FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Kıssalar & Hikayeler
15 güzel dini hikaye...
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
15 güzel dini hikaye... ile ilgili Benzer Konular
482 Kez Görüntülendi
Adam ve Şeytan(Dini Hikaye)
Kıssalar & Hikayeler
dini hikaye
Kıssalar & Hikayeler
Çok güzel Bir Dini Hikaye
Kıssalar & Hikayeler
dini hikaye=>Asalet ve Terbiye
Kıssalar & Hikayeler
dini hikaye=>ADALET VE TEVAZU
Kıssalar & Hikayeler
ölümü istemek
|
şeytandan mektup var beyler hanımlarr size özellll:)
Konu Araçları
28-02-2007
#
1
Profil Bilgileri
gfb_234
15 güzel dini hikaye...
15 güzel dini hikaye... başlıklı yazı Mumsema 15 güzel dini hikaye... Forum Alev
1==
Kısmetini Beklemek
Öğrencilerinden birinin eline bir testi verip kuşluk vakti çeşmeye gönderir Fakirullah Hazretleri
Ne var ki öğrenci çeşmenin başına varınca oradaki çocuklarla oyuna dalar, ta ikindiye kadar oyun sürer
Nihayet gün batarken aceleyle testiyi doldurup döner
Bunca vakittir orada oyuna dalan öğrenciyi bu defa arkadaşları aralarına alıp hırpalamak isterler
Ancak Fakirullah Hazretleri müdahale ederek der ki:
– Neye suçluyorsunuz arkadaşınızı?
– Kuşluk vakti gönderdiniz ikindi üzeri döndü, bizi bu kadar bekletmeye hakkı var mı? derler
Büyük insan şöyle izah eder geç kalma sebebini
– Arkadaşınızın kabahati yoktur bu bekleyişte
Çünkü der, çeşmenin başında oyuna dalmaya mecburdu
Kısmetiniz olan su henüz kurnaya gelmemişti, yoldaydı
Başkalarının kısmetini doldurup ta size getiremezdi
Ne zaman yoldaki sizin kısmetiniz kurnaya geldi, işte o zaman oynamayı bırakıp testiyi çeşmeye tutarak kısmetinizi doldurup getirdi
Onun kabahati yoktur, yoldaki kısmetinizi beklemiştir
2==
Kıymetini Bilemedim
Ahmed Sârbân hazretlerinin çok huysuz ve geçimsiz bir hanımı vardı
Efendisini görmeye gelenlere içeriden; "Siz bu heriften ne meded umuyor ve ne hayır bekliyorsunuz
Sizin işiniz yok mu?" diyerek bağırırdı
Birgün Şeyhin talebeleri hem bu durumu düşünüyor hem de birbirleriyle şöyle konuşuyorlardı
"Acaba nasıl oluyor da Şeyhimiz böyle bir hanımla yaşayabiliyor, bir arada geçinebiliyor?" Onların bu düşüncelerini anlıyan Şeyh hazretleri şu cevâbı verdi:
"Dostlarım!Mesele sizin zannettiğiniz gibi değildir
Benim böyle bir kadına tahammül etmem, nefsânî bir hevesten değildir
Bu bizim talebelerimize verdiğimiz bir derstir
Maksat, çirkin huylu insanlarla da iyi geçinmektir
Sizin elinizdeyse nefsinizi içinizden atın bana öyle gelin
İşte bu kadar
"
Ahmed Sârbân hazretleri ömrünün sonuna kadar o kadının yaptığı eziyetlere katlandı
1545 (H
952) yılında vefât etti
Doğum yeri olan Hayrabolu'da adına yaptırılan türbenin hazîresine defnedildi
Ahmed Sârbân hazretlerinin hanımı, beyinin kıymetini vefâtından sonra anladı
Şeyh hazretlerinin mezar taşına bir yastık gibi başını koyarak gece-gündüz; "Ah ah! Yazık çok yazık ki, ben senin kadrini, kıymetini bilemedim
" diyerek ağlardı
3==
Kızımı Kime Vereyim?
