FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
Eğitim Bölümü
>
Kültür-Sanat
>
İslam Tarihi
HICRET
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
Bize Ulaşın
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
HICRET ile ilgili Benzer Konular
257 Kez Görüntülendi
Hicret - AnLamı
Tatlı Sözlük
Hicret
Siyer
Habeşistana Hicret
Siyer
Hicret ile ilgili ayetler - Hicret Ayetleri
Kuran'ı Kerim
Hicret Yolu
Dini Sohbet
Akabe Bey'atlari
|
Medine DÖnemi
Konu Araçları
26-02-2007
#
1
Profil Bilgileri
TUANA
HICRET
HICRET başlıklı yazı Mumsema HICRET Forum Alev
HICRET
Bir yerden baska bir yere göç etmek
Hz
Peygamber (s
a
s) ve ashabinin Islâm devletini kurmak üzere Mekke'den Medine'ye göç etmeleri
Rasûlullah Mekke'de teblig görevini sürdürürken Kureysliler de inkârlarinda diretiyorlardi
Peygamberimiz teblig görevini Mekke'nin disina tasirmak istiyordu
Bu nedenle Taif'e gitti
Tâifliler de Kureysliler gibi inkârcilikta direnmisler ve Peygamberimizi tasa tutmuslardi
Peygamberimiz onlarin bu cahilce hareketleri karsisinda yilmamistir
Özellikle hacc mevsiminde Mekke disindan gelen insanlarla görüs üyor onlara Islâm'i anlatiyordu
Peygamberimiz bir gün Akâbe mevkiinde Medineli alti ki si ile karsilasti
Onlara Ku r'ân okudu ve Islâm'a davet etti
Medineliler Peygamberimizle konustuktan sonra durumu kendi aralarinda degerlendirdiler
"Yahûdilerin gelecegini bildikleri ve kendisiyle bizi korkuttuklari peygamber bu olmasin" dediler
Yahûdilerden önce müslüman olmanin geregine inanip müslüman oldular
Medine'de bulunan Yahudiler bir Peygamber'in gelecegini biliyorlardi
Medinelilerle aralan açilan Yahudiler onlara "Bir Peygamber gönderilmek üzeredir
O Peygamber gelince biz ona tabi olacagiz, Irem ve Âd kavimleri gibi sizin kökünüzü
kaziyacagiz" diyorlardi
Akabe'de Müslüman olan Medineliler memleketlerine gittiklerinde bu durumu yakinlarina aktardiktan bir yil sonra, daha önceki Müslümanlarla birlikte on iki kisilik bir topluluk Hacc için Mekke'ye geldi
Bunlar Peygamberimizle görüstü ve "hirsizlik yapmamak, zina etmemek, çocuklari öldürmemek, iftira etmemek, Allah ve Rasûlüne muhalefette bulunmamak hususunda" peygamberimize söz verip bey'at ettiler
Peygamberligin onüçüncü yilinda Medineli müslümanlardan yetmis iki kisilik bir grup hacc için Mekke'ye geldiler
Peygamberimizle Akabe mevkiinde görüsmek üzere toplandilar
Hz
Peygamber (s
a
s), amcasi Abbas'la birlikte Akabe'ye geldi
Abbas henüz müslüman olmamisti
Ebu Talib'in vefatindan sonra peygamberimizle daha çok ilgilenmeye baslamisti
Bu ilgi kabile bagindan ileriye gitmiyordu
Toplantida ilk konusmayi Abbâs yapti; "Ey Hazrec toplulugu, bu benim kardesimin ogludur
Benim yanimda insanlarin en sevgilisidir
Siz onu tasdik ediyor onun getirdiklerine inaniyor ve kendisini alip götürmek istiyorsaniz, sizden bu hususta beni tatmin edici bir söz almak isterim
Siz ona vereceginiz sözü yerine getirebilecek ve kendisini muhaliflerinden koruyabilecek misiniz? Bunu geregi gibi yaparsaniz ne iyi; yok eger Mekke'den çiktiktan sonra kendisini yardimsiz birakacak rüsvay edecekseniz simdiden bu isten vazgeçiniz, onu birakimi
Yine kavmi arasinda ve yurdunda izzet ve serefiyle korunmus olarak yasasin
"
Hz
Abbas'tan sonra Hz
Peygamber (s
a
s) konustu
Bundan sonra Medineli müslümanlar düsüncelerini söylece açikladilar: "Allah'tan getirdiklerine bilerek ve inanarak sana bey'at ediyoruz
Biz, Rabbimiza bey'at ediyoruz Allah'in kudret eli ellerimizin üzerindedir
Kendimizi, ogullarimizi, kadinlarimizi esirgeyip korudugumuz seylerden seni de, esirgeyip koruyacagiz
Eger bu ahdimizi bozarsak, Allah'in ahdini bozan, yaramaz, bedbaht insanlar olalim
Ya Rasûlallah! Biz ahdimizde sadikiz"
