FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Kıssalar & Hikayeler
yaşlı nıne ıle Hz.Omer
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
yaşlı nıne ıle Hz.Omer ile ilgili Benzer Konular
785 Kez Görüntülendi
Yaşlı mı ? Genç mi ?
Garip ve Esrarengiz Olaylar
Yaşlı Teyze
Güzel Yazılar / Makaleler
Yaşlı Teyze...
Fıkra
YaşLı Portreler
Fotoğrafçılık
Yaşlı Kadın :) :) :)
Fıkra
doktor ve hastası
|
Medine’yi Ağlatan Ezan ...
Konu Araçları
16-08-2006
#
1
Profil Bilgileri
keremy
yaşlı nıne ıle Hz.Omer
yaşlı nıne ıle Hz.Omer başlıklı yazı Mumsema yaşlı nıne ıle Hz.Omer Forum Alev
YAŞLI NİNE İLE HZ
ÖMER
Okuyacağınız hikayeyi bize sahabilerin içinde en çok sayıda hadis rivayet etmiş olan İbn-i Abbas anlatmaktadır
Karanlık bir geceydi; soğuk ve dondurucu bir kış gecesi
Ayaz insanın iliklerine işliyordu
Halife Hz
Ömer'i görüp onunla biraz konuşmak üzere evden çıktım
Her taraf ıssız ve sessiz, bütün şehir uykularının en derin rüyalarında soluyor olmalı
Sokaklarda in cin top oynuyor
Yolumun ortalarına doğru önümde insan olduğunu tahmin ettiğim bir karaltı belirdi
Biraz daha yaklaşınca gerçekten insan olduğunu gördüm
Karşımdaki de verdiğim selamı almak üzere başını kaldırıp yüzünü bana çevirince hayretten şaşakaldım
Çünkü önümde benim ziyaretine koyulduğum Hz
Ömer'den başkası değildi
Gecenin bu saatinde herkes sıcak yatağında mışıl mışıl uyurken koca bir halifenin yapayalnız sokaklarda dolaşmasını bir sebebe bağlıyamıyordum
Üstelik bu dondurucu kış gecesinde
Merakımı yenemeyerek, hemen söze başladım; "gecenin bu saatinde yapayalnız niçin dolaşıyorsun?"
Hz
Ömer (r
a) bana sokularak koluma girdi ve işin yoksa beraber yürüyelim diye teklif etti; "hem sana yürüken niçin yalnız başıma gezintiye çıktığımı da anlatırım" diye ilave etti
Ben "zaten sana geliyordum; biraz görüşür, sohbet ederiz diye düşünmüştüm
Madem ki böyle oldu; gezinirken konuşuruz
" cevabını verdim
İkimiz birlikte yola koyulmuştuk; benim içim içime sığmıyor, neredeyse meraktan çatlıyordum
Bir aralık soru soran gözlerimi Halife'nin yüzüne diktim; haydi söze başla; anlat bakalım niçin ayazlı bir gecenin bu saatinde tek başına sokaklarda dolaştığını" demek istiyorum
Halife Hz
Ömer'de zaptedilmez merakımı anlamıştı
Ama başka meselelerden konuşuyor, fakat bir türlü gecenin bu saatinde niçin dolaşmakta olduğuna lafı getirmiyordu
Birlikte gezinirken her evin kapısı önünde epeyce bir müddet dikiliyor, kulağını kapıya dayayarak içerisini dinliyordu
Evlerin kapılarında dikilip içerden bir ses geliyor mu, gelmiyor mu, diye dinleye dinleye sokak sokak Mekke mahallelerini dolaştık
Hiçbir tarafta çıt yoktu, herkes bölünmez uykularının salıncağında soluyordu
Belki de şu koca şehirde gecenin bu saatinde Halife Hz
ömer (r
a) ile benden başka uyanık olan tek kişi yoktu
Yavaş yavaş Hz
Ömer'in neden gezintiye çıktığını anlar gibi oluyordum
Anlaşılan şehir halkından herhangi birisinin bir derdi, bir sıkıntısı yüzünden uykusuz kalıp kalmadığını yakalamak istiyordu
Bu yüzden sokak köpeklerine kadar şehrin bütün canlıları sıcak yuvalarında uyurken müslümanların reisi sıfatı ile Hz
Ömer (r
a
) onlara bekçilik ediyor; onların rahatı için uykuyu kendine haram ederek sokak sokak bu ayazda dolaşıyordu
