Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > İman

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
selamlasma ve iman ile ilgili Benzer Konular
301 Kez Görüntülendi

ey iman edenler, iman edin… İman
Ey iman edenler iman ediniz ayetini nasıl anlamalıyız? İman
İstidlal ile yani akıl ile bularak hasıl olan iman, taklit ile yani başkasına uyarak hasıl olan iman Sorular ve Cevaplar
Doğru iman ve amel İman
iman Kıssalar & Hikayeler

hasan basri hazretleri | iman haifefe alınamaz
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 15-08-2007   #1
Profil Bilgileri
Standart selamlasma ve iman



selamlasma ve iman başlıklı yazı Mumsema selamlasma ve iman Forum Alev


Selamlaşma ve İman

Abdullah bin Amr Hazretleri rivayet ediyor: Sahabe-i Kiramdan bir zat gelip Allah Resulüne şöyle bir sual sorar: “Ey Allah’ın Resulü! İslamın hangi hasleti daha hayırlıdır?” Rasulüllah (Sallallahü aleyhi vesellem) şöyle cevap verir: “İnsanlara yemek yedirmen ve tanıdık-tanımadık herkese selam vermendir
Geçen hafta yemek yedirme ile alakalı kısmına değindiğimiz hadis-i şerifin bu hafta da selam ile ilgili bölümüne devam etmek istiyoruz Selam, Arapçada ‘s-l-m’ kökünden türetilen bir kelime olup, selamet, huzur, barış, esenlik manalarına gelmektedir Zaten silm, selamet ve İslam da aynı kipten türeyen kelimelerdir Dinimizde ise bir tahiyye ve selamlaşma lafzı olarak ‘selam’ teşri kılınmıştır
Selam vermeyi, selam lafzını kullanmayı, ilk insan ve ilk nebi olan Hazreti Âdem’le tanıyoruz Ebu Hureyre Hazretlerinin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte bu husus şöyle anlatılır: “Rasulüllah (sav) buyurdular ki: "Allah Teâlâ Hazretleri, Hz Âdem (as)'i kendi sureti üzere ve boynunu da altmış zira olarak yaratınca: "Git, şu oturan meleklere selam ver, onların seni nasıl selamlayacaklarına da dikkat et, dinle Zira o selam, senin ve zürriyetinin selamı olacaktır" dedi (Bunun üzerine Âdem onlara gidip): "Esselamü aleyküm!" diye selam verdi Melekler: "Esselamü aleyke verahmetullahi" dediler ve selama mukabele ederken verahmetullahi'yi ilave ettiler
Selam verme ve selama mukabelede bulunma ümmet-i Muhammed için Kuran ayetiyle teşri kılınmıştır Nisa sure-i celilesinde, “Şayet size selam verilirse, siz de ondan daha güzel bir tarzda selamı alın, en azından verilen selâmın misli ile karşılık verin! Şüphesiz ki Allah, her şeyin hesabını hakkıyla arar” buyrulur İslam uleması genelde, selam vermenin sünnet, selama mukabelede bulunmanın ise farz olduğunu, en azından farz-ı kifaye olduğunu ifade etmektedirler Bununla beraber selam vermenin daha faziletli olduğunu da ayrıca vurgularlar Peygamber Efendimiz (Sallallahü aleyhi vesellem), “İsrailoğullarının soyundan gelenler sizdeki selamlaşma ve dualarda ‘âmin’ demenize ettikleri haset kadar başka şeye haset etmezler” buyurmuştur Bu hadis-i şerif göstermektedir ki, ‘esselâmü aleyküm’ lafızlarıyla selamlaşma sadece ümmet-i Muhammed için teşri kılınmıştır
Cahiliye döneminde insanlar selamlaşmada bazı ifadeler kullanıyorlardı ‘Hayırlı sabahlar’, ‘iyi akşamlar’, Allah ömürler versin’, ‘Allah seni mülk sahibi yapsın’ veya ‘mülkünde daim kılsın’ gibi hayır dilekleri ve dua cümleleri kullanılmaktaydı İslamın gelmesiyle Cenâb-ı Hak, bu ifadeleri selam lafzıyla değiştirdi Allame Hamdi Yazır’ın ifadeleriyle yukarıdaki lafızlar birer selam cümlesi olmakla beraber noksandır Ömür, mal, mülk her zaman hayırlı olmayabilir insanlar için Bundan dolayı İslâm dini, bu noksan tahiyyeleri selama çevirmiş ve yerine dünya ve ahiret selameti ve barışı yayan dua ve iltifatını yerleştirmiştir Bera bin Azib’in rivayet etiği bir hadis-i şerifte selam verme, Efendimiz’in sahabe-i kirama emrettiği yedi şeyden biri olarak zikredilir Müslümanın müslüman kardeşine karşı görevlerinden bir tanesi de verilen selama karşı mukabelede bulunmaktır
