FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
Eğitim Bölümü
>
Kültür-Sanat
>
İslam Tarihi
TebÜk Seferi
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
Bize Ulaşın
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
TebÜk Seferi ile ilgili Benzer Konular
216 Kez Görüntülendi
Ujfalusi seferi
Galatasaray
Başkent seferi başlıyor
Beşiktaş
Yermak'ın Sibir Seferi
Türk ve Dünya Tarihi
Cim Bom'un Ankara seferi
Galatasaray
Tebük seferi
Siyer
Ci'rÂne Olayi
|
Tebuk Gazvesinden Dersler
Konu Araçları
27-02-2007
#
1
Profil Bilgileri
TUANA
TebÜk Seferi
TebÜk Seferi başlıklı yazı Mumsema TebÜk Seferi Forum Alev
TEBÜK SEFERI
Hz
Peygamber'in Hicretin dokuzuncu yilinda, Sam'da toplanan kirkbin kisilik Bizans ordusuna karsi çarpismak üzere Medine'den Tebük'e kadar sevkettigi en son ve en güçlü askerî hareket
Tebük arap yarimadasinin kuzeyinde Medine ile Sam'in ortasinda bir yerin adidir
Suyu ve hurmaligi olan bir yerdir
Bu savas yolculugunun son ucu burasi oldugu için "Tebük Gazasi" adi ile anilmistir
Bu seferde savas olmamis fakat en güçlü bir Islâm ordusu techiz edilmis, böylece askerî ve siyasî açidan önemli bir zafer kazanilmistir
Seferin nedeni: Bizans Imparatoru Heraklius'a bir mektup yazan Suriye'li hristiyanlar, Muhammed'in öldügünü, müslümanlarin da kitlik ve yokluk içinde perisan olduklarini, üzerlerine asker gönderilirse, onlari kendi dinine katmanin tam zamani bulundugunu bildirdiler (Heysemî, Mecmau'z-Zevâid, VI, 191)
Bunun üzerine Heraklius silahlandirdigi kirk bin kisilik askeri bir gücü Kubad'in komutasi altinda yola çikardi
Cüzam, Lahm, Gassân ve Âmile adini tasiyan arap kabilelerinin de Rumlarla birlikte hareket edecek!eri haberi Medine'ye ulasti
Zaten Allah'in elçisi kuzey sinirindan güvende degildi
Böyle bir askerî harekât hazirligini ögrenince genel seferberlik ilân etti
Allah'in Resulu diger gazvelerde genellikle seferin nereye olacagini gizli tutarken bu defa Bizans ordusuna karsi bir sefer düzenlenecegini açiklamisti
Çünkü gidilecek yer uzak, havalar sicak ve kurak, düsman güçlü idi
Ordunun buna göre hazirlik yapmasi gerekiyordu
Mekke'den ve diger arap kabilelerinden asker toplamak için de görevliler çikarilmisti
Sicak, kuraklik, kitlik, uzaklik ve güçlü düsman unsurlari bu seferi "güç ve zor bir sefer" haline getirmisti
Bu yüzden seferin rastladigi zamana Kur'an-i Kerim'de "Sâatü'l-usre" (güçlük zamani) denilmis, bu sefere de Kur'an dilinden alinarak "Gazvetü'l usre (zorluk gazâsi)" adi verilmistir
Bu sefere katilan orduya da "Ceysü'l-usre (Güçlük ordusu)" denilmistir (bk
et-Tevbe, 9/117; ez-Zebîdî, Tecrîd-i Sarih, Terc ve Serh, Kamil Miras, 6
Baski, Ankara 1983, X, 4I8, 4I9; Ibn Ishak, Ibn Hisam, es-Sîre, IV, 161; Ahmed b
Hanbel, Müsned, IV, 75; Vâkidî, Megâzî, III, 991)
Hz
Peygamber savas için hazirlik yapilmasini emrettigi zaman mevsimin olumsuzluklari, ürünün hasat zamani olusu ve insanlarin yazin sicaginda agaç gölgesinde oturmayi sevmesi yüzünden, böyle sikintili bir yolculuga isteksizlik vardi
Ashab-i kiramin agir davranmasi dikkati çekmisti
Bu yüzden Allah'u Teâlâ müminleri söyle uyardi:
"Ey iman edenler! Size ne oluyor da: Allah yolunda cihata çikin, denildiginde, bazilariniz agirdan alarak, bulundugunuz yerden kimildamak istemiyorsunuz? Yoksa siz ahireti birakip, sadeœ dünya hayatina mi razi oldunuz? Halbuki dünya hayatinin geçici zevki ahiret saadeti yaninda pek az ve degersizdir" (et-Tevbe, 9/38)
Devami ayetlerde, eger bu cihata çikmazlarsa can yakici bir azapla karsilasacaklari, bunun zararinin Allah'a degil kendilerine olacagi, Allah'in Resulune yardim etmeseler bile, Allah'in O'na yardim edecegini, nitekim Mekke'den hicret ederken de Resulullah'a yardim edildigi, magarada da o, arkadasina; "üzülme, Allah bizimle beraberdir" diyordu, böylece Allah'in Resulune emniyet ve güven verdigi, simdi de ayni yardimi yapabilecegini bildirdi (et-Tevbe, 9/39, 4I)
