FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
Eğitim Bölümü
>
Biyografi & Otobiyografi
>
Düşünürler-Flozoflar
Frederic Nietzsche
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
Bize Ulaşın
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Frederic Nietzsche ile ilgili Benzer Konular
584 Kez Görüntülendi
Frédéric Chopin (Frédéric Chopin Kimdir?
Ünlü Erkek Sanatçı Biyografileri
NIETZSCHE AĞLADIĞINDA roman özeti
E-Kitap
Friedrich Wilhelm Nietzsche (Nietzsche Kimdir? - Nietzsche Hakkında)
Düşünürler-Flozoflar
Friedrich Wilhelm Nietzsche - Deccal
E-Kitap
İki adet Nietzsche kitabı...
E-Kitap
Max Ferdinand Scheler
|
Farabi
Konu Araçları
04-02-2008
#
1
Profil Bilgileri
anapaloglu
Frederic Nietzsche
Frederic Nietzsche başlıklı yazı Mumsema Frederic Nietzsche Forum Alev
"Yanılma girdaplarının içinden çıkan flüt seslerine kulak verenler, şıpsevdiler, gizemlerden sarhoş olanlar
sizlere sesleniyorum
Sizlere şimdiye kadar düşünülmemiş bir görüşle, yeni ümitler getiriyorum
"
Frederic Nietzsche (Niçe), eleştirilerindeki hafiflik, şiirsel ve ateşli üslubu nedeniyle uzun yıllar filozof sayılmamıştır
Son zamanlarında akıl hastası olması da yazdıklarını akıllı bir insanın yazamayacağı biçiminde yorumlanmıştı
Eserlerinin ölümünden sonra Nazi propagandalarında kullanılması da hakkındaki kötü yorumlan güçlendirmiştir
Ancak günümüz düşünsel görüşlerine etkisi o kadar fazla olmuştur ki, 20
yüzyılın ikinci yarısı onu "bir felsefe otoritesi" olarak kabul etmiştir
Niçe'nin görüşlerini Sokrat öncesi düşünürler, bilhassa Heraklites ve Stoacılar etkilemiştir
Önceleri Şopenhaur'un, daha sonra Wagner'in görüşlerinden de etkilenmiş, ancak bir süre sonra her ikisine de cephe almıştır
Niçe görüşlerini ısrarla direten bir düşünürdür
"İyi ve Kötünün Ötesinde" adlı yazısında şöyle der: "Bugüne kadar ki filozofların tamamının yazılarını okudum ve öğrendim, hepsi de iradesiz bir akılcılıkla düşünmüşler
Halbuki birey, hele filozof olmuşsa, kişiliksiz düşünmemelidir
Ahlak görüşleri de net olmalı, kararlılığı işaret etmelidir
"
Niçe'nin bu yazısı, görüşlerini açıklarken takındığı hem teorik, hem de uygulamalarındaki tutumunu iyi açıklıyor
Niçe'ye göre felsefe yoktur, sadece evrensel ve bireysel anlamlar çıkarmaya çalışan, yaşamları düşünmeyle geçen filozoflar vardır
Niçenin görüşleri de, eserlerinde göründüğü gibi Batı tarihi dışına çıkamamıştır
Onu anlamak için zamanının toplum düzeyini sürekli göz önünde bulundurmak gerekir
1844 yılında, Almanya da, Leibzig yakınındaki Röchen"de doğdu
Babası soylu bir Polonya ailesindendir
Annesi Alman dı
Niçe soyluluğuyla (soylu kanıyla) övünürdü
Bu yüzen kendini nasyonalist düzen sınırlan üzerinde hissederdi
Fakat aynı zamanda "Zerdüşt Böyle Dedi" adlı eserinde "Kan gerçeğin en kötü işaretidir" de demiştir
Bir Protestan papazı olan babası, Niçe 5 yaşındayken vefat etti
Annesi de bir papaz ailesindendi
Tüm çocukluğu, annesi, kız kardeşi Elizabet ve iki teyzesiyle birlikte, kadınlardan oluşan bir ortamda geçmiştir
6 yaşında ilkokula başladı ve ertesi yıl liseye hazırlayan özel bir enstitüye girdi
Burada 3 yıl okudu
Ailesi onu papaz olması için yetiştiriyordu
1859 da burslu olarak Pforta Okulunu kazandı
Okul hümanist ve Lüterci gelenekleriyle iyi papazlar yetiştirmekle ün yapmıştı
Okulun önde gelen öğretisi, kişinin kendisini disipline sokması yöntemleriydi
Orada Sofoklesi, Eşil'i, Platon'u okudu
Eski Yunan ve Latin kültürü onu derinden etkilemiş ve eserlerinde sürekli bu kültürleri örnek göstermiştir, İbranice ve İngilizce de öğrendi
En çok sevdiği ders Alman edebiyatı ve tarihiydi
Matematik ve fizikle arası pek iyi değildi
Bu nedenle Niçe yaşamı boyunca hep bilimsel formasyonunun eksikliğinden yakınmıştır
