Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Kıssalar & Hikayeler

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
Peygamberler Tarihi ile ilgili Benzer Konular
1488 Kez Görüntülendi

Peygamberler Bile Imrenir Sünnet & Hadis
Peygamberler Tarihi Dini Programlar
PEYGAMBERLER TARİHİ okuyalım Sorular ve Cevaplar
Peygamberler ve Hz.Muhammed (S.A.V) Dini Programlar
Peygamberler Tarİhİ / Hz. İsa (a.s) Dini Sohbet

Bize Hizmet Edenler | var mısın yok musun (kesinlikle bakın)
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 05-09-2006   #21
Profil Bilgileri
Standart

ile ilgili üçüncü sayfa Mumsema.com


Mûsâ aleyhisselâmın yeğenidir Yûsüf aleyhisselâmın soyundandır

YÛŞÂ ALEYHİSSELÂM


İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerdenç Mûsâ aleyhisselâmdan sonra gönderilmiş olup Mûsâ aleyhisselâmın yeğeni veya vekiliydi İsmi Yûşâ olup, Hıristiyanlar Yeşû diyorlar Yûsuf aleyhisselâmın neslinden gelen Nûn'un oğludur Annesi Mûsâ aleyhisselâmın kızkardeşidir Yûşâ aleyhisselâm Mûsâ aleyhisselâma bildirilen dinin esaslarını insanlara tebliğ etti Mısır'da doğan Yûşâ aleyhisselâm, Mûsâ aleyhisselâmın husûsi talebesi, hâlis hizmet görücüsü ve en yakın dostlarındandı Mûsâ aleyhisselâm Firavun'un zulmü üzerine Allahü teâlânın emriyle kendine inanan ve tâbi olanlarla birlikte Mısır'dan Tih sahrasına hicret ederken Yûşâ aleyhisselâm da onunla beraber bulundu Mûsâ aleyhisselâmın Hızır aleyhisselâmla görüşmek üzere çıktığı yolculukta onunla berâber bulundu Mûsâ aleyhisselâm Hızır aleyhisselâmla karşılaşınca Yûşâ aleyhisselâm geriye döndü Allahü teâlâ, Mûsâ aleyhisselâmın kavmine Arz-ı Mev'ûdu (Filistin ve Şam bölgesini) ihsân edeceğini bildirdi Fakat isrâiloğulları o beldelerde zâlim ve zorba bir kavim olan Amâlikalıların bulunduğunu ileri sürerek gitmek istemediler Allahü teâlâ Mûsâ aleyhisselâma vahyedip: ''Ey Mûsâ! Ben burayı sizin için memleket ve yerleşme yeri olarak yazdım; takdir ettim Oraya git ve düşmanlardan kim varsa onlarla harp et Zirâ onlara karşı sizin yardımcınız benim Kavminden her koldan bir temsilci (nakib) seç al Onlar vefâkar ve itâatkar olsunlar'' buyurdu Bunun üzerine Mûsâ aleyhisselâm her bir koldan iyi haber toplayan, sözünde sâdık ve vefâkar birer temsilci seçti Bunları Eriha şehri ve ahâlisi hakkında bilgi toplamak için gönderdi Aralarında Yûşâ bin Nûn'un da bulunduğu haber toplamakla vâzifeli kimseler Eriha'ya gittiler O belde ahâlisinin iri cüsseli, çok kuvvetli ve kalabalık olduğunu görünce korktular Geriye dönüp kavimlerine gördüklerini anlatarak onların harbe gitmelerine mâni oldular Mûsâ aleyhisselâmın kavmi, gelen temsilcilerin anlattıklarını dinleyip harp etmekten vaz geçtiler İçlerine korku düşüp, feryâda başladılar: ''Keşke Mısır'da ölseydik Yâhut burada ölsek de, Allah bizi o zâlimlerin memleketine sokmasa, yoksa hanımlarımız, çocuklarımız ve mallarımız ganimet olarak kalacak'' dediler Temsilciler içinde bulunan, Allahü teâlânın kendilerinden ''İsmet ve tevfik'' ile haber verdiği Yûşâ bin Nûn ile Kâlib bin Yuknâ ise kavimlerine gelip, Eriha beldesi ahâlisinin kötü hallerinden bahsetmediler Diğer kabilelerden o belde ahâlisi hakkındaki haberleri duyanlara ise korkulacak birşey olmadığını, Allahü teâlânın yardım ve inâyetiyle Eriha'nın fethedileceğini bildirip, Mûsâ aleyhisselâma yardımcı olmaya çalıştılar Onlara dediler ki:

Ey İsrâiloğulları! Cebbarların (zâlimlerin) şehrinin kapısından hemen girin (onların vücutlarının büyüklüğünden korkmayın Biz onları gidip gördük ve öğrendşk Onların bedenleri büyük ve kuvvetli fakat kalpleri zayıftır Sizinle harp etmeye rûhi mentânetleri yoktur) Bir defâ kapıdan girdiniz mi ( Allahü teâlânın vâd ettiği yardımın size gelmesiyle) elbette siz gâliblerden olursunuz Siz gerçekten inanan, Allahü teâlânın vâdini tasdik eden kimseler iseniz, (Allahü teâlânın kudretine, size yardım edeceği hakkındaki vâdine, Mûsâ aleyhisselâmın peygamber olduğuna inanıyor, imân ediyorsanız, düşmanların boy ve cüsselerine bakarak aldanmayınız Onlardan korkmayınız Size ilâhi yardımın geleceği husûsunda ve bütün her hâlinizde) Allahü teâlâya tevekkül ediniz ( O'na itimad ediniz Yanlız o'na güveniniz ve cihâddan geri durmayınız) (Mâide sûresi: 23) Fakat İsrâiloğulları onların söylediklerine inanmadılar ve Mûsâ aleyhisselâmın nasihatlerine uymadılar Yûşâ bin Nûn ve Kâlib bin Yuknâ aleyhisselâm taş ve sopalarla öldürmek istediler İsrâiloğulları Yûşâ bin Nûn ve Kâlib bin Yuknâ'yı taşlayıp, Mûsâ aleyhisselâma karşı gelerek Allahü teâlâ isyân edince Mûsâ aleyhisselâm üzüldü Allahü teâlâ isrâiloğullarını kırk sene müddetle Ary-ı Mev'ûd denilen bölgeye girmelerini haram kıldığını bildirdi ''Biz harbe gitmeyiz'' diyerek isyân eden kimseler kırk sene müddetle Tih sahrasında şaşkın bir hâlde dolaştılar Kırk sene içinde öldüler Kırk senenin sonuna doğru Hârûn aleyhisselâm vefât etti Mûsâ aleyhisselâm vefât ederken yerine Yûşâ aleyhisselâmı halife bıraktı Allahü teâlâ Yûşâ aleyhisselâmı da İsrâiloğullarına peygamber olarak vazifelendirdi Bu sırada Mûsâ aleyhisselâma karşı çıkıp; ''Biz harbe gitmeyiz'' diyen kimseler ölmüş, onların yerlerine oğulları ve torunları çoğalmıştı Allahü teâlâ Yûşâ aleyhisselâma isrâiloğullarını toplayıp Tşh sahrasından çıkarmasını ve Arz-ı Mev'ûd denilen bölgeye gidip cebbârlarla (zâlimlerle) harp etmesini emretti Yûşâ aleyhisselâm İsrâiloğullarını toplayarak Eriha şehrini kuşattı Kuşatma altı ay sürdü Nihâyet bir cumâ günü akşam üzeri mûcizeler göstererek şehri fethetti Yûşâ aleyhisselâm ve o'na inananlar Eriha'yı fethettikten sonra İlyâ (Eyliyâ) şehrini de aldılar Bu şehrin Yûşâ aleyhisselâm tarafından fethedildiğini duyan çevre şehirlerin hükümdarlarından beşi bir araya gelip İsrâiloğullarıyla topluca savaşa girdiler Sonunda hepsi de yenilerek hezimete uğradılar

Yûşâ aleyhisselâm Eriha ve İlyâ şehirlerini ve civârını fethettikten sonra Belka şehri üzerine yürüdü Belka şehrini de fethedip, Belâk adındaki hükümdarını ve İsm-i A'zam duâsını bildiği halde Yûşâ aleyhisselâmın ordusuna karşı bedduâ etmeye teşebbüs eden, fakat ibret için dili göğsü üzerine sarkık kalan Bel'âm bin Bâûrâ'yı öldürdü böylece Belka şehride fethedilmiş oldu Eriha, İlyâ ve Belka şehirlerinin fethedilmesinden sonra Arz-ı Mev'ûd diye bilinen Filistin ve Şam diyarı da peyderpey İsrâiloğullarının eline geçti Fetihler yedi sene devâm edip Kudüs şehri de Yûşâ aleyhisselâm ve ona inananlar tarafından fethedildi Bu bölgedeki diğer şehirleri de fetheden Yûşâ aleyhisselâm batıda beş şehre gidip orayıda düşmanlardan aldı Daha sonra Şam diyârına giderek orada yerleşmiş otuz bir hükümdarlığın beldelerini zaptetti Putperest ve Allahü teâlâya isyân eden hükümdarları öldürtüp memleketlerini İsrâiloğulları arasında taksim etti İsrâiloğullarını Arz-ı Mev'ûd'a yerleştiren Yûşâ aleyhisselâm, onlara Mûsâ aleyhisselâma nâzil olan Tevrât'ı okudu ve hükümlerini açıkladı Onların Allahü teâlâya imân ve ibâdet üzere kalmalarına çalıştı Yûşâ aleyhisselâm, Mûsâ aleyhisselâmın vefâtından sonra yirmi yedi yıl insanlara Allahü teâlânın emirlerini bildirdi Ömrünün sonuna doğru hastalandı Yerine Kâlin bin Yuknâ'yı halife tâyin etti Yüz yirmi yedi yaşında vefât etti Kabrinin Nablûs veya Haleb yakınındaki Mearre şehrinde olduğu rivâyet edilir Yûşâ aleyhisselâm İstanbul'a hiç gelmedi Beykoz Tepesinde ziyâret edilmekte olan kabrin Yûşâ peygambere âit olduğu söyleniyorsa da târihi bilgilere uygun değildir Bu bir veli veyâ havârilerden birine âit olabilir Böyle ise yine kıymetlidir Kabrin Yûşâ peygambere âit olup olmadığını kesin olarak söylemek uygun değildir Yûşâ aleyhisselâm karayağız, orta boylu, güzel yüzlü, iri gözlü, yassı göğüslü bir görünüşe sahipti Yüzünün güzelliği Yûsuf aleyhisselâma çok benzerdi Cesûr, kahraman, yiğit, harp taktik ve tekniğinde mahâret sâhibiydi Mûsâ aleyhisselâma gönderilen Tevrât'ın hükümleriyle amel edip, insanlara tebliğ etmekle vazifelendirilmişti Tefsir âlimleri Mâide sûresi 23 âyetinde bildirilen Allahü teâlâya imân edip, o'ndan korkanlardan iki kimseden birisinin ve Kehf sûresi 60- 65 âyetlerinde bildirilen Mûsâ aleyhisselâmın Hızır aleyhisselâmla görüşmek üzere yolculuk ettiği sırada yanında bulunan gencin Yûşâ aleyhisselâm olduğunu bildirmişlerdir

