FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Fıkhi Mezhepler
Hanbeli Mezhebi
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Hanbeli Mezhebi ile ilgili Benzer Konular
386 Kez Görüntülendi
Alevilik Mezhebi
Fıkhi Mezhepler
Şafii Mezhebi
Fıkhi Mezhepler
Maliki Mezhebi
Fıkhi Mezhepler
Hanbelî mezhebi nasıl taklîd edilir?
Sorular ve Cevaplar
Matüridi Mezhebi
Fıkhi Mezhepler
Sevicilik (Lezbiyenlik) ve Sebepleri
|
Maliki Mezhebi
Konu Araçları
12-03-2008
#
1
Profil Bilgileri
mumsema
Hanbeli Mezhebi
Hanbeli Mezhebi başlıklı yazı Mumsema Hanbeli Mezhebi Forum Alev
HANBELÎ MEZHEBİ
Ebû Abdillâh Ahmed b
Hanbel eş-Şeybânî'ye nisbet edilen mezhebin adı
İslâm'da dört büyük fıkıh mezhebin birisi
Ahmed b
Hanbel 164/780 yılında Bağdad'ta doğdu
241/855'te yine orada vefat etti
Büyük babası Hanbel Horasan bölgesinde bulunan Serahs Vilâyeti'nin valisi idi
Babası Muhammed b
Hanbel de komutanlık görevi üstlenmiş bir askerdi
Hanbel ailesi, Ahmed'in doğumuna yakın bir sırada Bağdad'a gelmiş ve orada yerleşmişti
Ahmed b
Hanbel önce Kur'ân'ı hıfzetmiş, daha sonra arapça, hadis gibi ilimleri, sahâbe ve tabiîlere ait rivâyetleri, Hz
Peygamber'in, sahabe ve tabiîlerin hayatlarını incelemekle ilim çalışmalarına başlamıştır
Özellikle hadis ilmi için Basra, Kûfe, Mekke, Medîne, Şam, Yemen ve el-Cezîre'yi dolaşmış, uzun bir süre İmam Şâfiî'ye (ö
204/819) talebelik etmiştir
Hatta bu yüzden O'nu Şâfiî mezhebinden sayanlar bile olmuştur
Böylece O'nun başlıca fıkıh üstadı İmam Şâfiî'dir
Şâfiî, O'nun hakkında şöyle demiştir: "Ben Bağdad'tan ayrıldım ve orada Ahmed b
Hanbel'den daha âlim ve daha faziletli kimse bırakmadım"(el-Hudarî, Târihu't-Teşrîi'l-İslâmî, terc
Haydar Hatipoğlu, s
260, 261)
Ahmed b
Hanbel, Ebû Hanîfe'nin (ö
150/767) öğrencisi ve devrin ünlü baş kadısı Ebû Yûsuf'tan (ö
182/798) fıkıh ilmi aldı
Rivâyetle dirayeti birleştiren bir yol izledi
O, hükmü hadisten çıkarır, bu hükme yeni bir takım meseleleri kıyas ederdi
Bu arada Yemen'e giderek, San'a'da Abdurrezzâk b
Hemmâm'la (ö
211/826) görüştü
Orada iki yıl kadar kalarak O'ndan ez-Zuhrî ve İbnü'l-Müseyyeb yoluyla gelen birçok hadisleri aldı(Muhammed Ebû Zehra, İslâm'da Fıkhî Mezhepler Tarihi, Terc
Abdulkadir Şener, İstanbul 1976, s
423 vd
)
Adının ilim, zühd ve takvâ ile birlikte yayılışı toplumu onun ilmine yöneltti
Mescid'eki derslerini izleyenlerin sayısının beş bine kadar ulaştığı nakledilir
Derslerinde dikkati çeken üç husus şudur
a) Onun meclisine ciddiyet, vakar, tevazu ve ruhî huzur hâkimdi
Kendisi şaka ve alay etmeyi sevmezdi
b) Dersinde, ancâk hadisleri rivayet etmesi istendiği zaman anlatırdı
Hadis rivayetinde hafızasına güvenmez, Hz