Selam, Cenâb-ı Hakk’ın isimlerinden bir tanesidir Bu yönüyle selam lafzı, O’nun noksan sıfatlardan salim olduğunu, kullarına selamet yollarını gösterdiğini ve onları selamette kıldığını ifade eder Efendimiz (Aleyhissalâtü vesselam) abdest alırken bir zat gelir ve kendisine selam verir Efendimiz o zata mukabelede bulunmaz Abdestini bitirdikten sonra selamını alır ve “Allah’ı abdestli bir şekilde zikretmek istedim” buyurur
Selam veren zat bir manada, ‘Allah’ın kilâeti, riayeti, hıfzı, görüp-gözetmesi sizin üzerinize olsun’ demek istemektedir Diğer bir manada ise selam veren zat, kendi Müslümanlığını ortaya koymuş ve ‘ben müslümanım, benden size zarar gelmez’ demek istemiştir Nisa sure-i celilesinde şöyle buyrulmaktadır: “Ey iman edenler! Yeryüzünde Allah yolunda sefere çıktığınız zaman, son derece dikkatli davranın Size (İslam geleneğine göre) selam verene, dünya hayatının geçici ve az bir menfaatini elde etmek için: «Sen mümin değilsin» demeyin! Unutmayın ki Allah’ın yanında birçok ganimetler vardır Önceden siz de böyle idiniz, Allah size lütfetti de imanla şereflendiniz Öyleyse iyi anlayın, dinleyin, çok dikkatli davranın! Muhakkak ki Allah yaptığınız her şeyden haberdardır” Ayet-i kerime selam verene eman verilmesini ve aykırı bir durum söz konusu değilse selam verenin müslüman olarak görülmesini ifade etmektedir Zaten yukarıdaki hadis-i şerif de selam vermeyi İslam’ın en güzel alametlerinden bir olarak göstermektedir Efendimiz (Sallallahü aleyhi vesellem), “Allah, selamı bizim için bir tahiyye, bize bağlı olan insanlar için de bir eman ve güvenlik sigortası olarak vazetmiştir” buyurur
Selam verme, hakiki imanı elde etmenin bir vesilesi olarak gösterilir hadis-i şeriflerde Ebu Hureyre Hazretlerinin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Allah Resulü (Aleyhissalâtü vesselam) şöyle buyurmaktadır: “iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de tam manasıyla iman etmiş olamazsınız Size birbirinizi sevdirecek bir şeyi söyleyeyim mi? Selamı aranızda yaygın hale getiriniz” Bir başka hadis-i şerifte, “Üç şey vardır ki onları tabiatının bir parçası haline getiren tam manasıyla imanı elde etmiş olur; nefse olan insaf, herkese selam vermek ve darlıkta dahi infakta bulunmak” Selam verme, cennete girebilmenin vesilelerinden biri olarak da ifade edilir Abdullah bin Selam’ın rivayet ettiği hadis-i şerifte “Ey İnsanlar! Selamı yayın, yemek yedirin, sıla-i rahimde bulunun, insanlar uykudayken kalkıp namaz kılın ve bu şekilde cennete girin” buyrulmuştur
Selam yurdu olan cennetteki en yaygın söz de ‘selam’dır Yunus sure-i celilesinde şöyle buyrulur: “İman edip makbul ve güzel işler yapanları ise onların Rabbi, imanları sebebiyle kendilerini, içlerinden ırmaklar akan, o nimet dolu cennetlerdeki mutluluklara erdirir Onların orada duaları, «Sübhansın Allah’ım! Her türlü noksandan münezzeh ve yücesin!» demek, birbirlerine iyi dilek ve temennileri ise hep «selam!» dır Duaları «El-hamdülillahi Rabbi’l-âlemin» (Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur) diye sona erer” Cennetteki müminlerin selamlaşmaları ‘selam’ lafzıyla olduğu gibi, meleklerin hem dünyada hem de ahrette müminlere olan hitabı da hep ‘selam’dır Nahl sure-i celilesinde “Takva sahipleri o kimselerdir ki, melekler, canlarını hoş ve rahat halde alırlar «Selam size, yapmış olduğunuz güzel işlerin mükafatı olarak girin cennet'e» derler” ayeti ve Zümer sure-i celilesinde “Rabbilerine karşı gelmekten sakınanlar ise bölük bölük cennete sevk olunurlar Nihayet oraya varıp da kapıları açılınca cennet bekçileri «Selam olsun sizlere, ne mutlu size! Haydi, ebediyen kalmak üzere, giriniz oraya!» derler” ayeti bu hakikati ifade etmektedir
