Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Kıssalar & Hikayeler

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
Bu Da Geçer ile ilgili Benzer Konular
78 Kez Görüntülendi

Boynuz kulağı geçer (Boynuz kulaktan sonra çıkar ama kulağı geçer). [Açıklaması] Atasözleri
Bu da geçer Ya Hû Kıssalar & Hikayeler
İlhan Geçer ( İlhan Geçer Kimdir? - İlhan Geçer Hakkında ) Yazarlar ve Şairler
Bu Da Geçer ! Kıssalar & Hikayeler
Geçer Resimli Şiirler

Eyvah Mahvoldum | Tırnak Kadar Yer
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 02-05-2008   #1
Profil Bilgileri
Standart Bu Da Geçer



Bu Da Geçer başlıklı yazı Mumsema Bu Da Geçer Forum Alev


Mehmet nice zorluklarla büyümüş, delikanlı olmuştu Evlenecek çağa geldiğini düşünüyordu Lâkin evlenmek için çaldığı kapılar, hiçbir şeyi olmadığından yüzüne kapanıyordu Allah’tan ümit kesilmez diyerek pes etmiyor, günaha girmekten korktuğu için evlenmekten de vazgeçmiyordu Son bir ümitle köyün zengini olarak bilinen ihtiyarın yanına gitti ve içini şöyle döktü:
“Benim hiçbir mal varlığım da, beni himaye edip barındıracak kimse de yok Bu güne kadar çeşitli işler yaparak Allah’ın yardımıyla geçinmeye çalıştım Evlenme çağına geldim Münasip biriyle evlenmek istiyorum Fakat yoksul ve kimsesiz olduğumu öne sürerek bana kız vermiyorlar Bir miktar borç verseniz… Sonra ben çalışır size öderim

İhtiyar bu saf ve kalbi temiz delikanlıyı dinledikten sonra şöyle der
“Keşke param olsaydı da sana karşılıksız verseydim evlâdım Ben köy halkının bildiği kadar zengin değilim Bir senelik gıda ihtiyacımı karşılayacak kadar tarlam ve ekin zamanı o tarlayı sürmekte kullandığım iki de öküzüm var Başka da bir şeyim yok
Genç Mehmet diretir:
“Öküzlerden birini bana verin, onu satıp parasıyla evleneyim Ekin zamanına kadar çalışır öderim Şayet ödeyemezsem öküzden boş kalan yere geçer, boynumda sabanla tarlayı ben sürerim
İhtiyar sözlerinde apayrı bir tatlılık sezdiği delikanlıyı kıramaz ve peki deyip öküzün birini verir
Mehmet artık evlidir Köyün hem ahlâk hem de güzellik timsali kızlarından biriyle evlenir Hayatını mutlu ve huzurlu bir şekilde sürdürmekte, bir yandan da ihtiyara olan borcunu ödemek için var gücüyle çalışmaktadır Ekin vakti gelmiş çatmış Mehmet bir türlü parayı denkleştirememiştir Verdiği sözü tutmak üzere ihtiyarın yanına gider İhtiyara:
“Size borcumu ödeyeceğimi aksi halde diğer öküzün yanına geçip tarlayı süreceğimi söylemiştim Evlilik benim düşündüğüm kadar kolay değilmiş Ekin vakti gelmesine rağmen parayı biriktiremedim Buraya sözümü tutmak için geldim” der
İhtiyar şaşkın bir şekilde:
“İyi dersin de evlâdım seni sabanda gören köylü ne der? Ben nasıl cevap veririm?”
Mehmet “Siz onların söylediklerine kulak asmayın Size çıkışan olursa siz “ona sorun” diyerek beni gösterin Ben cevap veririm
“Peki, Sen bilirsin” der ihtiyar
Mehmet boynunu geçirir sabana başlar tarlayı sürmeye İhtiyar arkadan sabanı itmekte, öküzle beraber Mehmet de çekmekte ama yanındaki öküzle bir değildir ki Mehmet Günler geçtikçe boynunda ve omuzlarında yaralar çıkmakta gittikçe zayıflamaktadır O yine yaratanına devamlı şükürler etmekte “Belâyı veren onu almaya da kadirdir bu da geçer elbet”diye söylenmektedir
O sırada yoldan geçmekte olan bir atlı Mehmet’in halini görünce merakını yenemez ve ihtiyarın yanına giderek biraz da kızgın bir şekilde ona:
“Ayıp değil mi Bey Amca utanmıyor musun? Gencecik delikanlıya eziyet ediyorsun Bu yaptığın insanlığa sığar mı?” diye çıkışır
İhtiyar sesini çıkarmaz ve “Bana bir şey söyleme” der “Git kendisine sor
Mehmet de yolcu olduğu anlaşılan bu adama günah işlemekten korktuğu için evlenmeyi düşündüğünü parası olmadığından kendisine kız verilmediğini, ihtiyardan borç olarak bir öküz alıp sattığını ve o öküz parasıyla evlendiğini, borcunu zamanında ödeyemediği için de sabana kendi isteğiyle geçtiğini anlatır
Atlı da sevmiştir Mehmet’i Kuşağındaki keseyi çıkarıp önce ihtiyarın öküz parasını verir Sonra ona da biraz para verip, o parayla bereketli olması hasebiyle koyun almasını tavsiye eder O da atlının dediklerini uygular

