Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Fıkhi Mezhepler

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
Ehl-İ SÜnnet AnlayiŞina GÖre Mehdİlİk ile ilgili Benzer Konular
503 Kez Görüntülendi

At, adımına göre değil, adamına göre yürür. [ Açıklaması ] Atasözleri
İtalyanlara göre REGATTA bize göre ŞAHİN Tuning
'Çocuklar göz göre göre öldü' itirafı 3 ocak Yurt Dısı Haberler
erkeğe göre hoş, kadına göre boş gelen davranışlar Komik Şeyler (Yazı Eklenebilir)
bana göre bööle ya size göre Güzel Aşk Sözleri

İbadet Nedİr | arkadaşlar şii bir erkekle sünnii bir bayanın evlenmesi caizmidir
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 02-09-2007   #1
Profil Bilgileri
Standart Ehl-İ SÜnnet AnlayiŞina GÖre Mehdİlİk



Ehl-İ SÜnnet AnlayiŞina GÖre Mehdİlİk başlıklı yazı Mumsema Ehl-İ SÜnnet AnlayiŞina GÖre Mehdİlİk Forum Alev


Mehdi” kelimesi, “Heda: doğru yolu bulmak, yol göstermek” mastarından, “kendisine Allah tarafından yol gösterilen, hidayete erdirilmiş kimse” anlamına gelir Istılahta ise, zulüm ve haksızlıkların yaygınlaştığı zamanda, yeryüzünü adaletle dolduracak, Efendimiz’in müjdelediği vazifeli şahsın adıdır Hadislerde belirtildiği üzere bu kimse Peygamberimiz’in soyundan olacaktır: Ümmü Seleme validemiz Peygamberimiz’den şöyle işittiğini söylemektedir: “Mehdi benim soyumdan, Fatıma’nın çocuklarındandır” (Ebu Davud, Mehdi 1)

Mehdi’nin Geleceğini Bildiren Hadisler

Peygamber Efendimiz (sas)’in ister geçmişe, isterse yakın ve uzak geleceğe ait hatta kıyamet öncesi ve ondan sonrasına dair verdiği haberler vardır Bu geçmiş ve geleceğe ait gaybi haberler O’nun mucizelerindendir O, -peygamberliğinden önce de sonra da- ne dediyse doğru söylemiş ve haber verdiği her şey tek tek çıkmıştı Zira O, hep ilahi mesajlarla konuşmuş, vahyin tercümanlığını yapmıştır Zira, “O hevâdan konuşmaz” (Necm 53/3)

İşte Yüce Resul’ün, Mehdi, Deccal ve Hz İsa’nın nüzûlüyle ilgili verdiği haberler, zamanı gelince birer birer gerçekleşecektir Bugüne kadar söyledikleri, O’nun sıdk ve hakkaniyetini gösterdiği gibi bundan sonra da, sahih hadislerde belirtilen istikballe ilgili müjdeleri, bir kere daha O’nun hak bir peygamber olduğunu ispat edecektir

1 Mehdi Muhakkak Gelecektir

Ahirzamanda zulüm ve adaletsizlik her tarafı kapladığı bir sırada, ehl-i beytten bir kişinin çıkacağı, zülmü ortadan kaldıracağı, adaleti ikame edeceği ve bir cihan hakimiyeti kuracağı, hadislerde belirtilmektedir

Abdullah b Mesud’dan rivâyet edildiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Dünyadan sadece bir gün bile kalsa, Allah o günü uzatır ve o günde benden veya benim ehl-i beytimden ismi ismime, babasının ismi babamın ismine denk bir adam gönderir” Fıtr b Halife’nin rivayetinde “Zulümle ve zorbalıkla doldurulmuş olduğu gibi, yeryüzü adalet ve doğrulukla doldurulacaktır” ilavesi vardır Süfyan’ın rivayetinde de; “Benim ehl-i beytimden ismi ismime uygun bir kimse Araplara hakim oluncaya kadar dünya gitmez veya ömrü bitmez” (Ebu Davud, Mehdi 1; Tirmizî, Fiten 52) ilavesi vardır

