FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
Eğitim Bölümü
>
Kültür-Sanat
>
Edebi Türler
Türk Edebiyatı Dönemleri
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
Bize Ulaşın
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Türk Edebiyatı Dönemleri ile ilgili Benzer Konular
1154 Kez Görüntülendi
1839 - 1923 Dönemleri Arasında Türk Tiyatrosu
Tiyatro
Türk Edebiyatı Dönemleri
Edebi Türler
Türk edebiyatı tarihi
Konu Dışı Başlıklar
Türk Halk Edebiyatı
Edebi Türler
Türk Edebiyatı
Edebi Türler
Günün menüsü (güzel bir yazı)
|
Halk edebiyatı
Konu Araçları
13-02-2007
#
1
Profil Bilgileri
Gökhan
Türk Edebiyatı Dönemleri
Türk Edebiyatı Dönemleri başlıklı yazı Mumsema Türk Edebiyatı Dönemleri Forum Alev
İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı
A
Sözlü Edebiyat
Destan, koşuk, sagu, atasözleri (savlar) bu dönem ürünleridir
Koşuklarda aşk ve doğa, sagularda ölüm, destanlar da ise kahramanlık konuları işlenmiştir
Bunlarda nazım birimi dörtlük, ölçü ise hece ölçüsüdür
Ulusal Türk Destanları
Saka Türklerinin Destanları: Alp Er Tunga Destanı ve Şu Destanı
Hun Türklerinin Destanı: Oğuz Destanı (Oğuz Kağan Destanı)
Göktürklerin Destanları: Bozkurt Destanı, Ergenekon Destanı
Uygur Türklerinin Destanları: Türeyiş Destanı, Göç Destanı
B
Yazılı Edebiyat
Türklere ait en eski metinler 8
yy
ürünleri olan Göktürk Yazıtları’dır
Bu yazıtlar ilk olarak 1893 yılında Danimarkalı bilgin Thomsen tarafından okunmuştur
Bu dönemde Göktürkçe ve Uygurca kullanılmıştır
----------------------------------------------------------------------
» İslamiyet Sonrası Türk Edebiyatı
A
Anadolu Dışında Verilen İlk Ürünler
Kutadgu Bilig: Yusuf Has Hacip tarafından yazılmıştır
Eserin adı “Mutluluk Veren Bilgi” anlamına gelir
Didaktik bir eserdir
Eserde aruz ölçüsü kullanılmıştır
Divan ü Lügati’t Türk: Kaşgarlı Mahmut tarafından 11
Yüzyılda yazılmış
bir sözlüktür
Türkçe sözcüklerin Arapça karşılığı açıklanmıştır
Atatbetü’l Hakayık: 12
Yüzyılda Edip Ahmet Yükneki tarafından Hakaniye lehçesiyle yazılmıştır
Gerçeklerin Eşiği anlamına gelir
Divan-ı Hikmet: Ahmet Yesevi tarafından yazılmıştır
Bu yapıtın,
Anadolu’daki tasavvufi halk edebiyatına etkisi çok büyüktür
Muhakemetü’l Lügateyn: 15
Yüzyılda Ali Şir Nevai Türkçenin zenginliğini
kanıtlamak amacıyla yazılmıştır
Şeçere-i Türki: Ebulgazi Bahadır Han’ın dokuz bölümde Türk tarihini
anlattığı bir kitaptır
----------------------
B
Anadolu’da Gelişen Türk Edebiyatı
Halk Edebiyatı: Halk edebiyatında düzyazıdan çok şiir görülür
Halk edebiyatı sözlü edebiyattır
Şiirler saz eşliğinde doğaçlamayla (o anda) söylenir
Şiirler işlenen konulara göre, güzelleme, koçaklama, taşlama; biçimlerine göre koşma, mani, semai, türkü gibi adlar alırlar
Dil, halkın konuştuğu Türkçedir
Aşık Edebiyatı: Sanatçısı bilinen, din dışı konuların işlendiği
edebiyattır
Aşık edebiyatının temsilcileri: 16
Yüzyılda Köroğlu, 17
Yüzyılda Karacaoğlan, Ercişli Emrah, 18
Yüzyılda Gevheri, 19
Yüzyılda Dadaloğlu, Erzurumlu Emrah, 20
Yüzyılda Aşık Veysel
Tekke Edebiyatı: Sanatçısı bilinen, Tanrı, insan, evren konusunu tasavvufi bakışla irdeleyen edebiyattır
Kurucusu 12
Yüzyılda yaşayan Ahmet Yesevi’dir
Yunus Emre, Hacı bektaş Veli, Kaygusuz Abdal, Pir Sultan Abdal tekke edebiyatının temsilcilerindendir
Ortak Edebiyat: Yaratıcısı bilinmeyen, ağızdan ağıza yayılan ürünlerin oluşturduğu bir edebiyattır
Ortak edebiyatın ürünleri, halk masalları, halk hikayeleri (Dede Korkut Hikayeleri), efsaneler, mani, türkü, ağıt, bilmece, atasözü, fıkralar ve ninnilerdir
II
Divan Edebiyatı
Türklerin Arap-Fars etkisiyle oluşturdukları edebiyattır
Divan edebiyatında dil Arapça ve Farsçanın etkisiyle oldukça ağırlaşmıştır
Şiirler aruz ölçüsü ile yazılmıştır
Arap ve Fars edebiyatından alınan şiir biçimleri kullanılmıştır
----------------------------------------------------------------------
Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı (19
yy- )
Tazimat Edebiyatı
Çağdaş Türk Edebiyatı, Osmanlı Devleti’nin gerilemesinin hızlandığı, yapılan yeniliklerin başarıya ulaşamadığı, batıya yönelme gereğinin duyulduğu bir zamanda, yani 1839’da Tanzimat Fermanı’nın ilân edilmesiyle başlayan medeniyet ve kültür değişikliği ve bu değişikliğin dayandığı Batılılaşma olgusunun belirlediği bir gelişim sürecinde değerlendirilebilir
19
yüzyılda Türk edebiyatı, batılılaşma hareketine bağlı olarak roman, hikâye, tiyatro gibi yeni türlerin denenmesiyle çağdaş bir çizgiye girdi
Türk edebiyatının yönü batı düşüncesinin temel alınması sonucu değişti
Batıyla ilişkiler, aydınların bir batı dilini öğrenmeleri, batı edebiyatından yapılan çeviriler, batıdaki fikir akımları ile tanışma bir kültür ve medeniyet değişimini gündeme getirdi
Sosyal, ekonomik ve siyasî hayatta meydana gelen değişiklikler edebiyata da yansıdı, Cumhuriyetin kuruluşuna kadar arayışlar devam etti
1
Tanzimat Devri Türk Edebiyatı
Tanzimat Fermanı ile beraber edebiyatta da batıya yönelme başlar
Tanzimat dönemi edebiyatının kesin olmamakla birlikte başlangıç tarihi olarak 1860 gösterilebilir
Bu tarih, Tercüman-ı Ahval’in yayımlanmaya başlayış tarihidir
Bu dönemde batı edebiyatlarından birçok yeni tür ve şekiller alınmış; önceleri çevirme, sonraları taklit ve telif etmek suretinde bu türlerde eserler verilmiştir
Tanzimat Edebiyatının temsilcilerinin amacı batı örneğine göre bir edebiyat yaratmak ve batı hayatını tanıtmak olduğu için, sanatçıların hepsi edebiyat türlerinin romandan şiire kadar en az bir kaçı ile örnekler yazmışlardır
Bu dönemde telif eserler yanında çok sayıda tercüme ve adapte eser de Türk Edebiyatına dahil edilmiştir
Bu dönemde yapılan yenilikler ve alınan türler şunlardır
Gazete
Bir yayın organı olarak 1831’de çıkmaya başlayan Takvim-i Vakayi, resmî bir gazete idi
Daha sonra yarı resmî olarak 1840’ta İngiliz Churchill tarafından Ceride-i Havadis çıkarıldı
İlk edebî ve özel gazete ise 1860 yılında Şinasî ve Âgâh Efendiler tarafından çıkarılan Tercüman-ı Ahvaldir
Daha sonra Şinasî, 1862’de Tasvir-i Efkâr’ı çıkarmaya başlar
Bunların dışında Muhbir (1866), Hürriyet (1867), Basiret (1869), İbret (1871), Devir (1872), Bedir (1872) gazeteleri çıkar
Hikâye ve Roman
Türk edebiyatı romanla ilk defa 1859’da karşilaşir
Yusuf Kâmil Paşa Fenolen’in Telemak (Telemaque) adlı romanını tercüme eder
İlk yerli roman Şemsettin Sami’nin Taşşuk-i Talât ve Fitnat (1872)’ıdır
İlk hikâye Ahmet Mithat Efendi’nin Letaif-i Rivayet’idir
Tiyatro
İlk tiyatro Şinasi’nin Şair Evlenmesi adli, iki perdelik, komedi türündeki eseridir
Eserde görücü usulü ile yapilan evliliklere gönderme yapılır
Şiir
Tanzimat döneminde en önemli yenilik şiirde görülür
Şekil olarak divan şiirine bagli kalinmiş, fakat konu bakimindan hem eski terk edilmiş hem de oldukça yeni ve çeşitli konular işlenmiştir
Aruz ölçüsünün yaninda az da olsa hece kullanılmıştır
Gazel, kaside, terkib-i bent gibi şekiller kullanilarak hak
Adaler, kanun, medeniyet, eşitlik hürriyet kavramlari işlenmiştir
