikle cehenneme atılan kimsedir
"
Kişi o gün ağır uğraşılar ve uzun yorgunluklar pahasına işlemiş olduğu amellerini, amel defterinde göremeyip: "Nerede benim yapmış olduğum iyilikler" diye sorunca "onlar haksızlık ettiğin kimselerin defterlerine nakledildi" cevabını alacaktır
Yine, amel defterinin bir ömür boyu nefsinin azgın arzularına karşı direnerek kaçınmış olduğu günahlar ile dolu olduğunu görüp: "Yâ Rabb'i, bunlar benim hiç işlemediğim günahlardır" deyince ona: "Bunlar dedikodusunu yaptığın, küfrettiğin, haklarında kötülük kurduğun alış-verişte, komşulukta, karşılıklı konuşurken, tartışırken, müzakere ederken, okurken, ilmî araştırma yaparken veya başka her hangi bir ortak münasebet esnasında aldattığın, aleyhlerinde bulunduğun, hakkını yediğin kimselerin günahlarıdır" (İmam Gazali, Kalplerin Keşfi, İhyau 'Ulumu'd-din) denilecektir
Sahabelerden Hz
Enes (r
a
) der ki, bir gün Peygamber (s
a
v
)´in şöyle dediğini duydum
"Allah (c
c
) bütün insanları çırılçıplak ve toprağa bulaşmış halde yeniden dirilterek Mahşer'de toplar
Sonra hem yakından ve hem de uzaktan duyulan bir ses ile şöyle seslenir: 'Ben hem sultan hem de hâkimim! Cennetlik bir kim-se, üzerinde cehennemlik birinin hakkı varsa, bu hak cehennemliğe verilmeden kendisi cennete giremez
Buna karşılık cehennemlik birinde cennetlik birinin hakkı varsa, ben de bu hakkı cehennemlikten alıp cennetliğe vermedikçe, o cehenneme girmez
Bu haksızlık isterse bir tokat olsun
' Biz Peygamberimize 'nasıl olur? Hani bizler çırılçıplak ve toz toprak içinde, yani başka hiç bir şeyimiz olmaksızın Mahşer'e gideceğiz' diye sorduk
Peygamber (s
a
v
) bize: 'hak alış-verişi iyilikler ve kötülükler ile olacak" diye cevap verdi
Sahabelerden yine Enes (r
a
) rivayet ediyor: "Bir gün Resulullah (s
a
v
) ile birlikte otururken bir ara azı dişleri görünecek şekilde O'nun güldüğünü gördük
Ömer (r
a
): 'Ya Resulullah, anam - babam sana feda olsun, neye güldün?' diye sordu
Resulullah şu cevabı verdi: "Ümmetimden iki kişi Allah (c
c
)'ın huzurunda diz çöktü, biri 'Yâ Rabb'i, bu kardeşimden hakkımı al' dedi
Allah (c
c
) da ötekine: "kardeşinin hakkını kendisine ver" diye buyurdu
Verecekli adam 'hiç bir iyi amelim kalmadı' dedi
Bunun üzerine Allah (c
c
) alacaklıya: "ne yapacaksın, arka-daşının sana verecek hiç bir iyi ameli kalmadı" diye buyurdu
Alacaklı 'o halde hakkım kadar günahımı üzerine alsın' dedi
Böyle derken Peygamber (s
a
v
) yaşlı gözlerle "o gün öyle yaman bir gündür ki, her insan günahını sırtına yükleyeceği birini arar" diye buyurdu ve sözlerine şöyle devam etti: "Bu arada Allah (c
c
) alacaklı tarafa: "kaldır başını da cennet bahçelerine bak" diye buyurdu
Adam başını kaldırarak 'Yâ Rabb'i, altından bir takım yüksek evler ile incilerle bezenmiş şehirler görüyorum
Bunlar acaba hangi peygambere veya hangi sıddıka yahut hangi şehide ayrıldı' dedi
Yüce Allah (c
c
): "Bu gördüğün ev ve köşkler bana bedelini ödeyenlere verilecek" diye buyurdu
Alacaklı adam 'Yâ Rabb'i, onların bedelini sana kim ödeyebilir?' dedi
Allah (c
c
): "sen verebilirsin" diye buyurdu
Adam: 'nedir o bedel?' diye sordu
Allah (c
c
): "Arkadaşına (kardeşine) hakkını bağışlaman" diye buyurdu