Tirmizî bu hadisler için “hasen–sahih” demektedir Ebu Davud bu hadisler hakkında bir değerlendirme yapmamış, susmayı tercih etmiştir Ebu Davud’un bir değerlendirme yapmaması, bu hadisleri sahih kabul ettiği manasına gelmektedir

Görüldüğü gibi bu hadis-i şerifle birlikte burada kaydetmediğimiz pek çok hadislerde, kıyametten önce, hatta kıyametin kopmasına bir gün veya bir gece bile kalsa, Allah, Mehdi’yi gönderecek, ona yaptırmak istediği vazifeleri yaptıracak ve yeryüzünü adaletle dolduracaktır

2- Mehdi Döneminde İktisadî Hayat

Mehdi hadislerinde ekseriyetle göze çarpan hususlardan biri de, Mehdi’nin malı saymadan bol bol dağıtması, ihsanının bol ve peşin olması, onun zamanındaki ümmetin, hiçbir ümmete nasip olmayacak şekilde refah içinde yaşamasıdır Yüzeysel bir bakışta imkansız gibi gözüken bu iktisadi zenginlik, aslında adil bir idarenin, cihan çapında temin ve tesis edilen hakiki adaletin bir yansıması olacaktır, denilebilir

Bugün yeraltı ve yerüstü zenginlikleri ile önümüze bir sofra gibi hazırlanmış şu yeryüzü ve kâinat sofrası, beş milyara ulaşmış dünya nüfusunu doyurmaya yeter ve artar bile Fakat, her şey başı ve sonu itibarı ile eğitime, sistemli ve disiplinli çalışmaya bağlıdır Mehdi, insanı gerçek mana ve değerine kavuşturacak olan hakiki adaleti cihan çapında gerçekleştirdikten sonra, onun bir parçası olan dengeli gelir dağılımını, kaynakların tam ve isabetli kullanımını, her çeşit israf ve sefahetin önlenmesini de temin edecektir

Mehdiliğe ait bu önemli unsurları gördükten sonra şimdi de Mehdi hadislerinin ve Mehdilik düşüncesinin genel bir değerlendirilmesini yapmaya çalışacağız

Mehdi Hadislerinin Genel Değerlendirilmesi

1- Peygamber Efendimiz (sav) Mehdi’yi Haber Vermiştir


Hadis-i şeriflerde Peygamber Efendimiz (sas) ümmetini Mehdi’yle müjdelemiş ve bu haberler bize sahih hadis kaynaklarında sahih bir yolla intikal etmiştir

Bu rivayetler arasında Tirmizi ve Ebu Davud’un hadisleri mehdilik düşüncesiyle ilgili en sahih rivayetleri teşkil etmektedir İbn Mâce’nin hadisleri ise ravilerinin bazıları itibarıyla zayıftır İbn Mace’nin ravilerinin arasında Şiî olduğu söylenen kimseleri de genel anlamda sadece Şia mezheplerinden herhangi birisine mensupmuş gibi anlamak yanlıştır Bunların, Ehl-i Beyt’e düşkünlükleri itibarıyla bu şekilde değerlendirilmiş olma ihtimali asla göz ardı edilmemelidir Yoksa onlar aşırı veya aşırı olmayan çeşitli Şia gruplarına mensup olsalardı hadis imamlarımız kendilerinden hadis nakletmeyi mahzurlu görür ve terk ederlerdi

2- Mehdi’yle İlgili Buharî ve Müslim’de Hadis Var mı?

Mehdi’yi müjdeleyen hadîslerin, İmam Malik’in Muvatta’ında, Buharî ve Müslim’in Sahih’lerinde yer almayışını bir zafiyet işareti olarak değerlendirmek asla doğru değildir Zira sahih hadisleri sadece bu iki eserde bulunan hadislerle sınırlayarak, Mehdilik düşüncesinin İslâm’da olmadığını iddia etmek, Mehdiliği reddetmede delil olarak buna sığınmak, hadis ve hadis usulü açısından kabul edilemez bir yargıdır Zira, Buhari ve Müslim’de bulunmadığı halde diğer hadis kaynaklarında bulunan pek çok sahih hadis ve bunlara dayanılarak hüküm verilen pek çok mesele vardır Dolayısıyla Mehdi hadislerinin Buharî ve Müslim’de rivayet edilmemesini, Mehdiliği reddetmede temel veya yardımcı kriter olarak kullanma tamamen yanlıştır Nitekim Buhari ve Müslim’in sıhhat şartlarına uyduğu halde eserlerine almadıkları hadisleri, “Müstedrek” adlı çalışmasında toplayan Hâkim, Mehdilikle ilgili 12 tane hadisi bu kitabına almıştır