Tanzimat yazar ve şairleri hem yaşadıkları dönem hem de -daha önemlisi- edebiyata bakış açıları ve işledikleri konular bakımından iki gruba ayrılır:
a
Birinci Dönem (1860-1876 arası)
1860-1876 yillari arasinda Tanzimat edebiyatinin birinci dönem temsilcileri Şinasi, Ziya Paşa, Namik Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Şemsettin Sami ve Ahmet Vefik Paşa'dir
Bu dönemde sanat toplum içindir görüşü benimsenmiştir
Bu sebeple şiirde söyleyişe değil fikire önem verilmiştir
Dilde sadeleşme fikri savunulmuş ama uygulanamamiştir
Hece vezni ve halk edebiyati da savunulmuş ama sözde kalmiştir
Divan edebiyatina tümden karşi çikilmiş ve agir bir dille eleştirilmiştir
Fransiz edebiyati örnek alinarak romantizmden etkilenilmiştir
Roman, tiyatro, makale gibi batidan alinan türler ilk defa bu dönemde kullanilmiştir
Noktalama işaretleri de ilk defa bu dönemde kullanilmiştir
Kölelik ve cariyelik, romanlarda sikça işlenmiştir
Romanlar teknik bakimdan oldukça zayiftir
Yer yer olaylarin akişi kesilerek okuyucuya bilgiler verilmiştir, uzun uzun tasvirler yapilmiş, tesadüflere sikça yer verilmiştir
Edebiyatçilar edebiyatin yaninda devlet işleriyle, siyasetle de bilfiil ilgilenmişlerdir
Dönemin Edebiyatçıları
Şinasi (1826-1871): Türk edebiyatinda yeniliklerin öncüsüdür
1860’ta Tercüman-ı Ahval’i (ilk özel gazete), 1862’de Tasvir-i Efkâr’ı çıkardı
İlk makaleyi (Tercüman-ı Ahval mukaddimesi), ilk piyesi (Şair Evlenmesi) o yazdı
Noktalama işaretlerini de ilk defa o kullandı
La Fontaine’den fabllar tercüme etti
Lamartin’den de manzum çevirileri vardır
İlk şiir çevirilerini de o yaptı
Nesirlerinde dili sade; şiirlerine ise ağırdır
Tanzimat Fermanı’nı ilân eden Mustafa Reşit Paşa için yazdığı iki kasidesi ünlüdür
Bu kasidelerdeki övgüleri divan şiirindekinden daha abartılıdır
O, başarılı bir şair ve yazar olmamasına rağmen batı edebiyatından alınan yeni türlerle edebiyatımızın batılılaşmasında en çok onun emeği vardır
Eserleri: Şair Evlenmesi (Piyes; edebiyatımızdaki ilk tiyatro eseri), Müntehabat-ı Eşar (Şiir), Divan-ı Şinasi (Şiir), Durub-ı Emsal-i Osmaniye (ilk ata sözleri kitabı), Tercüme-i Manzume (çeviri şiirler)
Ziya Paşa (1829-1880): Doğu kültürüyle yetişmiş, sonradan batı edebiyatına yönelmiştir
Fikren yenilikçi olmasına rağmen eserlerinde eskiyi, divan şiiri geleneğini devam ettirmiş, gazel ve kasideler yazmıştır
En meşhur terkib-i bent ve terci-i bent şairimizdir
Harabat adlı bir divan şiiri antolojisi vardır
Daha önce “Şiir ve Inşa”da divan şiirinin bizim şiirimiz olmadigini, asil şiirimizin halk şiiri oldugunu söyleyen şair, eski şiir gelenegini sürdürmüş, Harabat’ta âşik şiirini eleştirmiştir
Bunun yaninda sade dilden yanadir, ama kendisi agir bir dil kullanir
Bu onun içinde bulundugu bir ikilemdir
Hem eskiyi eleştirmekte hem de gelenegi devam ettirmektedir
Eserleri: Harabat: Divan Şiiri antolojisi, Külliyat-i Ziya Paşa/Eş’ar-ı Ziya: Divan şiiri tarzındaki şiirleri (gazel, kaside ve şarkılar), Terkib-i Bent, Terci-i Bent: Bugün dahi dillerden düşmeyen beyitleri vardır
Zafername: Hiciv türünde bir kasidedir
Âlî Paşa’yı yermek için yazmıştır
Rüya: Mensur, Defter-i Âmal: Hatıraları
Namık Kemal (1840-1888): Tanzimat edebiyatının en hareketli ve heyecanlı ismidir
Vatan şairi olarak tanınır
Şiirlerinden çok nesirleri ile tanınır
Edebiyatta hürriyet kavramını ilk kullanan şairdir
Şiirlerinde “hürriyet, vatan, kanun, hak, adalet” kavramlarını işlemiştir
Hürriyet Kasidesi, Vatan Şarkısı ve Vatan Mersiyesi bu konuları içerir
Namık Kemal de eski kültürle yetişmiş, divan şiiri eğitimi almış, gazeller, kasideler yazmıştır
Fakat o da sonradan divan edebiyatını eleştirmiştir
Ziya Paşa’nın Harabat’ına karşı Tahrib-i Harabat’ı yazarak eskiye olan tepkisini ortaya koymuştur
Şinasi’nin kurduğu Tasvir-i Efkâr’ı, Şinasi Paris’e kaçınca Namık Kemal çıkarmaya başladı
Daha sonra kendisi de Ziya Paşa ile Paris’e kaçarak orada Hürriyet gazetesini çıkardı
İstanbul'a döndükten sonra İbret gazetesini çıkardı
Eserlerinde romantizmin etkisi görülür
Tiyatroyu faydalı bir eğlence olarak görmüştür
Eserleri: İntibah: İlk edebî roman
Cezmi: İlk tarihî roman
Tahrib-i Harabat, Takip: İlk edebî eleştiri
Ziya Paşa’nın Harabat’ını eleştirmek için yazmıştır
Renan Müdafaanamesi: İlk eleştiri
Vatan Yahut Silistre: oyun Celâlettin Harzemşah: oyun
Gülnihal: oyun
Onun en başarılı tiyatro eseridir
Âkif Bey: oyun Zavallı Çocuk: oyun Kara Belâ: oyun, Osmanlı Tarihi, Kanije Muhasarası, İslâm Tarihi: tarih
Ahmet Mithat Efendi (1844-1912): Edebiyat, tarih, coğrafya, ziraat, iktisat alanlarında eserler vermiştir
Edebiyat yapmak için değil, okuma zevki aşılamak ve halkı eğitmek gayesiyle yazmıştır
En velût yazarımız odur
Yazı makinesi olarak bilinir
Asıl ilgi alanları, gazetecilik, romancılık ve hikâyeciliktir
Otuz altısı roman olmak üzere iki yüze yakın eseri vardır
Romanları tür bakımından çeşitlilik gösterir: macera, aşk, polisiye, tarih
Dili sadedir, çünkü eser vermekteki amacı halkı eğitmektir
Hatta romanlarında olayın akışını keserek okuyucuya bilgiler de vermiştir
Eserleri: Romanları: Hasan Mellâh, Hüseyin Fellâh, Felâtun Bey’le Rakım Efendi, Paris’te Bir Türk, Yeniçeriler
Çıkardığı gazeteler: Bedir, Devir, Tercüman-ı Hakikat
Hikâyeleri: Letaif-i Rivayet
Şemsettin Sami (1850-1904): Dil alanındaki eserleri ile tanınır
Kamus-ı Türkî adlı sözlüğü edebiyat ve dil alanında en önemli eserlerdendir
Kamus-ı Arabî ve Kamus-ı Fransevî: Diğer sözcükleri Kamusul-a’lâm: Ansiklopedik sözlük
Sefiller: Hugo’dan çeviri
Robenson Cruose: çeviri roman
Ahmet Vefik Paşa (1823-1891): Milliyetçilik ve Türkçülük akiminin en önemli isimlerindendir
Tiyatro uyarlamalari ve çevirileri vardir
Bursa’da bir tiyatro yaptırmış, burada tercüme ettiği eserleri sahnelettirmiş, halkı tiyatroya gitme konusunda yönlendirmiştir
Moliere’in hemen hemen bütün eserlerini çevirmiştir
Tarih ve dil alaninda da eserleri vardir
Ebulgazi Bahadir Han’ın Şecere-i Türk’ünü Çağataycadan çevirmiştir
Lehçe-i Osmanî: sözlük
Atalar Sözü: ata sözleri mecmuası
Hikmet-i Tarih ve Fezleke-i Tarih-i Osmanî adlı, tarihle ilgili eserleri de vardır
b
İkinci Dönem (1876-1896 arası)
1876-1896 yılları arasında ikinci dönemin tanınmış temsilcileri Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan, Sami Paşazade Sezai ve Nabizade Nazım'dır
İkinci dönem edebiyatçıların sanat anlayışları birincilerden farklıdır
İkinci dönemde sanat sanat içindir anlayışıyla eserler verilmiştir
Bunun sebebi bu devirde idarenin daha baskıcı davranmasıdır
Bu dönemde batı edebiyatı örnekleri daha başarılı bir şekilde ortaya konmuştur
Dönemin sanatçıları devlet işleriyle, siyasetle, toplum meseleleriyle değil sadece sanatla ilgilenmişlerdir
Birinci dönem sanatçılarının toplumsal sorunlarla ilgilenmelerine karşın bu dönem sanatçıları kişisel konu ve temaları işlemişlerdir
Bu yüzden dilleri daha ağırdır
Dönemin romanlarında realizmin, şiirinde ise romantizmin etkisi vardır
Dantel
Mumsema
Frmacil
13-02-2007
#
2
Profil Bilgileri
Gökhan
--->: Türk Edebiyatı Dönemleri
Dönemin Edebiyatçıları