MÛCİZELERİ:

1- Yûşâ aleyhisselâm, Eriha'yı fethetmek üzere İsrâiloğullarını topladı Yolculuk esnâsında Şeria (Ürdün) Nehrinin suları çok olduğu için geçemediler Nehrin üzerinde köprü de yoktu Yûşâ aleyhisselâm duâ edince Şeria Nehrinden bir yol açıldı İsrâiloğulları o yoldan geçtikten sonra sular tekrar eskisi gibi akmaya devâm etti 2- Bir şehrin fethi esnâsında kuşatma uzun sürmüştü Bütün çalışmalara rağmen surlarda gedik açılmamıştı Yûşâ aleyhisselâm duâ etti Allahü teâlânın kudretiyle yer sarsılıp kalenin surları yıkıldı Yûşâ aleyhisselâm ve ona inananlar şehre girip fethettiler 3-Yûşâ aleyhisselâm Kudüs şehrini fethetmek için muhâsara etti Bir cumâ günü akşam üzeri güneş batarken, güneşin bir müddet daha batmaması için Allahü teâlâya yalvardı: ''Ey Allah'ım! Güneşi geri al!'' diye duâ etti Allahü teâlânın emri ve takdiri ile batmak üzere olan güneş yükseldi Bir müddet daha gündüz devâm edip Kudüs fethedildikten sonra battı

Ahmed bin Hanbel'in Müsned'inde bildirdiği hadis-i şerifte; ''Güneş hiçbir kimse için batmaktan alıkonulmaz Ancak Beyt-i Mukaddesi fethetmek için gittiği gecelerden birinde Yûşâ aleyhisselâm için batmaktan alıkonuldu'' buyuruldu

 

Pamela is offline  
Alt 05-09-2006   #22
Profil Bilgileri
Standart



İsrâiloğullarına gönderildi ve Hârun aleyhisselâmın torunlarındandır

İLYÂS ALEYHİSSELÂM


Beni İsrâil'e gönderilen peygamberlerden, Mûsâ aleyhisselâmın dinini insanlara bildirmek için Allahü teâlâ tarafından vazifelendirildi Hazret-i Mûsâ'dan sonra Beni İsrâil kavmine gönderilen peygamberlerin hepsi Tevrât'ın hükümlerini unutan, yerine getirmeyen insanlara bunları bildirmek için gönderildi Beni İsrâil, o zaman Şam ve civârındaki dağınık küçük devletler hâlinde yaşıyordu Çünkü Yûşâ bin Nûn, Şam kıtasını fethedip, Beni İsrâil'e taksim etmişti Bir kabiliye de Baalbek ve etrâfını verdi İlyâs aleyhisselâm Baalbek'in kabilesinde bulunuyordu Beni İsrâil zamanla yoldan çıkmış, aralarında fesat ve karışıklık başlamıştı Tevrât'taki Allahü teâlânın emirlerini unutmuşlar, putlara tapmaya başlamışlardı İlyâs aleyhisselâm peygamber olarak gönderildiği zaman, Ba'l adında 8-10 metre büyüklüğünde bir puta tapıyorlardı Hazret-i İlyâs; ''Ba'l'den vazgeçiniz ve her şeyin yaratıcısı olan Allah'a ibâdet ediniz'' diye nasihat etti Fakat dinlemediler Onları Allah'ın azâbı ile korkuttu ise de, beldelerinde çıkarttılar Allahü teâlâ da onlardan feyz ve bereketi kaldırdı Yağmurlar kesildi, kıtlık başladı Hayvanlar susuzluktan öldü Başlarına çeşitli belâlar geldi

İlyâs aleyhisselâm bu kıtlık yıllarında imânı gizlice halka anlatıyordu Bütün evlerde kıtlık varken, inananların evlerine, İlyâs aleyhisselâmın bir mûcizesi olarak, bolluk ve bereket gelmiştiHerkes kokmuş leş yerken, bunların eviyiyecek doluydu Baalbek hükümdârınınhazineleri doluydu Fakat satın alacak yiyecek bulamıyorlardı Nihâyet hatâlarını anladılar ve hazret-i İlyâs'ı bularak af dileyip imân ettiler İlyâs aleyhisselâma, sen bize duâ et, dediler Her ne söylerse ona tâbi olacaklarına söz verdiler Hazret-i İlyâs, Allahü teâlâ ya duâ etti Belâ ve musibetin kalkmasını diledi Allahü teâlâ hazret-i İlyâs'ın duâsını kabul etti O belde yeniden feyz ve berekete kavuştu Bol bol yağmur yağdı Her taraf yeşerdi Memlekette büyük bir ferahlık meydana geldi İsrâiloğulları sonra hazret-i İlyâs'a: ''Senin duân ile kurtulduk Ancak ekebileceğimiz tohum yok Duâ et de tohum elde edelim'' dediler Hazret-i İlyâs duâ etti Allahü teâlâ tuz ekmelerini bildirdi Tarlalara tohum yerine buz ektiler Mûcize olarak yerde nohut yetişti İsrâiloğulları bu hâl üzere bir müddet hazret-i İlyâs'a tâbi oldular Fakat hak yolda sebât etmeleri uzun sürmedi Yine nankörlük edip, doğru yoldan ayrıldılar Bu durum üzerine hazret-i İlyâs, Allahü teâlânın izni ile gitgide perişan oldular Kur'ân-ı kerim'de Sâffât sûresinde bunların isyânları sebebiyle Cehennem'e gidecekleri bildirilmektedir

Abdullah ibni Abbâs'tan rivâyet edildiğine göre; hazret-i İlyâs Baalbek'ten çıkınca, ilâhi emirleri bildirmek üzere dolaşırken yolu bir köye düştü bu köydeki insanlara nasihat etti Onları imâna dâvet etti Köylüler onu severek köylerinde bir müddet kalmasını istediler O da kabul etti ve İsrâiloğullarından ihtiyâr bir kadının evinde misâfir oldu Bu kadının hasta bir oğlu vardı Hastalığına bir türlü şifâ bulamamıştı İhtiyâr kadın oğlunun durumunu hazret-i İlyâs'a anlatarak çocuğunun şifâ bulup bu dertten kurtulması için Allahü teâlâya duâ etmesini istedi Hazret-i İlyâs, üzülme şifâ Allahü teâlâdandır, dedi Abdest alıp iki rekât namaz kıldı Hasta çocuğz şifâ vermesi için Allahü teâlâya yalvardı Allahü teâlâ duâsını kabul etti Hasta çocuk iyileşti Bu çocuğun adı Elyesa idi Şifâ bulduktan sonra hazret-i İlyâs'a imân etti Yanından ayrılmadı Ondan Tevrât'ı öğrendi Hazret-i İlyâs'ın vefâtından sonra da İsrâiloğullarına peygamber olarak gönderildi Kur'ân-ı kerim'in Sâffât ve En'âm sûrelerinde İlyâs aleyhisselâmla ilgili haberler vardır

 

Pamela is offline  
Alt 05-09-2006   #23
Profil Bilgileri
Standart



Mûsâ aleyhisselâmın dinini İsrâiloğullarına yaydı

ELYESA ALEYHİSSELÂM


İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden İlyâs aleyhisselâmdan sonra gönderilmiştir Her ikisi de Mûsâ aleyhisselâmın dinini yaymakla vazifelendirilmiş nebi idiler İlyâs aleyhisselâm, İsrâiloğullarını Allahü teâlâya imâna ve ibâdete çağırdı Onu dinlemediler, hattâ memleketlerinden kovdular Ba'l adındaki puta tapmaya ısrarla devâm ettiler Bu isyânları ve azgınlıkları sebebiyle, Allahü teâlâ onlar üzerine belâ ve musibet gönderdi Çeşitli sıkıntılarla cezâlandırıldılar Memleketlerinden bereket kaldırıldı Yağmur yağmaz oldu, kıtlık başgösterdi ve mahsûl alamadılar Yiyecek bulamaz oldular Açlıktan leş yemeye başladılar Sonunda İlyâs aleyhisselâmı bulup, nasihatını dinlediler İmân ettikleri için, üzerlerinde belâlar ve musibetler kaldırıldı Bir müddet sonra, tekrar dinden dönüp puta tapmaya ve çeşitli günahları işlemeye başladılar Küfürde ısrâr edip, imân etmeye bir türlü yanaşmadılar İlyâs aleyhisselâm, Allahü teâlânın izniyle Ba'ıbek'te yaşayan bu kabile arasından ayrılıp gitti Başka beldelerde yaşayanları, Allahü teâlâya imân ve ibâdet etmeye dâvet etti Bu dâvetleri sırasında uğradığı bir belde halkı tarafından çok sevilip, orada kalması istendi Bunun üzerine bir müddet kaldı Bu sırada ihtiyar bir kadının evinde misâfir olmuştu bu kadın Elyesa aleyhisselâmın annesiydi Elyesa aleyhisselâm, o sırada genç olup hastaydı Annesi, İlyâs aleyhisselâmdan, oğlunun sıhhate kavuşması için duâ istedi İlyâs aleyhisselâm da duâ etti Elyesa aleyhisselâm hastalıktan kurtulup sıhhate kavuştu Bundan sonra İlyâs aleyhisselâmın yanından hiç ayrılmadı Ondan Tevrât-ı şerifi öğrendi İlyâs aleyhisselâmdan sonra Elyesa aleyhisselâm, Allahü teâlâ tarafından peygamber olarak görevlendirildi

