FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Kıssalar & Hikayeler
Peygamberler Tarihi
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Peygamberler Tarihi ile ilgili Benzer Konular
1487 Kez Görüntülendi
Peygamberler Bile Imrenir
Sünnet & Hadis
Peygamberler Tarihi
Dini Programlar
PEYGAMBERLER TARİHİ okuyalım
Sorular ve Cevaplar
Peygamberler ve Hz.Muhammed (S.A.V)
Dini Programlar
Peygamberler Tarİhİ / Hz. İsa (a.s)
Dini Sohbet
Bize Hizmet Edenler
|
var mısın yok musun (kesinlikle bakın)
Sayfa 5 Toplam 5 Sayfadan
<
1
2
3
4
5
Konu Araçları
05-09-2006
#
41
Profil Bilgileri
Pamela
VEDA HUTBESİ
(Bu hutbe, M
S
632 yılında Hz
Muhammed (S
A
V
) Efendimiz tarafından yüz bini aşkın müslümana irad edilmiştir
Hz
Muhammed (S
A
V
) Allah'a hamd ve senâdan sonra şöyle buyurmuştur
)
EY İNSANLAR!
Sözümü iyi dinleyiniz
Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz
İNSANLAR!
Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur
ASHABIM!
Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız
Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur
ASHABIM!
Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin
Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır
Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir
Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız
Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır
Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır
İlk kaldırdığım fâiz deAbdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir
ASHABIM!
Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır
Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır
İNSANLAR!
Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir
Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir
Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!
İNSANLAR!
Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim
Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz
Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır
Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir
Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz
Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir
MÜ'MİNLER!
Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız
O emanet Allah Kitabı Kur'andır
MÜ'MİNLER! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir
Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir
Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun
ASHABIM!
Nefsinize zulmetmeyiniz
Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır
İNSANLAR!
Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir
Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur
Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir
Zina eden için mahrumiyet vardır
Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder
İNSANLAR!
Rabbiniz birdir
Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır
Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir
Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur
İNSANLAR! Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?
"-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz
" (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu
) Şahid ol yâ Rab! Şahid ol yâ Rab! Şahid ol yâ Rab!
Hz
Peygamber'in Vücut özellikleri
Hz
Peygamber, uzuna yakın orta boylu, pembemsi nuranî beyaz tenli olup iri yapılı idi
Ama şişman değildi ve göbeği göğüs hizasından taşmazdı
Uyumlu ve dengeli bir vücuda sahip olan Hz