Peygamberimiz iki sart ileri sürdü, "Rabbim için sartim: O'na hiç bir seyi ortak kosmamaniz yalniz O'na ibadet etmeniz, kendinizi, çocuklarinizi, kadinlarinizi esirgeyip korudugunuz seylerden, beni de esirgeyip korumanizdir" buyurdu
Medineliler: "Böyle yaptigimiz zaman bizim için ne var" dediler
Allah Rasûlü de: "Cennet var" buyurdular
Medineliler "bu kârli alis veristir" deyip Allah Rasûlüne bey'at ettiler
Mekke müsrikleri Akabe bey'atlariyla ilgili haberi alinca Allah Rasûlünü Mekke disina çikarmamak için önlemler almaya basladilar
Bir müddet sonra peygamberimiz müslümanlarin Medine'ye hicret etmelerine izin verdi
Ilk olarak Cahsogullari hicret ettiler
Bunlardan sonra Hz
Ömer hicret için önce silahini kusandi, Kâbe'yi tavaf etti
Çevrede bulunan müsriklere de hicret etmekte oldugunu bildirdi
"Anasini aglatmak karisini dul birakmak isteyen varsa beni izlesin" diyerek büyük bir grup sahabe ile birlikte hicret etti
"
Hz
Ömer'den sonra Hz
Hamza ve diger müslümanlar hicret ettiler
Hz
Ebû Bekir de hicret etmek istiyordu ancak, Peygamberimiz ona "acele etme, belki Allah sana bir arkadas bulur" diyerek beklemesini söyledi
Bunun üzerine Hz
Ebu Bekir iki deve satin alip, hicret edecegi günü beklemeye basladi
Kureysliler müslümanlarin Medine'de tutunduklarini görünce telasa düstüler
Peygamberimizin hicretine engel olabilmek için Darü'n-Nedve adi verilen meclis binasinda toplandilar
Çesitli fikirler ve düsünceler ileri sürerek sonuçta Ebû Cehil'in düsüncesinde karar kildilar
Ebu Cehil, her kabileden bir delikanlinin seçilmesini, bunlarin hep birlikte Peygamberimizi öldürmelerini teklif etti
Böylece Abdi Menâçogullarinin bütün kabilelerle çarpisamayacagini, kan davasindan vazgeçeceklerini bildirdi
Onlar bu tip hileler düsünürlerken Peygamberimiz Hz
Ebû Bekir'in evine vardi
Allah'in kendilerine hicret iznini verdigini bildirerek yol hazirliklarina baslanildi
Mekkelilere ait bazi emanetlerin sahiplerine teslim edilmesi ve müsrikleri yaniltmak amaciyla Hz
Ali'ye Peygamberimizin evinde kalmasi emredildi
Gecenin geç vaktinde müsrikler Peygamberimizin evini kusattilar
Allah Rasûlü Kur'ân okuyarak Allah'a siginmis böylece müsriklerin arasindan görünmeden geçmistir
Bir müddet sonra müsrikler Peygamberimizin yataginda yatanin Hz
Ali oldugunu görünce hayrete düsmüs ve tuzaklarinin bosa gittigini anlamislardir
Rasûlullah (s
a
s) Hz
Ebu Bekir'le birlikte Sevr Dagi'na dogru yol alip Hira magarasina gizlendiler
Bu dag Medine tarafinda degil, Cidde tarafinda Mekke'nin kuzey batisinda yer aliyordu
Müsrikleri sasirtmak için de böyle bir yola basvurulmustu
Müsrikler hz
Ali'yi ve Hz
Ebû Bekir'in kizi Esma'yi sikistirmis fakat bir sey ögrenememis lerdir
Iz sürenleri yanlarina aldilar; dag, tepe demeden her tarafi aradilar
Bir ara magaranin agzina kadar geldiler, magaranin önüne bir güvercinin hemen Rasûlullah'in oraya girmesinden sonra yuva yaptigini, örümcegin ag örttügünü görünce Allah Rasülünün magarada gizlenmesinin mümkün olabilecegini düsünemediler
Elleri bos olarak geri döndüler
Hz
Peygamber (s
a
s) ile Hz
Ebu Bekir bu magarada üç gün kaldilar
Hz
Ebu Bekir'in oglu Abdullah ve kizi Esma onlara yemek tasidilar
Hz
Ebu Bekir'in çobani da koyunlarini Abdullah'in geçtigi yerlere sürerek izlerini silmeye çalisti
Yol Kilavuzu Uraykit Peygamberimiz ve Hz
Ebubekir'in binecegi develeri getirdi
Peygamberimiz devenin ücretini Ebu Bekir'e ödeyerek yola koyuldular
Yolculukta geceleri yol aliyor, gündüzleri gizleniyorlardi
Kureysliler, Peygamberimizi bütün ugraslarina ragmen bulamayinca saskina döndüler
Onu bulana yüz deve vereceklerini vadettiler
Bu ödül herkesi heyecanlandirdi
Yüz deveye sahip olabilme ümidiyle her tarafi aramaya basladilar
Her yöne haberciler gönderildi
