Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele

Geri git   Mumsema.NET >
Genel-Eğlence-Muhabbet ve Ciddi Konular
> Sohbet Forumları > Konu Dışı Başlıklar

Forum Kuralları Bize Ulaşın İletiler Kayıt ol Yardım Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
Türk edebiyatı tarihi ile ilgili Benzer Konular
8526 Kez Görüntülendi

Türk Dili ve edebiyatı Meslekler
Türk Edebiyatı Dönemleri Edebi Türler
Türk Edebiyatı Dönemleri Edebi Türler
Türk Halk Edebiyatı Edebi Türler
Türk Edebiyatı Edebi Türler

GAZLAR | Dinazorların nesli neden tükendi???
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 12-05-2007   #1
Profil Bilgileri
Standart Türk edebiyatı tarihi

Türk edebiyatı tarihi başlıklı yazı Mumsema Türk edebiyatı tarihi Forum Alev


TÜRK EDEBİYATI TARİHİ
Türk edebiyatı tarihi, Türklerin kültür değişimlerine göre üç ana grupta incelenir:
  • İslamiyetten Önceki Türk Edebiyatı
  • İslam Etkisindeki Türk Edebiyatı
  • Batı Etkisindeki Türk Edebiyatı
Elbette bu üç grubu kesin hatlarla birbirinden ayırmak mümkün değildir Çünkü İslam etkisine girince eski edebiyat tamamen yok olmadığı gibi Batı etkisine girince de İslami edebiyat bitmemiştir Ancak genel tercihin değişmesi, bu ayrımı ortaya koyar
Bu ana grubun içinde de değişik anlayışların oluşturduğu ayrılmalar görülür Bunları bir şema halinde gösterelim

Şimdi bu dönemleri ayrıntılarıyla görelim;

İSLAMİYETTEN ÖNCEKİ TÜRK EDEBİYATI
Tarihin karanlık devirlerinden, İslamiyetin kabul edildiği 8 - 10 yüzyıla kadar sürer Bu edebiyatı kendi içinde iki gruba ayırabiliriz

1 Sözlü Edebiyat
Henüz yazı yokken , Türk toplumlarında ozan denen saz şairleri bulunurdu Bunlar, dini törenlerde ve bütün sosyal etkinliklerde şiir söyler, destan okurlardı Böylece dilden dile dolaşan bir şiir geleneği oluşmuş, tarih boyunca tüm kültür değişmelerine rağmen yok olmayan bu gelenek günümüze kadar sürmüştür
Bu edebiyatın genel özelliklerini şu şekilde maddeleştirebiliriz:
  • Asıl ürününü doğal destanlar dediğimiz tür oluşturur
  • Sığır (av törenleri), şölen (dini ayinler), yuğ (ölen kişinin ardından yapılan törenler) adı verilen toplantılardan doğmuştur
  • Ozan, baksı, kam denen kişilerce, saz eşliğinde söylenir
  • Şiirlerde hece ölçüsü kullanılmış, bunların yedili sekizli ve on ikili olanları tercih edilmiştir
  • Dörtlük nazım birimi kullanılmıştır
  • Daha çok yarım kafiye ve redif kullanılmıştır Bazı şiirlerde kafiye, dize başlarında görülmekle birlikte, sonlarda kullanılması daha yaygındır
  • Nazım şekli olarak, sav, sagu ve koşuklar görülür Sav, atasözü özelliği gösteren şiirlerdir Şiir şeklinde olmayan savlar da vardır Sagu ölen kişinin ardından söylenen ağıtlardır Koşuk; aşk, hasret, doğa güzelliği hakkındaki şiirlerdir
  • Dil yabancı tesirlerden uzak, saf bir Türkçedir
Sözlü edebiyatın en önemli kaynağı destanlardır Dünya edebiyatları içinde destanlar yönüyle en zengin edebiyat Türk edebiyatıdır Diğer milletlerin bir veya iki destanı varken Türklerin bunlardan kat kat fazla destanı vardır
Destan, milletin hayatını derinden etkileyen büyük savaşlar, göçler, istilalar sonucunda oluşur Eğer tarihin karanlık devirlerinde, halk arasında oluşmuş ve sonradan bir şair ya da yazar tarafından yazıya geçirilmişse doğal destan adını alır Millet hayatında önemi olan bir olayı bir şair ya da yazar kendisi destanlaştırmışsa buna da yapma destan denir
Elbette bir milletin tarih zenginliğini doğal destanlar ortaya koyar Bu yönüyle Türk destanları bir hayli önemlidir
Türk destanları iki gruba ayrılır: İslamiyetten önceki destanlar ve İslamiyetten sonraki destanlar

İslamiyetten Önceki Destanlar
Alp Er Tunga Destanı
MÖ VII asırda Türk - İran savaşlarında ün kazanmış, İran ordularını defalarca mağlup etmiş bir Türk hükümdarını anlatır Daha sonra İranlılar tarafından hile ile öldürülmüştür Onun İran destanındaki adı Afrasyab’dır Alp Er Tunga’nın ölümünde söylenmiş bir sagu Divan-ı Lügat’it Türk’te bulunmuştur Ancak bununla ilgili asıl bilgi Şehname adlı İran destanında vardır

Şu Destanı
Şu adındaki bir hükümdarın Büyük İskender’in Türk illerine yürüyüşü sırasında onunla yaptığı savaşları anlatır Sonunda Şu, İskender’le anlaşır ve Balasagun yöresine yerleşir Bazı Türk boylarının adlarının nereden geldiğinin izahı yönüyle önemlidir Eski Saka devletinde hükümdarlara Şu adı verilmesi dolayısıyla, bu destan Saka destanı olarak da bilinir

Hun - Oğuz Destanları
Eski Türk devletlerinden tarihini en iyi bildiğimiz büyük devlet Hunlardır İki destanları vardır Doğu Hunları temsil eden Oğuz Kağan ve Batı Hunları temsil eden Attila destanlarıdır

Oğuz Kağan Destanı
Oğuz Kağan adlı bir hükümdarın savaşlarının anlatıldığı en önemli Türk destanlarındandır MÖ II asırda doğmuştur Birçok değişikliğe uğramış, birçok katkılarla değişmiştir Destanda Türklerin bazı boylarının isimlerinin nereden geldiği anlatılır Oğuz Kağan’ın halkına değişik hedefler göstermesi de dikkate değer bir husustur

Attila Destanı
Batı Hun Hükümdarı Attila’nın fetihleri etrafında oluşmuştur MS V asırda Avrupa’ya korkulu yıllar yaşatan Attila, Rusya’dan Fransa’ya kadar bütün Avrupa’yı almış, Roma’ya kadar uzanmıştır Evlendiği gece çok içtiğinden burun kanamasıyla ölmüştür Destanda onun ölümüyle ilgili söylenen ağıtta bir ölüm feryadı değil, kahramanlıklar anlatılmıştır

Gök - Türk Destanları
Tarihte kurdukları devlete Türk adını veren ilk Türkler; Gök-Türkler’dir MS V asırdan VIII asra kadar Ortaasya’yı ellerinde tutmuşlardır Gök-Türklerin devlet kurmadan önceki yaşayış ve inançlarını anlatan iki destanları vardır: Bozkurt Destanı ve Ergenekon Destanı

Bozkurt Destanı
Destanın esası yok olma felaketine uğrayan Gök-Türk soyunun yeniden dirilip çoğalmasında bir Bozkurt’un Anne Kurt olarak etkili olmasıdır

Ergenekon Destanı
Düşmanları tarafından yenilen Türkler, yok olma aşamasına gelmişti Düşmanın elinden kaçabilen iki aile, yolu izi olmayan Ergenekon’a gelmiş orada dört yüz yıl büyüyüp çoğalmış ve demir dağı eritip Ergenekon’dan çıkmışlar; atalarının düşmanlarını yenip Gök-Türk devletini kurmuşlardır Destanın en önemli özelliği tarihle benzerlik göstermesidir Türklerin demiri işleyen ilk kavim olduğunu anlatması da önemlidir

Dokuz Oğuz - On Uygur Destanları
Dokuz Oğuz boyuyla On Uygur boyu birleşip tek bir boy haline gelmişlerdir İki destanları vardır: Türeyiş Destanı ve Göç Destanı

Türeyiş Destanı
Destana göre eski Hun hükümdarının iki kızı vardı Hükümdar, kızlarının tanrılarla evlenmelerini istiyordu
Bu yüzden onları insanlardan uzak bir yere bıraktı
Tanrı nihayet Bozkurt şeklinde geldi ve kızlarla evlendi Bu evlenmeden bozkurt ruhu taşıyan Dokuz Oğuz - On Uygur çocukları doğdu

Göç Destanı
Uygurların hükümdarının Çinlilerle savaşmamak için Çin prensesiyle evlenmek istemesi ve Çinlilerin bu prenses karşılığında Türklerce kutsal sayılan bir taşı almalarını anlatır Taş gidince Uygur ülkesine felaket çöker Uygur halkı Beş Balıg denilen yere yerleşir Destanın en önemli özelliği değersiz bir kaya parçasının bile hiçbir şey uğruna düşmana verilmeyeceği inancını anlatmasıdır
İslamiyetten sonraki destanları Halk edebiyatında anlatacağız
Türklerden başka milletlerin de tarihi destanları vardır: Bunlar doğal destanlardırBunları şu şekilde sıralayabiliriz
Almanların
Nibelungen
Finlilerin
Kalevala
Fransızların
Chanson de Roland
İngilizlerin
Robin Hood
Yunanlıların
İlyada ve Odysse
Rusların
İgor
Hintlilerin
Mahabarata ve Ramayana
İranlıların
Şehname
Japonların
Şinto

2 Yazılı Edebiyat
Türklerin yazılı eserler ortaya koymasıyla başlar Yazılı Türk edebiyatının, bugün elimizde sağlam vesikaları bulunan başlangıcı MS VIII asra aittir Bu vesikalar ilk ulusal alfabemiz olan Gök-Türk yazısıyla yazılmış Gök-Türk yazıtlarıdır Yazıtlardaki alfabenin işlenmişliğine bakılırsa bu yazı dilinin çok eski çağlarda da kullanılmış olması muhtemeldir Nitekim V asırda yazıldığı söylenen ve Kırgızlara ait olduğu bilinen Yenisey Yazıtlarında da aynı alfabenin kullanıldığı görülmektedir