1864 de Bonn Üniversitesi Latin ve Grek Filolojisi ve Teoloji bölümlerine girdi
1865 de ise, sevdiği filoloji alanında daha iyi olan Leibzig Üniversitesine geçti
Burada hocası olan Şopenhaur'un coşkulu derslerinden, onun felsefi konuşma ve yazma üslubunu kapmıştır
Yazılarında, Şopenhaur'un "İrade ve Temsil Olarak Dünya" adlı eserinde "İnsanı gerçekten var edenin irade olduğu, akıl, zeka, düşünce ve muhakeme olmadığı" görüşünü beğendiğini yazmıştır
Gene Şopenhaur'un; "İnsanlığın bu günkü kötü durumunun, okuduklarının anlamını anlamadan yönlendirilmiş körlerin eseri olduğunu ve insanlık bir defa böyle bir yanlış yola girdikten sonra da, toplumun yerlerini sürekli diğer körlere bırakmasıyla sürdüğü" görüşünü benimsemiştir
Halbuki gerçek insanlık içgüdülerimizin doğurduğu arzularımızla gelişir
İnsan da arzularına bilinçsiz uyar
Yaşamak, istemek, arzu etmek demektir
Fakat bu istek amaçsız, anlamsız olursa, insanı bir köpek sürüsünün bilinçsiz oyuncağı yapar
Öyleyse arzularımızı seçmeye çalışmalıyız ve gerçekleştirmek için irademizi kullanmalıyız
Niçe daha sonraları, Şopenhaur'un arzu ve irade görüşlerini çok abartarak, arzu ve iradeyi yaşamın ve insanlığın gelişiminin tek şartı olduğu görüşüyle Şopenhaur'dan ayrılmıştır
Niçe Lange ve Kant'ı da iyi incelemiş ve metafiziğin bilimin ilerlemesini engellediği görüşünü tutmuştur
Bundan böyle teolojiyi, kaba ve basit bir göz boyama biçiminde görmeye başlamıştır
Ona göre teoloji, hem felsefeden ayrılmalı, hem de felsefeye bir çıkış temeli oluşturmamalıdır
1868 de dil kaynakları üzerine yaptığı bir çalışmayla, Üniversite yarışma ödülünü kazandı
Bu çalışmasında, filolojinin felsefeye, yani evrensel açıklamalara girmenin tek yolu olduğu üzerinde ısrarla durmuştur
Leibzig'de kişiliklerini beğendiği insanlarla arkadaşlıklar kurmuştur
Bunlar arasında bilhassa Richard Wagner'i, modern zamanların Eşil'i, trajedinin yeniden doğuşunun kahramanı biçiminde görmüştür
25 yaşında parlak bir öğrenci olarak göze çarpan Niçe, tezini tamamlamadan, Bale Üniversitesi Klasik Felsefe Hocasının tavsiyesi üzerine, aynı Üniversitenin "Dil ve Eski Yunan Edebiyatı Kürsüsü"ne atanmıştır
10 yıl boyunca bu kürsüdeki öğretim üyeliğini sürdürmüştür
Bu arada Wagner ve karısı Cosima ile sıkı ilişki kurmuş ve Trajedinin Doğuşu" adlı el yazısıyla hazırladığı yapıtını onlara okuyarak görüşlerini almıştır
1872 yılında bu eserini yayımlaması, üniversite ortamının sert tepkilerine neden oldu
Fakat Wagner bu eseri coşkulu bir biçimde yaşamı boyunca övmüştür
Fransa- Almanya savaşında kendi arzusuyla ambulans hasta bakıcısı oldu ve hastalardan difteri ve dizanteri kaptı
Çok ağır geçirdiği bu hastalıklar nedeniyle, 1873 de şiddetli baş ağrısı nöbetleri başladı ve görme bozukluğu oluştu
Hastalıkların görüşlerini güçlendirdiğini söyleyerek, bu durumundan pek fazla şikayetçi olmamıştır
1873-1876 yılları arasında "Uygunsuz Görüşler" adlı bir kitap yayımlamıştır
Yapıt kültür ve tarihe önem verilmesinin gerekliliği konusundaydı
Bu eserle Wagner'e olan bağları daha da güçlenmiştir
Fakat hastalığı ve herkesin eleştirdiği görüşleri, onu giderek daha çok yalnızlığa itmiştir
1875'de, giderek daha fazla bağlandığı müzisyen Peter Gost'u tanıdı
Görüşlerini sürekli onunla tartışmıştır
Gost, Niçenin çekinmeden fikirlerini açıklayabildiği tek dostu olmuştur
Bu dostluktan sonra yayınladığı “Daha İnsan, İnsan” adlı yapıtı ona bu dostluğun mutluluğunu yaşatmıştır
Eserinde Şopenhaur'u eleştirmiş ve görüşünü ondan kesin bir biçimde ayırmıştır
Eseri metafiziği sarsmış ve Wagner'le olan bağlarını da zayıflatmıştır
1876'da, Wagner'in Beyrutta yapacağı bir konuşma nedeniyle, ona refakat etti
Wagner'in bu konuşmasındaki Hıristiyan temaların görünür baskıları ve nasyonalizmi övmesi, onu hayal kırıklığına uğrattı