Mehmet’in mal varlığı gittikçe artmaktadır Ovalara sığmayan sürüleriyle, emrindeki hizmetçilerle köyün ağası oluvermiştir biranda ama o hiçbir zaman gurura kapılmıyor, nimeti vereni unutmuyordu Zekâtını fazlasıyla dağıtıyor, köyün fakirlerini araştırıp geçim sıkıntılarını gideriyordu Özellikle de kendi geçmişini unutmuyor, evlenecek yaşa gelip de evlenemeyenlere yardım ediyordu

İki de erkek çocuğu olmuştu Her şey verilmişti kendisine Servet, şöhret, sıhhat ve iki çocukla süslenen huzurlu bir aile… Seneler sonra yine aynı köyden geçmekte olan o atlı bu kez Mehmet’i o zenginlikle görünce kendisine: “Bakıyorum da hiçbir sıkıntın kalmamış Bundan sonra rahat bir ömür sürersin” der Mehmet de “şükürler olsun hiçbir sıkıntım yok ama sen yinede öyle deme Bunları veren Allah elbette almaya da kadirdir Buda geçer” diye cevap verir Mehmet’in cevabı atlıyı şaşırtmıştır Yine de sesini çıkartmadan atını dizginleyip uzaklaşır
Aradan fazla bir zaman geçmemişti ki büyük bir afetin ortasında kaldı Bir yandan fırtına bir yandan fırtınayla beraber azgınlaşan seller bütün malını yutup götürmüştü Elinde avucunda ne varsa akan sele kaptırmıştı Geriye sadece eşeği kalmıştı O yine devamlı dua ediyor kendi ve ailesinin canına zarar gelmediği için yaratanına şükrediyordu Köy ağası Mehmet afetten köyün en fakiri olarak çıkmıştı Hanımına şöyle dert yanıyordu: “Hanım biz köyün en zenginiyken şimdi en fakiri olduk Sadaka ve zekât dağıtırken muhtaç duruma düştük Ben artık bu köyde kalamam Uzak bir köye gidip oraya yerleşelim Rızkımızı başka yerlerde arayalım
İki çocuğunu eşeğe bindirip kendisi de hanımıyla beraber yola koyulur Köy köy kasaba kasaba iş aramaya başlarlar Uğradıkları köylerden birinde çoban aradıklarını ancak köyün dışındaki kulübeden başka kalacakları yerleri olmadığını söylerler Mehmet de kabul edip işe başlar İlk önce kulübeyi tamir edip güzelce temizler sonra da vakit kaybetmeden işe başlar

Mehmet dürüstlüğüyle ve işine olan bağlılığıyla burada da kendini köylüye sevdirir Köylü başı her derde girdiğinde Mehmet’e koşar canı sıkıldığında Mehmet’e koşar, emanet bırakacak biri mi lâzım akla ilk gelen Mehmet’tir Kısacası köylü her işini Mehmet’e yaptırmaya alışmıştır

O günlerde yabancı olduğu anlaşılan bir adam köye gelir Köylüye elbisesinin yırtıldığını diktirmek için usta bir terzi aradığını söyler Onlar da kendilerinin pek beceremediğini ancak köyün dışındaki kulübede oturan Mehmet’in hanımının iyi terzi olduğunu söylerler Yabancı eve geldiğinde Mehmet evde yoktur Mehmet’in hanımı yabancının elbisesini güzelce diker temizler O da teşekkür ederek oradan ayrılır, ama yolda kalbine kötülük dolar Şeytana uyup geri döner Mehmet’in hanımına: “Yolda Mehmet’e rastladım çok zor durumda sürüsüne kurtlar musallat oldu yardıma gitmeliyiz”der Hanım da yabancının sözüne inanır çocuklarını evde bırakıp aceleyle kocasına yardıma koşar atının terkisine binip gözden kaybolur Mehmet döndüğünde çocuklar babalarına: “Bir adam geldi Önce elbisesini diktirip gitti sonra tekrar gelip senin sürülerine kurtların saldırdığını aceleyle annemi çağırdığını söyledi ve annemizi alıp gitti Mehmet’in başı ellerinin arasındadır çocuklarına: “Yavrularım adam annenizi kaçırmış Benim başıma hiçbir belâ gelmedi Adam yalan söylemiş annenizi kandırmış” Çaresiz bir şekilde köylüye mallarını tek tek teslim eder Hepsiyle helâlleşir ve oradan ayrılır Bu sefer de köy köy, kasaba kasaba hanımını arar, ama o bu kadar sıkıntıya rağmen yine de Allah’a şükredip ondan yardım istemekte ve derdi veren Allah dermanını da verir elbet bu da geçer” der

