| |||||||
| Forum Kuralları | İletiler | Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
| | #1 |
| Beyazıd-ı Bestamî Hazretlerine: — Şeyhin kimdir? Diye sordular O: — Bir kadındır, dedi — Bu nasıl iştir, diyenlere şöyle anlattı: — Bir gün cezbeye kapılmış dalgın dalgın gidiyordum Yanımda bir çuval unu olan bir kadın gördüm Kadın bana: — Şu çuvalımı götür, dedi Ben, gücüm yetmez, diyerek oradaki kafes içindeki aslana çıkmasını işaret ettim Aslan kafesten çıkıp yanıma geldi Ben de un çuvalını aslanın sırtına yükleyip kadının gideceği yere kadar götürdüm Fakat kadının kerameti izhar edeceğinden korkuyordum — Yolda kimi gördün derlerse ne dersin? Diye sordum Kadın: — Zalim Beyazıd'ı gördüm derim, dedi Ben: — Neden zalim oluyorum, deyince de, kadın- — Bu arslanı Allah Teâlâ Hazretleri yük için mi yarattı? Sen belki halkın arslana yük vurduğunu görerek büyüklüğünü kabul etmeleri için bu işi yaptın Bu zulüm değil de nedir? Dedi Ben: — Doğru söylüyorsun, bu zulümdür, dedim, bu sebepten de günlerce göz yaşı döktüm Daha sonra zuhur eden kerametlerin Allah tarafından kabul olunduğuna işaret olarak beyaz bir nur görünmeye basildi KUYUNUN SUYU Hasan-ı Basri Hazretleri müridleriyle beraber hacca gidiyordu Yolda bir çöle düşüp günlerce yol aldılar Gittikleri yerde zerre kadar bir su eseri yoktu Herkes o yana bu yana su aramaya çıkmışlardı Nihayet birisi bir su kuyusu bulduğunu müjdeledi Bütün müslümanlar kuyunun başına toplandılar Kuyunun dibi derindi ve kuyudan su çekmek için ne ipleri ne de kovaları vardı Yine ümitsizliğe düşmüşler mahzun ü mükedder olmuşlardı Bu arada Hasan-ı Basrî Hazretleri: — Az sabredin ben; murakabeye başladığım zaman siz kuyudan su ihtiyacını giderir abdestinizi alırsınız, dedi Hasan-ı Basrî Hazretleri ibadete başlayınca kuyunun suyu da ağzına kadar dolmaya başladı Orada bulunanlar kana kana içtiler ve abdestlerini de tazelediler Fakat kimsenin aklından yanlarına yedek su almak gelmiyordu, su da olduğu gibi duruyordu Biraz sonra kuyunun suyu aniden gerisin geriye çekilip;gitti Durumu Hasan-ı Basrî Hazretlerine haber verdiler Araştırıp soruşturduğunda bir kişinin bütün su ihtiyacını giderdikten sonra kırbasını da doldurduğu anlaşıldi; Hasan-ı Basrî Hazretleri bunun üzerine şöyle söyledi: — Ey hasis kişi! Senin yüzünden kuyunun suyu çekildi Sen kendinden sonrakileri düşünmeden bir de kırbanı doldurdun İşte bu yüzden de kuyunun suyunun çekilmesine sebep oldun buyurdu BİR İDAM FERMANI Mısır'da Tolunoğulları hanedanının kurucusu Ahmed b Tolun, Halife Memun zamanında Bağdat'da saray kumandanlığı yapmış olan Buhara Türklerinden Tolun'un oğluydu Pek dindar ve dürüst biriydi Ahmed'in gençlik yıllarında bir gün, babası Tolun onu bir iş için hükümet konağına göndermişti Ahmed orada Tolun'un cariyelerinden birinin bir hizmetçiyle fuhuş halinde olduğunu görmüştü Fakat babasının yanına dönünce, bu olaydan hiç bahsetmemişti Ancak cariye, Ahmed'in gördüğü durumu babasına anlatacağından korktu, Tolun'a gidip şöyle söyledi: - Biraz önce falan yerdeyken Ahmed yanıma geldi, beni yoldan çıkarmak istedi Ben de ondan kaçarak köşküme gittim Bu sözlere kanan Tolun, Ahmed'i yanına çağırdı Yazdığı bir mektubu mühürleyip kapatarak, bunu kumandanlardan adını belirttiği birine götürmesini emretti Cariyenin anlattıklarından ona bir şey söylemedi Mektupta ise şöyle yazıyordu: 'Bu mektubu taşıyan kişi sana gelince boynunu vur, kesik başını da bana gönder ' Ahmed mektupta yazılanları bilmiyordu Mektubu aldı, çıkıp gitti Giderken sözü geçen cariye onu gördü ve yanına çağırdı Tolun'a söylediği yalan sözlerin nasıl karşılandığını iyice anlamak istiyordu Cariye, Tolun'a bir mektup yazdıracağı bahanesiyle Ahmed'i yanında eyledi Gideceği yere göndermek için Ahmed'in elindeki mektubu aldı Mektupta bir hediye emri olduğunu sanıyor, bu hediyeyi