Peygamber'in başı irice olup O'na ayn bir güzellik ve heybet veriyordu
Saçları kumral olup düz ile kıvırcık arasındaydı ve kulak yumuşağına kadar uzanırdı
Saçını çoğu zaman tam ortasından ayırarak iki yana doğru tarardı
Muntazam ve gür bir sakalı vardı
Saç ve sakallarındaki beyaz tel sayısı vefat anlarında yirmiyi bulmuyordu
Saç ve sakal bakımını asla ihmal etmez, yanında devamlı tarak bulundururdu
Kaşlarının arası hafif aralıklı, gözleri siyah, burnunun üst tarafı gayet itidal üzere yüksekçe, dişleri muntazam ve tertemizdi
Devamlı misvak kullanırdı
Omuzlarının arası genişçe, omuz başları kalın, el ve ayakları enlice idi
İki kürek kemiği arasında, keklik ya da güvercin yumurtası büyüklüğünde tüylerle kaplı kırmızımtırak bir ben vardı; ki, bu ben, peygamberlik mührü idi
Yürürken adımlarını düzgünce kaldırarak atar, sanki yokuştan iniyormuşçasına önüne hafifçe eğilerek hızlıca yürürdü
Peygamber Efendimiz, bedeninin, giyeceklerinin, yiyeceklerinin ve çevresinin temizliğine büyük bir önem ve itina gösterirdi
Hz
Peygamber'in Şahsiyeti ve Ahlakı
Peygamber Efendimiz, bedenen olduğu kadar ahlak ve şahsiyeti itibariyle de insanların en mükemmelidir
Bu hususta yüce Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurur: "Şüphesiz ki sen, büyük bir ahlak üzeresin" (el-Ka-lem, 68/4)
Bizzat Hz
Peygamber; "Ben, ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim" buyurmuştur (Muvatta', Husnü'1-Hulk, 8)
Biliyoruz ki, Peygamber Efendimiz çocukluğundan beri Cenab-ı Hakk'ın kontrol ve murakabesi altında idi
Bu sebeple O; "Beni Rabbim terbiye etti ve güzel terbiye etti" buyurmuş (Süyüti, el-Ca-miu's-Sağîr 1/14); hayatı boyunca gayri İslamî ve gayri insanî hiç bir söz, davranış ve fiil ondan sadır olmamıştır
Peygamberliğinden önce de doğru sözlülüğü, dürüstlüğü, ahde vefası, yardımseverliği ve her türlü güzel ahlakı ile takdirler kazanan ve KureyşIiler tarafından "el-Emîn = güvenilir kişi" ünvanına layık görülen Hz
Muhammed, peygamberliğinden sonra da Rabbinin Kur'an'la mü'minlere ve bütün insanlara emrettiği tüm ahlakî değerlere sımsıkı sarılmış ve bunları büyük bir titizlikle harfiyyen yerine getirmiştir
Bu bakımdan mü'minlerin annesi Hz
Aişe'ye Ashab-ı kiram'dan birisi Hz
Peygamber'in ahlakını sorduğu zaman, Hz
Aişe; "O'nun ahlakı Kur'an idi" diye cevap vermişti (Müslim, Müsafirîn 136)
Peygamber Efendimiz, Allah'ın Rasulü ve islam devleti'nin başkanı olarak yönetimi elinde bulundurmasına rağmen, son derece mütevazî ve samimi idi
Daima sade bir hayatı tercih ederdi
Giyinişi, ev düzeni, yiyecekleri, tüm yaşayışı sade idi
Zengin-fakir, küçük-büyük herkesle ilgilenir; hakka uygun olmak kaydıyla kendisine yapılan hiç bir müracaatı boş çevirmez, meşru istekleri mutlaka yerine getirirdi
Son derece cömert ve iyilikseverdi
Hiç kimseye kötülük yapmaz, kimsenin kötülüğünü istemez, kimse hakkında kötü söz söylemez, kimsenin gönlünü kırmaz, şahsiyetini rencide etmez, kimseyi hor ve hakir görmezdi
Şayet kızar ve öfkelenirse; bu, şahsı açısından olmayıp Allah içindi
Sevdiği, beğendiği, razı olduğu şeyleri de Allah rızası için severdi
Cesaret ve şecaat, sabır, azim ve ümit, müsamaha ve iltifat, şefkat ve merhamet, O'nun belirgin ahlakî özellikleri idi
Peygamberlerin temel vasıflarından birisi olarak parlak bir zekaya, keskin bir kavrama gücüne, eşsiz bir muhakeme kudretine, süratli bir intikal kabiliyetine sahipti
En tehlikeli ve kritik anlarda dahi çaresizliğe düşmez, yapılabilecek en uygun davranışı uygular ve Cenab-ı Hakk'a tevekkül ederdi
