FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
İman
Kişinin Kendi Tezkiye Etmesi
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Kişinin Kendi Tezkiye Etmesi ile ilgili Benzer Konular
119 Kez Görüntülendi
İyiliğe iyilik her kişinin kârı, kötülüğe iyilik er kişinin kârı. [AçıkLaması]
Atasözleri
Hayatı Güzelleştirmek Kişinin Kendi Elinde.
Kişisel Gelişim
Resûlullah (s.a.v.)'in Tezkiye Etmesi
İman
Allâh Teâlânın Tezkiye Etmesi
İman
kendi istegiyle onun bilgisayarına girip o kişinin problemini nasıl çözebilirim
Windows XP
Resûlullah (s.a.v.)'in Tezkiye Etmesi
|
ALLAH (c.c.) yazısı
Konu Araçları
13-06-2008
#
1
Profil Bilgileri
FataL
Kişinin Kendi Tezkiye Etmesi
Kişinin Kendi Tezkiye Etmesi başlıklı yazı Mumsema Kişinin Kendi Tezkiye Etmesi Forum Alev
KİŞİNİN KENDİ TEZKİYE ETMESİ
Bu hususta Cenâb-ı Hak âyet-i kerîmede şöyle buyurur:
"Nefse ve onu düzenleyene, sonra da ona hem kötülüğü hem de ondan sakınmayı ilham edene yemin olsun ki, nefsini tertemiz yapan kurtuluşa ermiş, onu (cehalet ve günahlar ile) mâsiyetlere gömen de ziyan etmiştir
" (eş-Şems, 7-10)
Âyet-i kerîme muktezâsınca ancak Allah'ın temizlediği, yâni günahlardan arınmış, feyz ve takva ile terbiye olunmuş kimseler gerçek kurtuluşa ermişlerdir
Hak Teâlâ'nın:21
"(Salih) kullarımın arasına katıl ve cennetime gir
" (el-Fecr, 29-30) âyetindeki beşareti de yine bu mes'ûd kullar hakkındadır
Diğer bir âyet-i kerîmede de Cenâb-ı Hak:
"Gerçekten temizlenen ve Rabbinin ismini zikredip O'na kulluk eden kimse, şüphesiz kurtuluşa ermiştir
" (el-A'lâ, 14-15) buyurur
Ayrıca âyet-i kerîmedeki sıralama da câlib-i dikkattir
Şöyle ki:
- Önce kalb, beden ve malı menfiliklerden güzelce temizlemek,
- Bu sayede Rab ile kul arasına giren gaflet perdelerini kaldırıp atmak,
- Sonra da helâl gıdalarla beslenmiş bir beden ve zâkir bir kalb ile huşu içerisinde tam bir ibâdet iklîmine girerek gönlü ruhanî lezzetlerle tezyîn etmektir
Müfessir Bursevî'nin beyânı veçhile:
"Bu âyette, şeriate aykırı işlerden nefsi temizlemeye, kalbi dünyâ sevgisinden arındırmaya, gücü nisbetinde Allah'a yönelmeye, hattâ Allah'tan başkasını hatırlamaktan bile sakınmaya işaret vardır
"
Nitekim Allah dostlarından Ebû Bekir Kettânî -kuddise sirruh-'a ölüm döşeğindeyken ne gibi bir ameli olduğu sorulduğunda, bu umdelerin adetâ fiilî bir numunesi mâhiyetinde şu güzel sözlerle mukabele etmiştir:
"- Ölümüm yakın olmasa, riya olacağı endişesiyle size amelimden bahsetmezdim
Tam kırk yıl kalbimin kapısında bekçilik yaptım
Onu Allah Teâlâ'dan başkasına açmamaya çalıştım
Kalbim o hâle geldi ki, Allah'tan başkasını tanımaz oldum
"
İbn-i Abbas -radıyallâhu anh-, yukarıdaki âyette geçen "tezekkâ" kelimesini, "Kişinin Lâ ilâhe illallah! demesidir
" şeklinde tefsir eder
(Kurtubî, el-Câmî, xx, 22) Zîrâ tezkiyede ilk adım, kalbin küfür ve şirkten temizlenmesidir
Nitekim kelime-i tevhîd, önce nefy ile başlar
Yâni "Lâ ilâhe" diyerek kalbden adetâ put hâline gelmiş nefsânî hevesler, çirkin ahlâk ve huylar çıkarılır
Sonra isbâta geçilir
Yâni "İllâllâh" demek suretiyle, bir nazargâh-ı ilâhî durumunda olan kalb, Allah Teâlâ'nın tevhîd nûrlarıyla doldurulur
Şâir bu gerçeği ne güzel ifâde eder:
Sür çıkar ağyârı dilden tâ tecellî ede Hak
