FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
İman
Dini Hayatı Kemiren Tehlike: DÜNYEVİLEŞME
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Dini Hayatı Kemiren Tehlike: DÜNYEVİLEŞME ile ilgili Benzer Konular
255 Kez Görüntülendi
Dini Avatar, Dini Avatarlar Dini Avatar arşivi İslami avatarlar, camii avatarları
(İslami) Dini Avatarlar
En güzel Dini Nickler - Dini Msn Nickleri
En Güzel msn nickleri
Kravatını kemiren lider
Yurt Dısı Haberler
Klavyelerdeki Tehlike ...!!!
Sağlık Haberleri
gorevimiz tehlike:D:D
Komik Resimler
Tedavi Edilmesi Gereken Bir Hastalık: CİMRİLİK
|
Akıl ve Kalbin Birleşme Noktası İSLÂM
Konu Araçları
31-08-2007
#
1
Profil Bilgileri
P.Alemdar
Dini Hayatı Kemiren Tehlike: DÜNYEVİLEŞME
Dini Hayatı Kemiren Tehlike: DÜNYEVİLEŞME başlıklı yazı Mumsema Dini Hayatı Kemiren Tehlike: DÜNYEVİLEŞME Forum Alev
Dünyevileşme, kendini dünyanın çekiciliğine kaptırma, onun esir ve zebunu haline gelme anlamına gelir
Bu kavram, hayat tarzı, eşya ve hadiselere bakış şekli ehl-i dünyanın arzu ettiği biçimde olan insanın halini anlatır
Bu itibarla dünyevileşme, dinin örgülediği hayat biçimine, varlığa ve hâdiselere bakış açısına ters olmayı ifade eder
Hayatın merkezine dini koyarak yaşamanın ve düşünmenin zıttı olması sebebiyle dünyevileşme, yine ona ters orantılı olarak artan, eksilen bir yapıya sahiptir
Yani ondaki artış bunda eksilme, bundaki artış da onda eksilme meydana getirir
Ayrıca bu terim bir oldu-bitti hâdiseyi değil, yaşanan bir süreci haber verir
Dünyevileşmenin değişik buutları vardır ve bu olguyu herkes farklı oranlarda yaşar
Dünyevileşme Serüvenimiz
Dünya, üzerinde hayat bulduğumuz, hayatımızı devam ettirmek için kendisinden istifade ettiğimiz yerdir
Bu yönden kendisiyle tabii bir ilişkimiz vardır
Hayatımız ona bağlandığı için ondan faydalanma noktasında alakamızı kesmemiz mümkün değildir
Bir de dünyanın, statüler, makamlar, mevkiler, değerler üreterek kurduğumuz ve adına içtimai hayat dediğimiz bir tarafı daha bulunmaktadır
Hayatımız bir yönüyle bunlarla da kayıtlı olduğundan bu tarafıyla da ilişkimizi kesemiyoruz
Allah (c
c
), dünyamızı tabiatı itibariyle güzel ve cazibedar yaratmış, mevki ve makamlara bir tatlılık vermiştir
Fakat dünyanın sadece güzel ve tatlı olması insanı kendine çekmeye yetmemektedir
Allah aynı zamanda insan fıtratında ona karşı bir meyil de koymuştur
Dolayısıyla dünya, insanın hem sahip olma, haz alma duygularına, hem de başkalarına hâkim olma, yönetme arzularına hitap etmektedir
“Kadınlar, oğullar, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüş, güzel cins atlar, davarlar ve ekinlere olan istekler/arzular insanlar için süslendirilmiştir
” (Âli İmran 3: 14) ayeti ile “Dünya çekicidir, tatlıdır” (Müslim, Zikir, 99) hadis-i şerifi onun cazibedarlığını; “İnsanoğlunun bir vadi dolusu malı olsa ikincisini ister” (Müslim, Zekât, 117) hadisi de insanın meylini ve doymak bilmez arzularını ifade ediyor
Her iki yönüyle dünyamızdaki o cazibedarlıkla insandaki bu meyil karşılaştığında, ister istemez bir cezbe ve incizap durumu, bir çekme ve çekilme ortamı meydana geliyor
Sonuçta böyle bir ortamda insan kendini dünyaya kaptırıyor ve dünyevileşme başlıyor
Dünyanın tabii yönüyle ilişkisi, faydalanma boyutundan çıkıp, gaye edinme boyutuna geçtiğinde insan bir dünyevileşme sürecine giriyor
