Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele

Geri git   Mumsema.NET >
Eğitim Bölümü
> Kültür-Sanat > Edebi Türler

Forum Kuralları Bize Ulaşın İletiler Kayıt ol Yardım Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
Türk Edebiyatı Dönemleri ile ilgili Benzer Konular
1154 Kez Görüntülendi

1839 - 1923 Dönemleri Arasında Türk Tiyatrosu Tiyatro
Türk Edebiyatı Dönemleri Edebi Türler
Türk edebiyatı tarihi Konu Dışı Başlıklar
Türk Halk Edebiyatı Edebi Türler
Türk Edebiyatı Edebi Türler

Günün menüsü (güzel bir yazı) | Halk edebiyatı
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 13-02-2007   #1
Profil Bilgileri
Standart Türk Edebiyatı Dönemleri

Türk Edebiyatı Dönemleri başlıklı yazı Mumsema Türk Edebiyatı Dönemleri Forum Alev


İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı


A Sözlü Edebiyat

Destan, koşuk, sagu, atasözleri (savlar) bu dönem ürünleridir Koşuklarda aşk ve doğa, sagularda ölüm, destanlar da ise kahramanlık konuları işlenmiştir Bunlarda nazım birimi dörtlük, ölçü ise hece ölçüsüdür

Ulusal Türk Destanları

Saka Türklerinin Destanları: Alp Er Tunga Destanı ve Şu Destanı

Hun Türklerinin Destanı: Oğuz Destanı (Oğuz Kağan Destanı)

Göktürklerin Destanları: Bozkurt Destanı, Ergenekon Destanı

Uygur Türklerinin Destanları: Türeyiş Destanı, Göç Destanı

B Yazılı Edebiyat

Türklere ait en eski metinler 8 yy ürünleri olan Göktürk Yazıtları’dır Bu yazıtlar ilk olarak 1893 yılında Danimarkalı bilgin Thomsen tarafından okunmuştur Bu dönemde Göktürkçe ve Uygurca kullanılmıştır
----------------------------------------------------------------------

» İslamiyet Sonrası Türk Edebiyatı


A Anadolu Dışında Verilen İlk Ürünler

Kutadgu Bilig: Yusuf Has Hacip tarafından yazılmıştır Eserin adı “Mutluluk Veren Bilgi” anlamına gelir Didaktik bir eserdir Eserde aruz ölçüsü kullanılmıştır

Divan ü Lügati’t Türk: Kaşgarlı Mahmut tarafından 11 Yüzyılda yazılmış
bir sözlüktür Türkçe sözcüklerin Arapça karşılığı açıklanmıştır

Atatbetü’l Hakayık: 12 Yüzyılda Edip Ahmet Yükneki tarafından Hakaniye lehçesiyle yazılmıştır Gerçeklerin Eşiği anlamına gelir

Divan-ı Hikmet: Ahmet Yesevi tarafından yazılmıştır Bu yapıtın,
Anadolu’daki tasavvufi halk edebiyatına etkisi çok büyüktür

Muhakemetü’l Lügateyn: 15 Yüzyılda Ali Şir Nevai Türkçenin zenginliğini
kanıtlamak amacıyla yazılmıştır

Şeçere-i Türki: Ebulgazi Bahadır Han’ın dokuz bölümde Türk tarihini
anlattığı bir kitaptır
----------------------

B Anadolu’da Gelişen Türk Edebiyatı

Halk Edebiyatı: Halk edebiyatında düzyazıdan çok şiir görülür Halk edebiyatı sözlü edebiyattır Şiirler saz eşliğinde doğaçlamayla (o anda) söylenir Şiirler işlenen konulara göre, güzelleme, koçaklama, taşlama; biçimlerine göre koşma, mani, semai, türkü gibi adlar alırlar Dil, halkın konuştuğu Türkçedir

Aşık Edebiyatı: Sanatçısı bilinen, din dışı konuların işlendiği
edebiyattır Aşık edebiyatının temsilcileri: 16 Yüzyılda Köroğlu, 17 Yüzyılda Karacaoğlan, Ercişli Emrah, 18 Yüzyılda Gevheri, 19 Yüzyılda Dadaloğlu, Erzurumlu Emrah, 20 Yüzyılda Aşık Veysel

Tekke Edebiyatı: Sanatçısı bilinen, Tanrı, insan, evren konusunu tasavvufi bakışla irdeleyen edebiyattır Kurucusu 12 Yüzyılda yaşayan Ahmet Yesevi’dir Yunus Emre, Hacı bektaş Veli, Kaygusuz Abdal, Pir Sultan Abdal tekke edebiyatının temsilcilerindendir

Ortak Edebiyat: Yaratıcısı bilinmeyen, ağızdan ağıza yayılan ürünlerin oluşturduğu bir edebiyattır Ortak edebiyatın ürünleri, halk masalları, halk hikayeleri (Dede Korkut Hikayeleri), efsaneler, mani, türkü, ağıt, bilmece, atasözü, fıkralar ve ninnilerdir

II Divan Edebiyatı
Türklerin Arap-Fars etkisiyle oluşturdukları edebiyattır Divan edebiyatında dil Arapça ve Farsçanın etkisiyle oldukça ağırlaşmıştır Şiirler aruz ölçüsü ile yazılmıştır Arap ve Fars edebiyatından alınan şiir biçimleri kullanılmıştır
----------------------------------------------------------------------

Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı (19 yy- )

Tazimat Edebiyatı

Çağdaş Türk Edebiyatı, Osmanlı Devleti’nin gerilemesinin hızlandığı, yapılan yeniliklerin başarıya ulaşamadığı, batıya yönelme gereğinin duyulduğu bir zamanda, yani 1839’da Tanzimat Fermanı’nın ilân edilmesiyle başlayan medeniyet ve kültür değişikliği ve bu değişikliğin dayandığı Batılılaşma olgusunun belirlediği bir gelişim sürecinde değerlendirilebilir

19 yüzyılda Türk edebiyatı, batılılaşma hareketine bağlı olarak roman, hikâye, tiyatro gibi yeni türlerin denenmesiyle çağdaş bir çizgiye girdi Türk edebiyatının yönü batı düşüncesinin temel alınması sonucu değişti Batıyla ilişkiler, aydınların bir batı dilini öğrenmeleri, batı edebiyatından yapılan çeviriler, batıdaki fikir akımları ile tanışma bir kültür ve medeniyet değişimini gündeme getirdi Sosyal, ekonomik ve siyasî hayatta meydana gelen değişiklikler edebiyata da yansıdı, Cumhuriyetin kuruluşuna kadar arayışlar devam etti

1 Tanzimat Devri Türk Edebiyatı

Tanzimat Fermanı ile beraber edebiyatta da batıya yönelme başlar Tanzimat dönemi edebiyatının kesin olmamakla birlikte başlangıç tarihi olarak 1860 gösterilebilir Bu tarih, Tercüman-ı Ahval’in yayımlanmaya başlayış tarihidir

Bu dönemde batı edebiyatlarından birçok yeni tür ve şekiller alınmış; önceleri çevirme, sonraları taklit ve telif etmek suretinde bu türlerde eserler verilmiştir

Tanzimat Edebiyatının temsilcilerinin amacı batı örneğine göre bir edebiyat yaratmak ve batı hayatını tanıtmak olduğu için, sanatçıların hepsi edebiyat türlerinin romandan şiire kadar en az bir kaçı ile örnekler yazmışlardır Bu dönemde telif eserler yanında çok sayıda tercüme ve adapte eser de Türk Edebiyatına dahil edilmiştir

Bu dönemde yapılan yenilikler ve alınan türler şunlardır

Gazete

Bir yayın organı olarak 1831’de çıkmaya başlayan Takvim-i Vakayi, resmî bir gazete idi Daha sonra yarı resmî olarak 1840’ta İngiliz Churchill tarafından Ceride-i Havadis çıkarıldı

İlk edebî ve özel gazete ise 1860 yılında Şinasî ve Âgâh Efendiler tarafından çıkarılan Tercüman-ı Ahvaldir

Daha sonra Şinasî, 1862’de Tasvir-i Efkâr’ı çıkarmaya başlar Bunların dışında Muhbir (1866), Hürriyet (1867), Basiret (1869), İbret (1871), Devir (1872), Bedir (1872) gazeteleri çıkar

Hikâye ve Roman
Türk edebiyatı romanla ilk defa 1859’da karşilaşir Yusuf Kâmil Paşa Fenolen’in Telemak (Telemaque) adlı romanını tercüme eder İlk yerli roman Şemsettin Sami’nin Taşşuk-i Talât ve Fitnat (1872)’ıdır İlk hikâye Ahmet Mithat Efendi’nin Letaif-i Rivayet’idir

Tiyatro

İlk tiyatro Şinasi’nin Şair Evlenmesi adli, iki perdelik, komedi türündeki eseridir Eserde görücü usulü ile yapilan evliliklere gönderme yapılır

Şiir
Tanzimat döneminde en önemli yenilik şiirde görülür Şekil olarak divan şiirine bagli kalinmiş, fakat konu bakimindan hem eski terk edilmiş hem de oldukça yeni ve çeşitli konular işlenmiştir Aruz ölçüsünün yaninda az da olsa hece kullanılmıştır

Gazel, kaside, terkib-i bent gibi şekiller kullanilarak hak Adaler, kanun, medeniyet, eşitlik hürriyet kavramlari işlenmiştir

Tanzimat yazar ve şairleri hem yaşadıkları dönem hem de -daha önemlisi- edebiyata bakış açıları ve işledikleri konular bakımından iki gruba ayrılır:

a Birinci Dönem (1860-1876 arası)