Elyesa aleyhisselâm, İsrâiloğullarının ıslâhı için uğraştı, tebliğ vazifesi yaptı Azgınlık ve taşkınlıklarını günden güne arttıran bu kavim, Allahü teâlânın kendilerine gönderdiği kitâbın gösterdiği yoldan ayrıldı Kabileler, devletin başına geçmek yarışına girdi Aralarındaki ayrılık ve başka memleket meseleleri yüzünden birbirilerine düştüler İsrâiloğulları arasındaki fitnenin kavga ve çekişmelerin sonu gelmez oldu Nihâyet Allahü teâla üzerlerine Asûr devletini musallat kıldı Esir olup zelil ve perişan bir hayat sürmeye başladılar Bu hâdiselerin vukû bulduğu sıralarda, Yûnus aleyhisselâm, Asûrluların başşehrş olan Ninova'da dünyâya gelmişti

Elyesa aleyhisselâmdan Kur'ân-ı kerimde bahsedilmiş olup meâlen; ''(Yâ Muhammed!) İsmâil'i, Elyesa'ı, Zülkifl'i de hâtırla (Kavmine anlat) Bunlar hayırlılardan idiler'' (Enbiyâ sûresi:85) buyrulmaktadır

MÛCİZELERİ:

1-Eriha şehri ahâlisinin içme suları acılaşmıştı Bu durumu Elyesa aleyhisselâma bildirip, kendilerine yardımcı olmasını istemişlerdi Bunun üzerine Elyesa aleyhisselâm acılaşan suyun içine bir parça tuz atıp, ''Tatlı ol!'' deyince, Allahü teâlânın üzniyle su tatlı ve lezzetli olmuştur 2-Borçlu ve dul bir kadın, Elyesa aleyhisselâma gelip, fakirliğinden şikâyetçi olmuştu ''Evinde neyin var?'' deyince, kadın; ''Bir kaşık kadar yağım var'' dedi Elyesa aleyhisselâm, kadına; ''Git, o yağı bir kab içine koy'' buyurdu Kadında gidip yağı bir kabın içine koydu Elyesa aleyhisselâmın mûcizesiyle o yağ o kadar arttı ki, pekçok kap yağ ile doldu Fakir kadın bundan borçlarını ödediği gibi, zengin de oldu

İsrâiloğulları, Elyesa aleyhisselâma bazân uyup, bildirdiği emirleri yerine getirdiler Bâzan da muhâlefet ettiler Elyesa aleyhisselâm vefâtına yakın Zülkifl aleyhisselâmı yanına çağırıp, kendinden sonra onu yerine halife tâyin etti

 

Pamela is offline  
Alt 05-09-2006   #24
Profil Bilgileri
Standart



İsrâiloğullarına gönderildi

ZÜLKİFL ALEYHİSSELÂM


İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden Peygamberliği kesin olarak belli olmayıp, âlimlerin ekserisi peygamber olduğunu söylemişlerdir Asıl ismi Bişr olup, lakâbı Zülkifl'dir Elyesâ aleyhisselâmdan sonra, kızmadan sabır göstererek dinin emir ve yasaklarını İsrâiloğullarına bildirmeyi üzerine aldığı, kefil olduğu içim kefâlet sâhibi mânâsında Zülkifl denilmiştir Elyesâ aleyhisselâmın amcasının oğludur İsrâiloğullarına Mûsâ aleyhisselâmın dininin emir ve yasaklarını tebliğ etmiştir

Allahü teâlânın İsrâiloğullarına gönderdiği peygamberlerden Elyesâ aleyhisselâmın eceli gelip vefâtı yaklaşınca Allahü teâlâ rûhunu kabz edeceğini vahiyle bildirdi ve ''Mülkünü, İsrâiloğullarından gece sabaha kadar ibâdet eden, namaz kılan, gündüzleri oruç tutan ve insanlar arasında kızmadan hükm edecek birine ver'' buyurdu Bu peygamber kendisine verilen emri İsrâiloğullarına bildirdi Aralarıda bir genç kalkıp: ''Bu işe ben kefil olurum, üzerime alırım'' dedi Peygamber o gence; ''Bu kavmin içinde senden daha büyükleri var, sen otur'' dedi Sonra ikinci defâ aynı teklifi yaptı o genç yine ''Kefil olurum'' dedi Üçünce defâ aynı teklif tekrarlanınca cevap veren yine o genç oldu Bunun üzerine Elyesâ aleyhisselâm, onun yerine halife bıraktı Bu genç Bişr idi Bu sebeble o gence Zülkifl lakâbı verildi

Bu genç aldığı vazifeyi eksiksiz olarak yerine getirmek için çalişırken İblis (Şeytan) onu kıskandı ve bu vazüfeyi yaptırmamak için çeşitli hilelere baş vurdu Fakat bu genç İblisin hilelerine aldanmadan aldığı vazifeyi eksiksiz yerine getirdi Bu hâlinde dolayı Allahü teâlâya şükür etti

Allahü teâlâ Zülkifl aleyhisselâma peygamberlik vazifesi verdi Zülkifl aleyhisselâm Mûsâ aleyhisselâmın dininin emir ve yasaklarını insanlara bildirdi Tevrât'ı okuyup hükümlerini yerine getirdi Tebliğ vazifesini hakkıyla yerine getirdikten sonra Şam beldelerinden birinde vefât etti

Kur'ân-ı kerimin Enbiyâ sûresi: 85-86 âyet-i kerimelerinde, Sâd sûresi: 48 âyetinde Zülkifl aleyhisselâmla ilgili haberler verilmektedir

 

Pamela is offline  
Alt 05-09-2006   #25
Profil Bilgileri
Standart



Velî veyâ peygamberdir

UZEYR ALEYHİSSELÂM


İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden veya velilerden İsmi; Kur'ân-ı kerimde bildirilmiş olup, peygamber olup olmadığı açıkca bildirilmemiştir Babasının ismi Şureyha olup Hârûn aleyhisselâmın neslindendir İsrâiloğullarını Tevrât'ın hükümlerine uymaya dâvet etmiştir İsrâiloğulları Allah'ın oğlu diye iftirâda bulunmuşlardır Kudüs'te doğdu ve Kudüs'te vefât etti Uzeyr aleyhisselâm küçük yaşından itibâren, Tevrât ilmini öğrenip Tevrât'ı ezbere bilen sayılı kimselerden oldu Allahü teâlâ ilâhi emirlerden yüz çevirip, peygamberlerin nasihat ve ikâzlarına kulak tıkayan ve çeşitli azgınlık ve taşkınlıkta bulunan isrâiloğullarına Bâbil hükümdarı Buhtunnasar'ı cezâ olarak musallar etti Kalabalık bir orduyla Şam ve Ürdün bölgelerini istilâ edip, savunmasız insanları zâlimce öldürten Buhtunnasar kudüs'ü de istilâ etti Mescid-i Aksâ'yı yıkıp, Kudüs şehrinin bağ ve bahçelerini harap etti İsrâiloğullarından çoğunu öldürüp, pekçok çocuk ve genci de esir alarak Bâbil'e götürdü Bâbil'e götürülen genç esirler arasında Uzeyr aleyhisselâm da vardı Uzeyr aleyhisselâm Bâbil'de bir müddet esâret hayâtı yaşadıktan sonra elli yaşında olduğu sıralarda bir fırsatını bulup memleketi olan Kudüs'e gitmek üzere yola çıktı Kudüs yakınına gelince, bir bahçede konaklayıp merkebinden yükünü indirdi ve bir ağaca bağladı Geriden Kudüs şehrini seuredip; şehrin harap, yolların ve bahçelerin viran olduğunu üzülerek gördü Bu sırada karnı acıktığı için bir miktar incir ve üzüm koparıp, incirin bir kısmını yedi, üzümün de suyunu sıkıp içti Bir ağaç altına oturup, yıkılmış evlere, bozulmuş yollara, çürümüş tenlere, yığılmış kemiklere bakıp âlemin sonunu, yeniden dirilişi ve Allahü teâlânın kudretini düşündü Kendi kendine: ''Acabâ, bu halden sonra Hak teâlâ bu şehri nasıl tâmir ve ihyâ eder'' diyerek tefekküre dalıp uyudu Allahü teâlâ onu yüz sene öldürdü Hayattan mahrum etti Onun bedenini, yiyecek ve içeceğini insanların ve hayvanların gözünden gizledi Uzeyr aleyhisselâmı ölü bırakmasından yetmiş sene kadar sonra, Fâris hükümdârlarından Nüşek adında bir hükümdâr eliyle Beyt-i mukaddessi (Mescid-i Aksâ) ve Kudüs şehrini imâr etti Bu sırada Bâbil hükümdarı Bahtunnasar öldüğünden İsrâiloğulları esâretten kurtulup memleketlerine döndüler Otuz sene daha geçtikten sonra Allahü teâlâ Uzeyr aleyhisselâmı yeniden diriltti Uzeyr aleyhisselâm kendisinin bir gün veya bir günden az olarak uyumuş olduğu uykudan uyandığını zannetti Çünkü incir ve üzümün sanki dalından yeni koparılmışve şıra sıkıldığı saatlerdeki gibi bozulmamış olduğunu gördü Allahü teâlâ Uzeyr aleyhisselâma vahy edip yüz sene kaldığını bildirdi Uzeyr aleyhisselâm merkebine baktığı zaman onun parça parça olan kemiklerinin vücûdundan ayrılmış olduğunu gördü Allahü teâlâ ona ''ve seni, insanlara bir âyet (delil) kılmak için böyle öldürüp dirilttik (seni öldükten sonra diriltmenin var olduğunu delil kıldık) ve (merkebin) kemiklerine bak! Onları nasıl birbirine birleştiriyoruz? Sonra da onlara et giydiriyoruz?'' (Bakara sûresi: 259) buyurdu Allahü teâlâ ölmüş, etleri çürümüş, kemikleri parça parça olup kaybolmuş olan merkebi tekrar diriltti Bu durumu gören Uzeyr aleyhisselâm, ''Ben bilirim ki, şüphesiz Allahü teâlâ herşeye kâdirdir (Bütün ölüleri diriltmeye gücü yeter) buyurarak Allahü teâlânın kudretini müşâhede etti