Dünya metaını kendi ihtiyaçlarını tatminde kullanması gereken insanoğlu, maalesef bir süre sonra maddenin esiri haline geliyor, dünya malı adeta bir kölenin boynuna takılmış bukağı gibi insanın boynuna takılıyor
İnsandaki hâkimiyet duygusunu, yönetme arzusunu tatmin eden makam, mansıp ve şöhretler cazip olduğundan dünyanın bu yönü de insanı kendine çekiyor ve dünyevileştiriyor
Yani sadece mala, paraya yönelen dünyevileşmiyor, aynı zamanda makama mansıba yönelen de dünyevileşiyor
Hatta bazen sosyal dünyanın makamları tabii dünyanın imkânlarından daha cazip görünüyor, insana daha tatmin edici geliyor ve ihtiraslarını kamçılıyor
Ama insanın en çok hoşuna gidense, ikisinin bir arada olmasıdır
Tabii ki ikisi bir arada olduğunda dünyevileşme de katmerleşiyor
Kısacası dünyanın güzellikleri ve çekiciliği, kendini kaptıran insanın dini hayatını sürekli tüketip duruyor, onu Allah’tan uzaklaştırıyor
Dünyaya Bakışımız
Din ile dünya arasında aslında çıkış kaynağı itibariyle bir zıtlık yoktur
Her ikisi de Allah’ın irade ve emriyle var olmuştur
Bunlardan biri Allah’ın kelam sıfatından, diğeri de kudret sıfatından gelen iki olgudur
Bunlar, çelişme şöyle dursun, tam aksine birbirini destekleyen şeylerdir
Dünyayı Allah’ın isim ve sıfatlarının tecelligâhı, sanat eserlerinin teşhirgâhı olarak görmek, dinî hayatımızın bir parçası olan tefekkür ve tezekkür için kaynak olur
Diğer taraftan ahiretin tarlası olarak baktığımızda da din ile dünya arasında bir zıtlık göremeyiz
Allah’ın rızasına erme ve ahiret yurdunu kazanma, ancak dünyada yaptıklarımıza bağlıdır
Bunun için yapmamız gerekenlerden bir kısmı da kazançlarımızdan Allah’ın emri ve rızası dairesinde sarfetmektir
Bu yönüyle de dünya, dinî hayatımızı destekleyen bir unsur olur
Ama bütün bunlara rağmen dünyanın dini hayatımızla zıtlaşan bir tarafı var ki, bu da onun çekiciliğine, metaının tatlılığına kendini kaptıran insanı, nefsin ve malın esiri etmesi, onu Allah’tan uzaklaştırmasıdır
Geldiğimiz bu noktada Bediüzzaman Hazretlerinin dünyaya farklı yönlerden bakmak gerektiğini ifade eden şu tespiti gerçekten harikadır: “Dünyanın üç yüzü vardır
Birinci yüzü, Cenab-ı Hakk’ın esmasına bakar; onların nukûşunu gösterir, mana-i harfiyle, onlara ayinedarlık eder
Dünyanın şu yüzü, hadsiz mektubat-ı Samedaniyedir
Bu yüzü gayet güzeldir, nefrete değil, aşka layıktır
İkinci yüzü, ahirete bakar; ahiretin tarlasıdır, Cennetin mezrasıdır, rahmetin mezheresidir
Şu yüzü dahi, evvelki yüzü gibi güzeldir; tahkire değil, muhabbete layıktır
Üçüncü yüzü, insanın hevesatına bakan ve gaflet perdesi olan ve ehl-i dünyanın mel’abe-i hevesatı olan yüzüdür
Şu yüz çirkindir
Çünkü fanidir, zaildir, elemlidir, aldatır
İşte hadiste varid olan tahkir ve ehl-i hakikatin ettiği nefret, bu yüzdedir
” (Sözler, s
862-863, Şahdamar yay
)
Bu bakış açısından baktığımızda dünya, zikredilen ilk iki yüzüyle dinî hayatımızı takviye eden bir menba, bir tefekkür ve tezekkür alanı, ahirete yönelik amellerimiz için bir tarla iken; bizleri yaşama zevkine gark eden, heveslerimize hitap eden yüzüyle Yüce Yaratıcı’yla alakamızı kesen bir perdedir
Burada problem, dünya malına sahip olma değil, sahip olduklarımızın kölesi olmaktır
