FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
Genel-Eğlence-Muhabbet ve Ciddi Konular
>
Ciddi Konular
>
Güzel Yazılar / Makaleler
Oturulabilir şehir Ve Türk Vakıf Sistemi
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
Bize Ulaşın
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Oturulabilir şehir Ve Türk Vakıf Sistemi ile ilgili Benzer Konular
21 Kez Görüntülendi
Aöf / 3.sınıf Türk Vergi Sistemi bütünleme sınavı soruları
Açık Öğretim Fakültesi (AÖF)
Türk Telekom - Fatura Sorgulama ve Ödeme Sistemi
Network ve İnternet
2008 Vakıf Üniversite Fiyatları
Üniversiteler
Türk Yapımı İşletim sistemi TURKIX
Genelbilgi ve İpucu
Türk Kilit Sistemi...
Komik Resimler
Kalem, kelam ve kılıç imparatoru
|
Farabi üniversitesi şarkiyat Fakültesi Doğu
Konu Araçları
03-01-2009
#
1
Profil Bilgileri
FataL
Oturulabilir şehir Ve Türk Vakıf Sistemi
Oturulabilir şehir Ve Türk Vakıf Sistemi başlıklı yazı Mumsema Oturulabilir şehir Ve Türk Vakıf Sistemi Forum Alev
Oturulabilir şehir Ve Türk Vakıf Sistemi
Prof
Dr
Bahaeddin YEDIYILDIZ
Dr
Nazif OZTURK
Meshur musluman Turk filozofu Farabi, onuncu asrin kirkli yilarinda, el-Medinetu`l-Fadila, yani erdemli, ideal toplum, adiyla(1) yazdigi kitabinda, insanin kendini surdurebilmesi ve mukemmellesebilmesi icin yaratilistan bir cok seye muhtac oldugunu, bunlari tek basina elde edemiyecegini, yaratilisinin gayesi olan mukemmelligine aancak birbiriyle yardimlasan bircok insanin bir araya gelmesiyle" ulasabilecegini vurguladiktan sonra, toplumlari once mukemmel ve eksik diye ikiye, mukemmel toplumu da uce ayirmakta, ve soyle devam etmektedir:
"Mukemmel toplumlar buyuk, orta ve kucuk olmak uzere uc cesittir
Buyuk toplum, oturulabilir (ma`mûra) dunyanin butununde butun milletlerin bir araya gelmesidir
Orta toplum, oturulabilir dunyanin bir parcasinda tek bir milletin bir araya gelmesidir
Kucuk toplum her hangi bir milletin oturdugu topraklar uzerinde tek bir sehir halkinin bir araya gelmesidir
Bir koy halkinin, mahalle halkinin, bir sokakta oturanlarin, nihayet bir ev halkinin bir araya gelmesi -ki bu sonuncu, en kucuk bir birliktir- kusurlu, eksik bir toplumu meydana getirir
Mahalle ve koyun her ikisi de sehir icin vardir; ancak koyun sehirle iliskisi, ona hizmet iliskisidir
Buna karsilik mahalle sehrin bir parcasi olarak onunla iliski icindedir
Sokak mahallenin, ev sokagin bir parcasidir
Sehir, bir milletin yasadigi topraklarin bir parcasi; millet, uzerinde yasanan dunyanin butun toplumlarinin bir parcasidir
"En ustun iyilik ve en buyuk mukemmellige ilkin ancak sehirde ulasilabilir, sehirden daha eksik olan bir toplulukta ulasilamaz
Ancak gercek anlamda iyi, secme ve irade ile elde edilebilir bir ozellige sahip oldugundan, bir sehrin kotu olan bir takim amaclarin elde edilmesi icin insanlarinin birbirlerine yardim ettikleri bir varlik olarak kurulmasi mumkundur
O halde insanlari kendileriyle hakiki anlamda mutlulugun elde edildigi seyler icin birbirlerine yardim etmeyi amaclayan bir sehir, erdemli, mukemmel bir sehir`dir (madina fadila), insanlari mutlulugu elde etmek icin birbirlerine yardim eden toplum erdemli, mukemmel bir toplumdur
Butun sehirleri kendileriyle mutlulugun elde edildigi seyler icin birbirlerine yardim eden bir millet, erdemli, mukemmel bir milletdir
