FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
İman
Kâinatta tesadüflere yer yoktur
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Kâinatta tesadüflere yer yoktur ile ilgili Benzer Konular
341 Kez Görüntülendi
yerimiz yoktur...
Temel Fıkraları
Kainatta, insanlardan başka yaşayan mahluklar var mı?
Sorular ve Cevaplar
Mutlu Aşk Yoktur
Şiir-Şiirler
Kainatta neredeyiz?
Wallpaper / Resim
Mutlu Aşk Yoktur ..
Aşk-Sevgi-Evlilik
İnsan acizliğini idrak etmeli
|
Allahü teâlânın isimleri
Konu Araçları
13-08-2007
#
1
Profil Bilgileri
ENGİN
Kâinatta tesadüflere yer yoktur
Kâinatta tesadüflere yer yoktur başlıklı yazı Mumsema Kâinatta tesadüflere yer yoktur Forum Alev
Kâinatta tesadüflere yer yoktur
Sual:
Evrende her şeyin kendiliğinden, tesadüfen olması mümkün müdür?
CEVAP
Bu bilgileri şu anda bilgisayarla yazıyoruz
Bu aletin kendiliğinden olduğunu, bir ustasının olmadığını söylemek kadar anlamsız söz olmaz
Kâinattaki diğer şeyler de böyledir
Bu muazzam kâinat, tesadüfen olabilir mi? Basit bir örnek verelim
Bilgisayarın klavyesindeki tuşlara rastgele bassak, acaba anlamlı bir cümle meydana gelebilir mi? Peki bir sayfa yazacak kadar tuşlara rastgele vursak veya bir kitap olacak kadar tuşlara bassak, anlamlı, konusu olan bir kitap meydana gelebilir mi? Bunu biz yaparsak, anlamsız da olsa bir kitap dolusu yazı meydana gelir
Peki, klavye hiçbir etki olmadan kendi kendineçalışıp, anlamı ve konusu olan bir kitap yazabilir mi?
Bir kayık yapıp denize açılmak istesek, önce odun bulmamız, sonra bundan tahtalar çıkarmamız, bunları belli birer ölçüde keserek çivilerle çakmamız gerekir
Sonra küreklerle çekerek istediğimiz yere gidebiliriz
Acaba tahta, çivi, keser, usta gibi şeyler olmadan, kayık kendiliğinden meydana gelir mi? Kendiliğinden istenilen yere gider mi? Yani, bir ağaç kendiliğinden oldu, kendiliğinden kesildi, kalaslara bölündü
Bu kalaslar kendiliğinden çivilenip kayık oldu
Bu kayık, kendiliğinden bir deniz buldu
Kürekler kendi kendine çekiliyor, kayık kendi kendine yüzüyor, rotasını biliyor ve istenilen yere gidiyor
Bunun olması mümkün mü?
Bugün robotlar yapılıyor
Muazzam işler yapıyorlar
Bu kayık örneğini bir robot yapabilir
Ama bu robotu da bir yapanın olması gerekiyor
Yani kendiliğinden olması mümkün olmuyor
Kitabın, kayığın, bilgisayarın tesadüfen meydana geleceğini kabul etmeyen kimse, baştan başa bir sanat eseri olan bu muazzam âleme tesadüfen yaratıldı diyebilir mi? Yahut şuursuz, cansız tabiat yaratmıştır diyebilir mi? Elbette diyemez
Hesaplı, planlı, ilimli, sonsuz kuvvetli bir yaratıcının yaptığına şeksiz, şüphesiz inanmaya mecbur kalır
Bunların hangisi tesadüftür?
Kâinata bakılınca, her şeyin bir düzen içinde olduğu, hiçbir şeyin başıboş olmadığı görülür
İnsanların fezada saatte 1600 km
hızla dönmekte olan, içi ateş dolu bir gezegen olan dünyanın üzerinde, yalnız yer çekimi kuvveti ile kalarak yaşaması ne büyük bir harikadır
Bunu tesadüfe bağlamak ne kadar yanlıştır
İnsan kendine baktığı zaman, bir damla sudan, göz, baş, kan, sinir gibi vücudunun bütün organlarının ve akıl ve ruhunun yaratılmış olduğunu görür
Bunu kendisinin yaratmadığını, bir yaratıcının bulunduğunu zaruri olarak bilir
Tesadüfen muazzam bir vücudun meydana geldiğini düşünmek akla uygun olmaz
Vücuttaki organların yerli yerinde yaratılışını, hiçbir uzuvda eksiklik ve fazlalığın bulunmayışını görür ve bunları yoktan yaratanın kudretini anlar
Işık saçan Güneş, en uygun ısı ile bitkilerin yetişmesini, bazılarının içinde ise, kimyasal değişikler yaparak un, şeker ve daha nice gıda ve deva maddelerinin meydana gelmesini temin eder
Halbuki, dünya kâinat içinde ufacık bir varlıktır
Güneş etrafında dönen gezegenlerden meydana gelen ve içinde dünyanın da bulunduğu güneş sistemi, kâinat içinde bulunan ve sayısı bilinmeyen pek çok sistemlerden sadece biridir
Güneşin ışınlarının, 150 milyon km uzağındaki dünyaya ancak milyarda biri gelmektedir
Sadece bu kadar bile arz-atmosfer makinesini çalıştırmaya yetmektedir
Yani bütün canlıların hayatiyetlerini devam ettirebilmeleri mümkün olabilmektedir
Güneşin sıcaklığı, sathında 5500, merkezinde ise 20 milyon dereceyi bulur
Dünyanın güneşe olan mesafesi, bizim ihtiyacımız olan sıcaklığı alacak kadar ayarlıdır
Eğer dünyanın güneşe olan uzaklığı daha fazla olsaydı, dünyaya daha az ışık gelir, soğuktan hiçbir canlı var olamazdı
Dünya, güneşe daha yakın olsaydı, bu sefer de sıcaklıktan hiçbir canlı var olamazdı
Buna tesadüf denebilir mi?
