FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
Eğitim Bölümü
>
Biyografi & Otobiyografi
>
Düşünürler-Flozoflar
Hz Mevlana'nın hayatından dersler
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
Bize Ulaşın
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Hz Mevlana'nın hayatından dersler ile ilgili Benzer Konular
207 Kez Görüntülendi
Yusuf (a.s.)'un Hayatından Dersler
Dini Sohbet
Mevlana'nın Yedi öğüdü
Dini Sohbet
Mevlana'nın başarı için 7 öğüdü!
Kişisel Gelişim
Mevlana'nın , Yunus Emre ile Karşılaşması ..!
Kıssalar & Hikayeler
Mevlana'nın 4 kapısı
Dini Sohbet
Darwin'in Türk düşmanlığı
|
Konfüçyüs (M.Ö.551 Shandong -M.Ö.479 Shandong)
Konu Araçları
19-06-2008
#
1
Profil Bilgileri
Nis@n
Hz Mevlana'nın hayatından dersler
Hz Mevlana'nın hayatından dersler başlıklı yazı Mumsema Hz Mevlana'nın hayatından dersler Forum Alev
Hz
Mevlana'nın
Hayatından Dersler
Şemseddîn Attâr anlatır: Mevlânâ bir gün câmide vâz ederken, mevzû; Hızır ile Mûsâ aleyhimesselâmın kıssasına gelmişti
Bu kıssayı, öyle fesâhat ve belâgat ile anlatıyordu ki, herkes nefesini kesip, can kulağı ile dinliyordu
Benim yanımda bir şahıs başını önüne eğmiş bir şeyler mırıldanıyordu
Kulak verdim, dediklerini anladım
"Sanki yanımızda idin, sanki üçüncümüz sen idin
" diyordu
Bunun Hızır olduğunu anladım
Yanına sokuldum
"Anladım
Sen Hızır'sın, ne olur, bana ihsân eyle!" dedim
Cevâben; "Burada hazret-i Mevlânâ varken, benim sana ihsânda bulunmam deniz yanında teyemmüm gibi olur
Senin bütün müşkillerini o halleder
" dedi ve gözümden kayboldu
Ben bu hâli Mevlânâ hazretlerine anlatmak için yanına gittiğimde, ben daha söze başlamadan; "Ey Attâr! Hızır aleyhisselâmın sözleri doğrudur
" diyerek benim sözümü kesti
Mevlânâ, Allahü teâlânın yarattığı bütün mahlûkâta merhamet sâhibi idi
Bir gün Nefîsüddîn Sivâsî'ye bir kuruş verip ekmek aldırdı
Ekmeği eline alıp bir virâneye gitti
Nefîsüddîn de gizlice onu tâkibe başladı
Sonunda, Mevlânâ'nın o ekmeği yeni yavrulamış bir köpeğe kendi elleriyle yedirdiğini gördü
Mevlânâ dönüşünde, Nefîsüddîn'in kendisini tâkib ettiğini anlayıp; "Bu hayvan yedi gündür açtır ve yavrularına şefkatle bakmış ve hiç yanlarından ayrılmamıştır
Resûlullah efendimiz bir hadîs-i şerîflerinde; "Merhametlilerin en büyüğü olan Allahü teâlâ, kullarından merhametli olanlara merhamet eder
Ey ümmet ve Eshâbım! Siz de O'nun yarattıklarına merhamet ediniz ki, size de semâ ehli merhamet etsin" buyurdu
Nefîsüddîn bu sözler üzerine ağlayarak Mevlânâ'nın ellerini öptü ve hayvanlara bile bu kadar merhametli olan siz, tabiatiyle ahbâb ve dostlarınıza da merhamet edersiniz
" dedi
Bunun üzerine Mevlânâ; "Evliyâullahın merhameti pek çoktur; bütün mahlûkâta ve ahbâblarına da şüphesiz merhamet eder
" buyurdu
Selçuklu Sultânı Rükneddîn, Mevlânâ'ya beş kese altın gönderip almasını arzu etti