Pâdişah girmez saraya hâne mâmûr olmadan
"Gönül sarayından Allah'tan gayrı ne varsa hepsini çıkar
Zirâ hâne mâmur olmadan pâdişâh, sarayı teşrif etmez
"
Tezkiyenin ehemmiyeti sadedinde İbrahim Desûkî -kuddise sirruh- şöyle buyurur:
"- Ey oğlum! Gündüzlerini oruçla, gecelerini namazla geçirsen, temiz bir iç âlemine ve Hak ile hâlis bir muameleye de sahip olsan, sakın benlik iddiâsında bulunma! Sakın gurura mağlûb olup nefsin kandırmasına aldanma
Zîrâ nice derviş, nefsinin hevâsına kapılıp helak oldu
"
Hâtem-i Esamm -kuddise sirruh- da şöyle buyurur:
"Muhteşem konaklara, verimli bağ ve bahçelere aldanma
Cennetten daha güzel bir yer yoktur
Fakat Hazret-i Âdem'in başına ne geldiyse, cennetin o sonsuz güzellikleri içindeyken geldi
Nefsi orada ebedî kalmak istedi
Yasak meyvaya yaklaştı
Murâd-ı ilâhî îcâbı, dünyâya indirilmekle cezalandırıldı
İbâdet ve kerametinin çokluğuna aldanma
Zîrâ sâhib olduğu bunca keramete rağmen, Allah -celle celâlühû-'nun kendisine ism-i âzami öğrettiği Bel'am bin Baura'nın (Bkz
A'raf Sûresi, 175-176
âyet-i kerîmeler
) başına gelen hazîn akıbet, ne kadar ibretlidir
Sen, sen ol; ilim ve amel çokluğuna da aldanma
Çünkü onca ilim ve tâatine rağmen iblisin başına neler geldi, bilmiyor musun?! Nefs ve şeytanın iğvâsıyla aldananlardan olma!
Nitekim kullarına merhameti sonsuz olan yüce Rabbimiz, âyet-i kerîmelerde şeytanın hîle ve tuzaklarına karşı îkaz sadedinde şöyle buyurur:
"İblis dedi ki: (Ey Rabbim!) Yemin ederim ki, beni azdırmana karşılık, ben de insanları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım
" (el-A'raf, 16)
"(İblis) dedi ki: Rabbim! Beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım!" (el-Hicr, 39)
Âbidlerin, zahirilerin yanında bulunuyorum diye de kendine güvenme
Zîrâ kuru kuruya bir beraberlik faydasızdır
Sâlebe (Sâlebe, önceleri mescidden ve Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'in sohbetlerinden ayrılmazken, mal-mülk sahibi olup dünyâ sevgisi gönlünde yer edince, zamanla cemaati terketmiş, farz olan zekatını bile vermekten imtina ederek hazîn bir akıbete duçar olmuştur
(Taberî, Tefsir, XIV, 370-372; İbn-i Kesir, Tefsir, II, 388)
, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'in sohbetinde duygusuzca bulunduğundan fecî bir akıbete uğradı
Bir peygamber evlâdı olmasına rağmen Hazret-i Nuh'un oğlu, babasının davetinden kendisini müstağnî görmek gibi bir bedbahtlığa duçar oldu
Aralarındaki kan bağı dahî ona bir fayda vermedi
Netîcede, helak edilenlerden oldu
Hazret-i Lût'un karısı, kâfir ve fâsıklara olan ünsiyet ve muhabbeti sebebiyle yanıbaşındaki hidâyet nurundan nasibsiz kaldı ve gaflet içerisinde küfrün karanlıklarına daldı
Hülâsa; ilim, amel, mal, evlâd ve dost gibi ne kadar dayanak varsa âhiretteki kurtuluşun için bunlara çok güvenme! Bunlardan nefsine asla pay çıkarma
"
Âyet-i kerîmede, "nefs engelini aşarak menfîliklerden arınanların kurtuluşa ereceği" ifâde buyuruluyor
Bu ifâdeden aynı zamanda "tezkiye olmayanların yâni benliklerini menfîliklerden arındırmayanların kurtuluşa eremeyecekleri" mânâsı ortaya çıkmaktadır
Dantel
Mumsema
Frmacil
13-06-2008
#
2
Profil Bilgileri
FataL
--->: Kişinin Kendi Tezkiye Etmesi
Cenâb-ı Hak Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurur:
