FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
İman
Siz hiç düsünmez misiniz?
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Siz hiç düsünmez misiniz? ile ilgili Benzer Konular
262 Kez Görüntülendi
Deli misiniz ? (:
Forumumuzda Merak Ettikleriniz
ForumKolik misiniz?
Yudumla Anket Bölümü
Siz Zengin misiniz ??
Aşk Hikayeleri
Siz İzmirli Misiniz ?
Ege Bölgesi
Siz hiç düşünmez misiniz?
Dini Programlar
Allah'a iman
|
Allah'ın sebeplerle yaratması
Konu Araçları
13-08-2007
#
1
Profil Bilgileri
ENGİN
Siz hiç düsünmez misiniz?
Siz hiç düsünmez misiniz? başlıklı yazı Mumsema Siz hiç düsünmez misiniz? Forum Alev
Siz hiç düsünmez misiniz?
Sual:
"Allah varsa, ilim ile ispat edilen bir delili olması gerekir
Bizim gibi modern insanlar, bir şeye körü körüne inanmaz
Kur'anın Allah kelamı olduğunu nereden bilelim? İbadetin Allah�a faydası olmadığına göre, ibadet lüzumsuz değil mi?" diyenlere ne cevap vermek gerekir?
CEVAP
İstisnalar hariç, bütün fen adamları, bu kâinatın kendiliğinden var olmadığını, bir yaratıcısının bulunduğunu ittifakla bildirmişlerdir
Fen, ne kadar ilerlerse ilerlesin, insanların bir karıncayı, bir kuşu, bir balığı yaratması mümkün değildir
Akıllı ve bilgili bir kimse, kâinata bakınca, çok intizamlı yaratıldığını görür
Bunun kendiliğinden olmadığını anlar
Etrafımızı beş duygu organımız ile tanıyoruz
His organlarımız olmasaydı, hiçbir şeyden haberimiz olmayacaktı
Kendimizi bile bilemeyecektik
Yürüyemeyecek, bir şey yapamayacak, yaşayamayacaktık
Anamız, babamız olamayacak, var olamayacaktık
Ruhumuza tatlı gelen güzelleri göremeyecek, güzel sesleri duyamayacak, onları sevemeyecektik
Allah�ımıza yalnız duygu organlarımız için, durmadan şükür etsek, şükrünü ödemiş olamayız
Duygu organlarımıza etki eden her şeye
Varlık
veya
Mevcut
diyoruz
Kum, su, güneş birer mevcuttur
Çünkü, bunları görüyoruz
Ses de bir mevcuttur
Çünkü, işitiyoruz
Hava, bir mevcuttur
Çünkü, elimizi açıp yelpaze gibi sallayınca, havanın elimize çarptığını duyuyoruz
Rüzgar da yüzümüze çarpıyor
Bunun gibi, sıcaklık, soğukluk da birer mevcuttur
Çünkü, derimizle bunları duyuyoruz
Elektrik, hararet, yani ısı ve mıknatıs gibi enerjilerin [kudretlerin] de mevcut olduklarına inanıyoruz
Çünkü, elektrik akımının hararet ve mıknatıs veya kimya reaksiyonları meydana getirdiğini, ısı gelince sıcaklık olduğunu, ısı azalınca soğukluk olduğunu ve mıknatısın demiri çektiğini his ediyoruz, anlıyoruz
(Ben havanın, ısının, elektriğin mevcut olduklarına inanmam
Çünkü, bunları görmüyorum) sözüne yanlıştır diyoruz
Çünkü, bunlar görülemezlerse de, kendilerini veya yaptıkları işleri, duygu organlarımız ile anlıyoruz
Bunun için de, görülemeyen birçok varlıklara inanıyoruz
Göremediğimiz için, yok olmaları lazım gelmez diyoruz
Bunun gibi, (Ben Allah�a inanmam
Melek, cin gibi şeyler yoktur
Var olsalardı görürdüm) sözü de doğru değildir
Akla, fenne uygun olmayan bir sözdür
Fen dersleri bildiriyor ki, ağırlığı ve hacmi olan varlıklara
Madde
denir
Buna göre, hava, su, taş, tahta maddedirler
Işık, elektrik akımı birer varlık iseler de, madde değildirler
Maddenin şekil almış parçalarına,
Cisim
denir
Çivi, kürek, maşa, iğne birer cisimdirler
Hepsi, aynı demir maddesinden yapılmışlardır
Duran bir cismi harekete getiren, harekette olan bir cismi durduran veya hareketini değiştiren sebebe
Kuvvet
denir
Duran bir cisme kuvvet etki etmezse, hep durur
Hareket eden bir cisme, kuvvet etki etmezse, hareketi değişmez ve hiç durmaz
Maddelerin, cisimlerin ve maddelerde bulunan enerjilerin hepsine
Âlem
veya
Tabiat
denir
Âlemde her cisim hareket etmekte, değişmektedir
Demek ki, her cisme, her an çeşitli kuvvetler tesir etmekte, değişiklik hasıl olmaktadır
Cisimlerde meydana gelen değişikliğe
Hadise
veya
Olay
denir
Bir otomobilin parçaları, tabiat kuvvetleri ile mi bir araya gelmiştir?