Peygamber'e söylemediği şeyi isnad etmemek için yazılı metne bakarak nakiller yapardı
Kendisine sorulmadıkça konuşmazdı
c) Verdiği fetvaların yazılıp nakledilmesini menederdi
Ona göre yazılması gereken ilim, ancak Kitap ve Sünnet'ten ibaret idi
Ahmed b
Hanbel'in görüşü bu olmakla birlikte öğrencileri kendisinden ciltler dolusu kitaplar rivayet etmişlerdir(Zehebî, Tercemetü Ahmed b
Hanbel, Müsned'in baştarafı, Mektebetü'l-Maarif tab'ı, Mısır, t
y
); Ebû Zehra, a
g
e
, s
437)
Hâlife Me'mûn'un ortaya attığı Kur'ân'ın mahlûk (sonradan yaratılmış) olduğu fikrini İbn Hanbel kabul etmedi, muhakeme edilerek zindana atıldı
Dayak yedi, kendisine işkence yapıldı, fakat yine inancından taviz vermedi
(Ahmed b
Hanbel'in hal tercemesi için bk
el-Hatîbü'l-Bağdâdî, Târihû Bağdâd, Mısır 1394/ 1931, IV, 412-423; Ebû Nuaym, Hılye, Mısır 1352/15, IX,161-233; el-Buhârî, et-Tarihu'l-Kebîr, Haydarâbâd
1360, I, 2, 5; İbn Hallikân, Vefeyâtü'l-Ayân, Kahire 1367/1948, I, 47-49; İbn Ebî Ya'lâ, Tabakâlü'l-Hanâbile, Kahire 1378/1952, I, 4-20: İbnü'l-Cevzî; Menâkıbu'l-İmam Ahmed, Mısır 1349; ez-Zehebî, Tezkiretü'l-Huffâz, Haydarâbâd 1375/1955, I, 431-432; Târihu'l-İslâm, I, 58-131 (Ahmed Muhammed Şâkir'in Müsned neşri mukaddimesi); Ebû Zehra, Ahmed b
Hanbel, Kahire 1949; Fuat Sezgin, GAS, I, 502-509)
Ahmed b
Hanbel'in İctihad Usulü:
Dört mezhep imamı içinde usul ve fetvalarını yazmaktan en çok çekinen zât Ahmed b
Hanbel'dir
O, daha çok hadisleri toplayıp tasnif etmeyi gaye edinmiştir
Şâfiî gibi O da senedi sahih olunca başka hiçbir şart ileri sürmeksizin haber-i vâhidle amel eden hadis ehli müctehidlerindendir
Ebû Hanîfe ise bu konuda râvinin güvenilir (sika) ve adaletli olması yanında rivayet ettiği şeye aykırı bir amelde bulunmamasını şart koşar
Sahabe adı zikredilmeyen "mürsel hadis"i, Ahmed b
Hanbel zayıf sayar ve konu ile ilgili başka bir hadis bulunmazsa, yani zarûret karşısında kalırsa bunu delil
olarak kabul ederdi (Muhammed Ebû Zehra Usûlü'l-Fıkh, Dâru'l-Fikri'l-Arabî tab'ı, y
ve t
y
, s
108 vd
) Böylece O, mürsel ve zayıf hadisleri daha kuvvetli bir delil bulunmazsa kıyasa tercih ederdi
Ancak O'nun devrinde henüz hadis için "sahih, hasen, zayıf" şeklinde üçlü taksim yapılmamış, hadisler genellikle sahih ve zayıf kısımlarına aynlmıştır
Bu yüzden İbn Hanbel'in kıyasa tercih ettiği hadisler, bâtıl ve münker olmayan "hasen" nevinden hadisler olmalıdır (İbnti'l-Kayyim, İ'lâmil'l-Muvakkıîn, Mısır 1955, I, 29, 30)
İbn Hanbel'e göre, aynı konuda aksi bir görüşün bulunduğu bilinmeyen sahabe kavlî "icmâ"' niteliğindedir
Eğer sahabe görüşleri arasında ihtilaf varsa, ya bunlardan Kitap veya Sünnete yakın olanı tercih eder veya böyle bir tercih yapmaksızın sadece görüşleri nakletmekle yetinir