Uzeyr aleyhisselâm yeniden dirilen merkebine binip Kudüs şehrine girdi Bulduğu insanları gördüğü ev vemahalleleri tanıyamadı Kendi mahallesi olarak tahmin ettiği yerde bir evin önünde durdu Kapıda gözleri görmeyen, elleri ve ayakları tutmayan bir kadına rastladı Kadına Uzeyr'in evi neresidir? dedi Âmâ ve kötürüm olan kadın da; ''Uzeyr'in evi burasıdır, ben Uzeyr'in hizmetçisiyim Fakat Uzeyr kaybolalı yüz yıldan fazla oldu Ondan ümitsiziz'' deyip ağlamaya başladı Bunun üzerine Uzeyr aleyhisselâm; ''Ben Uzeyr'im'' deyip başından geçenleri anlattı Uzeyr aleyhisselâmın duâsı bereketiyle kadın, hastalıklarından şifâ buldu Kadın âilenin diğer fertlerine ve İsrâoğullarına Uzeyr aleyhisselâmın geldiğini haber verdi Âile halkı Uzeyr aleyhisselâmı tanıyıp iknâ oldular Uzeyr gelmiş diyerek sevinç ve heyecanla gelen şehir halkı da Uzeyr aleyhisselâmı ziyâret edip uzun zaman geçtiği halde değişmemiş olduğunu gördülerYaşlılar ona çeşitli sorular sorarak imtihan etmeye başladılar bu sırada Uzeyr aleyhisselâma peygamberlik emri bildirildi İsrâiloğullarına Tevrât'ınhükümlerini tebliğ etmeye onları azgınlık ve sapıklıklardan sakındırmaya çalıştı Daha önce kendilerini dünyâ ve âhiret saâdetine dâvet eden peygamberlerin apaçık mucizelerini gördükleri halde onları yalanlayan, birçok peygamberi de şehit eden İsrâiloğulları Uzeyr aleyhisselâmın dâvetini kabul etmedilerOkuduğu Tevrât'ın uydurma olduğunu iddiâ edenler çıktı Bâzıları onun okuduklarından Tevrât olup olmadığını karşılaştıralım dediler İçlerinden biri ''Benim dedem, Buhtunnasar'ın zulmü zamânında bütün Tevrât nüshalarını yakılmak sûretiyle yok edildiğini bildirdi Yanlız bir nüsha Tevrât'ı filan dağın tepesine gömdüğünü söyledi O nüshayı getirip Uzeyr'in okuduklarıyla karşılaştıralım dedi ''Gömülü olan yerden Tevrât nüshalarını getirip Uzeyr aleyhisselâmın okuduklarıyla karşılaştırdılar Yazılı nüshada olanlarla Uzeyr aleyhisselâmın okuduklarını aynı olduğunu görünce ''bu kadar uzun zamandan sonra Uzeyr'in Tevrât;'ı ezbere okuması mümkün değildir düşüncesiyle Tevbe sûresi 30 âyetinde bildirildiği gibi ''Uzeyr Allah'ın oğludur'' diye iftirâda bulundular

Uzeyr aleyhisselâm ise onların bu inanışlarının küfür ve sapıklık olduğunu, vazgeçmedikleri halde şiddetliazâba uğrayacaklarını bildirdi Vefât edinceye kadar İsrâiloğullarının arasında bulundu Onları hak yola dâvet etmeye devâm etti Uzeyr aleyhisselâmın vefâtından sonra İsrâiloğullarının isyanları ve sapıklıkları iyice arttı Uzeyr aleyhisselâmın ismi Kur'ân-ı kerimde (Bekara sûresi: 259 ve Tevbe sûresi: 30 âyetlerinde) zikr edilmiştir Fakat peygamber mi yoksa insanları hak yola dâvet eden bir veli mi olduğu kesin olarak bildirilmedi Peygamber efendimiz de buyurdu ki: ''Uzeyr'in peygamber olup olmadığını bilemiyorum Tubba'nın mel'ûn olup olmadığını bilemiyorum Zülkarneyn'in peygamber olup olmadığını bilemiyorum''

 

Pamela is offline  
Alt 05-09-2006   #26
Profil Bilgileri
Standart



İsrâiloğullarına Mûsâ aleyhisselâmın dinini tebliğ etmiştir

İŞMOİL ALEYHİSSELÂM


İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden Hârûn aleyhisselâmın neslinden olup, Mûsâ aleyhisselâmın dinini tebliğ etmiştir İşmoil aleyhisselâm peygamber olarak gönderilmeden önce, Mısır ve Kudüs arasındaki Bahri Rûm (Rum denizi) sâhillerinde yaşayan Amâlikalılar, İsrâiloğullarına musallat olmuşlardı Amâlikalılar, İsrâiloğullarına saldırıp pekçok kimseyi öldürdüler, on binlercesini de esir aldılar Mûsâ aleyhisselâmdan beri içerisinde Tevrât'ın bulunduğu ve İsrâiloğulları için birlik ve berâberliğin sembolü olan Tâbût'u aldılar Bilhassa Tâbût'un gitmesine çok üzülen İsrâiloğulları dağılıp, perişan bir hâle düştüler Kendilerine bu durumdan kurtaracak bir peygamber göndermesi için duâ ettiler Allahü teâlâ İşmoil aleyhisselâmı peygamber gönderdi İsrâiloğullarına Tevrât'ın emir ve yasaklarını tebliğ etti İsrâiloğulları önce İşmoil aleyhisselâmı yalanladılar Sonra itâat ettiler İşmoil aleyhisselâm, İsrâiloğullarına Allahü teâlâ tarafından Tâlû'un hükümdar tâyin edildiğini bildirdi İsrâiloğulları Tâlût'un hükümdarlığını kabul etmedi Nihâyet çeşitli itirâzlardan sonra Tâlût'un hükümdarlığını kabul ettiler İçerisinde Tevrât'ın bulunduğu Tâbût'u Amâlikalılardan alıp, İsrâiloğullarına getiren Tâlût, İsrâiloğullarından büyük bir ordu kurdu Amâlikalılara karşı harbe hazırladı İşmoil aleyhisselâm Amâlikalılara karşı harbe giderken bir nehirden su içip içmemekle imtihân edileceklerini bildirdi Bahsedilen nehre gelince, Tâlût'un emrini dinlemeyip nehirden su içen İsrâiloğullarından bazıları imtihanı kaybedip perişan ve sefil hâlde geri döndü Aralarında Dâvûd adlı bir gencin de bulunduğu Tâlût'a itâat eden az sayıda kimse nehri geçip Amâlika kavmine gâlip geldi Amâlika kavmi hükümdarı Câlût'u, Dâvûd adlı genç öldürdü Nihâyet İsrâiloğulları düşmanlarına gâlip gelip kuvvetlendiler

İşmoil aleyhisselâm İsrâiloğullarına on bir sene peygamberlik yaptı Peygamberliğin 11 senesinden sonra Tâlût'u İsrâiloğullarına hükümdar tâyin edşp elli iki yaşında vefât etti

 

Pamela is offline  
Alt 05-09-2006   #27
Profil Bilgileri
Standart



Belâlara sabrı ile meşhurdur

EYYÛB ALEYHİSSELÂM


İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerdenHazret-i İshâk'ın oğlu Iys'ın neslindendirKendisine yedi kişi îmân ettiYüzkırk sene yaşadıSabrı ile insanlık tarihinde darbımeselle anılan Eyyûb aleyhisselâm,Kur'ân-ı kerîmde zikredilmiştir

Eyyûb aleyhisselâmın çok mal ve serveti ile oğlu vardıSürü sürü hayvanları,bağları ve bahçeleri bulunuyorduŞam civarında Beseniyye mevkiindeki çiftliklerinde binlerce insan çalışırdıFakat servetinin çokluğu onu Allah yolundan alıkoymadıEyyûb aleyhisselâm Şam civarında yaşayan insanlara peygamber olarak gönderildiOnları Allahü teâlâya îmân ve ibadet etmeye çağırdıBu uğurda pek çok zahmet çektiSonra malı,evladı ve bedeni ile imtihan edildiEyyûb aleyhisselâm çok büyük sıkıntılara göğüs gerdiSabrı,kullukta kusur etmeyip şikâyette bulunmayışı ve başka güzel vasıfları ile ibadet ehline ve akıl sahiplerine örnek oldu

Allahü teâlâ hazret-i Eyyûb'u imtihan etmeyi murâd ettiOnun malarını çeşitli vesilelerle elinden aldıKoyunları sel,ekinleri ise rüzgar ile telef olduŞeytan çoban suretinde ağlayarak Eyyûb aleyhisselâmın yanına geldiO sırada insanlara vaaz nasihatte bulunan Eyyûb aleyhisselâma mallarının ve servetinin telef olduğunu söylediHezret-i Eyyûb bu heber kerşısında hiç şikayette bulunmayarak Allahü teâlâya hamd ve şükürde bulundu ve "Üzülme! Omalı mülkü bana Rabbim vermiştiŞimdi de aldıÇünkü sahibi O'dur" dediBu sözleri ve hareketi karşısında şeytan perişan olup,geri gitti