Gök-Türk Yazıtları (Orhun Abideleri)
Türk edebiyatının ilk yazılı örnekleri, taşlar üzerine yazılarak bırakılmış eserlerdir Bunlar üç taş halindedir Bunlardan birincisi 720 yılında Tonyukuk tarafından diktirilen ve yine Tonyukuk tarafından yazdırılan taştır Diğer iki kitabeden birisi 732 yılında Kültigin adına, diğeri 735 yılında Bilge Kağan adına dikilmiştir
Yazıtlarda kullanılan dil, yabancı tesirlerden uzak, sade bir dildir Yer yer realist bir tarih dili, yer yer milli ve sosyal eleştiri cümleleri, yer yer kudretli bir hitabet dili ile yazılmıştır
Yazıtlarda Türk milletinin benliğini unutmaması gerektiği, düşmanın tatlı sözlerine, hediyelerine aldanmayıp vatanın birlik ve beraberliği için çalışılması gerektiği anlatılmıştır Yazıtlar aynı zamanda Türk boylarının isimlerini içeren yazılı bir belgedir
Yazıtlardan XIII yüzyılda Cüveyni, “Tarih-i Cihangüşa" adlı eserinde söz etmiş ancak bu pek ilgi görmemiştir Yazıtları Avrupa ilmine ilk kez Strahlenberg isimli bir İsveç subayı tanıtmıştır Yazılar ise 1893'te Danimarkalı Prof Thomsen tarafından çözülmüştür 1922'de tamamı okunarak yayınlanmıştır
Türklerin İslamiyetten önce kullandıkları bir diğer alfabe de Uygur alfabesidir Bu, Uygurların oluşturduğu bir alfabe olmayıp Mani dinine mensup Soğdak yazısıdır Uygurlar Mani dinini kabul edince o dinin alfabesini de kabullenmişlerdir Bu alfabeyle yazılan Altun Yaruk ve Sekiz Yükmek adlı eserler Budizm’i anlatan dini metinlerdir

İslam Etkisindeki Türk Edebiyatı
İslamiyetin Kabulü, Türklerde büyük değişiklikler yaptı Yaşayışları, kültürleri yeni dinle şekillendi ve dolayısıyla bu, sanatlarında da oldukça geniş bir değişiklik yaptı Bu sırada İslamı yerinde öğrenmek için birçok Türk aydını Arap ve Fars diyarlarına gitti Burada Arapça ve Farsçayı çok iyi öğrenen aydınları, bu dillerin son derece gelişmiş ince edebiyatları büyük ölçüde etkiledi Bu edebiyatı Türkçe’ye uygulamak istediler ve böylece yeni bir edebiyatın başlamasını sağladılar Sonuçta Batıyla tanışana kadar sürecek yaklaşık on asırlık bir edebiyat başlamış oldu

İlk Sanatçılar ve İlk Eserler
İslamiyetle VIII yüzyılda tanışmasına rağmen Türklerin elimizde bulunan ilk İslami eserleri XI yüzyılda yazılmıştır Ancak bunlara ilk İslami eser demek de zordur Çünkü eserlerdeki üslup, onlardan önce bu tarz eserlerin olduğu izlenimi vermektedir Ancak bunlar tarih içinde kaybolmuştur Belki tarihi araştırmalar ileride daha eski örnekleri ortaya çıkarır
Şimdi elimizde bulunan ilk İslami eserleri inceleyelim

Kutadgu Bilig
Yusuf Has Hacib tarafından yazılan bu eser elimizdeki en eski İslami eserdir
Kutluluk bilgisi, saadet bilgisi, devlet olma bilgisi anlamındadır Kitap gerek fert olarak gerekse toplum halinde yaşayan insanların, iyi bir siyasetle idare edilip, dünyada ve ahirette mesut olabilmeleri için tutulacak yolları gösterir Bu yönüyle bu kitaba bir “siyasetname” denebilir Eser mesnevi nazım biçimiyle yazılmış olup 6645 beyittir Aruz ölçüsüyle yazılan beyitler dışında, Türk şiirine has dörtlükler, cinaslar da görülür
Hakaniye lehçesiyle yazılmış olan eserde kelimelerin çoğu Türkçe olmasına rağmen özellikle dini terimlerin Arapça olduğu görülür Az da olsa Farsça sözcüklere rastlamak da mümkündür Eserde dört şahıs konuşturulur Aslında bunlar sembolik şahıslardır Bunlardan Güntoğdu adlı hükümdar, adaleti; Aytoldı adlı vezir, saadeti; Öğdülmüş adlı vezirin oğlu aklı; Odgurmuş adlı bir dindar da kanaat etmeyi temsil eder
Eser 1070 yılında Tabgaç Buğra Han’a sunulmuştur

Divan-ı Lügat’it Türk
Kaşgarlı Mahmut tarafından yazılan bu eser Türkçenin ilk sözlüğü ve dilbilgisi kitabıdır Ancak hazırlanışı ve içindekiler bakımından devrinin dili, tarihi, coğrafyası ve sosyolojisi hakkında değerli bilgilerle zengin bir milli kültür hazinesidir
Eser, Türk dilini Araplara öğretmek amacıyla yazılmış, bu nedenle Arap diliyle kaleme alınmıştır Arapça olmakla beraber içinde o devir için çok sayıda Türkçe kelime ile Türk Halk edebiyatından ve halk dilinden alınmış çok sayıda şiir örnekleri, Türkçe deyimler ve atasözleri vardır Türkçe kelimelerin sayısı 7500'den fazladır
Divan-ı Lügat’it Türk’teki Türkçe örnekler, Gök-Türk yazıtlarından bu yana bize kadar ulaşan en eski Türk edebiyatı hatıralarıdır Bunlar arasında koşuklar, sagular, destan parçaları vardır

Atabet’ül Hakayık
Edip Ahmet Yükneki tarafından yazılan bu eser Kutadgu Bilig’den yarım asır sonra gelir Kitabın adı “Hakikatlar eşiği” anl----- gelir Eser Sipehsalar Mehmet Bey adlı birine sunulmuştur
Bütünü, gazel şeklinde söylenmiş 46 beyit ve 101 dörtlükten oluşur Aruz ölçüsüyle ve Kutadgu Bilig’in kalıbıyla yazılmıştır
Eserin konusu tamamen dini ve ahlakidir Yazar, bu eserle didaktik bir vaaz ve nasihat kitabı yazmak istemiştir Eserde dindarlığın faziletlerinden, ilmin mutluluğa götüren yol olduğundan söz edilir
XI asırda yazılan bu üç eserle, Türk edebiyatına yeni bir kapı açılmıştır Artık Türk aydınının önünde Arap ve Fars edebiyatları gibi iki klasik edebiyat vardı
• • •
Ancak aydınların bu tercihinin, halkın tümüne yayıldığını söylemek zordur Halk arasında ozan denilen saz şairleri etkisini hiç kaybetmemiş, özellikle göçebe boylar arasında aynı işlevini sürdürmüştür Ancak müslüman olan ozanların şiirlerini, destan ve koşuklarını İslami motifle süslememeleri beklenemezdi Bunun açık tesirini İslamiyetten sonra oluşan Türk destanlarında görüyoruz Bunlardan önemlileri şunlardır

Satuk Buğra Han Destanı
Müslüman olan ilk Türk devletini kuran Satuk Buğra Han’ı anlatan destan, birtakım olayları ve coğrafi mekanları doğru vermesine rağmen tarih kabul edilemeyecek kadar destansı ve hayali motiflerle süslüdür 9 ve 10 asırda oluşmuştur Eski Türk destanlarındaki motifler İslami anlayışla değiştirilmiş ve müslümanlarla kafirlerin savaşı haline dönüşmüştür

Manas Destanı
Kırgız Türkleri arasında 11 ve 12 asırlarda oluşmaya başlamış, kısa zamanda büyük bir Türk destanı halini almıştır Destanda Manas adlı bir kahramanın kafirlerle savaşları anlatılır Elbette halk kültüründe oluştuğundan eski destanlardan motifler de alınmıştır Destan Kırgız Türkçesiyle yazılmıştır

Cengiz Destanı
Ortaasya’da 13 asırda oluşan ve Moğol hükümdarı Cengiz’in hayatını ve savaşlarını anlatan destandır
• • •
İslamiyetin kabulünden sonra Ortaasya’da görülen bir diğer edebiyat da Tasavvuf edebiyatıdır
Tasavvuf, İslamiyeti yaymak için kurulan tekke ve tarikatların oluşturduğu bir akımdır Tek amacı Allah’ı tanıtmak, sevdirmek, hissettirmektir Bu amaçla ilk tarikat Ortaasya’da 12yüzyılda görülür Bu tarikatı kuran ve hemen yaşadığı asırdan başlayarak binlerce Türk insanı üzerinde asırlar boyu, derin tesir bırakan ilk büyük mutasavvıf Hoca Ahmet Yesevi’dir

Hoca Ahmet Yesevi
Yesevi çok sevilen tarikatıyla, Ortaasya Türkleri arasında İslamın yerleşip genişlemesini sağlamıştır İslamla ilgili sözlerini Divan-ı Hikmet adını verdiği kitapta toplamıştır
Bu eserdeki şiirler dil, ölçü, şekil gibi dış unsurları bakımından halk şiirine yakındır Sade bir Türkçeyle 7'li ve 12'li hece kalıplarıyla söylenen bu şiirler dörtlükler halindedir Ancak çok az da olsa aruzla söylenen dörtlükler de vardır
Divan-ı Hikmet bu dönemde ele geçen diğer eserler gibi Hakaniye Lehçesiyle yazılmıştır Eserde Allah aşkına, peygamber sevgisine, ibadete, cennet ve cehenneme, Allah’tan başkasına duyulan sevginin gönülden çıkarılmasına dair birçok manzume sıralanmıştır
Yesevi’nin tarikatında eğitilmiş birçok mürit göç eden boylarla beraber Anadolu’ya gelmiş, tarikatın öğretilerini burada yayarak yeni tarikatlerin kurulmasına katkıda bulunmuştur
• • •
1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra Türklere Anadolu’nun kapıları tamamen açılmış ve Türk boyları akın akın Anadolu’ya göç etmiştir Özellikle 12 yüzyılda yoğun bir göç dalgası Anadolu’nun tümüne yayılmış, müslüman Türk nüfusu bir hayli artmıştır Elbette bu nüfusla beraber büyük bir kültür ve medeniyet de gelmiş, Ortaasya Türk kültürü yeni bir koldan gelişmeye başlamıştır Yaklaşık iki yüz yıl Anadolu’ya yerleşmeye çalışan Türkler bundan sonra yeni eserler vermeye başlamış ve böylece “Anadolu Türk Edebiyatı” başlamıştır

