FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Kıssalar & Hikayeler
evrenin ölümünün ardından
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
evrenin ölümünün ardından ile ilgili Benzer Konular
75 Kez Görüntülendi
Yahya Kemal Beyatlı Ölümünün 50. Yılında Üsküp'te Bilgi Şöleniyle Anıldı (2)
Kültür Sanat Haberleri
Yahya Kemal Beyatlı Ölümünün 50. Yılında Üsküp'te Bilgi Şöleniyle Anıldı
Kültür Sanat Haberleri
Ölümünün Ardından
Resimli Şiirler
Zeki Müren, ölümünün 11. yılında kabri başında anıldı
Özel Gün ve Geceler
Ölümünün 34.yılında AŞIK VEYSEL ...
Konu Dışı Başlıklar
Yıkılamayan Türbe
|
Peygamber sevgisi
Konu Araçları
16-08-2007
#
1
Profil Bilgileri
Mattet
evrenin ölümünün ardından
evrenin ölümünün ardından başlıklı yazı Mumsema evrenin ölümünün ardından Forum Alev
Evrenin Ölümünün Ardından
</B>
Kıyamet günü insanların tümünün gerçeği açıkça gördükleri andır
İnkar eden bir insan karşılaşacağına asla inanmadığı, hatta bu inançsızlığının sonucunda sürekli reddettiği ve hayatı boyunca düşüncesinden kaçtığı ahiret gerçeği ile artık karşı karşıyadır
Dünyadaki yanılgısının sonucunu görmekte, geri dönüş çareleri aramakta, ama bir sonuç elde edememektedir
Dehşetli bir sonla karşılaşmıştır ve yaptıklarının pişmanlığını tüm gerçekliğiyle hissetmektedir
Onların bu psikolojileri Kuran'da bize ayrıntılı olarak anlatılmıştır
Kıyamet günü insanlar, "isteseler de istemeseler de" Allah'ın Kuran'da bildirdiği o güne ait olayları karşılarında bulmuşlardır
Sur'un üfürülüşünü eşi benzeri görülmemiş olaylar takip etmiş, yer ve gök paramparça edilmiş, evren, içindeki canlılarla birlikte yok olmuştur
Herşey yok olup, tüm olaylar bittikten sonra Allah gökleri, yeri ve insanları yeni bir inşa ile tekrar yaratır
Elbette gökleri, yeri ve tüm alemleri yaratan Allah bunların benzerlerini de yaratacak güce sahiptir
Ayetlerde bu gerçek şöyle bildirilir:
Görmüyorlar mı; gökleri ve yeri yaratan Allah, onların benzerini yaratmaya gücü yeter ve onlar için kendisinde şüphe olmayan bir süre (ecel) kılmıştır
Zulmedenler ise ancak inkarda ayak direttiler
(İsra Suresi, 99)
Onlar görmüyorlar mı ki, gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmaktan yorulmayan (Allah), ölüleri de diriltmeye güç yetirir
Hayır; gerçekten O, her şeye güç yetirendir
(Ahkaf Suresi, 33)
Kıyamet gününde yaşanacak olaylar aynen Allah'ın Kuran'da bildirdiği şekilde - yerin başka yere, göklerin de başka göklere dönüşmesi- olacaktır
İnsanlar Allah'ın huzuruna çıkarılacak, O'nun karşısında dünya hayatı boyunca yaptıklarının hesabını vereceklerdir:
Yerin başka bir yere, göklerin de (başka göklere) dönüştürüldüğü gün, onlar tek olan, kahhar olan Allah'ın huzuruna çıka(rıla)caklardır
(İbrahim Suresi, 48)
Kuran'da bu zorlu gün, "din günü", "hesap ve ceza günü", "ahiret günü" gibi isimlerle tanımlanmaktadır
Bu gün yeniden yaratılan gök ve yer artık ebedi hayata ait olan mekanlardır
İnsanların tümü yeni bir yaratılışla tekrar diriltilecektir
O gün inkar edenler ile iman edenlerin kesin bir ayrılışla ayrılacakları, ebedi yurtlarına sevk edilecekleri gündür
İnkar edenler de dahil olmak üzere kimse bu güne yabancı değildir
İman eden ve dünyadaki hayatları boyunca ahiret hayatına hazırlanan müminler, bugün yaşanacak olanları daha önce Kuran'da kendilerine açıklandığı şekilde bulurlar
Allah'ın kendilerine vaat ettiğine kavuşmanın rahatlığı içindedirler
İnkar edenler ise tarifsiz bir korku, pişmanlık ve endişe içindedirler
Dünya hayatları boyunca bir yandan büyük bir hırsla Allah'ın getirdiği sisteme karşı savaşırken, bir yandan da belli etmemeye çalışsalar da yaptıkları yanlışın farkında olmuşlardır
Unuttukları bu gerçek artık karşılarındadır
Dünyada durmaksızın "ya bu söylenenler doğruysa" diye düşünerek büyük bir tereddüt ve korku yaşadıkları, kuşkuya kapıldıkları gerçekle yüzyüzedirler
Sonsuz hayatları boyunca yaşayacakları, asla önüne geçemeyecekleri ve kendilerinden çeviremeyecekleri büyük azabın ilk dakikalarını yaşamaya başlamışlardır
Bakara Suresi'nin 28
ayeti şöyledir:
Nasıl oluyor da Allah'ı inkar ediyorsunuz? Oysa ölü iken sizi O diriltti; sonra sizi yine öldürecek, yine diriltecektir ve sonra O'na döndürüleceksiniz
(Bakara Suresi, 28)
Sur'a İkinci Üfürülüş ve Din (Diriliş) Günü
Kendilerine ilim ve iman verilenler ise, dediler ki: "Andolsun, siz Allah'ın Kitabında (yazılı süre boyunca) diriliş gününe kadar yaşadınız; işte bu dirilme günüdür
Ancak siz bilmiyordunuz
" Artık o gün, zulmedenlerin ne mazeretleri bir yarar sağlayacak, ne (Allah'tan) hoşnutluk dilekleri kabul edilecektir
(Rum Suresi, 56-57)
Tarih boyunca yaşamış olan insanlar Allah'ın ve ahiretin varlığına karşı uyarılmış, Allah'ın kendilerine gönderdiği elçiler aracılığıyla hak olan dine davet edilmişlerdir
Ancak Kuran'da da bildirildiği gibi az bir topluluk dışında insanların çoğu iman etmemiş, Allah'a ve elçisine karşı koymuşlardır
Bu insanlar öldükten sonra yeniden dirilecekleri gerçeğini de ısrarla inkar etmişlerdir
Kuran'da bu insanların inkarları şu ayetlerle haber verilmiştir:
Olanca yeminleriyle: "Öleni Allah diriltmez" diye yemin ettiler
Hayır; bu, O'nun üzerinde hak olan bir vaidtir, ancak insanların çoğu bilmezler
Hakkında ihtilafa düştükleri şeyi onlara açıklaması ve inkar edenlerin kendilerinin yalancı olduklarını bilmesi için (diriltecektir)
(Nahl Suresi, 38-39)
Eğer sizin benzeriniz olan bir beşere boyun eğecek olursanız, andolsun, siz gerçekten hüsrana uğrayanlar olursunuz
O, öldüğünüz, toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman, sizin mutlaka (yeniden diriltilip) çıkarılacağınızı mı va'dediyor? Heyhat, size va'dedilen şeye heyhat
O (bütün gerçek), yalnızca bizim (yaşamakta olduğumuz bu) dünya hayatımızdan ibarettir; ölürüz ve yaşarız, biz diriltilecekler değiliz
(Mü'minun Suresi, 34-37)
İnkar etmelerinin en temel nedeni, dünya hayatını yaşanacak yegane hayat olarak görmeleridir
Bu çarpık mantığın kendilerine ölüm ile yok olma fikrini makul göstermesi çok ilginçtir
Yeniden dirilişi de bu yüzden kabul etmez, Allah'ın Kuran'da haber vermiş olduğu olayları ve hesap gününü redderler
Oysa tüm canlıların ve dünyanın bir sonu vardır, yaşam ölümle birlikte son bulmaktadır
Tekrar dirilişi inkar eden kullara karşı Allah'ın dünyadayken verdiği örneklerden bir kısmı Kuran'da şu şekilde geçmektedir:
Kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek verdi; dedi ki: "Çürümüş-bozulmuşken, bu kemikleri kim diriltecekmiş?" De ki: "Onları, ilk defa yaratıp-inşa eden diriltecek
O, her yaratmayı bilir
Ki O, size yeşil ağaçtan bir ateş kılandır; siz de ondan yakıyorsunuz