1877'den itibaren Wagner'in bu görüşünün benimsenmesi ve "Wagnerizm" adı altında topluma sürekli işlenmeye başlaması, Wagner'le olan bağlarını tamamen koparmıştır
1878 yılında hastalığının artması nedeniyle Bale Üniversitesindeki görevini bırakmak zorunda kaldı
Yaşamının bundan sonraki 10 yılı bir pansiyonda, yalnız danışmanlık görevi yaparak, yoksulluk içinde geçmiştir
Daha sonraki 9 yılı ise, görüşlerini daha iyi açıklayabilmek ve sağlığı yönünden iklimi daha iyi bir yer bulabilmek için sürekli seyahatlerle geçmiştir
1880-81 yıllarında yayımladığı "Aurore" (Şafak), "Daha İnsan, İnsan" ın açıklamalarının uzantısıdır
1881 yazında "İnsanlığın Üstünde 6000 Adım" ve "Sonsuza yeniden doğuş" eserleriyle görüşünü çok açık bir biçimde anlatmıştır
"Zerdüşt" ve "Bilmenin Neşesi" adlı eserleri bu eserinin içinden doğmuş ve felsefesindeki genel temaların açıklamalarını güçlendirmiştir
1882 yılında Lou Salome adlı zeki bir kızla tanıştı
Bu kişi Niçe ye ilk övgüyü yazmıştır ve daha sonraları Freud ve Rilke"nin dostu olmuştur
Niçe, görüşlerinin sadık savunucusu olan bu kızı çalışma arkadaşı yapmak istemiştir
Fakat onunla evlenme arzusu, kendisinden ayrı yaşayacağı nedeniyle, kız kardeşinin kıskançlığı yüzünden gerçekleşememiştir
Niçe 1882'de "Zerdüşt Böyle Dedi"nin ilk kitabını, 1883"de ikincisini, 1884 de üçüncüsünü ve 1884-85"de sonuncusunu yayımladı
Yüzyılın büyük kitaplarından biri yayımlanmıştı ama çağdaşları bunu anlayamamış ve başarısız kabul ettikleri çabasına üzülmüşlerdi
1886"dan itibaren daha sık yazmaya başladı: 1886 da "Bilme Sevinci" ve "İyi ve Kötünün Üzerinde", 1887 de "Ahlakın genealojisi" 1888 de "Wagner Olayı" "İdollerin Grup Vakti", "Wagner'e Karşı Nietzsche", "İsa'ya Karşı" ve "Ecce Homo"
Ateşli bir biçimde yazılmış bu 5 yapıttan sonra Niçe'nin son yılları talihsizlikler içinde geçmiştir
3 Ocak 1889'da bir at arabası kazası geçirdi ve bilincini kaybetti
Annesi onu Bale'deki bir psikiyatri kliniğine yatırdı
Günlerini 1897 yılına kadar annesinin bakımı altında, daha sonra da Weimar"da kız kardeşinin bakımı altında geçirdi
25 Ağustos 1900'de vefat etti
Eserleri arasında çok sayıda tamamlanmamış yazılar vardı
Bunların toplamı tüm yapıtlarının yarısından daha fazladır
Yazılar ölümünden sonra, kız kardeşinin izniyle "Gücün İradesi" adı altında yayınlanmıştır
Zamanın politik eğilimi bu eseri Nazizimle bağdaştırmıştır
Fakat daha sonra kız kardeşi eserin ustaca yapılmış montaj olduğunu ve Niçe'nin gerçek görüşlerini yansıtmadığını açıklamıştır
Niçe'nin amacı "Üstün İnsan" olmadır
Fakat anlaşılması çok güç olan bu görüşün iyi bir biçimde açıklanmaya gereksinimi vardır
Bunun yanında, Niçe felsefesini simgelerle anlattığından, kolay anlaşılmayan bir filozoftur
Yapıtları uzun incelemeler ve bundan çıkarılan tefsirlerle anlaşılmaya çalışılır
Niçe "Üstün İnsan" deyimini, Göte"den almıştır
Bu deyimin çizgi romanlardaki "Süpermen"le "hiç bir ilgisi yoktur
SS subaylarının soy kurutmaları ile de hiç bir ilgisi yoktur
Nazizim, yanlış ve maksatlı tefsirler, terbiyesiz, namussuzca davranışlarla, Niçe'nin yapıtlarında her zaman eleştirdiği ve kesinlikle reddettiği bir görüşü ona mal etmeye çalışmıştır
Niçe, Nazizim devrinde yaşamış olsaydı, her halde en etkin karşıtlarından biri olurdu
Üstün İnsan kavramı, insanlığın Allah tasarımından kurtulduktan sonra nasıl gelişebileceğini açıklamak için kullanılmıştır
"Zerdüşt Böyle Dedi" adlı eserinin ön sözünde şunları yazıyor:
"Sizlere üstün insanı tanıtıyorum
İnsan bazı durumları aşması gereken bir varlıktır
Aşmak için üstün insan olmak gerekir
İradeniz: "Üstün insan dünyanın anlamıdır" demelidir
Dünyanın anlamı, tabii Tanrının anlamına ters düşüyor
"