konu hakkında sahabe görüşü nakledilmemişse, büyük tâbiî'lerin re'ylerini kendi re'yine tercih eder
Mesele hakkında âyet, sahih hadis, sahabe kavli, zayıf ve mûrsel eser gibi deliller bulamazsa kıyas yoluna başvurur (İbnü'l kayyim, a
g
e
, I, 32)
"
Hanbeliler, hakkında Kitap, Sünnet ve İcmâ'a dayalı bir delil bulunmayan maslahatı (kamu yararı) kıyastan sayarlar
Çünkü bunlar Kitap ve Sünnet nass'larının toplamından elde edilen genel maslahatlardır
Diğer yandan İbn Hanbel "Siyaset-i şer'iyye" de de maslahadı esas almıştır
Siyaset-i şer'iyye, İslâm Devlet başkasının, toplumu islah amacıyla, insanları yararlı işlere teşvik etmek ve zararlı işlerden uzaklaştırmak için izlemiş olduğu yoldur
Nass olmasa bile bu konuda bazı cezaların uygulanması mümkün ve caizdir
İbn Hanbel'in konu ile ilgili bazı fetvaları şöyledir: Fesat ve kötülük çıkaranlar, şerlerinden,güvende olunabilecek bir ülkeye sürgün edilirler
Ramazan ayında gündüz şarap içenlerin cezası arttırılır
Sahabeye dil uzatan cezalandırılır ve tevbeye davet edilir
Hanbelî mezhebine bağlı bazı bilginler de kamu yararına dayalı fetvaları sürdürmüşlerdir
Meselâ; bir ev sahibi, eğer evi elverişli ise, kalacak yeri olmayan bir kimseyi evinde oturtması için zorlanabilir
Bıı konuda İbnü'l-Kayyim (ö
751/1350) şöyle der: "Bir topluluk, herhangi bir şahsın ovinde oturmak zorunda kalsa, bundan başka bir ev veya otel (han) bulamasa, O kimsenin anlaşmazlığa düşmeksizin evini bunlara vermesi gerekir
Bazı Hanbefîlere göre ev sahibi bunlardan ecr-i misil kadar kira bedeli alabilir (Ebû Zehra, İslâm'da Fıkhî Mezhepler Tarihi, s
493, 494)
Dantel
Mumsema
Frmacil
12-03-2008
#
2
Profil Bilgileri
mumsema
--->: Hanbelı Mezhebı
Hanbefîler istihsan delilini de kabul ederler
Çünkü istihsan; ya nass veya icmâ' gibi bir delile dayanmakta yahut da zaruret prensibine göre kabul edilmektedir
Sedd-i Zerâyi, prensibini en şiddetli uygulayan mezhep hanefîlerdir
Bu konuda Ibnü'l-Kayyim el-Cevziyye şöyle der: "Maksatlara, ancak onlara götüren vâsıta ve yollarla ulaşıldığına göre, bu vâsıta ve yollar da onlara tabi olur ve ayni hükmü alırlar
Allah bir şeyi haram kılmışsa, bu harama götüren yol ve usulleri de yasaklamış demektir
Aksi halde haram kılmanın hikmeti kalmazdı
Meselâ; doktorlar, hastalığı önlemek için, hastayı buna sebep olan şeylerden menederler
Aksi halde hasta daha kötü duruma düşebilir (İbnü'l Kayyim, a
g
e
, I, 119)
Hanbelîlerin çokça kullandığı başka bir metot "istishâb" adını alır
Bu manası sabit olan bir hükmün, onu değiştiren bir delil bulununcaya kadar devam etmesidir
Onların istishâb metoduna göre verdikleri ban fetvalar şunlardır:
a) Yasaklandığına dair bir delil bulununcaya kadar eşyada aslolan mübahlıktır
b) Pis olduğunu gösteren bir delil bulununcaya kadar suda aslolan temizliktir
c) Eşini boşayan bir koca, daha sonra bir defa mı yoksa üç talakla mı boşadığında şüphe etse, bir talakla boşadığı esası kabul edilir
Çünkü tek talakla boşama kesindir (Ebû Zehra, a
g
e
, s
497, 498)
İbn Hanbel istishabı; "daha önce var olanı sabit görme, önceden yok olanı yok sayma" şeklinde uygularken, aynı metodu bazı hanefîler, sâbit kılmada değil, sadece def'ide geçerli görürler
Meselâ; kaybolan (mefkud) ve kendisinden haber alınamayan kimsenin hayatı, aksi sabit oluncaya kadar devam eder
Hanefî ve mâlikîlere göre, kendi malları bakımından sağ kimseler gibi muamele görür, mülkiyet hakkı devam ettiği gibi, karısı da, onun ölümüne dair bir delil bulununcaya veya mahkeme tarafından ölümüne hüküm verilinceye kadar evlilik sıfatı devam eder; fakat bu kayıp kimse, kayıplığı süresince bir takım yeni haklar elde edemez
Bu süre içinde ona, miras veya vasiyet yoluyla bir şey intikal etmez
Bir yakını ölürse, kayıp kişinin payı bekletilir, sağ olarak döner gelirse bu pay ona verilir
Hâkim onun ölümüne hükmederse, miras bırakan öldüğü vakit o da ölmüş sayılarak onun miras payı mûrise geri döner ve onun öteki varisleri arasında paylaştırılır
Hanbelî ve Şâfiîlerin istihbab anlayışı ise "hem isbat hem de def etme" esasına dayandığı için, ölümüne hüküm verilinceye kadar, onu kayıplık sûresince sağ olarak kabul ederler
Onlara göre, bu süre içerisinde o, kendisine ait malların mülkiyet hakkına sahip olduğu gibi kendisine miras, vasiyet ve benzeri yollarla mal da intikal eder (İbnü'l-Kayyim, a
g
e
, Delhi tab'ı, I, 125; Ebû Zehra, Usûlü'l-Fıkh, s
299, 300)
İstishâb delilinin re'y ve kıyas ictihadıyla yakın ilgisi vardır
Kıyası tamamen inkâr eden Zahirîlerle, İbn Hanbel gibi çok az kullanan müctehidler, âyet ve hadislerin temas etmediği meseleleri İstishâba bırakarak; Allah'ın haram kıldığı haram, helal kıldığını helal, bunların dışında kalanları ise İstishâb esasına göre mübah kabul eder ve bu metodun alanını çok geniş tutarlar
Hanbelî Mezhebinin Bazı Görüşleri:
Ahmed b
Hanbel'e göre; iman, kesin olarak inanmaktan ve amelden ibarettir
Artar ve eksilir, yani iman, iyi amelle artar, kötü amelle de eksilir
Kişi imandan çıkabilir, İslam'dan çıkmaz
Tevbe edince yeniden imana döner
İnsanı ancak Allah'a şirk koşmak veya farzlardan birini inkâr ederek yapmamak imandan dışarı çıkarır
İnsan herhangi bir farz tembellik veya gevşeklik yüzünden terkederse, onun durumu Allah'a havale edilir
Dilerse ona azap eder, dilerse onu affeder
Hz
Ali'nin hilâfetinden itibaren büyük günah (kebîre) işleyenlerin durumu bilginler arasında tartışılmıştır
