Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > İman

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
Siz hiç düsünmez misiniz? ile ilgili Benzer Konular
262 Kez Görüntülendi

Deli misiniz ? (: Forumumuzda Merak Ettikleriniz
ForumKolik misiniz? Yudumla Anket Bölümü
Siz Zengin misiniz ?? Aşk Hikayeleri
Siz İzmirli Misiniz ? Ege Bölgesi
Siz hiç düşünmez misiniz? Dini Programlar

Allah'a iman | Allah'ın sebeplerle yaratması
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 13-08-2007   #1
Profil Bilgileri
Thumbs up Siz hiç düsünmez misiniz?



Siz hiç düsünmez misiniz? başlıklı yazı Mumsema Siz hiç düsünmez misiniz? Forum Alev


Siz hiç düsünmez misiniz? Sual: "Allah varsa, ilim ile ispat edilen bir delili olması gerekir Bizim gibi modern insanlar, bir şeye körü körüne inanmaz Kur'anın Allah kelamı olduğunu nereden bilelim? İbadetin Allah�a faydası olmadığına göre, ibadet lüzumsuz değil mi?" diyenlere ne cevap vermek gerekir?
CEVAP
İstisnalar hariç, bütün fen adamları, bu kâinatın kendiliğinden var olmadığını, bir yaratıcısının bulunduğunu ittifakla bildirmişlerdir Fen, ne kadar ilerlerse ilerlesin, insanların bir karıncayı, bir kuşu, bir balığı yaratması mümkün değildir Akıllı ve bilgili bir kimse, kâinata bakınca, çok intizamlı yaratıldığını görür Bunun kendiliğinden olmadığını anlar

Etrafımızı beş duygu organımız ile tanıyoruz His organlarımız olmasaydı, hiçbir şeyden haberimiz olmayacaktı Kendimizi bile bilemeyecektik Yürüyemeyecek, bir şey yapamayacak, yaşayamayacaktık Anamız, babamız olamayacak, var olamayacaktık Ruhumuza tatlı gelen güzelleri göremeyecek, güzel sesleri duyamayacak, onları sevemeyecektik Allah�ımıza yalnız duygu organlarımız için, durmadan şükür etsek, şükrünü ödemiş olamayız

Duygu organlarımıza etki eden her şeye Varlık veya Mevcut diyoruz Kum, su, güneş birer mevcuttur Çünkü, bunları görüyoruz Ses de bir mevcuttur Çünkü, işitiyoruz Hava, bir mevcuttur Çünkü, elimizi açıp yelpaze gibi sallayınca, havanın elimize çarptığını duyuyoruz Rüzgar da yüzümüze çarpıyor Bunun gibi, sıcaklık, soğukluk da birer mevcuttur Çünkü, derimizle bunları duyuyoruz

Elektrik, hararet, yani ısı ve mıknatıs gibi enerjilerin [kudretlerin] de mevcut olduklarına inanıyoruz Çünkü, elektrik akımının hararet ve mıknatıs veya kimya reaksiyonları meydana getirdiğini, ısı gelince sıcaklık olduğunu, ısı azalınca soğukluk olduğunu ve mıknatısın demiri çektiğini his ediyoruz, anlıyoruz (Ben havanın, ısının, elektriğin mevcut olduklarına inanmam Çünkü, bunları görmüyorum) sözüne yanlıştır diyoruz Çünkü, bunlar görülemezlerse de, kendilerini veya yaptıkları işleri, duygu organlarımız ile anlıyoruz Bunun için de, görülemeyen birçok varlıklara inanıyoruz Göremediğimiz için, yok olmaları lazım gelmez diyoruz Bunun gibi, (Ben Allah�a inanmam Melek, cin gibi şeyler yoktur Var olsalardı görürdüm) sözü de doğru değildir Akla, fenne uygun olmayan bir sözdür