Bunun üzerine alacaklı adam: 'Yâ Rabb'i ona hakkımı bağışladım' dedi
Allah (c
c
) da alacaklıya "o halde onun elinden tut ve onu (da) cennete götür" diye buyurdu
Sonra Peygamber (s
a
v
) bize dönerek: "Allah (c
c
)'tan korkun ve aranızdaki ihtilafları ıslah ediniz
Görüyorsunuz ki, Allah (c
c
) mü'minlerin arasını bulmaktadır" diye buyurdu
Yanlış atılan tek bir adıma, söylenen bir kelimelik kötü söze bile müsamaha gösterilmeyen ve bu şekilde mazlumun hakkının zalimden alındığı o günde, herhangi bir hak ödemeyerek veya Allah (c
c
)'ın lütfuna mazhar olarak afva uğrayanlar elbetteki ebedi saadete erişmenin sevinciyle muhakeme yerinden ayrılırlar
Diğerlerini ise eli topuzlu zebaniler karşılayacaklardır
Zebaniler öfke ile bu insanların üzerine yürüyecekler, bütün kalabalık, ürkütücü halleriyle bu insanların üzerine çullanacaklar, onları perçemlerinden yakalayarak herkesin gözü önünde yüzüstü sürüklemeye başlarlar
İşte bu anda bütün insanlar bu gibilerin rezilliğine ve perişanlığına şahid olurlar
"Bu acı âkıbet, dünyada insanlardan gizli olarak yahut başkalarının gözüne girmek için veya kullar nazarında itibarını yitirmekten çekindiğinden dolayı işlediğin bir günah yüzünden başına gelmiş olabilir
Dünyanın geçici ve mahşerdekine göre çok daha az olan kalabalığı karşısında utanç verici bir duruma düşmekten çekindiğin halde, ahiretin korkunç kalabalığı huzurunda rezil olmaktan korkmaman ne büyük cehalet! Üstelik işin sonunda Allah (c
c
)'ın gazabına maruz kalmak, acı bir azaba çarpılarak zebanilerin elinde cehennemi boylamak da var
İşte Ahirette karşılaşacağın durumlar bunlar, fakat sen tehlikenin farkında bile değilsin!" (İmam Gazali, Kalplerin Keşfi)
Küfür ve isyan yolunun çığırını açıp insanları da bu yola sevk etmiş olan her isyankâr topluluğun "kötülükte önder olanlarını, sapan ve saptıran liderlerini ve ileri gelen yöneticilerini" de Yüce Allah o gün insanların arasından çıkarıp ayıracak ve suçu en büyük olanlardan işe başlayacaktır
"Sonra her gruptan Rahman'a karşı isyanda en ileri gidenleri ayıracağız
" (Meryem; 69) Onların mahkemesi daha şiddetli görüldüğü gibi, azapları da kat kat fazla olacaktır
Fakat bunlar cehenneme sevk edilmeden önce onların yakasına yapışacak olan tabilerle ken-dileri arasında bir takım tartışmalar yaşanacaktır
Dünya hayatında tabi oldukları ve kendilerini kötü yola sevk eden yöneticilerin kötü uygulamalarına ve büyük küçük her türlü haksızlıklarına karşı boyun eğdikleri halde; bu topluluklar, mahşerde ise bu liderlerinin peşine takılıp cehenneme gitmemek için onlarla büyük tartışmalara gireceklerdir
Bu tartışmaları Rabbimiz şöyle bildiriyor: "(Kıyamet gününde) hepsi Allah'ın huzuruna çıkacak ve zayıflar o büyüklük taslayanlara diyecekler ki: "Biz sizin tâbilerinizdik
Şimdi siz, Allah'ın azabından herhangi bir şeyi bizden savabilir misiniz?" Onlar da diyecekler ki: "(Ne yapalım) Allah bizi hidayete erdirseydi biz de si-zi doğru yola iletirdik
Şimdi sızlansak da sabretsek de birdir
Çünkü bizim için sığına-cak bir yer yoktur
" (İbrahim; 21)
Yüce Allah: "Zulmedenlere meyletmeyin; sonra size ateş dokunur (cehennemde yanarsınız)
