Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > İman

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
İman-amel-ahlÂk BİrlİktelİĞİ ile ilgili Benzer Konular
414 Kez Görüntülendi

Ahlak - Ahlak Felsefesi Edebi Türler
İman ve Amel Arasındaki Bağ İman
İman Nedir, Nasıl İman Ederiz? İman
İman Nedir? İman Kavramı İman
En Hayırlı Amel Kıssalar & Hikayeler

İmanin Tadini Almak | İMAN nasıl hayata dönüşür?
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 11-04-2007   #1
Profil Bilgileri
Standart İman-amel-ahlÂk BİrlİktelİĞİ



İman-amel-ahlÂk BİrlİktelİĞİ başlıklı yazı Mumsema İman-amel-ahlÂk BİrlİktelİĞİ Forum Alev


İMAN-AMEL-AHLÂK BİRLİKTELİĞİ


İman nedir?

Bu soruya, birçok yorumlar yapılarak değişik cevaplar verilmiştir İmânı, en geniş ve genel manasıyla Allah’ın Nebi’si; Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kaza ve kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna inanmaktır, şeklinde tarif etmişlerdir İmanın başında gelen birinci unsur, Allah Teâlâ’dır Zaten imandan asıl maksat da Hazret-i Allah’a inanmaktır İmanın diğer unsurları olan melekler, kitaplar, peygamberler, âhiret, kader, hayır ve şerrin hepsine genel olarak baktığımızda, bize Sübhân olan Cenâb-ı Hakk’ı tanıtmak, bildirmek ve sevdirmek maksadına matuf olduklarını görürüz Allah’a iman etmek diğer iman unsurlarını da beraberinde getirir Allah’a nasıl iman edeceğiz? Bu sorunun cevabını bize Rabbimiz’in âyetlerini okuyup belleten, bilmediklerimizi ve asla da kendi kendimize bilemeyeceğimiz bilgileri bildiren, kısacası Kitap ve Hikmet’i öğreten en doğru haberci olan Allah’ın Nebisi’nden öğrenebiliriz

Allah’a iman, Allah’ı tanımayı gerektirir Peki, nasıl tanıyacağız? Rabbimizi, Kitabullah’ta, “O Allah ki; …” diyerek tarif ve tavsif edilen isimleri, sıfatları ve fiilleri ile tanıyabiliriz

Allah’ı bir şekle, bir kalıba sokamayız Zira O, hiçbir şeye benzemez Şekilden ve cisimden münezzehtir Hem bütün şekil ve cisimlerin Hâlıkı da O’dur Bütün noksanlıklardan berî, bütün kemâl sıfatlarla vasıflı olan da O’dur Yine O’nu tanıma hususunda Nebiyy-i Ekrem’in bize öğrettiği, daha doğrusu emrettiği bir yol da tefekkürdür

Tefekkürün en büyük ibadetlerden biri olduğu, bilinen bir gerçektir İns ve cinnin yaratılış maksadı ibadet olduğuna göre, tefekkür, bunun için de büyük bir önem arz eder

Evet, bir Hâlık ve mahluk söz konusu Zaten iman dediğimiz husus da bu iki kelime arasında cereyan ediyor Yaratılanın Yaratanı’nı bilmesi, kabul etmesi, O’na boyun eğmesi, emrine âmâde olması, O’nun azizliğini ve ebediliğini; kendisinin de âcizliğini ve fâniliğini kabul etmesidir iman Yine kendisi yaratılan ve karşısındaki de Yaratan olunca, O’nun her şeyde tasarruf yetkisine sahip tek hükümran olduğuna inanmasıdır, iman İmana bu zâviyeden baktığımızda karşımıza çıkan özellik “kulluk” oluyor Yaratılış gayesinin ibadet, yani kulluk olduğunu belirtmiştik

İşte Yaratan’la yaratılan arasında bir bağ olduğu ifade edilen imanın, Yaratan’ın yaratılana yüklediği gâye olan ibadetle bire bir ilişkisi vardır Bu öyle bir ilişkidir ki, birinin varlığı diğerinin varlık sebebidir Yani bu, iman eden ibadet eder demektir bir manada İman eden salih amellerle iç içedir Denilebilir ki amel, iman edenin en büyük vasfıdır

Ehl-i Sünnet’e göre amel, imandan bir cüz değildir Bu prensip genel bir hükmün ifadesidir Yani bunu şöyle de ifade edebiliriz: Hiçbir ameli olmayanın da imanı olabilir Tabii ki böyle bir kimsenin imanının olması için, bütün ibadetlerin farziyyetine inanması ve haramları da haram olarak kabul etmesi gerekir Fakat amelsiz bir kulluk düşünülemediği gibi, bu hal, imanın en alt sınırını teşkil eder Evet, günah işlemek insanı imansız kılmaz Hatta büyük günahlar çukuruna düşen biri bile iman sahibi olabilir Buhârî’de anlatıldığına göre içki yüzünden defalarca cezalandırılan birisine, sahâbeden birisinin lanet etmesi üzerine Nebiyy-i Muhtar (sav), lanet eden sahâbeyi uyarmış ve içki müptelâsı olan o kişinin Allah ve Rasûlü’nü sevdiğini belirtmiştir Allah ve Rasûlü’nü sevmek ise imanın en büyük temel esaslarındandır