Fen dersleri bildiriyor ki, ağırlığı ve hacmi olan varlıklara Madde denir Buna göre, hava, su, taş, tahta maddedirler Işık, elektrik akımı birer varlık iseler de, madde değildirler Maddenin şekil almış parçalarına, Cisim denir Çivi, kürek, maşa, iğne birer cisimdirler Hepsi, aynı demir maddesinden yapılmışlardır Duran bir cismi harekete getiren, harekette olan bir cismi durduran veya hareketini değiştiren sebebe Kuvvet denir Duran bir cisme kuvvet etki etmezse, hep durur Hareket eden bir cisme, kuvvet etki etmezse, hareketi değişmez ve hiç durmaz

Maddelerin, cisimlerin ve maddelerde bulunan enerjilerin hepsine Âlem veya Tabiat denir Âlemde her cisim hareket etmekte, değişmektedir Demek ki, her cisme, her an çeşitli kuvvetler tesir etmekte, değişiklik hasıl olmaktadır Cisimlerde meydana gelen değişikliğe Hadise veya Olay denir

Bir otomobilin parçaları, tabiat kuvvetleri ile mi bir araya gelmiştir?
Cisimlerin yok olduklarını, başka cisimlerin meydana geldiklerini görüyoruz Dedelerimiz, eski milletler yok olmuşlar, binalar, şehirler yok olmuş Bizden sonra da başkaları meydana gelecek Fen bilgimize göre, bu muazzam değişiklikleri yapan kuvvetler vardır Allah�a inanmayanlar, (Bunları tabiat yapıyor Her şeyi tabiat kuvvetleri yaratıyor) diyorlar Bunlara deriz ki, bir otomobilin parçaları, tabiat kuvvetleri ile mi bir araya gelmiştir? Suyun akıntısına kapılan, sağdan soldan çarpan dalgaların tesiri ile bir araya yığılan çöp kümesi gibi bir araya yığılmışlar mıdır? Otomobil tabiat kuvvetlerinin çarpmaları ile mi hareket etmektedir? Bize gülerek, hiç böyle şey olur mu? Otomobil, akıl ile, hesap ile, plan ile, birçok kimselerin, titizlikle çalışarak yaptıkları bir sanat eseridir Otomobil, dikkat ederek, akıl, fikir yorarak, hem de trafik kaidelerine uyarak, şoför tarafından yürütülmektedir demez mi?

Tabiattaki her varlık da, böyle bir sanat eseridir Bir yaprak parçası, muazzam bir fabrikadır Bir kum tanesi, bir canlı hücre, fennin bugün biraz anlayabildiği ince sanatların birer meşheri, sergisidir Bugün fennin buluşları, başarıları diye öğündüklerimiz, bu tabiat sanatlarından birkaçını görebilmek ve taklit edebilmektir İslam düşmanlarının, kendilerine önder olarak gösterdikleri, İngiliz doktoru Darwin bile, (Gözün yapısındaki sanat inceliğini düşündükçe, hayretimden tepem atacak gibi oluyor) demiştir Bir otomobilin tabiat kuvvetleri ile, tesadüfen hasıl olacağını kabul etmeyen kimse, baştan başa bir sanat eseri olan bu âlemi tabiat yaratmış diyebilir mi? Elbette diyemez Hesaplı, planlı, ilimli, sonsuz kuvvetli bir yaratıcının yaptığına inanmaz mı? Tabiat yaratmıştır, tesadüfen var olmuştur demek, cahillik, ahmaklık olmaz mı?

O her şeyi en güzel, en faydalı olarak yarattı
Allahü teâlâ her şeyi en güzel ve en faydalı olarak yarattı Mesela, Erd küresini güneşten yüzelli milyon kilometre uzakta yarattı Daha uzakta yaratsaydı, hiç sıcak mevsim olmaz, çok soğuktan ölürdük Daha yakın yaratsaydı, çok sıcak olur, hiçbir canlı yaşayamazdı

Etrafımızı saran hava, hacmen yüzde yirmibir oksijen, yüzde yetmişsekiz azot ve onbinde üç karbondioksit gazlarının karışımıdır Oksijen hücrelerimize kadar girip, oraya gelmiş olan gıda maddelerini yakarak, bize kuvvet, kudret veriyor Oksijenin havadaki miktarı daha çok olsaydı, hücrelerimizi de yakar, hepimiz kül olurduk Miktarı 21 den az olsaydı, gıdalarımızı yakamazdı Yine, hiçbir canlı yaşayamazdı