Bu habercilerden birisi de Süraka'nin yurduna gelmisti
Onlar da Allah Rasûlünü bulabilmek ve yüz deveye sahip olabilmek için firsat kolluyorlardi
Bir gün adamin birisi üç kisilik bir yolcu kabilesinin gitmekte oldugunu gördü
Bunu bir toplulukta anlatti
Süraka uyanik bir kimse idi
Adami yaniltmak ve sözü kesmek için onlar falancalardir dedi
Adam da kesin bir sey bilmediginden susmak zorunda kaldi
Bunun üzerine Süraka evine geldi
Atini ve oklarini hazirladi
Belirtilen yöne dogru hizla yol almaya basladi
Süraka kisa bir müddet sonra Peygamberimiz ve Hz
Ebû Bekir'e yetisti
Onlara "bugün seni benden kim kurtarabilir" diye bagirdi
Peygamberimizin duasiyla Süraka'nin atinin ön ayaklari kuma gömüldü
Böylece Allah bu kutsî Medine yolculugunda Rasûlünü yalniz birakmamis ve onu tehlikelere karsi bir kez daha korumustu
Atinin kuma gömülmesi sonucunda gerçegi anlayan Süraka affini rica etti
Peygamberimiz de ona dua ederek affetti
Süraka minnet altinda kalmak istemiyordu
Peygamberimize ikramda bulunmak istiyordu
Peygamberimiz de onun hiç bir ikramini kabul etmek istemedi
Ikraminin kabul edilebilmesi için müslüman olmasinin gerektigini ögrendi ve müslüman oldu
Kureys'in vadettigi yüz deveye sahip olmak isteyenlerden birisi de Büreyd idi
O da kendi kabilesinden yetmis atli ile yola çikmis, Peygamberimize yetismisti
Ancak bütün gayretlerine ragmen muvaffak olamamis sonuçta Büreyd'e Islâm teblig edildi
Büreyd ve yanindakiler müslüman oldular
Büreyd, peygamberimi zin Medine'ye bayraksiz girmesinin uygun olmayacagini düsünerek, basindan sarigini çikardi, mizraginin ucuna bagladi, böylece Medine'ye kadar Peygamberimizin bayraktarligini yapmis oldu
Peygamberimizin Mekke'den çiktigini duyan Medine'deki müslümanlar yollari gözlüyorlardi
Her gün günesin dogumundan önce Harra mevkiine çikiyorlar, sicak bastirincaya kadar bekliyorlardi
Bir gün Yahudi'nin birisi bir isiyle ilgili olarak yüksek bir kuleye çikip etrafi gözetlemeye baslamisti
Peygamberimizin ve arkadaslarinin gelmekte oldugunu gördü
Kendisini tutamayarak heyecanla " ey Arap toplulugu! Iste nasibiniz, devletliniz, beklediginiz ulu kisiniz geliyor" diyerek Rasûlullah'in geldigini onlara haber verdi
Medineliler yollara dökülüp Peygamberimizi karsiladilar
Peygamberimiz burada bir müddet kaldi ve Kuba Mescidi'ni insa ettirdi
Hz
Ali de Kuba'da Rasûlulah'a yetisti
Süheyb b
Sinan da hicret etmek için yola çikmisti
Kureysliler onun yolunu çevirdiler, göndermek istemediler
Süheyb, biriktirdigi bütün serveti Kureyslilere birakmak sartiyla yoluna devam etti
Peygamberimiz bir kaç gün sonra Medine'ye hareket etti
Hareketinden önce Neccârogullarina kendisini Medine'ye götürmeleri için haber gönderdigi de rivayet edilmektedir
Abdulmuttalib'in annesi Neccarogullarinin kiziydi
Dolayisiyla Neccarogullari Abdulmuttalib'in dayilari oluyordu
Neccarogullari Peygamberimizi Medine'ye götürdüler
Halk Peygamberimizi agirlamak için can atiyordu
Allah Rasûlü hiç kimseyi kirmak istemiyordu
" Devenin yolunu açiniz
Nereye çökecegi ona buyrulmustur" diyordu
Deve bos bir araziye çöktü
Peygamberimiz bu araziye akrabalarindan kimin evinin yakin oldugunu sordu
Böylece Neccarogularindan Ebu Eyyûb El-Ensâri'nin evine misafir oldu
Hz
Peygamber (s
a
s)'in Medine'ye gelisi Medineli mü'minleri büyük bir sevince bogdu
Bütün mü'minler, evlerinin d***** çikmis; gençler ve hizmetçiler yollara dökülmüsler "Yâ Rasûlallah! Yâ Muhammed! Yâ Rasûlallah!" diyerek bagiriyorlardi
(Müslim, Sahih, VIII, 237)
Çocuklar ve hizmetçiler, yollarda ve damlarda "Rasûlullah geldi! Allahû ekber! Muhammed geldi! Allahû ekber! Muhammed geldi! Allahu ekber, Muhammed geldi! diyorlar, Habesliler de, sevinçlerinden kiliç kalkan oynuyorlardi (Ebû Davud Sünen, II, 579)