IIslâm toplumu su ayetle topluca cihata çagrildi: "Ey müminler! Güçlünüz zayifiniz hep birlikte savasa kosun
Allah yolunda mallarinizla canlarinizla cihat edin
Eger bilirseniz bu sizin için daha hayirlidir" (et-Tevbe, 9/41)
SAHABENIN ORDUYA YARDIMLARI:
Hz
Peygamber her gün minberine oturur ve "Allahim! Sen su bir avuç Islâm toplumunun yok olmasina firsat verirsen, artik yeryüzünde sana ibadet olunmaz" diyerek yalvarir ve müminleri mallariyla ve canlariyla cihata tesvik ederdi
Bunun üzerine servet sahibi müminler orduya yardim getirmeye basladilar
Hz
Ömer bu sefere dörtbin dirhem gümüs para (bes dirhem yaklasik bir koyun bedeli) getirmis ve Hz
Peygamber'in "Geride ne biraktin?" sorusuna "malimin yarisini" diye cevap vermistir (Ibn Esîr, Üsdü'l-Gâbe, III, 326-327; M
Asim Köksal, Islâm Tarihi, 2
baski, Istanbul, t
y
, IX, 156, 157)
Hz
Ebû Bekir de dörtbin dirhem getirince, Allah elçisinin "Aile fertleri için ne biraktin?" sorusuna; "Onlara Allah ve Resulunü biraktim" diye cevap verince, bunu isiten Hz
Ömer hayir yarisinda Ebû Bekir'i geçemeyecegini belirterek aglamistir (Vakidî, Megâzî, III, 991; Ibnü'l-Esîr a
g
e
, III, 327)
Abdurrahman b
Avf da sekizbin dirhem sermayesinin yarisini getirince Allah elçisi; "Allah senin getirip verdigini de, ev halkin için ayirdigini da bereketlendirsin" (Vâkîdî, Megâzî, III, 991; Taberî, Tefsir, X, 197) diye dua etmistir
Hz
Osman ise ordunun techizinde en büyük yardimi yapmisti
O, üçyüz deve, yüz at bagislamis, ayrica bin altin lirayi Resulullah'in kucagina dökünce, Allah elçisi; "Ey Allah'im! Ben Osman'dan râziyim, sen de razi ol" diye dua etmis ve Osman'in bundan sonra olmus olacak seylerden bir sorumlulugunun bulunmayacagini bildirmistir (bk
Ahmed b
Hanbel, IV, 75; Vâkidî, a
g
e
, III, 991; Ibn Ishak, Ibn Hisâm, Sîre, IV, 161)
Ayrica Hz
Osman'in birer altin sarfi ile onbin askeri techiz ettigi, su içtikleri kaplarin agiz baglarina ve aski iplerine kadar saglanmadik ihtiyaçlarinin birakmadigi nakledilmistir
(Vâkidî, Megâzî, III, 991; Belâzurî, Ensâbü'l-Esraf, 1, 368)
Malî durumu zayif olanlar da ellerinden gelen yardimi yapiyorlardi
Hz
Peygamber; "Kim bugün bir sadaka verirse sadakasi kiyamet günü Allah katinda onun lehine sahitlikte bulunacaktir" buyurunca, bir adam basina sardigi sarigi vermis, siyah, hor görünüslü bir yoksul da çok güzel bir deveyi bagislayip gitmisti
Ebû Ukayl iki ölçek hurma karsiliginda sabaha kadar su çekmis, bir ölçegini ev ihtiyaci için ayirmis, bir ölçegini de orduya bagislamisti
Hz
Peygamber onun için de hayir ve bereketle dua etti (Taberî, Tefsir, X, 194, 195)
Baska bir yoksul Ulbe b
Zeyd ise mali, mülkü, biniti olmadigi için cihata hiçbir katkisi olamayisindan çok üzgündü
Gece namazindan sonra Allah'a niyazda bulundu, imkânlarinin olmayisindan yakindi
Ertesi gün sikilarak, alay edilmeyi göze alarak çok az bir meta'i Hz
Peygamber'e getirdi
Bu da sadakalara karistirildi
Ertesi gün Hz
Peygamber az bir sadaka veren bu yoksulu davet etti ve söyle buyurdu: "Muhammed'in varligi, kudreti elinde bulunan Allah 'a yemin ederim ki, sen sadakasi kabul olunanlarin Divan'ina yazildin" (Ibn Kayyim, Zâdu'l-Meâd, Misir 139I/197I, III, 4; Vâkidî, a
g
e
, III, 994; Ibn Hacer, el-Isâbe, II, 5II)
Kadinlar da ellerinden gelen yardimi yapmaktan geri durmuyorlardi
Ümmü Sinan el-Eslemiyye söyle anlatir: "Hz
Âîse'nin evinde Resulullah (s
a
s)'in önüne serilmis bir örtü gördüm ki üzerinde bilezikler, bazubentler, halhallar, yüzükler, küpeler, develerin ayaklarini baglayacak bir takim kayislarla, kadinlar tarafindan gönderilen ve savasta ise yarayabilecek bir takim seyler bulunuyordu" (Vâkidî, Megâzî, III, 991, 992)
Tebük Seferi ve Münafiklar:
Münafiklar müminleri basariya götürebilecek her önemli iste oldugu gibi gerek Tebük gazvesi hazirliklari ve gerekse yolculuk sirasinda bozgunculuk yapmaktan geri durmadilar
Münafiklarin basi Abdullah b
Ubey b
Selül; "Muhammed Roma devletini oyuncak mi saniyor? Onun ashabiyla birlikte yakalanip esir olacaklarini gözümle görmüs gibi biliyorum" diyerek halka korku ve ümitsizlik vermeye çalisiyordu (Ahmet Cevdet Pasa, Peygamberlerin Kissalari ve Halifelerin Tarihleri, Istanbul 1977, I, 2I6)
Münafiklardan bir topluluk hiçbir özürleri olmadigi halde Tebük seferine katilmamak için Hz
Peygamber'den izin istediler
Allah'in Resulu seksenden fazla münafiga izin verdi
Kimi münafiklar da ganimet almak için Tebük ordusuna katilmis ve gittikleri yerlerde bozgunculuk yapmaktan geri durmamislardir (Ibn Ishak, Ibn Hisam, Sîre, 16I vd
; Taberî, Tarih, III, 142 vd
; Vâkidî, Megâzî, III, 995; et-Tevbe, 9/66)
Orduya özürsüz katilmayan münafiklarla ilgili çesitli ayetler indi
Bazilari sunlardir: "Onlardan bazisi peygambere: "Bana izin ver, beni fitneye düsürme" diyordu
Bilin ki onlar zaten fitne içine düsmüslerdir
Süphesiz cehennem, kâfirleri çepeçevre kusaticidir" (et-Tevbe, 9/49)
"Cihatdan geri kalanlar, Allah'in Resulune muhalefet ederek oturup kalmalarina sevindiler
Allah yolunda mallariyla canlariyla cihat etmeyi hos görmediler
"Bu sicakta savasa çikmayin " dediler
De ki: "Cehennem atesi daha sicaktir"
Keske bilseydiler
Yaptiklarinin cezasi olarak, artik az gülsünler çok aglasinlar" (et-Tevbe, 9/81, 82; ayrica bk
9/42-48, 63-64, 79, 83, 86, 87, 9I, 93-96)
YAHUDI SÜVEYLIM 'IN EVININ YAKILMASI:
Münafiklardan bazi kisilerin Yahudi Süheylim'in Casum mevkiindeki evinde toplanip, Tebük gazasina çikacak halki Hz
Peygamber'in etrafindan dagitmak üzere toplandiklari haber alindi
Bunun üzerine Allah elçisi Talha b
Ubeydullah'i (ö
36/656) bazi sahabelerle birlikte onlara gönderip Süveylim'in evini atese vererek üzerlerine yikmasini emretti
Emir yerine getirildi
Dahhâk b
Halîfe evin damindan atlayinca ayagi kirildi
Ibn Übeyrik ve arkadaslari ise damdan atlayip kaçtilar (Ibn Ishak, Ibn Hisâm, Sîre, IV, 16I; Diyarbekri, Hâmis, II, 124)
IHMALCILIK YÜZÜNDEN SEFERE KATILMAYAN MÜSLÜMANLAR:
Mümin olduklari halde ihmalcilik yüzünden sefere katilamayanlar da olmustu
Bunlar: Kâ'b b
Mâlik, Mirâre b
Rabî' ve Hilâl b
Ümeyye (r
anhüm) idi
Kâ'b b
Mâlik; Akabe'de Hz
Peygamber'e bey'at etmis, Bedir disinda tüm gazalara katilmisti
Tebük seferine katilmak için her türlü imkâna sahip oldugu halde sirf ihmalciligi nedeniyle bu gazaya katilamadigini söyle belirtmistir: "Hz
Peygamber bu gaza için hazirlanmaya basladilar
Ben de onlarla birlikte yol hazirligini görmek üzere sabahleyin evden çikip dolasir, hiç bir is görmeden aksam üzeri döner, gelirdim
Kendi kendime; hazirlanmak için çok vaktim var, derdim
Bu ihmalcilik bende sürdü gitti
Sonunda Resulullah ve ashabi birden yola çikiverdiler" (Vâkidî, Megazî, III, 997, 998)
Diger iki sahabe de benzer ihmal içinde olup gecikmisler ve sefere katilmamislardi
Ancak daha sonra bu üç sahabe ruhen çok daraldi ve dünya kendilerine dar geldi
Onlarin bu sikintisi Kur'an-i Kerîm'de söyle açiklanir: "Ve savastan geri kalan o üç kisinin tövbesini de kabul etti
Bütün genisligine ragmen yeryüzünün kendilerine dar geldigi, ruhlari son derece sikildigi, Allah'tan baska bir siginak olmadigini anladiklari zaman tövbe etsinler diye, Allah onlari bagislamisti
Süphesiz ki, Allah, tövbeleri çok kabul eden ve çok merhametli olandir" (et-Tevbe, 9/118)
ÖZÜR NEDENIYLE SEFERE KATILAMAYANLARIN ECRE ORTAK OLUSU:
Ashab-i kiramdan mesrû özürleri yüzünden Tebük gazvesine katilamayanlarin, katilan askerlerin kazandigi tüm ecre ortak olduklari hadis-i serifle sabittir
Enes b
Mâlik (r
a)'den rivayete göre Hz