Duygusal insan ve Nihilizm (Yokçuluk) eleştirisi:
Niçe Hıristiyanlık değerlerini tümden eleştirmiştir
Ona göre Hıristiyanlık insanlığı yanlış olan ahlak değerleri içine hapseder
Bir taraftan göz boyayıcı sözlerle bilinç gücünü kısıtlarken, öte yandan insanları bilinçsizliğe zorlar
Hıristiyanlık değerleri ahlakı öldürmüştür, diyordu
Buna dinsel değerler neden olduğuna göre, din yerine daha pozitif yeni değerlerin bulunması ve konulması gerekmektedir
Bunu da ancak "Üstün insan" yapabilir
Üstün insan, şimdiye kadar insanlığın oluşturduğu geleneksel kavramların üzerine çıkabilen insandır
Çünkü şimdiye kadar oluşturulmuş tüm değerlerin insanlığı yanlış yola götürdüğü açıkça görülmektedir
Ecce Homo (Üstün İnsan) kavramı:
Üstün insan sözcüğünü, daha yetkinleşmiş, daha tamamlanmış bir insan tipi için kullanıyorum
Modernlere, Hıristiyanlığın işaret ettiği iyilere ve tüm öteki nihilistlere karşıt olan, Zerdüştün diliyle düşünmeye kendini verebilmiş insan için kullanıyorum
Bu sözcük şimdiye kadar insanların kabul ettikleri değerleri yüceltenler için, yanlış olarak kullanılmıştır
Zerdüştün üstün insanı ise bu anlamın tam tersi bir anlam taşır
Sağlıklı ve akıllı olan bir üst insan toplumun ideal tipi olmalıdır
Peki Niçe Hıristiyanlığa neden karşı? Çünkü Hıristiyanlık insanları duygusal bir ahlaka sahip olmaya çağırıyor
Halbuki duygusal insan iki yönden topluma, insanlığın gelişimine zararlıdır: Bir defa duygusal insan olaylar karşısında etkinlik gösterme yerine, duygulanır
Duygusal insan öte yandan yalnız kendisi için değil, çevresindekiler için de duygulanır
Kanımca böyle kişiler insanlık adına günah işliyor
Duygulanmakla önce kendini cezalandırıyor
Kendinden intikam alıyor
Sonra da diğer insanlara yöneliyor
Onları da cezalandırmak için
Tıpkı papazların insanları cezalandırdığı gibi
Bu nedenle içinde bulunduğumuz zaman insanlık değerlerinin krizi biçiminde değerlendirilmelidir
Geleneklerin getirdiği yaşam biçiminin krizi içindeyiz
Günümüzdeki temel değerlerin yanlış olduğu ortadadır
Göreceli olan bu geleneksel değerlerin artık tarih içinde kalması gerekir
Çünkü bu tarihsel değerlerin getirdiği sıkıntıyı modern insan maskeliyor
Halbuki modern insan bir taraftan da, yüksek kabul ettiği bu değerlerin kurgusal bir temelden, kökenden geldiğini de anlıyor
Latince "Nihil" hiç anlamınadır ve nihilizm sözcüğü hiçlik kavramını açıklar
Yani bizler bir hiçlik içinde kararsız bir durumda kendi kendimizi sıkıntılar içine sokuyoruz
Bizler sıkıntılı, kötümser bir durumdaysak, bu olay bize sadece temel yüksek değerlerimizin yanlış olduğunu gösterir
Bu hiç" i, etkin bir güce dönüştürmek gerekir
Hiçliğin hayran olunacak bir yanı bulunamayacağına göre, bu hiçliğin içine dalmakla hiç bir kaybımız olmaz
Toplumu bu durumdan ancak zorla, totaliter bir rejimle kurtarabiliriz
Niçe'nin bu görüşü yanlış anlaşılarak, Hitler rejimini güçlendiren bir görüş biçiminde yorumlanmış ve çok güçlü tepkilere neden olmuştu
Halbuki dikkatli bir değerlendirmeyle, Niçe'nin nihilizmi savunmadığı, tersine daha güçlü bir biçimde eleştirmek için savunuyor göründüğü, anlaşılacaktır
Niçe devam ediyor: Hıristiyan yüksek değerleri boş inançlar üzerine kurulmuştur
Bu değerler hiç"i insanlardan saklamak için icat edilmiş ilaçlardır
Sağlam temellere oturmadığı halde, bu geleneksel değerlerin hala yaşamını sürdürmesinin nedeni, bunları korumak için papazlar gibi insan topluluklarının kullanılmasıdır
Papazı, kilisenin basit bir üyesi gibi kabul etmeyin
O yeteneksiz bir bilincin tipik örneğidir ve ona öğretilen etkinliklerle insanları etkiler
Günümüzde bile, bazı düşünürler Niçe'yi, insanlığı zayıflıkla, esirlikle ve koyun sürüsü gibi yanıt veremeyecek, etkinlik gösteremeyecek bir durum içinde göstermesiyle eleştirirler