1860-1876 yillari arasinda Tanzimat edebiyatinin birinci dönem temsilcileri Şinasi, Ziya Paşa, Namik Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Şemsettin Sami ve Ahmet Vefik Paşa'dir

Bu dönemde sanat toplum içindir görüşü benimsenmiştir Bu sebeple şiirde söyleyişe değil fikire önem verilmiştir

Dilde sadeleşme fikri savunulmuş ama uygulanamamiştir Hece vezni ve halk edebiyati da savunulmuş ama sözde kalmiştir Divan edebiyatina tümden karşi çikilmiş ve agir bir dille eleştirilmiştir Fransiz edebiyati örnek alinarak romantizmden etkilenilmiştir

Roman, tiyatro, makale gibi batidan alinan türler ilk defa bu dönemde kullanilmiştir

Noktalama işaretleri de ilk defa bu dönemde kullanilmiştir Kölelik ve cariyelik, romanlarda sikça işlenmiştir Romanlar teknik bakimdan oldukça zayiftir Yer yer olaylarin akişi kesilerek okuyucuya bilgiler verilmiştir, uzun uzun tasvirler yapilmiş, tesadüflere sikça yer verilmiştir

Edebiyatçilar edebiyatin yaninda devlet işleriyle, siyasetle de bilfiil ilgilenmişlerdir

Dönemin Edebiyatçıları

Şinasi (1826-1871): Türk edebiyatinda yeniliklerin öncüsüdür 1860’ta Tercüman-ı Ahval’i (ilk özel gazete), 1862’de Tasvir-i Efkâr’ı çıkardı İlk makaleyi (Tercüman-ı Ahval mukaddimesi), ilk piyesi (Şair Evlenmesi) o yazdı Noktalama işaretlerini de ilk defa o kullandı La Fontaine’den fabllar tercüme etti Lamartin’den de manzum çevirileri vardır İlk şiir çevirilerini de o yaptı Nesirlerinde dili sade; şiirlerine ise ağırdır Tanzimat Fermanı’nı ilân eden Mustafa Reşit Paşa için yazdığı iki kasidesi ünlüdür Bu kasidelerdeki övgüleri divan şiirindekinden daha abartılıdır O, başarılı bir şair ve yazar olmamasına rağmen batı edebiyatından alınan yeni türlerle edebiyatımızın batılılaşmasında en çok onun emeği vardır

Eserleri: Şair Evlenmesi (Piyes; edebiyatımızdaki ilk tiyatro eseri), Müntehabat-ı Eşar (Şiir), Divan-ı Şinasi (Şiir), Durub-ı Emsal-i Osmaniye (ilk ata sözleri kitabı), Tercüme-i Manzume (çeviri şiirler)

Ziya Paşa (1829-1880): Doğu kültürüyle yetişmiş, sonradan batı edebiyatına yönelmiştir Fikren yenilikçi olmasına rağmen eserlerinde eskiyi, divan şiiri geleneğini devam ettirmiş, gazel ve kasideler yazmıştır En meşhur terkib-i bent ve terci-i bent şairimizdir

Harabat adlı bir divan şiiri antolojisi vardır Daha önce “Şiir ve Inşa”da divan şiirinin bizim şiirimiz olmadigini, asil şiirimizin halk şiiri oldugunu söyleyen şair, eski şiir gelenegini sürdürmüş, Harabat’ta âşik şiirini eleştirmiştir Bunun yaninda sade dilden yanadir, ama kendisi agir bir dil kullanir Bu onun içinde bulundugu bir ikilemdir Hem eskiyi eleştirmekte hem de gelenegi devam ettirmektedir

Eserleri: Harabat: Divan Şiiri antolojisi, Külliyat-i Ziya Paşa/Eş’ar-ı Ziya: Divan şiiri tarzındaki şiirleri (gazel, kaside ve şarkılar), Terkib-i Bent, Terci-i Bent: Bugün dahi dillerden düşmeyen beyitleri vardır Zafername: Hiciv türünde bir kasidedir Âlî Paşa’yı yermek için yazmıştır Rüya: Mensur, Defter-i Âmal: Hatıraları

Namık Kemal (1840-1888): Tanzimat edebiyatının en hareketli ve heyecanlı ismidir Vatan şairi olarak tanınır Şiirlerinden çok nesirleri ile tanınır Edebiyatta hürriyet kavramını ilk kullanan şairdir Şiirlerinde “hürriyet, vatan, kanun, hak, adalet” kavramlarını işlemiştir Hürriyet Kasidesi, Vatan Şarkısı ve Vatan Mersiyesi bu konuları içerir

Namık Kemal de eski kültürle yetişmiş, divan şiiri eğitimi almış, gazeller, kasideler yazmıştır Fakat o da sonradan divan edebiyatını eleştirmiştir Ziya Paşa’nın Harabat’ına karşı Tahrib-i Harabat’ı yazarak eskiye olan tepkisini ortaya koymuştur

Şinasi’nin kurduğu Tasvir-i Efkâr’ı, Şinasi Paris’e kaçınca Namık Kemal çıkarmaya başladı Daha sonra kendisi de Ziya Paşa ile Paris’e kaçarak orada Hürriyet gazetesini çıkardı İstanbul'a döndükten sonra İbret gazetesini çıkardı

Eserlerinde romantizmin etkisi görülür Tiyatroyu faydalı bir eğlence olarak görmüştür

Eserleri: İntibah: İlk edebî roman Cezmi: İlk tarihî roman Tahrib-i Harabat, Takip: İlk edebî eleştiri Ziya Paşa’nın Harabat’ını eleştirmek için yazmıştır Renan Müdafaanamesi: İlk eleştiri Vatan Yahut Silistre: oyun Celâlettin Harzemşah: oyun Gülnihal: oyun Onun en başarılı tiyatro eseridir Âkif Bey: oyun Zavallı Çocuk: oyun Kara Belâ: oyun, Osmanlı Tarihi, Kanije Muhasarası, İslâm Tarihi: tarih

Ahmet Mithat Efendi (1844-1912): Edebiyat, tarih, coğrafya, ziraat, iktisat alanlarında eserler vermiştir Edebiyat yapmak için değil, okuma zevki aşılamak ve halkı eğitmek gayesiyle yazmıştır

En velût yazarımız odur Yazı makinesi olarak bilinir Asıl ilgi alanları, gazetecilik, romancılık ve hikâyeciliktir Otuz altısı roman olmak üzere iki yüze yakın eseri vardır Romanları tür bakımından çeşitlilik gösterir: macera, aşk, polisiye, tarih

Dili sadedir, çünkü eser vermekteki amacı halkı eğitmektir Hatta romanlarında olayın akışını keserek okuyucuya bilgiler de vermiştir

Eserleri: Romanları: Hasan Mellâh, Hüseyin Fellâh, Felâtun Bey’le Rakım Efendi, Paris’te Bir Türk, Yeniçeriler
Çıkardığı gazeteler: Bedir, Devir, Tercüman-ı Hakikat
Hikâyeleri: Letaif-i Rivayet

Şemsettin Sami (1850-1904): Dil alanındaki eserleri ile tanınır Kamus-ı Türkî adlı sözlüğü edebiyat ve dil alanında en önemli eserlerdendir Kamus-ı Arabî ve Kamus-ı Fransevî: Diğer sözcükleri Kamusul-a’lâm: Ansiklopedik sözlük
Sefiller: Hugo’dan çeviri
Robenson Cruose: çeviri roman

Ahmet Vefik Paşa (1823-1891): Milliyetçilik ve Türkçülük akiminin en önemli isimlerindendir Tiyatro uyarlamalari ve çevirileri vardir Bursa’da bir tiyatro yaptırmış, burada tercüme ettiği eserleri sahnelettirmiş, halkı tiyatroya gitme konusunda yönlendirmiştir

Moliere’in hemen hemen bütün eserlerini çevirmiştir Tarih ve dil alaninda da eserleri vardir Ebulgazi Bahadir Han’ın Şecere-i Türk’ünü Çağataycadan çevirmiştir
Lehçe-i Osmanî: sözlük
Atalar Sözü: ata sözleri mecmuası
Hikmet-i Tarih ve Fezleke-i Tarih-i Osmanî adlı, tarihle ilgili eserleri de vardır

b İkinci Dönem (1876-1896 arası)

1876-1896 yılları arasında ikinci dönemin tanınmış temsilcileri Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan, Sami Paşazade Sezai ve Nabizade Nazım'dır İkinci dönem edebiyatçıların sanat anlayışları birincilerden farklıdır İkinci dönemde sanat sanat içindir anlayışıyla eserler verilmiştir Bunun sebebi bu devirde idarenin daha baskıcı davranmasıdır

Bu dönemde batı edebiyatı örnekleri daha başarılı bir şekilde ortaya konmuştur Dönemin sanatçıları devlet işleriyle, siyasetle, toplum meseleleriyle değil sadece sanatla ilgilenmişlerdir Birinci dönem sanatçılarının toplumsal sorunlarla ilgilenmelerine karşın bu dönem sanatçıları kişisel konu ve temaları işlemişlerdir Bu yüzden dilleri daha ağırdır Dönemin romanlarında realizmin, şiirinde ise romantizmin etkisi vardır

 

Gökhan is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Alt 13-02-2007   #2
Profil Bilgileri
Standart --->: Türk Edebiyatı Dönemleri