Kadinlar ve çocuklar, hep bir agizdan: "Vedâ tepelerinden dolunay dogdu bize! Allah'a yalvaran oldukça, sükür etmek gerekir halimize, Ey bize gönderilen Peygamber! Sen boyun egmemiz gereken bir emr ile geldin bize" diye siirler okuyorlardi (Semhudî, Vefaü'l-Vefa, I,187, Halebi insanü'l-Uyun, II, 58)
Berâ' b
Âzib: "Peygamber (s
a
s) Medine'ye gelince, Medinelilerin Rasûlullah'a sevindikleri kadar hiç bir seye sevindiklerini görmedim demistir
Enes b
Mâlik de: "Ben, Rasûlullah'in Medine'ye girdigi günden daha güzel, daha parlak bir gün görmedim" der (Ibn Sâ'd, Tabakat, I, 233, 234)
Rasûlullah Medine'ye varinca mü'minlerin her biri kendi evinde agirlamak istediler ve bu konuda yarisircasina hareket ettiler
Rasûlullah'i misafir edebilmek için devesinin önüne geçiyorlardi
Efendimiz onlara "Devenin yolunu açiniz! Nereye çökecegi ona emir buyurulmustur" diyordu (Semhûdî-Vefâü'l-Vefâ, I,183)
TARIHTE HICRET: HZ
IBRAHIM (A
S)'IN HICRETI:
Hz
Ibrahim, kendi kavmine Allah'in dinini anlatmada hiç bir engel tanimamis, Nemrut'un zorbaligina boyun egmemis, bir bir iskencelere maruz kalmasina ragmen yolundan dönmemistir
Fakat O'nun bütün gayretleri bir netice dogurmamis ve toplumunu küfür batakligindan çekip almamistir
Artik netice belli olmustur; kavmi kendi dogrultusunda gitmektedir
Hz
Ibrahim de tevhid üz ere yoluna devam etmektedir
Hz
Ibrahim kavminin iman etmesine imkân ve ihtimal kalmadigini anlarinca, sapiklik ve küfür diyarindan uzak kalmak amaciyla, her seyiyle yalniz Allah'a kulluk edebilmek için hicret etmistir (Elmalili Muhammed Hamdi Yazir, Hak Dini Kur'ân Dili, II, 1437)
Hz
Peygamber (s
a
s) de söyle buyurmustur: "Her kim diniyle bir yerden bir yere hicret ederse, gittigi yer bir kars i yer de olsa Cennet'te Ibrahim ve Muhammed (s
a
s) onun arkadasi olur
"
ASHAB-I KEHF'IN HICRETI:
Batil düzenler, gerçekten Hakk'a inananlara hayat hakki tanimak istemezler
Onlar gerektiginde bütün zulüm mekanizmalarini inananlarin aleyhine çalistirmaktan geri durmazlar
Çünkü, yarasanin isiktan ürktügü gibi, onlar da inananlarin gerçekleri ve mutlak dogrulari gözleri önüne sermeleri böylece kendi menfaatlerinin ortadan kalkmasindan, ilahlik davalarinin sahteliginin ortaya çikmasindan, sömürü çarklarinin durmasindan endiselenirler, korkarlar
Tarih boyunca inananlara zâlim düzenler eliyle yapilan zulüm, baski ve siddetin asil nedeni budur
Bugün yeryüzünün her bölgesinde müslümanlar üzerindeki baski ve terör bundan kaynaklanmaktadir
Kur'ân-i Kerîm Ashab-i Kehf'ten: "Rablerine inanan gençler" (el-Kehf, 18/13) olarak söz etmektedir
Bunun üzerine; "Allah da onlarin hidayetlerini artirmisti"
Ashab-i Kehf'in, kavimleri Allah'tan baska tanrilara taptiklari için onlardan uzaklasmalarini Kur'ân övgüyle anlatmaktadir
Onlar bu davranislariyla dogru yolu bulman ve Allah'in rahmetine kavusmayi gaye edinmislerdi
"
Sunlar, su bizim kavmimiz, Ondan (Allah'dan) baska tanrilar edindiler
Bunlarin üzerine bari açik bir delil getirseydiler ya? Artik yalan yere Allah 'a karsi iftira edenlerden daha zâlim kimdir?" dediklerinde, onlarin kalplerini (sabir ve sebat ile hakka) baglamistik
"
(Birbirlerine söyle demislerdi):
"Madem ki siz onlardan ve Allah'tan baska tapmis olduklarindan ayrildiniz, o halde magaraya (çekilip) siginin ki; Rabbiniz size rahmetinden genislik versin, isinizden de size fayda hazirlasin " (el Kehf,18/ 14,16) Böylece onlar, zâlim bir toplum içinde yasayip, dinlerini açiga vuramamaktansa magaraya çekilip orada inançlarini yasamayi tercih etmisler ve son derece az olduklari için, mevcut düzene karsi duramayacaklarini anlamis bulunuyorlardi
HABESISTAN'A HICRET:
Islâm'in ilk yillarinda, sahabîlerin önemli bir kismina ve özellikle zayif ve kimsesizlere, "Rabbiniz Allah'tir" demeleri nedeniyle sayisiz zulümler uygulaniyor, dinlerinden vazgeçirmeleri için onlara büyük baskilar yapiliyordu
Peygamber Efendimiz, sayilari yüzü bulan sahabiye Habesistan'a hicret etmelerini tavsiye etti
Orada kendilerini himaye edecek iyi niyetli bir hükümdarin varligindan söz etti
Bunun üzerine Habesistan'a iki defa hicret edildi
Mekke o siralarda gerçekten Islâm gibi e ssiz, tevhide dayali yüce bir inanç ve hayat düzenini kabul edenler için agir sartlari bulunan bir ortamdi
Habes istan'da da Islâmî bir düzenin varligindan söz edilemezdi ama
en azindan orada dini hürriyet vardi ve zulüm yoktu
Diger taraftan Islâm ülkesi diyebilecegimiz bir yerin de varligi söz konusu degildi
Henüz böyle bir tesebbüse girebilmek için gerekli sart ve imkanlardan da müslümanlar tamamiyla mahrum bulunuyorlardi
Bu nedenle Dârü'l- Küfr olan Mekke'yi birakip Darü'l-Emin (güven ülkesi)'e göç için bir izin verilmis oluyordu
HICRETIN HÜKMÜ:
Kur'ân'in bir çok âyeti hicretten, hicretin gereginden, hicret edenlerden ve etmeyenlerden
söz eder
Hicretin ne denli önemli olduguna su âyetler gayet açik bir sekilde isaret etmektedir:
"Öz nefislerinin zâlimleri olarak canlarini alacagi kimselere melekler derler ki: "Ne iste idiniz?" Onlar: "Biz yeryüzünde dinin emirlerini uygulamaktan aciz kimseler idik" derler
Melekler de: "Allah'in arzi genis degil miydi? Siz de oradan hicret etseydiniz ya" derler
Iste onlar böyle
Onlarin barinaklari Cehennemdir
O ne kötü bir yerdir
Erkeklerden, kadinlardan, çocuklardan zayif ve acz içinde birakilip da hiçbir Çareye gücü yetmeyen ve (hicret) için bir yol bulamayanlar müstesna" (en-Nisâ, 4/97, 98)
Bu âyetlerin inis sebebi hakkinda Ibn Abbas (r
a) sunu nakletmektedir:
"Peygamber (s
a
s) zamaninda bazi müslümanlar müsriklerle birlikte durup onlarin sayilarinin artmalarina neden oluyorlardi
(savas sirasinda) ok, onlardan bazilarina isabet edebiliyor veya boynu vurulup öldürülebiliyordu
Bunun üzerine bu ayetler nazil oldu
Yine Ibn Abbas (r
a
)'in rivayet ettigine göre; bir kisim Mekkeliler Islâm'a girmi s, fakat müslümanliklarini açiga vurmamislardi
Bedir savasi gününde müsrikler onlari da beraberlerinde savasa götürdüler ve bazilari bu savasta öldü
Müslümanlar bunun üzerine: "Bizim arkadaslarimiz müslüman idiler, savas a zorla sokuldular" deyip, onlara Allah'tan magfiret dilediler
Bunun üzerine bu âyetler nazil oldu" (Ibn Kesîr, Tefsiru'l-Kur'âni'l-Azim, I, 542)
Demek ki mü'minler, bu gibi durumlard a "biz Islâm'i ayakta tutamayacak kadar zayif kimseler idik" demekle kendilerini kurtaramayacaklardir
Çünkü bunlar Islâm'i tamamiyle yasayabilmek için herhangi bir tesebbüste bulunmamislar ve böylece "kendilerine zulm etmislerdir" fakat, gerçekten hicret edemeyecek durumda bulunan zayif kimseler bundan müstesnadir
Bu âyetler, müsrikler arasinda bulunup da dinini ayakta tutamayan herkesi kapsamaktadir
Hicret edebilecek durumda olup da hicret etmeyenlerin, kendi nefislerine zulmetmis olduklari ve bu ayetin hükmüne göre, haram isledikleri icmâ ile kabul edilmis tir (Ibn Kesîr Tefsîr, I, 542)
Bu hüküm kiyamete kadar bakîdir ve genel bir hükümdür
Herhangi bir durum onu, dinini yas ayabilecegi, inancinin gereklerini yerine getirebilecegi Darü'l-Islam'a hicret etmekten alikoymaz
Hanbelî hukukçulara göre bir kimsenin, Darü'l- Harp'te dinini açiga vurup yasayabiliyor bile olsa, müslümanlarin sayisini çogaltmak ve cihada katilabilmek için Dârü'l-Islâm'a hicret etmesi sünnet olur
Hanefi mezhebinde ise küfür diyarindan Islâm diyarina hicret etmek vaciptir
S âfiîlerden el-Mâverdî'ye göre de, müslüman herhangi bir küfür beldesinde dinini açiga vurabiliyorsa, orasi onunla Daru'l-Islâm olmu s olur
