FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Fıkhi Mezhepler
Müctehid
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Maliki Mezhebi
|
Gusül abdesti
Konu Araçları
12-03-2008
#
1
Profil Bilgileri
mumsema
Müctehid
Müctehid başlıklı yazı Mumsema Müctehid Forum Alev
MÜCTEHİD
Ayet ve hadislere dayanarak hüküm çıkaran İslâm bilgini; İslâm hukukçusu; alim, fakîh
İctihad, sözlükte güç, takat ve çaba anlamına gelen "cehd" kökünden "iftial" vezninde olup, bir şeyi elde etmek için olanca gücünü harcamak demektir
Âyet ve hadislerden kıyas ve benzeri yollarla hüküm çıkarma anlamında mecazen kullanılır
Ayet ve hadislerden hüküm çıkarma gücüne sahip olan fakîh zata da "müctehid" denir (Zebîdî, Tâcû'l-Arûs, II, 329; Şâfiî, er-Risale, s
477, el-Ümm, VII, 275)
İctihad, ya şer'î delillerden hüküm çıkarma şeklinde olur, ya da çıkarılan bu hükümlerin toplum hayatına uygulanmasıyla ilgili bulunur
İslâm hukukunda şer'î hükümler kesin delillere yani açık ayet ve hadislere veya icmaa dayanıyorsa ictihada gerek kalmaz
Mecelle, bunu "Mevrid-i nas'da ictihada mesağ yoktur" prensibiyle ifade etmiştir (madde, 14)
Ancak nassların sübûtu veya delaleti zannî olup, kesinlik ifade etmez veya âyet ve hadislerde çözümü bulunmayan meselelerle karşılaşılırsa, reyle (ictihad) hareket edileceği, bizzat Hz
Peygamber tarafından, Muâz b
Cebel'i Yemen'e vali olarak gönderirken açıklanmıştır
Hz
Muhammed, Muâz'a Yemen'de ne ile hükmedeceğini sormuş; Muaz, "Allah'ın Kitabı ile" cevabını vermiştir
Hz
Peygamber (s
a
s) "Allah'ın Kitabında bir hüküm bulamazsan?" buyurunca; "Rasulünün sünnetiyle" demiştir
"Onda da bulamazsan"sorusuna ise Muaz, "Reyimle ictihad ederim" cevabını vermiştir
Bunun üzerine Allah Rasulü şöyle buyurmuştur: "Rasulünün elçisini, Peygamberinin razı olduğu şekilde muvaffak kılan Allah'a hamd olsun" (Tirmizi, Ahkâm, 3; Ahmed b
Hanbel, Müsned, V, 230, 236, 242; Şafii, el-Ümm, VII, 273)
Arapça'yı iyi bildikleri ve Hz
Peygamberle beraberlik sayesinde Allah ve Rasûlünün maksadını çok iyi anladıkları için Sahabe neslinden müctehidlerin sayısı bir hayli çoktur
Ancak kendilerinden hüküm ve fetva nakledilen Sahabe müctehidi yüzotuz kadardır
Bunlardan yedi tanesi fetvaları birer kitab olacak kadar çoktur
Fukâhâ-Seb'a denen bu sahabiler şunlardır; Hz
Ömer, Ali, Aişe, Zeyd b
Sâbit, Abdullah b
Mes'ud, Abdullah b
Abbas ve Abdullah b
Ömer (İbnü'l-Kayyim, İ'lâmü'l-Muvakkıîn, thk
M
Muhyiddin Abdulhamid, Mısır 1955, I, 14 vd)
Hz
Ömer, Ebû Musa el-Eşârî'ye gönderdiği mektupta onu kıyas ve ictihada teşvik etmiş yine aynı konuda Kâdî Şurayh'a (ö
78/697) şöyle demiştir: "Kitâptan açıkça anlayabildiğinle hükmet
Eğer kitabın tamamını bilemezsen Rasulullah'ın hükmettiği ile hükmet
Bunun hepsini bilmezsen, doğru yolda olan alimlerin kazalarıyla hükmet
Bunların da hepsini bilemezsen, reyinle ictihad et, alim ve salih kişilerle de istişare et" (Şîrâzî, Tabakât, s: 7; İbnü'l-Kayyim, a
g
e
, I, 204)
Ayet ve hadislerden hüküm çıkarmak ve ictihad gerektiren konuları çözebilmek için bir takım şartlara ihtiyaç vardır
Bu esaslar fıkıh usulünün tedvini ile birlikte, ilk defa Müctehid imamlar devrinde tesbit edilmiştir
Bir müctehidde bulunması gereken özellikleri şöylece ifade edebiliriz:
a) Arapçayı bilmek
Fıkıh usûlü bilginleri bu noktada ittifak etmişlerdir
Çünkü Kur'ân bu dille inmiş, Hz
Peygamberin sünneti de aynı dille ifade edilmiştir
