FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Dini Sohbet
Fennin ilerlemesi ve dinimiz
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Fennin ilerlemesi ve dinimiz ile ilgili Benzer Konular
95 Kez Görüntülendi
Dinimiz de Mezdeke türü ilahiler caizmidir??
Sorular ve Cevaplar
İçki, dinimiz ve sağlığımız
Sorular ve Cevaplar
Dinimiz ve adalet
Dini Sohbet
Dinimiz ve kölelik
Dini Sohbet
Dinimiz ilerlemeyi emrediyor
Dini Sohbet
Müslüman fen adamları
|
Dinimiz ilerlemeyi emrediyor
Konu Araçları
18-08-2007
#
1
Profil Bilgileri
talha_efendi
Fennin ilerlemesi ve dinimiz
Fennin ilerlemesi ve dinimiz başlıklı yazı Mumsema Fennin ilerlemesi ve dinimiz Forum Alev
Fennin ilerlemesi ve dinimiz
Sual:
İslamiyet’in fen bilgilerine bakış açısı nasıldır? Fen ilerledikçe dinin zayıflayacağı doğru mudur?
CEVAP
Kesinlikle yanlıştır
İslami ilimler, (Akli ilimler) ve (Nakli ilimler) olmak üzere ikiye ayrılır:
Nakli ilimler, aklın ve dimağ gücünün dışında ve üstündedir
Bunlar, (edille-i şeriyye) denilen dört kaynaktan meydana çıkmıştır
Bunlara (Din bilgileri) denir
Akli ilimler, his organları ile duyularak, akıl ile incelenerek, tecrübe edilerek ve hesaplanarak elde edilir
Bu ilimler, nakli ilimlerin anlaşılmasına ve tatbik edilmesine yardımcıdır
Öğrenilmeleri farz-ı kifayedir
Bu ilimler, matematik, mantık ve bütün tecrübi ilimlerdir
Bunlara (Fen bilgileri) de denir
Demek ki (fen bilgileri) İslami ilimlerin bir koludur
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Hikmet, yani fen ve sanat müminin kaybettiği malıdır
Nerede bulursa alması gerekir
)
[İbni Asakir]
Bir İslam şehrinde, fennin yeni bulduğu bir alet, bir vasıta yapılmayıp, bu yüzden bir müslüman zarar görürse, o şehrin idarecileri mesul olur
Fennin ilerlemesi, her yeni buluş, Allahü teâlânın varlığını, bir olduğunu, kudretini ve ilmini daha fazla meydana çıkarmakta, İslamiyet’i desteklemektedir
Büyük İslam âlimi
Seyyid Şerif Cürcani hazretleri
buyuruyor ki:
(Aklı olan, iyi düşünen bir kimse için, astronomi ilmi, Allahü teâlânın varlığını anlamaya çok yardım eder
)
İmam-ı Gazalî hazretleri
de buyuruyor ki:
(Astronomi ve anatomi bilmeyen, Allahü teâlânın varlığını ve kudretini iyi anlayamaz
)
Kadi Beydavi hazretleri
, Neml suresindeki
(Dağları, yerinde duruyor görüyorsun, Halbuki bunlar bulut gibi hareket etmektedir)
âyet-i kerimesini açıklarken dünyanın nasıl döndüğünü açıklamaktadır
İmam-ı Razi hazretleri
de, Enbiya suresinin 33
âyet-i kerimesinin tefsirinde; ayın, güneşin, yıldızların mihverleri ve yörüngeleri etrafında döndüklerini daha önceki âlimlerden alarak bildirmektedir
Fen adamları, İslam kitaplarını okuyunca Kur'an-ı kerimin her tecrübeyi, her buluşu, daha önceden aynen haber vermiş olduğunu görerek hayran kalmaktadır
Fen bilgilerini iyice tetkik eden bir fen adamının Allahü teâlânın varlığını inkâr etmesi mümkün değildir
Bazı fen adamlarının dinsiz olmalarına ise, papazların ve cahil halkın bâtıl inanışları ve yanlış anlayışları sebep olmuştur
İnsaflı fen adamları, eğer, Kur'an-ı kerimden çıkarılan, fenne bağlı bilgileri, bunların inceliğini, doğruluğunu, okuyup anlasalar, hepsi de hakikati görüp seve seve Müslüman olur
Hıristiyanlığın akla ve ilme aykırı hükümlerini okuyan bazı ilim adamları şüpheye düşmekte veya inkârcı olmaktadır
