Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Kıssalar & Hikayeler

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
Dini hikayeler arşivi ile ilgili Benzer Konular
214 Kez Görüntülendi

Dini Hikayeler Kıssalar & Hikayeler
İttifak sayfasına sesli dini hikayeler Ogame
dini hikayeler Kıssalar & Hikayeler
Dini Hikayeler sesli slayt Dini Programlar
Büyük Dini Hikâyeler Dini Programlar

AşK mı Dediniz? Buyrun aŞk.. | Oyuncak Anne
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 24-03-2008   #1
Profil Bilgileri
Standart Dini hikayeler arşivi



Dini hikayeler arşivi başlıklı yazı Mumsema Dini hikayeler arşivi Forum Alev


Ey doğruların yardımcısı olan Allah’ım

Gencin birisi Kâbe’de hep, Ey doğruların yardımcısı olan Allah’ım, ey haramdan sakınanların yardımcısı olan Allah’ım, sana hamdü sena ederim diye dua eder Bu durum herkesin dikkatini çeker Birisi, (Neden hep aynı duayı yapıyorsun, başka bir şey bilmiyor musun?) der O da anlatır:
7-8 sene önce yine Kâbe’de iken içi altın dolu bir torba buldum Tam 1000 altın vardı İçimden bir ses (Bu altınlarla, şunları şunları yaparsın) diyordu Hayır dedim kendi kendime, bu benim değil, başkasının malı, kullanmam haram olur dedim

Bu sırada birisi, (Şöyle bir torba bulan var mı?) diye bağırıyordu Çağırdım onu, nasıl bir torbaydı, içinde ne vardı diye sordum Torbayı tarif etti ve içinde 1000 altın vardı dedi Al öyleyse torbanı diyerek verdim Adam torbayı açıp içinden bana 30 altın verdi

Pazara gittim Temiz yüzlü genç bir esiri [köleyi] överek satıyorlardı Gencin temizliği dikkatimi çekti Yanlarına gittim, bu köle için ne istiyorsunuz dedim 30 altın dediler Adamdan aldığım 30 altını verip genci satın aldım

Bir iki yıl geçti Genç çok çalışkan, çok edepli idi Onu aldığıma çok memnun olmuştum Bir gün onunla giderken karşıdan iki üç kişi geliyordu Genç bana dedi ki, (Efendim, ben Fas emirinin oğluyum Bu gelenler babamın adamları Beni buldular Senden beni satın almak isterler Sen iyi bir insansın, onlara 30 bin altından aşağıya satma) dedi

O kişiler yanıma geldi, bu esiri bize satar mısın dediler Satarım dedim 60 altın verelim dediler Olmaz dedim İyi ama sen bunu 30 altına almadın mı? Biz sana iki mislini veriyoruz dediler Öyleyse gidin pazardan alın dedim Artıra artıra 20 bin altına kadar çıktılar 30 binden aşağı olmaz dedim Çaresiz kabul ettiler Altınları verip, genci alıp gittiler

Ben o 30 bin altınla, işyerleri açtım, ticaret yaptım, daha çok zengin oldum Bir gün bana arkadaşlar, çok zengin bir ailenin iyi bir kızı var Babası yeni vefat etti Onunla seni evlendirelim dediler Ben de olur dedim Nikah kıyıldı Deve yükleri çeyizini getirdiler Çeyiz arasında bir torba dikkatimi çekti Kıza, bu nedir dedim İçinde 970 altın var, babam Kâbe’de bunu kaybetmiş, bulan gence 30 unu vermiş Kalanını da bana hediye etti, çeyizine koyarsın dedi Demek ki bulduğum altınlar benim rızkım imiş, vermese idim haram yoldan gelecekti, şimdi helal yoldan yine bana geldi

Bana yardım edip haramlardan koruyan, nice nimetler ihsan eden yüce Rabbime hamd ederim

 

ZEYCANSU is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Alt 24-03-2008   #2
Profil Bilgileri
Standart --->: Dini hikayeler arşivi



Fidanlar şimdiden meyve verdi

Bir hükümdar maiyetiyle birlikte gezintiye çıkmıştı Yolu üzerindeki bir köyde çok yaşlı bir adamın tarlasına fidan dikmekle meşgul olduğunu gördü, gayreti hoşuna gitti, yanına gelip latife yapmak istedi:
- Baba, sen ne diye fidan dikmeye uğraşıyorsun? Maşallah yaşını yaşamışsın, bu diktiğin fidanların meyvesinden belki de yiyemezsin

