Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Kıssalar & Hikayeler

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et
Alt 10-03-2007   #1
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart ladikli hacı ahmed ağa



LADİKLİ HACI AHMED AĞA



Konya velîlerinden Ladikli Hacı Ahmed ağa (1888-1969) Konya'ya bağlı Ladik kasabasında doğdu Babasının adı Mehmet, annesinin adı ise Emine'dir



Gayet cömert, vakar, temkin ve itidal ehli idi Sükutu ihtiyar eden, ihtiyaç halinde konuşurlar
Ümmi olmasına rağmen, Hocası Hızır Aleyhisselam olduğu için, ondan manevi ilimler almış olup, İlm-i Hikmette yekta idi
Kendisini Hakk’ın rızasına, halkın hizmetine adamış, her zaman ve her yönde halkımıza önder, rehber, teselli ve ümit kaynağı idi Kendisine bir şey sorulduğu zaman; -Durun gardaşım, şimdi cevabınızı getiririm der, gider Hızır Aleyhisselam’a sorar, cevabını alır getirirdi Kimseyi kırmaz ve geri çevirmezdi

Hacı Ahmed Ağa, 8 Haziran 1969 tarihinde Cenâb-ı Hakk’ın rahmetine kavuşur Mübarek kabri şerifleri Ladik mezarlığındadır


Kerâmet var kerâmetin içinde

Konu keramete gelip çatınca:

- Takmayın kafanıza bunları oğlum! Kerâmet var kerâmetin içinde Amma madem ki yârenliğin ucunu ganattınız söğleğim: Bu kerâmet dediğiniz şeyler, kudretine azametine payân olmayan Allah'ın ilerde olacak şeyleri böğünden göstermesi gibi bir şeydir

Mesela ben bazı misafirlerime, yaz ortasında kış, kış ortasında yaz meyveleri ikram ederim Hatırları hoş olsun diye

Rabbimin bir lutfu bu, ihsanı Bunun hakikatını açamam size Üstündeki örtüyü kaldıramam Doğru değil, uygun da olmaz Anadan üryan soyunmaya benzer bu sizin karşınızda




Amma meselâ bunlara benzer şeyler olacak ilerde Şidilerde bizim memlekâtımızda pek yok, olsa da yaygın değil amma, ilerde camlı bahçalar olacak Kış ortasında yaz avarı yetiştirilecek o camlı bahçalarda Fenne devredilecek bu kerâmet o zaman yani


O da Allah'ın işi, bu da Allah'ın işi Allah verirse verir, vermezsevermez O istemeyince bir şey olmaz Bir şeyi isteyebilmemiz için, O'nun o şeyi istememizi istemesi lazım


Allah bir kuluna kerâmet kapısı açınca, depelerine çıkılmaz cebel cebel dağları, kum taneleri gibi küçültüverir ona, derdi
Bir itirazın varsa dışarı vur

Ahmed Ağa'nın cigarasına takıldı bir adam bir gün

"-Ahmed Ağa'yı bir de evliyadan diller Evliyanın işi ne mekruhtla yaav? Fesübhanallah!" diye içinden geçirirken, Ahmed ağa, hiç o değilden, sanki ona değil de bir başkasına söylüyormuş gibi konuştu:
- Oğlum, dedi, gönliünde dedikodu yapıp durma! İçini gıybetle bulandırma! Eğer bir safran, tafran bişiyin varsa dışına kus da, kurtul geç!
"-Kime söylüyor acaba bunları?" diye kıvranmaya başladı adam Çünkü mecliste Ahmed Ağa'dan başka bir şey söyleyen, bir şey soran yoktu
O adam, "-Kime söylüyor acaba bunları?" diye içinden iç geçirince, Ahmed Ağa:
- Sana söğleryorum oğlum, sana! Kime olacak sana! Kalbinde sakladığın teşviş, fitne olur san! Önünü keser durur! Gönlüne saab ol! Bir itirazın varsa dışına vur! Tutma içinde İçinde tuttuğun her şey yara olur İçinde tutulacak şey vaar, tutulmayacak şey var Bunları ayıramazsan hayatın heder olur, der


Nasıl bir Hızır bekliyordun?