Recaizade Mahmut Ekrem (1847-1914): Şiir, roman, hikâye, tiyatro, eleştiri, edebî bilgiler türlerinde eserler vermiştir
Şiirlerinde hüznü ve elemi işlemiştir
Ölümü hatırlatan tabiat manzaraları, hüzünlü duygular, romantik güzellikler, solgun güller, kitap yaprakları arasında kurutulmuş çiçekler, küçük kuşlar onun şiirlerinin konuları arasındadır
Oğlu Nejad’ın ölümü; işli, üzüntülü şiirler yazmasında etkili olmuştur
Edebiyatta yenileşmeden yanadır
Muallim Naci ile aralarında bu konularda tartışmalar olmuştur
Eserleri
Nağme-i Seher: Şiir
Yadigâr-ı Şebab: Şiir
Pejmürde: Şiir
Zemzeme: Şiir
Önsüzünde edebiyat hakkındaki düşünceleri ve edebî eleştirileri vardır
(Bu esere Muallim Naci “Demdeme” ile karşilik vermiştir
)
Muhsin Bey: Hikâye
Şemsa: Hikâye
Araba Sevdasi: Roman
Realizmin etkisiyle yazilmiştir ve bati hayranligi yolunda düşülen garip durumlari eleştirir
Çok Bilen Çik Yanilir: Komedi
Afife Anjelik: Tiyatro
Vuslat: Tiyatro
Atala: Tiyatro
Talim-i Edebiyat: Edebî bilgiler içerir
Samipaşazade Sezai (1860-1936)
Batili tarzda hikâyeleri ve bir romani vardir
Sergüzeşt adli romani realizme dogru atilmiş bir adimdir
Küçük Şeyler adli hikâye kitabi Fransiz realistlerinin sanat anlayişlarina uygundur
Rumuzul-edeb, bazi makale, hikâye ve sohbetlerini içerir
Romantik özellikler taşiyan şiirler de yazmiştir
Şiir isimli bir de piyesi vardir
“İclâl”de, yeğeni İclâl’in ölümü üzerine yazdığı mersiye, bazı nesirleri ve
hatıraları vardır
Abdülhak Hâmit Tarhan (1852-1937): Edebiyatta batılılaşmanın asıl ihtilâlcisidir
Şair-i Azam olarak bilinir
Kurallara uymayan, batı şiirinde gördüğü her yeniliği Türk şiirine uygulayan, divan şiirini bitiren o olmuştur
Doğu ve batı şiirini işlendikleri yerlere giderek öğrenmiştir
Sanatında romantik etkiler vardır
Zengin bir lirizm bulunan şiirlerinde vezne, kafiyeye, söze, dile pek önem vermemiştir
Taşkınlık ve yücelik, söyleyişteki tezat onun şiirinin önemli özellikleridir
Şiirlerinde ve tiyatrolarında tarihî konular önemli bir yer tutar
Soyut kavramlar, hayat, tabiat, ölüm, insan, onun işlediği konulardır
Şiirleri: Sahra, Belde, Makber, Ölü, Bunlar O’dur, Hacle, Bâlâdan Bir Ses, Garam
Yirmiye yakın tiyatrosu vardır
Sahnelenmesi imkânsız tiyatro eserleri
yazmıştır
Bu eserlerde insanların yanında ölüler, ruhlar, hayaletler, periler de rol alır
Tiyatroda egzotik, tarihî, millî ve dinî konuları işlemiştir
Bazı oyunlarında Shakespeare’in tesiri görülür
Hepsi de dramdır ve bazıları mensur bazıları da manzumdur
İlk tiyatro eseri Macera-yı Aşk’tır
Tarık, Finten, Eşber, Nesteren, Sardanapal, İlhan, Hakan, Liberte önemli tiyatro eserleridir
Nabizade Nazım (1862-1893): Romanlarıyla ve hikâyeleriyle realizmin ve natüralizmin temsilcisidir
Karabibik, edebiyatımızda Anadolu konulu ilk hikâyedir
Köy romanı olarak bilinir
Köy hayatı tam bir realizmle yansıtılmıştır
Zehra, ilk psikolojik roman örneğidir
Eserde tasvir ve tahliller geniş yer tutar
Diğer hikâyeleri: Yadigârlarım, Bir Hatıra, Sevda, Haspa
Muallim Naci (1850-1893)
Eski şiirin savunucusu ve temsilcisidir
Eski-yeni konusunda Recaizade ile aralarında tartışmalar olmuştur
Naci göze hitap eden kafiyeyi savunurken, Recaizade kulağa hitap eden kafiyeyi savunmuştur
Tartışma konusu, “abes” ve “muktebes” kelimelerinin -eski yazıda- kafiyeli olup olmadıklarıdır
Batılı şiiri benimsememesine rağmen bu alanda başarılı şiirler yazmıştır
Şiir kitapları: Ateşpare, Şerare, Füruzan, Sünbüle
Edebî eseri: Istılahat-ı Edebiye
Sözlüğü: Lûgat-ı Naci
Ara Nesil (1880-1896)
Tanzimat edebiyatının ikinci kısmı ile Servet-i Fünun arasında kalan dönem
Bu nesil Servet-i Fünun’un hazırlayıcısıdır
En çok Recaizade Mahmut Ekrem’in ve Muallim Naci’nin etkisinde kalmışlardır
Bu dönemde eski-yeni tartışmaları yaşandı (Ekrem-Naci)
Natüralizm bu dönemde edebiyatımıza girdi ve tartışıldı (Natüralizmi Beşir Fuat savundu)
Serbest müstezat ve sone kullanıldı
Cümlelerin bir tek dizede bitmesi anlayışı terk edildi
Yeni terkipler ve kelimeler bulundu
Kafiyesiz şiirler de yazıldı
Kulak için kafiye denendi
Dönemin Sanatçıları
Abdülhalim Memduh, Ali Ferruh, Ali Kemal, Ali Nusret, Andelib Mehmet Faik Esad, Beşir Fuad, Fatma Aliye, Fazlı Necib, İsmail Safa, İsmet Bey, Mehmed Celâl, Menemenlizade Mehmed Tahir, Nabizade Nazım
Bu dönemde elliye yakın çıkan mecmuadan birkaçı:
Bahçe, Şark, Hazine-i Evrak, Mecmua-i Âşâr-ı Edebiye, Mecmua-i Ebuzziya, Hafta, Âfak, Güneş, Berk, Gayret, Risale-i Hafi, Nokta, Servet-i Fünun (1928’den sonra Uyanış adıyla), Mekteb, Hazine-i Fünun Malûmat, Resimli Gazete
----------------------------------------------------------------------
2
Edebiyat-ı Cedide (Servet-i Fünun) (1896-1901)
Servet-i Fünun, daha önce Ahmet İhsan tarafından çıkarılan bir fen dergisidir
Recaizade, 1895 sonlarında derginin başına Tevfik Fikret’i getirir
Tanzimat’la birlikte başlayan edebiyati Avrupa ruhu ve teknigi içinde yenileştirme hareketi, 1896-1901 yillari arasinda, Servet-i Fünun dergisi etrafinda, Recaizade önderliginde toplanan yeni nesille ikinci bir hamle yapmiştir
Bu nesli Ali Ekrem, Cenap Şahabettin, Süleyman Nazif, Mehmet Rauf, Tevfik Fikret, Hüseyin Cahit, Ahmet Hikmet, Faik Ali, Celâl Sahir, Hüseyin Suat oluşturur
Sonradan Halit Ziya da bu gruba katilmiştir
Dönem, 2
Abdülhamit’in istibdat dönemidir
Dönemin bu özelliği sebebiyle edebiyatçılar içe dönük davranmış, kişisel konuları, içliliği, aşkı, karamsarlığı, hayal kırıklığını, tabiat güzelliklerini, melânkoliyi ve üzüntüyü işlemişler; toplumsal sorunlara değinmemişlerdir
Adeta yüksek zümre edebiyatı gibidir
Bunda Recaizade’nin büyük etkisi vardır
Servet-i Fünuncu ve Edebiyat-ı Cedideciler denilen grup, Fransız edebiyatının özelliklerini büyük ölçüde Türk edebiyatına adapte etmeye çalışmışlardır
Fransız realizmi örnek alınmıştır
Tanzimat döneminde başlayan ve benimsenen, dildeki yabancı unsurları ayıklayarak sade Türkçe'ye geçiş hareketi bu devirde durmuş, Arapça ve Farsça kelimelere yeniden itibar edilmeye başlanmıştır
Tanzimatçıların birinci dönem sanatçıları, sanat toplum içindir prensibini benimserken, Servet-i Fünuncular ise Tanzimat’ın ikinci dönemindeki gibi sanat sanat içindir prensibi ile hareket etmişlerdir
Topluluğun üslûbu süslü ve sanatlı; ruh ve ifade tarzı ise Avrupai'dir
Şiirde aruz vezni kullanılmakla birlikte, nazım şekillerinde ve konularda büyük yenilikler yapılmıştır
nazmı nesre yaklaştırmışlar, beyit bütünlüğü yerine konu bütünlüğünü esas almışlardır
Bir cümle birkaç dizede/beyitte tamamlanabilir
Fransız şiirinden alınan sone ve terza-rima gibi şekiller ve serbest müstezat çokça kullanılmıştır
Kafiyede kulak kafiyesi benimsenmiştir
Romanda ve hikâyede batılı anlamda başarılı örnekler verilmiştir
Romanda tahlile ve teferruata yer verilmiş, modern kısa hikayenin ilk örnekleri bu dönemde şekillenmiştir
Roman ve hikâyede olaylar ve kişiler tamamen İstanbul'a, seçkin tabakaya aittir
Romanda realizmden, şiirde parnasizm ve sembolizmden etkilenmişlerdir
Bu dönemde gazetenin yerini dergiler almıştır: Servet-i Fünun, Malûmat, Mektep, Mütalâa, Hazine-i Fünun, Resimli Gazete