İslâm şerîatında araştırma yapan kimsenin nasslardan hüküm çıkarma gücü, Arapçanın sır ve inceliklerini bilmesi oranındadır
Şâtıbî bu konuda şöyle der: "Arapçayı anlamakta mübtedî olan kimse, şerîatı anlamakta da mübtedîdir
Arâpçayı orta derecede anlayan kimse, şerîatı anlamakta da orta durumdadır
Bu, son dereceye ulaşmamıştır
Arapçada son dereceye ulaşan kimse, şerîatı anlamakta da son dereceye ulaşır
Dolayısıyla onun anlayışı şerîatte hüccet olur; tıpkı sahabîlerin ve Kur'ân'ı hakkıyla anlayan bilginlerin anlayışlarının huccet oluşu gibi
Bunların seviyesine ulaşmayan kimselerin şerîat konusundaki anlayışları kendi seviyeleri ölçüsünde ek------
Anlayışı eksik olan herkesin görüşü ise ne bir hüccet olur, ne de başkaları tarafından kabul edilir" (eş-Şâtibî, el-Muvâfakât, IV,114)
Ancak maslahat veya mefsedet kabilinden bir manâ ve illete bağlı olan konularda Arapça bilmeyen de prensipleri kavrayıp uygulama alanını belirleyebilir
Kıyas ictihadlarının çoğu bu kabildendir (eş-Şâtıbî, a
g
e
, IV, 162, 165)
Müctehidin Arapça bilgisi genel olarak, Arapça'nın inceliklerini kapsamalıdır
Çünkü Kur'ân-ı Kerîm, Arapçanın en beliğ ve en fasihini teşkil eder
Bu yüzden, ayetlerden hüküm çıkaracak kimse, Kur'ân'ın belâgat, fesahat ve sırlarını bilmelidir ki, bu sayede onun içine aldığı hükümleri kavrayabilecek duruma gelmiş olsun
b) Kur'ân İlmine sahip olmak
Kur'ân, İslâm'ın direği, şer'î hükümlerin esasıdır
Kur'ân ilmi çok geniştir
Bunu tam olarak bilen Hz
Peygamberdir
Bu yüzden bilginler, müctehid için Kur'ân'da hüküm ifade eden beş yüz kadar âyetin inceliklerini, özelliklerini bilmek gerekir demişlerdir
Bu ayetlerin âmm-has*, mutlak* mukayyed*, nâsih-mensuh, Sünnetle ilgili durumlarını bilmek gerekir
Diğer yandan Kur'ân'ın geri kalan bütün âyetlerini de topluca (icmâlî olarak) bilmek gerekir
Çünkü Kur'ân bir bütün olup parçaları birbirinden ayrılmaz
Kur'ân'ın hüküm bildiren ayetlerini diğerlerinden ayırdetmek, şüphesiz bütün Kur'ân'ı bilmekle mümkün olabilir
Ebu Bekir el-Cassas (ö
370/980) ile İbnü'l-Arabî (ö
543/1148) gibi bilginler "Âhkâmü'l-Kur'ân"adlı eserlerinde hüküm âyetlerini açıklamaya çalışmışlardır
Ebû Abdillah el-Kurtubî (ö
671 H
), "el-Câmi'li Ahkâmi'l-Kur'ân" ; es-Sâbûnî de, "Tefsîru Âyati'l-Ahkâm" adlı eserleriyle hüküm âyetlerinin tefsîrini yapmışlardır
c) Sünneti bilmek
Bu şart üzerinde de bilginlerin ittifakı vardır
İctihadın bölünebileceğini kabul etmeyenlere göre bir müctehidin teklifî hükümleri içine alan bütün hadisleri okuması, onların amaçlarını kavraması, onlarla ilgili özellikleri bilmesi gerekir
Yine onun, sünnetin nasih ve mensuhunu, âmm ve hass'ını, mutlak ve mukayyedini bilmesi gerektiği gibi; hüküm hadislerinin rivayet yollarını, senedlerini, hadis rivayetlerinin kuvvet derecelerini de bilmesi gerekir
Hadis rivayet edenlerin hal tercemeleri ile adâlet ve zabt bakımından durumları hakkında bir çok eserler yazılmıştır
Kütüb-i Sitte gibi sahih hadis mecmuaları meydana getirilmiş ve bunlar üzerine bir çok âlimler tarafından şerhler yazılmak suretiyle hadisler senetleri bakımından tasnif edilmiş ve İslâm hukukçularının bazı hadisler üzerindeki görüş ayrılıkları ortaya konulmuştur
Bu hadis çalışmaları müctehidin bunlara başvurarak hüküm çıkarmasını kolaylaştırmaktadır
Hükümlerle ilgili bütün hadislerin ezbere bilinmesi şart değildir
Ancak gerektiğinde yerlerinin, başvurma metodlarının ve hadis rivâyetlerinin bilinmesi yeterlidir (Ebû Zehra, Usulü'l-Fıkh, s