Cisimlerin yok olduklarını, başka cisimlerin meydana geldiklerini görüyoruz
Dedelerimiz, eski milletler yok olmuşlar, binalar, şehirler yok olmuş
Bizden sonra da başkaları meydana gelecek
Fen bilgimize göre, bu muazzam değişiklikleri yapan kuvvetler vardır
Allah�a inanmayanlar, (Bunları tabiat yapıyor
Her şeyi tabiat kuvvetleri yaratıyor) diyorlar
Bunlara deriz ki, bir otomobilin parçaları, tabiat kuvvetleri ile mi bir araya gelmiştir? Suyun akıntısına kapılan, sağdan soldan çarpan dalgaların tesiri ile bir araya yığılan çöp kümesi gibi bir araya yığılmışlar mıdır? Otomobil tabiat kuvvetlerinin çarpmaları ile mi hareket etmektedir? Bize gülerek, hiç böyle şey olur mu? Otomobil, akıl ile, hesap ile, plan ile, birçok kimselerin, titizlikle çalışarak yaptıkları bir sanat eseridir
Otomobil, dikkat ederek, akıl, fikir yorarak, hem de trafik kaidelerine uyarak, şoför tarafından yürütülmektedir demez mi?
Tabiattaki her varlık da, böyle bir sanat eseridir
Bir yaprak parçası, muazzam bir fabrikadır
Bir kum tanesi, bir canlı hücre, fennin bugün biraz anlayabildiği ince sanatların birer meşheri, sergisidir
Bugün fennin buluşları, başarıları diye öğündüklerimiz, bu tabiat sanatlarından birkaçını görebilmek ve taklit edebilmektir
İslam düşmanlarının, kendilerine önder olarak gösterdikleri, İngiliz doktoru Darwin bile, (Gözün yapısındaki sanat inceliğini düşündükçe, hayretimden tepem atacak gibi oluyor) demiştir
Bir otomobilin tabiat kuvvetleri ile, tesadüfen hasıl olacağını kabul etmeyen kimse, baştan başa bir sanat eseri olan bu âlemi tabiat yaratmış diyebilir mi? Elbette diyemez
Hesaplı, planlı, ilimli, sonsuz kuvvetli bir yaratıcının yaptığına inanmaz mı? Tabiat yaratmıştır, tesadüfen var olmuştur demek, cahillik, ahmaklık olmaz mı?