Yağmurlu, şimşekli havalarda, oksijen azotla birleşerek, havada nitrat tuzları hasıl olup, yağmurla toprağa iniyor Bunlar, nebatatı besliyor Nebatlar da, hayvanlara, hayvanlar da insanlara gıda oluyor Görülüyor ki, rızkımız semada hasıl olmakta, göklerden yağmaktadır Havadaki karbon dioksid gazı, dimâgçedeki kalb ve teneffüs merkezlerini tembih ediyor, çalıştırıyor Havadaki karbon dioksid miktarı azalırsa, kalbimiz durur ve nefes alamayız Miktarı artarsa boğuluruz Karbon dioksid miktarının hiç değişmemesi lazımdır Bunun için de, denizleri yarattı Karbon dioksid miktarı artınca, kısmi tazyiki de artıp, fazlası denizlerde eriyerek, sudaki karbonat ile birleşerek, onu bi-karbonat haline çeviriyor Bu da, dibe çökerek deryaların dibinde çamur tabakası hasıl oluyor Havada azalınca, çamurdan ayrılıp suya ve sudan havaya geçiyor Bütün canlılar havasız yaşayamaz Bunun için, havayı, her yerde, her canlıya çalışmadan, parasız veriyor ve ciğere kadar gönderiyor Susuz da yaşayamayız Suyu da her yerde yarattı Fakat, susuzluğa daha fazla tahammül edildiği için, bunu arayıp bulacak, taşıyacak şekilde yarattı İnsanlar, bunları yapmak şöyle dursun görebilenlere, anlayabilenlere ne mutlu!

On adet taş ve kâinattaki sayısız düzen
Allahü teâlânın, sayamayacağımız kadar çok nizam ve ahenk içinde, halk ettiği [yarattığı] sayılamayacak kadar çok varlıklar tesadüfen olmuştur diyenlerin sözleri cahilcedir Şöyle ki: Üzeri birden ona kadar numaralanmış on taşı bir torbaya koyalım Bunları elimizde torbadan birer birer çıkararak, sıra ile, yani önce bir numaralı, sonra iki numaralı ve nihayet on numaralı olacak şekilde çıkarmaya çalışalım Çıkarılan bir taşın numarasının sıraya uymadığı görülürse, çıkarılmış olan taşların hepsi hemen torbaya atılacak ve yeniden bir numaradan başlamak üzere çıkarmaya çalışılacaktır Böylece, on taşı numaraları sırası ile ard arda çıkarabilmek ihtimali on milyarda birdir On adet taşın bir sıra dahilinde dizilme ihtimali bu kadar az olursa, kâinattaki sayısız düzenin tesadüfen meydana gelmesine imkan ve ihtimal yoktur

Gelişigüzel tuşlara basarak kitap yazılır mı?
Daktilo ile yazmasını bilmeyen bir kimse, bir daktilonun tuşlarına gelişigüzel mesela beş kere bassa, elde edilen beş harfli kelimenin Türkçe veya başka bir dilde bir mana ifade etmesi acaba ne derece mümkündür? Şayet gelişigüzel tuşlara basmakla bir cümle yazmak istenilse idi, bir mana ifade eden bir cümle yazılabilecek mi idi? Kaldı ki, bir sayfa yazı veya kitap teşkil edilse, sayfanın ve kitabın, tesadüfen belli bir konusu bulunacağını sanan kimseye akıllı denilebilir mi?