Ayni sekilde erdemli, mukemmel evrensel devlet de ancak icinde bulundurdugu butun milletleri mutluluga erismek icin birbirlerine yardim ettikleri zaman ortaya cikar
(2)
Devlet (Politeia)`inde Platon, Tanri Sitesi (De Civitate Dei)`nde Saint Augustin, Ronesans doneminin meshur eseri Utopia`da T
Morus, nihayet XVII
yuzyilda Gunes Ulkesi (Civitas Solis)`nde Italyali kesis Campanella da Farabi gibi insanlarin mutlu bir hayat surdurebilecegi ortamlarin hayalini terennum etmislerdir
Bu dusunurleri sirf birer "utopiste" olarak degil, "sosyal adaletciligin gercek onculeri", eserlerini ise "daha bu dunyada bir kardeslik toplumunun refahi icin bir kaideler sistemi kurma denemesi" olarak degerlendirenler vardir
(3) XVI
yuzyil Osmanli dusunuru Kinalizade Ali Celebi, Farabi`nin tasarladigi Medine-i Fadila`nin Kanuni Sultan Suleyman tarafindan gerceklestirildigini ifade ediyor
(4)
Bugun cevre tahribatinin, sosyal adaletsizligin, esitsizligin, guvensizligin ve yoksullasmanin, dunyamizi tehdit eder hale geldigini goruyoruz
Cevreye saygili olmayan ve sosyal ve beseri gelismeye de ayni agirlikta onem vermeyen iktisadi buyume artik anlamini yitirmistir
Bu ciddi insanlik sorunlarinin cozumunde merkezi idarelerin yetersiz kaldigi; bu sebeple, herkesin, fertlerin ve sivil toplum kuruluslarinin, ozel sektore ve kamu sektorune mensup aktorlerin hepsinin toplum sorumlulugu anlayisi icinde hareket edecekleri katilimci yeni bir demokrasinin ve yerel yonetimlerin onem kazanmasi ve yayginlasmasi icin calisiliyor
Bu yeni anlayisa gore, temel hurriyetlerden yararlanma hakkina sahip oldugu kabul edilen fert, ayni zamanda diger insanlarin ve gelecek nesillerin haklarini korumakla, genel kamu oyunun iyiligine aktif katkida bulunmakla yukumlu kilinmak isteniyor
Birlesmis Milletler Insan Yerlesmeleri, diger adiyla Habitat II organizasyonu, bu anlayis icinde, sosyal ve iktisadi gelismenin surekliligi, tabii cevrenin ve insan haklarinin korunmasi, herkesin kamu hizmetlerinden kolayca yararlanabilecegi saglikli ve guvenli bir hayat ortaminin hazirlanmasi ve daha iyi bir hayat standardinin yakalanmasi, butun bunlarin kulturel farkliliklarin ve kimliklerin yok edilmeden gerceklestirilmesi icin kuresel dayanisma ve isbirligi arayisi icindedir
Avusturalya`nin eski basbakan yardimcisi Brian Howe`un ifadesiyle, Habitat aslinda butun insanligin etik, ahlaki bir devrim yasamasinin dusudur
(5) O halde Farabi`nin tasarilariyla Habitat II cercevesinde olusturulan tasarilar arasinda benzerlikler vardir
Farabi`nin dusuncelerinin XVI
yuzyilda uygulama imkani buldugunun bizzat bu yuyilda yasayan bir fikir ve bilim adami tarafindan ifade edildigini daha once belirtmistik
Gercekten Farabi`nin tasarilari uygulama alani bulabilmis midir? Sorunun cevabi evet ise bu gerceklesme nasil olmustur? Bu sorular bize, klasik Osmanli doneminde, vakif sistemi sayesinde hayat bulan Turk sehirlerini hatirlatmaktadir
Acaba soz konusu tarihi tecrube, yasanabilir huzurlu ortam arayislarimiza isik tutabilir mi? Bazi unsurlarindan yararlanma imkanimiz olabilir mi? Tabii bu degerlendirmeyi yapabilmemiz icin once konunun acik secik sekillenmesi gerekir
Bu sebeple biz burada, vakfi kisaca tanimladiktan sonra, l453`te Turkler tarafindan fethedilen Istanbul`un vakiflar sayesinde imar ve ihya edilerek yeniden nasil bicimlendirildigini anlatmaya calisacagiz
Vakif nedir?