Müslim’in Ebu Hureyye’den rivâyet ettiği bir hadiste şöyle denilmektedir: “Kahtan’dan1 bir adam çıkıp da elindeki asasıyla insanları idare etmedikçe kıyamet kopmaz” (Buharî, Fiten 23; Müslim, Fiten 18) Burada, Kahtânî’nin Mehdi’den sonra geleceğini ifade eden açık bir lafız yoktur Fakat zayıf rivâyetlerde, Kahtânî’nin Mehdi’den sonra geleceği ve ondan geri kalmayacağı söylenmektedir2

Yine Müslim’de geçen bir başka hadiste ise, ahirzamandaki bir bolluk ve refah dönemine işaret edilmekte ve saymaksızın mal dağıtan bir halifeden bahsedilmektedir Bazı kimseler, Hz Ömer b Abdülaziz dönemindeki bolluğa bakarak bu hadisi ona tevil etmiştir Ancak “Ümmetimin sonunda” tabiri bu zenginliğin, ümmetin sonunda da olacağını göstermektedir Aslında burada kastedilen Halife’den maksat Mehdi’den başkası değildir Netice olarak bütün bu hadis-i şeriflerden anlıyoruz ki, adı ne olursa olsun, genel manada bir ıslahatçıdan, bir kurtarıcıdan bahsedildiği kesindir Dolayısıyla bu konuda Buharî ve Müslim’in rivayetlerini esas alacak olsak da hadislerde mehdi düşüncesinin varlığı şüphe götürmeyen bir gerçektir

3- Mehdi Hadislerini Rivayet Eden Sahabiler


Mehdi’yle ilgili sahih hadislerin yanında bazı zayıf rivayetlerin varlığı, Mehdi’yle ilgili bütün hadislerin zayıf ve uydurma olduğu anlamına gelmez Adeta hadis-i şeriflere hizmet için yaratılmış cerh ve tadil âlimleri ve Muhaddisler sahih hadisleri zayıf hadislerden ve uydurma sözlerden ayıklamış ve bu konuda müstakil eserler kaleme almışlardır Bu sahih hadis mecmualarının hemen hepsinde Mehdi’yle ilgili sağlam haberler bulmak mümkündür Dolayısıyla hadis uzmanları Mehdi’yle ilgili zayıf ve uydurma rivayetlerin varlığını kabul ederlerse de, hadis literatüründe Mehdî meselesinin gerek isim ve gerekse mefhum olarak varlığını inkar etmenin mümkün olmadığı kanaatindedirler Zira bu hadisler ashabın en tanınmış kişileri tarafından rivayet edilmektedir Onların mehdiyle ilgili bu rivayetleri asla ictihadî bir kanaat olamaz Zira bu mesele bir ictihad konusu değil, ancak nakille bilinebilecek bir mevzudur ve “Mevrid-i nasda içtihada mesağ” yoktur Kaldı ki mehdi hadisleri bize elli kadar sahabe kanalıyla gelmektedir Bunun üçte biriyle gelen bir haber bile mütevatir kabul edilirken mehdi hadislerinin toptan reddedilmesi asla düşünülemez

Elliden fazla sahabinin rivayet ettiği ve ehl-i hadisin kabul ettiği bir meseleyi, ehl-i beytin ezilmesi sonucu bir kurtarıcı fikri üretip geliştirmelerine bağlamak veya bu düşüncenin Yahudi ve Hıristiyanlıktan İslâm dünyasına bulaşmış bir düşünce olduğunu iddia etmek hiçbir ilmî kritere göre kabul edilemez Böyle bir açıklama tamamen bir kurgudan ibaret hiçbir değeri olmayan vâhi bir iddia olur Dolayısıyla bize bu kadar çok kanaldan ulaşan bu hadis ve rivayetleri, aklı şaşmaz yegane ölçü olarak kabul edip inkar etmek asla doğru değildir