Şiir, roman, hikâye, tiyatro, tenkit ve hatırat türlerinde başarılı eserler veren Servet-i Fünun temsilcilerinin en tanınmışları, Şiirde Tevfik Fikret, Cenap Şehabettin, Süleyman Nazif; Roman ve hikâyede Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Hikmet Müftüoğlu'dur
Servet-i Fünun edebiyatına katılmayarak gene batılı anlayışla eserler verenler arasında Ahmet Rasim hatırat türü ile, Hüseyin Rahmi Gürpınar İstanbul'u anlatan romanları ile yeni Türk edebiyatını desteklemişlerdir
Servet-i Fünun dergisinin 1901’de kapatılmasıyla topluluk da dağılır
Dönemin Sanatçıları
Tevfik Fikret (1867-1915): Recaizade ve Hamit’in tesiriyle batılı şiire yönelmiştir
Servet-i Fünun’un şiirdeki en önemli temsilcisidir
Ilk şiirlerinde ferdî konulari (aşk, acima, hayal kirikligi
) işler topluluktan ayri yazdigi şiirlerde toplumsal konulara yönelir
Bu anlayişla yazdigi şiirlerinde temalar, hürriyet, medeniyet, insanlik, bilim, fen ve tekniktir
Sis, Halûk’un Vedaı, Tarih-i Kadim, Halûk’un Amentüsü adlı şiirlerinde bu konuları işler
Sanatının bu ikinci döneminde dinlere de cephe alır, kutsal olan her şeye karşı çıkar, hatta İstanbul'a dahi küfreder (Sis)
Fikret, aruzu Türkçeye başarıyla uygulamıştır
Serbest müstezadı geliştirerek serbestçe kullanmıştır
İlk dönemde dili oldukça ağırdır
Şiiri düz yazıya yaklaştırmıştır
Ahenge büyük önem verir
Şiirlerinde şekil bakımından parnasizmin etkisi görülür
“Şermin”, onun çocuklar için ve heceyle yazdığı şiirlerden oluşan bir eseridir
Eserleri: Rübab-ı Şikeste, Halûk’un Defteri, Rübabın Cevabı, Tarih-i Kadim, Doksanbeşe Doğru
Cenap Şahabettin (1870-1934): Servet-i Fünun’un Tevfik Fikret’ten sonra en önemli şairidir
Asil meslegi doktorluktur
Ihtisas için gittigi Fransa’da tıptan çok şiirle ilgilenerek sembolizmi yakından takip etmiş ve bu akımdan etkilenmiştir
Şiirde kelimeleri müzikal değerlere göre seçerek kullanır
Dili oldukça ağırdır
Bilinmeyen Arapça ve Farsça kelime ve tamlamalar kullanır
Duygu ve hayal yüklü tamlamalar kurar
Serbest müstezadı çok kullanmıştır
Aynı şiirde birden fazla aruz kalıbı kullanmıştır
Aşk ve tabiat değişmez konularıdır
Sanatı, sanat, hatta güzellik için yapmıştır
Bolca semboller kullanmış, tabiatla iç dünyanın kompozisyonunu çizmiştir
Düz yazıları da vardır: Hac Yolunda, onun gezi yazısıdır
Suriye Mektupları ve Avrupa Mektupları da gezi türündedir
Diğer nesirleri:
Evrak-ı Eyyam, Nesr-i Harp, Nesr-i Sulh, Tiryaki Sözleri (kendi vecizeleri)
Tiyatro eserleri: yalan (dram), Körebe (komedi)
Halit Ziya Uşaklıgil (1867-1945): Servet-i Fünun’un roman ve hikâyede en ünlü edebiyatçısıdır
Süslü, sanatlı ve ağır bir dili ve üslûbu vardır
Batılı anlamdaki ilk romanları yazmıştır
Realizmden etkilenmiştir
Romanlarında aydın kişileri anlatır
Mai ve Siyah’taki Ahmet Cemil, Servet-i Fünun sanatçısının temsilcisidir
Kahramanları yaşadıkları çevreye uygun anlatır ve ruh tahlillerine önem verir
Hikâyelerinde Anadolu hayatına ve köy ve kasaba yaşayışına, romanlarında yalnız İstanbul'a yer verir
Anı ve mensur şiir türünde eserleri de vardır
Romanları: Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar, bir Ölünün Defteri, Ferdi ve Şürekası, Sefile
Hikâyeleri: İzmir Hikâyeleri, hikâye-i Sevda, Kadın Pençesi, Onu Beklerken, Aşka Dair
Hatıraları: Saray ve Ötesi, Kırk Yıl, Bir Acı Hikâye
Mehmet Rauf (1875-1931): Servet-i Fünun romanının ikinci önemli ismidir
Roman, hikâye ve tiyatro türünde eserleri vardır
Romantik duyguları, hayalleri ve aşkları işlemiştir
Sosyal hayata pek yer vermemiştir
Arzu, ihtiras ve aşk maceraları temel konularıdır
Romanlarında psikolojik tahlillere önem vermiştir
Dili sadedir
En önemli eseri Eylül’dür
Roman edebiyatımızdaki ilk psikolojik roman olarak bilinir
Konusu yasak aşktır
Şahıs sayısı azdır
Psikolojik tahliller başarılıdır
Romanları: Eylül, Ferda-yı Garam, Genç Kız Kalbi, Define, Son Yıldız, Kan Damlası
Hikâyeleri: Son Emel, Bir Aşkın Tarihi, Üç Hikâye, Hanımlar Arasında, Menekşe
“Siyah İnciler” ise mensur şiirlerinden oluşur
----------------------------------------------------------------------
3
Fecr-i Âtî Topluluğu (1909-1912)
1901’de, Servet-i Fünun mecmuası etrafında, kendilerine Fecr-i Âtî adını veren yeni bir nesil toplanmıştır
Servet-i Fünun topluluğu dağıldıktan sonra 1909 yılında Yakup Kadri, Ahmet Haşim, Refik Halit, Fuat Kö
pr
ülü, Ali Canip, Şehabettin Süleyman, Celâl Sahir, Tahsin Nihat, Emin Bülent gibi isimler bir araya gelerek yeni bir topluluk oluştururlar
Topluluk, sanat hayatına bir bildiriyle başlar
Sanatın saygıdeğer ve şahsi olduğu anlayışını benimserler
Onlar Servet-i Fünun’u batılı edebiyatı tam olarak oluşturamamakla suçlarlar
Fransız edebiyatını örnek alırlar
Dilleri süslü, sanatlı, ağdalı ve ağırdır
Aşk, ve tabiatı konu olarak işlemişlerdir
Aşk genellikle hissi ve romantiktir
Tabiat tasvirleri ise gerçekçi değil, Haşim’de olduğu gibi şahsîdir
Kısa ömürlü olan bu topluluk, Servet-i Fünunculardan daha sade bir dil kullanmış sembolizm, empresyonizm ve romantizm gibi akımları eserlerine uygulamışlar, Avrupaî edebiyat ile Milli edebiyat arasında bağ oluşturmuşlardır
Aruzla şiir yazan Fecr-i Âtî şairlerinin en tanınmış ve en orijinali Ahmet Haşim'dir
Şiire herhangi bir yenilik getirmemişler, Servet-i Fünun’un devamı olmaktan öteye gidememişlerdir
Sanat anlayışlarında birlik ve bütünlük olmadığı için 1912’de dağılmışlar, ferdî olarak değişik alanlarda eserler vermişlerdir
Dönemin Sanatçıları
Ahmet Haşim (1884-1933): Fecr-i Âtî şiirinin en önemli ismidir
Sanat için sanat yapmıştır
Sembolizmin en önemli temsilcisidir
İşlediği başlıca temalar tabiat ve aşktır
Şiirlerinde hayalle birlikte musikiye önem vermiştir
Lirik bir şairdir
Tamamen aruzu kullanmıştır
Dili süslü ve sanatlıdır
En çok serbest müstezadı kullanmıştır
Ona göre şiir anlaşılmak için yazılmaz, şiirde anlam aranmaz; şair bir hakikat habercisi, şiir dili de bir açıklama vasıtası değildir
Şiir duyulmak için yazılır ve okunur; şair tabiatın kendine hissettirdiklerini sembollerle şiirine yansıtır, okuyan da kendi hayal dünyasına uygun olarak algılar; şiir dili de telkin görevindedir
Şirin dili musiki ile söz arsında ve sözden ziyade musikiye yakındır
Şiirde musiki anlamdan daha önemlidir
Haşim’e göre şiirin kaynagi şuuraltidir
Şiirlerinde diş dünyayi, kişinin iç dünyasinda, ruhunda aldigi şekillerle yansitmaya çalişir
Diş dünyaya ait
izlenimleri kendi dünyasinda şekillendirerek ve renklendirerek ortaya çikarir
Şiirlerindeki tabiatla ilgili kavramlar, akşam, gurup, şafak, gece, mehtap, yildizlar, göller, ormanlardir
Şairin şahsinda var olan içe dönüklük, şiirlerinde realiteden kaçiş olarak ortaya çikar
Şiirlerini Piyaleb ve Göl Saatleri adli eserlerinde toplamiştir
Nesirleri: Gurabahane-i Laklakan, Bize Göre, Frankfurt Seyahatnamesi
Refik Halit Karay (1888-1965) Fecr-i Âtî’den sonra Millî edebiyat hareketine katılmıştır
Eserlerini de bağımsız bir şahsiyet olarak vermiştir
Edebî hayatı köşe yazarlığı ile başlamıştır
Sonra da sırayla hikâyeciliği ve romancılığı gelir