Kuran-ı Kerimde çeşitli ayetlerde, bazı peygamberlere hususen isim zikrederek; bazı yerlerde de genel manada bütün enbiyaya ‘selam olsun’ denmiş ve selamın önemi ortaya konmuştur Saffat sure-i celilesinde sırayla “Bütün milletler içinden selam olsun Nûh’a!”, “Selam olsun İbrâhim’e!”, “Selam olsun Mûsâ ile Harun’a”, “Selam olsun İlyas’a!” denmiş; surenin sonunda da “Gönderilen bütün peygamberlere selam olsun!”denerek bütün enbiya selama dâhil edilmiştir Allah (Celle Celâlühü), Efendimiz (Aleyhissalâtü vesselam)’ı özellikle zikreder; Zatı zülcelâlinin ve meleklerin Ona salavat getirdiğini ifade buyurur; müminlerin de salatü selamda bulunmalarını emreder
Birçok tefsirde, namazlarda okunan tahiyyat duasının Efendimizle Cenâb-ı Hak arasında bir mükâleme olduğu zikredilir Efendimiz (Sallallahü aleyhi vesellem), miracda huzura varınca tahiyyatla AllahüTeâlâ’yı selamlar, Zat-ı Zülcelâl Hazretleri de ‘esselâmü aleyke eyyühen-nebiyyü ve rahmetüllahi ve berakâtühü’ diyerek Efendimiz’i selamlar Üstad Hazretleri, Altıncı Şuada konuyu şöyle anlatmaktadır: “Hem nasıl ki o gecede Cenâb-ı Hak tarafından ‘esselâmü aleyke eyyühen-nebiyyü ve rahmetüllahi ve berakâtühü’ denmesi, istikbâlde yüzer milyon insanların her biri, her gün, hiç olmazsa on defa ‘esselâmü aleyke eyyühen-nebiyyü’ demelerini âmirâne iş'ar eder ve o selâm-ı İlâhî, o kelimeye geniş bir nur ve yüksek bir mânâ verir Öyle de, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın, o selâma mukabil “Esselamü aleynâ ve âlâ ibadillahi’s-salihin” demesi istikbalde muazzam ümmeti ve ümmetinin salihleri, selâm-ı İlâhîyi temsil eden İslâmiyete mazhar olmasını ve İslâmiyetin umumî bir şiarı olan mü'minler ortasındaki “Esselâmü aleyke – ve aleyke’s-selam” umum ümmet demesini râciyâne, dâîyâne Halıkından istediğini ifade ve ihtar eder
Selamın keyfiyeti de bizzat Efendimiz tarafından talim edilir Selam verenin “Esselâmü aleyküm ve rahmetüllahi ve berakâtühü” demesi; selama mukabelede bulunanın da “Ve aleyküm selam ve rahmetüllahi ve berakâtühü” demesi müstehaptır Kuran-ı Kerimde ya misliyle veya ziyadeyle selama mukabelede bulunma emredilmiştir İmran bin Husayn Hazretlerinin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte bir zat Efendimiz’in huzuruna gelir ve “Esselâmü aleyküm” der Efendimiz selamına karşılık verir ve “on” buyurur Bir başkası gelir “Esselâmü aleyküm ve rahmetüllahi” der Efendimiz yine karşılık verir ve “Yirmi” buyurur Bir başka zat da “Esselâmü aleyküm ve rahmetüllahi ve berakâtühü” der Efendimiz bu zata da cevap verir ve “otuz” buyurur Buradan anlaşılmaktadır ki kelime ziyadesiyle nail olunan sevap da artmaktadır
Selama “Esselâmü” şeklinde de “Selâmün” şeklinde de başlanabilir Fakat “Aleyke’s-selam” şeklinde başlamak uygun değildir Efendimiz bu şekildeki selamı ölülerin selamı olarak nitelendirmiş ve onun kullanılmasını istememiştir