Bütün mahalleleri kapı kapı dolaşınca şehrin dışına çıktık
Sağda solda tek tük çadırlar vardı
Onların da kapıları önünde durup ağlama sızlama var mı diye içeriyi dinledikten sonra yolun en ucundaki bir çadıra sıra geldi
Diğerlerinde olduğu gibi bu çadırın kapısında da dikilerek içeriyi dinledik; birbirine karışmış durumdan ağlayan çocuk sesleri geliyordu
Epeyce dinledikten sonra Hz
Ömer (r
a
) kapıyı vurup selamla birlikte içeriye daldı
Evin içi karmakarışıktı
Durmadan ağlayan çocukların gözleri şişmiş; yüzleri akan yaşların çizgileri ile benek benek kararmıştı
Yaşlıca bir kadın ocağın başına oturmuş hem ateşin üzerinde kaynayan tencereyi karıştırıyor hem de halsizlikten dizinin dibine serilen minicik yavruları susturmaya çalışıyordu
Kadın da bitkin ve halsiz görünüyordu
Bu haline rağmen Hz
Ömer'in (r
a
) selamına gülümser olmasına çalıştığı bir çehre ile aldı
Anlaşılan evine gelenin Halife Ömer olduğunu bilmiyordu
Kim bilir Halife'yi tanımıyordu bile
Zate gecenin bu ilerlemiş saatinde şehir dışındaki bir çadırın kapısını Halife'nin çalacağını kim düşünebilirdi
Hz
Ömer (ra
) kendini tanıtamadan tatlı bir dille kadına sordu "valide bu yavrular niye böyle durmadan ağlıyor?" Kadın içini çekerek kısaca "iki günden beri açtılar da ondan" diye cevap verdi
Hz
Ömer (r
a
), "peki niye önlerine yemek koymuyorsun?" diye soracak oldu hıçkırıklar birden kadının boğazına düğümlendi
Durmadan akmaya başlayan gözyaşları arasında bize içini dökmek üzere söze başladı
"Oğlum" dedi Halife Ömer'e "sen şu ateşte kaynayanı yemek mi pişiyor sandın; ne gezer!
Yavruları avutabilmek için çakıl koydum tencereye; durmadan kaynatıyorum
Pişirecek hiçbir şey yok
Bu gördüğün yavrular benim, anasız babasız yetim torunlarımdır
Oğlum, kocam ve kardeşlerimin her biri bir muharebede şehit düştüler
Evin geçimini temin edecek bir erkeğim yok
Ben de hem yaşlı ve hem de kadın halimle halim kalmadı
İşte böyle aç ve perişan kaldık
Soylu bir aileden varlık için büyümüş ve yokluk nedir hiç bilmemiş bir kızı olduğum için kimseye gidip halimi anlatmaya, el açıp bir şeyler dilenmeye de yüzüm tutmuyor
Her şeyi bilen yüce Allah (c
c
) bir sebebini yaratıp rızkımızı gönderinceye kadar böyle ağlayıp beklemekten başka çaremiz yok
"
Hz
Ömer (r
a
) kadın dinlerken yanmakta olan bir mumu gibi eriyor, yüzü renkten renge giriyordu
Kadının sözünü bölerek üzgün bir sesle "valide, şehirde oturan müslümanların emirine, Halife Ömer'e neden başvurup durumunu anlatmıyorsun?" diyebildi
O ana kadar kesintisiz olarak gözyaşı döken kadının derin üzüntüsü yerini anlatılmaz bir kin ve kızgınlığa bıraktı
Hiddetten kararan bakışlarını Halifeye dikerek şu sözleri söyledi
"Dilerim ki o Halife Ömer daha dünyada iken bulsun Ahirette de elim yakasından kopmasın
" Hz
Ömer (r
a
) kekeleye kekeleye "Niçin Ömer'e böyle beddua ediyorsun valide! Onun bu işte günahı nedir?" dedi
Kadın aynı kızgınlıkla bu sözlerin cevabını yetiştirdi: "evladım!
Ben şu ihtiyar halimle iki günden beri gece gündüz demeyip yetim avuturken o nasıl rahat yatağında uyuyabilir? O, müslümanların reisi, baş bekçisi değil mi? Bizler evvela Allah'a sonra do onun eline emanetiz
Gelip de benim halimi nasıl sormaz
Müslümanların reisi olmayı böyle kolay mı sanıyor!