Sizin Allah'tan başka dostlarınız yoktur
Sonra (O'ndan da) yardım göremezsiniz!" (Hud; 113) buyurarak gereken uyarıyı dünyada iken yapmıştı
Fakat tabiler bu uyarıları kaâle almamış, kendilerini doğru yoldan saptıran yöneticilerin yolundan gitmişlerdi
Ve bu yüzden haklı olarak azaba müstehak oldular
Tâbiler bu yüzden o gün bu önderlerin yakasına yapışıp onlara: "Siz bize sağdan gelirdiniz (sû-reti haktan görünürdünüz)" (Saffat; 28) diyecekler
Buna karşılık bu ileri gelenler: "Bilâkis, derler, siz inanan kimseler değildiniz"
Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu
Fakat siz kendiniz azgın bir toplum idiniz
Onun için Rabbimizin hükmü bize hak oldu
Biz (hak ettiğimiz cezayı) mutlaka tadacağız
Biz sizi azdırdık
Çünkü kendimiz de azmıştık
Şüphesiz o gün onlar azapta ortaktırlar
İşte biz, suçlulara böyle yaparız
" (Saffat; 29-34) Onlar o gün Rahman'ın buyruğuna tam bir teslimiyet göstermişlerdir: ''Onları tutuklayın, çünkü onlar sorguya çekilecekler! Size ne oldu ki birbirinize yardım etmiyorsunuz? Evet, onlar o gün zilletle boyun eğeceklerdir
" (Saffat; 26)
Bir diğer tartışma sahnesi de dünyada kişi ile uyum içinde olan ve bu yüzden kişiye musallat kılınan şeytan ve ona dost olan arkadaşı arasında gerçekleşen tartışma sahnesidir
"Ya Rabbi beni azdıran ve beni doğru yoldan saptıran, hiçbir vakit peşimi bırakmayan işte bu zalim şeytandır
Bu yüzden bana değil şeytana ceza vermelisin' diyecektir kişi
Fakat şeytan da: "Rabbimiz! Ben onu azdırmadım
Fakat kendisi derin bir sapıklık içindeydi
" (Kaf; 27) diyerek bu iddiayı inkar edecektir
Yani 'Ya Rabbi ben onu istemediği halde onu isyankar yapmaya ve sana asi olmaya zorlamadım
Ak-sine bu kişi zaten delalet ve sapıklık içindeydi
Kendisi iyilikten şiddetle kaçan, kötülüğe de tutkun olan biriydi
Bu yüzden benim telkinlerime/ teşviklerime koşarak geldi' diyecektir
Yüce Allah ise: "Huzurumda çekişmeyin! Ben size daha önce uyarı göndermiştim! Benim huzurumda söz değiştirilmez ve ben kullara asla zulmedici değilim
" (Kaf; 28-29) buyurarak aralarındaki çekişmeye ve tartışmaya son noktayı koyar
"O şeytan dostu kimse, en sonunda bize gelince arkadaşına: Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı, (meğer sen) ne kötü (bir) arkadaşmışsın! der
Zulmettiğiniz için bugün (nedâmet) size hiçbir fayda vermeyecektir
Çünkü siz, azapta ortaksınız
" (Zuhruf; 38-39)
Benzer tartışma sahnesi de hesap bittikten sonra kalplere vesvese veren, insanları Allah'a isyana teşvik eden, çekici sözleriyle insanları küfür yoluna düşüren şeytanların başı iblis ile cehenneme müstehak olmuş insanlar arasında gerçekleşen tartışma sahnesidir
Cehennemlikler şeytanı kendilerini saptırmakla suçladıklarında şeytan suçunu kabul edecek ve şöyle diyecektir: "(Hesapları görülüp) iş bitirilince, şeytan diyecek ki: "Şüphesiz Allah size gerçek olanı vâdetti, ben de size vâdettim ama, size yalancı çıktım
Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu
Ben, sadece sizi (inkâra) çağırdım, siz de benim davetime hemen koştunuz
O halde beni yermeyin, kendinizi yerin
Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Kuşkusuz daha önce ben, beni (Allah'a) ortak koşmanızı reddettim