"
Sen ancak göremedikleri hâlde Rablerinden korkanları ve namaz kılanları uyarabilirsin
«Kim temizlenirse», sırf kendi faydasına temizlenmiş olur
Nihayet varış Allah'adır
" (Fâtır, 18)
Âyet-i kerîmede, peygamberlerin ümmetlerini fecî akıbetlere dâir inzâr ve korkutmalarının, ancak görmedikleri hâlde kalbleri Allah'ın haşyeti ile dolu olan, namaz kılan ve zahirlerini ibâdet ile tezyîn etmiş bulunan kimselere fayda vereceği beyân buyurulmaktadır
Günahkâr kişi, günâhının vebalini ancak kendisi çekecek ve kimse ona ortak olamayacaktır
İşlenen hayırlar da sâdece sahibine fayda verecektir
Temizlenen kimse de, kendi lehine temizlenecektir
Âyetteki "tezekkâ", haşyetullâh ve namazı huşu ile kılmaya da şâmildir
"Allah'tan gerçek mânâda ancak âlim olanlar haşyet duyar
" (Fatır, 28) âyeti, kişinin gerçek bilgiye eriştiği ölçüde, Allah'a karşı kalbî ürperişler içinde olacağını ifâde eder
Rabbini bilmeyen ve ondan haşyet duymayan kimselerin kalbleri ölüdür
Böylelerine îkâz ve nasîhat tesir etmez
Yâsîn Sûresi'nin yetmişinci âyetinde buyurulan "(Peygamber, Kur'ân ile kalbleri) diri olanları uyarsın diye
" beyânı da bunu anlatır
Yâni bâtında haşyet, zahirde de dosdoğru bir namaz olmalıdır
Günahlardan temizlenmenin karşılığı, cennet ve onun yüksek dereceleridir
Âyet-i kerîmede buyurulur:
"Kim de sâlih amellerde bulunmuş bir mümin olarak O'na varırsa, üstün dereceler işte sırf bunlar içindir
İçinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan Adn cennetleri! İşte arınanların mükâfatı budur
" (Tâhâ, 75-76)
Allah'tan başkasına gönül bağlamaktan kurtulmanın karşılığı ise cennetin de ötesinde bir nâiliyyet olan Cemâlullâh nîmetidir ki, orada Allah Teâlâ'nın tariflere sığmayan güzellikteki cemâlinin tecellîleri temaşa edilir
Kim kendi irâde ve ihtiyarı ile ve hakkıyla Allah'a yönelirse, O'nun dışında bir düşüncesi kalmaz
Allah'ı tanımak, yâni mârifetullâh da, tezkiye edildikten sonra nefsin hakîkatini öğrenmekle başlar
"Nefsini bilen, Rabbini de bilir
" hakîkati, bu mânâya tekabül etmektedir
İşte insanlığın ekseriyetle maddeye ram olup nefsâniyet sultasında ruhlarını kararttığı günümüzde, nefsin süflî ihtiraslarından müstağnî kalabilen nûrânî zevatın rehberliğine olan ihtiyâcımız daha da şiddetlidir
Bu münâsebetle Hak dostu maneviyât sultanlarının, kalbleri ihya eden nasîhat ve tavsiyelerinden ve onların bir nümûne-i imtisal olan ibret ve hikmet dolu yaşayışlarından kendi nâmımıza hisseler almalıyız
Millî târihimizin zahir planında olduğu kadar maneviyât âleminde de zirve şahsiyetlerinden biri olan Yavuz Sultan Selîm Han'ın, yolumuzu aydınlatmaya medar olabilecek şu davranışı ne kadar manidardır:
O, zaferlerden zaferlere nail olduğu Mısır Seferi'nden dönerken, İstanbul halkının kendisini büyük bir heyecanla beklediğini haber aldı
Bunun üzerine şehre yaklaşmış olmasına rağmen, ordusunu Çamlıca'nın arka eteklerinde konaklatarak hemen İstanbul'a girmedi
Nice muazzam ordulara gâlib gelmiş olan Sultan, nefsine mağlûb oluvermek korkusuyla bin-bir endîşeye bürünerek lalası Hasan Can'a:
"- Lala! Hava kararsın, herkes evlerine dönsün de ondan sonra İstanbul'a girelim
Fânîlerin alkışları, zafer takları ve iltifatları bizi nefsimize mağrur edip yere sermesin!