Vakif, iktisadi anlamda, ferdi calisma ve gayretle elde edilen imkanlarin ve mal varliginin gonul rizasiyla paylasilmasini ongoren hukuki bir sistemdir
Bu sistemde, her turlu hirs ve tamahtan uzak bir sekilde, sahsi mal varligi, kamunun kullanimina aktarilmakta, boylece sahsi imkanlar kamu hizmetine donusturulmektedir
Burada faydaci felsefenin aksine, diger insanlarin lehine, sahsin feragati ve fedakarligi sozkonusudur
Katilimcilik ve paylasma ruhu hakimdir
Zira toplumun huzuru saglanmadikca, bireyin mutlulugunun surekliliginden soz etmenin mumkun olmadigi dusunulmektedir
O halde vakif, butun insanligin mutlulugunu amaclayan bir sistemler butunudur
Vakif yapan kisi feragatin ve baskalarina yardimci olmanin mutlulugunu; vakiftan yararlanan kisi ise, bir ihtiyacini karsilamis olmanin hazzini duymaktadir
Bu, birbiriyle celismeyen ve biri digerinin hazzini azaltmaksizin dalgalar halinde cemiyetin butun fertlerini saran, topyekun bir mutluluktur
Selcuklu ve klasik Osmanli donemlerinde Turklerin vakif anlayisi budur, ve bu anlayisi, Kur`an`daki hayrãt kavrami uzerine temellendirmislerdir
Bu kavram uzerinde baska bir yerde gerekli tahliller yapilmis oldugundan(6) burada tekrar uzerinde durmayacagiz
Ancak hayrat dusuncesi ve uygulamisyla, Turk fethi sonrasinda Istanbul`un nasil imar ve ihya edilerek o caglarda Farabi`nin tasarladigi medine-i fadila orneginde bir huzur sehrine donusturuldugunu aciklamayi deneyecegiz
Fetih`ten sonra kurmaylariyla gorusen Fatih Sultan Mehmed, Istanbul`un imar edilmesini; hangi irk ve dinden olursa olsun sehirden kacanlarin geri getirilmesini, hatta ulkenin diger bolgelerinden de buraya nufus aktarilmasini, ve bunlar icin bir takim tesvik tedbirleri alinmasini kararlastiriyor
Bu insanlarin onemli bir takim ihtiyaclarinin bir an once karsilanabilmesi gayesiyle altyapi calismalarina hiz veriyor, ve bur cercevede kendi vakfi, diger bir ifadeyle hayrati olan Fatih Kulliyesi`nin insasina basliyor
Bu kulliyenin hukuki belgesini teskil eden vakfiyesinde Fatih Istanbul`un imari ile ilgili dusuncesini soyle dile getiriyor: aHuner bir sehir bunyad itmekdur/Reaya kalbin abad itmekdur"
Bu beyit, marifet, asil is, beceriklilik, bir sehrin temelini atmak, bir sehir kurmak; boylece de halkin kalbini senlendirerek hosnud etmek ve ebedi kilmaktir anlamina gelmektedir
Ilk hucresini olusturan Fatih Kulliyesi(7) ile temeli atilan yeni Istanbul`da bundan boyle kulliyeler birbirini takip edecek ve sehir gunden gune mukemmellesecektir
Bir butunu tanimak icin, onu olusturan benzer hucrelerden birini tahlil etmek her halde yerinde bir hareket olur
Oyleyse, musluman Turk sehri icin oncelikle kulliyeyi tanimak gerekir
Sosyal teskilatlar butunlugu olarak tanimlayabilecegimiz Osmanli kulliyeleri uc ana bolumden olusmaktaydi: Ilk bolum mabed ve her seviyede egitim ogretim kurumu ile saglik kuruluslarindan, misafirhanelerden, cesme, sebil ve sadirvanlardan, bahceler, turbeler ve mezarliklardan, imaret ve benzeri hizmet yapilarindan mutesekkildi
Bu birimlerin hepsine birden hayrat deniliyordu
Kulliyenin ikinci bolumu, dukkan, han, hamam, carsi ve bedesten gibi is yerlerinden meydana gelmisti
Bu tur ticarethaneler ve imalathaneler birinci bolumdeki hizmet kuruluslarina gelir temin ettikleri icin akarat diye adlandiriliyorlardi
Kulliyenin ucuncu bolumunu ise oncekilerin dis cevresinde yer alan meskenler teskil ediyordu
A
Toynbee, Tarihte Sehirler adli kitabinda, abutun sehirler, ya da daha dogrusu makinanin hukmettigi modern devir oncesi butun sehirler, az cok mukaddes sehirler idi
Bana oyle geliyor ki din, insan tabiatinda yer alan ayirici bir unsurdur, ve hic suphe yoktur ki, XVIII
yuzyil sonuna kadar her sehir diger cepheleriyle birlesen dini bir cepheye sahipti
Sanayi devriminden once, hicbir yerde, hicbir sehir, munhasiran siyasi bir sehir, ya da askeri bir sehir, veya dini bir sehir olmamistir
Sehirler birbirlerinden ayriliyorlandi, cunku bu faaliyetlerden bir cogu, bunun icin digerlerini saf disi birakmaksizin oraya hukmediyorlardi" (8) diyor