Dönemin Edebiyatçıları

Recaizade Mahmut Ekrem (1847-1914): Şiir, roman, hikâye, tiyatro, eleştiri, edebî bilgiler türlerinde eserler vermiştir Şiirlerinde hüznü ve elemi işlemiştir Ölümü hatırlatan tabiat manzaraları, hüzünlü duygular, romantik güzellikler, solgun güller, kitap yaprakları arasında kurutulmuş çiçekler, küçük kuşlar onun şiirlerinin konuları arasındadır Oğlu Nejad’ın ölümü; işli, üzüntülü şiirler yazmasında etkili olmuştur Edebiyatta yenileşmeden yanadır Muallim Naci ile aralarında bu konularda tartışmalar olmuştur

Eserleri

Nağme-i Seher: Şiir
Yadigâr-ı Şebab: Şiir
Pejmürde: Şiir
Zemzeme: Şiir Önsüzünde edebiyat hakkındaki düşünceleri ve edebî eleştirileri vardır (Bu esere Muallim Naci “Demdeme” ile karşilik vermiştir)
Muhsin Bey: Hikâye
Şemsa: Hikâye
Araba Sevdasi: Roman Realizmin etkisiyle yazilmiştir ve bati hayranligi yolunda düşülen garip durumlari eleştirir
Çok Bilen Çik Yanilir: Komedi
Afife Anjelik: Tiyatro
Vuslat: Tiyatro
Atala: Tiyatro
Talim-i Edebiyat: Edebî bilgiler içerir
Samipaşazade Sezai (1860-1936)
Batili tarzda hikâyeleri ve bir romani vardir
Sergüzeşt adli romani realizme dogru atilmiş bir adimdir
Küçük Şeyler adli hikâye kitabi Fransiz realistlerinin sanat anlayişlarina uygundur
Rumuzul-edeb, bazi makale, hikâye ve sohbetlerini içerir
Romantik özellikler taşiyan şiirler de yazmiştir
Şiir isimli bir de piyesi vardir
“İclâl”de, yeğeni İclâl’in ölümü üzerine yazdığı mersiye, bazı nesirleri ve
hatıraları vardır

Abdülhak Hâmit Tarhan (1852-1937): Edebiyatta batılılaşmanın asıl ihtilâlcisidir Şair-i Azam olarak bilinir Kurallara uymayan, batı şiirinde gördüğü her yeniliği Türk şiirine uygulayan, divan şiirini bitiren o olmuştur Doğu ve batı şiirini işlendikleri yerlere giderek öğrenmiştir Sanatında romantik etkiler vardır Zengin bir lirizm bulunan şiirlerinde vezne, kafiyeye, söze, dile pek önem vermemiştir Taşkınlık ve yücelik, söyleyişteki tezat onun şiirinin önemli özellikleridir Şiirlerinde ve tiyatrolarında tarihî konular önemli bir yer tutar Soyut kavramlar, hayat, tabiat, ölüm, insan, onun işlediği konulardır

Şiirleri: Sahra, Belde, Makber, Ölü, Bunlar O’dur, Hacle, Bâlâdan Bir Ses, Garam
Yirmiye yakın tiyatrosu vardır Sahnelenmesi imkânsız tiyatro eserleri
yazmıştır Bu eserlerde insanların yanında ölüler, ruhlar, hayaletler, periler de rol alır Tiyatroda egzotik, tarihî, millî ve dinî konuları işlemiştir Bazı oyunlarında Shakespeare’in tesiri görülür Hepsi de dramdır ve bazıları mensur bazıları da manzumdur
İlk tiyatro eseri Macera-yı Aşk’tır Tarık, Finten, Eşber, Nesteren, Sardanapal, İlhan, Hakan, Liberte önemli tiyatro eserleridir

Nabizade Nazım (1862-1893): Romanlarıyla ve hikâyeleriyle realizmin ve natüralizmin temsilcisidir Karabibik, edebiyatımızda Anadolu konulu ilk hikâyedir Köy romanı olarak bilinir Köy hayatı tam bir realizmle yansıtılmıştır Zehra, ilk psikolojik roman örneğidir Eserde tasvir ve tahliller geniş yer tutar

Diğer hikâyeleri: Yadigârlarım, Bir Hatıra, Sevda, Haspa
Muallim Naci (1850-1893)
Eski şiirin savunucusu ve temsilcisidir Eski-yeni konusunda Recaizade ile aralarında tartışmalar olmuştur Naci göze hitap eden kafiyeyi savunurken, Recaizade kulağa hitap eden kafiyeyi savunmuştur Tartışma konusu, “abes” ve “muktebes” kelimelerinin -eski yazıda- kafiyeli olup olmadıklarıdır Batılı şiiri benimsememesine rağmen bu alanda başarılı şiirler yazmıştır

Şiir kitapları: Ateşpare, Şerare, Füruzan, Sünbüle
Edebî eseri: Istılahat-ı Edebiye
Sözlüğü: Lûgat-ı Naci

Ara Nesil (1880-1896)

Tanzimat edebiyatının ikinci kısmı ile Servet-i Fünun arasında kalan dönem Bu nesil Servet-i Fünun’un hazırlayıcısıdır En çok Recaizade Mahmut Ekrem’in ve Muallim Naci’nin etkisinde kalmışlardır Bu dönemde eski-yeni tartışmaları yaşandı (Ekrem-Naci) Natüralizm bu dönemde edebiyatımıza girdi ve tartışıldı (Natüralizmi Beşir Fuat savundu) Serbest müstezat ve sone kullanıldı Cümlelerin bir tek dizede bitmesi anlayışı terk edildi Yeni terkipler ve kelimeler bulundu Kafiyesiz şiirler de yazıldı Kulak için kafiye denendi

Dönemin Sanatçıları

Abdülhalim Memduh, Ali Ferruh, Ali Kemal, Ali Nusret, Andelib Mehmet Faik Esad, Beşir Fuad, Fatma Aliye, Fazlı Necib, İsmail Safa, İsmet Bey, Mehmed Celâl, Menemenlizade Mehmed Tahir, Nabizade Nazım

Bu dönemde elliye yakın çıkan mecmuadan birkaçı:

Bahçe, Şark, Hazine-i Evrak, Mecmua-i Âşâr-ı Edebiye, Mecmua-i Ebuzziya, Hafta, Âfak, Güneş, Berk, Gayret, Risale-i Hafi, Nokta, Servet-i Fünun (1928’den sonra Uyanış adıyla), Mekteb, Hazine-i Fünun Malûmat, Resimli Gazete
----------------------------------------------------------------------
2 Edebiyat-ı Cedide (Servet-i Fünun) (1896-1901)

Servet-i Fünun, daha önce Ahmet İhsan tarafından çıkarılan bir fen dergisidir Recaizade, 1895 sonlarında derginin başına Tevfik Fikret’i getirir Tanzimat’la birlikte başlayan edebiyati Avrupa ruhu ve teknigi içinde yenileştirme hareketi, 1896-1901 yillari arasinda, Servet-i Fünun dergisi etrafinda, Recaizade önderliginde toplanan yeni nesille ikinci bir hamle yapmiştir

Bu nesli Ali Ekrem, Cenap Şahabettin, Süleyman Nazif, Mehmet Rauf, Tevfik Fikret, Hüseyin Cahit, Ahmet Hikmet, Faik Ali, Celâl Sahir, Hüseyin Suat oluşturur Sonradan Halit Ziya da bu gruba katilmiştir Dönem, 2 Abdülhamit’in istibdat dönemidir Dönemin bu özelliği sebebiyle edebiyatçılar içe dönük davranmış, kişisel konuları, içliliği, aşkı, karamsarlığı, hayal kırıklığını, tabiat güzelliklerini, melânkoliyi ve üzüntüyü işlemişler; toplumsal sorunlara değinmemişlerdir Adeta yüksek zümre edebiyatı gibidir Bunda Recaizade’nin büyük etkisi vardır

Servet-i Fünuncu ve Edebiyat-ı Cedideciler denilen grup, Fransız edebiyatının özelliklerini büyük ölçüde Türk edebiyatına adapte etmeye çalışmışlardır Fransız realizmi örnek alınmıştır Tanzimat döneminde başlayan ve benimsenen, dildeki yabancı unsurları ayıklayarak sade Türkçe'ye geçiş hareketi bu devirde durmuş, Arapça ve Farsça kelimelere yeniden itibar edilmeye başlanmıştır

Tanzimatçıların birinci dönem sanatçıları, sanat toplum içindir prensibini benimserken, Servet-i Fünuncular ise Tanzimat’ın ikinci dönemindeki gibi sanat sanat içindir prensibi ile hareket etmişlerdir

Topluluğun üslûbu süslü ve sanatlı; ruh ve ifade tarzı ise Avrupai'dir Şiirde aruz vezni kullanılmakla birlikte, nazım şekillerinde ve konularda büyük yenilikler yapılmıştır nazmı nesre yaklaştırmışlar, beyit bütünlüğü yerine konu bütünlüğünü esas almışlardır Bir cümle birkaç dizede/beyitte tamamlanabilir

Fransız şiirinden alınan sone ve terza-rima gibi şekiller ve serbest müstezat çokça kullanılmıştır Kafiyede kulak kafiyesi benimsenmiştir Romanda ve hikâyede batılı anlamda başarılı örnekler verilmiştir Romanda tahlile ve teferruata yer verilmiş, modern kısa hikayenin ilk örnekleri bu dönemde şekillenmiştir

Roman ve hikâyede olaylar ve kişiler tamamen İstanbul'a, seçkin tabakaya aittir Romanda realizmden, şiirde parnasizm ve sembolizmden etkilenmişlerdir