İhtiyar cevap verdi:
- Bu diktiğim fidanların meyvesini bizim yememiz şart değil evlat Biz nasıl bizden öncekilerin diktiği fidanların meyvesinden yiyorsak, bizim diktiğimiz fidanların meyvesini de bizden sonrakiler yer

Bu cevap hükümdarın hoşuna gitti ve mükafat olarak ihtiyara bir kese altın verilmesini emretti
İhtiyar bu ihsanı tebessümle karşıladı:
- Gördün mü evlat, bizim diktiğimiz fidanlar şimdiden meyve verdi

Bu cevap da hükümdarın hoşuna gitti, bir kese daha altın verilmesini emretti
Yaşlı köylü güldü:
- Evlat herkesin diktiği fidan yılda bir defa meyve verir, bizim diktiğimiz fidan yılda iki defa meyve verdi

Bu cevap da hükümdarın hoşuna gitti ve bir kese daha altın verilmesini emretti Ama bu defa vezir araya girdi ve hükümdarı uyardı:
- Aman sultanım bir an önce buradan uzaklaşalım Bu ihtiyar bu gidişle hazineye de darı ektirecek

 

ZEYCANSU is offline  
Alt 24-03-2008   #3
Profil Bilgileri
Standart --->: Dini hikayeler arşivi



Hadim-ül harameyn de

Yavuz Sultan Selim Han, Mısır'ı fethetmiş ve hilafet 1516 yılında Abbasilerden Osmanlılara geçmişti Cuma günü Ümeyye Camiinde Cuma namazı kılınırken, imam Hutbede halifenin ismini zikredip (Hakim-ül harameynişşerifeyn = Mekke ve Medine'nin hükümdarı) dedi Yavuz hemen oturduğu yerden ayağa kalkarak, (İmam efendi, Hakim-ül harameyn deme, Hadim-ül harameyn = Mekke ve Medine’ye hizmet eden de) dedi

 

ZEYCANSU is offline  
Alt 24-03-2008   #4
Profil Bilgileri
Standart --->: Dini hikayeler arşivi



Hafıza meselesi

Padişah, okunan bir şeyi bir dinleyişte ezberlermiş Birinci vezir 2 defa okunanı, ikinci vezir de 3 defa okunanı ezberlermiş Şair Abdülbaki efendi, yeni yazdığı bir şiiri, Padişaha takdim edince, Padişah, oku bakalım der Şiir hoşuna gidince Padişah bir latîfe yapmak ister:
- Burada herkes bu şiiri bilir Neresi yeni bunun? Yoksa sen, bilmez mi sanıyordun?

Şair şaşırır:
- Efendim nasıl olur, bu şiiri yeni yazdım ve ilk defa burada okudum Bilmeniz nasıl mümkün olur?
- Bak şimdi ben okuyorum sen dikkatle dinle!

Padişah şiiri okur ve şairin çok fazla şaşırdığını görünce, iki defa dinlediği için ezberleyen birinci vezire dönüp der ki:
- Abdülbaki efendi iyice tatmin olması için, bir de şiiri sen oku bakalım!

Şairin şaşkınlığı iyice artar Padişah ikinci vezire der ki:
- Bir de sen oku da, Abdülbaki efendi iyice kanaat getirsin artık

O da yanlışsız okur Şair ne diyeceğini şaşırmış vaziyette iken, Padişah durumu anlatır ve hediyelerle uğurlar



Hakimin üç kusuru

Hz Ömer, hilafeti zamanında Hımıs ileri gelenlerine bir mektup yazıp, çevredeki fakirlerin kendisine bildirilmesini isteyerek yardım edeceğini bildirdi Hımıs'lılar Şam ve civarında bulunan fakirlerin bir listesini Halife Hz Ömer'e arzettiler Hz Ömer gelen listeyi açıp baktığında listenin başında kadı olarak tayin ettiği Sa'd bin Amir'in ismini görüp listeyi getirenlere hakiminin mali durumunu sordu Onlar, (Hakimimiz hakikaten gayet fakirdir Elinde avucunda olanı fakir fukaraya dağıtıyor, rüşvet olacağı korkusundan, bizim de en küçük bir hediyemizi bile kabul etmiyor) dediler

Hz Ömer sordu:
- Allah'tan bu kadar korkan hakiminizin hoşunuza gitmeyen tarafları da var mı?