Akşehir Kaymakamı Ahmed Ağa'ya:
- Ahmed Ağa, demiş siz hep görüşüyorsunuz, bir de bana göster Hızır Aleyhisselâmı!
Ahmed Ağa, Kaymakamın talebine yuvarlak çerçeveli bir cevap vermiş:
- Oğlum, nasibse görürsünüz inşallah! demiş

Ahmed Ağa'nın hayranlarından olan Kaymakam, bir Ramazan günü, iftara yakın, iftar sofrasına oturmuşlar, ailecek iftar topunu bekliyorlar Kaymakam sigara tiryakisiymiş Kaymakam tiryakiliğin verdiği ruh haliyetiyle beklerken, kapısı üç kez çalınmış Çıkmış bakmış Kaymakam, kapıda bir adam:
-Biseciii! Bise alırmısınız efendiii?
Arkasında da bir deve, geviş getiriyor geve geve
Ne desin Kaymakam?
- Ne bisesi be adam? Biseyi ne yapayım ben?
- Peki efendi kızma! Bizden sorması, sanki ısmarlamış gibiydiniz de Hadi iftar-ı şerifler hayrolsun! demiş, çekmiş devesinin yularını:
- Biseciii! Bise alan, katran alan
Kaymakam kapıyı kapatıp da sofraya dönerken, mırıldanıp kendi kendine içinden: Allah Allaaah! Bu saatte bise mi satılır be adam? Mübarek iftar vakti Fesûbhanallah! çekmiş

Bir müddet sonra tekrar Ladik'e gittiği zaman:
- Aşk olsun Ahmed Ağa, bize Hızır Aleyhisselâmı daha göstermeyecen mi Hacı Babam? diye sitem etmeye kalkınca, Ahmed Ağa:
- Size de aşk olsun hay guzum! Kapınıza gelen Hızır'ı kovarsınız, ondan sonra da gelir bize sitem yaparsınız! demiş
Kaymakam şaşkınlık içinde:
- Ne demek o? Ne zaman geldi Hacı Babam? diye sorunca, Ahmed Ağa:
- Ramazanın son günlerinde, siz sofrada beklerken kapınıza bir Biseci geldi mi?
- Geldi?
- Devesinin semerindeki katran küplerine dikkat ettin mi, semere bağlı mıydı, değil miydi?
- Ben bu tiryaki kafasıyla nerden dikkat edecem ona Hacı Babam?
- İçeceksen sen iç cigarayı oğlum! Cigara seni içmesin! Hem sen nasıl bir Hızır bekliyordun? Yakası kartlı, kravatlı birini mi bekliyordun? Kolalı gömlekli, ütülü pantolonlu birini mi bekliyordun? Neyse Gördün işte gayrı Görmedim diyemezsin! Kaçırdın ammaa, gördün işte yine de demiş ve teselli etmiş Kaymakamı, Ahmed Ağa, ama Kaymakam epey eyvah çekmiş tabiii

Çölde Bir Mehmetçik

Ladikli Hacı Ahmed Ağa, 1389 Seferberliğinde cepheye gitti Pınar, Losfaki, Çatalca, Vokestin, Dökme Meydan Muharebelerine katılarak kahramanca çarpıştı Daha sonra; Makedonya'da, Yunanistan, Arnavutluk ve Bulgaristan'da çeşitli cephelere katılan Ahmed Ağa, cepheden cepheye koştu
Hacı Ahmed Ağa anlatıyor:

"-Şimdiki yahudilerin yerleştiği Gazze şehri civarında, İngilizlerle harp ederken mensup olduğum birlik İngilizler'ce pusuya düşürülmüş, birliğin tamamı makinalı tüfeklerle taranıp bir kısmı öldürülmüş bir kısmı da yaralanmıştı Ben de vurularak çöle düştüm Yanımdaki arkadaşlar da peş peşe vurularak üzerime düşerek şehid oldular Bunların arasında sıcaktan kavrulan kumların üzerinde, son derece susuzluktan yanıyor, bir taraftan da yaralarım sızlıyordu Artık Mevla'ma yönelmiş, O'na kavuşma anımı bekliyordum Bulunduğumuz mevki; Esas birliğimize üç günlük yol, bu arada hiçbir canlı yok Yardım ve kurtuluş ümidi kalmamıştı Tam bu sıralarda; Nihayetsiz kerem sahibinin Kudret ve Vefa eli bize erişti
Tam çaresizlik içerisinde, sıcak kumlar üzerinde susuzluktan kavrulan bedenim al kanlar içinde mecalsiz, yaralarım sızlarken, Güneş’in vurduğu yerden bir beyaz atlı belirdi, bize doğru geliyordu Düşman zannı ile korkumdan kendimi ölüler arasında, ölmüş gibi göstererek yere yatmıştım
Atlı bize yaklaştı ve bana:
-Esselamüaleyküm! Ahmet ne oldu yaralandın mı? Kalk bakalım!
Diyerek ismimi söyleyince korkum kalmadı, başımı kaldırdım baktım
-Kalkmaya mecalim yok dedim
Attan inip yanıma geldi, beni sıkıştıran şehid arkadaşlarımı üzerimden birer birer çekti Susuzluktan yanıyordum
-Sana su vereyim mi? Deyip, su dolu bir matara verdi
Susuzluktan yanan bağrıma, o Vefa elinin verdiği; hayat ve aşk bahşeden şifa suyunu içtim kana kana!



Mubarek Zat; Ellerini sızlayan yaralar üzerinde gezdirirken, sızılarım duruyor taze hayat buluyordum İşte o su, beni başka bir aleme götürdü
Bana ne oldu ise; Rahman’ın Vefa elinden içtiğim o hayat ve aşk bahşeden sudan sonra oldu!

Sonra beni kaldırıp atının terkisine aldı En yakın, üç günlük yoldaki genel karargaha götürdü Bu yolu nasıl, ne zaman geldiğimizi bilemedim Karargahın yakınına atının terkisinden beni indirdi Bir değneğe kırmızı bir bez bağlayıp askerlere salladı Ayrılacağımız zaman beni getiren bu Zat’a:

-Efendim sizi bir daha görecek miyim? dedim

Mubarek Zat bana:
-Ahmet Ağa; Eğer sen Hak rızası için yaşarsan her zaman seninle beraberiz Yok öyle yaşamazsan, bu son görüşmemiz dedi ve ilave etti:
-Askerler gelip seni alınca sana inanmazlar Onlara beni nöbetçi subaya götürün, dersin
Hadiseyi nöbetçi subayına anlat, benim de selamımı söyle! dedi ve kayboldu
Askerler bir sedyeyle gelip beni aldılar Beni götürürlerken parola soruyorlardı; fakat ben cevap veremiyordum Birliğimi söyledim bana inanmadılar:

-O birlik vurulup yok edilmiş Hem sen kurtulduysan, senin söylediğin birlik buraya 3 günlük yol Nasıl geldin? Sen yalan söylüyorsun! dediler
Ben de :
-Siz beni nöbetçi subayına götürün dedim Askerler beni nöbetçi subayına götürdüler
Nöbetçi subayı, ehli hal, aşık bir kimseymiş Ben nöbetçi subayına; Birliğimizin başına gelenleri, yaralanıp düştüğümü, beni kurtaran Adam’ın gelişini ve durumunu anlatırken subay heyecanlanıyordu, kendisine:

-Beni kurtaran kimsenin size selamı var! deyince
Subay hemen altındaki sandalyeyi bana verdi, bana hürmet etmeye başladı ve :
-Nasıl oldu, bir daha anlat!
Diyerek üç kere tekrar ettirdi Her tekrar edişinde heyecanı daha da artıyordu Hemen beni tedaviye alıp yaralarımı sardılar Yaramı saran doktor işin farkına varmış, bana inanmayanlara:

-Sizin burnunuz koku almıyor mu? Şimdiye kadar hiçbir askerde böyle bir koku duydunuz mu? Şu hastanın kokusuna bakın, mis gibi kokuyor dedi