 

Selim is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Alt 08-01-2008   #2
Profil Bilgileri
Standart --->: Türk edebiyatı tarihi



TÜRK EDEBİYATI

TÜRK EDEBİYATI’NIN BÖLÜMLERİ
Türk Edebiyatı’nı ,tarih boyunca yaşanan kültür değişmelerine bağlı olarak üç ana bö-lümde inceliyoruz:
I İslam’dan Önceki Türk Edebiyatı
II İslam Kültürü Etkisindeki Türk Edebiyatı
III Batı Kültürü Etkisindeki Türk Edebiyatı
I İSLAM’DAN ÖNCEKİ TÜRK EDEBİYATI

Türk’ler, İslam’dan önce “Şamanizm, Maniheizm , Budizm” gibi dinlerin etkisiyle bir edebiyat oluşturmuşlardır MSXI yüzyıla kadar süren bu edebiyatı ikiye ayırıyoruz:
A SÖZLÜ EDEBİYAT
MSVIII yüzyıla gelinceye kadar Türklerin yazılı bir edebiyatı yoktur Şiirler sözlü olarak üretilmekte, kulaktan kulağa yayılarak varlıklarını sürdürmektedir Bu dönemde ortaya çıkan türlerin başlıcaları şunlardır:
KOŞUK
“Sığır denilen sürek avları sırasında söylenen lirik doğa şiirleridir “Kopuz” eşliğinde söylenir Halk şiirindeki koşmalara benzer Dörtlük birimi ve hece ölçüsüyle oluşturulur
SAGU
“Yuğ” adı verilen cenaze törenlerinde söylenen bu şiirler, Halk Edebiyatı’ndaki ağıtların en eski biçimleridir Ölen kişinin iyiliğinden, ölümünün doğurduğu acıdan söz eder Nazım biri-mi dörtlük, ölçü hecedir Sözlü gelenek içinde ortaya çıkan bu şiirlerden yalnız ikisi günümüze kadar gelebilmiştir Bunlar, sakaların komutanı Alp Er Tunga ile Batı Hun Devleti hükümdarı Atilla’nın ölümü üzerine söylenmiştir
SAV
Günümüzdeki atasözlerinin ilk örnekleri olan özlü sözlerdir Bunların birçoğunu, Kaşgarlı Mahmut’un ünlü eseri Divan ü Lugat-it Türk’te buluyoruz Kimilerinin ölçü ve uyak izlerini taşıdığına bakarak, savların ve atasözlerinin manzum biçimde doğup sonradan düzyazı niteliği kazandığını söyleyebiliriz
DESTAN
İslam öncesi sözlü edebiyatın en yaygın şiir türüdür Destanların bir kısmı evrenin, Dün-ya’nın ,insanın nasıl oluştuğunu anlatır Bir kısmı ise, konularını tarihten, toplumu derinden etkileyen olaylardan alır
Bütün destanlar, şu ortak özelliklere sahiptir:
1Manzumdurlar
2Anonimdirler
3Zamanla türlü değişikliklere uğrayabilirler
4Olay ve kişiler olağanüstüdür
Destanlar, oluşum biçimlerine göre üçe ayrılır:
1DOĞAL(TABİİ) DESTAN
Önce bir şair tarafından söylenen, zamanla şairi unutularak anonimleşen destanlardır Bunlar,dilden dile dolaşırken büyük değişikliklere uğrar Örneğin, Ergenekon Destanı, bir do-ğal destandır
2YAPMA (SUNİ) DESTAN
Doğal destandan temel farkı, anonim nitelik taşımamasıdır Bir şair tarafından, doğal des-tanlara benzetilerek yazılır Örneğin Tasso’nun Kurtarılmış Kudüs, Fazıl Hüsnü Dağlarca’ nın Üç Şehitler Destanı adlı eserleri, birer yapma destandır
3ULUSAL (MİLLİ) DESTAN
Bir ulusa özgü destanların birleştirilerek tek destan haline getirilmesine denir Yunanlıların İlliada, Odysseia; Almanların Nibelungen, Gudrun ; Hintlilerin Ramayana, Mahabarata ; İranlıların Şehname ; Finlilerin Kalevala adlı destanların, bu türün örnekleridir


TÜRK DESTANLARI
Köktürk (Göktürk) Destanı : Birbirini tamamlayan Ergenekon Destanı ve Bozkurt Destanı’ ndan oluşur Bunlarda Türklerin tarih sahnesine nasıl çıktıkları ve hangi soydan gel-dikleri üzerine efsaneler anlatılır
1 Uygur Destanı : türeyiş Destanı ve Göç Destanı olmak üzere iki destandan olu-şur İlki Uygurların var oluşunu, ikincisi yurtlarından göç etmek zorunda kalışlarını an-latır
2 Saka Destanı : Saka Türklerine ait bu destan da, Şu Destanı ve Alp Er Tunga Destanı olmak üzere iki parçadan oluşur Bunlar Şu ve Alp Er Tunga adlarındaki komutanların hayat hikayeleri üzerine kurulmuştur
3 Hun Destanı : Oğuz Kağan Destanı diye bilinir Büyük bir ihtimalle, Hun hükümdarı Mete’nin hayatını konu alır; ancak onu olağanüstü niteliklere büründürerek anlatır Bu destan, daha sonra değişikliklere uğrayarak İslami bir nitelik kazanmıştır
BYAZILI EDEBİYAT
Türk yazılı edebiyatının ilk örnekleri Orhun Yazıtları’dır Köktürklerden kalan bu yazıt-lar,üç mezar taşından ibarettir İsveçli Strahhlenberg tarafından, Orhun Irmağı kıyısında bu-lunmuş ; WThomsen tarafından okunmuştur 38 harfli Köktürk alfabesiyle yazılan bu yazıt-lar, Kültigin, Bilge Kağan ve Vezir Tonyukuk adına dikilmiştir Yazılar, Yolug Tigin tara-fından taşlara kazınarak yazılmıştır
Köktürk Yazıtları’nda, Köktürk tarihi konu edinilir Devletin güçsüzleşmesi, Türk ulu-sunun bağımsızlığını yitirip Çin egemenliği altına girmesi, sonra yeniden güçlenmesiyle ilgili gelişmeler ve bunların nedenleri üzerine durulur Bu tarihi olayların anlatımında kullanılan Türkçe, oldukça gelişmiş bir kültür dili olarak karşımıza çıkmaktadır
Türk yazılı edebiyatı, Uygurlar devrinde daha da gelişmiştir 14 harfli Uygur alfabesiyle yazılan eserler, Budizm’in etkilerini taşır
IIİSLAM KÜLTÜRÜ ETKİSİNDEKİ TÜRK EDEBİYATI
Türkler, X yüzyıldan itibaren İslamiyet’i kitleler halinde kabul etmeye başlamışlardır Bu-nun sonucu olarak, İslam kültürüne bağlı bir edebiyat ortaya çıkmıştır Türkçe’de Arapça ve Farsça etkilerinin duyulmaya başladığı, aruz ölçüsünün ilk kez kullanıldığı eserler,XI yüzyılda verilmiştir Bu ilk İslami eserlerin başlıcaları şunlardır:
KUTADGU BİLİG
Eserin adı “mutluluk veren bilgi” anlamına gelir Yazarı, Yusuf Has Hacip’tir Karahanlılar zamanında (XI yüzyıl-1070) yazılmış, ideal bir devlet yönetiminin nasıl olması gerektiği üzerinde durulmuştur Esrin dilinde henüz Arapça ve Farsça etkisi yoktur Birimi be-yit, ölçüsü aruz, kalıbı fe u lün/fe u lün /fe ul’dür Bilinen üç nüshası, bugün Fergana, Viyana ve Mısır’da bulunmaktadır
DİVAN Ü LUGAT-İT TÜRK
Eserin adı, “Türk Dili’nin toplu(genel) Sözlüğü” anlamına gelir Adından da anlaşılacağı gibi, eser bir sözlüktür; Araplara Türkçe’yi öğretmek amacıyla yazılmıştır Bundan dolayı, Türkçe’nin Arapça karşısında savunulduğu bir eser olarak değerlendirilir Eserde Türkçe sözcük-lerin anlamları Arapça’yla açıklanmakta ve her maddeden sonra birtakım Türkçe metinler örnek olarak verilmektedir Kaşgarlı Mahmut tarafından XI yüzyılda yazılan eserin asıl önemi de, işte bu derleme Türkçe metinlerden ileri gelmektedir; yani eser, zengin bir folklor kaynağı du-rumundadır
ATABETÜ’L-HAKAYIK
Eserin adı “gerçeklerin eşiği” anlamına gelmektedir Yazarı Edip Ahmet’tir Eserde hem dörtlük, hem de beyit nazım birimleri kullanılmıştır Ölçü aruzdur Okuyucuya dini öğütler veren eser, anlatım yönünden kurudur; didaktik özelliklere sahiptir; XII yüzyılda yazılmıştır
DİVAN-I HİKMET
Ahmet Yesevi tarafından XII yüzyılda yazılan eser, tasavvuf felsefesinin yayılmasını amaçlar Didaktik nitelikli olduğundan, oldukça kuru bir anlatıma sahiptir Türk tasavvuf edebi-yatının ilk örneği sayılır
İSLAMİ TÜRK EDEBİYATI’NIN BÖLÜMLENMESİ
ADİVAN EDEBİYATI