Evet diyerek kusurlarını şöyle sıraladılar:
1- Vazifesine sabah namazından sonra başlaması gerekirken kuşluk vakti başlıyor
2- Evine çekilir aramıza girmez
3- Haftada bir gün, evinden dışarı bile çıkmaz Kapısı arkasından kilitlidir

Hz Ömer, onlara bir kısım erzak ve giyecek vererek gönderdi Hakim Sa'd bin Amir'i de bunların sebebini öğrenmek üzere huzuruna davet etti

Hakim, Hz Ömer'in huzuruna gelince durumu anlattı:
Birinci kusurum; ailem hasta olduğundan evin bütün işlerini bizzat kendim görüyorum ve bu sebepten vazifemin başına ancak kuşluk vakti gelebiliyorum

İkincisi ise
; akşam olunca gün boyu yaptığım işlerin muhasebesini yapıyor acaba yaptığım işlerde bir kusurum var mı diye onu tetkik ediyorum

Üçüncüsü
; sırtımdakinden başka giyecek elbisem yoktur Haftada bir gün giydiğim çamaşırlarımı yıkıyor temizlik işleri ile meşgul oluyorum Hatta evimde bile üzerime alacak bir elbisem olmadığından yıkadığım çamaşırlarım kuruyuncaya kadar hiçbir kimseyi görüşmeye bile kabul edemiyorum

Sa'd bin Amir'in bu izahatı karşısında HzÖmer çok memnun oldu ve ondan sonra Sad'ı hatırladıkça, (Ah Sa'd ah, Allah korkusu seni ne kadar yüceltmiş) der onunla iftihar ederdi

 

ZEYCANSU is offline  
Alt 24-03-2008   #5
Profil Bilgileri
Standart --->: Dini hikayeler arşivi



Hakkımızda belki bu hayırlıdır

Çölde, yaşayan bir bedevinin bir horozu, bir köpeği ve bir de merkebi vardı Horoz, sabahları öter, onları namaza uyandırırdı Bir gün tilki horozu alıp götürdü Çoluk çocuğu üzüldü Bedevi, hakkımızda belki bu hayırlıdır diyerek onları teselli etti Bir kurt, yüklerini taşıyan merkebini parçaladı Bedevi, üzülen çoluk çocuğunu yine, belki hakkımızda hayırlısı budur diyerek teselli etti Bir müddet sonra kendilerine bekçilik eden köpekleri de öldü Bedevi yine ailesini teselli etti

Bir sabah gördüler ki, ilerideki birkaç çadırda yaşayanlar, esir alınarak götürülmüş Hayvanlarının sesleri, merkep anırması, horoz ötmesi ve köpek havlaması çadırda yaşayanları ele vermiş Bedevinin hayvanları olmadığı için onların varlığından haberdar olamamışlar

 

ZEYCANSU is offline  
Alt 24-03-2008   #6
Profil Bilgileri
Standart --->: Dini hikayeler arşivi



Hangi günahımızdan dolayı

Somuncu baba, bir talebesine, bir teneke buğday verip, bunun yarısını kendin için, yarısını da benim için bir tarlanın yarısına ek der Talebe eker Ekinlerin yetiştiği mevsimde, tarlaya giderler, talebenin olan kısımdaki ekinler gayet iyi yetişmiş, Somuncu babanınki ise gelişmemişti Talebeye gelişen mahsulün kimin olduğunu sorar Talebe de utancından (Sizin) der Somuncu baba, (Biz ahiretimiz için çalışıyorduk Acaba hangi günahımızdan dolayı dünyamız mamur olmaya başladı da bu ekinler böyle yetişti?) der

Talebe, gerçeği söyleyerek hocasının üzüntüsünü giderir

Hatim-i Tai’den daha cömert fakir

Cömertliği dillere destan olan Hatim-i Tai’ye derler ki:
- Kendinden daha cömert birini gördün mü?
- Evet gördüm
- Kimmiş o?
- Yetim bir gence misafir olmuştum Bana bir koyun kesip ikram etti Koyunun bir yeri çok hoşuma gitti Yemin ederek (burası çok lezzetliymiş) dedim Genç, dışarı çıktı On koyunu varmış Birisini daha önce kesmişti Dokuzunu da şimdi kesmiş Benim sevdiğim kısımları pişirip önüme getirdi Ben olanların farkında değildim Giderken kapının önündeki kanları görünce sitemle sordum:
- On koyunun onu da kesilir mi?
- Sübhanallah bunda şaşılacak ne var? Bir şey sizin hoşunuza gitmiş Bunu yapmak da benim gücüm dahilindedir Bunu sizden esirgemem hiç uygun olur mu?

