FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
İman
Gençlerin bunalımları ve çare
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Gençlerin bunalımları ve çare ile ilgili Benzer Konular
631 Kez Görüntülendi
Gençlerin gözü onda!
Trabzonspor
Çocukların ve Gençlerin Sorunları
Sağlık-Genel
Yaralı kalbim bir çare buna merhem ne çare ..!?!
Aşk-Sevgi-Evlilik
Gençlerin Özgür Dünyası !!
Dekorasyon
Gençlerin 19 Mayıs Coşkusu
Wallpaper / Resim
İslamda Cin / İslama göre cinler
|
Allahu Teala’nin Varliginin ıspati
Konu Araçları
28-06-2007
#
1
Profil Bilgileri
mumsema
Gençlerin bunalımları ve çare
Gençlerin bunalımları ve çare başlıklı yazı Mumsema Gençlerin bunalımları ve çare Forum Alev
GENÇLERİN, BUNALIMLARINA SEBEP YANLIŞ İNANÇLARDAN KURTULMALARI ANCAK SÜNNETE SARILMAKLADIR
İnsan oğlunun ruhunda merkezlenmiş Allah Teala'nın varlığına inanmak, tabiî ve zarurîdir
Hiçbir insan Allah Teala'nın varlığını ruhen inkar edemez
ve etmez
Ne var ki inandıktan sonra insan doğru yoldan sapar ve bunalıma girer
Temel olarak sapma yolları ikidir:
1
Allah Teala'nın varlığına inandıktan sonra, Allah Teala'yı mahluka, mahluku Allah Teala'ya kıyas ve benzetmektir
Mese*la ilmin zirvesine çıkan Hegel gibi filozoflar, kendi nefslerindeki enaniyeti yani benliklerini, ilah zannettiler
yahud uluhiyeti kendilerinde kıyas ettiler
Nitekim Marks, uluhiyeti sanata, sanatı da ulühiyete kıyas ederek maddeyi ilahlaştırdı
2
Beşerî gayelere ve nefsin hevasına uymaktan dolayı yoldan sapılır
Mesela yahudi ve hristiyanlar, Allah Teala'nın varlığına inandıkları halde nefslerine uyarak: yahudiler, Uluhiyetin kaya parçasıyla; hristiyanlar, İsa'nın beşeriyetiyle birleşebileceğini zan*nettiler
ve bu zandan dolayı saptılar
İşte bu zandan dolayı, kimisi cahil olan babalanna, kimisi riyaset ve servetçe güçlü olanlara uymakla yoldan sapar
Artık yoldan saptıktan sonra insan, neden korkarsa onu; yahud neyi severse onu kendine hedef eder
Böylece binnetice aklını ve şuurunu heder eder
Kimisi ırkçı olur; kimisi intikam peşine düşer; kimisi av peşine düşer, yani rızk
Bu hedeflerin peşine düşmekle hak ve doğru yoldan uzaklaşmaya başlar
On yediyle - on beşle yirmi beş yaş arasında, hak ve gerçek itikaddan uzaklaşmanın neticesinde, insan çırpınır
ve bedeninin şehrinde sık sık inkılablar yapar
Bu inkılablar içerisine giren; Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e tam manasıyla uyan ve islam dîninden gerçek olarak anla*yanlardan birine rastlarsa, bunalımdan kur*tulur, değilse yuvarlanır
Bak gayrı müslim bilginlerin çoğu, ya tımarhanede ya dağ ba*şındadır
veya kurtuluş çaresini, eline aldığı ipte bulur
intihar veya çıldırmanın sebebi, inkardır, küfür ve yoldan sapmadır
Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem'in zamanından itibaren şu ana kadar, hamdolsun hiçbir müslüman alim intihar etmemiştir
Hasılı, bunalım, inkarın semeresi; inkarsa intiharın sebebidir
Bu iki ağır zarardan kur*tulmanın çaresi, "La ilahe illallah Muhammed Rasulullah"ın manasını bilmek; bilgi üzere inanmak ve inancı tatbikata geçir*mektir