Fakat Niçe insanlara hakaret etmiyor
Söylediği, geleneklerin getirdiği etkinliklerin dışında başka tür bir etkinlik göstermektir
Gelenekleri eleştirmenin yalnız düşünce düzeyinde kaldığıdır
İnsanın zorunlu bir biçimde gelenekleri uygulamasıyla, insanlık onların getirdiği acı, ıstırap içinde kalmaktadır
Öyleyse önemli olan, bizleri bu ıstıraplı var oluşumuzdan kurtarabilecek asıl gerçek değerleri araştırmaktır
Bu nedenle hayallerin, rüyaların, hatta tanrı tanımazlığın bile gerçek değerler olup olmadığını anlamak için, denemek gerekir
Niçe'ye göre Hıristiyanlık insanda kendi içine dönen duygusallıktan başka bir şey değildir
Duygusal insan zayıf insandır
Zayıf insan, insanlığın gelişimi yönünde etki gösteremediğinden, bu etkiyi kendisine gösterir
Bu etki kendi kendini yıkmadır
Bu etki bilinçsiz ölüm arzusundan başka bir şey değildir
Bu bir hiçliktir
Nihilizm"dir
İnsanın mutsuz olması nedeniyle kendi kendinden intikam almasıdır
İnsan içinde bulunduğu hiçliği maskelemek için, kendinden intikam alır
Daha sonra da güçlü olanlara, duygusallıktan kaçabilen insanlara döner
Onlardan da intikam almak için
Onları da kendi kendilerini yıkmaya zorlar
İç güdüleri, var olmanın değerinin savaşmak, mücadele etmek olduğunu gösteren insanları, başkalarıyla tartışmanın, mücadele etmenin kötülüğüne inandırmaya zorlar
Çünkü geleneksel ahlak değerlerimiz bu tip bir davranışı istemektedir
Papazlar, dindar kişiler insanı daha iyi yapmak varsayımıyla etkinlik gösterecek güçte olanlardan intikam arzusuyla yanıp tutuşur
İnsanlığı geliştireceği ileri sürülen Hıristiyan değerlerin, insanları gerçek bir esarete, sindirmeye götürdüğü ortadadır
Güçlülerin kötü olduğu ve onları iyi olmaya zorlamak yönünde etkinlik göstermek gerektiği, bu değerlere dayanarak işleniyor
Yanıltılan, baştan çıkartılan güçlü insan da, ister istemez kendi arzusuyla iç güdülerini baskılama yoluna dönüyor
Toplum güçlü insanları aşağılama yoluyla zayıflatmaya çalışıyor
Hatta baskı altına alamadıklarını suçlandırıyor, cezalandırıyor
İç güdülerini baskılamazlarsa bu davranışların kendilerini hoş olmayacak durumlara sürükleyeceğini işliyor
Halbuki iç güdüler kırılacağına, yüceleştirilmelidir
İç güdüyü yüceleştirmek demek, ona başka bir amaç vermek demektir
Niçe'ye göre insanda iki türlü sıkıntı vardır:
- Biri iç güdüleri baskılamaktan gelen iç sıkıntısı
Bu yıkıcıdır
- Öteki yaratıcı bir amaç için, iç güdüleri kırmadan, onları disiplin altına sokmanın getirdiği iç sıkıntısı
Bu pozitiftir
İnsanın ve insanlığın gelişmesine katkı yapar
İşte Niçe'nin zamanındaki görüşü budur
Ona göre duygusal insanlar zayıftır
Esirdirler
Fakat Niçe bu sözcükleri fiziksel veya politik anlamda kullanmamıştır
Esirler, kendi kendilerinin esiridir
Bu kişiler bir şeye bağlanmadan, dayanmadan yaşayamazlar
Dayandıkları ise geleneksel ahlaktır
Onlar geleneksel ahlakın uygulayıcılarıdırlar
Koyunlardır
Fakat ne yazık ki toplumda bu tip insanlar hüküm sürüyor
Yanlış ahlak değerlerinin toplumdaki yaşamını bu insanlar sürdürüyorlar
Çünkü bu tip davranış kolaylarına geliyor
Esirler iktidarda
Hatalı var oluşlarının intikamını almak için güçlülere de saldırıyorlar
Onları; gururun kötü olduğunu, asıl özverili davranışın gururu yenmek olduğunu işleyerek, kişiliklerinden şüphelendiriyorlar, intikam alıyorlar
Toplumun suçlandırdığı güçlüler, gerçekte diğer insanlardan üstün oldukları halde, artık kendilerini üstün kabul etmek istemiyorlar
İşte Niçe'nin zayıf ve güçlü (üstün) insan tarifi budur
Fakat bu görüşünü açık bir biçimde açıklayamamıştır
Niçe'ye göre, günümüzün insanı kendini nihilizmden, hiçlikten kurtulabilmek için yeni bir yol bulmalıdır
Nihilizmin kaynağı geleneksel değerler olduğuna göre, yeni ahlak değerleri bularak içinde bulunduğumuz nihilizmden kendini kurtarmalıdır