İlk yazılarında günlük hayatı ele almış, sosyal hayattaki çarpıklıkları, zekî ve nükteli bir üslûpla dile getirmiştir
Hayatın gülünç yanlarını karikatürize etmiştir
Sade ve temiz bir dille yazdığı Memleket Hikâyeleri’nde Anadolu insanının hayatını bütün canlılığı ile yansıtmıştır
Gözlem yeteneğinin üstünlüğü dikkat çeker
Eserlerinde kişilerin ruh tahlillerine fazla değinmez
İnsanların dürüst olmayan, kurnazlık ve menfaatçilikle ilgili yönlerini ortaya kor
Bunu mizah ve eleştiri ile yapar
Hiciv, eserlerinde önemli bir unsurdur
Şahısları kendi sosyal çevreleri ile birlikte anlatır
Konuşma dilinin bütün canlılığını ve tabiiliğini ortaya kor
Romanları: İstanbul'un İç Yüzü, Çete, Sürgün, Nilgün, Bugünün Saraylısı, Kadınlar Tekkesi, Anahtar
Hikâyeleri: Memlekete Hikâyeleri, Gurbet Hikâyeleri (Hatay’da sürgünde yazdığı eseridir)
Hiciv ve Mizah Yazıları: Kirpinin Dedikleri, Deli, Sakın Aldanma İnanma Kanma, Tanıdıklarım
----------------------------------------------------------------------
4
Millî Edebiyat Akımı
Modern Türk Edebiyatını yaratma amacıyla kurulan Tanzimat, Servet-i Fünun ve Fecr-i Âtî toplulukları büyük hamleler yapmakla beraber ruhta büyük ölçüde Fransız sanatına bağlı, dil ve üslûpta Osmanlıcayı sürdüren, millî kimlik ve kişiliğe ulaşamamış bir edebiyat vücuda getirmişlerdir
Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılışı sırasında, Türk aydınlarının büyük bir bölümü, ümmete bağlı Osmanlıcılığın terk edilerek milliyetçiliğin benimsenmesinin, memleketin geleceği için gerekli olduğuna inanıyorlardı
Bu inanç sonucunda Türkçülük ve Milliyetçilik akımları doğmuş, her sahada millî kimlik arayışları başlamıştır
Türk dili, Türk vezni, Türk zevki ve kültürü ile millî konuları, millî ülküleri işleyen Türk edebiyatı ihtiyacı ve özlemi sonucunda 1911-1923 yılları arasında Millî Edebiyat akımı var olmuştur
Türk milletine mensup olma şuuru, tarih içinde devamlılık düşüncesi, olduğu gibi kalarak batılılaşma inancı, 1911-1923 yılları arasındaki akımın temelleridir
Bu dönemin bariz özelliği, Türk romantizminin edebî tezahürlerini göstermesidir
Cumhuriyet’in kuruluşunu hazirlayan milliyetçilik ideolojisi içinde dogan Milli Edebiyat akimi Cumhuriyet’in ilk yıllarında en olgun eserlerini verdi
Cumhuriyet rejimi ve bu devirde meydana getirilen sosyal ve iktisadî müesseseler üstünde başlarında büyük Türk sosyoloğu ve düşünürü Ziya Gökalp'in bulunduğu Türkçü ve Milliyetçi münevver zümre etkili oldu
Gökalp'in Türkiye ve Türkler için şekillendirdiği düşünceler başta Atatürk olmak üzere, Cumhuriyeti kuran birinci neslin dünya görüşünün kaynağını teşkil etti
Halka ulaşabilmek ve onunla bütünleşebilmek için onun dilini kullanmak gerektiğine inanan bu nesil yazarları, eserlerinde konuşma dilini kullandılar
Halk dilini kullanırken gençlik yıllarında hayran oldukları Edebiyat-ı Cedide (Yeni Edebiyat) yazarlarının ince zevkini günlük dile aktardılar
1911 yılında Selânik’te çıkarılmaya başlanan Genç Kalemler dergisinde başladı bu çalışmalar
Bir kısmı daha sonra Cumhuriyet dönemi yazar ve şairleri arasında da yer alan bu edebiyatın temsilcilerinin en önemlileri, Ziya Gökalp, Ömer Seyfettin (öncü), Mehmet Emin Yurdakul, Ali Canip (öncü), Yusuf Ziya Ortaç, Faruk Nafiz Çamlıbel, Enis Behiç Koryürek, Kemalettin Kamu, Aka Gündüz, Refik Halit Karay, Reşat Nuri
Güntekin, Yakup Kadri, Halide Edik Adıvar, Hamdullah Suphi, Ahmet Hikmet Müftüoğlu, Necip Fazıl Kısakürek, Fuat Kö
pr
ülü, Halide Nusret Zorlutuna, Şükûfe Nihal, Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar'dır
Milli Edebiyat akımının özellikleri, Cumhuriyet’in ilk on yılının da bir özeti
olmaktadır
Bu çerçeve içerisinde, Milli Edebiyat akımının ilkeleri de şu
şekilde belirtilebilir: Dilde yalınlık (en mühim prensip), Türkçe karşılığı olan Arapça ve Farsça kelimelerin atılması
Yalın (süssüz, sanatsız, özentisiz) bir dille yazma; İstanbul Türkçesini kullanma
**Halk edebiyatı şiir biçimlerinden yararlanma
**Hece ölçüsü
**Konu seçiminde yerlilik
**Konularını hayattan, ülke şartlarından seçme
**Millî kaynaklara yönelme
İslâmcı, Osmanlıcı, gelenekçi görüşlere sahip yazarlardan bireysel eğilimli yazarlara kadar tüm edebiyatçılara açık bir bütünlük mevcuttur
Çünkü artık söz konusu olan Millî Edebiyat akımı kavramı değil, Millî Edebiyat dönemidir
Bu akım dilde ve duyuşta 1911-1915 dönemi milliyetçilik fikirlerinin ön plânda olduğu roman, hikâye, tiyatro eseri ve şiirler verilmesini sağlamıştır
Başlangıçta Fecr-i Âtî roman ve hikâyecisi olan Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Refik Halit Karay, gerçek kişiliklerini Millî Edebiyat akımı içerisinde göstermişlerdir
Fecr-i Âtî topluluğu dışında kalan, İstiklâl Marşı şairi Mehmet Âkif Ersoy ve Yahya Kemal Beyatlı, kendi şiir anlayışlarına göre eserler veren ve daha sonra Millî Edebiyat akımına katılan şairlerdir
Gerek Mehmet Âkif Ersoy gerekse Yahya Kemal Beyatlı, şiir dili ile konuşma dili arasındaki uzlaşmayı sağlamışlar, Türk diline zor uyan aruzun engellerini ortadan kaldırıp, yaşayan Türkçe ile başarılı şiirler yazmışlardır
Dönemin Sanatçıları
Ömer Seyfettin (1884-1920)
Son devir Türk hikâyeciliğinin en önemli isimlerindendir
Yeni Lisan hareketinin savunucularındandır
Amacı millî şuuru kuvvetlendirmek, toplum hayatındaki aksak yönleri ortaya çıkarmaktır
Konularını gerçek hayattan alır
Bu sebeple hikâyeleri realist özellik taşır
Konuları genellikle tarihî olaylar, çocukluk hatıraları ve yaşanan günlük olaylardır
Aşk konusunu da bu hikâyelerinde işler
Kahramanlık, hikâyelerinin önemli konularındandır
Bazı eserlerinde sosyal hayattaki gülünç özellikleri karikatürize eder
Türklerin Balkanlar’da uğradıkları zulümleri de konu edinmiştir
Dili oldukça sadedir ve yalındır
Kurguları oldukça başarılıdır
Hikâyeleri: Eshab-ı Kehf’imiz, Harem, Efruz Bey, Yalnız Efe, Yüksek Ökçeler, Gizli Mabet, Beyaz Lâle, Bomba, Bahar ve Kelebekler,
Ziya Gökalp (1876-1924)
Türkçülük cereyanını bir sisteme bağlayan fikir adamı ve bu sistemi eserlerinde işleyen bir sanatçıdır
Türk milletinin din, dil, ahlâk, edebiyat yönünden aynı kültürle yetişmiş kişilerden oluştuğuna inanan Gökalp, eserleriyle Türk milliyetçiliğinin sınırlarını belirlemiş, millî edebiyatın da fikir yönüyle temellerini oluşturmuştur
Onun Türkçülük anlayışı, dil, edebiyat, din, iktisat, güzel sanatlar ve siyaset alanlarını kapsar
Turancılık ideolojisini de savunmuştur
Edebiyatı, bu fikirlerini yaymak için bir araç olarak kullanmıştır
Sanat yapma kaygısı yoktur
Şiir ve nesir alanında eserleri vardır
Destan, masal ve makaleler de yazmıştır
Dile önem vermiştir
Eserlerini sade bir dille yazmıştır
Türk dilinin gelişmesi yolunda çaba harcamıştır
Türkçe karşılıkları olan Arapça ve Farsça kelimelerin atılmasından, Türkçeleşmiş kelimelerin de artık Türkçe sayılmasından yanadır
Ona göre millî vezin hece veznidir
Şiirleri: Kızıl Elma, Altın Işık, Yeni Hayat
Fikrî Eserleri: Türk Medeniyeti Tarihi, Türk Töresi, Türkçülüğün Esasları, Türkleşmek-Muasırlaşmak-İslâmlaşmak, Malta Mektupları