Akıllı kimse, gökteki aya, güneşe, yıldızlara, yeryüzündeki bitki, hayvan ve acaip değişmelere baksa, Allahü teâlânın varlığına, birliğine ilim ve iradesinin kemaline, akılları durduran hikmetinin sonsuzluğuna, kudretinin büyüklüğüne ve nihayetsizliğine iman eder, nimetlerine şükreder
Fen bilgileri, doğru iman sahiplerinin imanını kuvvetlendirir
İmanı bozuk olanlara faydası olmaz
O halde önce doğru imanın ne olduğunu öğrenmek gerekir
Kur’an-ı kerim mucizesi
Kur’an-ı kerimde, o zamana kadar hiç bilinmeyen hususlar zikredilmiş midir? Bunu tetkik edelim:
Bugün dünyamızın nasıl meydana geldiği hakkında büyük ansiklopedilerde ve fen adamlarının kitaplarında şu malumat vardır:
(Milyarlarca sene evvel, bütün kâinat [Evren] bir tek parçadan ibaret idi
Bu tek parçanın ortasında birdenbire büyük bir infilak oldu ve bu tek parça birçok parçalara ayrıldı
Parçaların her biri başka bir cihete doğru gidiyordu
Nihayet, bu parçaların bazıları birbirleriyle birleşerek muhtelif seyyareler [gezegenler] ve ayrı ayrı galeksiler [saman yolları], güneşler ve peykler [aylar] meydana getirdiler
Artık Fezada [uzayda] bu ilk patlamaya karşı bir mukavemet kalmadığından, bu seyyareler ve uydular ve bunların içinde bulundukları galeksiler fezada kendi mahreklerinde [yörüngelerinde] devr etmeye [dönmeye] ve yüzmeye devam ettiler
Dünya, içinde güneşin de bulunduğu bir galeksidir
Kâinatta sayılamayacak kadar çok galeksiler vardır
Kâinat, gittikçe genişleyen bir manzume [sistem]dir
Galeksiler yavaş yavaş dünyadan uzaklaşmaktadır
Çünkü, Kâinat, genişlemektedir
Bir kere, süratleri ziyanın süratine varırsa, artık öteki galeksileri görmemize imkan kalmayacaktır
Şimdiden, daha kuvvetli teleskoplar yapmaya mecburuz
Zira, bir müddet sonra, onları göremeyeceğimizden korkmaktayız) diyorlar
Kendileri ile görüştüğümüz fen adamlarına, (Bu neticeye ne zaman vasıl oldunuz?) dediğimiz zaman, (Şöyle böyle 50-60 seneden beri, bütün dünya fen adamları bu kanaatlerde birleşmiştir) demektedirler
50-60 sene, dünya hayatında çok kısa bir fasıladır
Şimdi hemen bu hususta âyet-i kerimelerde ne buyurulduğuna bakalım:
(İnkâr edenler, gökler ve Erd küresi birbirlerine yapışık iken onları ayırdığımızı bilmezler mi?)
[Enbiya 30]
(İnkâr edenlere bir delil de, gecedir
Biz, ondan gündüzü sıyırıp çekeriz de onlar karanlıklara gömülürler
Güneş, kendisi için belirlenen yerde akar (döner
)
[Yasin 37,38]
Demek oluyor ki, Allahü teâlâ, fen adamlarının ancak 50-60 sene evvel meydana çıkarabildikleri dünyanın yaratılışını bundan tam 1400 sene evvel insanlara bildirmiştir
Şimdi yine fen adamlarına dönelim:
Biyologlar: (Bugün hayatın nasıl meydana geldiğini şöyle açıklıyoruz: Dünyanın ilk havasında amonyak, oksijen ve karbonik asit vardı
Yıldırımların tesirleri ile bunlardan amino-asitler meydana geldi
Milyarlarca sene evvel, ilk defa su içinde protoplazma husule geldi
Bunlardan ilk amibler meydana çıktı
Hayat suda başladı
Sudan karaya çıkan canlılar, havadan amino-asitleri alarak proteinli bünyeler meydana getirdiler
Görüldüğü gibi, bütün canlılar sudan gelmektedir ve ilk canlılar suda teşekkül etmiştir) diyorlar
Şimdi, âyet-i kerimelerde ne buyurulduğuna bakalım:
(İnkâr edenler, bütün canlıları sudan yarattığımızı bilmezler mi?)