İslâm açısından insanın meşru olan şeyleri sevmesi ve elde etmesinde mahzur yoktur
Nitekim “İnsanlardan kimileri vardır ki, Allah’tan başka şeyleri Allah’a denk tutarlar da onları Allah’ı sever gibi severler
İman edenler ise en çok Allah’ı severler…” (Bakara, 2: 165) ayetinin penceresinden baktığımızda da sevmesi makul ve meşru şeyleri sevmekte mahzur olmadığı gözüküyor
Kur’ân bunları sevmeyin diyerek fıtrata muhalefet etmiyor
İnsan fıtratına dünyaya karşı konulmuş olan sevgi ve ilginin, hayatın devam etmesi açısından temel bir görev icra ettiği de malumdur
Ancak mü’minlerin onları Allah için sevmesi elbette ki daha iyidir
O zaman sevaplı bir amel etmiş olur
Kur’ân onların sevgisinin Allah sevgisinin önüne geçmemesini, yerini almamasını istiyor
Çünkü sevgide malı, makamı, kısacası dünyayı önceleyen insan onun emrine girer, nefsinin ve tutkularının esiri olur
Kur’ân’ın istemediği işte budur
Mevlana Hazretleri’nin deyimiyle mal insan için gemiyi yüzdüren su gibi olmalıdır, ama içine girmemelidir
Çünkü içine girdiğinde gemiyi batıran da aynı sudur
Dünya sevgisi de insanın manevi hayatını batırır
Yine “Allah’ın sana verdikleriyle ahiret yurdunu kazanmaya bak, bu arada dünyadan da nasibini unutma, Allah sana ihsan ettiği gibi sen de ihsanda bulun
” (Kasas 28/77) ayeti çerçevesinden baktığımızda, Rabbimizin (c
c
), bizlere bahşettiği dünyalıkları, ahireti kazanma istikametinde sarf etmemizi, Kendi yolunda harcamamızı istediğini görüyoruz
Şu hadis-i şerif de bize bu konudaki ölçüyü veriyor
Efendiler Efendisi (s
a
s
), “Salih adam için salih mal ne güzeldir
” (Ahmed b
Hanbel, Müsned, IV, 194) buyurmaktadır
Bu hadis, salih adamın dünya malıyla ancak iyilik yapacağını bildiriyor
Şüphesiz ki, Kur’ân ve hadisin konuyla ilgili söyledikleri Müslümanlar için zihin inşasının temel taşlarıdır
Mü’minlerin hayatı bu inşa üzerine kuruluyor
Kur’ân’ın maksadı, zihinlerdeki değer yargılarını doğru bir zemine oturtmak, insanı gelip geçici ve aldatıcı bir geçimlik olan dünya hayatının fevkine çıkarmak, onu dünyanın çekim alanının ötesine geçirmektir
Zihni böyle inşa etmeden mü’mince bir hayat yaşamalarını sağlamak mümkün değildir
Dünyevileşme Tehlikesi
Her toplumsal harekette, her içtimai oluşumda başlangıçlar daima heyecanlı olur
O hareketin mensupları, o topluluğun tâbileri önceleri heyecan ve aksiyonlarıyla işin içinde bulunurken ilerleyen zamanlarda bu heyecan yavaş yavaş yitirilir, aksiyon kaybolur
Önceleri sıkıntılar çekilir, sonra yavaş yavaş dünyanın kapıları kendilerine açılmaya başlar
Sıkıntılı dönemlerde kardeşlik ve samimiyet üzerine kurulan ilişkiler yerlerini menfaat paylaşımına göre tanzim edilen ilişkilere bırakır
Bağlılıkta zayıflama, değerlerde sapma meydana gelir
Nitekim Müslümanlık içinde ömür geçirmiş ya da kendini dine imana hizmet etmeye adamış nice insanların veya toplulukların ilerleyen zamanlarda hiç de ilk başladıkları gündeki duygularını yaşatamadıklarını, o dönemde kazandıkları safiyane hayat tarzlarını koruyamadıklarını müşahede etmekteyiz
Bunlar aslında baş aşağı gidişin göstergeleridir
İslâm’dan önceki din mensupları bu süreci yaşamışlardır
Bunun bir örneğine Kitab-ı Mukaddes’te rastlıyoruz