Ali Canip Yönten (1887-1967)
Daha önce Fecr-i Âtî’de yer alan sanatçı, daha sonra millî edebiyat akımının öncülüğünü yapmış, Ömer Seyfettin’le birlikte çıkardıkları Genç Kalemler dergisinde baş yazarlık yapmıştır
Yeni Lisan hareketinin savunucularındandır
Şiirlerinin hece vezniyle ve sade bir dille yazmıştır
Şiirlerinin bir kısmını Geçtiğim Yol adı altında yayımlamıştır
Sonraları şiiri bırakıp edebiyat incelemeleri yapmıştır
Fuat Kö
pr
ülü (1890-1966)
Edebiyat tarihi ve tarih araştırmacısıdır
Türk edebiyatını dönemlere ayıran, bilimsel yöntemlerle inceleyen ilk
araştırmacıdır
Eserleri: Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar, Türk Edebiyatı Tarihi, Türk Saz Şairleri, Türk Dili ve Edebiyatı Hakkında Araştırmalar
Mehmet Emin Yurdakul (1869-1944)
Halkçılık ve milliyetçilik düşüncesini şiirlerinde işlemiştir
Şahsî duygulara ve tabiata pek rastlanmaz
Şiirleri sosyal faydaya yöneliktir ve didaktiktir
Bu yüzden bir kuruluk göze çarpar
Hece veznini ve batı edebiyatı nazım şekillerini kullanmıştır
Dilinin tamamen sade olduğu söylenemez
Şiirleri: Türk Sazı, Ey Türk Uyan, Tan Sesleri, Ordunun Destanı, Turana Doğru
Reşat Nuri Güntekin (1889-1956)
Millî edebiyat akımından etkilenen sanatçılardandır
Şöhretini Çalıkuşu romanıyla kazanmıştır
Birçok eserinde Anadolu’yu, Anadolu hayatını ve insanını, batıl inançları,
yanlış batılılaşmayı, insanımızın bilime ve eğitime ihtiyacını işlemiştir
Mizah öğesine de yer vermiştir
Romanlarında güçlü gözlemciliğine dayanan bir realizm ve canlı bir üslûp vardır
Psikolojik tahlillerde de başarılıdır
Eserlerinde konuşma dili hâkimdir
Roman, hikâye, tiyatro ve gezi yazısı türünde eserleri vardır
Romanları: Çalıkuşu, Gizli El, Dudaktan Kalbe, Acımak, Eski Hastalık, Akşam Güneşi, Yaprak Dökümü , Damga, Miskinler Tekkesi
Hikâyeleri: Eski Ahbap, Tanrı Misafiri, Sönmüş Yıldızlar, Boyunduruk
Gezi Yazıları: Anadolu Notları
Tiyatroları: Yaprak Dökümü, Eski Rüya, Hançer, Balıkesir Muhasebecisi, Eski Borç, Gözdağı
----------------------------------------------------------------------
13-02-2007
#
3
Profil Bilgileri
Gökhan
--->: Türk Edebiyatı Dönemleri
Millî Mücadele Dönemi Türk Edebiyatı
Yakup Kadri Karaosmanoğlu (1899-1974)
Üsküdar İdadisi'nde edebiyat ve felsefe öğretmenliği yaptı (1916-17)
İkdam gazetesinde çalıştı
Yeni Mecmua'da Erenlerin Bağından yazılarını yayımladı (1918-19)
Tedavi olmak için gittiği İsviçre'de üç yıl kaldı
Mütareke devrinde İkdam, Dergâh gibi gazete ve dergilerde yazdığı yazı ve öyküleriyle Kurtuluş Savaşı'na destekledi
İkdam'da Kiralık Konak (1920), Akşam'da Nur Baba (1921) romanlarını tefrika ettirdi
1921'de Ankara'ya çağrıldı
Toplumsal yapıdaki bu değişimi öykü ve romanlarında yansıtan Yakup Kadri, hayata bakışını, bu farklılaşma durumlarının ondaki yansılarını şöyle dile getirmektedir: "On sekiz yaşımda iken şeyda (deli) bir anarşist idim
Yüksek bir makam sahibi veya herhangi bir kudretli adamı yere sermek en büyük gayemdi
Sonradan bir ihtilalin başına geçmek ve halk kitlelerini bir rüzgârın bir ormanı dalgalandırışı gibi harekete getirmek istedim
Otuzumda bunların hepsinden vazgeçmiş, hiçbir şeye inanmaz olmuş ve kendimi cismani hazlara terk etmiştim
Fakat etin bu iltihabından ruhun başka türlü bir iltihabı ile uyandım
Mistik bir sevda can evimi bir yangının alevi gibi sarmıştı
Bu alevle tutuştukça hayat buluyordum
Ve ılık uzletimi (toplum hayatından uzaklığımı) yüzleri berrak su kaynaklarını andıran hayaletlerle dolduruyordum
İşte, millet aşkına ben bunlar arasında vasıl oldum
Ve bu aşk yolunda can vermeyi o vakit cana minnet bildim
Lâkin, bu yeni dinde kendime peygamber yine kendimdim
Onun için ruhum imansız kalan cemaat gibi perişandı
Ne vakit ki Anadolu yaylalarının maverasından (ötesinden) O'nun (Atatürk'ün) sesini duydum; Nur ile ateş, vecd (kendinden geçme) ile humma (ateş) arasındaki farkı o vakit bildim
Ancak bu millet mürşidinin emri altındadır ki, kısır bir ateşle beyhude yere yanıp tutuşmaktan ve yıpratıcı ihtilaçlar içinde beyhude yere kıvranıp durmaktan kurtuldum
Ruhum, hemen ilâhî diyebileceğim bir nizam (düzen) içine girdi
Kütahya, Simav, Gediz, Eskişehir, Sakarya yörelerine gezi
Garp cephesinin bulunduğu mevkide olup bitenlere tanıklık etti
Anadolu gerçeği ile yüzleşen Yakup Kadri; Kurtuluş Savaşı'nın yansılarını yakından gözledi
Cumhuriyet'in kuruluşunda Mardin (1923-1931), daha sonra da Manisa milletvekili oldu (1931-1934)
1923-25 arası Cumhuriyet ve Hakimiyet-i Milliye (Ulus) gazetelerinde yazdı
Burada iki yıl kaldı
İstanbul'da çıkan Milliyet'te yazdı
Hüküm Gecesi romanını bu gazetede tefrika ettirdi (1927)
Sodom ve Gomore'yi yazdı (1928)
1932'de yazdığı Yaban birçok tartışmalara neden oldu
Roman, 1942'de CHP Roman Armağanı'nda ikinciliği kazandı
Aynı yıl Vedat Nedim Tör, Şevket Süreyya Aydemir, Burhan Asaf Belge, İsmail Hüsrev Tökin ile birlikte Kadro dergisinin kurucuları arasında yer aldı
Dergi, 1934'te kapanmak zorunda kalınca, Tiran elçiliğine atandı
Bunu Prag (1935), La Haye (1939), Bern (1942), Tahran (1949), Bern (1951-1954) elçilikleri izledi
1961'de Kurucu Meclis üyeliğinde, 1961-1965'te de Manisa milletvekilliğinde bulundu
Cumhuriyet, Hakimiyet-i Milliye, Ulus, Milliyet, Yeni İstanbul, Tercüman; Kadro, Varlık, Hayat, Meydan gibi gazete ve dergilerde makale, roman ve anıları yayımlanan Yakup Kadri, 13 Aralık 1974'te Ankara'da öldü
Romanlarında, ülkenin yaklaşık yüz yılı aşkın zaman dilimini (1861-1950) konu edindi
Toplumsal değişim sürecinin toplumun farklı kesimlerindeki yansılarını gerçekçi bir bakışla yansıttı
Tarihe tanıklıkla birlikte, insan-toplum ilişkilerinde bu süreçte biçimlenen durumları irdeledi
Tanık olduğu olaylar, yaşadığı ortam onun edebiyat anlayışını biçimlendirmiştir
Fecr-i Âtî içinde 'sanat sanat içindir' anlayışından yola çıkan Yakup Kadri, koşulların gücü içindeki değişimi de yıllar sonra şöyle dile getirecektir: "Bu coşkunluğum, sanat perisi yolunda bu serdengeçtiliğim, ilk millî felâketimiz olan Balkan Harbi'ne kadar, bütün ateşiyle devam etti
Fakat ne vakit ki, Çatalca önüne dayanan düşman toplarının sesini ta yatağım içinden işitmeğe başladım, hisseder gibi oldum ki, hayatta benim yaptığım mücadeleden daha mühimleri vardır
Balkan Harbi'ni daha bir sürü millî felâketler takip etti
Ben gene 'Sanat şahsî ve muhteremdir' diyordum
Fakat onun yanı başında, hiç değilse onun kadar 'şahsî' ve 'muhterem' şeyler olabileceğini düşünmeğe başlamıştım
"
Öykü ve romanlarında dilde sadeleşme ve yeni bir edebiyat anlayışının örneklerine veren Yakup Kadri, bir bakıma değişim döneminin romancısıdır
Romanlarında, ülkenin Batılılaşmadan Cumhuriyet'in kuruluş yıllarına değinki değişim ve dönüşüm süreçlerini konu edinir
Çözülme ve yeniden yapılanma
Bu süreçteki insan ve toplum gerçeğine gerçekçi bir bakışla yaklaşır
Yakup Kadri, romanlarının yapısal oluşumunu değerlendirirken, şunları söyler: "Romanlarımın kronolojik mahiyeti benim istek veya kararımla meydana gelmiş bir şey değildir
