Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Fıkhi Mezhepler

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
mezheplerin oluşması ile ilgili Benzer Konular
385 Kez Görüntülendi

Tüm Mezheplerin açıklamaları ile birlikte sunulduğu güzel bir program Programların Resimli Anlatımları

Mezhep değiştirme | Mezhepler arasındaki farklılığın hikmeti nedir?
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 21-06-2008   #1
Profil Bilgileri
Standart mezheplerin oluşması



mezheplerin oluşması başlıklı yazı Mumsema mezheplerin oluşması Forum Alev


İslâmda dinî hükümlerin iki kaynağı vardır: Kitap ve sünnet Bu ikisinden sonra müracaat edilecek kıyas ve icma da esas itibariyle, yine bu iki kaynağa bağlıdır Bunların dördüne birden “dört usul, dört şer’î delil” adı verilir Bütün dinî hükümler bu dört delilden çıkarıldığı için, bunlara dayanır Bu dört delil sırasıyla şöyledir:

1 Kitap:

Kitaptan maksat Kur’ân-ı Kerim’dir İslâm dininin en esaslı kaynağı olan yüce kitabımız Allah tarafından nasıl indirilmişse öylece muhafaza edilmiş, bir harfi dahi değişmemiştir Çünkü, onun muhafazasını yüce kelâmın sahibi Cenab-ı Hak üzerine almış ve korumuştur İşte dinî bir meselede ilk müracaat edilecek kaynak Kur’ân-ı Kerim’dir

2 Sünnet:

Sünnetten maksat, Resul-i Ekrem Efendimizin (asm) mübarek sözleri, işleri ve görüp de men etmeyerek sükût buyurdukları halleridir Sünnet olarak tarif edilen Peygamberimizin bu hallerine aynı zamanda hadis denir
Sahabiler, Kur’ân’da yer alan dinî hükümlerin tafsilatıyla ilgili binlerce hadisi ezberleyip muhafaza ederek kendilerinden sonra gelen ve Tâbiîn denilen ikinci nesle nakletmişlerdir İlk olarak Hicrî 101 tarihinde Ömer bin Abdülaziz’in gayretleriyle dinî hükümlerin tafsilati ile ilgili dört bin kadar hadis-i şerif toplanmıştır Kur’ân-ı Kerim’den sonra sünnet dinî hükümlerin tesbitinde çok esaslı bir yer tutmaktadır

3 Kıyas:

Bir meselede sabit olan bir hükmün benzerini, diğer birmeselede içtihad sonunda açığa çıkarmaktır Diğer bir ifade ile, kitap, sünnet veya icma ile sabit olan bir meseledeki hükmü, aynı sebep, aynı hikmete dayanan başka benzer bir meselede tatbik etmektir Kıyası, ancak müçtehid derecesindeki bir âlim yapabilir

4 İcma:

Bir asırda yaşayan İslâm müctehidlerinin, bir meseledeki dinî hüküm hakkında ittifak etmeleridir Buna göre kitap ve sünnette, hakkında bir nas bulunmayan bir meselede müçtehidlerin içtihad ederek verdikleri hükümlerde ittifak meydana gelirse, bu hüküm “icma-i ümmet”le sabit olmuş demektir Hakkında icma olan bir mesele, artık kuvvetli bir mesele haline gelmiş demektir Bu hükme şu hadislerde de işaret edilmiştir:
“Ümmetim dalâlet üzerinde ittifak etmez”1
Müslümanların güzel gördüğü bir şey, Allah katında da güzeldir”2

İçtihad-Müçtehid:

İbadet ve muamelatla ilgili bir hükmü dinî delilinden çıkarmak için güç sarfetmeye içtihad denir Bu hükümleri delillerinden çıkaran âlime de müçtehid adı verilir Müçtehid, Kur’ân, sünnet ve İslâm hukuku ile ilgili bütünmeselelerde tam bir bilgi sahibi olmalıdır
Peygamberimizin zamanından beri İslâm âlimleri, dinî bir hükme ihtiyaç duydukları meselelerde Kitap ve sünnette açık bir delil bulamadıkları zaman kendi içtihatları ile amel etmişlerdir Peygamberimiz, Sahabilerine bu hususta müsaade etmişti Nitekim Peygamber Efendimiz, Sahabilerin âlim ve fakihlerinden Muâz bin Cebel(i (ra) Yemen’e hâkim olarak tayin ettiğinde ona sordu:
“Oraya vardığın vakit ne ile hükmedeceksin? Sana bir şey sorulduğu yahut bir dâvâcı geldiğinde o müşkülü nasıl halledeceksin?”
Muâz: “Allah’ın kitabı Kur’ân ile
Resulullah: “Kitapta bulamazsan?”
Muaz: “Resullullahın sünnetiyle
Resulullah: “Onda da bulamazsan?”
Muaz: “Onda da bulamazsam kendi içtihadımla hükmederim
Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz, “Allah’a hamd olsun ki, peygamberlerin elçisini {Muâz’ı}, peygamberlerinin razı olduğu şeye muvaffak buyurmuştur” diyerek Muaz’ın bu sözlerinden dolayı memnuniyetini dile getirdi3