[Enbiya 30]
(İnsanı sudan
[meniden]
yaratarak erkek ve kadın akrabalar yapan Allah’tır
)
[Furkan 54]
(Yerin yetiştirdiklerinden, insanların kendilerinden ve henüz mahiyetini bilmedikleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allahü teâlâ her türlü ayb ve noksandan münezzehdir
)
[Yasin 36]
Burada, nebatatı ve hayvanatı tetkik edenlere ve bunların yanında (Bilmedikleri şeyler) buyurarak, insanların ancak zamanla ve yavaş yavaş bulabildikleri, atom enerjisi gibi, yeni kaynakları inceleyen ilim adamlarına imalar, işaretler vardır
Nitekim âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki:
(Gökleri ve yerleri yaratması, renklerinizin ve lisanlarınızın ayrı olması, Onun varlığının âyetlerinden
[işaretlerinden]
dir
Doğrusu burada âlimler
[anlayış sahipleri]
için ibret vardır
)
[Rum 22]
Demek oluyor ki, (lisan ve renk farklarında) henüz bizim bugün daha bilemediğimiz bazı incelikler vardır
Bunlar zamanla meydana çıkacaktır
Şimdi, dünyanın sonu hakkındaki malumatımızı tetkik edelim
Fen adamları, (Dünyanın muhakkak sonu gelecektir
Nitekim, kâinatta bazen bir seyyare parçalanıp ortadan kaybolmaktadır
Bizim tetkiklerimize göre, dünyamız, önceden kat’i olarak hesap edemediğimiz bir zaman sonra, muvazenesini kaybederek param parça olacaktır) demektedirler
Halbuki bunu Kur’an-ı kerim bize 1400 sene evvel bildirmiştir
Âyet-i kerimelerde mealen buyuruluyor ki:
(Yer dehşetle sarsıldıkça sarsıldığı, yeryüzü ağırlıklarını dışarıya çıkardığı zaman
)
[Zilzal 1,2]
(Size,
[varlığına ve birliğine delalet eden]
âyetlerini, mucizelerini gösteren, size gökten rızk indiren Odur
Bu âyetlerden, işaretlerden Allah’a inananlardan başkası ibret almaz
)
[Mümin 13]
Buradaki
(gökten rızk indiren)
tâbiri, çok kereler Musa aleyhisselam ve kavmi, çölde yolunu kaybettiği zaman, gökten inen (Kudret helvası) denilen ve bugün de susuz yerlerde peyda olan Manna adlı şekerli maddeyi işaret olabilir denilmiştir
Halbuki bu açıklama yanlıştır
Tefsir kitaplarında, âyet-i kerimedeki
(Size gökten rızk indiren)
mealindeki kısım,
(Size gökten rızkınızın sebebi yağmur ve gayrilerini
[kar, rutubet]
indiren Allahü teâlâdır)
şeklinde tefsir buyurulmuştur
Çünkü Allahü teâlâ, bizim rızkımızı hakikaten semadan indirmektedir
Bunu biraz izah edelim
Bugün, en büyük fen adamları, dünyada albüminlerin, proteinlerin nasıl meydana geldiğini şöyle izah etmektedir: (Yağmurlu günlerde yıldırım ve şimşeklerin tesirleri ile havadaki oksijen ve azot birleşerek renksiz azot monoksit gazını meydana getirmekte, bu gaz tekrar oksijenle birleşerek, turuncu renkli azot dioksid, diğer taraftan yine yıldırım ve şimşeklerin tesiri ile havadaki rutubet ve azottan, amonyak meydana gelmektedir
Azot dioksid ise, rutubetin tesiriyle nitrik aside dönüşmekte, bu sefer nitrik asit ile amonyak, yine havada bulunan karbonik asitle birleşerek amonyum nitrat ve amonyum karbonat hasıl olmakta, meydana gelen bu tuzlar, yağmurla yer yüzüne inmektedir
Yer yüzünde bu tuzlar toprakta bulunan kalsiyum tuzları ile birleşerek kalsiyum nitratı meydana getirmekte, bu tuz da nebatat [bitkiler] tarafından mass edilerek [emilerek] onların yetişmesine sebep olmaktadır
Bu nebatatı yiyen insanlarda ve hayvanlarda, o maddeler muhtelif proteinlere, [ki bunların arasında albüminler de vardır] tehavvül etmekte ve bu hayvanların etlerini, sütlerini, yumurtalarını yiyen insanları beslemektedir