Peygamber Tebük seferi sirasinda söyle buyurmustur: "Medine'de bir topluluk kalmistir ki, biz bir dag yolunda, bir vadide her yürüyüsümüzde, onlar da bizimle birliktedirler
Ashap: Yâ Resulullah, onlar nasil bizimle birlikte olur?" diye sorunca da; "Onlari burada bulunmaktan (hastalik, gücü yetmemek gibi) mesrû özürleri menetmistir" (Buhârî, Cihâd, 14I, Temennî, 9, Menâkibu'l-Ensâr, 1, 3, Megâzî, 56; Müslim, Zekât, 133, 136136; Tirmizî, Menâkib, 65; Kâmil Miras, Tecrid-i Sarîh, VIII, 299, 3II)
TEBÜK'E BÜYÜK YOLCULUGA IMKÂN BULAMAYANLARIN AGLAYISI:
Varlikli sahabelerin yardimi ile ihtiyaçli gaziler techiz ediliyor, fakat sayi çok fazla oldugu için bu yardim da yetismiyordu
Islâm tarihinde "aglayanlar" diye anilan yedi kisi Resulullah (s
a
s)'a gelerek, bu gazveye katilmak istediklerini, fakat binit ve yiyeceklerinin bulunmadigini bildirdiler
Hz
Peygamber'in kendilerine binit kalmadigini söylemesi üzerine bu yedi kahraman aglayarak geri dönmüslerdi
Bunlar Salim b
Umeyr, Ulbe b
Zeyd, Ebû Leylâ el-Mâzinî, Seleme b
Sahr, Irbâd b
Sâriye; bir rivâyete Abdullah b
Mugaffel ve Ma'kil b
Yesâr veya Amr b
Gunme (r
anhüm)'dür
Onlarin bu hali Kur'an-i Kerim'de söyle haber verilir: "Cihada çikabilmek için binek vermen için sana geldikleri vakit: "Size verecek bir binit bulamiyorum" dediginde, savas araç ve gereçleri bulamadiklarini üzülüp gözleri yasla dolu olarak geri dönenlere de bir sorumluluk yoktur" (et-Tevbe, 9/92)
Bunun üzerine bu yedi mücahidden ikisine Ibn Yamin, ikisine Hz
Abbas b
Abdilmuttalib, üçüne de Hz
Osman binit saglamistir (Ibn Ishak, Ibn Elisâm, Sîre, IV, 161, 162; Vâkidî, Megâzi, III, 994; Taberî, Tarih, III, 143)
TEBÜK YOLCULUGUNUN BASLAMASI:
Hz
Peygamber (s
a
s) Tebük gazasini Medîne'den Hicretin 9
yili Recep ayinda persembe günü çikmisti
Çünkü O, cihada persembe günü çikmayi severdi
Bu, Resulullah (s
a
s)'in sonuncu gazasi oldu
Medine'de vekil birakilan Hz
Ali için münafiklarin "Muhammed, Ali'yi onda görüp hoslanmadigi bir sey için geri birakmistir" gibi dedikodular yapmasi üzerine, Hz
Ali silahlanip Cürf mevkiinde Hz
Peygamber'e yetisti
Resulullah'in gelis nedenini sormasi üzerine hakkindaki dedikodudan söz etti
Hz
Peygamber; "Onlar yalan söylemislerdir
Ben seni arkamda biraktiklarima vekil tayin ettim
Hemen geri dön, gerek benim ev halkim ve gerekse senin ev halkin içinde vekilim ol
Sen bana göre, Musa'ya göre Harun'un durumunda olmak istemez misin? Ancak benden sonra Peygamber gelmeyecektir" dedi
Hz
Ali; "Ey Allah'in elçisi öyledir" diye cevap verdi ve Medîne'ye geri döndü" (Ibn Ishak, Ibn Hisâm, Sîre, IV, 163, Ibn Sa'd, Tabakât, III, 24 25, Taberî, Tarih, III, 144, Ibnü'lEsîr, el-Kâmil, Beyrut 1385/1965, II, 278)
Hz
Peygamber'in komutasindaki onbin kisilik Islâm ordusu Medine'den Tebük'e kadar onsekiz yerde konakladi, ondokuzuncu konaklama yeri Tebük oldu
Bu konaklama yerlerinde namaz kilinan yerler günümüzde de adlariyla mescit olarak bilinmektedir
Zülhusub, Feyfâ, Zülmerve, Rak'a ve Vâdilkurâ mescidleri gibi
Yolculuk sirasinda ve konaklama yerlerinde pek çok ibretli ve hikmetli olaylar vuku buldu
Allah'in elçisi yol boyunca ögütlerini sürdürdü
Bunlardan bazilari sunlardir:
1) Sekizinci konaklama yeri olan Hicr'da olanlar:
Hicr, Semûd kavminin yasayip helâk oldugu yerdir
Salih Peygambere isyan eden bu toplulugu Yüce Allah korkunç bir haykirisla helâk etmisti (bk
el-A'râf, 7/73-9; el-Hicr, 15/8I-84; es-Suarâ, 26/141-159; Hûd, 11/61-68; en-Neml, 27/45-53)
Hz
Peygamber bu kavmin mucizeleri gördükleri halde peygamberlerine karsi gelmelerini açikladi ve bu yerden hizli geçilmesini emir buyurdu
Hicr kuyularindan alinan sulari döktürdü ve bununla hazirlanan ekmek hamurlarinin develere yedirilmesini emir buyurdu (Vâkidî, Megâzî, III, 1II8; Ahmed b
Hanbel, II, 9: Asim Köksal, a
g
e
, IX, 185 vd
)