Hâriciler bu konuda sert bir yol izleyerek, büyük günah işleyenin dinden çıkacağı görüşünü benimsemiştir
Hasan el-Basri bunların münafık olacağını söylerken Mürcie fırkasının sapıkları, iman olduktan sonra, günahın hiçbir zararı olmadığını savunmuşlardır
Ebû Hanîfe ve çoğunluk İslâm hukukçularına göre büyük günah işleyen kimse, kesin tevbe ederse, Allah onun tevbesini kabul eder
Eğer tevbe etmeden ölürse durumu Allah'a havale edilir
O, dilerse azap eder, dilerse kulunu affeder
Ahmed b
Hanbel'in görüşü de, diğer fakihlerin görüşü gibidir
O, şöyle demiştir: "Mü'min kendisine gizli olan şeyleri Allah'a havale eder, kendi durumunu da O'na bırakır
Günahlarla Allah'ın mağfiret kapısını kapatmaz
Herşeyin, hayır ve şerrin Allah'ın kaza ve kaderiyle olduğunu bilir
İyilik yapan için Allah'tan ümidini kesmez, kötülük yapanın da âkıbetinden korkar
Muhammed ümmetinden hiçbir kimse yaptığı iyilik sebebiyle cennete ve kazandığı günah sebebiyle cehenneme girmez
Bu konuda Allah'ın dilediği olur" (İbnu'l-Cevzî, Menâkıbu'l İmam Ahmed b
Hanbel, s
168)
Ahmed b
Hanbel'in İslâm Devlet Başkanı seçimi (İmam, halife) ile ilgili görüşü şu şekilde özetlenebilir: O, hilâfet ve halîfe konusunda sahabe tabiilerin çoğunluğuna tabi olur
Buna göre, İslâm Devlet başkanı (halîfe), kendisinden sonra uygun gördüğü birisini hilâfet için aday gösterebilir
Burada son söz mü'minlerin bîatıdır
Nitekim Hz
Peygamber, Ebû Bekir (r
a)'in, kendi yerine geçmesine işaret buyurmuş, fakat bunu açıkça söylememiştir
Şöyle ki, Hz
Peygamber, hastalığı günlerinde Ebû Bekr'i namaz kıldırması için öne geçirmiştir
Ashâbı kiram; "Peygamber (s
a
s) O'nu din işimiz için seçmiştir
O halde biz O'nu dünya işimiz için niçin seçmeyelim" diyerek, Hz
Ebû Bekr'e bîat etmişlerdir
Hz
Ebû Bekir, kendisinden sonra Hz
Ömer'i aday göstermiş, müslümanları O'na bîat edip etmeme konusunda serbest bırakmıştır
Müslümanlar da kendi iradeleriyle Hz
Ömer'e bîat etmişlerdir
Daha sonra, Hz
Ömer, peygamber (s
a
s)'in rızasını kazanan altı kişiyi seçmiş ve bunlara içlerinden birini halife seçip, müslümanları buna bîata davet etmelerini tavsiye etmiştir
Bunların dört tanesi Hz
Osman'ı seçmiş ve müslümanlar da ona bîat etmişlerdir
Hz
Ali de O'na biat edenler arasındadır
Ahmed b
Hanbel, "Onların işleri, aralarında danışma (şüra) iledir" (eş-Şûrâ, 42/38) âyeti uyarınca, halifenin şûrâ ile seçilmesi prensibini benimser
Diğer yandan sünnete uyarak halîfenin Kureyş'ten olmasını kabul eder
Yönetimi zorla ele geçiren kimseye facir bile olsa itaâtın gerekli olduğunu söyler
Böylece fitnelerin önüne geçilmiş olur
O, bu konuda müslümanların maslahatını gözetmektedir
O'na göre, düzenli ve kalıcı bir yönetim teessüs etmelidir