Talebelerinden Mecdüddîn, Mevlânâ'ya altınları arz edince; "Beni hakîkaten seviyorsanız, bu altınları dışarıdaki çamurun içine atın!" buyurdu
Talebeleri bu emri derhal yerine getirdiler
Dünyâya kıymet veren bâzı kimseler, bu altınları almak için çamurun içinde aramaya başladılar
Fakat üstleri, başları, yüzleri çamurdan görünmez hâle geldi
Mevlânâ, talebelerine onların bu vaziyetlerini göstererek; "Bu altınlar, şu gördüğünüz dünyâ ehlinin üstünü başını batırdığı gibi, âhiret ehli olanların da kalbini karartır, kirletir
Çeşitli günahlara sevkedip, ibâdetlerden alıkoyar
Bu sözlerimi yanlış anlamayınız
Dünyâ için çalışmayınız demek istemiyorum
Dünyâ malının muhabbetini kalbinize koymayınız diyorum
Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyâya, yarın ölecekmiş gibi âhirete çalışmak lâzım geldiğini herkes bilir
Burada dikkat edilecek nokta; hırs ve tamâ yapmadan kanâat üzere bulunmaktır
Dünyâda, âhiret saâdeti için çalışmalı, kazanmalı, niyeti düzeltmelidir
Çünkü İslâmiyet, insanlara faydalı olmayı emreder
En büyük saâdet, en büyük sermâye, helâlinden kazanıp, hayır ve hasenât yaparak âhirete göndermektir
Buna rağmen asıl sermâye, mal, mülk, para sâhibi olmak değil, ilim, amel, ihlâs ve güzel ahlâk sâhibi olmaktır
" buyurdu
Bedreddîn Tirmizî isminde biri simyâ ile uğraşırdı
Mevlânâ'nın ismini duyarak Konya'ya ziyâretine geldi
Önce oğlu Sultan Veled'e uğrayarak, yapacağı altınlardan hergün bir dirhem Mevlânâ'nın talebelerine vereceğini vâd eyledi
Bu haberi Mevlânâ'ya ulaştırdılar, fakat o hiç cevap vermedi
Birkaç gün sonra Bedreddîn'in çalıştığı yere gitti
Bedreddîn simyâ ilmiyle uğraşarak altın yapmaya çalışıyordu
Mevlânâ'nın geldiğini görünce, ayağa kalkarak hürmette bulundu
Mevlânâ, oradaki demirden, bakırdan ve diğer mâdenlerden yapılmış eşyâları teker teker alıp Bedreddîn'e vermeğe başladı
Bedreddîn, her eline gelen eşyânın en yüksek ayarda som altından yapılmış olduğunu hayretle gördü
Mevlânâ, Bedreddîn'in şaşkın bir hâlde kendisine baktığını görünce; "Ey Bedreddîn! Sen simyâ ile uğraşmayı bırak
Çünkü sen âhirete gidince, simyâ dünyâda kalacaktır
Sen öyle bir simyâ ile uğraş ki, seninle berâber âhirete gitsin
İşte o da din ilmidir
Bu, kalbden mâsivâyı, Allahü teâlâdan başka her şeyin sevgisini çıkarıp, Allahü teâlânın beğendiği şeyleri kalbe doldurmakla olur
" buyurdu
Mevlânâ'nın Celâleddîn isminde bir talebesi vardı
Ticâretle uğraşır, at alıp satardı
O anlatır; "Bir gün Mevlânâ sarığını sarıp, giyinmiş olduğu hâlde, bana bir at hazırlamamı emretti
Ben, atların içinden en güçlüsünü eğerlemek için huzûrundan ayrıldım
Fakat at huysuzluk yaptığından, bir türlü eğerleyemiyordum
Yanıma iki kişi daha alıp, atı zorla eğerledik
Buna rağmen at hâlâ huysuzluk yapıyordu