Böyle hüzünlü bir beldeye nes'eyle girilmesini, Hicr'da oturan halkla temas etmemelerini emir buyurdu (Vâkidî, Megâzî, III, 1II8; Ahmed b
Hanbel, V, 231)
Allah elçisi, Hicr'da gece siddetli kasirganin kopacagini, bu yüzden kimsenin yaninda arkadasi olmaksizin disari çikmamasini ve develerin dizlerinin baglanmasini bildirdi
Kasirga çikti ve uyariya uymayan iki kisiden birisi nefes darligina ugradi, digerini firtina sürükledi
Mücahitler Hicr'da sabahlayinca siddetli susuzlukla karsilastilar
Allah elçisi özellikle Hz
Ebû Bekir'in yagmur duasi yapmasini istemesi üzerine, ellerini kaldirip yagmur için dua etti
Daha ellerini indirmeden yagmur yagmaya baslamisti (Ibn Ishak, Ibn Hisâm, Sîre, IV, 165; Taberî, Tefsîr, XI, 55; Tarih, III, 144)
Bunun üzerine daha önce; "Muhammed hak peygamber olsaydi, Musa peygamber'in Allah'tan yagmur istedigi ve yagdirdigi gibi, O da yagmur ister ve yagdirirdi" diyerek dedikodu yapan münâfiklar seslerini kesmislerdi
>Hz
Peygamber'in devesi "Kasvâ"in kaybolmasi:
Bir konaklama yerinde Resulullah (s
a
s)'in devesi Kasvâ kaybolmus ve aramalara ragmen bulunamamisti
Benî Kaynuka Yahudilerinden müslüman olan Zeyd b
Lusayt adli münafik; "Kendisinin peygamber oldugunu söyleyen ve size göklerden haberler veren Muhammed bugün kaybolan devesinin yerini bile bilmiyor" diyerek müminlerin kalbine süphe sokmaya çalisiyordu
Bunu haber alan Resulullah (s
a
s), Cebrail (a
s) haber vermesi üzerine devenin bulundugu yeri ve ipinin bir dala takili bulundugunu bildirdi ve "Allah'a yemin olsun ki, gerçekten ben, bir seyi Allah bana bildirmedikçe bilemem" buyurdu
Gerçekten o yana giden sahabiler deveyi bulup getirdiler (Ibn Ishak, Ibn Hisâm, Sîre, IV, 166, 167; Vâkidî, a
g
e
, III, 1I1I)
Zeyd b
Lusayt bu olaydan sonra, ertesi sabah kalbindeki Hz
Muhammed'in peygamberligi konusundaki süphelerinin yok oldugunu söylemistir (Vâkidî, Megâzî, III, 1I1I)
Bazilari onun tövbe ettigini söylerken Hârice b
Zeyd gibi bazi sahabiler de onun tövbe ettigini kabul etmemislerdir (Ibn Ishak, Ibn Hisâm, IV, 167;Vâkidî, a
g
e
, III, 1I1I)
>Abdurrahman b
Avf'in imam olusu:
Hicr'le Tebük arasinda bir konaklama yerinde tan yeri agardiktan sonra Allah elçisi ihtiyacini gidermek için uzak bir yere gitmisti
Cemaat günesin dogmasindan korkarak Abdurrahman b
Avf (r
a)'i öne geçirdiler
Hz
Peygamber abdest alip dönünce Abdurrahman rukû'da idi
Cemaat Resulullah'in geldigini anlayinca neredeyse namazi bozacaklardi
Abdurrahman da imamliktan çekilmek istedi
Fakat Resulullah (s
a
s)'in isareti ile namaza devam etti
Allah elçisi bir rekâti imamla, bir rekâti da selãmdan sonra ayaga kalkarak tek basina kildi
Namaz bitince de; "Güzel yaptiniz" buyurdu (Ahmed b
Hanbel, IV, 247; Vâkidî, Megâzî, III, 1I11)
>Abdestte tek yikama ve mestlere meshetme:
Avf b
Mâlik'ten rivayete göre, Hz
Peygamber Tebük seferi sirasinda yolcular için mestler üzerine üç gün üç gece, mukîm olanlar için bir gün bir gece süreyle meshedilmesini emir buyurmustur (Ahmed b
Hanbel, Müsned, VI, 27)
Hz
Ömer'in bildirdigine göre abdest alinirken abdest azalari birer defa yikanmakla yetinilmistir (Ahmed b
Hanbel, 1, 23)
>Vaktinde kilinamayip kaza edilen sabah namazi:
Yolculukta Allah elçisi uykuda iken kaldirilmamis ve sabah namazi vakti çikip günes bir mizrak boyu yükselmisti
Resulullah (a
s) Bilâl'e: "Ben sana bu gece bizi bekle ve sabah olunca uyandir" demedim mi?" buyurdu
Bilâl: "Seni uyutan beni de uyuttu" dedi
Hz
Peygamber o yerden kalkip biraz gittikten sonra, önce sünneti sonra da farzi kaza etti (Vâkidî, Megâzî, III, 1I15, 1I16)
>Hz
Peygamber'in Tebük'te ashabi ile istisare etmesi:
Tebük'e geldikten sonra Sam üzerine yürünüp yürünmemesi konusunda Allah elçisi ashabi ile istisare etti
Hz
Ömer: "Eger gitmekle emrolundun ise git" dedi
Hz
Peygamber: "Eger bu konuda Allah tarafindan emrolunmus bulunsaydim, size danismazdim" buyurdu