Bu düzenin dışına çıkanlar, ümmetin gücünü bölmekte ve onu temelinden sarsmaktadır
İbn Hanbel'i böyle düşünmeye sevkeden şey, Haricilerin o dönemdeki sert, bölücü ve şiddetli eylem ve hareketleridir
Müslümanların nizamını bozmak isteyenler, zâlim yöneticilerin işledikleri suçtan daha fazla suç işlemiş olurlar (İbnü'l-Cevzî, el Menâkıb, s
176)
Ahmed b
Hanbel, meşru nizarıım korunmasını savunmakla birlikte kendi devrindeki yöneticilerle hiçbir şekilde temas kurmamış, onların hediye ve armağanlarını kabul etmemiştir
O, hak ve adalete inanan, zulmü tanımayan, fitne, fesat, isyan ve karışıklığı istemeyen yüksek bir ruha sahipti
12-03-2008
#
3
Profil Bilgileri
mumsema
--->: Hanbelı Mezhebı
Ahmed b
Hanbel'in Hadisçilik Yönü:
İbn Hanbel 40 yaşına kadar hadis öğrenmek ve ilmini artırmak için çalışmış, Irak, Hicaz ve Yemen arasında ilim seyahatlerinde bulunmuştur
Fakat bu süre içinde hadis rivayet etmekten veya ders vermekten kaçınmıştır
O, Hz
Peygamber'in peygamberlik çağı olan 40 yaşında hadis rivayetine ve ders vermeye başladığı zaman ilminin en yüksek derecesine ulaşmış ve akranları arasında temayüz etmişti
Şeyhi Abdurrezzâk İbn Hemmâm (ö
211/826) O'nu diğer hadisçilerle karşılaştırarak şöyle demiştir:
"Bize en kudretli hâfız eş-Şazkunî geldi, hadis ricâlini çok iyi bilen Yahya b
Maîn geldi, fakat bunların hepsini kendi şahsında toplayan Ahmed b
Hanbel gibi bir İmam daha gelmedi (İbnü'l-Cevzî, el-Menâkıb, s
69)
Ahmed b
Hanbel te'lif ettiği Müsned adlı hadis eseriyle şöhret bulmuştur
Müsned; üçüncü hicret asrında ortaya çıkan ve hadisleri, diğer hadis eserlerinden farklı bir şekilde tâsnife tabi tutan kitaplardır
Sünen, musannef ve câmi' adı verilen hadis kaynaklarında tasnif, "konulara göre" yapılırken, müsnedlerde, hadislerin konuları dikkate alınmamış, fakat kitaba alınacak hadisler ya onları rivayet eden sahabî veya sahabîden sonraki râvilerden birinin ismi altında biraraya getirilmiştir
Meselâ; Ebû Hureyre'nin Hz
Peygamber'den rivayet ettiği hadisler, konuları dikkate alınmaksızın, Ebû Hureyre ismi altında biraraya getirilerek bir kitap içinde çeşitli sahabîlerin hadislerinden oluşan bir mecmua te'lif edilmiştir
Müsned'in kelime anlamı "isnad edilmiş" demektir
İşte İbn Hanbel'in Müsned'i de, diğer müsnedler gibi sahabe adlarına göre tasnif edilmiş, ve her sahabenin rivâyet ettiği hadis, konusu ne olursa olsun kendi ismi altında toplanmıştır
Ebû Bekir es-Sıddîk'ın müsnediyle başlayan eserde sırasıyla Hulefâ-i Râşidîn ve diğer sahabelerin müsnedleri bunu izlemiştir
Ahmed b
Hanbel, Müsned'ini topladığı 700 binin üzerindeki hadisler arasında seçtikleriyle meydana getirmiştir