Atmosferde bulunan
su buharı
, radyasyon kaybından ötürü geceleri yeryüzünün aşırı soğumasını, sebze ve meyvelerin donmasını da önler
Gece ile gündüz arasında çok aşırı sıcaklık farkı da görülmez
Toprak üstündeki su, ya buharlaşarak havaya geçer, yahut toprak altına sızarak, yer altı sularını meydana getirir
Suyun en önemli kaynağı okyanuslardır
Dünyanın dörtte üçü su ile kaplıdır
Su bu kadar geniş alana yayılmakla kâfi buharlaşmayı sağlar, yağış rejimini düzenler
Eğer, okyanusların dağılımı şimdiki gibi yaygın olmasaydı, yağmurda önemli ölçüde bir azalma görülür, neticede, şiddetli bir kuraklık hüküm sürerdi
Okyanuslardan buharlaşan su, sadece okyanuslar üzerine düşmez
Su buharı olarak havaya karışır ve üst atmosferdeki kuvvetli rüzgarlarla dünya üzerine dağılır, böylece ihtiyaç duyulan nem, değişik bölgelere kadar ulaşır
Her bölge, az veya çok suya,
rahmete
kavuşur
Her madde, ısınınca hacmi büyür, soğuyunca küçülür
Fakat
su
, +4°C den itibaren soğursa hacmi genişler
Suda bu özellik olmasaydı, deniz ve göllerde buz haline gelen su tabakası dibe çöker ve bu olay 0°C ve daha düşük sıcaklıkta tekrarlanarak neticede suların buz tabakaları yığını haline gelmesine sebep olur, böylece buradaki bütün canlılar ölürdü
Suyun böyle bir özelliğe sahip olması bir tesadüf müdür? Suyun bu özelliğinin de bir gaye için olduğu görülür
Bir gayeye hizmet eden sebep ise tesadüf olamaz
En büyük iplik fabrikalarının, modern makinelerle yaptığı ipek, küçük bir ipek böceğinin yaptığı ipek randımanının çok altındadır
İpekböceği
gibi hangi modern fabrika, ağaç yaprağından sağlam kumaş imal edebilir? İpekböceğine dut yaprağı yemesini, ondan ipek imal etmesini kim öğretmiştir?
Aynı toprakta yetişen limon
ekşi
, portakal
tatlı
olur
Topraktan aynı gıda ve aynı suyu aldığı halde soğan
acı
, karpuz
tatlı
oluyor
Rengarenk çiçeklere, mesela menekşeye bakılınca, çeşitli renklerin bir yaprak üzerine işlendiği görülür
Böyle akıl almaz derecede mükemmel ve muazzam eserleri hikmetli bir şekilde ancak sonsuz bir kudret sahibi yaratabilir
O da elbette Allahü teâlâdır
Hayvanların özelliklerini hiç incelediniz mi?
Allahü teâlâ, sayısız hayvan yarattı
Bir kısmının zararından emin olmak, bir kısmının da insanlara itaat etmesi için, onlara akıl vermedi
Mesela bir çocuk, bir koyun sürüsünü güdebilir
Et yiyen hayvanların kolay avlanabilmeleri için, onlara sıçrama kabiliyeti, parçalayıcı dişler ve pençe ihsan etti
Av veya polis köpeğini insanların menfaatine uygun kabiliyette yarattı
Bazı hayvanları binmeye ve yük taşımaya elverişli, bazılarının etinden, sütünden, derisinden, yününden, yumurtasından, kemiğinden, dişlerinden istifade edilecek özellikte yarattı
Nesillerini devam ettirebilmeleri için her hayvanın cinsine göre en uygun şekilde üreme organlarını da yarattı
Fil, hortumu sayesinde yerden bir şey alıp ağzına götürür
Filin hortumu su içmeye mahsus bir kap, yiyeceklerini toplayıcı bir el, nefes alacak bir burun, sırtına yük yükleyecek bir kol, ağırlık kaldırıcı bir vinçtir
Allahü teâlâ, fili binicilerinin faydalanacağı bir vasıta olarak yaratmış, ayrıca özel anlayış kabiliyeti de vermiştir
Bu sayede ehlileştirilip yük taşır ve harpte kullanılır
Zürefa, yüksek yaylalarda, kayalık, ağaçlık yerlerde yaşar
Cenab-ı Hakkın kendisine ihsan ettiği uzun boynu sayesinde diğer hayvanların yetişemediği, çıkamadığı yüksek yerlerdeki otlardan, ağaçların tepesinden rızkını temin eder
Balık suda yaşar
Allahü teâlâ, balıkların suda kolayca gidebilmeleri için yüzgeçler yaratmıştır
Suda boğulup ölmemeleri için akciğer yaratmamıştır
Su içindeki oksijeni alabilecek solungaçlar yarattı
Balığın ayağı olmadığı halde suda çok süratli hareket edebiliyor
Deniz üzerinde uçan kanatlı balıklar da vardır
Mürekkep balığı tehlikeyi sezdiği zaman, derhal bir boya ifraz ederek görünmez olur, nereye gittiği anlaşılamaz
Bukalemun, hareket kabiliyeti az olduğu için düşmanlarından kaçamaz
Fakat Allahü teâlâ buna renk değiştirme hususiyeti vermiştir
Çevreye kolaylıkla uyar
Kırmızı, yeşil veya sarı renge bürünebilir
Bulunduğu yerin rengine uyarak, kamufle olur, düşmanlarından korunabilir
Gözleri her tarafa dönebilecek şekilde yaratılmıştır
Bir gözüyle karşısına bakarken, öteki gözüyle de arkasını görebilir
Öyle ki, avını veya düşmanını başını çevirmeden görebilir
Vücudunun uzunluğu kadar dili vardır
Arkasındaki avına kolayca ulaşabilir, dilini bir ok gibi fırlatır
Dilinin ucu yapışkan olduğundan avını hemen yakalar
Dilin ucundaki yapışkan kısma isabet eden avın kurtulma ihtimali yoktur
Her hayvana rızkını ve düşmanı için silahını yaratan Allahü teâlânın kudreti sonsuzdur
Karınca, topladığı danelerin yerdeki nem sebebiyle yeşerip bitmemesi için daneleri parçalar
Islanan danelerin çürüyüp bozulmaması için de dışarı çıkarıp kurutur
Sellerin zarar vermemesi için yuvasını yüksek yere yapar
Allahü teâlâ, cemiyet halinde yaşamayı, yardımlaşmayı, kış için azık toplamayı karıncaya ilham etmiştir
Bu ilhamı veren cenab-ı Hakkın şanı çok yücedir
Arı da cemiyet halinde yaşar
Her grup kendisine bir başkan seçer
Eğer ikinci bir başkan çıkarsa onu öldürürler
Arı dışkılarını balın içine koymaz
Dışarıya bırakır
Uzak yerlere gidip dolaştıktan sonra şaşırmadan kovanını bulur
Balın imalini, yapısını, faydalarını, bal mumunu, peteklerin altıgen şeklinde yapılışını anlatmak için kitap yazmak gerekir
Akılları durdurucu duyguları arıya ilham eden Allahü teâlânın hikmetlerini anlamak ve anlatmak mümkün müdür?
Karasinek, altı ayaklı olarak yaratılmıştır
Dördü ile yürür, ikisi yedektir
Yürüdüğü ayakları çamurlanırsa yedek ayakları ile bunları silip kurular
Örümcek, yuvasını yapmak ve avına tuzak kurmak için ağ deposu ile yaratılmıştır
Kurduğu ağ, sineklerin ve bazı böceklerin ayaklarına takılır
Örümcek, tuzağa yakalanan haşereyi, sıvı bir madde ile etrafını sararak, her an taze yiyebilmek için onu konserve haline getirir
Acıkınca biraz yer, sonra yediği yeri mumyalar
Bütün bu işleri örümceğe ilham eden Allahü teâlânın kudreti sonsuzdur
İpekböceği gibi hangi modern fabrika, ağaç yaprağından sağlam kumaş imal edebilir? İpekböceğine dut yaprağı yemesini, ondan ipek imal etmesini ilham eden Allahü teâlâ, insanların istifadeleri için neler yaratıyor
İpekböceği, zamanla kelebek olur
Eğer kurt [larva] halinde kalsalardı, üremeleri mümkün olmazdı
Bunlar tesadüf mü?