Bu dönemde gazetenin yerini dergiler almıştır: Servet-i Fünun, Malûmat, Mektep, Mütalâa, Hazine-i Fünun, Resimli Gazete

Şiir, roman, hikâye, tiyatro, tenkit ve hatırat türlerinde başarılı eserler veren Servet-i Fünun temsilcilerinin en tanınmışları, Şiirde Tevfik Fikret, Cenap Şehabettin, Süleyman Nazif; Roman ve hikâyede Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Hikmet Müftüoğlu'dur

Servet-i Fünun edebiyatına katılmayarak gene batılı anlayışla eserler verenler arasında Ahmet Rasim hatırat türü ile, Hüseyin Rahmi Gürpınar İstanbul'u anlatan romanları ile yeni Türk edebiyatını desteklemişlerdir Servet-i Fünun dergisinin 1901’de kapatılmasıyla topluluk da dağılır

Dönemin Sanatçıları

Tevfik Fikret (1867-1915): Recaizade ve Hamit’in tesiriyle batılı şiire yönelmiştir Servet-i Fünun’un şiirdeki en önemli temsilcisidir Ilk şiirlerinde ferdî konulari (aşk, acima, hayal kirikligi) işler topluluktan ayri yazdigi şiirlerde toplumsal konulara yönelir Bu anlayişla yazdigi şiirlerinde temalar, hürriyet, medeniyet, insanlik, bilim, fen ve tekniktir Sis, Halûk’un Vedaı, Tarih-i Kadim, Halûk’un Amentüsü adlı şiirlerinde bu konuları işler Sanatının bu ikinci döneminde dinlere de cephe alır, kutsal olan her şeye karşı çıkar, hatta İstanbul'a dahi küfreder (Sis)

Fikret, aruzu Türkçeye başarıyla uygulamıştır Serbest müstezadı geliştirerek serbestçe kullanmıştır İlk dönemde dili oldukça ağırdır Şiiri düz yazıya yaklaştırmıştır Ahenge büyük önem verir Şiirlerinde şekil bakımından parnasizmin etkisi görülür “Şermin”, onun çocuklar için ve heceyle yazdığı şiirlerden oluşan bir eseridir

Eserleri: Rübab-ı Şikeste, Halûk’un Defteri, Rübabın Cevabı, Tarih-i Kadim, Doksanbeşe Doğru

Cenap Şahabettin (1870-1934): Servet-i Fünun’un Tevfik Fikret’ten sonra en önemli şairidir Asil meslegi doktorluktur Ihtisas için gittigi Fransa’da tıptan çok şiirle ilgilenerek sembolizmi yakından takip etmiş ve bu akımdan etkilenmiştir Şiirde kelimeleri müzikal değerlere göre seçerek kullanır

Dili oldukça ağırdır Bilinmeyen Arapça ve Farsça kelime ve tamlamalar kullanır Duygu ve hayal yüklü tamlamalar kurar Serbest müstezadı çok kullanmıştır Aynı şiirde birden fazla aruz kalıbı kullanmıştır Aşk ve tabiat değişmez konularıdır Sanatı, sanat, hatta güzellik için yapmıştır Bolca semboller kullanmış, tabiatla iç dünyanın kompozisyonunu çizmiştir

Düz yazıları da vardır: Hac Yolunda, onun gezi yazısıdır
Suriye Mektupları ve Avrupa Mektupları da gezi türündedir
Diğer nesirleri:
Evrak-ı Eyyam, Nesr-i Harp, Nesr-i Sulh, Tiryaki Sözleri (kendi vecizeleri)
Tiyatro eserleri: yalan (dram), Körebe (komedi)

Halit Ziya Uşaklıgil (1867-1945): Servet-i Fünun’un roman ve hikâyede en ünlü edebiyatçısıdır Süslü, sanatlı ve ağır bir dili ve üslûbu vardır Batılı anlamdaki ilk romanları yazmıştır Realizmden etkilenmiştir Romanlarında aydın kişileri anlatır Mai ve Siyah’taki Ahmet Cemil, Servet-i Fünun sanatçısının temsilcisidir Kahramanları yaşadıkları çevreye uygun anlatır ve ruh tahlillerine önem verir

Hikâyelerinde Anadolu hayatına ve köy ve kasaba yaşayışına, romanlarında yalnız İstanbul'a yer verir Anı ve mensur şiir türünde eserleri de vardır

Romanları: Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar, bir Ölünün Defteri, Ferdi ve Şürekası, Sefile
Hikâyeleri: İzmir Hikâyeleri, hikâye-i Sevda, Kadın Pençesi, Onu Beklerken, Aşka Dair
Hatıraları: Saray ve Ötesi, Kırk Yıl, Bir Acı Hikâye

Mehmet Rauf (1875-1931): Servet-i Fünun romanının ikinci önemli ismidir Roman, hikâye ve tiyatro türünde eserleri vardır Romantik duyguları, hayalleri ve aşkları işlemiştir Sosyal hayata pek yer vermemiştir Arzu, ihtiras ve aşk maceraları temel konularıdır Romanlarında psikolojik tahlillere önem vermiştir Dili sadedir

En önemli eseri Eylül’dür Roman edebiyatımızdaki ilk psikolojik roman olarak bilinir Konusu yasak aşktır Şahıs sayısı azdır Psikolojik tahliller başarılıdır

Romanları: Eylül, Ferda-yı Garam, Genç Kız Kalbi, Define, Son Yıldız, Kan Damlası
Hikâyeleri: Son Emel, Bir Aşkın Tarihi, Üç Hikâye, Hanımlar Arasında, Menekşe
“Siyah İnciler” ise mensur şiirlerinden oluşur
----------------------------------------------------------------------

3 Fecr-i Âtî Topluluğu (1909-1912)
1901’de, Servet-i Fünun mecmuası etrafında, kendilerine Fecr-i Âtî adını veren yeni bir nesil toplanmıştır Servet-i Fünun topluluğu dağıldıktan sonra 1909 yılında Yakup Kadri, Ahmet Haşim, Refik Halit, Fuat Köprülü, Ali Canip, Şehabettin Süleyman, Celâl Sahir, Tahsin Nihat, Emin Bülent gibi isimler bir araya gelerek yeni bir topluluk oluştururlar Topluluk, sanat hayatına bir bildiriyle başlar Sanatın saygıdeğer ve şahsi olduğu anlayışını benimserler Onlar Servet-i Fünun’u batılı edebiyatı tam olarak oluşturamamakla suçlarlar Fransız edebiyatını örnek alırlar Dilleri süslü, sanatlı, ağdalı ve ağırdır

Aşk, ve tabiatı konu olarak işlemişlerdir Aşk genellikle hissi ve romantiktir Tabiat tasvirleri ise gerçekçi değil, Haşim’de olduğu gibi şahsîdir Kısa ömürlü olan bu topluluk, Servet-i Fünunculardan daha sade bir dil kullanmış sembolizm, empresyonizm ve romantizm gibi akımları eserlerine uygulamışlar, Avrupaî edebiyat ile Milli edebiyat arasında bağ oluşturmuşlardır

Aruzla şiir yazan Fecr-i Âtî şairlerinin en tanınmış ve en orijinali Ahmet Haşim'dir Şiire herhangi bir yenilik getirmemişler, Servet-i Fünun’un devamı olmaktan öteye gidememişlerdir

Sanat anlayışlarında birlik ve bütünlük olmadığı için 1912’de dağılmışlar, ferdî olarak değişik alanlarda eserler vermişlerdir

Dönemin Sanatçıları

Ahmet Haşim (1884-1933): Fecr-i Âtî şiirinin en önemli ismidir Sanat için sanat yapmıştır Sembolizmin en önemli temsilcisidir İşlediği başlıca temalar tabiat ve aşktır Şiirlerinde hayalle birlikte musikiye önem vermiştir Lirik bir şairdir

Tamamen aruzu kullanmıştır Dili süslü ve sanatlıdır En çok serbest müstezadı kullanmıştır Ona göre şiir anlaşılmak için yazılmaz, şiirde anlam aranmaz; şair bir hakikat habercisi, şiir dili de bir açıklama vasıtası değildir Şiir duyulmak için yazılır ve okunur; şair tabiatın kendine hissettirdiklerini sembollerle şiirine yansıtır, okuyan da kendi hayal dünyasına uygun olarak algılar; şiir dili de telkin görevindedir

Şirin dili musiki ile söz arsında ve sözden ziyade musikiye yakındır Şiirde musiki anlamdan daha önemlidir

Haşim’e göre şiirin kaynagi şuuraltidir Şiirlerinde diş dünyayi, kişinin iç dünyasinda, ruhunda aldigi şekillerle yansitmaya çalişir Diş dünyaya ait
izlenimleri kendi dünyasinda şekillendirerek ve renklendirerek ortaya çikarir

Şiirlerindeki tabiatla ilgili kavramlar, akşam, gurup, şafak, gece, mehtap, yildizlar, göller, ormanlardir Şairin şahsinda var olan içe dönüklük, şiirlerinde realiteden kaçiş olarak ortaya çikar

Şiirlerini Piyaleb ve Göl Saatleri adli eserlerinde toplamiştir
Nesirleri: Gurabahane-i Laklakan, Bize Göre, Frankfurt Seyahatnamesi

Refik Halit Karay (1888-1965) Fecr-i Âtî’den sonra Millî edebiyat hareketine katılmıştır Eserlerini de bağımsız bir şahsiyet olarak vermiştir Edebî hayatı köşe yazarlığı ile başlamıştır Sonra da sırayla hikâyeciliği ve romancılığı gelir