O hâliyle Mevlânâ'nın bulunduğu yere getirip, atın hazırlandığını bildirdik
Mevlânâ dışarı çıkar çıkmaz at sâkinleşti ve önceki huysuzluğu kalmadı
Mevlânâ ata binip, kıble istikâmetinde yola çıktı
Ancak akşama doğru, ter içinde, toza gark olmuş bir vaziyette döndü
At oldukça zayıflamış görünüyordu
Cesâret edip bir şey soramadık
Ertesi gün yine bir at hazırlamamı emretti
Başka bir atı eğerleyip getirdik
Dünkü gibi gitti, akşama doğru geldi
Üçüncü gün de aynı şekilde gitti
Akşama doğru geldiğinde; "Elhamdülillah! Ey cemâat! Müjdeler olsun ki, o kâfir, Cehennem'in dibini boyladı
" dedi
Biz edebimizden yine bir şey soramadık
Aradan birkaç gün geçmişti
Şam tarafından bir kâfile gelip, o taraflarda, müslümanlar ile Moğolların yaptığı savaşı anlattılar
Dediler ki; "Düşman askeri oldukça çoktu
Müslümanlar mağlub olmak üzere idiler
Son üç günde, Mevlânâ , bir atın üzerinde olduğu hâlde savaş meydanında göründü
En ön safta; "Allah, Allah" nidâlarıyla düşmana hücûm edip önüne geleni bir vuruşta ikiye bölüyordu
Müslümanlar, Mevlânâ'nın akıl almaz hâllerini ve yardımını görünce, bozulan moralleri düzeldi
Ard arda yaptıkları hücûmlarla düşmanı geriye püskürttüler
Mevlânâ düşman komutanını öldürünce, kâfirler kaçmaya başladılar
" Ben bu haberi işitince, doğruca hocam Mevlânâ'nın huzûruna çıktım
Beni görünce; "Müslüman askerlere yardım edilmiş ve zafere kavuşmalarına sebeb olunmuştur
Ey Celâleddîn! Bize cân u gönülden hizmet edenler dünyâ ve âhirette gam ve kederden kurtulur
" buyurdu
Dantel
Mumsema
Frmacil
19-06-2008
#
2
Profil Bilgileri
Nis@n
--->: Hz Mevlana'nın hayatından dersler
Mevlânâ'nın talebelerinden biri, hac vazîfesini yapmak üzere Hicaz'a gitti
O Hicaz'da iken, evinde hanımı, Arefe gecesi bir tepsi helva yapıp, Mevlânâ'nın talebelerine gönderdi
Mevlânâ, helvayı kabûl edip, orada bulunan bütün talebelerine bizzat kendi eliyle taksîm etti
Herkes hissesine düşeni aldığı hâlde, tepsiden hiçbir şey eksilmedi
Alanlar tekrar aldılar, doyuncaya kadar yediler, yine eksilmedi
Bunun üzerine helvâ dolu tepsiyi Mevlânâ mübârek eline alıp; "Bu tepsiyi sâhibine göndereyim
" diyerek dışarı çıktı
İçeri girdiğinde, elinde tepsi yoktu
Ertesi gün helvayı getiren hanım, tepsisini medresenin mutfağında arattı, ancak, bulamadı
Mevlânâ'yı da bunun için rahatsız etmedi
Aradan günler geçti, hacca gidenler dönmeye başladılar
Bu hanımın da beyi Kâbe'den dönüp Konya'ya geldiğinde, o tepsi, eşyâlarının arasından çıktı
Kadın tepsiyi görür görmez tanıyıp, hayretinden dona kaldı
Beyine; "Ben Arefe gecesi bu tepsi ile helva yapıp Mevlânâ'nın talebelerinin yemesi için göndermiştim
Tepsiyi ertesi günü arattığım hâlde bulamadım
Nasıl oldu da bu tepsi senin eline geçti?" deyince, şaşırma sırası hacıya geldi
O da; "Arefe gecesi hacı arkadaşlarımla oturup sohbet ediyorduk
Bir ara çadırın kapısından bir el bu tepsiyi uzattı