Ayaksız yürüyen yılan, su içer, inek de su içer
Aynı su, birinde zehir, birinde süt olur
Kaplumbağa tehlike görünce büzülüp taş haline gelir, kirpi de keven dikeni gibi büzülür
Ateş böceği ışık saçar
Tahtakurusu, kan emmek için duyargasının ısı ve koku alma yolu ile kan emeceği insanı tanır
Çünkü böceğin duyargası hassas bir antendir
Bununla, hafif bir ısının yol açtığı hava dalgasını fark eder
Kanını sevdiği bir insanın etrafına birkaç sıra kanını sevmediği kişilerden barikat kurulsa, tahtakurusu hepsini geçip kanını sevdiği insana gelir
Kiminden kaçar kimine koşar
Küçücük böceği böyle bir hisle yaratan Allahü teâlânın kudreti sonsuzdur
Çölün şartlarına en uygun hayvan
Her hayvan ve her vasıta çöldeki kuma batmadan kolaylıkla gidemez
Çölde her zaman su bulmak güçtür
Kavurucu sıcaklar su kaybına, terlemeye sebep olur
Allahü teâlâ, çölün şartlarına uygun bir hayvan yaratmıştır
Bu acaip hayvan devedir
Ayaklarının tabanı yastık gibi yumuşak olduğundan, diğer hayvanların aksine kuma batmaz
Deve, uzun müddet yiyip içmeden yaşayabilen bir hayvandır
Çölde aç kalan deve, vücudundaki yağları yakarak lüzumlu gıdasını temin eder
Hörgücü yağ deposudur
Uzun çöl yolculuğunda yedek gıda deposu olan hörgücünün yavaş yavaş azaldığı görülür
Böylece kendi kendini besleyebildiği için açlık deve için bir mesele sayılmaz
Devenin, ikinci mühim hususiyeti de susuz yaşayabilmesidir
Kızgın kumlar üzerinde ağır yükün altında bir hafta su içmeden yol alabilir
Bu şaşılacak bir özelliktir
Devenin yağ deposu olan hörgücü aynı zamanda bir su kaynağıdır
Bilim adamlarının aklının alamadığı kimyevi hadiseler neticesinde, hörgüçteki yağ suya da dönmektedir
Yağ, hem gıda, hem de su ihtiyacını karşılamaktadır
Nemli bir yere çöken deve, ihtiyacı olan suyu, yerin neminden alır
Tüyleri, güneşin sıcaklığını yansıtabildiğinden, sıcağın yakıcı tesirinden korunarak su ihtiyacı hissetmez
Devenin başka bir özelliği de, vücuttaki suyun kaybolmaması için hemen hemen hiç terlemeyecek şekilde, kum fırtınasında kumların burnuna kaçmaması için burnu hemen kapanacak şekilde yaratılmıştır
Otlarken dilini çıkarmadığı için su kaybı daha az olur
Az idrar çıkarır
İdrardaki ürenin çoğu yeniden protein yapılarak hem gıda, hem de su kazanmak için karaciğerinden geçer
Bütün bunları yaratan Allahü teâlânın kudreti sonsuzdur
Kendilerine mahsus silahları var
Her hayvan neslini devam ettirecek şekilde yaratılmıştır
Düşmandan korunacak, avını yakalayacak silahı vardır
Mesela bir cins çekirge düşmanı saldırınca, çok kötü kokulu ve zehirli köpük fışkırtır
Düşmanı saldırmaktan vazgeçmek zorunda kalır
Bir cins hamamböceği de, düşmanına karşı çok sıcak bir sıvı fışkırtır
Memeli hayvanlar içinde uçabilen tek hayvan yarasadır
Ses dalgalarına karşı muazzam hassastır
200 bin frekanslı sesleri rahatlıkla duyar
Halbuki insan, azami 20 bin titreşimi ses olarak duyar
Karanlık gecede rahatlıkla bir yere çarpmadan uçar
Uçarken, kanat çırparken insanların duyamayacağı yüksek frekanslı sesler çıkarır
Bu sesler bir cisme çarpınca hemen yarasaya geri akseder
Yarasa bu cisimlerin hareketli veya sabit olduğunu anlar
Ona göre vaziyet alır
Bu sayede avını yakalar, düşmanından kaçar
Yarasa, dinlenirken baş aşağı durur
Kanatları ile vücudunu öyle örter ki, yağan yağmurlar kanatları üzerinden aşağı akarak vücudu ıslatmaktan korur
Kapalı yerlerde de tavana yapışıp baş aşağı durur
Yarasa, bazı hayvanlar gibi, kışlık yiyeceği koyacak yer bulamaz
Kışın aç kalmamak için Allahü teâlâ bu çeşit hayvanlara kış uykusu ihsan etmiştir
Yarasa, kış uykusu esnasında vücudundaki yağı azar azar tüketir
Yağ tabakası aynı zamanda hayvanın üşümemesini sağlar
Yarasanın bir kısmı sivri sinek ve mahsule zarar veren böcekleri yer
Bir kısmının gübresinden istifade edilir
Gübresi ziraat dışında, barut yapmak için güherçile imalinde kullanılır
Her hayvanın yaşaması için çeşitli imkanlar yaratan ve hayvanlardan çeşitli şekilde istifade sağlayan hikmet sahibi Rabbimize hamd olsun!