Şüphesiz zalimler için elem verici bir azap vardır
" (İbrahim; 22)
Bir başka sahne ise mü'minleri yarı yolda bırakarak onlara ihanet eden ve bu şekilde kendilerini fitneye düşüren münafıklarla mü'-minler arasında geçen sahnedir: "Münafık erkeklerle münafık kadınların, müminlere: Bizi bekleyin, nurunuzdan bir parça ışık alalım, diyeceği günde kendilerine: Arkanıza dönün de bir ışık arayın! denilir
Nihayet onların arasına, içinde rahmet, dışında azap bu-lunan kapılı bir sur çekilir
Münafıklar onlara: Biz sizinle beraber değil miydik? diye seslenirler
(Müminler de) derler ki: Evet ama, siz kendinizi fitneye düşürdünüz; fırsat beklediniz; şüpheye düştünüz ve kuruntular sizi aldattı
O çok aldatan (şeytan) sizi, Allah hakkında bile aldattı
Nihayet Allah'ın emri gelip çattı!" (Hadid; 13-14)
İkiyüzlü münafıklar da diğer yandaşları gibi azaptan kurtulamıyor ve azabın en kötüsüne müstehak oluyorlar
"Artık bugün sizden herhangi bir fidye alınmaz ve inkâr edenlerden de
Barınma yeriniz ateştir, sizin veliniz (size yaraşan dost) odur; o ne kötü bir gidiş yeridir
" (Hadid; 15)
Evet, o gün öyle bir gün ki şeytan şeytanlığını, zalim zalimliğini, kafir kafirliğini ve günahkar da tüm günahlarını itiraf ediyor
"Vallahi, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz
" (Şuara; 97), "Ey Rabbimiz! Biz reislerimize ve büyüklerimize uyduk da onlar bizi yoldan saptırdılar, derler
Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lâ-netle rahmetinden kov
" (Ahzab; 67-68)
Günahlarını ve sapıklıklarını itiraf etmelerine rağmen bunlar hiçbir şekilde azaptan kurtulamamışlardır
"Eğer yeryüzünde olanların tümü ve bununla birlikte bir katı daha zalimlerin olmuş olsaydı, kıyamet günü o kötü azaptan (kurtulmak amacıyla) gerçekten bunları fidye olarak verirlerdi
Oysa onların hiç hesaba katmadıkları şeyler, Allah'tan kendileri için açığa çıkmıştır
" (Zümer; 47), "Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından (kurtuluş için), oğullarını, karısını ve kardeşini, kendi-sini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde kim varsa hepsini fidye olarak versin de, tek kendini kurtarsın
Fakat ne mümkün! Bilinmeli ki, o (cehennem) alevlenen bir ateştir
" (Mearic; 11-15)
Hakların iade edilmesi ve tartışma sahnelerinin ardından gözler bir başka noktaya şefaat istemeye takılıyor
Şefaatin ardından cehennemin üzerine kurulan ve istisnasız herkesin üzerinden geçeceği kö
pr
ü olan sırat ise daha o gün gelmeden şimdiden yüreklere korku salıyor
Bize de ahiretin bu duraklarından gereken dersleri çıkarmak, amellerimizi düzeltmek ve yaşamımızı güzelleştirmek düşüyor…
Dantel
Mumsema
Frmacil
Tags
:
gunahkarlarin
,
haklarin
,
iadesi
,
mahserde
,
tartismalari
MahŞerde Haklarin İadesİ Ve GÜnahkarlarin TartiŞmalari ile ilgili Benzer Konular
212 Kez Görüntülendi
Seni sevdiğimi sevgilim sana mahşerde söyleyeceğim
Yazılı Sevgi Resimleri
Nihat Hatipoğlu - Mahşerde Hayvanlar Olacakmı ?
Dini Videolar
Mahşerde sevap ve günah tartılması
Dini Sohbet
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
09:03
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552
553