İşte insanın İslama gönül bağlaması; inanması demektir
Öyleyse,
Birinci kelimenin manası: "Allah'tan baş*ka hiçbir ilah yoktur
"
Kendisinden korkulan yahud çok sevilen şeye, ilah denilir
Korkulacak veya hakîkî ve ciddî olarak sevilecek, Allah Teala'dan başkası olamaz
Fakat Allah Teala'nın Zat'ı görülmez
Ya çok gizli olduğundan veya çok açık olduğundan, Sıfatı ve Fiiliyle bilinir
El*bette O'nun sıfatlarını bilmek, O'nu tanımak demektir
Tanımak için rehbere ihtiyaç var
Allah Teala bu ihtiyacı gidermek için zaman zaman elçileri göndermiştir
Son elçi Hazreti Mustafa'dır
İkinci kelimenin manası: "Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem, Allah Teala' nın Rasulü yani elçisidir
"
Binaenaleyh İslamın temeli, bu iki kelimenin manasını bilmektir
Hazreti Mustafa'yı tanımayan Allah Teala'yı tanıyamaz
Çünkü halihazırda ve kıyamete kadar, Allah Teala' nin dînine bağlı olan hristiyan ve yahudilerin bile, yine Allah Teala'ya inançlarını en doğru olarak bilip ortaya koyan, Hazreti Mustafa' dır
Onun sözüne yani hadislerine inanma*yan, Allah Teala'ya doğru olarak inanmaz, inanamaz
Bu doğru yolu, hak ve gerçeği bulmanın birinci kapışı, Hazreti Mustafa'nın sözleridir
Sonra, değiştirmeksizin sağlam kaynaklarla bu asra kadar, Allah Teala'nın Rasulü'nün sözlerini nakleden, ashab ve tabi'leridir
Demek ashab ve tabi'lerini tanı*mayan, Hazreti Mustafa'yı tanıyamaz
Gençlerin bunalım ve sapmalardan kurtuluşlarının yegane çaresi, Hazreti Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem'in azametine, Onun ashabının şerefine inanmak; inançta, ahlakta ve ibadette, ashabın ardınca giden alimleri rehber tanımaktır
Yol İslam
Bu yolu tarif edenler, senedle ilimlerini alan gerçek alimlerdir
Bu hususta birçok ayet ve hadisler vardır; bu yol akıl ile bilinmez
Mesela, Allah Teala'dan korkmanın, O'nu sevmenin, O'na saygı göstermenin ne de*mek olduğunu tarif edenler; Allah Teala'nın Rasulü'nün ashabı ve ashabdan doğru senedlerle bugüne kadar İslam dînini nakleden alimlerdir
Elbette bu alimlerin reisleri, yani mezhebleri devam edegelen alimler, başta Ebu Hanîfe İmam-ı A'zam, İmam Malik, İmam Şafiî ve İmam Ahmed'dir
Ayet ve hadisleri onların anlayışıyla anlamayıp, kendi aklıyla anlamaya kalkışanlar, yoldan saparlar
De*mek sapmanın bir sebebi de mezhebsizliktir
Öyleyse Kur'an ve hadisleri, onların anlayı*ıyla anlamak gerekir
Aşağıda sıralayacağımız hakîkatlere inan*mak ve bu hakikatleri yol haritası gibi yanımıza almak da, doğru yoldan gitmeye vesile olabilir
1
Nefsi arzularından kesmenin ve ruha sükunet vermenin çaresi, Allah Teala'nın sıfatlarına inanmak ve bilmektir
Hiçbir ka*vim, hiçbir reis, hani kanun çıkaran hiçbir servet, nefsi arzusundan ayıramaz
Ancak nefsi arzularından ayıran ve ruha sükunet veren
Allah Teala' nin isim ve sıfatlarını bil*mek
Sonra yüce ismini söylemektir
Buna zikir denir
Allah Teala: "Öyleyse Ben'i anın
Ben de sizi anayım
" ve: "
Dikkat edin!