Kuşlardaki ilginç özellikler
Allahü teâlâ, her kuşun kolayca uçabilmesi, gıdasını toplayabilmesi, soğuktan, sıcaktan korunması, kendini savunması ve üremesi için muhtaç olduğu her şeyi en uygun şekilde yaratmıştır
Mesela, yerde yürüyebilmesi, uçuş için yerden yukarıya yükselmesine ve yere konmasına yardımcı olması için kuşları iki ayaklı yaratmıştır
Fazla soğuk ve sıcaktan etkilenmemesi için kuşun vücudunu tüylerle kaplı olarak, ayak derilerini de kalın ve dayanıklı olarak yaratmıştır
Kuşların ayak derileri de tüylü olarak yaratılsaydı, çamura girince çamur tüylere yapışıp uçuşa mani olurlardı
Uçuş esnasında tüylerin kolay kopup kuşların çıplak kalmamaları için deriye çok sağlam raptetmiştir
Bunun gibi, yağmurdan etkilenmeyecek biçimde tüyleri kaygan bir özellikte yaratmıştır
Kuşlardaki kanatların hikmetini düşünmeye çalışmalıdır! Kalın tüyleri tutan kemiğimsi çubuk olmasaydı, tüyleri bütün vücutta kıl gibi bitseydi, rüzgara karşı mukabele edemezdi
Tüyleri tutan çubuk kalın olduğu halde içi boş olduğundan uçuşa mani değildir
İçi boş olduğu için de kolay kolay kırılmaz
Leylek gibi uzun ayaklı kuşların suda kolayca gıdalarını almalarını sağlamak için boyun ve gagalarını da uzun yaratmıştır
Ayaklar uzun olduğu halde boynu kısa olsaydı veya ayakları kısa olduğu halde boynu uzun olsaydı gıdalanmaları mümkün olmayacak kadar zor olurdu
Mesela gagası kısa olsaydı, su içinde boğulabilirdi
Allahü teâlâ, her cins kuşa, beslenmelerine uygun şekilde gaga yaratmıştır
Gaga, keskin olduğu için bıçak vazifesini görür
Gaga ile parçalanıp yenen şeyler, karındaki yüksek ısı sayesinde gayet ufak olarak öğütülür, böylece dişlere lüzum kalmaz
Cenab-ı Hak, kuşların üremesini yumurta ile yarattı
Eğer yavrusunu karnında yaratmış olsaydı, bu hâl, kuşun uçmasına mani olurdu
Kuluçka müddeti boyunca yumurtaların üzerinde yatması kuşa ilham olunmuştur
Güvercinler, kuluçkadaki yumurtalar soğuyup bozulmasın diye biri çıktığı zaman diğeri ona vekalet ederek kuluçka müddetince nöbetleşe yumurtalar üzerinde yatıyorlar
Sanki bu tedbir kalkınca yumurtaların bozulacağı kendilerine öğretilmiştir
Kuşlara bunları kim öğretmiştir? Bütün bunlar tesadüfi şeyler değildir
Cenab-ı Hakkın kudretinin tezahürüdür
Leylekler, Anadolu�dan kalkıp Afrika�ya göç ediyorlar
Göç sadece leylekler arasında değil, başka kuşlar arasında da meydana gelmektedir
Turna ve kırlangıç gibi Amerika�da ötleğen denilen kuşları, Kanada�daki yazlık yuvasını terk ederek, dağ, orman ve nehirler aşarak 4-5 bin km
lik bir seyahatten sonra Güney Amerika�daki kışlıklarına ulaşırlar
Üç gün, geceli gündüzlü hiç durmadan kafile halinde uçarlar
Göçmen kuşlar, uygun rüzgarlar bulabilmek için yerden 6 km yukarılara kadar çıkarlar
Yiyecek bulmak ve soğuktan korunmak için göç ederler
Seyahate çıkmadan önce vücutlarına yağ depo ederler
Yağın, aynı miktardaki protein ve karbonhidrata göre iki misli enerjiye sahip olması, kuşlar için en iyi bir yakıt olmasına sebeptir
Kuşlar, eski yuvalarını bulmak için Güneşi pusula olarak kullanırlar
Sisli ve bulutlu havalarda ise, yerin manyetik sahasını, geceleri ise yıldızları pusula olarak kullanırlar
İnsanlar frekansı 16000den az olan sesleri işitemediği halde, kuşlar rahatça işitebildikleri için yollarını kolayca bulabiliyorlar
İnsanlar, mevcut olan yerçekimi kanununu 17
asırda öğrenmişken, kuşların, asırlardan beri yerin manyetik alanıyla çekim gücü arasındaki açıyı ölçerek yönlerini tayin etmeleri bir tesadüf olamaz
Kâinatta tesadüflere yer yoktur
Her şey kudret sahibi Yüce Rabbimizin yaratmasıyla meydana gelmektedir
Hayvanların yavru sevgisi
Yırtıcı kuşlar ve bazı hayvanlar yavrularına hiçbir zarar vermeden uzak yerlere götürürler
Yarasalar emin yer bulana kadar 2-3 gün yavrularını sırtlarında taşırlar
Aksilokop hayvanı yumurtladıktan hemen sonra ölür, yavrusunu hiç görmez buna rağmen yumurtadan çıkacak yavrusuna gösterdiği ihtimam dikkate şayandır
Yavrusu bir sene gıdasını temin etmeye muktedir değildir
Bundan dolayı anne, bir ağaç parçasında uzunca bir oyuk meydana getirir
Çiçek yapraklarını ve bazı yumuşak dalları buraya doldurmaya başlar ve oraya bir yumurta bırakır
Sonra ağaçtan çıkardığı tozları hamur haline getirip tavan yapar
Bundan sonra başka bir yuva yapmaya koyulur
Buraya bıraktığı yiyecekler, bu yavruya tam bir sene yeter
Eşek arısı toprakta kazdığı çukura yumurtasını bırakmadan önce avladığı hayvanları da yumurtanın yanına bırakır
Sonra üstünü örter
Yapılan araştırmalarda, bir serçenin yeni çıkmış bir yavrusu için günde 1217 kere gıda aramak için sefer yaptığı tespit edilmiştir
Yavrularının kaybolması üzerine hayvanlardaki üzüntünün, araştırmalara göre insanlardan daha çok olduğu tahmin edilmektedir
At, yavrusu öldüğünde acı acı kişner, gözlerinden yaşlar akar, ölüsünün başına kimseyi yaklaştırmaz
Gömdükten sonra başında bekler
Yemeden içmeden kesilir
Bazılarında bu üzüntü, ölümle neticelenir
Tavuk, kaz, köpek gibi hayvanların yavrularını vermemek için insanlara saldırdığını, kedilerin, yavrularını ağızlarına alarak, onları incitmeden götürdüklerini görenler çoktur
Yaban domuzu avında, domuzların, yavrularını bırakıp kaçmadığı, bilakis, yavrularını burunları ile iterek kaçmalarını sağladığı defalarca görülmüştür
Kangurunun, tehlike görünce yavrularını karnındaki torbaya doldurup kaçtığı bilinmektedir
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, yarattığı yüz rahmetten birini mahlukat arasında taksim etti
Bu sebeple anne evladına şefkat eder, hayvanlar yavrularını sever ve bütün mahlukat birbirine merhamet eder
)
[Ebu Ya�la]
Nesillerini devam ettirebilmeleri için hayvanlara da bu sevgiyi veren Allahü teâlânın kudreti sonsuzdur
Su, ateş ve hava�nın önemini düşündünüz mü?
Her canlıyı sudan yaratan Allahü teâlâ hayatın devamı için suyu insanların istifadesine vermekle en büyük nimetlerden birini ihsan etmiştir
Susuz kalmayanın, suyun kıymetini bilmesi pek kolay olmaz
Ayrıca Allahü teâlâ, bol bol ihsan ettiği için kıymeti herkesçe bilinmemektedir
Her meyve, sebze ve diğer bitkilerin ve her canlının varlığı suya bağlıdır
Yenilen gıdaları su ile sindirme zarureti vardır
Su olmasaydı, sindirim gerçekleşmez, yaşamak da mümkün olmazdı
Suyun temizleyicilik özelliği bile ne büyük nimettir
Su ile yapılan ihtiyaç maddelerine bakmak, su ile pişirilen yemekleri düşünmek gerekir
Şiddetle muhtaç olduğumuz suyun kadrini biliyor muyuz? Su nimetindeki hikmetleri düşünebilen kimsenin, Yaradanına teslim olmaması mümkün müdür?
