Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Kıssalar & Hikayeler

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
15 güzel dini hikaye... ile ilgili Benzer Konular
482 Kez Görüntülendi

Adam ve Şeytan(Dini Hikaye) Kıssalar & Hikayeler
dini hikaye Kıssalar & Hikayeler
Çok güzel Bir Dini Hikaye Kıssalar & Hikayeler
dini hikaye=>Asalet ve Terbiye Kıssalar & Hikayeler
dini hikaye=>ADALET VE TEVAZU Kıssalar & Hikayeler

ölümü istemek | şeytandan mektup var beyler hanımlarr size özellll:)
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 28-02-2007   #1
Profil Bilgileri
15 güzel dini hikaye...



15 güzel dini hikaye... başlıklı yazı Mumsema 15 güzel dini hikaye... Forum Alev


1==Kısmetini Beklemek

Öğrencilerinden birinin eline bir testi verip kuşluk vakti çeşmeye gönderir Fakirullah Hazretleri
Ne var ki öğrenci çeşmenin başına varınca oradaki çocuklarla oyuna dalar, ta ikindiye kadar oyun sürer Nihayet gün batarken aceleyle testiyi doldurup döner Bunca vakittir orada oyuna dalan öğrenciyi bu defa arkadaşları aralarına alıp hırpalamak isterler Ancak Fakirullah Hazretleri müdahale ederek der ki:
– Neye suçluyorsunuz arkadaşınızı?
– Kuşluk vakti gönderdiniz ikindi üzeri döndü, bizi bu kadar bekletmeye hakkı var mı? derler
Büyük insan şöyle izah eder geç kalma sebebini
– Arkadaşınızın kabahati yoktur bu bekleyişte Çünkü der, çeşmenin başında oyuna dalmaya mecburdu Kısmetiniz olan su henüz kurnaya gelmemişti, yoldaydı Başkalarının kısmetini doldurup ta size getiremezdi Ne zaman yoldaki sizin kısmetiniz kurnaya geldi, işte o zaman oynamayı bırakıp testiyi çeşmeye tutarak kısmetinizi doldurup getirdi Onun kabahati yoktur, yoldaki kısmetinizi beklemiştir


2==Kıymetini Bilemedim

Ahmed Sârbân hazretlerinin çok huysuz ve geçimsiz bir hanımı vardı Efendisini görmeye gelenlere içeriden; "Siz bu heriften ne meded umuyor ve ne hayır bekliyorsunuz Sizin işiniz yok mu?" diyerek bağırırdı

Birgün Şeyhin talebeleri hem bu durumu düşünüyor hem de birbirleriyle şöyle konuşuyorlardı "Acaba nasıl oluyor da Şeyhimiz böyle bir hanımla yaşayabiliyor, bir arada geçinebiliyor?" Onların bu düşüncelerini anlıyan Şeyh hazretleri şu cevâbı verdi:

"Dostlarım!Mesele sizin zannettiğiniz gibi değildir Benim böyle bir kadına tahammül etmem, nefsânî bir hevesten değildir Bu bizim talebelerimize verdiğimiz bir derstir Maksat, çirkin huylu insanlarla da iyi geçinmektir Sizin elinizdeyse nefsinizi içinizden atın bana öyle gelin İşte bu kadar"

Ahmed Sârbân hazretleri ömrünün sonuna kadar o kadının yaptığı eziyetlere katlandı 1545 (H952) yılında vefât etti Doğum yeri olan Hayrabolu'da adına yaptırılan türbenin hazîresine defnedildi

Ahmed Sârbân hazretlerinin hanımı, beyinin kıymetini vefâtından sonra anladı Şeyh hazretlerinin mezar taşına bir yastık gibi başını koyarak gece-gündüz; "Ah ah! Yazık çok yazık ki, ben senin kadrini, kıymetini bilemedim" diyerek ağlardı


3==Kızımı Kime Vereyim?