Maddelerin var oluşlarının başlangıcı vardır
Cisimler yok oluyor Bunlardan, başka cisimler meydana geliyor ise de, bu işte, yüzbeş madde hiç yok olmuyor Yalnız yapıları değişiyor denilirse, radioaktif bozulmalar, elementlerin ve hatta atomların da yok olduklarını, maddenin enerjiye döndüğünü haber vermektedir Hatta, Einstein adındaki Alman fizikçisi, bu dönüşmenin matematiksel formülünü ortaya koymuştur

Cisimlerin, maddelerin durmadan değişmeleri, birbirlerinden hasıl olmaları, sonsuz olarak gelmiş değildir Yani, böyle gelmiş böyle gider denilemez Bu değişmelerin bir başlangıcı vardır Değişmelerin başlangıcı vardır demek, maddelerin var oluşlarının başlangıcı vardır demektir Yani hiçbir şey yok iken, hepsi yoktan yaratılmıştır demektir İlk, yani birinci olarak maddeler yoktan yaratılmış olmasalardı ve birbirlerinden hasıl olmaları, sonsuz öncelere doğru uzasaydı, şimdi bu âlemin yok olması lazımdı Çünkü, âlemin sonsuz öncelerde var olabilmesi için, bunu meydana getiren maddelerin daha önce var olmaları, bunların da var olabilmeleri için, başkalarının bunlardan önce var olmaları lazım olacaktır Sonrakinin var olması, öncekinin var olmasına bağlıdır Önceki var olmazsa, sonraki de var olmayacaktır

Sonsuz önce demek, bir başlangıç yok demektir Sonsuz öncelerde var olmak demek, ilk, yani, başlangıç olan bir varlık yok demektir İlk, yani birinci varlık olmayınca, sonraki varlıklar da olamaz Her şeyin her zaman yok olması lazım gelir Yani, herbirinin var olması için, bir öncekinin var olması lazım olan sonsuz sayıda varlıklar dizisi olamaz Hepsinin yok olmaları lazım olur

Âlemin şimdi var olması, sonsuzdan var olarak gelmediğini, yoktan var edilmiş bir ilk varlığın bulunduğunu göstermekte olduğu anlaşıldı Âlemin yoktan var edilmiş olduğunu, o ilk âlemden hasıl ola ola, bugünkü âlemin var olduğunu anladık

Âlemi yoktan var eden bir yaratıcının bulunduğunu ve bu yaratıcının kadim olması, yani hep var olması, hiç değişmeden, sonsuz var olması lazım geldiğini, Şerh-i mevakıf kitabı, uzun ispat etmektedir Kısacası şöyledir ki, değişmek, başka şey olmak demektir Yaratıcı değişince, başka olur Yaratıcılığı bozulur Yaratıcının değişmemesi, hep aynı kalması lazımdır Âlemin sonsuz olamayacağını anlattığımız gibi düşünürsek, değişmeyen yaratıcının kadim olması, sonsuz var olması lazımdır Bunun için, hiç değişmeyen sonsuz var olan bir yaratıcı vardır Bu hiç değişmeyen bir yaratıcının ismi Allah�dır

Allahü teâlâ Peygamberler göndermiştir
Allahü teâlâ, kendini tanıtmak için, insanlara Peygamberler göndermiştir Ve onlara çeşitli mucizeler vermiştir Mesela Hazret-i Musa zamanında sihir, büyücülük çok ilerlemişti Musa aleyhisselam asasını yere koyup büyük bir ejderha olmuş, sihirbazların ellerindeki aletleri, ipleri yutmuştur

İsa aleyhisselam zamanında tıb çok ileri idi İsa aleyhisselam mucize olarak, körleri iyi etmiş, ölüleri diriltmiştir

Bizim Peygamberimizin zamanında ise edebi söz ve yazı sanatı çok ileri idi Yarışmada birinci olan şiir, yazı ve konuşmalar Kâbe duvarına asılırdı Kur'an-ı kerim gelince, bunlar indirilip yerine, gelen âyetler kondu İnatçı kâfirler hariç herkes Kur'an-ı kerimin Allah�ın kelamı olduğuna inandı Bir benzerini hiç kimse söyleyemedi Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Eğer kulumuz Muhammed aleyhisselama indirdiğimiz Kur'anın Allah tarafından gönderildiğine şüphe ediyorsanız, o halde onun benzeri bir sure meydana getirin Elbette bunu yapamazsınız, hiçbir zaman da yapmanız mümkün değildir) [Bekara 23,24]

