FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Dini Sohbet
satanisliğin tarihçesi ve türkiyedeki faaliyetleri
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
satanisliğin tarihçesi ve türkiyedeki faaliyetleri ile ilgili Benzer Konular
2373 Kez Görüntülendi
2090 yılında Türkiyedeki levhalar
Konu Dışı Başlıklar
Hz. İsa Nasıl Tanınacak? (Hz. İsa'nın Faaliyetleri)
Dini Sohbet
Çin'de 19 Mayıs faaliyetleri iptal
Yurt Dısı Haberler
Gnl.Kurmay Arşivinden - Ermeni Faaliyetleri
E-Kitap
yanardağın faaliyetleri
Wallpaper / Resim
la ilahe illallah demenin faziletleri...
|
Moralin mi Bozuk ?
Konu Araçları
06-07-2006
#
1
Profil Bilgileri
halogen
satanisliğin tarihçesi ve türkiyedeki faaliyetleri
satanisliğin tarihçesi ve türkiyedeki faaliyetleri başlıklı yazı Mumsema satanisliğin tarihçesi ve türkiyedeki faaliyetleri Forum Alev
KİMLİĞİNİ ARAYAN GENÇLİĞİMİZ VE SATANİZM
Prof
Dr
Ahmet GÜÇ
Uludağ Üniv
İlâhiyat Fak
Öğretim Üyesi
[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz.
Üye Olmak İçin Tıklayın...
]
Kısaca "Şeytana tanrı diye tapınmak" şeklinde tanımlanan Satanizm, özellikle 1880'li yıllardan itibaren başta Amerika olmak üzere Fransa, İngiltere, Almanya gibi ülkelerde, Hıristiyanlığa ve Hıristiyan din adamlarının ortaçağ ve sonrasında temsil etmiş oldukları din anlayışlarına ve dinî tahakkümlerine karşı başlatılan bir reaksiyonun adı olmuştur
Daha sonra bu hareket, Amerika'da dünyaya gelen Anton Szandor LaVey tarafından 1950'li yıllardan itibaren sistemli bir hale getirilmiştir
Bugün geldiği nokta itibariyle Satanizm, başta Hıristiyanlık olmak üzere, bütün dinlere ve dinlerin ortaya koymuş olduğu kutsal değerlere karşı bir başkaldırıyı temsil etmektedir
Dolayısıyla Satanizm, Şeytan'ın en önemli özelliği olan muhalefet ve başkaldırıyı esas alarak, dinin ve dinî olan her şeyin karşısında; fakat Şeytan'ın ve onun temsil ettiği şeyin yanında yer alma hareketidir
(Güç 1999, 47)
Aslında ortaya çıkış tarihi Ortaçağ'da Avrupa'daki büyü inancına kadar dayandırılan Satanizm, son yıllarda İslam ülkelerinde de yayılma eğilimi göstermektedir
Nitekim 22 Haziran 1998'de, Aslı ve Alp adındaki Alman Lisesi öğrencilerinin Ataköy'deki intiharlarıyla ülkemiz gündemine de gelen Satanizm, bilhassa liseli gençler arasında yayılma eğilimi göstermektedir
Bununla birlikte, üniversiteli gençler arasında da yayıldığı; hatta bazı ilköğretim son sınıf öğrencileri tarafından da rağbet edildiği bilinmektedir
Yapılan tespitlere göre Satanizm'e meyleden gençlerin çoğunlukla gelir düzeyi ortanın üzerinde veya çok iyi olan aile çocukları olmaları, pek çoğunun özel yabancı okullarda okumaları ve Türkiye ortalamasına göre iyi eğitim almaları, hiçbir maddi sıkıntılarının bulunmaması ve hiçbir sorumluluk taşımamaları, genel olarak kültür seviyesi yüksek bir ortamda yetişmeleri gibi ortak özellikleri bulunmaktadır
Bütün bunlar, nasıl oluyor da böyle bir hareket, yüzde doksan dokuzunun Müslüman olduğu söylenen Türkiye gibi bir ülkede yayılma imkanı bulabiliyor?"; "bu gençlerde eksik bırakılan ne ki, Satanizm gibi bir harekete meylediyorlar?" veya "Batı'da proleter aile çocukları arasında ortaya çıkan bir hareket nasıl oluyor da ülkemizde varlıklı aile çocukları arasında revaç buluyor?"; "Satanizm ülkemiz gençleri arasında kimler tarafından ve nasıl yayılıyor?"; hepsinden önemlisi de, "gençlerimiz bu uğurda neden intihar ediyorlar?", "bunun arkasındaki gerçek sebep veya sebepler neler olabilir?" gibi sorular sorulmaya başlandı
İşte bu makalede, bu tür sorulara olabildiğince objektif, doğru ve sağlıklı cevaplar aranmaya çalışılacaktır
I-Satanizm Türkiye'de Nasıl Yayılıyor?
Satanizm'in Türkiye'de yayılmasına yardımcı olan unsurların başında şüphesiz ki bilgisayar ve internet gelmektedir
Çünkü ülkemizde Satanizm'e ilgi duyan gençlerin çoğunluğunun üniversiteli ve bazı liseli gençler olduğu göze çarpmaktadır
Bunlar da, yabancı dil bildiklerinden, bilgisayar ve internet aracılığıyla Satanizm konusunda bilgi edinme imkânına sahip olabiliyorlar
Dolayısıyla, Satanizm'i yaymak isteyenler de, Satanizm hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler de öncelikle bilgisayar ve internete başvurmaktadırlar
Diğer taraftan, ülkemiz gençlerini Satanist olmaya bilinçli olarak teşvik eden art niyetli bazı kimselerin olduğu da bilinen bir gerçektir
Çünkü, Satanizm'le ilgili olarak yazılmış kitap ve belgelerde anlatılan bilgilerle bugün uygulananların birbirini doğrulamış olması bunu göstermektedir
Kanaatimizce Satanizm ülkemizde -Satanist olmayanlar tarafından da, Satanist olduklarını söyleyenler tarafından da- tam olarak bilinmiyor
Satanizm'in ne olduğunun herkes tarafından bilinmemesi normaldir
Fakat bilinmeyen bir konuda körü körüne maceraya sürüklenmek de kişiyi bazı beklenmedik sonuçlara götürebilir
Nitekim bir şekilde intihara sürüklenen, cinsel tecavüze uğrayan veya öldürülen gençlerin âkıbeti bunun en acı göstergesidir
Dolayısıyla Satanizm'in ülkemizde yayılmasının en önemli sebeplerinden birisi de bilgi eksikliği ve cehalettir
Bu noktada akla gelebilecek bir başka husus da, gençlerimizin niçin Satanist oldukları sorusudur
II-Gençlerimiz Niçin Satanist Oluyorlar?
Satanist olduklarını söyleyen gençlerin bu soruya verdikleri cevaplar arasında özellikle şunlar dikkat çekmektedir: "Beni küçük yaşta öksüz ya da yetim bırakan Tanrı'ya kızdığım için Satanist oldum; Satanist olmak için Satanist oldum; huzur aradığım için gidip Satanistlerin arasına katıldım; bu dünyada daha fazla yaşamanın anlamsız olduğunu ve bu dünyaya ait olmadığımı anladığım için ruhumu Şeytan'a sattım; daha fazla özgürlük istiyorum vb
"
Görüldüğü gibi bazı gençler, küçük yaşlarda anne-babalarını kaybetmiş olmaktan dolayı Allah'a kızmakta; bazıları niçin Satanist olduklarını dahi bilmemekte; bazıları âilede aradığı huzuru bulamadıklarından öyle bir grubun arasında huzur aramakta; bazıları bu dünya hayatının anlamsız olduğunu düşünmekte; bazıları da daha fazla özgürlük istemektedirler
Bu gençlerin bir şeylere ve bir yerlere bazı isyan ve tepkilerinin olduğu dikkat çekmektedir
Yukarıda verilen cevaplara dikkat edilecek olursa, bütün bunların gerisinde her şeyden önce manevî bir bilgi ve eğitim eksikliğinin olduğu göze çarpmaktadır
Eğer gençlerimize, insanı şerefli bir varlık olarak yaratan ve bütün canlılardan üstün kılan Yüce Allah hakkında doğru ve sağlıklı bilgiler verilmiş olsaydı, o gençler Allah'a kızılmayacağını öğrenmiş olur ve Şeytan'ın yanında da yer almazlardı
Aynı şekilde, eğer bu gençlere insanın boş yere yaratılmadığı, hayatın ve yaratılışın bir gayesinin bulunduğu, insanın en aziz varlığı olan canına kendisinin dahi kıyma hakkının bulunmadığı ve bunun büyük vebali gerektireceği, bu dünyanın ötesinde bir de âhiret adı verilen hayatın olduğu vs
öğretilseydi, bu dünyada daha fazla yaşamanın bir anlamının olmadığı gerekçesiyle intiharı göze almazlardı
Dikkat edilmesi gereken bir husus da, özellikle gençlerimiz günden güne bir maneviyat boşluğu içerisine itilmekte ve bu yönde hiçbir ciddi tedbir de alınmamaktadır
Açıkçası gençlerimiz bir arayış içerisine girmiş görünüyorlar
Huzur arıyorlar
Bu huzuru âilede, okulda, çevrede, toplumda ve kısacası her yerde arıyorlar; manevi yönden de tatmin edilmek istiyorlar
Burada Satanizm'e daha çok kimlerin meylettiği sorusu akla gelmektedir
III-Satanizm'e Daha Çok Kimler Meylediyor?