Ancak şu unutulmamalıdır ki, amel, iman için koruyucu bir kalkandır Amelsiz imanı muhafaza etmek çok zordur Kur’ân’a baktığımızda hep “iman edenler ve salih amel işleyenler” şeklinde, iman ile amelin beraberce zikredildiğini görürüz Böylece imanın olduğu yerde salih amelin de muhakkak olması gerektiği vurgulanıyor ve amelin, imanın olmazsa olmaz bir şartıymış gibi telakki edilmesinin gerekliliği ifade ediliyor

İman edilecek hususlar bellidir Allah ve Rasûlü’nden ne geldiyse hepsine toptan iman edilmesi gerekir Onun için imanda eksilme veya artma söz konusu değildir Fakat iman edenler arasındaki asıl fark, imandaki kuvvetten kaynaklanmaktadır Bu sebepten dolayı mü’min daima imanını canlı, taze ve kuvvetli tutma gayretinde olmalıdır Bu kuvveti ziyadeleştirmek için de salih amellerle iştigal etmek, iman-amel birlikteliğini iyi muhafaza etmek lazımdır İman, kalbe yerleşen bir cevherdir O cevheri cilalamak; paslarını dökmek; onun pırıl pırıl parlamasını sağlamak; karşısındaki iman ehline güven, imansıza da korku salmasını sağlamak lâzımdır ki, bu da Allah rızası için yapılan amellerle olur Bu amellere misal verecek olursak; zikir, kalbin cilalanması ve parlatılması hususunda nebevî bir metottur Yine tefekkür, Allah yoluna ve yolcularına hizmet de böyledir Bunların her biri birer salih ameldir Ve bir mü’minin kalbinde imanın güneş gibi parlamasına yardımcı âmillerdir

Amellerin Cenâb-ı Hakk’ın katına yükselebilmesi için gerekli olan en önemli vasıf, imandır Evet, amelsiz iman en alt seviyede olsa bile kabul görürken; imansız amelin hiçbir kıymeti yoktur Burada bir sıralama yapmak gerekirse; önce iman gelir, sonra amel Ameller, kıymetini imanla bulur Halka hizmet Hakk’a hizmettir, ama hizmet edenin kalbinde Hakk’a iman varsa Çalışmak da bir ibadettir, ama çalışanda Rabbi’ne karşı ubûdiyyet hâli varsa İmansızın yaptığı ameller ıssız bir çölde görünen serap gibidir ki, onu su zanneder Nihayet ona vardığında orada herhangi bir şey bulamamış, üstelik yanı başında da inanmadığı Allah’ı bulmuştur İnkâr edenlerin amelleri Nûr sûresi 39 âyette böyle bir misalle anlatılmıştır

Mü’min sürekli olarak Allah’a itaat halinde olmalıdır ki, imanı, küfrün rüzgârlarına kapılıp savrulmasın Çarşıda pazarda, evinde işinde, hazarda seferde, kıyamında kuûdünde ve yatar halinde, ferdî veya sosyal hayatında daima iman dairesi içerisinde ve itaat halinde bulunmalıdır İşte böyle sürekli bir teyakkuz hali, yaratılanın Yaratan’ı ile bağını daha da canlı tutmasını; kendisine şah damarından daha yakın olan Hâlıkı’na kendisinin de bir yakınlık bulmasını sağlar ki, Garîb olan Mevlâmız bu güzelliği hepimize tattırsın

Mü’minin, Yaratanı ile bu denli hem dem olmasının neticesinde ortaya çıkan husus ise, güzel bir ahlâktır Kendisi ile irtibatını sürekli canlı tutma gayretinde olan kuluna Yüce Rabbimiz, kendi ahlâkından güzellikler bahşeder Bu nimetten en çok hisseyâb olan ise şüphesiz ki irtibatı en canlı olan ve bizzat Rabbimizin terbiye ettiği Sevgili Peygamberimiz’dir Zaten O, güzel ahlâkı tamamlamak için gönderilmiştir

Nasıl ki imanla amel arasında sıkı bir münasebet varsa, imanla ahlâk arasında da öylece sıkı bir ilişki vardır Hatta amelle ahlâk arasında da bu birliktelik söz konusudur İman, amel ve ahlâk ayrılmaz bir üçlü gibidir Amel imanın, ahlâk da amelin neticesidir İmanın kuvvet derecesi ahlâkla ölçülebilir Yani ahlâkı en güzel olanın imanı da o denli kuvvetli ve üstündür İmanın, kalp ile tasdik, dil ile ikrar olduğu ve İslâm’ın da ‘güzel ahlâk’ olarak tevdi edildiği göz önünde bulundurulursa, iman ve ahlâkın ayrılmaz iki meleke olduğu görülür