" dedi
Nihayet akşam olup her yer karanlığa gömüldükten sonra, gizlice ve alâyişsiz bir şekilde şehre girdi
Zîrâ o, ihtişam ve saltanatın nefsi düşürebileceği tuzaklara karşı uyanık bir sultan idi
Bir velînin kudsî nefesiyle irşâd olunmanın, dünyâ saltanatından da kıymetli olduğunu ifâde eden şu beyti pek meşhurdur:
Pâdişâh-ı âlem olmak bir kuru kavga imiş
Bir velîye bende olmak cümleden âlâ imiş
Her mümin, sık sık nefsiyle iç hesaplaşmaya girerek, onu sîgaya çekmeli; manevî vaziyetine ciddî bir şekilde çeki-düzen verip, gidişatını kontrol altına almalıdır
Buna ruhiyat ilminde "bâtınî tefahhus" (nefs muhasebesi) denilir
İnsan, hiç olmazsa başını yastığa koyduğu her yirmi dört saatte bir, o günün muhasebesini yapmalı ve kendini sîgaya çekmelidir
Bunu alışkanlık hâline getirenlerin hatâda ısrar illetinden kurtulabilmeleri kolaylaşır
Bu hususta İmâm Gazâlî Hazretleri'nin şu nasîhatlerine kulak verelim:
"Bir mümin, sabah namazını kıldıktan sonra ve güne başlamadan evvel, bir süre nefsi ile başbaşa kalıp, onunla bâzı muahedeler yapmalı ve birtakım şartlar üzerinde anlaşmalıdır
Nitekim bir tüccar da sermâyesini ortağına teslîm etmek mevkiindeyse onunla böyle muahedeler yapar
Bu arada ona bâzı ikâzlarda bulunmayı da ihmâl etmez
İnsan da nefsine şu îkâz ve telkinlerde bulunmalıdır:
«- Benim sermâyem ömrümdür
Ömrüm gidince anaparam da gider ve artık kâr ve kazanç sona erer
Fakat bu başlayan gün, yeni bir gündür
Allah Teâlâ bu gün de bana müsâade ederek ikramda bulundu
Eğer beni öldürseydi, elbette bir günlüğüne de olsa geri gönderilip burada devamlı sâlih ameller ve çeşitli hayırlarda bulunmayı temennî edecektim
Şimdi kabul et ki öldürüldün ve geri çevrildin
O hâlde bugün günah ve mâsıyete katiyyen yaklaşma ve sakın ola ki bu günün bir ânını bile boşa geçirme
Zîrâ her nefes, paha biçilemeyen bir nîmettir
İyi bil ki bir gün, gece ve gündüzü ile yirmi dört saattir
Kıyamet günü insanoğlunun önüne her gün için yirmi dört tane kapalı kutu getirilir
Kutunun birini açıp, o saatte yaptığı amellerin mükâfatı olarak, içinin nur ile dolu olduğunu görünce, Allah'ın lütfedeceği mükâfatı düşünerek kul öyle sevinir ki, bu sevinci cehennem halkı arasında paylaşılsa, cehennemin acısını duymaz olurlardı
İkinci kutuyu açtığında, bundan karanlık ve pis kokular çıkar ki, bu da isyan ile geçirdiği saattir
Buna da öyle üzülür ki, eğer bu üzüntü cennet halkına dağıtılsaydı, kederlerinden cennetin zevkini kaybederlerdi
Üçüncü bir kutu daha açılır ki içi tamamen boştur
Bu da uyku veya mubah şeylerle geçirdiği saattir
Fakat küçük bir hayrın ecrine dahî şiddetle ihtiyâç duyulan o günde, imkânı olduğu hâlde büyük bir kazancı kaybeden tüccarın hasreti gibi ve belki çok daha fazla yanar ve o saati boşa geçirmesinin acısıyla kıvranır
O hâlde;
Ey nefsim! Fırsat eldeyken sandığını iyi doldur, sakın boş bırakma
Tembelliğe düşme, sonra yüksek derecelerden düşersin
»"
Bedenin azaları da, nefsin yardımcıları mevkiindedir