Gökleri ve yeri yaratan, onların bir benzerini yaratmaya kadir değil mi? Elbette (öyledir); O, yaratandır, bilendir
Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir
Her şeyin melekutu (hükümranlık ve mülkü) elinde bulunan (Allah) ne yücedir
Siz O'na döndürüleceksiniz
(Yasin Suresi, 78-83)
O'nun ayetlerinden biri de, senin gerçekten yeryüzünü huşu içinde (solmuş, boynu bükülmüş ve kupkuru) görmendir
Ama Biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman, deprenir ve kabarır
Şüphesiz onu dirilten, ölüleri de elbette dirilticidir
Çünkü O, her şeye güç yetirendir
(Fussilet Suresi, 39)
İnsanın yaratılışı, yeniden diriliş için başlı başına önemli bir delildir
İnsan, tek bir spermden, tam teşekküllü bir canlı olarak meydana gelmiştir
Tek bir hücrenin zaman içinde, insanın herhangi bir müdahalesi olmadan düşünebilen, görebilen ve akledebilen bir varlık haline gelmesi bir dirilişin çok açık alametidir
İnsanı yoktan var eden Allah, kurumuş kemikleri de toparlayıp yeniden diriltmeye muktedirdir
Bu yaratılmayı gözardı eden insanlar, kendi varoluşlarını hiç dikkate almadan, şeytani bir cesaret göstererek dirilişe karşı koyabilmektedirler
Bu büyük bir cesarettir
İnsan bunu yaparak Allah'a karşı büyük bir sorumluluğu da üstüne almış olur
Ahirette ise yalanladığı bu gerçeği karşısında apaçık bir şekilde görecektir
Kıyamet gününün ardından insanlar, kendilerine daha önce kıyamet vaktinin geldiğini haber vermiş olan Sur'un sesini bir kez daha duyacaklardır
Artık bu an, insanların kabirlerinden dışarı çıkarak, yeniden diriltildikleri andır
İnsanların tümü, sonsuz bir hayata başlamak üzere ayağa kalkmış, beklemektedirler
Bu durum ayette şöyle tarif edilmektedir:
Sur'a üfürüldü; böylece Allah'ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde olanlar çarpılıp-yıkılıverdi
Sonra bir daha ona üfürüldü, artık onlar ayağa kalkmış durumda gözetliyorlar
(Zümer Suresi, 68)
Din Gününün Özellikleri
Allah katında yerin, göğün ve insanın yaratılışı ne derece kolay ise kıyamet gününün gerçekleşmesi de bunlar kadar kolay olacaktır
Kuran'da hesap ve ceza gününün gerçekleşmesi, "şüphesiz" ve "mutlaka" kelimeleriyle pekiştirilir
Kesinlik bildiren bu sözler, inananların ahirete olan korkularını ve dünyadaki çabasını arttırırken, inkar edenlerin kıyamet hakkındaki şüphe ve inkarlarına da en açık cevabı vermektedir
Geçmiş devirlerde olduğu gibi, günümüzde de dini reddeden ya da hak dinden ayrılarak geleneklerle bütünleşmiş batıl bir din yaşayan insanlar toplumun büyük bir kesimini oluşturmaktadır
Oysa normal bir muhakeme yetisine sahip, düşünebilen bir insan için, ahiret gününe ihtimal vermemenin herhangi mantıksal bir dayanağı yoktur
Bilimsel tüm veriler de bize dünyanın sonunun yaklaştığını haber vermektedir
Buna rağmen, insanların bir kısmının bu gerçeği gözardı etmelerinin sebebi, Allah'ı gereği gibi tanıyıp takdir edememeleri, gerçek rehber olan Kuran'dan sapmaları ve dolayısıyla da hüküm gününde verecekleri hesabı düşünmemeleridir
Allah korkusu ile hareket eden müminler hızla yaklaşan bu sonun açıkça farkındalarken, nefsini rehber edinen insanlar bu büyük gerçeği görmezden gelmektedirler
Nitekim Allah Kuran'da insanlara bu gerçeği şu şekilde haber vermektedir:
De ki: "Allah sizi diriltiyor, sonra sizi öldürüyor, sonra da kendisinde hiçbir kuşku olmayan kıyamet günü O sizi biraraya getirip toplayacaktır
Ancak insanların çoğu bilmezler
" (Casiye Suresi, 26)
Dünya hayatı boyunca pek çok kez dine davet edildiği halde doğruları görmezlikten gelenler, kendilerini bekleyen dehşetli sonu ancak din gününde tam olarak idrak edebilirler
Dünya hayatı boyunca reddettikleri herşeyi karşılarında bulan insanlar ne denli boş bir oyalanma içinde olduklarını o gün tüm açıklığıyla göreceklerdir:
Andolsun, sen bundan gaflet içindeydin; işte biz de senin üzerindeki örtüyü açıp-kaldırdık
Artık bugün görüş-gücün keskindir
(Kaf Suresi, 22)
İnsanların bu büyük günü kavrayamamalarının sebebi, nefislerinin yönlendirmesine ve kendi fikirlerine çok fazla güvenip, kendi çıkar ve isteklerine bağlı olmaları ve bu "gaflet" perdesini kaldırabilecek gerçeklere, vicdanlarını körelterek sırt çevirmeleridir
Nitekim Kuran'da Allah, dünyaya yönelen, hevasına uyan, vicdanını dinlemeyen insanların anlayışlarının olmadığını, Kuran'da geçen ifadeyle kalplerinin kilitleneceğini, bundan dolayı doğruyu görüp ayırt edemeyeceklerini bildirmiştir
Oysa artık, Allah'ın varlığına, büyüklüğüne ve vaat ettiklerine kendileri de açık bir şekilde şahittirler
Bir insan, kıyamete ve o gün yaşanacak olan olaylara tek bir an dahi inanmış, bu ihtimalin "olabilirliğini" yalnızca bir saniye için düşünmüş bile olsa, yaşayacağı korkunun tarifini yapmak oldukça zor olacaktır
Bunu daha en baştan reddetmek, hatta aklına bile getirmemek, ahiretin varlığına ihtimal vermemek, insanların büyük bir bölümünün aldanmasına neden olmaktadır
Kendilerini saran bu aldanış ile bir "yokoluşu" kabullenmişlerdir
Yok olma ihtimalinin korkunçluğunu da hiç düşünmediklerinden, kıyamet gününe ve ahirete inanmaktansa bu fikri kabullenmek kendilerine daha kolay gelmiştir
Şeytanın yöntemi işte budur
İnsanları türlü yöntemlerle düşünmekten alıkoyar ve asla erişemeyecekleri büyüklük isteği ve mallarını artırma tutkusu ile onları dünya hayatında oyalar
İnsanların ahirete karşı gaflet içinde olmalarının en temel sebebi budur
Ahirette karşılaştıkları gerçekler de kendilerine pişmanlık ve tüyler ürpertici bir korku getirecektir
İnsanlara daha önce haber verilen gerçek tüm açıklığı ile ortadadır
Artık hesap gününden kaçış yoktur
Bu inkarcılar için gerçekten de zorlu bir gündür
Ayette bu gerçek şöyle haber verilmiştir:
Boyunlarını çağırana doğru uzatmış olarak koşarlarken, kafirler derler ki: "Bu, zorlu bir gün
(Kamer Suresi, 8)
Ölülerin Mezardan Çıkmaları
Sur'a üfürüldü; böylece Allah'ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde olanlar çarpılıp-yıkılıverdi
Sonra bir daha ona üfürüldü, artık onlar ayağa kalkmış durumda gözetliyorlar
(Zümer Suresi, 68)
Ayette de bildirildiği gibi herşey olup bittikten sonra Sur sesi ikinci kez duyulur
Bu ikinci ses ile kabirlerde olanlar deşilip, dışa atılır
O gün Rabbimizin emrine karşı direnebilecek ya da bu emri yavaşlatabilecek hiçbir güç veya insan yoktur
O gün toprağın altında olan insanlar dünya hayatı boyunca sık sık duydukları, fakat birçoğunun inkar ettiği dirilişi karşılarında bulurlar ve topraktan çıkarılırlar
Kuran'da bu anın anlatıldığı ayetlerden bir tanesi şu şekildedir:
Göğün ve yerin O'nun emriyle (hareketten kesilip olduğu yerde veya bu düzen içinde) durması da, O'nun ayetlerindendir