İlk yazılarında günlük hayatı ele almış, sosyal hayattaki çarpıklıkları, zekî ve nükteli bir üslûpla dile getirmiştir Hayatın gülünç yanlarını karikatürize etmiştir

Sade ve temiz bir dille yazdığı Memleket Hikâyeleri’nde Anadolu insanının hayatını bütün canlılığı ile yansıtmıştır Gözlem yeteneğinin üstünlüğü dikkat çeker Eserlerinde kişilerin ruh tahlillerine fazla değinmez

İnsanların dürüst olmayan, kurnazlık ve menfaatçilikle ilgili yönlerini ortaya kor Bunu mizah ve eleştiri ile yapar Hiciv, eserlerinde önemli bir unsurdur Şahısları kendi sosyal çevreleri ile birlikte anlatır Konuşma dilinin bütün canlılığını ve tabiiliğini ortaya kor

Romanları: İstanbul'un İç Yüzü, Çete, Sürgün, Nilgün, Bugünün Saraylısı, Kadınlar Tekkesi, Anahtar
Hikâyeleri: Memlekete Hikâyeleri, Gurbet Hikâyeleri (Hatay’da sürgünde yazdığı eseridir)
Hiciv ve Mizah Yazıları: Kirpinin Dedikleri, Deli, Sakın Aldanma İnanma Kanma, Tanıdıklarım
----------------------------------------------------------------------

4 Millî Edebiyat Akımı

Modern Türk Edebiyatını yaratma amacıyla kurulan Tanzimat, Servet-i Fünun ve Fecr-i Âtî toplulukları büyük hamleler yapmakla beraber ruhta büyük ölçüde Fransız sanatına bağlı, dil ve üslûpta Osmanlıcayı sürdüren, millî kimlik ve kişiliğe ulaşamamış bir edebiyat vücuda getirmişlerdir

Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılışı sırasında, Türk aydınlarının büyük bir bölümü, ümmete bağlı Osmanlıcılığın terk edilerek milliyetçiliğin benimsenmesinin, memleketin geleceği için gerekli olduğuna inanıyorlardı Bu inanç sonucunda Türkçülük ve Milliyetçilik akımları doğmuş, her sahada millî kimlik arayışları başlamıştır

Türk dili, Türk vezni, Türk zevki ve kültürü ile millî konuları, millî ülküleri işleyen Türk edebiyatı ihtiyacı ve özlemi sonucunda 1911-1923 yılları arasında Millî Edebiyat akımı var olmuştur

Türk milletine mensup olma şuuru, tarih içinde devamlılık düşüncesi, olduğu gibi kalarak batılılaşma inancı, 1911-1923 yılları arasındaki akımın temelleridir Bu dönemin bariz özelliği, Türk romantizminin edebî tezahürlerini göstermesidir

Cumhuriyet’in kuruluşunu hazirlayan milliyetçilik ideolojisi içinde dogan Milli Edebiyat akimi Cumhuriyet’in ilk yıllarında en olgun eserlerini verdi Cumhuriyet rejimi ve bu devirde meydana getirilen sosyal ve iktisadî müesseseler üstünde başlarında büyük Türk sosyoloğu ve düşünürü Ziya Gökalp'in bulunduğu Türkçü ve Milliyetçi münevver zümre etkili oldu Gökalp'in Türkiye ve Türkler için şekillendirdiği düşünceler başta Atatürk olmak üzere, Cumhuriyeti kuran birinci neslin dünya görüşünün kaynağını teşkil etti

Halka ulaşabilmek ve onunla bütünleşebilmek için onun dilini kullanmak gerektiğine inanan bu nesil yazarları, eserlerinde konuşma dilini kullandılar

Halk dilini kullanırken gençlik yıllarında hayran oldukları Edebiyat-ı Cedide (Yeni Edebiyat) yazarlarının ince zevkini günlük dile aktardılar

1911 yılında Selânik’te çıkarılmaya başlanan Genç Kalemler dergisinde başladı bu çalışmalar Bir kısmı daha sonra Cumhuriyet dönemi yazar ve şairleri arasında da yer alan bu edebiyatın temsilcilerinin en önemlileri, Ziya Gökalp, Ömer Seyfettin (öncü), Mehmet Emin Yurdakul, Ali Canip (öncü), Yusuf Ziya Ortaç, Faruk Nafiz Çamlıbel, Enis Behiç Koryürek, Kemalettin Kamu, Aka Gündüz, Refik Halit Karay, Reşat Nuri
Güntekin, Yakup Kadri, Halide Edik Adıvar, Hamdullah Suphi, Ahmet Hikmet Müftüoğlu, Necip Fazıl Kısakürek, Fuat Köprülü, Halide Nusret Zorlutuna, Şükûfe Nihal, Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar'dır

Milli Edebiyat akımının özellikleri, Cumhuriyet’in ilk on yılının da bir özeti
olmaktadır Bu çerçeve içerisinde, Milli Edebiyat akımının ilkeleri de şu
şekilde belirtilebilir: Dilde yalınlık (en mühim prensip), Türkçe karşılığı olan Arapça ve Farsça kelimelerin atılması Yalın (süssüz, sanatsız, özentisiz) bir dille yazma; İstanbul Türkçesini kullanma

**Halk edebiyatı şiir biçimlerinden yararlanma

**Hece ölçüsü

**Konu seçiminde yerlilik

**Konularını hayattan, ülke şartlarından seçme

**Millî kaynaklara yönelme

İslâmcı, Osmanlıcı, gelenekçi görüşlere sahip yazarlardan bireysel eğilimli yazarlara kadar tüm edebiyatçılara açık bir bütünlük mevcuttur Çünkü artık söz konusu olan Millî Edebiyat akımı kavramı değil, Millî Edebiyat dönemidir Bu akım dilde ve duyuşta 1911-1915 dönemi milliyetçilik fikirlerinin ön plânda olduğu roman, hikâye, tiyatro eseri ve şiirler verilmesini sağlamıştır

Başlangıçta Fecr-i Âtî roman ve hikâyecisi olan Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Refik Halit Karay, gerçek kişiliklerini Millî Edebiyat akımı içerisinde göstermişlerdir

Fecr-i Âtî topluluğu dışında kalan, İstiklâl Marşı şairi Mehmet Âkif Ersoy ve Yahya Kemal Beyatlı, kendi şiir anlayışlarına göre eserler veren ve daha sonra Millî Edebiyat akımına katılan şairlerdir

Gerek Mehmet Âkif Ersoy gerekse Yahya Kemal Beyatlı, şiir dili ile konuşma dili arasındaki uzlaşmayı sağlamışlar, Türk diline zor uyan aruzun engellerini ortadan kaldırıp, yaşayan Türkçe ile başarılı şiirler yazmışlardır

Dönemin Sanatçıları
Ömer Seyfettin (1884-1920)

Son devir Türk hikâyeciliğinin en önemli isimlerindendir Yeni Lisan hareketinin savunucularındandır Amacı millî şuuru kuvvetlendirmek, toplum hayatındaki aksak yönleri ortaya çıkarmaktır

Konularını gerçek hayattan alır Bu sebeple hikâyeleri realist özellik taşır Konuları genellikle tarihî olaylar, çocukluk hatıraları ve yaşanan günlük olaylardır Aşk konusunu da bu hikâyelerinde işler Kahramanlık, hikâyelerinin önemli konularındandır

Bazı eserlerinde sosyal hayattaki gülünç özellikleri karikatürize eder Türklerin Balkanlar’da uğradıkları zulümleri de konu edinmiştir Dili oldukça sadedir ve yalındır Kurguları oldukça başarılıdır

Hikâyeleri: Eshab-ı Kehf’imiz, Harem, Efruz Bey, Yalnız Efe, Yüksek Ökçeler, Gizli Mabet, Beyaz Lâle, Bomba, Bahar ve Kelebekler,

Ziya Gökalp (1876-1924)

Türkçülük cereyanını bir sisteme bağlayan fikir adamı ve bu sistemi eserlerinde işleyen bir sanatçıdırTürk milletinin din, dil, ahlâk, edebiyat yönünden aynı kültürle yetişmiş kişilerden oluştuğuna inanan Gökalp, eserleriyle Türk milliyetçiliğinin sınırlarını belirlemiş, millî edebiyatın da fikir yönüyle temellerini oluşturmuştur Onun Türkçülük anlayışı, dil, edebiyat, din, iktisat, güzel sanatlar ve siyaset alanlarını kapsar Turancılık ideolojisini de savunmuştur

Edebiyatı, bu fikirlerini yaymak için bir araç olarak kullanmıştır Sanat yapma kaygısı yoktur Şiir ve nesir alanında eserleri vardır Destan, masal ve makaleler de yazmıştır

Dile önem vermiştir Eserlerini sade bir dille yazmıştır Türk dilinin gelişmesi yolunda çaba harcamıştır Türkçe karşılıkları olan Arapça ve Farsça kelimelerin atılmasından, Türkçeleşmiş kelimelerin de artık Türkçe sayılmasından yanadır

Ona göre millî vezin hece veznidir

Şiirleri: Kızıl Elma, Altın Işık, Yeni Hayat

Fikrî Eserleri: Türk Medeniyeti Tarihi, Türk Töresi, Türkçülüğün Esasları, Türkleşmek-Muasırlaşmak-İslâmlaşmak, Malta Mektupları

Ali Canip Yönten (1887-1967)

Daha önce Fecr-i Âtî’de yer alan sanatçı, daha sonra millî edebiyat akımının öncülüğünü yapmış, Ömer Seyfettin’le birlikte çıkardıkları Genç Kalemler dergisinde baş yazarlık yapmıştır