Yapılan araştırma ve tespitlere göre gerek Batı'da gerekse ülkemizde Satanizm'e meyleden gençlerin başında parçalanmış ve problemli aile çocukları, anne ve babasından gerekli sevgi ve ilgiyi göremeyenler, ailesinde bulamadığı huzuru başka yerlerde arayanlar, okulda çevrede iyi arkadaşlar edinemeyen, dolayısıyla arkadaşları ve çevresi tarafından dışlanan ve yalnızlığa itilenler, toplum tarafından gerekli ilgi ve desteği göremeyenler, kimliğini kişiliğini tam olarak gerçekleştiremeyen ve bu yüzden bunalıma düşenler, bazı rûhî ve psikolojik rahatsızlıkları bulunanlar, ergenlik döneminin getirmiş olduğu sıkıntı ve problemleri kolay atlatamayan ve bu dönemlerde bunalıma düşenler, farklı gruplar içerisinde yer alarak ve diğer insanlardan farklı görünerek kendini ispatlamaya çalışanlar, haklı veya haksız olarak ailesine, çevresine veya okulda öğretmenine vs
tepkisi bulunan bazı isyankar ruhlu kimseler, doğuştan sakatlığı bulunan ve bundan dolayı hâşâ Allah'a karşı isyankar tutum içerisinde bulunanlar, maddî yönden doyuma ulaşmış fakat manevî yönden aç bırakılan ve bu yüzden tatmin arayışı içerisine girenler, cinsel zaafları bulunanlar, bazı maceracı tipler, merak saikiyle bu tür grupların içerisinde yer alanlar, hepsinden önemlisi de kendilerine köklü bir dinî eğitim verilemeyenler göze çarpmaktadır
Bunun yanında, bazı gençler de farkında olmadan ve Satanizm'in ne olduğunu bilmeden bir şekilde Satanizm'in tuzağına düşürülmekte, kız veya erkek arkadaşlarının kurbanı olmaktadırlar
Yine bu konu ile ilgili olarak yapılan araştırma ve tespitler, bugüne kadar Satanizm'e meyleden veya bu uğurda intihar eden gençlerin büyük çoğunluğunun lise öğrencileri ya da lise çağındaki gençler olduğunu göstermektedir
Bu durum ister istemez, "neden Satanizm'e daha çok lise çağındaki gençler meylediyor?" sorusunu akla getirmektedir
Bunu şöyle cevaplandırmak mümkündür: Batı'da Satanizm'e meyleden gençlerin yaşları genellikle 14-20 arasında değişmektedir
Ülkemizde bu oran bazen 25'e kadar çıkabilmektedir
Fakat 14-20 yaş arası, gençlerin genellikle lise yıllarına rastladığından Satanizm'e meyil bu gençler arasında daha çok görülmektedir
Ayrıca bu yıllar gençlerin ergenlik dönemine rastlamaktadır
Bu dönemde gençlerde bazı fizikî ve ruhsal değişiklikler meydana gelmekte ve bu durum bazılarında birtakım ruhi ve psikolojik sıkıntılara da sebebiyet verebilmektedir
Yine bu dönemde gençlerin duygusal yönleri ön plana çıktığından, etkilenmeye ve yönlendirilmeye daha müsait olmaktadırlar
Dolayısıyla arkadaş seçerken ve belirli gruplar arasında yer alırken daha çok duygusal olarak hareket ettiklerinden, arkadaşlarının veya içinde yer aldıkları grubun kendileri için faydalı veya zararlı olup olmadığı hususunda sağlıklı karar verememektedirler
Öte yandan, 14-20 yaş arası genellikle gençlerin kimliklerini oluşturma dönemidir
Dolayısıyla gençlerin lise çağlarında bu tür hareketlere meyledişlerinin en önemli sebeplerinden birisi de, bu yaşlarda kimliklerini, kişiliklerini tam olarak geliştirememiş ve bazılarının bir nevi kimlik, kişilik problemi yaşamış olmasıdır
Bu dönem, aynı zamanda gençlerde ferdîliğin ön plana çıktığı, bağımsız olarak hareket etmek istedikleri; ayrıca olaylardan çabuk etkilenip daha tepkici oldukları dönemdir
IV-Gençlerin Satanist Yapılmasında Kullanılan Bazı Unsurlar
Satanizm'in yayılmasında bilgisayar ve iİnternet; bazı kitap, dergi, broşür, kaset, CD vb
teknik araçların dışında daha başka unsurlar da kullanılmaktadır
Bunların başında da kadın, alkol, uyuşturucu maddeler, müzikli toplantılar, arkadaş grupları, eğlence partileri ve belli ölçüde para vs
gelmektedir
Modern Satanizm'in kurucusu sayılan ve önemli ölçüde günümüz Satanist anlayışını temsil eden Anton Szandor LaVey de Satanist düşüncelerini yayarken müziği kullanmış; müzikli eğlenceler tertipleyerek etrafında oluşturduğu büyük kalabalıklara müzik vasıtasıyla şeytanî düşüncelerini empoze etmiştir
Bu husus bilindiği için bugün de özellikle metal ve rock müzik yoluyla bazı Satanist düşünce ve fikirler gençlerin körpe beyinlerine işlenmeye çalışılmaktadır
Dolayısıyla, günümüzde bazı gençler Satanizm'in tuzağına düşürülürken doğrudan doğruya "gel seni Satanist yapalım" veya "biz Satanistiz, gel sen de Satanist ol" vs
denilmiyor; aksine, "biz bir grup arkadaşız
zaman zaman bir araya gelip eğleniyoruz
Eğlencemizde müzik de var" veya "gel sana gitar çalmayı öğretelim" vb
sözlerle bazı gençlerin bu tür toplantılara katılması sağlanıyor
Bu arada genç kızlar devreye sokularak ve erkeklerin istedikleri kızlarla arkadaşlık kurmalarına ve cinsel ilişkiye girmelerine zemin hazırlanarak, bu tür toplantılar daha da cazip hale getiriliyor
Bilindiği kadarıyla ülkemiz gençlerini Satanizm'in tuzağına düşürmede kullanılan en etkili yöntem budur
Çünkü Satanizmde "serbest seks" anlayışı vardır
Genç kızlar da bunu böyle kabul etmek durumundadır
Hatta onların bu konuda seçme hakları dahi yoktur
Bu anlayışı ihdas eden ve Satanist düşüncelerini yaymada kadın unsurunu birinci derecede kullanan ve bu manada özellikle genç kızları istismar eden de yine LaVey'dir
Çünkü, LaVey'in genç kızlara hitaben söylediği bir sözüne göre, "Satanist olmak demek isteyen her erkekle cinsel ilişkiye girmeyi göze almak demektir"
İşte bundan dolayı, "gençlerimizin çoğu Satanizm'in ne olduğunu bilmiyorlar" derken, bazı gerçeklere de dikkat çekmek istiyoruz
Öyle inanıyoruz ki Satanist olmak isteyen bir genç kız, sadece Satanizm'in seks anlayışını dahi bilse kolay kolay Satanist olmak istemez
Maalesef bazı gençler bu konuda da tuzağa düşürülüyorlar
Kimseyi rencide etmek ve bu konuda görüş belirtmek veya yorum yapmak istemiyorum ama, bugüne kadar ülkemizde Satanizm uğrunda intihar eden veya öldürülen gençlerin büyük çoğunluğunun niçin genç kızlar olduğu hususu üzerinde düşünülmesi gerektiğine inanıyorum
Gençlerin Satanist yapılması noktasında isteyenlere veya bağımlılığı olanlara alkol ve uyuşturucu imkanı da sağlanıyor
Hatta bu tür gençler, uyuşturucu satanlar için de bir pazar oluşturuyor
Gençlerin bu tür toplantılara katılması sağlandıktan ve aradan belirli bir süre de geçtikten sonra gerçek kimliklerini açıklıyor ve "biz Satanistiz, artık sen de Satanist oldun" gibi sözler söylüyorlar
Bazı gençler işin farkına vardıklarında ve gruptan ayrılmak istediklerinde ise, "yok öyle şey! Şimdiye kadar aramıza katıldın ve bazı şeylerden de yararlandın
Şimdi ise ayrılmak istiyorsun
Bu, bize ve inancımıza ihanettir!" diyerek, gerçek yüzlerini gösteriyorlar
İşte gençlerin pek çoğu bu şekilde Satanist bir grubun içerisinde yer almış ve Satanizm'in tuzağına düşürülmüş bulunuyorlar
Modern Satanizm'in kurucusu sayılan LaVey, "Satanizm herkese göre değildir
İsteyen Satanist olur, istemeyen olmaz
Fakat bir defa Satanist olduktan sonra artık Satanizm'den çıkmak mümkün değildir" şeklindeki tehditvari sözleriyle, aslında Satanizm'in çıkmaz bir yol olduğunu, elini kaptıranın kolunu kolay kolay kurtaramayacağını açıkça ifade etmiştir
Öyle anlaşılıyor ki, gençlerimizin büyük çoğunluğu Satanizm'in ne olduğunu araştırıp incelemeden, bu konu ile ilgili olarak yazılıp çizilenleri okumadan bir anda Satanist olduklarını söylüyorlar veya bir şekilde bir Satanist grubun içerisinde yer alıyorlar
Satanist olmak, temelde bir tercih meselesidir; öyle bir anda "ben Satanist oldum" denilerek Satanist olunacak kadar kolay bir hâdise değildir
Dolayısıyla gençlerimizin, arkadaşlarını seçerken de çok dikkatli olmaları gerekmektedir
V-Satanistlerin Yayın Organları
Şüphesiz bugün Batı'da Satanizm'in yayılmasında "Şeytanın Kilisesi" vs
isimler altında faaliyet gösteren Satanik gruplar ve internet başta gelmektedir
Bunun yanında, LaVey gibi Satanizmin önde gelen isimlerinin Satanizm'in inanç ve felsefesini oluşturan kitaplarının da Satanizm'in yayılmasında önemli ölçüde rolü vardır
Ayrıca bazı Satanist grupların "Not
, The Ra
, The Clo
, The Bl
, Dia
, Az
, Canada's
" gibi aylık ve yıllık olarak yayınladıkları dergilerinin olduğu bilinmektedir
Diğer taraftan, müzik CD ve kasetleri de Satanizm'in propagandasında kullanılmaktadır
Özellikle Satanik Black Metal orkestraları tarafından yapılan müzik parçaları gençleri Satanizm'e çekmede birer tuzak görevi yapmaktadırlar
Suicide Song ve Iyric gibi müzik türleri ile de Şeytana ve Şeytânî güçlere dua edilmektedir
Şeytanın Kilisesi'nin, dinlenmesini tavsiye ettiği pek çok müzik parçaları da vardır ki, onların dergilerini yukarıda bütün isimleriyle vermediğimiz gibi, bu müzik parçalarının isimlerini vererek, onların tanıtımını yapmak istemiyoruz
Esasen, bâtılı tasvir ve tanıtım, bir manâda bâtıla hizmet etmektir
Satanizm gibi cereyanların ve uyuşturucu gibi maddelerin yayılmasında, güya onlarla mücadele adına onları, âdeta teşvik edercesine tanıtmanın tesirinin olmadığı söylenemez
Türkiye'deki Satanistlerin ciddi manada ve çok sayıda yayın organlarının olduğunu söylemek zordur
Çünkü Satanizm, Türkiye açısından oldukça yeni bir gelişmedir; Türkiye'deki Satanistler henüz tam organize olmuş da değillerdir
Ayrıca, bilindiği kadarıyla sürekli kitap, dergi vs
çıkaracak derecede birikimleri ve maddi imkanları da yoktur
Bununla beraber, İstanbul-Ortaköy'deki öldürme ve tecavüz olayından sonra, Satanistlerin yoğun olarak bir araya geldikleri yerlere yapılan polis baskınlarında bazı dükkanlarda satılan "Ş
", "Ölüm
", "Ma
" gibi dergi, kitapçık ve bazı kaset ve CD'lerin Satanistlerin yayın organları olduğu ve bunlara el konulduğu basına yansımıştır
VI-Satanistler Niçin Kedi Kurban Ediyorlar?
Satanizm'in gündeme geldiği günlerde bazı TV kanallarında bir kısım Satanist âyinler de görüntülenmişti
Bu arada bazı Satanistlerin âyinlerinde kedi kurban ettikleri ve etini kavurup yedikleri ve kanını içtikleri ortaya çıkmıştı
Bunun üzerine, tabiî olarak, "Satanistler niçin kedi kurban ediyorlar?" gibi sorular sorulmaya başlandı
Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, Satanistler sadece kedi değil, horoz, tavşan gibi hayvanları da kurban ediyorlar
Çünkü Satanist âyininde esas olan herhangi bir hayvanın kanının akıtılmasıdır
Fakat ülkemizdeki Satanistler genellikle kediyi tercih etmektedirler
Bunu da farklı sebepleri vardır: Bazılarına göre kedi nankör bir hayvan olduğu için onu tercih etmektedirler
Bazıları da kediyi Şeytana benzetmektedir
Satanistlerin nihâî hedefi eninde sonunda Şeytanı da ortadan kaldırıp, onun yerine dünya üzerinde şeytanî düzen temelinde mutlak gücü ve hâkimiyeti ele geçirmek olduğundan, kediyi kurban etmek suretiyle bunu sembolik olarak gerçekleştirmiş oluyorlar
Aynı zamanda kedinin, kötülükle ilişkisi bulunan hayvanlar arasında yer aldığına da inanılmaktadır
Sebeplerden birisi de, kedinin kolay ele geçirilebilmesidir
Aynı zamanda kedi bazı kimseler tarafından sevildiği ve evlerde beslendiğinden, insanların sevdiği ve değer verdiği şeylere zarar vermek veya hakaret etmek Satanizm'in prensipleri arasında yer almaktadır
Sebeplerden birisi de budur
Bir diğer sebep de şudur: Nasıl ki Müslümanlar, etinin yenilmesi dinen helâl sayılan koyun, keçi, sığır gibi hayvanları kurban ediyorlarsa, Satanistler de eti yenilmesi helâl olmayan hayvanları tercih etmektedirler
Çünkü Satanizm'in en önemli özelliklerinden birisi de, dâima muhalefeti temsil etmek, karşı tarafta yer almak ve dinin yasak saydığı bir şeyi özellikle yapmaktır
Kedinin kanını da, içene ölümsüzlük duygusu vereceği düşüncesiyle içmektedirler
Bunun arkasındaki gerçek sebep ise, Şeytanın aynı zamanda "kan içici" olarak nitelendirilmiş olmasıdır
Ayrıca Satanizm'de helâl-haram, sevap-günah gibi dinî kavramlara da yer yoktur
VII-Gençler Niçin İntihar Ediyorlar?