Tanrı ölmüştür
Tanrı yoktur
Tanrı tanımaz (ateist) bir çağ gelmelidir
Fakat gerçek bir ateizmin gelmesi gereklidir
Yoksa tanrının yerini, zayıflığa yardım edecek başka değerlerle doldurma gerçek bir ateizm değildir
Burada dikkat edilmesi gereken, Niçe'nin tanrı derken Hıristiyan, yani judeo-kretien (Yahudi-Hıristiyan) ahlakı suçlandırmasıdır
Yalnız Judaizmi (Yahudiliği) itham etmemektedir
Ancak Hitler rejimi ahlaksız ve fütursuz bir biçimde Niçenin bu görüşünü kendi çıkarına göre yorumlamış ve İncilin yalnız "Eski Ahid" bölümünü, Musaya ait olan bölümünü reddederek, bu görüşü Yahudileri yok etmekte bir dayanak gibi kullanmıştır
Halbuki Niçe hem eski, hem de yeni Ahidi (Hristiyanlık) birlikte itham etmektedir
Niçe'ye göre, insanların içine intikam aşkını asıl sokan İsa'dır
Duygusal insanı kendinden intikam almayı arzulamaya yönlendiren psödo-altrüizmi (yalancı-özvericilik) İsa sokmuştur
Bunu müritleri olan papazlarda kolayca görebilirsiniz
Soyağacı yöntemi (genealogik Yöntem):
Niçe'nin ahlakı eleştirisi genealojik, geriye doğru kökene gitme biçimindedir
Araştırmalarında daima "Niçin?" sorusunu sorar
Örneğin "İyi nedir?" sorusu sorulduğunda, baştan iyinin var olduğu kabul edilmiştir
Fakat Nice, "Niçin iyi ve erdemli olmak gerekir? biçiminde sorar
Niçin iyi olmak istiyoruz? Neye dayanarak, erdemli olmak gerekir diyoruz
Bu genealojik bir soruşturma yöntemidir ve yanıtı için semptomatoloji (araz) gerekir
Gerçek filozofun derde deva bulabilmesi, sorunlara çözüm bulabilmesi için, genealojik soruşturması ve sanatkar olması, yani sorulacak soruları sanatkarane seçebilmesi gerektiğini söyler
Geleneksel ahlakın arazı (semptomu) duygusallıktır
Marks ve Freud"ün felsefelerinde olduğu gibi, Niçe'nin felsefesini de bu anlamda eleştirmelidir
Bunlara şüpheci filozoflar denir
Araştırmalarında, değerlerin, düşüncelerin arkasında bazı şeylerin saklanabileceğinden şüphe ederler
Niçe, iyi ve kötünün soy ağacını bir çok dilde incelemiştir
"İyi insan" sözcüğü tüm dillerde diğer insanlar arasından ayırt edilebilen insandır, seçkin insandır
Örneğin Roma İmparatorluğunda "Bonus Vir" (iyi insan), savaşta etkinlik göstererek, güçlü insan unvanını alan soylulara denir
Güçlü İnsan, Üstün İnsan
Niçe'ye göre "güçlü insan", güçlü iradesi olan insandır
Bu deyimi "iradenin gücü" deyimiyle karıştırmamalıdır
Nitekim, irade fiziksel güç gösterdiği andan itibaren, güç iradeyi yok eder
Yani irade gücü, "güçlü olmanın iradesi" demek değildir
Yalnız esir sürüler güçlü olma iradesi isterler
Sürüdeki öteki esirlerin arasında varlıklarını sürdürebilmek için
Tek başlarına kaldıkları zaman bunların bir iradeye sahip olması gerekmez
Niçe'ye göre, yalnız irade gücü, güçlü olmanın göstergesidir
Yalnız irade gücüne sahip olan insan yaratmak, vermek ister
İyi insan, politik anlamda güçlü olan insan değil, metafizik ve ahlak anlamında güçlü olan insandır
Böyle bir insan, hiç bir zaman kendini küçük ve zayıf hissetmez- Yani ahlakın işareti, iradenin gücüdür
Ahlaklı olmak, kendinin efendisi olmaktır
Bu görüş gerçek bir tanrı tanımazlıktır ve nihilist tanrı tanımazlığa (ölünce cezalandırılma) karşıt bir görüştür
Başkalarını kendinin esiri yapma ama kendinin efendisi olmaya çalış
Bu görüşünü "Zerdüşt Böyle Dedi" deki "3 değişim (metamorfoz)" adlı yazısında iyi açıklıyor
İnsanın 3 basamağı aşması gerekir:
- Önce deve olacaktır
Deve hayvanların en hamalı, en fazla yük taşıyanıdır
"Sen müstahak olduğun için bu yükü taşımalısın"
Başkalarının ortaya çıkarmış olduğu geleneksel değerleri yük gibi taşır
Bu devrede, gururunu kırabilmek için aşağılanmayı arzu eder
Deve de güdülmeye isteklidir
"Evet" der
Bu "Evet"in anlamı, düşünmeden yapılan göreve itaat etmedir