Sonra sizi yerden (toprağın altından) bir (kere) çağırma ile çağırdığı zaman, hemencecik siz (bir de bakarsınız ki) çıkarılmışsınız
(Rum Suresi, 25)
Sur'a ikinci kez üflenmesiyle birlikte, dünyanın başlangıcından beri yaşamış olan tüm insanlar dirilmiş olacaktır
Artık ilk üflenişte inkarcılarda görülen şaşkınlık, yerini korku ve pişmanlığa bırakmıştır
Çünkü artık kimse sonsuza dek yaşayacakmış gibi planlar yaptığı dünyada değildir ve herkes başlarına gelecekleri tüm açıklığı ile anlamıştır
Bu insanlar arasında şu anda dünyada yaşayan tüm insanlar ve elbette siz de olacaksınız
Bu gerçek Kuran'da şöyle bildirilir:
"Biz çürüyüp dağılmış kemikler olduğumuz zaman mı?" Derler ki: "Şu durumda, zararına bir dönüştür bu
Oysa bu, yalnızca tek bir haykırıştır
Bir de bakarsın ki, onlar, yerin üstündedirler
" (Nazi'at Suresi, 11-14)
İnsanlar dünyanın ebedi olarak var olacağını düşünerek hareket ederler
Yaşamları boyunca içine düştükleri en büyük yanılgılardan biri budur
İnsanların dünyaya bu derece bağlanmış olmalarının başlıca sebeplerinden biri de, Allah'ın yeryüzünde var ettiği bu olağanüstü sistemin kendi başına işleyebileceğini sanmaları ve günün birinde sona ereceğine ihtimal vermemeleridir
Oysa artık bulundukları ortam, kendilerine vaat edilen gerçekleri kesin bir biçimde gözler önüne sermektedir
Inkar edenlerin sandığı gibi ölüm herşeyi bitirmemiş, tam tersine sonsuz hayatın başlangıcı olmuştur
Dünya hayatları boyunca Allah'ın kendilerini çağırdığı hak dini yalanlayan ve ölümün bir son, bir yokoluş olduğunu savunan inkarcılar, hiç beklemedikleri bir anda topraktan kendilerini çağıran bu sesle büyük bir dehşete kapılırlar
Henüz amel defterleri kendilerine verilmediği ve başlarına gelecekleri tam olarak yaşamadıkları halde inkarcılar "eyvah" diyerek bulundukları yerden kalkarlar, bu karşılaştıkları gün, dünya hayatı boyunca aslında bilgisine sahip oldukları bir gündür
Kuran'da Yasin Suresi 52
ayetinde bu insanların yaşadıkları korku anı şu şekilde anlatılır:
Demişlerdir ki : "Eyvahlar bize, uykuya bırakıldığımız yerden bizi kim diriltip kaldırdı? Bu Rahman olan (Allah)'ın vaadettiğidir, (demek ki) gönderilen elçiler de doğru söylemiş
" (Yasin Suresi, 52)
Artık çok geç kalınmış, dünyadaki yaşam ne zevk ne de rahatlık vermiş, o ana kadar yaptıkları herşey kendileri için sadece bu zorlu günü hazırlamıştır
Bir Çağırıcıya Doğru Yönelirler
O gün, kendisinden sapma imkanı olamayan çağırıcıya uyacaklar
Rahman (olan Allah)'a karşı sesler kısılmıştır; artık bir hırıltıdan başka bir şey işitemezsin
(Ta-ha Suresi, 108)
İnsanlar toprağın altından çıktıklarında kendilerini çağıran sese doğru yönelip koşmaya başlarlar
Bu koşuş çağrıldıkları yere ulaşana dek sürer
Bu çağrı daha önce benzerlerine rastlanmış bir çağrı değildir
Müminlerin güven ve huzurlu gelişlerinin aksine, inkarcılar toplanma yerine alacakları karşılığı hissetmişçesine, bu günün "zorlu bir gün" olduğunu ikrar ederek gelirler
(Kamer Suresi, 8) Artık toplanma zamanıdır
Bunu geri çevirebilmek için yapabilecekleri hiçbir şey yoktur
Binlerce senedir yaşamış olan insanların tümü biraraya toplanacaktır
Bu büyük kalabalık Allah'a boyun eğmiş olarak şaşkınlık içinde hızla hareket etmekte, kendilerine gelecek olan azapları beklemektedirler
Ne kaçış, ne geri dönüş mümkün değildir, pişmanlıkları kendilerine fayda da getirmeyecektir
Korku bütün benliklerini kaplamıştır
Ayetlerde o gün yaşanacak dehşet şöyle tarif edilir:
Kabirlerinden koşarcasına çıkarılacakları gün, sanki onlar dikili birşeye yönelmiş gibidirler
Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşük' yüzlerini de bir zillet kaplamış; işte bu, kendilerine vadedilmekte olan (kıyamet ve azab) günüdür
(Mearic Suresi, 43-44)
Dünyada iken kendilerine gelen uyarılara sırt çeviren, ne kendilerinin ne de atalarının tekrar dirileceğine inanmayan bu insanlara Kuran'da Allah'ın verdiği cevap şu şekilde olmuştur:
Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz
Veya önceki atalarımız da mı? De ki: "Evet, üstelik boyun bükmüş kimseler olarak (diriltileceksiniz)
" (Saffat Suresi, 16-18)
Dünyada Allah'ın sınırlarını tanımayan Allah'a itaat etmeyen ve büyüklenen inkarcılar, burada ayette geçen ifadeye mutabık olarak çok itaatli ve boyun eğicidirler
Ne olup bittiğini sorgulamadan, kayıtsız şartsız çağrıcıya icabet ederler
Kendi iradeleri ile hareket etmeleri mümkün değildir
Allah'a teslim olmuş, isteseler de istemeseler de O'nun vereceği hükme boyun bükmüşlerdir
Çünkü artık nefisleri için yaşadıkları, içindeyken ahireti hiç düşünmedikleri dünya hayatı son bulmuştur
Allah'ın karşısında ne kadar aciz olduklarını ve Allah'ın azabının şiddetini ve gerçekliğini açıkça anlamışlardır:
Öyleyse sen onlardan yüz çevir
O çağırıcının 'ne tanınmış, ne görülmüş' bir şeye çağıracağı gün
(Kamer Suresi, 6)
Kabirden Çıkış Adeta Çekirgelerin Yayılması Gibidir
Ahirete inanmayanların kötü örnekleri vardır, en yüce örnekler ise Allah'a aittir
O, güç sahibi olandır, hüküm ve hikmet sahibidir
(Nahl Suresi, 60)
Ayette de belirtildiği gibi Allah'ın verdiği her örnek, anlatılmak istenen durumu en özlü ve en güzel şekilde tasvir eder
Bu sebeple, Kuran'da ayetlerin her birinin "doruğunda olgunlaşmış hikmet" (Kamer Suresi, 5) olduğu bildirilmiştir
Kuran'da yapılan her tarif işte bu nedenle kıyamet günü meydana gelecek ortamı ve insanların durumlarını gözümüzde canlandırmamıza imkan sağlamaktadır
Hiç kuşkusuz Allah'ın vaadi haktır ve bütün bu örnekler ve tarifler gerçekleşecektir
Örneğin Kamer Suresi'nde din günü topraktan çıkan insanlar, çekirgelerin yayılmasına benzetilmektedir
Gözleri 'zillet ve dehşetten düşmüş olarak', sanki 'yayılan' çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar
(Kamer Suresi, 7)
Elbette Allah'ın yaptığı bu benzetme diğer ayetlerde de olduğu gibi o anın gözlerde canlandırılabilmesi için en güzel benzetmelerden biridir
Zira çekirgelerin yayılışları, dünyadaki tüm hayvanlarınkinden daha farklıdır
Göçmen çekirgeler oldukça fazla çekirgeyi barındıran sürüler halinde hareket ederek gittikleri yerde çok büyük zararlara yol açarlar
Bazı çekirge sürülerinin eni 1,5 km, boyu 80 km, yüksekliği ise 25 m
'dir
Ve bu sürülerin yaklaşık olarak 40 milyar çekirge içerdiği sanılmaktadır
Hava akımı hızlı olduğunda çekirge sürüleri 200-500 m
yükseklikte uçma eğilimi gösterir ve çekirgeler uçarken birbirlerine oldukça yakındırlar
Milyarlarca çekirge biraraya gelerek kilometrelerce uzunlukta ve genişlikte, kapkara bir yağmur bulutu görüntüsü oluştururlar
[Hoşgeldiniz.. Yudumla Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz.
Üye Olmak İçin Tıklayın...