Merv şehri kâdısının bir kızı vardı
Ülkedeki, ileri gelen zengin, makam ve mevkı sâhibi kimseler bu kızı isteyince hiç birine vermedi
Bu zâtın Mübârek adlı, bağına-bahçesine bakan bir kölesi vardı
Aradan iki ay geçmiş meyveler olgunlaşmış bolluk bereket gelmişti
Efendisi, Mübârek'ten üzüm isteyince, toplayıp geldi
Getirdiği üzüm çok güzel olmasına rağmen henüz olmamıştı, başka üzüm istedi
O da ekşi çıktı
Efendisi; "Bahçede o kadar üzüm var, niçin böyle üzüm getiriyorsun?" demekten kendini alamadı
Mübârek; "Efendim! Ekşisini tatlısını bilmiyorum!" diye cevap verdi
Bağ sâhibi; "Sübhanallah iki aydır bağdasın, daha hangisinin ekşi, hangisinin tatlı olduğunu bilmiyorsun
" diye çıkıştı
Mübârek onları yemekle değil korumakla vazîfeli olduğunu biliyordu
Efendisi; "Niçin onlardan yemedin?" deyince; "Siz benden bağınızdaki meyvelerin muhâfazasını istediniz
Yeyiniz demeyince alıp yemem uygun olur mu, emrinize karşı gelebilir miyim?" cevâbını verdi
Efendisi böyle bir hâdiseyle ilk defâ karşılaşmıştı
Mübârek'in bu hâline hayran kaldı
Güvenebileceği birini bulmuştu
Gerçekten onu ve hâlini çok sevmişti
Kölesine dönerek; "Sana bir şey soracağım
" diye söze başladı
Sonra; "Benim bir kızım var, malı makamı yüksek pekçok kimse onu ister
Hangisine vereceğimi ne yapacağımı bilemiyorum
Bu hususda bir fikrin olur mu? Sen ne dersin?" diye sordu
Mübârek, bu söze karşı şöyle dedi:
"Efendim!
İnsanlar, dâmâd için; câhiliyye devrinde soya sopa; yahûdîler ve hıristiyanlar güzelliğe, Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem zamânında dindârlığa, Allahü teâlâdan korkup, haramlardan sakınmaya bakarlardı
Zamânımızda ise, mala ve makama bakılıyor
Artık bunlardan dilediğini seç
"
Bunun üzerine efendisi:
"Ben dindarlığı ve takvâyı seçiyorum ve kızımı seninle evlendirmek istiyorum
Çünkü sende haramlardan kaçma, dînine bağlılık, iyi hal, emânet ve güvenilirlik gördüm ve bunları sende buldum
" dedi
O ise kendisinin köle olduğunu, parayla satıldığını, böyle olunca evlenmelerinin garib karşılanacağını, hem kızın buna râzı olmayacağını bir bir anlattı
Akıl da öyle diyordu
Ancak kâdı kararlı idi
"Kalk eve gidelim
" dedi
Eve varınca hanımına; "Bu sâlih, dindâr, takvâ sâhibi bir köledir
Kızımızı onunla evlendirmek istiyorum, senin fikrin ne?" deyince, hanımı; "Sen bilirsin, fakat bir de kıza soralım
" cevabını verdi
Anne durumu kıza açıp babasının niyetini söyleyince, kızı da bu hususta her şeyi anne ve babasına bıraktığını bildirdi
Kadın kızın râzı olduğunu babasına anlatınca nikahları kıyıldı
Fakat Mübârek, kızın yanına gitmiyordu
Bu hâl kırk gün sürdü
Bir vesîle ile anne durumdan haberdâr olunca dayanamadı; "Kızımızı kölene verdin, aradan bunca zaman geçtiği halde dönüp yüzüne bile bakmadı, bu yaptığı nedir? Bu nasıl iş?" diye şikâyet ve sitemde bulundu
Bunun üzerine kâdı; "Ey Mübârek! Kızıma nâz mı ediyorsun? Niçin yanına gitmiyorsun?" demekten kendini alamadı
Buna karşılık dâmâd:
"Ey müslümanların kâdısı! Ey efendim! Bu nasıl söz? Sizin kerîmenize nâz etmek ne haddime
Lâkin kâdısınız
Ola ki kızınız şüpheli bir şey yemiştir
Şüpheden uzak olmak için bu zamâna kadar bekledim ve ona helâl yemek yedirdim
Belki Allahü teâlâ bize sâlih bir evlâd verir
Bundan başka bir düşüncem yoktur
" dedi
Kırk gün geçtikten sonra ehline yaklaştı
Haram ve helâle bu derece dikkat ettiği için Allahü teâlâ ona Abdullah isminde bir çocuk verdi
4==
Delinen Kırbalar
Ebûl Vefa hazretlerinin küçük ama çok sevimli bir oğlu vardır
Çocuk iyidir hoşdur da bir ara sakalara takar
Mahalle sucusunun yolunu bekler, çuvaldız ile kırbaları deler
Kimbilir, belki de fıskiye gibi akan sular hoşuna gider
Aslında saka şaka götüren biri değildir
Bunu yapan bir başka çocuk olsa, çoktan ensesine yemiştir şamarı
Zira delinen kırba dikilemez, ancak boğumlanarak bağlanır ki, koca kırba gitti demektir yarı yarıya
Saka bir sabreder, iki sabreder, bakar olmuyor, tutar eteğini, çıkar huzura
'Affınıza sığınıyorum ama' der, 'Vaziyet böyleyken böyle!'