O her şeyi en güzel, en faydalı olarak yarattı
Allahü teâlâ her şeyi en güzel ve en faydalı olarak yarattı
Mesela, Erd küresini güneşten yüzelli milyon kilometre uzakta yarattı
Daha uzakta yaratsaydı, hiç sıcak mevsim olmaz, çok soğuktan ölürdük
Daha yakın yaratsaydı, çok sıcak olur, hiçbir canlı yaşayamazdı
Etrafımızı saran hava, hacmen yüzde yirmibir oksijen, yüzde yetmişsekiz azot ve onbinde üç karbondioksit gazlarının karışımıdır
Oksijen hücrelerimize kadar girip, oraya gelmiş olan gıda maddelerini yakarak, bize kuvvet, kudret veriyor
Oksijenin havadaki miktarı daha çok olsaydı, hücrelerimizi de yakar, hepimiz kül olurduk
Miktarı 21 den az olsaydı, gıdalarımızı yakamazdı
Yine, hiçbir canlı yaşayamazdı
Yağmurlu, şimşekli havalarda, oksijen azotla birleşerek, havada nitrat tuzları hasıl olup, yağmurla toprağa iniyor
Bunlar, nebatatı besliyor
Nebatlar da, hayvanlara, hayvanlar da insanlara gıda oluyor
Görülüyor ki, rızkımız semada hasıl olmakta, göklerden yağmaktadır
Havadaki karbon dioksid gazı, dimâgçedeki kalb ve teneffüs merkezlerini tembih ediyor, çalıştırıyor
Havadaki karbon dioksid miktarı azalırsa, kalbimiz durur ve nefes alamayız
Miktarı artarsa boğuluruz
Karbon dioksid miktarının hiç değişmemesi lazımdır
Bunun için de, denizleri yarattı
Karbon dioksid miktarı artınca, kısmi tazyiki de artıp, fazlası denizlerde eriyerek, sudaki karbonat ile birleşerek, onu bi-karbonat haline çeviriyor
Bu da, dibe çökerek deryaların dibinde çamur tabakası hasıl oluyor
Havada azalınca, çamurdan ayrılıp suya ve sudan havaya geçiyor
Bütün canlılar havasız yaşayamaz
Bunun için, havayı, her yerde, her canlıya çalışmadan, parasız veriyor ve ciğere kadar gönderiyor
Susuz da yaşayamayız
Suyu da her yerde yarattı
Fakat, susuzluğa daha fazla tahammül edildiği için, bunu arayıp bulacak, taşıyacak şekilde yarattı
İnsanlar, bunları yapmak şöyle dursun görebilenlere, anlayabilenlere ne mutlu!
On adet taş ve kâinattaki sayısız düzen
Allahü teâlânın, sayamayacağımız kadar çok nizam ve ahenk içinde, halk ettiği [yarattığı] sayılamayacak kadar çok varlıklar tesadüfen olmuştur diyenlerin sözleri cahilcedir
Şöyle ki: Üzeri birden ona kadar numaralanmış on taşı bir torbaya koyalım
Bunları elimizde torbadan birer birer çıkararak, sıra ile, yani önce bir numaralı, sonra iki numaralı ve nihayet on numaralı olacak şekilde çıkarmaya çalışalım
Çıkarılan bir taşın numarasının sıraya uymadığı görülürse, çıkarılmış olan taşların hepsi hemen torbaya atılacak ve yeniden bir numaradan başlamak üzere çıkarmaya çalışılacaktır
Böylece, on taşı numaraları sırası ile ard arda çıkarabilmek ihtimali on milyarda birdir
On adet taşın bir sıra dahilinde dizilme ihtimali bu kadar az olursa, kâinattaki sayısız düzenin tesadüfen meydana gelmesine imkan ve ihtimal yoktur
Gelişigüzel tuşlara basarak kitap yazılır mı?
Daktilo ile yazmasını bilmeyen bir kimse, bir daktilonun tuşlarına gelişigüzel mesela beş kere bassa, elde edilen beş harfli kelimenin Türkçe veya başka bir dilde bir mana ifade etmesi acaba ne derece mümkündür? Şayet gelişigüzel tuşlara basmakla bir cümle yazmak istenilse idi, bir mana ifade eden bir cümle yazılabilecek mi idi? Kaldı ki, bir sayfa yazı veya kitap teşkil edilse, sayfanın ve kitabın, tesadüfen belli bir konusu bulunacağını sanan kimseye akıllı denilebilir mi?