Aslında bu sorunun cevabına geçmeden önce, "bir insan niçin intihar eder? sorusunu; sonra da, "15 veya 17 yaşındaki bir genç, henüz gençliğinin baharında, hiçbir sorumluluk ve geçim endişesi taşımadığı, hiçbir maddi sıkıntısının bulunmadığı, yaşama ve hayata bağlanma arzusuna sahip olabileceği bir yaşta, hem de Şeytan uğruna nasıl ölümü göze alabilir?" sorusunu sormak gerekmektedir
Şüphesiz gençlerin Şeytan uğruna intihar edişlerini tek bir sebebe bağlamak doğru değildir
Bunun pek çok sebebi olabilir
Bununla beraber, Satanistlere göre Şeytan uğruna ölmek veya gerektiğinde ölümü göze almak en kutsal ölümlerden birisidir
Bunu şöyle ifade etmek de mümkündür: Nasıl ki dinlerde Allah yolunda ve mukaddesler uğruna şehid olmak çok yüce bir ölüm sayılıyorsa, aynı şekilde Satanistlere göre Şeytan uğruna ölmek de o derecede önemlidir
Aynı zamanda Şeytan uğruna intihar etmek, ona olan bağlılık ve sadakatin de bir göstergesidir
Dolayısıyla Şeytan uğruna ölen genç, bu uğurdaki samimiyetini göstermiş ve kendisini de ispatlamış demektir
Ayrıca, internette çet yaparken bazı gençlerin kafaları birileri tarafından karıştırılıyor; "Şeytan seni kurban olarak istiyor!" gibi ifadelerle ve bazı sorularla çıkmaza ve çözümsüzlüğe itiliyorlar
Çıkmaza sokulan ve zihinleri iyice bulandırılan gençlerden bazısı son çare olarak intiharı tercih ediyor
Bazıları da kötü niyetli kimseler tarafından kurban olarak seçiliyor ve intihara teşvik ediliyor veya intihar etmemeleri halinde kendileri tarafından öldürülecekleri tehdidinde bulunuluyorlar
Bu şekilde güya Şeytana da kurban vermiş oluyorlar
Diğer taraftan, intihar eden gençlerin geride bırakmış oldukları notlara bakıldığında, "ruhumuzu Şeytana sattık, Şeytandan bize mesaj geldi ve ölmemizi istedi; hayatın boş olduğunu ve bu dünyada daha fazla yaşamanın bir anlamı olmadığını anladık" vb
gibi ifadelere rastlanmaktadır
Nitekim bir gazetede yer alan habere göre, İstanbul Ortaköy'de Şehriban C'yi Şeytana kurban etmek amacıyla öldürdükleri öne sürülen üç sanığın, İstanbul 2
Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmasında, sanıklardan birisi Şeytandan bir yıldır mesaj aldığını söylemiş ve bunu şöyle anlatmıştır: "Şeytanla benim aramda belli anlaşmalar var
İlk zamanlar kulağıma sesler geliyordu
Uzun süre hayal olduğunu düşündüm
Daha sonra Şeytan benimle konuşmaya başladı
Bana talimatlar verdi
Beni bir yıldır o yönlendiriyor
Şeytan, verdiği emri yapmadığım bir gün beni cezalandırdı ve kolumda şişlikler oluştu
Dinî inancım yoktur
Şeytan, onun elçisi olduğumu söyledi
Ben zaten bu dünyaya ait değilim
Bu hayattan bıktım
Beni yanına al dedim
Şeytan bana 'kendini ispatla, ondan sonra olur' dedi
Bir gün benden, genç bir kızı kurban etmemi istedi
Şeytanın elçisi olmak için kendimi kanıtlamak zorundaydım
Benden istediğini yaptım
Zinnur ve Ömer'le birlikte yaptık
Şeytan daha sonra beni tebrik etti
Büyük sınavı başarmıştım artık"
Görüldüğü gibi, basına yansıyan bu ifadede genç, dinî inancının olmadığını, Şeytandan emir aldığını, onun elçisi olabilmesi için kendisini ispatlamasını ve bunun için de genç bir kızı kurban etmesini istediğini söylemiştir
Aslında bu ifadeler, bu tür gençlerin bir inanç boşluğu içerisinde bulunduklarını; bazı ruhî ve psikolojik rahatsızlıklarının olduğunu; toplum gerçeklerine ve manevi değerlerimize göre yetiştirilmediklerini göstermektedir
Ayrıca burada, "gerçekten insana Şeytandan mesaj gelir mi ?" gibi bir soru da akla gelebilir
Evet Şeytandan insana zaman zaman bazı telkinler gelebilir
Bazı telkinlerin gelmesi için mutlaka Satanist olmak da gerekmez
Çünkü Peygamber Efendimiz: "Her insanın bir Şeytanı vardır
" (Tirmizî, "Edeb," 78) buyurmuştur
Ancak, Kur'ân-ı Kerim'de belirtildiğine göre Şeytanlar kendi dostlarına bazı telkinlerde bulunurlar (6:121)
Diğer taraftan, Şeytanın insanlar üzerinde hiç bir yaptırım gücü yoktur
Onun görevi sadece insanları kötülüğe ve Hakk'ı inkâra teşvik etmektir (İbrahim, 14/22)
Ayrıca, Allah'ın iyi kullarına da hiçbir şekilde etkide bulunamaz
Ayrıca Şeytana uyup uymamak da insanın tamamen kendi iradesi dahilindeki bir şeydir
Ona uyanlar da ancak zayıf iradeli kimselerdir
Dolayısıyla Şeytandan sadece Satanistlere değil, herkese zaman zaman telkinler gelebilir
Önemli olan Şeytanın vesvese ve telkinlerine kulak asmamaktır
Satanizm'e meyleden, bu uğurda intihar eden veya intihar teşebbüsünde bulunan gençlerin genellikle varlıklı aile çocukları olmaları ve Türkiye şartlarına göre oldukça iyi eğitim almaları, ister istemez, "acaba eğitim sisteminde bir çarpıklık veya boşluk mu var?" gibi soruları da akla getirmektedir
Galiba bu ve benzeri soruların cevabını, intihara teşebbüs eden ve son anda kurtarılan, özel bir yabancı okul mezunu gencin şu çarpıcı açıklamalarında bulmak mümkün olacaktır:
"Okuduğumuz okulda, 'ben kimim? Hayattan ne bekliyorum? Yerim ne olacak? Hayatın anlamı nedir?' gibi sorulara cevap vermekte zorlanıyorduk
Uyuşturucu kullanmak
Anlamsız konuşmalar yapmak, yabancı pop dinleyip sözlerini ezberlemek
Bu müziği, bu atmosferi gerçek hayat gibi yaşamak
Bizim için o en önemli şeydi diyen" genç, iki arkadaşının ölümünün gizlendiğini belirtiyor ve okulda iken Avrupa'dan uzak, Türkiye'den kopuk, boşlukta yaşadıklarının altını şöyle çiziyor: "Lisemiz bir adaydı âdeta! Öyle bir ada ki, her şeyi olan çocukların samimiyeti, gerçek dostluğu çok az; ama belli bir jargonu, alt kültürü, bu çerçevede tuhaf bir yabancılık içinde yaşardık
Politikayla henüz ilgilenmezdik
Okulumuz, bize düşünmeyi öğretti halbuki
Almanca, İngilizce derslerinde Kafka, Camus okuyarak hayatın anlamını tartışırdık
Ama yabancı öğretmenlerimizin bizi götürdüğü bu dünya çok uzaktaydı
Biz Avrupa'da yaşamıyorduk
Türkiye toplumundan ise müthiş kopuktuk
Eğer Almanya'da yaşıyor olsaydık, ana okulundan itibaren bireyciliği, egoizmi, çıkarlarımızı korumayı öğrenecektik
Halbuki bizim her şeyimiz ayağımıza gelirdi, kahvaltımız bile
Türk öğretmenlerimiz hep alt statüde, eziklik içinde gelirdi bize
Yabancı öğretmenler 4-5 yıllığına geliyor ve ne Türkiye'yi, ne Türk mantalitesini biliyorlar
Bu öğretmenler Türk gencine asla ulaşamıyor"
Bu açıklamalardan anlaşıldığına göre bazı gençler, Kafka ve Albert Camus gibi kimselerin, varoluşçu felsefeyi esas alan; insanların bu dünyaya bir şekilde düşüşünü anlatan ve hayatın anlamsızlığını savunan; dolayısıyla kişileri boşluğa iten; onları toplumsal değerlere başkaldırmaya, hiçbir değer tanımamaya ve isyana teşvik eden; hatta hayatın anlamsızlığından hareketle intihara sürükleyen kitaplarını okumaktadırlar
Aynı zamanda bu gençler kendi toplumunun tarihinden, kültüründen, milli ve manevi değerlerinden kopuk yetiştirilmekte ve kendi öz benliklerine ters düşürülmektedirler
Bu ve benzeri durumlar bazı gençleri boşluğa itmekte, çözümsüzlüğe sevk etmekte ve çözüm olarak intihara sürüklemektedir
Şu halde gençlerin intihara teşebbüslerinin temel sebeplerinden birisi de değerler eğitiminden uzak, sanal bir ortamda ve tamamen nihilist bir anlayışla yetiştirilmiş olmalarıdır
VIII-Satanist Kime Denir veya Kimler Satanisttir?
Ülkemizde Satanizm söz konusu olduğunda çok dikkatli olmak, ulu orta herkese Satanist damgasını vurmamak gerekir
"Berâeti zimmet asıldır", yani "aksi ispat edilmediği sürece insanlar hakkında iyi düşünmek esastır" kaidesi gereği, kimse Satanist olduğunu söylemedikçe veya bir kimsenin Satanist olduğu kesin delillerle ortaya konulmadığı sürece, insanları çeşitli isimler altında gruplara ayırmak veya bazı gençlere Satanist gözüyle bakmak toplumda daha fazla huzursuzluk ve tepkilere sebep olabilir
Daha açık söylemek gerekirse, ilgililer veya yetkililer tarafından yapılabilecek herhangi bir yanlış tutum ve davranış, Satanist olmayanların da Satanist olmasına sebebiyet verebilir
Daha önce de ifade edildiği gibi, Satanizm zaten bir "tepki hareketi"dir
Bu noktada çok dikkatli olmak gerekmektedir
Nitekim Satanizm'in yoğun olarak gündeme geldiği 1999 Eylül-Ekim aylarında bazı TV kanallarında bu tür konular tartışmaya açıldı ve konu ile ilgili olarak: "İnsanlar dinledikleri müziğe, giydikleri elbisenin rengine, saçlarının şekline veya kulaklarına taktıkları küpeye göre gruplara ayrılmamalı veya onlara Satanist gözüyle bakılmamalı" şeklinde bazı tepkiler dile getirildi
Evet, "Rock, metal veya heavy metal müzik dinleyen herkes Satanist değildir
Yine, siyah tişört ve siyah kot giyen herkes Satanist değildir
İnsanlar giyecekleri elbisenin rengine kendileri karar vermelidirler
Şu da var ki, Satanist olduğunu söyleyen gençlerin de özellikle rock, metal vb
müzik dinledikleri, "siyah renk" karanlık güçleri ve Şeytanı temsil ettiği için siyahı özellikle tercih ettikleri de göz ardı edilmemelidir
IX-Gençlerin Satanizm'in Tuzağına Düşmemeleri İçin Neler Yapılmalıdır?
Gençlerin Satanizm'e yönelmelerini engellemede en önemli görevin ailelere düştüğü konusunda hiç şüphe yoktur
Bir gencin Satanizm'e meyletmesinde de meyletmemesinde de aileler birinci derecede rol oynamaktadır
Bilindiği gibi, genellikle problemli ve parçalanmış aile çocukları; evde, ailede gerekli ilgi, sevgi ve huzuru bulamayan gençler Satanizm'e meyletmektedirler
Dolayısıyla, her şeyden önce anne-babaların çocuklarını Allah'ın birer emaneti olarak görüp onlara sahip çıkmaları, kimlerle arkadaşlık yaptıklarına, kimlerle düşüp kalktıklarına, nerelere girip çıktıklarına, kötü alışkanlıklar edinip edinmediklerine, akşam olunca eve düzenli olarak gelip gelmediklerine, okula düzenli gidip gitmediklerine, okuldan çıkışta kimlerle nerelere takıldıklarına vs
dikkat etmeleri gerekmektedir
Unutulmamalıdır ki, ülkemizde Satanizm daha ziyade gençler ve arkadaş grupları vasıtasıyla yayılmaya çalışılmaktadır
Bu anlamda iyi arkadaş aynı zamanda iyi bir örnek, kötü arkadaş da kötü örnektir
Ayrıca anne-babalar çocuklarına aşırı baskı uygulamamalı, aşırı serbest de bırakmamalıdırlar
Yerine göre onlara arkadaş gibi davranıp duygularını anlamaya çalışmalı; haklı isteklerini yerine getirmeli, haklı olmadıkları konularda da niçin haklı olmadıkları hususunda onları ikna etmelidirler
Onların maddi ihtiyaçları kadar manevi ihtiyaçlarının da olduğunu unutmamalı ve çocuklarını manen de tatmin etmenin yollarını araştırmalıdırlar
Bugün gençlerin çoğu evlerinde, ailelerinde gerekli huzuru, ilgi ve sevgiyi bulamadıklarından; bu huzuru aile dışında ve çoğunlukla da arkadaş grupları arasında aradıklarından yakınmaktadırlar
Halbuki bir kimsenin ailesinde bulamadığı huzur ve mutluluğu başka yerlerde bulması veya anne-babanın gösteremediği şefkat ve sevgiyi başkalarının göstermesi çok zordur
Dolayısıyla, gençlere sadece maddi imkan sağlamak da yetmiyor
Onların madde kadar sevgiye, ilgiye ve şefkate de ihtiyaçları var
Ayrıca anne-babalar çocuklarının her isteğini yerine getirmekle, onlara sınırsız maddi imkan sunmakla, tamamen kendi hallerine bırakmakla onlara iyilik yapmış olmuyorlar
Yerine göre onlara bazı konularda "hayır" demesini bilmeli, belirli konularda bazı yasaklar getirmeli, hatta bazen yoksulluğu da tattırmalılar
Öyle görünüyor ki, bazı gençler hayatta her istediklerini elde etmiş, her şeyi denemiş; bir denemedikleri Satanizm kalmış onu da denemek istiyorlar
Bu da, gençlerin hayatın gerçeklerine göre yetiştirilmelerini ve hayatın bazı sıkıntılarını göğüslemeyi öğrenmelerini gerekli kılmaktadır