İdareci Olarak Hz
Muhammed (s
a
v
)
Kur'an-ı Kerîm'in ihtiva ettiği ayetler ve İslamiyet'in mahiyeti, insanların birbirleri ile olan münasebetlerini ve dünya hayatının da tanzimini gerekli kıldığından; Hz
Peygamber, teşekkül ettirdiği İslam cemiyetini yönetecek esasları koyarak bizzat tatbik etmiş ve Medine'ye hicretten itibaren varlık kazanan İslam devleti'nin ilk başkanı olmuştu
Hz
Peygamber'de mevcut yüksek idarecilik kabiliyet ve özellikleri o andan itibaren daha açık bir şekilde ortaya çıkmıştır
Tabilerini kendisine kayıtsız şartsız bağlama imkanına rağmen, Peygamber Efendimiz devlet yönetiminde cahiliye döneminin aksine, tebeası üzerinde tahakküm kurma cihetine gitmemiş; bu bakımdan, yönetimde ve yönetim anlayışında bir inkılap gerçekleştirmiştir
Cahiliye döneminde Araplar kendilerini temsil ve idare eden kabile reisine kayıtsız şartsız bağlanarak haklıhaksız her hususta ona itaata mecbur tutulur ve reisin emir, fiil ve davranışlarına itiraz hakkına sahip bulunmazlardı
Peygamber Efendimiz ise devlet yönetiminin temel esası olarak istişareyi kabul etmiş, Cenab-ı Hak'tan emir almadığı her hususta mutlaka ashabıyla istişare ederek durumu onların müzakeresine açmıştır
Adalet ve hakkaniyet ölçülerine uyma, O'nun kaçınılmaz prensiplerinden idi
Adalet önünde soy, mevki, makam, mal, mülk gibi farklılıklar gözetmez; hakkın yerini bulmasına gayret gösterirdi
Kendisine, hırsızlık yapmış eşraftan Fatıma adlı bir kadın getirilmiş ve bazıları aracılık yaparak cezayı hafifletmek istemişlerdi
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz öfkelendi ve "Hırsızlık yaparak getirilen, kızım Fatıma dahi olsa elini keserdim" buyurdu (Buharî, Hudüd 12; Müslim, Hudüd 8,9)
Devlet idaresi için çeşitli kademelerde görevli tayininde ehliyet ve liyakat esasına riayet eder; layık olan kişileri yaşları küçük olsa da, soylu ailelerden olmasalar bile görevlendirirdi
Hak olan hususlarda kendisine ve görevlilerine itaat edilmesini ister; ancak hakka ve hakikata uymayan konularda tebeanın itaat mükellefiyetinde olmadıklarını belirtirdi
Böylece hak sınırları içerisinde emîre itaati gerekli görmekle birlikte, halkı kendi hizmetine mecbur kişiler olarak görmez, kendini onların üstünde saymazdı; bilakis onların içinden, aralarından biri idi
Hz
Peygamber'in devlet yönetimi, İslamî esasların bizzat kendisi ve tümü idi
Pek çok Kur'an ayetinde ifade edildiği üzere (el-En'am, 6/57, 62; Yusuf 12/40, 67; el-Kasas, 28/70, 88), İslam idare sisteminde hakimiyet, hükümranlık, hüküm ve tam idare Allah'a ait idi
Kanun koyma yetkisi de, bu bakımdan öncelikle Allah'ın vahiylerini ihtiva eden Kitab'a, yani Kur'an-ı Kerim'e mahsus bulunuyordu
Bizzat Hz
Peygamber ise ikinci sırada kanun koyucu durumundaydı
Dinî meselelerde Hz
Peygamber'in getirdiği hükümler ya Cebrail vasıtasıyla Cenab-ı Hak'tan aldığı, ama Kur'an'da yer almayan emirlere (vahy-i gayr-i metlüvv), dayanıyordu ya da bizzat kendi kararları idi
Ama bizzat kendisine ait bu kararlarda Hz
Peygamber'in bir yanılgısı söz konusu ise derhal Cenab-ı Hak tarafından ikaz ve tashih ediliyordu
Devlet başkanı olarak Hz
Muhammed, toplumda müslümanlar arasında veya İslam devleti'nin tebeası durumunda bulunan gayr-i müslimler arasında çıkan anlaşmazlıkları, dava konusu olan problemleri de çözümlüyordu
Bu gibi durumlarda davacıyı olduğu kadar davalıyı da dinliyor; yerine göre şahitlerin bilgisine başvuruyor, getirilen delilleri değerlendiriyor ve meseleyi fazla uzatmadan, sürüncemede bırakmadan, çoğu zaman hemen o anda, değilse en kısa zamanda çözüme bağlıyordu