Maddelerin var oluşlarının başlangıcı vardır
Cisimler yok oluyor
Bunlardan, başka cisimler meydana geliyor ise de, bu işte, yüzbeş madde hiç yok olmuyor
Yalnız yapıları değişiyor denilirse, radioaktif bozulmalar, elementlerin ve hatta atomların da yok olduklarını, maddenin enerjiye döndüğünü haber vermektedir
Hatta, Einstein adındaki Alman fizikçisi, bu dönüşmenin matematiksel formülünü ortaya koymuştur
Cisimlerin, maddelerin durmadan değişmeleri, birbirlerinden hasıl olmaları, sonsuz olarak gelmiş değildir
Yani, böyle gelmiş böyle gider denilemez
Bu değişmelerin bir başlangıcı vardır
Değişmelerin başlangıcı vardır demek, maddelerin var oluşlarının başlangıcı vardır demektir
Yani hiçbir şey yok iken, hepsi yoktan yaratılmıştır demektir
İlk, yani birinci olarak maddeler yoktan yaratılmış olmasalardı ve birbirlerinden hasıl olmaları, sonsuz öncelere doğru uzasaydı, şimdi bu âlemin yok olması lazımdı
Çünkü, âlemin sonsuz öncelerde var olabilmesi için, bunu meydana getiren maddelerin daha önce var olmaları, bunların da var olabilmeleri için, başkalarının bunlardan önce var olmaları lazım olacaktır
Sonrakinin var olması, öncekinin var olmasına bağlıdır
Önceki var olmazsa, sonraki de var olmayacaktır
Sonsuz önce demek, bir başlangıç yok demektir
Sonsuz öncelerde var olmak demek, ilk, yani, başlangıç olan bir varlık yok demektir
İlk, yani birinci varlık olmayınca, sonraki varlıklar da olamaz
Her şeyin her zaman yok olması lazım gelir
Yani, herbirinin var olması için, bir öncekinin var olması lazım olan sonsuz sayıda varlıklar dizisi olamaz
Hepsinin yok olmaları lazım olur
Âlemin şimdi var olması, sonsuzdan var olarak gelmediğini, yoktan var edilmiş bir ilk varlığın bulunduğunu göstermekte olduğu anlaşıldı
Âlemin yoktan var edilmiş olduğunu, o ilk âlemden hasıl ola ola, bugünkü âlemin var olduğunu anladık
Âlemi yoktan var eden bir yaratıcının bulunduğunu ve bu yaratıcının kadim olması, yani hep var olması, hiç değişmeden, sonsuz var olması lazım geldiğini,
Şerh-i mevakıf
kitabı, uzun ispat etmektedir
Kısacası şöyledir ki, değişmek, başka şey olmak demektir
Yaratıcı değişince, başka olur
Yaratıcılığı bozulur
Yaratıcının değişmemesi, hep aynı kalması lazımdır
Âlemin sonsuz olamayacağını anlattığımız gibi düşünürsek, değişmeyen yaratıcının kadim olması, sonsuz var olması lazımdır
Bunun için, hiç değişmeyen sonsuz var olan bir yaratıcı vardır
Bu hiç değişmeyen bir yaratıcının ismi
Allah
�dır
Allahü teâlâ Peygamberler göndermiştir
Allahü teâlâ, kendini tanıtmak için, insanlara Peygamberler göndermiştir
Ve onlara çeşitli mucizeler vermiştir
Mesela Hazret-i Musa zamanında sihir, büyücülük çok ilerlemişti
Musa aleyhisselam asasını yere koyup büyük bir ejderha olmuş, sihirbazların ellerindeki aletleri, ipleri yutmuştur
İsa aleyhisselam zamanında tıb çok ileri idi
İsa aleyhisselam mucize olarak, körleri iyi etmiş, ölüleri diriltmiştir
Bizim Peygamberimizin zamanında ise edebi söz ve yazı sanatı çok ileri idi
Yarışmada birinci olan şiir, yazı ve konuşmalar Kâbe duvarına asılırdı
Kur'an-ı kerim gelince, bunlar indirilip yerine, gelen âyetler kondu
İnatçı kâfirler hariç herkes Kur'an-ı kerimin Allah�ın kelamı olduğuna inandı
Bir benzerini hiç kimse söyleyemedi
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Eğer kulumuz Muhammed aleyhisselama indirdiğimiz Kur'anın Allah tarafından gönderildiğine şüphe ediyorsanız, o halde onun benzeri bir sure meydana getirin
Elbette bunu yapamazsınız, hiçbir zaman da yapmanız mümkün değildir
)
[Bekara 23,24]
Bütün düşmanlar el ele verip, aylarca, yıllarca uğraştıkları halde onun benzerini bugüne kadar söyleyemediler
Söylemeleri de mümkün değildir
İbadetlerin faydası herkesin kendinedir
Bir insan bir alet, bir makine yapınca bunun nasıl ve nerelerde kullanılacağına dair bir tarifnamesini de yanına koyar
Tarifname ile de anlaşılması zor ise, kullanması için kurslar açar
Bir makine yanlış kullanılırsa elden çıkar
Her şeyin yaratıcısı olan Cenab-ı Allah da, insan denilen bu muazzam makineyi yaratıp başıboş bırakmamıştır
Bu konuda Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Sizi boş yere yarattığımızı, hakikaten huzurumuza getirmeyeceğimizi mi sandınız?)