Sonra Allahü teâlâ Eyyûb aleyhisselâmın,hocaları ile ders okuyan çocuklarının da zelzeleyle ruhlarını aldıBu defa hoca şekline giren şeytan feryâd ve figân ederek Eyyûb aleyhisselâmın yanına geldi;"Ey Eyyûb!Allahü teâlâ evini zelzele ile yıktıÇocukların öldüHer biri parça parça oldular" dediÇocuklarına olan şefkatından dolayı gözlerinden yaşlar gelen Eyyûb aleyhisselâm sabır ve tevekkül ederek,Allahü teâlâya teslimiyetini bildirdiŞeytana da:"Ey mel'ûn!Sen İblissinBeni Rabbime isyana teşvik etmek istiyorsunŞunu bil ki,evladım bir emanet idiRabbime niçin inciniyimRabbime hamd ederim" buyurduBundan sonra Allahü teâlâ Eyyûb aleyhisselâmın vücuduna hastalık verdiHazret-i Eyyûb'un hastalığı gün geçtikçe şiddetlendiAkrabaları,komşuları ve başkaları yanına uğramaz olduYalnız hanımı Rahîme Hatûn onu terk etmediOna hizmetine devam edip,ihtiyaç için neyi varsa sarf ettiHazret-i Eyyûb bu halinde de şikâyet ve feryâdda bulunmayıp,hamd etti ve sabır gösterdiBu defa şeytan Eyyûb aleyhisselâmın bulunduğu şehir halkına vesvese vererek;" Onun hastalığı size geçer,onu şehrinizden çıkarın" dediŞehir halkı Eyyûb aleyhisselâmı ve hanımı Rahîme'yi şehirden dışarı çıkardılarRahîme Hâtun şehrin dışında bir yerde hazret-i Eyyûb'a hizmete devam ettiHazret-i Eyyûb,yedi yıl dert ve bela içinde kaldıHâlinden hiç şikâyet etmediŞeytan,bu defa insan suretinde Rahîme Hâtunun karşısına çıkıp onu Eyyûb aleyhisselâmın hizmetinden alıkoymaya çalıştıOna;" Kendine yazık ediyorsunHastalığı sana geçer" dediRahîme Hâtun ise,şeytana;" Onun üzerimdeki hakkı çoktur,ödeyememNîmet ve rahat vaktinde onunla yaşadımBu hastalık hâlinde onu bırakamam" dediDönüşte,onları hazret-i Eyyûb'a anlattıEyyûb aleyhisselâm da onun iblîs yani şeytan olduğunu ve onun vesvesesinden sakınmasını söylediŞeytan daha sonra da Rahîme Hâtunun karşısına çıkarak,vesvese vermeye çalıştıysa da aldırış etmedi

Hazret-i Eyyûb'un hastalığı gittikçe şiddetlendiOnun bu hâli beden,kalp ve lisanıyla yaptığı kulluk ve peygamberlik vazifelerini iyice zorlaştırdıO zaman Allahü teâlâya duâ ve niyazda bulundu:" Bana gerçekten hastalık isabet ettiSen merhamet edenlerin en merhametlisisin" dediAllahü teâlâ onun duâ ve niyâzını kabûl ettiBirgün Eyyûb aleyhisselâmın hanımı Rahîme Hâtun yiyecek aramaya çıkmıştıİkindi vakti Allahü teâlânın lütuf ve müjdesi ulaştıCebrâil aleyhisselâm gelerek Allahü teâlâdan;Ey Eyyûb!Belâ verdim sabrettinŞimdi ben sihhat ve nîmet vereceğim" haberini getirdiAllahü teâlâ;"(Ey Eyyûb!) Ayağını yere vurÇıkan sudan gusleyle ve soğuğundan iç" (Sâd sûresi:42) buyurduBu emr-i ilâhî üzerine Eyyûb aleyhisselâm ayağını yere vurduBiri sıcak,biri soğuk,iki pınar fışkırdıSıcak sudan gusl edince bedenindeki,soğuk sudan içince içindeki hastalıklardan kurtuldu ve sıhhate kavuştuKuvveti geri geldiTaze bir genç olduElinden alınmış olan mallarını Allahü teâlâ geri iâde ettiÇok sayıda evlâd ihsân etti veya bir rivâyette ölmüş olan oğullarını dirilttiYüz çeviren dostları kendisine muhabbetle yöneldiler

Eyyûb aleyhisselâmın hastalığı afiyet haline dönüşünce,o gece seher vaktinde bir âh eylediSebebini sorduklarında;" Her gece seher vaktinde <Ey bizim hastamız nasılsın?> diye ses duyardımŞimdi o vakit geldi; <Ey sihhatli kulumuz nasılsın?> sesini duyamadımOnun için ağlıyorum" buyurdu

Eyyûb aleyhisselâm ömrünün sonunda en olgun evladı olan Havmel'i vâsi tâyin ettiTehiz ve tekfin işlerini ona ısmarladıYüzkırk sene ömür sürdükten sonra vefât ettiBişr isimli bir oğlunun peygamberliğinde ihtilâf olunmuşturOnun yaşıyla ilgili başka rivâyetler de vardırHazret-i Eyyûb'un kabri Şam'da Beseniyye denilen yerdedir

Mucizeleri:Eyyûb aleyhisselâm Allahü teâlânın emirlerini tebliğ ederken biçok mûcizeler gösterdiBunlardan bazıları şöyledir
1Eyyûb aleyhisselâmın duâsı bereketi ile koyunların yünleri ibrişim olurdu
2Eyyûb aleyhisselâm kavminin hâkimini îmâna dâvet ettiği vakit o da;" Evimdeki direklerin kalkarak havada durmasını senden mûcize olarak isterim" demiştiHazret-i Eyyûb duâ ettiNihayet evin direkleri düştü ve ev havada kaldıHâkim bu mûcizeyi gördüğü hâlde îmân etmedi
3 Eyyûb aleyhisselâmın duâsıyla çöldeki seraplar ve dumanlar su olurdu

Eyyûb aleyhisselâm güzel huylu,cömerd ve çok merhametliydiFakirlere,misafirlere,yetimlere çok yerdım ederdiBedenine,
malına ve evlâdına gelen musibetlere sabredip ilahî takdire rızâ gösterirdiBundan dolayı insanlık tarihinde, "Eyyûb aleyhisselâmın
sabrı gibi" darbımeseliyle anıldıAllahü teâlâ onu bu güzel vasıfları sebebiyle Kur'ân-ı kerîmde şöyle mehd ü senâ buyurdu:" Biz onu (belâlara) hakikaten sabırlı buldukO ne güzel kulduŞüphe yok ki o tamamen Allah'a dönen (bir zât) idi" (Sâd sûresi:44) Eyyûb aleyhisselâmla ilgili olarak Kur'ân-ı kerîmin En'âm,Nısâ,Sâd ve Enbiyâ sûrelerinde bilgi verilmiştir

 

Pamela is offline  
Alt 05-09-2006   #28
Profil Bilgileri
Standart



Balığın karnında 40 gün kaldı

YÛNUS ALEYHİSSELÂM


Musul yakınlarındaki Nineve (Ninova) ahâlisine gönderilen peygamber Babası Metâ adında bir zât olup sâlih kimselerdendi Yûnus aleyhisselâm kendisine balık yuttuğu için Zinnûn ve Sâhib-i Hût adlarıyla da anılmıştır Yûnus aleyhisselâm, Asûr Devletinin başşehri ve önemli bir ticâret merkezi olan Nineve şehrinde doğdu Babası Metâ ve annesi, Allahü teâlâ duâ edip, kendilerine bir erkek evlâd ihsân etmesini dilediler Cenâb-ı hak onlara Yûnus'u ihsân etti Ancak Yûnus aleyhisselâm ana rahmindeyken babası vefât etti Annesi onun doğum ve çocukluğu sırasında birçok hârikulâde, olağanüstü haller gördü Yûnus aleyhisselâm Nineve'de büyüdü, kavmi içinde emin, yalan söylemeyen, yardım seven bir kişi olarak meşhur oldu Otuz yaşına gelince Nineve ahâlisine peygamber olarak gönderildi Putlara tapan Nineve halkını senelerce Allahü teâlâya imân ve ibâdet etmeye dâvet etti Kavmi ona imân etmedikleri gibi birçok ezâ ve cefâda bulundular Onunla alay ettiler Fakat Yûnus aleyhisselâm yılmadan ve ümitsizliğe kapılmadan onları hak dine dâvet etti Allahü teâlânın azâbıyla korkuttu Fakat Nineve halkı, ''Tek bir kişinin hatırı için azap inip herkesi yok edecekse müsâde et bu azap gelsin'' deyip alay ettiler Yûnus aleyhisselâm kavminin küfürde isrâr etmesine üzülüp onların arasından ayrıldı Allahü teâlâ ona vahyedip; ''Kullarımın arasından ayrılmakta acele ettin Geri dön, kırk gün daha onları imâna çağır'' buyurdu Yûnus aleyhisselâm bu ilâhi emir üzerine kavmine döndü ve onları hak dine dâvete devâm etti Otuz yedi gün aralarında kaldı Kavmi yine inanmadı Bunun üzerine Yûnus aleyhisselâm ''O hâlde üç güne kadar başınıza gelecek azâbı bekleyin Bunun alâmeti önce benizleriniz sararacaktır'' buyurdu ve ilâhi bir emir gelmeden üzüntüyle aralarından ayrıldı