Allahü teâlâ, insanlar için en büyük nimetlerden biri olan ateşi bir lütuf ve ihsan olarak ihtiyaca yetecek kadar yarattı
Her canlıda ısı mevcuttur
Ateş nimetinin de faydaları sayılamayacak kadar çoktur
Ateş sayesinde madenler eritilerek çeşitli sanayilerde kullanılmakta, yemekler pişirilmektedir
Kışın soğuktan ateş sayesinde korunulur
Bütün aydınlatma cihazları yine ateş sayesinde mümkün olmaktadır
Ateşi istediğimiz gibi çeşitli işlerde kullanmamızı ihsan eden cenab-ı Hakka ne kadar şükretsek azdır
Eğer bir müddet hava nimeti yok olsa, bütün canlılar helak olur
Uçsuz bucaksız boşluk hava ile dolu olduğu için, bu büyük nimetten habersiz yaşanıyor
Birkaç dakika nefes alıp veremesek ölürüz
Hava olmasaydı, uçaklar uçamazdı
Gemiler ve diğer vasıtalar da havaya muhtaçtır
Yağmur bile hava sayesinde düzgün yağmaktadır
Çünkü hava olmasaydı, yağmur kütle halinde düşer, ondan istifade zorlaşır, hatta felaket olurdu
Hava ve rüzgar olmasaydı, yağmurlar hep belli yerlere düşer, birçok yerlere de yağmaz, böylece fayda yerine zararı olurdu
Bazı yerlerde kuraklık hüküm sürerken, bazı yerlerde devamlı seller meydana gelir, birçok şeyler harap olurdu
Hava olmasaydı kuraklık hüküm süren yerlerde bitkiler kurur, pınarlarda su kalmazdı
Böylece havada istenilen nem bulunmayacağı için ziraat yapılamaz, hastalıklar baş gösterir, kıtlık ve felaket meydana gelirdi
Allahü teâlâ, insanoğlu için bunlar gibi daha nice sayısız nimetler yaratmıştır
Bunları kullanabilmek için akıl ihsan etmiştir
Bu ihsanlara karşı kulluk vazifemizi yapmamız gerekmez mi?
Yeryüzünde toprak olmayıp hep kaya ve taş gibi sert maddeler bulunsaydı, ziraat yapılmaz, toprak nimetinden istifade edilemezdi
Yer çekimi kuvvetinin yaratılması ne büyük nimettir
Yer çekimi olmasaydı yeryüzünde yaşamak mümkün olmazdı
Hiçbir şey konduğu yerde durmaz, hafif bir etki ile göklere yükselirdi
Mevsimlerin meydana gelmesi için dünyanın oval yaratılıp güneş etrafında, gece ile gündüzün meydana gelmesi için de kendi etrafında dönmesinin sayısız faydaları vardır
Denizdeki hayvanlar, karadaki hayvanlardan daha fazladır
Bütün bu hayvanların rızıklarını veren Allahü teâlâ, hayvanları su içinde nefes alacak şekilde yaratmıştır
Deniz içinde boyu 25 metreyi bulan Anber balıklarını yaratmış, istiridye cinsinin karnında yüksek değerli inciler ve kabuklarından düğme ve süs eşyası yapılan sedefler yaratmıştır
Cenab-ı Hak, suya belli kaldırma kuvveti vermeseydi, denize giren suyun dibine batar, bir daha çıkamaz, gemiler yüzemez, balıklar yaşayamazdı
Sel, deprem, kuraklık gibi felaketlerin ara sıra meydana gelmesi, Allahü teâlânın sonsuz nimetlerine, lütuf ve ihsanına karşı isyanda olanları ikaz mahiyetindedir
Hiçbir nimet ve felaket sebepsiz değildir
Düşünenler için sayısız hikmetleri vardır
Kâinat ve düzenli hayat
Canlı cansız bütün varlıklar bir düzen içindedir
Her maddenin yapısında, her olayda, her reaksiyonda, hiç değişmeyen bir düzen, bir matematik bağlantı vardır
Bunlara fizik, kimya, astronomi ve biyoloji kanunları diyoruz
Bu değişmez düzenden faydalanarak, insanlar fabrikalar kuruyor, ilaçlar imal ediyor, radyolar, televizyonlar, elektronik beyinler yapıyor
Mahluklarda, bu düzen olmasaydı, her şey rastgele olsaydı, bunların hiçbiri yapılamazdı
Her şey bozulur, yok olurdu
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Gökleri yedi kat ve birbirine ahenkli şekilde yaratan Rahmanın yarattığı her şeyde bir düzensizlik bulamazsın
Gözünü çevir de ibretle bak, bir aksaklık, bir eksiklik var mı? Bir aksaklık var mı diye gözünü tekrar çevir de bak, ama umduğunu bulamayıp bitkin düşersin
)
[Mülk 3-4]
Varlıkların düzenli, bağlantılı, kanunlu olmaları; bunların kendiliklerinden, rastgele var olmadıklarını; her şeyin bilgili, kudretli, gören, işiten, dilediğini yapan bir yaratıcı tarafından var edildiğini göstermektedir
O, dilediğini var veya yok eder
Bir şeyi var etmeye ve yok etmeye, başka şeyleri sebep yapmıştır
Bu sebepleri yaratmasaydı, varlıkların arasında bu düzen olmazdı
Her şey karmakarışık olurdu
Fen, medeniyet hasıl olamazdı
Bir yaratıcının olduğu da bilinemezdi
O, varlığını bu düzen ile belli ettiği gibi, insanlara çok acıyarak, var olduğunu da ayrıca bildirmiştir
Âdem aleyhisselamdan başlayarak, her asırda, dünyanın her yerindeki insanlar arasından en iyi, en üstün olarak yarattığı birisine melek ile haber vererek, kendini bildirmiş ve insanların dünyada ve ahirette rahat etmeleri, iyi yaşamaları için, ne yapmaları ve nelerden sakınmaları gerektiğini açıklamıştır
Böyle üstün insanlara
Peygamber
,bildirdiklerine de
Din
denir
İnsanlar eski şeyleri unuttukları için ve her zaman bulunan kötü kimseler, peygamberlerin kitaplarını ve sözlerini değiştirdiklerinden, eski dinler unutulmuş, bozulmuştur
Kötü insanlar, uydurma dinler de meydana getirmişlerdir
Her şeyi yaratan yüce Allah, insanlara çok acıdığı için, kullarına son bir peygamber ve yeni bir din yani Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselam ile İslam dinini göndermiştir
Bu dini, kıyamete kadar koruyacağını, kötü insanlar saldıracaklar, değiştirmeye, bozmaya kalkışacaklar ise de, kendisi bunu, bozulmamış olarak her yere yayacağını müjdelemiştir
Tabiata yaratıcı denir mi?