Böylece dolaşırlarken bir nehrin kenarına varırlar Karşı yakasına geçeceklerdir, ama nehir azgın bir şekilde akmakta, yol vermemektedir Mehmet ilk önce büyük oğlunu karşıya geçirir orada bırakır ve döner küçük oğluyla eşeğini alır Nehrin ortasına varmıştı ki gözlerine inanamaz Bir kurt oğlunu kaçırmaktadır Telâşla büyük oğlumu kurtarayım derken küçük oğlunu da nehrin ortasında bırakır Nehrin azgın suları oğulcağızını alıp götürür Mehmet öylece kalakalır bir oğlunu kurda bir oğlunu da nehrin azgın sularına kaptırmıştır Çaresiz bir şekilde dolaşmaya başlar Bir umutla karısını ve çocuklarını arar durur Böylece seneler geçer Mehmet yaşlanmaya başladığını hisseder Saçına sakalına aklar düşmeye başlamıştır O geçirdiği uzun yıllar, o gezdiği şehirler, beldeler, ülkeler kendisini bir hayli yıpratmıştır Mehmet yine de azminden bir şey kaybetmiyor, karısını ve çocuklarını bulma ümidini yitirmiyordu

Bir gün uğradığı şehirlerden birinin girişinde büyük bir kalabalık görür Neler olduğunu anlamak için kalabalığa yaklaşır Bu sırada bir ak güvercin gelip Mehmet’in omzuna konar Kalabalıktan uğultular yükselmeye başlamıştır Kendi aralarında;

“Bu da kim böyle? Saçı sakalı birbirine karışmış, elbiseleri yırtık pırtık, hali perişan Bu olmaz bir daha deneyelim” derler Mehmet'in omzundan kuşu alıp tekrar uçururlar Kuş döner dolaşır yine Mehmet’in omzuna konar bir daha denerler yine Mehmet’in omzunda Meğer o günlerde ülkenin kralı ölmüş Halk da adet olduğu üzere beyaz bir güvercin uçurur güvercin kime konarsa kral o olurmuş Talih kuşu bu sefer Mehmet'i bulmuş Mehmet ülkeye kral olmuş

Mehmet kral oldum diye hemen yan gelip yatmaz “Mademki halk bana bu görevi verdi en iyi şekilde yapmam lâzım” der Her gece vezirleri ve diğer devlet erkânını çağırıp toplantılar yapar Halkın arasına karışıp dertlerini dinler ve böylece devleti âdil bir idare ile yönetmeye başlar Halk yeni kralını çok sevmiştir Böyle birden bire çıkıp gelen biri nasıl olur da devleti böyle güzel yönetebilir Onun Allah tarafından gönderilen bir melek olduğuna dahi inananlar vardır

Mehmet gece yaptığı toplantıların birinde baş vezirini göremez Ertesi sabah veziri çağırıp toplantıya neden katılmadığını sorar Vezir de “Efendim benim ev biraz şehrin dışında, eşim de yalnız olduğu için geceleri onu tek başına bırakıp gelemiyorum, Onun için sizden gece toplantılarından affımı istiyorum”der Mehmet izin vermez “Toplantıların faideli geçebilmesi için senin de katılman lâzım Ne olursa olsun bu toplantılara katılacaksın Eğer eşinin başına bir şey gelmesinden korkuyorsan evinin kapısına iki nöbetçi bırak” der İşte Mehmet devleti böyle idare eder Hiçbir gevşekliğe müsamaha göstermez

Günler böyle gelip geçerken yine o atlıyla karşılaşır Atlı kendisine: “İstediğin her şeye kavuşmuşsun Sıkıntın kalmamış Köyde sefil bir hayat sürerken buraya gelip kral olmuşsun” der Mehmet de öyle deme der Bana önce öküzlük sonra ağalık, daha sonra çobanlık daha sonrada krallık yaptıran Allah her şeye kadirdir Bu da geçer” Mehmet’in cevabı atlıyı hem şaşırtmış hem de biraz kızdırmış “Ne zaman senle karşılaşsak, ne zaman senle konuşsak mutlaka sonunda bu da geçer diyorsun Geçmeyen bir şey var mı bana onu söyle” der Mehmet de atlıya sorusunun cevabını 6 ay sonra vereceğini söyler Atlı şaşkın bir şekilde söylene söylene oradan ayrılır