Bu esir görünümüdür
Yaşamak için başkasının yardımına gereksinimi olanların görünümüdür
- İkinci basamakta deve, aslana dönüşür
Aslan; geleneksel değerlere karşı isyanın görünümüdür
Aslan "Hayır" der
Değerlerin değişmesini ister
Tanrıların düşmanı olur
- Üçünü basamağa geçince aslan, çocuk olur
Çocuk ta "Evet" der
Fakat bu "Evet" itaat etme isteğinden gelmez
Kendinin efendisi (özgür) olma arzusunun "Evet" idir
Oyun oynayabilme iradesinin gücüyle ve çocuk saflığıyla evet der
Üstün insan bu "Evet" den başka bir şey değildir
Fakat tüm negatif kötülerden, geleneksel değerlerden kurtulmuş bir biçimdedir
Onun çocuktan farkı, çocuğun açılması, gelişmesi biçimindedir
Saf yaratıcılığa ve yüksek derecede vericiliğe doğru açılması biçimindedir
İradenin gücü yaratıcıdır
İrade gücü olan gerçek kahraman ve sanatkardır
Bir sanatkar olarak ta efendidir
Hem kendi kendinin efendisidir, hem de toplum içinde efendidir
İrade gücü sürekli bir yaratıcılıktır
Deneyimlerle güçlenen ve zaman içinde yaratan bir güçtür
"Sonsuza Yeniden Doğuş" kavramı işte burada ortaya çıkar
Sonsuza yeniden doğuşla üstün insan olmuştur
Üstün insan sonsuza yeniden doğuşa "Evet" diyendir
Bu doğuş, Stoacıların yeniden doğuşu değildir
Stoacılıkta yeniden doğma, her şeyin döngüsel bir biçimde tekrarlandığı bir ortama doğmaktır
Bu doğuş, Kantın emperatifleri gibi, ahlaksal bir biçimlenmedir
Artık "Ne istersen, İsteyebilirsin"
Hıristiyan ahlakına göre, acıların, üzüntülerin bir ödülle sonlanacağını ümit ettikçe, acıya katlanabilirsin
Fakat ümidin her defasında boş çıkması, her defasında yeniden başlama gereği bu ümidi kırar
Sonsuza yeniden doğuş (sürekli etkinlik) kavramı, acı, ıstırap ve kendini inkar etme arzusunu ortadan kaldırır
Kişi zayıflık hissetmeden etkinlik göstermekten sevinç duyar
Güçlü insan kendini var eden insanları da birer birer var etmeye çalışandır
Kendinin var olduğu duygusu, aynı zamanda kendini iyi hissettirir
O artık zayıf insanda hiç bir şey bulamayacağını anlamıştır
"Ben iyiyim, çünkü sen kötüsün"
Geleneksel ahlakın iyi olduğu görüşü reddedildiği zaman, güçlü insanın güzelliği kendiliğinden pozitif olur
Nicenin amacı insanı yeniden düzenlemek, rehabilite etmektir
İnsanlar kendi benimsediği hakim güçlerle, başkalarının yönettiği zayıf güçler arasında belirli bir yerdedir
Hakim güçler insanın kendi etkinliklerini oluşturan güçlerdir
Zayıf güçlerin etkinlikleri ise başkalarının yönetimiyle oluşur
Yöneticilerde hakim güçler çoğunluktadır
Bu kişiler kendi arzu ettikleri etkinliklerle ilerlerler
Yaratırlar ve yarattıklarından mutluluk duyarlar
Yönetilen güçlerin etkinliği ise hatıralara, geçmiş olaylara bağlıdır
Yöneticilerde her iki tip güç bir denge durumundadır
Hatıralar, gelenekler onu da etkileyebilir
Fakat bunlara büyük önem vermez
Onları unutmaya çalışır
"Unutma bir biçimdir ve sağlıklı gücün belirtecidir"
Niçe'ye göre bellek, suçluluk hissi, duygusallık getiren bir araçtır
Ona göre günah işleme diye ahlaksal bir sorun yoktur
Günah hataların getirdiği suçluluğu unutturma duyuşudur
Bellek hıncı saklar, kötüdür
Bellek, kendini itham etmek, kendi kendini yıkmak, kendinden intikam almak demektir
Belleğe bağlı olmak, bulunduğu durumdan çıkamayacağını kabul etmek demektir
Dinlerin, geleneklerin getirdiği acıları satın almak demektir
Özgürlüğünü kazanmış kişi de zaman zaman bulunduğu durumdan şikayetçi olabilir, fakat onu fazla önemsemez
Esir ise, önce kendini, daha sonra da başkalarını suçlandırmaktan zevk alır
Niçe, "üstün insan"ın, aynı zamanda yüksek kültürü olması gerektiğini de düşünüyordu
Zerdüşt Böyle Dedi"de bir ip cambazı hikayesi vardır: Cambaz ip üzerinde yürürken, diğerleri yukarı ona bakar
İp cambazı kayar ve düşer