Yahudilerin Büyük İskender’in sultası altında yaşadığı dönemden bahsedilirken, o devirde yönetimi elinde bulunduran bir başkâhinin, eğlence yerleri, oyun alanları yaptırarak dindarları nasıl süfli arzularını tatmine alıştırdığı, din adamlarının bile ibadet ü taatı bırakıp oralara oyunları seyretmek için nasıl koşuşturdukları ve böylece dinî hayatı nasıl yozlaştırdığı anlatılmaktadır (II
Makkabeler, 4/10-14)
Kur’ân-ı Kerim’in de, geçmiş peygamberleri ve onların Allah’a karşı kulluklarını hakkıyla yerine getiren ümmetlerini anlattıktan sonra, “Onların peşinden namazı zayi eden, şehvetlerine tâbi olan bir nesil gelir ki, onlar azgınlıklarının cezasını göreceklerdir” (Meryem, 19/59) ayetiyle onlardan sonra gelen nesillerin dünyevileşme serüvenine temas ettiğini görüyoruz
Bu ayet dünyevileşmenin ilk iki basamağına işaret ediyor
Birincisi başta namaz olmak üzere ibadetleri terk etmek, ikincisi ise süfli arzulara tabi olmaktır
Kuran’ın bu söylediği, sadece geçmişler için söz konusu olan bir durumu haber vermekten ibaret değildir
Bu aynı zamanda gelecek nesiller için de aynı tehlikenin var olduğuna dair bir uyarıdır
Yani bu tehlike, Hz
Muhammed (s
a
s
) ümmeti için de söz konusudur
Allah Resulü (s
a
s
) ümmeti için bu mevzudaki endişesini şu hadisleriyle dile getirmektedir: “Korktuğum şeylerden birisi de benden sonra size dünya nimet ve zinetlerinin açılması (sizin de onlara gönlünüzü kaptırmanızdır
)” (Buhari, Zekat, 47; Müslim, Zekat 121-122) Hz
Ebu Bekr’in (r
a
) anlattığı şu hâdise de Müslümanların dünyevileşme illetine maruz kalacaklarını haber vermektedir
Bir defasında Hz
Ebu Bekr (r
a
) içecek bir şey istemiş ve kendisine su ile bal ikram edilmişti
Bunları görünce o kadar çok ağladı ki, yanındakileri de ağlattı
Neden ağladığı sorulunca da şunları anlattı: “Ben bir gün Resul-i Ekrem Efendimizi (s
a
s
) elleriyle sanki görmediğim birini itiyormuş gibi yaparken gördüm
‘Yâ Resulallah ne yapıyorsunuz diye sordum
’ O da buyurdu ki, ‘Ey Ebu Bekir, dünya temessül etti ve bana kendini kabul ettirmek istedi, ama ben kabul etmedim, ellerimle ittim, git
’ dedim
Döndü dedi ki, sen kendini benden kurtardın ama senden sonra gelenler kurtaramayacak
” (Hakim, Müstedrek, IV, 344) İşte Hz
Ebu Bekir’in korkusu da dünyanın kendisini kabul ettirdiği kimselerden olmaktı ve bu sebeple ağlamıştı
Bu konuda zikretmemiz gereken başka bir hadise de şudur: Cizye tahsili için gittiği Bahreyn’den Ebu Ubeyde b
Cerrah’ın mühim mallarla döndüğünü haber alan Ensar’ın sabah namazını Efendimizle birlikte kılmak için geldiklerinde onlara söylediği sözler de yine Efendimiz’in ümmeti için en çok korktuğu şeyin dünyevileşme olduğunu göstermektedir
Namazdan sonra onlar huzuruna çıktıklarında şöyle demişti: “Öyle zannediyorum ki Ebu Ubeyde’nin bir şeyler getirdiğini haber aldınız
Sevinin ve ileride sizi sevindirecek şeyler bekleyin
Vallahi ben bundan sonra sizin hakkınızda fakirlikten korkmuyorum
Aksine sizden evvelki ümmetlerin önüne dünyalıklar serilip birbiriyle yarıştıkları ve onları helak ettiği gibi sizin önünüze de serilip çekişmenizden ve sizi de helak etmesinden korkuyorum
” (Buhari, Cenaiz 72; Menakıb 25; Müslim, Fezail 30-31) Efendimiz bu tehlikeye şu rivayette aktarılan sözüyle de dikkat çekmektedir
Hz
Peygamber (s
a
s