Bunu dinleyen arkadaşları tekrar sorarlar:
- Yetim gencin ikramına karşılık siz de ona bir şey verdiniz mi?

Hatim-i Tai der ki:
- Verdim ama pek mühim sayılmaz
- Ne verdiniz?
- Üç yüz deve ile beş yüz koyun
- O halde sen ondan daha cömertsin
- Hayır o genç benden daha cömerttir Zira o malının tamamını verdi Ben ise malımın çok azını verdim Bir fakirin, yarım ekmeğinin tamamını misafire vermesi mi mühimdir, yoksa bir zenginin sürüsünden bir deveyi misafirine ikram etmesi mi?

 

ZEYCANSU is offline  
Alt 24-03-2008   #7
Profil Bilgileri
Standart --->: Dini hikayeler arşivi



Herkesin ceza ve mükafatı verilmiş

Behlül Dânâ, bir gün Harun Reşid'den bir vazife istedi Harun Reşid de ona çarşı pazar ağalığını verdi Behlül hemen işe koyuldu İlk olarak bir fırına gitti Birkaç ekmek tarttı hepsi normal gramajından noksan geldi Dönüp fırıncıya sordu:
“Hayatından memnun musun, geçinebiliyor musun, çoluk-çocuğunla ağzının tadı var mı?”
Adam her soruya olumsuz cevap verdi

Behlül bir şey demeden ayrıldı ve bir başka fırına geçti Orada da birkaç ekmek tarttı ve gördü ki bütün ekmekler gramajından fazla geliyor, eksik gelmiyor Aynı soruları bu fırının sahibine de sordu ve her soruya olumlu cevap aldı

Bundan sonra başka bir yere uğramadan doğru Harun Reşid'in huzuruna çıktı ve yeni bir vazife istedi Harun Reşid, "Behlül daha demin vazife verdik sana, ne çabuk bıktın?" dedi

Behlül açıkladı:
“Çarşı pazarın ağası varmış! Benden önce ekmekleri tartmış, vicdanları tartmış, buna göre herkes hesabını ödemiş, ceza ve mükafatları verilmiş, bana ihtiyaç kalmamış


Hocamdan tek şey öğrendim

Bir gün bir âlime, yakınlarından biri, (Sen hep hocam hocam diyorsun, anlat bakalım sen hocandan ne öğrendin?) diye sorar Talebeleri merak ederler, bu kadar geniş bir soruya ne cevap verecekler diye Kim sevilir, kim sevilmez bunu öğrendim der
Evet hubbi fillah buğdi fillah imanın şartlarındandır Yani Allah için sevmek, Allah için buğzetmek

Hz Süleyman ve karınca

Süleyman aleyhisselam, Beyt-ül-Makdis’in inşasını bitirince, Allahü teâlâdan, takdirine uygun hüküm ile hükmetmeyi nasip etmesini istedi Bu ona verildi Kendisinden başka bir kimseye verilmeyen bir mülk ve saltanatın, kendisine verilmesini de istedi Bu da ona verildi Beyt-ül-Makdis’in inşasını bitirince, bu mescitte sırf namaz kılmak için gelen kimsenin, buradan, anasından doğduğu günkü gibi günahlarından temizlenmiş olarak çıkmasını diledi

Resulullah efendimizin ümmetine de, bu mescitte namaz kılmak çok sevap olmuştur Nitekim hadis-i şerifte; (Mescid-i Haram’da kılınan namaz, yüz bin namaza; benim mescidimde kılınan namaz, bin namaza; Mescid-i Aksa’da kılınan namaz beş yüz namaza denktir) buyuruldu

Ahit sandığını koydu
Süleyman aleyhisselam, Mescid-i Aksa’ya, Musa aleyhisselamdan beri nesilden nesile geçerek gelen Ahit sandığını koydu Bu durum, Beyt-ül-Makdis’in Buhtunnasar tarafından yıkılmasına kadar devam etti Buhtunnasar, Kudüs’ü alınca, şehri yakıp yıktı Mescid-i Aksa’da bulunan altın, gümüş ve diğer mücevherleri alıp, Babil’e götürdü