Yûnus aleyhisselâmın haber verdiği gün gelince Ninevililerin benizleri sarardı Gökyüzü karardı Şehri simsiyah bir duman kapladı Herkesi korku ve telâş sardı Feryad ve figâna başladılar ''Yûnus aleyhisselâm aramızda ise korkmayın, eğer gitmişse azâb bizi helâk edecektir'' diye söyleştiler O zaman Allahü teâlâ kalblerine pişmanlık hissini verdi Onlar tövbe etmek arzusu ile yaşlı sâlih bir zâta geldiler ve ne yapmaları gerektiğini sordular O zât da henüz azâbın gelmesine iki gün olduğunu ve tövbe etmelerini ve azâbı kaldırması için duâ etmelerini tavsiye etti Bunun üzerine Nineve halkı şehrin yakınındaki bir yüksek tepeye çıkıp Allahü teâlâya ve o'nun peygamberi Yûnus aleyhisselâma imân ettiler Allahü teâlâya duâ edip azâbı kaldırmasını niyaz ettiler O zamana kadar yaptıkları her türlü kötülük ve haksızlığa da tövbe ettiler Hattâ öyle oldu ki, evlerindeki başkasına âit olan taşları söküp sâhiplerine iâde ettiler Bunun üzerine Allahü teâlâ tövbelerini kabul edip, azâbı üzerlerinden kaldırdı Duânın yapıldığı gün Cumâ olup, Aşûre günüydü Sonra sevinç içinde şehre dönen Nineve halkı şehirde Yûnus aleyhisselâmı aramaya başladılar Yûnus aleyhisselâm da ayrılışından bir müddet sonra kavminin hallerini öğrenmek için Nineve'ye yakın bir yere geldiğinde azâbın rahmete tebdil olduğunu gördü Fakat şehre girmedi ''Eğer şehre girersem beni yalancılıkla ithâm ederler'' diyerek sahra (çöl) tarafına yöneldi ve oradan uzaklaştı ve Dicle Nehri kenarına vardı Fakat buraya Allahü teâlâdan emir almadan gelmişti Dicle Nehri kenarındayken yolcularla dolu olan bir gemiye bindi Gemi hareket edip kıyıdan uzaklaştı Gemi bir müddet seyrettikten sonra durdu ve kımıldamaz oldu Gemidekiler şaşırıp kaldılar Ne kadar çalıştılarsa da gemiyi bir türlü yürütemediler Sonra da; ''Aramızda bulunan bir suçlu yüzünden gemi yürümüyor'' diye aralarında söylendiler Geminin batağından endişe edip paniğe kapıldılar Durumu uğursuzluk kabul edip: ''Burada efendisinden kaçan bir kul vardır Kur'a atalım o meydana çıkar!'' diye söyleştiler O zamâna kadar âdetleri kur'a kine isâbet ederse onu cezâ olarak denize atmaktı Âdetleri gereği kur'a çektiler Kur'a Yûnus aleyhisselâma çıktı O zaman Yûnus aleyhisselâm bunun kendisi hakkında ilâhi bir imtihan olduğunu kabul edip tevekkülle; ''O âsi kul benim!'' dedi Gemidekiler Yûnus aleyhisselâma bakıp sâlih bir kimse olduğunu anlayıp; ''Bu zât köleye benzemiyor!'' diyerek yeniden kur'a çektiler Kur'a yine hazret-i Yûnus'a isâbet etti Üçüncü defâ çekilen kur'a da Yûnus aleyhisselâma isâbet etti Bâzıları; ''Şüphesiz bu kişinin suçu olmalı!'' dediler

Yûnus aleyhisselâm yolcuları Allahü teâlâya imân etmeye dâvet etti Fakat gemidekiler Yûnus aleyhisselâmı denize attılar O an gece vaktiydi Yûnus aleyhisselâmı bir balık yuttu O zaman cenâb-ı hak balığa emredip onu yaralamamasını, kemiklerini kırmamasını bildirdi Balık bu hal üzere hazret-i Yûnus'u alıp denizin derinliklerinde kayboldu Yûnus aleyhisselâm balığın karnında sağ, aklı başında ve şuûru yerindeydi Balığın karanlık vücûdunda çok üzgün bir halde: ''Yâ Rabbi! Emir ve hüküm senindir Fakat Nineve'ye dönmeye ve kavmimi imânlı bir şekilde görmeye ümidim sonsuzdur Bütün bunlara rağmen senin takdirin ne ise ona râzıyım'' dedi O sırada bâzı sesler işitti ''Bu nedir acabâ?'' diye söylendi Allahü teâlâ ona balık karnında olduğunu vahyederek: ''Ey Yûnus! Bu sesler beni denizde zikreden canlıların sesleridir!'' buyurdu Yûnus aleyhisselâm balığın karnında dahi her zaman zikre devam ediyordu Melekler onun sesini işitip Allahü teâlâya arz ettiler Allahü teâlâ; ''Bu kulum Yûnus'un sesidir Bir hâli sebebiyle onu denizde bir balığın karnında hapsettim'' buyurdu Yûnus aleyhisselâm ''Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke inni küntü minezzâlimin (senden başka hiç bir ilâh yoktur Seni bütün nşksanlıklardan tenzih ederim Gerçekten ben haksızlık edenlerden oldum'') (Enbiyâ sûresi 87) duâsına devâm etti Bu duâsı ve tesbihi onun kurtuluşuna sebep oldu Balığın karnında üç, yedi veya kırk gün kaldıktan sonra kurtuluşa erdi Yûnus aleyhisselâm balığın karnından Muharrem ayının onuncu (Âşure) günü çıktı Balık onu çıkarıp sâhile bıraktığında; Yûnus aleyhisselâm zayıflamış, bitkin, hasta bir durumda ve himâyeye muhtâçtı Cenâb-ı Hak isyânıyla orada hazret-i Yûnus'u güneşin yakıcı sıcağından gölgelendirerek geniş yapraklı, çabuk büyüyüp yükselen bir ağaç veya bitki bitirdi Bu ağaç sinek ve haşerâtın zararını da önlemekteydi Cenâb-ı Hak bir rivâyette o bitkiden hazret-i Yûnus'a süt damlattı Diğer bir rivâyette dağ keçisini emrine verdi İyice kuvvetleninceye kadar o dağ keçisi sabah akşam gelip hazret-i Yûnus'u emzirdi Yûnus aleyhisselâm kendine gelince Allahü teâlâua şükredip ibâdete başladı Birgün kendisine gölge veren ağacın kuruduğunu görüp üzüldü Allahü teâlâ ona vahy edip kavmine dönmesini emir buyurdu ve kavminin tövbelerini kabûl ettiğini bildirmesini emretti

Yûnus aleyhisselâm kavmine gitmek üzere yola çıkıp, Nineve şehri yakınlarına gelince gördüğü bir çobana kavminin durumunu sordu Çoban da; ''Peygamberleri olan Yûnus aleyhisselâm onlara darılıp gittiğinden kendi başlarına kaldı Cenâb-ı Hak onlara azâb gönderdi Azâb bulutları başları üzerinde üç gün üç gece durdu Fakat onlar bin bir pişmanlıkla aplaştılar Yûnus aleyhisselâmı aramalarına rağmen bir yerde bulamadılar Netice de Allahü teâlâ onları bağışladı Üzerlerinden azâbı kaldırdı Şimdi yolları gözetip kendilerine emir ve yasakları öğretecek Yûnus aleyhisselâmın gelmesini bekliyorlar'' dedi Yûnus aleyhisselâm kendisinin bekledikleri kimse olduğunu ve gidip onlara haber vermesini istedi- Çoban Nineve'ze gidip Yûnus aleyhisselâmın geldiğini haber verdi İlk anda Yûnus aleyhisselâmın geldiğine inanmayan Nineve halkı ağacın ve koyunun dile gelip, konuşması neticesinde inandılar Yûnus aleyhisselâmın bulunduğu tarafa gittiler Yûnus aleyhisselâmı namaz kılarken buldular Namazdan sonra onu hasretle kucaklayıp özür dilediler Berâberce şehre döndüler Bundan sonra Yûnus aleyhisselâm onlara Allahü teâlânın emir ve yasaklarını anlattı Kavmi mesut ve iyilik üzere oldular Yûnus aleyhisselâm seksen üç yaşında ibâdet hâlindeyken Nineve'de vefât etti Vefât ettiği yer hakkında başka rivâyetler de vardır

MÛCİZELERİ:

1-Yûnus aleyhisselâm, Kur'ân-ı kerimde bildirildiği üzere balığın karnında üç, yedi veya kırk gün yaşamıştır 2- Yûnus aleyhisselâmın duâsı bereketiyle bulutlardan ateş çıkardı Bir gün Nineve ve ahâlisi kendisinden bulutlardan ateş çıkarılmasını istediklerinde duâ etti ve bulutlardan ateş düşüp memleketin bir bölgesindeki ağaçları yaktı 3- Yûnus aleyhisselâmın duâsı bereketiyle dağdan su çıkmıştır 4- Yûnus aleyhisselâmın peygamberliğine bir keler şehâdet etmişti Nineviler Yûnus aleyhisselâmdan mûcize isteyince, Allahü teâlânın emriyle dağa işâret etti Dağdan çıkan bir keler dile gelerek; ''Ey insanlar! Biliniz ki, Yûnus Hak peygamberdir Sizi Cennet'e, Rabbinizin mağfiretine devam ediyor'' dedi 5- Yûnus aleyhisselâm Nineve hâkimini imâna dâvet etti O zaman Hâkim; ''Kapımda bulunan şu demir halka altın olursa imân ederim'' dedi Yûnus aleyhisselâm Allahü teâlânın emriyle elini kapının halkasına koydu Demir halka altın hâline geldi 6- Yûnus aleyhisselâm odun olmadığı halde su üstünde ateş yakmıştır 7- Yûnus aleyhisselâm, Dâvûd aleyhisselâm gibi güzel sesli olduğundan, tatlı sesli vahşi ve yırtıcı hayvanlara da tesir eder, onu dinlemek için etrâfında toplanırlardı

Yûnus aleyhisselâmın hayâtı ve başına gelen hâdiseler hakkında Kur'ân-ı kerimin Sâffat, Nisâ, Yûnus, Enbiyâ, Kalem sûrelerinde haber verilmektedir Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem de hadis-i şerifte buyurdu ki: Balığın karnındayken Yûnu'un (aleyhisselâm) yaptığı duâ; ''Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke inni küntü minez-zâlimin'' idi Müslüman bir kişi bu duâyı her ne şey için okursa, Allahü teâlâ elbette onu kabul eder Hiçbir kula, Yûnus bin Metâ'dan (aleyhisselâm) daha hayırlıyım, demek yakışmaz