XIII-XIX Yüzyıllar arasında yaşayan bu edebiyat; dil, anlatım, nazım içimleri, ölçü, türler ve
konular bakımından Arap ve Fars edebiyatlarının etkisi altındadır Bu nedenle, Ortadoğu İslam edebiyatlarının bir parçası sayılır
Divan Edebiyatı, “Kuruluş Dönemi” denilen XIII-XIX Yüzyıllar arasında, genellikle Fars Edebiyatının taklidi görünümündedir Şairler kendi sanat kişiliklerini ortaya koyacak yerde, ünlü İran şairleri gibi söylemeye bu dönemde büyük özen gösterirler Osmanlı İmparatorluğu’ nun yükselişe geçtiği XVI yüzyıldan itibaren, bu taklitçi anlayışın “Olgunluk Dönemini” ni yaşa-maya başladığı, hatta Divan şairlerinin kendilerini İran şairlerinden üstün sayar bir tavır takın-dıkları görülür
DİVAN EDEBİYATI’NIN TEMEL ÖZELLİKLERİ
1 Bu edebiyatın dili, Arapça, Farsça ve Türkçe’nin söz hazineleriyle dilbilgisi kurallarının birleşmesinden oluşan “Osmanlıca”dır
2 Dil ağır, anlatım genellikle süslüdür
3 Hayattan kopuk bir sanat anlayışı vardır Şairler, toplum ve insanla ilgili sorunla-ra eğilme gereği duymamışlardır ; ancak bazı şiirlerde, toplum hayatını aksatan durumlara değinilmiştir
4 Bu edebiyat, halk kültüründen uzaktır Sanatçılar da çoğu zaman saray ve çev-resinde yetişmişlerdir Onun için Divan Edebiyatı’na “Yüksek Zümre Edebiyatı”,”Saray E-debiyatı” gibi adlar verilmiştir
5 Bu edebiyat, biçimcidir Anlatılan değil, anlatım biçimi daima önde gelir Şiirde sıkı sanat kuralları uygulanır Divan Edebiyatı, bu yönüyle klasizme benzer
6 Başlıca konular aşk, doğa, ölüm, ayrılık, özlem vb’dir
7 Şiirde temel ölçü aruzdur Bazı şairler, hece ölçüsüyle tek tük şiir yazmışlardır
BAŞLICA NAZIM BİÇİMLERİ
GAZEL

Arap Edebiyatı’ndan alınmıştır Aşk, doğa, içki, eğlence konuları işlenir Beyit birimiyle yazılır 5-15 beyit uzunluğundadır Beyitler “AA/BA/CA/DA” uyak düzeniyle sıralanır İlk be-yit matla(doğuş)”, son beyit “makta(kesiş)”, en güzel söylenmiş beyit de “beytü’l-gazel” adını alır Şairin adı, makta beytinde geçer Gazellerde genellikle konu bütünlüğü bulunmaz; yani şiirdeki beyitler, anlamca birbirine bağlı olmaz Anlam bütünlüğü taşıyan gazellere “yek-ahenk gazel” denir
KASİDE
Arap Edebiyatı’ndan alınmıştır Övgü şiiridir Gazel gibi uyaklanır Uzunluğu 33-39 beyit arasında değişir Şu bölümlerden oluşur:
a Nesib(teşbib):Giriş bölümüdür Kasideler, bu bölümde yapılan betimlemelere göre adlandırılır Bahar betimlemesi yapılan kasidelere “kaside-i bahariyye”, kış betim-lemesi yapılanlara “kaside-i şitaiye”, bayram betimlemesi yapılanlara da “kaside-i ıydiyye” denir
b Tegazzül :Kaside içinde güzel söyleme anlamına gelir Bu bölümde aşk, şarap, kadın gibi gazellere özgü konular, lirik bir anlatımla işlenir
c Girizgah Denk düşürerek asıl konuya, yani övgüye giriş yapılan bölümdür
d Methiye : Padişah, sadrazam, vezir, paşa gibi yüksek görevli kişilere ya da din büyüklerine yöneltilen övgünün yapıldığı bölümdür
e Fahriyye : Şairin, kendi şiir yeteneğini övdüğü bölüme verilen addır
f Dua : Kasidenin sonuç bölümüdür Şair, böyle güzel bir şiiri yazıp bitirebildiği için dua ederek kasidesini tamamlar
Daha sonra, Tanzimat döneminde de kaside nazım biçimi kullanılmış;ama kasidenin hem konularında, hem biçiminde değişiklik yapılmıştır
Kasideler, konularına göre dörde ayrılır:
a Methiyye : Ünlü, saygın kişilerin övüldüğü kasidelerdir
b Tevhid :Allah’ın birliğini konu edinen ve onu öven kasidelere denir
c Münacaat : Allah’a yalvarış amacıyla yazılır
d Na’t : Hz Muhammed’in övgüsünü yapmak için yazılan kasidelerdir






MESNEVİ
Divan Edebiyatı’na Fars Edebiyatı’ndan geçmiş olup uzun manzum öykülerdir Beyit biri-miyle, türlü aruz kalıplarıyla yazılır Beyitler “AA/BB/CC/DD” biçimiyle kendi aralarında uyaklanır İslami edebiyatın ortak konularını işler
ŞARKI
Divan Edebiyatı’nda XVIIIyüzyılda kullanılmaya başlayan bir nazım biçimidir Dörtlüklerle yazılır Halk Edebiyatı’ndaki koşma nazım biçiminin etkisiyle doğduğu söylenir Dörtlükler “AAAA/BBBA/CCCA” biçiminde uyaklanır Aşk, doğa, içki, kadın gibi dünyevi konular işlenir
RUBAİ
Tek dörtlükten oluşan, “AABA” uyak düzeniyle ve aruzun özel kalıplarıyla yazılan; aşk, hayat, insan gibi konuları ve felsefi düşünceleri işleyen bir nazım içimidir Fars Edebiyatı’ndan Divan Edebiyatı’na geçmiştir Dünyaca ünlü temsilcisi, İranlı şair Ömer Hayyam’dır
TERKİB-İ BEND
“Bend” adı verilen bölümlerden oluşur Her ben ; bir “hane” ve bir “vasıta” bölümünü kapsar Haneler 5-15 beyit uzunluğunda olup “AA/BA/CA/DA” biçiminde uyaklanır Vasıta ise , tek beyittir Vasıtanın dizeleri kendi aralarında uyaklıdır Bendler değiştikçe, aynı uyak düzeni, başka uyak sözcükleriyle tekrarlanır
TERCİ-İ BEND
Konu ve biçim bakımından terkib-i bende benzer Ondan tek farkı, vasıta beytinin her bendden sonra değişmemesidir
MURABBA
Dörtlüklerden oluşur “AAAA/BBBA/CCCA” biçiminde uyaklanır Bu biçim özellliğiyle şarkıdan farkı yoktur Murabba ile şarkıyı ayıran tek fark, şarkıların bir besteye bağlanmasıdır
MÜSTEZAT
Bir manzumenin uzun dizelerinden sonra kısa dizeler getirilmesiyle oluşur Uzun ve kısa dizeler, kendi aralarında gazel gibi uyaklanır Kısa dizelere “ziyade” denir Uzun dizelerde aru-zun “mef u lü/me fa i lü /fe u lün”; kısa dizelerde ise “mef u lü /fe u lün” kalıbı kullanılır Batı Edebiyatı etkisi altına girildikten sonra, bu nazım biçimindeki kuralların gevşetilmesiyle “serbest müstezat” denilen yeni bir nazım biçimi ortaya çıkmıştır
BAŞLICA DİVAN ŞAİRLERİ
HOCA DEHHANİ

XIIIyüzyılda yaşamıştır Bilinen ilk Divan şairidir Anadolu’ya Horasan’dan gelmiştir Sel-çuklu sultanı III Alaattin Keykubat’ın buyruğuyla yazdığı Selçuklu Şehnamesi’nin yanı sıra bir kasidesi ve dokuz gazeli bilinmektedir
MEVLANA
XIIIyüzyılda yaşamıştır Birkaç Türkçe beyit dışında, tüm şiirlerini Farsça ile yazan ünlü tasavvuf şairidir Oğlu Sultan Veled de tasavvufi konuları işleyen bir şair olarak bilinir Mes-nevi, Divan-ı Kebir, Mektubat, tanınmış eserleridir
ŞEYHİ

XVyüzyıl Divan şairlerindendir Aynı zamanda, devrinin ünlü doktorlarından biridir Divan Edebiyatı’nın belirginleşmeye başlayan kurallarını derli toplu biçimde uygulayan ilk şairler ara-sında yer alır Bir Divan’ı ve Husrev ü Şirin, Harname adlı iki mesnevisi vardır Harname, olmayacak umutlara kapılan, sonunda elindekileri de yitiren kişileri yermek için yazılmış bir hicivdir Şair, bu eseri kendi hayatını esas alarak yazmıştır
SÜLEYMAN ÇELEBİ
XVyüzyıl şairlerindendir Çağına göre sade bir dille, mesnevi biçiminde yazdığı Vesiletü’n-Necat (Mevlid) adlı eseriyle tanınır Onun açtığı bu çığırda çok sayıda eser yazılmış olmasına karşın, bulardan hiçbiri, Süleyman Çelebi’nin Mevlid’i kadar yaygınlaşıp benimsen-memiştir
ALİ ŞİR NEVAİ
Çağatay Edebiyatı’nın XVyüzyılda yetiştirdiği büyük şair ve bilim adamıdır Ferhat ü Şi-rin, gibi mesnevileri yanı sıra Muhakemetü’l-Lugateyn adlı eseri, aydınların Türkçe’yi sa-vunması ve onu Farsça’dan üstün bir olarak göstermesiyle dikkati çeker Şairin öteki eserleri ise Mecalisü’n-Nefais ve Mizanü’l-Evzan’dır