Müsned'de tekrarlarıyla birlik te 40 bin, tekrarlar dışında yaklaşık 30 bin kadar hadis yer alır (el-Medînî, Hasâisu'l-Milsned (Ahmed Muhammed Şakir tarafından Müsned mukaddimesinde nakledilmiştir), I, 23; es-Suyûtî, Tedrîbu'r-Râvî, Mısır 1379, s
101)
Müsned'in bütün sahih hadisleri içine aldığı söylenemez
Hatta Sahîhayn'da hadisleri bulunan 200 kadar sahabenin Müsned'te yer almadığı ileri sürülmüştür (es-Süyûlî, a
g
e
, s
101)
Müsned, Ahmed b
Hanbel'in hayatında iki oğlu Salih ve Abdullah ile, kardeşinin oğlu Hanbel tarafından Ahmed'ten işitilmiş ve rivayet edilmiştir
Ancak asıl nüshaya Abdullah'ın başkalarından işittiği bazı hadislerle, nüshayı Abdullah'tan rivayet eden Ebû Bekir el-Kati'î'nin bazı hadisleri de ilâve edilmiştir
Ancak bunların sayısı bütünü etkilemeyecek kadar azdır (el Medînî, a
g
e
, I, 21; es-Suyûtî, a
g
e
, s
101)
Sonuç olarak İbn Hanbel'in Müsned'i müslümanlar arasında büyük itibar görmüştür
O'nun kaleme aldığı Kitabü'l-İlel ve Ma'rifeti'r-Ricâl incelendiğinde, hadisleri ve râvîlerini tanımada geniş bilgiye sahip olduğu anlaşılır
Hanbelî Mezhebinin Yayılması:
Ahmed b
Hanbel usûl ve fetvâlarını yazmaktan kaçınmıştır
Hatta o, fıkhının yazılmasını menetmiştir
Bunun sebebi, İslâm'ın asıl ana kaynağını teşkil eden Kitap ve Sünnetle meşgul olmayı ön plâna çıkarmaktır
O, bu düşüncesini şöyle ifade eder: "el-Evzâî'nin re'yi, Mâlik'in re'yi, Ebû Hanîfe'nin re'yi
bunlar hepsi re'y'dir ve bana göre aynıdır
Huccet ve delil olma sıfatı yalnız "âsâr'a aittir" (İbn Abdilberr, Câmiu'l-Beyâni'l-İlm, Mısır 1346, II,149)
Delilini incelemeden hiçbir müctehidin söz ve re'yine uyulmaz
Delili incelendikten sonra uyulunca buna taklid değil "ittiba" denir
Burada artık müctehidin söz ve re'yi ile değil, onun dayandığı delil ile amel edilmiş olur
İbn Hanbel bu görüşünü şu ifadeleriyle biraz daha aççıklar: "Ne beni, ne Mâlik'i, ne Sevrî'yi ve ne de el-Evzâî'yi taklit et, hüküm ve bilgiyi onların aldığı kaynaklardan al
Dinini hiçbir müctehide ısmarlama, Hz Peygamber ve ashabından geleni al, sonra tabiîler gelir ki kişi onlar hakkında muhayyerdir" (Ibnü'l Kayyim, İ'lâm, Mısır 1955, II, 178,181, 182)
Daha önce hanefi fıkhı İmam Muhammed'in kaleme aldığı ve Ebû Hanîfe (ö
150/767), İmam Muhammed (ö
189l805) ile Ebû Yûsuf'un (ö
182/798) görüşlerini içine alan râhiru'r-rivâye ve nevâdir kitapları yoluyla nakledilmiş, İmam Şâfıî de (ö
204/819) kendi fıkhını bizzat yazmıştı
Ahmed b
Hanbel'e ait bazı fıkıh meselelerin yazılı metinleri nakledilmişse de bunlar, kendisi için tuttuğu notlardır
Hanbelî fıkhı, ahmed b
Hanbel'in talebeleri aracılığı ile nakmedilmiştir
Bunların başında oğlu Salih (ö
266/879) gelir