Ebûl Vefa hazretleri çok şaşırır
Kırbaların parasını fazlasıyla öder
Sucudan ağlaya, yalvara helallik diler
Saka bir hoş olur
'Keşke eşiğine sultanların baş koyduğu veliyi üzmeseydim' der
Pişman, mahçup dergâhı terkeder
Ebûl Vefa hazretleri çocuğa hiçbir şey demez
Hemen hanımını bulur
'Aman hatun, iyi düşün'der, 'biz bir hata yaptık ama nerede?'
O gün tırnaklarını saçlarına geçirir, adeta beyinlerini kanatırlar
Uykuyu dağıtırlar
Hanımı sabaha karşı 'Tamam!' der, 'Galiba buldum!'
-Anlat hele?
-Çocuğumuza hamileydim
Kız kardeşim bir yere uğrayacak olmalıydı sepetini bırakmıştı bize
Zerzavat arasından bir limon parladı
Canım nasıl çekti anlatamam
Kardeşimi biliyorsun
Bir şey istemiye gör, canını verir
Limonun lâfını etsem, mutlaka bize bırakacak, kendi limonsuz dönecekti evine
Aklıma başka bir yol geldi
Limonu iğneyle deldim, bir damla emdim
Nefsimi körlettim
Ama unuttum gitti
Hata bende, limonunu deldiğimi söylemeliydim ona
-Aman kalk bacına gidelim
-Bu saatte mi?
-Evet bu saatte!
-Ne diyeceğiz?
-Helallik dileyeceğiz
Sonrasını tahmin ediyorsunuzdur
Çocuk bu huyu kendiliğinden bırakır, dost olur sakaya
5==
BANA DA BİR ŞEY VAR MI?
Cüneyd-i Bağdâdî ordu ile bir sefere katıldı
Ordu kumandanı ona bâzı şeyler gönderdi
O da istemeyerek alıp, asker ve gâzilerin muhtaçlarına dağıttı
Bir gün öğle namazını kıldıktan sonra oturup;
"Niçin o şeyi kabûl ettim?" diye kendi kendini kınıyordu
O sırada uykusu gelip uyudu
Rüyâsında, çok süslü bir takım köşkler gördü
"Bunlar kimin?" diye sordu
"Gâzilere dağıtılan malın sâhiplerinin" denildi
"Onlarla birlikte bana da bir şey var mı?" diye sordu
Ona içlerinde en güzel ve büyük olanı gösterip;
"İşte bu senindir
" dediler
O;
"Bana onlardan üstün tutulmamın ve en iyisinin bana verilmesinin sebebi nedir?" diye sorunca;
"Onlar mallarını sevap bekleyerek verdiler
Bu sebeple verilen saraylar, ona göredir
Sen ise, o malı kabûl etmekle yanlış bir iş yapmaktan korkarak, nefsini sîgaya, hesâba çekerek dağıttın
İşte Allahü teâlâ bu hâline, böyle düşünmene kat kat sevap verdi
" dediler
Dantel
Mumsema
Frmacil
28-02-2007
#
2
Profil Bilgileri
gfb_234
--->: 15 güzel dini hikaye...