BAKİ
XVIyüzyılın ünlü şairlerindendir Din dışı konuları işlemiş, gazel tarzının en başarılı şairle-ri arasında yer almıştır Hayatı, her anı zevkle geçirilmesi geren bir olgu olarak değerlendirir ve şiirlerine öylece yansıtır Edebi sanatları, söz oyunlarını kullanmakta ustadır Mesnevi tarzında eser vermeyen şairin Divan’ı vardır
FUZULİ
XVIyüzyılın, Baki gibi ünlü şairidir Türkçe’nin yanı sıra Arapça ve Farsça’yı da öğrenmiş, bu üç dilde divanlar yazmıştır Şiirlerinde Azeri lehçesini kullanan şair, Baki’nin tersine, hayatı bir sınav olarak görür; insanın aşk acısıyla olgunlaşacağına inanır Hayata bu yaklaşımında, tasavvuf felsefesine duyduğu ilginin rolü vardır Divan Edebiyatı’nın en lirik şairi olan Fuzuli, gazel alanında üstün başarı sağlamış; ayrıca Leyla vü Mecnun, Beng ü Bade gibi mesnevile-riyle tanınmıştır Öteki eserleri Haddikatü’s-Süeda, Şikayet-name(mektup türünde ) , Sıh-hat ü Maraz, vb’dir
NEFİ
XVIIyüzyıl Divan Edebiyatı’nın ünlü şairidir Sert kişiliği, onu çağının en büyük hicivcisi yapmış; zamanın vezirlerinden Bayram Paşa’yı, hatta IVMurat’ı hicveden şiirleri, hayatına mal olmuştur Övgü ve yergileri hep abartmalıdır Gösterişli, ağır bir dili vardır Kaside alanındaki başarısıyla dikkati çeken şairin Türkçe ve Farsça divanlarından başka, hicivlerini topladığı Siham-ı Kaza adlı bir eseri vardır
ŞEYH GALİP
XVIIIyüzyıl şairlerindendir Mevleviliği benimsemiştir Hayal gücünün zenginliği ve hayal-lerinin özgünlüğüyle diğer Divan şairlerinden ayrılır Divan’ından başka, alegorik tarzda yazdığı ve tasavvufu türlü aşamalarıyla anlattığı Hüsn ü Aşk adlı mesnevisi vardır
DİVAN EDEBİYATI’NDA DÜZYAZI
Divan, şiire ağırlık veren bir edebiyattır Düzyazı, ancak bilimsel çalışmalarda, tarihlerde, kimi sanatsal metinlerde ve gezi türü eserlerde kullanılmıştır
Divan Edebiyatı’nda düzyazılar, yazılış amacı ve dil tutumu dikkate alınarak üçe ayrılır:
1 Sanatlı(süslü) Düzyazı
Söz ustalığı göstermek amacıyla yazılır Sinan Paşa’nın Tazarru’at adlı eseri, bu türün en tanınmış örneğidir Sanatlı düzyazıya inşa denir
2 Orta Düzyazı
Yer yer ağır ve süslü, yer yer sade bir dille yazılan düzyazılardır Genellikle tarih kitapla-rında bu düzyazı türü görülür Osmanlılar zamanında tarihçilik,”vakanüvis” adı altında yürütü-len bir tür memurluktu Sarayda görevlendirilen vakanüvisler, önemli önemsiz her olayı günü gününe notlar halinde yazarlardı Bu eserler, olay anlatımına dayalı olduğundan, bilimsel tarih anlayışıyla bağdaşmaz Divan döneminin başlıca tarihçileri arasında Aşıkpaşazade ,Ali, Ebülgazi Bahadır Han,Naima, Peçevi, Mütercim Asım sayılabilir
3 Sade Düzyazı
Dil ve anlatım ustalığının değil, ele alınan konunun önem taşıdığı düzyazı türüdür Bu an-layış nedeniyle, sade düzyazılarda ustaca söz söyleme çabası görülmez; dil açık, yalın, doğal-dır Bu düzyazı türünü kullananlardan başlıcaları şunlardır: Mercimek Ahmet , Katip Çele-bi, Evliya Çelebi (Eserieyahatname)
B HALK EDEBİYATI
Halk Edebiyatı, sözlü edebiyatın uzantısıdır Halkın yarattığı sözlü eserlerden oluşur Dil, biçim, konular, duyarlıklar bakımından halk kültürüne sıkı sıkıya bağlıdır
HALK EDEBİYATI’NIN TEMEL ÖZELLİKLERİ

1 Bu edebiyat, halk diline bağlıdır
2 Dil ve anlatımda süslü söyleyişe yöneliş yoktur Genellikle yalın anlatım kullanılır
3 Halkın içinden doğan eserler, konu, tema ve duyarlık bakımından halkın hayatına sıkı sıkıya bağlıdır
4 Şairler, genellikle okumamış kişilerdir
5 Dörtlük birimi esastır
6 Şairlerde , milli ölçü olan hece ölçüsü kullanılır
7 Aşk, doğa, ayrılık, özlem, dil, tasavvuf konularının yanı sıra toplum hayatını ilgilendi-ren sorunlara da sık sık eğilen şairler, bunlarla ilgili eleştiriler getirirler

BAŞLICA NAZIM BİÇİMLERİ
Halk şiirindeki nazım biçimlerini iki ana öbekte inceliyoruz:
1MANİ TİPİ
Maniler, anonim, lirik şiirlerdir,”AABA” uyak düzeniyle, 7’li hece ölçüsünün 4-3 durağıyla söylenir Ana tema sevgidir Dört dizeden oluşan manilere “düz mani” denir Üç dizeden olu-şan ve “ABA” biçiminde uyaklanan maniler “kesik mani”, beş dizeden oluşan ve “ABACA” biçiminde uyaklanan maniler “genişletilmiş mani”, uyakları cinaslı sözcüklerden seçilen ma-niler ise “ cinaslı mani” adını alır
2KOŞMA TİPİ
Koşma tipi nazım biçimlerinin kalıplaşmış bir yapısı vardır Hepsi, dörtlüklerle ve değiş-mez bir uyak düzeniyle (ABAB/CCCB/DDDB, AAAB/CCCB/DDDB ya da –B-B/CCCB/DDDB) söylenir Bunlar, kullanılan ölçü kalıbı, uzunluk-kısalık, konular bakımından farklılıklar taşır Koşma tipi nazım biçimlerinin başlıcaları şunlardır:
KOŞMA
Kısa, lirik şiirlerdir Dörtlüklerle, AABA(-A-A)/CCCA/DDDA uyak düzeniyle, hece ölçü-sünün 6-5 ya da 4-4-3 duraklı 11’li kalıbıyla söylenir aşk ve doğa konularının yanı sıra,ayrılık, özlem, yalnızlık,gurbet, sıla, ölüm gibi temaları işler Genellikle saz eşliğinde, ezgiyle söylenen koşmalar, ezginin niteliğine göre “Acemi koşması,Ankara koşması, topal koşma, kesik kerem” gibi türlere ayrılır
DESTAN
Biri, sözlü gelenekte evrenin ve insanın oluşumunu, toplumu derinden etkileyen olayları olağanüstülükler katarak anlatan uzun manzum öyküler; öteki Halk Edebiyatı’nda bir nazım biçimi olmak üzere iki ayrı destan vardır Birinci tür olan destanla ilgili bilgileri “İslam’dan Önceki Türk Edebiyat’ı” başlığı altında verildi Nazım biçimi olan destan ise, ölçü, duraklar, uyak düzeni bakımından koşmaya benzer; ancak destanlar, konularıyla koşmadan ayrılır Bun-larda, genellikle bir yöre halkı üzerinde derin etki yaratan olaylar ve bunların uyandırdığı ortak duygular dile getirilir Bir kısım destanlar ise mizahidir Bunlarda 11’li hecenin yanı sıra, 7’li ve 8’li hecede kullanılmaktadır Destanı koşmadan ayıran bir başka özellik ise, bunların uzun ol-masıdır
SEMAİ
Uyaklanışı koşmaya benzer 8’li hece ölçüsünün 4-4 durağıyla ve özel bir ezgi eşliğinde söylenir Konuları, koşmada olduğu gibi aşk, doğadır
VARSAĞI
Uyak düzeni ve ölçüsü semai gibidir; ancak ezgisinin niteliği ve konusu ondan farklıdır Varsağıda yiğitçe bir söyleyiş vardır Bu nedenle de “Bre!Hey!Behey!” gibi ünlemlerle başlar
TÜRKÜ
Hece ölçüsünün türlü kalıplarıyla söylenen ezgili, anonim şiirlerdir Bazen de kime ait ol-duğu bilinen şiirler, türkü formlarıyla söylenir Türkülerde genellikle iki bölüm bulunur Birinci-si, şiirin iskeletini oluşturan “asıl bölüm” ; ikincisi “kavuştak”tır Kavuştaklar, asıl bölümlerin arasına gelerek onları birbirine bağlar
İLAHİ VE NEFES
Din ve tasavvuf konularının işlendiği şiirlere “ilahi” denir Koşma gibi uyaklanan ilahiler-de 4-4 duraklı 8’li ölçü kullanılır
Bunlar herhangi bir tarikatın görüşlerini yansıtmaz; konuyu genel olarak ele alır
İlahilerin Bektaşi tekkelerinde söylenenlerine “nefes”, Alevi anlayışına bağlı olanlarına ise “deme” adı verilir
İlahi, nefes ve demeler, bestelenerek söylenir
BAŞLICA NAZIM TÜRLERİ
Halk şiirleri, konularına göre türlere ayrılır Bu nazım türleri şöyle sıralanabilir:
GÜZELLEME
Sevgi üstüne söylenen şiirlerdir Bazen de bunlarda doğa güzellikleri karşısında duyulan hayranlık duygusu dile getirilir
KOÇAKLAMA
Konusu yiğitlik,kahramanlık, kavga ve savaş olan şirlerdir,