O halde, insanların rızkı, Kur’an-ı kerimde bildirilmiş olduğu gibi, semadan gelmektedir
)
Son olarak, Kur’an-ı kerimin Muhammed aleyhisselamın en büyük mucizesi olduğuna dair, herkesin bildiği bir olayı, bir hakikati burada tekrar hatırlatalım:
Müslümanlığı tercih edenlerin arasında denizaltı araştırmaları ile bütün dünyanın yakından tanıdığı, dünyanın en meşhur denizaltı kâşiflerinden Fransız ilim adamı Kaptan
Kusto
yer alıyor
Televizyonda yayınlanan
Yaşayan Deniz
programı ile okyanusların sırlarını bir bir gözler önüne getiren Kaptan Kusto, İslam dinini tercih etmesine asıl sebep olan vak’anın, Atlas Okyanusu ile Akdeniz sularının birbirine karışmadığını tespit ettikten sonra, bunun 1400 sene önce dünyaya indirilen Kur’an-ı kerimde beyân buyurulduğunu görmesi olduğunu bildirdi
Kaptan
Kusto
, İslam dinini tercih etmesine sebep olan hadiseyi şöyle anlattı:
(1962 senesinde Alman ilim adamları, Aden körfezi ile Kızıldeniz’in birleştiği Mendeb boğazında, Kızıldeniz’in suyu ile Hind Okyanusunun suyunun birbirine karışmadığını bildirmişlerdi
Biz de, Atlas Okyanusu ile Akdeniz’in sularının birbirine karışıp, karışmadığını tetkik etmeye başladık
Evvela, Akdeniz’in kendine has sıcaklığı, tuzluluğu ve kesâfeti ile ihtiva ettiği canlıları tespit ettik
Aynı tetkikatı Atlas Okyanusunda tekrarladık
İki su kütlesi binlerce seneden beri Cebelitarık boğazında birleşiyordu
Bu vaziyette, iki su kütlesinin karışması ile tuzluluk, kesâfet gibi unsurların birbirlerine müsavi, hiç olmazsa yakın olması icap ediyordu
Halbuki, her iki denizin en yakın kısımlarında bile deniz suyu kendi hassasını koruyordu
Yani, iki denizin birleşme noktasında bir su perdesi iki deniz suyunun birbirine karışmasına mani oluyordu
Bu hâli anlattığım [İslamiyet'i seçerek müslüman olan] Profesör Maurice Bucaille, bunda şaşılacak bir şey olmadığını, İslam’ın kudsi kitabı Kur’an-ı kerimin bunu açık bir şekilde yazdığını söyledi
Hakikaten bu hâl Kur’an-ı kerimde açıklanıyordu
Bunu öğrenince Kur’an-ı kerimin (Allah kelamı) olduğuna inandım
Hak din olan İslamiyet’i seçtim
)
Birbirine karışmayan iki denizin bulunduğu hususunda birkaç âyet-i kerime vardır:
(Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerinin ki tuzlu ve acı iki denizin arasına bir engel, aşılamaz bir serhat koyan Odur
)
[Furkan 53]
(İki deniz, birbirine bitişik iken,
[Rabbinizin koyduğu engel ile]
birbirine karışmaz
)
[Rahman 19, 20]
(
iki deniz arasına perde koyan
)
[Neml 61]
(İki denizden biri tatlıdır, harareti keser, içimi kolaydır
Diğeri de tuzludur, boğazı yakar
)
[Fatır 12]
Yukarıdaki bilgileri, (Kur’an-ı kerimde bildirilen şeyler, fen bilgilerine uymuyor, Muhammed “aleyhisselam” arkadaşlarıyla kendi yazdı) diyenlere cevap olarak yazıyoruz
İslam âlimleri, tefsir ilminin mütehassısları, âyet-i kerimeleri, zamanlarındaki fen bilgilerine göre tefsir etmişlerdir
Biz burada, Kur’an-ı kerimin her asırdaki fen bilgilerine uygun olduğu gibi, en yeni keşiflere de muvafık olduğunu göstermek istiyoruz
Her âyet-i kerimenin birçok, hatta sonsuz manası vardır
Çünkü, Allahü teâlânın bütün sıfatları gibi, kelam sıfatı da sonsuzdur
Bu manaların hepsini, ancak Kur’an-ı kerimin sahibi, yani Allahü teâlâ bilir
Bunların çoğunu sevgili Peygamberine bildirmiştir
Bu mübarek Peygamberi de, münasip gördüklerini Eshabına haber vermiştir