Musluman Turk sehri de bu degerlendirmenin disinda degildi
Kulliye, ozellikle klasik Osmanli asirlarinda, musluman Turklerin inancina gore, iman, dusunce, ve eylem dengesi uzerine kurulmus bir kultur urunuydu
Bu insanlara gore, her seyin temeli, ferdin sahsi sorumluluguna ve hur iradesine dayaniyordu
Her insan butun insanligin meselelerini kedi meselesi gibi hissetmeli, bunun icin gucu nispetinde calisip uretmeli ve kendi ihtiyacindan fazlasini kendi hur iradesiyle diger insanlarin ihtiyaclarini gidermek, sorunlarini cozmek icin harcamaliydi
Musluman Turk sehrinin hucresini olusturan bir kulliye insa etmek boyle bir dusunce ve eylemi gerektiriyordu
Insanlarin yaraticilariyla diyaloga girebilmeleri, ve imanlari geregi ibadetlerini yapabilmeleri icin kulliyelerin merkezine cami konulmustu
Insanin kendini asarak mukemmellesmesinin yolu buradan geciyordu
Camiler ayni zamanda manevi etkilesim ve bilgi iletisim merkezleriydi
Halka acilan konferans salonlari fonksiyonunu icra ediyorlardi
Insanlarin davranislarina yon veren degerler herkese burada ogretiliyordu
Bu deger ve bilgilerin ilk kaynagi suphesiz vahiy ve sunnetti
Ancak bunlarin yorumlanarak guncellestirilmesi gozlem ve akla dayaniyordu
Iste bu yolla degerlerin ve bilginin kazanilmasi ve ogrenilmesi, camiinin etrafina yerlestirilmis mektep, medrese, darulhadis, darulkurra ve zaviyelerde gerceklestiriliyordu
Egitim ogretim parasizdi
Mektebin muallimleri musfik ve halim olmak, talim ve terbiye usullerini bilmek zorundaydilar
Medreseler, ogretim elemani olan muderrisin kidemine ve bilgi birikimine gore mertebelendirilmisti
Her asamada daha ust seviyede dersler okutuluyordu
Bu muesseselerde sinif degil ders gecme sistemi vardi
Muderrisler tasradaki medreselerde tecrube kazandiktan ve olgunlastiktan sonra Istanbul medreselerinde gorev alabiliyorlardi
Zaten hepsinin, vakfiyelere gore, faziletli, ilim ve irfanla ma`ruf, akli fenlerde ve nakli ilimlerde seckin, asli ve fer`i ilimlerde akranlarindan ustun ve sevimli olmalari gerekiyordu
Zaviyelerdeki egitim ogretim ise tasavvuf agirlikli idi
Her zaviyenin basinda bir seyh bulunuyor ve muridlerin terbiyesiyle mesgul oluyorlardi
Ayrica zaviyelere yakin camilerde cuma gunleri vaaz etmek de onlarin vazifeleri arasindaydi
Vakfiyelerde zaviyelere tayin edilecek seyhlerin salih, muttaki, acik kalpli, temiz, mutedeyyin, az seye kanaat eden, Rabbin taktir ve taksimine razi olan, yuksek seciyeli, herkes hakkinda iyilik dusunen, herkesi dogru yola goturen, ilim ve ameli nefsinde mezcetmis, nasihat ve irsad kabiliyetine sahip kisiler olmasi isteniyordu
Zaviyelerdeki seyh ve muridler, dua, ibadet, zikir ve raks gibi son derece disiplinli dini ve kulturel faaliyetleri yaninda, sosyal yardimlasmayi ve insanlara hizmeti zevk edinmis kisiler olarak, gelen gideni agirlamakta ve bizzat kendileri ornek olmak sartiyla, temas kurduklari kisilerin ruhi egitimleriyle de mesgul oluyorlar, onlari irfan sahibi olgun insan (insan-i kamil) olarak yetistirmeye calisiyorlardi
(9)
Kulliye hayratinin diger bir unsuru olan imaretler, genellikle mutfak, yemekhane, kiler, anbar, ahir, tuvalet ve odunluk ile misafirlerin yatacaklari tabhane odalarindan mutesekkildi
Suphesiz bu imaretler gerekli esya ile donatilmis olup, mevsimine gore gerekli erzak da satin aliniyordu
Imaretlerin fonksiyonu, icinde bulundugu kulliyenin personeline, yorenin fakirlerine ve ister zengin ister fakir olsun butun misafirlere yemek vermekti
Ayrica misafirler imaretin tabhane odalarinda konaklayabilmekteydiler
Imaret yoneticilerine de seyh deniliyordu
Vakfiyelere gore imaret seyhlerinin aguler yuzlu ve hos huylu", adogru, dindar, halim, mutevazi kanaatkar, yumusak sozlu, uysal, kalp kirmaktan cekinen, asabi degil genis kalpli" olmasi gerekiyordu
Istanbul kulliyelerine bagli imaretlerden her birinde gunde ortalama 500-1000 kisi karsiliksiz yemek yiyordu
M
D`Ohsson, bunlarin sirf Istanbul`da toplam sayilarinin XVIII
yuzyilda otuz binden daha fazla oldugunu belirtmektedir
(10)