[Müminun 115]
Başıboş yaratılmayan insanın, ne yapması gerektiğini Peygamberleri vasıtası ile, kitaplar göndererek bildirmiştir
Son Peygamber olan Muhammed aleyhisselama gönderilen kitabı ise Kur'an-ı kerimdir
Kur'an-ı kerim çok veciz olduğu için, Peygamber efendimiz bunu hadis-i şerifleri ile açıklamıştır
Hadis-i şerifler de, diğer insanların sözlerine göre veciz olduğu için, bizlerin kolayca anlayabilmemiz için âlimler bunları açıklamıştır
Kur'an-ı kerimde insanın niçin yaratıldığı açıkça bildirilmiştir:
(Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım
)
[Zariyat 56]
Allahü teâlâ,
�Emrime uyan Cennete, uymayan ise Cehenneme gidecektir�
buyurmuştur
İbadetlerin faydası Allahü teâlâya değil, herkesin kendinedir
Maaşla çalışan bir doktor, bir hastaya ilaç verse, ilacın doktora faydası yok diye o ilacı kullanmamak akla uygun değildir
Zehir içsem doktora ne zararı olur diyerek zehir içmesi de ahmaklıktır
İşte, günahlarımın Allah�a bir zararı yok diyerek, her çeşit günahı işlemek akıllı insanın yapacağı iş değildir
Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Akıllı kimse, Allah�a ve Peygamberine inanan ve ibadetlerini yapandır
)
[İ
Muhber]
Öldükten sonra başına gelecekleri düşünmeyen kimse akıllı olabilir mi? Kendini sonsuz tehlikeye atana akıllı denir mi? Kur'an-ı kerimde sık sık
(Düşünmüyor musunuz?)
diye ikaz edilmektedir
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Aklı olmayanın dini de yoktur
)
[Tirmizi]
Şerefüddin Ahmed bin Yahya Müniri hazretleri buyuruyor ki:
Bazıları, ibadetlerin Allahü teâlâya faydası olduğunu ve bunun için emrolunduklarını zannediyorlar
Böyle zannetmek çok yanlıştır
Her insanın yaptığı ibadetin faydası kendisinedir
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Kim,
[ibadetlerini yapar ve günahlarından]
temizlenirse, faydası kendisinedir
)
[Fatır 18]
(Benim ibadetime Allah�ın ihtiyacı yok) diye, yanlış düşünen kimse, perhiz yapmayan hastaya benzer
Bu hastasına doktor, perhiz tavsiye ediyor
Bu ise, (Perhiz yapmazsam doktora hiç zararı olmaz) diyerek, perhiz yapmıyor
Doktora zararı olmadığı doğrudur
Fakat kendine zarar vermektedir
Tabib, kendine faydası olduğu için değil, onun hastalıktan kurtulması için, perhiz yapmasını tavsiye etmiştir
Doktorun tavsiyesine uyarsa, şifa bulur
Uymazsa ölür gider
Tabibin bundan hiç zararı olmaz
Bunun gibi, (Allah�ın benim ibadetime ihtiyacı yok) diyerek ibadetten kaçanlar da, Cehenneme gider
İnanmamak için ne sebep var
Sual:
Bir gayri müslim, (Siz müslümanlar Allah�a niçin inanıyorsunuz?) dedi
Bir arkadaş,
(İnanmamak için ne sebep var?)
dedi
Daha başka ne denebilir?