Bir mü’minin ameli ne kadar çok olursa olsun, ona kıymet bahşeden asıl hususiyet ahlâktır Ahlâkı çirkin olanın yaptığı amellerin bir fayda sağlamayacağına dair rivayetlere dikkatlice bakıldığında ahlâkî güzelliğin kurtuluş için olmazsa olmazlar arasında olduğu hemen anlaşılır

Efendimiz (sav) bir sohbetinde, ashabına müflisin kim olduğunu sorar Onlar müflisin, malını mülkünü elinden kaybeden, zarar edip iflas eden kimse olduğunu söyleyince, Efendimiz (sav) asıl müflisin, âhirette bütün ibadet ve itaatleriyle geldiği halde ahlâkındaki olumsuzluklardan dolayı bütün sevapları elinden alınıp üzerine de günahlar yükletilen kişi olduğunu haber verir

Yine Efendimiz’in, ibadetinin çokluğuyla beraber diliyle insanları inciten bir kadının Cehennem’de olduğunu; âbid bir kişiliğe sahip olduğu halde canlı bir hayvana karşı takındığı zâlimâne bir davranışı yüzünden Allah’ın rahmetinden mahrum kaldığını bildirmesi, insanları, amelle birlikte ahlâki güzelliğe davet ettiğinin ve amellerin ancak ahlâkla bir kıvama kavuşacağının açık göstergeleridir

Âyet ve hadislere baktığımızda karşımıza çıkan tabloda en üst sırada iman ve ahlâkı görüyoruz Yüce dinimiz amelden çok ahlâka, suretten çok sîrete, kalıptan çok kalbe önem vermiştir Hatta mü’minin, gündüzleri oruçlu bulunup, geceleri de ibadetle meşgul olanların derecelerini güzel ahlâkıyla yakalayabileceği bildirilmiştir Bu manada, Rabbimiz Teâlâ’nın, Nebisi’ni överken, O’nu, yaptığı ibadet ve itaatleriyle değil de güzel ahlâkıyla ön plana çıkarması dikkate şayandır

Artık ahlâkını, övülen nebevî ahlâkla bezeyen mü’minin ibadet ve salih amellere ağırlık vermesi ‘derecetün alâ derece’, ‘nûrun alâ nûr’ olur

Evet, netice olarak Yüce Yaratıcı ile arasındaki bağı ve yakınlığı sağlam bir zemine oturtabilmesi için Allah yolunun yolcusu olan kulun bu üç hususa önemle dikkat etmesi gerekiyor İman, amel ve ahlâk dengesini iyi ayarlaması, bu birlikteliği asla zaafa uğratmaması gerekiyor Ahlâksızlığın, ameli iptal ettiği, amelsizliğin de imanı günden güne yok olmaya doğru götürdüğü, imansızlığın ise hem ameli hem de ahlâkı hükümsüz kıldığı iyice idrak edilmelidir

Allah’ım, imanlarımızı kemâle erdir; ta ki imanın halâvetini tadalım! Allah’ım, amellerimizi ziyadeleştir; ta ki sana yakınlık bulalım! Allah’ım, ahlâklarımızı Muhammedî ahlâka tebdil eyle; ta ki Sen’in rızanı bulalım!

İman, amel ve ahlâk birlikteliği açısından üzerinde hassaten tefekkür edilmesi gereken bir âyeti zikrederek yazımızı noktalıyoruz Hakîm ve Alîm olan Allah Teâlâ Bakara sûresi 177 âyetinde şöyle buyuruyor: “İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir Asıl iyilik; Allah’a, âhiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır İşte bunlar, doğru olanlardır İşte bunlar, muttakilerin (Allah’a karşı gelmekten sakınanların) ta kendileridir

 

mumsema is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Alt 14-09-2008   #2
Profil Bilgileri
Standart --->: İman-amel-ahlÂk BİrlİktelİĞİ



Teşekkürler Emegine Saglık

 

Zilzal is offline  
Cevapla
Tags: birlikteligi, imanamelahlk


İman-amel-ahlÂk BİrlİktelİĞİ ile ilgili Benzer Konular
414 Kez Görüntülendi

Ahlak - Ahlak Felsefesi Edebi Türler
İman ve Amel Arasındaki Bağ İman
İman Nedir, Nasıl İman Ederiz? İman
İman Nedir? İman Kavramı İman
En Hayırlı Amel Kıssalar & Hikayeler


Saat 08:41.
Arşiv Sayfaları Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545