, 382 vd)
Dantel
Mumsema
Frmacil
12-03-2008
#
2
Profil Bilgileri
mumsema
--->: Müctehid
d) Üzerinde icma ve ihtilaf edilen konuları bilmek
Üzerinde icma (ittifak) meydana gelen konuları bilmek yanında Sahabe, Tabiî ve onlardan sonra gelen müctehidlerin ihtilâfa düştükleri konuları bilmek gerekir
Ancak bütün icmâ yerlerini ezberlemek şart değildir
Araştırma konusu yapılan mesele hakkında icmâ veya ihtilaf bulunup bulunmadığını bilmek yeterlidir
Medine ve Irak fıkhının metod ve farklarını bilme yanında; doğru olanla doğru olmayan, naslara yakın olanla uzak olan şeyler arasında karşılaştırma yapabilecek akıl, anlayış ve değerlendirme gücüne sahip olmak gerekir
Gerçekte Asr-ı saadette ve daha sonra yaşamış büyük hukukçuların görüşlerini incelemek, delil ve temayülleri bakımından onlar arasında karşılaştırmalar yapmak kişinin muhâkeme gücünü ve araştırma melekesini geliştirir
Müctehidlerin ittifak ve ihtilaf ettikleri meseleleri, ihtilaf sebeplerini açıklayan eserler meydana getirilmiştir
eş-Şirâzî'nin (ö
476/1083) "el-Mühezzeb" adlı eseri ve Nevevî'nin buna yazdığı şerh, İbn Hazm'ın (ö
"456/1063) "el-Muhallâ" sı İbn Rüşd'ün (ö
595/1199) "Bidâyetü'l-Müctehid" ve İbn Teymiyye'nin (ö
728/1327) "el-Fetâvâ" adlı eserleri bunlar arasında zikredilebilir
e) Kıyas bilmek
İctihad, bütün şekil ve metodlarıyla kıyası bilmeyi gerektirir
Hattâ imam Şâfiî'ye göre ictihad kıyastan ibarettir
Kıyasın metodunu bilmek; naslardan hüküm çıkarma esaslarını öğrenme ve ictihad yapılacak konuya en yakın olan nassı seçme imkânını sağlar
Kıyası bilmek şu üç şeyi bilmeyi gerektirir:
1- Kıyasın dayanacağı asıl hükmü bilmek
Bu dayanağın ayet, hadis veya icma olması, bunlarla ilgili gerekli bilgilere sahip olunması da gereklidir
2- Kıyas kaide ve prensiplerini bilmek
Meselâ belirli ve özel bir durumu ifade ettiği sabit olan bir nas üzerine kıyas yapılamaz
Kendisine dayanılan asıl hükmün illetini tesbit ettikten sonra hükme bağlanacak yeni meselede (fer'î) de aynı illetin gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırmak gerekir
3- Önceki müctehidlerin kıyas metodlarını bilmek
el-İsnevî (ö
772/1370) "Kıyas bilmek bir ictihad kaidesi ve sayısız hükümlerin açıklanmasına götüren bir yoldur" der (el-İsnevî, Şerhu Minhâci'l-Usûl, III, 310 (İbn Emîr'in Takrîri kenarında) Mısır 1316; Şafii, a
g
e
, s
, 477)
f) Hükümlerin amaçlarını bilmek İslâmî hükümlerin amaçları, belli bir nas'dan değil, bütün nasların toplamından anlaşılabilir
Bu hükümlerin asıl amacı insanlar için rahmet olmaktır
Ayette; "Biz, seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik" (el-Enbiyâ, 21/107) buyurulur
İslâm'da güçlük ve sıkıntının kaldırılması, zorluğun değil kolaylığın tercih edilmesi bu rahmetin bir sonucudur
Emredilen bazı güçlükler büyük zararları gidermek amacına yöneliktir
Cihadın farz kılınışı böyledir
Nitekim âyette şöyle buyurulur: "Allah, insanların bir kısmını diğer bir kısmıyla defetmeseydi manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın adı çok anılan camiler yıkılıp giderdi
Şüphesiz Allah, kendisine yardım edenlere yardım eder
Gerçekten Allah, güçlü ve yücedir" (el-Hacc, 22/40)
Maslahata göre fetva vermede, gerçek maslahatlarla (toplum yararı) nefsî ve şehevî arzulardan gelen bir vehimden ibaret olan maslahatları birbirinden ayırdetmek gerekir