CEVAP
O arkadaşın cevabı çok güzel
Aklı, ilmi ve insafı olan için başka cevaba ihtiyaç yok
Hiçbir şey tesadüfen olmadığına göre, bunların bir yaratıcısı olması şarttır
Buna inanmaktan tabii ne olabilir? İnsanların, hayvanların, bitkilerin yaratılması bir tesadüf olabilir mi? Kâinat tesadüfi olabilir mi? İnsan vücudunun yapısı bir harikadır
Tesadüf olması mümkün müdür? Öyle ise yaratıcısına inanmak şarttır
İnanmamak için ne sebep var?
Mülk Onundur, dilediği gibi kullanır
Sual:
Tanrı, yarattığına niye şunu yap, şunu yapma diye yasaklar koydu? Uymayanları Cehenneme koyması adaletli midir?
CEVAP
Allahü teâlânın adaleti ile kulların arasındaki adalet birbirine benzemez
Yanlış olarak kullara benzetildiği için işin içinden çıkamıyorsunuz
Adalet, bir âmirin, ülkesini idare için koyduğu kanunlar içinde hareket etmesidir
Zulüm ise, bu kanunun dışına çıkmaktır
Her şeyi yoktan yaratan Allahü teâlâ, hakimler hakimi, her şeyin asıl sahibi ve tek yaratıcısıdır
Üstünde bir âmiri, sahibi yoktur ki, Onu bir kanun altında bulundursun
Bundan dolayı, (Allah�ın yaptığı şu iş, adalete uymuyor) denilemez
Adaletin bir başka tarifi ise kendi mülkünde olanı kullanmak demektir
Zulüm ise, başkasının mülküne tecavüzdür
Kâinat ve içinde bulunan her şeyin yaratıcısı Allahü teâlâ olduğuna, Ondan başka yaratıcı bulunmadığına göre, hiçbir kimse, hiçbir şeye sahip olmadığına göre, Rabbimizin yaptığı işler, hiç kimsenin malına, mülküne tecavüz değildir
Onun yaptığı işler için (Adalete uymuyor) denilemez
Yasak ettiği bir şeyi, daha sonra serbest bırakabildiği gibi, önceden serbest ettiği bir şeyi de daha sonra yasaklayabilir
Mülk Onundur, dilediği gibi kullanır
Kimsenin bir şey sormaya hakkı yoktur
Allahü teâlâ dileseydi bizi kedi köpek olarak da yaratırdı
Niye bizi hayvan yarattın demeye hakkımız var mı idi? Bakkaldan çay şekeri alırız, kimimiz onunla çay içeriz kimimiz de helva yapar yeriz
Şekerin bir şey demeye hakkı var mı? Ne diye falanca bakkaldan aldığını çayda içtin de beni helva yaptın diyebilir mi? Bize konuşma hassasiyetini veren de odur
Mülk Onun
Yoktan var etti
Şöyle yaparsan Cehenneme, şöyle yaparsan Cennete koyarım dedi
İmtihana soktu
Kazananı Cennete kaybedeni Cehenneme attı
Aslında imtihan yapmadan da istediğini Cennete, istediğini de Cehenneme koyabilirdi
Mülk onundur, başkasının malına mülküne tecavüz yok ki, adalete uyulmuyor densin
Allahü teâlâ yarattıklarının hepsini Cehenneme atsa yine adaletsizlik olmaz
Ama O merhamet etmiş, şunları yapanı Cennete koyarım demiş bu da Onun bir ihsanıdır
Cehenneme atsa idi bir şey diyebilir miydik, itiraz edebilir miydik? Etsek bile elimize ne geçerdi?
Allah niye şöyle kanun koydu denemez
Mülk Onun, dilediği gibi kanun koyar
Tefekkür etmenin önemi
Sual:
Tefekkür etmenin dinimizde yeri nedir?