Bunun üzerine Hz
Ömer: "Ey Allah'in Resulu orada Rumlar çok fazladir, müslümanlardan tek kisi bile yoktur, senin bu derece yakina gelmen onlari korkutmustur
Uygun bulursaniz bu yil buradan geri dönülsün veya yüce Allah bu konudaki buyrugunu bildirir" Bunun üzerine Hz
Peygamber Tebük'ten ileri geçmedi (Ibn Ishak, Ibn Hisâm, Sîre; IV, 17I; Ibn Sa'd, Tabakâl, II, 166; Vâkidî, a
g
e
, III, 1I19)
>Diger peygamberlere verilmeyip yalniz Hz
Muhammed'e verilen bes haslet:
Hz
Peygamber Tebük'te gece namazini (teheccud) çadirinin önünde kildigi bir gece, yanina gelen sahabilerle sohbet ederken söyle buyurmustur: "Benden önceki peygamberlerden hiç birisine verilmeyen su bes sey bana verilmisti:
a- Önceki peygamberler yalniz bir kavme gönderilmisken, ben bütün insanlara gönderildim
b- Yeryüzü bana mescit ve temizlik araci kilindi
Bu yüzden namaz vakti nerede olursa teyemmüm edip namazimi kilarim
Önceki ümmetler ise ibadetlerini ancak Kilise ve Havralarda yapabilirdi
c- Savas ganimetleri bana helal kilindi
Halbuki önceki peygamberlere helâl kilinmamisti
d- Bana sefaat makami verildi
e- Ben bir aylik uzak yerdeki düsmanin kalbine korku salmakla yardim olundum" (bk
Buhârî, Teyemmüm, 1, Salât, 56; Müslim, Mesâcid, 3, 4, 5; Ebû Dâvud, Salât, 24; Tirmizî, Mevâkît, 119, Siyer, 5; Nesâî, Cusl, 26; Ibn Mâce, Tahâre, 9I; Dârimî, Salât, 111, Siyer, 28; Ahmed b
Hanbel, I, 25I, 3I1, II, 222, 24I, 25I, 312; Vâkidî, Megâzî, III, 1I21 vd
)
Hz
Peygambere ve ümmetine ayricalik saglayan bu niteliklerin Bizans'a karsi yapilan böyle büyük bir harekât sirasinda açiklanmasi su noktalari akla getirmektedir
Çevrede en güçlü olarak bilinen Dogu Roma imparatorluguna karsi durabilecek bir güce sahip olan Islâm toplulugu, yakinda bu yöreleri ele geçirecek ve rum diyari Islâm'a girecek, böylece arap toplumlari disina çikan Islâm evrensellik özelligine kavusacaktir
Islâm ordusu yolculuk sirasinda günlerce çesitli yer ve mevkilerde, arz üzerinde farz ve nafile namazlari kilmis ve böylece ibadetin yalniz mescidlerde yapilabilecegi imaji yerine namaza evrensel bir mescid anlayisi kazandirilmistir
Abdest ve gusülde de su yerine, gerektiginde teyemmümle yetinmenin uygulamalari yapilmistir
Bu gibi askeri hareketlerde zafer sonrasi elde edilecek ganimetlerin beste biri beytülmalin, beste dördü de gazilerin hakki olmak üzere mesrû kilinmistir
Bu da savaslarda ayri bir tesvik unsurudur (bk
"Ganimet" mad
)
Çevrede bir aylik uzak yerde bulunan düsman o gün için Dogu Roma Imparatorlugu ve bunlarin baskani Heraklius olmalidir
Imparatorun ve askerlerinin kalbine korku düstügü için Hicaz'a saldirip yakip yikmak üzere yola çiktiklari halde bu cesareti gösterememislerdir
Güçlü Islâm ordusunun hazirlikli, düzenli ve her çesit savas rizikosunu göze alarak Tebük'e kadar gelmesi, güç dengesini psikolojik bakimdan Müslümanlarin lehine çevirmistir
Böylece düsman için, savas olmasa bile güç hazirlamayi emreden ayetin hükmü gerçeklesmistir
Ayette söyle buyrulur: "Onlara karsi gücünüzün yettigi kadar kuvvet ve savas atlari hazirlayin ki, bununla Allah'in düsmani ve sizin düsmaninizi ve daha bundan baska sizin bilmediginiz, fakat Allah'in bildigi diger düsmanlari korkutasiniz
Allah yolunda ne harcarsaniz, karsiligi size eksiksiz ödenir, asla haksizliga ugratilmazsiniz" (el-Enfâl, 8/6I)
Hz
Peygamber Tebük'te bulundugu sirada Halid b
Velid'i dört yüz atli ile bir hristiyan topluluk olan Dûmetülcendel'in krali Ükeydir b
Abdilmelik üzerine gönderdi
Dûmetülcendel Sam yolu üzerinde Tebük'e yakin, sulu, hurma ve ekinleri bol, büyük bir ticaret merkezi idi
Halid b
Velid az sayida bir askerle bilmedikleri bir yörede krali nasil bulacaklarini sorunca, Allah elçisi onu "yabanî sigir avlarken bulup yakalayacagini" haber verdi