Biz de tepsiyi aldık, elin sâhibini araştırmak da aklımıza gelmedi
Helvayı yedikten sonra tepsiyi tanıdım
Kimseye vermeyip eşyâların arasına koydum
Başka bir şey bilmiyorum
" dedi
Bunun Mevlânâ'nın bir kerâmeti olduğunu anlayınca, ona olan bağlılıkları daha da arttı
Mevlânâ'yı sevenlerden bir kimse, Mısır'a ticâret yapmak için gitmeye hazırlandı
Akrabâsı gitmemesi için çok zorladı ise de, dinlemedi ve kararından vazgeçmedi
Bunun üzerine yakınları, durumu Mevlânâ'ya bildirip, gitmemesini istirhâm ettiler
Mevlânâ da: "Gitme!" dedi
Ancak o kimse dinlemeyip gizlice yola çıktı
Gemi ile yolculuk yaparken, bir küffâr gemisi bu gencin bulunduğu gemiye saldırdı
Pek çok yolcu ile berâber, bu genci de esir aldılar
Memleketlerine götürüp çeşitli yerlerde çalıştırdılar
Genç, başına gelen felâketlerin sebeblerini, Allahü teâlânın sevdiği bir kulun sözünü dinlememekten olduğunu anlayıp, çok pişmân olup, tövbeler edip istigfârda bulundu
Bu şekilde kırk gün devâm etti
Ertesi gün rüyâsında Mevlânâ'yı gördü
Ona;
"Yarın senden bâzı şeyler soracaklar
Ne sorarlarsa, biliyorum, de!" diye tenbihte bulundu
Bir hastalık ile ilgili ilâç târif etti
Genç uyandığında sevince gark olup, sabahı iple çekti
Sabahleyin yanına gelenler kendisine; "Doktorlukla ilgili bir bilgin var mı?" diye sordular
Genç de; "Var!" deyince, genci alıp o yerin hükümdârına götürdüler
Meğer o yerin hükümdârı hasta imiş
Hiçbir doktor derdine çâre bulamamış, hükümdâr da hastalıktan kurtulamamış
Bu genç, hasta hükümdârı görüp; "Bana, şu şu meyvelerden şu kadar, şu şu otlardan şu kadar getirin
" dedi
Kısa zamanda bulup getirdiler
Genç, hepsini güzelce öğütüp karıştırdı ve mâcun hâline getirerek hastaya yedirdi
Hasta, Allahü teâlânın izniyle bir anda şifâ buldu
Hükümdâr bu hastalıktan ümidini kesmiş iken, birden şifâya kavuşunca, gence; "Bir murâdın varsa söyle, yerine getireyim
Mal, mülk istersen seni zengin edelim
" diye ısrârla sorunca, genç;
"Ben, hiçbir şey bilmeyen bir kimseyim
Âilemden ve hocamdan izinsiz para kazanmak için evden çıktım
Beni yolda esir alıp, buralara getirdiler
Esir olunca, başıma gelen bu musîbetin sebebini anlayıp, çok tövbe ettim ve hocam Mevlânâ hazretlerinden mânen af diledim
Kendisini, kurtulmam için Allahü teâlâya vesîle eyledim
Bu akşam hocam Mevlânâ, bana bu size yaptığım şeyleri târif eyledi
Ben de aynen yaptım
Gördüğünüz gibi, bütün bunlar, hocamın himmeti ve bereketiyle oldu
" dedi
Hükümdâr genci serbest bıraktı
Çok para vererek zengin eyleyip, memleketine gönderdi
Mevlânâ'ya da pek çok hediyeler gönderdi
Moğolların Anadolu umûmî vâlisi Baycu Noyan, Konya'yı muhâsara etti
Konyalılar gâyet sıkıntılı ve ızdıraplı günler yaşadı
Muhasaranın kaldırılması için Mevlânâ hazretlerinin huzûruna çıkıp; "Efendim! Bize merhamet ediniz