Kulliyelerin simdiye kadar anlattigimiz birimleri, saglikli insanlarin, ruhi, zihni, fikri ve bedeni ihtiyaclarini karsilamak, onlari her bakimdan mutlu kilmak icin tesis edilmislerdi
Saglikli insanlar bu derece dusunulunce, hastalariunutmak elbette mumkun degildi
Iste onlar icin de darussifalar, yani sifa evleri insa edilmisti
Darussifanin genis hizmetli kadrosu icinde tabiplerin secimine ayri bir onem veriliyordu
Vakfiyelerdeki tasvirlere gore, onlarin, tip ilminde yetkili, tesrihte, (acma, otopsi, anatomi) maharetli, kendisine saygi duyulan, bilgilerini tecrube ve ameliyat ile saglamlastirmis, sanatinin kaidelerini tecrube suzgecinden gecirmis, tababet ve hikmetin butun inceliklerine vakif, psikolojik durumlari cok iyi anlayan, ilac verirken tatlilikla ve yumusaklikla hareket eden, ilac imalinde tecrubeli, hangi ilacin hangi hastaliga iyi gelecegini hem nazari hem de uygulama acisindan iyi bilen, acizlik ve tembelligi kendilerine reva gormeyen, hastalarin tedavisinde en guzel tedbirleri alan, hastalara yumusak davranip, onlara yakini gibi nezaket gosteren, onlari sik sik yoklayip hallerini soran, gerektigi zaman derhal hastasinin basina kosan kisiler olmaliydi
Goruldugu gibi, XV
-XVI
asirlar Osmanli kulliyelerinde tabiplerde aranan bu husûsiyetler, cagimiz tip ve insanlik anlayisindan farksizdi
Kulliyenin daha insaati baslamadan once insaat alanina su getirmek uzere su yollari sebekesi insa ediliyor, diger butun birimlerden once cesmeler ve hamam yapiliyordu
Gaye iscilerin banyo ihtiyaclarini gidererek rahat calismalarini temin etmekti
Kulliyenin esas bolumlerinin insasindan sonra ise vakif kurucusunun turbesinin yapimi, diger insanlarin ebedi istirahatgahlari icin mezarlik ve bahceler tesisiyle cevre duzenlemesi tamamlaniyor ve boylece kulliyenin tabiatla uyumu saglaniyordu
Elbette bunlarla is bitmiyordu
Cok fonksiyonlu bu kompleksin saglikli ve ebedi olarak isletilebilmesi surekli gelir kaynaklarina sahip olmasina bagliydi
Cunku buralarda yuzlerce insan gorev yapiyordu
Mesela, XVI
yy`da Mimar Koca Sinan`in muhtelif vakif kuruculari adina insa ettigi on dort kulliyede toplam 2529 kisinin calistigini biliyoruz
(11) Iste bu komplekslerin bakim ve onarimini yapmak, personelin ucretini odemek icin, bu hizmet kuruluslarina surekli gelir temini gayesiyle, kulliye sahipleri, ayrica muhtelif is yerleri de yaptirtmislardi
Sehrin fiziki yapisinin ve ekonomisinin gelismesine onemli katki saglayan bu yapilasmaya bir ornek vermek gerekirse, Fatih kulliyesinin akari olarak, Istanbul ve Galata semtlerinde, 4250 dukkan, 3 is hani, 4 hamam, 7 burgaz (kosk), 9 bahce ve cevresiyle birlikte bir butun olusturan bezzazistan (bedesten, esnaf carsisi) ve nihayet ll30 ev yaptirilmisti
(12) Tabii burada soz konusu evler de diger binalar gibi vakfin kiralama yoluyla isletilen mal varligini olusturuyordu
Bunlarin yaninda veya cevresinde yer alan mulk meskenlerle kulliye etrafinda olusan mahalle, semt veya site tamamlanmis oluyordu
Tabii birinin bittigi yerde diger kulliyenin birimleri basliyor, boylece buyuk bir sehrin dokusu olusuyordu
XVI
asir Osmanli mimarisine damgasini vuran Mimar Sinan`in yapilarinda yakin ve uzak cevre iliskilerini inceleyen bir arastirmada, bu iliskilerin acevre-uyum" seklinde ortaya ciktigi, bu uyum icinde, dunya mimarisinde cok az rastlanan agelecekteki cevrenin olcusunu saptamak, gelecekle diyalog kurmak, kentin ilerideki siluetini ve karakterini belirlemek" gibi bir olguyla karsilasildigi vurgulanmakta; bunun pratik islevin cok otesinde amimari dusunce"nin bir urunu oldugu, kendinden onceki Osmanli yapilarinda da rastlanan bu iliskiyi, Sinan`in aher buyuk usta gibi kendinden onceki birikimi ozumseyip, yeniden yogurup norm olma ozelligine eristirdigi" belirtilmektedir
Osmanli sehrinde yapilar, aozellikle piramit camiler, bittikleri noktadan oteye bir sureklilik gosterirler
Cevre baska bir yapilar toplulugu degil, yapinin bir devami gibidir
En buyuk sultan camilerinde dahi, olusmus cevreyi kollayan, kendinden sonra olusacak cevreye yol gosteren bir tutum vardir"