Süleyman aleyhisselamın, cinler tarafından dokunmuş olan bir yaygısı vardı Kendisi ve ordusu bu yaygının üzerine çıkar, rüzgar onu emredilen yere götürürdü Sabahtan öğleye kadar bir aylık, öğleden akşama kadar da bir aylık yol katederdi Ayrıca rüzgar, duymak istediği sesleri de Süleyman aleyhisselama getirirdi

Süleyman aleyhisselamın ordusundaki vazifeliler, yemek kaplarını ve malzemelerini de yanlarına alır, ihtiyaç oldukça yemek yapar, ekmek çıkarırlardı Bu şekilde havada seyahat ederlerdi Yine bir gün emir verilip, Süleyman aleyhisselam ve ordusu, İran’daki İstahar şehrinden Yemen tarafına hareket etti

Süleyman aleyhisselamın ordusu daha sonra Taif’te Sedir vadisine, sonra da karıncaların çok olduğu Neml vadisine ulaştı Süleyman aleyhisselamın ordusunun, kendilerine doğru geldiğini gören karıncaların reisi durumundaki dişi bir karınca, arkadaşlarını ikaz edip dedi ki:
- Ey karıncalar! Süleyman aleyhisselam ve ordusu bize doğru geliyor Çabuk yuvalarınıza girin! Bilmeden üstünüze basıp sizi öldürebilirler

Bunun üzerine, karıncalar, reislerinin sözüne uyarak yuvalarına girdiler

Karıncanın verdiği ders
Karınca, Süleyman aleyhisselama itaat etmekle memurdu Elbette itaat ettiği zatı, onun fazilet ve adaletini bilirdi Karıncalarda, Allahü teâlânın ihsan ettiği bir anlayış vardır Çünkü onlar, faydalarına olan şeyleri bilirler Mesela, yuvalarına götürdükleri buğday tanesini, çimlenmemesi için ikiye bölerler Fakat, kişniş otunu dört parça yaparlar Çünkü kişniş otu, iki parça olursa tekrar bitip büyür
Süleyman aleyhisselam, dişi karıncanın, âyet-i kerimede beyan buyurulan sözünü, uzaktan duydu, tebessüm etti Bunun üzerine, karıncalar yuvalarına girinceye kadar, ordusunu vadiye bırakmadı

Hayvan bile reisi bulunduğu topluluğu korumaya çalışıyordu İnsan için, karıncanın bu davranışında ibretler vardı Zira insan da emri altındakileri korumalıydı Çoban, güttüğü sürüyü her türlü tehlikeye karşı nasıl koruyorsa, cemiyetteki idareci olanlar da, idare ettikleri kimseleri korumalıydılar

 

ZEYCANSU is offline  
Alt 24-03-2008   #8
Profil Bilgileri
Standart --->: Dini hikayeler arşivi



Kalbime kibir gelmesinden korktum

Evliyaullahtan bir zat, Ramazan günü talebeleriyle birlikte bir şehre gitmek için yola çıktılar Şehre yaklaştıklarında akın akın insanların kendilerini karşılamak üzere yollara döküldüklerini gördüler Mübarek zat, hemen çıkınından kuru ekmeğini çıkararak ağzına attı Bunu gören ahali, (Biz de bu zatı, âlim bir veli bilirdik, Ramazan günü oruç tutmuyor, üstelik açıktan oruç yiyor Böyle birisi ile konuşulur mu hiç?) diyerek dağıldılar

Talebeleri yaptığı hareketin sebebi hikmetini sorduklarında, (O kadar insanın bizim için yollara döküldüğünü gördüğümde kalbime kibir ve büyüklenme gelmesinden korktum, onların gözünden düşüp nefsimi aşağılatmak için bunu yaptım Ekmeği ısırdım ama yutmadım Herkes ekmeği yediğimi sandı Kalbime kibir yerleşerek Allahü teâlânın gazabına sebep olsaydım, hâlim ne olurdu) dedi

 

ZEYCANSU is offline  
Alt 24-03-2008   #9
Profil Bilgileri
Standart --->: Dini hikayeler arşivi



Kalbiniz kırılacağına taş kırılsın

Sultan Mahmud-u Gaznevi hazretleri bir savaş sonunda çok kıymetli bir elmas yakut taşı ganimet olarak ele geçirir Sonra taşı eline alarak baş vezirine, (Al bu taşı kır, paramparça et) der
Baş vezir der ki:
- Aman efendim bu çok kıymetli ben bunu kıramam