Peygamberimiz (asm) ebedî âleme göçtüğünde Kitap ve sünnet Sahabîlerin ezberinde bulunuyordu Ancak Sahabîler arasında Kur’ân-ı Kerim ile Sünneti zaptetmek, onların ahkâm ve mânâlarını iyi anlamak hususunda ilmî kıfayeti olanlar fetva veriyorlardı Bunlara Sahabîlerin âlimleri ve fakihleri denmektedir Hz Ömer, Hz Ali, Abdullah bin Mes’ud, Hz Âişe, Abdullah bin Ömer, Abdullah bin Abbas ve Ebû Musa el-Eş’arî bunlardan en meşhur olanlarıydı

Dört Halife devrinde ve daha sonraki zamanlarda Müslümanlar karşılaştıkları meseleleri bu zatlara gelip soruyorlar, onlar da Kitap ve sünnete göre hüküm veriyorlar; bu ikisinde de bulamazlarsa kıyas yoluyla meseleyi hallediyorlardı Böylece Sahabîler zamanında pekçok meselede “icmâ” sabit oluyor; İslâm hukuku, fıkıh teşekkül ediyordu
Bu arada, bu Sahabîler bazı beldelere yerleşerek ilim ve irfanlarıyla İslâma hizmet ettiler Meselâ, Hz Ali ile Abdullah bin Mes’ut Kûfe’de, Enes bin Malik ile Ebû Musa el-Eş’arî Basra’da, Abdullah bin Ömer ile Zeyd bin Sâbit Medine’de yüzlerce talebe yetiştirdiler Sahabîlerin yetiştirdiği bu talebelere “Tâbiîn” denmektedir Resulullahın bıraktığı ilim mirası bu nesle intikal etti Bunların içinde içtihad edebilecek seviyeye gelmiş pekçok âlim vardı Meselâ, İbrahim en-Nehâî, Hasan el-Basrî, Tâvus bin Kaysan bunlardan birkaçıdır

Tâbiîn, Sahabîlerin rivayet ettikleri hadisleri ve onların içtihadlarını derleyip biraraya topladılar Bunun yanı sıra hakkında âyet, hadis ve Sahabîlerin içtihadının mevcut olmadığı meselelerde kendileri de içtihadda bulundular Çevrelerinde halkalanan talebeleri yetiştirmeye gayret ettiler İslâm hukukunun temelini kurma, karşılaşılan yeni meseleleri enine boyuna inceleyip hükümlerini açıklama hususunda talebelerine rehberlik ettiler Bu nesle de “Tebe-i Tâbiîn” adı verilmektedir İmam-ı Âzam, İmam-ı Malik, İmam-ı Şâfiî, Ahmed bin Hanbel, Süfyan-ı Sevrî, Sufyan bin Uyeyne bu neslinmeşhurlarındandır Bu zatların içinden, meselâ İmam-ı Âzam Sahabîlerden bir kısmını görmüşse de, ilmî hüviyeti itibariyle Tebe-i Tâbiîne dahildir

İşte fıkhî mezheplerin teşekkülü bu zamana rastlar Tebe-i Tâbiîn imamları, Sahabenin ve Tâbiînin içtihadlarını topladılar İhtiyaç oldukça kendileri de birçok meselede içtihadda bulundular Müslümanların karşılaşmış olduğu binlerce meselede fikrî çalışmalar yapıp belli esaslar koydular Bu zatlar çeşitli şehirlerde ikamet ediyorlardı, ilmî çalışmalarını bulundukları beldede yapıyorlardı Diğer taraftan her birinin fetva metodu da farklıydı Bazısı sadece Kur’ân ve sünneti esas alıyor, bazısı bunların yanında kıyası kabul ediyor; bir kısmı Kur’ân, sünnet ve Sahabenin icmâı ışığında kendi reyiyle fetva veriyordu Bir kısmı da bulunduğu bölgenin örf ve âdetlerini dikkate alıyordu Bu çeşit içtihad ve fetvalar Müslümanların dinî yaşayışını iyice rahatlatmıştı