TAŞLAMA
Bir kişiyi ya da toplumdaki bir aksaklığı yermek amacıyla söylenen şiirlere bu ad verilir
AĞIT
Sözlü Türk Edebiyatı’ndaki saguların Halk Edebiyatı’nda aldığı biçimdir Ölen kişilerin ar-dından söylenir, ölümden doğan acıyı dile getirir Genellikle kadınlar tarafından yakılan ağıtlar, anonim özellik taşır Bununla birlikte, az da olsa, şairi bilinen ağıtlara rastlanmaktadır
MUAMMA
Kapalı bir biçimde anlatılan bir olayın ya da bilginin okuyucu tarafından anlaşılmasını, bunlarla ilgili soruların cevaplandırılmasını isteyen bir tür manzum bilmecedir
NASİHAT
Bir şey öğretmek,bir düşüncenin yayılmasına çalışmak gibi amaçlarla söylenen didaktik şiirlerdir
NOT
“Destan, ilahi, nefes ve deme”, hem birer nazım biçimi, hem de tür olarak değerlendi-rilir
HALK ŞAİRLERİNİN GRUPLANDIRILMASI
Halk şairleri, halk şiirinin yerleşmiş kurallarına bağlı kalmakla birlikte, türlü kültürel ne-denlerle dil, anlatım, ölçü kullanımı bakımından farklı yönelişler içine girebilmektedirler Ayrıca yaşadıkları çevre de onların sanat anlayışlarını farklılaştıran bir etmen olarak karşımızı çıkmak-tadır Halk şairlerini, işte bu gibi noktaları dikkate alarak şöyle ayırıyoruz:
1 GÖÇEBE(GEZGİN) ŞAİRLER
Bir yere bağlı kalmadan gezerler Genellikle eğitim görmedikleri için, Divan Edebiya-tı’ndan etkilenmezler Dilleri sadedir Hece ölçüsüne bağlıdırlar Geleneksel şiir anlayışını sürdü-rürler
2 YENİÇERİ ŞAİRLER
Osmanlılar zamanında askerlik, hayat boyu süren bir meslekti Orduda görev arasında şair-ler yetişmiştir Bunlar, katıldıkları savaşlarla ilgili yiğitlik şiirleriyle dikkati çekerler Dil, anlatım, ölçü bakımından, göçebe şairler gibi geleneksel şiir anlayışına bağlıdırlar
3 KÖYLÜ ŞAİRLER
Hayatları köylerde, kasabalarda geçer Büyük kentlerle ilgileri olmadığı için, kent kültürün-den, Divan Edebiyatı’ndan etkilenmeden, halk şiiri geleneklerine bağlı kalmışlardır
4KENTLİ ŞAİRLER
Genellikle Divan Edebiyatı’nın etkisinde kalırlar Hem Halk, hem de Divan Edebiyatı tarzın-da şiirler söylerler Dillerinde Arapça ve Farsça sözcüklerin oranı yüksektir Hece ölçüsüyle birlik-te aruza da yer verirler
5 TASAVVUF (TEKKE ) ŞAİRLERİ
Tekkelerde yetiştikleri, din ve tasavvuf konusunda eğitim gördükleri için, dilleri, göçebe, yeniçeri ve köylü şairlere göre bazen daha ağırdır Zaman zaman Divan Edebiyatı’nın dil, anla-tım, biçim, ölçü özelliklerini taşıyan şiirler söylerler Örneğin Yunus Emre bile, aruz ölçüsü ve mesnevi düzeniyle Risaletü’n-Nushiyye adlı bir eser vermiştir
HALK ÖYKÜLERİ
Halk öyküleri, destanların zamanla biçim ve öz değişimine uğramaları sonunda ortaya çık-mış sözlü eserlerdir Anonimdir Başlıca türleri şunlardır:
1 DESTAN ÖYKÜLER
Destanlardaki olağanüstülük gibi bazı özellikleri koruyan halk öyküleridir XIII-XIVyüzyılda Doğu Anadolu’da ortaya çıkan Dede Korkut Öyküleri ile Köroğlu Öyküsü, bu türün tanınmış örnekleridir
2 AŞK ÖYKÜLERİ
İki sevgilinin aşkını, bunların kavuşmasını önleyen engellerle mücadelesini anlatan öykü-ler olup en tanınmışları Kerem ile Aslı, Emrah ile Selvi, Asuman ile Zeycan ,Aşık Ga-ripvb’dir
3 DİNİ ÖYKÜLER
İslamiyet’in yayılmasına katkıları olan kişilerin hayatlarını ve mücadelelerini temel alan öykülerdir Hz Ali’nin savaşlarını anlatan Kan Kalesi Cengi, Hayber Kalesi Cengi; Anado-lu’da İslamiyet’in yayılması için mücadele eden komutanların savaşlarını anlatan Battal Gazi Öyküsü, Dnişment Gazi Öyküsü gibi sözlü, anonim eserler, bu türün örnekleri arasında yer alır


BAŞLICA HALK ŞAİRLERİ

YUNUS EMRE

XIII Yüzyıl halk şairidir Hayatı hakkında kesin ve yeterli bilgi yoktur Tasavvuf felsefesi, XII yüzyıldan itibaren Anadolu’ya yayılmaya başlamış; Mevlana , Sultan Velet, Ahmet Fa-kih gibi şairlerle edebiyata girmiştir Varlık- yokluk , İnsan-tanrı-ölüm ilişkilerini güçlü bir kültüğr donanımı ve büyük şiir yeteneğiyle irdeleyerek halka ulaştırabilmiştir
İlahi türü şiirlerinde Halk Edebiyatı’nın geleneklerine bağlı kalmıştır Bunlarda dil sad, an-latım yalın, ölçü hecedir Risaletü’n-Nushiyye adlı dini didaktik eserinde ise, bu gelenekten ayrılarak aruz ölçüsünü, mesnevi nazım biçimini kullanmıştır

HACI BAYRAM VELİ

XIVyüzyıl ikinci yarısıyla XV Yüzyılın ilk yarısında yaşamış bir tasavvuf şairidir Bayramiyye tarikatını kurmuştur Yunus Emre etkisinde sade bir dil ve lirik bir anlatımla dile getirdiği şiirle-rinden yalnızca birkaç tanesi bilinmektedir

KÖROĞLU

XVIyüzyılda yaşadığı sanılan bir halk şairidir III Murat zamanındaki Osmanlı-İran sa-vaşlarına katılan şair, Şirvan ve Tebriz’in alınışı üzerine destan söylemiştir Öteki şiirlerinde yiğitlik, kahramanlık konularını işlemiş olduğundan, halk öyküsündeki Köroğlu ile karıştırıla-bilmektedir

PİR SULTAN ABDAL

XVI yüzyıl tekke-tasavvuf şairlerindendir Sivas’ta yaşamıştır Kanunu zamanında Doğu Anadolu’da patlak veren bir isyana katılmış, yaşadığı olayların izlenimlerini şiirlerinde anlatmış, Hızır Paşa tarafından Sivas’ta idam ettirilmiştir Sanatının belirleyici özellikleri, güçlü ir inanç, sade bir halk dili, coşkun bir lirizm olarak özetlenebilir

KARACAOĞLAN

Hayatı hakkında kesin bilgilere sahip olmadığımız Karacaoğlan’ın XVI ya da XVII yüz-yılda yaşadığı sanılmaktadır Şair Toroslar’da, Türkmen boyları arasında yetişmiş; göçebe bir şair olarak Anadolu içinde ve dışında gezmiştir Geleneksel şiirin dil, anlatım, ölçü anlayışından ayrılmadan aşk, doğa, ölüm, ayrılık gibi temaları işlemiştir;özellikle koşma ve semai biçimlerin-de büyük başarı kazanmıştır

DADALOĞLU

XIXyüzyılda, Çukurova yöresinde yetişen halk şairlerindendir Türkmen boylarının yerle-şik hayata geçirilmesi için 1865’te yöreye yollanan Fırka-i İslahiye adlı Osmanlı ordusuyla Türkmenler arasındaki çatışmalara katılmış, bu olayları yiğitçe bir eda ile koçaklamalarına yan-sıtmıştır Ayrıca aşk ve doğadan söz eden şiirleri de başarılıdır Şiirlerini temiz bir halk diliyle ve hece ölçüsü ile yazmıştır




AŞIK VEYSEL

XX yüzyıl halk şairidir Şarkışla’da doğup büyümüş, Cumhuriyetin onuncu yılında An-kara’ya gelerek şiirlerini okumuş, bundan sonra ünü yayılmaya başlamıştır Çocukluğunda ge-çirdiği çiçek hastalığıyla gözünü kaybeden şair; genellikle gezgin bir hayat sürmüş ; kent kent dolaşarak aşktan, doğadan , kardeşlikten, birlikten, barış içinde yaşamaktan ve insanı insan yapan erdemlerden bahseden şiirlerini saz eşliğinde söylemiş; bu içeriğin halka yakın düşmesi , ona kitlesel bir sevginin doğmasına yol açmıştır Tasavvuf felsefesinin kazandırdığı hoşgörü anlayışı, şiirinin temellerinden biridir Şiirlerini Deyişler, Sazımdan Sesler adlı iki kitapta toplamıştır Son olarak tüm şiirlerini , Ümit Yaşar Oğuzcan tarafından Dostlar Beni Hatır-lasın adıyla yayımlanmıştır

BATI ETKİSİNDE TÜRK EDEBİYATI

1850 yıllarından günümüze kadar sürer Amacı, metod bakımından Batılı, öz ve ruh bakımından milli bir edebiyat yaratmaktır Türk toplumundaki esaslı değişmeleri , fikir ve yeni-lik hareketlerini yansıtır Üç döneme ayrılır :
s1Tanzimat Edebiyatı :1860’ta tercüman-ı ahval gazetesinin yayımlanmasıyla başlar, 1896’ya kadar sürer Sarsıntılar geçiren Osmanlı İmpu durumunu kurtarmak için, ordudan başlayarak ıslahat ve devrim hareketlerine girişiyordu 3 Selim , 2 Mahmut , Abdülmecit dö-nemleri böyle geçmiştir
Bu ortamda Batıcı ve yenilikçi olan şair ve yazarlar, sanatlarını toplum için kullandılar Fransız kültürüyle kültürüyle yetişmiş ,romantik ve ülkücüydüler Divan şiirini yıkmaya çalıştı-lar Çok yönlüydüler: şair,romancı,tiyatro yazarıvb Sanattan çok,fikir ve ülkü peşindedirler; zulme,haksızlığa karşı savaş açarlar Vatan ,millet,hürriyet,adalet,meşrutiyet kavramlarını he-yecanla savunurlar Daha geniş kitlelere seslenebilmek için ,dilde sadelik yanlısıdırlar Hemen hepsi politikacı ve mücadele adamıdırlar Tanzimat ikinci döneminde realizimin etkisi görülür Şiirde konu birliğini sağladılar Aruzla yazdılar Düzyazı dilini şiire uyguladılar Ro-man,hikaye,makale gibi türler,edebiyatımıza bu dönemde girdi İlk tanzimatçılar ,Divan şiirinin nazım biçimlerini kullandılar
1Dönemin Önemli Temsilcileri:

Şinasi:Gazeteci ,şair ve yazardır Tercüman-Ahval(1860),Tavir-i Efkar (1862) gazetelerini çıkardı Fikir adamıdır Eserleri:Şair Evlenmesi(ilk tiyatro),Şiir çevirileri,Türk Atasözleri,Seçme Şiirler
Namık Kemal:Gür sesli vatan şairi,dava ve sanat adamıdır Zulme ve keyfi idareye baş-kaldırdı Şiirlerinde vatan ,millet,hürriyet ülkülerini aşılamıştır
Eserleri:Şiirler,Tiyatroları:Vatan Yahut Silistre,Gülnihal,Akif Bey,Kara Bela,Zavallı Çoçuk,Romanları :İntibah,Cezmi,Biyografileriev-i İstila ,Kanişe,Eleştiri:Tahrib-i Hara-bat,Takip

Ziya Paşa: Tanzimatçılar içinde eskiye en fazla bağlı kalanlardandır Şiirlerinde öğütler, felsefi temalar görülür
Eserleri : Divan, Terkib-i Bend, Zafername(hiciv), Harabat(şiir antolojisi), Veraset Mek-tupları(Makale)

Ahmet Mithat Efendi:İlgi çekici, eğlendirici roman ve hikayeler yazdı Eserleri 200’ün üze-rindedir, halkı aydınlatmıştır Dili sadedir
Eserleri: Letaif-i Rivayet(28 hikaye) , Romanları: Hasan Mellah, Felatun Beyle Rakım E-fendi, Henüz 17 Yaşında, Yeniçeriler, Karnaval

Ahmet Vefik Paşa: Milliyetçilik ve Türkçülük akımlarının ilk büyük temsilicisidir Moliere komedilerinden yaptığı 16 çeviri ve uyarlamayla, Türk tiyatrosuna önemli hizmetler etti
Eserleri: Lehçe-i Osmani, Şecere-i Türk, Moliere’den Zor Nikah, Meraki, Azarya, Zoraki Takip

2Dönemin Önemli Temsilcileri:

Recaizade Mahmut Ekrem : Edebiyat kuramcısı ve şiir eleştirmenidir Romancı ve şairdir
Eserleri:Araba Sevdası(ilk gerçekçi roman), Çok Bilen Çok Yanılır(tiyatro) Zemzeme I-II-III(şiir)
Samipaşazade Sezai: Roman ve hikayecidir Gündelik, gerçekçi hayatı vermiştir
Eserleri: Sergüzeşt, Küçük Şeyler(ilk edebi romandır)

Şemsettin Sami: Türk edebiyatında ilk romanı yazdı Taaşşuk-i Tal’at ve Fitnat Sözlük ve ansiklopedi çalışmaları yaptı Orhun yazıtlarını Türkçe’ye çevirdi
Eserleri : Kemusül Alam , Kamus-i Türki , çeviri: Sefiller

2- Servet-i Fünun Edebiyatı:

Servet-i Fünun edebiyat dergisinin çıkışı (1896) ve kapanışı (1901) arasında sürdü II Abdülhamit’in hiçbir özgürlük tanımayan yönetimi nedeniyle, sosyal konulara eğilememişler-dir; “Sanat için Sanat” ilkesine bağlı kalmışlardır Süslü, seçkin insanların zevklerini okşayan bir üslupları vardır
Bilhassa Fransız edebiyatında , çağdışı olan Sembolizm, Parnasizm’le ilgilenmişlerdir Osmanlı İmp’nun çöküntüsü, halkın cahilliği, ümitsizlik, baskı, sansür ve sürgünler yüzünden ; içe dönük yılgın ve hasta bir edebiyat olmuştur
Bu dönemde kuralsız nazım biçimleri benimsenmiştir Ayrıca Batı’dan sone ve terzarime gibi nazım biçimleri getirilmiştir Ölçü aruzdur
Bu edebiyatta roman ve hikaye, şiirden daha güçlüdür Olayların çevresi İstanbul’dur Fransız realist ve natüralistleri örnek tutulmuştur
Konu bütünlüğüne önem verilmiştir Bazen bir cümle üç-beş dizeye yayılarak, nazım nes-re yakınlaştırılmıştır Temalar , hayal-hakikat çarpışmasıdır; maddilik-manevilik çekişmesi , yalnızlık , tabiata ve sessizliğe sığınmak, “hüzün ve acıdır”

Önemli Temsilcileri

Tevfik Fikret:Bireyci duyguları ,tabiatı , yaşanmış hayat sahnelerini işleyen romantik-lirik şiirler yazdı1901’den sonra sosyal şiirler yazarak didaktik-lirik oldu Nazmı nesre yaklaştırdı
Eserleri:Rübab-ı Şikeste, Haluk’un Defteri Şermin

Cenap Şehabettin : Yeniliklerde öncüdür Parnasizmden biçim güzelliği Sembolizmden kapalı şiir zevkini aldı
Eserleri : evrak-ı Eyyam, Nesr-i Harb, Nesr-i Sulh

Halit Ziya Uşaklıgil : Türk edebiyatının ilk büyük romancısıdır Romanlarının konusu ço-ğunlukla aydın, zengin çevreden seçilmiştir Hikayelerinde halk tabakalarına inmiştir
Eserleri: Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar, Hikaye:İhtiyar Dost, Kadın Peçesi

3- 20 Yüzyıl Türk Edebiyatı:

20yy Türk edebiyatını hazırlayan etmenler : Bazı devletlerin Osmanlı Devletini yıkmaya çalışmaları , İkinci Meşrutiyet, 31 Mart Olayı, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin baskıcı yönetimi, Balkanlarda, Yemen ve Arnavutluk’ta çıkan isyanlar, yeni devletimizin kurulmasıdır






Başlıca Bölümleri:

a) Fecr-i Ati Edebiyatı :

(1909) Servet-i Fünun’dan sonra Batı’yla dil, edebiyat ,bilim alanlarında sıkı bağlar kura-caklarını ileri sürdüler ; fakat pek bir şey yapamadılar En büyük temsilcisi, Fransız semboliz-mini benimseyen Ahmet Haşim’dir
Ahmet Haşim: Bireyci öz şiirin ustalarındandır Ona göre şiirin dili, anlaşılmak için değil, duyulmak içindir Kapalı şiirler yazdı
Eserleri: Şiir:Göl Saatleri, Piyale, Düzyazı: Bize göre, Frankfurt Seyahatnamesi, Gurabahane-i Laklakan

b) Milli Edebiyat Akımı:

(1910-1923):Ömer Seyfettin , Ziya Gökalp ve Ali Canip Yöntem’in Genç Kalemler dergi-sindeki bildirileri, akımın başlangıcıdır
Milli konulara, toplum ve yurt sorunlarına eğilmişlerdir Sade ve süssüz Türkçe’yle yazdı-lar Konuşulan Türkçe’yi yazı dili haline soktular Hikaye ve romanlarda olaylar, İstanbul dışına çıkartıldı Şiirde hece ölçüsü ve koşma biçimi kullanıldı

Önemli Temsilcileri:
Öncüleri :

Mehmet Emin Yurdakul :Yurdumuzun acı gerçeklerini şiirimize ilk defa yansıtmıştır Türki-ye milliyetçiliğini savunur
Eserleri: Türkçe Şiirler, Türk Sazı

Ziya Gökalp: Türk halkının folklor ve tarihini yazdı, araştırdı Sade bir dille toplumsal a-maçlı şiirler yazdı
Eserleri : Düzyazı : Türkleşmek-İslamlaşmak-Muasırlaşmak ,Türkçülüğün Esasları,Şiir: Kızılelma, Altın Işık

Ömer Seyfettin :Bizde Maupassant tarzı hikayenin klasik değeri sayılır Konuları çoçukluğundan, Türk savaş tarihinden, Anadolu efsanelerinden almıştır Tasvir ve tahlile de-ğil, olaya önem verir Türkçülüğü savundu Sade yazmıştır
Eserleri: Bomba, Beyaz Lale, Yalnız Efe

Diğer Şair ve Yazarlar:

Mehmet Akif Ersoy,Yahya Kemal Beyatlı, Halide Edip Adıvar, Refik Halit Karay , Reşat Nu-ri Güntekin, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Falih Rıfkı Atay

Beş Hececiler:

Milli Edebiyat döneminde beş şair, hece ölçüsünü kuvvetle benimsediler Şiirimize katıksız Türkçe’nin yerleşmesinde önemli rol oynadılar Bunlar : Faruk N Çamlıbel , Yusuf ZOrtaç OS Orhan, EB Koryürek, HF Ozansoy’dur

c) Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı (1923-1940) :

Bu dönemde tam anlamıyla yerli ve sade bir dil kullanıldı Konuşma ve yazı dilini birleştir-diler Hece ölçüsünün sesini gizleyerek, iç ahenge yöneldiler


Önemli Temsilcileri:

Ahmet Kutsi Tecer: Anadolu halk motiflerini işlediği duygulu ve memleketçi şiirleriyle ta-nındı
Eserleri : Şiirler, Köşebaşı(tiyatro)

Ahmet Hamdi Tanpınar: sembolizm havası içinde soyut şiirin ve psikolojik roman, hikaye türlerinin ustasıdır
Eserleri: Şiirler, Hikaye: Abdullah Efendinin Rüyaları, Roman: Huzur, Deneme : Beş Şe-hir

Ahmet Muhip Dranas: Baudolaire (Bodler) sembolizmini Türk halk şiiriyle kaynaştırdı
Eserleri :Şiirler, Tiyatro: Gölgeler