Taraflara hakkaniyet mefhumunun aşılanmasına büyük hassasiyet gösteriyor; kendisinin bir beşer olarak yapılan konuşmalara, getirilen delil ve gösterilen şahitlere göre hüküm vereceğini, gaybı bilemeyeceğini, bu durumda aslında haklı olmadığı halde kendisine bir hak verilmiş olanın gerçekte Cehennem ateşini almaktan başka bir kârı olmadığını belirtiyordu
Davaların halini bazan ashabının ileri gelenlerine havale ettiği de olurdu
Eyaletlere tayin edilen valiler Hz
Peygamber adına idareyi yürütüyor ve adliyeye taalluk eden meselelere bakıyorlardı
05-09-2006
#
42
Profil Bilgileri
Pamela
Eğitimci Olarak Hz
Muhammed Hz
Peygamber'in temel görevinin dinî ve dünyevî tüm meselelerde insanları eğitmek olduğu söylenebilir
Bu bakımdan bizzat kendisi; "Ben ancak bir muallim olarak gönderildim" buyurmuştur (ibn Mace, Mukaddime 17)
Hz
Peygamberin eğitimi, insanlara her yönde faydalı bilgilerin kazandırılması ve kazanılan bilgilerin kişilerin hayatına yansıyarak faydalı hale gelmesi esasına dayanıyordu
O, bir taraftan Cenab-ı Hakk'ın emrine uyarak; "Rabbim, benim ilmimi artır!" (Taha, 20/114) diye bilgisinin artırılması için Allah'a yalvarır ve bu uğurda çaba sarfederken, diğer taraftan; "Allahım, bana öğrettiğinle faydalanmayı nasîbet!" (İbn Mace, Mukaddime 23) diye yakarıyor; "Faydasız ilimden Allah'a sığınırım" (Müslim, Zikr 73) diyerek de bilgiden maksadın faydalanmak ve faydalı olmak olduğunu belirtiyordu
Bu ölçüler içerisinde Peygamber Etendimiz ashabını Medine'ye hicretten önce Mekke döneminde Daru'l Er-kam'da, Hicretten sonra da Mescidü'n-Nebîde ve Suffa'da yoğun bir şekilde eğitim ve öğretime tabi tutmuştu
Tabiatıyla eğitim, bütün bir hayatı ilgilendirdiğinden; Hz
Peygamber evlerde, çarşıda, pazarda, yolda, bir sefer sırasında, harp halinde iken vesair durumlarda gerekli olan her yerde, her fırsat ve vesile ile eğitim görevini yerine getiriyordu
Eğittiği kişilerin şahsî ihtiyaçları, ferdî farklılıkları, kabiliyet ve kapasiteleri Hz
Peygamber tarafından göz önünde tutuluyordu
Peygamber Efendimiz, kendisi haricinde eğitim ve öğretim için görevliler de tayin etmişti
Okuma-yazma, basit matematik, Kur'an tilaveti, temel dinî bilgiler, hayatta uygulanacak pratik malumat bu şekilde öğretmenler tarafından veriliyordu
O sıralarda Arap Yarımadası'nda okuma-yazma seviyesi son derece düşük olduğundan, yeterli müslüman öğretmenin bulunmadığı ilk yıllarda Hz
Peygamber, gayr-i müslim öğretmenlerden istifade etmekte bir beis görmemişti
Mesela Bedir gazvesinde müşriklerden elde edilen esirler arasında okuma-yazma bilenlerin, hürriyetlerine kavuşabilmeleri için, on müslümana okuma-yazma öğretmeleri şart koşulmuştu
İlk yıllarda müslüman çocukları okuma-yazma öğrenmek üzere Medine Yahudilerine ait okullara gönderilmişti
Peygamber Efendimiz kadınların eğitim ve öğretimi ile de meşgul oluyordu
Haftanın sadece kadınlara ayırdığı bir gününde onlara konuşmalar yapıp ders veriyor, sorularını cevaplandırarak problemleri ile ilgileniyordu
Ayrıca Hz
Aişe başta olmak üzere Rasülüllah'ın zevceleri ve Ashabın alim hanımları öğretim faaliyetlerinde Hz
Peygamber'e yardımcı oluyorlardı
Bu bakımdan Peygamber Efendimiz henüz o sırada okuma-yazma bilmeyen zevcesi Hz
Hafsa'ya okuma-yazma öğretmek üzere bir görevli tayin etmişti
Komutan Olarak Hz
Muhammed (s
a
v
)