]
Günde 80-100 km
yol alabilen göçmen çekirgeler gerektiğinde geniş su örtülerini aşarak hızla hedeflerine ulaşırlar
Vardıkları yerlerde bir bulut kümesi şeklindedirler
Milyonları bulan sayıları ile bir anda ortaya çıkıp, gittikleri bölgeyi tamamen kaplar, hatta yoğun şekilde talan ederler
Ayetlerden anladığımız kadarıyla insanların topraktan çıkışı da bu şekilde olacaktır
Sur'un sesini duyan milyarlarca insan aynı çekirgeler gibi, bir anda toprağın üstünde belirecek, hep birlikte çağırıcının sesine doğru koşmaya başlayacaklardır
İnsanların kendilerini çağıran sesi duyar duymaz topraktan çıkacakları Rum Suresi'nde şu şekilde anlatılır:
Göğün ve yerin O'nun emriyle (hareketten kesilip olduğu yerde veya bu düzen içinde) durması da, O'nun ayetlerindendir
Sonra sizi yerden (toprağın altından) bir (kere) çağırma ile çağırdığı zaman, hemencecik siz (bir de bakarsınız ki) çıkarılmışsınız
(Rum Suresi, 25)
Dünyanın var olduğu andan itibaren yaşamış olan tüm insanların, bir anda toprağın altından çıkarılarak biraraya toplanmaları gerçekten de akıllara durgunluk verecek bir görüntüdür
Böyle bir günde biraraya gelmiş olan milyarlarca insan, kendileri için belirlenmiş olan hükmü beklemekte ve bunu asla geri çevirememektedirler
Başları Havada, Tek Bir Yere Doğru Koşarlar
O gün inkarcılar başları havada, gözleri tek bir noktaya çevrilmiş, hipnoz olmuş gibi koşarlar
Sadece Allah'ın istediği şekilde hareket edip, çağrının yapıldığı yöne doğru yönelmişlerdir
Allah'ın vaadi gereğince güvende olan müminlerin dışındaki herkes büyük bir korkuya kapılmıştır:
Ve onların hepsi, kıyamet günü O'na, 'yapayalnız, tek başlarına' geleceklerdir
İman edenler ve salih amellerde bulunanlar ise, Rahman (olan Allah), onlar için bir sevgi kılacaktır
(Meryem Suresi, 95-96)
Dünyada inkar içinde olanlar korku ve şaşkınlık içinde koşarlarken, ne kendilerine ne de başkalarına bakabilirler
Hatta bakmayı akıllarından geçirmezler bile
Din günü ne mallar, ne oğullar, ne dünyaya yönelik hırslar bir değer taşımaktadır
Herkes kayıtsız şartsız bir itaat içindedir
Tek geçerli olan şey, imandır
Allah, inkar edenlerin o anki durumlarını şöyle tarif eder:
(Ey Muhammed,) Allah'ı sakın zulmedenlerin yapmakta olduklarından habersiz sanma, onları yalnızca gözlerin dehşetle belireceği bir güne ertelemektedir
Başlarını dikerek koşarlar, gözleri kendilerine dönüp-çevrilmez
Kalbleri (sanki) bomboştur
(İbrahim Suresi, 42-43)
Şimdi inkar edenlere ne oluyor ki, boyunlarını sana uzatıp koşuyorlar
Sağ yandan ve sol yandan bölükler halinde
Onlardan her biri, nimetlerle donatılmış cennete gireceğini mi umuyor (tamah ediyor)? (Mearic Suresi, 36-38)
İnkarcılar kendilerini kurtarabilmek için bir girişimde bulunmazlar, bu akıllarına dahi gelmez
Kalpleri bomboştur, kendi sonlarının farkındadırlar
İnsanların hesap vermek üzere kabirlerinden fırlayarak koşmaları, Rabbimizin huzurunda bir düzen içinde toplanmalarıyla son bulur
Allah Kuran'da inkarcılara bu buluşma vaktiyle ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:
Onlar senin Rabbine, sıra sıra sunulmuşlardır
Andolsun, siz ilk defa yarattığımız gibi bize gelmiş oldunuz
Hayır, siz bizim size bir kavuşma zamanı tespit etmediğimizi sanmıştınız değil mi? (Kehf Suresi, 48)
Bu insanların oldukça büyük bir çoğunluğu, böyle bir buluşma vaktinin geleceğine asla inanmıyorlardı
Oysa kendilerini her yandan kuşatan o büyük gün gerçekleşmiştir
Artık çaresizdirler
İnsanların Hesap için Toplanmaları
Bu an, kafirlerin bütün ömürleri boyunca kaçtıkları, bilmezden geldikleri, müminlerin ise hazırlanıp bekledikleri hesap anıdır
Bugün herşey Allah'ın güç ve şanına uygun olarak yaratılmıştır
Hesabın gerçekleştirilmesi için ruh ve melekler saflar halinde dizilirler
O gün, insanlar arasında adaletle hükmedilecek ve konuşacak kişi sadece doğruyu söyleyebilecektir:
Ruh ve meleklerin saflar halinde duracakları gün; Rahman'ın kendilerine izin verdikleri dışında olanlar konuşmazlar
(Konuşacak olan da,) Doğruyu söyleyecektir
(Nebe Suresi, 38)
Kuran'da bildirildiğine göre Allah ahirette kullarına en yüce makamda azametini gösterecektir
O gün Allah'ın arşını sekiz melek taşır:
Melek(ler) ise, onun çevresi üzerindedir
O gün, Rabbinin arşını onların da üstünde sekiz (melek) taşır
Siz o gün arz olunursunuz; sizden yana hiçbir gizli (şey), gizli kalmaz
(Hakka Suresi, 17-18)
O gün toprağın altından çıkan tüm insanlar dalga dalga Allah'ın huzuruna gelirler:
Şüphesiz o hüküm (fasl) günü, belirlenmiş bir vakittir
Sur'a üfürüleceği gün, artık siz dalga dalga geleceksiniz
(Nebe Suresi, 17-18)
Kuran'da müminlerin o anda yüzlerinin ışıl ışıl parladığı ve Rabbimize bakıp durdukları bildirilmiştir
İnkar edenler ise utançlarından başlarını dahi kaldıramazlar
İnkar edenlerin o anki tavırları ayetlerde şu şekilde belirtilmiştir:
(Artık bütün) Yüzler, diri, kaim olanın önünde eğik durmuştur ve zulüm yüklenen ise yok olup gitmiştir
(Ta-ha Suresi, 111)
Şu anda dünyada milyarlarca insan yaşamaktadır
Bu sayıya şimdiye dek yaşamış ve bundan sonra da yaşayacak insanların sayısını eklersek mahşer (diriliş) günü mezarlarından çıkıp toplanacak insan kalabalığı ve bunun oluşturacağı olağanüstü tablo hakkında bir fikir edinebiliriz
İnsanlar biraraya toplanacak ve birbirlerini, yaptıklarını, olup bitenleri açıklıkla görüp anlayabileceklerdir
Çünkü o gün, Kaf Suresi'nde belirtildiği gibi keskin bir görüş hakimdir:
Andolsun, sen bundan gaflet içindeydin; işte Biz de senin üzerindeki örtüyü açıp-kaldırdık
Artık bugün görüş-gücün keskindir
(Kaf Suresi, 22)
İnsanın dünya hayatı boyunca tanıyıp bildiği tüm insanlar oradadır
Tanınmış, tanınmamış, zengin, fakir her kişi, kısaca kıyamet gününe kadar yaşayıp ölmüş olan tüm insanlar, aralarında hiçbir ayırım söz konusu olmadan Allah'ın huzurunda toplanırlar
Ama artık böyle bir günde, ne kazandıkları ünden ne de edindikleri itibardan eser yoktur
O gün pişmanlık yaşamayacak tek topluluk müminlerin oluşturduğu topluluktur
Bir devre imzasını atmış, dünya tarihinde adından çok söz edilmiş de olsa iman etmedikleri sürece, bütün insanlar, Allah'ın huzurunda pişmanlık ve azabın şiddeti ile korku içinde olacaklardır
İnsanların dünyada üstün ve ünlü kabul ettikleri kişiler, devlet başkanları, şarkıcılar, sanatçılar, zenginler kısaca herkes aynı korkuyu yaşayacak, herhangi bir dünyevi üstünlük unsuru olmadan herkes aynı konumda olacaktır
Dünyada bir ayrıcalık olarak görülen para ve mevki, insanların biraraya toplandıkları bu günde hiçbir şey ifade etmeyecek, hayran olan da hayran olunan da aynı konumda olacaktır
Kuran'da insanların din günü Allah'ın huzurunda toplanacağını bildiren ayetlerden bazıları şu şekildedir:
O gün, onların tümünü birarada toplayacağız, (Yunus Suresi, 28)
De ki: "Allah sizi diriltiyor, sonra sizi öldürüyor, sonra kendisinde hiçbir kuşku olmayan kıyamet günü O sizi biraraya getirip-toplayacaktır
Ancak insanların çoğu bilmezler
(Casiye Suresi, 26)
O gün dünyada sahip olunan makamın ve mülkün hiçbir önemi yoktur
Kimse kimsenin takdirinin peşinde koşacak, kimse kimseye gösteriş ve gurur yapacak halde değildir
Kimsenin kimseye karşı bir üstünlüğü kalmamıştır
Soylular, zenginler, efendiler, patronlar veya sıradan insanlar aynı hesap ile karşı karşıya kalacaklardır