İnsan, onlara vazîfelerine göre husûsî tavsiyelerde bulunmalı, bu emânetleri kötü işlere bulaştırmamayı nefsine telkîn etmelidir
Gözü; haramlara ve kalbi meşgul edecek faydasız, boş şeylere bakmaktan men etmeli,
Dili; "âfât-ı lisân" tâbir olunan dedikodu, gıybet, iftira, yalan, söz taşıma, kendini övme, başkalarını yerme, yaltaklanma gibi mezmûm şeylerden alıkoyup dâima zikir ve hayır sözlerle meşgul etmeli,
Mîdeyi; haram ve şüpheli gıdalardan sakındırıp, helâlleri de asgarî seviyede istîmâle alıştırmalıdır
İnsan her hareketinde pek çok mubah şeylerle karşı karşıyadır
Gayesiz meşguliyetleri terk etmesi ise, en muvafık olanıdır
Nitekim Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:
"Lüzumsuz şeyleri terk etmesi, kişinin iyi müslüman oluşundandır
" (Tirmizî, Zühd, 11; İbn-i Mâce, Fiten, 12) buyurmuştur
Yâni gerçek bir müminin konuşması zikir, bakışı ibret ve sükûtu tefekkür olmalıdır
İşte nefs, bu gibi telkinlerle dâima gafletten uyanık tutulmalıdır
Nefsi hesaba çekerken ihmâl edilmemesi gereken hususlardan biri de yaptığı amelin Allah için mi, yoksa nefsi için mi olduğunu yoklamaktır
Zîrâ insan, zaman zaman Allah için sâlih ameller işlediğini zannettiği hâlde, nefsânî duygularını tatmin için de hareket etmiş olabilir
Nefs tezkiyesi neticesinde kalb, "selîm" hâle gelir
Kalb-i selîm merhalesinde şu üç hâl müşahede edilir:
1- Kimseyi incitmez
Bu, ittikâ ehlinin hâlidir
Kalb, nefsin şerrinden korunur
Güzel ahlâk teşekkül eder
2- Kimseden incinmez
Bu da, muhabbet ehlinin hâlidir
Fânilerin medih ve yermeleri bir ehemmiyet ifâde etmez
Güneş ışığı karşısında aydınlatma ve karartmaların bir önemi olmayacağı gibi
Şâir bu hâli şöyle ifâde eder:
Cihan bağında ey âşık budur maksûd-ı ins ü cin
Ne kimse senden incinsin ne sen bir kimseden incin
3- Dünyâ menfaatiyle âhiret karşı karşıya gelince, âhireti tercih ederek rızâ-yı ilâhîyi hedefler
Bütün bu söylediklerimizin hülâsası şudur:
Allah Teâlâ, bir imtihan âlemi olmasını murâd eylediği bu dünyada, her insanın önüne nefs engelini koymuş ve insanı, nefsin ortaya çıkaracağı güçlükleri yenerek muzaffer bir şekilde kendisine avdete memur eylemiştir
Nefs, hayra da şerre de vesîle olma istîdâdındaki bir vasıta hükmündedir
Dolayısıyla o, hem bir kazanç kapısı ve hem de kendisine tabî olunduğu takdîrde bir gayya kuyusudur
Nefsi tezkiyenin bereketi ise, dünyâda hiçbir şeyle mukayese edilemeyecek derecede muazzamdır
Cenâb-ı Hak cümlemizi nefsine galip gelenlerden eylesin! Âmin!
Tags
:
etmesi
,
kendi
,
kisinin
,
tezkiye
Kişinin Kendi Tezkiye Etmesi ile ilgili Benzer Konular
119 Kez Görüntülendi
İyiliğe iyilik her kişinin kârı, kötülüğe iyilik er kişinin kârı. [AçıkLaması]
Atasözleri
Hayatı Güzelleştirmek Kişinin Kendi Elinde.
Kişisel Gelişim
Resûlullah (s.a.v.)'in Tezkiye Etmesi
İman
Allâh Teâlânın Tezkiye Etmesi
İman
kendi istegiyle onun bilgisayarına girip o kişinin problemini nasıl çözebilirim
Windows XP
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
17:27
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552