6==
ESAS HASTA BENMİŞİM
Bir zaman Cüneyd-i Bağdâdî'nin gözlerinde ağrı meydana geldi
Tabib çağırdılar, gelen tabib, hıristiyan idi
Muâyene edip;
"Gözlerinize su değdirmeyeceksiniz
" dedi
Cüneyd-i Bağdâdî;
"Su değdirmesem nasıl abdest alırım?" deyince, tabib;
"Gözleriniz size lâzım ise su değdirmeyeceksiniz
" dedi
Cüneyd-i Bağdâdî abdest alıp namaz kıldı ve namazdan sonra bir mikdâr uyudu
Uyandığında gözlerinde hiç ağrı kalmamıştı
O anda duyduğu ses;
"Yâ Cüneyd! Sen bizim için gözlerini fedâ ettiğin için, biz de senden o ağrıyı aldık
" diyordu
Bir zaman sonra hıristiyan tabib tekrar geldi
Baktı ki gözleri tamâmen iyi olmuş
Hayret edip;
"Nasıl yaptın da iyi oldu?" dedi
Cüneyd-i Bağdâdî olanları anlatınca, Cüneyd-i Bağdâdî'nin elini öpüp îmân etti ve;
"Esas ağrıyan göz sizinki değil benim gözlerim imiş
Hakikatleri göremiyen ben imişim" dedi
7==
KİMSENİN GÖRMEDİĞİ YERDE
Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinin bir talebesi vardı
Bütün iyilik ve fazîletler onda mevcuttu
Sonradan gelmesine rağmen Cüneyd-i Bağdâdî hazretleri onu pek ziyâde seviyor, diğer talebeler bu hâli çekemiyorlardı
Talebelerinin bu hâli Cüneyd-i Bağdâdî'ye mâlûm oldu
Talebelerinin eline birer kuş verdi ve;
"Her biriniz bu kuşları kimsenin görmediği bir yerde boğazlayıp getirsin
" buyurdu
Hepsi de kendilerine verilen kuşları aldılar, varıp ıssız bir mahalde boğazlayıp getirdiler
Yalnız o talebesi boğazlamadan getirdi
Cüneyd-i Bağdâdî;
"Niçin boğazlamadın?" buyurdu
"Hocam! Siz; "Kuşları kimsenin görmediği bir yerde boğazlayın
" demiştiniz
Ben ise ıssız bir yer bulamadım
Her yeri Allahü teâlâ görüyor
" deyince,
Cüneyd-i Bağdâdî buyurdu ki:
"Arkadaşınızın firâsetini gördünüz mü?" Bunun üzerine; tövbe edip boyunlarını büküp, Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinden affedilmelerini dilediler
8==
VAKİT GELDİ
Cüneyd-i Bağdâdî, insanlara ilim öğretmek için bir meclis kurdu
Herkes bu sohbetlere gelip istifâde etmeye başladı
Bir gün hıristiyan fakat hıristiyan olduğuna dâir görünüşte bir alâmeti bulunmayan bir genç, Cüneyd-i Bağdâdî'nin sohbet ettiği meclise gelip, Cüneyd-i Bağdâdî'ye şöyle dedi:
"Ey üstâd! Hazret-i Peygamber buyuruyor ki:
"Müminin firâsetinden korkunuz
Çünkü o, Allahü teâlânın nûru ile bakar
" Bunun mânâsı nedir?"