Üstünlük Allah'a olan yakınlığa göredir
Tüm insanlar Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için yapılan işler dışında hiçbir işin önemi olmadığını, sahip oldukları herşeyin tek sahibinin Allah olduğunu kesin olarak anlamışlardır
Ancak gerçeklerle karşılaşan inkarcıların artık geriye dönüp, yaptıklarını telafi etme imkanı yoktur
Kuran'da bu olay şu şekilde anlatılmaktadır:
Böylece Sur'a üfürüldüğü zaman artık o gün aralarında soylar (veya soybağları) yoktur ve (üstünlük unsuru olarak soyluluğu veya birbirlerine durumlarını) soruşturmazlar da
(Mü'minun Suresi, 101)
Hesap Anı
Kuran'da, insan yaşamının gerçek anlamı şöyle açıklanmaktadır:
Ey insan, gerçekten sen, hiç durmaksızın Rabbine doğru bir çaba harcayıp durmaktasın; sonunda O'na varacaksın
(İnşikak Suresi, 6)
İnsanların hayatları için bir dönüm noktası olacağına inandıkları belirli olaylar vardır
İyi bir üniversiteye girmek, diploma almak, evlenmek, çocuk sahibi olmak gibi
Bu ve buna benzer planları olan insanlar, amaçlarına ulaşacakları ana kadar gün sayıp, pek çok hazırlığı o anı hedefleyerek yaparlar
Yaşamlarında sadece bu hedef vardır ve yalnızca bu amaç doğrultusunda yaşadıklarını da söylemekten çekinmezler
Oysa insan Allah'a kulluk etmek için yaratılmıştır
Her ne kadar kendisi kabul etmese de yaratılmasının yegane amacı budur
Aslında bunu bilir
Ama kitabın başında da anlattığımız gibi, hiç bitmeyecek zannettiği dünya hayatında bu gerçeği unutmaya çalışarak yaşar
Kısaca bunu tamamen görmezden gelir
Hayatı boyunca ne yaparsa yapsın harcadığı bütün çabaların sonucunda ulaşacağı son nokta Allah'ın huzuruna çıkacağı andır
Bu an, O'na hesap vereceği mahşer günüdür
Dünyadaki yaşamımızda geçen her gün bizi o mahşer gününe biraz daha yakınlaştırır
Geçen her saat, her dakika, hatta her saniye ölüme, yeniden dirilişe ve hesaba doğru atılmış yeni bir adımdır
Bu ilerleyişi durdurmanın ya da geri çevirmenin yolu yoktur
Tüm insanlar bu yolu izleyeceklerdir
Allah Kuran'da şöyle buyurmaktadır:
Şüphesiz onların dönüşleri bizedir
Sonra onları hesaba çekmek de bize aittir
(Gaşiye Suresi, 25-26)
O an geldiğinde artık herşey sonuca ulaşır
Bu safhadan sonra geri dönüş veya telafi imkanı da yoktur
Vicdanlarının gösterdiği gerçeği anlamazlıktan gelenlerin yaşadıkları panik ve şaşkınlık daha önce hiç tatmadıkları boyutlardadır
Varlığı ve birliği hiçbir kuşkuya sebep olmayacak kadar açık olan Allah'ı dünyada inkar edecek kadar zalim olan bu insanlar, daha önce hiç beklemedikleri, benzeri görülmemiş bir azapla karşılık göreceklerdir
Çünkü Hak Kitabı tebliğ eden elçiler tarafından uyarılmışlar ve nasıl yaşamaları gerektiğine dair her konudan haberdar edilmişlerdir
Kendilerine, dünyada anlatılanları düşünüp, muhakeme edebilecekleri kadar bir süre de verilmiştir
Allah Kuran'da "Size dünyada öğüt alanın öğüt alabileceği kadar bir süre verilmedi mi?" (Fatır Suresi, 37) ayetiyle bu gerçeği bildirmiştir
Artık verilen süre dolmuş, hesap anı gelmiştir
İnsanın dünya hayatı boyunca işte, evde, okulda, eğlencede, her nerede olursa olsun tüm yaptıklarına Allah şahittir
İnsana "şah damarından" daha yakın olan Allah, herkesin her anını gözetlemiştir
Herkes dünya yaşamında kim tarafından yaratıldığını, yaratılma amacını, yapması gerekenleri ve Allah'a döndürüleceğini öğrenmiştir
Bu gerçeği bildikleri halde kendilerini aldatmayı tercih etmişlerdir
Bu yapılan kuşkusuz büyük bir suçtur, büyük bir cesarettir ve de bu şeytani cesaret, elbetteki karşılıksız kalmayacaktır
O zorlu günde herkese yaptıkları ve yapmayıp erteledikleri tek tek haber verilecektir:
Allah, hepsini dirilteceği gün, onlara neler yaptıklarını haber verecektir
Allah, onları (yaptıklarıyla bir bir) saymıştır; onlar ise onu unutmuşlardır
Allah, her şeye şahid olandır
(Mücadele Suresi, 6)
O gün insanlar, amelleri kendilerine gösterilsin diye, bölük bölük fırlayıp-çıkarlar
Artık kim zerre ağırlığınca hayır işlerse, onu görür
Artık kim zerre ağırlığınca bir şer (kötülük) işlerse, onu görür
(Zelzele Suresi, 6-8)
Allah Kuran'da, "
Siz, hayır adına ne yaparsanız, Allah, onu bilir
Azık edinin, şüphesiz azığın en hayırlısı takvadır
" (Bakara Suresi, 197) diyerek insanları hesap anı için hazırlık yapmaya çağırmıştır
Vicdanını kullanan, Allah'ın çağrısına icabet edenler için o gün hiçbir korku ve hüzün yoktur
İnkar edenler ise telafisi olmayan bir pişmanlık yaşarlar
Dünyada yaptıkları ahirette kendilerine hatırlatıldığında duydukları pişmanlık Kuran'da şu şekilde anlatılmaktadır:
O gün, cehennem de getirilmiştir
İnsan o gün düşünüp-hatırlar, ancak (bu) hatırlamadan ona ne fayda? Der ki: "Keşke hayatım için, (önceden bir şeyler) takdim edebilseydim
" Artık o gün hiç kimse (Allah'ın) vereceği azab gibi azablandıramaz
(Fecr Suresi, 23-25)
İnsan, Allah'a itaat etmekten ve O'na boyun eğmekten başka hiçbir çaresi olmadığını kavramıştır
Zaten aksini istese de yapamaz
Hatta isteyemez bile
Artık bu gün, Allah'ın bütün insanlara vaat ettiği, inkarcılar için son derece acıklı bir gündür
Kabirlerden çıkışın ürkütücülüğü ve toplanma gününün dehşeti tartışılmazdır
İnsanlar kendilerinden önce dünyadaki yaşamını tamamlamış olan insanların da bu gerçekle karşılaştıklarını, Allah'ın vaadinin gerçekleşmiş olduğunu böyle bir günde görmüşlerdir
Ama artık bütün herşey için geç kalınmıştır
Artık yapacak hiçbir şey yoktur
Böyle bir günden kimse asla kurtulamayacaktır
Kimse Haksızlığa Uğratılmaz
Yer, Rabbinin nuruyla parıldadı, (orta yere) kitap kondu; peygamberler ve şahidler getirildi ve aralarında hak ile hüküm verildi, onlar haksızlığa uğratılmazlar
(Zümer Suresi, 69)
İşlenen her amelin sorgulanacağı bu günün ihtişamı, Allah'ın büyüklüğüne, sonsuz adaletine, Cebbar (dilediğini zorla da olsa gerçekleştiren), Kahhar (kahreden) ve Muntakim (intikam alan) sıfatlarına yakışır şekilde olacaktır
Dünyada olduğu gibi ahirette de amellerin sorgulanıp sonuçlandırılması Allah'ın adaleti ile eksiksiz olarak görülecektir
O gün kurulacak olan "duyarlı teraziler" ile herkes hak ettiği karşılığı bulacaktır
Kuran'da din gününde kurulacak olan hassas terazilerin bilgisi şu şekilde verilmektedir:
Biz ise, kıyamet gününe ait duyarlı teraziler koyarız da artık, hiçbir nefis hiçbir şeyle haksızlığa uğramaz
Bir hardal tanesi bile olsa ona (teraziye) getiririz
Hesap görücüler olarak biz yeteriz
(Enbiya Suresi, 47)
Dünya hayatı boyunca yapılan her amel en küçük ayrıntılar bile eksik kalmaksızın bu tartılara konulur
Bu tartının ibresi sonsuz azaba veya sonsuz kurtuluş ve mutluluğa götürecek kararı belirler
Yaptıkları iyilikler ağır gelen insanlar cennete gidecektir, hafif kalanlar ise korkunç bir azapla azaplandırılacakları cehenneme atılacaklardır
Ayetlerde şöyle buyrulmaktadır:
İşte, kimin tartıları ağır basarsa, Artık o, hoşnut olunan bir hayat içindedir
Kimin tartıları hafif kalırsa, Artık onun da anası (son durağı) "haviye"dir (uçurum)
Onun ne olduğunu (mahiyetini) sana bildiren nedir? O, kızgın bir ateştir
(Kaaria Suresi, 6-11)
Hesap Yerine Bir Sürücü ve Bir Şahitle Gelir
Hesap günü sorgulanma sırasında tüm insanların yanında bulunacak olan iki meleğin bilgisi Kuran'da şu şekilde verilmektedir:
(Artık) her bir nefis, yanında bir sürücü ve bir şahit ile gelmiştir
(Kaf Suresi, 21)
Din günü her yer Allah'ın nuru ile aydınlanır
Bu büyük mahkemede tanıklık yapacak olan elçiler ve şahitler hazır bulundurulur
Dünyada Allah'a kulluk etmeleri gerektiğini insanlara hatırlatan ve öğütleyen peygamberler ve diğer şahitler, hesap günü sorguya çekilecek insanların yanındadırlar
Bu şahitler hak ile hükmedeceklerdir
Hesap günü aslında Allah'a kulluk etmesi gerektiğini bildiği halde, bilmediğini iddia edebilecek hiç kimse olmayacaktır
O gün hiç kimsenin, Allah'ın huzurunda yaptıklarını inkar etmeye fırsatı veya imkanı yoktur
İşlediği bütün hayırlar ve şerler ortaya çıkarılmıştır
Gerçekleri inkar etse bile şahitler adil olacak ve onu yalanlayacaklardır
Rabbimizin huzurundaki bu büyük düzen içerisinde her ümmet, kendi imamı ve kitabıyla gelecektir
Hz
Adem'den bu yana yaşamış tüm toplumların birarada olacağı bu ortamda, sorgulamadaki düzen ve hesaptaki titizlik, Allah'ın aklının büyüklüğünün ve sonsuz adaletini bize gösterir
Allah'ın adaleti bir ayette şöyle haber verilmektedir:
O gün sen, her ümmeti dizüstü çökmüş (veya toplanmış) olarak görürsün
Her ümmet kendi kitabına çağrılır
"Bugün yapmakta olduklarınızla karşılık göreceksiniz
" (Casiye Suresi, 28)
İşitme Görme Duyuları ve Derileri Şahitlik Eder
O gün suçlu günahkarların işledikleri kötülüklere şahit olanlar da orada hazırdır
Müminlerin, yazıcı meleklerin ve Allah'ın getirdiği şahitlerin yanısıra, inkarcıların aleyhine şahitlik edenlerin arasında hiç beklemedikleri şahitler de vardır
Bunlar, insanın kendisini yalnız sandığı sırada dahi, Allah'ın kendisini çepeçevre kuşattığına dair en çarpıcı delillerdir
İnkarcıların aleyhinde şahitlik yapacak olanların arasına, kendi işitme, görme duyuları ve derileri de eklenmiştir
Her biri Allah'ın izniyle konuşur ve eksiksiz olarak söylemesi gerekenleri, şahit olduklarını bildirirler
Bütün bir ömür boyunca kullandıkları, kendilerine ait sandıkları uzuvlarının bile insana ihanet etmesi o gün yaşanacak olan psikolojik yıkımı daha da arttırır
Kuran'da bu konunun anlatıldığı ayetler şu şekildedir:
Allah'ın düşmanlarının biraraya getirilip-toplanacakları gün işte onlar, ateşe bölükler halinde dağıtılırlar
Sonunda oraya geldikleri zaman, işitme, görme (duyuları) ve derileri kendi aleyhlerine şahitlik edecektir
Kendi derilerine dediler ki: "Niye aleyhimizde şahitlik ettiniz?" Dediler ki: "Herşeye nutku verip-konuşturan Allah, bizi konuşturdu
Sizi ilk defa O yarattı ve O'na döndürülüyorsunuz
Siz, işitme, görme (duyularınız) ve derileriniz aleyhinize şahitlik eder diye sakınmıyordunuz
Aksine, yaptıklarınızın birçoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz
İşte bu sizin zannınız; Rabbiniz hakkında beslediğiniz-zannınız, sizi bir yıkıma uğrattı, böylelikle hüsrana uğrayan kimseler olarak sabahladınız
" Şimdi eğer sabredebilirlerse, artık onlar için konaklama yeri ateştir
Ve eğer onlar hoşnut olma (dünya)ya dönmek isterlerse, artık hoşnut olacaklardan değildirler
(Fussilet Suresi, 19-24)
İnsan, yaptığı herşey için, makul bir açıklama tarzı geliştirebilir
Hatta buna kendisini bile inandırabilir
Bu açıklamaların her zaman makul şeyler olması da şart değildir
O an için tek istenilen, açıklamalarla karşı tarafı -ya da kendisini- ikna etmektir
Başka bir anlatımla, inanmak istediği şeye inanır ve onu savunmak için mantıklar geliştirir
Yaptığı açıklamalar da bu mantığa dayanmaktadır
Belki de bu nedenle Allah'ın varlığını dahi inkar edebilmek için ortaya sürdüğü deliller kendince geçerli olmuş ve bunlara dayanarak geçmiş hayatında inananlara karşı kararlı bir mücadele yürütmüştür
Ama bu açıklamaların ve tevillerin hiçbiri hesap gününde geçerli değildir
O gün gururla ve güvenle savunduğu açıklamaların geçersizliğini görecek, aleyhine şahitlik eden kendi uzuvları karşısında gizleyecek birşeyi kalmadığını anlayacaktır
Kimsenin görmediğini zannettiği şeyler, gizli yapılan işler teker teker ortaya dökülecek, kendi bedeni bunları ikrar edecektir
Yapayalnız Sorguya Çekilirler
Bu günün bir başka özelliği de, hem dünyada hem ahirette yandaşlarından yardım göreceğini umanların, bunun aksine hesaba "tek olarak" çekilmeleridir
Böylece inkarcılar, Allah'tan başkasından beklenti içinde olmanın ne derece anlamsız olduğunu görecekler ve düştükleri yanılgının karşılığını da alacaklardır
Her insanın tek başına sorguya çekileceği gerçeği Kuran ayetlerinde haber verilmiştir:
Ve onların hepsi, kıyamet günü O'na 'yapayalnız, tek başlarına' geleceklerdir
(Meryem Suresi, 95)
Burada durup bir an için bu gerçeği daha ayrıntılı düşünmek gerekir
Yalnız kalmak insanların dünya yaşamlarında en fazla çekindikleri, özellikle zorluk anlarında kendilerini korkutan duygulardan biridir
Tek başına bırakılmak dünya şartlarında dahi insanlar için en büyük azaplardan birisidir
Oysa ahiret günü söz konusu olan sadece yalnızlık değildir
Asıl olan bir inkarcının karşı karşıya kaldığı ve bir zulüm işlediğini bildiği için şiddetli korku duyduğu hesap anıdır
Kendisine güvenebileceği, yardım veya medet umacağı kimse yanında yoktur
Yakınlık veya merhamet konusunda yegane güvendiği kişiler olan ailesi bile onu tanımaz
Üstelik herşey kendi aleyhine dönmüş, kendi bedeni, kendi yaptıkları aleyhine açıklamalar yapmaya başlamıştır
Kısacası bu yalnızlık, tarifini kolay kolay yapamayacağımız bir yalnızlıktır
Yalancı ilahlardan ve dostlardan yardım görmeyi ummaları gibi, kafirlerin bir başka yanılgısı da dünyada gizlice işledikleri günah ve kötülüklerin hesap gününde ortaya çıkmayacağını sanmalarıdır
Oysa Allah onların dünya hayatlarında yaptıkları gizli, saklı her harekete ve söze şahittir
Bu gerçek ayetlerde şöyle haber verilir:
Siz o gün arzolunursunuz; sizden yana hiçbir gizli (şey) gizli kalmaz
(Hakka Suresi, 18)
Her bir nefse yaptığının tam karşılığı verildi
O, onların işlediklerini daha iyi bilenir
(Zümer Suresi, 70)
İnkarcıların tüm günahları artık ortadadır
Hayatı boyunca ailesine, en yakın dostuna dahi yalan söyleyen, sahtekarlık yapan, kendi çıkarları için herşeyi göze alan, Allah'ın elçilerini yalanlayan, onların anlattığı herşeyi reddeden ve en sonunda bunların hiçbir zaman ortaya çıkmayacağını ve mutlaka unutulacağını zanneden insanlar o gün yapayalnız sorgulanacaklardır
Tüm sırları ortaya çıkan bu insanların durumu Tarık Suresi'nde şu şekilde anlatılmaktadır:
Sırların orta yere çıkarılacağı gün; Artık onun ne gücü vardır, ne yardımcısı
(Tarık Suresi, 9-10)
O Gün Dostluk Akrabalık ve Yakınlık Yoktur
O gün insanın kendisinden başka birisiyle ilgilenmeye ne hali ne de imkanı vardır
İnsan dünyada iken değerli gördüğü ve güvendiği ailesini bile düşünmez
Yaşadığı olayların dehşetinden dolayı yalnızca kendi derdindedir
Dünya hayatında en çok övündüğü, soy ağaçlarını hazırladığı, şecerelerini çıkardığı ataları, akrabaları ve çocuklarıyla olan bağları artık kopmuştur:
Böylece Sur'a üfürüldüğü zaman artık o gün aralarında soylar (veya soybağları) yoktur ve (üstünlük unsuru olarak soyluluğu veya birbirlerine durumlarını) soruşturmazlar da
(Mü'minun Suresi, 101)
Dünyada yakınlarının malını, mevkisini ve desteğini büyük güç sayıp, bunlara sığınanların güvendikleri kaleler yerle bir olmuştur