 

Pamela is offline  
Alt 05-09-2006   #29
Profil Bilgileri
Standart



Oğlu Yahyâ'yı şehid eden yahudi Herod, bir kütük içinde gizlenen Zekeriyyâ aleyhisselâmı da kütükle birlikte testere ile ikiye biçerek şehid etti

ZEKERİYYÂ ALEYHİSSELÂM


İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden İsmi Zekeriyyâ bin Âzan bin Müslim bin Sadun olup, soyu Süleymân aleyhisselâma ulaşır Yahyâ aleyhisselâmın babasıdır Mûsâ aleyhisselâmın getirdiği dinin emir ve yasaklarını insanlara tebliğ etti Marangozluk yapar elinin emeğiyle geçinirdi Kavmi tarafından şehit edildi Zekeriyyâ aleyhisselâm zamânında Şâm vilâyeti Batlamyüsilerin elindeydi Onlar Kudüs'te bulunan Beyt-ül-Makdis'e hürmet ederlerdi Beyt-ül-Makdis mâmur olup gece ve gündüz orada ibâdet edilirdi Mescidde Hârûn aleyhisselâm neslinden din büyükleri vardı O zamanlarda İsrâiloğulları arasında peygamber yoktu Bunlar bir peygamber göndermesi için gece gündüz Allahü teâlâya duâ ettiler Allahü teâlâ, Beyt-i Makdis'te Tevrât yazmayı ve kurban kesmeyi idâre eden Zekeriyyâ aleyhisselâmı peygamber olarak vazifelendirdi Zekeriyyâ aleyhisselâm insanlara nasihat ederek doğru yola çağırdı İsrâil oğullarından onun bildirdiklerine inananlar olduğu gibi, inanmayıp karşı çıkanlar daha çok oldu Zekeriyyâ aleyhisselâm, İmrân bin Mâsân isminde bir dostunun kızı olan Elisa ile evlendi Elise ile hazret-i Meryem kardeş olup babaları İmran idi İmrân önce Elisa'nın annesi ile sonra bunun başka erkekten olan kızı Hunne ile evlenmişti Hazret-i Meryem'in annesi olan Hunne; ''Cenâb-ı Hak bana bir oğul ihsân ederse Beyt-ül-Makdis'e hizmetçi yapacağım'' diye adakta bulundu Kızı oldu Adını Meryem koydu Hazret-i Meryem doğmadan önce babası İmrân vefât etti Hunne kızı Meryem'i teslimetmek üzere Beyt-ül-Makdis'e götürdü Orada bulunan âlimlere niyetini anlatıp nezrinin kabûlünü ricâ etti Meryem, Beyt-i Makdis'e kabul edildi Fakat Meryem'in kimin himâyesinde kalacağı husûsunda Beyt-i Makdis hizmetçileri olan âlimler arasında anlaşmazlık oldu Zekeriyyâ aleyhisselâm; ''Çocuğu himâyeme ben alacağım Akrâbalık yönünden çocuğua en yakın benim'' dedi Diğer âlimler de çocuğu himâyelerine almak istediler Çekilen kur'a neticesinde hazret-i Meryem'in Zekeriyyâ aleyhisselâmın himâyesinde kalması kararlaştırıldı Zekeriyyâ aleyhisselâm hazret-i Meryem'i evine götürdü Onu hanımı Elisa büyüttü Sonra da hazret-i Meryem için Beyt-i Makdis'te yüksek bir oda yaptırdı Hazret-i Meryem bu odada hem Allahü teâlâya ibâdet etti, hem de Zekeriyyâ aleyhisselâmdan Tevrât okudu Zekeriyyâ aleyhisselâm ona hergün yiyecek getirir, ibâdetten bir şey öğretirdi Bir kış günü odasına girdiğinde önünde dünyâ yiyeceklerine benzemeyen türlü türlü nimetler gördü Nereden geldiğini sorduğunda; ''Allahü teâlâ tarafından geliyor'' diye cevap verdi Bu yiyecekler Allahü teâlânın kudretinden hazret-i Meryem' e verdiği bir kerâmetti

Zekeriyyâ aleyhisselâm 99 veya 120 yaşına geldiği halde neslini devâm ettirecek bir evlâdı yoktu Hanımı da zaten çocuk doğurmuyordu ve 98 yaşındaydı Gerek Zekeriyyâ aleyhisselâmın, gerekse hanımının çocuk sâhibi olma yaşları geçmişti Fakat içine bir evlâd sevgisi düşüp kendisine sâlih bir evlâdihsân etmesi için Allahü teâlâya duâ etti Allahü teâlâ ona Yahyâ isminde bir oğlan çocuğu ihsân edeceğini Cebrâil aleyhisselâm vâsıtasıyla bildirdi Birgün Zekerriyyâ aleyhisselâm odasında namaz kılarken beyaz elbiseler içerisinde Cebrâil aleyhisselâm gelerek Allahü teâlânın kendisine Yahyâ isminde bir oğul ihsân edeceğini müjdeledi Ayrıca onun hazret-i İsâyı tâsdik edeceğini, zamânın büyüklerinden ve bütün kötülüklerden uzak, nübüvvetle (peygamberlikle) muttasıf, sâlihler zümresinde bir zât olacağını haber verdi Zekeriyyâ aleyhisselâm bu müjdeye sevinip arzusunun çabukluğunu arz ederek: ''Yâ Rabbi! Bana vâd ettiğin çocuğun meydana geleceğini delil ve alâmet olmak üzere, bu gönlüme yerleşmesi ve kalbimin bana vâdettiğin şeyde mutmain olması için bir nişan ver O alâmetle bu nimeti şükürle karşılayayım'' diye münâcaatta bulundu Allahü teâlâ Zekeriyyâ aleyhisselâmın duâsını kabul ederek; ''Senin için alâmet, birbiri ardınca üç gece (ve gündüz) insanlarla konuşmamandır'' Bir hastalık ve sebep olmaksızın, sen sıhhatlı olduğun halde üç gece (ve gündüz) dilini konuşmadan alıkoymandır'' buyurdu Yahyâ aleyhisselâm ana rahmine düşünce Zekeriyyâ aleyhisselâm konuşamaz oldu Meramını ancak işâretle anlatabiliyordu O, bu üç gün içinde devamlı ibâdet ve zikirle meşgul oldu Cenâb-ı Hakka karşı hamd ve şükür vazifesini yerine getirdi Müddet tamam olunca Zekeriyyâ aleyhisselâmın oğlu yahyâ aleyhisselâm dünyâya geldi Yahyâ aleyhisselâmın doğumu ile, Zekeriyyâ aleyhisselâm ve âilesi sevince gark oldular Yahyâ aleyhisselâmdan altı ay sonra İsâ aleyhisselâm dünyâya geldi İsrâiloğulları İsâ aleyhisselâm beşikteyken Allahü teâlânın kudretiyle konuşmasına rağmen, onun babasız dünyâya gelmesiyle ilgili olarak Zekeriyyâ aleyhisselâma iftirâ ettiler Zekeriyyâ aleyhisselâmı şehit etmek üzere aramaya başladılar Yahûdilerin iftirâlarını ve kendisini öldürmek istediklerini haber alan Zekeriyyâ aleyhisselâm ''Takat getirilemeyen şeyden uzaklaşmak, peygamberlerin sünnetidir'' kâidesinde Yahûdilerin, onu yakalamak için peşine düştüler Zekeriyyâ aleyhisselâm Beyt-ül-Makdis yakınlarında ağaçlı bir bahçeye girdi Bir ağacın yanından geçerken ağaç: ''Ey Allah'ın peygamberi! Bana gel'' diye seslendi Ağaç yarıldı ve Zekeriyyâ aleyhisselâm içine girdi Sonra kapandı ve onu gizledi İsrâiloğulları Zekeriyyâ aleyhisselâmın izini tâkip edip nereye gittiğini anlayamadılar O sırada mel'ûn İblis (şeytan) gelerek onlara; ''Bu ağacı bıçkı ile kesin, burada ise meydana çıkar Yoksa ne kayb edersiniz'' dedi Kâfirler o ağacı biçerek Zekeriyyâ aleyhisselâmı şehit ettiler Zekeriyyâ aleyhisselâmın türbesi Halep'tedir

Mûcizeleri:

1-Kalemleri, kendi kendine Tevrât'ı yazardı Zekeriyyâ aleyhisselâm Beyt-i Makdis'te maiyyetinde yetmiş kişi olduğu halde Tevrât yazarlardı Yahûdilerin biri gelip; ''Hak peygamber olsaydın, elinde Tevrât yazmaya muhtâç olmazdın; sen de elinle yazıyorsun, emrindekilerle rarnızda hiçbir fark görmüyorum'' diye konuştu Hazret-i Zekeriyyâ bu söze çok üzüldü ve meraklandı Cebrâil aleyhisselâm gelip: ''Ey Zekeriyyâ, buradan kalkınız! Kaleminize emr ediniz, kendi kendine yazsın!'' dedi Zekeriyyâ kalkıp, emr edince, kalam istenen şeyi yazmaya başladı O saatte kalem on iki sûre yazdı Bu mûcize ile birçok kimse imân etti 2-Zekeriyyâ aleyhisselâm hazret-i Meryem'i terbiyesi altına aldığı vakit, yazılması lâzım gelen kefâletnâmeyi, kalemsiz, hokkasız yazmışlardır 3-Kur'ân-ı kerimde bildirildiği gibi, Zekeriyyâaleyhisselâm ve Beyt-i Mukaddes hademe ve kayyimlerden yirmi dokuz kişi arasında hazret-i Meryem'in kefâleti hakkında meydana çıkan ihtilaf üzerine herkes kendi kalemini Ürdün suyuna atmışlarken, yanlız Zekeriyyâ aleyhisselâmın kalemi suyun üzerinde dikilmiş kalmıştır 4- Ağaçlar, Zekeriyyâ aleyhisselâmla konuşurlardı Yahûdilerden bir tâife kendisini şehit etmek üzere araştırırlarken, kendileri de onlardan kaçtığı vakit, bir ağaç; ''Ey Allahın peygamberi, gel bende gizlen seni ben muhâfaza ederim'' diye dile gelmişti 5-Zekeriyyâ aleyhisselâm su üzerinde yürür ve mübârek ayakları ıslanmazdı Kendisi için suda yürümekle, karada yürümek arasında fark yoktu 6-Zekeriyyâ aleyhisselâmdan mûcize istendiği vakitte, yakınlarındaki ağaçlara mübârek eliyle işâret etmiş, hemen ağaçlar, köklerinden kopup, önlerine gelip kalmışlardırKur'ân-ı kerimin Âl-i İmrân, Meryem, Enbiyâ ve En'am sûrelerinde Zekeriyyâ aleyhisselâmla ilgili haberler verilmektedir