Böylece mazarratı defetme, maslahatı celbetme, bütün insanlara faydalı olan şeyleri tercih etme, başka bir deyimle toplum yararını kişisel yararın üstünde tutma melekesi gelişir
g) Doğru bir anlayış ve iyi bir takdir gücüne sahip olmak
Müctehidin gerçek fikirleri yanlış olanlardan ayırdetme melekesine sahip olması gerekir
Bu da doğru bir anlayış ve keskin bir görüşe sahip olmakla gerçekleşebilir
h) İyi niyet ve sağlam bir itikad sahibi olmak
İslâm dinî, ancak kalbi iman ve ihlasla aydınlanmış olanların idrak edeceği bir dindir
İtikadı bozuk kimse bid'at ve nefsî arzularının peşine düşer; tarafsız bir gönülle naslara yönelemez
Kötü niyet düşünceyi de kötüleştirir
Bu yüzden büyük müctehidler fıkıhla şöhret yapmadan önce ihlâs ve takvâlarıyla meşhur olmuşlardır
İhlaslı kimse gerçeği nerede bulursa bulsun kabul eder, taassub göstermez
Büyük imamların hepsi; "Bizim görüşümüz doğrudur, yanlış da olabilir
Başkalarının görüşü yanlıştır, fakat doğru da olabilir" demişlerdir (Ebû Zehrâ, a
g
e
, s
388, 389; İslâm'da Fıkhî Mezhepler Tarihi, Trc
Abdulkadir Şener, Ankara 1968, 1969, s
125, 126)
İşte İslâm hukukçularının müctehidde bulunmasını gerekli gördükleri şartlar bunlardır
Bu şartları kendisinde toplayan müctehide "mutlak veya müstakil müctehid" denir
Fıkıh usulü bilginleri müctehidleri yedi tabakaya ayırırlar: 1) Şerîatte müctehidler
Ca'feru's-Sadık, Muhammed el-Bâkır, Ebû Hanîfe, İmam Şâfiî, Mâlik ve Ahmed b
Hanbel gibi
2) Müntesip mutlak müctehidler
Ebû Yusuf, Muhammed, Züfer, el-
Müzenî, Abdurrahman b
Kasım gibi
3) Mezhebte müctehidler
Tahâvî, Kerhî, Serahsî, İsfereyânî ve Şîrazî gibi
4) Tercih yapan müctehidler
Bazı usulcüler önceki tabakayla bunu bir saymışlardır
5) İstidlâl sahibi müctehidler
Bunlar; "Şu görüş rivâyet bakımından daha sağlam ve delilî yönünden daha kuvvetlidir" gibi açıklamalar yapmışlardır
6) Hafızlar tabakası
Bunlar taklidçi olup, öncekilerin tercihlerini bilmede huccet sayılırlar
7) Mukallidler tabakası
Bunlar, fıkıh kaynaklarını anlayabilir, fakat görüş ve rivayetler arasında tercih yapamazlar
Dayandığı Kitap, Sünnet, İcmâ delillerinden biri bilinmeksizin bir müctehidin sözünü alıp bununla amel etmeye "taklid"; deliline bakmak, öğrenmek ve ictihadına katılmak suretiyle bir müctehidin reyini benimsemeye ise "ittiba" denir
eş-Şevkânî'ye (ö
1250/1832) göre sahabe, Tâbiûn ve Tebe-i tâbiîn içinde ictihad edecek dereceye ulaşamayanlar belirli bir müctehidi taklîd etmiyor; onlardan problemleriyle ilgili delilleri sorup öğrenerek bunlara ittiba ediyorlardı
Taklid bu nesillerden sonra ortaya çıkmıştır
Taklid yerine, ittiba ruh ve alışkanlığının geliştirilmesi gerekir
Bu durum, ilim adamlarını delilleri öğrenmeye zorlar, delillerin kuvvetli olanı ile zayıf olanım tartışma imkânı doğar
Bunun gerçekleşmesi için delillerin zikredildiği temel eserlere yönelmek, te'lif edilecek İslâm hukuku kitaplarında hükümlerin dayandığı delilleri de göstermek gereklidir
Bunun sonucunda araştırıcılar, vahiy, Sünnet ve icmâi ümmet üzerinde düşünme ve değerlendirme imkânı bulurlar
Hamdi DÖNDÜREN
16-09-2008
#
3
Profil Bilgileri
Zilzal
--->: Müctehid
Paylaşımınız için Emeginize Sağlık
04-04-2009
#
4
Profil Bilgileri
merius
--->: Müctehid
biLqiLer içiN teşekkür ederim
fıkıh dersiNi aratmıo vaLLa
hocaya diyimde burdan da yararLaNaLım
Tags
:
muctehid
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
23:16
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545