), “Yakında milletler, yemek yiyenlerin (başkalarını) çanaklarına (sofralarına) davet ettikleri gibi size karşı (savaşmak için) birbirlerini davet edecekler
” buyurunca bir sahabî, “Bu, o gün bizim azlığımızdan dolayı mı olacak?” diye sorar
Rasûlüllah (s
a
s
), “Hayır, aksine siz o gün kalabalık, fakat selin önündeki çerçöp gibi zayıf olacaksınız
Allah, düşmanlarınızın gönlünden sizden korkma hissini soyup alacak, sizin gönlünüze de vehn atacak
” cevabında bulunurlar
Bir başka sahabî, “Vehn nedir ya Rasûlellah?” diye sorunca da, “Vehn, dünyayı sevmek ve ölümü kötü görmektir
” buyururlar (Ebu Davud, Melahim 5)
İşte zikrettiğimiz ayet ve naklettiğimiz hadisler, dinî hayatta zirveye ulaşan tabakalardan sonra peşlerinden gelen nesillerden bir kısmının manevi değerleri yitirip, şehvetlerinin esiri olacaklarını haber vermektedir
Ancak bu ifadeler sadece bir haber vermeden ibaret olmayıp, aynı zamanda bu tehlikeye dikkat çekme anlamına da geliyor
Kur’ân’ın meseleye dikkat çekmesi ve Hz
Peygamber’in bu kadar tahşidatta bulunmasının sebebi, girilen bu yolun sonunun küfre kadar uzanmasıdır
Nitekim Kur’ân bazı kimselerde dünya sevgisinin ahirete nazaran ağır basması sebebiyle küfre düştüklerinden bahseder (bkz
İbrahim, 14/3; Nahl, 16/105-107)
Mü’minler böyle bir duruma düşmemek için tedbir almalıdır
Tedbir almanın en iyi yolu da Kur’ân’ın ve Hz
Peygamber’in sözlerine kulak vermek, bu mevzuda yazılıp çizilenlerle zihnimizde oluşan fikrî urları, kalbimizde meydana gelen kötü meyilleri, bu meyillerden meydana gelen manevi kirleri temizlemektir
Dünyanın Hakikati
Dünyanın güzellikleri başını döndürse ve insan bir yanılgı eseri kendini dünyaya kaptırsa, esir ve zebunu olsa da onun hakikatini görmemizde bize yardımcı olacak, önümüze ışık tutacak Kur’ân ve Hz
Muhammed (s
a
s
) gibi iki nurlu rehberimiz ve bunların arkasından giden ulemamız var
Bu rehberler bize hak ve hakikati göstermekte, gerçeği görmemize yardımcı olmaktadır
Şimdi dünyanın hakikatte ne olduğuna dair Kur’ân’ın ve Hz
Peygamber’in (s
a
s
) söylediklerine bakacağız
Kur’ân-ı Kerim şu ayetleriyle dünya hayatını bir oyun olarak nitelemekte, gerçek hayatın ise ahiret hayatı olduğunu bildirmektedir: “Düşünseler şunu da anlarlardı ki: bu dünya hayatı geçici bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir ve ebedî âhiret diyarı ise, hayatın ta kendisidir
Keşke bunu bir bilselerdi!” (Ankebut, 29:64) “İyi bilin ki dünya hayatı, bir oyundur, bir oyalanmadır, bir süstür
Kendi aranızda karşılıklı övünme, mal ve nesli çoğaltma yarışıdır
” (Hadid, 57/20) Kur’ân’ın dünya hayatı hakkında yaptığı oyun ve oyuncak benzetmesi çok anlamlıdır
Bu, çocukların oyuncaklarıyla oynamalarını ya da kendi aralarında kurup oynadıkları oyunları hatıra getirmektedir
Nasıl ki çocuklar, oyun kurduklarında veya oyuncakları olduğunda sevinirler, oyunları bozulduğunda veya oyuncakları kırıldığında üzülürlerse, büyükler de dünyalıklarıyla oyalanıp haz alır, bunlara bir zarar geldiğinde veya ellerinden çıktığında ise üzülüp mahvolurlar
Kur’ân-ı Kerim yine şu ayetleriyle dünya hayatının bir süsten ibaret olduğunu anlatmakta, geçiciliğini dile getirmektedir: “Nefsani arzulara, (özellikle) kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere karşı düşkünlük insanlara çekici kılındı
Bunlar, dünya hayatının geçici menfaatleridir