Ben hastanede bulunduğum müddet içerisinde, Hocam bir iki defa ve bana :
-Ahmed, terhis olup memleketine gittiğinde, ben yine gelip seni bulacağım, merak etme! dedi, gitti

Elhamdulillah iyileşip taburcu oldum Çok sürmedi bizi terhis ettiller, artık memleketim olan Ladik’e gelmiştim

İşte Hocamın bana çölde yaralı iken gelip kurtardığı sırada verip içirdiği, bana hayat bahşeden o sudan sonra bende bir aşk başladı Aşk ateşi beni günden güne benim sinemi yakmaya ve beni dağlara, ıssız yerlere sürüklemeye başladı Evde duramaz oldum, derdimi de kimseye anlatamıyordum
Yine bir gün sıkıntımdan, üzüntü ve kederimden ne yaptığımı, ne yapacağımı bilmez bir halde iken, Aşk’ın galebesi ile dağlara çıkıp gittim

Bir kış günü idi, her taraf kar kaplı Bir de baktım ki, onbir tane kurt arkama düştüler Durumlarından aç oldukları belli idi Korkup olduğum yerde durdum, onlar da durdular
-Yaa Rab! Sen muhafaza eyle! Diyerek , Rabbıma niyaz ettim
Hayvanlar ağızlarını kaldırarak hep birden öyle bir uludular ki; Vücudumun bütün kılları , adeta elbisemden dışarı çıkmıştı Tam o sırada, semadan kurtların üzerine beyaz, koyun kuyruğu şeklinde birşey indi Hemen kapışıp yediler ve birazını bırakıp gittiler
Onlar gittikten sonra, o şeyin düştüğü yere varıp;
Acaba bir parça kalmış mı? Diye bakarken ufacık bir parça buldum Hakikaten kuyruk şeklinde beyaz ve yumuşak bir şeydi Bu parçayı aldım yedim Günlerce açlık hissetmedim!


İşte böyle günler aylar geçiyor Hep gözlerim yolları gözlüyor O’nu bekliyorum ;çünkü;
-Geleceğim demişti
Gönlümdeki yangın ateşi arttıkça, lisanım gönlümdeki feryadı dışarıya döküyordu Tam oniki sene geçmişti aradan Nihayet bir gün Elhamdülillah, Hocam teşrif edip göründüler, artık dünyalar benim oldu
İşte o günden sonra, hemen hemen hergün uğrar, lüzum eden ders ve malümatı verirdi Zaman geldi artık beni alır, kendisi ile beraber manevi toplantılara götürürdü Kendisi gelmediği zaman, manevi telefonla haberleşir, emredilen yere saatinden önce varırdım Daima böyle saatinden önce vardığım için de, üstadım beni çok sever memnun olurdu
Kaynak:
1) Ladikli Ahmed Ağa, Mustafa Özdamar, Kırkkandil Yayınları, 2004
2) Üveysi Hacı Ahmed Ağa, Osman Karabulut, Şems Yayınları

 

keremy is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Alt 10-03-2007   #2
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: ladikli hacı ahmed ağa

güzel bi paylaşım için saol çok güzel olduğunu söyleyebilirim

 

barış_6c is offline  
Cevapla



Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap son Mesaj
Hacı Adaylarına Müjde ! HüSeYiN Kültür Sanat Haberleri 0 11-07-2008 22:00
Hacı Bayram-ı Veli FataL Kıssalar & Hikayeler 0 03-05-2008 19:00
Hacı Şakir Sabunları berat14 Komik Resimler 10 04-02-2008 22:07
Hacı Murat 124 elifizmir Modifiyeli Arabalar&Parçalar 5 26-05-2007 15:29
gitttt...(hacı murat) seko Motorlu Araçlar Dünyası 14 23-12-2006 14:49

Saat 13:00.
Arşiv Sayfaları Netfrm Frmalev Mumsema Frmacil Etiket Dantel Derya Modeller Powered by  MyPagerank.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512