Sonra yanındaki diğer vezire aynı şeyi söyler O da der ki:
- Bu çok kıymetlidir, kırılmaz bu

Diğerlerinin hepsi aynı şeyi söylerler
Sultan, özel hizmetçisi Ayaz’ı çağırıp, (Al bu taşı kır) der Daha demeye kalmadan Ayaz taşı yere vurup kırar, paramparça eder

Padişah hiddetli bir şekilde der ki:
- Bre Ayaz sen ne yaptın, vezirler bunun çok kıymetli olduğunu söylediler Nasıl kırarsın bunu?
Ayaz der ki:
-Efendim, ben taştan ne anlarım, benim için kıymetli olan sizin emrinizdir, sizin kalbinizdir, kalbiniz kırılacağına varsın taş kırılsın

Sultan vezirlerine dönüp der ki:
- Ayaz’ı niçin sevdiğimi anladınız değil mi? Sizin gibi beni bir taşa değişmedi

Kapatılamayan kapı

Bir zamanlar valilik yapan birisinin çok güzel bir bahçesi vardı Rengarenk çiçeklerle donatılmış, tam bir zevk ve sefa yeriydi Bir gün vali, bu bahçeye geldi Orada bahçıvanın hanımını gördü Kadın çok güzeldi Vali, bir bahane ile kadının kocası olan bahçıvanı, bir iş için dışarıya gönderdi Kadına da dedi ki:
- Bahçenin kapılarını kapat Hiçbir kapı açık kalmasın!

Kadın, akıllı ve namuslu idi Valinin kendisine kötü niyet taşıdığını anladı Gidip bir ağacın arkasına saklandı ve biraz sonra gelip dedi ki:
- Kapıları kapattım Yalnız bir tanesi kaldı Onu kapatmaya gücüm yetmiyor Ne kadar uğraşsam da kapatamıyorum
-O, hangi kapıdır?
-Bu kapı, Allahü teâlânın bizi gözetlediği kapıdır

Vali, bu sözü duyunca, pişman olup tevbe etti Kendisini ilme ve ibadete verdi Allahü teâlânın sevgili kullarından biri oldu

 

ZEYCANSU is offline  
Alt 24-03-2008   #10
Profil Bilgileri
Standart --->: Dini hikayeler arşivi



Kararan yüz nurlandı

Süfyan-ı Sevri hazretleri anlatır:
Kâbe’yi tavaf ederken, her adımda salevat okuyan birini gördüm Ona (Sen gerekli duaları bırakıp hep salevat okuyorsun Her yerde okunacak dua var) dedim (Sen kimsin?) dedi Ben de kendimi tanıttım (Sen avamdan değilsin, âlimsin, sana anlatayım) diyerek başladı:

Babamla Beytullaha gitmek üzere yola çıkmıştık Yolda babam hastalandı Onu tedavi etmek için epey uğraştıysam da babam vefat etti Baktım, ölünce yüzü karardı Yüzünü kapattım Yanında uyuya kalmışım Rüyamda öyle bir zat gördüm ki, ondan daha güzel yüzlü hiç kimse görmemiştim Çok güzel kokuyordu Babamın yanına geldi Yüzündeki örtüyü kaldırıp elini babamın yüzüne sürdü Babamın siyah yüzü nurlandı, bembeyaz oldu Bu zata kim olduğunu sorunca, (Ben Resulullahım Baban, ömrünü boşa harcadı Fakat bana çok salevat okurdu, şimdi sıkıntıda olduğunu bildirdiler, kendisi de benden yardım istedi Çok salevat okuyan mümine ben elbette yardım ederim) buyurdu Uyanınca babamın yüzünün bembeyaz olduğunu gördüm İşte bu yüzden her yerde Peygamber efendimize çok salevat okuyorum

 

ZEYCANSU is offline  
Cevapla
Tags: arsivi, dini, hikayeler


Dini hikayeler arşivi ile ilgili Benzer Konular
214 Kez Görüntülendi

Dini Hikayeler Kıssalar & Hikayeler
İttifak sayfasına sesli dini hikayeler Ogame
dini hikayeler Kıssalar & Hikayeler
Dini Hikayeler sesli slayt Dini Programlar
Büyük Dini Hikâyeler Dini Programlar


Saat 02:39.
Arşiv Sayfaları Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545