O, babasının fıkhını, yazdığı mektuplarla yaymış, kadılık yaptığı yerlerde bizzat pratikte uygulamıştır
Diğer oğlu Abdullah da (ö
290/903) el-Müsned'i ve babasının fıkhını gelecek nesillere nakletmiştir
Ahmed b
Hanbel'in yanında uzun yıllar kalan ve onun fıkhını nakleden öğrencileri; Ahmed b
Muhammed el-esrem (ö
273/886), Abdülmelik b
Abdillah b
Mihran (ö
274/887), Ahmed b
Muhammed b
el-Haccâc (ö
275/888) başta gelenleridir
Bu öğrencilerden sonra Ebû bekir el-Hallâl (ö
311/923) Ahmed b
Hanbel'in ilimlerini toplamak için bütün gücüyle çalışmış, bu amaçla seyahatlere çıkmış ve birçok kitap telif etmiştir (Ebû Zehra, İslâm'da Fıkhî Mezhepler Tarihi, Terc
Abdulkadir Şener, İstanbul 1976, s
499, 500)
Ahmed b
Hanbel, selefin metodunu benimseyen bir fakih sayılır
Bu yüzden tercih yapmaktan sakınır, aynı konuda birden çok sahabe veya tabiî görüşünü terketmeyi gerektiren bir nass bulunmazsa, her iki veya daha çok görüşü mezhebinde ayrı ayrı kabul ederdi
Meseleyi soran kimsenin içinde bulunduğu özel durumu dikkate alarak fetvâ verirdi
Hanbeliler ictihad kapısının kapanmadığını ve her asırda, mutlak bir müctehidin bulunmasını farz-ı kîfa ye olduğunu söylerler
Çünkü toplumda karşılaşılan yeni olaylar bunu gerekli kılar
Bu, mezhebin Kitap ve Sünnetin üzerine çıkmaması için de gereklidir
Hanbelî mezhebinin fakihleri çok güçlü olduğu halde, istenilen ölçüde yayılmamıştır
Halktan bu mezhebe bağlı olanlar azınlıkta kalmışlardır
Hatta hiçbir İslâm ülkesinde çoğunluğu teşkil edememişlerdir
Ancak Necid ile Saud (ö
795/1393) ailesi Hicaz bölgesine hâkim olduktan sonra Arabistan yarımadasında Hanbelî mezhebi oldukça güçlenmiştir
Bu mezhebin fazla yayılmamasının sebepleri şunlardır: Hanbelî mezhebi teşekküt etmezden önce Irak'ta Hanef, Mısır'da Şâfıî ve Mâlikî, Endülüs ve Mağrib'te yine Mâlikî mezhebi hâkim durumda idi
Diğer yandan Hanbelîler önceleri, başkalarına karşı delilden çok sert hareketlere başvuruyorlardı
Güçleri arttıkça, iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma için insanlara baskı yapıyorlardı
Hanbelîlerin bu gibi davranışları yüzünden insanlar bu mezhepten ürkmüşlerdir
Bu sebeple Hanbelî mezhebi fazla taraftar bulamamıştır (Ebû Zehra, a
g
e; s
505, 506)
Hamdi DÖNDÜREN
25-02-2009
#
4
Profil Bilgileri
Zeh.ra
--->: Hanbeli Mezhebi
teşekkür ederim paylaşım için
Tags
:
hanbeli
,
mezhebi
Hanbeli Mezhebi ile ilgili Benzer Konular
386 Kez Görüntülendi
Alevilik Mezhebi
Fıkhi Mezhepler
Şafii Mezhebi
Fıkhi Mezhepler
Maliki Mezhebi
Fıkhi Mezhepler
Hanbelî mezhebi nasıl taklîd edilir?
Sorular ve Cevaplar
Matüridi Mezhebi
Fıkhi Mezhepler
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
06:21
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552
553