"
Hz
Ömer (r
a
) yavaş yavaş dolmaya başlayan göz pınarlarını kadından saklayarak "valide haklısın, doğru söylüyorsun; ama zavallı Halife'nin işi bir iki değil ki
Kimbilir başını kaşıyacak kadar bile boş zamanı yoktur
Hem sen gidip derdini anlatmadıktan sonra o senin halini bilmez ki, diye kadının öfkesini dindirmeye çalıştı
Fakat kadın aynı kızgınlıkla sözlerine devam etti
"Madem ki dertlilerin derdini zamanında haber alıp çaresine koşmayacaktı, zamanında niye Halife olmayı, müslümanların başına geçmeyi kabul etti? Böyle çürük bir mazereti hiç dinler miyim ben? Zavallının işi çokmuş!
Nedir işi yine savaş mı? Yanında inleyenlerin sesine kulak vermez
Şehrinde açlıkla pençeleşen yavrular yaşıyor
Halife bunlara göz yumarak uzak diyarlardaki şehirlere gaza, gaza diyerek asker yürütmekle; gencecik delikanlılarımızın kanını yabancı topraklara akıtarak kadınları bırakmayı marifet mi sanıyor? Benim babam, amcam, dayım ve gencecik oğlum hep onun ordularında şehit düşmedi mi? Şimdi kim bilir yine nice kadın ve çocukları kocasız ve babasız bırakıp, aç ve çıplak bir sefaletin kucağına atacak
Böyle dertlerimize yeni dertler eklesin diye mi biz onu başımıza geçirdik?"
Tam bu sırada çocuklar sözleşmişler gibi hep bir ağızdan yanık sesleri ile ağlaşmaya başladılar
Çocukların bastıran çığlıkları kadının öfkesini bir kat daha arttırdı
Ellerini havaya kaldırarak ve sesinin çıktığı kadar bağırarak sözlerine şöyle devam etti:
"Bu evdeki canlıların göğüslerinden boşalarak yükselen inilti ve çığlıkları şimşek ve yıldırım eyleyerek Ömer kulunun başına yağdırmasını dilerim
O varsın dul bir kadınla yetim yavruların beddualarını yağmur sansın
Tez elden ona gönlümün dilediği bir bela ver de kıvranırken bizim neler çektiğimizi anlasın
Sen işini bilirsin, yüce Yaradanımız
"
Hz
Ömer (ra
) artık dayanamadı
Dolu dolu olan pınarlarından yaşlar damlamaya başladı
Herkesin durmadan gözyaşı döktüğü bu kederli evde, gözyaşlarını görmelerini istemediği için yüzünü herkesten saklamaya çalışıyordu
Artık orada oturamazdı
Hemencecik yerinden doğruldu
Bitkin bir sesle "valide haklısın sen yine avut çocuklarını ben hemen dönerim" diyerek kapıya doğruldu
Arkasından ben de yürüdüm
Dışarıya çıkınca derin bir soluk çekti ciğerlerine
Kelimenin en geniş manası ile üzgün ve bitkin idi
Yol boyunca ağzından tek kelime çıkmadı
Var gücünü kullanarak hızla yol almaya çalışıyordu
Ona yetişmekte güçlük çekiyordum
Doğruca devlet hazinesine vardık
Halife, bir un çuvalı seçerek bir yana koydu
Benim elime de bir yağ kabı tutuşturdu
Vakit geçirmeden koca un çuvalını sırtlanmaya koyuldu
Gözlerime inanamıyordum
Evet bu İslam Devletinin koca reisi un çuvalını sırtına almak üzere idi
Hemen yanına sokuldum; "aman ey mü'minlerin emiri!
Ne yapıyorsun? Bari müsaade ver de çuvalı ben sırtıma alayım
" Hz Ömer (r
a
) hemen sözümü keserek belki bir saatten beri ilk defa ağzını açıp şu sözleri söyledi
"hayır, ey İbn-i Abbas, sevgili dostum!