Sual:
Allah�a inanmayanlar, "Kâinattaki her şeyi tabiat yapıyor
Her şeyi tabiat kuvvetleri yaratıyor" diyorlar
Tabiata yaratıcı denir mi?
CEVAP
Bunlara sorulsa ki:
Bir otomobilin parçaları, tabiat kuvvetleri ile mi bir araya gelmiştir? Suyun akıntısına kapılan, sağdan soldan çarpan dalgaların tesiri ile bir araya yığılan çöp yığını gibi mi bir araya gelmişlerdir? Otomobil, tabiat kuvvetlerinin çarpmaları ile mi hareket etmektedir?
Onlar buna cevap olarak, (Hiç böyle şey olur mu? Otomobil, akıl ile, hesap ile, plan ile, birçok kimsenin titizlikle çalışarak yaptıkları bir sanat eseridir
Otomobil, dikkat ederek, akıl, fikir yorarak, hem de trafik kaidelerine uyarak, şoför tarafından yürütülmektedir)derler
Tabiattaki her mahluk da, böyle bir sanat eseridir
Bir yaprak parçası, muazzam bir fabrikadır
Bir kum tanesi, bir canlı hücre, fennin bugün biraz anlayabildiği ince sanatların birer sergisidir
Bugün fennin buluşları, başarıları diye öğündüklerimiz, tabiattaki bu güzel sanatlardan birkaçını görebilmek ve taklit edebilmektir
İslam düşmanlarının, kendilerine önder olarak gösterdikleri İngiliz tabibi Darwin bile (Gözün yapısındaki sanat inceliğini düşündükçe, hayretimden tepem atacak gibi oluyor)demiştir
Bir otomobilin tabiat kuvvetleri ile, tesadüfen meydana geleceğini kabul etmeyen kimse, baştan başa bir sanat eseri olan bu muazzam âlemi, tabiat yaratmıştır diyebilir mi? Elbette diyemez
Hesaplı, planlı, ilimli, sonsuz kuvvetli bir yaratıcının yaptığına tereddütsüz inanmaya mecbur kalır
İnsan, daha kendi vücudunun ne muazzam bir fabrika ve laboratuvar olduğunun farkında değildir
Halbuki, yalnız nefes alıp vermek bile muazzam bir kimya hadisesidir
Havadan alınan oksijen, vücutta yakıldıktan sonra, karbondioksit halinde dışarı çıkarılır
Sindirim sistemi ise sanki bir fabrikadır
Ağızla alınan gıda maddeleri ve içecekler, mide ve bağırsaklarda parçalanıp öğütüldükten sonra, vücuda faydalı kısmı, ince bağırsaklarda süzülerek kana karışmakta ve posası dışarı atılmaktadır
Bu muazzam hadise, otomatik olarak ve büyük bir intizam ile yapılmakta, vücut bir fabrika gibi işlemektedir
İnsanın vücudunda türlü türlü ve çok karışık formüllü maddeler imal eden, türlü türlü kimya reaksiyonları meydana getiren, analiz yapan, tedavi eden, tasfiye eden ve zehirleri yok eden, yaraları tedavi eden, çeşitli maddeleri süzen, enerji veren sistem olduğu gibi, mükemmel bir elektrik şebekesi, manivela sistemi, elektronik bilgisayar, haber verme tesisatı, ışık, ses alma, basınç yapma ve ayarlama sistemi, mikroplarla mücadele ve onları yok etme sistemi de mevcuttur
Kalb ise, hiç durmadan işleyen muazzam bir pompadır
Eskiden Avrupalılar, (Bir insanın vücudunda bol su, biraz kalsiyum, biraz fosfor ve biraz da inorganik ve organik maddeler vardır
Onun için bir insan vücudunun kıymeti beş-on liradan ibarettir) derlerdi
Bugün, Amerika Üniversitelerinde yapılan hesaplar, insan vücudunda durmadan meydana gelen çeşitli kıymetli hormon ve enzimlerle birçok uzvi maddelerin en azından milyonlarca dolar kıymetinde olduğunu meydana koymuştur
Hele, bir Amerikan profesörünün dediği gibi, (Devamlı olarak, böyle kıymetli maddeleri muntazaman meydana getiren bir sistem yapmaya kalkacak olursak, dünyada bulunan bütün paralar, bunu yapmaya kâfi gelmez
)
Halbuki, insanda bütün bu maddi mükemmeliyet yanında, anlama, düşünme, ezberleme, hatırlama, hüküm ve karar verme gibi çok muazzam, manevi kudretler de bulunmaktadır
Bu kudretlerin kıymetini ölçmek, insanlar için imkansızdır
Demek ki, insanın bedeni yanında bir de ruhu mevcuttur
Beden ölür, ruh ölmez
Böyle akıl almaz derecede mükemmel ve muazzam eserler karşısında hayran olmamak mümkün değildir
Bunlar Allahü teâlânın yüceliğini ve kudretini göstermeye yetmez mi?
Bir otomobilin tabiat kuvvetleri ile, tesadüfen meydana geleceğini kabul etmeyen, baştan başa bir sanat eseri olan bu âlemi tabiat yaratmış diyebilir mi? Elbette diyemez
Kâinat tesadüfi değilse, bir gaye için yaratılmıştır
İnsanın yaratılışındaki maksat, Allahü teâlâyı tanıyıp Ona ibadet etmesidir
(Ben kâinatı inceledim
Tesadüfi değildir
Bunun bir yaratıcısı vardır) demek insanı felaketten kurtaramaz
Çünkü aklı başında her insan da (Allah var) diyor
Doğru iman sahibi olabilmek için, Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselamın getirdiklerinin hepsine de inanmak, beğenmek gerekir
İnsan niçin yaratıldı?
Allahü teâlâ, her şeyin sahibidir
Bütün insanlar, Onun kullarıdır
Kullarına verdiği her emri ve her şeyi istediği gibi kullanması, hep yerindedir ve faydalıdır
Allahü teâlâ, bu dünyanın düzeni için ve bazı faydalara yol açması için, bunları bize mülk kılmış ise de, hakikatte hepsi Onundur
O halde, bizim bunları, asıl sahibinin izin verdiği kadar kullanmamız gerekir
İnsan, eğlence için, oyun için, yiyip içmek, gezmek, yatmak zevk sürmek için yaratılmadı
Kulluk vazifelerini yapmak için, Rabbine itaat, kuvvetsizliğini, ihtiyacını göstermek, Ona sığınmak ve yalvarmak için yaratıldı
Peygamber efendimizin bildirdiği ibadetlerin hepsi, insanlara faydalı şeylerdir
İnsanlara yaradığı için emredilmiştir
Yoksa, hiçbir ibadetin Allahü teâlâya faydası yoktur
Şükrederek ibadet yapmalı, tam teslim olarak emirleri yapmaya ve yasaklardan kaçınmaya çalışmalıdır
Allahü teâlâ hiçbir şeye muhtaç olmadığı halde, kullarını, emir ve yasaklar vermekle şereflendirdi
Her şeye muhtaç olan biz kulların, bu büyük ihsana, bol bol şükretmemiz, bunun için de, emirleri yapmaya, yasaklardan da kaçmaya çalışmamız gerekir
Başıboş mu yaratıldık?