Gerçekten Halid ve arkadaslari kaleye yaklastiklari sirada normal kirsal kesimde az rastlanan bir yaban sigirinin kale kapisina yaklasmakta oldugunu gördüler
Yukaridan Ükeydir ve ailesi de bu semiz hayvani görmüslerdi
Ükeydir silahlanip birkaç adami ile birlikte sigiri avlamak üzere kaleden disari çikinca da onu yakaladilar ve elleri bagli olarak kalenin önüne getirdiler
Orada Halid'le Ükeydir arasinda yapilan anlasmaya göre, Ükeydir Müslümanlara: Iki bin deve, sekiz yüz at, dört yüz zirh gömlek, dört yüz mizrak vermek ve Ükeydir ile kardesi Mudad Hz
Peygamber'e kadar götürülüp haklarinda Allah elçisi hüküm vermek üzere sulh oldular
Bundan sonra kaleye girilerek belirlenen ganimet mallari teslim alindi (bk
Vâkidî a
g
e
, III, 1I27, 1I34; Ibn Ishak, Ibn Hisam, Sire, IV, 169 vd; Ibn Sa'd, Tabakât, II, 62, 166)
Eyle, Ezruh ve Cerba Melikleri ile Sulh Anlasmasi Yapilmasi:
Hz
Peygamber Tebük'te bulundugu sirada Kizildeniz'in kuzeyinde ve Akabe körfezinin sonunda deniz sahilindeki Eyle hükümdari Yuhanna b
Ru'be, gelerek yillik belirli miktarda cizye vermek üzere kendisi ile sulh anlasmasi yapti
Hz
Peygamber Yuhanna'ya su ahitnameyi yazili olarak verdi
"Bismillahirrahmânirrahîm
Bu, Allah ve Peygamberi Muhammed'den Yuhanna b
Ru'be ile Eyle halkindan denizdeki gemilerde bulunanlari ve karadaki gezen, dolasanlari için eman yazisidir: Gerek bunlar ve gerek Sam, Yemen ve deniz sahili halkindan Eylelilerle birlikte bulunanlar, Allah'in ve Resulunün himayesindedirler
Onlardan bir kötülük isleyeni yanindaki mali koruyamayacak, bu mal, alana da helâl olacaktir
Denizde, karada herkes diledigi tarafa yolculuk yapma hakkina sahiptir" (Ebu Ubeyd, el-Emvâl, Misir 1388/1968, s
287 vd; Ibn Ishak, Ibn Hisâm, Sîre, VI, 169)
Eyle krali Yuhanna ile birlikte Ezruh ve Cerba halki temsilcileri de Tebük'e gelip Hz
Peygamber'le cizye vermek üzere anlasma yaptilar
Bunlar her yil Recep ayinda saf altindan yüz dinar cizye ödemeyi kabul ettiler ve buna karsilik onlara birer emannâme (güven mektubu) verildi
Bu iki topluluk da Eyleliler gibi Yahudi toplumudur (Ibn Sa'd, Tabakât, 1, 289 vd; Ibn Ishak, Ibn Hisâm, Sîre, IV, 169; Vâkidî, Megâzî, III, 1I31)
MESCID-I DIRÂR OLAYI:
Hz
Peygamber Tebük'te yirmi gün kadar kaldiktan sonra, ashab-i kiramin ileri gelenleri ile istisare ederek geri dönmeye karar verdi
Çünkü Bizans ordusu saldirmaya cesaret edememis ve amaca ulasilmisti
O gün için daha fazla ileri gidip kan dökmeye ihtiyaç yoktu
Çünkü Sam yöresini fetih gibi bir amaçla yola çikilmamisti
Üstelik Sam yöresinde bulasici bir hastalik (tâun) oldugu da haber alinmisti
Geri dönüs için yola çikan ordu Ramazan'in ilk günlerinde Medîne'ye ulasti
Hz
Peygamber Tebük'e giderken Medine'ye bir saat uzakliktaki Ziyevan köyüne geliniginde münâfiklardan bir heyet gelerek: "Ey Allah'in Resulu! Biz hastalar ve Kuba mescidine gelemeyenler için özellikle yagmurlu gecelerde namaz kilmak üzere bir mescid bina ettik
Tesrif edip burada namaz kildirsaniz, hayir ve bereketle dua buyursaniz" dediler
Hz
Peygamber bunun dönüste olabilecegini söylemislerdi
Bunun üzerine Tebük dönüsü bu sözü Allah elçisine hatirlatip yeni yapilan mescide gelmesini rica ettiler
Bu mescid Ebû Âmir Fâsik adli bozguncu münafik ve fasigin tesviki ile münafiklarca Kuba Mescidinin cemaatini bölmek niyetiyle yapilmis ve Hz
Peygamber'e suikast düzenlemek üzere içi silâhla doldurulmustu
Hz
Peygamber bu mescide gitmeye hazirlanirken Cebrail (a
s) gelerek durumu haber verdi
Kur'an-i Kerîm'de bu mescidden söyle söz edilir:
Zarar vermek, inkâr etmek, müminlerin arasini ayirmak ve daha önce Allah ve Resulune karsi savasanlara gözetleme yeri hazirlamak üzere bir mescid yapanlar; "Biz sadece iyilik yapmak istiyorduk" diye yemin ederler
Allah da sahittir ki bunlar yalancidirlar" (et-Tevbe, 9/1I7)