Cüneyd-i Bağdâdî bir müddet sustu
Sonra başını kaldırıp;
"Müslüman ol
Müslüman olmak zamânın geldi
" buyurdu
Meğer o genç hıristiyan imiş
Hemen zünnârını kesip orada müslüman oldu
İmâm-ı Yâfiî buyuruyor ki: "İnsanlar, bu hâdisede, Cüneyd-i Bağdâdî'nin bir kerâmeti var zanneder
Halbuki, bu hâdisede onun iki kerâmeti vardır
Birisi, o gencin hıristiyan olduğunu bilmesi, diğeri de, gencin, müslüman olma vaktinin geldiğini bilmesidir
"
9==
TÖVBE
Ebu Said (r
a) anlatıyor:
"Resûlullah (a
s) buyurdular ki:
Sizden önce yaşayanlar arasında doksan dokuz kişiyi öldüren bir adam vardı
Bir ara yeryüzünün en bilgin kişisini sordu
Kendisine bir râhib tarifedildi
Ona kadar gidip, doksan dokuz kişi öldürdüğünü, kendisi için bir tevbe imkânının olup olmadığını sordu
Râhib:
- Hayır yoktur! dedi
Herif onu da öldürüp cinayetini yüze tamamladı
Adamcağız, yeryüzünün en bilginini sormaya devam etti
Kendisine âlim bir kişi tarif edildi
Ona gelip, yüz kişi öldürdüğünü, kendisi için bir tevbe imkânı olup olmadığını sordu
Âlim:
- Evet, vardır, seninle tevben arasına kim perde olabilir? dedi
Ve ilâve etti:
- Ancak, falan memlekete gitmelisin
Zîra orada Allah'a ibadet eden kimseler var
Sen de onlarla Allah ibadet edeceksin ve bir daha kendi memleketine dönmeyeceksin
Zira orası kötü bir yer
Adam yola çıktı
Giderken yarı yola varır varmaz ölüm meleği gelip ruhunu kabzetti
Rahmet ve azab melekleri onun hakkında ihtilâfa düştüler
Rahmet melekleri:
- Bu adam tevbekâr olarak geldi
Kalben Allah yönelmişti, dediler
Azab melekleri de:
- Bu adam hiçbir hayır işlemedi, dediler
Onlar böyle çekişirken insan suretinde bir başka melek, yanlarına geldi
Melekler onu aralarında hakem yaptılar
Hakem onlara:
-Onun çıktığı yerle, gitmekte olduğu yer arasını ölçün, hangi tarafa daha yakınsa ona teslim edin,dedi
Ölçtüler, gördüler ki, gitmeyi arzu ettiği (iyiler diyarına) bir karış daha yakın
Onu hemen rahmet melekleri aldılar
"
10==
KANLI ELBİSELER!
Seyyid Abdurrahmân, ihsân sâhibiydi
Mal ve canını Allahü teâlânın dînini yaymak için sarf etti
Zamânının kutbu olduğu için uzak yerlerde Allah yolunda, O'nun dînini yaymak için savaşanların yardımına koşardı
Hanımı şöyle anlattı:
Efendim, arada-sırada silâhlarını kuşanır, evden çıkar, sabahtan önce yine eve gelirdi
Geldiğinde üstünde-başında kan lekeleri olurdu
Elbiselerini yıkar sesimi çıkarmazdım
Yine elbiseleri kan içinde kaldığı bir gün kendisine;
-Efendi! Sık sık gidip, sabaha bu vaziyette geliyorsun
Nereye gidiyorsun ve elbisen niçin kan içinde dönüyorsun?" diye sordum
O da;
-Hanım, sağlığımda iken kimseye söylemezsen, bu sırrı sana söylerim
" dedi
Ben de;
-Söylemem,dedim
Bunun üzerine;
-Biz vazîfemiz îcâbı zaman zaman dünyânın neresinde müslümanlarla kâfirlerin harbi varsa oraya gideriz
Müslümanlara yardım eder, küffâr ile harbederiz
Ayrıca darda kalmış müslümanların da yardımına yetişiriz
" buyurdu
Ben bu sırrı o vefât edinceye kadar kimseye söylemedim, sakladım
28-02-2007
#
3
Profil Bilgileri
gfb_234
--->: 15 güzel dini hikaye...
11==
Deli Hafız
Fatih dersiamlarından biri, münasebeti olmayan bir müeseseye, münasip olmadığı halde ders verdiği için, ariflerden "Deli Hafız" namıyla maruf bir zat, kendisine, yaptığı işin ihanet olduğunu, emaneti ehlinin gayriye verildiğini ihtar edersede hoca kabul etmez ve biraz kırılır
Ertesi sabah erken, hocanın kapısını çalan hafız, pencereden kendisine bakan ve özür dileyecek zanneden sözde alim kişiye şöyle der:
- Dün size söylemeye unutmuştum; onun için geldim
Bugün sana, sade bu deli Hafız kafir, diyor
Bundan elli-altmış sene sonra herkes kafir diyecek" der ve döner
12==
CİMRİLİĞİN BU KADARINA PES!