Baycu Noyan, bildiğiniz gibi Konya'yı muhasara etti
Çoluk-çocuğumuzla gâyet sıkıntıya düştük
Korku içinde yaşıyoruz
Şâyet bize yardım etmezseniz, sonumuz felâket olur
Çünkü Baycu Noyan, hangi şehri fethettiyse halkı kılıçtan geçirip, mallarını yağmaladı
Bu işe bir tedbir istirhâm ediyoruz
" dediler
Mevlânâ;
"Siz, Allahü teâlâya tevekkül edin
Doğru bir îtikâd ile cenâb-ı Hakk'ın evliyâsını vesîle ederek duâ edin
İnşâallah sıkıntınız def olur
" buyurdu
Sonra şehirden dışarı çıkıp meydanın ortasında durdu
Kıbleye dönerek namaz kılmaya başladı
Etrafta binlerce Moğol askeri vardı
Baycu Noyan'a kocaman bir çadır kurmuşlardı
Askerler hemen komutanlarına koşup;
"Şehirden yaşlı bir kimse çıktı
Mâvi kaftanlı, sarıklı, heybetli bir kimse
Meydanda namaz kılmaya başladı
Ne bir korku, ne bir heyecânı var
Askerlerden hiçbiri yanına yaklaşmaya cesâret edemiyor
" dediler
Baycu Noyan, askerlerine; "Ok yağmuruna tutarak derhal öldürün!" dedi
Bu emir üzerine, okçular ellerini sadaklarına atmak için davrandıklarında, herbirinin kolları yerinden kalkmaz hâle geldi
Hiçbirisi ok atamıyordu
Bu durumu gören Baycu Noyan, süvârilere; "Atlara binip kılıçla üzerine saldırın!"emrini verdi
Süvâriler hemen ata binip sürmek istediler, fakat atların ayakları toprağa battı
Atlar, üzerindeki askeri götüremez hâle geldi
Bunu da hayretle gören Baycu Noyan'ın canı sıkıldı
Kendisi okunu çekip yayını gerdi
Nişan alarak Mevlânâ'ya fırlattı
Attığı üç ok da hedefe değil, Baycu'nun önüne düştü
Bu hâli de gören vâli Noyan, iyice öfkelenip atını getirmelerini emretti
Ata bindiyse de, atı bir türlü hareket ettiremedi
Hiddeti ziyâdeleşen Baycu, attan inip yaya olarak hücûm etmek istedi
Fakat ayakları tutulup yüzüstü yere düştü
Yüzü yaralanan Baycu, ne yapacağını şaşırdı
Olanları şehirden tâkib eden halk, hayretten hayrete düştüler, hep bir ağızdan tekbîr getirdiler
Nihâyet Baycu Noyan hiçbir şey yapmaya kâdir olamayacağını ve Mevlânâ karşısında âcizliğini anlayınca;
"Bu kimse, şimdiye kadar karşılaştığım insanların hiçbirine benzemiyor
Bunun, Allahü teâlânın himâyesi altında olan kimselerden olduğu anlaşılıyor
Bu kadar askerî gücümle, değil kendisiyle mücâdele etmek, üzerine doğru bir adım bile atamadık
Dolayısıyle bununla iyi geçinmekte, anlaşma yapmakta fayda vardır
" diyerek, askerini toplayıp muhâsaradan vaz geçti
Tags
:
dersler
,
hayatindan
,
mevlananin
Hz Mevlana'nın hayatından dersler ile ilgili Benzer Konular
207 Kez Görüntülendi
Yusuf (a.s.)'un Hayatından Dersler
Dini Sohbet
Mevlana'nın Yedi öğüdü
Dini Sohbet
Mevlana'nın başarı için 7 öğüdü!
Kişisel Gelişim
Mevlana'nın , Yunus Emre ile Karşılaşması ..!
Kıssalar & Hikayeler
Mevlana'nın 4 kapısı
Dini Sohbet
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
10:24
.
Sayfalar
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552