Bütün düşmanlar el ele verip, aylarca, yıllarca uğraştıkları halde onun benzerini bugüne kadar söyleyemediler Söylemeleri de mümkün değildir

İbadetlerin faydası herkesin kendinedir
Bir insan bir alet, bir makine yapınca bunun nasıl ve nerelerde kullanılacağına dair bir tarifnamesini de yanına koyar Tarifname ile de anlaşılması zor ise, kullanması için kurslar açar Bir makine yanlış kullanılırsa elden çıkar Her şeyin yaratıcısı olan Cenab-ı Allah da, insan denilen bu muazzam makineyi yaratıp başıboş bırakmamıştır Bu konuda Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Sizi boş yere yarattığımızı, hakikaten huzurumuza getirmeyeceğimizi mi sandınız?) [Müminun 115]

Başıboş yaratılmayan insanın, ne yapması gerektiğini Peygamberleri vasıtası ile, kitaplar göndererek bildirmiştir Son Peygamber olan Muhammed aleyhisselama gönderilen kitabı ise Kur'an-ı kerimdir Kur'an-ı kerim çok veciz olduğu için, Peygamber efendimiz bunu hadis-i şerifleri ile açıklamıştır

Hadis-i şerifler de, diğer insanların sözlerine göre veciz olduğu için, bizlerin kolayca anlayabilmemiz için âlimler bunları açıklamıştır Kur'an-ı kerimde insanın niçin yaratıldığı açıkça bildirilmiştir:
(Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım) [Zariyat 56]

Allahü teâlâ, �Emrime uyan Cennete, uymayan ise Cehenneme gidecektir� buyurmuştur İbadetlerin faydası Allahü teâlâya değil, herkesin kendinedir Maaşla çalışan bir doktor, bir hastaya ilaç verse, ilacın doktora faydası yok diye o ilacı kullanmamak akla uygun değildir Zehir içsem doktora ne zararı olur diyerek zehir içmesi de ahmaklıktır İşte, günahlarımın Allah�a bir zararı yok diyerek, her çeşit günahı işlemek akıllı insanın yapacağı iş değildir
Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Akıllı kimse, Allah�a ve Peygamberine inanan ve ibadetlerini yapandır)Muhber]

Öldükten sonra başına gelecekleri düşünmeyen kimse akıllı olabilir mi? Kendini sonsuz tehlikeye atana akıllı denir mi? Kur'an-ı kerimde sık sık (Düşünmüyor musunuz?) diye ikaz edilmektedir Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Aklı olmayanın dini de yoktur) [Tirmizi]

Şerefüddin Ahmed bin Yahya Müniri hazretleri buyuruyor ki:
Bazıları, ibadetlerin Allahü teâlâya faydası olduğunu ve bunun için emrolunduklarını zannediyorlar Böyle zannetmek çok yanlıştır Her insanın yaptığı ibadetin faydası kendisinedir Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Kim, [ibadetlerini yapar ve günahlarından] temizlenirse, faydası kendisinedir) [Fatır 18]

(Benim ibadetime Allah�ın ihtiyacı yok) diye, yanlış düşünen kimse, perhiz yapmayan hastaya benzer Bu hastasına doktor, perhiz tavsiye ediyor Bu ise, (Perhiz yapmazsam doktora hiç zararı olmaz) diyerek, perhiz yapmıyor Doktora zararı olmadığı doğrudur Fakat kendine zarar vermektedir Tabib, kendine faydası olduğu için değil, onun hastalıktan kurtulması için, perhiz yapmasını tavsiye etmiştir Doktorun tavsiyesine uyarsa, şifa bulur Uymazsa ölür gider Tabibin bundan hiç zararı olmaz Bunun gibi, (Allah�ın benim ibadetime ihtiyacı yok) diyerek ibadetten kaçanlar da, Cehenneme gider