Bir aletin, bir evin nasıl bir yapıcısı varsa, bu kâinatın da elbette bir yapıcısı, yaratıcısı vardır
Bu körükörüne bir inanış değil, aklı olan herkesin kabul edeceği bir gerçektir
Bir insan bir alet, bir makine yapınca bunun nasıl ve nerelerde kullanılacağına dair bir tarifnamesini de yanına koyar
Tarifname ile de anlaşılması zor ise, kullanması için kurslar açar
Bir makine yanlış kullanılırsa elden çıkar
Her şeyin yaratıcısı olan Cenab-ı Allah da, insan denilen bu muazzam makineyi yaratıp başıboş bırakmamıştır
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Sizi boş yere yarattığımızı mı sandınız?)
[Müminun 115]
Başıboş yaratılmayan insanın, ne yapması gerektiğini Peygamberleri vasıtası ile, kitaplar göndererek bildirmiştir
Peygamber efendimiz son peygamber, Kur�an-ı kerim de son kitaptır
Kur'an-ı kerimde insanın niçin yaratıldığı açıkça bildirilmiştir:
(Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım
)
[Zariyat 56]
İbadetlerin faydası Allahü teâlâya değil, herkesin kendinedir
Maaşla çalışan bir doktor, bir hastaya ilaç verse, ilacın doktora faydası yok diye o ilacı kullanmamak akla uygun değildir
Zehir içsem doktora ne zararı olur diyerek zehir içmesi de ahmaklıktır
İşte, günahlarımın Allah�a bir zararı yok diyerek, her çeşit günahı işlemek akıllı insanın yapacağı iş değildir
Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Akıllı kimse, Allah�a ve Peygamberine inanan ve ibadetlerini yapandır
)
[İ
Muhber]
Öldükten sonra başına gelecekleri düşünmeyen kimse akıllı olabilir mi? Kendisini sonsuz tehlikeye atana akıllı denebilir mi? Kur'an-ı kerimde sık sık,
(Düşünmüyor musunuz?)
diye ikaz edilmektedir
Hadis-i şerifte,
(Aklı olmayanın dini de yoktur)
buyuruldu
(Tirmizi)
Şerefüddin Ahmed bin Yahya Müniri hazretleri buyuruyor ki:
Bazıları, ibadetlerin Allahü teâlâya faydası olduğunu ve bunun için emrolunduklarını zannediyorlar
Böyle zannetmek çok yanlıştır
Her insanın yaptığı ibadetin faydası kendisinedir
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Kim,
[ibadetlerini yapar ve günahlarından]
temizlenirse, faydası kendisinedir
)
[Fatır 18]
(Benim ibadetime Allah�ın ihtiyacı yok) diye, yanlış düşünen kimse, perhiz yapmayan hastaya benzer
Bu hastasına doktor, perhiz yani şu faydalı gıdaları, ilaçları al, şu faydalı hareketleri yap
Şu zararlı gıdaları yeme, şu zararlı hareketleri yapma diye tavsiye ediyor
Bu ise, (Perhiz yapmazsam doktora hiç zararı olmaz) diyerek, perhiz yapmıyor
Doktora zararı olmadığı doğrudur
Fakat kendine zarar vermektedir
Tabib, kendine faydası olduğu için değil, onun hastalıktan kurtulması için, perhiz yapmasını tavsiye etmiştir
Doktorun tavsiyesine uyarsa, şifa bulur
Uymazsa ölür gider
Tabibin bundan hiç zararı olmaz
Bunun gibi, (Allah�ın benim ibadetime ihtiyacı yok) diyerek ibadetten kaçanlar da, Cehenneme gider
Varlıklardaki düzeni düşünerek
Tıp ve fen bilgilerini iyi bilen, mahluklardaki sanat inceliklerini, aralarındaki mükemmel bağlantıları gören ve anlayabilen aklı başında bir kimsenin, Allahü teâlânın varlığına, birliğine, büyüklüğüne, ilmine, kudretine inanmaması mümkün değildir
İnanmayanın cahil olması, yahut inatçı olması gerekir
Peygamber efendimiz,
(Varlıklardaki düzeni düşünerek Allahü teâlâya iman ediniz)
buyurmaktadır
Astronomi okuyup da, yerküresinin, Ay�ın, Güneş�in ve bütün yıldızların boşlukta dönmelerinde ve birbirlerinden uzaklıklarında bulunan düzeni, hesapları anlayanın imanı kuvvetlenir
Dağların, madenlerin, nehirlerin, denizlerin, hayvanların, bitkilerin, hatta mikropların yaratılmasında çeşitli faydalar vardır
Hiçbiri boş yere, lüzumsuz yaratılmamıştır
Bulutlar, yağmurlar, şimşekler ve yıldırımlar, yer altındaki sular ve enerji maddeleri ve hava, kısaca her varlık, belirli hizmetler yapmaktadır
İnsanlar, bu sayısız mahlukların, sayılamayacak hizmetlerinden bugüne kadar pek azını anlayabilmiştir
Yaratıkları kavrayamayan insan aklı, bunların yaratanını nasıl kavrayabilir? Onun büyüklüğünü biraz anlayabilen İslam âlimleri, şaşkına dönüp,
(Onu anlamak, anlaşılamayacağını anlamaktır)
demişlerdir
Dünyanın yaratılışı
Fen adamları diyor ki:
(Milyarlarca yıl önce, bütün kâinat [evren] bir tek parçadan ibaret idi
Bu tek parçanın ortasında birdenbire büyük bir infilak oldu ve bu tek parça birçok parçalara ayrıldı
Parçaların herbiri başka bir yöne doğru gidiyordu
Nihayet, bu parçaların bazıları birbirleriyle birleşerek muhtelif gezegenler ve ayrı ayrı galaksiler, güneşler ve peykler meydana getirdiler
Artık uzayda bir ilk patlamaya karşı bir mukavemet kalmadığı için, bu gezegenler, uydular ve bunların içinde bulundukları galaksiler uzayda kendi yörüngelerinde dönmeye ve yüzmeye devam ettiler
Dünya, içinde Güneşin de bulunduğu bir galaksidir
Kâinatta sayılamayacak kadar çok galaksi vardır
Kâinat, gittikçe genişleyen bir sistemdir
Galaksiler yavaş yavaş Dünyadan uzaklaşıyor
Bir kere, süratleri ışık hızına varırsa, artık öteki galaksileri görmeye imkan kalmayacaktır
Daha kuvvetli teleskoplar yapmaya mecburuz
)
Fen adamlarına, (Bu neticeye ne vakit ulaştınız?) denildiği zaman, (60 yıldan beri, bütün dünya fen adamları bu kanaatlerde birleşmiştir) diyorlar
60 yıl, dünya hayatında çok kısa bir fasıladır
Kur'an-ı kerimde buyuruluyor ki:
(İnkârcılar, gökler ve arz küresi birbirlerine yapışıkken onları ayırdığımızı bilmezler mi?)