Ruhlar Allah'ın zikriyle sükunet bu*lur
" (Er-Ra'd 28) buyurmuştur
2
Arzulanan bir işin, akıbetini düşünmek gerekir
"Şunu yapsam yahud yesem, so*nuçta ne olur?
" Akıbetinin felaketini, mesela içki içmenin lezzetinden sonraki sarhoşluk rezaletini nazarı itibara alıp, lezzeti sarfı na*zarla akıbetinden tiksinmek, insanı olgunlaştırır
3
İşin akıbetini anlayabilmek için de, sa*dece akıl, müşahade ve tecrübe değil, şeriatle ölçmek gerekir
Şeriat bir şeyi tenkid et*tiyse, yani haram kıldıysa, insan oğlu o işin akibetini gürsün görmesin, felakettir
Öyleyse dînî bilgileri çoğaltmaya çalışmayı, adet haline getirmek gerekir
4
Mübah olan şeylerde insan, arzulamış olduğu maksadına ya ulaşır ya ulaşmaz
Ulaştığı takdirde aşırı keyfe ve sevgiye
ula*şamadığı takdirde üzüntüye girmekten sakın*mayı, adet edinmek gerekir
Zira ikisi de in*sanın düşmanıdır
Fakat bu ikisini, yani aşırı sevgi ve üzüntüyü bertaraf edecek tek husus, Allah Teala'nın takdîrine inanmaktır
Bi*rinci surette "Bunu Allah Teala bana verdi
" diyerek sevgiyi Allah Teala'ya yöneltmek; ikinci surette "Allah Teala bana vermedi; de*mek nasib değilmiş
" diyerek tekrar Allah Te*ala'ya yönelmekle, sevginin belası olan çıl*dırmaktan ve üzüntünün belası olan intihar*dan insan kurtulur
Nitekim bir hadîs-i şerifte:
"Kadere inanan, kederden emin olur
" buyrulmuştur
Demek ki tedbir, olayı engellemek için değil mesuliyetten kurtulmak içindir
5
Aleyhte gelen sebebleri bertaraf etmek gerekir, ki buna sabır denilir
Lehte gelen sebebleri hayrlı olan yerlerde değerlendirmeye çalışmak gerekir, ki buna şükür denilir
Manası şudur: insana faydalı olan her şey, Allah Teala'dan gelir
Birinci surette gelen faydalar, menfeatler, Allah Teala'nın merhametinin; ikinci surette gelen ise, kahrının eseridir
İşte burada kulun vazifesi, kahrından merhametine sığınmaktır
Sığınışın üç şekli vardır:
a
"Allah Teala'dan başka faydayı veren, zararı kaldıran yoktur
" diye inanmak
b
Faydalanmak ve zarardan kurtulmak için, kalben ve dille de Allah Teala'ya yal*varmak
Buna dua denilir
c
Fiilen zararların sebeblerini bertaraf etmeye çalışmak
Buna taat denilir
Mesela: Hasta olduğu vakit, hastalığın
ve kurtuluş için kullanılan ilaçlar vesilesiyle şifanın da Allah Teala'dan geldiğine inan*mak
dil ile "Ya Şâfî!" diye yalvarmak
fiilen doktorunun tavsiyesiyle ilaçları kullanmak
Böylece hisleri tahrik edip Allah Teala'nın yasaklarına yönelten ruhî her arzu, bir hasta*lığın başlangıcıdır
O arzu geldi mi, tedbir al*mak gerekir
Bu bir hakikattir
Mesela, şöyle kıyas edilir: Filozof ve beşerin ortaya koymuş oldukları vehmî ve hayalî olan hikmet, iffet ve şecaatle, bir insan zinadan korunamaz
il*miyle, iffetiyle ve cesaretiyle beraber mağlub olur
Denilir ki: "Şu manzaradaki güle bak; yanaş; kokla; okşa; koparma!
" Buna imkan var mı?!