İnanmamak için ne sebep var
Sual:
Bir gayri müslim, (Siz müslümanlar Allah�a niçin inanıyorsunuz?) dedi Bir arkadaş, (İnanmamak için ne sebep var?) dedi Daha başka ne denebilir?
CEVAP
O arkadaşın cevabı çok güzel Aklı, ilmi ve insafı olan için başka cevaba ihtiyaç yok Hiçbir şey tesadüfen olmadığına göre, bunların bir yaratıcısı olması şarttır Buna inanmaktan tabii ne olabilir? İnsanların, hayvanların, bitkilerin yaratılması bir tesadüf olabilir mi? Kâinat tesadüfi olabilir mi? İnsan vücudunun yapısı bir harikadır Tesadüf olması mümkün müdür? Öyle ise yaratıcısına inanmak şarttır İnanmamak için ne sebep var?

Mülk Onundur, dilediği gibi kullanır
Sual:
Tanrı, yarattığına niye şunu yap, şunu yapma diye yasaklar koydu? Uymayanları Cehenneme koyması adaletli midir?
CEVAP
Allahü teâlânın adaleti ile kulların arasındaki adalet birbirine benzemez Yanlış olarak kullara benzetildiği için işin içinden çıkamıyorsunuz

Adalet, bir âmirin, ülkesini idare için koyduğu kanunlar içinde hareket etmesidir Zulüm ise, bu kanunun dışına çıkmaktır

Her şeyi yoktan yaratan Allahü teâlâ, hakimler hakimi, her şeyin asıl sahibi ve tek yaratıcısıdır Üstünde bir âmiri, sahibi yoktur ki, Onu bir kanun altında bulundursun Bundan dolayı, (Allah�ın yaptığı şu iş, adalete uymuyor) denilemez

Adaletin bir başka tarifi ise kendi mülkünde olanı kullanmak demektir Zulüm ise, başkasının mülküne tecavüzdür

Kâinat ve içinde bulunan her şeyin yaratıcısı Allahü teâlâ olduğuna, Ondan başka yaratıcı bulunmadığına göre, hiçbir kimse, hiçbir şeye sahip olmadığına göre, Rabbimizin yaptığı işler, hiç kimsenin malına, mülküne tecavüz değildir Onun yaptığı işler için (Adalete uymuyor) denilemez Yasak ettiği bir şeyi, daha sonra serbest bırakabildiği gibi, önceden serbest ettiği bir şeyi de daha sonra yasaklayabilir Mülk Onundur, dilediği gibi kullanır Kimsenin bir şey sormaya hakkı yoktur

Allahü teâlâ dileseydi bizi kedi köpek olarak da yaratırdı Niye bizi hayvan yarattın demeye hakkımız var mı idi? Bakkaldan çay şekeri alırız, kimimiz onunla çay içeriz kimimiz de helva yapar yeriz Şekerin bir şey demeye hakkı var mı? Ne diye falanca bakkaldan aldığını çayda içtin de beni helva yaptın diyebilir mi? Bize konuşma hassasiyetini veren de odur Mülk Onun Yoktan var etti Şöyle yaparsan Cehenneme, şöyle yaparsan Cennete koyarım dedi İmtihana soktu Kazananı Cennete kaybedeni Cehenneme attı Aslında imtihan yapmadan da istediğini Cennete, istediğini de Cehenneme koyabilirdi Mülk onundur, başkasının malına mülküne tecavüz yok ki, adalete uyulmuyor densin Allahü teâlâ yarattıklarının hepsini Cehenneme atsa yine adaletsizlik olmaz Ama O merhamet etmiş, şunları yapanı Cennete koyarım demiş bu da Onun bir ihsanıdır Cehenneme atsa idi bir şey diyebilir miydik, itiraz edebilir miydik? Etsek bile elimize ne geçerdi?