Orada durmak, hicret etmekten daha iyidir
Çünkü böylelikle kendisinden baskalarinin,da Islâm'a girmeleri umulabilir
Ancak el-Mâverdî'nin bu görü süyle, konu ile ilgili olarak Darü'l-Harp'ta kalmayi haram kilan ayet ve hadisler arasindaki aykirilik açiktir
Hicret hükmü, Darü'l-Harp'te müslüman olup oradan uzaklasabilecek güçte olan herkes için geçerlidir (es-Sevkânî, Neylü'l-Evtâr, VIII, 28, 29)
Darü'l-Harp'ten hicret etmenin, herhangi bir ma'siyetin is lenmesi veya herhangi bir emrin yerine getirilmemesi veya Islâm devlet baskaninin istemesiyle vacip olacagi konusunda icmâ' vardir (es-Sevkânî, a
g
e
, VIII, 29)
Kisi "ben hicret edecegim ama, gidecegim yer tanimadigim, yabancisi oldugum bir yerdir
Acaba orada geçimimi saglayabilecek miyim? Sonra ne zaman gelecegi bilinmeyen ölüm, beni yolda yakalarsa hicret etmis sayilabilir miyim
" gibi bir takim düsünceleri içinden geçirebilir
Ancak bunlar yersiz düsüncelerdir
Çünkü: "Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek, barinacak bir çok yerler bulur, genislik de bulur
Kim evinden Allah ve Rasûlüne muhâcir olarak çikip da sonra yolda ölürse, onun mükâfati Allah'a aittir (en-Nisâ, 4/1II)
Bu bakimdan ne rizik endisesi ne de "yolda ölüm" düsüncesiyle farz olan hicretten geri kalamaz
Yeryüzü iman-küfür mücadelesinin alanidir
Bu mücadelede kimi zaman iman bazan da küfür egemen olmustur
Mü'minler Islâmî kimliklerini yitirdikleri, imanî zaaflara düs tükleri, Islâmi ilimlerin yeterince tahsil edilmedigi ve cehaletin yayginlas tigi dönemlerde küfür Islâm'a gâlib gelecektir
Islâmî ilimlerin çok iyi bilindigi, Islâm'in yasandigi, imanin kalb atislarinda bile hissedildigi dönemlerde ise kuskusuz Islâm egemen olacaktir
Islâm'in ve küfrün egemenligi ya da seytana zaman zaman firsat verilmesi insanin ve yeryüzünün kanunu hükmündedir
Dolayisiyla mü'minler Islâm'in egemen olmadigi toplu mlarda yasama durumunda kalabilirler
Bundan dolayi hicret zaman zaman gündeme gelebilir
Hicret dönemi asla kapanmaz, Mekke'nin de fethinden sonra hicret gündeme getirilemez; hicret tarihin belirli bir dönemine ait bir olay degildir
Hicret süreklilik arzeder ve kiyamete kadar kaimdir
Mekke'nin fethedildigi gün Abdurrahman b
Safvan (r
a) babasini getirerek, Rasûlullah'a babasinin da hicret sevabindan payini almasini istedigini bildirdi
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz: "Artik hicret yoktur" diye cevap verir
Rasûlullah'i bu konuda yumusatmak amaciyla, amcasi Hz
Abbâs'in yanina gider ve bu konuda kendisine yardimci olmasini ister
Hz
Abbâs
(r
a), Peygamber (s
a
s)'e "Allah askina kabul et" derse de, Hz
Rasûlullah su cevabi verir: " Amcamin yeminini yerine getiririm, ama hicret yoktur" Hadîsin râvilerinden olan Yezid b
Ziyâd: "Halki Islâm'in egemenligi altina girmis bulunan bir yerden hicret edilemez, demek istiyor" diye hadisi açiklamis tir (Ibn Mace Keffâret)
Burada görüldügü gibi Mekke'den hicret etmek artik söz konusu degildir
Çünkü, hicretten maksat gerçeklesmis bulunuyor
Artik Mekke'nin kendisi fethedilmek suretiyle Darü'l-Islâm olmu s ve Islâm'in bütünüyle hayata yansiyacagi bir yer haline gelmistir
Allah'tan baska hiçbir varligin hâkimiyetinden söz edilemeyecektir
Diger bir kisim hadislerde ise, hicretin sürekliliginden söz edilmektedir:
"Kâfirlerle savasildikça hicretin sonu gelmeyecektir (es-Sevkânî a
g
e
, VIII, 27)
"Hicretten sonra hicret olacaktir
Yeryüzünün en hayirlilari, Hz
Ibrahim'in hicretini kendisine örnek alanlardir" (Ebû Davûd, Cihad)
Bu hadislerden anlasildigina göre, Islâm hâkim oldugu bir yerden hicret etmenin farz veya vâcib olmasi söz konusu degildir
Ancak Darü'l-Harb'den Darü'l-Islâm'a hicret etmemin vucûbu kiyamete kadardir
Ebu Bekr Ibnü'l-Arabî: "Hicret, Peygamber (s