Selamın adabı, kimin kime ve nasıl selam vereceği hususları da hadis-i şeriflerde ifade edilir Öncelikle selam vermenin fazileti ortaya konmaktadır Efendimiz (Alyhissalatü vesselam), selamı ilk verenin Allah’a en layık kul olduğunu buyurur Bundan dolayı konumu ne olursa olsun ilk selam vermeyi teşvik eder Bununla beraber vazife ve hak bakımından da bir sıralama ortaya koymaktadır Buna göre yürüyenin oturana, binek üzerinde bulunanın yürüyene, atlının merkebe binene, küçüğün büyüğe, azın çoğa selam vermesi sünnettir Enes Hazretleri karşılaştığı çocuklara selam verir ve Efendimiz de böyle yapardı buyurur Selam verilmeyecek konumları da şöyle sıralamak mümkündür; hutbe, sesli olarak Kur'ân okuma, hadis rivâyeti, ilim okutma, ezan, ikamet esnasında selama cevap verilmez Oyun oynayanlara, şarkı söyleyenlere, abdest bozan kimseye, hamamda veya diğer bir yerde çıplak bulunana selam verilmez
Evlere girerken selam verilmesi ise ayetlerle emredilen bir durumdur Nur sure-i celilesinde “Ey iman edenler! Kendi evleriniz dışındaki evlere, sahiplerinden izin isteyip onlara selam vermeden girmeyiniz Böyle yapmanız sizin için daha münasiptir Olur ki düşünür, hikmetini anlarsınız”, “Evlerinize girdiğiniz zaman Allah katından kutlu, feyizli ve bereketli bir iyi dilek temennisi olarak birbirinize selam verin İşte Allah size âyetlerini böylece açıklıyor Umulur ki düşünüp hikmetini anlarsınız” buyrulur Efendimiz (Sallallahü aleyhi vesellem), Hazreti Enes’e “Evladım ailenin yanına girince onlara selam ver; böylece hem sana hem de ailene bereket olur” buyurur Girilen evde kimse olmayınca bile selam vermek sünnettir İmam Malik Hazretlerinden rivayetle kimsenin olmadığı bir eve girildiğinde, “Esselâmü aleynâ ve alâ ibadillahis-sâlihîn” (Allah'ın sela­mı bizim ve Allah'ın iyi kullarının üzerine olsun) denilir Selam sadece eve veya bir mekana girilince verilmemeli, evden ayrılırken de selamla ayrılmalıdır Ebu Hureyre Hazretlerinin rivayetiyle Efendimiz; “Biriniz bir meclise girdiğinde selam versin, meclisten ayrılırken de selam versin, çünkü ilk selam sonuncudan daha üstün değildir” buyurmuştur
Kuran-ı Kerimde müminlerin cahiller gürûhuna da selam verdikleri ifade edilir Furkan sure-i celilesinde “Rahman’ın has kulları o kimselerdir ki onlar yerde tevazu ile yürürler Cahiller kendilerine laf atarsa «Selametle!» derler” ayeti; Kasas sure-i celilesinde ise “Anlamsız, çirkin sözler işitince yüzlerini çevirip uzak durur ve şöyle derler: «Bizim işlerimiz bize, sizinkiler de size aittir Selam olsun size, hoşça kalın! Cahillerle arkadaşlık etmeyi arzulamayız biz»” ayeti bu hakikati ifade etmektedirler Allame Elmalılı’nın ifadeleriyle “Bu selam, hayır dileme selamı değil, veda selamıdır Yani kavga etmeyelim, Allah'a ısmarladık, yerindedir Cahiller, yani kendini bilmezler, edepsiz güruh laf attığı zamanda kendilerine "selam" derler Selametle neticelenecek söz söylerler, yahut ‘selametle’ derler Onlara çatmaya tenezzül etmezler, tahammül de ederler
Sonuç olarak, selam, İslam’ın bir şiarı olarak ortaya konmuş, kardeşliğin ve huzurun da bir vesilesi kabul edilmiştir Selam verme, tevazu, güzel ahlak ve insanlara karşı saygıyı da ifade eder Selam yollarında bulunmanın, selam ülkesi olan cennete girebilmenin bir vesilesi de hiç şüphesiz selamlaşmaya ehemmiyet vermek ve selamı insanlar arasında yaygın hale getirmektir
İmanla ilgili konuları ele aldığımız bölümümüzde, imanın şubeleri adına dili muhafaza, sahabe sevgisi, ikramda bulunma gibi bazı hadis-i şeriflere değinmiş olduk Bundan sonra da ibadete müteallik hadis-i şerifleri ele almaya çalışacağız Cenâb-ı Hak’tan inayet ola…

 

ce$m is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Saat 06:20.
Arşiv Sayfaları Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553