Merv şehri kâdısının bir kızı vardı Ülkedeki, ileri gelen zengin, makam ve mevkı sâhibi kimseler bu kızı isteyince hiç birine vermedi Bu zâtın Mübârek adlı, bağına-bahçesine bakan bir kölesi vardı Aradan iki ay geçmiş meyveler olgunlaşmış bolluk bereket gelmişti Efendisi, Mübârek'ten üzüm isteyince, toplayıp geldi Getirdiği üzüm çok güzel olmasına rağmen henüz olmamıştı, başka üzüm istedi O da ekşi çıktı Efendisi; "Bahçede o kadar üzüm var, niçin böyle üzüm getiriyorsun?" demekten kendini alamadı Mübârek; "Efendim! Ekşisini tatlısını bilmiyorum!" diye cevap verdi Bağ sâhibi; "Sübhanallah iki aydır bağdasın, daha hangisinin ekşi, hangisinin tatlı olduğunu bilmiyorsun" diye çıkıştı Mübârek onları yemekle değil korumakla vazîfeli olduğunu biliyordu Efendisi; "Niçin onlardan yemedin?" deyince; "Siz benden bağınızdaki meyvelerin muhâfazasını istediniz Yeyiniz demeyince alıp yemem uygun olur mu, emrinize karşı gelebilir miyim?" cevâbını verdi

Efendisi böyle bir hâdiseyle ilk defâ karşılaşmıştı Mübârek'in bu hâline hayran kaldı Güvenebileceği birini bulmuştu Gerçekten onu ve hâlini çok sevmişti Kölesine dönerek; "Sana bir şey soracağım" diye söze başladı Sonra; "Benim bir kızım var, malı makamı yüksek pekçok kimse onu ister Hangisine vereceğimi ne yapacağımı bilemiyorum Bu hususda bir fikrin olur mu? Sen ne dersin?" diye sordu Mübârek, bu söze karşı şöyle dedi:

"Efendim! İnsanlar, dâmâd için; câhiliyye devrinde soya sopa; yahûdîler ve hıristiyanlar güzelliğe, Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem zamânında dindârlığa, Allahü teâlâdan korkup, haramlardan sakınmaya bakarlardı Zamânımızda ise, mala ve makama bakılıyor Artık bunlardan dilediğini seç"

Bunun üzerine efendisi:

"Ben dindarlığı ve takvâyı seçiyorum ve kızımı seninle evlendirmek istiyorum Çünkü sende haramlardan kaçma, dînine bağlılık, iyi hal, emânet ve güvenilirlik gördüm ve bunları sende buldum" dedi

O ise kendisinin köle olduğunu, parayla satıldığını, böyle olunca evlenmelerinin garib karşılanacağını, hem kızın buna râzı olmayacağını bir bir anlattı Akıl da öyle diyordu Ancak kâdı kararlı idi "Kalk eve gidelim" dedi Eve varınca hanımına; "Bu sâlih, dindâr, takvâ sâhibi bir köledir Kızımızı onunla evlendirmek istiyorum, senin fikrin ne?" deyince, hanımı; "Sen bilirsin, fakat bir de kıza soralım" cevabını verdi Anne durumu kıza açıp babasının niyetini söyleyince, kızı da bu hususta her şeyi anne ve babasına bıraktığını bildirdi Kadın kızın râzı olduğunu babasına anlatınca nikahları kıyıldı Fakat Mübârek, kızın yanına gitmiyordu Bu hâl kırk gün sürdü Bir vesîle ile anne durumdan haberdâr olunca dayanamadı; "Kızımızı kölene verdin, aradan bunca zaman geçtiği halde dönüp yüzüne bile bakmadı, bu yaptığı nedir? Bu nasıl iş?" diye şikâyet ve sitemde bulundu Bunun üzerine kâdı; "Ey Mübârek! Kızıma nâz mı ediyorsun? Niçin yanına gitmiyorsun?" demekten kendini alamadı Buna karşılık dâmâd:

"Ey müslümanların kâdısı! Ey efendim! Bu nasıl söz? Sizin kerîmenize nâz etmek ne haddime Lâkin kâdısınız Ola ki kızınız şüpheli bir şey yemiştir Şüpheden uzak olmak için bu zamâna kadar bekledim ve ona helâl yemek yedirdim Belki Allahü teâlâ bize sâlih bir evlâd verir Bundan başka bir düşüncem yoktur" dedi