4- Mehdi Haberleri Tevatür Seviyesine Ulaşmıştır

Hadis âlimleri sahih hadis kaynaklarında rivayet edilen Mehdi hadislerinin manevi mütevatir haber seviyesine ulaştığını belirtmektedir Mütevatir haber; aklın, yalan üzerine ittifak etmelerini kabul edemeyeceği kalabalık bir cemaatin, yine aynı şekilde kalabalık bir cemaatten rivayet ettikleri hadislerdir Manevî mütevatir ise, kelimenin manasından da anlaşılacağı gibi, “Lafzî mutabakatı olmayan, mana üzere rivayet edilen hadislerdir” Bu tür hadislerde tevatür derecesine ulaşan husus hadisin aslıdır, yahut özüdür İşte Mehdi’yle ilgili hadisler o kadar şöhret kazanmış ve ümmet tarafından kabul görmüştür ki Kettanî, mütevatir haberleri topladığı eserinde Mehdi’nin gelişiyle ilgili hadisleri bu türden saymaktadır Kettanî, Hafız Sehavî, Ebu’l-Huseyn el-Aburri, es-Sefarinî, Şevkanî, İbn Hacer el-Heysemî gibi pek çok hadis âliminin de bu konudaki hadislerin manevi mütevatir seviyesine ulaştığını tespit ettiğini de belirtmektedir3

5- Mehdi’yle İlgili Rivayetlerdeki İhtilafın Sebebi

Burada, Üstad Bediüzzaman’ın Mehdi ve benzeri konulardaki rivâyetlerin ihtilaf sebebi hakkındaki önemli bir tesbitini de, hadisleri anlama ve yorumlamada bize bir rehber, önemli bir anahtar olduğu için belirtmek istiyorum

“Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın istikbalden haber verdiği bazı hâdiseler, cüz’i birer hadise değil, belki tekerrür eden birer hadise-i külliyeyi, cüz’i bir surette haber verir Halbuki o hadisenin müteaddit vecihleri var Her defa bir veçhini beyan eder Sonra hadisin ravisi, o vecihleri birleştirir Hilâf-ı vaki gibi görünür Meselâ, Hz Mehdi’ye dair muhtelif rivâyetler var Tafsilât ve tasvirat başka başkadır Halbuki, Resul-i Ekrem (as), vahye istinaden, her bir asırda kuvve-i mâneviye-i ehl-i imanı muhafaza etmek için, hem dehşetli hâdiselerde ümitsizliğe düşmemek için, hem âlem-i İslâmiyetin bir silsile-i nuraniyesi olan Âl-i Beytine, ehl-i imanı mânevi raptetmek için Mehdiyi haber vermiş Âhirzamanda gelen Mehdi gibi her bir asır, Âl-i Beytten bir nevi mehdi, belki mehdiler bulmuş Hattâ, Âl-i Beytten sayılan Abbasi halifelerinden, Büyük Mehdinin çok evsâfına câmi bir mehdi bulmuş İşte, büyük Mehdiden evvel gelen emsalleri, nümuneleri olan hulefa-i mehdiyyin ve aktâb-ı mehdiyyin evsafları, asıl Mehdinin evsafına karışmış ve ondan rivâyetler ihtilafa düşmüş”4

Yine Bediüzzaman, bu ihtilafın bir sebebinin de hadislerin o günün sosyal, siyasal ve coğrafî şartlara göre yorumlanmasından kaynaklandığını şöyle belirtmektedir: “Şimdi Mehdi gibi eşhâsın hakkındaki rivâyâtın ihtilâfâtı ve sırrı şudur ki: Ehadîsi tefsir edenler, hadisin metnini tefsirlerine ve istinbatlarına tatbik etmişler Meselâ: Merkez-i saltanat o vakit Şam’da veya Medine’de olduğundan, vukuat-ı Mehdiye veya Süfyâniyeyi merkez-i saltanat civarında olan Basra, Kûfe, Şam gibi yerlerde tasavvur ederek öyle tefsir etmişler