Halbuki varılacak güzel yer, Allah’ın katındadır
(Resulüm!) De ki: Size bunlardan daha iyisini bildireyim mi? Takva sahipleri için Rableri yanında, içinden ırmaklar akan, ebediyen kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve (hepsinin üstünde) Allah’ın hoşnutluğu vardır
Allah kullarını çok iyi görür
” (Âl-i İmran, 3: 14-15; bkz
Kehf, 18: 46)
Bu ayetler dünyevi zinetlerin sonsuzluk terazisindeki ağırlıklarını ve hak ettikleri değeri gösteriyor, daha fazlasını değil
Terazinin bir kefesinde dünya nimetleri ile onların kıymetsizliği, diğer kefesinde ahiret hayatı, onun ciddiyeti ve ağırlığı
Dolayısıyla dünyevi şeyler gerçek değer yargısı olamaz ve insanlar bunlara göre değerlendirilemez
Ahiret için kalıcı olan ve Allah katında değeri olan şeyler, iyi sözler, güzel davranışlar ve salih amellerdir
(S
Kutup, Fî Zılâl, VI, 3491) Günlük hayatta insanlar gönüllerini mala, makama bağlıyorlarsa bilmelidirler ki, bunlar yeşilliklerin sararıp solması, kuruyup çerçöp olması gibi zail olmaya mahkûmdur
Ama ne yazık ki insanoğlu bu geçici güzelliklere kolayca kanıyor, çabucak aldanıyor ve bunlarla kendini güçlü hissediyor
Kur’ân-ı Kerim bir başka benzetmeyle dünya hayatını, yağmurlarla yeşeren, sonra da kuruyup çerçöp haline gelen yeryüzüne benzetmektedir: “İyi bilin ki dünya hayatı, bir oyundur, bir oyalanmadır, bir süstür
Kendi aranızda karşılıklı övünme, mal ve nesli çoğaltma yarışıdır
Tıpkı o yağmura benzer ki bitirdiği ürün, çiftçilerin hoşuna gider
Ama sonra kurur, sen onu sapsarı kurumuş görürsün
Sonra da çerçöp haline gelir
İşte dünya hayatı da böyledir
Âhirette ise kâfirler için şiddetli bir ceza, mü’minler için ise Rab’leri tarafından bir mağfiret ve rıza! Evet, dünya hayatı bir aldanma metaından başka bir şey değildir
” (Hadid, 57/20; benzeri anlatımlar için bkz
Yunus, 10/24 Kehf, 18/45)
Dolayısıyla Kur’ân, mahiyeti zail olmak, kuruyup gitmek olan dünya hakkında insanlara, “Dünya hayatı sizi aldatmasın
” (Fatır, 35/5) ikazı yapmaktadır
Bu ayette ince bir anlatımla aslında kâfirlerin dünya hayatına düşkün oldukları anlatılmaktadır
Ayette geçen, “Bu bir yağmurdur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider” ifadesinde “çiftçiler” anlamında “küffar” lafzı kullanılmıştır
Küffar, kâfir kelimesinin çoğuludur
Kâfir, örten demektir
Çiftçiye kâfir denmesi de, toprağı kazıp, tohumu atıp üstünü toprakla örtmesinden dolayıdır
Burada kâfir kelimesinin kullanılmasında tevriye sanatı vardır
(Kutup, Fî Zılâl, VI, 3491) Burada âdeta, ektiği ekinin gür çıkması çiftçileri sevindirdiği gibi, dünyalıklarının bol olması da kâfirleri sevindirir denmek istenmiştir
Bu anlatım yoluyla onların dünya hayatına düşkünlükleri kınanmış, sanki dünya metaıyla sevinme, kâfir sıfatı olarak anlatılmış olmaktadır
Allah Resulü’nün (s
a
s
) de dünya hayatına meyletmeyi kötülediğini, sık sık dünyaya bel bağlamamak gerektiğini vurguladığını görmekteyiz: “Altına, gümüşe, kumaşa, elbiseye kul olanlar helak olsunlar
Zira onlara verildiğinde razı olurlar, verilmezse olmazlar
” (Buhari, Cihad 70); “Hidayete erip Müslüman olana ve yeterince bir miktar ile hayatını sürdürene müjdeler olsun” (Tirmizi, Zühd 35) buyururlar
Hakikat yolcusu için bunlar, yolu aydınlatan ne güzel tavsiyelerdir!