Yeni Lisan hareketinin savunucularındandır

Şiirlerinin hece vezniyle ve sade bir dille yazmıştır Şiirlerinin bir kısmını Geçtiğim Yol adı altında yayımlamıştır Sonraları şiiri bırakıp edebiyat incelemeleri yapmıştır

Fuat Köprülü (1890-1966)

Edebiyat tarihi ve tarih araştırmacısıdır

Türk edebiyatını dönemlere ayıran, bilimsel yöntemlerle inceleyen ilk
araştırmacıdır

Eserleri: Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar, Türk Edebiyatı Tarihi, Türk Saz Şairleri, Türk Dili ve Edebiyatı Hakkında Araştırmalar

Mehmet Emin Yurdakul (1869-1944)

Halkçılık ve milliyetçilik düşüncesini şiirlerinde işlemiştir Şahsî duygulara ve tabiata pek rastlanmaz

Şiirleri sosyal faydaya yöneliktir ve didaktiktir Bu yüzden bir kuruluk göze çarpar

Hece veznini ve batı edebiyatı nazım şekillerini kullanmıştır

Dilinin tamamen sade olduğu söylenemez

Şiirleri: Türk Sazı, Ey Türk Uyan, Tan Sesleri, Ordunun Destanı, Turana Doğru

Reşat Nuri Güntekin (1889-1956)

Millî edebiyat akımından etkilenen sanatçılardandır

Şöhretini Çalıkuşu romanıyla kazanmıştır

Birçok eserinde Anadolu’yu, Anadolu hayatını ve insanını, batıl inançları,
yanlış batılılaşmayı, insanımızın bilime ve eğitime ihtiyacını işlemiştir

Mizah öğesine de yer vermiştir

Romanlarında güçlü gözlemciliğine dayanan bir realizm ve canlı bir üslûp vardır Psikolojik tahlillerde de başarılıdır Eserlerinde konuşma dili hâkimdir

Roman, hikâye, tiyatro ve gezi yazısı türünde eserleri vardır

Romanları: Çalıkuşu, Gizli El, Dudaktan Kalbe, Acımak, Eski Hastalık, Akşam Güneşi, Yaprak Dökümü , Damga, Miskinler Tekkesi

Hikâyeleri: Eski Ahbap, Tanrı Misafiri, Sönmüş Yıldızlar, Boyunduruk

Gezi Yazıları: Anadolu Notları

Tiyatroları: Yaprak Dökümü, Eski Rüya, Hançer, Balıkesir Muhasebecisi, Eski Borç, Gözdağı
----------------------------------------------------------------------

 

Gökhan is offline  
Alt 13-02-2007   #3
Profil Bilgileri
Standart --->: Türk Edebiyatı Dönemleri



Millî Mücadele Dönemi Türk Edebiyatı

Yakup Kadri Karaosmanoğlu (1899-1974)

Üsküdar İdadisi'nde edebiyat ve felsefe öğretmenliği yaptı (1916-17) İkdam gazetesinde çalıştı Yeni Mecmua'da Erenlerin Bağından yazılarını yayımladı (1918-19) Tedavi olmak için gittiği İsviçre'de üç yıl kaldı Mütareke devrinde İkdam, Dergâh gibi gazete ve dergilerde yazdığı yazı ve öyküleriyle Kurtuluş Savaşı'na destekledi İkdam'da Kiralık Konak (1920), Akşam'da Nur Baba (1921) romanlarını tefrika ettirdi 1921'de Ankara'ya çağrıldı

Toplumsal yapıdaki bu değişimi öykü ve romanlarında yansıtan Yakup Kadri, hayata bakışını, bu farklılaşma durumlarının ondaki yansılarını şöyle dile getirmektedir: "On sekiz yaşımda iken şeyda (deli) bir anarşist idim Yüksek bir makam sahibi veya herhangi bir kudretli adamı yere sermek en büyük gayemdi

Sonradan bir ihtilalin başına geçmek ve halk kitlelerini bir rüzgârın bir ormanı dalgalandırışı gibi harekete getirmek istedim Otuzumda bunların hepsinden vazgeçmiş, hiçbir şeye inanmaz olmuş ve kendimi cismani hazlara terk etmiştim

Fakat etin bu iltihabından ruhun başka türlü bir iltihabı ile uyandım Mistik bir sevda can evimi bir yangının alevi gibi sarmıştı Bu alevle tutuştukça hayat buluyordum Ve ılık uzletimi (toplum hayatından uzaklığımı) yüzleri berrak su kaynaklarını andıran hayaletlerle dolduruyordum İşte, millet aşkına ben bunlar arasında vasıl oldum Ve bu aşk yolunda can vermeyi o vakit cana minnet bildim

Lâkin, bu yeni dinde kendime peygamber yine kendimdim Onun için ruhum imansız kalan cemaat gibi perişandı Ne vakit ki Anadolu yaylalarının maverasından (ötesinden) O'nun (Atatürk'ün) sesini duydum; Nur ile ateş, vecd (kendinden geçme) ile humma (ateş) arasındaki farkı o vakit bildim Ancak bu millet mürşidinin emri altındadır ki, kısır bir ateşle beyhude yere yanıp tutuşmaktan ve yıpratıcı ihtilaçlar içinde beyhude yere kıvranıp durmaktan kurtuldum Ruhum, hemen ilâhî diyebileceğim bir nizam (düzen) içine girdi

Kütahya, Simav, Gediz, Eskişehir, Sakarya yörelerine gezi Garp cephesinin bulunduğu mevkide olup bitenlere tanıklık etti Anadolu gerçeği ile yüzleşen Yakup Kadri; Kurtuluş Savaşı'nın yansılarını yakından gözledi Cumhuriyet'in kuruluşunda Mardin (1923-1931), daha sonra da Manisa milletvekili oldu (1931-1934) 1923-25 arası Cumhuriyet ve Hakimiyet-i Milliye (Ulus) gazetelerinde yazdı Burada iki yıl kaldı İstanbul'da çıkan Milliyet'te yazdı Hüküm Gecesi romanını bu gazetede tefrika ettirdi (1927) Sodom ve Gomore'yi yazdı (1928)

1932'de yazdığı Yaban birçok tartışmalara neden oldu Roman, 1942'de CHP Roman Armağanı'nda ikinciliği kazandı Aynı yıl Vedat Nedim Tör, Şevket Süreyya Aydemir, Burhan Asaf Belge, İsmail Hüsrev Tökin ile birlikte Kadro dergisinin kurucuları arasında yer aldı Dergi, 1934'te kapanmak zorunda kalınca, Tiran elçiliğine atandı Bunu Prag (1935), La Haye (1939), Bern (1942), Tahran (1949), Bern (1951-1954) elçilikleri izledi

1961'de Kurucu Meclis üyeliğinde, 1961-1965'te de Manisa milletvekilliğinde bulundu Cumhuriyet, Hakimiyet-i Milliye, Ulus, Milliyet, Yeni İstanbul, Tercüman; Kadro, Varlık, Hayat, Meydan gibi gazete ve dergilerde makale, roman ve anıları yayımlanan Yakup Kadri, 13 Aralık 1974'te Ankara'da öldü

Romanlarında, ülkenin yaklaşık yüz yılı aşkın zaman dilimini (1861-1950) konu edindi Toplumsal değişim sürecinin toplumun farklı kesimlerindeki yansılarını gerçekçi bir bakışla yansıttı Tarihe tanıklıkla birlikte, insan-toplum ilişkilerinde bu süreçte biçimlenen durumları irdeledi Tanık olduğu olaylar, yaşadığı ortam onun edebiyat anlayışını biçimlendirmiştir Fecr-i Âtî içinde 'sanat sanat içindir' anlayışından yola çıkan Yakup Kadri, koşulların gücü içindeki değişimi de yıllar sonra şöyle dile getirecektir: "Bu coşkunluğum, sanat perisi yolunda bu serdengeçtiliğim, ilk millî felâketimiz olan Balkan Harbi'ne kadar, bütün ateşiyle devam etti Fakat ne vakit ki, Çatalca önüne dayanan düşman toplarının sesini ta yatağım içinden işitmeğe başladım, hisseder gibi oldum ki, hayatta benim yaptığım mücadeleden daha mühimleri vardır Balkan Harbi'ni daha bir sürü millî felâketler takip etti Ben gene 'Sanat şahsî ve muhteremdir' diyordum Fakat onun yanı başında, hiç değilse onun kadar 'şahsî' ve 'muhterem' şeyler olabileceğini düşünmeğe başlamıştım"

Öykü ve romanlarında dilde sadeleşme ve yeni bir edebiyat anlayışının örneklerine veren Yakup Kadri, bir bakıma değişim döneminin romancısıdır Romanlarında, ülkenin Batılılaşmadan Cumhuriyet'in kuruluş yıllarına değinki değişim ve dönüşüm süreçlerini konu edinir Çözülme ve yeniden yapılanma Bu süreçteki insan ve toplum gerçeğine gerçekçi bir bakışla yaklaşır Yakup Kadri, romanlarının yapısal oluşumunu değerlendirirken, şunları söyler: "Romanlarımın kronolojik mahiyeti benim istek veya kararımla meydana gelmiş bir şey değildir

Romanda yegâne (biricik) gayem, hayatın heyecanını verebilmek ve canlı tipler yaratmaktır Bunda ne dereceye kadar muvaffak olduğumu bilmiyorum Roman yazarken tanıdığım kimseleri ve yaşadığım hayat safhalarını bir ham madde olarak kullanırım Romanlarımı uzun müddet tasarlarım Fakat not alıp materyal toplamak adetim değildir"