CEVAP
Tefekkür etmek, dinimizde mühim bir ibadettir
Tefekkür etmek, Allahü teâlânın yarattığı şeyler üzerinde düşünmek ve bunlardan ibret almaktır
Kur'an-ı kerimde akl-ı selim sahipleri övülürken mealen buyuruluyor ki
:
(Onlar ayakta iken, otururken, yanları üstüne yatarken hep Allah�ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışını inceden inceye düşünürler
"Ey Rabbimiz, sen bunları boşuna yaratmadın
Sen
[boş, manasız şeyler yaratmaktan]
münezzehsin
Bizi Cehennem azabından koru" derler
)
[A
İmran 191]
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Allah�ın azameti, Cennet ve Cehennem hakkında bir an tefekkür, bir geceyi ihya etmekten iyidir
)
[Ebuşşeyh]
(Tefekkür, ibadetin yarısıdır
)
[İ
Gazali]
(Allah�ın yarattıkları üzerinde düşünün, zatı hakkında düşünmeyin!)
[Beyheki]
Allahü teâlânın mahluklarındaki güzellikleri, faydaları düşünmek, Ona inanmaya ve sevmeye sebep olur
Onun haber verdiği azapları düşünmek, Ondan korkmaya, kimseye kötülük yapmamaya sebep olur
Onun nimetlerine, ihsanlarına karşılık, nefsine uyarak günah işlediğini, gaflet içinde yaşadığını düşünmek, Allah�tan haya etmeye, utanmaya sebep olur
Hikmet ehli buyuruyor ki
Tefekkür, insanı, Cennete giden yola ulaştırır
(Lokman Hakim)
Sözü zikir, sükutu fikir, bakışı ibret olanlar, bana benzemiş olur
(Hazret-i İsa)
Çok tefekkür, mutlaka insanı bilgili eder
Bilgili olan da amel eder
(Vehb bin Münebbih)
Tefekkür etmeyenin sükutu ve ibretle nazar etmeyenin bakışları hatadır
(Hasan-ı Basri)
İnsan, mütefekkir olursa, her şeyden bir ders, ibret alır
(Süfyan b
Uyeyne)
Tefekkür bir aynadır
İyilik ve kötülüğünü sana gösterir
(Fudayl bin Iyad)
Allahü teâlânın azametini düşünebilen insan, Ona asla isyan etmez
(Bişr-i Hafi)
Tefekkür zekayı açar
(İmam-ı Şafii)
Dünyalığı düşünmek, ahirete perdedir
Ahireti düşünmek ise, gafletten kurtarır ve hikmet konuşturur
(Ebu Süleyman Darani)
Fırsat buldukça Allahü teâlânın yarattıklarını tefekkür etmelidir
Mesela eline bakmalı
Parmakları olmasaydı, bir şeyi tutup alması ne kadar zor olurdu
Yahut parmakları hiç kıvrılmasaydı, eller hiç olmasaydı, gözümüz olmasaydı, gözümüz başka yerde olsaydı, halimiz nasıl olurdu? Tırnağın devamlı büyüdüğü gibi, dişlerimiz de büyüseydi ne olurdu? Dişlerimiz kemikle beraber olsaydı, çürüyünce nasıl çekilecekti? Saç uzadığı halde, kaşın ve kirpiğin uzamadığını düşünmeli
İnsan kavak gibi büyüyüp gitseydi, ne olurdu? Bitkilerin, meyvelerin yaratılışını, yıldızların, gezegenlerin bir ahenk içinde oluşunu düşünmeli
Bunları ne kadar mükemmel yarattığı için Allahü teâlâya hamd etmelidir! Böylece insanın imanı da kuvvetlenir
Fakat devamlı bunlarla uğraşıp da kendine gereken fıkıh bilgisini ihmal etmek ise büyük günahtır
Dantel
Mumsema
Frmacil
Tags
:
dusunmez
,
hic
,
misiniz
,
siz
Siz hiç düsünmez misiniz? ile ilgili Benzer Konular
262 Kez Görüntülendi
Deli misiniz ? (:
Forumumuzda Merak Ettikleriniz
ForumKolik misiniz?
Yudumla Anket Bölümü
Siz Zengin misiniz ??
Aşk Hikayeleri
Siz İzmirli Misiniz ?
Ege Bölgesi
Siz hiç düşünmez misiniz?
Dini Programlar
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
04:44
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552
553