a Yakin cevreyle plan duzlemindeki bu alcak gonullu uzlasma, ucuncu boyutta (ozellikle piramit camilerde) kent siluetini olusturucu, surekliligin bilincinde, kendisinin bir devami olacak yapilasmanin olcegini, hatta ritmini belirleyen bir nitelige burunur
" Mesela, aSuleymaniye Istanbul silueti icinde tek bir yapi olarak degil cok genis bir cevreyle birlikte bir butun olarak etki yapmaktadir; ana kubbeden baslayarak yan kubbelere, revaklara kadar uyum icinde inen, yakin yapilara atlayip uzak cevreye kadar yayilan, sonra tekrar ayni uyum icinde baska bir anitin ana kubbesine dogru yukselen bir dalgalanmanin parcasi olmustur"
a
Sinan`in Suleymaniye sirtlarinda baslatip kendinden sonraki ustalarin ve halkin Marmara kiyilarina indirdikleri bu mimari, XX
yuzyilin acik eser kavraminin ozgun bir ornegidir"
(13)
Yer yer agac topluluklarindan meydana gelmis yesillik yiginlari arasindan, bir batilinin asehir taclari" olarak niteledigi kulliyelerin tastigi, l573`te Istanbul`a gelen Du Fresne-Canaye`in ifadesiyle aadeta korular arasinda kurulmus a Istanbul`un bu silueti(14) , Turklerin tabiat, insan ve tanri arasindaki iliskiler uzerinde yaptiklari yorumun vakiflar yoluyla tecessumunden ibaretti
Sadece Istanbul`da degil, klasik donem butun Osmanli ulkesinde kamu yararina yonelik imar ve sehircilik hareketleri, devlet butcesine degil genis capta ferdi tesebbuse dayaniyordu
Baska bir ifadeyle, Osmanli sehirlerinde cesitli turdeki yapilara ait insaatlar, buyuk cogunlukla sahislar tarafindan gerceklestiriliyordu
Sahislarca yaptirilmasi tabii olan konutlar bir yana, toplum yararini amaclayan ve yukarida tipolojisini cizmeye calistigimiz dini, kulturel ve sosyal nitelikli yapilar, padisahlar, saray mensuplari, pasalar ve diger varlikli hayirseverler tarafindan yaptiriliyordu
Kisacasi, sehirlerin fiziki dokusunda en buyuk yeri tutan cesitli turdeki yapilarin meydana getirilisinde temel ogeyi sahsi faaliyetler olusturuyordu
Toplumun yararina bir hareketle hayir isleme dusuncesi, yapi insasi ve isletmeciliginde devletin dogrudan gorev yuklenmemesi, imar girisiminde bulunan sahislari, vakif sisteminin imkanlarindan yararlanmaya yoneltmisti
Vakif sisteminin sureklilik ilkesi ile birlikte, dokunulmazliga da sahip bulunmasi, vakif imaret sitelerinin ve vakif kulliyelerin guven icinde vakif gelirleriyle hayatlarini surdurmelerini saglamistir
Dini inanclarin cok guclu oldugu klasik donem Osmanli toplum duzeni ve dunya gorusu, toplumda gelir fazlasina sahip olan sahislarin, cogunlukla bu malvarliklarini kamu yararina yonelik tesisler meydana getirmek uzere hayir alanlarina aktarmalari sonucunu dogurmustu
Bu dini inanclara dayali genel egilimlerin yaninda, vakif kurumunun, hukuki statuye ve sureklilik kavramina sahip olmasi olgusu da, imar ve sehircilik konusunda ferdi tesebbusler icin ileriye yonelik gercek bir guvence teskil etmisti
Sunu ozellikle belirtmek gerekir ki, Anadolu ve Rumeli topraklarinda timar sisteminin uygulaniyor olmasi, Osmanli devletinde vakiflarin olaganustu gelismesine sebep olmustur
Fakat Selcuklu ve Osmanli devirleri Turk toplumunda, hayir kuruluslarinin ve bu amacla meydana getirilen yapilarin hepsinin mali kaynaginin temelinde, gorevle ilgili tahsisler ve temlik edilmis araziye ait gelirlerden saglanan paralar yatmaz
Bunlarin bazilari ticari gelirlerle, yani kaynaginda hicbir devlet tahsisi bulunmayan, tamamen ozel kazanclarla meydana getirilmistir
(15)
Osmanli devletinde, sahsi imar faaliyetleri sonunda sehirler kurulmus, kucuk yerlesme birimleri zamanla sehir haline gelmis, eski mevcut sehirler, yepyeni binalara ve bir takim kuruluslara kavusturularak gelistirilmistir
Osmanli donemi Turk sehrine karakterini veren kulliyeler, sahsi tesebbusun vakif yoluyla sehircilige yaptigi katkinin en onemli delilleridir
Sahislar kendi imkanlariyla, soz konusu kulliyeleri , diger bir ifadeyle imaret sitelerini meydana getirirken, kendisinden sonra eserine bir mudahale olmayacagi, kamuya yonelik olarak tasarladigi ve teskilatlandirdigi hizmetin ebediyyen surecegi inancina sahipti