Üstünlüğü ve gücü atalarından gelen ünvanlarda ya da maddiyatta arayanlar, din ahlakından uzak bir hayat yaşayarak bir kazanç sağladıklarını zanneden, hatta bunu bile bir üstünlük sayan insanlar, içine düştükleri hatayı anlamışlardır
Bugün yalnızca imanın bir değeri vardır
Dünya hayatında dostlukların oluşması ve devam etmesi için en önemli şart genellikle kişinin karşısındaki insandan elde edeceği menfaattir
Menfaat ise istikbalini güvence altına alabilmek, ileriye yönelik bir yatırım yapabilmek, para, itibar, çevre edinebilmek amacını taşımaktadır
Oysa hesap gününde kimsenin zevk, heves ve şehvet peşinde koşacak hali kalmadığı için, tüm eski dostluklar bir anda unutulur
Kuran'da bu gerçek şöyle bildiriliyor:
(Böyle bir günde) Hiçbir yakın dost, hiçbir yakın dostu sormaz
(Mearic Suresi, 10)
Din gününde yaşanan korku öylesine büyüktür ki, her kim olursa olsun, bu korkunç azaptan kurtulabilmek için tüm sahip olduklarından vazgeçer
Uğruna herşeyi göze alarak elde ettiği zenginlikleri hiç önemsemez
Hatta sadece sahip oldukları değil, dünyadaki tüm zenginlikler onun olsa bile hepsini fidye olarak vermek ister
Sıkı sıkıya elinde tuttuğu tüm malı artık onun için hiçbir anlam ifade etmez
Allah yolunda harcama konusunda cimrilik ettiği mallarını gözünü bile kırpmadan feda eder
Ama artık çok geç kalmıştır
Ondan istenen; göz açıp kapaması kadar kısa sürecek olan dünya hayatında, Allah'ın kendisine verdiği nimetleri Allah yolunda kullanmasıyken, o bu zorlu günü gözardı etmiş, hatta öldükten sonra bile dünyada kalan eserleriyle isminin anılacağını, itibarının devam edeceğini umut etmiştir
Kuran'da içinde bulundukları bu çıkmaz durum şu şekilde ifade edilmiştir:
Eğer yeryüzünde olanların tümü ve bununla birlikte bir katı daha zalimlerin olmuş olsaydı, kıyamet günü o kötü azabtan (kurtulmak amacıyla) gerçekten bunları fidye olarak verirlerdi
Oysa, onların hiç hesaba katmadıkları şeyler, Allah'tan kendileri için açığa çıkmıştır
(Zümer Suresi, 47)
(İbrahim) Dedi ki: "Siz gerçekten, Allah'ı bırakıp dünya hayatında aranızda bir sevgi-bağı olarak putları (ilahlar) edindiniz
Sonra kıyamet günü, kiminiz kiminizi inkar edip-tanımayacak ve kiminiz kiminize lanet edeceksiniz
Sizin barınma yeriniz ateştir ve hiçbir yardımcınız yoktur
(Ankebut Suresi, 25)
Dünyadayken pek çok sahtekarlığa şahit olduğu halde, inkarcıların hiçbiri dostluklarının sahte olduğu gerçeğini kabullenmek istemez
Birçok insan için yaşadıkları dostluklar ve sevgiler "diğerlerinden farklıdır"
Oysa hep aynı hataya düşmüşler, vefayı dünyada dahi hemen hemen hiçbir zaman yaşamamışlardır
Üstelik o gün görülecek olan azaba karşı yaptıkları teklif, inkar edenlerin dostluğa bakış açılarını da ortaya koyacaktır
O gün, dünyadayken derin bir bağla bağlı olduğu ailesi ve dostları kurtuluş fidyesi konumundadır
Kuran'da bu gerçek bize şöyle haber verilmektedir:
(Böyle bir günde) Hiçbir yakın dost bir yakın dostu sormaz
Onlar birbirlerine gösterilirler
Bir suçlu-günahkar, o günün azabına karşılık olmak üzere, oğullarını fidye olarak vermek ister; Kendi eşini ve kardeşini, Ve onu barındıran aşiretini de; Yeryüzünde bulunanların tümünü (verse de); sonra bir kurtulsa
Hayır; (hiçbiri kabul edilmez)
Doğrusu o (cehennem), cayır cayır yanmakta olan ateştir
(Mearic Suresi, 10-15)
Mahşer günü inkarcıların yaptığı bu fidye teklifi onların gerçek karakterlerinin ortaya çıkması açısından oldukça önemlidir
Artık dünyadaki en yakın ilişkilerin dahi menfaat ortadan kalktığı, kişilerin çıkarlarıyla çatışmaya başladığı anda tüm değerini yitirdiği bir kez daha gözler önüne serilmiştir
Oysa bu beyhude bir çabadır
Allah insanları bu mallara sadece onları denemek için varisçi kılmış ve onlara belli bir zaman belirlemiştir
Bu sürenin tamamlanmasının ardından bunları fidye olarak vermek istemeleri, inkarcıların kavrayış bozukluklarını bir kez daha ortaya koyacaktır
Amel Defterlerinin Verilmesi
İnsanın dünya hayatı boyunca yaptığı herşey, sağ ve sol tarafında bulunan melekler tarafından kaydedilir
Hesap anı için hazırlanan defterler din gününde insanlara sunulur
Kişi yaptıklarının hiçbirini reddedemez, çünkü yaşadığı her an, amel defterine kaydedilmiştir
Herkes kendi defterinden, ahiret için neler hazırladığını öğrenir
Müminler sağ ellerine, kafirler ise sol ellerine defterlerini alırlar
Kimsenin zerre kadar haksızlığa uğratılmadığı ve bir hardal tanesi kadar amelin dahi hesaba katıldığı bu anda, müminlerle kafirlerin tavırları çok farklıdır
Müminler, büyük sevinç içinde defterlerini alıp, okumaları için yanında bulunanlara uzatırlar
Allah ayetlerde şöyle buyurmaktadır:
Siz o gün arzolunursunuz; sizden yana hiçbir gizli (şey), gizli kalmaz
Artık kitabı sağ-eline verilen kişi, der ki: "Alın, kitabımı okuyun
Çünkü ben, gerçekten hesabıma kavuşacağımı sanmış (anlamış)tım
Artık o, hoşnut bir yaşama içindedir
Yüksek bir cennette
Devşirilecek (meyve ve eşsiz ürün)leri pek yakındır
Geride kalan günlerde, 'peşin olarak sunduklarınıza karşılık olmak üzere,' afiyetle yiyin ve için
(Hakka Suresi, 18-24)
Müminlerin bu sevinç ve çoşkularına karşın kafirler kahredici bir utanç ve korku içindedirler
Kafirlerin defterleri sol ellerine verilir
En küçüğünden en büyüğüne kadar hiçbir işin eksik bırakılmadan meleklerce yazılmış olan bu defter, Allah'ın beğenmediği işlerle doludur
Bu gerçek karşısında inkar edenlerin korku ve şaşkınlıkları ayette belirtilmiştir:
(Önlerine) Kitap konulmuştur; artık suçlu-günahkarların, onda olanlardan dolayı dehşetle-korkuya kapıldıklarını görürsün
Derler ki: "Eyvahlar bize, bu kitaba ne oluyor ki, küçük büyük bırakmayıp herşeyi sayıp-döküyor?" Yapıp-ettiklerini (önlerinde) hazır bulmuşlardır
Rabbin hiç kimseye zulmetmez
(Kehf Suresi, 49)
Allah'tan korkmamak, O'na eşler koşmak, O'na ibadet ediyor görünüp, O'ndan başkalarını da hoşnut etmeye çalışmak gibi, yalan, zina, kumar ve daha pek çok günah bu defterdedir
Inkarcılar Allah'ı hakkıyla takdir edemedikleri için riyakar bir ahlakla hem dünyada istedikleri gibi yaşayacaklarını, hem de istedikleri ibadetleri yapmış olmayı bir affedilme unsuru olarak öne sürebileceklerini zannederler
İşte böyle Allah'a ibadet etmeyen veya ibadet eder görünen kimseleri hesap gününde korku dolu bir şaşkınlık beklemektedir
Çünkü amel defterlerinde niyetleri dahi eksik bırakılmamıştır
Hak ettiği karşılığı alan inkarcıların çaresizlik dolu pişmanlığı, söylediklerinden açıkça belli olur
Kuran'da bu kişilerin o anki dehşetleri şöyle bildirilir:
Kitabı sol eline verilen ise; o da, der ki: "Bana keşke kitabım verilmeseydi
Hesabımı hiç bilmeseydim
Keşke o (ölüm herşeyi) kesip bitirseydi
Malım bana hiçbir yarar sağlayamadı
Güç ve kudretim yok olup gitti
" (Hakka Suresi, 25-29)
Allah'a ve ahirete kesin bilgi ile inanan, hayatı boyunca hesap anı için hazırlık yapan müminler ile ahireti unutan, Allah'tan ve müminlerden yüz çeviren sol yanın adamları arasındaki fark yine bir başka ayette şu şekilde anlatılır:
Kimin de kitabı ardından verilirse, o da, helak (yok olmay)ı çağıracak, çılgın alevli ateşe girecek
Çünkü o, (dünyada) kendi yakınları arasında sevinçliydi
Doğrusu o, (Rabbine) bir daha dönmeyeceğini sanmıştı
Hayır; gerçekten Rabbi, kendisini çok iyi görendi