Yine çocukları Satanizmin tuzağına düşmüş bazı aileler, çocuklarına her türlü maddi imkanı verdiklerinden söz ediyorlar, fakat veremediklerinden hiç bahsetmiyorlar
Daha açık söylemek gerekirse, hiçbir şeylerini esirgemedikleri çocuklarına mesela bir din eğitimini çok görüyorlar
Oysa Satanizm olgusunun arkasındaki gerçek sebep dinî eğitim eksikliğinde yatmaktadır
Ayrıca, bu tür akımlara kapılanların daha çok lise çağındaki gençler içinden çıktığı, bu kapılmada cinsel dürtü ve serbestliklerin de tesir yaptığı, lise çağlarının şahsiyet teşekkülündeki önemi ve bu yaştaki gençlerde bilhassa kendilerini kabul ettirme ve ispat-ı vücut etme temayüllerinin çok güçlü olduğu düşünülürse, tedbirlerin de elbette bunlara göre alınması gerekmektedir
Gençlerimizin Satanizm vb
zararlı akımlara meyletmemeleri konusunda okul yöneticilerine ve öğretmenlerimize de önemli görevler düşmektedir
Okula gönderilen her öğrenciye birer emanet gözüyle bakılmalı ve onların öncelikle iyi bir insan, iyi bir vatandaş olarak yetişmeleri için gayret gösterilmeli; öğrenciler Satanizm vb
zararlı akımlar hakkında zaman zaman bilgilendirilmeli ve bu tür akımların etkisinde kalmamaları konusunda uyarılmalı; zararlı akımlara kapılanlara da sahip çıkılmalıdır
Ayrıca bu konularda öğrencilere sağlıklı bilgiler verebilmek için konu ilgililer tarafından da iyi bilinmeli, fakat, Satanizm'den kaçındırmaya çalışırken, konu onu câzip hale getirecek şekilde anlatılmamalı, bu konuda azamî dikkat gösterilmelidir
Aynı zamanda okul-aile işbirliğine önem verilmeli, karşılıklı diyalog içerisinde gençler hayata ve geleceğe hazırlanmalıdır
Geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlerin iyi yetişmeleri, sağlıklı ve faydalı eğitim almaları konusunda şüphesiz ki daha üst makamlara da önemli görevler düşmektedir
Devletimizin bu tür hareketleri marjinal birer vaka gibi görüp ihmal etmemesi gerekir
Bir gencimiz dahi Satanizm'e meyletmiş olsa, onunla da ilgilenmeye değer
Kaldı ki son zamanlarda Satanizmin gençler arasında hızla yayılma eğiliminde olduğunu ve bu konuda hiçbir ciddi tedbirin alınmadığını üzülerek müşahede etmekteyiz
Ancak, bugün gençlerin bir kısmının içine sürüklendiği zararlı akımlar sadece Satanizm'den ibaret de değildir
Evet Satanizm'in tuzağına düşürülmüş olan bu gençler, bu ülkenin gençleridir
Fakat sokaklarda, köşe başlarında, sur diplerinde vb
yerlerde tiner çeken veya bally koklayan gençler de bu ülkenin gençleridir
O halde ülke gençlerinin tamamına sahip çıkılmalı ve her türlü zararlı akıma karşı korunmalıdır
Zira bugün tinerci veya balici deyip geçilen bir gencin yarın Satanist olmayacağını kimse garanti edemez
Aynı şekilde bu konuyu medya mensupları da ciddiye almalı; tarafsız, ilkeli ve objektif habercilik prensibinden hareketle ülkemiz insanına her konuda doğru bilgiler vermeli; Satanizm vb
olayları sadece birer haber malzemesi olarak görmemeli; gençlerin bu tür zararlı akımlara meyletmelerinin arkasındaki gerçek sebep veya sebepleri açıklıkla ortaya koymaya çalışmalı; ayrıca her intihar olayını hemen Satanizm'le irtibatlandırmamalı; meseleyi olduğundan fazla göstererek işin reklamını yapar hale gelmemeli veya Satanizm'i her fırsatta gündeme getirerek merak konusu da yapmamalıdırlar
Diğer taraftan, Satanizm'in tuzağına düşürülmüş gençlere de yine başta anne-babalar olmak üzere, bütün kurumlar olarak sahip çıkmamız gerekmektedir
Bu gençler hiçbir zaman dışlanmamalı, onlara sapık bir hareketin mensubu tehlikeli kimseler gözüyle değil de, sahip çıkılması gereken kişiler olarak bakılmalıdır
Hatta bir şekilde mahkemeye intikal etmiş veya hapse düşmüş gençlere de sahip çıkılmalıdır
Çünkü, gençlerimizin çoğu Satanizm'in ne olduğunu veya nasıl tehlikeli ve maceralı bir yol olduğunu bilmiyorlar
Eğer bilselerdi pek çoğu böyle bir harekete meyletmezdi
Yine anne-babalar, çocuklarında böyle bir harekete eğilim sezdiklerinde, bunu gizlemeden, gerekirse konu ile ilgilenenlerden veya tercihan inançlı bir psikolog ya da psikiyatristten yardım talep etmelidir
Arkadaşlarında böyle bir eğilim fark eden öğrenciler de ona sahip çıkmalı ve derhal konuyu anne-babasına veya öğretmenlerine bildirmeliler
Eğer okul yöneticileri veya öğretmenler öğrencilerinde böyle bir eğilimin olduğunu hissederlerse, derhal öğrencilerin aileleriyle işbirliği yaparak gençlere sahip çıkmalı; okulumuzun adı kötüye çıkar vb
düşüncelerle bu hususu kesinlikle gizleme cihetine gitmemelidirler
Çünkü hiçbir şey insan hayatından daha değerli değildir
Bu konu ile ilgili olarak yapılan araştırmalara göre, Satanizm'e meyleden veya bu uğurda intihar eden gençlerin genellikle dinî inançlarının çok zayıf olduğu veya hiç olmadığı; hiçbir dinî eğitim almadıkları tespit edilmiştir
Bu da, insanın sadece maddeden ibaret olmayıp aynı zamanda manevi yönü de olan iki kutuplu bir varlık olduğu gerçeğini hatırlatmaktadır
Dolayısıyla, bir kimseye ne kadar maddi imkan sunulursa sunulsun, manevi yönden de tatmin edilmezse, bir süre sonra tatmin arayışına yönelecektir
Bu arayış kişiyi bazen yanlış yollara sevk edebilmektedir
Satanizm bunun en belirgin örneklerinden birisidir
Üzülerek ifade edelim ki, bugün okullarımızda verilen eğitim gençlerdeki manevi boşluğu dolduramadığı gibi, böyle bir amaç da güdülmemektedir
Son yıllarda gençlerin Satanizm, uyuşturucu ve alkol kullanımı vb
zararlı akımlara hızlı bir şekilde kayışı bunun en üzücü göstergelerinden birisidir
Yine son zamanlarda yapılan tespitlere göre gençler arasında alkol kullanımı gibi kötü alışkanlıklar 13 yaş grubuna kadar yayılmış durumdadır
Bu husus gençlerimizin ve dolayısıyla ülkemizin geleceği açısından oldukça tehlikeli görülmektedir
Dolayısıyla gençlerin manevi boşluğunun doldurulması için yine başta aileler olmak üzere, eğitimcilerimize, din görevlilerimize, ilahiyatçılarımıza, toplumumuza ve devlet büyüklerine bazı görevlerin düştüğü kanaatindeyiz
Herhangi bir dinî inancımız olsun veya olmasın, eğer ülkemiz insanının yüzde doksan dokuzunun Müslüman olduğunu kabul ediyorsak, insanımızın dinî olarak bilgilendirilmeleri gerekir
Bu da, sağlıklı din eğitimi vermekle mümkündür
Eğer bu konu ihmal edilirse toplumda dinî yönden bir boşluk meydana gelir ve bu boşluğu da bir kısım istismarcılar doldurmaya kalkışır veya Satanizm örneğinde olduğu gibi bir kısım gençler tanrı diye Şeytana tapınır, hatta bu uğurda ölümü dahi göze alır hale gelirler
Aslında bu durum insan fıtratına da terstir
Çünkü Şeytan, bütün dinler tarafından "insanın en büyük düşmanı; bütün kötülüklerin baş temsilcisi ve tahrikçisi" olarak kabul edilmektedir
Dolayısıyla Şeytan bir tapınma objesi olmadığı gibi tanrılık iddiasında da bulunmamış; hatta Allah'ı da inkâr etmemiştir
Kendisinin Allah'a ortak koşulmasını da reddetmiştir (bkz
İbrahim, 14/22)
Satanizm'in çelişki ve tutarsızlığının temelinde yatan asıl gerçek de budur
Öte yandan, Şeytan diye bir varlık vardır ve bir kısım genç bu varlığa tanrı diye tapınmakta veya uğrunda ölümü göze almaktadır
Bu çok anormal ve ciddi bir meseledir
Şayet biz gençlerimizi Allah, Peygamber ve Şeytan hakkında bilgilendirmiş olsaydık, hiç kimse Şeytana tanrı diye tapınır hale gelmezdi
Çünkü Şeytan, sakınılması ve uzak durulması gereken bir varlıktır
Fakat ne acı gerçektir ki bir kısım gencimiz, "insanın en büyük düşmanı" olarak tanıtılan Şeytana tapınır ve âdeta düşmanından medet umar hale gelmiştir
Sonuç
Netice itibariyle söylemek gerekirse: Ülkemiz gençlerini dinledikleri müziğe, giydikleri elbisenin rengine, saçlarının uzunluğuna veya kulaklarındaki küpelerine göre gruplara ayırmayalım
Ancak, Satanizm'i de müzik dinlemek, siyah elbise giymek, saç uzatmak veya küpe takmaktan ibaret bir şeymiş gibi tamamen basite de indirgemeyelim
Eğer Satanizm denen hâdise sadece müzik dinlemek, siyah elbise giymek, saçını uzatıp kulağına küpe takmak vs
den ibaret olsaydı, o zaman, ölen veya öldürülen bu gençler niçin ve ne uğruna öldüler? sorusuna cevap bulmak zor olurdu
Gelinen bu noktada yapılması gereken şey, gençleri şu veya bu isimler altında gruplara ayırıp onları suçlamak değil, "gençlerin Satanizm'in tuzağına düşmemeleri için neler yapılmalı?" veya "Satanizmin tuzağına düşmüş olan gençlere nasıl yardımcı olunmalıdır?" sorularına cevap aramak, köklü ve kalıcı çözümler üretmektir
Ayrıca Satanizm, sadece emniyet tedbirleriyle çözülecek bir mesele de değildir
Çünkü bu, kabullenme veya kabullenmeme meselesidir
Gençlerin Satanizme meyledişlerinin arkasında sosyal, psikolojik, ailevi veya toplumsal pek çok sebep olabilir
Fakat bu tür zararlı akımlara yönelişlerinin arkasındaki asıl sebep din eğitimi eksikliği ve maneviyat boşluğudur
Eğer bir genç, Şeytan'ı tapılacak bir varlık olarak görüyor ve bu uğurda ölümü bile göze alabiliyorsa bunu başka türlü izah etmek mümkün değildir
Çünkü Şeytan bir inanç konusudur
İnanç konusuna giren yanlış bir davranışın telafisi de ancak doğrusunun öğretilmesiyle mümkündür
Üzülerek ifade edelim ki, bugün bazı aileler bir şekilde bir bedel ödemektedirler
Eğer ülke olarak daha büyük bedeller ödemek istemiyorsak, geleceğimizi emanet edeceğimiz gençliğimize sahip çıkmamız gerekmektedir
SATANİZM: MAHİYETİ, YAYILMA SEBEPLERİ VE ÖNLENME YOLLARI
Prof
Dr
Nevzat TARHAN
Memory Centers of America Türkiye Yöneticisi
[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz.
Üye Olmak İçin Tıklayın...
]
Mü'min bir insanın en büyük gayesi, Allah'ın rızasını tahsildir
Materyalist bir insanın amacı ise, nefsini memnun etmek, satanist bir bireyin amacı da şeytanı memnun etmektir
Yezidîler
Antik satanizmin bizim topraklarımızdaki temsilcisi Yezidiler olmuşlardır
Bu inanışın sahipleri şeytana Melek-i Taus derler
Hz
Ali'nin insan bedenine bürünmüş Tanrı olduğuna inanırlar
Ülkemizde çok az sayıları kalan yezidiler; "Şeytan ile Tanrı eşitti
Tanrı şeytanı kıskandı ve kutsal özelliklerini elinden aldı
" diyorlar ve şeytanı tutuyorlar
Bunlar, insanların her türlü kötülüğü şeytana mal ettiklerini, asıl kötünün ise insan olduğunu savunuyorlar
Modern Satanizm
1966 yılında "Rosmary'nin Bebeği" isimli kitap ve film, modern satanizmin başlangıcı oldu
Şeytan tarafından gebe bırakılan ve Deccali doğuran kadını anlatan filmin yapımcısı bir yıl sonra öldürülüyordu
Bu filmde "Kara büyü danışmanı" rolündeki Kafkas kökenli Anton LaVey (1930), sonra şeytan kilisesini kurdu ve baş rahip oldu
Şeytanın kutsal kitabında LaVey şunları söylüyor "Şeytanın çağıdır bu çağ, şeytan dünyayı yönetiyor
"
Grubun amacı, "Bireyselliğin bütünleştirilmiş enerjisini toplayıp, doğanın karanlık güçlerine ulaşmak
Bu amaca ulaşmak için ilhamını büyü ve metafizik güçlerden almak
" 666 rakamını uğurlu sayarlar
"Biz Buraya Ait Değiliz"
Geçen yıllarda Ataköy'de 14
kattan kendilerini bırakan Alp ve Aslı yazdıkları mesajda, "Biz buraya ait değiliz" diyorlardı
Biri 14 diğeri 17 yaşında derslerinde başarılı olan bu iki gencin ekonomik sorunları yoktu
Geçen yıl, bir ritüel gereği kedi yerine arkadaşlarından birini öldürdüler
Hepsinin ortak özellikleri satanizm inancına bağlı olmaları
Kaliforniya'da Yüce Kaynak Tarikatı mensubu 39 satanistin toplu intiharında da "Biz buraya ait değiliz" notu vardı
Satanistler, yoğun olarak kullandıkları internet sitelerinde Türkiye'deki sayılarının elli bin olduğunu söylüyorlar
Eğer bu rakam doğru ise, Türkiye'yi yönetenler kafalarını ellerinin arasına alıp iyice düşünerek kendilerini sorgulamalı ve çözüm üretmelidirler
Satanizm Nedir?