Resûlüllüh (s
a
v
) bir adam gelerek:
- Yâ Resûlüllüa! Falanca komşum, hurma saplarını benim bahçeme koyuyor
Bana eziyet veriyor, dedi
Allah Resûlü o zâtı çağırarak, ona:
- Filancanın bahçesine koyduğun hurma saplarını bana sat, teklifini yaptı
Adam:
- Olmaz dedi
Allah Resûlü:
- Öyle ise bana hediye et onları, dedi
Adam bu teklife de:
- Olmaz dedi
Allah Resûlü son bir teklifte bulundu:
- Peki, cennette karşılığı verilmek şartı ile onları bana ver! Adam, bu son derece câzip teklife de:
- Olmaz, karşılığını verince, Allah Resûlü, şöyle söylemekten kendini alamadı:
- Selâm vermekten kaçınan kimse dışında, (bu güne kadar) senden daha cimrî bir kimseyi görmedim
Emaneti ehline vermeli
13==
ÇARŞAFIN İÇİNDEN SANA NE
Haçkalı Baba, bir gün karısı Zehra Hanımla birlikte yolda giderken arkalarından gelen biri nefsinin buyruğu ve gözünün kuyruğu ile Hoca'nın çarşaflı hanımını merak ediyormuş:
"Acaba bu çarşafın içinde nasıl bir beden var? Filan fdiye merak ederken, adamın içindeki hinliği ve hainliği gönül ekranında seyredip duran Hoca, adama yol kenarındaki bir evi göstererek:
-Ha bu evin içi nasil bir yerdur uşağum? diye sormuş
Adam:
-İlin evinin içinden dışından bana ne baba? diye cevap vermiş
Bunun üzerine Haçkalı Baba:
-Doğru dersin daa! Doğru deysin eyi de
İlin çarşafından sana ne de içindekini merakedip duraysun daa? Diye gürleyince, adam ibiğini bükmüş toz olmuş
14==
KABİRDE KONUŞAN GENÇ
Takva sahibi olmak, hayatın her döneminde güzel
Ama fırsatlar çağı gençlikte bir başka güzel
Güce, kuvvete, güzelliğe rağmen günahlardan sakınanların mükafatı ebedi mutluluk
Hayatın baharı şeytana satılmazsa, sonsuz bahar bir adım ötede
Hz
Ömer'in (R
A
) halifeliği döneminde ibadet ehli, son derece takva sahibi bir genç vardı
Hz
Ömer'in hayret ve takdirle izlediği bu gencin kalbi, Allah ve Rasulü'nün (A
S) sevgisiyle doluydu
Vakit namazlarında cemaati kaçırmaz, namazdan çıkar çıkmaz evine döner ve ihtiyar babasının hizmetini görürdü
Bu gencin evine giden yolu bir kadının kapısının önünden geçiyordu
Kadın her defasında gencin yoluna çıkarak çirkin tekliflerde bulunuyor, fakat genç, Allah korkusundan ona iltifat etmiyordu
Yine bir gün yatsı namazını kıldıktan sonra evine giderken, kadın tekrar karşısına çıktı
Bu sefer bütün maharetini kullanarak genci kandırmayı başardı
Fakat genç, kadının ardı sıra eve girerken birden bire Allahu Tealâ Hazretleri'ni hatırladı ve korkuyla dilinden şu ayet döküldü:
'Takvaya erenler (var ya); onlara şeytandan herhangi bir vesvese iliştiği zaman (Allah'ın emir ve yasaklarını) hatırlayıp, hemen gerçeği görürler
' (A'raf/201)
Hemen ardından da bayılarak düştü
Kadın hizmetçisini çağırdı
Genci tutarak evinin önüne getirip koydular
Sonra da kapıyı çalarak babasına haber verdiler
Babası dışarı çıkınca, oğlunu baygın bir vaziyette kapının önünde buldu
Komşulardan bir kaçı genci tutup eve taşıdılar
Uzun bir müddet baygın kalan genç kendine gelince, babası:
- Evladım neyin var ne oldu? diye sordu
Oğlu:
- Bir şeyim yok
dedi
Babası:
- Allah aşkına söyle! deyince, oğlu başından geçenleri anlattı