Romanda yegâne (biricik) gayem, hayatın heyecanını verebilmek ve canlı tipler yaratmaktır
Bunda ne dereceye kadar muvaffak olduğumu bilmiyorum
Roman yazarken tanıdığım kimseleri ve yaşadığım hayat safhalarını bir ham madde olarak kullanırım
Romanlarımı uzun müddet tasarlarım
Fakat not alıp materyal toplamak adetim değildir
"
Fecr-i Âtî’de iken ferdiyetçi sanat anlayışını benimseyen sanatçı, daha sonra millî Edebiyat cereyanına katıldı
İlk eserlerinde mistik bir hava vardır
1916’dan sonra ülke gerçeklerini ve millî duyguları işleyen hikâyeler yazmıştır
Roman, hikâye, deneme, mensur şiir, makale ve anı türünde eserleri vardır
Romanlarında Türk halkının yaşayışı ve problemleri başlıca konudur
Tanzimat’tan Cumhuriyet’e kadar olan dönemde Türk halkının yaşadığı gelişme ve değişmeleri işlemiştir
Aydınlarla halk arasındaki zıtlıkları da konu edinmiştir
Eserlerinde sağlam bir gözlemcilik ve ona dayanan bir realizm vardır
Eserleri teknik bakımdan sağlamdır
Karakterleri başarıyla anlandırmıştır
Titiz bir üslûpçudur
Hikâyeleri: Bir Serencam, Rahmet, Millî Savaş Hikâyeleri
Romanları: Kiralık Konak, Nur Baba, Hüküm Gecesi, Sodom ve Gomore, Yaban, Ankara, Bir Sürgün, Panorama
Diğer eserleri: Erenlerin Bağından, Zorakî Diplomat, Anamın Kitabı,
Vatan Yolunda
Halide Edip Adıvar (1884-1964)
Romancı ve hikâyeci
Ünlü, Sultanahmet mitingi ile halkı coşturmuş ve bizzat millî mücadelenin içinde yer almıştır
Romanlarındaki belli başlı konular, Kurtuluş Savaşı, çocukluk hatıraları ve aşktır
Kahramanlarını daha çok kadınlar arasından seçen sanatçı, karakter bulmakta başarılıdır
Kadınlara da üstün özellikleri vermiştir
Gözlem, tasvir ve tahlillerde başarılıdır
Sosyal çevreye önem verir
Dili kullanmada başarılı değildir
Dağınık, düzensiz bir üslûbu vardır
Eserleri: Handan, Son Eseri, Ateşten Gömlek, Vurun kahpeye, Zeyno’nun Oğlu, Sinekli Bakkal, Tatarcık, Mor Salkımlı Ev, Dağa Çıkan Kurt, Harap Mabetler
Beş Hececiler
Şiire 1
Dünya Savaşı ve Millî Mücadele yıllarında başlayan, Mütareke yıllarında şöhret kazanan hececiler, Anadolu'yu ve vasat insan tipini şiire soktular
Memleket sevgisi, yurt güzellikleri, kahramanlık ve yiğitlik, işledikleri başlıca konulardır
Hecenin bu beş şairi millî edebiyat akımından etkilenmiş ve aruzu bırakarak şiirlerinde heceyi kullanmaya başlamışlardır
Bunda da oldukça başarılı olmuşlardır
Şiirde sade ve özentisiz olmayı tercih etmişlerdir
Orhan Seyfi Orhon (1890-1972)
Şiirlerinde konuşma dilini kullanmıştır
Bazı şiirlerinde halk şiiri şekillerini kullanmıştır
Daha çok şahsî temaları işleyen şair vatanî konuları da işlemiştir
Eserleri: Fırtına ve Kar, Peri Kızı ile Çoban, Gönülden Sesler, O Beyaz Bir Kuştu
Yusuf Ziya Ortaç (1896-1967)
Şiire aruzla başlamış, da ha sonra heceyi kullanmıştır
Günlük hayatın çeşitli görünümlerini sade bir dille işlemiştir
Akbaba adlı mizah dergisini çıkarmıştır
Eserleri: Akından Akına, Aşıklar Yolu, Yanardağ, Bir Rüzgâr Esti
Faruk Nafiz Çamlıbel (1898-1973)
Beş Hececilerin en genci ve en başarılısıdır
Buna rağmen aruzu da tamamen terk etmemiştir
Şiirlerinde Anadolu’yu, memleket sevgisini anlatmıştır
Ferî konuları da
işlemiştir
başlıca konu ve temaları, aşk, hasret, tabiat, ölüm, kahramanlık, ihtiras
Lirik şiirleri vardır
Şiirleri: Han Duvarları, Çoban Çeşmesi, Dinle Neyden, Gönülden Gönüle
Tiyatro eserleri: Canavar, Akın, Özyurt, Kahraman
Enis Behiç Koryürek'in (1892-1949)
Şiire aruzla başlamıştır
Heceyle yazdığı ilk şiirlerinde aşkı işlemekle beraber, daha sonra Kurtuluş Savaşı yıllarında millî duyguları ve tarihî kahramanlıkları işlemiştir
Şiirleri: Miras, Güneşin Ölümü
Halit Fahri Ozansoy (1891-1971)
“Aruza Veda” adlı şiiriyle aruzu bırakıp heceyi kullanmaya başlamıştır
Şiirlerinde konuşulan Türkçeyi başarıyla kullanmıştır
Derin bir melânkoli ev karamsarlık taşıyan şiirlerinde ferdî konuları
işlemiştir
Şiir, roman ve tiyatro türünde eserleri vardır: Cenk Duyguları, Efsaneler, Baykuş, Hayalet
Dönemin Bağımsız İsimleri
Mehmet Âkif Ersoy (1873-1936)
Dinî, millî şiirleriyle tanınır
Bir destan şairidir (Çanakkale Şehitlerine)
İslâmcılık akımının temsilcisidir
Şiirlerinde dinî lirizm dikkati çeker
Öğretici, öğüt verici, birliği ve bütünlüğü sağlayıcı şiirleri vardır
Savaş sırasında ve sonrasında kurtuluşun ve gelişmenin ancak dine sarılmakla olacağını, batının sadece ilminin alınabileceğini savunmuştur
Türk şiirine gerçek realizm onunla girmiştir
O, toplum hayatını bütün
yönleriyle aksettirmiştir
Hatta sokak aralarında konuşulan dili bile şiirine yansıtabilmiştir
Gözlemlerinden çokça faydalanmıştır
Tasvir edici ve tahkiyeli anlatımı
sayesinde şiirinde canlı tablolar çizmiştir
Aruzu Türkçeye başarıyla uygulamıştır
Nazmı nesre yaklaştıranlardandır
Manzum hikâye şeklinde şiirleri vardır
Bu şiirlerinde günlük hayatı, toplum hayatını başarıyla anlatmıştır
Özellikle yoksullara, sakatlara, kimsesizlere karşı acıma duygusu bu tür şiirlerinde belirgindir
Hasta, Küfe, Meyhane, Seyfi Baba, Hasır, Mahalle Kahvesi bu türün örnekleridir
Şiirlerini Safahat adlı kitabında toplamıştır
Safahat yedi kitaptan oluşur:
Safahat, Hakk’ın Sesleri, Süleymaniye Kürsüsünde, Fatih Kürsüsünde, Hatıralar, Asım ve Gölgeler
Makaleleri A
Abdülkadiroğlu tarafından yayımlanmıştır
Yahya Kemal Beyatlı (1884-1958)
Şair ve yazar
Eski nazım biçimleriyle -az da olsa değişikliğe uğratarak- yeni konuları
işlemiştir
Aruzu Türkçede başarıyla uygulamıştır
Sadece Ok şiirini heceyle yazmıştır
Şiirde dile, uygun kelimelerin seçilerek yerli yerinde kullanılmasına özen
göstermiştir
Parnasizmin en önemli temsilcisidir
Şiirde şekil mükemmelliğine, ahenge ve kafiyeye önem vermiştir
İşlediği başlıca konu ve temalar: aşk,i tabiat, kahramanlık, ölüm, sonsuzluk
Şiirlerinde Osmanlı hayranlığı oldukça açıktır ve İstanbul'u da şiirde en çok işleyen şairdir
O tam bir İstanbul aşığıdır
Tevfik Fikret’in “Sis” adlı,
İstanbul'u tahkir ettiği şiirine karşı “Siste Söyleniş” adlı şiiriyle cevap
vermiştir
Şiirleri: Kendi Gök Kubbemiz, Eski Şirin Rüzgârıyla, Rubailer
Nesirleri: Eğil Dağlar, Aziz İstanbul, Edebiyata Dair
----------------------------------------------------------------------
6
Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı
Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı, Divan edebiyatının terk edilmesinden sonra teşekkül eden Tanzimat, Servet-i Fünun, Fecr-i Ati ve Millî Edebiyat adlarıyla anılan edebiyat tarzları vasıtasıyla oluşturulan zemin üzerine kurulmuştur
Cumhuriyet devri edebiyatının ilk dönem eserleri değişen siyasî, sosyal ve kültürel çerçevenin etkilerini taşır
Dildeki sadeleşme hareketi artık yerleşmiştir
Aruz bırakılarak hece kullanılmıştır
Şiirde ve düz yazıda toplumun her kesiminden gelen sanatçılar sayesinde konular oldukça genişletilmiştir
Buna bağlı olarak mekânlar da çeşitlilik kazanmıştır
Anadolu’ya daha çok yer verilmiştir
Roman ve hikâyelerde toplum sorunları, gözleme dayanan bir gerçeklikle anlatılmıştır
Kurtuluş Savaşı ve bu dönemdeki toplum hayatı da konu edilmiştir
Tiyatro eserlerinde de millî konular işlenmiştir
a