6- Bu Haberler Müteşabih İfadelerle Gelmiştir

Müteşabih, birden fazla manaya gelebilen, zahiri manasıyla anlaşılması da beşer aklı yönünden güçlük arz edebilen izah ve yoruma muhtaç olan ifade demektir İşte Mehdi, Deccal, Hz İsa’nın nüzûlü veya Dabbetu’l-Arz gibi gelecekle alakalı haberler genelde bu şekilde ifade edilmiştir İstikballe ilgili Allah Resulü (sas)’den nakledilen bu hadis ve rivayetlerin sahih olanları “bir lem’a-i i’caz-ı Nebevî”dir Önemli olan bunların hakiki tevillerinin ve izahlarının ortaya konmasıdır Bunun için gaybe ait bu hadisler, şu temel prensipler ışığında ele alınıp değerlendirilirse, ancak o zaman doğru anlaşılmış olur Akıl da, yüzeysel bir bakışla anlamadığı bu haberler karşısında hemen red ve inkara kalkışmaz

1- Gelecekle ve kıyamet alametleri ile ilgili rivayetler Kur’ân-ı Kerim’in müteşabih ayetleri gibi, üstü kapalı, anlaşılması ilim ehli tarafından tevile bağlı, yoruma açık olarak gelmiştir Zira “İman ve teklif, irade dairesinde bir imtihan, bir tecrübe, bir müsabaka olduğundan perdeli, derin, tetkik ve tecrübeye muhtaç olan nazarî meseleleri elbette bedihi olmaz Herkes ister istemez tasdik edecek derecede açık ve zaruri olmaz Ta ki Ebu Bekirler âlâ-yı illiyyîne çıksınlar ve Ebu Cehiller esfel-i safiline düşsünler İhtiyar kalmazsa teklif olamaz Bu sır ve hikmet içindir ki, mucizeler seyrek ve nâdir verilir Hem dâr-ı teklifte gözle görünecek olan alâmet-i kıyamet ve eşrât-ı saat, bir kısım müteşabihat-ı Kur’âniye gibi kapalı ve tevilli oluyor Yalnız, güneşin mağripten çıkması bedahet derecesinde herkesi tasdike mecbur ettiğinden, tevbe kapısı kapanır, daha tevbe ve iman makbul olmaz Çünkü Ebu Bekirler Ebu Cehiller ile tasdikte beraber olurlar Hatta Hazret-i İsa (as) olduğu, imanın nuru dikkatiyle bilinir; herkes bilemez Hatta Deccal ve Süfyan gibi müthiş şahıslar, kendileri dahi kendilerini bilmiyorlar”5

2- Bu konudaki bazı gaybî haberler ise daha net ve açık olarak bildirilmiştir Bunlarda ise yorum geçerli değildir

3- Bu rivayetlerde bir döneme ait özellikler, şahıslara aitmiş gibi zannedilmiş ve müteşabih olmuştur

4- Ravilerin içtihat ve yorumları hadislere karışmış olabilir

5- Bir millete ait özellikler o günkü sosyal yapı gereği, bir şahsa verilmiş olabilir

6- Rivayetlerde haber verilen Deccal veya Mehdilerin özellikleri birbirine karışmış olabilir