"İnsan bencil, çirkin, habis ve korkulması gereken bir varlıktır, kötü olan şeytan değil aksine insanın kendisidir
Amacımız şeytanı memnun etmektir
" Bu sözler, A
B
D' de Şeytan Kilisesinin kurucusu LaVey'e aittir
Antik Satanizm'de doğa üstü güçlerle ilişki kurma, büyüyü kullanma özelliği ön plandadır
Gizli güçlerle bağlantısı olduklarna inanırlar
Modern Satanizm'de ise uyuşturucu, seks ve sert müziklerle dinlerdeki günah anlayışına başkaldırma vardır
Hümanist felsefe ve bireysel yaratıcılık iddiası ile gençleri etkileyen bir "kafa tutma akımı," gençliği bir yerlere sürükleyip götürmektedir
Günümüzdeki satanistler, ister A
B
D
ister Mısır ister Türkiye'de olsun, ortak bazı ritüeller sergiliyorlar
Giyim kuşam, saç şekli, tapınma biçimleri, intihara yürürken geride bıraktıkları aynı mesajlar, bunun ideolojik temelleri olan bir akım olduğunu göstermektedir
Organize bir şekilde çalışmaktadırlar
İnternet sitelerinde çok hareketliler
Web sayfalarını yoğun bir şekilde kullanıyorlar
Satanist gençler, 14-22 yaşlarında birer satanizm uzmanıdırlar; kitaplar önerirler, fikir tartışmaları yaparlar
Kendilerini bir sosyal hareket, alt kültür faaliyeti olarak algılıyorlar
Ölümsüzlük, kıyamet, hayatın cehennem, ölümün ise gerçek boyuta geçiş olduğu gibi konular üzerinde yoğunlaşmaktadırlar
Şeytana tapar görünürler ama, asıl amaç şeytanı da yok edip, dünyayı ele geçirmektir
Dini kitapların üstünde aykırı eylemler yaparlar
Kendilerini üst düzey bir klan gibi hisseder ve kendileri dışındaki insanları aptal birer mahluk olarak görürler
Şeytan ve Şeytanlık
Şeytan bizim kültürümüzde gurur-kibir, bencillik gibi saplantıların esiri olmuş durumlar için kullanılan bir kavramdır da
Kelime olarak şeytan, "Şa-ta-ne" fiilinden türemiştir
Uzak olmak anlamına gelir
İnsanı, Allah yolundan uzaklaştıran her şey, şeytanlık olarak tanımlanabilir
Şeytanın Yaptırım Gücü Var mı?
Kuran-ı Kerim'e göre şeytan, vesvese vererek insanı kötülük yapmaya sevk eden varlıktır
İnsan ruhunda çoraklaşma varsa, şeytan bunu işletir
Hedeflediği insanı, o insanın kendi gücü ile vurur
Çirkin şeyleri güzel gösterir
Tuzak ve hilelerle hareket eder
"Şehvet, nefret, intikam, hırs, sevgi, korku, öfke ve şiddet" gibi duyguları değerlendirmede yanılgıya düşürtür
"Şeytanın hilesi cidden zayıftır" âyeti, aslında şeytana karşı ve yerinde kullanabilen için insan akıl ve iradesinin değerini ortaya koymaktadır
İnsan nefsi, sürekli kötü şeyleri emreder ve insanı onlara meylettirir
Kişinin vicdanında neyin iyi, neyin kötü olduğunu söyleyecek bir bekçi yoksa; kötü şeylerin ve iyi şeylerin arka planını görecek duygusal zekâya sahip değilse, içi isteklerine meyleder
Bu meyil içerisindeki insana şeytan, kötülükleri süslü ve güzel gösterir
Hırsızlığa, yalana, şiddete kılıf uydurarak onları sevimli gösterir ama, insan, bütün bunlara rağmen iradesiyle kendini şeytanın tesirinden koruyabilir
Satanistlere göre insan, öldükten sonra yok olmaz
Dünya hayatının cehennem olduğuna, ölümün gerçek boyuta geçiş olduğuna inanırlar
Bu sebeple kolayca intihar ve sevdiklerini kurban edebilmektedirler
Ritüeller ve Çılgın Müzik
Kedi köpek katletmek, ibadetlerle dalga geçmek, kutsal nesneleri aşağılamak, kurban seçilen insanlara işkence ve tecavüz, grup seksi, uyuşturucu kullanımı, kara büyü ve büyü ayinleri, satanistlerin başlıca özellikleridir
Vazgeçemedikleri şeyler siyah, karanlık ve sert müziktir
Black Metal, Heavy Metal gibi müzikler, bu müzikte civciv çiğneyerek dans etmek (ozzyozbone), onların orgazma benzer ritüelleridir
Aslında sert müzik, satanistlerin iç sıkıntılarının bir çığlığıdır
Orgazmı devam ettirememenin öfkesi, şiddeti ve umutsuzluğudur
Satanizm'e Kapılma Sebepleri
"İnançta büyü vardır" şeklinde bir söz vardır
Bir şeye inanma, insana çok aykırı şeyler de yaptırabilir
Eğer inanç sisteminde ahlaki normlar yoksa veya kişi yanlış ahlaki normlar taşıyorsa, ona göre hareket edecektir
Yaptığının doğru olduğuna inanan genç, buna başkalarını da inandırmaya çalışacaktır
Pastör, "tabiat, boşluktan nefret eder" der
Bir toplumda inanç boşluğu varsa, bu boşluk aykırı inançlarla doldurulacaktır
Satanizm'de semavi dinlerin amentüsü, satanizmin amentüsü ile yer değiştirmiştir
Satanizm, küreselleşmenin nimetlerinden yoğun bir şekilde faydalanan hayat standardı yüksek çevrelerde yaygınlaşmaktadır
Özellikle çocuklarını kendi hallerine bırakan, sevgi ve disiplini beraber veremeyen ailelerde acı satanist meyveler alınmaktadır
Parçalanmış ailelerin çok bulunduğu, alkol ve benzeri maddeleri kullanmanın yaygın olduğu topluluklarda satanizme kayma dana belirgindir
Gencin azarlandığı, aşağılandığı ailelerde de topluma ve aileye karşı öfke olarak satanizm gelişebilmektedir
Satanizm'in kendisine taraftar bulduğu ergenlik dönemi gençlerinin ortak özelliklerini ailelerin bilmeleri ve onlarla ilişkilerini bunları göz önünde tutarak sürdürmelerinde yarar vardır
Çete Yaşı
Öncelikle aynı yaştan olan çocuklar, bir arada bulunmak, aynı yiyecekleri paylaşmak, sır ortaklığı yapmak, bazı eşyalara sahip olmaktan hoşlanırlar
Koleksiyon yaparlar, dîni konular konuşurlar, yıldızlarla uğraşırlar
Bazı gençler de suç işlemeyi, kurallara aykırı davranmayı âdeta amaç edinirler
Ergenlik döneminde işlenen suçlarda, gençlerin dörtte üçü suçu yalnız işlememiştir
Çete grupları mârifeti ile işlenen suçlar çoğunluktadır
Çocuk hırsızlıklarının % 89'unun grup hâlinde işlendiği bilinmektedir
Bu durum, gençlerdeki aidiyet duygusu ile ilgilidir
Bir gruba ait olma ve paylaşma, gençliğin psikolojik tabiatında vardır
Gencin önünde olumlu, tatmin edici grup seçenekleri yoksa, sadece hoşuna giden gruba katılacaktır
Geçiş Yaşı
Çocukluktan yetişkinliğe geçiş, ergenin çözmesi gereken önemli bir sorundur
Beden hızla gelişirken, ruh ona uyum sağlamakta zorlanır
Bu sebeple psikolojik bir sarsıntı yaşanır
Genç, fırtınaya tutulmuş bir gemi gibidir âdeta
İyi bir rehbere ve doğru bir pusulaya ihtiyacı vardır
O yaşa kadar çocuk güvenliğini, anne-babanın her şeyi bildiği ve üstesinden geleceği inancından alır
Ergenlik çağında ise bağımsızlık dürtüsü öne çıkar
Genç, anne-babayı beğenmemeye başlar, hattâ acımasızca eleştirir
Anne-babanın yerine, dayanacağı, aidiyet hissi duyacağı başka birilerini koymaya başlar
İşte bu durum, gencin yanlış gruplaşmalara kurban olması için bir tehlike kaynağıdır
Bu dönem iyi bir anne-baba genç münasebeti ile atlatılabilirse, genç, daha sonra kendisi için olumlu bir çizgi çizebilecektir
Fırtınalı dönemdeki genç, kimlik arayışı içerisindedir ve bunalım yaşamaktadır
Kimlik bunalımı içerisinde olan gencin yalancı önderlere ve güç gösterilerine kapılması çok kolaydır
Geçiş yaşında bulunan gencin gözünde anne-babanın geçici olarak değerini yitirmesi, belli ölçülerde makul karşılanabilir
Şaşkınlık Yaşı
Aruz edilen bir benlik gelişimi için, çocukluk dönemlerinden beri yeterli iç denetim düzenekleri kurulmuş, doğru-yanlış, faydalı-zararlı, iyi-kötü kavramlarının temeli atılmış olmalıdır
Kendisine neyin iyi neyin kötü olduğu öğretilmeyen bir genç, ergenlik döneminde şaşkınlık ve kimlik bunalımını daha şiddetli yaşayacaktır
Yeterli benlik gelişimi için cevaplanması gereken 3 soru vardır (Colemann 1972) :
1
Ben kimim?
2
Nereye yönelmeliyim?
3
Neden yönelmeliyim?
Ben Kimim?
Anne-baba, gerekli ortamı hazırlamışsa kimlik karmaşası kolay aşılır
Eğer genç, kendisini düşman olarak algıladığı bir dünya içinde eksik ve güçsüz buluyorsa, ruh sağlığı bozulabilecek veya çetelere karışabilecektir
İyi yönlendirilemediği takdirde tehlike olabilecek bir diğer husus, gencin, aidiyet duygusu içinde bağlanacağı bir yer aramasıdır
Bir gencin kendini biçimlendirmesi yürek gerektirir
Onun, vereceği kararın yol açacağı sonucu ve sorumluluğu üstlenme kararlılığını göstermek kolay değildir
Bir çok genç bu durumda ana kuzusu olmayı tercih edebilir veya grup bağımlısı olmakta güven arayabilir
Bir gençte toplumun bağımsız bir üyesi kimliğinin oluşması, ancak iç fırtınalar sonucu gelişir
Nereye Yönelmeliyim?
Anne-baba, genci zamanla değişmiş ve kendilerinden uzaklaşmış bulur
İki taraf da bu durumda tedirgin olur
Gençler, psikolojik değişim süreci içindedirler
Kendini anlamak için soru sorarlar, hırçın ve tepkilidirler
Sorunlarını paylaşmaz, kendilerine saklarlar
Bazı gençler ise, ilgisiz kişilerle dostluk kurar, sonra da hayâl kırıklığı yaşarlar
Pek çoğu da, bir çok maksada birden yönelmenin karmaşası içinde saflık ve tecrübesizliğin çelişkilerini yaşar
Deneme -yanılma yolu ile bir gayeye yönelirler
Bazı gençler, bu dönemde antisosyal olurlar
Yıkıcı davranışlar sergilerler
Evden-okuldan kaçarlar; kavgalara karışırlar; çetelere girerler
Bazı araştırmacılar, ergenlik dönemi için "Normal bir şizofreni dönemi" deyimini kullanmaktadırlar
Ergenlik dönemini başarılı bir biçimde çözümlemek, yapıcı ve üretken bir birey olmak hiç de kolay değildir
İsyan Duygusu
Ergenlik döneminin kendisine has psikolojik güçlükleri nedeniyle genç, kendisinin "isyancı" olarak nitelendirilmesinden hoşlanır
İşte satanizm, bu duyguyu kullanmaktadır
"İnsanın Tanrı karşısında âciz olmasından nefret ediyorum, ben dünyaya isteyerek gelmedim, ne istiyorsam onu yaparım" gibi sözler, satanistlerin sık kullandıkları cümlelerdir
Mezarlık bekçileri ile anlaşıp ilahiler okuyan genç, aidiyet duygusunu tatmin etmektedir
Sevmediği insanları lanetlemek de yöntemlerinden birisidir
İntikam ve lânetleme, projeksiyon savunma mekanizmasının yol açtığı bir tatmin şeklidir
"Satanizm, kendini sakınmayı değil istediğini yapma özgürlüğü sunar" felsefesi, gencin ego doyumunu destekler
Sorunlu Gençler Satanizm'e Aday mı?