(İnşikak Suresi, 10-15)
O Gün İnsanlar Sınıflara Ayrılırlar
Allah'tan gereği gibi korkup sakınmış ve dünyada O'nun rızasına uygun yaşamış olanların beklediği an gelmiştir
İnananlar Rabbimizin kendilerine vaat ettiğine kavuşmanın çoşkusunu yaşarlar
Kafirlerin üzerinde ise hayatları boyunca yaşamadıkları kadar büyük, tarifsiz bir korku vardır
İman edenlerin dışında bu dehşeti yaşamayacak olan yoktur
Müminlerle kafirlerin arası ayrılır
Kuran'da bu günün bir ayırma günü olduğu şöyle bildirilmiştir:
Bu, sizin yalanladığınız (mü'mini kafirden, haklıyı haksızdan) ayırma günüdür
(Saffat Suresi, 21)
Kuran'da o gün insanların sınıflara ayrılacağı bildirilir
"Ashab-ı Meymene" şeklinde isimlendirilen müminler bir gruptur
"Ashab-ı Meş'eme" ise kafirlerin oluşturduğu, müminlerden ayrılan grubu temsil eder
Bunların yanı sıra müminlerin arasında da Allah'a yakınlık ve Allah yolunda verilen mücadelede en öne geçmiş olanlar vardır ki, Kuran'da bu insanlar "yarışıp öne" geçenler olarak isimlendirilir:
O gün yüzler ışıl ışıl parlar
Rablerine bakıp-durur
O gün, öyle yüzler vardır ki kararmış-ekşimiştir
Kendisine, beli büken işlerin yapılacağını anlamaktadır
(Kıyamet Suresi, 22-25)
İşte o Ashab-ı Meymene, ne (kutludur o) Ashab-ı Meymene
Ashab-ı Meş'eme ne (mutsuz ve uğursuzdur o) Ashab-ı Meş'eme
Yarışıp öne geçenler de, öne geçmiş öncülerdir
İşte onlar, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlardır
(Vakıa Suresi, 8-11)
Cehennemin Gösterilişi
O gün herkes Allah'a dünyada yaptıklarının hesabını verir
Cehenneme gireceğini anlayıp korku içinde olanlar, kısacık bir ömrü sonsuz bir hayata tercih etmenin verdiği sonsuz pişmanlık içindedirler
Onlar kendilerine azabın dokunmayacağını, kıyamet gününün gerçekleşmeyeceğini ve Allah'ın onları cezalandırmayacağını zannederek sözde rahat bir hayat yaşarlarken, Allah onları sarıp kuşatmış ve hiç ummadıkları bir anda yakalamıştır
Artık herşey bitmiş ve herkesin gideceği yer belli olmuştur
Ancak insanlar hemen birbirlerinden ayrılmazlar
Müminler cennete sevk edilmeden önce onlara da kafirlerle birlikte cehennem gösterilir
O gün mümin ya da kafir tüm insanlar cehennemin çevresinde diz çökecektir
Herkes cehennemin korku salan uğultusunu duyacak ve içindeki tüyler ürpertici görüntülere şahit olacaktır
Ancak sonra müminler kurtarılacak ve kafirler diz üstü çökmüş olarak bırakılacaklardır
Ayetlerde bu gerçek şöyle haber verilir:
İnsan demektedir ki: "Ben öldükten sonra mı, gerçekten diri olarak çıkarılacağım? İnsan önceden, hiçbir şey değilken, gerçekten bizim onu yaratmış bulunduğumuzu (hiç) düşünmüyor mu? Andolsun Rabbine, biz onları da, şeytanları da mutlaka haşredeceğiz, sonra onları cehennemin çevresinde diz üstü çökmüş olarak hazır bulunduracağız
Sonra, her bir gruptan Rahman (olan Allah)a karşı azgınlık göstermek bakımından en şiddetli olanını ayıracağız
Sonra biz ona (cehenneme) girmeye kimlerin en çok uygun olduğunu daha iyi biliriz
Sizden ona girmeyecek hiç kimse yoktur
Bu, Rabbinin kesin olarak üzerine aldığı bir karardır
Sonra, takva sahiplerini kurtarırız ve zulmedenleri diz üstü çökmüş olarak bırakıveririz
(Meryem Suresi, 66-72)
Elbette müminlere cehennemin gösterilmesinin birçok hikmeti vardır
Cehennemin durumunu yakından gören müminler, Allah'ın kendilerine verdiği imanın ne kadar büyük bir ayrıcalık ve güzellik olduğunu çok daha derinden kavrarlar
Çünkü şahit olunan cehennem o kadar dehşet vericidir ki, o azaptan kurtulmuş olmak insan için tarifsiz bir mutluluğa ve şükre vesile olacaktır
Müminler cehennemi görmekle kıyas yapma imkanına sahip olurlar
Böylece içinde insana verilecek en güzel nimetleri barındıran, ebedi kalacakları cennetin değerini daha iyi anlarlar
Çünkü nimetin değeri ancak kıyasla anlaşılır
Güzelliklerin yani cennet nimetlerinin değeri, Allah'ın zulmedenlere vereceği karşılık görüldüğünde daha iyi anlaşılır
İmtihan olmak için geldiğimiz dünyanın yaratılış hikmetlerinden biri de eğitimdir
İnsanlar burada doğruyu yanlışı, güzeli çirkini, iyiyi kötüyü tek tek görerek ve kıyas yaparak öğrenirler
Dünyada bu özelliğe sahip olmanın yolu ancak akıl, vicdan ve en önemlisi de Allah korkusundan geçer
Kıyamet, yaratılmışların en hayırlıları olan müminler (Beyyine Suresi, 7) ile yaratılmışların en kötüleri olan (Beyyine Suresi, 6) inkarcıların birbirinden sonsuza kadar ayrılma vaktidir
Ayırma günü Kuran'da şöyle belirtilmiştir:
Ve resuller de (şahitlik için) belli bir vakitte getirildiği zaman (bu,) hangi gün için ertelenmişti? (Mü'mini müşrikten, haklıyı haksızdan) Ayırma günü için
Bu ayırma gününü sana ne bildirdi? O gün, yalanlayanların vay haline
Biz, öncekileri helak etmedik mi? Sonra arkadan gelenleri onların izinde yürüteceğiz
İşte biz, suçlu-günahkarlara böyle yapıyoruz
O gün, yalanlayanların vay haline
(Mürselat Suresi, 11-19)
Bu ayırma günü ölümle başlar, dirilişle ve hesapla devam eder ve insanların ebedi yurtlarına yollanmasıyla son bulur
Kaf Suresi'nde kafirlerin ve müminlerin ebedi yurtlarına yaptıkları yolculuk şöyle anlatılır:
O, ölüm sarhoşluğu, bir gerçek olarak gelip de, (insana) "İşte bu, senin yan çizip-kaçmakta olduğun şeydir" (denildiği zaman da)
Sur'a da üfürülmüştür
İşte bu, tehdidin (gerçekleştiği) gündür
(Artık) Her bir nefis, yanında bir sürücü ve bir şahid ile gelmiştir
Andolsun, sen bundan gaflet içindeydin; işte Biz de senin üzerindeki örtüyü açıp-kaldırdık
Artık bugün görüş-gücün keskindir
Onun yakını olan (ve yanından ayrılmayan melek) dedi ki: "İşte bu, yanımda hazır durumda olan şey
" Siz ikiniz (ey melekler), her inatçı nankörü atın cehennemin içine, Hayra engel olan, saldırgan şüpheciyi, Ki o, Allah'la beraber başka bir ilah edinmişti
Artık ikiniz, onu en şiddetli olan azabın içine atın
Onun yakın-dostu (saptırıcı) dedi ki: "Rabbimiz, ben onu kışkırtıp-azdırdım
Ancak kendisi (haktan) uzak bir sapıklık içindeydi
" (Allah buyurur
"Benim huzurumda çekişip-durmayın
Ben size daha önce 'kesin bir uyarı' göndermiştim
" "Huzurumda söz değişikliğe uğratılmaz ve Ben kullara zulmedici değilim
" O gün cehenneme diyeceğiz: "Doldun mu?" O da: "Daha fazlası var mı?" diyecek
Cennet de, muttakiler için, uzakta değildir, (o gün) yakınlaştırılmıştır
Bu, size vadolunandır; (gönülden Allah'a) yönelip-dönen (İslam'ın hükümlerini) koruyan, Görmediği halde Rahman'a karşı 'içi titreyerek korku duyan' ve 'içten Allah'a yönelmiş' bir kalb ile gelen içindir
Ona 'esenlik ve barış (selam)la' girin
Bu, ebedilik günüdür
(Kaf Suresi, 19-34)
</B>
Dantel
Mumsema
Frmacil
16-08-2007
#
2
Profil Bilgileri
burn90
--->: evrenin ölümünün ardından
çok gsl ama çok uzun bi yazı
Tags
:
ardindan
,
evrenin
,
olumunun
evrenin ölümünün ardından ile ilgili Benzer Konular
75 Kez Görüntülendi
Yahya Kemal Beyatlı Ölümünün 50. Yılında Üsküp'te Bilgi Şöleniyle Anıldı (2)
Kültür Sanat Haberleri
Yahya Kemal Beyatlı Ölümünün 50. Yılında Üsküp'te Bilgi Şöleniyle Anıldı
Kültür Sanat Haberleri
Ölümünün Ardından
Resimli Şiirler
Zeki Müren, ölümünün 11. yılında kabri başında anıldı
Özel Gün ve Geceler
Ölümünün 34.yılında AŞIK VEYSEL ...
Konu Dışı Başlıklar
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
14:09
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542