Babası:
- Hangi ayeti okumuştun? diye sordu
Genç, ayeti okudu ve tekrar kendinden geçti
Bir de baktılar ki genç ruhunu teslim etmiş
Bunun üzerine genci yıkadılar ve gece vakti götürüp göz yaşlarıyla defnettiler
Sabah olunca olay Hz
Ömer'e bildirildi
Hz
Ömer, gencin babasına gelerek başsağlığı diledi ve:
- Bana niye haber vermedin? diye sordu
Gencin babası:
- Ey Mü'minlerin Emiri, vakit geceydi
dedi
Hz
Ömer:
- Bizi onun kabrine götürün
dedi
Hz
Ömer ve beraberindekiler gencin kabrine geldiler
Hz
Ömer (R
A):
- Ey filan kişi! Rabbin makamında durmaktan korkanlara iki cennet var
(Rahman/46) dedi
Kabirdeki genç konuşup:
- Ya Ömer! Rabbim Cennette bana onları iki defa verdi
diye cevap verdi
15==
ÜÇ MESELE
İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri r
a
, hac için yola çıkıp Medine'ye ulaştığında karşılaştığı Seyyid Muhammed Bâkır Hazretleriyle arasında şöyle bir konuşma geçer
Seyyid Muhammed Bâkır:
-Sen kendi aklınca kıyas yaparak, Peygamber dedemin dinini ve hadislerini değiştiriyorsun, der
-Böyle bir şey yapmaktan Allah'a sığınırım efendim
Lütfen oturunuz
Rasulullah'a olduğu gibi benim size de hürmetim var, der İmam-ı Azam
Seyyid Muhammed Bâkır'a yer gösterir
Her ikisi de yerini aldıktan sonra Ebu Hanife Hazretleri söze başlar:
-Üç mesele soracağım
Birincisi şu: Erkek mi daha güçsüz kadın mı?
-Kadın erkekten güçsüzdür
-Mirasta adamın payı kaç, kadının kaçtır?
-Erkeğin mirastaki payı iki, kadının birdir
-İşte bu ceddin Peygamber s
a
v
'in sözüdür
Eğer onun dinini değiştirmiş olsam, benim akıl ve kıyas yoluyla, kadın daha zayıf olduğu için ona iki pay, erkeğe bir pay düşer derdim
Ebu Hanife Hazretleri tekrar sorar:
-Namaz mı daha üstün, oruç mu?
-Namaz oruçtan üstündür
-İşte bu da deden Rasulullah'ın sözüdür
Eğer ceddinin dinini akıl ve kıyasla değiştirmiş olsaydım, âdet halindeki kadının kılamadığı namazları kaza et mesini, orucu kaza etmemesini emrederdim
Ebu Hanife Hazretleri üçüncü soruyu sorar:
-Sidik mi daha pis, meni mi?
-Sidik meniden pistir
-Eğer deden Peygamber s
a
v
'in dinini kıyasla değiştirmiş olsaydım, sidikten dolayı gusletmek gerektiğini ve meniden dolayı da sadece abdest almak gerektiğini söylerdim
Fakat akıl ve kıyasla bu dini değiştirmekten Allah'a sığınırım
Seyyid Muhammed Bâkır Hazretleri yerinden kalkar ve Ebu Hanife'yi kucaklar
Tebrik edip ona ikramda bulunur
28-02-2007
#
4
Profil Bilgileri
ToLG4
--->: 15 güzel dini hikaye...
Saol dostum gerçekten 1-2 sini okudumda gls soaol
28-02-2007
#
5
Profil Bilgileri
><CoTaNaK><
--->: 15 güzel dini hikaye...
bunlar bize ders olsun
Tags
:
dini
,
guzel
,
hikaye
15 güzel dini hikaye... ile ilgili Benzer Konular
482 Kez Görüntülendi
Adam ve Şeytan(Dini Hikaye)
Kıssalar & Hikayeler
dini hikaye
Kıssalar & Hikayeler
Çok güzel Bir Dini Hikaye
Kıssalar & Hikayeler
dini hikaye=>Asalet ve Terbiye
Kıssalar & Hikayeler
dini hikaye=>ADALET VE TEVAZU
Kıssalar & Hikayeler
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
23:07
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545