Değil yorgunluktan yere yığılsam, ölsem bile bırak; yükünü de kendi sırtında götürsün
Bu dünyada yüküne yardım etmek isteyecek öz dostlar bulabilir, fakat her koyunun kendi bacağından asılacağı Ahiret gününde kimse O'nun cezasını paylaşmayacaktır
Kadın doğru söylemişti
Ya vakti ile Hilafeti yüklenmemeliydim
Yüklendiğime göre idarem altındaki tek tek her ferdin huzur ve emniyetini düşünmek zorundayım
"
Sevgili dostum, Dicle kenarında otlayan bir koyunu kurt kapsa ilahi adalet onu Ömer'den sorar
Şu yaşlı kadın kimsesiz ve avuttuğu yavrular kimsesiz kalır; sorumlusu Ömer'dir
Bakımsızlık ve sefaletten bir ev çökse vebali Ömer'in omuzlarındadır
Talihsizlik neticesinde yere bir tek damla kan aksa o kan damlası çoşkun bir derya olup dalgaları ile Ömer'i yutar
Kırgın gönüllerin öfke şimşekleri Ömer'in başına boşalır
Bütün matemlerin gözü göze göstermez dumanlarında boğulacak olan da Ömer'den başkası değildir
Ömer her derdin devası, her dileğin büyük kapısı ve her lanetin ana ana hedefidir
Yüce Allah'ım aciz bir kul bu kadar ağır ve çeşitli mesuliyet yükünün altından nasıl kalkabilir? Ey Ömer, bu kadar yükün altına girmeyi nasıl kabul edebildin vakti ile
Sözünü bölüp bir parça kederini dindirmek istedim ve dedim ki; "o kadar da üzme kendini, ey mü'minlerin emiri
Halifelik yükünü sen üzerine almasan kim bu vazifeyi senin kadar titizlikle yüklenebilirdi
Sen de bütün üstün meziyet ve kabiliyetlerine rağmen nihayet bir insansın
Her yerde vakit geçirmeden kendini gösteren ve yanılmaksızın kılı kırk yaran ilahi adalete ulaşamazsın
Kullara verilen bütün merhametler bir araya getirilerek temiz gönlüne dolsa bile bütün varlıkları kanatları altına alan yaygın ilahi esirgeyicilikle yarışamazsın
Ey iyi yürekli Halife!
Sen şüphesiz ki bir melek değilsin, ama adelet ve merhamet kervanının ön safındaki elinde bayrak tutanlardansın
Senin bu erişilmez adaletine kıyamet günü, hem yer, hem gök hemde şu sırtındaki un çuvalı aynı zamanda da ben şahitlik edeceğiz
Şüphesiz ki en büyük şahidin de karanlık gecede kara taş üzerindeki siyah karıncaya kadar her şeyi bilen yüce Allah'ın bizzat kendisidir ne mutlu sana ki fani hayatını böylesine ölmez değerlerin sahibi olmak uğruna harcıyorsun
Ne mutlu biz müslümanlara ki dünyanın başka milletlerini, padişah diye kan içen canavarlar idare ederken, senin gibi ipek yürekli ve geniş görüşlü bir reisin şanlı adalet bayrağı altında gölgelenmenin tükenmez zevkini tadıyor ve bütün dünyaya karşı seninle haklı bir iftihar duyuyoruz
"
Bu sözlerim galiba Halife'nin üzgün gönlüne biraz neş'e vermişti
Ağır çuval yükü altında iki büklüm olmuş bedenine rağmen son gücünü kullanarak yokuşu soluk soluğa çıkıyordu
Damarlarındaki kanı bile donduracak kadar keskin ayaza rağmen alnından ve yüzünden akıp heybetli göğsüne süzülen terlere aldırmıyordu bile
Nihayet koca karının çadırına vardı ki nefes nefese içeri girip çuvalı yere bıraktı ve aynı zamanda kendisi de yere serildi; iyice bitmiş, takatinin son damlalarını kullanarak çadıra girebilmişti
Kısa bir dinlenmeden sonra askınlar gibi silkilenerek yerinden doğruldu; tencerede kaynamakta olan çakılları boşalttı
Yerine benim taşıdığım kaptan yağ koydu
Sonra eriyen yağa sırtında getirdiği çuvaldan kendi eli ile un koyarak pişirmeye koyuldu
Sönen ateşi kadından çalı çırpı isteyerek kendisi tutuşturdu
Böylece pişirdiği yemeği ayazda çabucak soğutarak yine kendi eli ile kurduğu sofraya koydu
Daha sonra anne ve baba şefkatini bile gölgede bırakacak gülümseyen bir yüz ve bal gibi bir sesle iki günden beri boğazlarından aşağıya tek lokma geçirmemiş olan öksüz yavruları yemeğe oturttu; eli tutmayanlara kendi eli ile yemek verdi