Kırk gün geçtikten sonra ehline yaklaştı Haram ve helâle bu derece dikkat ettiği için Allahü teâlâ ona Abdullah isminde bir çocuk verdi


4==Delinen Kırbalar

Ebûl Vefa hazretlerinin küçük ama çok sevimli bir oğlu vardır Çocuk iyidir hoşdur da bir ara sakalara takar Mahalle sucusunun yolunu bekler, çuvaldız ile kırbaları deler Kimbilir, belki de fıskiye gibi akan sular hoşuna gider Aslında saka şaka götüren biri değildir Bunu yapan bir başka çocuk olsa, çoktan ensesine yemiştir şamarı Zira delinen kırba dikilemez, ancak boğumlanarak bağlanır ki, koca kırba gitti demektir yarı yarıya
Saka bir sabreder, iki sabreder, bakar olmuyor, tutar eteğini, çıkar huzura 'Affınıza sığınıyorum ama' der, 'Vaziyet böyleyken böyle!'

Ebûl Vefa hazretleri çok şaşırır Kırbaların parasını fazlasıyla öder Sucudan ağlaya, yalvara helallik diler Saka bir hoş olur 'Keşke eşiğine sultanların baş koyduğu veliyi üzmeseydim' der Pişman, mahçup dergâhı terkeder
Ebûl Vefa hazretleri çocuğa hiçbir şey demez Hemen hanımını bulur 'Aman hatun, iyi düşün'der, 'biz bir hata yaptık ama nerede?'

O gün tırnaklarını saçlarına geçirir, adeta beyinlerini kanatırlar Uykuyu dağıtırlar Hanımı sabaha karşı 'Tamam!' der, 'Galiba buldum!'
-Anlat hele?
-Çocuğumuza hamileydim Kız kardeşim bir yere uğrayacak olmalıydı sepetini bırakmıştı bize Zerzavat arasından bir limon parladı Canım nasıl çekti anlatamam Kardeşimi biliyorsun Bir şey istemiye gör, canını verir Limonun lâfını etsem, mutlaka bize bırakacak, kendi limonsuz dönecekti evine Aklıma başka bir yol geldi Limonu iğneyle deldim, bir damla emdim Nefsimi körlettim Ama unuttum gitti Hata bende, limonunu deldiğimi söylemeliydim ona
-Aman kalk bacına gidelim
-Bu saatte mi?
-Evet bu saatte!
-Ne diyeceğiz?
-Helallik dileyeceğiz

Sonrasını tahmin ediyorsunuzdur Çocuk bu huyu kendiliğinden bırakır, dost olur sakaya



5==BANA DA BİR ŞEY VAR MI?

Cüneyd-i Bağdâdî ordu ile bir sefere katıldı Ordu kumandanı ona bâzı şeyler gönderdi O da istemeyerek alıp, asker ve gâzilerin muhtaçlarına dağıttı Bir gün öğle namazını kıldıktan sonra oturup;

"Niçin o şeyi kabûl ettim?" diye kendi kendini kınıyordu O sırada uykusu gelip uyudu Rüyâsında, çok süslü bir takım köşkler gördü

"Bunlar kimin?" diye sordu

"Gâzilere dağıtılan malın sâhiplerinin" denildi

"Onlarla birlikte bana da bir şey var mı?" diye sordu

Ona içlerinde en güzel ve büyük olanı gösterip;

"İşte bu senindir" dediler O;

"Bana onlardan üstün tutulmamın ve en iyisinin bana verilmesinin sebebi nedir?" diye sorunca;

"Onlar mallarını sevap bekleyerek verdiler Bu sebeple verilen saraylar, ona göredir Sen ise, o malı kabûl etmekle yanlış bir iş yapmaktan korkarak, nefsini sîgaya, hesâba çekerek dağıttın İşte Allahü teâlâ bu hâline, böyle düşünmene kat kat sevap verdi" dediler

 

gfb_234 is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Alt 28-02-2007   #2
Profil Bilgileri
Standart --->: 15 güzel dini hikaye...