Fecr-i Âtî’de iken ferdiyetçi sanat anlayışını benimseyen sanatçı, daha sonra millî Edebiyat cereyanına katıldı

İlk eserlerinde mistik bir hava vardır

1916’dan sonra ülke gerçeklerini ve millî duyguları işleyen hikâyeler yazmıştır

Roman, hikâye, deneme, mensur şiir, makale ve anı türünde eserleri vardır Romanlarında Türk halkının yaşayışı ve problemleri başlıca konudur

Tanzimat’tan Cumhuriyet’e kadar olan dönemde Türk halkının yaşadığı gelişme ve değişmeleri işlemiştir Aydınlarla halk arasındaki zıtlıkları da konu edinmiştir

Eserlerinde sağlam bir gözlemcilik ve ona dayanan bir realizm vardır Eserleri teknik bakımdan sağlamdır Karakterleri başarıyla anlandırmıştır

Titiz bir üslûpçudur

Hikâyeleri: Bir Serencam, Rahmet, Millî Savaş Hikâyeleri

Romanları: Kiralık Konak, Nur Baba, Hüküm Gecesi, Sodom ve Gomore, Yaban, Ankara, Bir Sürgün, Panorama

Diğer eserleri: Erenlerin Bağından, Zorakî Diplomat, Anamın Kitabı,
Vatan Yolunda

Halide Edip Adıvar (1884-1964)

Romancı ve hikâyeci

Ünlü, Sultanahmet mitingi ile halkı coşturmuş ve bizzat millî mücadelenin içinde yer almıştır

Romanlarındaki belli başlı konular, Kurtuluş Savaşı, çocukluk hatıraları ve aşktır

Kahramanlarını daha çok kadınlar arasından seçen sanatçı, karakter bulmakta başarılıdır Kadınlara da üstün özellikleri vermiştir

Gözlem, tasvir ve tahlillerde başarılıdır

Sosyal çevreye önem verir

Dili kullanmada başarılı değildir Dağınık, düzensiz bir üslûbu vardır

Eserleri: Handan, Son Eseri, Ateşten Gömlek, Vurun kahpeye, Zeyno’nun Oğlu, Sinekli Bakkal, Tatarcık, Mor Salkımlı Ev, Dağa Çıkan Kurt, Harap Mabetler

Beş Hececiler

Şiire 1 Dünya Savaşı ve Millî Mücadele yıllarında başlayan, Mütareke yıllarında şöhret kazanan hececiler, Anadolu'yu ve vasat insan tipini şiire soktular

Memleket sevgisi, yurt güzellikleri, kahramanlık ve yiğitlik, işledikleri başlıca konulardır

Hecenin bu beş şairi millî edebiyat akımından etkilenmiş ve aruzu bırakarak şiirlerinde heceyi kullanmaya başlamışlardır Bunda da oldukça başarılı olmuşlardır

Şiirde sade ve özentisiz olmayı tercih etmişlerdir

Orhan Seyfi Orhon (1890-1972)

Şiirlerinde konuşma dilini kullanmıştır

Bazı şiirlerinde halk şiiri şekillerini kullanmıştır

Daha çok şahsî temaları işleyen şair vatanî konuları da işlemiştir

Eserleri: Fırtına ve Kar, Peri Kızı ile Çoban, Gönülden Sesler, O Beyaz Bir Kuştu

Yusuf Ziya Ortaç (1896-1967)

Şiire aruzla başlamış, da ha sonra heceyi kullanmıştır

Günlük hayatın çeşitli görünümlerini sade bir dille işlemiştir

Akbaba adlı mizah dergisini çıkarmıştır

Eserleri: Akından Akına, Aşıklar Yolu, Yanardağ, Bir Rüzgâr Esti

Faruk Nafiz Çamlıbel (1898-1973)

Beş Hececilerin en genci ve en başarılısıdır Buna rağmen aruzu da tamamen terk etmemiştir

Şiirlerinde Anadolu’yu, memleket sevgisini anlatmıştır Ferî konuları da
işlemiştirbaşlıca konu ve temaları, aşk, hasret, tabiat, ölüm, kahramanlık, ihtiras

Lirik şiirleri vardır

Şiirleri: Han Duvarları, Çoban Çeşmesi, Dinle Neyden, Gönülden Gönüle

Tiyatro eserleri: Canavar, Akın, Özyurt, Kahraman

Enis Behiç Koryürek'in (1892-1949)

Şiire aruzla başlamıştır

Heceyle yazdığı ilk şiirlerinde aşkı işlemekle beraber, daha sonra Kurtuluş Savaşı yıllarında millî duyguları ve tarihî kahramanlıkları işlemiştir

Şiirleri: Miras, Güneşin Ölümü

Halit Fahri Ozansoy (1891-1971)

“Aruza Veda” adlı şiiriyle aruzu bırakıp heceyi kullanmaya başlamıştır

Şiirlerinde konuşulan Türkçeyi başarıyla kullanmıştır

Derin bir melânkoli ev karamsarlık taşıyan şiirlerinde ferdî konuları
işlemiştir

Şiir, roman ve tiyatro türünde eserleri vardır: Cenk Duyguları, Efsaneler, Baykuş, Hayalet

Dönemin Bağımsız İsimleri

Mehmet Âkif Ersoy (1873-1936)

Dinî, millî şiirleriyle tanınır

Bir destan şairidir (Çanakkale Şehitlerine) İslâmcılık akımının temsilcisidir Şiirlerinde dinî lirizm dikkati çeker Öğretici, öğüt verici, birliği ve bütünlüğü sağlayıcı şiirleri vardır

Savaş sırasında ve sonrasında kurtuluşun ve gelişmenin ancak dine sarılmakla olacağını, batının sadece ilminin alınabileceğini savunmuştur

Türk şiirine gerçek realizm onunla girmiştir O, toplum hayatını bütün
yönleriyle aksettirmiştir Hatta sokak aralarında konuşulan dili bile şiirine yansıtabilmiştir

Gözlemlerinden çokça faydalanmıştır Tasvir edici ve tahkiyeli anlatımı
sayesinde şiirinde canlı tablolar çizmiştir

Aruzu Türkçeye başarıyla uygulamıştır

Nazmı nesre yaklaştıranlardandır Manzum hikâye şeklinde şiirleri vardır

Bu şiirlerinde günlük hayatı, toplum hayatını başarıyla anlatmıştır Özellikle yoksullara, sakatlara, kimsesizlere karşı acıma duygusu bu tür şiirlerinde belirgindir Hasta, Küfe, Meyhane, Seyfi Baba, Hasır, Mahalle Kahvesi bu türün örnekleridir

Şiirlerini Safahat adlı kitabında toplamıştır Safahat yedi kitaptan oluşur:
Safahat, Hakk’ın Sesleri, Süleymaniye Kürsüsünde, Fatih Kürsüsünde, Hatıralar, Asım ve Gölgeler

Makaleleri A Abdülkadiroğlu tarafından yayımlanmıştır

Yahya Kemal Beyatlı (1884-1958)

Şair ve yazar

Eski nazım biçimleriyle -az da olsa değişikliğe uğratarak- yeni konuları
işlemiştir

Aruzu Türkçede başarıyla uygulamıştır Sadece Ok şiirini heceyle yazmıştır

Şiirde dile, uygun kelimelerin seçilerek yerli yerinde kullanılmasına özen
göstermiştir

Parnasizmin en önemli temsilcisidir

Şiirde şekil mükemmelliğine, ahenge ve kafiyeye önem vermiştir

İşlediği başlıca konu ve temalar: aşk,i tabiat, kahramanlık, ölüm, sonsuzluk

Şiirlerinde Osmanlı hayranlığı oldukça açıktır ve İstanbul'u da şiirde en çok işleyen şairdir O tam bir İstanbul aşığıdır Tevfik Fikret’in “Sis” adlı,
İstanbul'u tahkir ettiği şiirine karşı “Siste Söyleniş” adlı şiiriyle cevap
vermiştir

Şiirleri: Kendi Gök Kubbemiz, Eski Şirin Rüzgârıyla, Rubailer

Nesirleri: Eğil Dağlar, Aziz İstanbul, Edebiyata Dair
----------------------------------------------------------------------


6 Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı

Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı, Divan edebiyatının terk edilmesinden sonra teşekkül eden Tanzimat, Servet-i Fünun, Fecr-i Ati ve Millî Edebiyat adlarıyla anılan edebiyat tarzları vasıtasıyla oluşturulan zemin üzerine kurulmuştur

Cumhuriyet devri edebiyatının ilk dönem eserleri değişen siyasî, sosyal ve kültürel çerçevenin etkilerini taşır

Dildeki sadeleşme hareketi artık yerleşmiştir

Aruz bırakılarak hece kullanılmıştır

Şiirde ve düz yazıda toplumun her kesiminden gelen sanatçılar sayesinde konular oldukça genişletilmiştir Buna bağlı olarak mekânlar da çeşitlilik kazanmıştır

Anadolu’ya daha çok yer verilmiştir Roman ve hikâyelerde toplum sorunları, gözleme dayanan bir gerçeklikle anlatılmıştır

Kurtuluş Savaşı ve bu dönemdeki toplum hayatı da konu edilmiştir

Tiyatro eserlerinde de millî konular işlenmiştir

a 1940 Yılına Kadar Türk Edebiyatı

1900'den sonra dogan, ilk gençlik ve olgunluk yılları Cumhuriyet’in ilk devresinde geçen ilk şairler nesli, şiire Yahya Kemal’in, Ahmet Haşim’in ve batı şairlerinin etkisiyle ve kendi yaratıcılıklarının katkısıyla yeni estetik şekiller kazandırdı