a
s) zamaninda farz idi
Kendi dini veya nefsi için korkusu olan herkese farz olarak devam etmektedir
Kesilen hicret Mekke'nin fethinden sonra, Mekke'den Medine'ye olan hicrettir" (es-Sevkânî a
g
e
, VIII, 29) der
Hicretin hayata yansimasinda genel etkenlerden biri de Islâm devlet ba skanidir
Halife, mü'minlerin bir yerden bir yere hicret etmelerini isteyebilir
Mü'minler de buna aymak zorundadirlar
Zira müslümanlar Halifenin Islâm'a muhalif olmayan bütün emirlerine uymak zorundadirlar
Hilafet, Islâm'in bütün hükümlerinin direkt ya da dolayli olarak baglantili oldugu bir müessesedir
Peygamber Efendimiz, bazan büyük kalabaliklari bile hicret edip etmemekle serbest birakmistir
Gönderdigi askerî müfreze (seriyye) kumandanlarina verdigi tâlimât arasinda s unlari da görmekteyiz: "
Onlari Islâm'a davet et
Kabul ederlerse, sen de bunu kabul et ve onlarla sava sma
Sonra bulunduklari yerden muhâcirlerin yurduna hicret etmelerini iste
Bunu yaptiklarinda do muhacirlerin leh ve aleyhlerinde olanin, kendilerinin de leh ve aleyhlerine olacagini bildir
Eger hicret etmeyecek olurlarsa, durumlarinin bedevî müslümanlarin aynisi olacagini onlara bildir
Onlara mü'minlere uygulanan Allah'in hükümleri uygulanacok, ancak müslümanlarla birlikte cihada katilmadikça fey' ve ganimetten pay alamayacaklardi r" (Ibn Kesîr, Tefsîr, III, 329)
Hicretin devlet politikasinda önemli bir yeri olmalidir
Islâm Devleti, durumuna göre hicretle ilgili bir takim düzenlemelere girismek zorundadir
Bu gibi istisnâî durumlarin maksat ve nedenleri arastirildiginda bazi zümrelerin bundan istisna edilmesi de tamamen toplumun iyilik ve hayriyla yakindan ilgilidir
Mesela: Müzeyne, Medine'nin 35 km
uzagindaydi ve yüzlerce savasçiya sahipti
Bunlarin bulunduklari topraklarda birakilmasi, Islâm Devlet topraklarini genisletme maksadini tas iyordu
Bunlarin Islâm ülkesine hicret etmeleri birçok iktisâdî zorluklarin dogmasina neden olacak ve terkedilmis verimli topraklar ve sular, yabancilari ve belki de Islâm düsmanlari tarafindan is gal edilecekti (Muhammed Hamidullah, Islam Peygamberi, II, 277, 278)
Bu bakimdan Peygamber Efendimiz Islâm devleti sinirlarinin genislemesi ve müslümanlarin savas gücünün artirilmasi noktasindan hareket etmis ve duruma göre hicret üzerinde durmustur
Hicretin diger bir amaci da; Islâm devletinin gücünü art tirmaktir
HICRET EDENLER VE ECIRLERI:
Allah (c
c) için yapilan her hareket, tavir ve söz'ün karsiliksiz kalmasi mümkün degildir
Allah için bulundugu yeri, bin bir zorluk altinda terk eden ve bununla Islâm'i daha iyi yasamayi, Allah'a daha mükemmel bir sekilde kullukta bulunmayi amaçlayan bir kimsenin eli bos döndürülmesi düsünülemez
Allah (c
c) Kur'ân-i Kerîm'de, hicret edenlere müjdeler vermektedir:
"Muhakkak iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler, iste onlar, Allah'in rahmetini umabilirler" (el-Bakara, 2/ 219; et-Tevbe, 9/2I)
"Muhacir ve ensardan daha önce iman etmis olanlarla (sonradan) onlara ihsan ile uyanlardan Allah razi olmustur
Ve onlar da Allah (in kendilerine verdigi nimet ve sevap)dan razi olmuslardir
Onlar o cennetlerde ebedî kalicidirlar" (et-Tevbe, 9/1II)
"(Kendilerine) Zulmettikten sonra Allah yolunda hicret edenleri dünyada iyi bir sekilde yerlestirecegiz elbette, ahiretteki ecir (leri) ise daha büyüktür
Keske ölmüs olsalardi" (en-Nahl, 16/41)
Amr b
el-Âs (r
a), Rasûlullah'a kendisinin günahlarinin affedilmesi sartiyla bey'at edecegini söyleyince, Rasûlullah'tan su cevabi aldigini anlatmisti: "Sen Islâm'in kendisinden (yani kisi müslüman olmadan) önce islemis günahlari yok ettigini bilmiyor muydun? Hicretin ve haccin da ayni sekilde (bunlar yapilmadan önce) islenmis günahlari silip süpürdügünü bilmiyor muydun?"