Allah Teala zinanın yapılmaması için beş mesaj verir: "İsmimi an; nefsinde kötülüğü düşünme
"
"Gözünü haramdan sakındır, bakma
"
"Zina çirkin bir hayasızlıktır; yanaşma
"
"Yapma
"
"Yaptığın takdirde seni cezalandırırım
"
Şimdi; ilk dört derecede dönene, Allah Teala mükafat vereceğini ifade eder
Bak beşerin ıslahı burada
"Arzundan dönersen mükafat veririm
Arzunu fiile geçirirsen ceza veririm
" buyurur
Beşer ise; cezayı vermeyi bilir, mükafatı yoktur
Suçu bilir, terk ettirme yollarım bil*mez
6
Allah Teala'nın görmeyeceği bir yer yoktur
Bilmediği bir şey yoktur
Menfî arzu*ların ilk gelişi anında, şu kelimeleri dille söy*lemek ve ruhen dinlemekle nefs korkar; kirpi çekildiği gibi kılıfına çekilir; okunu da atsa zarar veremez:
Allahu nâzırî (Allah beni kontrol eder); Allahu hâdırî (Allah hazırdır); Allahu maî (Allah benimle beraberdir)
Her bir zikir veya dua, insanın ağzından çıkmasıyla kalıplaşır; nur kıvılcımları gibi cinnî şeytanı yakar; nefsin arzularını söndürür
Onun için bu kelimeleri, manasını bilerek, diğer dua ve zikirler gibi Arabî lafızla söylemek şarttır
Aksi takdirde tesir etmez
7
Allah Teala'nın dîninden uzaklaştırıcı telkinleri, kimden gelirse gelsin, dinlememeyi adet edinmektir
Aksi takdirde, dinlenilen yaldızlı birtakım sözler, akla, kalbe ve ruha büyü olur; sihir gibi
Dinledikten sonra artık insanın gözü görmez, kulağı işitmez olur
Bir hadîs-i şerifte şöyle buyruluyor:
"Gerçekte beyanın bazısı sihirdir; ilmin bazısı cehildir; şiirin bazısı hikmettir; sözün bazısı iyaldir
"
İşte bu sihirden bir genç korundu mu, nefsinin arzularını kırmış, söndürmüş ve buna*lımdan kurtulmuş demektir
Ey genç kardeş!
Nefs çocuk gibidir
Vaktinde onu sütten ayırsan; alışır, uslulaşır, olgunlaşır
Alabildiğine emdirsen; o gençleşir, gürbüzleşir; sen ihtiyarlar, zayıflarsın
Sen yaşlandıkça, o daha rahatça seni kar*puz gibi yere vurur; parçalar
Evet
Zikir
tevbe
dua
ta'dîl’i erkanla namaz
ve dîni öğrenmeyi adet et
Emellerini ahiretteki sevaba bağla
Kurtulmuş olursun
KAYNAK: İNANÇLI GENÇLİK ŞUURU DİLARA YAYINLARI
Dantel
Mumsema
Frmacil
28-06-2007
#
2
Profil Bilgileri
YapRock
--->: Gençlerin bunalımları ve çare
"ta'dîl’i erkan"
Ne demek Abi ? Çok Dikkatimi Vererek Okuyamadığım içinde özür dilerim
28-06-2007
#
3
Profil Bilgileri
mumsema
--->: Gençlerin bunalımları ve çare
Alıntı:
YapRock
´isimli üyeden Alıntı
"ta'dîl’i erkan"
Ne demek Abi ? Çok Dikkatimi Vererek Okuyamadığım içinde özür dilerim
TA'DİL-İ ERKAN
Namazda rükû, rükûdan sonra ayakta durma, secde ve iki secde arasındaki oturmanın hakkını vererek, tam bir sukûnet içinde ve yerli yerinde mutmain olarak yapmak
Ta'dîl, düzeltmek, kuvvetlendirmek demektir (İbn Manzûr, Lisânü'lArab, XI, 432)
Erkân ise "rükn"ün çoğuludur