Kisilere bu kesin inanc ve guvenceyi veren sey, vakif kurumu idi
Zira her seyden once vakiflarda sonsuzluk ilkesi esasti
Vakfin idamesi, devletin koruyucu gucunun kanatlari altindaydi
Vakiflarin idari ve mali ozerklige, hukuki acidan tuzel kisilige sahip bir kurum olmasi, bireyin ona guveninin temel dayanaklarindan bir digerini olusturuyordu
Vakiflarin bu onemli ozelligi onun cok genis capta yayginlasmasinda da etkili oluyordu
Devlet gucunun vakiflar uzerindeki en belirgin koruyuculuk garantisi, batililasma donemine ve merkeziyetci anlayisin Osmanli yonetiminin her sektorune hakim kilinmasina kadar, devletin vakfin gelir kaynaklarina mudahale etmemesi, vakif kurumunun yerinden yonetim esaslarina, serbest ekonomi kurallarina ve demokratik prensiplere uygun olarak, her turlu burokratik usûlerden azade, ozerklik ve tuzel kisiligi zedelenmeden yasamasini saglayan hukûki ve siyasi ortami hazirlamis olmasiydi
Eger tarihte oldugu gibi gunumuzde de, vakiflarin kamu hizmetlerinin gorulmesinde bir atilim gerceklestirmesi istenirse, ikiyuz yildir ondan esirgenen bu yonetim tarzina onu yeniden kavusturmak gerekir
Ister dunya olceginde, ister ulke bazinda ele alalim, cagimizda yasanan sikintilar; insanlar, topluluklar, devletler ve hatta ulkeler arasinda yasanan gelir dagilimi dengesizligi, egitimde firsat esitliginin saglanamamasi, dogrudan yasama hakkini ilgilendiren genel saglik sigortasinin kurulamamis olmasi ve geri kalmis ulkeler basta olmak uzere genel dunya nufusunun buyuk ekseriyetinin sosyal guvenlik kapsamindan mahrum olarak sefalet sinirinin altinda yasamaya mecbur ve mahkûm edilmesi, ve benzeri sorunlardan kaynaklanmaktadir
Bugun yeryuzunde ekonomik degerler hakca paylasilamamaktadir
Dunya nufusunun % 20`si, gelir kaynaklarinin % 80`ini kullanmakta; % 80`i ise paylasilabilir kaynaklarin ancak % 20`sini alabilmektedir
Oysa tabiatin imkanlarindan yararlanmakta herkesin hakki vardir
Bu adaletsiz gelir dagilimini dengelemeden ve egitimde firsat esitligini saglamadan, bozulmus dengeleri, yerli yerine oturtmak mumkun degildir
Gucsuzu, yetimi, oksuzu koruyup gozetecek bir sistem kurulmadan egitimde firsat esitligini yakalamak ve toplumlari yasanabilir bir hayat standardina kavusturmak mumkun degildir
Selcuklu ve Osmanli donemlerinde irk, din, dil ayirimi gozetmeksizin herkese, her boyutta, hatta Farabi`nin ifadesiyle aoturulabilir sehirlerin", Osmanli kulliyesi ve cevresi misali huzur ortamlarinin olusmasinda son derece onemli rol oynayan vakif sisteminin felsefesi yakalanabilirse, gunumuzdeki insanlik sorunlarinin hic degilse bir bolumunun vakif yoluyla cozumlenebilecegini dusunmekteyiz
Ancak kurulacak vakfin kaynagi kisinin kendi emegiyle kazandigi malvarligina dayanmalidir
Yeterince ekonomik bir potansiyele sahip olmadan kurulan vakiflar, ilk kurulus heyecaninin gecmesinden sonra tikanip kalmaktadir
Esas itibariyle vakiflar; amacini gerceklestirebilecek ve onu surekli kilabilecek malvarligini kar amaci gutmeksizin kamu hizmetine sunmasi gereken kuruluslardir
Ne yazik ki son donemlerde, dernekcilik anlayisiyla sermayesiz vakiflar kurulmaya baslanmistir
Bu sekilde ortaya cikan ve hayatiyetlerini devam ettirmeyi aidat ve bagislara baglayan vakiflarin kuruculari ne kadar iyi niyetli olurlarsa olsunlar, toplum hayatini etkileyip yonlendirecek onemli katkilarda bulunamazlar
Istisnalar bir yana bugun Turkiye`de, sermaye birikiminin yitirildigi Osmanli`nin gerileme doneminde oldugu gibi; muesseseler kuran vakiflar yerine, yapilasmayi ve cok fazla harcamayi gerektirmeyen soyut amacli vakiflar kurulmaktadir
Bu anlayistan en kisa surede vaz gecilmeli, yeterli plan, proje ve sermaye birikimine sahip vakiflar kurulmalidir
Bundan sonra kurulacak vakiflar ferdi meseleler yerine genis kitleleri ilgilendiren toplumsal konularla mesgul olmalidir
Bir yoksula yardim yerine, issize is imkani saglayan tesisler dusunulmelidir
Burs yerine, karsiliksiz ve nitelikli egitim imkani saglayan her seviyede okullar, ilac parasi yerine, yoksulu parasiz tedavi edecek hastahaneler tasarlanmalidir