Allah, bütün yeryüzünün ve tüm kâinatin biricik ve mutlak sahibidir
Bütün varlik âlemini insan için yaratan ve onlari insanin emrine veren Allah'tir
Insan ise; kendisine kulluk etmek, Islâm düzenini gerekleriyle birlikte, noksansiz olarak yasamak için yaratilmistir
Bundan yüz çevirenleri cezalandiracak, sudan bahanelerle ibadetten geri kalanlarin mazeretlerini kabul etmeyecektir
Ve bu mazeretler onlari kendi nefislerine zulüm etmis olmaktan" kurtaramayacaktir
Bu konuda Allahu Teâlâ kullarina söyle seslenmektedir:
"Ey inanmis olan kullarim, muhakkak, benim mülküm olan yeryüzü (çok) genistir
O halde (suna buna degil de) yalniz bana ibadet edin (el-Ankebût; 29/56)
Bu ayetin, Islâm'i açikça ya sayamayan Mekkeli, güçsüz bir kisim müslüman hakkinda nazil oldugu bildirilmektedir
Bu ayet, Allah'in inanan kullarina, dinlerini açiga vurup yasayamadiklari bir yerden, onu kolayca yasayabilecekleri baska bir yere hicret etmeleri için bir emirdir
Rasûlullah (s
a
s) söyle buyurmustur: "Memleketler, Allah'in memleketleridir
Kullar da Allah'in kullaridir
Nerede hayir bulursan orada yerle" ( Ibn Kesîr, Tefsirü'l-Kur'âni'l Azim, II,14)
Bütün insanlar Allah'in kuludur ve yeryüzü de Allah'indir, bütün genisligiyle yalniz onundur
Arz bütün insanlari içine alacak kadar genistir
O halde insan bulundugu yerde dininî, bütünüyle Allah'in emirlerini yasayamiyor, bu konuda zorluklarla karsi karsiya birakiliyor, Allah'tan baska her seye ve herkese kul olmasi için zorlaniyor ve bu telkin yapiliyorsa orasi müslümanin yasayabilecegi yer degildir
Yasayabilecegi yeri aramali ve bulmalidir
"Bütün yeryüzü Allah'in olduktan sonra, onun Allah indinde en çok sevileni kullarinin yalniz kendisine ibadet ettikleri yerdir
"
Islâm'da hiç bir sey putlastirilamaz, isterse, bu içinde dogup büyüdügümüz, yakinlarimizin malimizin, ticaretimizin, aci tatli her türlü hatiralarimizin ve daha nice güzel seylerimizin bulundugu yer olsun
Müslüman nerede inancini yasayabiliyorsa, vatani orasidir
"Kisinin bulundugu memlekette yalniz Allah'a ibadet etmek kolay olmaz; dinini açiga vurmakta zorluklarla karsilasir, daralirsa, orada baglanip kalmamali, ibadetlerini serbest yapabilecegi yere gitmelidir
Hicret edip o darliktan genislige çikmak için ne gerekiyorsa yapmak ve Allah'a kulluk etmek mü'minin prensibi olmalidir" (Elmali, U
H
Y
Hak Dinî Kur'ân Dili, V, 3790)
Kaynak: Islam tarihi
Dantel
Mumsema
Frmacil
bir Hafta önce
#
2
Profil Bilgileri
ßyn_Kalpsiz
--->: HICRET
paylaşım için teşekkürler
Tags
:
hicret
HICRET ile ilgili Benzer Konular
257 Kez Görüntülendi
Hicret - AnLamı
Tatlı Sözlük
Hicret
Siyer
Habeşistana Hicret
Siyer
Hicret ile ilgili ayetler - Hicret Ayetleri
Kuran'ı Kerim
Hicret Yolu
Dini Sohbet
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
06:47
.
Sayfalar
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545