Kelime anlamlarıyla ta'dîl-i erkân, rükünlerin yerli yerinde yapılmasını ifade etmektedir
Allah Teâlâ Kur'an'da, Hz
Peygamber (s
a
s) de hadislerinde namazların gerektiği gibi kılınmasını özellikle belirtmiştir
Kur'an, namaz kılmayı ifade için "namaz kılmak" anl----- gelen "sallâ" fiili yerine "ekame" fiilini tercih etmiştir ki, bu kelime "hakkını vererek yapmak" anl----- gelmektedir
Hz
Paygamber de pek çok hadisinde bu konuyu işlemiştir
Ebû Hureyre (r
a)'ın rivâyetine göre bir gün Hz
Peygamber (s
a
s) mescide girdi
O arada bir adam daha mescide girdi ve namaz kıldı
Sonra Hz
Peygambere gelerek selâm verdi
Bunun üzerine Hz
Peygamber: "Dön ve namazını kıl; çünkü sen namaz kılmadın" buyurdu (Buhârî, Eymn, 15; Tirmizî, Salat, 110, İsti'zân, 4; Nesâî, İstiftâh, 7, Tatbîk, 15, Sehv, 67; İbn Mâce, İkâme, 72)
Bir başka hadisinde Hz
Peygamber: Rükû ve secdeleri tamamlayın” buyurmuştur (Buharî, Eymân, 3; Müslim, Salât, III; Nesâî, Tatbîk, 16, 60)
Diğer bir rivâyette de "Rükû ve secdelerinizi güzel yapın" (Ahmed b
Hanbel Müsned, II, 234, 319, 505) buyurulmuştur
Teberanî'nin el-Kebr'indeki bir hadise göre Hz
Peygamber (s
a
s) namaz kılarken rükûyu tam yapmayan, secdeye de yatıp kalkan bir adamı görünce: "Şu adam bu hali üzere ölse Muhammed milleti dışında ölmüş olurdu" buyurdu
Huzeyfe (r
a) rükû ve secdelerini tam yapmayan bir adamı gördü ve adam namazı bitirince, namazının olmadığını, eğer ölmüş olsa, sünnet üzere ölmeyeceğini; bir başka rivâyette de, Hz
Muhammed (s
a
s)'in yaratıldığı fıtratın dışında bir fıtrat üzere ölmüş olacağını hatırlattı (Buhârî, Ezan 119; Nesâî, Sehv, 66; Ahmed b
Hanbel, Müsned, V, 384)
Ayrıca Hz
Peygamber ahirette kişinin ilk sorguya çekileceği ibadetin namaz olduğunu haber vermektedir
Eğer namazı düzgün ise felah bulmuş, kurtulmuştur
Eğer namaz konusunda başarısız olmuş ise, hüsrana uğramıştır (Tirmizî, Salât, 188; Ebû Dâvud, Salât, 145; Nesâî, Salât, 9, Tahrîm, 2; İbn Mâce, İkâme, 202; Darimı, Salât, 91,
)
Delâleti zannî olsa da, bu hadîslerin bütünü ele alındığında, neredeyse delâleti kat'î gibi görünmektedir
Bu nasslardan yola çıkan İmam Mâlik, İmam Şâfiî, Ahmed b
Hanbel, İmam Ebû Yûsuf gibi fukahanın çoğunluğu ta'dîl-i erkanın farz olduğu görüşündedirler
İmam Ebû Hanîfe ve İmam Muhammed'e göre ise, ta'dl-i erkân vâciptir
Muhakkîk fukaha da bu görüşü tercih etmiştir
Bir gruba göre de ta'dîl-i erkan vacibe yakın sünnet-i müekkededir (Ali el-Kâr, Risâle fi'l-hâs alâ ta'dîli'l-erkân fi's-sâlât, Süleymaniye ktp, Es'ad Efendi, nr
1690, vr
127b; Tahtâvî, Hâşiye alâ Merâkı'l-felâh, İstanbul 1985, s
202)
Ancak İbnü'l-Hümâm'ın naklettiğine göre, İmam Muhammed ve Ebû Hanîfe'nin bu konudaki görüşlerinin Ebû Yusuf'un görüşüne benzediğini bildiren bir rivâyeti vardır