Zeki gençler, ergenliği daha bunalımlı, sancılı ve fırtınalı geçiriyorlar
Varlıklı ailelerin zeki çocukları sorularına cevap bulamazlarsa, kendilerini kaos içerisinde bulmaktadırlar
Psikolojisi bozuk, zeki ve varlıklı aile çocukları, satanizm için en büyük risk grubudur
Satanist gençler, farklı arayışları olan, soyutlanmış hissini taşıyan, anlaşılmadığını düşünen, hayatı anlamsız ve gayesiz gören düşünce biçimine sahip olan gençlerdir
Depresif ruh hali, üzüntü ve karamsarlık içerisindeki genç, bir çok ekonomik imkâna rağmen mutlu olamadığını hissettiğinde, önüne çıkan kısa, anlık, hattâ normal dışı bir zevk sebebi olanak satanizme yönelebilir
Satanist grup içerisindeki gençler, ailelerinden ve okuldan alamadıkları duygusal desteği burada aramakta, üzüntüyü, sevinci ve zamanı paylaşma ihtiyacı duymaktadırlar
Mum yakıp, çevrelerinde alkolle, seksle, saldırganlıkla normal dışı paylaşım peşinde olmaktadırlar
Belirli İlkeler
İntikam, başkaldırı, istediğini yapmak, büyünün gücünü kabul etmek, gerçek insanlığın şeytanı memnun etmekte yattığına inanmak, satanizmin ilkeleri arasındadır
Aşağıdakiler ise, yasaklardır:
Sevgini nankörlere harcama; istenmeden fikir belirtme; cinsellik sinyali almadan kimseye yaklaşma; seninle ilgili olmayan şeyden şikayet etme; insan olmayan hayvanları ihtiyacın olmadığı zaman öldürme; seni rahatsız edeni uyar, dinlemezse yok et; sadece şeytanla ruhunu bütünleştirmek isteyeni öldür
Heyecan dolu özgürlük ve başkaldırıyı yöntem olarak benimseyen satanizm yapay bir hareket olarak düşünülmemelidir
Satanizm, şu an örgütlü bir hareket değildir, fakat örgütlü bir hareket olma ihtimali yüksektir
Kübün Dışına Sızanlar
Günümüzde toplumlarda ve toplumumuzda manevi çoraklaşma, ahlâkî yozlaşma, ileri boyutlara varmış bulunuyor
Satanizm, bu çoraklaşma ve yozlaşmanın acı sonuçlarından biridir
Burada dindar bilinen insanların da büyük hatası var
Kuran-ı Kerim'de "Şeytanın orduları, şeytanın evliyası" tanımları vardır
Bu tabirlerin kendileri için kullanıldığı şeytanlaşmış kişilerin yanısıra, din adına hareket eden kimselerin dünyalık peşinde koşmaları, ticari hayatta çıkar ilişkisinde acımasız bir kapitalist gibi davranmaları, Allah'ı değil nefislerini memnun edenler gibi yaşamaları da, gençlere kötü örnek oluşturmaktadır
Gençlere emretmeyen fakat örnek olan, dostça ve akıllı davranan, onlara zaman ayıran bireyler olmalıyız
Eğitimdeki hatalarımızı düzeltmeliyiz
Ne Yapmalı?
1
Satanist eğilimli çocukların anne ve babaları sorun odaklı değil, çözüm odaklı düşünmelidirler
Suçlu aramak yerine sorumluluk almaya çalışmalı; çocuklarından önce kendilerini sorgulamalı; çocuklarını anlama çabası içinde olmalı; çocuklarının kendilerini ifade için iletişim yollarını açık tutmalıdırlar
Baskı, tenkit, korkutma, sindirme, küçümseme, azarlama gibi tepkiler genci savunmaya iter
Genç, kendisine haksız bir saldırı yapıldığını düşünür
Anne ve babaya karşı öç alma duyguları gelişir ve anne-babayı cezalandırmak için onların hoşlanmadığı şeyleri yapmaya başlar
2
Satanist eğilimli genç ölümü daha mutlu bir dünyaya geçiş olarak görür
Onlar, "bu dünya bir cehennem, ölüm daha güzel bir aleme geçiş" inancını benimsemişlerdir
Bıraktıkları notlarda, "Biz buraya ait değiliz" inancı hep yazılır
Anne-baba satanizme inanan bir gençle düzeyli bir tartışma içine girmelidir
Satanistik hayat felsefesini tartışma, onun alternatifi hayat felsefelerini ona anlatmak gerekir
Öfke ile hareket eden ebeveyn, genci savunmaya sevk edecektir
Satanistik hayat felsefesinin alternatifi olan semavi hayat felsefesinin doğruları sevgi ve şefkatle anlatılırsa, gençlerin inanmaları çok kolay olacaktır
Cezalandırma, bunun elinden telefonunu, arabasını alma, gençte kendisine haksız saldırı yapıldığı düşüncesini pekiştirecektir
3
Satanizm eğiliminin bazı işaretleri:
- Müzik zevki, sert müzikten hoşlanma;
- Özel simgeli siyah kıyafetler;
- Karanlıktan hoşlanma;
- Saldırgan eğilimlerde artış;
- Arkadaş gurubunun özellikleri
4
Okulda ne yapılmalı?
Kendilerinde isyan ve dilediklerini diledikleri gibi yapma duyguları fazla olan bu gençleri hemen dışlamak son derece yanlıştır
Satanist gençlerin pek çoğunda üreticilik özellikleri ve yeni şeyler yapabilme kabiliyetleri vardır
Yanlış yerde kullanılan bu özellik ve kabiliyetler için müsbet sahalar onlara gösterilmelidir
Satanist gençle oturup, onunla saatlerce konuşabilen inanmış okul psikologlarına ihtiyaç vardır
Santanist gençle oturup, onunla saatlerce konuşacak ebeveyne ihtiyaç vardır
Satanist gencin olumlu yönlerini görüp, bu yönlerini takdir edip, onunla diyaloga geçmeye ihtiyaç vardır
Monologa değil diyaloga ihtiyaç vardır ve "sevgi dolu bir bakış, güler yüz, birkaç güzel söz," çok defa satanist bir gencin ruhunda da güzel çiçekler açtıracaktır
GÜNÜMÜZDE "MİSTİK" AKIMLAR, MODERN KÜLTLER VE SATANİZM
Ali ÜNAL
Araştırmacı Yazar
[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz.
Üye Olmak İçin Tıklayın...
]
Batı'daki Rönesans hareketi, insanlık tarihinde önceki çağlarla modern çağlar arasında bir geçiş noktası olmuştur
Bu hareketin temelinde semavî olana başkaldırmak, her düşünceyi, her felsefeyi ve her değeri yere indirmek, insanı "kendisi" yapmak iddiası yatmaktadır
Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin beslediği bu yaklaşım, 19'uncu asra gelindiğinde, artık varlıkta fiziğin çözemeyeceği bir problem olmadığına inanıyor ve "din ve metafizik evrelerini geride bırakan insanlığın dine bir daha ihtiyaç duymayacağı"nı iddia ediyordu
Ne var ki, 20'nci asır, materyalizm ve ateizm gibi inkâra dayalı akımlarla noktalanan 19'uncu asır pozitivizminin, "sürekli ileriye doğru akış içindeki tarihî sürec"in "ilkel çağlar" veya "ilkel insan"ın dinleri veya birer bâtıl inanç olarak görüp, tarihte kaldığını ileri sürdüğü akımların aynen veya yeni versiyonlarıyla patlak verdiğine şahit oldu
Daha da ötesi, küreselleşme bu akımları öne çıkarıyor
Kısacası, bilim ve felsefenin "öngörü"leri bir bir iflas ederken, bunların ve meydana getirdikleri dünyanın sebep olduğu akımlar, insanlar arasında "sosyal psikopatolojik" bir durum meydana getiriyor
Evet, psikiyatrist Gökhan Karataş ve Bülent Acar, sosyal psikopatolojik olarak niteledikleri bu durumla ilgili şu değerlendirmeyi yapmaktadırlar:
İnsan, şimdiki durumunda, taş devrindeki insanın kendini bilmediği bir ormanda bulduğu zamanki halini andırmaktadır
Her şey giderek bilinmez ve anlaşılmaz olmaktadır ve bilinmezler ve anlaşılmazlar karşısında insanın kendi varoluşu tehlikededir
Fakat bu gerçeğe rağmen, bazı psikiyatristler, meseleye yine aynı pozitif temele dayalı bir insan veya psikiyatri temelinde yaklaşmaktadırlar
"Mistik Akımlar"
19'uncu asır, bir yandan bilim temelli pozitivist ve materyalist akımların zirveye ulaştığı bir asır olurken, bir yandan da yeni mistik akımların üremesine veya tarihte kalmış akımların diriltilmesine şahit oldu
Meselâ, 1831 Ukrayna doğumlu, "110 kilo ağırlığında ve günde 200 el sarması sigara içen" bayan Helena Petrovna Blatavasky, 1875 yılında New York'ta albay Henry Steel Olcott ve William Quan Judge ile birlikte Teosofi Cemiyeti'ni kurdu
Teosofi, Tanrı bilgeliği ve İlâhî hikmet manâsına gelmektedir
Bu cemiyetin üç maksadı vardı: 1
Evrensel insan kardeşliğini sağlamak; 2
Kadim din, felsefe ve bilimleri araştırmak; 3
Tabiat kanunlarını araştırmak ve insan içinde gizli olarak bulunan İlâhî güçleri geliştirmek
Batı'da ortaya çıkan önemli ezoterik akımlardan biri de Hermetisizm'dir
Aslında Hermetisizm, "ilk çağlar" Mısırında ortaya çıkmış olmakla birlikte, 17'nci asırdan itibaren Batı'da yeniden dirilmiştir
18'inci asırda Masonluğun sembolik ritüellerine yön veren bu Hermetisizm olduğu ve bu akım masonlukla birlikte geliştiği gibi, aynı akım, Teosofi, Altın Şafağın Hermetik Düzeni ve Martinizm gibi etkili ezoterik ekollerin oluşmasında, okültizmin (gizlicilik) yeniden dirilmesinde ve 20'nci asır paganizmi üzerinde de önemli tesirler yapmıştır
Freudçuluğun önemli isimlerinden Carl G
Yung'un bazı eserlerinde görülen bilhassa simya sembolizmi, tanrı-benzeri arketip (ilk model tip)ler ve pisişin (insan nefsaniyetinin) gizli alanlarına ilgi gibi hususlarda da aynı Hermetik mirası görmek mümkündür
1866 yılında Kafkasya'da dünyaya gelen George Ivanovitch Gurdijeff ise, Hermetisizm, simya üzerine kurulu Batı ezoterizmi (batınîlik) ve Yoga, Vedanta vs
temeline oturan Hind ezoterizminden başka dördüncü bir yolun daha bulunduğu iddiasında idi
Onun sisteminde "farkındalık", "kendini bilme", "kendi üzerinde çalışma" gibi kavramlar ön plana çıkıyordu
Gurdijeff'e göre insan uyku halinde olup, uyanmak içinde bir takım çalışmalara girmeliydi
Aklın normal seyrini değiştirip, farklı şuur hallerini uyarmak için felsefî ve psikolojik seminerler dışında, bazı özel hareketler ve danslar da söz konusuydu
Batı okültizmi ve/veya ezoterizminde simyacılık ve hermetisizmin yanısıra, özellikle Batı orta çağlarına ait büyücülük, büyü reçeteleri ihtiva eden eserler, cin ve ifrit resimleri, astroloji ve bilhassa Kabbalizm en önde gelen unsurlardır
Bunları, Blatavasky ve Gurdijeff'ten önce yaşayan Paraselsus ve Agrippa gibi okültistlerin eserlerinde görmek mümkündür
Meselâ
bu kişilerle çağdaş olan, 1810 doğumlu Fransız okültist, kabbalist ve büyü uzmanı Eliphas Levi Zahed, hem astroloji, hem büyü, hem hermetisizm ve hem de kabbalizmle ilgileniyordu
Esasen, iddiaları ne olursa olsun, hepsi birden okültizm (gizlicilik) olarak adlandırılabilecek bu modern mistik akımların, hedef olarak, Rönesans'la gelişen bilimle çeliştiğini söylemek zordur
Yukarıda arz edildiği gibi, Rönesans'ın ve bilâhare gelişen bilim anlayışının temelinde ve hedefinde, insanı kendisinin "ilâhı" yapmak ve ona aslî gücünü kazandırmak yatmakta idi
Yeni mistik akımlar da, bilimin gerçekleştiremediği bu hedefi taşımakta, fakat bu hedefe ulaşmak için ilk çağlardan kalma bir takım yolları teklif etmektedir
Her şeye rağmen temelde yine materyalizm ve inkârcı, insanı gerçek manevî yanından tecrit eden ve bu yanını kabûl etmek istemeyen hümanizm vardır
Modern Kültler
"Kült", ferdiyetçilik ve ezoterizmi bir araya getiren ve dinî aidiyet duygusu taşıyan küçük gruplara verilen addır
Kültler, özellikle İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra çok daha yaygın bir şekilde görülmeye başlamıştır
Kültler; metafizikçiler, parapsikoloji ve büyü grupları olarak sınıflandırılabilir
Scientific Church (Bilim Kilisesi), eski dinlerin kavramlarıyla yeni bilimsel gelişmeleri kaynaştırmaya ve böylece metafizik gerçek ve tecrübeleri bilimle açıklamaya çalışan metafizikçi kültlere örnektir
İnançlarını parapsikoloji ile izah etmeye ve ispatlamaya çalışan parapsikoloji grupları, daha çok telepati ve zihnî kontrolle ilgilenmektedirler