Ölmek üzere son nefesini verirken Zerdüşt yanına gelir ve ona doğru yolda olduğunu söyler
Çünkü ip, üstün insan olmaya doğru yürümeyi simgelemektedir
Özgürlüğe tam bir güvenlik içinde yürünemez
Güçlü insan riskleri seven, göze alan insandır
Zayıf insan ise güvenliği için sürekli dayanak noktaları arar
Güvenlik garantisi arar
İp cambazı simgesi aynı zamanda kendinin efendisi olma isteğidir
Bunun için de ip üzerinde yürüme gibi deneyler gereklidir
O yürürken zayıflar sadece onu seyredebilirler
Meleyen kuzular sürüsü gibi
Örnekte cambaz düşüyor
Sonuca ulaşamadı
Fakat önemi yok
O doğru yoldaydı
İlerlemek için ipte yürümesi gerekiyordu
Zaten "Her zaman ölünmez" ve "Ölmeyenler daha güçlü duruma gelirler"
İşte bu yüzden felsefenin neden ve niçinlere yönelmesi, eleştirme gücü olması gerekir
Felsefe geleneksel göz boyayıcı değerlerin neden ve niçinlerini masaya yatırmalıdır
Çünkü üstün insan olmak, negatif, geçersiz değerleri dışlayabilmekle olanaklıdır
Onların yerine yaratıcı, şafağı müjdeleyen yeni pozitif değerler koyabilmekle olanaklıdır
Üstün insan toplumda belki bugün tek başınadır, ama yarın bir toplum oluşturabilir
"Bugün, geleneksel etkilerle davrananlar arasında yalnız başınıza, bir kenarda yaşayan siz, bir gün toplum olacaksınız
"Siz seçkin insanlar bir gün seçkin insanlar toplumunu oluşturduğunuz zaman, yeni üstün insanlar bu toplum içinden çıkacaktır
İnsanlık böyle gelişecektir
"
Bilgeliğin ve kendini korumanın bir başka yolu da, etkiyle etkinlik göstermenin olabildiğince seyrek olmasına çalışmaktır
Etkiyle etkinlik gösterme sadece içine düşülen şartlar ve durumlardan kurtulmak için yapılmalıdır
Aksi durumda, kendi özgürlüğünü her defasında bir kenara bırakmakla ilgili olan bu durum sıklaşırsa, insan farkında olmadan etkiyle etki göstermenin bir organı durumuna gelebilir
Örneğin cilt cilt kitapları devirmekten memnunluk duyan bir bilge, sonunda kendi düşünme yetisini kaybeder
Ciltleri yerinden oynatmadan düşünememe durumuna düşer
Çünkü bu bilge kitabın getirdiği fikirlerin etkisine yanıt vermiş oluyor ve farkına varmadan etkinin etkisini gösteriyor
Bilge tüm gücünü okuduğu fikri tasdik etmek veya ona karşı gelmek için harcıyor
Kendi dışında düşünenlerin görüşlerinden çıkanları eleştiriyor
"Bu tip bilgelerde kendini savunma iç güdüsü zayıflar
Bu bilge çökmekte, gerilemekte olan bir kişidir
Ben, özgür ve çok verimli kişiler gördüm, 30 una geldikten sonra okuyarak kendi kendilerini çökertmişlerdi
Farkında olmadan, başkalarının görüşlerinin etkinliğini göstermeye başlamışlardı
Bunlar kibrit çöplerine benziyorlar
Alev vermeleri için onları sürtmek gerek
Sabahın ilk saatlerinden itibaren, güneş yükselirken, akıl tüm tazeliğinde iken, saf irade gücü var iken dönüp bir kitabı okumayı ben kusur ve kötü alışkanlık kabul ediyorum
"
Saygı: Benim bir kitabımı eline almak yerine, kendi kendine dönebilme gücü olan kişiye, çok daha büyük saygı duyarım
Şartlara Rağmen: Kararlı olan her şey, şartlara rağmen doğar
Şeylerin Değeri: Var olan hiç bir şey yok edilmemelidir
Hiç bir şey fazla değildir
Hıristiyanların ve hatta nihilistlerin reddettiği var olmalar bile, değerlerin hiyerarşisi arasında belirli bir sıradadır
Prof
Dr
Asım Akin
19
10
2002
Dantel
Mumsema
Frmacil
Tags
:
frederic
,
nietzsche
Frederic Nietzsche ile ilgili Benzer Konular
584 Kez Görüntülendi
Frédéric Chopin (Frédéric Chopin Kimdir?
Ünlü Erkek Sanatçı Biyografileri
NIETZSCHE AĞLADIĞINDA roman özeti
E-Kitap
Friedrich Wilhelm Nietzsche (Nietzsche Kimdir? - Nietzsche Hakkında)
Düşünürler-Flozoflar
Friedrich Wilhelm Nietzsche - Deccal
E-Kitap
İki adet Nietzsche kitabı...
E-Kitap
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
03:34
.
Sayfalar
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552
553