Günlerden beri kara yaslara gömülmüş olan çadırı bir anda sıcak bir sevincin ışıkları aydınlatmıştı
Ağlamalar susmuş, yaşlar kurumuş; öfke dinmişti
Öksüz yavruların gözleri sevinçten ışıl ışıl parlıyordu
Yaşlı kadıncağız Hz
Ömer (r
a
) sırtında un çuvalı ile içeriye girdiği andan beri şaşkınlıktan sanki dilini yutmuştu, ağzından tek bir kelime bile çıkmadı
Fakat karnı doyan öksüz torunlarının neşesi odayı sarınca ağır bir uykudan uyanır gibi silkindi; toplandı ve sevinç gözyaşları içinde kim olduğunu hala bilmediği Halifeye şu sözleri söyledi
"Dilerim ki yüce Allah (c
c
) tez elden seni Hz
Ömer'in Halifelik makamına oturtsun
Oraya Ömer'den çok sen yakışırsın
"
Yaşlı kadının o karşısındakini tanımadığı için söylediği bu sözlere içinden güldüm; yan gözle Ulu Halife'yi aradım; bu akşam belki ilk defa bu sözler üzerine O da aydınlık bir çehre ile gülüyordu
Bana yaklaşıp gidelim artık diye işaret ettikten sonra kadına döndü; "Valideciğim
Sen yarın erkenden Halifelik makamına gel; beni orada bul da sana emekli ve yetim maaşı bağlatayım
Şimdilik hoşçakal" dedikten sonra birlikte dışarı çıktı gün ağarmıştı
Müezzinin bütün mü'minleri sabah namazına çağıracak olan gür sesi nerdeyse ortalığı çınlatacaktı
Ulu halife uykusuz kalarak ve terler dökerek vazifesini yapmış insanların gönül huzuru içinde rahattı
Bana gelince uykusuz gecemden fazlası ile memnundum
Çok şeyler görmüş, çok şeyler işitmiştim ve çok şeyleri öğrenmiştim
Gördüklerim, işittiklerim ve öğrendiklerim bende ömür boyunca tazelik ve canlılığını yitirmeyecek izler bırakmıştı
Ümit dolu sevinçler içinde Allah Resulü'nün şu sözlerini hatırladım
"Sahabilerimin her biri tek tek gökteki yıldızlar gibidir
Hangisinin peşinden giderseniz hidayetin yolunu bulursunuz
" "Ey yüce Allah Resulü!
dedim içimden" "senin Halifen Ömer'i gördünde mi söyledin bu altın sözleri!
O gün kadın, öğleye doğru Halifelik makamına geldi
Ulu Halife zaten daha önce işini maaşa bağlanması için gereken kimselere derhal emir vermişti
Kadın Hz
Ömer'i tanımıştı ama şaşkınlıktan dona kaldığı için dilini döndürüp hiçbir şey söylemiyordu
Ulu Halife onu saygı ile karşılayıp bir yere oturttuktan sonra şöyle dedi:
"Valideceğim!
İşin oldu bundan sonra hem kendi adına ve hem de şehit yavrusu öksüz torunlarının her ay emekli maaşını alacaksın
Al bakalım şu ilk maaşın" diyerek bir gümüş kesesini kadına uzattı ve "Artık Ömer'i affediyor O'na ettiğin bedduaları geri alıp hakkını bağışlıyorsun değil mi" diye sözlerini bağladı
Akşamdan beri olup bitenleri tümünü iyice anlıyan kadın gayet ciddi bir ifade ile Halife'ye şu son cevabı verdi; "işte böyle göster adaletini eline bakan bütün müslümanlara karşı
"
KAYNAK: Ermişlerden Osman Efendi, Seçme Dini Hikayeler, Seda Yayınları, İstanbul 2000, s
143-158
Dantel
Mumsema
Frmacil
07-02-2007
#
2
Profil Bilgileri
mardini47
--->: yaşlı nıne ıle Hz.Omer
Daha önce de okumuştum
Mükemmel
Allah bizlere de -Ömer adaleti olmasa bile- bir nebze Ömer adaletini anımsatacak kadar adil olan yöneticiler nasip etsin
02-03-2008
#
3
Profil Bilgileri
laz53
--->: yaşlı nıne ıle Hz.Omer
(Allah bizlere de -Ömer adaleti olmasa bile- bir nebze Ömer adaletini anımsatacak kadar adil olan yöneticiler nasip etsin)
"Amin kardeşim Amin" Yazmış olduğun yazı için ALLAH senden razı olsun
Tags
:
hzomer
,
ile
,
nine
,
yasli
yaşlı nıne ıle Hz.Omer ile ilgili Benzer Konular
785 Kez Görüntülendi
Yaşlı mı ? Genç mi ?
Garip ve Esrarengiz Olaylar
Yaşlı Teyze
Güzel Yazılar / Makaleler
Yaşlı Teyze...
Fıkra
YaşLı Portreler
Fotoğrafçılık
Yaşlı Kadın :) :) :)
Fıkra
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
03:27
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552
553