Bediüzzaman Hazretleri dünya metaına bağlanmanın insan üzerinde meydana getirdiği olumsuz etkiyi, vak’a-yı hayaliye olarak nitelediği fikrî bir seyahatinde müşahede ettiği şu çarpıcı misalle anlatmaktadır: Dünya malına gönül bağlamak, bir trene binmiş seyahat eden adamın durumuna benzer
Tren yolunun etrafında güller, çiçekler bulunmaktadır
Adam tren yolu etrafında bulunan güllere pencereden el uzatıyor ve koparıp kendine almaya çalışıyor, ama güllerin dikenleri de adamın eline batıyor, yırtıp kanatıyor, ona acı veriyor
İşte dünya metaına gönül bağlamak buna benzer
(Sözler, s
424-425)
Bu temsilde de anlatıldığı gibi her ne kadar dünyanın güzellikleri insanı kendine çekip dünyevileştirse de, bu lezzetler peşinden bir takım elemleri de beraberinde getiriyor
İnsan ona tamah edip sahip oluyor, ama ondan ayrılmak, onları kaybetmek ya da onlara gelen hasar ve zararlar insanın içini kanatıyor, acı veriyor
İnsan bir taraftan dünyaya meylederken, diğer taraftan onun kendisini tam olarak tatmin etmediğini görüyor ve kendini âdeta deniz suyu içmiş gibi hissediyor
Bir de menfaat paylaşımında, makam, mansıp işgal etmede, insana çok acılar çektiren bir kavga ortaya çıkıyor
Zira herkes bir şeyler elde etmek, sosyal statü kazanmak, bunları korumak derdine düşüyor ve hiç kimse bu paylaşımda en küçük pay benim olsun istemiyor
Herkes büyük paylara göz diktiğinden insanlar birbirlerine düşüyor
Zikrettiğimiz ayet ve hadislerde dünyanın kötülendiğini, ondan uzak durulması gerektiğini öğütlediklerini görüyoruz
Bunun sebebi, şüphesiz ki dünyanın insanda meydana getirdiği olumsuz etkidir
Bu olumsuz etki, insanın fıtratındaki doyumsuzlukla birlikte sosyal hayatın ürettiği bakış açıları ve düşünce kalıplarıyla dünya ile irtibat kurduğunda ortaya çıkıyor
Zira insan bu yolla onu, Allah’a kullukta ve ahireti kazanmada vasıta olmaktan çıkarıp gaye haline getiriyor, bütün mesaisini ona sarf ediyor
Böylelikle baş aşağı gitmeye başlıyor
İslâm’ın altın çağı diyebileceğimiz sahabe asrından sonra Müslüman toplumlarının nasıl bir dünyevileşme süreci yaşadığını ve kurulan devletlerin bu yüzden sukut ettiğini, tarih kitaplarından okumaktayız
Günümüzde de hayata perestiş etmenin, yaşama zevki içine düşmenin, Müslümanların başına nasıl bir balyoz gibi indiğini, boyunlarına bir kement gibi geçtiğini, insanı yücelten duygular üzerine oturmuş bir dev haline geldiğini ve onları içten içe çürüten bir maraza dönüştüğünü (F
Gülen, “Hayat Tutkusu”, Sızıntı, Aralık 1981) her gün esefle seyretmekteyiz
Bu girdabın içine düşenlerin nasıl, yaşadıkları gibi inanmaya başladıklarını, kendi durumlarını meşrulaştırmak için nasıl çırpındıklarını, çırpındıkça nasıl battıklarını görüp durmaktayız
Sonuç