ABD'deki en önemli kültler arasında, Koreli bir rahip tarafından kurulan Moon akımını, Hinduizm'in 'tanrı'larından Vişnu'nun kendisine girdiğine inanılan Hindli Prabhupada adlı biri tarafından kurulan ve kutsal kitapları Bagavitas Gita olan Hare Khrişna'yı, Hıristiyanlık-Budizm karışımı bir görünüm arz eden ve bilimi referans alıp, eğitime önem vermesiyle tanınan Bilim Dini Kilisesi'ni (Scientology Church), kendi içinde farklı, hattâ çelişkili inançları barındıran Yeni Çağ Hareketi'ni sayabiliriz
Bilhassa bu son harekette, Uzak Doğu menşeli olup, zihin ve beden koordinasyonu kurma iddiasındaki bir takım uygulamalar, batınî, mistik fikirler, büyücülük, alternatif tıp ve diyet metotları, parapsikoloji ile bilimi bağdaştırma ve ekolojik duyarlılık önemli yer tutmaktadır
Monizm, panteizm, panenteizm (Tanrı, bütün bir evrenden ibarettir doktrini), reinkarnasyon, karma (bütün iyi ve kötü davranışlarımızla hayatımızın muhassalası), aura (bedenin dışında bedenin ürettiği enerji alanı), transformasyon (hipnoz, meditasyon, hayal ve bazı ilaçlarla sağlanacağına inanılan iç dönüşümle insanın kendindeki "tanrısal" gücü harekete geçirmesi), ekolojik duyarlılık ve evrensel din, modern kültlerde, bilhassa Yeni Çağ hareketinde en önde gelen esaslarıdır
Yeni Çağ içinde yer alan modern kültlerde, varlığına inanılan tek bir (dünya) ruhu ile temasa geçme, kristalleri tedavide kullanma, meditasyon, rahatlama ve tedavi için melodik müzik, astroloji; akupunktur, kristal tedavi teknikleri, masaj, meditasyon, yoga, medyum tedavisi, renkler ve sesler gibi değişik yollarla zihin-ruh-beden koordinasyonunu sağlama üzerine kurulu küllî (bütüncül, holistik) sağlık yaklaşımı, ferdî başarıyı artırmaya yönelik zihnî ve hissî gelişim hareketleri ise, başlıca pratikleri veya ritüelleri teşkil etmektedir
Modern Kültlerin Yaygınlaşmasının Sebepleri
Kültler, günümüzde bilhassa Amerika'da yaygındır ve bu ülkede bini aşkın kült vardır
Ortaya çıkan her bir yeni kült, özellikle internet haberleşmesinin yaygınlaşması sebebiyle hemen taraftar bulabilmektedir
Kültlerin hızla artmasının ve her ortaya çıkan yeni bir kültün taraftar bulabilmesinin en önemli sebepleri olarak, teknolojik gelişmenin ve maddî hayatın insanları tatmin etmemesi, modern bilimin hayat ve varlık problemlerini çözememiş ve çözemeyecek olması, parapsikolojinin gelişmesi ve buna paralel olarak bilhassa Uzak Doğu menşe'li mistik hareketlere revaç verilmesi, özellikle ABD'de Vietnam savaşı gibi savaşların insanlarda meydana getirdiği psikolojik rahatsızlıklar ve üzerinde durulmamakla birlikte, mutlaka durulması gereken Küreselleşme ve Yeni Dünya Düzeni'nin maksatlı tercihleridir
Batı'da bilhassa Uzak Doğu menşe'li ve bu arada Budizm etkili akımların revaç bulması konusunda Ali Şeriati, bir sosyolog olarak şu değerlendirmeyi yapar:
Refah, insan hayatını anlamsızlaştırmakta ve abesleştirmekte
Artık hiçbir şeyde heyecan, ümit, beklenti ve gelecek bırakmamakta
İç âleme yönelme ise, insanı maddî hayata karşı isyan ettiriyor
Buda, böyle bir insanı yansıtır
O, (saraydaki) hayatının cennetine karşı isyan etmektedir
Bugünkü Batı insanının ulaştığı nokta da budur
O, tümüyle maddî olan, maneviyattan yoksun ve salt refah ve yarar düzenine karşı isyan etmektedir
Onun kaderi, sadece maddî hayat ve tüketimin üstünlüğü esasına göre hayatını cennet yapmak isteyen insanın kaderidir ve sonunda vardığı yer, boşluk, isyan ve tüketimci hayatın tahrip edilmesidir
Bugünkü Batı gibi, Buda'nın kaderi de buydu
Bu yüzden Buda, bugünkü Batı'da ilgi görmektedir
(Dinler Tarihi)
Modern insan, her insan gibi temelde semavî menşeini aramakta, fakat kendisini sınırlayacak, eğitip, disipline edecek bir dine ve bunun için de kendi üstünde bir Tanrı'ya inanmak yerine, hem istediği gibi yaşamak, hem de rahatlamak gibi, gerçekleşmesi mümkün olmayan bir arayışın içinde bulunmaktadır
Bu arayışa cevap olarak ortaya çıkan akımlar, hem ona tam bir postmodern ve tarihselci izafiyet içinde her ferdî inanış ve düşüncenin doğru olduğunu fısıldamakta, hem de bir takım pratiklerle ona rahatlama va'd etmektedir
Böylece o, kendinde saklı olduğuna inandırılan ve beş asır bilimin ortaya çıkaramadığı "tanrısal" gücü ortaya çıkarıp başarısını daha da artıracağı, daha da güçlü olacağı; yenemediği, bilimin, teknolojinin baş edemediği güçleri kendindeki bu güçle yeneceği, hem keyfince yaşayıp, hem de zihnen ve rûhen rahatlayacağı ve Buda'nın iddiasıyla, semadaki "Cennet'i yeryüzüne indireceği" vehmiyle avutulmaktadır
Onun, kendisini gerçekten algılama, ruha atfedilip, ruhla ulaşılacağı kabûl edilen sırların düşünce ile gerçekleştirme pratiği, 'ben'in enerjisini ortaya çıkarıp, bu enerjinin bize sağlayacağı varsayılan özgürlük alanını genişletme ve hayat mücadelesinde başarı, denge ve uyumu sağlama metodu olarak takdim edilen yoga ve meditasyon gibi tekniklere eğilim göstermesi de bundandır
Bu tür tekniklere ve akımlara bilhassa refah seviyesi yüksek kesimin, hem de çok pahalı seanslara rağmen ilgi göstermesinin altında, bu kesimin, bir türlü bulamadığı mutluluk arayışını, biraz fantezi ve orijinalite ve biraz da bunlarla ayrıcalık peşinde olma temayüllerini de görebiliriz
Sözünü ettiğimiz mistik akımların son yıllarda bilhassa Holywood çevrelerinde yaygınlaşmasının ve bunlarla ilgili çok fazla yayının yapılıp, bazı safdil Müslümanları Batı'da dine ve maneviyata yönelindiği gibi duygulara sevkeden filmlerin çevrilmesinin altında, çok önemli bir sebep olarak, küreselleşme ve Yeni Dünya Düzeni politikaları da yatmaktadır
Postmodernizm ve tarihselciliğin önemli temellerinden ikisini oluşturduğu küreselleşme ve Yeni Dünya Düzeni, tek bir dinî gerçekliği, hattâ insanüstü bir dinî gerçekliği kabûl etmeyip, bunun yerine dinin ve inançların subjektifliğini ve izafiliğini iddia etmekte; din veya dinî inançlarda yine benlik algısı altında nefsânî unsurları, insanî pisişteki güya saklı güçleri ortaya çıkarma hedefi gütmekte, kısacası dini, Rönesans sonrası bilimselliğin yaptığı gibi, fakat katı ve kaba maddeden çok pisişi öne alarak, yine insana dayamaktadır
Bu sebepledir ki, bilhassa ABD'de radikal Hıristiyan çevreler, hem Amerika'nın devlet olarak bağımsız gücü, yani Amerikalılık ve Amerikancılık adına, hem Hıristiyanlık adına, hem de Amerikan gelenekleri ve aile kurumu adına Küreselleşmeye de, Yeni Dünya Düzeni'ne de karşı çıkmaktadırlar
Onlara göre ve gerçekte de, küreselleşmenin ortaya çıkarmaya çalıştığı yeni dünya dini, bütün inanışları karıştırıp, güya tek ve büyük bir bileşim meydana getirme gayreti içinde olup, buna en müsait gördükleri Budizm ve Hinduizm gibi inançlara önem ve öncelik vermektedir
Son dönemde, Maharişî hareketin 40 bakanlı bir "dünya devleti" kurup, dünya çapında örgütlenmesinde, yine aynı gerçekler söz konusudur
Satanizm
Satanizm, sanıldığı gibi şeytana tapma değil, şeytanlaşarak, şeytanı da aşma akımı olma niteliğiyle, yukarıda sözünü ettiğimiz kültlerden biri, ama aşırılıkta sınır tanımayan biri şeklinde telâkki edilebilir
Doğu'da ise Satanizm, Yezidilik şeklinde ortaya çıkmıştır
Mezopotamya'nın en eski bâtıl dinlerinden biri olan Yezidilik'te, Melek-Tavus adı altında bir melek gibi görülen şeytana tapılır
Yezidîler bugün Irak ve Suriye'nin kuzeyinde, Türkiye'nin doğu bölgesinde, Almanya, Gürcistan ve Ermenistan'da yaşamaktadırlar
Onlar, taptıkları şeytanın adını hiç anmazlar
Bu inanışa göre güneş, ay ve yıldızlar da kutsaldır ki, buradan bu dindeki Sabiî ve tabiatıyla Mezopotamya tesirini görmek mümkündür
Yezidilerin Kitabu'l-Cilve (Vahiy Kitabı) ve Mushafu'r-Reş (Kara Kitap) olmak üzere, kutsal kabûl ettikleri iki kitapları vardır
Âhiret inancı bulunmayan Yezidîlik'te okumak, yazmak, hayvanları ehlileştirmek gibi şeyler günahtır
Bu inanca göre, şeytandan Allah'a sığınma öldürülme sebebidir
Bunu yapamayan Yezidî intihar ederek, kendisini Melek-Tavus'a kurban etmiş olur
Bunu da yapamıyorsa bir hafta oruç tutmalıdır
Modern satanizmin temellerini, 1900'lerin başında Aleister Crowley'in attığı söylenebilir
Yaptığı büyüler ve hayvanların katledildiği, uyuşturucunun çok fazla kullanıldığı kanlı ayinleriyle ünlü olan ve satanizmin düsturlarını anlattığı The Book of Law (Kanun Kitabı)'nı kendisine şeytanın yazdırdığını iddia eden Crowley'e göre insan, yapmak istediği her şeyi sonucunu düşünmeden yapmalıydı
İşte, denebilir ki, modern satanizmin temelinde yatan felsefe budur
Crowley, kutsal olan ne varsa ona küfretmeyi, cinayeti, tecavüzü istiyor ve herhangi bir iyi-kötü ölçüsü tanımadan, mutlak gücü benimsiyordu
Daha sonra, 1960'larda Amerika'nın Californiya eyaletinde ortaya çıkan Anton Szandor LaVey adlı bir kişi, 1966 yılında Church of Satan (Şeytan Kilisesi)'ni kurdu
Hıristiyanlığa karşı çıkan ve önce Magic Circle (Büyü Halkası) diye bir grup oluşturan LaVey, içinde dokuz şeytanî ilkenin yer aldığı Satanic Bible'ı yazdı
Ona göre satanizmdeki temel hususlar, belli bir dine ve dinî ekole ait olmama ve insanın fizikî veya zihnî yapısından zevk almadır
Şeytan, insanın bir tür hayvan olduğu düşüncesini ve dinlerin günah dediği şeyi temsil eder
Dolayısıyla satanizm, dinî ve ahlâkî her şeye karşı çıkma ve bunların tersini yapma esasına dayanır
Satanistler, Allah'a, daha doğrusu insanın üstünde, bir başka ifade ile, onun zevk alan hayvanî yanı dışındaki bir varlık boyutuna, meleklere, Cennet ve Cehennem'e, kutsal kitaplara, ruhlara, hattâ şeytana bile inanmazlar
Onlar için var olan, sadece maddî ve reel olandır
Onlar, şeytanı din düşmanlığının, insanın dilediği gibi yaşamasının, insanın içinde uyarılmakla ortaya çıkan gücün sembolü olarak görür ve benimserler
Davranışlarıyla ilgili olarak kendisine hesap verilmesi gereken herhangi bir merci kabûl etmezler ve asla bir üst değer tanımazlar
Satanizm, maneviyata ve manevî bir üst otoriteye inanmayı ve bu inanca göre insanın kendisini terbiye ve disipline etmesini, bu inanç istikametinde benimsediği ahlâkî düsturlara uyma niyet ve gayretini, insanın kendisinden uzaklaşması, pasifleşmesi ve kendi kendisine yalan söylemesi olarak görür
Dolayısıyla insan, kendisine yalan söylemeden, kendisine karşı iki yüzlü davranmadan kendisini keşfetmeli, keşfetmeli ve bir hayvan olduğunu duymalıdır
Şeytan Kilisesi'nin yayınlarında insan için "şehvetine göre yaşayan vahşî hayvan" tabiri kullanılır
İnsan, aslında bir tür hayvan olduğu için, hayvan olduğunu yaşayışıyla ortaya çıkarmaktan çekinmemelidir
Böyle bir çekinme, yukarıda ifade edildiği gibi, insanın kendi kendisine karşı iki yüzlü davranmasıdır
Satanizm'in temel düsturlarına ve kendisine göre neyi günah, daha doğrusu, kendisine zıt kabûl ettiğine baktığımızda, satanizm gerçeğini bütün açıklığıyla görmek mümkündür