 

Pamela is offline  
Alt 05-09-2006   #30
Profil Bilgileri
Standart



Zekeriyyâ aleyhisselâmın oğludur Yahudi Herod şehid etti

YAHYÂ ALEYHİSSELÂM


İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden Zekeriyyâ aleyhisselâmın oğludur Annesinin ismi Elisa olup, İmran'ın kızıydı Hıristiyanlar Elizabeth diyorlar Dâvûd aleyhisselâmın neslinden olup, hazret-i Meryem'in teyzesinin oğludur Allahü teâlâ, onu babası Zekeriyya aleyhisselâmın duâsı üzerine ihsân etti Zekeriyyâ aleyhisselâm doksan dokuz veya yüz yirmi yaşına geldiği hâlde neslini devam ettirecek bir evladı yoktuHanımı da doksan sekiz yaşındaydı Gerek kendisinin,gerekse hanımının çocuk sâhibi olma yaşları geçmişti Fakat içine evlâd sevgisi düşüp kendisine sâlih bir evlâd ihsân etmesi için Allahü teâlâya duâ etti Allahü teâlâ Zekeriyyâ aleyhisselâmın duâsını kabul etti Zekeriyyâ aleyhisselâm odasında namaz kıldığı sırada Cebrâil aleyhisselâm ona şöyle nidâ etti: ''Yâ Zekeriyyâ muhakkak Allahü teâlâ sana kendinden gelen bir kelimeyi (İsâ aleyhisselâmı) tasdik edici ve kereminin seyyidi ve nefsine hâkim se sâlihlerden bir peygamber olmak üzere Yahyâ'yı müjdeliyor'' Bu husus Âl-i imrân sûresi 38-39 âyetlerinde bildirilmiştir Zekeriyyâ aleyhisselâmın ihtiyar olan hanımı hâmile kaldı ve belirli müddetten sonra Yahyâ aleyhisselam doğdu Rivâyete göre Yahyâ aleyhisselâmın doğumu ile İsâ aleyhisselâmın doğumu aynı seneye rastlamaktadır Doğumundan itibaren fevkâledelikler içinde olan Yahyâ aleyhisselâm babası Zekerriyyâ aleyhisselâmın nezâretinde yetişti Küçük yaşta Tevrât'ı okumaya ve hükümlerini anlamaya başladıZâten Allahü teâlâ tarafından ona küçük yaşından itibâren hikmet ihsân edildiği, Tevrât'ı okuyup hükümlerini anlama kâbiliyeti verildiği bildirilmiştir Tevrât'ı ve hükümlerini küçük yaşta öğrenmiş olan Yahyâ aleyhisselâm bâzen Beyt-ül Makdis'te (Mescid-i Aksâ) bâzen de tenhâ ve ıssız yerlerde Allahü teâlâya ibâdet ve tâatla meşgul olurdu Öğrendiklerini İsrâiloğullarına anlatır, onları Allahü teâlânın emirleriniyapmaya yasaklarından kaçınmaya dâvet ederdi Gâyet mütevâzi ve sâde bir hayat yaşar, kıldan elbise giyer, arpa ekmeği yerdi Dünyâya gönül vermezdi Gece gündüz Allahü teâlâya ibâdet eder, Allah korkusundan dolayı çok ağlardı Göz yaşları sebeviyle nûrlu yüzü yara olurdu Yahyâ aleyhisselâm rüşd (olgunluk) çağına ulaştığı zaman, kendisine Allahü teâlâ tarafından peygamberlik emri bildirildi İlk önce Mûsâ aleyhisselâmın bildirdiği dinin esaslarına uyması ve Tevrât'ın hükümlerini insanlara tebliğ etmesi emredildi İsâ aleyhisselâma İncil nâzil olup, Tevrât'ın hükmü kaldırılınca İsrâiloğularını İncil'in emir ve yasaklarına uymaya çağırdı Daha sonra Şam'a giderek insanları hak dine dâvet etti Yahyâ aleyhisselâmın dâvetini kabul edenler olduğu gibi, türlü bahânelerle ona karşı çıkanlar da oldu Peygamberlerin mûcizelerini gördüklerü hâlde onlara inanmayıp, karşı çıkan ve birçok peygamberleri şehit eden İsrâiloğulları İsâ aleyhisselâma karşı çıkıp onu şehit etmek istediler Allahü teâlâ İsâ aleyhisselâmı göğe kaldırdıktan sonra Yahyâ aleyhisselâm İncil'in hükümlerini insanlara anlatmaya devâm etti Zâlim Yahûdi hükümdârı Herod'un torunu Birinci Herod, hazret-i Yahyâ'ya iyi muâmelede bulunurdu Kendi kardeşinin kızı veya hanımının önceki kocasından bir kızı vardı Yahûdi hükümdârı Birinci Herod bu kızla evlenmeyi ve nikâhlarını Yahyâ aleyhisselâmın yapmasını istedi Yahyâ aleyhisselâm böyle bir evliliğin hazret-i İsâ'nın tebliğ ettiği İncil kitabında yasaklandığını ve böyle bir nikâhın imkânsız olduğunu bildirdi Bu duruma içerleyen kızın annesi, Yahyâ aleyhisselâmın öldürülmesini istedi

Yahyâ aleyhisselâma karşı iyi niyet sâhibi olan birinci Herod da kadının ve kralla evlenmek isteyen kızının isrârı üzerine Yahyâ aleyhisselâmın yakalanıp getirilmesi veya öldürülüp, başının getirilmesini adamlarına emretti Herod'un adamları Yahyâ aleyhisselâmı yakalayıp, başını kesmek sûretiyle şehit ettiler Başka bir rivâyette de yakalayıp getirdiler Herod kendisi başını kesmek sûretiyle şehit etti Kesilmiş olmasına rağmen Yahyâ aleyhisselâmın başı mûcize olarak: ''Bu kızı almak sana helâl değildir'' diye defâlarca söyledi Allahü teâlâ Yahyâ aleyhisselâmın intikâmını almak için onların başına bâzı musibetler gönderdi Bâzı rivâyetlerde Herod ve evlenmek istediği kızı, Kârûn gibi yerin yuttuğu bildirilmektedir Yahyâ aleyhisselâm şehit edildiği zaman otuz dört yaşlarında bulunuyordu Yahyâ aleyhisselâmın mübârek bedeninin parçaları, başka başka şehirlerdedir Başı ise Şma'daki Ümeyye Câmiindeki türbededir Yahyâ aleyhisselâm sûret itibârıyla zamânındaki insanların en güzeli ve hüsn-ü Cemâl sâhibiydi İnsanlara karşı yumuşak huylu, tevâzu ve şefkât sâhibiydi Başındaki saçları seyrek ve sesi inceydi Ondan önce Yahyâ ismiyle isimlendirilen olmamış ve ismi Allahü teâlâ tarafından bildirilmişti Bu husus Meryem sûresi 7 âyetinde bildirilmiştir Yahyâ aleyhisselâm günahlardan temiz kılınmış olup, takvâ sâhibiydi Tevâzu sâhibi olup itâatkar ve halim selimdi Yahyâaleyhisselâm doğduğu, öldüğü ve dirildiği günlerde Allahü teâlâ tarafından selâmete erdirildi Bu hususiyetleri Meryem sûresi 13, 14 ve 15 âyetlerinde bildirilmiştir

Mûcizeleri

1-Taşın dile gelmesi: İsrâiloğulları, Yahûdi hükümdârı Birinci Herod'un emri üzerine Yahyâ aleyhisselâmı şehit etmek için arıyorlardı Bu haberi duyan Yahyâ aleyhisselâm onlardan uzaklaşıyordu Bu sırada bir kaya dile geldi: ''Ey Allahın peygamberi! Bana gel!'' Yahyâ aleyhisselâm kayaya yaklaştığı zaman içinin kovan gibi oyulmuş olduğunu gördü O taşın içine girdi Yahyâ aleyhisselâmı şehit etmek üzere arayan kâfirler o kayaya yaklaştıkları zaman, o kayadan kâfirlerin üzerine oklar atılmaya başlandı Bu durumu gören Yahûdiler geriye dönüp kaçtılar 2- Gündüz vakti yıldız göstermesi: Yahyâ aleyhisselâm peygamber olarak vazifelendirilip Şam'a geldikten sonra insanlar ona; ''Hakikaten peygambersen , bize gündüz gözü ile yıldızı göster'' dediler İnsanların bu isteği üzerine Yahyâ aleyhisselâm duâ edip gündüz güneşin çevresindeki yıldızlar görünmeye başladı Kur'ân-ı kerimde Âl-i imrân, Meryem ve Enbiyâ sûrelerinde Yahyâ aleyhisselâmdan bahsedilmektedir

 

Pamela is offline  
Cevapla
Tags: peygamberler, tarihi


Peygamberler Tarihi ile ilgili Benzer Konular
1488 Kez Görüntülendi

Peygamberler Bile Imrenir Sünnet & Hadis
Peygamberler Tarihi Dini Programlar
PEYGAMBERLER TARİHİ okuyalım Sorular ve Cevaplar
Peygamberler ve Hz.Muhammed (S.A.V) Dini Programlar
Peygamberler Tarİhİ / Hz. İsa (a.s) Dini Sohbet


Saat 01:11.
Arşiv Sayfaları Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552