Dolayısıyla bu ölçüler dahilinde meseleyi ele aldığımızda Mehdî’nin âdil, muksıt bir insan olacağına, “kıst”ı yani insaf, merhamet ve adaleti temsil edeceğine dair rivayetler varsa da bu konuda belli bir zaman ve belli bir şahsa açıkça delalet eden bir ifade yoktur Yani şüphe ve tereddüde meydan vermeden sarih bir şekilde “İşte Mehdi şu şahıstır” denilmediği için, bu haberler müteşâbihtir Müteşabih olunca da, o mevzuda mülahazaya alınabilecek pek çok mânâlar vardır Bir mefhum nass ölçüsünde bile olsa, sarih ifade edilmemiş ve bir zahire bağlanmamışsa pek çok ihtimal ve yorumdan herhangi birine mutlak inanmak da şart olmaz Mehdi hadislerinin belli bir şahsa “İşte bu Mehdi’dir” diye delaleti kesin değildir Onun için bir kimsenin kalkıp “Ben Mehdi’yim” iddiasında bulunması dalalet olur Kaldı ki böyle bir iddia ile ortaya çıkıp insanları kendine tabi olmaya çağıran kimse asla Mehdi değildir Zira Mehdi, “ben Mehdi’yim” iddiasıyla ortaya çıkmaz Onun böyle bir iddiayla ortaya çıkmasına ihtiyaç da yoktur Onu, herkes imanının nuruyla, basiret ve ferasetiyle her şeyden öte icraatlarıyla tanıyacaktır Cihan çapında hakim kılacağı adalet, emniyet, güven ve devrinde herkesi kuşatan iktisadî zenginlik ve bereketle onu ümmet tanıyıp, bilecektir “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz” (M Fethullah Gülen, Ümit Burcu, s 33-40)

7- Mehdiliğe İman, İnanç Esaslarından Değildir

İlk asırlarda telif edilen muteber Sünnî Akaid ve Kelam kitaplarında mehdilik düşüncesi hiç ele alınmamıştır Ne Fıkh-ı Ekber de, ne de İmam Maturidi ve Eşarî’nin eserlerinde, bununla alakalı hiç bir malumat verilmemektedir Daha sonraki kelam kitaplarının konuları arasına girmesi ise şöyle ifade edilmektedir: “İmamet furua, yani inançla ilgili olmayan konulara ait bir meseledir Mükelleflerin fiillerindendir Zamanla imamet konusunda, Müslümanlar arasında yanlış itikadlar ortaya çıkınca, bilhassa Rafizi ve Harici fırkalar tarafından aşırı iddialar ortaya atılıp, İslâm’ın ana kaidelerinden uzaklaşmaya götürecek derece saplantılar yaygınlaşınca, kelamcılar imamet konusunu, kelamın konuları arasına aldılar Nitekim aynı şeyden dolayı, akaid eserlerinin son kısımlarına, imamet ve mehdilik bahislerini de ilave etmişlerdir

Muhsin Abdulhamid, “Ümmetimden kıyamete kadar hak üzere devam eden bir taife bulunacaktır” (Müslim, iman 247) hadisini değerlendirirken Mehdi’nin bir şahıs değil bir topluluk olacağını belirtmektedir Ona göre bu topluluk terk edilen dinî hayatı canlandıracak, ihmale uğrayan dinî meseleleri ise yeniden ihya edecektir Din yolunda mücadelede bulunacak, adaleti bütün dünyada hakim kılacak, dosdoğru ölçülere sarılacak, zulümle mücadele edecek ve yeryüzüne İslâm’ı hakim kılacaktır Bir diğer ifadeyle o meseleyi tek bir şahsa değil şahs-ı mânevîye bağlamaktadır Onlar, dünyada yaşarlar Şia mezheplerinde olduğu gibi gizlenmiş imam gibi gayb âlemindeki şeylerle uğraşmazlar Böyle bir anlayış, sünnetullaha yani Allah’ın kâinattaki cari kanunlarına, İslâm’ın ruhuna ve amelî tâlimatlarına da terstir Onun için insanların kendi vazifelerini bırakıp, Kur’ân-ı Kerîm’in hakikatlerinden uzaklaşarak hayalî bir Mehdi beklemeleri yanlıştır6

İlk dönem eserlerinde bir inanç konusu olarak yer almayan mehdiliğin, sonraki asırlarda yazılan akaid kitaplarında yer alması ise tenkit edilecek bir husus değildir Zira Şia mezheplerinin pek çoğunda itikadi prensipler içinde olan imamet meselesiyle yakından ilgili Mehdilik düşüncesi, bizde fer’î meselelerden sayılsa bile Kelamî açıdan incelenip, ehli sünnetin kanaati ortaya konmalıydı Nitekim yapılan da bundan ibaretti Mesela; Taftazanî Mehdi meselesini, imamet bahsinin bir ek konusu olarak ele almıştır Hz İsa’nın nüzûlünü de bu bahse dahil etmiştir Bazı kıyamet alametleri ile alakalı kitaplarda meselenin yer alması onun itikadi bir konu olduğu manasına gelmez