Bin yillik Turk vakiflarini temsil ve idare eden Vakiflar Genel Mudurlugu ise, kanaatimizce, yeni bir yapilanmaya tabi tutulmali, bu vakiflarin yonetimi, Turk Medeni Kanunu`na gore kurulan vakiflarin mutevelli heyet baskanlarinin da belirli bir oranda yer alacagi, genis tabanli bir Danisma Kurulu`na, secimle gelmis bir Yonetim Kurulu`na sahip, genel hukumler cercevesinde murakabeye tabi ozel hukuk hukumlerine gore idare olunur, ayri butceli mustakil bir yapiya kavusturulmalidir
Gunumuzde uygulanabilir nitelikte gordugumuz ve bir kismini yukarida belirtmeye calistigimiz hizmetlerin topluca, tabiat ve insan gercekliginden hareketle, iman, bilgi ve eylem dengeleri uzerine oturan ve Farabi`nin aerdemli, mukemmel sehir" tasariminin kendi cagina gore tarihi tecrubesi olan Osmanli kulliye ikliminin cagimiza gore yeniden yorumlanarak yeni huzur ortamlarinin tasarlanmasi sûretiyle gerceklestirilmesi dusunulemez mi? Ancak bu taktirde, vakiflar, yeniden sehircilik konusunda da devreye girmis olur
Suphesiz boyle birhareketin gerceklestirilebilmesi, diger bir ifadeyle vakiflarin ucuncu sektor olarak dinamik bir bicimde toplumlarin ve butun insanligin hizmetine sokulabilmesi, ancak tarihte Turk vakif medeniyetine yon veren aHerkesin bir yonu (ve yontemi) vardir
Siz hayrat yapmaya kosun, bu hususta birbirinizle yaris edin
"(16) hukmunun arkasinda yatan felsefenin anlasilmasinave bu felsefeye gore davranacak insanlarin yetistirilebilmesine baglidir
Notlar
(1) Kitap ilk defa F
Dieterici tarafindan yayimlanmis olup (Leiden l895) gunumuze kadar on besten fazla baskisi yapilmistir
Ilmi nesrini ise Albir Nasri Nadir gerceklestirmistir (Beyrut l968)
Ayrica, Almanca, Fransizca, Ispanyolca ve Turkce tercumeleri vardir
(2) Farabi, El-Medinetu`l-Fadila (cev
Ahmet Arslan), Kultur Bakanligi, Bin Temel Eser, Ankara,l990,s
69-70
(3) M
A
Lahbabi, Kapalidan Aciga -Milli Kulturler ve Insani Medeniyet Uzerine Yirmi Deneme- (cev
B
Yediyildiz), TDV Yayinlari, Ankara,l996,s
25-28
(4) Farabi`nin adi gecen eserinin Turkce tercumesine A
Arslan tarafindan yazilan onsoze bakiniz,s
XXIII
(5) N
Kuyas, "Kuresel dusun yerel davran", Milliyet, 26 Nisan l996,s
l8
(6) B
Yediyildiz, "Hayrat kavrami uzerinde bazi dusunceler", Turk Kulturu Arastirmalari, XXVII/1-2, Ankara,l989,s
277-284
(7) Fatih kulliyesi hakkinda yapilan bir arastirma icin bkz
F
Unan, Fatih Kulliyesi, TDV Yayinlari arasinda nesredilmek uzere baskida bulunmaktadir
(8) A
Toynbee, Les villes dans l`histoire, Payot, Paris, 1972, s
173
(9) Bu zaviyelerdeki hayat icin bkz
B
Yediyildiz, "Niksarli Ahi Pehlivan`in Daru`s-suleha`si", Turk Tarihinde ve Kulturunde Tokat, Ankara l988,s
281-290; B
Yediyildiz, "Sinan`in yaptigi eserlerin sosyal ve kulturel acidan tahlili", VI
Vakif Haftasi Kitabi, Istanbul l989, s
109-110
(10) Tableau general de l`Empire Ottoman, Paris, 1787-l828,c
II,s
46l
(11) B
Yediyildiz, "Sinan`in yaptigi
", s
104-105
(12) O
L
Barkan, "Fatih imareti l489-90 yillari muhasebe bilancolari", Iktisat Fakultesi Mecmuasi, c
XXIII/1-2, Istanbul l963, s
290-300
(13) U
Erkan, "Sinan yapilarinda yakin ve uzak cevre iliskileri uzerine dusunceler", Mimarbasi Koca Sinan Yasadigi Cag ve Eserleri, VGM Yayini, Istanbul l988, c
I,s
625-630
(14) S
Eyice, "XVI
yuzyilda Osmanli Devleti`nin ve Istanbul`un gorunumu", Mimarbasi Koca Sinan
, s
99-107
(15) M
Cezar, Tipik Yapilariyla Osmanli Sehirciliginde Carsi ve Klasik Donem Imar Sistemi, Istanbul l985, s
335-336, 346
(16) Kur`an II/148
Dantel
Mumsema
Frmacil
Tags
:
oturulabilir
,
sehir
,
sistemi
,
turk
,
vakif
Oturulabilir şehir Ve Türk Vakıf Sistemi ile ilgili Benzer Konular
21 Kez Görüntülendi
Aöf / 3.sınıf Türk Vergi Sistemi bütünleme sınavı soruları
Açık Öğretim Fakültesi (AÖF)
Türk Telekom - Fatura Sorgulama ve Ödeme Sistemi
Network ve İnternet
2008 Vakıf Üniversite Fiyatları
Üniversiteler
Türk Yapımı İşletim sistemi TURKIX
Genelbilgi ve İpucu
Türk Kilit Sistemi...
Komik Resimler
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
03:48
.
Sayfalar
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552
553