6==ESAS HASTA BENMİŞİM

Bir zaman Cüneyd-i Bağdâdî'nin gözlerinde ağrı meydana geldi Tabib çağırdılar, gelen tabib, hıristiyan idi Muâyene edip;

"Gözlerinize su değdirmeyeceksiniz" dedi

Cüneyd-i Bağdâdî;

"Su değdirmesem nasıl abdest alırım?" deyince, tabib;

"Gözleriniz size lâzım ise su değdirmeyeceksiniz" dedi

Cüneyd-i Bağdâdî abdest alıp namaz kıldı ve namazdan sonra bir mikdâr uyudu Uyandığında gözlerinde hiç ağrı kalmamıştı O anda duyduğu ses;

"Yâ Cüneyd! Sen bizim için gözlerini fedâ ettiğin için, biz de senden o ağrıyı aldık" diyordu

Bir zaman sonra hıristiyan tabib tekrar geldi Baktı ki gözleri tamâmen iyi olmuş Hayret edip;

"Nasıl yaptın da iyi oldu?" dedi

Cüneyd-i Bağdâdî olanları anlatınca, Cüneyd-i Bağdâdî'nin elini öpüp îmân etti ve;

"Esas ağrıyan göz sizinki değil benim gözlerim imiş Hakikatleri göremiyen ben imişim" dedi


7==KİMSENİN GÖRMEDİĞİ YERDE

Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinin bir talebesi vardı Bütün iyilik ve fazîletler onda mevcuttu Sonradan gelmesine rağmen Cüneyd-i Bağdâdî hazretleri onu pek ziyâde seviyor, diğer talebeler bu hâli çekemiyorlardı Talebelerinin bu hâli Cüneyd-i Bağdâdî'ye mâlûm oldu Talebelerinin eline birer kuş verdi ve;

"Her biriniz bu kuşları kimsenin görmediği bir yerde boğazlayıp getirsin" buyurdu

Hepsi de kendilerine verilen kuşları aldılar, varıp ıssız bir mahalde boğazlayıp getirdiler Yalnız o talebesi boğazlamadan getirdi Cüneyd-i Bağdâdî;

"Niçin boğazlamadın?" buyurdu

"Hocam! Siz; "Kuşları kimsenin görmediği bir yerde boğazlayın" demiştiniz Ben ise ıssız bir yer bulamadım Her yeri Allahü teâlâ görüyor" deyince,

Cüneyd-i Bağdâdî buyurdu ki:

"Arkadaşınızın firâsetini gördünüz mü?" Bunun üzerine; tövbe edip boyunlarını büküp, Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinden affedilmelerini dilediler



8==VAKİT GELDİ

Cüneyd-i Bağdâdî, insanlara ilim öğretmek için bir meclis kurdu Herkes bu sohbetlere gelip istifâde etmeye başladı Bir gün hıristiyan fakat hıristiyan olduğuna dâir görünüşte bir alâmeti bulunmayan bir genç, Cüneyd-i Bağdâdî'nin sohbet ettiği meclise gelip, Cüneyd-i Bağdâdî'ye şöyle dedi:

"Ey üstâd! Hazret-i Peygamber buyuruyor ki:
"Müminin firâsetinden korkunuz Çünkü o, Allahü teâlânın nûru ile bakar" Bunun mânâsı nedir?"

Cüneyd-i Bağdâdî bir müddet sustu Sonra başını kaldırıp;

"Müslüman ol Müslüman olmak zamânın geldi" buyurdu Meğer o genç hıristiyan imiş Hemen zünnârını kesip orada müslüman oldu

İmâm-ı Yâfiî buyuruyor ki: "İnsanlar, bu hâdisede, Cüneyd-i Bağdâdî'nin bir kerâmeti var zanneder Halbuki, bu hâdisede onun iki kerâmeti vardır Birisi, o gencin hıristiyan olduğunu bilmesi, diğeri de, gencin, müslüman olma vaktinin geldiğini bilmesidir"


9==TÖVBE

Ebu Said (ra) anlatıyor:


"Resûlullah (as) buyurdular ki:


Sizden önce yaşayanlar arasında doksan dokuz kişiyi öldüren bir adam vardı Bir ara yeryüzünün en bilgin kişisini sordu Kendisine bir râhib tarifedildi Ona kadar gidip, doksan dokuz kişi öldürdüğünü, kendisi için bir tevbe imkânının olup olmadığını sordu