Allah niye şöyle kanun koydu denemez Mülk Onun, dilediği gibi kanun koyar


Tefekkür etmenin önemi
Sual:
Tefekkür etmenin dinimizde yeri nedir?
CEVAP
Tefekkür etmek, dinimizde mühim bir ibadettir Tefekkür etmek, Allahü teâlânın yarattığı şeyler üzerinde düşünmek ve bunlardan ibret almaktır Kur'an-ı kerimde akl-ı selim sahipleri övülürken mealen buyuruluyor ki:
(Onlar ayakta iken, otururken, yanları üstüne yatarken hep Allah�ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışını inceden inceye düşünürler "Ey Rabbimiz, sen bunları boşuna yaratmadın Sen
[boş, manasız şeyler yaratmaktan] münezzehsin Bizi Cehennem azabından koru" derler) [Aİmran 191]

Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Allah�ın azameti, Cennet ve Cehennem hakkında bir an tefekkür, bir geceyi ihya etmekten iyidir) [Ebuşşeyh]

(Tefekkür, ibadetin yarısıdır)
Gazali]
(Allah�ın yarattıkları üzerinde düşünün, zatı hakkında düşünmeyin!) [Beyheki]
Allahü teâlânın mahluklarındaki güzellikleri, faydaları düşünmek, Ona inanmaya ve sevmeye sebep olur Onun haber verdiği azapları düşünmek, Ondan korkmaya, kimseye kötülük yapmamaya sebep olur Onun nimetlerine, ihsanlarına karşılık, nefsine uyarak günah işlediğini, gaflet içinde yaşadığını düşünmek, Allah�tan haya etmeye, utanmaya sebep olur

Hikmet ehli buyuruyor ki
Tefekkür, insanı, Cennete giden yola ulaştırır (Lokman Hakim)

Sözü zikir, sükutu fikir, bakışı ibret olanlar, bana benzemiş olur (Hazret-i İsa)

Çok tefekkür, mutlaka insanı bilgili eder Bilgili olan da amel eder (Vehb bin Münebbih)

Tefekkür etmeyenin sükutu ve ibretle nazar etmeyenin bakışları hatadır (Hasan-ı Basri)

İnsan, mütefekkir olursa, her şeyden bir ders, ibret alır (Süfyan b Uyeyne)

Tefekkür bir aynadır İyilik ve kötülüğünü sana gösterir (Fudayl bin Iyad)

Allahü teâlânın azametini düşünebilen insan, Ona asla isyan etmez (Bişr-i Hafi)

Tefekkür zekayı açar (İmam-ı Şafii)

Dünyalığı düşünmek, ahirete perdedir Ahireti düşünmek ise, gafletten kurtarır ve hikmet konuşturur (Ebu Süleyman Darani)

Fırsat buldukça Allahü teâlânın yarattıklarını tefekkür etmelidir Mesela eline bakmalı Parmakları olmasaydı, bir şeyi tutup alması ne kadar zor olurdu Yahut parmakları hiç kıvrılmasaydı, eller hiç olmasaydı, gözümüz olmasaydı, gözümüz başka yerde olsaydı, halimiz nasıl olurdu? Tırnağın devamlı büyüdüğü gibi, dişlerimiz de büyüseydi ne olurdu? Dişlerimiz kemikle beraber olsaydı, çürüyünce nasıl çekilecekti? Saç uzadığı halde, kaşın ve kirpiğin uzamadığını düşünmeli İnsan kavak gibi büyüyüp gitseydi, ne olurdu? Bitkilerin, meyvelerin yaratılışını, yıldızların, gezegenlerin bir ahenk içinde oluşunu düşünmeli Bunları ne kadar mükemmel yarattığı için Allahü teâlâya hamd etmelidir! Böylece insanın imanı da kuvvetlenir Fakat devamlı bunlarla uğraşıp da kendine gereken fıkıh bilgisini ihmal etmek ise büyük günahtır

 

ENGİN is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Cevapla
Tags: dusunmez, hic, misiniz, siz


Siz hiç düsünmez misiniz? ile ilgili Benzer Konular
262 Kez Görüntülendi

Deli misiniz ? (: Forumumuzda Merak Ettikleriniz
ForumKolik misiniz? Yudumla Anket Bölümü
Siz Zengin misiniz ?? Aşk Hikayeleri
Siz İzmirli Misiniz ? Ege Bölgesi
Siz hiç düşünmez misiniz? Dini Programlar


Saat 04:44.
Arşiv Sayfaları Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553