"Ey Muhammed! Bu mescidde asla namaz kilma
Süphesiz ki, baslangicindan itibaren takva üzere kurulan mescidde (Kuba mescidi) namaz kilman daha hayirlidir
O mescidde kendilerini maddî ve manevi kirlerden temizlemeyi seven adamlar vardir
Allah temizlenmek isteyenleri sever" (et-Tevbe, 9/1I8; bk
1I9, 11I)
Bunun üzerine Hz
Peygamber ashab-i kiramdan Mâlik b
Dehsan ile Ma'n b
Adiyy (r
anhümâ)'yi Mescid-i Dirar'i yikmak üzere gönderdi
Bu sahabeler mescidi yakip yiktilar
Böylece kötü amaç için bina edilen bir mescid ortadan kaldirilmis oldu (bk
Ibn Ishak, Ibn Hisâm, Sîre, III, 71; Ibn Sa'd, Tabakât, III, 54I vd; Ibn Kesîr, Muhtasar Tefsîr, II, 169; Kâmil Miras, Tecrîd-i Sarih, X, 422)
>Özürsüz cihada katilmayan üç kisinin çilesi:
Resulullah (s
a
s) Tebük'ten dönüste Medîne'ye giriste dogrudan Mescidi Nebevî'ye girip iki rekat namaz kildi
Çünkü seferden dönüste bu, Resulullah (s
a
s)'in âdeti idi
Sonra mescitte oturdu
Tebük gazvesine katilamayip Medine'de kalanlar tek tek gelip özürlerini yeminle teyit ettiler
Hz
Peygamber dis görünüslerine bakarak özürlerini kabul edip, iç yüzlerini Allah'a havale etti ve haklarinda istigfarda bulundu
Bunlarin sayisi seksen kadar idi
Ancak Kâ'b b
Mâlik, Mirare b
Rabî ve Hilâl b
Ümeyye mesrû bir özürleri bulunmadigi halde cihada katilmamislardi
Hz
Peygamber'in huzuruna girince mazeret uydurma yoluna gitmeden dogruyu söylediler
Resulullah (s
a
s) halki bu üç sahabe ile görüsüp konusmaktan menetti
Üçü de bir köseye çekilerek elli gün süreyle yalnizliga itildiler
Dünya baslarina zindan oldu
Kirk gün geçince Hz
Peygamber bunlara Hüzeyme b
Sâbit (r
a)'i göndererek kadinlarindan da ayri durmalarini bildirdi
Böylece eslerinin cihaddan geri kalan bu sahabelere hizmeti de men edilmis oluyordu
Yalniz Hilâl b
Ümeyye'nin esi Allah elçisine gelerek; "Hilâl yaslidir, hizmetçisi de yoktur
Yalniz mutfak islerine yardimci olsam" diye izin istedi
Kendisine yalniz ev hizmeti için izin verildi
Elli gün tamamlaninca bu üç sahabenin magfiret edildigini bildirilen ayet indi
Bunu müjdeleyen sahabeye, Ka'b b
Mâlik sevincinden bir kat elbise giydirmisti
Mescide geldiklerinde Allah'in Resulu Ka'b b
Mâlik'e söyle buyurdu: "Annen seni dogurdugu günden beri yasadigin günlerin en hayirlisini sana müjdeliyorum"
Ka'b; "Bu müjde tarafinizdan mi, yoksa Allah tarafindan mi?" diye sorunca, Hz
Peygamber; "Dogrudan Yüce Allah tarafindan" buyurdu
Bunun üzerine Ka'b, bütün servetini Allah yolunda tasadduk etmek istedigini bildirdi
Hz
Peygamber, bir bölümünü kendisine ayirmasinin daha hayirli olacagini söyledi (Kâmil Miras, Tecrîd, X, 424 vd, Hadis No: 1659; Ibn Kesîr, a
g
e
, II, 175 vd
)
Allah Teâlâ bu üç sahabenin halini ve affedilmelerini söyle bildirir: "Ve savastan geri kalan o üç kisinin tövbesini de kabul etti
Bütün genisligine ragmen yeryüzünün kendilerine dar geldigi, ruhlari son derece sikildigi, Allah 'tan baska bir siginak olmadigini anladiklari zaman tövbe etsinler diye, Allah onlari bagislamisti
Süphesiz ki Allah, tövbeleri çok kabul eden ve çok merhametli olandir" (et-Tevbe, 9/118)
Ka'b b
Mâlik ve arkadaslari bu ilâhî iltifata, dogru sözlülükleri ve samimi davranmalari sayesinde kavustular
Ka'b bu olay üzerine, artik ömrü boyunca dogrudan baska bir söz söylemeyecegine dair Allah elçisine söz verdi
Diger münâfiklar uydurduklari yalan mazeretler yüzünden helâk olurken onlar selâmete çiktilar
Kaynak: Islam tarihi
Dantel
Mumsema
Frmacil
Tags
:
seferi
,
tebuk
TebÜk Seferi ile ilgili Benzer Konular
216 Kez Görüntülendi
Ujfalusi seferi
Galatasaray
Başkent seferi başlıyor
Beşiktaş
Yermak'ın Sibir Seferi
Türk ve Dünya Tarihi
Cim Bom'un Ankara seferi
Galatasaray
Tebük seferi
Siyer
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
23:28
.
Sayfalar
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545