Sonuç

Sonuç olarak şunu belirtmeliyiz ki Mehdilik inancı, Şiîlerde olduğu gibi, bizde, temel bir inanç esası değildir Zira, imanî meselelerin de, kendi içinde dereceleri vardır Bazıları kesin delil ister, bazılarında ise, zann-ı galip kafidir Bundan dolayıdır ki, imanın temel prensiplerinden olmayan, ahirzamanda meydana gelecek olaylarla ilgili, füru’ sayılabilecek konularda, kati delil aranmaz Belki, yalnız reddetmemek ve teslimiyetle ilişmemek yeterlidir Kesin delil aranmaz derken, bu konudaki hadislerin, hiç araştırılıp, tetkik edilmemesi gerektiğini de kastetmiyoruz Fakat, bu mevzuda gerekli araştırmaları yaptığımızda, hadislerin zann-ı galipten fazla şey ifade ettiğini açıkça görmekteyiz Kaldı ki her ne kadar rivayet edilen hadisler ahad ise de amellerin fazileti ve gelecekte Müslümanların başına gelecek olaylarda bunlar hüccettirler Hadis imamları ahad haberlerin bu hususlardaki delaletlerini kabul etmişlerdir

Burada, şunu da özellikle tekrar hatırlatmak gerekir Bazı yazar ve araştırmacıların belirttiği gibi, İslâm’daki Mehdi düşüncesini, tamamen “dış tesir” deyip Hıristiyan ve Yahudi kültürüne ve etkilerine bağlamayı, ilmi açıdan kabul etmek mümkün değildir Toplumların, ahlakî ve içtimaî açıdan Mehdilik manasına ihtiyaçları göz önüne alındığında, bunun, ilahi dinlerde ortak noktalardan olabileceği de, üzerinde düşünülüp araştırılacak bir konudur Zira, tarihin her döneminde peygamberlerden sonra, onların hakiki varisi olup, onun getirdiği vahyi yaşatacak, insanların hidayetine vesile olacak ve onları her çeşit kötülüklerden alıkoyacak, fazilet sahibi ıslahatçılara ihtiyaç olmuştur ve olacaktır da Aksi takdirde dinin ve vahy-i semavinin, gelecek nesillere sağlam olarak intikali mümkün değildir İşte, bir müslümanın bu anlamda, sahih hadislerde belirtildiği şekliyle, dinî hayat ve onun hayata hayat kılınması mevzuunda, Mehdi inancını kabul etmesi normaldir Yanlış olan, mü’minin fert ve topluma karşı vazife ve sorumluluklarını ihmal edip, Mehdi’nin gelip, ortamı düzelteceğini beklemesidir Beşer üstü bir tabiata sahip, elinde mucizeler yaratacak ve bütün dünyaya bir anda şekil verecek bir zatın zuhurunu, oturup tembel tembel beklemektir İslâm adına hiçbir şey yapmamaktır “Dünya yörüngesinden çıkmış, ben mi yörüngesine oturtup, düzelteceğim Mehdi gele, işler düzele” gibi gayr-i İslâmî mantalitedir Ümitsizliğe düşüp kabuğuna çekilmedir

Bugün, bütün Müslüman toplumların, hem İslâm’ın emirlerine hem de Allah’ın kâinata koyduğu kevnî kanunlara, hakkıyla riayet edip, maddî ve manevî kalkınmaya çalışmaları gerekir “Mehdi ve Mesih gelecektir, onu bekleyelim” diye hiçbir kimse, İslâm’ı yaşama ve yaşatma adına kendisine düşen vazifeleri ihmal etmemelidir Mehdilik düşüncesi, topluma, doğrularıyla ve doğru bir üslupla anlatılırsa, tembelliğe değil, bilakis bütün Müslümanları, insanlığın beklediği böyle bir ıslahatçıya zemin hazırlama adına seferber edecektir

 

P.Alemdar is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Saat 01:24.
Arşiv Sayfaları Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545