Kureyş müşrikleri başta olmak üzere İslam düşmanlarının faaliyetleri ve İslam'ın varlığına müsaade ve müsamaha göstermeyen tavırları, İslam'ın yeterli bir güç ve otoriteye kavuştuğu Medine'ye hicretten itibaren düşmana karşılık vermeyi gerekli kılmış ve bunun bir sonucu olmak üzere, Hz
Peygamber'in hayatında savaşlar, kaçınılmaz olarak zaman zaman ortaya çıkıp hayatının sonuna kadar devam etmişti
Bu sebeple tertiplenen askerî seferler göstermiştir ki; Hz
Peygamber fevkalade yüksek bir komuta güç ve dirayetine, eşsiz bir askerî kabiliyete sahip idi
Savaş usûl ve taktikleri, hücum, savunma ve manevra şekilleri konusunda mükemmel bilgileri, savaş araç ve gereçleri hususunda yeni gelişmeleri takip ederek başarı ile uygulama hassasiyeti vardı
Son derece cesaretli ve şecaatli olduğundan Uhud ve Huneyn gazvelerinde olduğu gibi savaşın en hararetli ve kritik anlarında şiddetli düşman hücumları karşısında Ashabın tereddüte düştüğü, bazılarının dağıldığı sıralarda bile sebat gösterir, en tehlikeli anlarda Ashabı O'nun yanına sığınarak kendilerini korurlardı
Son ana kadar savaşın kesin sonucu bilinemeyeceğinden, düşmanın muzaffer göründüğü durumlarda bile metanetini kaybetmez ve akl-ı selîm ile düşünerek dağılan kuvvetlerini toplayıp karşı taarruzu gerçekleştirerek üstünlük sağlardı
İstihbaratın askerlikteki önemini gayet iyi bildiğinden cihad öncesinde, savaş sırasında ve sonrasında düşman faaliyetleri konusunda bilgiler toplamaya özen gösterir, küffar arasında devamlı istihbarat elemanları bulundururdu
Zaman zaman bu maksatla ve çevre emniyetini sağlamak üzere keşif kolları da çıkarmıştır
Sefer sırasında, özellikle mola verildiği anlarda ani bir düşman baskınından emin olabilmek üzere nöbetçiler çıkarır
Müslümanların birbirleriyle anlaşmalarını sağlamak ve morallerini takviye etmek üzere savaş sırasında kullanılacak ve İslami unsurlar içeren parolalar belirlerdi
Ayrıca Hz
Peygamber'in her gazvesinde ve çıkardığı her seriyesinde sancak ve bayraklar kullanılmıştır
O'nun yaptığı savaşlarda düşmanı tesirsiz hale getirecek baskın ve pusulara yer verildiği gibi, gerektiğinde düşman kuvvetlerin arasını açacak bir takım hilelere de başvurulabiliyordu
Özellikle soğuk harple düşmanı yıpratma, psikolojik baskı altına alarak moral olarak mağlup etme ve böylece direnme gücünü kırma usulü Hz
Peygamber tarafından uygulanmıştır
Böylelikle mümkün olan en az ölçüde kan dökülerek düşman etkisiz hale getirilmiş oluyordu
Esasen Hz
Peygamber kan dökmekten asla hoşlanmazdı
Başlangıçta savaşın çıkmaması için üzerine düşen tüm çabayı sarfediyor, sulh yollarını deneyip bu hususta düşman tarafa mutlaka teklifte bulunuyordu
Bu bakımdan Hz
Peygamber nazarında sulh asıl olup; harp, geçici idi
Yalnız Hz
Peygamber'in sulh anlayışı, çevrede hakim batıl güçlerin, idaresi altında bulunan halk üzerinde baskı kurarak, sultalarını sürdürüp zulüm ve haksızlık icra etmelerine seyirci kalmayı; insanların inanç ve düşünceleri sebebiyle takip altında tutulup baskıya, eziyet ve işkencelere maruz bırakılmalarına göz yummayı gerekli kılmıyordu
Hz
Peygamber'in sulh anlayışına göre; insanlar inançlarını belirlemede tamamıyla serbest tutulmalı, hür iradeleri ile diledikleri iman çizgisini hiç bir baskı söz konuşu olmaksızın bizzat kendileri belirlemeli idiler
Elbette insanlara hak ve hidayet yolunu gösterecek İslam tebliğcileri de bu sulh vasatında hak ve hakikatin apaçık delillerini insanlara anlatarak, onları gerçeklere eriştirme görevini yerine getirecekler, ama hiç kimseyi İslam'a girme konusunda zorlamayacaklardı