Râhib:


- Hayır yoktur! dedi Herif onu da öldürüp cinayetini yüze tamamladı

Adamcağız, yeryüzünün en bilginini sormaya devam etti Kendisine âlim bir kişi tarif edildi Ona gelip, yüz kişi öldürdüğünü, kendisi için bir tevbe imkânı olup olmadığını sordu


Âlim:


- Evet, vardır, seninle tevben arasına kim perde olabilir? dedi Ve ilâve etti:

- Ancak, falan memlekete gitmelisin Zîra orada Allah'a ibadet eden kimseler var Sen de onlarla Allah ibadet edeceksin ve bir daha kendi memleketine dönmeyeceksin Zira orası kötü bir yer


Adam yola çıktı Giderken yarı yola varır varmaz ölüm meleği gelip ruhunu kabzetti Rahmet ve azab melekleri onun hakkında ihtilâfa düştüler


Rahmet melekleri:


- Bu adam tevbekâr olarak geldi Kalben Allah yönelmişti, dediler


Azab melekleri de:


- Bu adam hiçbir hayır işlemedi, dediler

Onlar böyle çekişirken insan suretinde bir başka melek, yanlarına geldi Melekler onu aralarında hakem yaptılar


Hakem onlara:


-Onun çıktığı yerle, gitmekte olduğu yer arasını ölçün, hangi tarafa daha yakınsa ona teslim edin,dedi


Ölçtüler, gördüler ki, gitmeyi arzu ettiği (iyiler diyarına) bir karış daha yakın Onu hemen rahmet melekleri aldılar"






10==KANLI ELBİSELER!

Seyyid Abdurrahmân, ihsân sâhibiydi Mal ve canını Allahü teâlânın dînini yaymak için sarf etti Zamânının kutbu olduğu için uzak yerlerde Allah yolunda, O'nun dînini yaymak için savaşanların yardımına koşardı Hanımı şöyle anlattı:

Efendim, arada-sırada silâhlarını kuşanır, evden çıkar, sabahtan önce yine eve gelirdi Geldiğinde üstünde-başında kan lekeleri olurdu Elbiselerini yıkar sesimi çıkarmazdım Yine elbiseleri kan içinde kaldığı bir gün kendisine;

-Efendi! Sık sık gidip, sabaha bu vaziyette geliyorsun Nereye gidiyorsun ve elbisen niçin kan içinde dönüyorsun?" diye sordum

O da;

-Hanım, sağlığımda iken kimseye söylemezsen, bu sırrı sana söylerim" dedi

Ben de;

-Söylemem,dedim

Bunun üzerine;

-Biz vazîfemiz îcâbı zaman zaman dünyânın neresinde müslümanlarla kâfirlerin harbi varsa oraya gideriz Müslümanlara yardım eder, küffâr ile harbederiz Ayrıca darda kalmış müslümanların da yardımına yetişiriz" buyurdu

Ben bu sırrı o vefât edinceye kadar kimseye söylemedim, sakladım

 

gfb_234 is offline  
Alt 28-02-2007   #3
Profil Bilgileri
Standart --->: 15 güzel dini hikaye...



11==Deli Hafız
Fatih dersiamlarından biri, münasebeti olmayan bir müeseseye, münasip olmadığı halde ders verdiği için, ariflerden "Deli Hafız" namıyla maruf bir zat, kendisine, yaptığı işin ihanet olduğunu, emaneti ehlinin gayriye verildiğini ihtar edersede hoca kabul etmez ve biraz kırılır

Ertesi sabah erken, hocanın kapısını çalan hafız, pencereden kendisine bakan ve özür dileyecek zanneden sözde alim kişiye şöyle der:
- Dün size söylemeye unutmuştum; onun için geldim Bugün sana, sade bu deli Hafız kafir, diyor Bundan elli-altmış sene sonra herkes kafir diyecek" der ve döner


12==CİMRİLİĞİN BU KADARINA PES!