Ahmet Hamdi Tanpınar, Türkçeye Paul Valery'nin şiir görüşünü uygulayarak, yoğun kapalı, derin şiirler yazdı

Ahmet Kutsi Tecer (1901-1967), Tanpınar'ı hatırlatan özelliklerin yer aldığı folklor kaynaklı değişik eserler meydana getirdi

Necip Fazıl Kısakürek (1905-1983) çok yönlü kişiliğinin etkisiyle ve Türkçeyi ustaca kullandığı şiir ve piyeslerinde Anadolu insanının mistik eğilimlerini orijinal ve modern bir üslûpla ifade etti

Yedi Meşaleciler

Sabri Esat Siyavuşgil, Ziya Osman Saba, Yaşar Nabi Nayır, Kenan Hulusi
(hikâyeci), Cevdet Kudret Solok, Muammer Lütfi, Vasfi Mahir Kocatürk

Bu edebî topluluk yeni bir edebiyat, farklı bir şiir anlayışı oluşturmak için
toplanmıştır

Beş Hececiler’e karşı çıkmışlardır

“Samimîlik, canlılık ve devamlı yenilik” ilkelerini benimsediler

Fransız edebiyatını örnek alacaklarını bildirdiler

Buna rağmen kendileri de Beşe Hececiler’in yolundan gitmişlerdir Türk şiirine herhangi bir yenilik getirmemişlerdir

Dönemin Sanatçilari

Ahmet Kutsi Tecer (1901-1967)

Avrupai şiir anlayışından âşık tarzı söyleyişe yönelmiştir

Şiirlerinde iç duygu ve bununla birlikte gelişen hafif sesli bir musiki havasi vardır

Şiir kitabı: Şiirler

Tiyatroları: Koçyigit Köroglu, Köşebaşı, Bir Pazar Günü, Satilik Ev

Necip Fazıl Kısakürek (1905-1983)

Şiirlerinde insanın evrendeki yerini, madde ve ruh meselelerini, insanın iç dünyasina ait çeşitli yönleri, gizli duyguları işlemiştir Hissi ve fikri şiir oluşturan iki unsur olarak kabul eder Sağlam bir dil ve üslûp; kuvvetli bir lirizm, başarılı bir teknik sahibidir

Ağaç ve Büyük Doğu dergilerini çıkarmıştır

Şiirleri: Örümcek Ağı, Kaldırımlar, Ben ve Ötesi, Sonsuzluk Kervani, Çile
Şiirlerim

Roman ve tiyatro türünde de eserleri vardır: Birkaç Hikâye Birkaç Tahlil, Ruh Burkuntularından Hikâyeler, Hikâyelerim

Cahit Sitki Taranci (1910-1956)

Sade, yalın, ahenkli bir dille, konuşma diliyle şiirler yazmıştır

Şiirlerinde iç sıkıntılarını, karamsarlığı, özellikle sürekli korktuğu ölümü,
ama bununla birlikte yaşama bağlılığı konu edinmiştir

Şiirleri: Otuz Beş Yaş, Düşten Güzel, Ömrümde Sükût

Nesirleri: Ziya’ya Mektuplar

Memduh Şevket Esendal (1883-1952)

Romancı ve hikâyeci

Romanlarinda kendi deyimi ile “topluma ayna tutmuştur”

Hikâyelerinde gözlem gücü son derece güçlüdür

Toplum hayatındaki aksaklıklara değinmiştir

Dili temiz; anlatımı güçlüdür Konuşma dilini kullanmıştır

Hikâyelerinde Çehov tarzının temsilcisidir

Romanları: Ayaşlı ve Kiracıları, Vassaf Bey

Hikâyeleri: Hikâyeler, Otlakçı, Hava Parası, Mendil Altında, Temiz Sevgiler

Ahmet Hamdi Tanpınar (1901-1962)

Hikâye, roman, deneme, makale, edebiyat tarihi ve şiir türlerinde eserler vermiştir Ama en önemli özelliği şairliğidir

Şiirlerindeki temel unsurlar; his, hayal ve musikidir En çok işlediği konu
zamandır Şuuraltı da önemlidir

Şiirlerinde sembolistlerin etkisi vardır

Sade bir dille yazdığı şiirlerde hece ölçüsünü kullanmıştır

Hikâye ve romanlarında dönemin toplum hayatını ve çelişkilerini ortaya
koymuştur Psikolojik yön de önemlidir

Dili başarıyla kullanmıştır

Şiirleri: Şiirler

Deneme: Beş Şehir

Roman: Huzur, Mahur Beste, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Sahnenin Dışındakiler

Hikâye: Yaz Yağmuru, Abdullah Efendi’nin Rüyaları

Edebiyat: 19 Asır Türk Edebiyatı Tarihi

Abdülhak Şinasi Hisar (1888-1963)

Tenkitçi ve romancı

Nesirlerinde görgü, hatıra, tasvir ve kültür unsurları ağır basar

Sanatlı ve uzun cümleleri vardır

Romanları: Fehim Bey ve Biz, Çamlıca’daki Eniştemiz

Diğer eserleri: Boğaziçi Mektupları, Geçmiş Zaman Köşkleri, Boğaziçi Yalılar

b Son Dönem Türk Edebiyatı

Garipçiler

Orhan Veli Kanık ve onunla aynı tarzı paylaşan Melih Cevdet Anday ve Oktay Rıfat, şiirlerini 1941 yılında Garip adlı kitapta topladılar, Garipçiler adıyla anıldılar ve Türk şiirinde yeni bir akım meydana getirdiler

Bu adı almalarında Orhan Veli’nin “Kitabe-i Seng-i Mezar” adlı şiirinin garip tepkilere sebep olasının ve garip bulunmasının etkisi olmuştur

Bu akımın amacı şiiri, öteden beri vazgeçilmez unsurlar sayılan vezin, kafiye, nazım şekli, nazım birimi; şairanelik, mecazlı söyleyiş, söz sanatı ve süs gibi unsurlardan sıyırarak, duyuların yalın ifadesi hâline getirmekti

Bu akımda hiç bir kural ve kalıba bağlanmamak prensip edinilmiştir

Sade bir dil kullanmışlardır

Günlük ve sıradan konuları işlemişlerdir Sıradan insanların problemleri, yaşama sevinci, hayattaki gariplikler şiirlerinin başlıca konularıdır Şiirde o zamana kadar işlenmemiş konuları ele almışlardır

Orhan Veli, bu tarzda yazdığı başarılı şiirlerle kendisinden sonrakileri büyük ölçüde etkiledi

Genç yaşında Rusya'ya giden ve oradan marksist ve materyalist bir inançla dönen Nazım Hikmet Ran (1902-1963) Türkçenin estetiğini Mayakovski tesirleri taşıyan yeni bir tarzda kullanarak ihtilâlci şiirler yazdı 1960'lı yıllardan sonra Türk Edebiyatı içinde yaygınlaşan sosyalist akımının başlangıcı bu şiirler oldu

Ahmet Muhip Dıranas, şiiri tamamen estetik olarak kabul eden şairlerdendir Aynı nesilden olan Arif Nihat Asya (1904-1976) üslûp ve ruh yönünden zenginliğini şiirlerine aksettiren orijinal bir şairdir

Türk edebiyatında küçük klâsik hikâye yazma geleneğinin kurucusu ve en başarılı temsilcisi olan Ömer Seyfettin'in (1884-1920) hikâye kitapları 144 baskı yaparken kendisi en çok okunan yazar oldu

Sait Faik Abasıyanık (1906-1948) ve Sabahattin Ali'nin 1935 yılından sonra yayınladıkları hikâyeler, birbirinden farklı iki yeni çığır açtı

Sait Faik, konuları İstanbul'da geçen ve şahsî izlenimlerine dayanan şiir
duygusuyla dolu hikâyeler yazdı

Materyalist bir dünya görüşüne sahip olan Sabahattin Ali, dış tasvirlere ve sade olaylara fazla önem veren hikâyeler yazdı Bu iki yazarla birlikte 1960'lı yıllardan sonra yoğunlaşan günlük olaylar, düşünce ve beklentiler edebiyata girmeye başladı
---------------------------------------------------------------------

 

Gökhan is offline  
Alt 13-02-2007   #4
Profil Bilgileri
Standart --->: Türk Edebiyatı Dönemleri



saol gökhan abi bilgiler icin

 

ahfa is offline  
Alt 13-02-2007   #5
Profil Bilgileri
Standart --->: Türk Edebiyatı Dönemleri



saol gökhancım elerine sağlık

 

lostar_1987 is offline  
Alt 13-02-2007   #6
Profil Bilgileri
Standart --->: Türk Edebiyatı Dönemleri



Hey gidi günler,bu dersleri sınavda az sormazdı hoca

 

Selim is offline  
Alt 02-03-2007   #7
Profil Bilgileri
Standart --->: Türk Edebiyatı Dönemleri



edebiyat benim alanım
bilgiler için teşekkürler

 

ataman55 is offline  
Cevapla
Tags: donemleri, edebiyati, turk


Türk Edebiyatı Dönemleri ile ilgili Benzer Konular
1154 Kez Görüntülendi

1839 - 1923 Dönemleri Arasında Türk Tiyatrosu Tiyatro
Türk Edebiyatı Dönemleri Edebi Türler
Türk edebiyatı tarihi Konu Dışı Başlıklar
Türk Halk Edebiyatı Edebi Türler
Türk Edebiyatı Edebi Türler

Saat 10:31.
Sayfalar Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552