Vezirin kapısına bıraktığı iki nöbetçi kendi aralarında sohbete dalmışlardır Biri diğerine başından geçenleri anlatmaya başlar “Biz iki kardeştik babam köyde çobanlık yapardı Bir gün bir yabancı evimize gelip elbisesini diktirdikten sonra annemizi kandırarak kaçırdı Babamla birlikte onu aramaya çıktık Derken bir nehrin kenarında beni kurt kaptı Tepeyi aştığımızda köylüler beni kurdun elinden kurtardı Ondan sonra babamla kardeşime neler oldu bilmiyorum” Bunları dinleyen diğer nöbetçi gözyaşlarına hâkim olamaz: “Senin o nehir ortasında bıraktığın kardeşin benim Babam seni kurtarmak için acele edince beni elinden kaçırdı Nehrin sularına kapıldım Uzun bir süre sürüklendikten sonra beni de köylüler kurtardı Babama neler olduğunu ben de bilmiyorum Onu bir daha görmedim” İki kardeş ağlayarak birbirlerine sarılırlar Doya doya hasret giderirler

Vezirin hanımı içerden bu nöbetçilerin konuştuklarını dinliyordu Kendisine daha fazla tutamadı “Yavrularııııım” diyerek gözyaşlarıyla nöbetçilerin boyunlarına sarıldı Hıçkıra hıçkıra ağlıyordu “Siz benim yavrularımsınız Beni kaçıran yabancı, tebdil-i kıyafetle köye gelen vezirmiş Beni bu vezir kaçırdı”diyordu Nöbetçiler iki sevinci birden yaşıyordu Hem kardeşlerini hem de annelerini bulmuşlardı Anne, çocuklarını içeri aldı Onların karınlarını bir güzel doyurdu Sevdi okşadı Yılların çektirdiği acılar yavaş yavaş diniyordu Oğullarını bulmuştu bundan güzel bir şey mi vardı?

Tam bu sırada vezir içeri girdi Karısının nöbetçilerle yan yana oturduğunu görünce çok kızdı Daha bir şey söylemelerine fırsat vermeden ağzına geleni söyledi “Ben size namusumu emanet adıyorum Siz neler yapıyorsunuz” diyordu Derhâl nöbetçilerin idamını emretti Darağacı kuruldu İkisi birden sehpaya çıkarıldılar Cellât tekmeyi vurmadan önce adet olduğu üzere son istekleri soruldu İki kardeşin hiç umutları kalmamıştı, ama yinede son isteklerini söylediler “Kralla yüz yüze görüşmek” Vezir idamın hemen gerçekleşmesini istiyordu Önce izin vermek istemedi Ancak yapacak bir şey yoktu Bu onların son istekleriydi

Kral iki delikanlıyı dikkatlice dinledi Tahtından yavaş yavaş indi Yüreğinin derinliklerinden gelen hıçkırıklara hâkim olamıyordu İki gencin yanına geldi Ellerini omuzlarına koydu “Oğullarım benim ben, sizin babanızım” dedi Onların babasıydı Mehmet Yıllardır aradığı çocukları şimdi karşısındaydı

Artık her şey ortaya çıkmıştı Mehmet’in karısını kaçıran vezir idam edildi İşte şimdi istediği mutluluğu yakalamıştı Karısı da çocukları da yanındaydı, ama bu mutluluk da uzun sürmedi İki ay geçmemişti ki anîden rahatsızlandı Yaşadığı hayat kendisini çok yıpratmıştı Kısa bir süre sonrada öldü Halk aylarca onun yasını tuttu

Mehmet’in ölümünden birkaç ay sonra atlı şehre döndü Sorusunun cevabını alacaktı Fakat daha şehrin girişinde Mehmet’in öldüğü anlaşıldı Her yerde matem vardı Sanki köy de Mehmet'le birlikte ölmüştü Mezarının başına vardı ve sitem dolu şu serzenişte bulundu “ ey öküzlük yapan Mehmet, Ey ağalık yapan Mehmet, Ey çobanlık yapan Mehmet, Ey krallık yapan Mehmet Bu sefer sözünde durmadın Bu da geçer bu da geçer dedin Geçmeyen şey nedir? diye sordum cevabını vermeden gittin Nerelerdesin?” Atlı böyle söylenip dururken bir ses duydu Bu Mehmet’in sesiydi “ sorunun cevabı işte burası! ölüm herkese bir defa gelir ama geçmez!”

 

FataL is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Alt 02-05-2008   #2
Profil Bilgileri
Standart --->: Bu Da Geçer



bu bir hikaye mi? okumaya cesaret edemedim çok uzun

 

lazkızı53 is offline  
Alt 02-05-2008   #3
Profil Bilgileri
Standart --->: Bu Da Geçer



İbretli uzun bir Hikayeler

 

FataL is offline  
Saat 08:32.
Arşiv Sayfaları Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545