Resûlüllüh (sav) bir adam gelerek:
- Yâ Resûlüllüa! Falanca komşum, hurma saplarını benim bahçeme koyuyor Bana eziyet veriyor, dedi
Allah Resûlü o zâtı çağırarak, ona:
- Filancanın bahçesine koyduğun hurma saplarını bana sat, teklifini yaptı Adam:
- Olmaz dedi Allah Resûlü:
- Öyle ise bana hediye et onları, dedi Adam bu teklife de:
- Olmaz dedi Allah Resûlü son bir teklifte bulundu:
- Peki, cennette karşılığı verilmek şartı ile onları bana ver! Adam, bu son derece câzip teklife de:
- Olmaz, karşılığını verince, Allah Resûlü, şöyle söylemekten kendini alamadı:
- Selâm vermekten kaçınan kimse dışında, (bu güne kadar) senden daha cimrî bir kimseyi görmedim

Emaneti ehline vermeli


13==ÇARŞAFIN İÇİNDEN SANA NE


Haçkalı Baba, bir gün karısı Zehra Hanımla birlikte yolda giderken arkalarından gelen biri nefsinin buyruğu ve gözünün kuyruğu ile Hoca'nın çarşaflı hanımını merak ediyormuş:
"Acaba bu çarşafın içinde nasıl bir beden var? Filan fdiye merak ederken, adamın içindeki hinliği ve hainliği gönül ekranında seyredip duran Hoca, adama yol kenarındaki bir evi göstererek:
-Ha bu evin içi nasil bir yerdur uşağum? diye sormuş
Adam:
-İlin evinin içinden dışından bana ne baba? diye cevap vermiş
Bunun üzerine Haçkalı Baba:
-Doğru dersin daa! Doğru deysin eyi de İlin çarşafından sana ne de içindekini merakedip duraysun daa? Diye gürleyince, adam ibiğini bükmüş toz olmuş




14==KABİRDE KONUŞAN GENÇ

Takva sahibi olmak, hayatın her döneminde güzel Ama fırsatlar çağı gençlikte bir başka güzel Güce, kuvvete, güzelliğe rağmen günahlardan sakınanların mükafatı ebedi mutluluk Hayatın baharı şeytana satılmazsa, sonsuz bahar bir adım ötede

Hz Ömer'in (RA) halifeliği döneminde ibadet ehli, son derece takva sahibi bir genç vardı Hz Ömer'in hayret ve takdirle izlediği bu gencin kalbi, Allah ve Rasulü'nün (AS) sevgisiyle doluydu Vakit namazlarında cemaati kaçırmaz, namazdan çıkar çıkmaz evine döner ve ihtiyar babasının hizmetini görürdü

Bu gencin evine giden yolu bir kadının kapısının önünden geçiyordu Kadın her defasında gencin yoluna çıkarak çirkin tekliflerde bulunuyor, fakat genç, Allah korkusundan ona iltifat etmiyordu

Yine bir gün yatsı namazını kıldıktan sonra evine giderken, kadın tekrar karşısına çıktı Bu sefer bütün maharetini kullanarak genci kandırmayı başardı Fakat genç, kadının ardı sıra eve girerken birden bire Allahu Tealâ Hazretleri'ni hatırladı ve korkuyla dilinden şu ayet döküldü:

'Takvaya erenler (var ya); onlara şeytandan herhangi bir vesvese iliştiği zaman (Allah'ın emir ve yasaklarını) hatırlayıp, hemen gerçeği görürler' (A'raf/201)

Hemen ardından da bayılarak düştü Kadın hizmetçisini çağırdı Genci tutarak evinin önüne getirip koydular Sonra da kapıyı çalarak babasına haber verdiler Babası dışarı çıkınca, oğlunu baygın bir vaziyette kapının önünde buldu Komşulardan bir kaçı genci tutup eve taşıdılar Uzun bir müddet baygın kalan genç kendine gelince, babası:

- Evladım neyin var ne oldu? diye sordu Oğlu:

- Bir şeyim yok dedi Babası:

- Allah aşkına söyle! deyince, oğlu başından geçenleri anlattı Babası:

- Hangi ayeti okumuştun? diye sordu Genç, ayeti okudu ve tekrar kendinden geçti Bir de baktılar ki genç ruhunu teslim etmiş Bunun üzerine genci yıkadılar ve gece vakti götürüp göz yaşlarıyla defnettiler Sabah olunca olay Hz Ömer'e bildirildi Hz Ömer, gencin babasına gelerek başsağlığı diledi ve:

- Bana niye haber vermedin? diye sordu Gencin babası:

- Ey Mü'minlerin Emiri, vakit geceydi dedi Hz Ömer:

- Bizi onun kabrine götürün dedi Hz Ömer ve beraberindekiler gencin kabrine geldiler Hz Ömer (RA):

- Ey filan kişi! Rabbin makamında durmaktan korkanlara iki cennet var (Rahman/46) dedi Kabirdeki genç konuşup:

- Ya Ömer! Rabbim Cennette bana onları iki defa verdi diye cevap verdi





15==ÜÇ MESELE

İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri ra, hac için yola çıkıp Medine'ye ulaştığında karşılaştığı Seyyid Muhammed Bâkır Hazretleriyle arasında şöyle bir konuşma geçer Seyyid Muhammed Bâkır:
-Sen kendi aklınca kıyas yaparak, Peygamber dedemin dinini ve hadislerini değiştiriyorsun, der
-Böyle bir şey yapmaktan Allah'a sığınırım efendim Lütfen oturunuz Rasulullah'a olduğu gibi benim size de hürmetim var, der İmam-ı Azam Seyyid Muhammed Bâkır'a yer gösterir Her ikisi de yerini aldıktan sonra Ebu Hanife Hazretleri söze başlar:
-Üç mesele soracağım Birincisi şu: Erkek mi daha güçsüz kadın mı?
-Kadın erkekten güçsüzdür
-Mirasta adamın payı kaç, kadının kaçtır?
-Erkeğin mirastaki payı iki, kadının birdir
-İşte bu ceddin Peygamber sav'in sözüdür Eğer onun dinini değiştirmiş olsam, benim akıl ve kıyas yoluyla, kadın daha zayıf olduğu için ona iki pay, erkeğe bir pay düşer derdim
Ebu Hanife Hazretleri tekrar sorar:
-Namaz mı daha üstün, oruç mu?
-Namaz oruçtan üstündür
-İşte bu da deden Rasulullah'ın sözüdür Eğer ceddinin dinini akıl ve kıyasla değiştirmiş olsaydım, âdet halindeki kadının kılamadığı namazları kaza et mesini, orucu kaza etmemesini emrederdim
Ebu Hanife Hazretleri üçüncü soruyu sorar:
-Sidik mi daha pis, meni mi?
-Sidik meniden pistir
-Eğer deden Peygamber sav'in dinini kıyasla değiştirmiş olsaydım, sidikten dolayı gusletmek gerektiğini ve meniden dolayı da sadece abdest almak gerektiğini söylerdim Fakat akıl ve kıyasla bu dini değiştirmekten Allah'a sığınırım
Seyyid Muhammed Bâkır Hazretleri yerinden kalkar ve Ebu Hanife'yi kucaklar Tebrik edip ona ikramda bulunur

 

gfb_234 is offline  
Alt 28-02-2007   #4
Profil Bilgileri
Standart --->: 15 güzel dini hikaye...



Saol dostum gerçekten 1-2 sini okudumda gls soaol

 

ToLG4 is offline  
Alt 28-02-2007   #5
Profil Bilgileri
Standart --->: 15 güzel dini hikaye...



bunlar bize ders olsun

 

><CoTaNaK>< is offline  
Cevapla
Tags: dini, guzel, hikaye


15 güzel dini hikaye... ile ilgili Benzer Konular
482 Kez Görüntülendi

Adam ve Şeytan(Dini Hikaye) Kıssalar & Hikayeler
dini hikaye Kıssalar & Hikayeler
Çok güzel Bir Dini Hikaye Kıssalar & Hikayeler
dini hikaye=>Asalet ve Terbiye Kıssalar & Hikayeler
dini hikaye=>ADALET VE TEVAZU Kıssalar & Hikayeler


Saat 23:07.
Arşiv Sayfaları Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545