1940 Yılına Kadar Türk Edebiyatı
1900'den sonra dogan, ilk gençlik ve olgunluk yılları Cumhuriyet’in ilk devresinde geçen ilk şairler nesli, şiire Yahya Kemal’in, Ahmet Haşim’in ve batı şairlerinin etkisiyle ve kendi yaratıcılıklarının katkısıyla yeni estetik şekiller kazandırdı
Ahmet Hamdi Tanpınar, Türkçeye Paul Valery'nin şiir görüşünü uygulayarak, yoğun kapalı, derin şiirler yazdı
Ahmet Kutsi Tecer (1901-1967), Tanpınar'ı hatırlatan özelliklerin yer aldığı folklor kaynaklı değişik eserler meydana getirdi
Necip Fazıl Kısakürek (1905-1983) çok yönlü kişiliğinin etkisiyle ve Türkçeyi ustaca kullandığı şiir ve piyeslerinde Anadolu insanının mistik eğilimlerini orijinal ve modern bir üslûpla ifade etti
Yedi Meşaleciler
Sabri Esat Siyavuşgil, Ziya Osman Saba, Yaşar Nabi Nayır, Kenan Hulusi
(hikâyeci), Cevdet Kudret Solok, Muammer Lütfi, Vasfi Mahir Kocatürk
Bu edebî topluluk yeni bir edebiyat, farklı bir şiir anlayışı oluşturmak için
toplanmıştır
Beş Hececiler’e karşı çıkmışlardır
“Samimîlik, canlılık ve devamlı yenilik” ilkelerini benimsediler
Fransız edebiyatını örnek alacaklarını bildirdiler
Buna rağmen kendileri de Beşe Hececiler’in yolundan gitmişlerdir
Türk şiirine herhangi bir yenilik getirmemişlerdir
Dönemin Sanatçilari
Ahmet Kutsi Tecer (1901-1967)
Avrupai şiir anlayışından âşık tarzı söyleyişe yönelmiştir
Şiirlerinde iç duygu ve bununla birlikte gelişen hafif sesli bir musiki havasi vardır
Şiir kitabı: Şiirler
Tiyatroları: Koçyigit Köroglu, Köşebaşı, Bir Pazar Günü, Satilik Ev
Necip Fazıl Kısakürek (1905-1983)
Şiirlerinde insanın evrendeki yerini, madde ve ruh meselelerini, insanın iç dünyasina ait çeşitli yönleri, gizli duyguları işlemiştir
Hissi ve fikri şiir oluşturan iki unsur olarak kabul eder
Sağlam bir dil ve üslûp; kuvvetli bir lirizm, başarılı bir teknik sahibidir
Ağaç ve Büyük Doğu dergilerini çıkarmıştır
Şiirleri: Örümcek Ağı, Kaldırımlar, Ben ve Ötesi, Sonsuzluk Kervani, Çile
Şiirlerim
Roman ve tiyatro türünde de eserleri vardır: Birkaç Hikâye Birkaç Tahlil, Ruh Burkuntularından Hikâyeler, Hikâyelerim
Cahit Sitki Taranci (1910-1956)
Sade, yalın, ahenkli bir dille, konuşma diliyle şiirler yazmıştır
Şiirlerinde iç sıkıntılarını, karamsarlığı, özellikle sürekli korktuğu ölümü,
ama bununla birlikte yaşama bağlılığı konu edinmiştir
Şiirleri: Otuz Beş Yaş, Düşten Güzel, Ömrümde Sükût
Nesirleri: Ziya’ya Mektuplar
Memduh Şevket Esendal (1883-1952)
Romancı ve hikâyeci
Romanlarinda kendi deyimi ile “topluma ayna tutmuştur”
Hikâyelerinde gözlem gücü son derece güçlüdür
Toplum hayatındaki aksaklıklara değinmiştir
Dili temiz; anlatımı güçlüdür
Konuşma dilini kullanmıştır
Hikâyelerinde Çehov tarzının temsilcisidir
Romanları: Ayaşlı ve Kiracıları, Vassaf Bey
Hikâyeleri: Hikâyeler, Otlakçı, Hava Parası, Mendil Altında, Temiz Sevgiler
Ahmet Hamdi Tanpınar (1901-1962)
Hikâye, roman, deneme, makale, edebiyat tarihi ve şiir türlerinde eserler vermiştir
Ama en önemli özelliği şairliğidir
Şiirlerindeki temel unsurlar; his, hayal ve musikidir
En çok işlediği konu
zamandır
Şuuraltı da önemlidir
Şiirlerinde sembolistlerin etkisi vardır
Sade bir dille yazdığı şiirlerde hece ölçüsünü kullanmıştır
Hikâye ve romanlarında dönemin toplum hayatını ve çelişkilerini ortaya
koymuştur
Psikolojik yön de önemlidir
Dili başarıyla kullanmıştır
Şiirleri: Şiirler
Deneme: Beş Şehir
Roman: Huzur, Mahur Beste, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Sahnenin Dışındakiler
Hikâye: Yaz Yağmuru, Abdullah Efendi’nin Rüyaları
Edebiyat: 19
Asır Türk Edebiyatı Tarihi
Abdülhak Şinasi Hisar (1888-1963)
Tenkitçi ve romancı
Nesirlerinde görgü, hatıra, tasvir ve kültür unsurları ağır basar
Sanatlı ve uzun cümleleri vardır
Romanları: Fehim Bey ve Biz, Çamlıca’daki Eniştemiz
Diğer eserleri: Boğaziçi Mektupları, Geçmiş Zaman Köşkleri, Boğaziçi Yalılar
b
Son Dönem Türk Edebiyatı
Garipçiler
Orhan Veli Kanık ve onunla aynı tarzı paylaşan Melih Cevdet Anday ve Oktay Rıfat, şiirlerini 1941 yılında Garip adlı kitapta topladılar, Garipçiler adıyla anıldılar ve Türk şiirinde yeni bir akım meydana getirdiler
Bu adı almalarında Orhan Veli’nin “Kitabe-i Seng-i Mezar” adlı şiirinin garip tepkilere sebep olasının ve garip bulunmasının etkisi olmuştur
Bu akımın amacı şiiri, öteden beri vazgeçilmez unsurlar sayılan vezin, kafiye, nazım şekli, nazım birimi; şairanelik, mecazlı söyleyiş, söz sanatı ve süs gibi unsurlardan sıyırarak, duyuların yalın ifadesi hâline getirmekti
Bu akımda hiç bir kural ve kalıba bağlanmamak prensip edinilmiştir
Sade bir dil kullanmışlardır
Günlük ve sıradan konuları işlemişlerdir
Sıradan insanların problemleri, yaşama sevinci, hayattaki gariplikler şiirlerinin başlıca konularıdır
Şiirde o zamana kadar işlenmemiş konuları ele almışlardır
Orhan Veli, bu tarzda yazdığı başarılı şiirlerle kendisinden sonrakileri büyük ölçüde etkiledi
Genç yaşında Rusya'ya giden ve oradan marksist ve materyalist bir inançla dönen Nazım Hikmet Ran (1902-1963) Türkçenin estetiğini Mayakovski tesirleri taşıyan yeni bir tarzda kullanarak ihtilâlci şiirler yazdı
1960'lı yıllardan sonra Türk Edebiyatı içinde yaygınlaşan sosyalist akımının başlangıcı bu şiirler oldu
Ahmet Muhip Dıranas, şiiri tamamen estetik olarak kabul eden şairlerdendir
Aynı nesilden olan Arif Nihat Asya (1904-1976) üslûp ve ruh yönünden zenginliğini şiirlerine aksettiren orijinal bir şairdir
Türk edebiyatında küçük klâsik hikâye yazma geleneğinin kurucusu ve en başarılı temsilcisi olan Ömer Seyfettin'in (1884-1920) hikâye kitapları 144 baskı yaparken kendisi en çok okunan yazar oldu
Sait Faik Abasıyanık (1906-1948) ve Sabahattin Ali'nin 1935 yılından sonra yayınladıkları hikâyeler, birbirinden farklı iki yeni çığır açtı
Sait Faik, konuları İstanbul'da geçen ve şahsî izlenimlerine dayanan şiir
duygusuyla dolu hikâyeler yazdı
Materyalist bir dünya görüşüne sahip olan Sabahattin Ali, dış tasvirlere ve sade olaylara fazla önem veren hikâyeler yazdı
Bu iki yazarla birlikte 1960'lı yıllardan sonra yoğunlaşan günlük olaylar, düşünce ve beklentiler edebiyata girmeye başladı
---------------------------------------------------------------------
13-02-2007
#
4
Profil Bilgileri
ahfa
--->: Türk Edebiyatı Dönemleri
saol gökhan abi bilgiler icin
13-02-2007
#
5
Profil Bilgileri
lostar_1987
--->: Türk Edebiyatı Dönemleri
saol gökhancım elerine sağlık
13-02-2007
#
6
Profil Bilgileri
Selim
--->: Türk Edebiyatı Dönemleri
Hey gidi günler,bu dersleri sınavda az sormazdı hoca
02-03-2007
#
7
Profil Bilgileri
ataman55
--->: Türk Edebiyatı Dönemleri
edebiyat benim alanım
bilgiler için teşekkürler
Tags
:
donemleri
,
edebiyati
,
turk
Türk Edebiyatı Dönemleri ile ilgili Benzer Konular
1154 Kez Görüntülendi
1839 - 1923 Dönemleri Arasında Türk Tiyatrosu
Tiyatro
Türk Edebiyatı Dönemleri
Edebi Türler
Türk edebiyatı tarihi
Konu Dışı Başlıklar
Türk Halk Edebiyatı
Edebi Türler
Türk Edebiyatı
Edebi Türler
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
10:31
.
Sayfalar
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552