Müçtehidlerin bu içtihadları İslâmın temel esaslarında olmayıp ikinci derece fer’î meseleler üzerinde yapılıyordu Zamanla aynı meselede birtakım farklı içtihadlar ve izahlar ortaya çıktı Müslümanlar ise kendi bölgelerinde yaşayan müçtehidin içtihadını kabul ediyor, ibadet ve muamelat hayatını ona göre yapıyordu

Bu tercih ve taraftarlık, zamanla yerini “gidilen yol” mânâsına gelen “mezhep”lere terk etti O devir, başta hadis ve tefsir olmak üzere birçok İslâmî ilimlerin tahsil edildiği münbit bir zemindi Müctehid derecesinde çok sayıda ulema mevcuttu Her müçtehidin görüş ve fetvasını kabul eden ve tâbi olan halk bulunduğundan, neticede her imam bir mezhebin temsilcisi olarak kabul edildi Bu durum, sonunda yüzlerce mezhebin vücut bulmasına vesile oldu

Zaman geçtikçe mezhep imamı durumunda olan âlimlerin çoğu kendilerinden daha âlim gördükleri veya aynı meselede, aynı içtihadda ittifak ettikleri imamların mezhebine girdiler Zaten mezhep sahibi müçtehidlerden hiçbirisi, “Biz bir mezhep kurduk, bize uyunuz, bizim mezhebimizi kabul ediniz, o mezhebi benim ismimle söyleyiniz” diye bir dâvet ve telkinde de bulunmamıştır Onlar, sadece meclislerine gelen kimselere dinî ilimleri öğretir, kendilerine gelen meselelere hal çareleri aramaya çalışırlardı Bir meselenin dinî hükmü kendilerinden sorulduğu zaman onu açıklarlardı Bu imamlardan ders alan talebeler, söz ve içtihadlarını kabul eden âlimler ve halk kendilerine tabi olurdu Böylece bunların sözleri ve içtihadları bir mezhep şekline gelirdi

Çünkü bu mübarek zatlar içtihad yaparken nefsî ve indî görüşten tamamen uzak bulunurlardı İlmî enaniyet ve taassup onlarda mevcut değildi Hakkı, doğruyu ve güzeli nerede bulurlarsa kabul ederlerdi

Müçtehidlerin yapmış olduğu içtihadlarının bir mezhep haline elip yayılmasında talebelerinin büyük gayreti oldu Bundan dolayı bazı imamların talebeleri hocalarının içtihadlarını tertip ve tasnif ederek bir sistem haline getirirken, pekçoğu bu meselede aynı muvaffakiyeti gösteremedi

İlk başta teşekkül eden birçok mezhep, talebe ve müntesiplerinin azalması sonunda hayatiyetini devam ettiremedi, kitap sayfalarında kaldı Bugün, Ehl-i Sünnet mezhepleri içinde dört tanesi yaşamaktadır İmam Ebû Hanife ve Hanefi mezhebi, İmam Mâlik ve Mâlikî mezhebi, İmam Şâfiî ve Şâfiî mezhebi, İmam Ahmed bin Hanbel ve Hanbelî mezhebi

1 İbni Mâce, Fiten:8
2 Müsned, 1:379
3 Tirmizî, Ahkâm:3; Ebû Dâvud, Akdiyye:11; İbni Mâce, Menâsik:38

Mehmed Paksu İbadet Hayatımız

 

muvaffak is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Alt 16-09-2008   #2
Profil Bilgileri
Standart --->: mezheplerin oluşması



Paylaşımınız için Emeginize Sağlık

 

Zilzal is offline  
Cevapla
Tags: mezheplerin, olusmasi


mezheplerin oluşması ile ilgili Benzer Konular
385 Kez Görüntülendi

Tüm Mezheplerin açıklamaları ile birlikte sunulduğu güzel bir program Programların Resimli Anlatımları


Saat 03:59.
Arşiv Sayfaları Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545