Satanizm'in önemli 21 düsturundan bazıları şunlardır:
Gücünü kaybetmemek için, zayıf ve aciz (karaktersiz, kişiliksiz) olanlara saygı gösterme
İçinde başarma hedefi bulunduğu için gücünü her zaman sına
Mutluluğu, barışta değil zaferde ara
Yeni bir şey yaratacaksan, eskiyi tamamen yok et
Ölümünü göremeyeceğin hiçbir şeyi çok fazla sevme
Her zaman yapılmamışı keşfetmek için, daha fazla çalış
Boyun eğmektense, öl
Demircilik, ölümün kılıcını işlemek dışında hiçbir sanatsal değere sahip değildir
Ancak ölüm getiren kılıç, bir sanat şaheseridir
Her şeyin üstünde başarıyı elde etmek için önce kendinin üstüne çık (Kendini aşmayı öğren)
Yaşayanların kanı, yeni bir tohum yaratmak için iyi bir gübredir
Kurukafadan oluşan piramitlerin üzerinde duran kişi, daha uzakları görebilir
Sevgiyi bir kenara atma
Fakat onu her zaman tehdit et; çünkü o bir sahtekârdır
Bütün büyük olan şeyler, acı üzerine kurulmuştur
En önde olmaktan çok, en üstte olmaya çalış
Çünkü büyüklük orda yatar
Daha önceden yaratılmış engelleri yok etmek için taze ve güçlü bir rüzgar gibi gel
Gücü engellediği için bütün aldanma ve yalanları reddet
Bütün bu temel düsturlara baktığımızda, Satanizm'de gücün, güçlü olmanın, başarının, insanın dilediğini yapmasının, ölümün ve öldürmenin, bütün insanî duyguları reddetmenin, her türlü kurala başkaldırma ve isyanın en önde geldiğini görürüz
Satanizm'in temellerini başka ve daha felsefî ifadelerle açıklayan bir başka metinde ise, bu düsturlar şu şekilde ortaya konmaktadır:
Satanizm, sana kendini sakınmayı değil, istediğini yapma özgürlüğünü sunar
Satanizm, sana ruhsal boş umutlar, hayaller yerine hayatî varoluşu sunar
Satanizm sana, iki yüzlü bir şekilde kendini aldatmak yerine, saf aklı sunar
Satanizm sana vurana öbür yanağını dönmektense, intikam alacak gücü sunar
Satanizm sana der ki: İnsan, diğer dört ayak üstünde yürüyen hayvanlardan, bazen daha iyi, sık sık daha kötüdür
Zekâ gelişimi ve ayırt edebilme yeteneğinden dolayı, insanoğlu bütün hayvanlardan daha vahşi olabilir
(Bu düsturu açacak olursak, kendisi de bir hayvan olan insanın hayvanlardan daha iyi olması, daha vahşi olması demektir
)
Satanizm sana, günah diye tabir edilen her şeyin aslında fiziksel, duygusal ve zekâsal birer zevkten ibaret olduğunu söyler
Satanizm, kendin için yaptığın ve zevk aldığın şeyleri onaylar ki, bunun farkına varan ve uygulayan kişi satanisttir
Satanizm'de günah kavramına gelince, diğer dinler, insanların nefsaniyeti gereği yerine getirmekte zorlandığı bazı yasaklar koymuştur
Satanizm'de ise, bu yasakları yerine getirmeye çalışmanın adı günahtır
Nasıl ve niçin satanist olduğunu anlatan bir vatandaşımızın söyledikleri de, satanizmin mahiyetini açıklamaya yetmektedir:
Sürekli Pendagram'ı dinleyen
isimli arkadaşımız, gizli güçlerle bağlantısı olduğunu iddia ederdi; evine gittiğimizde bazen aklını kaçırmış gibi delilikten öte hareketlerde bulunurdu
Kur'an yapraklarının üstünde oldukça sapık eylemlerde bulunduğuna bizzat şahit oldum
Hepimiz, tam bir din düşmanıydık, özellikle İslâmiyet'in
Kur'an-ı Kerim yapraklarına, cami duvarlarına ve cami bahçesindeki musalla taşlarına akla gelmedik sapıkça eylemlerde bulunur ve kendimizi tatmin ederdik
Böyle yaparak Şeytan'a hizmet edeceğimiz şeklinde beynimiz yıkanmıştı
"Eminim Şeytan bizi seyrederken kıskanıyordur" diye onunla alay ederdik
İnternetten Şeytan'la sohbet ederdik
En çok onu yaparken heyecanlanırdık
Değerlendirme
İnsanlık tarihi, Rönesans'la birlikte yeni bir döneme girdi
Daha sonraki gelişmelerle bu döneme aydınlanma, bilimcilik, akılcılık, pozitivizm gibi adlar da verilmiş olsa, bunların hepsinin dayandığı temel, semavî olana, yani Allah'a ve O'nun gönderdiği dine baş kaldırıp, insanın güya kendi içindeki "tanrısal" gücü keşfetmesi ve kendisi olması iddiasıydı
Bu felsefenin örnek olarak öne sürdüğü kişi Promete idi ki, bilindiği gibi Promete, insanlara ateşi yasaklayan Yunan baştanrısı veya tanrılarından kutsal ateşi çalıp insana getiren, bu sebeple de tanrılar tarafından sürekli cezaya çarptırılan tanrı-soylu bir kişi idi
İşte bu felsefe, önce maddî varlıktan aşkın bir ilâh, yani Allah anlayış ve inancını reddediyor, fakat bunu yaparken, var olan her şeyi ve bu arada insanı tanrılaştırıyordu
Dolayısıyla, Rönesans sonrası felsefelerde ve son asırlarda, bilhassa da günümüzde ortaya çıkan kültlerde, mistik akımlarda monizm, panteizm, panenteizmin benimsenmesi ve insanda bir takım tanrısal güçlerin var olduğu iddiası, boşuna değildir
Rönesans'la birlikte ortaya çıkan söz konusu anlayış ve felsefe, insanı varlığın merkezine oturttu
Ona göre insan ise, fizikî ve en nihayet pisişik boyutundan ibaretti
Kendi üstünde, onu sınırlayacak bir güç yoktu
Bu gücü, tarih içinde, "tabiat kuvvetleri"nden korkma, ataerkil otoriteye bağlılık, toplum menfaatlerini ön plana alma gibi bir takım ferdî zayıflık ve özlemler ortaya çıkarmış, yani Tanrı insanı değil, insan - haşa - tanrıyı yaratmıştı
Şimdi insan, kendisini, kendisindeki gücü keşfetmek ve kendi olmakla, meydana getirdiği bilim ve teknoloji ile eski zayıflığını ve bu zayıflığa yol açan tabiatı aşmak ve tabiata hakim olmakla artık bu tanrıyı bırakabilirdi
Modern insan, bu anlayışla yola çıktı
Ama, kendisinin ve kâinatın yaratıcısının kendisi olmadığını apaçık gördüğünden yaratma işini madde, tesadüf veya tabiatın kendisi gibi şuuru, ilmi, iradesi, gücü bulunmayan bir takım vehmî güçlere havale etti; yaratma, yaratılanı idareden çok daha zor olduğu ve bütün varlığı tanıyan bir ilim, irade ve kudret gerektirdiği halde, yaratmayı tabiata, maddeye, tesadüflere havale ederken, hayatını tanzim ve idareyi ise, kendi tekeline alıyordu
Kısaca insan, asıl iki yüzlülüğü burada yapıyordu
Çünkü onun, daha doğrusu, modern dünyanın kurucu ve hükmedicilerinin asıl niyeti, diledikleri gibi yaşamak ve bu yaşamanın önündeki engelleri ortadan kaldırmaktı
O veya onlar, dünyaya ve diğer insanlara istedikleri gibi hükmetmek istiyorlardı
Bunun için de, İlâhî Otorite'yi ve dini istemiyorlardı
Fakat bunu, bir takım felsefelerin, kavramların ve güya bilimsel faraziyelerin arkasına saklanarak yaptılar
İnsanın bir hayvan veya hayvansoylu olduğunu güya bilimsel bir teori olarak sunan Darwinizm, Spencerizm'le özdeşleşen ve dinî inancı, dinin hayata etkisini reddeden, gücü ve güçlüleri öne çıkarıp, zayıfları yokluğa mahkûm eden, faşizmin doğuş ve yükselişinin zeminini hazırlayan, ırklar ve renkler arası mücadeleyi ön plana çıkaran sosyal darwinizm ve bir de Freudizm, bilhassa bu hususta çok önemli fonksiyon gördü
Her şeye ve her türlü iddiaya rağmen, bilim ve teknoloji modern insanın iddialarını ispata yetmedi ve bilhassa günümüzde onun bu yetersizliği bütün açıklığıyla ortaya çıktı
Asırlardır hücuma uğrayan din, bütün bu hücumların altından yine bütün tazeliğiyle ortaya çıkma emareleri gösterdi
İnsanlar, yeniden gerçekten inanmak ve gerçek bir dine bağlanmak istiyorlardı; bizzat tabiatlarının, daha doğrusu fıtratlarının bunu gerektirdiğini keşfetmişlerdi
Bilimin ve teknolojinin kurduğu dünya, onları tatmin etmiyordu
İşte böyle bir ortamda, insanlık yeni arayışlarının içine girdi
Ve bu arayışlar, dünyaya hükmetmeye çalışan bir takım güç merkezleri ve onların bir ideoloji olarak ileri sürdüğü küreselleşme ve Yeni Dünya Düzeni yaklaşımları tarafından yönlendirilmeye çalışılmaktadır
Yukarıda kendilerine kısaca temas ettiğimiz mistik veya ezoterik akımların ve bunların şimdilik en aşırı ucunu temsil eden satanizmin yaygınlaşmasının temelinde yatan ana nokta budur ve ana sebepler, bunlardır
Satanizm'e karşı durmak, her şeyden önce samimiyeti gerektirir
Hem pozitif manâda bilimci ve akılcı olmakla hem satanizme karşı olmak, hem modern hayat sistemini benimsemekle hem satanizme karşı çıkmak, hem eğitimde, dünya görüşünde, insan hayatında ve hayatı tanzimde darwinci, materyalist ve İlâhî Din'e karşı olmakla hem satanizmin ve bir takım sahte mistik akımların önünü almaya çalışmak, samimiyetsizlik, daha yumuşak bir ifade ile, bilgisizliktir
Bu akımlar karşısında çarenin nerede yattığı, her şeyden önce hastalığın, yukarıda arz ettiğimiz şekilde teşhisiyle mümkündür
Dantel
Mumsema
Frmacil
16-05-2008
#
2
Profil Bilgileri
alicanavar
--->: satanisliğin tarihçesi ve türkiyedeki faaliyetleri
Değerli forum kardeşlerim;
Maalesef satanizmin Türkiye'de yayılmasına yardımcı olan unsurların başında şüphesiz ki bilgisayar ve internet gelmektedir
Çünkü ülkemizde Satanizm'e ilgi duyan gençlerin çoğunluğunun üniversiteli ve bazı liseli gençler olduğu göze çarpmaktadır
Bunlar da, bilgisayar ve internet aracılığıyla Satanizm konusunda bilgi edinme imkânına sahip olabiliyorlar
Dolayısıyla, Satanizm'i yaymak isteyenler de, Satanizm hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler de öncelikle bilgisayar ve internete başvurmaktadırlar
Diğer taraftan, ülkemiz gençlerini Satanist olmaya bilinçli olarak teşvik eden art niyetli bazı kimselerin olduğu da bilinen bir gerçektir
Çünkü, Satanizm'le ilgili olarak yazılmış kitap ve belgelerde anlatılan bilgilerle bugün uygulananların birbirini doğrulamış olması bunu göstermektedir
Kanaatimizce Satanizm ülkemizde -Satanist olmayanlar tarafından da, Satanist olduklarını söyleyenler tarafından da- tam olarak bilinmiyor
Satanizm'in ne olduğunun herkes tarafından bilinmemesi normaldir
Fakat bilinmeyen bir konuda körü körüne maceraya sürüklenmek de kişiyi bazı beklenmedik sonuçlara götürebilir
Nitekim bir şekilde intihara sürüklenen, cinsel tecavüze uğrayan veya öldürülen gençlerin âkıbeti bunun en acı göstergesidir
Dolayısıyla Satanizm'in ülkemizde yayılmasının en önemli sebeplerinden birisi de bilgi eksikliği ve cehalettir
Bu noktada akla gelebilecek bir başka husus da, gençlerimizin niçin Satanist oldukları sorusudur
Dini bilgilerden yoksun olarak yetiştirilen gençlerimiz manevi boşluğun getirdiği arayış bazen böyle sapkın düşüncelerin kucağına itilmesine neden oluyor
Lütfen kendimize ve arkadaşlarımıza sahip çıkarken
forum yöneticilerinin bu şekilde satanizmi övücü yazılar yazan insanların açtığı konuları hassasiyetle takib ederek derhal engellemelerini istirham ediyorum
Tags
:
faaliyetleri
,
satanisligin
,
tarihcesi
,
turkiyedeki
satanisliğin tarihçesi ve türkiyedeki faaliyetleri ile ilgili Benzer Konular
2373 Kez Görüntülendi
2090 yılında Türkiyedeki levhalar
Konu Dışı Başlıklar
Hz. İsa Nasıl Tanınacak? (Hz. İsa'nın Faaliyetleri)
Dini Sohbet
Çin'de 19 Mayıs faaliyetleri iptal
Yurt Dısı Haberler
Gnl.Kurmay Arşivinden - Ermeni Faaliyetleri
E-Kitap
yanardağın faaliyetleri
Wallpaper / Resim
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
00:47
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552