Cahit Sıtkı Tarancı : Yaşamanın ve aşkın güzelliğini, ölümün üstünlüğünü vurguladı Bol ve güzel halk deyimleri kullandı
Eserleri: Şiir:Otuz Beş Yaş , Düşten Güzel , Sonrası

Yedi Meşaleciler: 1928’de Yedi Meşale adlı bir kitapta yedi sanatçı birleşti Beş Hececile-rin yaptıklarını geliştirerek, modern Türk şiirinin doğmasına ortam hazırladılar Hissedilir bir değişiklik yapamadılar Bunlar E Siyavuşgil , V M Kocatürk , Y N Nayır, C K Solok , Ke-nan Hulusi , Muammer Lütfi , Z O Saba’dır

Ziya Osman Saba : Yedi Meşalecilerin şiire en sadık olanıdır Çocukluk özlemi, anılara düşkünlük, kadere boyun eğiş temalarını işledi
Eserleri: Şiir: Sebil ve Güvercinler Hikaye: Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi

Cumhuriyet Döneminin Diğer Şairleri: Kemalettin Kamu, Ö B Uşaklı , Arif Nihat Asya, Necip Fazıl Kısakürek

Cumhuriyet Dönemi Yazarları:

Memduh Şevket Esendal:Tuhaf inançları, cahilliğin ve insan huylarının yarattığı sonuçları işler Konuşur gibi sade ve içten yazdı Yorumu okuyucuya bırakır
Hikayeleri: Otlakçı, Bizim Nesibe Roman : Ayaşlı ve Kiracıları

Abdülhak Şinasi Hisar:İzlenimci roman yazdı Tahlil ve düşünceye yer verdi Üslubu süs-lüdür
Eserleri: Fahim Bey ve Biz Anı:Boğaziçi Mehtapları

Peyami Sefa: Türk edebiyatında psikolojik roma türünün ustasıdır
Eserleri : Dokuzuncu Hariciye Koğuşu , Matmazel Noralya’nın Koltuğu

Sait Faik Abasıyanık: Konuşur gibi canlı bir İstanbul Türkçe’siyle yazdı Hikayecidir, ro-man ve şiirleri de vardır Orta ve alt tabaka insanlarının hayatlarını işledi Bir anlık izlenimler, parça buçuk olaylar, Çehov tarzında kaleme alınmıştır
Eserleri: Hikaye: Semaver, Son Kuşlar, Lüzumsuz AdamRoman:Kayıp Aranıyor,Birtakım İnsanlarŞiir: Şimdi Sevişmek Vakti

d) 1940’tan Sonraki Yeni Türk Edebiyatı:

Bu dönemi yaratan etmenler: Köyden kente göç, tarımda makinalaşmanın yarattığı so-runlar, toprak kavgaları, işçi-patron çekişmeleri vb
Bu dönem şiirlerinde ölçü, kafiye yok sayıldı;serbest şiir egemen oldu Roman da hika-yede toplumcu gerçekçilik görüldü
Bu Dönemde Başlıca Edebi Hareketler:

1) Garipçiler(1 Yeni ):
Onlara göre şiir, her yerde görülen basit şeyleri anlatmalıydı Alaycı ve nükteciydiler Ay-dınları bırakıp halka yöneldiler Şiirde, ölçü, kafiye, bent gibi durumlar yok sayılmıştır Serbest şiir egemen olmuştur
Dil, sürekli bir özleşme ve arınma çabasındadır Roman ve hikayede serim , düğüm, so-nuç bölümleri umursanmamıştır Şairaneliğe kaçmadan, mecazsız yazdılar Soyut temalar ye-rine ekmek derdi, günlük şeyler şeyler işlendi “ Konunun bayağısı yoktur, ancak işleyişte ba-yağılık vardır” diye düşünürler
En çok görülen temalar: yaşama sevinci, tabiat sevgisi, çocukluğa dönüş, ölüm, insan sevgisi, aşk

Bu akımın Öncüleri:

Orhan Veli Kanık: Hareketin en güçlüsüdür Bir ideolojiye bağlı değildir Şiirlerinde İstaanbul sevgisi ağır basar, son şiirlerinde toplum hicvi görülür
Eserleri: Şiir: Garip, Vazgeçemediğim, Destan Gibi , Yenisi ,Karşı, Çeviri ve Uyarla-ma:Lafonten Masalları , Nasrettin Hoca Hikayeleri

Oktay Rıfat Horozcu: Her kitabında Garipçi,toplumcu, bireyci, gerçeküstücü oldu
Eserleri: Şiir: Teknenin ÖlümüTiyatro:Mikadonun ÇöpleriRoman :Gizli Emir

2) İkinci Yeni Hareketi:

Orhan Veli’nin açtığı çığır, taklitçilerin elinde tükenmeye yüz tutmuş,yıpranmıştı Tepki o-larak gerçeküstücü, simgeci yol tutturuldu Karamsar , toplumdan uzak bireyciydiler Önemli temsilcileri: Turgut Uyar, Cemal Süreyya , Edip Cansever

3)1940’tan Sonra Yeni Tür Edebiyatında Bağımsız Şairler:

Bedri Rahmi Eyüboğlu: Şiirlerinde halk türkü ve deyişleri fazla yer tutar
Eserleri: Şiir:Karadut

Fazıl Hüsnü Dağlarca: Kolay anlaşılmayan, anlamsızca yakın şiirler yazmıştır İnsanın iç ve dış dünyasının çatışmalarını işler
Eserleri: Şiir:Çocuk ve Allah , Toprak Ana Destanlar: Üç Şehitler Destanı, Yedi Memetler

Behçet Necatigil: Şiirleri ev, aile , yakın çevre üçgeninde geçer ;içe dönük ve karamsar-dır
Eserleri: Şiir: Eski Toprak, , Yaz dönemi

Cahit Külebi: Yurt şiirlerinde , tabiatın yoksunluğuyla, insanın bahtsızlığını iç içe işledi Eski halk deyişlerini kullandı
Eserleri: Yeşeren Otlar, Yangın

Necati Cumalı: Kişisel temaları , gündelik hayat ve dünya durumlarını işledi Mecazsız, duru bir anlatımı vardır
Eserleri: Şiir: Yağmurlu DenizHikaye: Değişik Gözle , Makedonya 1900Roman : Su-suz Yaz, Nalınlar





4) 1940’tan Sonraki Türk Edebiyatında Roman ve Hikayede Sosyal (toplum-sal)Gerçekçiler:
Bu akım ; bir meseleyi, bir derdi ortaya koyarak, topluma faydalı olmak istiyordu İlk ü-rünleri, Anadolu köy romancılığıdır Konuları: işçi-ırgat hayatı,sınıf çatışmaları,grev-lokavt gibi durumlar, toprak-su kavgaları

Önemli Temsilcileri:

Kemal Tahir: Konularını cezaevi yaşantılarından , Kurtuluş Savaşı’ndan, eşkıya menkıbe-lerinden aldı Gerçek bir Anadolu romanı oluşturdu
Eserleri: Roman:Yorgun Savaşçı,Devlet Ana

Orhan Kemal: Hayatına girmiş yüzlerce kişinin kader ve direnişlerini yazdı Sürükleyici-lik,tabiilik, gerçeklik eserlerinin özelliğidir
Eserleri :Roman: Murtaza, Hanımın ÇiftliğiTiyatro:72Koğuş

Yaşar Kemal: Genellikle Çukurova insanının hayat savaşlarını şiirli bir dille yazdı Tezli romanı savunur Folklor unsurları ve güçlü doğa tasvirleri görülür
Eserleri: Roman:İnce Memet, Yer Demir Gök Bakır, Teneke

Fakir Baykurt: İçinde doğup yetiştiği köylülerin hayatını yazmıştır
Eserleri: Roman: Yılanların Öcü, Tırpan, Kara Ahmet DestanıHikaye: Can Parası

5) Bağımsız Yazarlar:

Halikarnas Balıkçısı(Cevdet Şakir Kabaağaçlı): Konularını daima Ege ve Akdeniz kıyıların-dan çıkardı; balıkçıları, sünger avcilarınıişledi
Eserleri: Hikaye: Merhaba AkdenizRoman eniz Gurbetçileri

Haldun Taner: Gücünü gözlem, mizah ve yergiden alan hikayeleriyle tanındı Epik tiyatro türünde eserler verdi
Eserleri: Hikaye: Şişhane’ye Yağmur yağıyordu, On İkiye Bir VarTiyatro:Keşanlı Ali Destanı, Sersem Kocanın Kurnaz Kocası

Tarık Buğra: Tek adamın dengesiz, bazen alaycı, bazen acılı tedirginliğini ele alır
Eserleri:Roman:Küçük Ağa , İbişin Rüyası

Diğer Bağımsız Yazarlar:

Samet Ağaoğlu, Oktay Akbal, Selim İleri , Cengiz Dağcı, Füruzan, Orhan Pamuk

6)Tiyatro:

Vedat Nedim Tör (kör), Turgut Özakman (duvarların ötesi, Sarı Pınar), Güngör Dilmen (Midas’ın Kulakları ) , Sermet Çağan (Ayak Bacak Fabrikası) , Cevat Fehmi Başkut (Paydos, Buzlar Çözülmeden, Harputta Bir Amerikalı)

Deneme ve Eleştiri:
Nurullah Ataç : Deneme, eleştiri yazdı Çeviriler yaptı Türkçe’nin özleşmesi için yılmadan savaştı Yeni bir dil ve anlatım biçimi yarattı
Eserleri:Günlerin Getirdiği, Okuruma Mektuplar

Suut Kemal Yetkin: Edebiyatın çeşitli konularında özlü ve açık bir anlatımla yazdı


Eserleri Denemeler, Edebiyat Konuşmaları

 

P®øƒєﻛﻛíøиαL is offline  
Cevapla
Tags: edebiyati, tarihi, turk


Türk edebiyatı tarihi ile ilgili Benzer Konular
8526 Kez Görüntülendi

Türk Dili ve edebiyatı Meslekler
Türk Edebiyatı Dönemleri Edebi Türler
Türk Edebiyatı Dönemleri Edebi Türler
Türk Halk Edebiyatı Edebi Türler
Türk Edebiyatı Edebi Türler

Saat 03:19.
Sayfalar Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545