Kur’ân ve Hadis nazarında dünyanın, cazibedarlığıyla insanı aldatan, Allah’tan alıkoyan bir yanı olduğu ve bundan dolayı da kötülendiği görülmektedir
Bu mutlak değil, sadece alaka kurma biçiminden kaynaklanan itibarî bir kötülüktür
İnananların işine yarar
Mü’min, bir tarafta kendisini davet eden dünya metaı, diğer tarafta ise bu metaın faniliğini ve çirkinliğini telkin eden dinî öğütler arasında sürekli bir gerilim yaşar
Ama yaşadığı gerilim, insanın aleyhine değildir
Zira bu, insanın nefsiyle mücadele edeceği bir alan ve imtihan edildiği pozisyonlardan biridir
Dünyanın çekiciliği ve tatlılığını bildiren hadislerinde Peygamber Efendimiz (s
a
s
), bu durumun insan için bir imtihan vesilesi olduğunu da beyan etmektedir (Müslim, Zikir 99)
Dolayısıyla inanan kimseler dünyanın çekiciliğine karşı mücadele vererek Allah katındaki makamlarını yükseltme noktasında bu gerilimden istifade ve dünyevileşmemek için çaba sarf etmeleri gerekir
Bu söylediğimiz, Müslümanların dünyadan tamamen alakasını keseceği anlamına gelmemelidir
İnsanın dünyayı bütün bütün terk etmesi mümkün değildir
Elbette ki ondan faydalanacak ve hayatını sürdürecektir
Zaten Allah (c
c
) ve Peygamber Efendimiz (s
a
s
) bizden bunu istemiyor
Biz de onu kesben terk edemeyeceğimizin şuurundayız, o zaman bize bir şık kalıyor; kalben terk etmek
Bu en azından dünyevileşmemize giden yolu tıkayacak, kazançlarımızı Yüce Yaratıcı’nın yolunda, dinî, millî değerler uğrunda harcama imkânı verecektir
Zira kalben terk etmeyen kimsenin Allah yolunda infak etmesi imkânsızdır
Kalbimizde ona yer verdiğimizde kendimizi ona kaptırıp dünyevileşme riskimiz yükselmektedir
Dünyevileşme Müslümanlar için mühim bir âfettir
Hem öyle bir âfet ki, tıpkı ateşin odunu için için yakıp kül etmesi, pasın demiri yiyip tüketmesi gibi, onları içten içe çürüten bir âfet
Müslümanlar bu felaketin farkında olmalı, Kur’ân ve Hadisin ikazlarına, ulemanın uyarılarına kulak vermeli, paçalarını dünyaya kaptırmamalıdır
Dantel
Mumsema
Frmacil
07-09-2007
#
2
Profil Bilgileri
bursalomer
--->: Dini Hayatı Kemiren Tehlike: DÜNYEVİLEŞME
çok doğru söylüyorsun kardeş sana katılıyorum
08-09-2007
#
3
Profil Bilgileri
P.Alemdar
--->: Dini Hayatı Kemiren Tehlike: DÜNYEVİLEŞME
sen de sagol kardeş bana ileti yazıyosun
Tags
:
dini
,
dunyevilesme
,
hayati
,
kemiren
,
tehlike
Dini Hayatı Kemiren Tehlike: DÜNYEVİLEŞME ile ilgili Benzer Konular
255 Kez Görüntülendi
Dini Avatar, Dini Avatarlar Dini Avatar arşivi İslami avatarlar, camii avatarları
(İslami) Dini Avatarlar
En güzel Dini Nickler - Dini Msn Nickleri
En Güzel msn nickleri
Kravatını kemiren lider
Yurt Dısı Haberler
Klavyelerdeki Tehlike ...!!!
Sağlık Haberleri
gorevimiz tehlike:D:D
Komik Resimler
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
08:48
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552
553