de kendisiyle fuhuş ortağı olan şahsın kazanmasını istiyordu Bunun için mektubu onunla ilişkide bulunan hizmetçiye teslim ederek, bahsedilen kumandana gönderdi Kumandan mektubu okuyunca emir gereği onu getiren hizmetçinin başını kestirip Tolun'a gönderdi Bu duruma şaşıran Tolun, olanlardan habersiz Ahmed'i aratıp yanına getirtti Mektubu ne yaptığını sorunca, Ahmed gördüklerini aynen anlattı Durumu anlayan cariye de korkuya kapıldı, Tolun'a gidip yaptığını itiraf etti, bağışlanmasını istedi Aynı cariye yüzünden idama mahkum olup yine idamdan kurtulan Ahmed b Tolun ise, babasının yanında ayrı bir değer kazanmıştı ALTIYÜZ DİRHEMLİK İP Bağdat Dul bir kadın![]() ![]() ![]() Altı öksüz çocuğu ve bir de ihtiyar ana Kadın geçimi sağlamak üzere, hafta boyu el emeği verir, göz nuru döker iplik eğirir, pazara çıkar ve anası ile çocuklarının rızkını temin etmeye çalışırdı Vakti tamam olunca bu dul kadın vefat eder, çocukların bakımı ise ihtiyar kadına kalır Kadın pazara her hafata çıkamıyor, ip eğiriyordu Bir zaman baktıki altıyüz dirhem kadar ip eğirmişti, pazara götürmeye karar verdi - Ya Rabbi! Bu öksüzlerin, yetimlerin rızkını ver, diyerek sabah erkenden pazarın yolunu tuttu Yolda giderken Şeyh Abdülkadir Geylani Hazretlerinin evinin önünden geçiyordu Onu görünce durakladı Şeyh mürüdleriyle sabah namazından çıkmıştı, yaşlı kadını görünce duraklayarak: - Hoş geldin bacı, nereye gidiyorsun? - Bir miktar ipliğim var, pazara götürüp satacağım - Ver bakalım Benden altıyüz dirhem ip isteniyor, bunu ver de ben satayım - Memnuniyetle, lütuf buyurmuş olursunuz, efendim dedi ve ipi verdi Abdülkadir Geylani Hazretleri eline aldığı ipi şaka yollu mescidin damına atınca hemen nereden geldiği belli olmayan büyük bir kuş gelip, ipi kapıp gider Kadın bu nebiçim şaka diye kendi kendine söylenmeye başlayınca, müritler kadına itiraz etmemsi için işaret ettiler, kadında daha fazla bir şey demedi Hazreti Şeyh kadına dönerek - Hatun canını sıkma, ipliği satmaya gönderdim, parası gelsin ne kadar etti se alırsın - Pekala, diyerek gider, ertesi gün gelir - İpilik satıldı mı? Abdülkadir Geylani Hazretleri: - İplik satıldı, fakat parası henüz gelmedi Bir hafta hadar bir zaman içinde gelir Kadın bir hafta sonra gelir, para henüz gelmemiştir, kadına: - Yarın gel, paranı al Kadın, pazara niye gitmedim, şimdi param elimde olurdu hayıflana hayıflana evine gitmek üzere iken, Mürütler: - Bir gün daha sabret bakalım mevla ne gösterecek, derken bu işin sade bir şaka olmadığının farkında idiler Ertesi gün oldu Abdülkadir Geylani Hazretlerinin huzuruna o ana kadar görülmeyen bir heyet geldi Bin altın takdim ettiler Müritler heyete bu kadar paranın ne olduğunu, niçin Şeyhe takdim ettiklerini sordular Gelenler tüccar olduklarını belirterek: - Altınlar Hazreti Şeyhindir Denizde yolculuk yaparken fırtına sebebiyle geminin yelkeni delindi, yol alamaz olduk, denizin ortasında kalacaktık Kaptana bir çaresi yok mu diye sorduğumuzda: - Altıyüz dirhem ip olsa geminin yelkenini onarır, yolumuza devam ederdik ama, şu anda nerede bulacağız, dedi Biz ellerimizi kaldırarak Allaha dua ettik ve duamızda: - Ya Sultanul Arifin bize altıyüz dirhem kadar ip gönder, sana bin altın vereceğiz diye yalvardık Bir de baktık ki, bir kuş gelip altıyüz dirhem ipliği geminin güvertesine bırakıp uçtu gitti Şimdi o adağımızı yerine getirdik, dediler Tüccarlar ayrıldıktan bir müddet sonra, ihtiyar kadın gelip sordu - Para geldi mi efendim? Şeyh bin altını kadına verirken: - Benim satışım seninki kadat kârlı olmuş mu? Kadın bir anda zengin olmuştu Abdülkadir Geylani Hazretleri'ne teşekkür ederek huzurdan ayrıldı![]()
| |
| |
| Dantel | Mumsema | Frmacil |
![]() |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | son Mesaj |
| Şeyhi anma izdihamı | berat14 | Haber Arşivi | 0 | 31-01-2008 14:13 |