Yukarıda verdiğimiz malumat, o manalar deryasından birkaç damla olabilir kanaatindeyiz
Şimdi biz, bütün bu fen adamlarına, (Acaba bu hakikatleri bundan tam 1400 sene evvel, okuma yazma öğrenmemiş olan bir zat düşünebilir miydi?) diye soracak olsak, onlar: (Böyle şey olur mu? Bugün, bu hakikatlere varmak için, insanlar sayısız kitaplar okumuşlar, sayısız tecrübeler yapmışlar ve ancak asırlardan sonra, bu hakikatlere varmışlardır
Bu tecrübeleri yapabilmek için, uzun seneler okumak, muazzam laboratuvarlar kurmak, birçok hassas aletleri hazırlamak ve kullanmak icap eder) diyeceklerdir
O halde, okuma yazma öğrenmemiş olan ve tamamen cahil bir muhitte yetişen bir zatın, böyle muazzam ilmi hakikatleri kendiliğinden bulup ortaya koyması düşünülebilir mi? Elbette ki düşünülemez
O halde, Kur’an-ı kerimin Muhammed aleyhisselam tarafından yazıldığı iddiasını yapmak hiçbir bakımdan doğru değildir
Bugün, birçok gayretlerden sonra, elde edilen hakikatleri bize 1400 sene evvel bildiren bir kitab, ancak
Allahü teâlânın Kitabı
olabilir
Böyle muazzam bir kudret, insanlarda olamaz
Ancak
Allahü teâlâda
vardır
Yukarıdaki hususları dikkat ile okuyan herkes, buna inanacaktır
Buna inanmamak taassup, inatçılık ve cahillik olur
Muhammed aleyhisselam Kur’an-ı kerim surelerini neşr ederken, ancak Allahü teâlânın kendisine vahiy ettiği sözleri nakil ediyor, bunları O da, diğer insanlarla birlikte öğreniyordu
Beden bilgisi ve din bilgisi
Sual:
Tam İlmihal'de, beden bilgisi, din bilgisinden önce geldiği bildiriliyor
Buna göre, tıp bilgilerini, din bilgilerinden önce mi öğrenmek gerekir?
CEVAP
Dinin emirleri, bedenin sağlam olması ile yapılabilir
Beden sağlam olmazsa, cihad yapılamaz, oruç tutulamaz, düşmana karşı, vatan savunulamaz
Hastalanmamak için, gerekli tedbirleri almak ve hastalanınca da, tedaviye başvurmak gerekir
Temizliğe ve yeme içme adabına riayet eden kolay kolay hastalanmaz
Tam ilmihalde, dinimizin tıp ilmine verdiği önem anlatılıyor
Yoksa, lüzumlu olan din bilgilerini bırakıp da, tıp kitapları okumak gerekmez
Her okuyan da, anlayamaz
Kitap okumakla tıp, beden bilgisi öğrenilmez
Tıp ilmini öğrenmek farz-ı kifayedir
Yani herkese farz değildir
O mesleği yapacaklara farzdır
Pozitif ilimler
Sual:
Fen bilgileri için, pozitif ilimler demek doğru olur mu?
CEVAP
Bu tür ifadeleri, ilk önce Avrupalılar kullandı
Hurafelerle dolmuş, her türlü ilmi çalışmaya engel ve zıt dini inançlarının bozuk, olumsuz, faydasız, zararlı olduğunu anlatabilmek için, fen bilgilerine; faydalı, olumlu, pozitif ilimler demek zorunda kaldılar
Müslüman olarak, bu tür ifadeleri kullanmamak, daha uygun olur
Fen bilgisine pozitif [olumlu] ilim denince, din bilgileri negatif [olumsuz] ilimmiş gibi bir anlam çıkabilir
Fen bilgileri de, İslam bilgilerinin bir koludur
Çünkü İslam bilgileri, iki kısımdır:
1-
Naklî bilgiler [din bilgileri]
2-
Aklî bilgiler [fen bilgileri]
Dantel
Mumsema
Frmacil
Tags
:
dinimiz
,
fennin
,
ilerlemesi
Fennin ilerlemesi ve dinimiz ile ilgili Benzer Konular
95 Kez Görüntülendi
Dinimiz de Mezdeke türü ilahiler caizmidir??
Sorular ve Cevaplar
İçki, dinimiz ve sağlığımız
Sorular ve Cevaplar
Dinimiz ve adalet
Dini Sohbet
Dinimiz ve kölelik
Dini Sohbet
Dinimiz ilerlemeyi emrediyor
Dini Sohbet
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
11:26
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552
553