Ne var ki hakkın varlığını hazmedemeyen batıl gücün temsilcileri İslam'ın bu şekilde sulh içinde tebliğine engel olduklarından ve inananları baskılar altında tutarak onlara hayat hakkı tanımadıklarından, Hz
Peygamber açısından harp kaçınılmaz oldu
Bu durumunda bile Hz
Peygamber kan dökülmesini istemiyor, bu konuda gerekli tedbirleri alıp lüzumlu emir ve talimatlarını veriyordu
Mesela düşmanla karşı karşıya gelinip harp vaziyeti alındığı bir sırada dahi harp başlamadan önce düşman kuvvetlerini İslam'ı kabul etmeye mutlaka çağırır, bu teklif reddedilince sulha davet edip andlaşma yapma yolunu deneyerek savaşa sebebiyet vermemek ister; yaptığı barış ve itaat önerileri kabul edilmeyince savaşa artık düşman taraf sebep olduğu için çaresiz karşılık verirdi
Ayrıca düşman saldırmadan, saldırıya geçmeme; harp sırasında harbe katılmayıp geride kalan kadınlara, çocuklara, ihtiyarlara, din adamlarına dokunmama; savaş anında düşmanın hayati organlarını değil, el, ayak, bilek, dirsek, diz gibi mafsallarına hamlede bulunarak onları öldürmeksizin hareket kabiliyetinden mahrum edip etkisiz hale getirme; esir olup eman dileyene eman verme; cahiliye döneminde olduğu gibi düşman ölülerinin gözünü oyup kulağını burnunu kesip parmaklarını doğrayıp karnını yararak intikam duygularını tatmin etme yoluna gitmeme; yine cahiliye devrinde sırf intikam olsun ve kalan düşmanlara sıkıntı versin diye maktul düşen düşman ölülerini kızgın arazide kokuşup yırtıcı hayvanlara yem olarak bırakma şeklinde icra edilen gayr-i insanî uygulamanın terkedilerek düşman ölülerinin de defnedilmesi gibi emirleri, O'nun komutasında cereyan eden muharebelerde ve çıkardığı seriyyelerde verdiği talimat arasında yer almaktadır
Aile Reisi Olarak Hz
Muhammed (s
a
v
)
Hz
Peygamber, henüz gençlik yıllarında yirmi beş yaşında iken Mekke'de Hz
Hatice ile evlenerek bir aile yuvası kurmuştu
O sıralarda birden çok kadınla evlenmek, Araplar arasında son derece yaygın bir adet olmakla beraber Peygamber Efendimiz, Hz
Hatice vefat edinceye kadar başka bir kadınla evlenmemişti
Hz
Hatice vefat ettiği zaman Peygamber Efendimiz elli yaşında idi
Daha sonraki yıllarda özel bir takım sebep ve hikmetlerle Hz
Peygamber birden çok kadınla evlendi
Bu evliliğin sebeplerini, İslam düşmanlannın yaptığı gibi nefsanî ve şehevanî arzulara bağlamak asla doğru değildir
Çünkü Hz
Peygamber'in çok evliliği iddia edildiği gibi böyle bir sebebe bağlı olsaydı, bu evliliklerin Hz
Peygamber'in söz konusu arzuyu daha ziyade duyacağı gençlik yıllarında ve ilk evliliğini hemen takip eden seneler içerisinde cereyan etmesi gerekirdi
Halbuki Hz
Peygamber, tam yirmi beş yıl sadece Hz
Hatice ile evli kalmış, onun vefatından sonra kendisi elli yaşını geçmiş olduğu halde şartlar gerekli kıldığı için yeni evlilikler yapmıştı
Bazan evlilik dolayısıyla temas kurulan ve yakınlık sağlanan yeni kitlelere İslam'ın iletilebilmesi düşüncesi, bazan evleneceği zeki, kabiliyetli ve bilgili eşi vasıtasıyla kadınları İslami esaslara göre daha rahat eğitebilme arzusu, bazan savaş dolayısıyla ortaya çıkan şiddetli düşmanlık ve kini onlar arasından evlilik yaparak bertaraf edip muhatap kitlelerini celbetme lüzumu, bazan İslam hukukunun getirdiği yeni bir hükmü bizzat Hz
Peygamber'in tatbik ederek topluma örnek olma zorunluluğu gibi dinî, siyasî, hukukî, sosyal bir çok sebep ve hikmet Hz
Peygamber'in çok evlenmesini gerekli kılmıştı