[Enbiya 30]
Demek ki, Allahü teâlâ, fen adamlarının ancak 60 yıl kadar önce meydana çıkarabildikleri Dünyanın yaratılışını, bundan 1400 yıl önce insanlara bildirmiştir
Biyologlar, hayatın başlangıcını şöyle anlatıyorlar:
(Hayatın nasıl meydana geldiği bugün için şöyle açıklanıyor: Dünyanın ilk havasında amonyak, oksijen ve karbonik asit vardır
Yıldırımların etkileri ile bunlardan amino-asitler meydana geldi
Milyarlarca sene önce, ilk defa su içinde protoplazma husule geldi
Bunlardan ilk amibler meydana çıktı
Hayat suda başladı
Sudan karaya çıkan canlılar, havadan amino-asitleri alarak proteinli bünyeler meydana getirdiler
Bütün canlılar sudan gelmektedir ve ilk canlılar suda teşekkül etmiştir
)
Kısa bir zaman önce bulunan bu gerçek, Kur'an-ı kerimde buyuruluyor ki:
(İnkâr edenler, bütün canlıları sudan yarattığımızı bilmezler mi?)
[Enbiya 30]
(İnsanı sudan yaratarak erkek ve kadın akrabalar yapan Allah�tır
)
[Furkan 54]
(Yerin yetiştirdiklerinden ve kendilerinden ve bilmedikleri birçok şeylerden çift çift yaratan Allahü teâlâ, her türlü ayıp ve noksandan münezzehtir
)
[Yasin 36]
Burada, bitkileri ve hayvanları inceleyenlere ve bunların yanında
(Bilmedikleri şeyleri)
buyurarak, insanların ancak zamanla ve yavaş yavaş bulabildikleri, atom enerjisi gibi, yeni kaynakları inceleyen ilim adamlarına imalar vardır
Nitekim buyuruluyor ki:
(Gökleri ve yerleri yaratması, renklerinizin ve lisanlarınızın ayrı olması, Onun varlığının âyetlerinden
[işaretlerinden]
dir
Burada âlemler için ibret vardır
)
[Rum 22]
Ölüler nasıl dirilir?
Kendilerine ateist denilen bazı kimseler, bütün kâinatın yoktan meydana geldiğini kabul ettiği halde, yok olanların, ölülerin tekrar dirileceğine akılları almıyor
Ateistlere eskiden müşrik deniyordu
Bir müşrik, eline bir insan kemiği alır, Resulullah efendimizin yanına gelir, kemiği ufalayıp üfledikten sonra, meydan okurcasına (Ölülerin, dirilip mahşere geleceğini söylüyorsun
Bu çürümüş kemik, nasıl dirilir?) diye sorar
Resulullah efendimiz,
(Elbette, kâinatı yaratan Allahü teâlâ, onu canlandırır ve seni de öldürüp, diriltir ve Cehenneme sokar)
buyurur
Sonra şu âyetler nazil olur:
(İnsan bilmez mi ki, biz onu bir damla nutfeden yarattık
O, apaçık düşman kesilip kendi yaratılışını düşünmeden bize karşı örnek getirmeye kalkışarak �şu çürümüş kemikleri kim diriltir� der
Ey Resulüm, de ki, o çürümüş kemikleri, hiç yokken var eden, onu diriltir
)
[Yasin 77- 79]
Dirilişi bildiren üç âyet-i kerime meali:
(Öldükten sonra bizi kim diriltir derler
De ki, sizi ilk defa yaratan Allah, can verip, diriltir
Bunun üzerine onlar sana alaylı bir tarzda başlarını sallayıp
�Ne zaman�
derler
De ki, yakındır
)
[İsra 51]
(Allah, ölüleri diriltir ve her şeye hakkıyla kadirdir
Kıyamet vakti de gelir; bunda elbette şüphe yoktur
Allah kabirlerdekileri diriltip kaldırır
)
[Hac 7]
(O gün yer yarılıp, halk kabirlerinden süratle çıkar
Bunları diriltip haşretmek bizim için kolaydır
)
[Kaf 44]
Doğuran kazan
Sual:
Sitenizi inceledim
Evrende tesadüfe yer olmadığını, bunların bir yaratıcısının bulunduğunu iddia ediyorsunuz
Biz, Ay, Güneş, Dünya ve her şey kendiliğinden oldu diyoruz
Ölüp toprak olduktan sonra tekrar dirilme yok diyoruz
Bunun aksini ispat edebilir misiniz?
CEVAP
Sitemizi okumuşsanız, orada bütün akli ve nakli deliller var idi
İnanmayana neyi ispat edebiliriz ki? Size bir tek soru soracağız
Buna cevap verebilecek misiniz? Bu muazzam kâinatın tesadüfen olduğuna inancınızda samimi misiniz? Evet diyorsanız, sorumuz şu:
Bu insanlar madem tesadüfen var oldu, tesadüfen de dirilemez mi?
Tesadüfen doğan tesadüfen ölemez mi? Tesadüfen ölen, tesadüfen dirilemez mi?
Nasreddin Hocanın kazan olayı, ateistleri susturmak için mükemmel bir cevaptır
(Kazanın yoktan var olduğuna inanıyorsun da, tekrar yok olacağına, öleceğine niye inanmıyorsun)
diyor
Madem tesadüfle her şey yoktan var olabiliyor, o halde, yok olduktan sonra yine var olmasına imkansız demek çok yanlıştır, kendi kendini yalanlamak olur
Bugün teknoloji zirvelere çıkmaya çalışıyor
Buna rağmen değil bir karıncayı, bir buğday tanesini, bile yapmaktan âciz kalıyor
Bırakın insan veya bir hayvan yapmayı, bir buğday yapılabilse, dünyada açlıktan ölen olmaz
Bir buğdayı yapmaktan aciz olan insanın, kendini ve bu muazzam kâinatı yoktan var edeni inkâr etmesi, akıl işi değildir; ahmaklığın daniskasıdır
Dantel
Mumsema
Frmacil
Tags
:
kinatta
,
tesaduflere
,
yer
,
yoktur
Kâinatta tesadüflere yer yoktur ile ilgili Benzer Konular
341 Kez Görüntülendi
yerimiz yoktur...
Temel Fıkraları
Kainatta, insanlardan başka yaşayan mahluklar var mı?
Sorular ve Cevaplar
Mutlu Aşk Yoktur
Şiir-Şiirler
Kainatta neredeyiz?
Wallpaper / Resim
Mutlu Aşk Yoktur ..
Aşk-Sevgi-Evlilik
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
06:44
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552
553