Nitekim İmam Muhammed'e rükû ve sücûdda i'tidâlin terki sorulduğunda "namazın câiz olmadığından korkarım" diye cevap vermiştir (Ali el-Kârî, a
g
e
, vr
128a)
Tercih edilen ve muteber olan görüş, İmam Azam ile İmam Muhammed'e göre ta'dîl-i erkânın vacip olduğu olduğudur (Tahtâvî, Haşiye alâ Merâkı'l-felâh, İstanbul 1985, s
201)
Ta'dl-i erkân'ın farz olduğunu söyleyen fukahaya göre, bunun terki halinde namaz bâtıl olur ve ta'dîl-i erkâna riayet ederek yeniden kılmak gerekir (Ali el-Kârî, a
g
e
, vr
127b,128a)
Vacip olduğunu söyleyenlere göre ise sehv secdesi gerekmektedir
Ta'dl-i erkân'a riayet'in ölçüsü rüknler arasında Sübhânallah diyecek kadar durmaktan ibarettir (Ali el-Kârî, a
g
e
, vr
128a; Tahtâvî, Hâşiye alâ Merâkı'l felâh, İstanbul, 1985, s
201)
Buna göre, meselâ rükûdan doğrulduktan sonra dimdik ayakta durup, en az sübhânallah diyecek kadar beklemek ve daha sonra secdeye gitmek, secdeler arasında da en az sübhânallah diyecek kadar oturmak gerekmektedir
Hanefilerden bazıları rükû ve secdelerde i'tidâle riayet etmeyenin namazını iade etmesi gerektiği görüşündedir
Diğer bazısı da ta'dîl-i erkânın sehven terki halinde sehiv secdesi, kasden terki halinde ise namazın iadesi gerektiği görüşündedir (Ali el-Kârî, a
g
e
, vr
128a, 130a-b)
Ta'dîl-i erkâna riayet etmeksizin kılınan namaz, sıfatındaki noksanlık sebebiyle kâsır (eksik) edâdır
Kasır eda ile ödenmiş yükümlülükteki eksiklik, misli varsa misliyle telâfi edilir
Eğer yoksa noksan olanın hükmü sâkıt olur ve noksanlıktan dolayı günah terettüp eder
Ta'dil-i erkânın misli olmadığından misli ile telâfisi mümkün değildir (Şâşı, el-Usûl, Beyrut 1402/1982, s
150)
Namazda, özellikle rükûdan sonra ayakta durma ve secdeden sonra oturma konusunda dikkatli olmak gerekmektedir
Çünkü bunlar hafif olarak hemen geçiştiriverilen yerlerdir
Buralarda hiçbir şey okunmasa dahi, bir tesbîha miktarı susarak durulmalıdır
Bu kadar durulmaz ise, namazı bozulmamakla beraber kişi günahkâr olur (Tahtâvî, a
g
e
, s
201)
Saffet KÖSE/islam ansiklopedisi
12-10-2008
#
4
Profil Bilgileri
evin
--->: Gençlerin bunalımları ve çare
Allah c
c
razı olsun
01-11-2008
#
5
Profil Bilgileri
Leyli Rana
--->: Gençlerin bunalımları ve çare
Allah razi olsun güzel bir paylasim
Tags
:
bunalimlari
,
care
,
genclerin
Gençlerin bunalımları ve çare ile ilgili Benzer Konular
631 Kez Görüntülendi
Gençlerin gözü onda!
Trabzonspor
Çocukların ve Gençlerin Sorunları
Sağlık-Genel
Yaralı kalbim bir çare buna merhem ne çare ..!?!
Aşk-Sevgi-Evlilik
Gençlerin Özgür Dünyası !!
Dekorasyon
Gençlerin 19 Mayıs Coşkusu
Wallpaper / Resim
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
00:38
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545