Peygamber Efendimizin zevcelerinin toplam sayısı on bir olup şunlardı: Hatice bint Huveylid, Sevde bint Zem'a, Âişe bint Ebûbekir, Hafsa bint Ömer, Zeyneb bint Huzeyme, Ümmü Seleme bint Ebû Ümeyye, Zeyneb bint Cahş, Cüveyriye bint elHaris, Ümmü Habîbe bint Ebu Süfyan, Safiyye bint Huyey ve Meynûne bint el-Haris
Reyhâne ve Mâriye ise cariyeleri idi
Hz
Peygamber'in zevcelerinden Hz
Hatice, Mekke'de peygamberliğin onuncu yılında, Zeyneb bint Huzeyme ise Medine'de Hicretin dördüncü yılında vefat etmişti
Bu sebeple Peygamber Efendimizin bir arada dokuz eşi bulunmuş ve bu sayıya da vefatına yakın bir zamana varıncaya kadar uzun bir sürede evlilik zarureti çıktıkça aralıklarla ulaşılmıştır
Hz
Peygamber'in bu zevcelerinden Hz
Aişe dışındakilerin tamamı Rasülullah ile evlendikleri sırada dul idiler ve pek çoğunun eski eşlerinden çocukları vardı; üstelik çoğu yaşlı da idi
Bu durum da, Hz
Peygamber'in evliliğini gerekli kılan özel bir takım sebep ve hikmetlerin mevcut olduğunun delilidir
Hz
Peygamber'in hanımlarının Mescid'e bitişik olarak inşa edilmiş birer odaları vardı
Peygamber Efendimiz her gün sıra île bir eşinin yanında kalırdı
Hepsine karşı güler yüzlü davranır, ilgi gösterir, ev işlerinde onlara yardım eder, söküklerini kendisi dikiverir, aralarında adaletle muamelede bulunur, hiç birine diğerinden ayrı davranmazdı
Zaman zaman onlarla şakalaşır, gönüllerini alırdı
Hayatı boyunca Hz
Peygamber'den hanımlarına karşı kötü bir söz veya davranış sadır olmamıştır
Peygamber Efendimiz, hizmetinde bulunan görevlilere, karşı da asla sert ve haşin davranmaz; kendi yediklerinden onlara da yedirir, giydiklerinden onlara da giydirirdi
Küçük birer odadan ibaret olan hane-i saadetleri son derece sade, ama temiz idi
Bazan bir hasır, bazan yünden dokunmuş bir ihram, bazan da içi hurma lifleri ile doldurulmuş deri kaplı bir yatak Hz
Peygamber'in oda döşemesini ve yatağını oluşturuyordu
Her konuda olduğu gibi bu hususta da lüks ve israftan kaçınarak sadeliği tercih eden Hz
Peygamber, bazı zevcelerinde görülen daha iyi imkanlarla daha müreffeh bir yaşayış arzu ve isteği üzerine Kur'an'da da temas edildiği üzere "Şayet dünya hayatını ve süslerini istiyorlarsa bağışta bulunarak kendilerini güzellikle salıvereceğini, ama şayet Allah'ı, peygamberini ve ahiret yurdunu istiyorlarsa Allah'ın iyi davrananlar için büyük bir mükafaat hazırladığını" (el-Ahzab, 33/28-29) belirterek tavrını açıkça ortaya koymuştu
Tabiî ki Hz
Peygamber'in zevceleri bu ikaz üzerine beşer olma sıfatıyla bir an için içlerinden geçen daha rahat yaşama arzu ve isteğini terkedip Hz
Peygamber'in yanında kalmayı ve O'nun sade yaşayışına ortak olmayı dünya lüksüne tercih ettiler
Peygamber Efendimiz, aile hayatında, özel yaşayışında ahlakında, dini tebliğinde, devlet idaresi ve askerî komutasında, eğitim ve öğretiminde, kısacası tüm sözleri, hareketleri ve davranışlarında bütün müslümanlar için güzel bir örnek idi
21-06-2008
#
43
Profil Bilgileri
ramazan_yk
--->: Peygamberler Tarihi
Allah razı olsun kardeşim çok teşekkürler bu güzel paylaşımın için
Sayfa 5 Toplam 5 Sayfadan
<
1
2
3
4
5
Tags
:
peygamberler
,
tarihi
Peygamberler Tarihi ile ilgili Benzer Konular
1487 Kez Görüntülendi
Peygamberler Bile Imrenir
Sünnet & Hadis
Peygamberler Tarihi
Dini Programlar
PEYGAMBERLER TARİHİ okuyalım
Sorular ve Cevaplar
Peygamberler ve Hz.Muhammed (S.A.V)
Dini Programlar
Peygamberler Tarİhİ / Hz. İsa (a.s)
Dini Sohbet
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
00:37
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552